Çeviri: Ace's High #47


The Rainmaker

Zen Nihon
Katılım
3 Tem 2023
Konular
696
Mesajlar
1,027
Beğeni sayısı
204
PG Nakit
8,590
Favori Güreşçi
Tomohiro Ishii
--2005'e dair değerlendirmemizi bitirelim. Yılın son maçında 25 Aralık’ta Korakuen Hall’daki “Dream Win” şovunda Hirooki Goto’ya karşı IWGP U-30 unvanını korudun. Goto için önemli bir yıldı; Young Lion Cup’ı kazandı, Ryusuke Taguchi ile takım olup IWGP Junior Heavyweight Takım Şampiyonluğu’nu kazandı. Artık tam anlamıyla bir Young Lion değildi.


Tanahashi: Gerçekten de büyük gelişim gösterdi ve o noktada artık bana rakip olarak yükseliyordu. Ama o maçtan ringde neler olup bittiğinden çok, seyircinin ne kadar agresif olduğuna dair anılarım kaldı. Genelde bana yuhalamalar IWGP Ağırsiklet kemerini kazandıktan sonra başladı ama bu dönemde henüz öyle bir konumda değildim. Yine de perde arkasından çıkar çıkmaz insanlar bana bayağı ağır laflar ediyordu.


--O dönemki dergi haberlerine bakarsak, seyircilere oldukça öfkeli bakışlar attığın ve maçta epey agresif olduğun yazılmış.


Tanahashi: O dönemde bile bana karşı olan sesler vardı. Pek iyi idare ettiğimi söyleyemem; ne kadar kötü laf duyduysam, aynı şekilde geri verdim. Bugünkü “olgun” Hiroshi Tanahashi gibi değildim (gülerek). O dergi alıntılamış mı söylediklerimi?


--Şey… Hayır, alıntılamamışlar.


Tanahashi: Alıntılayamazlardı ki zaten (gülerek). Hiç de hoş olmayan bir tavırdı. Ama sanırım o yıl sonunda şirkette yaşanan her şeyin stresi birikmişti. O maçtan sonra Nakamura’nın gelip beni kontrol ettiğini hatırlıyorum. Güzel bir jestti.




--2005’i Goto’yla kapattın, 2006’yı ise 4 Ocak Tokyo Dome’da onun liseden sınıf arkadaşı Katsuyori Shibata ile açtın. Shibata o sırada Big Mouth Loud’daydı. İkisini nasıl karşılaştırırsın?


Tanahashi: O dönem genel olarak her şey çok ani kararla yapılıyordu, büyük kartlar bile öyleydi. Ben de Goto’dan Shibata’ya uzanan bu küçük hikâyeyi olabildiğince değerlendirmek istedim. Ama Shibata beni paramparça etti. Goto’yu domine etmişken Dome’da resmen dayak yedim. Resmen kendi düşüşümün yolunu hazırlamışım, heh.


--Goto, 2002 Dojo sınıfındandı. Shinsuke Nakamura, Ryusuke Taguchi de öyleydi. Yoshitatsu, Hiroshi Nagao ve Akiya Anzawa da o sınıftan. Oldukça önemli bir sınıf. Ne düşünüyorsun?


Tanahashi: Nakamura kesinlikle özel bir yetenekti, ama Taguchi antrenmanlara en iyi uyum sağlayandı. Ne yaparsan yap, her türlü egzersizi hiç duraksamadan yapardı. Goto ve Taguchi’nin ring içi sezgileri çok iyiydi. Nakamura’ya süper çaylak muamelesi yapılsa da Taguchi ve Goto’nun çok yetenekli olduğu kabul ediliyordu. Nagao’nun hareket kabiliyeti yoktu, ring içinde bir türlü uyum sağlayamadı. Ama voleybol kökenliydi, uzundu, sıçraması çok iyiydi. Yani o sınıf geldiğinde NJPW’nin elinde gerçekten harika yetenekler varmış gibi hissediyorduk. Yoshitatsu? Ehh, pek sayılmaz (gülerek).


--Kişilik olarak nasıllardı?


Tanahashi: Taguchi’nin kendini çok kapattığını düşünüyordum. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlamak zordu. Onlar ilk geldiğinde ben Dojo lideriydim, o yüzden her birini dikkatle gözlemliyordum. Yoshitatsu, Nakamura’yı rakip olarak görüyordu ve ona ciddi şekilde kafayı takmıştı. Ama Nakamura’nın hiç umurunda değildi (gülerek).


--Taguchi bu gerilimi yumuşatan kişi miydi?


Tanahashi: Kesinlikle. 2002’de bile çok zekiydi, herkese nasıl yaklaşması gerektiğini biliyordu. Özellikle Yoshitatsu’ya. Onu mutlu etmenin yolunun övgüden geçtiğini anlamıştı. Yoshitatsu’nun inanılmaz bir özgüveni vardı, hiçbir şey başarmasa bile (gülerek). Sanırım bu durum Nakamura’yı biraz çıldırtıyordu. Ama sonunda Yoshitatsu WWE’ye gitti, şimdi Nakamura da orada. Birbirlerini sevmeseler de ikisi de dünyanın en büyük şirketine ulaştı.


--2008’de NJPW’den ayrılmasının sebebi belki de WWE’ye gidip seni ve Nakamura’yı geçmek istemesiydi. 2010’da Antonio Inoki WWE Onur Listesi’ne alındığında Yoshitatsu oradaydı ve Inoki ona “en yavaş başlayan en ileri giden oldu” demiş. Bu da onu çok mutlu etmiş.


Tanahashi: Yoshitatsu gerçekten de Nakamura’yı geçtiğini düşünüyordu, ama sonuçlara bakarsak son gülen Nakamura oldu (gülerek). O sınıftan çıkan en ilginç dinamik, bu iki kişi arasındaki rekabetti. Dojo lideriyken aralarındaki buzları eritmek istedim. Bir gece bira ve çu-hi aldım, tüm Young Lion’ları yemekhaneye topladım. Sohbet ederiz, ortam yumuşar sandım. Sonuç? “Ben seni saymıyorum” diye birbirlerine girdiler. Ortam mahvoldu. Hey, ben güreşçiyim, yaşam koçu değilim (gülerek).


--Genel kanaat, Yoshitatsu’nun 2002 sınıfının günah keçisi olduğuydu. Dönemin Dojo lideri olarak ne düşünüyorsun?


Tanahashi: Ben biraz gevşek bir liderdim aslında. Çok kızmazdım. Ama mesela Yano çok sertti; hem antrenmanda hem günlük hayatta çok disiplinliydi. Onun çırağı olmak istemezdim doğrusu.


--Yano da 2002’de girdi ama biraz daha erken. Ayrıca amatör başarıları sayesinde biraz daha kıdemliydi.


Tanahashi: Sanki benim üstüm gibiydi adeta (gülerek). Ama ne kadar farklı olsak da süper iyi anlaşıyorduk. Ne yaparsak yapalım hep eğlenirdik. Çok iyi bir iletişimciydi.


--O yüzden şimdi birçok alanda aktif olabiliyor. Peki ya Goto?


Tanahashi: Nakamura ve Yoshitatsu çok açık şekilde “zirveye çıkacağım” derken, Goto daha içine kapanıktı. Taguchi gibiydi; Taguchi hep El Samurai gibi uzun soluklu bir kariyer hedeflediğini söylerdi.


--Nagao, Ocak 2006’da NJPW’den ayrılıp HUSTLE’a geçti.


Tanahashi: Fiziksel olarak çok güçlüydü ama profesyonel zihniyet açısından eksikti. Sonra da sessizce gitti zaten. Ama o sınıftan bire bir konuşma açısından bana en yakın olan oydu. Fakat üstü olarak yanlış yaptığını söylediğimde, “Yaa, hadi ama…” deyip geçiştiriyordu. Bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu.


--Fazla rahat biriydi yani…


Tanahashi: Olağanüstü bir fiziği vardı ama bazen bu durum ters de tepebiliyor. Ya da daha çok çalışmak gerekiyor. Büyük, uzun adamlar sık gelir ama çabuk pes eder. Gerçekten isteyen kim, kısa sürede belli oluyor. O dönem HUSTLE’ın sunduğu şartlar ona daha cazip gelmiş olabilir.


--Anzawa da Ocak 2006’da ayrıldı. Onun gidişi seni üzmüştü.


Tanahashi: O tam bir Young Lion’dı. NJPW’yi gerçekten sevdiği için girmişti, ama kendine istediği gelecek vizyonunu göremedi ve ayrılmaya karar verdi. Bu beni çok sarsmıştı. NJPW’nin statüsünü yükseltme isteğimi körükledi.


--Genel olarak bakarsak, etkileyici bir sınıftı.


Tanahashi: Gerçekten de öyleydi. Devam eden herkes bir şekilde iz bıraktı. Taguchi hep taze kalmayı başardı, Young Lion’ken hayal ettiği kariyeri aynen yaşadı. O sınıftan çıkan herkes güvenebileceğim birer çırak oldu.
 
Konuyu ziyaret edenler (Toplam: 5)
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi