- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
--2005 G1 Climax’tan bahsedelim. Baharda New Japan Cup’ı kazanmıştın; o turnuva "bahar G1’ı" olarak duyurulmuştu, yani çifte başarı peşindeydin.
Tanahashi: Bu tur için bana bir el kamerası verdiler, kulislerde ve yolda çekimler yapmam için. Sonunda bunun DVD’sini de yaptılar.
--Yani her şey kayıt altına alındı. Geçen sefer konuştuğumuz gibi, G1 başlamadan hemen önce NOAH’taki Takeshi Rikio maçında sağ kalçanı incitmiş ve sol el parmağını kırmıştın, yani tam anlamıyla %100 değildin. Turnuvaya Toru Yano’yla berabere kalarak başladın ve grubu 3 galibiyet, 3 mağlubiyet ve 1 beraberlikle dördüncü sırada tamamladın.
Tanahashi: Zor bir dönemdi. İlk maçta Yano’nun Onigoroshi powerbomb’ını Frankensteiner’la karşılamaya çalışırken kafamı doğrudan mindere çaktım. DVD’de bir sahne var, orada hareket kabiliyetimin ne kadar kısıtlandığını gösteriyorum. O noktadan sonra Frankensteiner'ı emekliye ayırdım (gülüyor). Turnuvanın geri kalanı çok zor geçti. 2014’te Kota Ibushi’ye karşı boynumu köşeye fırlatıldığı lawn dart hareketinde incitmiştim ya, işte böyle bir şey yaşandığında turun tamamı etkileniyor.
--Kazuyuki Fujita o sene B Blok’u kazandı. Yenilgisizdi ve bütün maçlarını on dakikadan kısa sürede kazandı. Sakatken onunla karşılaşmak epey zor olmalıydı.
Tanahashi: Ondan bir diz darbesi yediğimi hatırlıyorum, sonrası ise bulanık. Sonunda hakemin on sayısını kesip beni Boston Crab’e alarak maçı kazandı. O G1’da herkesi ezip geçti ve bu tarz bir maç benim stilime hiç uygun değildi. Genç Aslan’ken bana karşı iyiydi ama güreşe bakış açılarımız tamamen farklıydı. Ben, derinliği olan, insanların tekrar tekrar izlemek isteyeceği maçları seviyorum. Ama onunla yaptığım bu maç… bir kez izlemek yeterliydi.
--Senin için önemli olan, izleyicinin zihninde kalacak maçlar.
Tanahashi: Ama günün sonunda çok farklı pozisyonlardaydık. O bir serbest güreşçiydi ve “dışarıdan gelen adam” olarak etkileyici olmak zorundaydı; ondan beklenen buydu. Ama ben şirketin beklentilerini sırtlanmıştım, taraftarların desteğini kazanmak istiyordum. O tarz maçlarla bu mümkün olmuyor.
--Rolleri doğru okumak gerekiyordu yani.
Tanahashi: Ve sonunda hikâye, büyük bir dış tehdidi Masahiro Chono’nun durdurmasıyla bitti. Bu da seyircinin istediği mutlu sondu. Yani işler yolunda gitti.
--Elbette Chono, yakın arkadaşı Shinya Hashimoto’yu yeni kaybetmişti. Fujita maçından sonra Shinsuke Nakamura’yla ikinci teke tek maçına çıktın, oldukça bandajlıydın. Aynı zamanda IWGP Takım Şampiyonuydunuz da.
Tanahashi: Yano’yla boynumu, Fujita’yla sırtımı incitmiştim, ama yine de intihar dalışları yapıyordum. Üstelik Nakamura hiç geri adım atmadı, takım arkadaşı falan dinlemedi. Yine de maçı birlikte terk ettik.
--G1’dan sonra sen ve Nakamura, bir aylık CMLL gezisi için Meksika’ya gittiniz.
Tanahashi: Kariyerim ne kadar uzun sürmüş olursa olsun, böyle uzun süreli yurt dışı deneyimlerim pek olmadı. Aklıma gelen diğer örnek 2008’deki TNA gezisi. Erken dönemde ana kadroya yükseldiğim için uzun süreli bir "excursion" fırsatım hiç olmadı. O yüzden bu tarz bir yolculuk çok değerliydi. Genç Aslan değildim, ama bu geziyi dört gözle bekliyordum.
--O dönemde bir Japon güreşçinin Meksika arenasına gitmesi oldukça nadir bir durumdu. Daha önce 2000 Temmuz’unda Negro Casas’la karşılaşmıştın. Hatta o maçı kazanmayı başardın.
Tanahashi: Half-hatch suplex’le kazanmıştım. O zamanlar şu an olduğumdan daha iri yapılıydım, onu güçle bastırabildim. O an bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu tam kavrayamamıştım, ama yine de içimde “bu önemli bir şey galiba” hissi vardı. Sonra Meksika’ya gittiğimde Casas’a gösterilen saygıyı görünce, o galibiyetin ciddiyetini tam anlamıyla idrak ettim.
--Nakamura’yla birlikte gitmek seni biraz olsun rahatlatmış mıydı?
Tanahashi: Kesinlikle. Bir de Neko-san (Black Cat) bizimleydi. Koordinatör gibi çalıştı ve her şeyle ilgilendi. Dil sorunu olmadı, her şey sorunsuz geçti… Kendimi hiç yabancı gibi hissetmedim.
--Epey özel bir muamele görmüşsünüz.
Tanahashi: Öğreniyorduk ama bir yandan da yıldız gibi muamele görüyorduk. Ama itiraf etmeliyim, Nakamura benden çok daha iyi adapte oldu. Örneğin, ben tüm gezi boyunca bir kez bile kip-up (sırt üstü düşüp ayağa zıplama) yapamadım, oysa bu lucha libre’de temel bir hareket. Genç Aslan olduğum zamanlarda denemiştim ama beceremeyince vazgeçmiştim. Sonra burada lucha dersinde deniyorum ve insanlar “bu kadar basit bir şeyi nasıl yapamazsın” diye bana kızıyorlardı.
--Gurur kırıcı bir durum olsa gerek.
Tanahashi: Diğer herkes “bu adam kendini ne sanıyor?” diye düşünmüştür muhtemelen. Ellerim üzerinde takla atabiliyordum, backflip de yapabiliyordum ama kip-up yoktu. Öte yandan Nakamura her şeyi kolayca yapıyor, çok eğleniyordu. MMA geçmişi olduğu için de ona çok saygı duyuyorlardı. Antrenman sonrası insanlar ona gelip submission teknikleri öğretmesini istiyor, karşılığında ona llave (lucha submission’ları) öğretiyorlardı. Ben ise kenarda öylece kalmıştım. Benim açımdan çok da harika bir deneyim olmadı yani.
Tanahashi: Bu tur için bana bir el kamerası verdiler, kulislerde ve yolda çekimler yapmam için. Sonunda bunun DVD’sini de yaptılar.
--Yani her şey kayıt altına alındı. Geçen sefer konuştuğumuz gibi, G1 başlamadan hemen önce NOAH’taki Takeshi Rikio maçında sağ kalçanı incitmiş ve sol el parmağını kırmıştın, yani tam anlamıyla %100 değildin. Turnuvaya Toru Yano’yla berabere kalarak başladın ve grubu 3 galibiyet, 3 mağlubiyet ve 1 beraberlikle dördüncü sırada tamamladın.
Tanahashi: Zor bir dönemdi. İlk maçta Yano’nun Onigoroshi powerbomb’ını Frankensteiner’la karşılamaya çalışırken kafamı doğrudan mindere çaktım. DVD’de bir sahne var, orada hareket kabiliyetimin ne kadar kısıtlandığını gösteriyorum. O noktadan sonra Frankensteiner'ı emekliye ayırdım (gülüyor). Turnuvanın geri kalanı çok zor geçti. 2014’te Kota Ibushi’ye karşı boynumu köşeye fırlatıldığı lawn dart hareketinde incitmiştim ya, işte böyle bir şey yaşandığında turun tamamı etkileniyor.
--Kazuyuki Fujita o sene B Blok’u kazandı. Yenilgisizdi ve bütün maçlarını on dakikadan kısa sürede kazandı. Sakatken onunla karşılaşmak epey zor olmalıydı.
Tanahashi: Ondan bir diz darbesi yediğimi hatırlıyorum, sonrası ise bulanık. Sonunda hakemin on sayısını kesip beni Boston Crab’e alarak maçı kazandı. O G1’da herkesi ezip geçti ve bu tarz bir maç benim stilime hiç uygun değildi. Genç Aslan’ken bana karşı iyiydi ama güreşe bakış açılarımız tamamen farklıydı. Ben, derinliği olan, insanların tekrar tekrar izlemek isteyeceği maçları seviyorum. Ama onunla yaptığım bu maç… bir kez izlemek yeterliydi.
--Senin için önemli olan, izleyicinin zihninde kalacak maçlar.
Tanahashi: Ama günün sonunda çok farklı pozisyonlardaydık. O bir serbest güreşçiydi ve “dışarıdan gelen adam” olarak etkileyici olmak zorundaydı; ondan beklenen buydu. Ama ben şirketin beklentilerini sırtlanmıştım, taraftarların desteğini kazanmak istiyordum. O tarz maçlarla bu mümkün olmuyor.
--Rolleri doğru okumak gerekiyordu yani.
Tanahashi: Ve sonunda hikâye, büyük bir dış tehdidi Masahiro Chono’nun durdurmasıyla bitti. Bu da seyircinin istediği mutlu sondu. Yani işler yolunda gitti.
--Elbette Chono, yakın arkadaşı Shinya Hashimoto’yu yeni kaybetmişti. Fujita maçından sonra Shinsuke Nakamura’yla ikinci teke tek maçına çıktın, oldukça bandajlıydın. Aynı zamanda IWGP Takım Şampiyonuydunuz da.
Tanahashi: Yano’yla boynumu, Fujita’yla sırtımı incitmiştim, ama yine de intihar dalışları yapıyordum. Üstelik Nakamura hiç geri adım atmadı, takım arkadaşı falan dinlemedi. Yine de maçı birlikte terk ettik.
--G1’dan sonra sen ve Nakamura, bir aylık CMLL gezisi için Meksika’ya gittiniz.
Tanahashi: Kariyerim ne kadar uzun sürmüş olursa olsun, böyle uzun süreli yurt dışı deneyimlerim pek olmadı. Aklıma gelen diğer örnek 2008’deki TNA gezisi. Erken dönemde ana kadroya yükseldiğim için uzun süreli bir "excursion" fırsatım hiç olmadı. O yüzden bu tarz bir yolculuk çok değerliydi. Genç Aslan değildim, ama bu geziyi dört gözle bekliyordum.
--O dönemde bir Japon güreşçinin Meksika arenasına gitmesi oldukça nadir bir durumdu. Daha önce 2000 Temmuz’unda Negro Casas’la karşılaşmıştın. Hatta o maçı kazanmayı başardın.
Tanahashi: Half-hatch suplex’le kazanmıştım. O zamanlar şu an olduğumdan daha iri yapılıydım, onu güçle bastırabildim. O an bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu tam kavrayamamıştım, ama yine de içimde “bu önemli bir şey galiba” hissi vardı. Sonra Meksika’ya gittiğimde Casas’a gösterilen saygıyı görünce, o galibiyetin ciddiyetini tam anlamıyla idrak ettim.
--Nakamura’yla birlikte gitmek seni biraz olsun rahatlatmış mıydı?
Tanahashi: Kesinlikle. Bir de Neko-san (Black Cat) bizimleydi. Koordinatör gibi çalıştı ve her şeyle ilgilendi. Dil sorunu olmadı, her şey sorunsuz geçti… Kendimi hiç yabancı gibi hissetmedim.
--Epey özel bir muamele görmüşsünüz.
Tanahashi: Öğreniyorduk ama bir yandan da yıldız gibi muamele görüyorduk. Ama itiraf etmeliyim, Nakamura benden çok daha iyi adapte oldu. Örneğin, ben tüm gezi boyunca bir kez bile kip-up (sırt üstü düşüp ayağa zıplama) yapamadım, oysa bu lucha libre’de temel bir hareket. Genç Aslan olduğum zamanlarda denemiştim ama beceremeyince vazgeçmiştim. Sonra burada lucha dersinde deniyorum ve insanlar “bu kadar basit bir şeyi nasıl yapamazsın” diye bana kızıyorlardı.
--Gurur kırıcı bir durum olsa gerek.
Tanahashi: Diğer herkes “bu adam kendini ne sanıyor?” diye düşünmüştür muhtemelen. Ellerim üzerinde takla atabiliyordum, backflip de yapabiliyordum ama kip-up yoktu. Öte yandan Nakamura her şeyi kolayca yapıyor, çok eğleniyordu. MMA geçmişi olduğu için de ona çok saygı duyuyorlardı. Antrenman sonrası insanlar ona gelip submission teknikleri öğretmesini istiyor, karşılığında ona llave (lucha submission’ları) öğretiyorlardı. Ben ise kenarda öylece kalmıştım. Benim açımdan çok da harika bir deneyim olmadı yani.
