- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
—Yani, 9 Ekim 2004’te Riki Choshu, Mayıs 2002’den beri uzak kaldığı NJPW’ye geri döndü. Bu büyük bir sürprizdi; güreşçilerin çoğu bunu önceden bilmiyordu.
Tanahashi: Ben kesinlikle bilmiyordum. Muhtemelen sahne arkasından izlemişimdir ama o anı pek hatırlamıyorum açıkçası; kafamda çok fazla şey vardı sanırım.
—Zaten NJPW’nin hem ring içinde hem dışında çok kaotik bir dönemiydi.
Tanahashi: Bu belki de benim savunma mekanizmam; pek bir şey hatırlamamak, heheh.
—Ve sonra Choshu NJPW’de perde arkasında oldukça baskın bir rol üstlendi.
Tanahashi: Evet. MMA etkisi hâlâ NJPW'de sürüyordu ve şirket “güreş güreştir” diye net bir mesaj vermek istiyordu. Choshu’yu geri getirmek bunun önemli bir parçasıydı.
—Ama o gece Choshu’nun dönüşüne bazı olumsuz tepkiler de vardı. Yuji Nagata buna karşıydı mesela. Senin görüşün neydi?
Tanahashi: Benim Choshu ile geçmişim vardı. Bir dönem onun ring yardımcılığını yapmıştım, işler zorlaştığında benim arkamı kollayan oydu. Bazı insanlar karşı olsa bile, ben onun tarafındaydım diyebilirim.
—O gece ana etkinlikteki bitiş, her şeyin ne kadar dağınık olduğunu gösteriyordu. Kensuke Sasaki, IWGP Ağırsiklet Şampiyonu Kazuyuki Fujita’ya meydan okuyordu. Fujita, Sasaki’yi bir choke sleeper (boğma) hareketine aldı, ama Sasaki geriye düşerek Fujita’yı tuş etti ve kemeri kazandı. Çok zayıf bir bitişti. Sasaki'nin eşi Akira Hokuto da öfkeden deliye dönmüştü.
Tanahashi: Onu hatırlıyorum. Berbat bir bitişti, kemere de çok kötü muamele edildi. Gerçekten hayranları hayal kırıklığına uğrattı. Ama ben o zamanlar U-30 Şampiyonu olarak inandığım güreşi yapmaya odaklanmıştım.
—O Ryogoku gecesinden kısa süre sonra, American Dragon Bryan Danielson’a karşı o kemer için güreştin.
Tanahashi: O maçı hatırlıyorum, Kobe World Hall’da olmuştu! Danielson tam anlamıyla güreşçinin güreşçisiydi. Klasik bir açılışla başlar, ip çalışmasıyla devam eder, sonra adım adım büyük hareketlere geçerdi. Benden daha gençti ama onunla güreşirken çok şey öğrendim.
—Ve tabii sonrasında WWE’de dev bir yıldız oldu.
Tanahashi: Harika bir güreşçi. Küçük yapılı olabilir ama çok güçlü, vücut yapısı çok iyi, yerde uzman. Zirvede olmayı tamamen hak ediyordu.
—Gelelim 19 Kasım’daki Osaka Dome gecesine. O şovun ana maçını belirlemek için bir seyirci oylaması yapıldı ve senin Shinsuke Nakamura ile yapacağın maç oylamayı kazandı. Ama şovdan sadece üç gün önce Inoki her şeyi veto etti ve maçı iptal etti. Sonunda sen ve Hiroyoshi Tenzan, o sırada HUSTLE kadrosunda olan Naoya Ogawa ve Toshiaki Kawada’ya karşı güreştiniz. Nakamura ise Manabu Nakanishi ile takım olup Fujita ve Kendo Kashin’e karşı çıktı. Bu süreci nasıl karşıladın?
Tanahashi: Tam bir baş belasıydı. Artık insanlar Inoki’nin karışmalarından bıkmıştı bence.
—Inoki, senin Nakamura ile yapacağın maça çok ağır sözler söyledi, “seyirci çekmez” dedi. Ama onun yerine konulan maç da pek ilgi görmedi. Bu yüzden insan merak ediyor, acaba orijinal kart kalsaydı nasıl sonuçlanırdı?
Tanahashi: Belki o zamanlar ben de Nakamura da tam potansiyelimizi göstermeye hazır değildik, ama yine de o dönemde elimiz kolumuz bağlı gibiydik ve resmen bize saçma sapan şeyler yediriliyordu.
—Bu, Ogawa’yla karşılaştığın tek maçtı.
Tanahashi: Berbat bir ruh halindeydim ama yine de maçı en iyi şekilde yapmak zorundaydım. Ogawa’nın bir judo fırlatması yaptığını ve benim hemen ayağa kalktığımı hatırlıyorum.
—O gece Ogawa’ya yenildin ama maçtan sonra sert sözler söyledin. “Ogawa sadece isimden ibaret, yetenekten değil” dedin.
Tanahashi: İçimde kin vardı, düpedüz.
—Ogawa’ya karşı mı?
Tanahashi: Hâlâ o Shinya Hashimoto maçını unutamıyordum.
—Meşhur “4 Ocak Olayı”, 1999. Maç resmen bir kavgaya dönüştü. Olay hâlâ on yıllardır konuşuluyor.
Tanahashi: Onu affedemedim. Her şey darmadağındı ve basın Ogawa’nın tarafını tutuyordu. Profesyonel güreş iki kişiyle ilgilidir; rakibini düşünmen gerekir. Ama Ogawa sadece kendini düşünüyordu. İşin bütününe hiç bakmıyordu. Bence uzun vadede Hashimoto’nun kariyerini mahvetti.
—İşte bu yüzden bu kadar çelişkili hissediyordun.
Tanahashi: Kırgındım, kızgındım, her şeye karşı hayal kırıklığı içindeydim. İçimde tuttuğum çok şey vardı.
Tanahashi: Ben kesinlikle bilmiyordum. Muhtemelen sahne arkasından izlemişimdir ama o anı pek hatırlamıyorum açıkçası; kafamda çok fazla şey vardı sanırım.
—Zaten NJPW’nin hem ring içinde hem dışında çok kaotik bir dönemiydi.
Tanahashi: Bu belki de benim savunma mekanizmam; pek bir şey hatırlamamak, heheh.
—Ve sonra Choshu NJPW’de perde arkasında oldukça baskın bir rol üstlendi.
Tanahashi: Evet. MMA etkisi hâlâ NJPW'de sürüyordu ve şirket “güreş güreştir” diye net bir mesaj vermek istiyordu. Choshu’yu geri getirmek bunun önemli bir parçasıydı.
—Ama o gece Choshu’nun dönüşüne bazı olumsuz tepkiler de vardı. Yuji Nagata buna karşıydı mesela. Senin görüşün neydi?
Tanahashi: Benim Choshu ile geçmişim vardı. Bir dönem onun ring yardımcılığını yapmıştım, işler zorlaştığında benim arkamı kollayan oydu. Bazı insanlar karşı olsa bile, ben onun tarafındaydım diyebilirim.
—O gece ana etkinlikteki bitiş, her şeyin ne kadar dağınık olduğunu gösteriyordu. Kensuke Sasaki, IWGP Ağırsiklet Şampiyonu Kazuyuki Fujita’ya meydan okuyordu. Fujita, Sasaki’yi bir choke sleeper (boğma) hareketine aldı, ama Sasaki geriye düşerek Fujita’yı tuş etti ve kemeri kazandı. Çok zayıf bir bitişti. Sasaki'nin eşi Akira Hokuto da öfkeden deliye dönmüştü.
Tanahashi: Onu hatırlıyorum. Berbat bir bitişti, kemere de çok kötü muamele edildi. Gerçekten hayranları hayal kırıklığına uğrattı. Ama ben o zamanlar U-30 Şampiyonu olarak inandığım güreşi yapmaya odaklanmıştım.
—O Ryogoku gecesinden kısa süre sonra, American Dragon Bryan Danielson’a karşı o kemer için güreştin.
Tanahashi: O maçı hatırlıyorum, Kobe World Hall’da olmuştu! Danielson tam anlamıyla güreşçinin güreşçisiydi. Klasik bir açılışla başlar, ip çalışmasıyla devam eder, sonra adım adım büyük hareketlere geçerdi. Benden daha gençti ama onunla güreşirken çok şey öğrendim.
—Ve tabii sonrasında WWE’de dev bir yıldız oldu.
Tanahashi: Harika bir güreşçi. Küçük yapılı olabilir ama çok güçlü, vücut yapısı çok iyi, yerde uzman. Zirvede olmayı tamamen hak ediyordu.
—Gelelim 19 Kasım’daki Osaka Dome gecesine. O şovun ana maçını belirlemek için bir seyirci oylaması yapıldı ve senin Shinsuke Nakamura ile yapacağın maç oylamayı kazandı. Ama şovdan sadece üç gün önce Inoki her şeyi veto etti ve maçı iptal etti. Sonunda sen ve Hiroyoshi Tenzan, o sırada HUSTLE kadrosunda olan Naoya Ogawa ve Toshiaki Kawada’ya karşı güreştiniz. Nakamura ise Manabu Nakanishi ile takım olup Fujita ve Kendo Kashin’e karşı çıktı. Bu süreci nasıl karşıladın?
Tanahashi: Tam bir baş belasıydı. Artık insanlar Inoki’nin karışmalarından bıkmıştı bence.
—Inoki, senin Nakamura ile yapacağın maça çok ağır sözler söyledi, “seyirci çekmez” dedi. Ama onun yerine konulan maç da pek ilgi görmedi. Bu yüzden insan merak ediyor, acaba orijinal kart kalsaydı nasıl sonuçlanırdı?
Tanahashi: Belki o zamanlar ben de Nakamura da tam potansiyelimizi göstermeye hazır değildik, ama yine de o dönemde elimiz kolumuz bağlı gibiydik ve resmen bize saçma sapan şeyler yediriliyordu.
—Bu, Ogawa’yla karşılaştığın tek maçtı.
Tanahashi: Berbat bir ruh halindeydim ama yine de maçı en iyi şekilde yapmak zorundaydım. Ogawa’nın bir judo fırlatması yaptığını ve benim hemen ayağa kalktığımı hatırlıyorum.
—O gece Ogawa’ya yenildin ama maçtan sonra sert sözler söyledin. “Ogawa sadece isimden ibaret, yetenekten değil” dedin.
Tanahashi: İçimde kin vardı, düpedüz.
—Ogawa’ya karşı mı?
Tanahashi: Hâlâ o Shinya Hashimoto maçını unutamıyordum.
—Meşhur “4 Ocak Olayı”, 1999. Maç resmen bir kavgaya dönüştü. Olay hâlâ on yıllardır konuşuluyor.
Tanahashi: Onu affedemedim. Her şey darmadağındı ve basın Ogawa’nın tarafını tutuyordu. Profesyonel güreş iki kişiyle ilgilidir; rakibini düşünmen gerekir. Ama Ogawa sadece kendini düşünüyordu. İşin bütününe hiç bakmıyordu. Bence uzun vadede Hashimoto’nun kariyerini mahvetti.
—İşte bu yüzden bu kadar çelişkili hissediyordun.
Tanahashi: Kırgındım, kızgındım, her şeye karşı hayal kırıklığı içindeydim. İçimde tuttuğum çok şey vardı.
