- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
—Geçen sefer 2004 Mayıs’ında Tokyo Dome’daki maçından bahsetmiştik. O yılın Haziran ayında Tatsumi Fujinami, NJPW başkanlığından ayrıldı ve yerine Seiichi Kusama geldi. Onun hakkında ne düşünüyorsun?
Tanahashi: Hmm. Yani, kendini sunma konusunda iyiydi. Dışarıdan bakıldığında gerçekten başarılı bir iş insanı gibi görünüyordu.
—Kariyerinde büyük, halka açık şirketlerde üst düzey görevler almış profesyonel bir iş insanıydı.
Tanahashi: Ama aramızda pek bir bağ oluşmadı. Dürüst olmak gerekirse, onunla sadece arada sırada kısa konuşmalar yaptığımı hatırlıyorum.
—Garip, çünkü kamuoyuna açık şekilde seni ve Shinsuke Nakamura’yı “markanın etrafında inşa edilecek isimler” olarak gördüğünü söylemişti. Ama...
Tanahashi: ...neredeyse hiç konuşmadık.
—Mentor’un olan Fujinami’nin görevden ayrılması hakkında ne hissettin?
Tanahashi: Dürüst olmak gerekirse, Fujinami’nin başkanlık koltuğunda olması, biraz da şirketin “ünlü bir ismi vitrine koyma” yaklaşımıyla ilgiliydi sanki. Gerçekten işin ticari kısmında ne kadar söz sahibiydi, emin değilim. Ama başkan olsun olmasın, Tatsumi Fujinami benim için her zaman Tatsumi Fujinami’dir; ona olan saygım hiç değişmedi.
—Haziran ayında Osaka’da ilk kez IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu için maça çıkacaktın. Ama şampiyon Bob Sapp son anda maçtan çekildi. Bu sürpriz bir gelişmeydi.
Tanahashi: Ah, evet! Hiç planlandığı gibi gitmedi o iş (gülüyor).
—Bob Sapp, hem NJPW hem K-1 ile eş zamanlı çalışıyordu. Bu durum, Sapp, K-1 ve NJPW arasında pek çok anlaşmazlığa yol açtı. Sonunda Sapp kemeri boşa çıkardı. O sürecin ortasında olmak seni nasıl etkiledi?
Tanahashi: O maç için çok fazla tanıtım çalışması yapmıştım. Osaka’ya gittim, yerel televizyonlara çıktım, gazetelere röportaj verdim. Sapp o dönemde medyada çok popülerdi, o yüzden bu durum beni de öne çıkardı. Ama işin sonu gelince, “Hadi bakalım, yine mi…” dedim içimden.
—22 Mayıs’ta K-1’in ROMANEX MMA etkinliğinde Kazuyuki Fujita, Sapp’i yenince Osaka’daki maç, boştaki şampiyonluk için seninle Fujita arasında yapıldı. Sen, Fujita’yla oldukça yakın bir geçmişe sahiptin…
Tanahashi: Evet. Ben Dojo’ya ilk girdiğimde sorumlu kişi oydu ve birlikte çok antrenman yapmıştık. Ben yeni gelenler arasında iri sayılırdım ama Fujita’nın fiziği bambaşkaydı.
—Maçın teması, dev bir “istilacı” olan Fujita’ya karşı NJPW’yi savunmandı.
Tanahashi: O dönemki Fujita, yıllar önce bana kol kanat geren adamdan çok farklıydı. Gözlerindeki bakış bile değişmişti, havası değişmişti. Tokyo Dome’daki bir kargaşa anını hatırlıyorum; ortalığı yatıştırmak için içeri girdim ve o hiçbir tereddüt göstermeden bana sağlam bir darbe indirdi.
—Peki, ilk IWGP şampiyonluk maçın hakkında ne düşünüyorsun?
Tanahashi: Şimdi anlatabiliyorum ama o maç için bayağı hazırlık yapmıştım.
—Ne gibi?
Tanahashi: Katıldığım her tanıtım etkinliğinde, oradakilere girişimde ismimi bağırmalarını söyledim. Ve gerçekten, girişimde “Tanahashi!” tezahüratları yükseldi; benim için bir ilk oldu, çok güzeldi. Fujinami de ring kenarındaydı, ortada büyük bir heyecan vardı.
—Ve o heyecanla birlikte gelen baskı da vardı, değil mi?
Tanahashi: Tabii, bayağı gergindim (gülüyor). “Tamam” dedim kendi kendime, “ilk gongdan itibaren saldırmalıyım.” Hatta daha maçın başında bir suicide dive denedim ama ayağım iplerden birine takıldı.
—Büyük hata!
Tanahashi: O an adrenalinden bir şey hissetmedim ama ertesi gün dizim balon gibi şişmişti. İki hafta boyunca ciddi ağrı çektim.
—Maç sonunda Fujita, suratına attığı tekmeyle nakavt ederek kazandı.
Tanahashi: O dönem, MMA tarzı vuruşları profesyonel güreşe katmak modaydı. Kötü yakalandım, resmen darmadağın oldum. Dürüst olmak gerekirse, o seviyeye henüz hazır değildim.
—Ama o seviyeye ait olduğunu da gösterdin.
Tanahashi: “Bu yolda devam edersem bir gün IWGP şampiyonu olabilirim,” diye düşündüm. Sonuçta, dört yıl sonra ilk şampiyonluk maçına çıkmak fena bir başlangıç değil.
Tanahashi: Hmm. Yani, kendini sunma konusunda iyiydi. Dışarıdan bakıldığında gerçekten başarılı bir iş insanı gibi görünüyordu.
—Kariyerinde büyük, halka açık şirketlerde üst düzey görevler almış profesyonel bir iş insanıydı.
Tanahashi: Ama aramızda pek bir bağ oluşmadı. Dürüst olmak gerekirse, onunla sadece arada sırada kısa konuşmalar yaptığımı hatırlıyorum.
—Garip, çünkü kamuoyuna açık şekilde seni ve Shinsuke Nakamura’yı “markanın etrafında inşa edilecek isimler” olarak gördüğünü söylemişti. Ama...
Tanahashi: ...neredeyse hiç konuşmadık.
—Mentor’un olan Fujinami’nin görevden ayrılması hakkında ne hissettin?
Tanahashi: Dürüst olmak gerekirse, Fujinami’nin başkanlık koltuğunda olması, biraz da şirketin “ünlü bir ismi vitrine koyma” yaklaşımıyla ilgiliydi sanki. Gerçekten işin ticari kısmında ne kadar söz sahibiydi, emin değilim. Ama başkan olsun olmasın, Tatsumi Fujinami benim için her zaman Tatsumi Fujinami’dir; ona olan saygım hiç değişmedi.
—Haziran ayında Osaka’da ilk kez IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu için maça çıkacaktın. Ama şampiyon Bob Sapp son anda maçtan çekildi. Bu sürpriz bir gelişmeydi.
Tanahashi: Ah, evet! Hiç planlandığı gibi gitmedi o iş (gülüyor).
—Bob Sapp, hem NJPW hem K-1 ile eş zamanlı çalışıyordu. Bu durum, Sapp, K-1 ve NJPW arasında pek çok anlaşmazlığa yol açtı. Sonunda Sapp kemeri boşa çıkardı. O sürecin ortasında olmak seni nasıl etkiledi?
Tanahashi: O maç için çok fazla tanıtım çalışması yapmıştım. Osaka’ya gittim, yerel televizyonlara çıktım, gazetelere röportaj verdim. Sapp o dönemde medyada çok popülerdi, o yüzden bu durum beni de öne çıkardı. Ama işin sonu gelince, “Hadi bakalım, yine mi…” dedim içimden.
—22 Mayıs’ta K-1’in ROMANEX MMA etkinliğinde Kazuyuki Fujita, Sapp’i yenince Osaka’daki maç, boştaki şampiyonluk için seninle Fujita arasında yapıldı. Sen, Fujita’yla oldukça yakın bir geçmişe sahiptin…
Tanahashi: Evet. Ben Dojo’ya ilk girdiğimde sorumlu kişi oydu ve birlikte çok antrenman yapmıştık. Ben yeni gelenler arasında iri sayılırdım ama Fujita’nın fiziği bambaşkaydı.
—Maçın teması, dev bir “istilacı” olan Fujita’ya karşı NJPW’yi savunmandı.
Tanahashi: O dönemki Fujita, yıllar önce bana kol kanat geren adamdan çok farklıydı. Gözlerindeki bakış bile değişmişti, havası değişmişti. Tokyo Dome’daki bir kargaşa anını hatırlıyorum; ortalığı yatıştırmak için içeri girdim ve o hiçbir tereddüt göstermeden bana sağlam bir darbe indirdi.
—Peki, ilk IWGP şampiyonluk maçın hakkında ne düşünüyorsun?
Tanahashi: Şimdi anlatabiliyorum ama o maç için bayağı hazırlık yapmıştım.
—Ne gibi?
Tanahashi: Katıldığım her tanıtım etkinliğinde, oradakilere girişimde ismimi bağırmalarını söyledim. Ve gerçekten, girişimde “Tanahashi!” tezahüratları yükseldi; benim için bir ilk oldu, çok güzeldi. Fujinami de ring kenarındaydı, ortada büyük bir heyecan vardı.
—Ve o heyecanla birlikte gelen baskı da vardı, değil mi?
Tanahashi: Tabii, bayağı gergindim (gülüyor). “Tamam” dedim kendi kendime, “ilk gongdan itibaren saldırmalıyım.” Hatta daha maçın başında bir suicide dive denedim ama ayağım iplerden birine takıldı.
—Büyük hata!
Tanahashi: O an adrenalinden bir şey hissetmedim ama ertesi gün dizim balon gibi şişmişti. İki hafta boyunca ciddi ağrı çektim.
—Maç sonunda Fujita, suratına attığı tekmeyle nakavt ederek kazandı.
Tanahashi: O dönem, MMA tarzı vuruşları profesyonel güreşe katmak modaydı. Kötü yakalandım, resmen darmadağın oldum. Dürüst olmak gerekirse, o seviyeye henüz hazır değildim.
—Ama o seviyeye ait olduğunu da gösterdin.
Tanahashi: “Bu yolda devam edersem bir gün IWGP şampiyonu olabilirim,” diye düşündüm. Sonuçta, dört yıl sonra ilk şampiyonluk maçına çıkmak fena bir başlangıç değil.
