- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
—Bu sefer IWGP U-30 şampiyonluğunu derinlemesine konuşalım. Bu kemer 20’li yaşların boyunca senin için özel bir anlam taşıyordu, değil mi?
Tanahashi: Kesinlikle öyle. O zamanlar NJPW'de bir sürü MMA dövüşçüsü vardı ve organizasyonun genel tarzı da MMA etkisindeydi. Benim için U-30 kemeri, güreşin benim gözümde ne olduğu ya da ne olması gerektiği fikrimi öne çıkarma şansıydı.
—Yani kartta olan diğer şeylerin tam tersi bir şey sunmayı hedefledin.
Tanahashi: Evet. NJPW o yöne gidiyorsa, ben tamamen ters yöne gitmek istedim. Klasik, old school güreşi yapmak... Ama becerimin fikirlerimi taşıyacak seviyede olup olmadığı tartışılır. Maçların o kadar ilgi görüp görmediğinden emin değilim açıkçası.
—Buna rağmen 20’li yaşlardaki genç güreşçiler arasında adeta bir lider oldun.
Tanahashi: Evet. O kemeri ilk saltanatımda 11 kez korudum. American Dragon (Daniel Bryan, WWE) ve Naomichi Marufuji (NOAH) gibi isimlere karşı kemer maçları yaptım… Bu karşılaşmalar, nasıl bir güreşçi olacağımı şekillendirmemde büyük rol oynadı.
—Ve bu stilden sapmadın. O anlayışı şampiyonluk dönemin boyunca korudun.
Tanahashi: NEVER kemerine neden bu kadar bağlandıklarını anlayabiliyorum. O da farklı bir konsept, sadece IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu’na giden bir basamak değil.
—U-30 kemerini, Tokyo Dome’daki ilk ana etkinliğinde savundun. 4 Ocak’ta Shinsuke Nakamura’ya karşı. Onun kemeri emekliye ayırması seni üzmüştür.
Tanahashi: Sonra ben tekrar canlandırdım o kemeri (gülüyor). Bu kemer gençliğimi o kadar güzel temsil ediyor ki…
—Şampiyonken “U-30’un beş emri” diye bir şey hazırlamıştın, hatırlıyor musun?
Tanahashi: Hmm, sanırım? Ne demiştim ki? (gülüyor) Sanırım beş emir demiştim ama aslında bir tanesini söylemiştim.
—Evet. “Ne olursa olsun, her durumu pozitiflikle ve doğrudan yüzleşerek ele al” demiştin.
Tanahashi: Hmm. Belki o sözde biraz alt metin vardı. Sanki geçmişte yaşadığım bir şeye bakıyordum… Ama şunu söyleyebilirim ki, çok fazla değişmedim. Yani işte, U-30 kemeri benim kim olduğumun temelini atan çok güçlü bir zemin haline geldi.
—Seni 2 Mayıs 2004’e götürmek istiyorum. Tokyo Dome’daki Ultimate Crush etkinliği. Konsept, MMA dövüşleriyle güreş maçlarını aynı karta koymaktı. Açılışta Hiroyoshi Tenzan ile IWGP Ağırsiklet bir numaralı adaylık maçı yaptın ama kaybettin.
Tanahashi: O geceyi hatırlıyorum. Kendimi yetersiz hissetmiştim. Seyirciye geçmediğini hissettim ve açılış maçında salonu ısıtamamak benim sorumluluğumdaydı. Bu beni gerçekten moral olarak düşürdü.
—Ultimate Crush konsepti hakkında ne düşünüyordun?
Tanahashi: O noktada benim ne düşündüğüm çok önemli değildi. Ben kendi yaptığım şeye odaklanmıştım, olayın büyük resmini pek kafama takmıyordum.
—Tokyo Dome’da ağır sıklet kemer maçına çıkamadın ama sonraki ay Yutaka Yoshie ile birlikte Tenzan ve Masahiro Chono’yu yenerek IWGP Takım Şampiyonluklarını kazandınız. Senin ilk takım şampiyonluğundu.
Tanahashi: O dönem benim için birçok şey bir araya geliyordu. Zaten U-30 şampiyonuydum, üzerine takım kemerini de kazanınca “çifte şampiyon” oldum. Üstelik kariyerimin sadece dördüncü yılıydı. O maç Budokan’da mıydı?
—Evet, Nippon Budokan’da. Yoshie hakkında ne düşünüyordun?
Tanahashi: (Togi) Makabe’den bir sınıf üstteydi. Ben Dojo’ya geldiğimde orada kıdemliydi. Beni geliştirmeme yardımcı oldu ama biraz garip bir adamdı…
—Nasıl yani?
Tanahashi: Aşırı titizdi. Elleri yıkarken dakikalar harcardı, sanki parmak izlerini kazır gibi (gülüyor). Temizlik sonrası yaptığı kontrollerde de çok katıydı.
—Peki bir güreşçi olarak nasıldı?
Tanahashi: Beden yapısı diğer herkesten çok farklıydı, bu da görsel olarak güçlü bir kontrast yaratıyordu. Rollerimiz netti: ben ringde uçup kaçıyor, darbeleri alıyordum; sonra o gelip işi bitiriyordu.
—O gece Budokan’daki ana etkinlikte Shinsuke Nakamura, Yoshihiro Takayama’ya karşı NWF Şampiyonluğu için ringe çıktı. Kariyerinde henüz bir yılı bile doldurmamıştı ama MMA tarzından geldiği için senin ve Dojo’dan çıkan herkesin önüne geçmişti.
Tanahashi: Evet, o dönem işin doğası böyleydi. NJPW dışından kendini kanıtlayan biriysen, organizasyonda otomatik olarak itilir, yükseltilirdin. Bunun önünü almak mümkün değildi.
Tanahashi: Kesinlikle öyle. O zamanlar NJPW'de bir sürü MMA dövüşçüsü vardı ve organizasyonun genel tarzı da MMA etkisindeydi. Benim için U-30 kemeri, güreşin benim gözümde ne olduğu ya da ne olması gerektiği fikrimi öne çıkarma şansıydı.
—Yani kartta olan diğer şeylerin tam tersi bir şey sunmayı hedefledin.
Tanahashi: Evet. NJPW o yöne gidiyorsa, ben tamamen ters yöne gitmek istedim. Klasik, old school güreşi yapmak... Ama becerimin fikirlerimi taşıyacak seviyede olup olmadığı tartışılır. Maçların o kadar ilgi görüp görmediğinden emin değilim açıkçası.
—Buna rağmen 20’li yaşlardaki genç güreşçiler arasında adeta bir lider oldun.
Tanahashi: Evet. O kemeri ilk saltanatımda 11 kez korudum. American Dragon (Daniel Bryan, WWE) ve Naomichi Marufuji (NOAH) gibi isimlere karşı kemer maçları yaptım… Bu karşılaşmalar, nasıl bir güreşçi olacağımı şekillendirmemde büyük rol oynadı.
—Ve bu stilden sapmadın. O anlayışı şampiyonluk dönemin boyunca korudun.
Tanahashi: NEVER kemerine neden bu kadar bağlandıklarını anlayabiliyorum. O da farklı bir konsept, sadece IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu’na giden bir basamak değil.
—U-30 kemerini, Tokyo Dome’daki ilk ana etkinliğinde savundun. 4 Ocak’ta Shinsuke Nakamura’ya karşı. Onun kemeri emekliye ayırması seni üzmüştür.
Tanahashi: Sonra ben tekrar canlandırdım o kemeri (gülüyor). Bu kemer gençliğimi o kadar güzel temsil ediyor ki…
—Şampiyonken “U-30’un beş emri” diye bir şey hazırlamıştın, hatırlıyor musun?
Tanahashi: Hmm, sanırım? Ne demiştim ki? (gülüyor) Sanırım beş emir demiştim ama aslında bir tanesini söylemiştim.
—Evet. “Ne olursa olsun, her durumu pozitiflikle ve doğrudan yüzleşerek ele al” demiştin.
Tanahashi: Hmm. Belki o sözde biraz alt metin vardı. Sanki geçmişte yaşadığım bir şeye bakıyordum… Ama şunu söyleyebilirim ki, çok fazla değişmedim. Yani işte, U-30 kemeri benim kim olduğumun temelini atan çok güçlü bir zemin haline geldi.
—Seni 2 Mayıs 2004’e götürmek istiyorum. Tokyo Dome’daki Ultimate Crush etkinliği. Konsept, MMA dövüşleriyle güreş maçlarını aynı karta koymaktı. Açılışta Hiroyoshi Tenzan ile IWGP Ağırsiklet bir numaralı adaylık maçı yaptın ama kaybettin.
Tanahashi: O geceyi hatırlıyorum. Kendimi yetersiz hissetmiştim. Seyirciye geçmediğini hissettim ve açılış maçında salonu ısıtamamak benim sorumluluğumdaydı. Bu beni gerçekten moral olarak düşürdü.
—Ultimate Crush konsepti hakkında ne düşünüyordun?
Tanahashi: O noktada benim ne düşündüğüm çok önemli değildi. Ben kendi yaptığım şeye odaklanmıştım, olayın büyük resmini pek kafama takmıyordum.
—Tokyo Dome’da ağır sıklet kemer maçına çıkamadın ama sonraki ay Yutaka Yoshie ile birlikte Tenzan ve Masahiro Chono’yu yenerek IWGP Takım Şampiyonluklarını kazandınız. Senin ilk takım şampiyonluğundu.
Tanahashi: O dönem benim için birçok şey bir araya geliyordu. Zaten U-30 şampiyonuydum, üzerine takım kemerini de kazanınca “çifte şampiyon” oldum. Üstelik kariyerimin sadece dördüncü yılıydı. O maç Budokan’da mıydı?
—Evet, Nippon Budokan’da. Yoshie hakkında ne düşünüyordun?
Tanahashi: (Togi) Makabe’den bir sınıf üstteydi. Ben Dojo’ya geldiğimde orada kıdemliydi. Beni geliştirmeme yardımcı oldu ama biraz garip bir adamdı…
—Nasıl yani?
Tanahashi: Aşırı titizdi. Elleri yıkarken dakikalar harcardı, sanki parmak izlerini kazır gibi (gülüyor). Temizlik sonrası yaptığı kontrollerde de çok katıydı.
—Peki bir güreşçi olarak nasıldı?
Tanahashi: Beden yapısı diğer herkesten çok farklıydı, bu da görsel olarak güçlü bir kontrast yaratıyordu. Rollerimiz netti: ben ringde uçup kaçıyor, darbeleri alıyordum; sonra o gelip işi bitiriyordu.
—O gece Budokan’daki ana etkinlikte Shinsuke Nakamura, Yoshihiro Takayama’ya karşı NWF Şampiyonluğu için ringe çıktı. Kariyerinde henüz bir yılı bile doldurmamıştı ama MMA tarzından geldiği için senin ve Dojo’dan çıkan herkesin önüne geçmişti.
Tanahashi: Evet, o dönem işin doğası böyleydi. NJPW dışından kendini kanıtlayan biriysen, organizasyonda otomatik olarak itilir, yükseltilirdin. Bunun önünü almak mümkün değildi.
