- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
—Geçen sefer 2003 yılının senin için nasıl başladığını konuşmuştuk ama şimdi biraz geriye, 2002 yazına dönmek istiyorum. Sen, Kensuke Sasaki, Kenzo Suzuki ve Blue Wolf ile birlikte Swing-Lows adlı bir ekip kurdunuz.
Tanahashi: Evet, doğru.
—Senin geçmişinde pek fraksiyonlara katılmak yok ama Swing-Lows’un ilginç bir hikâyesi olduğunu söylemiştin.
Tanahashi: Evet, Sasaki işin başını çeken kişiydi. Kenzo ve Blue Wolf’la aram iyiydi ama Sasaki’nin bizi seçmesi biraz şaşırtıcıydı.
—Gerçekten mi?
Tanahashi: Açık konuşayım, o dönem onun ayrılmaya hazırlandığına dair söylentiler vardı. Ve etrafına, beraberinde götürebileceği kişileri toplamak istiyordu.
—Gerçekten de Ekim 2002’de WJ adlı yeni kurulan promosyona geçti. Yani grubu, sizi yanına çekme planıyla mı kurdu diyorsun?
Tanahashi: Aynen öyle düşünüyorum. Sonuçta, ekip kurulduktan dört ay bile geçmeden ayrıldı. Zaten ben de bu işin çok içine girmemiştim, o yüzden grup devam etmedi (gülüyor).
—2002 yazında ayrıca ilk G1 Climax turnuvana katıldın. Bu süreçte Tatsumi Fujinami’den çok şey öğrendiğini söylemiştin.
Tanahashi: Evet. Bu benim için büyük bir onurdu. Fujinami’ye sonsuz saygı duyarım.
—Onu bir güreşçi olarak en çok hangi yönüyle seviyorsun?
Tanahashi: Yaptığı her şeyin bir form mükemmelliği vardı. Basit bir lock-up hareketi bile... Bugün bile kimse Choshu ile Fujinami’nin yaptığı gibi lock-up yapamaz bence.
—Sadece lock-up ile bile seni etkilediler.
Tanahashi: Fujinami adeta bir tablo çizer gibiydi, ister lock-up, ister headlock olsun… En küçük harekette bile bir sanat vardı. Halat sekansları bugünkü Okada veya Naito gibi değildi belki ama onun sanatı… Ve o zamanın ağır siklet isimleriyle dövüşürken hafif yapısını koruması… Hep örnek aldığım bir şeydi bu.
—Rakiplerine attığın dropkick’lerde onun etkisi var mı?
Tanahashi: Şimdi sen deyince... Bilinçli ya da bilinçsiz ondan birçok şey aldığımı düşünüyorum.
—Peki, bireysel olarak nasıl bir insandı?
Tanahashi: Beni sık sık yemeğe çıkarırdı. Çok iyi bir insandı, belki de fazla iyi. NJPW başkanıyken bu iyi niyeti yüzünden kararsız biri olarak görülüyordu ama o dönemde şirketin durumu o kadar kötüydü ki, ne yapsa çıkmazdaydı.
—O zamanlar ciddi bir kargaşa vardı. Fujinami’nin, Inoki’nin kuklası gibi kullanıldığı izlenimini sıkça ediniyorum.
Tanahashi: Biraz paspas muamelesi görüyordu, evet. Fujinami, Inoki’ye fazlasıyla bağlıydı. Ama ne kadar övgü beklese de Inoki ona bir güzel söz bile etmezdi. Karşılıksız aşk gibiydi bu... (gülüyor)
—Gelelim 2002 G1 Climax turnuvasındaki çıkışına... Kariyerinin üçüncü yılı bile dolmadan turnuvaya katılarak birçok senpai’yi geride bıraktın. Sana karşı kıskançlık olmuş mudur?
Tanahashi: Büyük ihtimalle olmuştur ama ben pek aldırmadım açıkçası.
—Bu da başlı başına bir yetenek. Birçok kişi böyle durumlarda ilişkilerinin bozulmasından çekinir.
Tanahashi: Ben hep o kafadaydım sanırım. Belki biraz saf ya da farkında değildim. Çocukken hiç kavga etmezdim mesela; herkesin beni sevdiğine içten içe inanırdım. Ama sonra seyirciden yuhalamalar gelince dedim ki: “Vay canına, gerçekten de beni sevmeyen insanlar varmış” (gülüyor).
—O turnuvada Kensuke Sasaki ve Shiro Koshinaka’yı yendin; Hiroyoshi Tenzan, Yutaka Yoshie ve finalist Yoshihiro Takayama’ya kaybettin. 2 galibiyet, 4 mağlubiyetle tamamladın ama o galibiyetler senin için önemliydi.
Tanahashi: Evet. O turnuva içimde büyük bir ateş yaktı. Koshinaka ve Sasaki ilk iki maçımdaydı ve ikisinde de sürpriz galibiyet aldım. İkinci maç Osaka’daydı ve salonun tepkisi inanılmazdı. Böyle reaksiyonlar bir güreşçi için çok önemlidir.
—G1’in normal turlardan farkını hissettin mi?
Tanahashi: Kesinlikle. G1’in jenerik müziği çaldığında tüylerin diken diken oluyor. Yorucu ama o zaman da, şimdi de hiç yorulmam.
—İşte bu! Hiç yorulmam!
Tanahashi: Ama gençtim tabii, o da bir avantajdı (gülüyor). Aklımda kalan bir anı var... Sanırım Hiroshima’daydı. Yoshie’yle güreşirken tribünden biri “Tanahashi! Seni görmek için geldim!” diye bağırdı. O kadar mutlu olmuştum ki...
—Kadın hayranların ilgisi zaten artıyordu ama erkek seyirciler de seni izlemek için para veriyordu.
Tanahashi: Doğru, erkekler henüz bana sırt çevirmemişti. (gülüyor)
Tanahashi: Evet, doğru.
—Senin geçmişinde pek fraksiyonlara katılmak yok ama Swing-Lows’un ilginç bir hikâyesi olduğunu söylemiştin.
Tanahashi: Evet, Sasaki işin başını çeken kişiydi. Kenzo ve Blue Wolf’la aram iyiydi ama Sasaki’nin bizi seçmesi biraz şaşırtıcıydı.
—Gerçekten mi?
Tanahashi: Açık konuşayım, o dönem onun ayrılmaya hazırlandığına dair söylentiler vardı. Ve etrafına, beraberinde götürebileceği kişileri toplamak istiyordu.
—Gerçekten de Ekim 2002’de WJ adlı yeni kurulan promosyona geçti. Yani grubu, sizi yanına çekme planıyla mı kurdu diyorsun?
Tanahashi: Aynen öyle düşünüyorum. Sonuçta, ekip kurulduktan dört ay bile geçmeden ayrıldı. Zaten ben de bu işin çok içine girmemiştim, o yüzden grup devam etmedi (gülüyor).
—2002 yazında ayrıca ilk G1 Climax turnuvana katıldın. Bu süreçte Tatsumi Fujinami’den çok şey öğrendiğini söylemiştin.
Tanahashi: Evet. Bu benim için büyük bir onurdu. Fujinami’ye sonsuz saygı duyarım.
—Onu bir güreşçi olarak en çok hangi yönüyle seviyorsun?
Tanahashi: Yaptığı her şeyin bir form mükemmelliği vardı. Basit bir lock-up hareketi bile... Bugün bile kimse Choshu ile Fujinami’nin yaptığı gibi lock-up yapamaz bence.
—Sadece lock-up ile bile seni etkilediler.
Tanahashi: Fujinami adeta bir tablo çizer gibiydi, ister lock-up, ister headlock olsun… En küçük harekette bile bir sanat vardı. Halat sekansları bugünkü Okada veya Naito gibi değildi belki ama onun sanatı… Ve o zamanın ağır siklet isimleriyle dövüşürken hafif yapısını koruması… Hep örnek aldığım bir şeydi bu.
—Rakiplerine attığın dropkick’lerde onun etkisi var mı?
Tanahashi: Şimdi sen deyince... Bilinçli ya da bilinçsiz ondan birçok şey aldığımı düşünüyorum.
—Peki, bireysel olarak nasıl bir insandı?
Tanahashi: Beni sık sık yemeğe çıkarırdı. Çok iyi bir insandı, belki de fazla iyi. NJPW başkanıyken bu iyi niyeti yüzünden kararsız biri olarak görülüyordu ama o dönemde şirketin durumu o kadar kötüydü ki, ne yapsa çıkmazdaydı.
—O zamanlar ciddi bir kargaşa vardı. Fujinami’nin, Inoki’nin kuklası gibi kullanıldığı izlenimini sıkça ediniyorum.
Tanahashi: Biraz paspas muamelesi görüyordu, evet. Fujinami, Inoki’ye fazlasıyla bağlıydı. Ama ne kadar övgü beklese de Inoki ona bir güzel söz bile etmezdi. Karşılıksız aşk gibiydi bu... (gülüyor)
—Gelelim 2002 G1 Climax turnuvasındaki çıkışına... Kariyerinin üçüncü yılı bile dolmadan turnuvaya katılarak birçok senpai’yi geride bıraktın. Sana karşı kıskançlık olmuş mudur?
Tanahashi: Büyük ihtimalle olmuştur ama ben pek aldırmadım açıkçası.
—Bu da başlı başına bir yetenek. Birçok kişi böyle durumlarda ilişkilerinin bozulmasından çekinir.
Tanahashi: Ben hep o kafadaydım sanırım. Belki biraz saf ya da farkında değildim. Çocukken hiç kavga etmezdim mesela; herkesin beni sevdiğine içten içe inanırdım. Ama sonra seyirciden yuhalamalar gelince dedim ki: “Vay canına, gerçekten de beni sevmeyen insanlar varmış” (gülüyor).
—O turnuvada Kensuke Sasaki ve Shiro Koshinaka’yı yendin; Hiroyoshi Tenzan, Yutaka Yoshie ve finalist Yoshihiro Takayama’ya kaybettin. 2 galibiyet, 4 mağlubiyetle tamamladın ama o galibiyetler senin için önemliydi.
Tanahashi: Evet. O turnuva içimde büyük bir ateş yaktı. Koshinaka ve Sasaki ilk iki maçımdaydı ve ikisinde de sürpriz galibiyet aldım. İkinci maç Osaka’daydı ve salonun tepkisi inanılmazdı. Böyle reaksiyonlar bir güreşçi için çok önemlidir.
—G1’in normal turlardan farkını hissettin mi?
Tanahashi: Kesinlikle. G1’in jenerik müziği çaldığında tüylerin diken diken oluyor. Yorucu ama o zaman da, şimdi de hiç yorulmam.
—İşte bu! Hiç yorulmam!
Tanahashi: Ama gençtim tabii, o da bir avantajdı (gülüyor). Aklımda kalan bir anı var... Sanırım Hiroshima’daydı. Yoshie’yle güreşirken tribünden biri “Tanahashi! Seni görmek için geldim!” diye bağırdı. O kadar mutlu olmuştum ki...
—Kadın hayranların ilgisi zaten artıyordu ama erkek seyirciler de seni izlemek için para veriyordu.
Tanahashi: Doğru, erkekler henüz bana sırt çevirmemişti. (gülüyor)
