Konate'ye Galatasaraylılar Tarafından Yapılan Irkçı Saldırı


satriale

konsantrasyon
Katılım
28 Haz 2023
Konular
163
Mesajlar
3,091
Beğeni sayısı
693
PG Nakit
425
Favori Güreşçi
Steve Austin ve mOx
RPG Karakteri
Matt Morgan
Geçen sene Mourinho saçma sapan bir laf etti diye sırf şampiyonluk yarışındaki rakibini saha dışına çekip motivasyonunu bozmak için olayı ırkçılık gibi olayla tamamen alakasız bir konuya çekip algı yaptıktan sonra ne bekliyordun?
Ahlak dersi verip her şampiyonluk kutlamasında rakip kulüp başkanına ana avrat söverler, köpeği ölen rakip takım oyuncusuyla dalga geçerler, sakatlanan rakip takım oyuncusuyla dalga geçerler, Avrupa'dan elenen ülke takımıyla dalga geçerler, rakibe haksız ceza aldırdıktan sonra dalga geçerler, milli takımda oyuncu zorbalayıp dalga geçerler, iyiler kazanır deyip tüm yönetici ve sponsor kadrosu tutuklanır. Sonra en masummuş gibi satırlarca kendileri için bir destek isterler ve tüm olaylarda karşı tarafı suçlayıp ad hominem yaparak hareket ederler. Asla kendilerinde bir hata aramazlar. Özür dilemezler. Lang'ın parmağı problemli olduğunda yanına hiçbir takım arkadaşının gelmesini sorun etmezler. Yanına gelen Liverpoollulara teşekkür etmezler. Atatürk pankartı açan Liverpool taraftarına teşekkür etmezler. Her sosyal problem hakkında bir duruş sergileyen Liverpool hakkında bir söz söylemezler. En ufak şeyde ajitasyon yaparlar. Şu olayda kendini haklı çıkarmaya çalışan gsliye he deyip geçmek lazım.
 

god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster
Ahlak dersi verip her şampiyonluk kutlamasında rakip kulüp başkanına ana avrat söverler, köpeği ölen rakip takım oyuncusuyla dalga geçerler, sakatlanan rakip takım oyuncusuyla dalga geçerler, Avrupa'dan elenen ülke takımıyla dalga geçerler, rakibe haksız ceza aldırdıktan sonra dalga geçerler, milli takımda oyuncu zorbalayıp dalga geçerler, iyiler kazanır deyip tüm yönetici ve sponsor kadrosu tutuklanır. Sonra en masummuş gibi satırlarca kendileri için bir destek isterler ve tüm olaylarda karşı tarafı suçlayıp ad hominem yaparak hareket ederler. Asla kendilerinde bir hata aramazlar. Özür dilemezler. Lang'ın parmağı problemli olduğunda yanına hiçbir takım arkadaşının gelmesini sorun etmezler. Yanına gelen Liverpoollulara teşekkür etmezler. Atatürk pankartı açan Liverpool taraftarına teşekkür etmezler. Her sosyal problem hakkında bir duruş sergileyen Liverpool hakkında bir söz söylemezler. En ufak şeyde ajitasyon yaparlar. Şu olayda kendini haklı çıkarmaya çalışan gsliye he deyip geçmek lazım.

Bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin, haklı olduğunu düşünüyorsam haklısın derim ve kulübümü aynı konuda ben de eleştiririm. Ama bir kulübü yaptığı yanlış davranış üzerinden eleştirmek var, bir de sokaktan geçen rastgele insanların yaptığı davranışı bir kulübe yıkmak ve bunun üzerinden algı yapmak var. Yani Galatasaray resmi hesaplarından yapılan paylaşımlar, Icardi'nin hikayesi, Okan Buruk'un tezahüratı vesaire bu tip şeyleri eleştireceksen bunu Galatasaray'a yıkabilirsin çünkü bunlar Galatasaray kulübünün parçalarına ait davranışlar. Bunların karşısında durmayacağım, eleştirmek istiyorsan eleştir. Ancak Galatasaray'ı eleştirmek için o kulübün bir parçası olmayan, sadece o kulübü destekleyen 10-15 kişinin yaptığı şeyleri kullanmanın hiçbir anlamı yok. Türkiye'de 30 milyonun üzerinde Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarı var, kulüplerin de bu taraftarları denetlemek gibi bir yetkileri yok haliyle. İkisi arasındaki farkın oldukça bariz olduğunu düşünüyorum.
 

satriale

konsantrasyon
Katılım
28 Haz 2023
Konular
163
Mesajlar
3,091
Beğeni sayısı
693
PG Nakit
425
Favori Güreşçi
Steve Austin ve mOx
RPG Karakteri
Matt Morgan
Bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin, haklı olduğunu düşünüyorsam haklısın derim ve kulübümü aynı konuda ben de eleştiririm. Ama bir kulübü yaptığı yanlış davranış üzerinden eleştirmek var, bir de sokaktan geçen rastgele insanların yaptığı davranışı bir kulübe yıkmak ve bunun üzerinden algı yapmak var. Yani Galatasaray resmi hesaplarından yapılan paylaşımlar, Icardi'nin hikayesi, Okan Buruk'un tezahüratı vesaire bu tip şeyleri eleştireceksen bunu Galatasaray'a yıkabilirsin çünkü bunlar Galatasaray kulübünün parçalarına ait davranışlar. Bunların karşısında durmayacağım, eleştirmek istiyorsan eleştir. Ancak Galatasaray'ı eleştirmek için o kulübün bir parçası olmayan, sadece o kulübü destekleyen 10-15 kişinin yaptığı şeyleri kullanmanın hiçbir anlamı yok. Türkiye'de 30 milyonun üzerinde Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarı var, kulüplerin de bu taraftarları denetlemek gibi bir yetkileri yok haliyle. İkisi arasındaki farkın oldukça bariz olduğunu düşünüyorum.
Direkt olarak resmi hesabınızın paylaşımları bunlar. 3-5 taraftar ya da kulüp personeli değil yani. Fenerbahçe, sizin Ray Manaj'ın lisansı iptal edilsin dediğiniz zaman Barış Alper için bile geçmiş olsun mesajı yayımlamıştı. Hem resmi hesaptan hem de rakip takım için. Galatasaray'da Erden Timur geldiğinden beri böyle bir davranış asla göremedik. Taraftar profilini değiştirdi adam. Eğer GS taraftarı bu davranışları yapıyorsa sebebi kulüptür. Ben daha önce böyle ahlaksız bir topluluk görmedim futbolda. Fenerbahçe'de zamanında Ahmet Ercanlar tayfasının yaptığı yorumlar Fener taraftarının beyninin sıfırlayıp küçücük futbolcuya Mbappe muamelesi çektirmeye, her gelen hocayı değiştirtmeye, Fenerbahçe'yi dünyanın en iyi takımı gibi lanse etmeye, kulübün ve yöneticilerin asla eleştirilemeyeceğine yöneltti. Son 2 senede bundan kurtulduk. Ama GS taraftarının profili ve görüşü düzeltmeyecek kadar değişti. Kendilerini asla suçlu görmeyen ve her konuda mağduru oynayan bir taraftar profili oluştu. Bizde Osterwolde mal gibi dayılanıp kart gördüğünde bile Fener taraftarı çileden çıkıp şunu gönderin diyor. GS taraftarı Barış'ın salakça kendini yere atmasına, rakibine Sweet Chin Music çekmesine vs hayvanatlık diyor. Çok farklı uçlar bunlar.

Ayrıca zaten Erden sizin kulübün bütün itibarını sıfırladı ve taraftar profilini de bayağı leş hale getirdi. 2000'lerde ve 2010'ların başında Fatih Terim varken yine bu şekilde fahiş hakem hataları dönüyordu ama Avrupa'da en azından itibarı vardı kulübün. Tüm Avrupa dalga geçmiyordu GS ile. Şerefli ve gurur veren mağlubiyetler vardı. Galatasaray dalga konusu olmuyordu. Maç içindeki mücadelesi için övülüyordu. 6-1 biten Real maçlarında bile bir mücadele vardı. Erden'den ve Okan'dan itibaren GS, Avrupa'da yerden kalkmayan, zaman geçiren futbol oynuyor. Okan'ın 4 senede bir tane kritik Avrupa maçı kazandığı yok. 4 yıldaki tek başarısı son 16'ya kadar yükselmek oldu ki bu bile başarı değil. Lig aşamasında bu kadroya rağmen playoffa kalamaması bile rezillik. Juventus maçında elinde olan turu veriyordu. Balon Liverpool maçında patladı. Galatasaray kulübü bu kadar iğrenç futbola rağmen 4 yılda yaptığı gibi saha dışına çıkıp olayları başka açıdan değerlendiriyor. Koskoca Liverpool'u eleme fırsatı yakalamışken daha dakika 5'te kendini yere atmaya başladı oyuncular. Osimhen dimdik dursa eli, bacak kası demir gibi olan rakibine çarpmayacaktı. Ben kaç gündür bir tane spor yorumcusunun GS'yi, futbolunu ve Okan'ı eleştirdiğini görmedim. Sadece Lang'ın elini, hakem hatalarını(hata yok) konuşuyorlar. Kendilerine bir tane iğne batırmıyorlar. Algıyı sürekli başka bir yere çekmeye çalışıyorlar. Ve tüm GS taraftarı bu algıya kapılıyor.
 
Son düzenleme:

god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster
Direkt olarak resmi hesabınızın paylaşımları bunlar. 3-5 taraftar ya da kulüp personeli değil yani. Fenerbahçe, sizin Ray Manaj'ın lisansı iptal edilsin dediğiniz zaman Barış Alper için bile geçmiş olsun mesajı yayımlamıştı. Hem resmi hesaptan hem de rakip takım için. Galatasaray'da Erden Timur geldiğinden beri böyle bir davranış asla göremedik. Taraftar profilini değiştirdi adam. Eğer GS taraftarı bu davranışları yapıyorsa sebebi kulüptür. Ben daha önce böyle ahlaksız bir topluluk görmedim futbolda. Fenerbahçe'de zamanında Ahmet Ercanlar tayfasının yaptığı yorumlar Fener taraftarının beyninin sıfırlayıp küçücük futbolcuya Mbappe muamelesi çektirmeye, her gelen hocayı değiştirtmeye, Fenerbahçe'yi dünyanın en iyi takımı gibi lanse etmeye, kulübün ve yöneticilerin asla eleştirilemeyeceğine yöneltti. Son 2 senede bundan kurtulduk. Ama GS taraftarının profili ve görüşü düzeltmeyecek kadar değişti. Kendilerini asla suçlu görmeyen ve her konuda mağduru oynayan bir taraftar profili oluştu. Bizde Osterwolde mal gibi dayılanıp kart gördüğünde bile Fener taraftarı çileden çıkıp şunu gönderin diyor. GS taraftarı Barış'ın salakça kendini yere atmasına, rakibine Sweet Chin Music çekmesine vs hayvanatlık diyor. Çok farklı uçlar bunlar.

Ayrıca zaten Erden sizin kulübün bütün itibarını sıfırladı ve taraftar profilini de bayağı leş hale getirdi. 2000'lerde ve 2010'ların başında Fatih Terim varken yine bu şekilde fahiş hakem hataları dönüyordu ama Avrupa'da en azından itibarı vardı kulübün. Tüm Avrupa dalga geçmiyordu GS ile. Şerefli ve gurur veren mağlubiyetler vardı. Galatasaray dalga konusu olmuyordu. Maç içindeki mücadelesi için övülüyordu. 6-1 biten Real maçlarında bile bir mücadele vardı. Erden'den ve Okan'dan itibaren GS, Avrupa'da yerden kalkmayan, zaman geçiren futbol oynuyor. Okan'ın 4 senede bir tane kritik Avrupa maçı kazandığı yok. 4 yıldaki tek başarısı son 16'ya kadar yükselmek oldu ki bu bile başarı değil. Lig aşamasında bu kadroya rağmen playoffa kalamaması bile rezillik. Juventus maçında elinde olan turu veriyordu. Balon Liverpool maçında patladı. Galatasaray kulübü bu kadar iğrenç futbola rağmen 4 yılda yaptığı gibi saha dışına çıkıp olayları başka açıdan değerlendiriyor. Koskoca Liverpool'u eleme fırsatı yakalamışken daha dakika 5'te kendini yere atmaya başladı oyuncular. Osimhen dimdik dursa eli, bacak kası demir gibi olan rakibine çarpmayacaktı. Ben kaç gündür bir tane spor yorumcusunun GS'yi, futbolunu ve Okan'ı eleştirdiğini görmedim. Sadece Lang'ın elini, hakem hatalarını(hata yok) konuşuyorlar. Kendilerine bir tane iğne batırmıyorlar. Algıyı sürekli başka bir yere çekmeye çalışıyorlar. Ve tüm GS taraftarı bu algıya kapılıyor.

1- Resmi hesabımızın paylaşımı dediğin şeyleri biliyorum, zaten konuya bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin diye girmişim.

2- İlk paragrafın ve ikinci paragrafın başı için direkt bu maddeden cevap vereceğim. GS Taraftarı dediğin kesim kitle kim tam olarak? Ahmet Ercanlar, Rıdvan Aksu statüsündeki heriflerin Galatasaray versiyonları sayılabilecek fenomenlerin twitter mentlerinde muhabbet ettiği kişiler mi? Ya da o fenomenlere abi, reis, kral çeken yalaka bir güruh mu? O kişileri taraftardan sayıyorsak, Fenerbahçe içinde emin ol bir o kadar fazla tipleme bulursun. Hatta bunu yaparken zorlanmazsın da, TFF'nin GS, FB ve Samsun Avrupa'da devam ederken aldığı karar sırf Fenerbahçe elendikten ve bu nedenle sadece Samsunspor ve Galatasaray'ın lehine bir duruma dönüştükten sonra bile sanki TFF en başında Galatasaray'a yardım etmek için bunu yaptı diye savunan yığınla insan görüyorum Twitter'da. Ya da Beşiktaş maçında kenardan göz kırpan biri varmış bizim teknik kulübede, o adam yüzünden Okan Buruk sarı görmedi sanıyorlar -halbuki internette 15 saniyelik bir araştırmayla Okan'ın Başakşehir maçında cezalı olduğunu bulacaklar- ve buna ciddi ciddi inanıyorlar. Sana açık söyleyeyim ben bunları Fenerbahçe taraftarından saymıyorum. Yaptıkları mantık dışı yorumları okuduğum zamanda hiçbir şey hissetmiyorum ve çoğuna gülüp geçiyorum. Taraftarlık dediğimiz olgunun bir şeye körü körüne inanmak, o şeyi ne olursa olsun desteklemek olduğuna inanmıyorum hatta. Senin Galatasaray taraftarı şöyle, Galatasaray taraftarı böyle dediğin kesim internette gördüğün balıklardan ibaret. Hatta spor kanallarına da büyük balık diyebiliriz, kulüpler de köpek balıkları. Herkes yemleyebildiği balığı yemliyor bu denizde, kamuoyu oluşturmak ve şekillendirmek dediğimiz şey tam olarak bu. Bu noktada kulüp politikaları farklılık gösterebilir, taraftar kimlikleri ve kültürleri farklılık gösterebilir. Tüm bunları tek bir yöneticiye bağlamayı da mantıklı bulmuyorum. O topa girersek senin Erden için söylediğin şeylerin fazlasını ben Ali Koç için söylerim. Sen çıkar başka birini eleştirirsin, ben çıkarım başka birini eleştiririm. Burada bahsi geçen şey kültürse, herhangi bir kültür tek bir bireye bağlı olarak ne yaratılabilir ne de değiştirilebilir. Taraftar kulüplerinin yıllardan beri sürdürdüğü politikalara bakarsak Galatasaray taraftarının daha acımasız olduğunu söyleyebiliriz senin yorumlarından yola çıkarak, buna ben de bir ölçüde katılırım. Ancak tekrarlıyorum, taraftar dediğin kitlenin kim olduğu üç aşağı beş yukarı belli. Sonda yaptığın karşılaştırmaya ise katılmıyorum, mesele birilerini gönderin diyebilmekse bu konuda Galatasaray taraftarı açıkçası Fenerbahçe taraftarının fersah fersah önünde. Ali Koç'a 7 sene dayanmış bir kulüpten bahsediyoruz.

3- Türk kulüplerinin Avrupa itibarından bahsedeceksek, o itibar bir çoook uzun süre önce tamamen Türk takımları kapsmaında bitti ben sana söyleyeyim. Türk takımları olarak gerçekten bir itibarımız olsa siz Ivan Bebek faciasını yaşamazdınız, biz 2013'te çeyrek finaldeki Real Madrid eşleşmesinde doğranmazdık. Beşiktaş'ı Dinamo Kiev deplasmanında harcamazlardı. Şerefli ve gurur veren mağlubiyet dediğin şeyler sadece kamuoyunu yumuşatmak için uydurulan kavramlar. Bir gerçekliği yok. İtibar dediğin şey güçtür, ve uluslararası kapsamda güç dediğin şeyi içinde siyaset olmadan değerlendirmek mümkün değil. Türkiye'nin kendisinin Avrupa'nın gözündeki itibarı ne ki spor takımlarının bir itibarı olsun. Okan Buruk'a yönelik yaptığın Avrupa'daki sonuçlar eleştirisine katıldığım noktalar var. Özellikle Young Boys faciasının yaşandığı 2024-2025 döneminde gitmesini isteyenlerin başında ben geliyordum, sadece kötü oyunla açıklanamayacak derecede sistematik sorunlar olduğuna inanıyordum. Hala bir noktada aynı fikirdeyim. Ama sana katılmadığım noktalar da var. Öncelikle 4 demişsin ama Galatasaray, Okan Buruk'la 3 ayrı Avrupa serüveni yaşadı. Bu üç yılda bir tane kritik galibiyeti yok demek komik, benim rezalet olarak adlandırdığım ilk iki yılda dahi Manchester United ve Tottenham galibiyetleri var. Bu iki galibiyeti ben şahsen önemsemiyorum artık, ama bunların kritik maçlar olduğu gerçeğini değiştirmez. Balon olarak adlandırdığın sezona gelirsek senin söylemin iyice komik bir hale geliyor. İstediğimiz kılıfı bulabiliriz ama günün sonunda iki tane Liverpool galibiyeti var, 5-2 Juventus galibiyeti var. Galatasaray'ın yenildiği City'i, berabere kaldığı Atletico'yu ve iki kez Inter'i yenen Bodo'ya karşı 3-1 galibiyeti var. Bunları hafife alınacak maçlar olarak nitelendirmiyorum ki günün sonunda burası Şampiyonlar Ligi, her maç kritik maç. Evet bu maçların yanında fazlasıyla eleştirebileceğimiz maçlarda seyrettik: 1-5 Frankfurt, ikinci Juventus maçı. Union SG maçı vs. Ama bunu şu an şampiyonlar liginde mücadele eden her en üst seviye takım için yapabiliriz. Çünkü bu adı üstünde şampiyonlar LİGİ, tek maç değil bir süreç. Günün sonunda Galatasaray, tüm taraftarlarını ve kamuoyunu memnun ederek ayrıldı buradan. Kusura bakma ama böyle bir sezona balon/patladı demek için belirli şeyleri bile isteye görmemek gerekiyor. Liverpool maçının hakemi demişken, doğrudan bariz hata yapmadığına katılmakla birlikte maça hiç etki etmedi demekte gerçekten bir o kadar komik olur. Maçın hakemine girmeyeceğim çok fazla, çünkü bunun arkasına mağlubiyeti saklamayı yanlış buluyorum. Biz her türlü o maçtan elenerek ayrılırdık oynadığımız oyun doğrultusunda, ancak hakemin malumun ilanı konusunda işleri oldukça kolaylaştırdığını düşündüğümü söylemeden geçmeyeceğim. Eleştirilmesi gereken şeyleri eleştirmemek var ve bu yanlış tamam, ama anlamsız eleştiri yapmak da bir o kadar yanlış. Usta Osimhen'in maç içindeki postürüne dahi laf ediyorsun, dediğin adam Osimhen. O haliyle dahi oynamaya çalıştı -ki ben çıkmasını tercih ederdim.-, bu adamın bile isteye faul almaya çalışacağını düşünmende komik. Bak dediğini Galatasaray'da yapan topçular var, bunu inkar etmem. Edemem de. Ama kendilerine iğne batırmıyorlar söylemine katılmıyorum, en azından genel değerlendirirsek. Özellikle ilk iki Avrupa serüveninde Okan Buruk yerden yere vuruluyordu sosyal medyada. Muslera'ya varana kadar tüm takıma neler neler denmedi yahu. Algıyı başka yere çekme meselesiyse de bunu Türkiye'de yapmayan kulüp yok. Ne tarafa bakarsan o tarafı görürsün bunu yaparken, sen haliyle bir Fenerbahçe taraftarı olarak Galatasaray'ı görüyorsun bunu da anormal nitelendirmiyorum.
 

satriale

konsantrasyon
Katılım
28 Haz 2023
Konular
163
Mesajlar
3,091
Beğeni sayısı
693
PG Nakit
425
Favori Güreşçi
Steve Austin ve mOx
RPG Karakteri
Matt Morgan
1- Resmi hesabımızın paylaşımı dediğin şeyleri biliyorum, zaten konuya bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin diye girmişim.

2- İlk paragrafın ve ikinci paragrafın başı için direkt bu maddeden cevap vereceğim. GS Taraftarı dediğin kesim kitle kim tam olarak? Ahmet Ercanlar, Rıdvan Aksu statüsündeki heriflerin Galatasaray versiyonları sayılabilecek fenomenlerin twitter mentlerinde muhabbet ettiği kişiler mi? Ya da o fenomenlere abi, reis, kral çeken yalaka bir güruh mu? O kişileri taraftardan sayıyorsak, Fenerbahçe içinde emin ol bir o kadar fazla tipleme bulursun. Hatta bunu yaparken zorlanmazsın da, TFF'nin GS, FB ve Samsun Avrupa'da devam ederken aldığı karar sırf Fenerbahçe elendikten ve bu nedenle sadece Samsunspor ve Galatasaray'ın lehine bir duruma dönüştükten sonra bile sanki TFF en başında Galatasaray'a yardım etmek için bunu yaptı diye savunan yığınla insan görüyorum Twitter'da. Ya da Beşiktaş maçında kenardan göz kırpan biri varmış bizim teknik kulübede, o adam yüzünden Okan Buruk sarı görmedi sanıyorlar -halbuki internette 15 saniyelik bir araştırmayla Okan'ın Başakşehir maçında cezalı olduğunu bulacaklar- ve buna ciddi ciddi inanıyorlar. Sana açık söyleyeyim ben bunları Fenerbahçe taraftarından saymıyorum. Yaptıkları mantık dışı yorumları okuduğum zamanda hiçbir şey hissetmiyorum ve çoğuna gülüp geçiyorum. Taraftarlık dediğimiz olgunun bir şeye körü körüne inanmak, o şeyi ne olursa olsun desteklemek olduğuna inanmıyorum hatta. Senin Galatasaray taraftarı şöyle, Galatasaray taraftarı böyle dediğin kesim internette gördüğün balıklardan ibaret. Hatta spor kanallarına da büyük balık diyebiliriz, kulüpler de köpek balıkları. Herkes yemleyebildiği balığı yemliyor bu denizde, kamuoyu oluşturmak ve şekillendirmek dediğimiz şey tam olarak bu. Bu noktada kulüp politikaları farklılık gösterebilir, taraftar kimlikleri ve kültürleri farklılık gösterebilir. Tüm bunları tek bir yöneticiye bağlamayı da mantıklı bulmuyorum. O topa girersek senin Erden için söylediğin şeylerin fazlasını ben Ali Koç için söylerim. Sen çıkar başka birini eleştirirsin, ben çıkarım başka birini eleştiririm. Burada bahsi geçen şey kültürse, herhangi bir kültür tek bir bireye bağlı olarak ne yaratılabilir ne de değiştirilebilir. Taraftar kulüplerinin yıllardan beri sürdürdüğü politikalara bakarsak Galatasaray taraftarının daha acımasız olduğunu söyleyebiliriz senin yorumlarından yola çıkarak, buna ben de bir ölçüde katılırım. Ancak tekrarlıyorum, taraftar dediğin kitlenin kim olduğu üç aşağı beş yukarı belli. Sonda yaptığın karşılaştırmaya ise katılmıyorum, mesele birilerini gönderin diyebilmekse bu konuda Galatasaray taraftarı açıkçası Fenerbahçe taraftarının fersah fersah önünde. Ali Koç'a 7 sene dayanmış bir kulüpten bahsediyoruz.

3- Türk kulüplerinin Avrupa itibarından bahsedeceksek, o itibar bir çoook uzun süre önce tamamen Türk takımları kapsmaında bitti ben sana söyleyeyim. Türk takımları olarak gerçekten bir itibarımız olsa siz Ivan Bebek faciasını yaşamazdınız, biz 2013'te çeyrek finaldeki Real Madrid eşleşmesinde doğranmazdık. Beşiktaş'ı Dinamo Kiev deplasmanında harcamazlardı. Şerefli ve gurur veren mağlubiyet dediğin şeyler sadece kamuoyunu yumuşatmak için uydurulan kavramlar. Bir gerçekliği yok. İtibar dediğin şey güçtür, ve uluslararası kapsamda güç dediğin şeyi içinde siyaset olmadan değerlendirmek mümkün değil. Türkiye'nin kendisinin Avrupa'nın gözündeki itibarı ne ki spor takımlarının bir itibarı olsun. Okan Buruk'a yönelik yaptığın Avrupa'daki sonuçlar eleştirisine katıldığım noktalar var. Özellikle Young Boys faciasının yaşandığı 2024-2025 döneminde gitmesini isteyenlerin başında ben geliyordum, sadece kötü oyunla açıklanamayacak derecede sistematik sorunlar olduğuna inanıyordum. Hala bir noktada aynı fikirdeyim. Ama sana katılmadığım noktalar da var. Öncelikle 4 demişsin ama Galatasaray, Okan Buruk'la 3 ayrı Avrupa serüveni yaşadı. Bu üç yılda bir tane kritik galibiyeti yok demek komik, benim rezalet olarak adlandırdığım ilk iki yılda dahi Manchester United ve Tottenham galibiyetleri var. Bu iki galibiyeti ben şahsen önemsemiyorum artık, ama bunların kritik maçlar olduğu gerçeğini değiştirmez. Balon olarak adlandırdığın sezona gelirsek senin söylemin iyice komik bir hale geliyor. İstediğimiz kılıfı bulabiliriz ama günün sonunda iki tane Liverpool galibiyeti var, 5-2 Juventus galibiyeti var. Galatasaray'ın yenildiği City'i, berabere kaldığı Atletico'yu ve iki kez Inter'i yenen Bodo'ya karşı 3-1 galibiyeti var. Bunları hafife alınacak maçlar olarak nitelendirmiyorum ki günün sonunda burası Şampiyonlar Ligi, her maç kritik maç. Evet bu maçların yanında fazlasıyla eleştirebileceğimiz maçlarda seyrettik: 1-5 Frankfurt, ikinci Juventus maçı. Union SG maçı vs. Ama bunu şu an şampiyonlar liginde mücadele eden her en üst seviye takım için yapabiliriz. Çünkü bu adı üstünde şampiyonlar LİGİ, tek maç değil bir süreç. Günün sonunda Galatasaray, tüm taraftarlarını ve kamuoyunu memnun ederek ayrıldı buradan. Kusura bakma ama böyle bir sezona balon/patladı demek için belirli şeyleri bile isteye görmemek gerekiyor. Liverpool maçının hakemi demişken, doğrudan bariz hata yapmadığına katılmakla birlikte maça hiç etki etmedi demekte gerçekten bir o kadar komik olur. Maçın hakemine girmeyeceğim çok fazla, çünkü bunun arkasına mağlubiyeti saklamayı yanlış buluyorum. Biz her türlü o maçtan elenerek ayrılırdık oynadığımız oyun doğrultusunda, ancak hakemin malumun ilanı konusunda işleri oldukça kolaylaştırdığını düşündüğümü söylemeden geçmeyeceğim. Eleştirilmesi gereken şeyleri eleştirmemek var ve bu yanlış tamam, ama anlamsız eleştiri yapmak da bir o kadar yanlış. Usta Osimhen'in maç içindeki postürüne dahi laf ediyorsun, dediğin adam Osimhen. O haliyle dahi oynamaya çalıştı -ki ben çıkmasını tercih ederdim.-, bu adamın bile isteye faul almaya çalışacağını düşünmende komik. Bak dediğini Galatasaray'da yapan topçular var, bunu inkar etmem. Edemem de. Ama kendilerine iğne batırmıyorlar söylemine katılmıyorum, en azından genel değerlendirirsek. Özellikle ilk iki Avrupa serüveninde Okan Buruk yerden yere vuruluyordu sosyal medyada. Muslera'ya varana kadar tüm takıma neler neler denmedi yahu. Algıyı başka yere çekme meselesiyse de bunu Türkiye'de yapmayan kulüp yok. Ne tarafa bakarsan o tarafı görürsün bunu yaparken, sen haliyle bir Fenerbahçe taraftarı olarak Galatasaray'ı görüyorsun bunu da anormal nitelendirmiyorum.

Twitterdakilere bakarak değerlendirmiyorum. Genel kanı bu. Çevrendeki herhangi gsli olmayan bir arkadaşına sor. Herhangi bir gsli ile normal futbol muhabbeti yapabiliyor mu diye. Halı sahaya çağırdığımız 30 kişilik bir arkadaş havuzu var. Bunların 20si gsli ve biri hariç hiçbiriyle asla tek cümle futbol konuşamıyoruz., sadece Avrupa futbolu o kadar. Neden konuşamadığımızı fenerli ya da jkli arkadaşlar anlayacaktır. Yani bu sayı sadece halı sahaya gelenler arasında 20'de 1. O kişi de Okan'ı sevmediği ve takımı bok gibi yönettiği için sevmiyor. Kendi hatasını, kendi eyyamını konuşmayan bir taraftar profili var karşımızda her zaman. Geçen sezon Syzmanski'nin penaltısında bile eyyam penaltısı diyen çok Fenerli gördüm. Çevremde ise herkes öyle dedi. 100 kişilik küme oluştursak 90'ı bunu söyleyecek ve 10'u dışarıda kalacak bir küme olur. Ama mevzubahis GS'ye geldiğinde bu küme tam tersine döner. Çevremle sınırlı değil tabi. Medyada da konuşan yok. GS'liler kendi içinde özeleştiriye kapalı olduğu için bunları görmeyecektir. Rakip takımdakiler okey olur ama bu görüşe.

Örneğin; Okan Frankfurt'a yenildi hakem dedi, YB'ye yenildi hakem dedi, USG'ye yenildi hakem dedi, Liv'e yenildi hakem dedi, City'e yenildi hakem dedi. Abi bir insan kendi hatasını konuşur artık. Sıfır. 8'de kapanır 18'de diyen GS mentalitesi, Ali Koç vari ağlak bir mentaliteye dönüştü. Bu toparlanmaz. Gs maç kaybettiğinde kendi dışında sallayacak birini arıyor her zaman. Kazandığı zaman iyiler kazanır diyor. Kaybettiğinde rakibe saldırıyor. İyilik meleği olarak lanse edilen faizci Muslera'nın kaybettiği maçta rakibinin ayağını kırmaya çalışmasını unutamadık mesela hala.

Bugün bile Liverpool maçında yaşanan sakatlıkları Allah'ın adaleti diye yorumlayan gsliler ve medyadaki main eventer yorumcular var. Liverpoollular sakatlanıyor çünkü ara tatil verilmiyor. Yoğun tempodan dolayı kas sakatlığı yaşıyorlar. Galatasaray'a gelince hiçbir ligde olmayan tatil veriliyor. Milli takım için verilen tatil, oyuncuların daha çok antrenman yapabilmesini sağlamak için olur genelde ama TFF'nin resmi sitesine baktığımızda antrenmana gelmeye bile tenezzül etmemişler. Bunun adı yüzsüzlüktür.

Osimhen'in ve diğer oyuncuların bile isteye faul alması konusuna gelirsek de Osimhen geldiği günden beri her derbide kendini yere atarak maç başı 5 kere kenara gelip oyuna geliyor. Bunda tartışılacak bir şey göremiyorum. Torreira yerde kıvranıp Djiku kırmızı gördüğü anda ayağa kalkıp aslan gibi kükrüyor. Bunda da tartışılacak bir şey göremiyorum. Takımların kenara gelmesi her takımdan örnek verilebilir ama sürekli aynı kişiler tarafından yapıldığında çok göze batıyor. Örnekler çoğaltılır ama gerek yok.

Ayrıca her Avrupa maçında hakem hatası olur. Bizim bu sene penaltımızın verilmediği çok Avrupa maçı oldu. Bu da UEFA bizi yemek istedi demek değildir ya da hakem maçı katletti. Diğer takımlar elendiğinde yoluna bakıyorlar. Ama GS medyası öyle bir şey oluşturdu ki hakem yüzünden elenmişsiniz gibi gösteriyorlar millete. Şu an UEFA postlarının altına hangi mecrada girersen ya hakemle ilgili yorum ya da oyunculara küfür içeren yorumlar var. Şu an ben socrates dahil hiçbir spor kuruluşunun GS'nin 30+ şut yemesi hakkında konuştuğunu göremedim. Hakem üzerinden değerlendiriliyor tüm maçlar. Bunu Fener ya da BJK yaptığında ağlak olarak itham ediliyor GS tarafından. Üstüne, medyanın şişirme haberleriyle Fenerbahçe'nin uçakta yaşadığı olaylar medyaya yansıtılıyor. Doğru veya yanlışlığı bile net olmayan şeyler. Konuşulması gereken ezilerek elenmiş ve tüm Avrupa'dan tepki toplayan GS olması gerekirken konular bambaşka oluyor. Toplar asla GS ve Okan Buruk'a dönmüyor. Asla onlar suçlu değil. Asla onlar hatalı değil.
 

Spear of Chaos

PG.net Kullanıcısı
Katılım
3 Tem 2023
Konular
382
Mesajlar
6,157
Beğeni sayısı
899
PG Nakit
1,255
Favori Güreşçi
Seth Rollins
Hakeza Fenerbahçe’li kendini bilmez birkaç taraftar aynı şekilde paylaşımlar yapsa konuyu ilahi güçlere, toplumsal ahlaki normlara, Allah’ın adaletine, Fenerbahçe’nin ahlakına vs. getirip satırlarca psikolojik vesikalar yazacaklar nedense sessiz.

Ama tebrik etmek lazım, o kadar büyük bir medya-holigan gazeteci-sosyal medya troll ağı var ki maalesef yenişemiyoruz.

Derdiniz ne temiz futbol, ne ırk eşitliği, ne adalet, ne de başka bir şey.
Erkan abi şu modu acmis resmen:
 

god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster
Twitterdakilere bakarak değerlendirmiyorum. Genel kanı bu. Çevrendeki herhangi gsli olmayan bir arkadaşına sor. Herhangi bir gsli ile normal futbol muhabbeti yapabiliyor mu diye. Halı sahaya çağırdığımız 30 kişilik bir arkadaş havuzu var. Bunların 20si gsli ve biri hariç hiçbiriyle asla tek cümle futbol konuşamıyoruz., sadece Avrupa futbolu o kadar. Neden konuşamadığımızı fenerli ya da jkli arkadaşlar anlayacaktır. Yani bu sayı sadece halı sahaya gelenler arasında 20'de 1. O kişi de Okan'ı sevmediği ve takımı bok gibi yönettiği için sevmiyor. Kendi hatasını, kendi eyyamını konuşmayan bir taraftar profili var karşımızda her zaman. Geçen sezon Syzmanski'nin penaltısında bile eyyam penaltısı diyen çok Fenerli gördüm. Çevremde ise herkes öyle dedi. 100 kişilik küme oluştursak 90'ı bunu söyleyecek ve 10'u dışarıda kalacak bir küme olur. Ama mevzubahis GS'ye geldiğinde bu küme tam tersine döner. Çevremle sınırlı değil tabi. Medyada da konuşan yok. GS'liler kendi içinde özeleştiriye kapalı olduğu için bunları görmeyecektir. Rakip takımdakiler okey olur ama bu görüşe.

Örneğin; Okan Frankfurt'a yenildi hakem dedi, YB'ye yenildi hakem dedi, USG'ye yenildi hakem dedi, Liv'e yenildi hakem dedi, City'e yenildi hakem dedi. Abi bir insan kendi hatasını konuşur artık. Sıfır. 8'de kapanır 18'de diyen GS mentalitesi, Ali Koç vari ağlak bir mentaliteye dönüştü. Bu toparlanmaz. Gs maç kaybettiğinde kendi dışında sallayacak birini arıyor her zaman. Kazandığı zaman iyiler kazanır diyor. Kaybettiğinde rakibe saldırıyor. İyilik meleği olarak lanse edilen faizci Muslera'nın kaybettiği maçta rakibinin ayağını kırmaya çalışmasını unutamadık mesela hala.

Bugün bile Liverpool maçında yaşanan sakatlıkları Allah'ın adaleti diye yorumlayan gsliler ve medyadaki main eventer yorumcular var. Liverpoollular sakatlanıyor çünkü ara tatil verilmiyor. Yoğun tempodan dolayı kas sakatlığı yaşıyorlar. Galatasaray'a gelince hiçbir ligde olmayan tatil veriliyor. Milli takım için verilen tatil, oyuncuların daha çok antrenman yapabilmesini sağlamak için olur genelde ama TFF'nin resmi sitesine baktığımızda antrenmana gelmeye bile tenezzül etmemişler. Bunun adı yüzsüzlüktür.

Osimhen'in ve diğer oyuncuların bile isteye faul alması konusuna gelirsek de Osimhen geldiği günden beri her derbide kendini yere atarak maç başı 5 kere kenara gelip oyuna geliyor. Bunda tartışılacak bir şey göremiyorum. Torreira yerde kıvranıp Djiku kırmızı gördüğü anda ayağa kalkıp aslan gibi kükrüyor. Bunda da tartışılacak bir şey göremiyorum. Takımların kenara gelmesi her takımdan örnek verilebilir ama sürekli aynı kişiler tarafından yapıldığında çok göze batıyor. Örnekler çoğaltılır ama gerek yok.

Ayrıca her Avrupa maçında hakem hatası olur. Bizim bu sene penaltımızın verilmediği çok Avrupa maçı oldu. Bu da UEFA bizi yemek istedi demek değildir ya da hakem maçı katletti. Diğer takımlar elendiğinde yoluna bakıyorlar. Ama GS medyası öyle bir şey oluşturdu ki hakem yüzünden elenmişsiniz gibi gösteriyorlar millete. Şu an UEFA postlarının altına hangi mecrada girersen ya hakemle ilgili yorum ya da oyunculara küfür içeren yorumlar var. Şu an ben socrates dahil hiçbir spor kuruluşunun GS'nin 30+ şut yemesi hakkında konuştuğunu göremedim. Hakem üzerinden değerlendiriliyor tüm maçlar. Bunu Fener ya da BJK yaptığında ağlak olarak itham ediliyor GS tarafından. Üstüne, medyanın şişirme haberleriyle Fenerbahçe'nin uçakta yaşadığı olaylar medyaya yansıtılıyor. Doğru veya yanlışlığı bile net olmayan şeyler. Konuşulması gereken ezilerek elenmiş ve tüm Avrupa'dan tepki toplayan GS olması gerekirken konular bambaşka oluyor. Toplar asla GS ve Okan Buruk'a dönmüyor. Asla onlar suçlu değil. Asla onlar hatalı değil.

Samimiyetime inanıp inanmamak senin tercihin ama durum komiktir ki bende etrafımdaki Fenerli arkadaşlarımla -Beşiktaş taraftarı sayabileceğim arkadaşım yok sanırım aklıma gelmedi.- ciddi ciddi oturup futbol konuşmakta zorlanıyorum. Bariz istisna bir yakın arkadaşım hariç konuyu hakeme çekmeden, futbol dışı konulardan algı yapmadan veya en kısa tabirle futbolu futbol olarak değerlendiremedikleri çok zaman oluyor. İronik ki Galatasaray taraftarı sayabileceğim arkadaşlarımla hatta birkaç abimle gayet güzel, uzun ve objektif futbol muhabbeti yapabiliyoruz. İşin içine katmak gerektiğinde üstte bahsettiğim siyasi meseleleri de yer yer katarak geniş bir perspektiften değerlendirebiliyoruz birçok konuyu. Yine üstte bahsettiğim gibi, en az 30'ar milyon taraftarı olan bu iki kulübü etrafımızdaki 30-50 kişiye indirgemek bilmiyorum bana hala mantıksız geliyor. Bir noktada yorum yapamayacağım, o da ben ne Galatasaraylı ne Fenerbahçeli twitter fenomenlerini ya da genel olarak muhabirlerini pek takip etmiyorum. Dolayısıyla Galatasaray kanadı özeleştiriye kapalıdır ya da değildir diye çok ayrıntılı yorumlayamam. Ancak yine durum aynı, elbette her iki tarafta da bu tipte yüzlerce hatta binlerce insan bulursun. Yine üstte belirttiğim gibi, biraz görmek istediğimizi görüyoruz bu konuda. Algıda seçicilik tadında. Dediğim gibi ben pek takip etmiyorum, bana samimi gelmiyor hiçbiri. Çünkü onların yaptığı tek şey kamuoyuna göre şekil almak, ve kamuoyunu şekillendirmeye çalışmak. Takip ettiğim tek platform Galatasaray Sözlük bu minvalde. Orası da zaten resmi bir haber sayfası değil, adı üstünde Galatasaray üzerinden şekillenen bir sözlük platformu. O platformda kalitesi son 1-2 yılda düşmüş olsa bile hala en objektif değerlendirmeleri gördüğüm, bana bir şeyler katan yorumların yapıldığı bir yer.

Okan'ın maç sonu yorumları konusunda belki bir yere kadar sana katılabilirim, ama ben uzun süredir futbolda bunun aksini sürekli yapan bir yönetici/teknik direktör ne gördüm ne hatırlıyorum büyük kulüpler nezdinde. Çünkü kamuoyunun kalitesi zaten yerlerde, ve oraya hitap edip adı üstünde oy toplamak için bunu yapmak mecburiyetinde olduklarını düşünüyorum. Senin üstte yazdığın Erden Timur döneminde başladı bu durumlar söylemine de pek katılmıyorum çünkü onun öncesinde Ali Koç gibi bir gerçek var. Zaten sen de onun nasıl bir mantalitede olduğunu belirtmişsin. Muslera konusuna girersek, faiz olayının arka perdesinde ne döndü ve Muslera'ya neler söylendi ya da o bu işten ne anladı bizim bunu bilmemiz mümkün değil. Daha önce Icardi'nin köpek paylaşımı için dediğim gibi, ikimizde bu konuda varsayım yapmaktan öteye geçemeyeceğiz. Sen kötü niyetli dersin, ben iyi niyetli derim ve bu günün sonunda hiçbir yere varmaz. Ama rakibinin ayağını kırmaya çalışması abartılı bir yorum. Muslera, Galatasaray'a 2011 yılında geldi ve dile kolay 14 sene geçirdi. Bu 14 senede Muslera'nın kaç defa böyle bir harekette bulunduğunu gördün Allah aşkına? Futbol bu, onun yıllardan beri lanse ettiği profesyonelliğine ve karakterine yakışmadığına katılmakla birlikte tek bir olay üzerinden koca Muslera mirasını küçültmeye gitmenin hiçbir anlamı yok.

Taraftar ve main eventer yorumcular vesaire yeterince konuştuğumu düşünüyorum. Ama Galatasaray'a gelince hiçbir ligde olmayan tatil veriliyor cümlen çok üzücü. Bu tatil bir günde planlanmadı, 27. haftadaki maçlar ta ocak ayında Samsunspor ve Fenerbahçe'de dahil üç temsilci hala Avrupa'dayken ertelendi. Yani sadece Galatasaray'a yönelik bir durum hiçbir zaman söz konusu olmadı. Galatasaray'ın işine geldi mi geldi, ama sadece bu yüzden sanki TFF Galatasaray'a kıyak geçmiş gibi bir sonuca varmak hakikaten komik. Şu konuda bir çelişkin olduğunu düşünüyorum, Liverpool takımının yoğun tempodan ötürü sakatlandığını söylerken bir o kadar yoğun bir tempodan çıkan Galatasaray takımı oyuncularının hemen antrenmana çıkmasını beklemen anlamsız. Ellerinde bu inisiyatif varsa değerlendirip değerlendirmemek sadece onları bağlar, yorum yapmak kimsenin haddine değil. Montella ve milli takım teknik ekip bu konuda eleştiride bulunur ve özellikle çağrıldıkları halde gitmezler o zaman farklı bir gözle değerlendirebiliriz. Ancak şu haliyle, Liverpool'un başına gelen şey ortadayken -bizzat sen getirdin bu örneği- oyuncuların birkaç gün dinlenmek istemesinden daha doğal ne var?

Pekala belki ben Galatasaraylı olarak Osimhen'in kendini yere atmasını gözden kaçırmış olayım, böyle bir durum varsa. Ancak açıkçası süper ligde Osimhen kadar yoğun şekilde savunulan başka forvet var mı, zannetmiyorum. Bunu şu yüzden söyledim, oyuncudan oyuncuya bu durum farklı biçimde değerlendirilmeli. Torreira konusunda sana katılıyorum, hatta kendim ekleyeyim bizim takımda Sallai'de bunu çok yapıyor. Ancak Osimhen, hatta Barış'ı da ekleyeyim bu iki oyuncunun maruz kaldığı presin ve mücadelenin onları bunu yapmaya ittiğini düşünüyorum eğer yapıyorlarsa bile. Futbolda bunlar var senin söylediğin gibi, bunu abartan oyuncular da her takımdan fazlasıyla bulunabilir. Yine aynı konuya geleceğim biz görmek istediğimizi görmekle yetiniriz bu konuda.

Son paragrafa gelirsek, elbette her Avrupa maçında bariz hatalar yaşanıyordur ve bu hemen her takımın lehine ya da aleyhine olabiliyordur buna katılıyorum. Ancak bilmiyorum belki benim paronayaklığımdır ama şunu düşünmeden edemiyorum, bir önceki mesajımda üç büyükler için verdiğim örnekler herhangi bir dev Avrupa kulübünün başına gelse -ki ben geleceğine de pek inanmıyorum ama- buna sebep olan hakemler rahat bir şekilde hakemliklerine devam edebilecekler. Baksana usta süper ligde bile üç büyükler her zaman kayırılıyor hakemler tarafından, bunu Avrupa'da mı yapmayacaklar? Bile isteye bir takımı kazandırıyorlar babında söylemiyorum bunu, ben bunun süper ligde de olduğunu düşünmüyorum. Ama günümüzde maalesef ki futbol ve siyaset, hem yurt içi hem yurt dışı kapsamında iç içe. Dolayısıyla hakemlerin sahaya çıkarken hissettikleri baskılar sadece futbolu kapsayan konulardan geçmiyor artık. Direkt Galatasaray - Liverpool maçından örnek vereyim. Szobozslai'nin aldığı penaltı pozisyonu. Maçı canlı izledin mi bilmiyorum. Öncelikle pozisyonun penaltı olduğu kanaatindeyim bunu söyleyeyim, hakem yanlış karar verdi demeyeceğim. Ancak hakem pozisyonu gördüğünde direkt penaltıyı verseydi bu konuyu açmazdım şu an. Aradan 15-20 saniye geçti ve yan hakemle karşılıklı konuşmalar sonucunda bu düdüğü çalabildi, eğer orta hakem ya da yan hakem pozisyonu direkt süzmüş olsa ve kararı vermiş olsa zaten penaltıyı verirlerdi. Ancak veremediler, sonra ne olduysa bir anda düdük çalındı. Bu eyyamın göstergesi değil, Avrupa'daki hakemlerin üzerindeki baskının bizzat kanıtı. Bu paragrafın başında bahsettiğim mevzu, aslında senin yanıtladığın paragraf direkt benim Türk takımlarının Avrupa'daki itibarının Okan'dan çok önce bittiğini söylememin bir örneği niteliğindeydi. Kaldı ki Ivan Bebek ve bizim Madrid mevzuları 10 yılı aşan mevzular. Bizim Avrupa'daki hakemler üzerinde onları baskı altına alabileceğimiz bir etkimiz yok, bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu bizim Avrupa'dan elenmemizin doğrudan sebebi değil evet, ama kesinlikle işimizi zorlaştıran bir mevzu. Medyanın şekil değişkenliğini zaten yeterince konuştuk. Sadece son kısma bir şey söyleyeyim, sosyal medyanın en zirvesindeki muhabir olarak tanımlayabileceğimiz Yağız Sabuncuoğlu açık bir Fenerbahçe holiganı. Yeri gelince Fenerbahçe'yi korumak için yanlış haber yapmaktan -bknz. Duran mevzusu- çekinmiyor, Galatasaray üzerinde baskı yaratma şansı varsa bunu asla kaçırmıyor. Dediğin durum tek takıma özel olan bir şey değil yani, Saran değil ama Ali Koç döneminde bu iş çok daha barizdi bence. Bizzat Ahmet Ercanlar gibi bir örnek var hiç kimse yoksa. Kabul edelim ya da etmeyelim, bizim ciddiye almadığımız o herif şu an kamuoyunu yönlendiren insanlardan birisi. Ben de senin mantığınla hareket etsem medyada Galatasaray'ın üzerine oynuyorlar diye paragraflarca yazı yazarım. En başından beri söylediğim gibi, bu meseleler bizim görmek istediğimizi görmemizin bir sonucu.
 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi