Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
Güreş Dışı
Tribün
Konate'ye Galatasaraylılar Tarafından Yapılan Irkçı Saldırı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="god is an astronaut" data-source="post: 430853" data-attributes="member: 91"><p>1- Resmi hesabımızın paylaşımı dediğin şeyleri biliyorum, zaten konuya bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin diye girmişim.</p><p></p><p>2- İlk paragrafın ve ikinci paragrafın başı için direkt bu maddeden cevap vereceğim. GS Taraftarı dediğin kesim kitle kim tam olarak? Ahmet Ercanlar, Rıdvan Aksu statüsündeki heriflerin Galatasaray versiyonları sayılabilecek fenomenlerin twitter mentlerinde muhabbet ettiği kişiler mi? Ya da o fenomenlere abi, reis, kral çeken yalaka bir güruh mu? O kişileri taraftardan sayıyorsak, Fenerbahçe içinde emin ol bir o kadar fazla tipleme bulursun. Hatta bunu yaparken zorlanmazsın da, TFF'nin GS, FB ve Samsun Avrupa'da devam ederken aldığı karar sırf Fenerbahçe elendikten ve bu nedenle sadece Samsunspor ve Galatasaray'ın lehine bir duruma dönüştükten sonra bile sanki TFF en başında Galatasaray'a yardım etmek için bunu yaptı diye savunan yığınla insan görüyorum Twitter'da. Ya da Beşiktaş maçında kenardan göz kırpan biri varmış bizim teknik kulübede, o adam yüzünden Okan Buruk sarı görmedi sanıyorlar -halbuki internette 15 saniyelik bir araştırmayla Okan'ın Başakşehir maçında cezalı olduğunu bulacaklar- ve buna ciddi ciddi inanıyorlar. Sana açık söyleyeyim ben bunları Fenerbahçe taraftarından saymıyorum. Yaptıkları mantık dışı yorumları okuduğum zamanda hiçbir şey hissetmiyorum ve çoğuna gülüp geçiyorum. Taraftarlık dediğimiz olgunun bir şeye körü körüne inanmak, o şeyi ne olursa olsun desteklemek olduğuna inanmıyorum hatta. Senin Galatasaray taraftarı şöyle, Galatasaray taraftarı böyle dediğin kesim internette gördüğün balıklardan ibaret. Hatta spor kanallarına da büyük balık diyebiliriz, kulüpler de köpek balıkları. Herkes yemleyebildiği balığı yemliyor bu denizde, kamuoyu oluşturmak ve şekillendirmek dediğimiz şey tam olarak bu. Bu noktada kulüp politikaları farklılık gösterebilir, taraftar kimlikleri ve kültürleri farklılık gösterebilir. Tüm bunları tek bir yöneticiye bağlamayı da mantıklı bulmuyorum. O topa girersek senin Erden için söylediğin şeylerin fazlasını ben Ali Koç için söylerim. Sen çıkar başka birini eleştirirsin, ben çıkarım başka birini eleştiririm. Burada bahsi geçen şey kültürse, herhangi bir kültür tek bir bireye bağlı olarak ne yaratılabilir ne de değiştirilebilir. Taraftar kulüplerinin yıllardan beri sürdürdüğü politikalara bakarsak Galatasaray taraftarının daha acımasız olduğunu söyleyebiliriz senin yorumlarından yola çıkarak, buna ben de bir ölçüde katılırım. Ancak tekrarlıyorum, taraftar dediğin kitlenin kim olduğu üç aşağı beş yukarı belli. Sonda yaptığın karşılaştırmaya ise katılmıyorum, mesele birilerini gönderin diyebilmekse bu konuda Galatasaray taraftarı açıkçası Fenerbahçe taraftarının fersah fersah önünde. Ali Koç'a 7 sene dayanmış bir kulüpten bahsediyoruz.</p><p></p><p>3- Türk kulüplerinin Avrupa itibarından bahsedeceksek, o itibar bir çoook uzun süre önce tamamen Türk takımları kapsmaında bitti ben sana söyleyeyim. Türk takımları olarak gerçekten bir itibarımız olsa siz Ivan Bebek faciasını yaşamazdınız, biz 2013'te çeyrek finaldeki Real Madrid eşleşmesinde doğranmazdık. Beşiktaş'ı Dinamo Kiev deplasmanında harcamazlardı. Şerefli ve gurur veren mağlubiyet dediğin şeyler sadece kamuoyunu yumuşatmak için uydurulan kavramlar. Bir gerçekliği yok. İtibar dediğin şey güçtür, ve uluslararası kapsamda güç dediğin şeyi içinde siyaset olmadan değerlendirmek mümkün değil. Türkiye'nin kendisinin Avrupa'nın gözündeki itibarı ne ki spor takımlarının bir itibarı olsun. Okan Buruk'a yönelik yaptığın Avrupa'daki sonuçlar eleştirisine katıldığım noktalar var. Özellikle Young Boys faciasının yaşandığı 2024-2025 döneminde gitmesini isteyenlerin başında ben geliyordum, sadece kötü oyunla açıklanamayacak derecede sistematik sorunlar olduğuna inanıyordum. Hala bir noktada aynı fikirdeyim. Ama sana katılmadığım noktalar da var. Öncelikle 4 demişsin ama Galatasaray, Okan Buruk'la 3 ayrı Avrupa serüveni yaşadı. Bu üç yılda bir tane kritik galibiyeti yok demek komik, benim rezalet olarak adlandırdığım ilk iki yılda dahi Manchester United ve Tottenham galibiyetleri var. Bu iki galibiyeti ben şahsen önemsemiyorum artık, ama bunların kritik maçlar olduğu gerçeğini değiştirmez. Balon olarak adlandırdığın sezona gelirsek senin söylemin iyice komik bir hale geliyor. İstediğimiz kılıfı bulabiliriz ama günün sonunda iki tane Liverpool galibiyeti var, 5-2 Juventus galibiyeti var. Galatasaray'ın yenildiği City'i, berabere kaldığı Atletico'yu ve iki kez Inter'i yenen Bodo'ya karşı 3-1 galibiyeti var. Bunları hafife alınacak maçlar olarak nitelendirmiyorum ki günün sonunda burası Şampiyonlar Ligi, her maç kritik maç. Evet bu maçların yanında fazlasıyla eleştirebileceğimiz maçlarda seyrettik: 1-5 Frankfurt, ikinci Juventus maçı. Union SG maçı vs. Ama bunu şu an şampiyonlar liginde mücadele eden her en üst seviye takım için yapabiliriz. Çünkü bu adı üstünde şampiyonlar LİGİ, tek maç değil bir süreç. Günün sonunda Galatasaray, tüm taraftarlarını ve kamuoyunu memnun ederek ayrıldı buradan. Kusura bakma ama böyle bir sezona balon/patladı demek için belirli şeyleri bile isteye görmemek gerekiyor. Liverpool maçının hakemi demişken, doğrudan bariz hata yapmadığına katılmakla birlikte maça hiç etki etmedi demekte gerçekten bir o kadar komik olur. Maçın hakemine girmeyeceğim çok fazla, çünkü bunun arkasına mağlubiyeti saklamayı yanlış buluyorum. Biz her türlü o maçtan elenerek ayrılırdık oynadığımız oyun doğrultusunda, ancak hakemin malumun ilanı konusunda işleri oldukça kolaylaştırdığını düşündüğümü söylemeden geçmeyeceğim. Eleştirilmesi gereken şeyleri eleştirmemek var ve bu yanlış tamam, ama anlamsız eleştiri yapmak da bir o kadar yanlış. Usta Osimhen'in maç içindeki postürüne dahi laf ediyorsun, dediğin adam Osimhen. O haliyle dahi oynamaya çalıştı -ki ben çıkmasını tercih ederdim.-, bu adamın bile isteye faul almaya çalışacağını düşünmende komik. Bak dediğini Galatasaray'da yapan topçular var, bunu inkar etmem. Edemem de. Ama kendilerine iğne batırmıyorlar söylemine katılmıyorum, en azından genel değerlendirirsek. Özellikle ilk iki Avrupa serüveninde Okan Buruk yerden yere vuruluyordu sosyal medyada. Muslera'ya varana kadar tüm takıma neler neler denmedi yahu. Algıyı başka yere çekme meselesiyse de bunu Türkiye'de yapmayan kulüp yok. Ne tarafa bakarsan o tarafı görürsün bunu yaparken, sen haliyle bir Fenerbahçe taraftarı olarak Galatasaray'ı görüyorsun bunu da anormal nitelendirmiyorum.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="god is an astronaut, post: 430853, member: 91"] 1- Resmi hesabımızın paylaşımı dediğin şeyleri biliyorum, zaten konuya bir kulübün yaptığı eylemi dilediğin gibi eleştirebilirsin diye girmişim. 2- İlk paragrafın ve ikinci paragrafın başı için direkt bu maddeden cevap vereceğim. GS Taraftarı dediğin kesim kitle kim tam olarak? Ahmet Ercanlar, Rıdvan Aksu statüsündeki heriflerin Galatasaray versiyonları sayılabilecek fenomenlerin twitter mentlerinde muhabbet ettiği kişiler mi? Ya da o fenomenlere abi, reis, kral çeken yalaka bir güruh mu? O kişileri taraftardan sayıyorsak, Fenerbahçe içinde emin ol bir o kadar fazla tipleme bulursun. Hatta bunu yaparken zorlanmazsın da, TFF'nin GS, FB ve Samsun Avrupa'da devam ederken aldığı karar sırf Fenerbahçe elendikten ve bu nedenle sadece Samsunspor ve Galatasaray'ın lehine bir duruma dönüştükten sonra bile sanki TFF en başında Galatasaray'a yardım etmek için bunu yaptı diye savunan yığınla insan görüyorum Twitter'da. Ya da Beşiktaş maçında kenardan göz kırpan biri varmış bizim teknik kulübede, o adam yüzünden Okan Buruk sarı görmedi sanıyorlar -halbuki internette 15 saniyelik bir araştırmayla Okan'ın Başakşehir maçında cezalı olduğunu bulacaklar- ve buna ciddi ciddi inanıyorlar. Sana açık söyleyeyim ben bunları Fenerbahçe taraftarından saymıyorum. Yaptıkları mantık dışı yorumları okuduğum zamanda hiçbir şey hissetmiyorum ve çoğuna gülüp geçiyorum. Taraftarlık dediğimiz olgunun bir şeye körü körüne inanmak, o şeyi ne olursa olsun desteklemek olduğuna inanmıyorum hatta. Senin Galatasaray taraftarı şöyle, Galatasaray taraftarı böyle dediğin kesim internette gördüğün balıklardan ibaret. Hatta spor kanallarına da büyük balık diyebiliriz, kulüpler de köpek balıkları. Herkes yemleyebildiği balığı yemliyor bu denizde, kamuoyu oluşturmak ve şekillendirmek dediğimiz şey tam olarak bu. Bu noktada kulüp politikaları farklılık gösterebilir, taraftar kimlikleri ve kültürleri farklılık gösterebilir. Tüm bunları tek bir yöneticiye bağlamayı da mantıklı bulmuyorum. O topa girersek senin Erden için söylediğin şeylerin fazlasını ben Ali Koç için söylerim. Sen çıkar başka birini eleştirirsin, ben çıkarım başka birini eleştiririm. Burada bahsi geçen şey kültürse, herhangi bir kültür tek bir bireye bağlı olarak ne yaratılabilir ne de değiştirilebilir. Taraftar kulüplerinin yıllardan beri sürdürdüğü politikalara bakarsak Galatasaray taraftarının daha acımasız olduğunu söyleyebiliriz senin yorumlarından yola çıkarak, buna ben de bir ölçüde katılırım. Ancak tekrarlıyorum, taraftar dediğin kitlenin kim olduğu üç aşağı beş yukarı belli. Sonda yaptığın karşılaştırmaya ise katılmıyorum, mesele birilerini gönderin diyebilmekse bu konuda Galatasaray taraftarı açıkçası Fenerbahçe taraftarının fersah fersah önünde. Ali Koç'a 7 sene dayanmış bir kulüpten bahsediyoruz. 3- Türk kulüplerinin Avrupa itibarından bahsedeceksek, o itibar bir çoook uzun süre önce tamamen Türk takımları kapsmaında bitti ben sana söyleyeyim. Türk takımları olarak gerçekten bir itibarımız olsa siz Ivan Bebek faciasını yaşamazdınız, biz 2013'te çeyrek finaldeki Real Madrid eşleşmesinde doğranmazdık. Beşiktaş'ı Dinamo Kiev deplasmanında harcamazlardı. Şerefli ve gurur veren mağlubiyet dediğin şeyler sadece kamuoyunu yumuşatmak için uydurulan kavramlar. Bir gerçekliği yok. İtibar dediğin şey güçtür, ve uluslararası kapsamda güç dediğin şeyi içinde siyaset olmadan değerlendirmek mümkün değil. Türkiye'nin kendisinin Avrupa'nın gözündeki itibarı ne ki spor takımlarının bir itibarı olsun. Okan Buruk'a yönelik yaptığın Avrupa'daki sonuçlar eleştirisine katıldığım noktalar var. Özellikle Young Boys faciasının yaşandığı 2024-2025 döneminde gitmesini isteyenlerin başında ben geliyordum, sadece kötü oyunla açıklanamayacak derecede sistematik sorunlar olduğuna inanıyordum. Hala bir noktada aynı fikirdeyim. Ama sana katılmadığım noktalar da var. Öncelikle 4 demişsin ama Galatasaray, Okan Buruk'la 3 ayrı Avrupa serüveni yaşadı. Bu üç yılda bir tane kritik galibiyeti yok demek komik, benim rezalet olarak adlandırdığım ilk iki yılda dahi Manchester United ve Tottenham galibiyetleri var. Bu iki galibiyeti ben şahsen önemsemiyorum artık, ama bunların kritik maçlar olduğu gerçeğini değiştirmez. Balon olarak adlandırdığın sezona gelirsek senin söylemin iyice komik bir hale geliyor. İstediğimiz kılıfı bulabiliriz ama günün sonunda iki tane Liverpool galibiyeti var, 5-2 Juventus galibiyeti var. Galatasaray'ın yenildiği City'i, berabere kaldığı Atletico'yu ve iki kez Inter'i yenen Bodo'ya karşı 3-1 galibiyeti var. Bunları hafife alınacak maçlar olarak nitelendirmiyorum ki günün sonunda burası Şampiyonlar Ligi, her maç kritik maç. Evet bu maçların yanında fazlasıyla eleştirebileceğimiz maçlarda seyrettik: 1-5 Frankfurt, ikinci Juventus maçı. Union SG maçı vs. Ama bunu şu an şampiyonlar liginde mücadele eden her en üst seviye takım için yapabiliriz. Çünkü bu adı üstünde şampiyonlar LİGİ, tek maç değil bir süreç. Günün sonunda Galatasaray, tüm taraftarlarını ve kamuoyunu memnun ederek ayrıldı buradan. Kusura bakma ama böyle bir sezona balon/patladı demek için belirli şeyleri bile isteye görmemek gerekiyor. Liverpool maçının hakemi demişken, doğrudan bariz hata yapmadığına katılmakla birlikte maça hiç etki etmedi demekte gerçekten bir o kadar komik olur. Maçın hakemine girmeyeceğim çok fazla, çünkü bunun arkasına mağlubiyeti saklamayı yanlış buluyorum. Biz her türlü o maçtan elenerek ayrılırdık oynadığımız oyun doğrultusunda, ancak hakemin malumun ilanı konusunda işleri oldukça kolaylaştırdığını düşündüğümü söylemeden geçmeyeceğim. Eleştirilmesi gereken şeyleri eleştirmemek var ve bu yanlış tamam, ama anlamsız eleştiri yapmak da bir o kadar yanlış. Usta Osimhen'in maç içindeki postürüne dahi laf ediyorsun, dediğin adam Osimhen. O haliyle dahi oynamaya çalıştı -ki ben çıkmasını tercih ederdim.-, bu adamın bile isteye faul almaya çalışacağını düşünmende komik. Bak dediğini Galatasaray'da yapan topçular var, bunu inkar etmem. Edemem de. Ama kendilerine iğne batırmıyorlar söylemine katılmıyorum, en azından genel değerlendirirsek. Özellikle ilk iki Avrupa serüveninde Okan Buruk yerden yere vuruluyordu sosyal medyada. Muslera'ya varana kadar tüm takıma neler neler denmedi yahu. Algıyı başka yere çekme meselesiyse de bunu Türkiye'de yapmayan kulüp yok. Ne tarafa bakarsan o tarafı görürsün bunu yaparken, sen haliyle bir Fenerbahçe taraftarı olarak Galatasaray'ı görüyorsun bunu da anormal nitelendirmiyorum. [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
Güreş Dışı
Tribün
Konate'ye Galatasaraylılar Tarafından Yapılan Irkçı Saldırı
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt
Tema Rengi
Sıfırla