
Kameralarımız arka alanda turnuva maçını kazanıp çeyrek finale yükselen ve rakibinin belli olacağı maçı izleyen Shelton Benjamin var. Shelton kameramızı görünce konuşmaya başlıyor.
Shelton Benjamin: "Size daha önce ne söylemiştim? Geçen zamanda o ringde şaka olmayacağını, komedinin, maskaralıkların ve büyük egoların o iplerin arasına girdiğinizde hiçbir işe yaramayacağını söylemiştim. Austin Theory... Kabul ediyorum, yetenekli bir çocuk. Atletik, hırslı ve kesinlikle bir ateşi var. Ama bugün o ateş, buz gibi bir gerçekliğe çarptı.
Theory'nin bu gece öğrendiği çok acı bir ders oldu: Ego, tecrübenin karşısında her zaman diz çöker. Ringin dışında hakemle tartışarak harcadığın o birkaç saniye... ya da bana o köşeden takla atarak şovmenlik yapmaya kalkışman... Bunlar ancak sıradan rakiplere karşı işe yarayacak taktiklerdir Austin. Havada süzülürken kendini yenilmez hissetmiş olabilirsin ama çeneni havada yakalayıp yüzünü o mindere gömdüğümde, sana yerçekiminin ve benim ne kadar acımasız olduğumuzu hatırlattım. Bir saniyelik boşluk, tek bir hata... Ve Paydirt. Geriye sadece üçe kadar sayan hakemin sesi kalır.
Maçtan sonra köşeden aşağı bakarken, bariyerlerin dibinde oturmuş o yenilginin acısını sindirmeye çalıştığını gördüm. Yüzündeki o hayal kırıklığı... Buna alışsan iyi edersin evlat. Çünkü 'The High Standard' ile aynı ringi paylaştığında, elinde kalan tek şey o hayal kırıklığı olur.
Şimdi çeyrek finaldeyim. Turnuvanın geri kalanında beni kimin beklediği, hangi absürt bahanelerin arkasına sığınacağı ya da bana ne masallar anlatacağı zerre umurumda değil. Bu gece Theory'nin o minderde bıraktığı şey sadece tur şansı değildi; aynı zamanda bu şirketteki herkese, televizyon unvanının peşinden koşan her bir adama verilmiş çok net bir mesajdı.
Karşıma geçmeden önce adımlarınızı iki kez düşünün. Çünkü hata yapmanızı bekliyor olacağım. Ve o hatayı yaptığınızda... tıpkı bu gece olduğu gibi, tek bir hamleyle ışıklarınızı kapatacağım."

Aradan bir müddet geçiyor kameralarımız tekrardan Shelton Benjamin'in odasında, Shelton Benjamin'in çeyrek final rakibi MJF oluyor. Shelton izlediği aksiyondan tatmin olmuş durumda ve kameramıza bir kez daha konuşuyor.
Shelton Benjamin: "Demek çeyrek finaldeki rakibim bu... Maxwell Jacob Friedman.
Maçı izledim Max. Tebrik ederim. Gerçekten. O son saniyede yaptığın roll-up... Hayatta kalmak için ne kadar çaresiz kalabileceğini bir kez daha kanıtladın. Rush gibi bir boğanın karşısında ringde adeta bir av gibi kaçtın, dayak yedin ve en sonunda kurnazca bir sıyrılışla o zili kendi lehine çaldırdın. Ama zilden sonra olanlar... İşte asıl ilgimi çeken kısım orası.
Kendi galibiyetini kutlarken, o kemeri havaya kaldırırken, arkandan gelen tehlikeyi göremedin. Rush seni ezdi geçti. Köşede, o iplerin dibinde, çaresizce yığıldığını izledim. Bu bana ne anlatıyor biliyor musun Max? Bu bana senin, baskı altında kırılgan olduğunu anlatıyor. Kurnaz olabilirsin, hilelerin olabilir, o çenen hiç durmayabilir... Ama saf, fiziksel bir dominasyon karşısında cevapsız kalıyorsun.

(Shelton hafifçe güler, ama bu alaycı, soğuk bir gülüştür.)
Shelton Benjamin: Ve şimdi... Şimdi karşına Rush'tan daha tehlikeli, daha teknik, daha zeki ve kesinlikle daha acımasız biri çıkacak. Ben, Austin Theory'nin egosunu nasıl o mindere gömdüysem, senin o kibirli tavırlarını da aynı şekilde yerle bir edeceğim. O ringde saklanacak bir köşen, kaçacak bir ipin olmayacak.
Beni iyi dinle Max. Sen o kemeri taşıyor olabilirsin, mikrofon elindeyken çok büyük konuşuyor olabilirsin... Ama o zilin sesi benim adım okunduğunda çaldığında, işler değişecek. O ring, benim krallığım. Ve orada, ne kadar zeki olduğun değil, ne kadar dayanabildiğin önemlidir.
Hazırlan Max. O ensendeki acıyı, o köşede hissettiğin çaresizliği unutma. Çünkü benimle ringe çıktığında, o anlar sana sadece bir fragman gibi gelecek. 'The High Standard' geliyor... ve hiçbir hile seni kurtaramayacak."
Söyleyeceklerini bitiren Shelton Benjamin bavulunu alıp odasını terk ediyor ve otoparka arabasına doğru yöneliyor.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Shelton Benjamin
