Çeviri: Ace's High #46


The Rainmaker

Zen Nihon
Katılım
3 Tem 2023
Konular
696
Mesajlar
1,027
Beğeni sayısı
204
PG Nakit
8,590
Favori Güreşçi
Tomohiro Ishii
--2005 sonbaharında Meksika’ya yaptığın yolculuktan uzun uzun bahsettik. Japonya’ya döndüğünde, 9 Ekim’de Tokyo Dome’da Shinsuke Nakamura ile birlikte HUSTLE kadrosundan Yoji Anjo ve Toshiaki Kawada’ya karşı bir maç yaptınız. İnanılmaz olan, maçın gösteriden sadece iki gün önce duyurulmasıydı.


Tanahashi: Şimdi düşününce bu durum kulağa çok garip geliyor. Bu kadar büyük bir maçın iki gün önceden duyurulması... Üstelik karşımızdakiler Meksika’dan öğrendiklerimizi gösterebileceğimiz isimler de değildi. Ama o dönem HUSTLE’daydılar, değil mi?


--Bazılarının beklediği HUSTLE tarzı komediden maçta hiç eser yoktu. Özellikle Kawada son derece ciddi ve düz bir şekilde güreşti.


Tanahashi: Sanırım hâlâ üzerimde o "Strong Style" beklentisi vardı. Bu imajdan bir an önce kurtulmak istiyordum ama sanırım o zamanlar başka şirketlerden gelen güreşçiler “Bir NJPW maçı böyle olur” algısıyla ringe çıkıyordu.


--Maçı Anjo’ya Dragon Suplex yaparak kazandınız. Ama bu etkinlikten çıkan en büyük haber bir gün önceki basın toplantısıydı. NJPW’den 2002’de ayrılan Riki Choshu, New Japan’de sahne arkasında koordinatör olarak geri döndü. Bu durum hayranlar için büyük bir şok oldu ve güreşçiler arasında da memnuniyetsizlik vardı. Sen nasıl hissettin?


Tanahashi: Memnuniyetsiz değildim ama neden tam o dönemde geri döndüğünü merak ettim. Gerçekten radikal bir adımdı; yeteneklerle ilgilenmek, fikstürü hazırlamak çok zor bir iş. Kendi kendine teklif ettiğini sanmıyorum, şirket ona gidip teklif etmiş olmalı.


--Choshu’nun planı, odağı yeniden ring içindeki güreşe kaydırmaktı. Ekipler ve ittifaklar açısından da sıfırlama tuşuna bastı.


Tanahashi: Bu durum, Nakamura ile benim takımımızın bitmesinde büyük rol oynadı. Tag kemerlerini Chono ve Tenzan’a kaybettikten sonra (30 Ekim 2005, Kobe) yollarımızı ayırdık. İyi yönleri de kötü yönleri de oldu ama bence Toru Yano bu durumdan en çok etkilenen kişi oldu. Tatsutoshi Goto ve Hiro Saito’nun yanında yeni yeni kendini buluyordu; sarı saçları vardı, yanında sake şişesiyle geziyordu. Sonra bir anda siyah saça, siyah tayta döndü, klasik güreşçi Yano oldu. Bu durumdan nefret etti. Birkaç kez birlikte içtiğimizde bu konuda dert yandığını hatırlıyorum.


--Bu da yalnızca dört ay sürdü. Yano’nun kitabına göre, Choshu “Bu ne hal böyle?” deyince Yano hemen saçını siyaha boyamış. Dört ay sonra tekrar “Bu ne hal böyle?” demiş.


Tanahashi: Neyden şikâyet ettiğini unutmuştu (gülüyor). Ama bence o dönem şirket genelinde çok fazla deneme yanılma vardı. Choshu bana gerçekten bir şans verdi. Belki eskiden onun asistanlığını yaptığım içindir, bilemiyorum. Hastanede yattığımda bana çiçek ve üzerinde “Hayat uzun bir yol. Sakın pes etme.” yazılı bir kart göndermişti. Bu söz içimde yer etti. O yüzden Choshu o göreve geldiğinde, başkaları ne düşünürse düşünsün ben çok olumlu yaklaştım.


--Bu dönem Choshu ile dışarı çıkar mıydınız?


Tanahashi: Bir kez Kagoshima’da birlikte yemeğe çıktığımızı hatırlıyorum. Herhangi bir hayran bizi yan yana görse aramızda hiçbir ortak yön olmadığını düşünürdü ama hayatımın pek çok kritik anında o vardı. Hatta bu işe girmeden önce üniversiteyi bitirmemi öneren de oydu.


--Takımınızın dağılmasından sonra Nakamura hakkında “Bir daha asla birlikte takım olmayacağız. Birbirimizle rekabet etmemiz daha önemli. O an sadece yollarımız kısa süreliğine kesiştiği için takım olduk,” demiştin.


Tanahashi: Kobe’de tag kemerlerini kaybettikten sonra salondan ayrı ayrı çıktık. O an her şey bitmişti. Takımken bile ondan IWGP U-30 kemeri için yenilmiştim, G1’de de aynı şekilde. Yani benim için rekabet çok daha önemliydi.


--O ayrılık gerçekten sembolikti. Sonrasında, 3 Kasım’da Korakuen Hall’da takımınıza son noktayı koydunuz. Gerçekten ikiniz için de önemli bir yıldı. Geriye dönüp baktığında bu takım kariyerleriniz için ne kadar önemliydi?


Tanahashi: O bizim gençliğimizdi. 20’li yaşlarımızdaydık, gelişiyorduk ve gerçekten parlıyorduk. Sonrasında ikimiz de zirveye ulaştık.


--Nakamura ile asla arkadaş olamayacağınızı söylediğin hâlde, şimdi daha iyi anlaşıyor musunuz?


Tanahashi: Evet. Ne zaman karşılaşsak birlikte fotoğraf çektiriyoruz. O takım süreci ve sonrasındaki maçlarla birlikte aramızda sağlam bir güven oluştu.


--14 Kasım 2005’te Yuke’s, Antonio Inoki’nin NJPW’deki %51,5’lik hissesini satın aldı ve New Japan’in yeni sahibi oldu. O dönem başkan olan Simon Inoki, Yuke’s’in NJPW’yi düşmanca bir devralmadan kurtardığını söyledi.


Tanahashi: O zamanlar işlerin çok kötüye gittiğine dair pek çok söylenti vardı. Yuke’s gerçekten kritik bir anda yardım eli uzattı. Ama o dönemde bir ana şirketin yönetiminde olmanın neleri değiştireceğini pek anlayamamıştım. Hâlâ bildiğimiz gibi güreşip güreşemeyeceğimiz konusunda endişeliydim.


--Hemen fark edilen ilk değişiklik, Inoki’nin son dakika kart değişiklikleri yapma alışkanlığının ya da aniden etkinliklerde görünmesinin sona ermesiydi.


Tanahashi: Bu durum beni gerçekten çok sinirlendiriyordu ama bana profesyonelliğin gerektirdiği sabrı öğretti. Gerçek bir profesyonel olmak için sana atılan her şeye hazırlıklı olman gerekir. Nakamura’yla yapacağım maçı "çekmez" diye iptal ettiğinde içimden bağırmak geldi; çünkü o maçı bizzat hayranlar oylamayla seçmişti. Ama sonra Inoki’nin o sıkça bahsettiği “fandomun sekiz halkası” lafını düşününce, bunun sadece çekirdek kitleyle bağlantılı olduğunu fark ettim.


--Yuke’s yönetiminde ne gibi değişiklikler hissettin?


Tanahashi: Her şeyden önce, ring içinde olanlarla ilgili tek kelime bile etmediler. O kısmı bize bıraktılar ve bildiğimiz gibi güreşmeye devam ettik. Onların yaptığı şey, kulis tarafını baştan sona yeniden düzenlemekti. Yönetim sistemini yeniden kurdular. Bu yardımı tamamen sevgi ve minnet duygusuyla yaptılar; güreş oyunları sayesinde büyümüş bir şirket, güreşe böyle geri dönüyordu. Yani Yuke’s o yardım elini uzatmasaydı, bugün profesyonel güreşin tarihi bambaşka olabilirdi. Öte yandan, ben de Yuke’s için tam doğru zamanda gelmişim aslında.


--“Ace Çağı” tam da Yuke’s döneminde başlamış oldu.


Tanahashi: O zamanlar hâlâ ilk IWGP kemerimi kazanmamıştım, neler yapabileceğimi tam olarak göstermemiştim. Yuke’s beni bir sonraki seviyeye taşıdı; hatta salonlarda yuhalanırken bile (gülüyor). O şirkete karşı içimde büyük bir minnettarlık var.
 
Konuyu ziyaret edenler (Toplam: 2)
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi