- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
--Geçen sefer 2005’teki Meksika’ya yaptığınız bir aylık geziden bahsetmeye başlamıştık. Bugün biraz daha derinlemesine konuşalım istiyorum. Oradaki ilk maçınız 2 Eylül 2005’ti. Sen, Nakamura ve Averno’dan oluşan bir üçlü olarak Negro Casas, Dr. Wagner Jr. ve Dos Caras Jr.’a karşı ringe çıktınız. Ryusuke Taguchi o dönem orada stajdaydı ve son fall sırasında OKUMURA ile birlikte maça müdahale etti. Salonda ciddi bir tepki vardı.
Tanahashi: Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım; rudo olup seyirciden böyle bir nefret görmek... Tribünler sanki futbol maçı gibiydi, inanılmaz gürültülüydü. Bu da beni daha çok gaza getirdi. Maçla ilgili hatırladığım şey şu: Ben ve Nakamura ringe çıkmak için merdivenlerden yukarı çıkarken rakiplerimiz daha o sırada salona gelmişti. Çift şov yapıyorlarmış sanırım. Arabayla geldiler, ring kıyafetleri üzerlerinde, arabadan inip direkt ringe çıktılar.
--Böyle bir şeyi Japonya’da hayal bile edemezsin...
Tanahashi: Negro Casas’ı ev sahibi seyircisinin önünde izlemek, cidden inanılmazdı. Her yıl Fantastica Mania’ya gelen isimler arasında Último Guerrero, Atlantis gibi isimlerle ringe çıktım… Ama beni asıl heyecanlandıran isim Mister Águila olmuştu. Üniversite öğrencisiyken bir CMLL şovunu KBS Hall’da izlemiştim, maskesini almıştım çok havalı diye. Sonra bir baktım, gerçek Aguila karşımda. Ama esas kültür şokunu ring dışındaki alışkanlıklar yarattı.
--Maç öncesi hazırlık sürecinden mi bahsediyorsun?
Tanahashi: Evet. Japonya’da şova erken gelirsin, ısınır, seyirci alımı başladığında kulise geçip ring kıyafetini giyer ve sıranı beklersin. Orada işler bambaşka. Bazen ringe çıkmadan sadece iki-üç maç önce salona gelen oluyordu. Maçını yapıp direkt gidiyorlar. Toplam bir saat bile kalmıyorlar bazen. Aklım durmuştu.
--Gir, işini yap, çık modeli.
Tanahashi: Isınma falan da yok. Ama yine de kendilerini ringin tepesinden mindersiz zemine atabiliyorlar. Gerçekten akıl almaz bir şey.
--Peki, sen de lucha kültürüne adapte oldun mu? Daha çok uçarak mı güreştin?
Tanahashi: Denedim. Gerçekten denedim. Suicide dive için tüm gücümle koştum… ama ayaklarım iplere takıldı ve yere çakıldım. Hem de canlı yayında. Üstüne bir de ağır çekimde tekrar verdiler.
--Üstüne tuz biber olmuş (gülüyor)!
Tanahashi: Meksika’da her şey temelden farklı. Japonya ya da Avrupa’da güreşe başlarken ilk gün headlock, arm wringer gibi temel tutuşları çalışırsın. Orada bambaşka bir yerden başlıyorsun. Bir de altılı takımlarda hiç tag yapılmıyor.
--O sistemde biraz kayboldun mu?
Tanahashi: Kaybolmak ne kelime, tamamen kayboldum. İkili legal isimler ringin dışına çıkınca ben ve Nakamura birbirimize bakıyoruz: “Sen mi girsen, ben mi girsem?” (gülüyor)
--Nakamura’nın Meksika’da iyi vakit geçirdiğini hissediyorum.
Tanahashi: Kesinlikle. LA Dojo’da benden daha uzun kalmıştı. Brezilya’da güreşmişti, Kuzey Kore’de bile maça çıkmıştı. Seyahate alışkındı. Bu gezi benim içinse onunla arkadaş olmaya çalışma fırsatıydı.
--Büyük Tanahashi ve Nakamura arkadaşlık projesi! (gülüyor)
Tanahashi: Başarısızlıkla sonuçlandı (gülüyor). Gerçekten denedim ama hep bir mesafe vardı. Yedi saatlik otobüs yolculuğunda bile ağzından laf alamıyordum. Sanırım üç yıllık kıdem farkı etkiliydi ve ben senpai’ydim. İş dışında gardını hiç indirmedi. Ama günün sonunda, aramızdaki rekabet açısından iyi oldu belki de. Taguchi ile daha iyi anlaşıyordu orada.
--O dönemde Meksika’da üniversite öğrencisi olan KUSHIDA ile tanıştığınız söyleniyor.
Tanahashi: Evet, bir lucha antrenmanında tanıştık. Ben ve Shinsuke en üst seviye lucha sınıfına ayak uyduramayınca başlangıç seviyesine yollandık. Ultimo Gladiador antrenmanı yönetiyordu, sürekli ağzında sandviç vardı. KUSHIDA ile sadece selamlaştık o gün. Shinsuke ona “Gerçekten güreşmek istiyorsan NJPW’ye gelsene” demişti.
--2006’da HUSTLE’da başladı, 2011 Mart’ına kadar SMASH’teydi. Sen de onun son SMASH maçına gitmiştin.
Tanahashi: Kaderin garip cilveleri işte. Bu arada Kazuchika Okada da o dönem oralardaydı.
--Ah evet, daha Toryumon’da yeni başlıyordu.
Tanahashi: Evet. Birkaç yıl sonra NJPW’de karşımıza çıktı.
--O zamanlar hakkında özel bir izlenim edindin mi?
Tanahashi: “Aa uzunmuş” demekten öteye gitmedi açıkçası (gülüyor). Daha 17 yaşındaydı. Çok saf, çok çocuksuydu. Belki hala büyüyordu o zaman. Ben, Taguchi ve Nakamura sık sık Toryumon salonunda idman yapardık. Orayı severdim; Japon pirinci vardı mesela (gülüyor).
--Meksika yemekleri nasıldı sence?
Tanahashi: Yemek konusunda seçici değilim, her şeyi yedim. Arena Mexico’nun önünde bir sokak tezgahı vardı, taco ve kızartmalar satardı. Gerçek bir lucha libre durağıydı. Orada yemek yemek, lucha kültürüne dahil hissettirdi.
--Peki, herkes orada yemek yiyorsa tanınmıyor muydunuz? Kalabalık olmuyor muydu?
Tanahashi: Maskeleri çıkarınca kimsenin kim olduğunu anlamadığını görsen şaşarsın. Fantastica Mania’da Euforia gibi devasa adamlar tabii ki fark ediliyor ama o zamanlar çoğu güreşçi oldukça küçüktü. Ben boyum ve fizik yapım yüzünden dikkat çekiyordum. “Lucha adın Anabolica olsun, kesin dopinglisin” diyorlardı (gülüyor). Her şey doğal ama!
--Başka Meksika anıların var mı?
Tanahashi: CMLL’nin ana sahaları Arena Mexico ve Arena Coliseo’ydu ama bazen taşra şehirlerinde de güreştik. Oralarda aldığım tepki inanılmazdı. Çoğu ırkçılığa varan cinsten. Sadece yuhalamakla kalmıyorlardı, tavuk kanadı kemikleri falan fırlatıyorlardı üstüme. Nakamura bu konuda benden çok daha rahattı. Hatta gaza geliyordu, kışkırtıyordu.
--30 Eylül’de Arena Mexico’da IWGP Takım Şampiyonluğu’nu Rey Bucanero ve Olimpico’ya karşı savunduğunuz eşsiz bir maç da vardı.
Tanahashi: Aslında Ultimo Guerrero maça çıkacaktı ama son anda Olimpico ile değişti. Los Guerreros Hermanos ekibi inanılmaz popülerdi. Bizim gezimizin doruk noktası gibiydi o maç. Nakamura’yla çok iyi çalıştık, bolca ikili hareket denedik. O dönemden aklımda kalan bir diğer isim ise Hector Garza.
--Garza 2011’de Tokyo Dome’a gelmişti ama 2013’te hayatını kaybetti.
Tanahashi: Harika bir fiziği, yakışıklı yüzü, tam anlamıyla bir yıldızdı. İspanyolca konuşamasam da benimle iletişim kurmak için çok çabaladı. Sessiz, sakin, inanılmaz nazik biriydi. Hangi spektrumda olursan ol, ona aşık olurdun (gülüyor). Sonuçta, ben genç güreşçilerin gittiği klasik yurt dışı stajını yaşayamamıştım. Bu gezi benim için çok değerliydi. Ama eve döndüğümde “Ah evet, Japon güreşi gibisi yok” dedim (gülüyor).
Tanahashi: Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım; rudo olup seyirciden böyle bir nefret görmek... Tribünler sanki futbol maçı gibiydi, inanılmaz gürültülüydü. Bu da beni daha çok gaza getirdi. Maçla ilgili hatırladığım şey şu: Ben ve Nakamura ringe çıkmak için merdivenlerden yukarı çıkarken rakiplerimiz daha o sırada salona gelmişti. Çift şov yapıyorlarmış sanırım. Arabayla geldiler, ring kıyafetleri üzerlerinde, arabadan inip direkt ringe çıktılar.
--Böyle bir şeyi Japonya’da hayal bile edemezsin...
Tanahashi: Negro Casas’ı ev sahibi seyircisinin önünde izlemek, cidden inanılmazdı. Her yıl Fantastica Mania’ya gelen isimler arasında Último Guerrero, Atlantis gibi isimlerle ringe çıktım… Ama beni asıl heyecanlandıran isim Mister Águila olmuştu. Üniversite öğrencisiyken bir CMLL şovunu KBS Hall’da izlemiştim, maskesini almıştım çok havalı diye. Sonra bir baktım, gerçek Aguila karşımda. Ama esas kültür şokunu ring dışındaki alışkanlıklar yarattı.
--Maç öncesi hazırlık sürecinden mi bahsediyorsun?
Tanahashi: Evet. Japonya’da şova erken gelirsin, ısınır, seyirci alımı başladığında kulise geçip ring kıyafetini giyer ve sıranı beklersin. Orada işler bambaşka. Bazen ringe çıkmadan sadece iki-üç maç önce salona gelen oluyordu. Maçını yapıp direkt gidiyorlar. Toplam bir saat bile kalmıyorlar bazen. Aklım durmuştu.
--Gir, işini yap, çık modeli.
Tanahashi: Isınma falan da yok. Ama yine de kendilerini ringin tepesinden mindersiz zemine atabiliyorlar. Gerçekten akıl almaz bir şey.
--Peki, sen de lucha kültürüne adapte oldun mu? Daha çok uçarak mı güreştin?
Tanahashi: Denedim. Gerçekten denedim. Suicide dive için tüm gücümle koştum… ama ayaklarım iplere takıldı ve yere çakıldım. Hem de canlı yayında. Üstüne bir de ağır çekimde tekrar verdiler.
--Üstüne tuz biber olmuş (gülüyor)!
Tanahashi: Meksika’da her şey temelden farklı. Japonya ya da Avrupa’da güreşe başlarken ilk gün headlock, arm wringer gibi temel tutuşları çalışırsın. Orada bambaşka bir yerden başlıyorsun. Bir de altılı takımlarda hiç tag yapılmıyor.
--O sistemde biraz kayboldun mu?
Tanahashi: Kaybolmak ne kelime, tamamen kayboldum. İkili legal isimler ringin dışına çıkınca ben ve Nakamura birbirimize bakıyoruz: “Sen mi girsen, ben mi girsem?” (gülüyor)
--Nakamura’nın Meksika’da iyi vakit geçirdiğini hissediyorum.
Tanahashi: Kesinlikle. LA Dojo’da benden daha uzun kalmıştı. Brezilya’da güreşmişti, Kuzey Kore’de bile maça çıkmıştı. Seyahate alışkındı. Bu gezi benim içinse onunla arkadaş olmaya çalışma fırsatıydı.
--Büyük Tanahashi ve Nakamura arkadaşlık projesi! (gülüyor)
Tanahashi: Başarısızlıkla sonuçlandı (gülüyor). Gerçekten denedim ama hep bir mesafe vardı. Yedi saatlik otobüs yolculuğunda bile ağzından laf alamıyordum. Sanırım üç yıllık kıdem farkı etkiliydi ve ben senpai’ydim. İş dışında gardını hiç indirmedi. Ama günün sonunda, aramızdaki rekabet açısından iyi oldu belki de. Taguchi ile daha iyi anlaşıyordu orada.
--O dönemde Meksika’da üniversite öğrencisi olan KUSHIDA ile tanıştığınız söyleniyor.
Tanahashi: Evet, bir lucha antrenmanında tanıştık. Ben ve Shinsuke en üst seviye lucha sınıfına ayak uyduramayınca başlangıç seviyesine yollandık. Ultimo Gladiador antrenmanı yönetiyordu, sürekli ağzında sandviç vardı. KUSHIDA ile sadece selamlaştık o gün. Shinsuke ona “Gerçekten güreşmek istiyorsan NJPW’ye gelsene” demişti.
--2006’da HUSTLE’da başladı, 2011 Mart’ına kadar SMASH’teydi. Sen de onun son SMASH maçına gitmiştin.
Tanahashi: Kaderin garip cilveleri işte. Bu arada Kazuchika Okada da o dönem oralardaydı.
--Ah evet, daha Toryumon’da yeni başlıyordu.
Tanahashi: Evet. Birkaç yıl sonra NJPW’de karşımıza çıktı.
--O zamanlar hakkında özel bir izlenim edindin mi?
Tanahashi: “Aa uzunmuş” demekten öteye gitmedi açıkçası (gülüyor). Daha 17 yaşındaydı. Çok saf, çok çocuksuydu. Belki hala büyüyordu o zaman. Ben, Taguchi ve Nakamura sık sık Toryumon salonunda idman yapardık. Orayı severdim; Japon pirinci vardı mesela (gülüyor).
--Meksika yemekleri nasıldı sence?
Tanahashi: Yemek konusunda seçici değilim, her şeyi yedim. Arena Mexico’nun önünde bir sokak tezgahı vardı, taco ve kızartmalar satardı. Gerçek bir lucha libre durağıydı. Orada yemek yemek, lucha kültürüne dahil hissettirdi.
--Peki, herkes orada yemek yiyorsa tanınmıyor muydunuz? Kalabalık olmuyor muydu?
Tanahashi: Maskeleri çıkarınca kimsenin kim olduğunu anlamadığını görsen şaşarsın. Fantastica Mania’da Euforia gibi devasa adamlar tabii ki fark ediliyor ama o zamanlar çoğu güreşçi oldukça küçüktü. Ben boyum ve fizik yapım yüzünden dikkat çekiyordum. “Lucha adın Anabolica olsun, kesin dopinglisin” diyorlardı (gülüyor). Her şey doğal ama!
--Başka Meksika anıların var mı?
Tanahashi: CMLL’nin ana sahaları Arena Mexico ve Arena Coliseo’ydu ama bazen taşra şehirlerinde de güreştik. Oralarda aldığım tepki inanılmazdı. Çoğu ırkçılığa varan cinsten. Sadece yuhalamakla kalmıyorlardı, tavuk kanadı kemikleri falan fırlatıyorlardı üstüme. Nakamura bu konuda benden çok daha rahattı. Hatta gaza geliyordu, kışkırtıyordu.
--30 Eylül’de Arena Mexico’da IWGP Takım Şampiyonluğu’nu Rey Bucanero ve Olimpico’ya karşı savunduğunuz eşsiz bir maç da vardı.
Tanahashi: Aslında Ultimo Guerrero maça çıkacaktı ama son anda Olimpico ile değişti. Los Guerreros Hermanos ekibi inanılmaz popülerdi. Bizim gezimizin doruk noktası gibiydi o maç. Nakamura’yla çok iyi çalıştık, bolca ikili hareket denedik. O dönemden aklımda kalan bir diğer isim ise Hector Garza.
--Garza 2011’de Tokyo Dome’a gelmişti ama 2013’te hayatını kaybetti.
Tanahashi: Harika bir fiziği, yakışıklı yüzü, tam anlamıyla bir yıldızdı. İspanyolca konuşamasam da benimle iletişim kurmak için çok çabaladı. Sessiz, sakin, inanılmaz nazik biriydi. Hangi spektrumda olursan ol, ona aşık olurdun (gülüyor). Sonuçta, ben genç güreşçilerin gittiği klasik yurt dışı stajını yaşayamamıştım. Bu gezi benim için çok değerliydi. Ama eve döndüğümde “Ah evet, Japon güreşi gibisi yok” dedim (gülüyor).
