- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
--Geçen sefer, Shinsuke Nakamura’yla 4 Ocak 2005’te yaptığın ilk teke tek maçtan konuşmuştuk. Maç sonrası kuliste bu yenilginin kariyerinin en küçük düşürücü anı olduğunu söyledin ve Nakamura’nın ring stilini pek beğenmediğini ifade ettin.
Tanahashi: Bu tam anlamıyla inatçılık işte, değil mi? Yenildikten sonra yenilgiyi kabullenmemek. Ama benim için gerçekten ağır bir yenilgiydi. O daha önce IWGP Ağır Siklet Şampiyonu olmuştu zaten, ama ben U-30 unvanını da ona kaybettim. Bu mağlubiyetle birlikte o kemerin kaderi de mühürlenmiş oldu zaten. Artık var olmasının bir anlamı kalmamıştı. Şimdiye kadar kimsenin onu diriltmemiş olması da üzücü.
--İlk olarak sen kazanmıştın o kemeri, sonra Nakamura kazanıp boşa çıkardı. Sonra tekrar sen aldın ve 2006 Haziran’ında IWGP Ağır Siklet kemeri için yarışmak üzere kemeri bıraktın. O zamandan beri de 15 yıldır aktif değil.
Tanahashi: Valla öyle bir miras ki ortada, sadece ben ve Nakamura o kemeri tuttuk. Belki onu “O-40” kemeri olarak geri getirmeliyim (gülüyor). İnsanların dikkatini çekerdi, manşetlere çıkardım.
--Tokyo Dome’daki maçtan sonra 2005 yılı boyunca Nakamura’yla birlikte IWGP Takım Şampiyonluğu'nu savundunuz.
Tanahashi: O döneme kadar kariyerim boyunca çok ben merkezliydim, ama o süreçte sabırlı olmayı öğrenmem gerekti. “Ben, ben, ben” tavrı bir yere kadar tamam ama yanımda daha genç, yükselişte bir adam vardı ve bunu kabul etmem gerekiyordu. Bu canımı acıttı.
--30 Ocak’ta Hokkaido’da Tenzan ve Nagata’ya karşı kemeri başarıyla savundunuz. Maç sonrası Nakamura’yla takım olmanın ne kadar kolay olduğundan bahsettin. Şimdi geriye dönüp baktığında o günleri nasıl görüyorsun?
Tanahashi: Evet, aramızdaki sözsüz iletişim gerçekten yerindeydi. Doğal bir ekip izlenimi vermek istiyorduk.
--Geçen sefer güreşçilerin aynı zamanda seyirci olmalarının ne kadar faydalı olduğundan bahsetmiştik. Nakamura tam da böyle biri.
Tanahashi: Tam bir ansiklopedi. Güreşle ilgili her konuda. 1992’de kurulan LLPW’nin çıkış kartındaki tüm güreşçileri ezbere sayabilir. Şimdi o dönemlere baktığımda, sanırım kendime pek düşünme fırsatı tanımıyordum. Sadece içimden geleni yapıyordum. Ben aksiyonu yapıyordum, Nakamura ise küçük detayları düşünüp planlayan taraftı.
--Ama Nakamura’ya göre sen, o biraz geri çekildiğinde takım olarak daha iyi işliyormuşsun. Ona göre hala biraz fazla “ben merkezli”ymişsin o dönemde…
Tanahashi: Ah, demek sabrı tam anlamıyla öğrenememişim o zaman! Takımın küçük üyesi daha mantıklı davranıyormuş meğer.
--Ama Nakamura, MMA ile güreşin buluştuğu bir takım olmanızın ilginç olduğunu da söylemişti. Aranızdaki kimya gerçekten dikkat çekiciydi.
Tanahashi: O kesinlikle bir etkendi. Üstelik ring giysilerimiz bile benzerdi. Bu da insanların aklında yer etmemize yardımcı oldu.
--İkiniz de gençtiniz, dinamik stilleriniz vardı. Heyecan verici bir kombinasyondu.
Tanahashi: O dönem bir McDonald’s reklamında da birlikte oynamıştık. Pepper Cheese Double Beef için. Bir hareketimize de o ismi verdik (gülüyor).
--Dirsek ve diz darbesi kombinasyonunuz! Şirket içinde o dönemde epey kafa karışıklığı vardı; üzerinizde büyük bir baskı hissediyor muydunuz?
Tanahashi: Kesinlikle. Choshu bizzat gelip “Size güveniyoruz” gibi şeyler söyledi.
“Ona çok sinirlendim”
--Şirketin o zamanki başkanı Seiichi Kusama, medyaya yaptığı açıklamada senin ve Nakamura’nın, Üçüncü Kuşak’ı basamak olarak kullanacağını söylemişti. Oysa Tenzan 33, Nagata ise 36 yaşındaydı ve hâlâ zirvedeydiler. Bu yoruma nasıl tepki verdin?
Tanahashi: Açıkçası pek düşünmedim üstünde. Bence kimse o tür bir lafı ciddiye almaz. 30’larındaki bir adama “Alttakilere basamak ol” dersen, o lafı yüzüne fırlatırlar. Anlıyorum, bizi öne itmek istiyordu ama bunu söyleme şekli gerçekten aptalcaydı.
--Nitekim pek çok kişi o lafları şirkete iade etti. 31 Ocak 2005’te Katsuyori Shibata, NJPW’den ayrıldığını duyurdu. Sebep olarak “şirketle vizyon farkını” gösterdi.
Tanahashi: Dojo’da oda arkadaşlığı yaptığımız zamanlarda aramız iyiydi ama Makai Club yönüne gittiğinde yollarımız tamamen ayrıldı. Ayrılmak istediğine dair hiçbir şey duymamıştım. Sonradan bir dergi röportajında “Ayrıldığım NJPW, benim NJPW’mdi” demiş. Ne demek bu? Anlayamamıştım bile.
--Onun nereden geldiğini anlayamıyordun yani.
Tanahashi: Şimdi geriye dönüp baktığımda, o daha çok güreşi “güç arayışı” olarak görüyordu. Ona göre güreşin özü, fiziksel üstünlüktü. Ama benim bakış açım çok farklıydı: Benim için güreş, hikâye anlatımıdır. Hedeften çok, yolculuğun kendisidir önemli olan.
--Yuji Nagata o zaman Shibata’ya kalması için çağrıda bulunmuştu. Senin de öyle bir içgüdün oldu mu? Yoksa tamamen önüne mi bakıyordun?
Tanahashi: Benim bakışım netti: “Gitmek istiyorsa, gitsin.” O dönem şirketi ayağa kaldırmak için elimden geleni yapmaya o kadar odaklanmıştım ki başka bir şey düşünemez hale gelmiştim. Çok kişi ayrılıyordu zaten. Ben sadece başımı eğdim ve ilerledim.
--O sıradaki yeni adımın ise 16 Şubat’ta AJPW’de yaptığın ilk Keiji Muto maçındı.
Tanahashi: Bildiğin tek taraflı bir maçtı. Kendimden hiçbir şey gösteremedim, Moonsault’la yenildim. O zaman gerçekten anladım ki, Muto’nun seviyesinden çok uzaktaydım.
--Bu maçtan dört yıl sonra 2009 Tokyo Dome’un ana etkininde tekrar karşılaştınız.
Tanahashi: O an sanırım biraz fazla duygusaldım. Bir anlığına kendimi yine bir izleyici gibi hissettim: “Vay be, Muto’yla teke tek ringdeyim şu an” diye düşündüm.
--Ve bu, onun 2002’de AJPW’ye geçtiğinde seni yanına almak istemesiyle başlayan ilişkinizin tam anlamıyla bir döngü oluşturmasıydı.
Tanahashi: Evet. Bu işte her şeyin mümkün olduğunu, asla “asla” dememen gerektiğini o zaman gerçekten anladım. Biri ayrılır ama geri dönebilir, ya da başka bir şirkette rakibin olabilir. İşte güreşi harika kılan şeylerden biri de bu: Bu hikâyelerde her zaman yeni bir katman, yeni bir bağlam var.
