Çeviri: Ace's High #33


The Rainmaker

Zen Nihon
Katılım
3 Tem 2023
Konular
696
Mesajlar
1,027
Beğeni sayısı
204
PG Nakit
8,590
Favori Güreşçi
Tomohiro Ishii
—Geçen sefer ufak bir giriş yapmıştık ama şimdi 28 Mart 2004’te Kazunari Murakami ile yaptığın maçı derinlemesine konuşalım.


Tanahashi:
Evet...




—Bu, boş bir arenada yapılan ve sonra kaydedilerek salondaki büyük ekranda izleyiciye gösterilen bir çelik kafes maçtı. Bu nasıl bir deneyimdi?


Tanahashi:
“Cehennem gibiydi” demek uygun olur sanırım? Maçı TV Asahi stüdyolarından birinde yaptık. Murakami o zamanlar Makai Club grubundaydı. Tüm fikir, kesin bir sonuç ve kazanan garantilemekti, bu yüzden kafes kullandık ve kapısını kilitledik. Ama sonra Makai Club yine de içeri daldı, yani tüm fikrin içi boşalmış oldu (gülüyor). Büyük bir denemeydi ama bir daha hiç tekrarlanmamış olması ne kadar başarılı olduğunu yeterince gösteriyordur zaten.




—“Cehennem gibi” biraz ağır bir ifade.


Tanahashi:
O maçta şunu öğrendim: seyirci, profesyonel güreş için ne kadar önemliymiş.




—Pandeminin ardından NJPW’nin seyircisiz ya da sınırlı seyircili dönemi oldu, ama bu boş salon durumu bilinçli bir tercihti.


Tanahashi:
Seyirci tezahürat yapmasa bile alkışla, ayaklarını yere vurarak bir ritim yaratır. Güreşte neyi, ne zaman yapacağın çoğu zaman seyircinin verdiği tepkiye göre şekillenir.




—Anladım.


Tanahashi:
Seyirciyi çekip aldığında, ortada sadece birbirine vuran iki kişi kalıyor. Bu bana göre güreş değil. Seyirciyle olan o birlik duygusu, bu işte bana en çok keyif veren şey.




—Yani maç senin için keyifli bir deneyim olmadı.


Tanahashi:
O maçtan sonra gerçekten moralim çok bozulmuştu. “Bana ne yaptırdılar az önce?” diye kendime soruyordum. Maçı bitirdikten sonra hemen Ryogoku’ya geçtim ama şov devam ediyordu. Seyircinin karşısına çıkmak istemedim, arka alanda kaldım. O gece çok önemli bir tavsiye aldım.




—Neydi o?


Tanahashi:
Kafam bayağı düşüktü arkada. Tatsutoshi Goto geldi, “Ne oldu?” diye sordu. Durumu anlattım. Bana dedi ki: “Elinden gelen her şeyi yaptın mı? O zaman bununla gurur duy ve yoluna devam et!” Bu sözler bana gerçekten iyi geldi.




—Yani utanacak bir şeyin olmadığını söyledi.


Tanahashi:
Aynen. Durum ne olursa olsun, maç nasıl geçerse geçsin, elinden gelenin en iyisini yaptıysan utanacak bir şeyin yoktur. Goto’nun bana söylediklerini, maçlardan sonra kendimi kötü hissettiğimde hep düşündüm. Bu sayede toparlanıp bir sonraki maça geçebildim. Eleştirilere karşı daha dayanıklı olmamı sağladı.




—O gece yaşananlardan iyi bir şey çıktı yani.


Tanahashi:
Beni sertleştirdi. Sonrasında seyirciden çok fazla yuhalandığım dönemlerde, o tecrübe sayesinde yıkılmadım. Maç başlı başına hayal kırıklığıydı, ama önemli bir deneyimdi. Herkese yaşamasını tavsiye etmem ama... (gülüyor)




—NJPW, 3 Mayıs 2004’te Tokyo Dome’a geri döndü. NJPW vs K-1 serisinde Sean O’Haire’i yendin.


Tanahashi:
Onun inanılmaz yakışıklı olduğunu hatırlıyorum. Büyük cüsseli olmasına rağmen uçabiliyordu da. WWE’de yer alabilecek kalitedeydi.




—İyi bir güreşçiydi ama bu kartta K-1’i temsil ediyordu nedense…


Tanahashi:
Doğru ya! Sanırım MMA kariyeri düşünüyordu ama sonra güreşte kaldı. O maçtan çok şey hatırlamıyorum ama basın toplantısını unutamıyorum...




—Ne oldu?


Tanahashi:
Fotoğrafçılar için klasik dövüş pozu verirken, karşı karşıya geldik ve bana hafifçe göz kırptı. “Bu adam ne kadar havalıymış!” diye düşündüm. Onu tanımıyordum ama bir anda beni bayağı gerdi. Gerçekten özgüvenliydi.




—Gerçek bir yıldız havası.


Tanahashi:
Kesinlikle. Amerikan güreşçilerinde o karizma olur ya, aynen ondaydı. O kadar cazibesi olan biriyle karşılaşmak zor tabii. O maçta zihinsel üstünlük ondaydı (gülüyor).




—O dönemde içinde bulunduğun maçlar hakkında genel olarak ne düşünüyordun?


Tanahashi:
O genç yetenek konumundan mezun oluyordum yavaş yavaş ama şirketin yönünü kaybettiğini hissediyordum. K-1 olayları vardı, bir de TOA’ya karşı U-30 şampiyonluğu maçım olmuştu. Gerçekten MMA ve K-1 işlerinin bizim yaptığımız şeyin içine karışmaması gerektiğini düşünüyorum. İkisi de dövüş sporu olabilir, ikisi de ringde olabilir ama bu onları aynı yapmaz. Bu, “Gençlik popu da heavy metal de müzik çünkü ikisinde de şarkı söyleniyor” demek gibi bir şey.
 
Konuyu ziyaret edenler (Toplam: 3)
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi