- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
—Bu hafta 2004’ünü derinlemesine konuşalım. Şubat ayında Shinsuke Nakamura, IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu’nu boşa çıkarmak zorunda kaldı ve Ryogoku’da yeni şampiyonu belirlemek için bir turnuva düzenlendi. İlk turda Yoshihiro Takayama’yı yendin ama ikinci turda Genichiro Tenryu’ya kaybettin.
Tanahashi: Ah evet. Takayama’yı tuşla yenmiştim, hatırlıyorum.
—Elendikten sonra, bir gecede 'hayatının en büyük galibiyetini ve en yıkıcı yenilgisini' yaşadığını söyledin. “Yukarıdaki adam”ın Takayama’yı yenmemi istediğini ve profesyonel güreşin merkezine oturacağına söz verdin.
Tanahashi: Heh, yıllar içinde pozisyonum değişti ama aynı özgüvenim devam etti. Söylediklerime gerçekten inanıyordum, hepsi gösteriş değildi.
—Söylemek bir şey, ama sen gidip bunu gerçekten gerçekleştirdin.
Tanahashi: Doğru ama her şey nerede durduğuna bağlı. O sözleri söylemeyi hak etmiş biri değildim o dönemde, taraftarın sempatisini de kazanmamıştım. “Bu işin merkezi ben olacağım” desem, seyirci “sen ne diyorsun ya?” diye tepki verirdi (gülüyor).
—Ama özellikle Takayama’ya gelecek olursak, onunla güreşmek nasıldı?
Tanahashi: O dönem gerçekten büyük bir isimdi. Sonuçlar her zaman arkasından gelmese de, o Don Frye ile yaptığı dev maç sayesinde bir dönem MMA’in yüzüydü.
—Bu da maçı senin için daha da önemli kıldı.
Tanahashi: Fiziksel fark çok büyüktü (gülüyor). O da bu tür maçlarda nasıl davranacağımı düşünmeme neden oldu. Daha küçük olan taraf olunca buna göre bir plan yapmak gerekiyor. Ama ben bu tarz maçları severim; benden çok daha büyük bir rakibi yenmek, sürpriz galibiyet almak hoşuma gider.
—İkinci turda Tenryu nasıldı?
Tanahashi: Zorlayıcı. Gerçekten çok zordu. Bana öyle sert ve sık tekme attı ki, ayakkabı bağcıklarının izleri yüzümde kalmıştı. Bir de Tenryu’nun genç güreşçilere tam boğaza vurma alışkanlığı vardı. Seyirci bunu kolayca anlayamaz belki, ama o darbeleri alırken bunu açık bir kin olarak algılamamak zor. Kesinlikle dövüş ruhunu test ediyor.
—Tenryu'nun öyle bir itibarı vardı zaten.
Tanahashi: Ama ben onu her zaman severdim. Giriş müziği “Thunder Storm” çaldığında tüylerim diken diken olurdu. O ilk riff yok mu… Heh. Bu işin içinde bir güreşçi olarak onunla aynı ringi paylaşmak benim için büyük bir adımdı. Dağın zirvesine çıkan yolda önemli bir dönüm noktası gibiydi.
—Sonuçta o “Bay Pro-Wrestling”. Yıllar içinde onunla basın önünde de birçok defa konuştun. İnsan olarak Tenryu hakkında ne düşünüyorsun?
Tanahashi: Uzun yıllar zirvede kalmış biri olmasına rağmen kariyerinin sonlarında kenara çekilmemesi çok etkileyiciydi. Hâlâ her şeyi izliyor. Tüm jest ve mimikleri, tüm detayları biliyor. Onunla güreş hakkında konuşmak gerçekten çok değerli. Birlikte bir şey yaptığımızda genelde konuşmanın yüzde 70’i ondan çıkardı; bir şey söylemeye çalışsam da araya girecek boşluk bırakmazdı! O kadar iyi bir konuşmacıydı yani.
—Sesi çok net olmasa da kelimeleri çok etkili kullanıyordu.
Tanahashi: O kadar inanç ve enerjiyle konuşurdu ki, sonra o enerjiyi ringe de taşırdı. O dönem All Japan hep ring içindeki hikâyelerle öne çıkardı, fazla iyi promosu olan yoktu, ama Tenryu bu kalıbı yıktı.
—Riki Choshu da dahil olunca, 80’lerin ortasında AJPW’de birden iki tane usta konuşmacı oldu.
Tanahashi: Aynen. Özellikle Tenryu, hep zamanın ruhunu yakaladı, gündemi takip etti. Bu da bir güreşçi için her zaman önemli bir özelliktir.
—Turnuva Şubat 2004’teydi, sonra NJPW hemen ertesi ay, 28 Mart’ta Ryogoku’ya geri döndü.
Tanahashi: O zamanlar hâlâ çok yoğun çalışıyorduk; yılda iki ya da üç Tokyo Dome şovumuz da oluyordu. O kartta ilginç bir maç vardı, değil mi?
—Evet, öyleydi. Kazunari Murakami ile boş salonlu çelik kafes maçında U-30 şampiyonluğunu savundun.
Tanahashi: Doğru.
—Bu yıl NJPW’de boş salon maçları gördük ama bu çok farklı bir durumdu. Maç önceden kaydedilmişti ve arenadaki izleyicilere dev ekranlardan gösterildi. Maç sonrası yaptığın yorumda tam olarak ne olduğunu sen de anlayamamış gibiydin. “Bana ne yaptırdılar az önce?” demiştin (gülüyor).
Tanahashi: O kadarına gitmiş miyim? (gülüyor). Ahh, bu bayağı cehennem gibiydi. Ama yine de öğretici bir tecrübeydi.
Tanahashi: Ah evet. Takayama’yı tuşla yenmiştim, hatırlıyorum.
—Elendikten sonra, bir gecede 'hayatının en büyük galibiyetini ve en yıkıcı yenilgisini' yaşadığını söyledin. “Yukarıdaki adam”ın Takayama’yı yenmemi istediğini ve profesyonel güreşin merkezine oturacağına söz verdin.
Tanahashi: Heh, yıllar içinde pozisyonum değişti ama aynı özgüvenim devam etti. Söylediklerime gerçekten inanıyordum, hepsi gösteriş değildi.
—Söylemek bir şey, ama sen gidip bunu gerçekten gerçekleştirdin.
Tanahashi: Doğru ama her şey nerede durduğuna bağlı. O sözleri söylemeyi hak etmiş biri değildim o dönemde, taraftarın sempatisini de kazanmamıştım. “Bu işin merkezi ben olacağım” desem, seyirci “sen ne diyorsun ya?” diye tepki verirdi (gülüyor).
—Ama özellikle Takayama’ya gelecek olursak, onunla güreşmek nasıldı?
Tanahashi: O dönem gerçekten büyük bir isimdi. Sonuçlar her zaman arkasından gelmese de, o Don Frye ile yaptığı dev maç sayesinde bir dönem MMA’in yüzüydü.
—Bu da maçı senin için daha da önemli kıldı.
Tanahashi: Fiziksel fark çok büyüktü (gülüyor). O da bu tür maçlarda nasıl davranacağımı düşünmeme neden oldu. Daha küçük olan taraf olunca buna göre bir plan yapmak gerekiyor. Ama ben bu tarz maçları severim; benden çok daha büyük bir rakibi yenmek, sürpriz galibiyet almak hoşuma gider.
—İkinci turda Tenryu nasıldı?
Tanahashi: Zorlayıcı. Gerçekten çok zordu. Bana öyle sert ve sık tekme attı ki, ayakkabı bağcıklarının izleri yüzümde kalmıştı. Bir de Tenryu’nun genç güreşçilere tam boğaza vurma alışkanlığı vardı. Seyirci bunu kolayca anlayamaz belki, ama o darbeleri alırken bunu açık bir kin olarak algılamamak zor. Kesinlikle dövüş ruhunu test ediyor.
—Tenryu'nun öyle bir itibarı vardı zaten.
Tanahashi: Ama ben onu her zaman severdim. Giriş müziği “Thunder Storm” çaldığında tüylerim diken diken olurdu. O ilk riff yok mu… Heh. Bu işin içinde bir güreşçi olarak onunla aynı ringi paylaşmak benim için büyük bir adımdı. Dağın zirvesine çıkan yolda önemli bir dönüm noktası gibiydi.
—Sonuçta o “Bay Pro-Wrestling”. Yıllar içinde onunla basın önünde de birçok defa konuştun. İnsan olarak Tenryu hakkında ne düşünüyorsun?
Tanahashi: Uzun yıllar zirvede kalmış biri olmasına rağmen kariyerinin sonlarında kenara çekilmemesi çok etkileyiciydi. Hâlâ her şeyi izliyor. Tüm jest ve mimikleri, tüm detayları biliyor. Onunla güreş hakkında konuşmak gerçekten çok değerli. Birlikte bir şey yaptığımızda genelde konuşmanın yüzde 70’i ondan çıkardı; bir şey söylemeye çalışsam da araya girecek boşluk bırakmazdı! O kadar iyi bir konuşmacıydı yani.
—Sesi çok net olmasa da kelimeleri çok etkili kullanıyordu.
Tanahashi: O kadar inanç ve enerjiyle konuşurdu ki, sonra o enerjiyi ringe de taşırdı. O dönem All Japan hep ring içindeki hikâyelerle öne çıkardı, fazla iyi promosu olan yoktu, ama Tenryu bu kalıbı yıktı.
—Riki Choshu da dahil olunca, 80’lerin ortasında AJPW’de birden iki tane usta konuşmacı oldu.
Tanahashi: Aynen. Özellikle Tenryu, hep zamanın ruhunu yakaladı, gündemi takip etti. Bu da bir güreşçi için her zaman önemli bir özelliktir.
—Turnuva Şubat 2004’teydi, sonra NJPW hemen ertesi ay, 28 Mart’ta Ryogoku’ya geri döndü.
Tanahashi: O zamanlar hâlâ çok yoğun çalışıyorduk; yılda iki ya da üç Tokyo Dome şovumuz da oluyordu. O kartta ilginç bir maç vardı, değil mi?
—Evet, öyleydi. Kazunari Murakami ile boş salonlu çelik kafes maçında U-30 şampiyonluğunu savundun.
Tanahashi: Doğru.
—Bu yıl NJPW’de boş salon maçları gördük ama bu çok farklı bir durumdu. Maç önceden kaydedilmişti ve arenadaki izleyicilere dev ekranlardan gösterildi. Maç sonrası yaptığın yorumda tam olarak ne olduğunu sen de anlayamamış gibiydin. “Bana ne yaptırdılar az önce?” demiştin (gülüyor).
Tanahashi: O kadarına gitmiş miyim? (gülüyor). Ahh, bu bayağı cehennem gibiydi. Ama yine de öğretici bir tecrübeydi.
