- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 696
- Mesajlar
- 1,027
- Beğeni sayısı
- 204
- PG Nakit
- 8,590
- Favori Güreşçi
- Tomohiro Ishii
#28
—Geçen sefer ilk IWGP Takım Şampiyonluğu kazandığın maçtan bahsetmiştik. 13 Haziran 2003’te, Nippon Budokan’daki maç. O gecenin ana etkinliğinde kariyerinin henüz birinci yılını bile doldurmamış bir isim, Shinsuke Nakamura, NWF Şampiyonu Yoshihiro Takayama’ya meydan okuyordu. Bu seni etkilemiş miydi? Kıskanmış mıydın? Olanlar hakkında ne hissediyordun?
Tanahashi: Açıkçası... Onun adına üzülüyordum.
—Gerçekten mi?
Tanahashi: Şöyle düşün; bu işte bir şirket bir güreşçiye tüm gücünü yükleyip onu öne çıkarmaya karar verdiğinde, bu durum genellikle seyirciden olumlu bir tepki almaz, değil mi?
—Evet, sanki seyircinin boğazına tıkılmış gibi bir algı oluşmuştu. Kariyerinin bu kadar erken aşamasında böyle yükseltilmesi, bir kesim hayran tarafından reddedildi.
Tanahashi: Aynen öyle. Tabii ki ben de biraz kendi adıma hayal kırıklığı hissettim. Yani, kariyerinin birinci yılında Budokan’da ana etkinlikte olmak... bu hiç duyulmamış bir şey.
—O zamanlar demiştin ki, Shinsuke bir karma dövüş sanatçısı, sen ise saf bir profesyonel güreşçiydin ve birlikte NJPW’yi taşıyabilirsiniz.
Tanahashi: Günün sonunda, ikimiz de IWGP Ağırsiklet Şampiyonluğu’nu istiyorduk, değil mi? İkimiz de aynı dağdaydık, sadece farklı yollarla zirveye çıkmaya çalışıyorduk. Aslında tamamen zıt yollarla. Hangisinin daha zor olacağını o zaman bilemezdim.
—Sonuçta ikisi de oldukça zorlu yollar çıktı.
Tanahashi: Kesinlikle. O dağ çok yüksek ve çıkması gerçekten zor. Şu anda Naito şampiyon ama oraya gelene kadar neler yaşadığını düşün bir.
—2003 G1 senin turnuvadaki ikinci senendi. Hiroyoshi Tenzan ve Osamu Nishimura’yı yenerek 2 galibiyet, Jun Akiyama, Masahiro Chono ve Manabu Nakanishi’ye kaybederek 3 mağlubiyet aldın ve grubu dördüncü sırada tamamladın. Bu turdan aklında kalan özel bir an var mı?
Tanahashi: Kesinlikle Sendai’deki Akiyama maçı. O yılın en önemli olayı, NOAH’ın tepe isimlerinden birinin G1’e katılmasıydı. Bu da seyirciyi iyice coşturmuştu. Maçtan sonra Akiyama mikrofonu aldı ve beni NOAH’a transfer etmek istediğini söyledi.
—Resmen halka açık bir transfer teklifi.
Tanahashi: Aslında daha çok lafta kalan bir şeydi ama başka bir organizasyonun tepe isminin, büyük bir kalabalığın önünde beni övmesi güzel bir duyguydu. Bence bu durumdan ciddi anlamda fayda sağladım.
—Sözlerin gücü var.
Tanahashi: Kesinlikle. İnsanları yukarı taşımak da çok önemli bir roldür. Şimdi ben de bazen o rolü üstleniyorum: seyircinin atmosferini değiştirip odağı başka bir potansiyele sahip güreşçiye çevirmek.
—Bir “Ace”in (en ön sıradaki yıldızın) yapması gereken başka bir şey daha. Peki Akiyama ile güreşmek nasıldı? Gerçek bir “güreşçilerin güreşçisi”. Detaylara çok önem verir ama NJPW ve AJPW stilleri senin yetiştiğin dönemlerde çok farklıydı.
Tanahashi: Hmm, bence o gece tecrübe ve yetenek açısından o kadar büyük bir fark vardı ki, beni resmen sırtında taşıdı. Ama açıkçası NJPW ve AJPW'nin o kadar temel düzeyde farklı olduğunu pek düşünmem.
—Gerçekten mi düşünmüyorsun?
Tanahashi: Heh. Daha önce de konuşmuştuk, bence “Strong Style” (Güçlü Tarz) dediğimiz şey aslında boş bir markalama. “King’s Road” için de aynı şeyi düşünüyorum. Sonuçta işin temeli hep aynı.
—Güreş güreştir.
Tanahashi: Aynen öyle. O dönemde mesele kimin hangi organizasyondan maaş aldığı değil, yetenekli güreşçilerin iyi iş çıkarmasıydı. Bazı insanlar, bu sözlerle “Strong Style”ı küçümsediğimi sanabilir ama ben aslında “bu ifade zaten bir anlam ifade etmiyor” demek istedim. Pek çok farklı türde güreş var ve iyi güreş, iyidir.
—O G1’dan sonra 13 Ekim 2003’e geliyoruz. Tokyo Dome’da ana etkinlikte yer aldın. Elenme usulü bir takım maçıydı. NJPW ordusu olarak Tenzan, Nagata, Nakanishi ve o dönem NJPW başkanı olan Seiji Sakaguchi ile takım oldun.
Tanahashi: Hatırlıyorum. Rakip takım ise “Gerçek Inoki Ordusu”ydu: Bob Sapp, Nakamura, Minoru Suzuki, Kazuyuki Fujita ve Yoshihiro Takayama.
—Başta Nakamura NJPW tarafındaydı ama sonra Inoki tarafına geçerek NJPW’yi temsil eden kişi oldu. Sen de Shinsuke’nin yerini aldın.
Tanahashi: Aynen. Bu da benimle Shinsuke’nin o dönemde şirkette nerede durduğumuzu net bir şekilde gösteriyor zaten. Uwai-san’ın (eski NJPW yöneticisi) “Tanahashi'nin tam isabet yapmasını bekliyorum” dediğini hatırlıyorum.
#29
—Geçen sefer 13 Ekim 2003’te Tokyo Dome’daki ilk ana etkinlik maçından bahsetmiştik. Inoki Ordusu’na karşı elenme usulü bir maçtı. O maçın detaylarını çok net hatırlamadığını söylemiştin…?
Tanahashi: Evet, Tokyo Dome’daki ilk ana etkinliğim ama pek bir şey hatırlamıyorum! Suzuki’nin avuç içi darbeleri aklımda kalmış gerçi. Bir de Kenji Sakaguchi’nin ring kenarında olması.
—Oyuncu Kenji Sakaguchi, yani Seiji Sakaguchi’nin oğlu, NJPW tarafının köşesindeydi. Kenzo Suzuki ile yakın arkadaşlardı. Seninle de iyi anlaşıyor muydunuz?
Tanahashi: Gayet iyi biriydi. O, ben ve Kenzo Suzuki üçümüz de art arda doğmuşuz; yaş farkımız birer yıl. O yüzden üç kardeş gibiydik. Dojo’nun yakınlarında birlikte yemeğe falan çıkardık.
—Babası sizin kaynaşmanızı sağlamış gibi.
Tanahashi: Evet. Kenji gerçekten çok iyi kalpli, herkese nazik davranan, sıcakkanlı biriydi. Başta bizimle birlikte olmak konusunda biraz gergindi sanırım ama sonra harika bir arkadaş oldu. Benden de uzundu. Gerçekten havalı biriydi.
—İkiniz de kendi alanlarınızda büyük yıldızlar haline geldiniz.
Tanahashi: Evet, ikimiz için de oldukça inişli çıkışlı bir yolculuk oldu. Ama uzun zamandır konuşmadık. Onun da çok meşgul biri olduğunu biliyorum.
—O maçta en sona kadar ringde kalmıştın ki bu çoğu kişi için sürpriz olmuştu. En büyük şok, Kazuyuki Fujita’yı tuş etmen olmuştu.
Tanahashi: Ah evet, cradle’la almıştım değil mi?
—Fujita seni ezip geçiyorken, evet. Tokyo Dome’da büyük bir reaksiyon aldı o an.
Tanahashi: Aynen, Kantaro Hoshino’nun UWF’yi alt etmesi gibi bir andı.
—O gece sana yüklenen beklentilerin altından başarıyla kalktın. Maçtan sonra, bunun senin sıçrama tahtası maçın olmasını istediğini söylemiştin.
Tanahashi: Geriye dönüp baktığımda, benim için gerçekten büyük bir fırsattı ama o maçta o kadar çok kişi vardı ki, herhangi birimizin öne çıkması kolay değildi.
—Dokuz kişi daha vardı ve hepsi de üst düzey isimlerdi. Bu isimlerle aynı karede olmak senin için ne ifade ediyordu?
Tanahashi: Çok şey ifade ediyordu. O zamanlar hâlâ biraz düşüncesizce hareket ediyordum, sadece ileriye gitmeye odaklıydım. Seyirciye o grubun içinde yer almayı hak ettiğimi gösterecek güce tam anlamıyla sahip değildim. Ama şimdi seninle konuşurken o geceden bazı parçalar yeniden aklıma geliyor. Mesela Bob Sapp’in Sakaguchi’nin judo gi’sini giymesi falan (gülüyor).
—Sonrasında, 30 Kasım’da Sapporo’da başka büyük bir maça çıktın. NOAH’da Yuji Nagata ile birlikte Kenta Kobashi ve Tamon Honda’yı yenip GHC Takım Şampiyonluklarını aldınız.
Tanahashi: Hatırlıyorum, o dönem NJPW turnesindeydik. Önce Sendai’de maç yaptık, sonra Hokkaido’ya uçtuk. Çok hastaydım.
—38 derece ateşle 30 dakikadan uzun güreştin. Kobashi ile ringi paylaştığın tek maçtı. Nasıl bir deneyimdi?
Tanahashi: Onun hayranı olarak büyüdüm. Pek heyecanlı değildim ama daha çok “vay be, Kobashi!” havasındaydım. Maç sırasında bile “kolları ne kadar büyük”, “Kobashi’nin Full Nelson’ındayım!” diye düşünüyordum.
—Resmen bir hayran gibi hissediyordun kendini (gülüyor).
Tanahashi: Maçtan birkaç gün sonra Kagoshima’daydık. (Hakem) Red Shoes Unno beni yanına çağırdı. Dedi ki: “Tana, çok değişmişsin. Maçların artık gerçekten iyi.”
—Kobashi’yle güreştikten sonra mı oldu bu?
Tanahashi: Sanki osmoz yoluyla bir şeyler geçti bana (gülüyor). Onun ruhunu, enerjisini içime çekmiş gibi hissettim.
—Nagata gibi bir senpai’yle takım olmak nasıldı?
Tanahashi: Çok güven vericiydi. Onunla takım olmak, çiftli hareketler düşünmek falan beklediğimden çok daha kolaydı. Ona güvenebileceğimi, maç boyunca temposunu koruyabileceğini biliyordum. İyi bir takım olmanın sırrı, maçın sonuna kadar kendi görevini hakkıyla yerine getirebilmek. Nagata bunu fazlasıyla yapıyordu ve bu işi eğlenceli hâle getiriyordu.
—O dönem Yutaka Yoshie ile IWGP Takım Şampiyonuydun, Yuji Nagata ile de GHC Takım Şampiyonu oldun. Yani bir bakıma çifte şampiyondun.
Tanahashi: Teknik olarak öyle! Biraz yanıltıcı tabii ama o unvanı almaya fazlasıyla gönüllüydüm!
