PGW: Fight Club 2025
22 Şubat Cumartesi - 20:00 - CANLI
Live on Netflix
Bray, İsviçre'nin büyük bir liman kasabası. Normalde bir tatil kasabası olarak planlanan Bray, hafifçe sanayi açısından gelişmiştir ve sahip olduğu Dublin & Kingston Demiryolu ile de ulaşımı kolaydır. Zamanında İngilizlerin sömürü altında kalmış bu kasaba, hem onların izlerini, hem de destanları hala taşımaktadır. Tabii ki bunların şimdilik bizim için bir anlamı yok. Çünkü kasaba bir süre önce tamamen sessizliğe büründü. Kasabanın her zaman bu eski, tarihi yapılarından dolayı lanetli olduğu, yerel halk tarafından söylenir. Ancak lanetlere kim inanır ki?
Bray'in sakinleri de inanmadı tabii ki. Belki kibir, belki kendini abartma ama şu anda bildiğimiz tek şey, Bray'in başı belada. Kameralarımız ise Dublin & Kingston İstasyonunda açılıyor. Bray'in öz evladı Jordan Devlin, yanında yine memleketinden dostu Noah ve Amerika'da tanıştığı garip bir adam olan Carlito ile trenden iniyor. Normalde adım atmaya yer bulamayacağı istasyon bomboş. Sadece kargalar onu karşılıyor.
Noah: Bıraktığımdan daha kötü halde.
Jordan Devlin bir şey diyecek gibi oluyor ama vazgeçiyor. Üçlü ağır adımlarla istasyondan ayrılıyorlar ve kasabanın içine doğru ilerlemeye başlıyorlar. İlerledikçe, kasabadaki evlerin camlarında ışık, bacalarında duman görüyorlar.
Bray'in sakinleri de inanmadı tabii ki. Belki kibir, belki kendini abartma ama şu anda bildiğimiz tek şey, Bray'in başı belada. Kameralarımız ise Dublin & Kingston İstasyonunda açılıyor. Bray'in öz evladı Jordan Devlin, yanında yine memleketinden dostu Noah ve Amerika'da tanıştığı garip bir adam olan Carlito ile trenden iniyor. Normalde adım atmaya yer bulamayacağı istasyon bomboş. Sadece kargalar onu karşılıyor.
Noah: Bıraktığımdan daha kötü halde.
Jordan Devlin bir şey diyecek gibi oluyor ama vazgeçiyor. Üçlü ağır adımlarla istasyondan ayrılıyorlar ve kasabanın içine doğru ilerlemeye başlıyorlar. İlerledikçe, kasabadaki evlerin camlarında ışık, bacalarında duman görüyorlar.
Carlito: Belki de korktuğumuz gibi bir şey yoktur. Baksana her evin ışığı yanıyor. Belki sadece millet götü soğuktan donmasın diye dışarıya çıkmak istemiyordur. Hatta bak, kanıtlayayım size.
Carlito hevesle en yakındaki evin kapısına tıklıyor. Ancak kapıya vurduğu gibi ışıklar sönüyor. Carlito evin etrafında dolanıyor ama ne ışık, ne de açık pencere var. Tüten baca ise tamamen sönmüş bir halde. Carlito'nun ağzından bir sözler çıktığını görüyoruz ama kısık sesle olduğu için duyamıyoruz. Fakat Carlito'yu birazcık tanıyan birisi varsa, bunların küfürden başka bir şey olmadığını tahmin etmiştir. Fakat Carlito onlara güven vermek için başka bir evi deniyor. Ancak bu evin de ışıkları sönüyor. Bir evi daha deniyor ve sonuç yine aynı.
Carlito hevesle en yakındaki evin kapısına tıklıyor. Ancak kapıya vurduğu gibi ışıklar sönüyor. Carlito evin etrafında dolanıyor ama ne ışık, ne de açık pencere var. Tüten baca ise tamamen sönmüş bir halde. Carlito'nun ağzından bir sözler çıktığını görüyoruz ama kısık sesle olduğu için duyamıyoruz. Fakat Carlito'yu birazcık tanıyan birisi varsa, bunların küfürden başka bir şey olmadığını tahmin etmiştir. Fakat Carlito onlara güven vermek için başka bir evi deniyor. Ancak bu evin de ışıkları sönüyor. Bir evi daha deniyor ve sonuç yine aynı.
Jordan Devlin: Boşuna yorma kendini. Piç kurusu yapacağını çoktan yapmış. Sadece bizimle oynamak istiyor. Sadece onu saklandığı delikten çıkartmamız gerekiyor.
"Saklandığımı kim söyledi?"
Ses arkalarından geliyor. Jordan arkasını dönüyor ama karşısında olan şey bir karga sürüsü. Bütün göğü kaplıyorlar sanki. Üçlü hayretle kuşlara bakarken bir şeyi fark ediyorlar. Burası biraz fazla mı soğuk. Ağızlarından çıkan dumandan fark ediyorlar durumu. Sonrasında kuşların uçtuğu yerden bir ses geliyor. Yoğun bir rüzgar sesi. Bir fırtına geliyor. Bunu anladıkları gibi koşmaya başlıyorlar. Ancak koştukça etraftaki evlerin ışıkları sönüyor. Fırtına geliyor. Sanki karanlık bir şey onları çekip alacak gibi. Çareleri tükeniyor derken bir evin ışığının sönmediğini fark ediyorlar. Noah hızlanarak öne geçiyor ve kapıya omuz atıp kırıyor. Kendisi acıyla yerde kolunu tutarken, Jordan ve Carlito da peşinden girip hemen kırık kapıyı tutuyorlar. Carlito yandaki komidini alıp kapının arkasına koyarak siper alıyor. Fırtına evi sarsacak gibi oluyor ve ancak geçiyor.
Carlito: Neden havanın böyle olduğunu haber vermedin amına koyayım. Bilsem ona göre bir şeyler alırdım.
Jordan Devlin: Bu normal değil. İrlanda elbette soğuk bir yer ama böyle değil. Bu normal değildi.
Carlito: Orospu çocuğu şimdi doğayı da mı kontrol ediyor. Harika amına koyayım.
Carlito: Neden havanın böyle olduğunu haber vermedin amına koyayım. Bilsem ona göre bir şeyler alırdım.
Jordan Devlin: Bu normal değil. İrlanda elbette soğuk bir yer ama böyle değil. Bu normal değildi.
Carlito: Orospu çocuğu şimdi doğayı da mı kontrol ediyor. Harika amına koyayım.
Noah: Beyler... Bu nedir?
Şöminenin aydınlattığı odaya şöyle bir göz gezdiriyorlar. Evin karanlık köşesinden bir çift gözün onları izlediğini fark ediyorlar. Fısıltıların eşliğinde karanlıkta gözler onları izliyor. Noah refleks ile kolunu uzatıyor. Birden karanlığın içinden bir adam çıkıyor ve Noah'a saldırmaya başlıyor. Saldırganın damarları patlayacak gibi gözüküyor. Gözleri kıpkırmızı. Vücudu bakımsızlıktan bembeyaz kesilmiş. Üstündeki kıyafetler birkaç günlük, belki de haftalık. Zayıf, titrek parmaklarında kurumuş kan izleri var. Aynı izler çenesinde de var. Şöminenin zor aydınlatan ışığından bunları seçebiliyorlar sadece. Adam, Noah'ın üstüne atlayarak boğazına yapışıyor. Zayıf ve bakımsız haline rağmen, insan üstü bir gücü var. Carlito hızlı bir hareketle adamı itiyor. Adam boynunu duvarın köşesine vuruyor ve hareketsiz kalıyor. Jordan panikle adama yaklaşıp nabzına bakıyor.
Carlito: Ne yapıyorsun ese! Bir de bunları mı kontrol edeceğiz.
Jordan Devlin: Bunlar hala insan Carlito. Bunlar benim kardeşlerim, ailem.
Adamın nabzı kala atıyor. Jordan rahatlamış bir şekilde geri çekiliyor. Diğer taraftan da Noah kalkmaya çalışıyor ama kolu kan revan içinde. Kırdığı kapıdan büyük bir parça omzuna saplanmış bir biçimde. Kolunu sarmaya çalışıyorlar Carlito ile. Kolunu, evden buldukları rastgele bir paçavra ile sarıyorlar. Yerdeki adama bakıp derin bir nefes çekiyorlar ancak o sırada fırtına kendini hatırlatıyor ve sağlam bir rüzgar, evdeki şömineyi söndürüyor. Ne yapacağız diye birbirlerine baktıkları sırada, altlarından ses gelmeye başlıyor. Durdukları yerde bir bodrum kapağı olduğunu fark ediyorlar. Çekimser bir şekilde ayaklarını çeker çekmez bir çığlık kopuyor.
Jordan Devlin: Bunlar hala insan Carlito. Bunlar benim kardeşlerim, ailem.
Adamın nabzı kala atıyor. Jordan rahatlamış bir şekilde geri çekiliyor. Diğer taraftan da Noah kalkmaya çalışıyor ama kolu kan revan içinde. Kırdığı kapıdan büyük bir parça omzuna saplanmış bir biçimde. Kolunu sarmaya çalışıyorlar Carlito ile. Kolunu, evden buldukları rastgele bir paçavra ile sarıyorlar. Yerdeki adama bakıp derin bir nefes çekiyorlar ancak o sırada fırtına kendini hatırlatıyor ve sağlam bir rüzgar, evdeki şömineyi söndürüyor. Ne yapacağız diye birbirlerine baktıkları sırada, altlarından ses gelmeye başlıyor. Durdukları yerde bir bodrum kapağı olduğunu fark ediyorlar. Çekimser bir şekilde ayaklarını çeker çekmez bir çığlık kopuyor.
"¡SႶ ԀꞀƎH ƎSⱯƎꞀԀ"
Kapak bir anda patlayarak açılıyor ve içinden bir kadın ve bir çocuk çıkıyor. Aynı adam gibi, gözleri kızarmış ve damarları şişmiş durumdalar. Kadının kolu sarılı ve sargısı kıpkırmızı. Çocuğun ise ağzı kan içinde. Ancak kendi kanı değil, bir şeyi ısırırken bulaşmış bir kan. Yerdeki adam da kalkmaya çalışıyor. Noah kadından kaçmaya çalışıyor. Jordan ise ani bir hareketle kadını kollarından tutup zapt ediyor. İkili yoğun bir arbede içindeyken, yerdeki adam Devin'in ayağını tutuyor ve ikisi de yere düşüyor. Kadın hengamede bodruma geri yuvarlanıyor ve orada hareketsiz kalıyor. Carlito ise çocuğa vurmamaya çalışıyor. Ancak çocuk üstüne atlıyor. Carlito ile boğuştukları arada, Carlito kazayla şöminenin maşasını eline alıp çocuğa geçiriyor. Sonra da çocuğu bodruma itiyor. "¡ƎNOᗡ ႶO⅄ ƎɅⱯH ꓕⱯHM" diye yerdeki adam kalkıyor ama onu da zapt ediyorlar. Üçlünün kavgası sonucu, adam da yerde hareketsiz kalıyor. Üçü panikle kendilerini dışarıya atıyor.
Kapak bir anda patlayarak açılıyor ve içinden bir kadın ve bir çocuk çıkıyor. Aynı adam gibi, gözleri kızarmış ve damarları şişmiş durumdalar. Kadının kolu sarılı ve sargısı kıpkırmızı. Çocuğun ise ağzı kan içinde. Ancak kendi kanı değil, bir şeyi ısırırken bulaşmış bir kan. Yerdeki adam da kalkmaya çalışıyor. Noah kadından kaçmaya çalışıyor. Jordan ise ani bir hareketle kadını kollarından tutup zapt ediyor. İkili yoğun bir arbede içindeyken, yerdeki adam Devin'in ayağını tutuyor ve ikisi de yere düşüyor. Kadın hengamede bodruma geri yuvarlanıyor ve orada hareketsiz kalıyor. Carlito ise çocuğa vurmamaya çalışıyor. Ancak çocuk üstüne atlıyor. Carlito ile boğuştukları arada, Carlito kazayla şöminenin maşasını eline alıp çocuğa geçiriyor. Sonra da çocuğu bodruma itiyor. "¡ƎNOᗡ ႶO⅄ ƎɅⱯH ꓕⱯHM" diye yerdeki adam kalkıyor ama onu da zapt ediyorlar. Üçlünün kavgası sonucu, adam da yerde hareketsiz kalıyor. Üçü panikle kendilerini dışarıya atıyor.
"¡SᖈƎᖈƎᗡᖈႶƜ ƎᖈⱯ ႶO⅄"
Bir anda böyle bir çığlık duyuyorlar. Ne olduğunu anlayamıyorlar. Ancak iyi bir şey olmadığı kesin. Çünkü diğer evlerin kapısı açılmaya başlıyor. İçerisinden Bray halkı çıkıyor. Ya da onlardan geriye ne kaldıysa artık. Kavga edebilecekleri bir sayı değil. Kaçmaya başlıyorlar. Ancak her baktıkları yerden bir başkası çıkıyor. Carlito koşarken bir tane süpürge alıyor duvara dayalı olan. Önlerine çıkmış olan yaratıklardan birisine geçiriyor. Bir tanesi Jordan'ı arkadan yakalıyor ama Jordan hızlıca üstündeki ceketi çıkartarak yırtıyor. Koşturup duruyorlar ama bir sonu gelmiyor gibi. Artık mecalleri tükeniyor. Hızlıca bir şey düşünmeleri gerekiyor.
Bir anda böyle bir çığlık duyuyorlar. Ne olduğunu anlayamıyorlar. Ancak iyi bir şey olmadığı kesin. Çünkü diğer evlerin kapısı açılmaya başlıyor. İçerisinden Bray halkı çıkıyor. Ya da onlardan geriye ne kaldıysa artık. Kavga edebilecekleri bir sayı değil. Kaçmaya başlıyorlar. Ancak her baktıkları yerden bir başkası çıkıyor. Carlito koşarken bir tane süpürge alıyor duvara dayalı olan. Önlerine çıkmış olan yaratıklardan birisine geçiriyor. Bir tanesi Jordan'ı arkadan yakalıyor ama Jordan hızlıca üstündeki ceketi çıkartarak yırtıyor. Koşturup duruyorlar ama bir sonu gelmiyor gibi. Artık mecalleri tükeniyor. Hızlıca bir şey düşünmeleri gerekiyor.
Noah: Siz ilerlemeye devam edin, ben onları oyalayacağım.
Jordan Devlin: Saçmalama, seni canlı canlı yerler.
Noah: Nasıl olsa o yavşağı yenmeyecek misiniz, bunun için bu fedakarlığı yapabilirim.
Noah geri dönüyor ve kalabalığa doğru koşuyor. Jordan geri dönecek gibi oluyor ama Carlito onu kolundan tutuyor. Koşması için zorluyor. Ama Jordan ondan kurtuluyor ve Noah'ı yakalamış olanlardan birisinin üstüne koşup tekmeyi vuruyor. Noah boşta kalıyor. Onu çekip kaldırıyor ve koşması için bağırıyor. İkisi koşarken Carlito onlara doğru sesleniyor. Seslendiği yerde bir ahır var. Ahıra doğru koşuyorlar. Onlar içeri girer girmez, Carlito kapıyı kapatıyor. Üçü kapının arkasına geçerek yaslanıyor. Kapıyı tutmaya çalışıyorlar. Bütün kalabalık üstlerine doğru geliyor. Kapıyı zorlamaya çalışıyorlar ama olmuyor. Carlito rahatlayacak gibi olduğu anda, bir balta kapının içinden geçiyor. Bir an aklı çıkıyor. Yarıktan bir el geliyor ve birini yakalıyor.
Jordan Devlin: Saçmalama, seni canlı canlı yerler.
Noah: Nasıl olsa o yavşağı yenmeyecek misiniz, bunun için bu fedakarlığı yapabilirim.
Noah geri dönüyor ve kalabalığa doğru koşuyor. Jordan geri dönecek gibi oluyor ama Carlito onu kolundan tutuyor. Koşması için zorluyor. Ama Jordan ondan kurtuluyor ve Noah'ı yakalamış olanlardan birisinin üstüne koşup tekmeyi vuruyor. Noah boşta kalıyor. Onu çekip kaldırıyor ve koşması için bağırıyor. İkisi koşarken Carlito onlara doğru sesleniyor. Seslendiği yerde bir ahır var. Ahıra doğru koşuyorlar. Onlar içeri girer girmez, Carlito kapıyı kapatıyor. Üçü kapının arkasına geçerek yaslanıyor. Kapıyı tutmaya çalışıyorlar. Bütün kalabalık üstlerine doğru geliyor. Kapıyı zorlamaya çalışıyorlar ama olmuyor. Carlito rahatlayacak gibi olduğu anda, bir balta kapının içinden geçiyor. Bir an aklı çıkıyor. Yarıktan bir el geliyor ve birini yakalıyor.
"¡SႶ ⅁NIꞀꞀⱯϽ SI ƎH"
Bir anda kalabalık duruyor. Ne oluyor diye Jordan kapıdaki yarıktan baktığında, uzaklaştıklarını görüyor. Kapıyı açıp baktığında, hepsinin bir yere doğru ilerlediğini görüyor. Kilisenin çanları çalıyor ve bütün yaratıklar oraya doğru gidiyor. Jordan kiliseye doğru dikkatle baktığında, siyah kapüşonlu birisini görüyor. Kapüşonlunun kilisenin içine girdiğini görünce, o da oraya doğru ilerliyor. Yaratığın bıraktığı baltayı Carlito kapıp peşinden koşuyor. Noah da peşlerinden gidiyor.
Bir anda kalabalık duruyor. Ne oluyor diye Jordan kapıdaki yarıktan baktığında, uzaklaştıklarını görüyor. Kapıyı açıp baktığında, hepsinin bir yere doğru ilerlediğini görüyor. Kilisenin çanları çalıyor ve bütün yaratıklar oraya doğru gidiyor. Jordan kiliseye doğru dikkatle baktığında, siyah kapüşonlu birisini görüyor. Kapüşonlunun kilisenin içine girdiğini görünce, o da oraya doğru ilerliyor. Yaratığın bıraktığı baltayı Carlito kapıp peşinden koşuyor. Noah da peşlerinden gidiyor.
"¡⅁NIƜOϽ SI ƎH"
Kilisenin içinde, yaratıklaşmış insanların, kilise sıralarında huzurlu bir şekilde oturduklarını görüyoruz. Kürsüde ise arkası dönük kapüşonlu birisi duruyor. Elinde kara kitabı görüyoruz. Sessiz bir şekilde kitaptan bir kısım okurken, kapı açılıyor ve içeriye Jordan ile ekibi giriyor. Kapüşonlunun yanına yaklaşıyorlar. Kapüşonlu ise kitabı kapatarak, cebine koyuyor. Arkasını dönerek Jordan'a bakıyor. Kapüşonunu indiriyor ve onu görüyorlar.
Dark JM: Efendimi aradınız sanırım. Onu görmeyi hak etmiyorsunuz. Ancak merak etmeyin, ölmeden önce onu göreceksiniz. Ben sadece sizi hazırlamak için buradayım. Aynı kasabanı hazırladığım gibi. Buradaki herkese doğru yolu gösterdiğim gibi. Şaşırdın mı? Bunlar benim eserim. Efendimin bana verdiği güç ile, tüm kasabanı beyinsiz hizmetkarlara çevirdim. Anneni de burada görmek isterdim ama kendisi çok zayıftı.
Kilisenin içinde, yaratıklaşmış insanların, kilise sıralarında huzurlu bir şekilde oturduklarını görüyoruz. Kürsüde ise arkası dönük kapüşonlu birisi duruyor. Elinde kara kitabı görüyoruz. Sessiz bir şekilde kitaptan bir kısım okurken, kapı açılıyor ve içeriye Jordan ile ekibi giriyor. Kapüşonlunun yanına yaklaşıyorlar. Kapüşonlu ise kitabı kapatarak, cebine koyuyor. Arkasını dönerek Jordan'a bakıyor. Kapüşonunu indiriyor ve onu görüyorlar.
Dark JM: Efendimi aradınız sanırım. Onu görmeyi hak etmiyorsunuz. Ancak merak etmeyin, ölmeden önce onu göreceksiniz. Ben sadece sizi hazırlamak için buradayım. Aynı kasabanı hazırladığım gibi. Buradaki herkese doğru yolu gösterdiğim gibi. Şaşırdın mı? Bunlar benim eserim. Efendimin bana verdiği güç ile, tüm kasabanı beyinsiz hizmetkarlara çevirdim. Anneni de burada görmek isterdim ama kendisi çok zayıftı.
Jordan Devlin: Orospu çocuğu.
Jordan yumruğunu savuruyor. Ancak Dark JM basitçe kurtuluyor yumruktan. Sonrasında Jordan'ın karnına basit bir yumruk vuruyor ama Jordan dizlerinin üstüne çöküyor. Carlito elindeki baltayı, Dark JM'ye sallıyor ama onu da havada tutuyor Dark JM. İkisi baltayı çekiştirirken, Carlito kafayı gömüyor. Dark JM darbenin etkisi ile sarsılıyor ve elinden bırakıyor baltayı. Carlito tüm gücüyle baltayı sallıyor üstüne ancak Dark JM eğiliyor. Carlito kendini toparlayarak bir kere daha saldırmayı deniyor ancak yavaş kalıyor ve Dark JM'den suratına sağlam bir yumruk yiyor ve balta elinden düşüyor. Noah ile Jordan üstüne atlıyor Dark JM'nin. Onu zapt etmeye çalışıyorlar. Carlito yerden baltasını alıyor ve tekrar saldırıyor. Dark JM'yi ortadan ikiye yaracak!
Jordan yumruğunu savuruyor. Ancak Dark JM basitçe kurtuluyor yumruktan. Sonrasında Jordan'ın karnına basit bir yumruk vuruyor ama Jordan dizlerinin üstüne çöküyor. Carlito elindeki baltayı, Dark JM'ye sallıyor ama onu da havada tutuyor Dark JM. İkisi baltayı çekiştirirken, Carlito kafayı gömüyor. Dark JM darbenin etkisi ile sarsılıyor ve elinden bırakıyor baltayı. Carlito tüm gücüyle baltayı sallıyor üstüne ancak Dark JM eğiliyor. Carlito kendini toparlayarak bir kere daha saldırmayı deniyor ancak yavaş kalıyor ve Dark JM'den suratına sağlam bir yumruk yiyor ve balta elinden düşüyor. Noah ile Jordan üstüne atlıyor Dark JM'nin. Onu zapt etmeye çalışıyorlar. Carlito yerden baltasını alıyor ve tekrar saldırıyor. Dark JM'yi ortadan ikiye yaracak!
"¡H⅁ႶONƎ S,ꓕⱯHꓕ"
Arkadan gelen el, basit bir hareketle Carlito'nun elinden baltayı alıyor. Dizine bir tekme atarak onu dizinin üstüne düşürüyor. Dizinin üstündeki Carlito'ya, bir yumruk atarak yere düşürüyor. Noah koşarak yumruk atmayı deniyor ancak onun da kolunun sakat kısmını tutuyor ve bastırıyor. Noah acı içinde kıvranıyor. Jordan dostunu kurtarmak için koşuyor fakat onu da basit bir şekilde boynundan tutarak yakalıyor. Jordan elini, onu yakalayan adama doğru uzatıyor ancak dokunamadan, kafasını duvara vuruyor onu yakalayan el. Üçünün de bilinci kapanıyor. Dark JM yerden kalkıyor. Onu kurtaran adam kapıdan ilerleyip, kilisenin arka bahçesine doğru ilerliyor. Dark JM kolunu kaldırıyor ve yaratıklar, yerdeki üç adamı tutup sürüklemeye başlıyorlar.
Arkadan gelen el, basit bir hareketle Carlito'nun elinden baltayı alıyor. Dizine bir tekme atarak onu dizinin üstüne düşürüyor. Dizinin üstündeki Carlito'ya, bir yumruk atarak yere düşürüyor. Noah koşarak yumruk atmayı deniyor ancak onun da kolunun sakat kısmını tutuyor ve bastırıyor. Noah acı içinde kıvranıyor. Jordan dostunu kurtarmak için koşuyor fakat onu da basit bir şekilde boynundan tutarak yakalıyor. Jordan elini, onu yakalayan adama doğru uzatıyor ancak dokunamadan, kafasını duvara vuruyor onu yakalayan el. Üçünün de bilinci kapanıyor. Dark JM yerden kalkıyor. Onu kurtaran adam kapıdan ilerleyip, kilisenin arka bahçesine doğru ilerliyor. Dark JM kolunu kaldırıyor ve yaratıklar, yerdeki üç adamı tutup sürüklemeye başlıyorlar.
Bana seslendi. "O geldi." Kocaman gülümsedi. Bana her zaman ondan nefret ettiğini söylerdi. Bu esaretin sebebi O'nun ta kendisiydi. İrlanda'ya ve halka güvenmeyen bu nüfuzlu adam, şehrini İngilizlere satmıştı. Fakat halk buna müsaade etmemiş ve direniş göstermişti. İngilizler de bu direnişle beraber William adındaki bu adamı suçlamış hatta onu esir bile almışlardı. Böyle özgürce dolaştığına göre artık esaret bitmiş görünüyordu.
"O bir hain," dedim anneme. Döndüm ve kızarak sordum. "Onun gelişine neden seviniyorsun?"
Annem sakince yanıtladı. "Bu esareti bitirebilecek tek kişi o, Leonie. Doğaüstü güçleri olan bir adamın bizim yanımızda olması savaşı kazanacağımızı gösterir."
Jordan ayılmaya başlamıştı. Elleri arkasından bağlanmıştı. Dizlerinin üstündeydi. Bütün gün kaçtığı canavarlar etrafındaydı. Ancak bu sefer sakince duruyorlardı. İki tanesi omuzlarından onu yere bastırıyordu. Etrafına bakmaya çalıştı. Carlito ve Noah'ın baygın bir şekilde onunla yan yana durduğunu gördü. Etrafına biraz daha baktı. Önünde devasa bir çukur gördü. Yerden altı adım alttaydı. Belki biraz daha fazla. Kalkmaya çalışıyor ama engel oluyorlar. Jordan bağırıyor ama çare yok. Dark JM'yi görüp ona küfürler ediyor. Dark JM gülerek onu izlerken, onun arkasından o geliyor. Jordan tüm bu kabusun sebebi ile karşı karşıya geliyor.
Dark STG: Sevgili JD, beni özlediğini görmek güzel. Benim için buraya kadar gelmen ne kadar hoş. Seni daha iyi koşullarda karşılamak isterdim ama bunu yapmayacağımızı ikimiz de biliyoruz. Oysa ki her şey farklı olabilirdi. Bir böcek gibi yerlerde gezmene gerek yoktu. Bir kral gibi seni göklerde gezdirebilirdim. Sana istediğin her şeyi verebilirdim. Ancak sen bunu hak etmeyecek bir aptalsın. Bunun bir tuzak olduğunu bilerek buraya geldin. Hangi aptal merminin önüne kendini atar ki? Ancak senden bunları bekliyordum. Çünkü bunların hepsi yazılıydı JD. Kara kitap, hepsini yazmıştı. Olacak her şey, başından belliydi ama sen bunu göremeyecek kadar kördün. Hikayen burada bitiyor JD. Artık geri dönmeni sağlayacak bir şey yok. Ailen yok. Arkadaşlarını görüyor musun! Seni bırak, kendilerini savunamayacak haldeler. Af dilemek de artık bir seçenek değil. Seni kurtaracak bir mucize yok. Sadece karanlık var.
Jordan'ı tutup kaldırıyor Dark STG. Jordan çırpınmaya çalışıyor ama ne çare. Onu kaldırıp çukura atıyor.
"O bir hain," dedim anneme. Döndüm ve kızarak sordum. "Onun gelişine neden seviniyorsun?"
Annem sakince yanıtladı. "Bu esareti bitirebilecek tek kişi o, Leonie. Doğaüstü güçleri olan bir adamın bizim yanımızda olması savaşı kazanacağımızı gösterir."
Jordan ayılmaya başlamıştı. Elleri arkasından bağlanmıştı. Dizlerinin üstündeydi. Bütün gün kaçtığı canavarlar etrafındaydı. Ancak bu sefer sakince duruyorlardı. İki tanesi omuzlarından onu yere bastırıyordu. Etrafına bakmaya çalıştı. Carlito ve Noah'ın baygın bir şekilde onunla yan yana durduğunu gördü. Etrafına biraz daha baktı. Önünde devasa bir çukur gördü. Yerden altı adım alttaydı. Belki biraz daha fazla. Kalkmaya çalışıyor ama engel oluyorlar. Jordan bağırıyor ama çare yok. Dark JM'yi görüp ona küfürler ediyor. Dark JM gülerek onu izlerken, onun arkasından o geliyor. Jordan tüm bu kabusun sebebi ile karşı karşıya geliyor.
Dark STG: Sevgili JD, beni özlediğini görmek güzel. Benim için buraya kadar gelmen ne kadar hoş. Seni daha iyi koşullarda karşılamak isterdim ama bunu yapmayacağımızı ikimiz de biliyoruz. Oysa ki her şey farklı olabilirdi. Bir böcek gibi yerlerde gezmene gerek yoktu. Bir kral gibi seni göklerde gezdirebilirdim. Sana istediğin her şeyi verebilirdim. Ancak sen bunu hak etmeyecek bir aptalsın. Bunun bir tuzak olduğunu bilerek buraya geldin. Hangi aptal merminin önüne kendini atar ki? Ancak senden bunları bekliyordum. Çünkü bunların hepsi yazılıydı JD. Kara kitap, hepsini yazmıştı. Olacak her şey, başından belliydi ama sen bunu göremeyecek kadar kördün. Hikayen burada bitiyor JD. Artık geri dönmeni sağlayacak bir şey yok. Ailen yok. Arkadaşlarını görüyor musun! Seni bırak, kendilerini savunamayacak haldeler. Af dilemek de artık bir seçenek değil. Seni kurtaracak bir mucize yok. Sadece karanlık var.
Jordan'ı tutup kaldırıyor Dark STG. Jordan çırpınmaya çalışıyor ama ne çare. Onu kaldırıp çukura atıyor.
Onun ölümsüz olduğunu düşünenler vardı. İnsanüstü bir varlık olarak biliniyordu. Cehennemden atıldığını iddia edenler de olmuştu. Ateşi bükebilmesini buna bağlıyorlardı. Her ne olursa olsun bu adam bir kahraman olarak görünüyordu. Bu uğursuz adam yüzünden esaretin gerçekleştiğini bilen ve onu sevmeyen bir topluluk da bulunmuyor değildi. Fakat ne olursa olsun yıllar boyu halk tarafından konuşuldu. En çok da 13 yıl sonra, o tarihi akşamda...
Jordan Devlin: Hayır...
Jordan Devlin: Hayır...
Bu sıralarda William, her ne kadar diğer insanlardan farklı olduğu düşünülse de, herkes gibi evinin döşeğinde uzanmaktaydı. Sigarasını tüttürürken odasının camından Bray'in manzarasını öylece izliyordu. Biraz sonra kapısının önünde bir ses duyduğunu zannetti. İrkildi. Neler olduğunu anlamak için ayaklanmak istedi. Fakat bu mantıklı değildi. Önce sesi dinlemek gerekiyordu. Eğer bir düşman varsa kendini belli edecekti. Uzun bir süre sessizce kaldı, öylece bekledi. Dışarıdan bir daha ses gelmemişti. Kuruntu yaptığını düşündü. Kısa bir süre sonra rahat moduna geçti.
Jordan Devlin: İstemiyorum...
Jordan Devlin: İstemiyorum...
Fakat birileri onu avlamak için oradaydı! William sigarasını söndürdükten sonra uyku yavaş yavaş bastırmaya başladı. Kasabanın sessizliği ve havanın serinliği sayesinde sakince içi geçiverdi. Düşman bu sırada içeride daldı! Bu bir İngiliz çetesiydi! William bir anda ayaklanırken çete çoktan üstüne çökmüştü! Oracıkta yediği kılıç darbeleri ile hayatını kaybetti. Artık ölümsüz olmadığı biliniyordu.
Jordan Devlin: Bitsin istemiyorum...
Jordan Devlin: Bitsin istemiyorum...
Lakin Bray kasabasında aynı sırada farklı bir doğum meydana geldi. Leonie, yani ben, Fintan'dan olan çocuğum Fergal'i o gece kucağımıza almıştık. William göçüp giderken Fergal aramıza katılıyordu. Ağlıyordu. Hiç durmadan ağlayan bir bebekti Fergal. O gece sabaha kadar zırlamaktan başka bir şey yapmadı. Sadece gaz lambasını yaklaştırdığım zaman biraz olsun dikkati dağılıyordu, sonrası yine ölümüne bağırmaktı. Zor bir bebek büyütme dönemi yaşayacağımı düşünüyordum. Gaz lambası ile güldürmeye çalışıyorduk. Ne kadar da saçmaydı?
Jordan Devlin: Onun geleceğine inanmak istiyorum...
Jordan Devlin: Onun geleceğine inanmak istiyorum...
Ertesi gün büyük bir ahıt yakıldı. Halkın kahramanı haince öldürülmüştü. Onun anısına, kendisi ile özdeşleşmiş büyük bir ateş Bray'in meydanına alevlendi. Fergal, Fintan, annem ve ben de o sırada ateşin etrafındaydık. İlginçtir ki doğduğundan beri hiç susmadan ağlayan bu huysuz oğlan ilk defa sessizce duruyordu. Fergal, diğerlerinin aksine sabaha kadar ağladıktan sonra sakince ateşi izledi. Etraftaki diğer insanlar ise William'ın arkasından hüngür hüngür ağlıyordu.
Jordan Devlin: Lütfen bir hikayeden fazlası ol...
Jordan Devlin: Lütfen bir hikayeden fazlası ol...
O gün kahraman olsun ya da olmasın, Bray'in en popüler adamı gözlerini yummuştu. Onun adı William Ifreannach idi.
William Ifreannach!
Jordan'ın gözleri kapanıyordu. Ancak sesler onun gözlerini yummasına izin vermemişti. İlk kez sıcak hissediyordu. Normal bir sıcaklık değil, bir ateş. Gözlerini araladı. Dumanların yükseldiğini görüyordu. Kendini kaldırmaya çalıştı. Ancak elleri hala bağlıydı. Ayağa kalksa da, mezarın içinde sıkışıp kalmıştı. Sonrasında bir elin yükseldiğini gördü. Jordan eli tuttu ve kendini yukarıya çekti. Beklediği Carlito'ydu ama onu karşılayan başka birisiydi.
Finn "Ifreannach" Balor: Seni gördüğüme sevindim eski dostum.
William Ifreannach!
Jordan'ın gözleri kapanıyordu. Ancak sesler onun gözlerini yummasına izin vermemişti. İlk kez sıcak hissediyordu. Normal bir sıcaklık değil, bir ateş. Gözlerini araladı. Dumanların yükseldiğini görüyordu. Kendini kaldırmaya çalıştı. Ancak elleri hala bağlıydı. Ayağa kalksa da, mezarın içinde sıkışıp kalmıştı. Sonrasında bir elin yükseldiğini gördü. Jordan eli tuttu ve kendini yukarıya çekti. Beklediği Carlito'ydu ama onu karşılayan başka birisiydi.
Finn "Ifreannach" Balor: Seni gördüğüme sevindim eski dostum.
Jordan Devlin: Finn, senin burada ne işin var.
Dark STG: Senin burada olmaman gerekiyordu! Kitapta bu yoktu! Senin burada ne işin var?
Finn: "Ifreannach" Balor: Çünkü bu senin hikayen değil. Sen kendi dogmatik hikayeni, insanlara zorla dayamaya çalışan birisin. Fakat farkında bile olmadığın şey, özgür bir iraden bile olmadığı. Sen güç olarak nitelendiriyor olabilirsin ancak elindeki o kitap, senin kontrolünü ele geçiren şey. Sen, şeytanın piyonlarından birisin sadece. Bu karanlığı evime getirdin. Evimin koruyucusu olarak, ben karşındayım. Senin-
Dark JM: Efendimiz karşısında ne hadle sesini çıkartırsın, yerini bil!
Dark JM üstüne koşuyor. Yumruk atmaya çalışıyor fakat Ifreannach basit bir çelme takarak Dark JM'yi düşürüyor. Sonrasında onu saçından tutup kaldırıyor. Dizlerinin üstüne koyduktan sonra baş parmağını alnına bastırıyor. Dark JM acı çekerek bağırıyor. Hareket etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Ateşlerin yükseldiğini görüyoruz. Vücudu ateşler içerisinde kalıyor. Ancak vücudunda yanıklar gözükmüyor. Jordan ve Carlito panik içinde izliyor olanları. Ifreannach parmağını çektiğinde alevler de diniyor ve Dark JM bayılıyor.
Finn "Ifreannach" Balor: JD, buradan sonrasını bana bırakın.
Dark STG: Sen gerçekten bu gücünün bana yetebileceğine mi inanıyorsun?
Finn "Ifreannach" Balor: Jordan, sen benim kardeşimsin. Hepiniz benim kardeşimsiniz. Bu yüzden bu savaşı bana bırakın. Şeytanın tohumunu burada yakacağım. Onu da alın ve gidin. Limana koşun. Orada bıraktığım bir bot var. Merak etme, ben hemen arkanızda olacağım. Şimdi koşun.
Ifreannach'ın sözlerinin ardından Jordan ve Carlito, yerdeki JM'nin kollarına girerek onu götürmeye başlıyorlar. Noah da peşlerinden gidiyor. Dark STG üstlerine gidecekken Ifreannach kolunu uzatıyor ve alev yükseliyor. Jordan ilerlerken bir saniyeliğine arkasını dönüp baktığında, Dark STG ve Ifreannach'ın kavgasını, karanlık ordunun yandığını görüyor. Dişini sıkarak JM'yi sürüklemeye devam ediyorlar. Kasaba alevler altındayken, limana doğru varıyorlar. JM'yi bota yerleştiriyorlar. Carlito motoru kontrol ederken, Jordan da ipleri sökmeye çalışıyor. Ancak arkasında bir şey hissediyor. Döndüğünde bir çift el boğazına yapışıyor.
Noah: Kurtulabileceğini mi sandın Jordan. Efendim senden intikamını almamışken, buradan kaçabileceğini mi sandın? Sen bir aptalsın. Bana inandın, hala dostun olduğuma inandın? Ancak bunların sorumlusu sensin. Beni, aileni, herkesi bırakıp gittin. Arkadaşların, ailen, kardeşlerin acı çekerken, bizi terk ettin. Sen bir kurtarıcı değilsin. Sen kıyameti bize getiren kişisin. Ancak buna son vereceğim. Bu botla sadece birimiz ayrılacak. O da JD McDonagh olacak. Ancak o kişi sen değilsin, benim. Senin hak etmediğin hayatı, senden alacak kişi benim. O yüzden şimdi hayatında ilk kez işe yarayan biri ol ve öl. GEBER JORDAN GEBER! GEBER PİÇ KURUSU!
Jordan Devlin kıpkırmızı kesiliyor havasızlıktan. Son gücüyle elini Noah'a uzatıyor. Yüzünü tutuyor ve okşuyor. Gözlerinden yaşlar süzülüyor. Noah'ın ise yüzü öfkeden kızarmış, damarları patlayacak gibi bir seviyeye gelmiş durumda. Gözleri kan çanağı.
Dark STG: Senin burada olmaman gerekiyordu! Kitapta bu yoktu! Senin burada ne işin var?
Finn: "Ifreannach" Balor: Çünkü bu senin hikayen değil. Sen kendi dogmatik hikayeni, insanlara zorla dayamaya çalışan birisin. Fakat farkında bile olmadığın şey, özgür bir iraden bile olmadığı. Sen güç olarak nitelendiriyor olabilirsin ancak elindeki o kitap, senin kontrolünü ele geçiren şey. Sen, şeytanın piyonlarından birisin sadece. Bu karanlığı evime getirdin. Evimin koruyucusu olarak, ben karşındayım. Senin-
Dark JM: Efendimiz karşısında ne hadle sesini çıkartırsın, yerini bil!
Dark JM üstüne koşuyor. Yumruk atmaya çalışıyor fakat Ifreannach basit bir çelme takarak Dark JM'yi düşürüyor. Sonrasında onu saçından tutup kaldırıyor. Dizlerinin üstüne koyduktan sonra baş parmağını alnına bastırıyor. Dark JM acı çekerek bağırıyor. Hareket etmeye çalışıyor ama başaramıyor. Ateşlerin yükseldiğini görüyoruz. Vücudu ateşler içerisinde kalıyor. Ancak vücudunda yanıklar gözükmüyor. Jordan ve Carlito panik içinde izliyor olanları. Ifreannach parmağını çektiğinde alevler de diniyor ve Dark JM bayılıyor.
Finn "Ifreannach" Balor: JD, buradan sonrasını bana bırakın.
Dark STG: Sen gerçekten bu gücünün bana yetebileceğine mi inanıyorsun?
Finn "Ifreannach" Balor: Jordan, sen benim kardeşimsin. Hepiniz benim kardeşimsiniz. Bu yüzden bu savaşı bana bırakın. Şeytanın tohumunu burada yakacağım. Onu da alın ve gidin. Limana koşun. Orada bıraktığım bir bot var. Merak etme, ben hemen arkanızda olacağım. Şimdi koşun.
Ifreannach'ın sözlerinin ardından Jordan ve Carlito, yerdeki JM'nin kollarına girerek onu götürmeye başlıyorlar. Noah da peşlerinden gidiyor. Dark STG üstlerine gidecekken Ifreannach kolunu uzatıyor ve alev yükseliyor. Jordan ilerlerken bir saniyeliğine arkasını dönüp baktığında, Dark STG ve Ifreannach'ın kavgasını, karanlık ordunun yandığını görüyor. Dişini sıkarak JM'yi sürüklemeye devam ediyorlar. Kasaba alevler altındayken, limana doğru varıyorlar. JM'yi bota yerleştiriyorlar. Carlito motoru kontrol ederken, Jordan da ipleri sökmeye çalışıyor. Ancak arkasında bir şey hissediyor. Döndüğünde bir çift el boğazına yapışıyor.
Noah: Kurtulabileceğini mi sandın Jordan. Efendim senden intikamını almamışken, buradan kaçabileceğini mi sandın? Sen bir aptalsın. Bana inandın, hala dostun olduğuma inandın? Ancak bunların sorumlusu sensin. Beni, aileni, herkesi bırakıp gittin. Arkadaşların, ailen, kardeşlerin acı çekerken, bizi terk ettin. Sen bir kurtarıcı değilsin. Sen kıyameti bize getiren kişisin. Ancak buna son vereceğim. Bu botla sadece birimiz ayrılacak. O da JD McDonagh olacak. Ancak o kişi sen değilsin, benim. Senin hak etmediğin hayatı, senden alacak kişi benim. O yüzden şimdi hayatında ilk kez işe yarayan biri ol ve öl. GEBER JORDAN GEBER! GEBER PİÇ KURUSU!
Jordan Devlin kıpkırmızı kesiliyor havasızlıktan. Son gücüyle elini Noah'a uzatıyor. Yüzünü tutuyor ve okşuyor. Gözlerinden yaşlar süzülüyor. Noah'ın ise yüzü öfkeden kızarmış, damarları patlayacak gibi bir seviyeye gelmiş durumda. Gözleri kan çanağı.
Jordan Devlin: Özür dilerim... Yeterince güçlü değildim...
Noah bunu duyunca gözlerinden yaş süzülüyor. Dark STG'nin etkisi altında olduğunu ikisi de biliyor. Artık çok geç olduğunu biliyor. Bunun karşısında vücudunda kendi kontrol edebildiği tek şeyi yapıyor. Ağlıyor. Jordan'ın boğazını sıkmaya devam ederken, ağlıyor. Göz damlaları Jordan'ın üstüne düşüyor. Jordan eli ile Noah'ın gözyaşlarını siliyor. Ancak gücü bitene kadar yapıyor. En sonunda nefesi tükeniyor ve eli düşüyor.
Noah: Özür diler-
Noah bir anda kendini yerde buluyor. Jordan son anda nefesi içine çekiyor. Kendisini kurtarana bakıyor. JM'nin ona elini uzattığını görüyor. Çekimser bir şekilde de olsa eli tutuyor ve ayağa kalkıyor. Noah'ın yanına gitmek istiyor ama değişimin tamamlandığının farkında. Çaresizce bota biniyorlar. Bray kasabası alevler altında kalmışken, Jordan, Carlito ve JM botta ilerliyor.
Noah bir anda kendini yerde buluyor. Jordan son anda nefesi içine çekiyor. Kendisini kurtarana bakıyor. JM'nin ona elini uzattığını görüyor. Çekimser bir şekilde de olsa eli tutuyor ve ayağa kalkıyor. Noah'ın yanına gitmek istiyor ama değişimin tamamlandığının farkında. Çaresizce bota biniyorlar. Bray kasabası alevler altında kalmışken, Jordan, Carlito ve JM botta ilerliyor.
Jordan Devlin: Beni neden kurtardın?
JM: Ya enişte, en son Venis ile döner ekmek yiyorduk amına koyim. Ben nasıl düştüm buraya.
Jordan Devlin: Cidden hatırlamıyor musun? Kara kitabın etkisi altında kaldığını, Dark JM oluşunu.
JM: Vallahi ne madde kullanıyorsan, kafası güzelmiş hacı. En son hatırladığım, Venis ile takımlar şampiyonuyduk.
JM: Ya enişte, en son Venis ile döner ekmek yiyorduk amına koyim. Ben nasıl düştüm buraya.
Jordan Devlin: Cidden hatırlamıyor musun? Kara kitabın etkisi altında kaldığını, Dark JM oluşunu.
JM: Vallahi ne madde kullanıyorsan, kafası güzelmiş hacı. En son hatırladığım, Venis ile takımlar şampiyonuyduk.
Jordan Devlin: Peki adını hatırlıyor musun.
JM: Tabii ki hatırlıyorum. Benim adım...
JM: Tabii ki hatırlıyorum. Benim adım...
Johnny Mayhem: Adım Johnny Mayhem.
JD, kahkahayı patlatıyor bunu duyunca. Sinirleri bozuluyor. JD'nin kahkahaları ve Bray kasabasının alevler altında kalışı ile görüntüler sonlanıyor...
İŞİMİZ ASLA BİTMEZ!
Bray kasabası alevlerle yanıp biterken, sahilde o beliriyor. Yerde çırpınıp duran kölesine bakıp ayağı ile kafasını eziyor.
Dark STG: Bir dahaki sefer olmayacak...
Merdiven altında, bu sert zeminde maçlar devam ediyordu. Angel'e baktım. Bayağı keyif aldığını görüyordum. Sıradaki maçın gelmesini heyecanla bekliyordu. Bu adam gerçekten de inanılmaz biriydi. Nasıl da etrafına bir sürü adam toplamıştı? İnsan yönetmeyi bilen, onları organize edebilenlere hayrandım. Ben kendimi dahi yönetemiyordum. Angel büyük bir lider.
Ben bunları düşünürken ateşli kalabalığın ortasına Kofi Kingston geçti. Her ne kadar gecenin başındaki gibi bir ateş olmasa da heyecan yine de yüksekti. Dayak yiyip oturanların keyfi biraz daha düşük iken kazananlar da nispeten yorgundu. Dominik'in maçtan sonra pek de hevesli olmadığını görüyordum. Sanki bir an önce siktir olup gitmek istiyor gibiydi. Liv Morgan'ın da onu darladığına yemin edebilirdim. Kofi Kingston ortaya geçtiğinde onu yalanda da olsa alkışladı.
Biraz sonra kimse kalmayınca ortaya Keith Lee geçti. Artık bu zorunlu bir maç gibiydi, çünkü dövüşecek pek de adam kalmamıştı. Keith Lee, olağanca karizması ve cüssesi ile herkesi heyecanlandırıyordu. Kalabalığa resmen taze kan gibi geldi.
Bray kasabası alevlerle yanıp biterken, sahilde o beliriyor. Yerde çırpınıp duran kölesine bakıp ayağı ile kafasını eziyor.
Dark STG: Bir dahaki sefer olmayacak...
Merdiven altında, bu sert zeminde maçlar devam ediyordu. Angel'e baktım. Bayağı keyif aldığını görüyordum. Sıradaki maçın gelmesini heyecanla bekliyordu. Bu adam gerçekten de inanılmaz biriydi. Nasıl da etrafına bir sürü adam toplamıştı? İnsan yönetmeyi bilen, onları organize edebilenlere hayrandım. Ben kendimi dahi yönetemiyordum. Angel büyük bir lider.
Ben bunları düşünürken ateşli kalabalığın ortasına Kofi Kingston geçti. Her ne kadar gecenin başındaki gibi bir ateş olmasa da heyecan yine de yüksekti. Dayak yiyip oturanların keyfi biraz daha düşük iken kazananlar da nispeten yorgundu. Dominik'in maçtan sonra pek de hevesli olmadığını görüyordum. Sanki bir an önce siktir olup gitmek istiyor gibiydi. Liv Morgan'ın da onu darladığına yemin edebilirdim. Kofi Kingston ortaya geçtiğinde onu yalanda da olsa alkışladı.
Biraz sonra kimse kalmayınca ortaya Keith Lee geçti. Artık bu zorunlu bir maç gibiydi, çünkü dövüşecek pek de adam kalmamıştı. Keith Lee, olağanca karizması ve cüssesi ile herkesi heyecanlandırıyordu. Kalabalığa resmen taze kan gibi geldi.
İkili birbirine bakarken maç da Angel'in onayıyla başladı.
Fight Club Match
Keith Lee vs. Kofi Kingston
Bir süre birbirlerini kestiler. Keith Lee, Kofi'yi yiyecek gibi bakıyordu. Cüssesiyle birlikte sanki onu küçümsüyor gibiydi. Keith üstüne doğru giderken Kofi bu koca adamın önce bir bacağına vurdu. Lee şaşırırken Kofi hızla diğer bacağına da vurdu. Sonra da suratına bir yumruk! Lee kilitlenmiş gibi ona bakıyordu. Geriye doğru düştü, sonra da koşarak Kofi'ye geldi ve LARIAT! Kofi yerdeydi. Biraz sonra Lee onu kaldırdı. Fakat Kofi'den önce sert bir yumruk geldi, sonra da Trouble In Paradise!!!!
Lee tekme sonrası yere düşer gibi oldu. Fakat dizlerinin üstüne çöktü. Kofi az uzakta onun kalkmasını beklerken Lee ona harika bir Uppercut geçirdi! Kofi çenesi çıkacakmış gibi sıçradı. Yere düştü. Ağır ağır kalkacakken Keith Lee bir anda zıpladı ve Splash ile yerdeki Kofi'yi presledi! Kofi bir kağıt gibi büzülüyordu! Karnını tutarak acı içinde kıvrandı. Lee de bu sırada dinleniyordu. Biraz sonra ikisi de ağır ağır kalkmaya başladı. Keith Lee de Kofi de birbirine karşı öfkeliydi. Sinirle ayaklanırken bakıştılar.
Biraz sonra Lee'nin sert bir yumrukla Kofi'yi yere serdiğini gördüm. Lee gerçekten acımasızdı. Sonra da Kofi'yi yavaşça kaldırdı. Çemberin dışına, merdivenlere doğru ilerledi. Fight Club'ı terk edeceklerini sandık. Angelico müdahale için hazırlanırken Lee, Kofi'nin kafasından tuttu. Sonra da merdivene çarptırmak için fırlatıp attı! Kofi'nin alnında bir kanama başladı.
Angel'in talimatıyla Lee, biraz sonra Kofi'yi çembere getirdi. Angel kuralcı bir adamdı, daha fazlasına müsaade etmezdi. İçeriye girdiler. Lee ağır ağır kalkan Kofi'yle konuşuyordu. Onun rezil bir adam olduğunu, hatta bir müsvette olduğunu söyledi. Son PAYBACK şovunda aralarında yaşananları bilmiyordum, ama bir mazileri olduğunu dövüşten anlamıştım. Biraz sonra Kofi ağır ağır kalkarken bir anda Lee'yi sırtladı! Bu koca adamı taşıdığına inanamıyordum! Sonrasında onu fırlattı ve karnına Double Knee ile saldırdı! Lee acı içinde karnını tutarak yerde kıvranıyordu.
Kofi de Lee de yerde yatıyorlardı. Angel saymaya başladı. 1.....2.....3.....4.... Bu sayma işlemi 9'a kadar ilerledi ama ikisi de aynı anda kalkmayı başardı. Kofi Lee'ye doğru koştu. Fakat Lee onu sıkıca tuttu. Sonra da halkanın en ucundan bir maymun gibi fırlatıp diğer uca attı! BIEL! Kofi kafasını yere çarparak öylece yatıyordu. Keith Lee gülümsedi. Bu iş kolay olacaktı!
Lee Kofi'yi biraz sonra ağır ağır kaldırdı. Kofi kalkarken Lee gülümsüyordu. Sırtladı onu, bitirici hareketini yapmak üzere fırlatacaktı ama Kofi bir anda reversal yaptı. Aşağıya indi, hareketi çevirdi ve S.O.S! S.O.S GELDİ! Bu sert zeminde ikisi için de zor bir hareket. Lee belini tutarak acı içinde kıvranırken Kofi de acı çekmiyor değildi. İkisi de kendini yere bıraktı. Bir süre dinleniyorlardı.
Biraz sonra ikisi de ağır ağır ayağa kalktı. Yoksa Angel süreden dolayı maçı bitirecekti. Lee de Kofi de bakıştı. Kofi, Lee'nin üstüne doğru koştu. Lee eğildi. Kofi sıçradı ve arkasına düştü. Lee arkasını döndüğü anda TROUBLE IN PARADISE! Bir kez daha geldi! Bu sefer kafasına sağlam oturdu hamle. Lee bayılır gibi yere düştü. Kofi ise ayaktaydı. Angel saymaya başladı. 1.....2.....3......4..... Bizler de sayıyorduk. 5....6...7.....8.....9....
Fight Club Match
Keith Lee vs. Kofi Kingston
Bir süre birbirlerini kestiler. Keith Lee, Kofi'yi yiyecek gibi bakıyordu. Cüssesiyle birlikte sanki onu küçümsüyor gibiydi. Keith üstüne doğru giderken Kofi bu koca adamın önce bir bacağına vurdu. Lee şaşırırken Kofi hızla diğer bacağına da vurdu. Sonra da suratına bir yumruk! Lee kilitlenmiş gibi ona bakıyordu. Geriye doğru düştü, sonra da koşarak Kofi'ye geldi ve LARIAT! Kofi yerdeydi. Biraz sonra Lee onu kaldırdı. Fakat Kofi'den önce sert bir yumruk geldi, sonra da Trouble In Paradise!!!!
Lee tekme sonrası yere düşer gibi oldu. Fakat dizlerinin üstüne çöktü. Kofi az uzakta onun kalkmasını beklerken Lee ona harika bir Uppercut geçirdi! Kofi çenesi çıkacakmış gibi sıçradı. Yere düştü. Ağır ağır kalkacakken Keith Lee bir anda zıpladı ve Splash ile yerdeki Kofi'yi presledi! Kofi bir kağıt gibi büzülüyordu! Karnını tutarak acı içinde kıvrandı. Lee de bu sırada dinleniyordu. Biraz sonra ikisi de ağır ağır kalkmaya başladı. Keith Lee de Kofi de birbirine karşı öfkeliydi. Sinirle ayaklanırken bakıştılar.
Biraz sonra Lee'nin sert bir yumrukla Kofi'yi yere serdiğini gördüm. Lee gerçekten acımasızdı. Sonra da Kofi'yi yavaşça kaldırdı. Çemberin dışına, merdivenlere doğru ilerledi. Fight Club'ı terk edeceklerini sandık. Angelico müdahale için hazırlanırken Lee, Kofi'nin kafasından tuttu. Sonra da merdivene çarptırmak için fırlatıp attı! Kofi'nin alnında bir kanama başladı.
Angel'in talimatıyla Lee, biraz sonra Kofi'yi çembere getirdi. Angel kuralcı bir adamdı, daha fazlasına müsaade etmezdi. İçeriye girdiler. Lee ağır ağır kalkan Kofi'yle konuşuyordu. Onun rezil bir adam olduğunu, hatta bir müsvette olduğunu söyledi. Son PAYBACK şovunda aralarında yaşananları bilmiyordum, ama bir mazileri olduğunu dövüşten anlamıştım. Biraz sonra Kofi ağır ağır kalkarken bir anda Lee'yi sırtladı! Bu koca adamı taşıdığına inanamıyordum! Sonrasında onu fırlattı ve karnına Double Knee ile saldırdı! Lee acı içinde karnını tutarak yerde kıvranıyordu.
Kofi de Lee de yerde yatıyorlardı. Angel saymaya başladı. 1.....2.....3.....4.... Bu sayma işlemi 9'a kadar ilerledi ama ikisi de aynı anda kalkmayı başardı. Kofi Lee'ye doğru koştu. Fakat Lee onu sıkıca tuttu. Sonra da halkanın en ucundan bir maymun gibi fırlatıp diğer uca attı! BIEL! Kofi kafasını yere çarparak öylece yatıyordu. Keith Lee gülümsedi. Bu iş kolay olacaktı!
Lee Kofi'yi biraz sonra ağır ağır kaldırdı. Kofi kalkarken Lee gülümsüyordu. Sırtladı onu, bitirici hareketini yapmak üzere fırlatacaktı ama Kofi bir anda reversal yaptı. Aşağıya indi, hareketi çevirdi ve S.O.S! S.O.S GELDİ! Bu sert zeminde ikisi için de zor bir hareket. Lee belini tutarak acı içinde kıvranırken Kofi de acı çekmiyor değildi. İkisi de kendini yere bıraktı. Bir süre dinleniyorlardı.
Biraz sonra ikisi de ağır ağır ayağa kalktı. Yoksa Angel süreden dolayı maçı bitirecekti. Lee de Kofi de bakıştı. Kofi, Lee'nin üstüne doğru koştu. Lee eğildi. Kofi sıçradı ve arkasına düştü. Lee arkasını döndüğü anda TROUBLE IN PARADISE! Bir kez daha geldi! Bu sefer kafasına sağlam oturdu hamle. Lee bayılır gibi yere düştü. Kofi ise ayaktaydı. Angel saymaya başladı. 1.....2.....3......4..... Bizler de sayıyorduk. 5....6...7.....8.....9....
10! Keith Lee kalkamadı. Maç bitti!
Kazanan: Kofİ Kingston
Kofi Kingston, bu zorlu mücadelede kazanan taraf oldu. Menajeri Xavier Woods koşarak geldi ve onu tebrik ediyordu. Çemberin etrafındakiler de alkışladı. Woods ile Kofi öfkeli bakışlarla tokalaştılar. Sonra da çembere dahil oldular. Keith Lee de yavaştan kenara geçti. Oturdu, dinlenmesi gerekiyordu.
Leo Kruger'in çemberin ortasına geçtiğini gördüm. Kruger gülümseyerek etrafa bakıyordu. Sıradaki maça geçmek istiyordu. Herkesi tek tek süzdü. En sonunda tüm bakışlarını bana toparladı. Ben de ona bakıyordum.
Sonra da halkanın ortasına geçtim.
Kazanan: Kofİ Kingston
Kofi Kingston, bu zorlu mücadelede kazanan taraf oldu. Menajeri Xavier Woods koşarak geldi ve onu tebrik ediyordu. Çemberin etrafındakiler de alkışladı. Woods ile Kofi öfkeli bakışlarla tokalaştılar. Sonra da çembere dahil oldular. Keith Lee de yavaştan kenara geçti. Oturdu, dinlenmesi gerekiyordu.
Leo Kruger'in çemberin ortasına geçtiğini gördüm. Kruger gülümseyerek etrafa bakıyordu. Sıradaki maça geçmek istiyordu. Herkesi tek tek süzdü. En sonunda tüm bakışlarını bana toparladı. Ben de ona bakıyordum.
Sonra da halkanın ortasına geçtim.
Bir malikanenin önündeyiz. Bu şatafatlı evi herkes iyi biliyor. Özellikle de Will Ospreay'in bir dönem uğrak mekanı olan bir yer. Roman Reigns ve Enzo Amore'un bu evin önünde Vito'dan indiğini görüyoruz. Paul Heyman ise Vito'nun içerisinde, hareket etmeden onlara sesleniyor. Roman, Wiseman'dan son talimatları alıyor. Bunların ne olduğunu duyamıyoruz. Sonrasında Vito'nun kapısı kapanıyor.
Burası Alberto Del Rio'nun evi tabii ki de. Roman ve Enzo, hiçbir güvenliğe takılmadan elini kolunu sallayarak içeriye giriyor. Çünkü malikanedeki herkes onu bekliyor. Yürümeye devam ediyorlar. Güzel bir bahçeyi ve yazın sıcaklığında serinlik sağlayan o keyifli havuzu geride bıraktıktan sonra evin kapısına ulaşıyorlar. Roman tam kapıya tıklarken kendiliğinden açılıveriyor.
İçeriye giriyorlar. Orada tanıdık bir yüz ile karşılaşıyorlar. Ricardo orada! Kendisi Alberto'ya sesleniyor. Oturma odasında bulunan Del Rio, tüm ihtişamıyla ayağa kalkıyor ve girişe geliyor. Misafirine itici gözlerle bakıyor. Roman Reigns ona halen bitmemiş bir öfkeyle bakmaya devam ederken Alberto Del Rio da oldukça sinirli.
Alberto Del Rio: Rica ederim, Hijo de puta.
Roman Reigns: Biliyor musun Alberto? Dwayne bir kez bile evime gelip misafir olmadı. Bana yazdığın notta onun burada olduğunu okudum. Şaşırmadım ama üzüldüm. Çünkü bu gece özbeöz kuzenimle bir daha açılmamak üzere o dostluk defterlerini kapatacağız. Ne yazık... Biz bir aileyiz Alberto, her ne kadar kavga edip birbirimizden uzaklaşsak da gün gelir barışırız. En azından şu ana kadar böyle düşünüyordum. Jey Uso ile bile barışacağıma eminim mesela. Ama Dwayne ile artık o günün gelmeyeceğini biliyorum. Bu gece tüm hesapları kapatıyoruz. Ya o ya da ben. Birimizi ayakta kalacak. Bu bir savaş ilanıdır.
Alberto Del Rio: Yavaş ol, Samoa piçi. Dwayne'den önce senin defterini ben düreceğim. Boşuna seni mapustan çıkartmadım. Değil mi? (Göz kırpıyor Del Rio, sonra da gülüyor). Bizler güreşçiyiz Roman. Eğer konuşarak anlaşamıyorsak dövüşürüz. Polis ile sorunlarımızı çözmeye gerek olduğunu düşünmüyorum. Belki Dwayne PGW arenasına daha fazla zarar gelmesin diye o gece seni durdurmak için farklı bir yöntem denemiş olabilir. Daha modern bir metot ve kendine yakışır bir şekilde seni oradan uzaklaştırdı. Kuzen tam bir beyefendi. Ama bu gece, bu evi istediğimiz kadar dağıtabiliriz. Aynı evden 500 tane inşaa edecek kadar param var. İstersek bu evi de araziyi de komple havaya uçurabiliriz. Çünkü bana yaptıklarına bakarsak intikamımı alırken bundan daha aşağı hareket edemeyeceğimi biliyorum. Senin de elinden geldiğince sert olmanı istiyorum. İşini bitirdiğim zaman her şeyi denediğine emin olmalısın Roman. Tüm çabalarına rağmen bir sürtük gibi yerleri yaladığını biliyor olmalısın.
Roman Reigns: Bana bak Alberto. Will Ospreay senin hikayende nerede ise; sen de benim hikayem için o konumdasın. Kimsenin dokunamadığı o adamı ikinci kez egale etmeyi başardım. Sana ait tahtı çoktan devirdim. Benim için sadece kuzenime ait bir piyonsun. Daha fazlası değil. O yüzden bana Dwayne'i ver. Kenara çekil.
Alberto Del Rio: Dwayne üst katta, hermano ile bilardo oynuyor. Eğer beni geçebilirsen ona ulaşabilirsin perro.
Alberto Del Rio: Dwayne üst katta, hermano ile bilardo oynuyor. Eğer beni geçebilirsen ona ulaşabilirsin perro.
Alberto "La Cara" Del Rio kollarını açıyor ve bekliyor. Roman Reigns üzerine yürüyor.
DERKEN DEL RIO'DAN SERT BİR YUMRUK GELİYOR! KAVGA BAŞLADI!
Enzo irkilerek onlara bakarken Roman koşuyor ve rebound niteliğinde bir yumruk da o vuruyor. Alberto Del Rio yere yığıldı bile. Roman Reigns yerdeki Del Rio'ya doğru hareket edecekken RICARDO RODRIGUEZ'DEN RUNNING BICYCLE KICK! Roman da yere düşüyor. Alberto da Roman da yerde, ikisi de ağır ağır ayağa kalkıyor. Bu sırada Enzo ile Ricardo'nun bakıştığını görüyoruz. Sarı civciv koşuyor ve Roman'a yapılan saldırı sonrası Ricardo'nun karnına sert bir tekme vuruyor. Sonra da üst üste yumruklarla onu yere sermeye çalışıyor. Fakat Ricardo da sert bir tekme ile karşılık veriyor. Enzo karnını tutarken Ricardo onu ittiriyor ve SUPER KICK!
HAYIR! Enzo eğiliyor ve tutup Neckbreaker ile onu yere seriyor! Ricardo yerde! Sarı civciv ayağa kalkıyor. Kaslarını göstererek nedensiz yere taunt atıyor derken Del Rio'dan Running Enzuigiri! Tekrar yere düşüyor. Bu sırada Roman Del Rio'yu tutuyor ve fırlatıp oturma grubuna doğru atmak istiyor. Ama Del Rio, Roman'ın hayalarına vuruyor! Roman yere düşerken Del Rio gerilip bir Super Kick çakıyor. Roman yerde. Del Rio onun saçlarından tutup kaldırıyor. Sonra da tam kafasından tutuyor Roman'ı ve kocaman televizyona doğru fırlatıp atıyor! Roman televizyonla bir oldu! Ekran kırıldı. Roman yerde.
DERKEN DEL RIO'DAN SERT BİR YUMRUK GELİYOR! KAVGA BAŞLADI!
Enzo irkilerek onlara bakarken Roman koşuyor ve rebound niteliğinde bir yumruk da o vuruyor. Alberto Del Rio yere yığıldı bile. Roman Reigns yerdeki Del Rio'ya doğru hareket edecekken RICARDO RODRIGUEZ'DEN RUNNING BICYCLE KICK! Roman da yere düşüyor. Alberto da Roman da yerde, ikisi de ağır ağır ayağa kalkıyor. Bu sırada Enzo ile Ricardo'nun bakıştığını görüyoruz. Sarı civciv koşuyor ve Roman'a yapılan saldırı sonrası Ricardo'nun karnına sert bir tekme vuruyor. Sonra da üst üste yumruklarla onu yere sermeye çalışıyor. Fakat Ricardo da sert bir tekme ile karşılık veriyor. Enzo karnını tutarken Ricardo onu ittiriyor ve SUPER KICK!
HAYIR! Enzo eğiliyor ve tutup Neckbreaker ile onu yere seriyor! Ricardo yerde! Sarı civciv ayağa kalkıyor. Kaslarını göstererek nedensiz yere taunt atıyor derken Del Rio'dan Running Enzuigiri! Tekrar yere düşüyor. Bu sırada Roman Del Rio'yu tutuyor ve fırlatıp oturma grubuna doğru atmak istiyor. Ama Del Rio, Roman'ın hayalarına vuruyor! Roman yere düşerken Del Rio gerilip bir Super Kick çakıyor. Roman yerde. Del Rio onun saçlarından tutup kaldırıyor. Sonra da tam kafasından tutuyor Roman'ı ve kocaman televizyona doğru fırlatıp atıyor! Roman televizyonla bir oldu! Ekran kırıldı. Roman yerde.
Derken arkadan Alberto'nun sırtına atlayan bir Enzo Amore var. Enzo onu boğazından sıkıyor ve bayıltana kadar beklemek istiyor. Fakat Del Rio eşek arısından kaçar gibi Enzo'yu fırlatmaya çalışıyor. Biraz sonra çareyi bulamayınca geri geri hızla koşuyor ve duvara çarptırıyor onu. Biraz sonra kafasından tutuyor Enzo'yu ve karşı duvara fırlatıp atmak istiyor ama Enzo onun kolundan tutuyor ve duvara yapıştırıyor! Alberto yerde!
Biraz sonra Alberto ağır ağır kalkarken Roman koşuyor ve SUPERMAN PUNCH! Alberto bir kez daha yere kapaklanırken aynı anda koşarak onlara gelen Ricardo Rodriguez'e de Enzo Amore bir Superman Punch çakıyor! İkili resmen bir aile gibi hareket ediyor. Roman bu hareket sonrası gülümsüyor. Yerdeki Ricardo Rodriguez'in kafasından tutuyor, sonra da onu bahçeye açılan büyük pencere camına fırlatıyor. CAMLAR KIRILDI! Ricardo da camlarla beraber dışarıya fırlıyor. Kafasından akan ufak tefek kanlarla beraber yerde öylece yatıyor. Biraz sonra Roman, Alberto'yu kafasından tutuyor ve aynı tarifeyi ona da uygulamak istiyor. Koşturuyor onu ve diğer bahçe kapısına koşuyorlar. Roman, Alberto'yu da fırlatıp dışarıya atıyor. Alberto kanlarla beraber yerde yatıyor.
Biraz sonra Roman dışarıya çıkıyor. Rock'tan önce Alberto'yu halletmesi lazım. Kaldırıyor onu ve havuza doğru fırlatmak üzere koşmaya çalışıyor. Fakat Alberto mukavemet gösteriyor. Sonra da Roman'ı kolundan çekiyor, LARIAT!! Roman yere düşerken Enzo bu sefer koşmaya çalışıyor ama Alberto'dan Super Kick! İki adam da yerde. Alberto Roman'ı kaldırıyor biraz sonra ve evin duvarına doğru fırlatıyor. Roman kafasını sağlam çarparken yere düşüyor ve yatmaya devam ediyor. Alberto onu kaldırıyor ve yere Double Underhook DDT çakıyor! Roman'ın kafası kanamaya başlıyor. Alberto gülerek onu üstünden atıyor. Yerdeki Roman'a bakıyor ve konuşmaya başlıyor.
Biraz sonra Alberto ağır ağır kalkarken Roman koşuyor ve SUPERMAN PUNCH! Alberto bir kez daha yere kapaklanırken aynı anda koşarak onlara gelen Ricardo Rodriguez'e de Enzo Amore bir Superman Punch çakıyor! İkili resmen bir aile gibi hareket ediyor. Roman bu hareket sonrası gülümsüyor. Yerdeki Ricardo Rodriguez'in kafasından tutuyor, sonra da onu bahçeye açılan büyük pencere camına fırlatıyor. CAMLAR KIRILDI! Ricardo da camlarla beraber dışarıya fırlıyor. Kafasından akan ufak tefek kanlarla beraber yerde öylece yatıyor. Biraz sonra Roman, Alberto'yu kafasından tutuyor ve aynı tarifeyi ona da uygulamak istiyor. Koşturuyor onu ve diğer bahçe kapısına koşuyorlar. Roman, Alberto'yu da fırlatıp dışarıya atıyor. Alberto kanlarla beraber yerde yatıyor.
Biraz sonra Roman dışarıya çıkıyor. Rock'tan önce Alberto'yu halletmesi lazım. Kaldırıyor onu ve havuza doğru fırlatmak üzere koşmaya çalışıyor. Fakat Alberto mukavemet gösteriyor. Sonra da Roman'ı kolundan çekiyor, LARIAT!! Roman yere düşerken Enzo bu sefer koşmaya çalışıyor ama Alberto'dan Super Kick! İki adam da yerde. Alberto Roman'ı kaldırıyor biraz sonra ve evin duvarına doğru fırlatıyor. Roman kafasını sağlam çarparken yere düşüyor ve yatmaya devam ediyor. Alberto onu kaldırıyor ve yere Double Underhook DDT çakıyor! Roman'ın kafası kanamaya başlıyor. Alberto gülerek onu üstünden atıyor. Yerdeki Roman'a bakıyor ve konuşmaya başlıyor.
Alberto Del Rio: Beni ilk defa sabote ettiğinde, bunu görmezden gelmeye çalıştım ese. Bir ringde en popüler adam sen isen düşmanların da doğal olarak bol olur. Hele bir de patronun en sevdiği adam sen isen... Ama ikinci kez kemer kaybetmeme sebep oldun. Bu kabul edilemez. Kimse beni iki kez üst üste sabote edemez. Bu gece bundan emin olmalıyım. Senin daha fazla ayak bağı olmayacağını bilmeliyim. Bu gece PGW'deki son gecen dostum. Bunun şerefine bir kadeh içmez miyiz?
Alberto, Roman'ı kaldırıyor ve kendisinin dışarıya fırlatıldığı pencereden içeriye gönderiyor onu. Alkol bölümünün olduğu yere gidiyor. Sağlam ve büyük bir şişe alıyor. Sonra da Roman yavaşça kalkarken onun kafasına geçiriyor. Roman bir kez daha yere düşerken Alberto gülümsüyor. Sonra da yerdeki içkiyi Roman'ın emmesi için onun kafasını bastırıyor. Yerleri resmen yalatıyor. Roman, perişan olmuş bir şekilde. Oldukça öfkeli. Bu sırada...
Enzo Amore orada! Enzo resmen uçan tekme vuruyor! Alberto yere düşüyor. Sonra da Enzo, büyük bir öfke ile yerdeki Alberto'nun üstüne çıkıyor ve seri yumruklar atıyor. Üst üste ve hiç durmadan! Enzo hiç bu kadar sinirli olmamıştı! Buna kendisi dahi inanamıyor. Alberto'nun suratını dağıtana kadar vurmaya devam ediyor. Del Rio tepki vermeye çalışıyor ama nafile. Çaresizce yatıyor. Enzo yumruklara devam ediyor.
Enzo Amore orada! Enzo resmen uçan tekme vuruyor! Alberto yere düşüyor. Sonra da Enzo, büyük bir öfke ile yerdeki Alberto'nun üstüne çıkıyor ve seri yumruklar atıyor. Üst üste ve hiç durmadan! Enzo hiç bu kadar sinirli olmamıştı! Buna kendisi dahi inanamıyor. Alberto'nun suratını dağıtana kadar vurmaya devam ediyor. Del Rio tepki vermeye çalışıyor ama nafile. Çaresizce yatıyor. Enzo yumruklara devam ediyor.
Enzo Amore: Bu yalnızca Roman'ın hikayesi değil. Sen sabote edildiysen biz de aynısına maruz kaldık. Senin yüzünden kemerlerimize el konuldu. Orospu evladı!
Enzo ilk defa doğru cümleler kuruyordu. Roman buna şaşırıyor. Biraz sonra Enzo ayağa kalkıyor. Del Rio kendisine gelmeye çalışırken gözüne Slammy Awards 2023 ve 2024 ödülleri çarpıyor. Enzo 2023 ödülünü alıyor ve ayaklanan Del Rio'ya doğru koşuyor, sertçe suratına vuruyor! Del Rio'nun kafasının köşesi kanıyor. Hatta kısmen içeriye bile göçtü diyebiliriz. Biraz sonra Enzo 2024 ödülü de alıyor ve alkol bölümüne fırlatıyor. Bazı şişeler kırılıyor. Bu sırada Roman Reigns'in kalktığını görüyoruz. Şaşırarak Enzo'ya bakıyor. Onun içinden resmen bir canavar çıktı! Gülümsüyor Roman. Alberto Del Rio ayağa kalkarken koşuyor ve...
SPEEEAARRRR!!!! ALBERTO YERDE! Roman, Alberto'ya en etkili hareketini yapıyor. Del Rio karnını tutarak yerde kıvranıyor. Roman sonrasında onu tutuyor ve koşarak dışarıya çıkıyor, havuza doğru bir mancınık gibi fırlatıp atıyor! Del Rio havuza lönk diye girerken kafasını duvara ters bir şekilde çarpıyor. Bilincini kaybediyor.
Biraz sonra Roman onun arkasından bakıyor. Enzo da hemen yanında. Kalan işi tamamlamak üzere içeriye girip merdivenlere doğru ilerliyorlar. Alberto'yu hiç umursamıyorlar. Basamakları ağır ağır çıkıyorlar. The Rock ile yüzleşme vakti geldi de geçiyor bile. Üst kata çıktıklarında...
SPEEEAARRRR!!!! ALBERTO YERDE! Roman, Alberto'ya en etkili hareketini yapıyor. Del Rio karnını tutarak yerde kıvranıyor. Roman sonrasında onu tutuyor ve koşarak dışarıya çıkıyor, havuza doğru bir mancınık gibi fırlatıp atıyor! Del Rio havuza lönk diye girerken kafasını duvara ters bir şekilde çarpıyor. Bilincini kaybediyor.
Biraz sonra Roman onun arkasından bakıyor. Enzo da hemen yanında. Kalan işi tamamlamak üzere içeriye girip merdivenlere doğru ilerliyorlar. Alberto'yu hiç umursamıyorlar. Basamakları ağır ağır çıkıyorlar. The Rock ile yüzleşme vakti geldi de geçiyor bile. Üst kata çıktıklarında...
The Rock'u görüyorlar. O gerçekten de bilardo oynuyor! Elinde bilardo ıstakası ile öylece onlara bakarken yanındaki isim...
JEFF HARDY! Hardy orada. Roman gözlerine inanamıyor. Ne alaka amk?
JEFF HARDY! Hardy orada. Roman gözlerine inanamıyor. Ne alaka amk?
The Rock (alaycı bir tavırla): Hoş geldin kuzen. Rocky seni burada görmekten memnun. Davetime icabet ettiğin için minnettarım.
Roman ve Enzo şaşırarak onlara bakıyor. The Rock hafifçe gülümserken ıstakayı alıyor ve beyaz topa doğrultuyor. Hamlesini yapıyor. Tam önündeki mavi çizgili topu vururken, hemen yanındaki çizgili turuncu ve kırmızı toplar da hareket ediyor. Mavi top tam karşıdaki deliğe giderken kırmızı ile turuncu ise kenardaki ve diğer köşedeki deliklere gidiyor! Tek hamlede 3 puan! Dwayne gülümsüyor. Istakasını dik bir şekilde yere dokundurarak tutuyor ve Roman'a bakıyor.
The Rock: Söylesene Roman. Beyaz top Alberto Del Rio ise kırmızı, turuncu ve mavi toplar kimlerdir?
Roman Reigns: Bilmece çözmeye ge-
Enzo Amore: Roman Reigns, Jey Uso, Will Ospreay.
Roman Reigns: Bilmece çözmeye ge-
Enzo Amore: Roman Reigns, Jey Uso, Will Ospreay.
The Rock ve Roman bir anda Enzo'ya dönüyor. İkisi de şaşırarak ona bakarken Jeff Hardy gülümsüyor. The Rock da sonra gülüyor. Kafasını sallayarak Enzo'nun bilmeceyi çözdüğünü söylüyor. Bu en basit olandı!
Enzo Amore: Fakat bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan ıstakanın kim olduğu. Bu da sensin Dwayne.
The Rock: Hayır Enzo. Hiçbir zaman ıstaka ben olmadım. Bu The Miz'di. Bazen de başkaları oldu.
The Rock: Hayır Enzo. Hiçbir zaman ıstaka ben olmadım. Bu The Miz'di. Bazen de başkaları oldu.
Enzo Amore: Istaka The Miz ise sen her zaman o ıstakayı tutan ve topu fırlatan oldun. Haklısın, bu daha mantıklı. Toplara ve ıstakaya o kadar odaklandık ki, kimin bu atışı yaptığını görememiştik.
The Rock: Bingo. Bugün yalan makinesinin anti tezi olarak davranıyorsun sarı civciv. Senden hiç beklemediğim bir performans. (Roman'a dönüyor) Kuzen. Seninle olan savaşımız bu bilardo arenası gibi. Ben 8 top bilardo oynamak istersen sen 3 topluk bir oyun hayal ediyordun. Ben kuralları daha basit bir düzen kurmaya çalışırken sen en zor oyunu seçiyordun. Seninle farklı düşünüyorduk Roman. İsteklerimiz de hayallerimiz de oldukça farklı. Sen kalabalık bir grubu arkana toplayıp PGW'yi domine etmek istedin. Kadromu kısırlaştırmaya ve tekleştirmeye çalıştın. Ama ben çok oyunculu hikayeleri daha çok severim. Buna müsaade edemezdim. Kanımdan, canımdan biri olsan da buranın şefi olduğunu kabul edemezdim. Çünkü o kişi...
The Rock: Bingo. Bugün yalan makinesinin anti tezi olarak davranıyorsun sarı civciv. Senden hiç beklemediğim bir performans. (Roman'a dönüyor) Kuzen. Seninle olan savaşımız bu bilardo arenası gibi. Ben 8 top bilardo oynamak istersen sen 3 topluk bir oyun hayal ediyordun. Ben kuralları daha basit bir düzen kurmaya çalışırken sen en zor oyunu seçiyordun. Seninle farklı düşünüyorduk Roman. İsteklerimiz de hayallerimiz de oldukça farklı. Sen kalabalık bir grubu arkana toplayıp PGW'yi domine etmek istedin. Kadromu kısırlaştırmaya ve tekleştirmeye çalıştın. Ama ben çok oyunculu hikayeleri daha çok severim. Buna müsaade edemezdim. Kanımdan, canımdan biri olsan da buranın şefi olduğunu kabul edemezdim. Çünkü o kişi...
The Rock: Karşında duruyor Roman. O kişi benim! Sana daha önce de söyledim. Her ne kadar güreşi bırakıp bir şirket satın alsam, onu yönetmeye çalışsam da kenara çekilmiş sayılmam. Hatta güreştiğim dönemden daha aktifim. Ama sen bunun farkında bile değilsin. Ben hep buradaki Şef unvanındaki kişiydim kuzen. Üzgünüm, sen hiçbir zaman Tribal Chief olamadın. Ben varken asla da olamayacaksın.
Roman Reigns öfkeyle ona bakıyor. The Rock kaşlarını çatarak Roman'ı izlerken Hardy'e dönüyor. Sonra da Enzo'ya.
The Rock: Jeff ve Enzo. Bu aile kavgasında sizin yeriniz yok. Şimdi alt kata inin ve buradan kimin sağ çıkacağını görmek üzere bekleyin. Sonra da tüm dünyaya duyurun. Tarih kitaplarına yazın. Çünkü bu gece bu aileden biri eksilecek. Diğeri ise tüm kuvveti kendisinde toparlayarak belki de dünyanın en güçlü adamlarından biri olacak.
Roman Reigns öfkeyle ona bakıyor. The Rock kaşlarını çatarak Roman'ı izlerken Hardy'e dönüyor. Sonra da Enzo'ya.
The Rock: Jeff ve Enzo. Bu aile kavgasında sizin yeriniz yok. Şimdi alt kata inin ve buradan kimin sağ çıkacağını görmek üzere bekleyin. Sonra da tüm dünyaya duyurun. Tarih kitaplarına yazın. Çünkü bu gece bu aileden biri eksilecek. Diğeri ise tüm kuvveti kendisinde toparlayarak belki de dünyanın en güçlü adamlarından biri olacak.
Jeff Hardy aldığı talimatla beraber yavaşça Enzo'ya doğru ilerliyor. Alt kata inmek üzere merdivenlere gitmeyi gözleriyle teklif ediyor. Enzo onaylıyor. Sonra da arkasını dönüyor. Hardy önden Enzo arkadan yürüyor.
DERKEN ENZO AMORE, JEFF HARDY'İ İTTİRİYOR! ONU İTTİRDİ! HARDY KAFASINI YERDEKİ SERT ZEMİNE ÇARPA ÇARPA MERDİVENLERDEN AŞAĞIYA İNİYOR. EN ALT KATA BİR PASPAS GİBİ YAPIŞTI! ENZO AMORE ÖFKELİ BİR ŞEKİLDE ONA BAKIYOR.
DERKEN ENZO AMORE, JEFF HARDY'İ İTTİRİYOR! ONU İTTİRDİ! HARDY KAFASINI YERDEKİ SERT ZEMİNE ÇARPA ÇARPA MERDİVENLERDEN AŞAĞIYA İNİYOR. EN ALT KATA BİR PASPAS GİBİ YAPIŞTI! ENZO AMORE ÖFKELİ BİR ŞEKİLDE ONA BAKIYOR.
Sonra da arkasını dönüyor ve The Rock'a bakıyor.
Enzo Amore: Sen ve Roman bir aile değilsiniz. Sadece kan bağı olan iki adamsınız. Roman'ın ailesi benim. Can bağı, kan bağından büyüktür Dwayne. Bunu sana bu gece kanıtlayacağım. Bu kavgada ben de olacağım.
The Rock gülümsüyor. Sonra da bilardo sopasını hızla alıyor ve bir ok gibi onu tutup Enzo'ya fırlatıyor! KAVGA BAŞLADI BİLE!
Enzo üstüne gelen sopadan kaçamıyor. Ne ara bile geldiğini fark etmedi. Geç kaldı! Boğazından ve kısmen omzundan vuruyor ıstaka. Neredeyse delik geçecek hızda! Ama neyse ki bu gerçekleşmiyor. Öksüre öksüre yere düşüyor Enzo. Bu sırada Roman çok sinirlendi. Gidiyor ve gülen Dwayne'e doğru yaklaşıyor. O giderken Dwayne'den sert bir tekme geliyor karnına. Fakat Roman hemen bir uppercut çakıyor. The Rock sinirlendi. Çenesini kontrol ederek Roman'a bakarken üstüne gidiyor ama Roman karnına tekmeyi basıyor, sonra da Back Elbow'ları kafasına geçiriyor. Belinden tutuyor ve döndürüyor, bilardo masasına German Suplex!
The Rock yerde. Roman onu kaldırıyor. Enzo Amore bu sırada öksürme nöbeti sonrası Roman'ın yanına geliyor. Roman ona halledeceğini söyleyecekken Enzo üst üste stomplarla yerdeki Rock'a saldırıyor. Sonra da zıplayıp üstüne çıkıyor ve yumruklarla onu sersemletmeye çalışıyor. Fakat The Rock döndürüyor onu ve bu sefer Enzo yerde. The Rock sert birkaç yumruk çakıyor. Enzo'nun yüzüne doğru çalışırken Roman onu tutuyor ve kaldırıyor. Fakat The Rock'tan Back Elbow! Ayağa kalkan The Rock, koşarak gelen Roman'ı tutuyor, sonra da döndürüyor ve THE ROCK BOTTOM! HEM DE ENZO AMORE'UN ÜSTÜNE!
Enzo da Roman da yerde. İkisi de sıkışık konumda. The Rock üstündekileri çıkartıyor. Sonra da ıstakalardan birini alıyor. Ağır ağır kalkmaya çalışan Roman'a bakıyor ve ona geçirmek için beklerken yerdeki Enzo, bilardo masasındaki toplardan birini alıyor ve yerden Rock'a doğru fırlatıyor. Rock'un tam da suratına! Rock elindeki ıstakayı düşürürken sarsılıyor. Roman bu sırada yerden başka bir top alıyor ve Rock'un hayalarına fırlatıyor. Rock acı içinde dizlerinin üzerine çöküyor. Bu sırada Enzo gidiyor ve DDT ile sert zeminin üzerine onu yere seriyor.
The Rock yerde öylece yatıyor. Roman onu kaldırıyor ve kenarda duran gardroba fırlatıp atıyor. Sonra da kolundan tutup çekiyor ve bir kez daha gardroba fırlatmak istiyor. Ama Rock'tan reaksiyon geliyor! Reversal yaptı ve Roman'ı gardroba yapıştırıyor. Bu sırada Enzo Amore koşarak geliyor ve SPEEEARRRR!! ENZO AMORE'DAN THE ROCK'A SPEAR! BU NASIL BİR NEFRET! Roman Reigns şaşırarak ona bakıyor. Enzo ise öfkeli bir şekilde yerdeki Rock'u süzüyor. Kemerini boşa çıkartmıştı. Aldığı intikam aslında bunun için. Roman bunu fark ediyor o sırada. Yine de Roman'ı da savunduğunu biliyor. Enzo gerçekten de Anoa'i ailesinden de daha bağlıydı ona. Gülümsüyor Roman.
Enzo Amore: Sen ve Roman bir aile değilsiniz. Sadece kan bağı olan iki adamsınız. Roman'ın ailesi benim. Can bağı, kan bağından büyüktür Dwayne. Bunu sana bu gece kanıtlayacağım. Bu kavgada ben de olacağım.
The Rock gülümsüyor. Sonra da bilardo sopasını hızla alıyor ve bir ok gibi onu tutup Enzo'ya fırlatıyor! KAVGA BAŞLADI BİLE!
Enzo üstüne gelen sopadan kaçamıyor. Ne ara bile geldiğini fark etmedi. Geç kaldı! Boğazından ve kısmen omzundan vuruyor ıstaka. Neredeyse delik geçecek hızda! Ama neyse ki bu gerçekleşmiyor. Öksüre öksüre yere düşüyor Enzo. Bu sırada Roman çok sinirlendi. Gidiyor ve gülen Dwayne'e doğru yaklaşıyor. O giderken Dwayne'den sert bir tekme geliyor karnına. Fakat Roman hemen bir uppercut çakıyor. The Rock sinirlendi. Çenesini kontrol ederek Roman'a bakarken üstüne gidiyor ama Roman karnına tekmeyi basıyor, sonra da Back Elbow'ları kafasına geçiriyor. Belinden tutuyor ve döndürüyor, bilardo masasına German Suplex!
The Rock yerde. Roman onu kaldırıyor. Enzo Amore bu sırada öksürme nöbeti sonrası Roman'ın yanına geliyor. Roman ona halledeceğini söyleyecekken Enzo üst üste stomplarla yerdeki Rock'a saldırıyor. Sonra da zıplayıp üstüne çıkıyor ve yumruklarla onu sersemletmeye çalışıyor. Fakat The Rock döndürüyor onu ve bu sefer Enzo yerde. The Rock sert birkaç yumruk çakıyor. Enzo'nun yüzüne doğru çalışırken Roman onu tutuyor ve kaldırıyor. Fakat The Rock'tan Back Elbow! Ayağa kalkan The Rock, koşarak gelen Roman'ı tutuyor, sonra da döndürüyor ve THE ROCK BOTTOM! HEM DE ENZO AMORE'UN ÜSTÜNE!
Enzo da Roman da yerde. İkisi de sıkışık konumda. The Rock üstündekileri çıkartıyor. Sonra da ıstakalardan birini alıyor. Ağır ağır kalkmaya çalışan Roman'a bakıyor ve ona geçirmek için beklerken yerdeki Enzo, bilardo masasındaki toplardan birini alıyor ve yerden Rock'a doğru fırlatıyor. Rock'un tam da suratına! Rock elindeki ıstakayı düşürürken sarsılıyor. Roman bu sırada yerden başka bir top alıyor ve Rock'un hayalarına fırlatıyor. Rock acı içinde dizlerinin üzerine çöküyor. Bu sırada Enzo gidiyor ve DDT ile sert zeminin üzerine onu yere seriyor.
The Rock yerde öylece yatıyor. Roman onu kaldırıyor ve kenarda duran gardroba fırlatıp atıyor. Sonra da kolundan tutup çekiyor ve bir kez daha gardroba fırlatmak istiyor. Ama Rock'tan reaksiyon geliyor! Reversal yaptı ve Roman'ı gardroba yapıştırıyor. Bu sırada Enzo Amore koşarak geliyor ve SPEEEARRRR!! ENZO AMORE'DAN THE ROCK'A SPEAR! BU NASIL BİR NEFRET! Roman Reigns şaşırarak ona bakıyor. Enzo ise öfkeli bir şekilde yerdeki Rock'u süzüyor. Kemerini boşa çıkartmıştı. Aldığı intikam aslında bunun için. Roman bunu fark ediyor o sırada. Yine de Roman'ı da savunduğunu biliyor. Enzo gerçekten de Anoa'i ailesinden de daha bağlıydı ona. Gülümsüyor Roman.
Roman Reigns biraz sonra The Rock'u tutuyor. Ağır ağır kaldırıyor. Enzo da ona bakıyor. Etrafı süzüyor Roman. Alt kat ile aynı hizada bir pencere var. Duvar boyunca kaplı olan bu pencere onun için çok uygun! Roman Reigns tutuyor The Rock'u ve koşarak o pencereye doğru fırlatıp atıyor! The Rock, birinci kattan bahçedeki zemine yapışıyor. Öylece yerde yatıyor. Bu sırada havuza bakan Enzo ve Roman orada bir detay fark ediyorlar!
ALBERTO DEL RIO ORADA YOK! Del Rio, kanlar içerisinde bıraktığı havuzu bir şekilde terk etmiş. Roman ve Enzo birbirlerine bakıp durumu anlamaya çalışıyorlar. Fakat nafile. Biraz sonra yerde ve ağır ağır kalkan Rock'a bakıyorlar.
Roman Reigns sağ kolunu hazırladı. Yere vuruyor, sonra da zıplayarak atlamak üzere hazırlanıyor. Roman Reigns ağır ağır kalkan The Rock'un...
Üzerine atlıyor ve BİRİNCİ KATTAN SUPERMAN PUNCH! ABART ROMAN REIGNS! The Rock öylece yerde yatıyor.
ENZO AMORE DA ATLAYACAK! ATLAMAK İÇİN ROMAN'A BAKIYOR! ONAYI ALDI! ENZO AMORE ATLIYOOORRRRR....
BİRİNCİ KATTAN FROG SPLASH! THE ROCK KARNINI ACI İÇİNDE TUTUYOR! YERDE RESMEN KIVRANIYOR!
Roman Reigns sağ kolunu hazırladı. Yere vuruyor, sonra da zıplayarak atlamak üzere hazırlanıyor. Roman Reigns ağır ağır kalkan The Rock'un...
Üzerine atlıyor ve BİRİNCİ KATTAN SUPERMAN PUNCH! ABART ROMAN REIGNS! The Rock öylece yerde yatıyor.
ENZO AMORE DA ATLAYACAK! ATLAMAK İÇİN ROMAN'A BAKIYOR! ONAYI ALDI! ENZO AMORE ATLIYOOORRRRR....
BİRİNCİ KATTAN FROG SPLASH! THE ROCK KARNINI ACI İÇİNDE TUTUYOR! YERDE RESMEN KIVRANIYOR!
Üç adam yerde ve yan yana yatıyor. Bitik durumdalar. Bahçede The Rock öylece kıvranırken Enzo çok yorgun. Roman da başındaki sağlam ağrı ile kendini bırakıyor ve yerde öylece uzanıyor. Biraz sonra Roman kalkıyor ve The Rock'a bakıyor. Rocky ayaklanıyor. Bahçe duvarına yaslanarak oturuyor. Yorgun bir şekilde nefesini ayarlamaya çalışıyor. Konuşmaya başlıyor.
The Rock: Kontrol etmek istedim. Sürekli etrafta görünüp antipatik olmayı istemem. Ekonominin görünmez eli misali PGW'deki taşları sinsice yerinden oynattım. Alberto benim sayemde PGW Championship'i kazandı. Guerillas of Destiny benim emirlerimle onun gardiyanları oldu. The Miz ise kendi fikirleri olsa da yönetimin sözünden çıkamayan bir kukla yöneticiydi. Her şeyi idare eden bendim. Fakat bu kadar olduğunu mu sanıyorsun? Dinle. Sana en başından anlatayım.
Roman şaşırarak dinliyor. Enzo da ayaklanıyor.
The Rock: Kontrol etmek istedim. Sürekli etrafta görünüp antipatik olmayı istemem. Ekonominin görünmez eli misali PGW'deki taşları sinsice yerinden oynattım. Alberto benim sayemde PGW Championship'i kazandı. Guerillas of Destiny benim emirlerimle onun gardiyanları oldu. The Miz ise kendi fikirleri olsa da yönetimin sözünden çıkamayan bir kukla yöneticiydi. Her şeyi idare eden bendim. Fakat bu kadar olduğunu mu sanıyorsun? Dinle. Sana en başından anlatayım.
Roman şaşırarak dinliyor. Enzo da ayaklanıyor.
The Rock: Bloodline'ın kurulacağını ama Jey Uso'nun senden bağımsız hareket edeceğini, senin ise onun peşinden koşacağını çok iyi biliyordum. WrestleMania'dan hemen sonra, PGW Championship'i kazanması için Alberto'yu devreye soktum. Jey Uso'yu da seni de paketleyebileceğini söyledi. Ama destek istiyordu. Bu yolda önüne engeller çıkabilirdi. En başta Val Venis'i durdurdum.
Enzo oldukça şaşırmıştı.
Enzo oldukça şaşırmıştı.
The Rock: O adam önceki yılın en büyük güreşçilerinden biriydi. WrestleMania ana olayına imza atmış çok başarılı bir isimdi. Humberto'nun kariyerini bitirdi. Tehlikeliydi. Alberto'nun yoluna taş koymaması için bir plan yapmalıydım. Onu eski takım arkadaşlarıyla sınamaya karar verdim. Venis'in zaten dağınık olan mentali, Mayhem ve Bate'i gördükçe iyice dağılacaktı. Hatırlıyor musun Roman? SummerSlam'e giden yolda, PGW Championship 1 numaralı adaylık maçı vardı. Maça Venis, Mayhem ve Bate'i beraber koydum. Planlarım başarılı bir şekilde gerçeğe dönüştü. Alberto 1 numaralı aday olarak geceyi kapatırken Val Venis yerdeydi.
İlgiyle dinlemeye devam ettiler.
The Rock: Venis'in güçlü olmasını hiçbir zaman istemedim. Yaratacağım yeni düzen için her daim büyük bir tehditti. Bu yüzden onu her türlü eleme maçında eski takım arkadaşlarıyla birlikte sahaya sürdüm. Mental olarak toparlanmasını ve ön plana çıkmasını istemiyordum. Prince of PGW eleme maçında da benim stratejim sayesinde Val Venis ilk turu geçemedi. Belki Lockdown döneminde Alberto'ya saldırdı, hatta Del Rio'ya ayarladığım reklam çekimini sabote bile etti. Bu yüzden Alberto ile büyük bir maça bile imza attılar. Ama Val Venis bilmeden "La Cara" adlı efsanenin doğmasına sebep oldu. Onu bir tek o gece için durdurmadım. Çünkü bu işi, hikayesi yeni baştan yazılan Del Rio'nun yapabileceğine emindim.
İlgiyle dinlemeye devam ettiler.
The Rock: Venis'in güçlü olmasını hiçbir zaman istemedim. Yaratacağım yeni düzen için her daim büyük bir tehditti. Bu yüzden onu her türlü eleme maçında eski takım arkadaşlarıyla birlikte sahaya sürdüm. Mental olarak toparlanmasını ve ön plana çıkmasını istemiyordum. Prince of PGW eleme maçında da benim stratejim sayesinde Val Venis ilk turu geçemedi. Belki Lockdown döneminde Alberto'ya saldırdı, hatta Del Rio'ya ayarladığım reklam çekimini sabote bile etti. Bu yüzden Alberto ile büyük bir maça bile imza attılar. Ama Val Venis bilmeden "La Cara" adlı efsanenin doğmasına sebep oldu. Onu bir tek o gece için durdurmadım. Çünkü bu işi, hikayesi yeni baştan yazılan Del Rio'nun yapabileceğine emindim.
The Rock: Kasetler... Maryse ile Val Venis'i herkesten önce ben öğrendim. Elime geçen videoyu ileride kullanmak üzere sakladım. Eğer Venis düzeni bozmaya kalkarsa onu tepetaklak edecektim. Keza bunu yapmak zorunda kaldım. Prince of PGW'deki Takımlar Şampiyonluğu maçı öncesi Wes Lee'yi devreye soktum. O benim adamım değil Roman, ama onu bir piyon gibi hareket ettirecek bir adam ve kadına sahibim: Dominik Mysterio ve Liv Morgan... O kaseti Dominik'e ben aktardım. O da Wes Lee'ye verdi ve The Miz görüntülerden sonra bir anda alev aldı. Zaten Alberto ile olan yakınlığımı herkes biliyordu. Fakat Maryse'in görüntülerine ne demeli? Miz'in Takımlar Şampiyonluğu maçını iptal etmesini ve Venis'i mağduriyete uğratmasını beklerdim. Miz Brookes'a saldırdı ve benim düşündüğüm yolda ilerledi. Fakat sen ilk defa büyük bir fırsattan istifade ederek o kemerlere uzandın. Beklemediğim bir müdahaleydi kuzen. Val Venis'i engellediğin için teşekkür ederim. Çünkü burada mevzu sen değildin.
The Rock: PGW'de yükselişini önlediğim başka isimler de var. Bunların en başında Bryan Danielson geliyor. Lockdown gecesi Chris Jericho'yu yenmesine ramak kala Dominik'i ve ekibini devreye soktum. Bryan'ı bir kenara fırlatıp atarlarken oldukça keyif almıştım. Üzgünüm Danielson, bu şirketin bir tane yüzü olmalıydı. O da sen değilsin.
The Rock: Bir diğer büyük engel Will Ospreay'in ta kendisiydi. O PGW'nin Tanrısı gibiydi. Geçen yıl onun kadar başarılı bir adam oldu mu, inan bilmiyorum. Kendisini sabote etmek için önce Nigel McGuinness'i PGW'ye geri getirdim. Sağ olsun, Nigel görevini layıkıyla tamamladı. Ardından Jeff Hardy'i kovduran Don Callis'e bayrağı teslim etti. Ne zannediyorsun? Don da benim için çalıştı. Ospreay'i yakından takip etmem gerekiyordu. Nigel'ın müdahalesinde sonra Ospreay yanlışlıkla da olsa ana kemer yoluna doğru ilerledi. Alberto'nun ayağının altına dolaşmaması için Ospreay'i engellemeliydim. Günün sonunda, kovulan Jeff Hardy ile yeniden sözleşme imzalayarak Ospreay'i zihinsel sorunlu biri haline getirmeyi başardım. Will bir daha asla toparlanamaz. Hardy'i de bir öyle bir böyle kullanarak bir çöp poşeti haline getirdim. İkisi de geçen sezonun en iyileriydi. Bu sezon ise Rocky'nin istedikleri adam olamadılar ve elendiler.
The Rock: Yalnızca güçlü olmak önemli değil, kuzen. Önemli olan gücünün farkında olan insanların etrafta olması. Sen Bloodline'ı kurarken bu prensip ile yola çıkmıştın. Hatta Jey Uso sana itaat etmediği zaman ona çok kızdın. Belki de bu duruma bu kadar takılmasaydın Alberto şampiyon bile olamayabilirdi. Fakat seni tanıyorum Roman. Komplekslerinden dolayı Jey ile olan mevzuyu büyüteceğini anlamıştım. Fakat seni tanıyamadığım bir nokta var. Lockdown'daki olaydan sonra döneceğini tahmin etmiyordum. PAYBACK 50 dönüşün, sonrasında ana kemer talep etmen gibi önemli olayları canlı olarak takip ettim. Wes Lee'yi PGW'ye geri döndürerek aslında senin önünü bir kez daha kesmeyi hedefledim. Kaset olaylarıyla bunu da ciddi anlamda başardığımı oldukça iyi biliyorsun. O gece ana kemer mücadelesine çıkamadın bile.
The Rock: Hepsini ben tasarladım kuzen. Hikayeyi ben yazdım, sizlere ise oynamak kaldı.
The Rock: PGW'de yükselişini önlediğim başka isimler de var. Bunların en başında Bryan Danielson geliyor. Lockdown gecesi Chris Jericho'yu yenmesine ramak kala Dominik'i ve ekibini devreye soktum. Bryan'ı bir kenara fırlatıp atarlarken oldukça keyif almıştım. Üzgünüm Danielson, bu şirketin bir tane yüzü olmalıydı. O da sen değilsin.
The Rock: Bir diğer büyük engel Will Ospreay'in ta kendisiydi. O PGW'nin Tanrısı gibiydi. Geçen yıl onun kadar başarılı bir adam oldu mu, inan bilmiyorum. Kendisini sabote etmek için önce Nigel McGuinness'i PGW'ye geri getirdim. Sağ olsun, Nigel görevini layıkıyla tamamladı. Ardından Jeff Hardy'i kovduran Don Callis'e bayrağı teslim etti. Ne zannediyorsun? Don da benim için çalıştı. Ospreay'i yakından takip etmem gerekiyordu. Nigel'ın müdahalesinde sonra Ospreay yanlışlıkla da olsa ana kemer yoluna doğru ilerledi. Alberto'nun ayağının altına dolaşmaması için Ospreay'i engellemeliydim. Günün sonunda, kovulan Jeff Hardy ile yeniden sözleşme imzalayarak Ospreay'i zihinsel sorunlu biri haline getirmeyi başardım. Will bir daha asla toparlanamaz. Hardy'i de bir öyle bir böyle kullanarak bir çöp poşeti haline getirdim. İkisi de geçen sezonun en iyileriydi. Bu sezon ise Rocky'nin istedikleri adam olamadılar ve elendiler.
The Rock: Yalnızca güçlü olmak önemli değil, kuzen. Önemli olan gücünün farkında olan insanların etrafta olması. Sen Bloodline'ı kurarken bu prensip ile yola çıkmıştın. Hatta Jey Uso sana itaat etmediği zaman ona çok kızdın. Belki de bu duruma bu kadar takılmasaydın Alberto şampiyon bile olamayabilirdi. Fakat seni tanıyorum Roman. Komplekslerinden dolayı Jey ile olan mevzuyu büyüteceğini anlamıştım. Fakat seni tanıyamadığım bir nokta var. Lockdown'daki olaydan sonra döneceğini tahmin etmiyordum. PAYBACK 50 dönüşün, sonrasında ana kemer talep etmen gibi önemli olayları canlı olarak takip ettim. Wes Lee'yi PGW'ye geri döndürerek aslında senin önünü bir kez daha kesmeyi hedefledim. Kaset olaylarıyla bunu da ciddi anlamda başardığımı oldukça iyi biliyorsun. O gece ana kemer mücadelesine çıkamadın bile.
The Rock: Hepsini ben tasarladım kuzen. Hikayeyi ben yazdım, sizlere ise oynamak kaldı.
Roman Reigns ciddi bir şekilde ona bakıyor. Önüne çıkan her engel, diğer güreşçilerin yaşadığı ve yaşattıkları her şey The Rock'a aitti. O PGW'nin kaderini baştan sona yazmıştı. Haklıydı. The Rock'un haklı olması onda büyük bir öfke yarattı. Biraz sonra...
Roman Reigns Rock'u kaldırıyor. Koşuyor ve onu havuzun kenarındaki mermere doğru fırlatıp atıyor! Aynı Alberto Del Rio gibi, The Rock da mermere kafasını çarparak havuza düşüyor. Sonra da öylece yatıyor. Akan kanlar Roman Reigns'in içindeki öfkeyi de boşaltırken Enzo Amore şaşırarak patrona bakıyor.
Biraz sonra ikili, ağır ağır yürüyerek orayı terk ediyorlar. Kapıdaki Vito'ya binip giderlerken kameralar geniş açıdan havuzda yatan The Rock'a yaklaşıyor.
Roman Reigns Rock'u kaldırıyor. Koşuyor ve onu havuzun kenarındaki mermere doğru fırlatıp atıyor! Aynı Alberto Del Rio gibi, The Rock da mermere kafasını çarparak havuza düşüyor. Sonra da öylece yatıyor. Akan kanlar Roman Reigns'in içindeki öfkeyi de boşaltırken Enzo Amore şaşırarak patrona bakıyor.
Biraz sonra ikili, ağır ağır yürüyerek orayı terk ediyorlar. Kapıdaki Vito'ya binip giderlerken kameralar geniş açıdan havuzda yatan The Rock'a yaklaşıyor.
Leo Kruger ile göz göze geliyorum. Çemberin ortasındayız. Artık bu son maç, ana olay, kapanış! Angel bana bakıyor. Bu sefer işi bitireceğimden emin. Leo Kruger da beni avlayacağından çok emin. Göz göze konuşmaya devam ederken...
Merdivenlerin orada bir hareketlilik ile karşılaşıyoruz. Bodrum katının girişinden beyaz bir ışık geliyor. İki adamın sakince aşağıya indiğini görüyoruz. Bu adamlar da kim böyle? Herkesin kafasındaki soruyu Angel yöneltiyor.
Angelico: Sen de kimsin?
Lou: Ben kim miyim? Ön kapıda bir yazı var: "Lou'nın Yeri." Ben de o lanet olası Lou'yum! Asıl sen kimsin?
Merdivenlerin orada bir hareketlilik ile karşılaşıyoruz. Bodrum katının girişinden beyaz bir ışık geliyor. İki adamın sakince aşağıya indiğini görüyoruz. Bu adamlar da kim böyle? Herkesin kafasındaki soruyu Angel yöneltiyor.
Angelico: Sen de kimsin?
Lou: Ben kim miyim? Ön kapıda bir yazı var: "Lou'nın Yeri." Ben de o lanet olası Lou'yum! Asıl sen kimsin?
Angelico şaşırmıştı. Ben de adama bakarken durumu garipsedim. Angel'in konuştuğu müdür, patronundan habersiz olarak bize burayı kiralamış olmalıydı. Yoksa bu gelişen olayların başka bir anlamı olamazdı. Angel de böyle düşünüyordu. Patrona soruyu yöneltti.
Angelico: Benim kim olduğumun bir önemi yok. Ama çok merak ediyorsan Kargaşa Proje'sinin bir üyesiyim. Topluluk, bu gece için sizden bu alanı kiraladı.
Angelico: Benim kim olduğumun bir önemi yok. Ama çok merak ediyorsan Kargaşa Proje'sinin bir üyesiyim. Topluluk, bu gece için sizden bu alanı kiraladı.
Kargaşa Projesi de neydi? Hiçbir şey anlamamıştım. Lou ile aynı seviyede bilgiye sahiptim. O da şaşırarak yanıtladı.
Lou: Serseri bir grupsunuz yani. Sizin en son profesyonel güreşçi olduğunuzu hatırlıyorum. Ama birileri tarafından kıçınız tekmelenmiş belli ki. Her ne sikim olduğunuz beni ilgilendirmiyor. Aptal bar müdürüm bir hata yapıp size burayı kiralamış olabilir. Ben ise bu yanlışı geri alıyorum. Siktir olun gidin şimdi buradan! DERHAL!
Angel çok sinirlendi. Verilen emir sonrası merdivenlere doğru yürümeye başladı. Patronun arkasındaki lavuk durumu çakozlayıp patronun önüne geçti ve Angel ile yüz yüze geldi. Fakat yapabileceği bir şey yoktu. Angel koşarak yumruğu yapıştırdı. Lavuk o kaslı vücuda rağmen yediği yumruk ile direkt olarak zemine, kolunun üzerine düştü. Acı içinde bağırıyordu. Lou bu saldırı sonrası çaresizce Angel'e bakıyordu.
Lou: Serseri bir grupsunuz yani. Sizin en son profesyonel güreşçi olduğunuzu hatırlıyorum. Ama birileri tarafından kıçınız tekmelenmiş belli ki. Her ne sikim olduğunuz beni ilgilendirmiyor. Aptal bar müdürüm bir hata yapıp size burayı kiralamış olabilir. Ben ise bu yanlışı geri alıyorum. Siktir olun gidin şimdi buradan! DERHAL!
Angel çok sinirlendi. Verilen emir sonrası merdivenlere doğru yürümeye başladı. Patronun arkasındaki lavuk durumu çakozlayıp patronun önüne geçti ve Angel ile yüz yüze geldi. Fakat yapabileceği bir şey yoktu. Angel koşarak yumruğu yapıştırdı. Lavuk o kaslı vücuda rağmen yediği yumruk ile direkt olarak zemine, kolunun üzerine düştü. Acı içinde bağırıyordu. Lou bu saldırı sonrası çaresizce Angel'e bakıyordu.
Angelico onu kolundan çekip merdivenlerden yuvarladı. Patron da biraz sonra zemini yalıyordu. Spor yapmayan, ham bir vücudu devirmek işte bu kadar kolaydı! Hem de her gün dövüşe katılan bir adam için çocuk oyuncağıydı. İkisi de yerde yatarken Angel cebinden bir sigara çıkartıp hemen yaktı. Keyif sigarasıydı bu. Biraz sonra bir şey fark etti. O da lavuğun yavaş yavaş yerinden kalktığıydı. Koştu ve...
RKO!!!! ANGELICO'NUN İLK DEFA RKO VURDUĞUNU GÖRÜYORDUM! LAVUK UZUN BİR SÜRE KALKMAMAK ÜZERE YERE KAPAKLANDI. ANGEL İSE BELİNİ TUTARAK AYAĞA KALKTI. BU OLDUKÇA CANINI YAKMIŞTI. Gerçek bir zeminde RKO çekmek oldukça zorluydu. Bunu iyi biliyordum. Artık Angel de biliyordu.
Bu küçük aksiyon sonrası Angel yerine geçti. Leo Kruger ile ben son kez bakıştık. Bu maç her şeye rağmen gerçekleşecekti! Bar üstümüze yıkılana kadar devam edeceğimize yemin etmiş gibiydik. Biraz sonra Angelico ikimiz için de konuşmaya başladı. Nihayet merakla beklediğim Kargaşa Projesi'ni kısmen de olsa açıklıyordu.
RKO!!!! ANGELICO'NUN İLK DEFA RKO VURDUĞUNU GÖRÜYORDUM! LAVUK UZUN BİR SÜRE KALKMAMAK ÜZERE YERE KAPAKLANDI. ANGEL İSE BELİNİ TUTARAK AYAĞA KALKTI. BU OLDUKÇA CANINI YAKMIŞTI. Gerçek bir zeminde RKO çekmek oldukça zorluydu. Bunu iyi biliyordum. Artık Angel de biliyordu.
Bu küçük aksiyon sonrası Angel yerine geçti. Leo Kruger ile ben son kez bakıştık. Bu maç her şeye rağmen gerçekleşecekti! Bar üstümüze yıkılana kadar devam edeceğimize yemin etmiş gibiydik. Biraz sonra Angelico ikimiz için de konuşmaya başladı. Nihayet merakla beklediğim Kargaşa Projesi'ni kısmen de olsa açıklıyordu.
Angelico: Evet, duydunuz beyler. Birkaç haftadır bu barda toplanıyorduk. Hemen hemen her akşam arka kapının önünde dövüştük. Belki resmi olarak bu akşam bir isim belirlemiş olabiliriz: Fight Club... Bu destansı dövüş şenliğini anlatan harika gecenin adı. Ama bu buluşmalar, siz yokken Randall ile gerçekleştirdiğimiz ideolojik sohbetler ve nihayetinde toplandığımız Fight Club gecesi... Bunların hepsi büyük bir projenin alt adımlarıydı: Project Mayhem!
Güreşçiler arasında homurdanmalar başladı. Project Mayhem, Kargaşa Projesi ne demekti?
Güreşçiler arasında homurdanmalar başladı. Project Mayhem, Kargaşa Projesi ne demekti?
Angelico: Kafanızda bir sürü soru işareti olduğunu biliyorum. Ancak Project Mayhem'in ilk kuralı şudur ki, soru soramazsınız!
Angelico: İkinci kural, Project Mayhem'in hiçbir üyesi özel değildir. Bu yüzden biraz sonra gerçekleşecek karşılaşma yalnızca iki adamın mücadelesi olarak tarihe geçecek. Adlarınızı bir kenara bırakın ahmaklar! Çünkü artık onlara ihtiyacınız yok. Daha önce de söylediğim gibi, sizler özel insanlar değilsiniz. Sizler güzel veya eşsiz kar taneleri de değilsiniz. Sizler bir maymun gibi uzaya fırlatılmaya hazır birkaç adamsınız. Space Monkeys! Haydi çocuklar, birbirinizi ölüme giden ışığı görene kadar dövün. Çünkü bu maç gecenin son maçı ve bu çılgın vahşeti görmeyi hak ediyoruz!
Angelico: İkinci kural, Project Mayhem'in hiçbir üyesi özel değildir. Bu yüzden biraz sonra gerçekleşecek karşılaşma yalnızca iki adamın mücadelesi olarak tarihe geçecek. Adlarınızı bir kenara bırakın ahmaklar! Çünkü artık onlara ihtiyacınız yok. Daha önce de söylediğim gibi, sizler özel insanlar değilsiniz. Sizler güzel veya eşsiz kar taneleri de değilsiniz. Sizler bir maymun gibi uzaya fırlatılmaya hazır birkaç adamsınız. Space Monkeys! Haydi çocuklar, birbirinizi ölüme giden ışığı görene kadar dövün. Çünkü bu maç gecenin son maçı ve bu çılgın vahşeti görmeyi hak ediyoruz!
Angel'in son sözleriyle beraber etraftaki güreşçiler kendi aralarında konuşmaya başlıyor. Kimse özel olmadığını kabul etmez. Angel'in felsefesi bu sefer kalabalığa ters geliyor. Onun adına üzülüyorum. Bu grup onunla beraber toplanmayı başarmıştı. Angel'in fikirleri ile Fight Club ortaya çıktı. Nihayetinde kalabalığın uzaklaşması bunca emeğin boşa gitmesi demekti. Angel ne planlıyordu, bilmiyordum ama adama ihtiyacı olduğunu konuşmasından anlamıştım. Fakat bu şekilde konuşmaya devam ederse, en azından PGW güreşçileri kendisi ile yan yana olmak istemeyecekti.
William Regal ile Dario Cueto ise bu sırada kalabalığı sakinleştirmek adına öne çıkıyor. William Regal konuşmaya başlıyor.
William Regal: Baylar, son mücadeleden sonra Project Mayhem ile ilgili tarihi bir açıklamamız olacak. Lütfen şimdilik maça odaklanın. Çünkü inanıyorum ki, bu maçtan sonra uzun süredir yürütülen çalışma artık tamamlanmış olacak.
William Regal ile Dario Cueto ise bu sırada kalabalığı sakinleştirmek adına öne çıkıyor. William Regal konuşmaya başlıyor.
William Regal: Baylar, son mücadeleden sonra Project Mayhem ile ilgili tarihi bir açıklamamız olacak. Lütfen şimdilik maça odaklanın. Çünkü inanıyorum ki, bu maçtan sonra uzun süredir yürütülen çalışma artık tamamlanmış olacak.
Konuşma sonrası kalabalık bize odaklanıyor. Leo Kruger ile ben... Çemberin ortasındayız. Angel'in konuşmasına dair olumsuz etki yavaşça sönerken maç başlıyor!
Fight Club Match
İki Adamın Mücadelesi
Hayali gong sesi ile beraber Leo Kruger ile bakışıyorum. Bana doğru yaklaşıyor. Ben de ona yaklaşıyorum. Sağlam bir uppercut geçirerek başlıyorum! Kruger şaşırıyor, maça sert başladım. O da yaklaşıyor, biraz sonra karnıma vurduğu sert tekme sonrası dirseğini kafama geçiriyor. Başım resmen zonkluyor. Sonra tutuyor beni ve sağlam bir Suplex ile yere seriyor! Bir Suplex'in bu kadar canımı yakacağını düşünmemiştim. Zaten ağrıyan belim iyice ağrımaya başlıyor. Acı çekiyorum. Ayağa kalkarken Leo Kruger gülüyor. Sonra da sağlam bir uppercut geçiriyor.
Maça kötü başladım. Toparlamam lazım. Koşuyor ve Clothesline ile onu yere seriyorum. Kruger bu atağı benden beklemiyor, şaşırarak yere devriliyor. Hızlıca ayağa kalkarken bu sefer de o kalkmadan DDT çakıyorum. Kruger yeri yalıyor. Kafasındaki kanlar belirmeye başladı bile. Keyif alıyorum. Soğuk bakışlarla onu süzerken gerçekten de mutluyum. Fakat gülmüyorum. Bir yılan gibi sinsice ona bakıyorum. Kruger yerde. Teker teker ona tekme atıyorum. Önce sağ bacağına, sonra sol. Kollara geçiyorum, önce sağ kola sonra da sol kola. En sonunda zıplıyor ve dizimle kafasına vuruyorum.
Fight Club Match
İki Adamın Mücadelesi
Hayali gong sesi ile beraber Leo Kruger ile bakışıyorum. Bana doğru yaklaşıyor. Ben de ona yaklaşıyorum. Sağlam bir uppercut geçirerek başlıyorum! Kruger şaşırıyor, maça sert başladım. O da yaklaşıyor, biraz sonra karnıma vurduğu sert tekme sonrası dirseğini kafama geçiriyor. Başım resmen zonkluyor. Sonra tutuyor beni ve sağlam bir Suplex ile yere seriyor! Bir Suplex'in bu kadar canımı yakacağını düşünmemiştim. Zaten ağrıyan belim iyice ağrımaya başlıyor. Acı çekiyorum. Ayağa kalkarken Leo Kruger gülüyor. Sonra da sağlam bir uppercut geçiriyor.
Maça kötü başladım. Toparlamam lazım. Koşuyor ve Clothesline ile onu yere seriyorum. Kruger bu atağı benden beklemiyor, şaşırarak yere devriliyor. Hızlıca ayağa kalkarken bu sefer de o kalkmadan DDT çakıyorum. Kruger yeri yalıyor. Kafasındaki kanlar belirmeye başladı bile. Keyif alıyorum. Soğuk bakışlarla onu süzerken gerçekten de mutluyum. Fakat gülmüyorum. Bir yılan gibi sinsice ona bakıyorum. Kruger yerde. Teker teker ona tekme atıyorum. Önce sağ bacağına, sonra sol. Kollara geçiyorum, önce sağ kola sonra da sol kola. En sonunda zıplıyor ve dizimle kafasına vuruyorum.
