Bir süre önce x'teki topluluğumuz için çeşitli floodlar hazırlarken bir yandan da yapay zekaya profesyonel güreşte alternatif senaryolar oluşturttum. Sürekli olmasa da ara ara bu alternatif evren olaylarını önce buraya sonrasında da flood olarak x platformundaki topluluğumuza atacağım. İlk bölümde Chris Benoit'nın vahşeti yaşanmasaydı o evdeki insanların hayatının nasıl ilerleyeceği ve bu dehşetin engellemiş olduğu Vince McMahon'un ölümünün gerçekleştiği hikayenin nasıl gerçekleşebileceği hakkında konuşuyor olacağız. İyi okumalar.
1. Chris Benoit: Efsanenin Yükselişi, Zirvesi ve Sonrası
Bu senaryoda, Benoit'nin kariyeri ve mirası tamamen farklı bir yörüngede ilerlerdi.
A. Anlık Etkiler (Haziran 2007 ve Sonrası)
ECW Şampiyonluğu ve Markanın Yüzü: 24 Haziran 2007'de Vengeance: Night of Champions şovunda CM Punk'ı yenerek boşta olan ECW Dünya Şampiyonluğunu kazanacaktı. Bu, WWE'nin üçüncü markası olan ECW'ye anında bir meşruiyet ve saygınlık kazandırırdı. Benoit, markanın "güreş" odaklı kimliğini pekiştiren, "The Rabid Wolverine" lakaplı, amansız bir şampiyon olurdu.
CM Punk ile Unutulmaz Bir Rekabet: Benoit'ın şampiyonluğu, genç ve yükselen yıldız CM Punk için mükemmel bir hikaye yaratırdı. "Straight Edge" Punk, eski neslin yıpranmış ve yorulmuş ama hala tehlikeli olan aslanı Benoit'yı devirmeye çalışan genç asi rolünü oynardı. Aylar sürecek bu rekabet, teknik güreş şölenlerine sahne olur ve sonunda CM Punk'ın Benoit'yı yenerek kemeri alması, onu bir gecede ana olay seviyesinde bir yıldıza dönüştürürdü. Bu, Punk'ın kariyerinin başlangıcı için çok daha güçlü bir temel olurdu.
B. Orta Vadeli Kariyeri (2008 - 2012): "The Gatekeeper" (Eşiğin Bekçisi)
Yeni Neslin Öğretmeni: Benoit, artık kalıcı olarak dünya şampiyonluğu kovalayan bir isim olmaktan çıkıp, ana olay seviyesine yükselmek isteyen yeni yıldızlar için bir "test" haline gelirdi. Onunla ringe çıkan her genç güreşçi, seyircinin gözünde değer kazanırdı.
Hayal Maçları: Daniel Bryan'ın WWE'ye gelişini düşünün. Chris Benoit vs. Daniel Bryan maçı, teknik güreş hayranları için bir rüyanın gerçekleşmesi olurdu. Benzer şekilde, Sheamus, Drew McIntyre, Dolph Ziggler, The Miz gibi isimlerin yükseliş dönemlerinde Benoit ile yapacakları programlar, onların kariyerlerini sağlamlaştırırdı.
Orta Kademe Kemerlerinin Hamisi: Kıtalararası Şampiyonluk ve Birleşik Devletler Şampiyonluğu kemerlerini birkaç kez daha kazanarak bu unvanların prestijini artırırdı. Onun gibi bir efsanenin bu kemerleri taşıması, onları yeniden önemli hale getirirdi.
C. Emeklilik ve Miras (2012 ve Ötesi)
WWE Performans Merkezi'nin Kurucu Babası: Vücudundaki yıpranma nedeniyle 2012-2013 civarında emekli olması muhtemeldi. Tam da bu dönemde kurulan WWE Performans Merkezi'nde (PC) baş antrenörlerden biri olması kaçınılmazdı. Teknik bilgisi, eşsiz çalışma ahlakı ve ring psikolojisi konusundaki ustalığıyla paha biçilmez bir eğitmen olurdu.
NXT'nin Mimarı: Bugün bildiğimiz "NXT Stili"nin (sert, atletik ve teknik odaklı güreş) şekillenmesinde kilit rol oynardı. Sami Zayn, Kevin Owens, Finn Bálor, Sasha Banks, Bayley gibi NXT'nin altın çağını yaratan isimlerin hepsi onun kanatları altından geçmiş olabilirdi. Spikerler, bir güreşçi keskin bir "snap suplex" yaptığında "İşte bu tam bir Benoit klasiği!" diye bağırırdı.
Hall of Fame (Şöhretler Salonu): Hiçbir tartışmaya yer olmadan, ilk aday gösterildiği yıl WWE Hall of Fame'e dahil edilirdi. Bret Hart, Kurt Angle ve Daniel Bryan ile birlikte "tüm zamanların en iyi teknik güreşçisi" tartışmalarında adı her zaman en üst sıralarda yer alırdı.
2. Nancy ve Daniel Benoit: Yaşanacak Bir Hayat
Bu, alternatif senaryonun en önemli ve en parlak sonucudur.
Daniel Benoit'nın Büyümesi: 2007'de 7 yaşında olan Daniel, bugün 20'li yaşlarının ortasında bir genç adam olurdu. Belki babasının izinden gidip bir güreşçi olmak isterdi. "The Prince of Harts" (Hart'ların Prensi) gibi bir lakapla, babasının mirasını onurlandıran ikinci nesil bir yıldız olabilirdi. Belki de güreşin babasına verdiği zararı görüp bu dünyadan tamamen uzak durur, bir doktor, mühendis veya sanatçı olurdu. En önemlisi, kendi yolunu seçme ve yaşama şansına sahip olurdu.
Nancy Benoit'nın Mirası: Nancy, sadece bir kurban olarak değil, güreş endüstrisinin en zeki ve en etkili kadın menajerlerinden biri olarak hatırlanırdı. "Woman" karakteriyle Four Horsemen ve Doom gibi takımları yönetmesi, "Fallen Angel" olarak ECW'deki rolü, güreş tarihindeki hak ettiği yeri bulurdu. Belki otobiyografisini yazar, güreşle ilgili panellere katılır ve sektördeki kadınlar için bir ilham kaynağı olarak görülürdü.
3. WWE ve Güreş Endüstrisi: Acı Bir Dersin Yokluğu
Benoit trajedisi, WWE için bir dönüm noktasıydı. Bu olay yaşanmasaydı, endüstri çok farklı bir yolda ilerlerdi.
Wellness Policy (Sağlık Politikası): Eddie Guerrero'nun 2005'teki ölümü politikayı başlatmıştı, ancak Benoit olayı onu ciddiye alınır hale getiren nükleer patlamaydı. Bu trajedi olmadan, steroid, ağrı kesici ve keyif verici madde testleri çok daha gevşek kalabilirdi. Belki de başka bir güreşçinin trajik ölümü bu değişimi tetikleyene kadar yıllar geçebilirdi. Paradoksal olarak, Benoit trajedisinin yaşanmaması, genel güreşçi sağlığının daha uzun süre ihmal edilmesine yol açabilirdi.
Beyin Sarsıntısı Protokolü ve CTE Farkındalığı: Benoit'nın otopsisinde beyninde bulunan ağır CTE (Kronik Travmatik Ensefalopati) bulguları, güreşteki beyin sarsıntısı sorununu manşetlere taşıdı. Bu bulgular olmadan, WWE'nin kafaya korumasız sandalye darbelerini yasaklaması ve genel olarak kafa travmalarına karşı protokollerini sıkılaştırması yıllar alabilirdi. Bugün güreşen birçok yıldız, kariyerlerini bu trajedinin dolaylı olarak getirdiği güvenlik önlemlerine borçludur.
PG Dönemine Geçiş: WWE, zaten daha aile dostu bir içeriğe geçiş sinyalleri veriyordu. Ancak Benoit skandalı, ana akım medya, sponsorlar ve hatta ABD Kongresi'nin muazzam baskısına neden oldu. Bu baskı, WWE'nin TV-14 "Ruthless Aggression" dönemini apar topar bitirip "PG" dönemine geçişini hızlandırdı. Olay olmasaydı, geçiş daha yumuşak ve yavaş olur, kanlı ve daha sert hikayeler 2009-2010'a kadar devam edebilirdi.
Kamusal Algı ve Tarihten Silme: Bu olay, "güreşçiler steroidli, dengesiz canavarlardır" şeklindeki en kötü klişeyi doğruladı. WWE'nin Benoit'yı tarihinden tamamen silme (veya uzun süre silmeye çalışma) kararı, gelecekteki tartışmalı figürlere nasıl yaklaşılacağı konusunda bir emsal teşkil etti. Bu leke olmasaydı, güreşin ana akım nezdindeki itibarı çok daha iyi bir konumda olabilirdi.
4. Chris Benoit'nın Sağlığı: Kaçınılmaz Gerçek
Bu, senaryonun en karanlık ve en karmaşık yönüdür. Olay yaşanmasa bile, Benoit'nın beynindeki hasar oradaydı ve ilerliyordu.
CTE'nin Etkileri: Yıllarca aldığı darbeler, özellikle de imza hareketi olan "Diving Headbutt" (Uçan Kafa Atışı), beynini geri döndürülemez şekilde tahrip etmişti. Cinayet-intihar gerçekleşmeseydi bile, Benoit'nın ilerleyen yıllarda ağır depresyon, anksiyete, hafıza kaybı, paranoya ve kontrol edilemeyen öfke nöbetleri gibi CTE semptomları göstermesi neredeyse kesindi.
Alternatif Bir Son: Belki de trajedi farklı bir şekilde yaşanırdı. Nancy, kocasındaki bu endişe verici değişiklikleri fark edip profesyonel yardım almaları için ısrar edebilirdi. Belki de WWE, en değerli veteranlarından birinin zihinsel olarak çöktüğünü görüp onu zorunlu olarak emekli edip tedavi altına aldırabilirdi. Bu senaryoda Benoit, ringde bir kahraman ama özel hayatında yavaş yavaş hafızasını ve kişiliğini yitiren, ailesinin ve doktorların bakımı altında yaşayan trajik bir figür haline gelebilirdi. Bu son, korkunç olsa da, Haziran 2007'de yaşananlardan sonsuz derecede daha insancıl olurdu.
Özetle, Benoit trajedisinin hiç yaşanmaması, bir aileyi kurtarır ve güreş tarihinin en büyük efsanelerinden birinin mirasını korurdu. Ancak bu olayın yarattığı şok dalgalarının, WWE'yi ve tüm güreş endüstrisini daha güvenli, daha sorumlu ve güreşçilerinin sağlığına daha duyarlı bir yer haline getiren acı bir zorunluluk olduğu da inkar edilemez bir gerçektir.
Vince McMahon'un Limuzininin Patlaması
1. Aşama: Anma Töreni ve Soruşturmanın Başlaması (Haziran 2007)
Kayfabe (Senaryo) Anma Töreni: Chris Benoit'nın anıldığı program yerine, 18 Haziran 2007 tarihli Raw, tamamen Mr. McMahon karakterine adanmış bir "anma" şovu olacaktı. Bu, güreş tarihinde eşi benzeri görülmemiş, tuhaf bir bölüm olurdu.
Duygusal Konuşmalar: Face (iyi) karakterler (John Cena, Shawn Michaels, Triple H) ringe gelip, ondan nefret etseler de ona duydukları "saygıyı" dile getiren, abartılı ve sahte-duygusal konuşmalar yaparlardı.
Neşeli Kötüler: Heel (kötü) karakterler (Randy Orton, Edge) ya kameralara sırıtırken yakalanır ya da Vince'in "cehenneme gittiği" için ne kadar mutlu olduklarını ima eden küstahça yorumlar yaparlardı.
Ailenin Rolü: Shane ve Stephanie McMahon, "yas tutan" evlatlar olarak ortaya çıkar ve babalarının mirasını sürdürme ve şirket yönetimini devralma sözü verirlerdi. Bu, anında bir güç boşluğu ve aile içi çekişme dinamiği yaratırdı.
Soruşturmanın Başlaması: Şovun sonunda, FBI ajanı gibi görünen bir karakter (o dönemki söylentilere göre bu rol için bir aktörle anlaşılmıştı) ortaya çıkar ve bunun bir kaza olmadığını, bir cinayet olduğunu ve WWE soyunma odasındaki herkesin birer şüpheli olduğunu ilan ederdi.
2. Aşama: "Whodunit?" (Katil Kim?) - Şüpheliler ve İpuçları (Yaz 2007)
Bu, hikayenin en uzun ve en ilgi çekici kısmı olurdu. Haftalar boyunca Raw, bir suç draması dizisine dönüşürdü.
Baş Şüpheliler
Triple H: Vince'in damadı. Güç ve kontrol için kayınpederini ortadan kaldırmak en klasik mafya filmi klişesidir. Vince'in yokluğunda şirketin başına geçmeye çalışırdı.
Shawn Michaels: Vince ile yıllara dayanan destansı bir rekabeti vardı. "Tanrı'ya bile meydan okumuştu," Vince'i ortadan kaldırması şaşırtıcı olmazdı.
Randy Orton: "The Legend Killer" (Efsane Katili) lakabını taşıyordu. En büyük efsaneyi öldürmekten daha iyi ne olabilirdi ki?
Donald Trump: WrestleMania 23'te "Milyarderler Savaşı"nda Vince'i yenmiş ve saçını kazıtmıştı. Bu, intikam için mükemmel bir motifti. Trump'ın avukatları aracılığıyla hikayeye dahil olması muhtemeldi.
John Cena: En büyük "şok edici" ihtimal. WWE'nin altın çocuğu Cena'nın karanlık bir sırrı olduğu ve Vince'in tiranlığından bıkıp onu ortadan kaldırdığı ortaya çıksaydı, bu tarihin en büyük "heel turn"lerinden (kötü karaktere dönüş) biri olurdu.
Shane veya Stephanie McMahon: Babalarının mirasına konmak için entrika çeviren hırslı evlatlar.
İpuçları ve Yanıltmacalar: Her hafta yeni bir "ipucu" ortaya çıkardı. Bir güreşçinin limuzinin yanında görüldüğü güvenlik kamerası görüntüleri, sızdırılan bir e-posta, şüpheli bir telefon görüşmesi... Bu ipuçlarının çoğu, seyirciyi yanlış yönlendirmek için kullanılan "red herring" (yanıltmaca) olurdu.
3. Aşama: Büyük İfşa ve Asıl Komplo (SummerSlam 2007)
Aylarca süren spekülasyonun ardından, SummerSlam'de büyük sır perdesi aralanırdı. O dönemki en güçlü söylenti ve en mantıklı senaryo şuydu:
Vince'in Gayrimeşru Çocuğu: Komplonun arkasındaki ismin, Vince McMahon'ın yıllardır varlığından haberdar olmadığı "gayrimeşru oğlu" olduğu ortaya çıkacaktı. Bu karakter, babasının mirasını ve şirketini ele geçirmek için bu korkunç planı yapmıştı.
Aday Kimdi? Mr. Kennedy! O dönemde büyük bir yükselişte olan ve mikrofon yeteneğiyle öne çıkan Mr. Kennedy (Ken Anderson), bu rol için biçilmiş kaftandı. Kendine güvenen, kibirli tavrı "McMahon" genlerine mükemmel uyuyordu. Bu rol, onu bir anda WWE'nin en büyük kötü karakterlerinden biri yapacaktı. (Gerçek hayatta bu hikaye iptal edilince, "gayrimeşru çocuk" senaryosu çok daha komedik ve basitleştirilmiş bir şekilde Hornswoggle karakterine verildi ve orijinal ciddiyetini tamamen kaybetti.)
4. Aşama: Vince McMahon'ın Şok Edici Dönüşü ve Sonuç
Elbette Vince McMahon "ölü" kalamazdı. Birkaç ay sonra, muhtemelen Mr. Kennedy'nin şirketi tamamen ele geçirmek üzere olduğu bir anda, o ikonik "No Chance in Hell" müziği duyulurdu.
Vince Geri Döner: Vince McMahon, sapasağlam bir şekilde arenada belirirdi. Patlamadan "bir şekilde kurtulmuştu" veya daha büyük olasılıkla, tüm olayı kendisi planlamıştı.
Vince'in Motifi: Neden böyle bir şey yapmıştı?
Sadakat Testi: Ailesinin ve güreşçilerinin, o yokken ne kadar sadık olduğunu görmek için.
Düşmanları Ortaya Çıkarmak: Kimin arkasından iş çevireceğini ve gücünü ele geçirmeye çalışacağını öğrenmek için.
Gayrimeşru Oğlunu Bulmak: Bu dramatik olayın, yıllardır aradığı oğlunu ortaya çıkmaya zorlayacağını umuyordu.
Nihai Feud (Rekabet): Bu durum, Vince McMahon & Triple H vs. Mr. Kennedy & müttefikleri arasında, WWE'nin kontrolü için devasa bir rekabeti ateşlerdi. Bu, Mr. Kennedy'nin kariyerini sonsuza dek değiştirecek ve onu kalıcı bir ana olay yıldızı yapacaktı.
Özetle, bu senaryo devam etseydi:
Mr. Kennedy, John Cena'nın en büyük rakiplerinden biri olarak WWE'nin zirvesine yerleşirdi.
WWE programları, aylarca süren bir gizem ve komplo hikayesiyle çok daha karanlık, daha yetişkinlere yönelik ve TV-14 formatında kalmaya devam ederdi.
Hikaye, ana akım medyada büyük bir tartışma yaratırdı. Bir TV şovunda bir iş insanının bombalı saldırıyla "öldürülmesi", özellikle 11 Eylül sonrası dönemde, WWE'yi hem reytinglerde zirveye taşıyabilir hem de ciddi eleştirilere maruz bırakabilirdi.
PG dönemine geçiş, eğer gerçekleşecekse bile, en az bir yıl daha ertelenirdi.
1. Chris Benoit: Efsanenin Yükselişi, Zirvesi ve Sonrası
Bu senaryoda, Benoit'nin kariyeri ve mirası tamamen farklı bir yörüngede ilerlerdi.
A. Anlık Etkiler (Haziran 2007 ve Sonrası)
ECW Şampiyonluğu ve Markanın Yüzü: 24 Haziran 2007'de Vengeance: Night of Champions şovunda CM Punk'ı yenerek boşta olan ECW Dünya Şampiyonluğunu kazanacaktı. Bu, WWE'nin üçüncü markası olan ECW'ye anında bir meşruiyet ve saygınlık kazandırırdı. Benoit, markanın "güreş" odaklı kimliğini pekiştiren, "The Rabid Wolverine" lakaplı, amansız bir şampiyon olurdu.
CM Punk ile Unutulmaz Bir Rekabet: Benoit'ın şampiyonluğu, genç ve yükselen yıldız CM Punk için mükemmel bir hikaye yaratırdı. "Straight Edge" Punk, eski neslin yıpranmış ve yorulmuş ama hala tehlikeli olan aslanı Benoit'yı devirmeye çalışan genç asi rolünü oynardı. Aylar sürecek bu rekabet, teknik güreş şölenlerine sahne olur ve sonunda CM Punk'ın Benoit'yı yenerek kemeri alması, onu bir gecede ana olay seviyesinde bir yıldıza dönüştürürdü. Bu, Punk'ın kariyerinin başlangıcı için çok daha güçlü bir temel olurdu.
B. Orta Vadeli Kariyeri (2008 - 2012): "The Gatekeeper" (Eşiğin Bekçisi)
Yeni Neslin Öğretmeni: Benoit, artık kalıcı olarak dünya şampiyonluğu kovalayan bir isim olmaktan çıkıp, ana olay seviyesine yükselmek isteyen yeni yıldızlar için bir "test" haline gelirdi. Onunla ringe çıkan her genç güreşçi, seyircinin gözünde değer kazanırdı.
Hayal Maçları: Daniel Bryan'ın WWE'ye gelişini düşünün. Chris Benoit vs. Daniel Bryan maçı, teknik güreş hayranları için bir rüyanın gerçekleşmesi olurdu. Benzer şekilde, Sheamus, Drew McIntyre, Dolph Ziggler, The Miz gibi isimlerin yükseliş dönemlerinde Benoit ile yapacakları programlar, onların kariyerlerini sağlamlaştırırdı.
Orta Kademe Kemerlerinin Hamisi: Kıtalararası Şampiyonluk ve Birleşik Devletler Şampiyonluğu kemerlerini birkaç kez daha kazanarak bu unvanların prestijini artırırdı. Onun gibi bir efsanenin bu kemerleri taşıması, onları yeniden önemli hale getirirdi.
C. Emeklilik ve Miras (2012 ve Ötesi)
WWE Performans Merkezi'nin Kurucu Babası: Vücudundaki yıpranma nedeniyle 2012-2013 civarında emekli olması muhtemeldi. Tam da bu dönemde kurulan WWE Performans Merkezi'nde (PC) baş antrenörlerden biri olması kaçınılmazdı. Teknik bilgisi, eşsiz çalışma ahlakı ve ring psikolojisi konusundaki ustalığıyla paha biçilmez bir eğitmen olurdu.
NXT'nin Mimarı: Bugün bildiğimiz "NXT Stili"nin (sert, atletik ve teknik odaklı güreş) şekillenmesinde kilit rol oynardı. Sami Zayn, Kevin Owens, Finn Bálor, Sasha Banks, Bayley gibi NXT'nin altın çağını yaratan isimlerin hepsi onun kanatları altından geçmiş olabilirdi. Spikerler, bir güreşçi keskin bir "snap suplex" yaptığında "İşte bu tam bir Benoit klasiği!" diye bağırırdı.
Hall of Fame (Şöhretler Salonu): Hiçbir tartışmaya yer olmadan, ilk aday gösterildiği yıl WWE Hall of Fame'e dahil edilirdi. Bret Hart, Kurt Angle ve Daniel Bryan ile birlikte "tüm zamanların en iyi teknik güreşçisi" tartışmalarında adı her zaman en üst sıralarda yer alırdı.
2. Nancy ve Daniel Benoit: Yaşanacak Bir Hayat
Bu, alternatif senaryonun en önemli ve en parlak sonucudur.
Daniel Benoit'nın Büyümesi: 2007'de 7 yaşında olan Daniel, bugün 20'li yaşlarının ortasında bir genç adam olurdu. Belki babasının izinden gidip bir güreşçi olmak isterdi. "The Prince of Harts" (Hart'ların Prensi) gibi bir lakapla, babasının mirasını onurlandıran ikinci nesil bir yıldız olabilirdi. Belki de güreşin babasına verdiği zararı görüp bu dünyadan tamamen uzak durur, bir doktor, mühendis veya sanatçı olurdu. En önemlisi, kendi yolunu seçme ve yaşama şansına sahip olurdu.
Nancy Benoit'nın Mirası: Nancy, sadece bir kurban olarak değil, güreş endüstrisinin en zeki ve en etkili kadın menajerlerinden biri olarak hatırlanırdı. "Woman" karakteriyle Four Horsemen ve Doom gibi takımları yönetmesi, "Fallen Angel" olarak ECW'deki rolü, güreş tarihindeki hak ettiği yeri bulurdu. Belki otobiyografisini yazar, güreşle ilgili panellere katılır ve sektördeki kadınlar için bir ilham kaynağı olarak görülürdü.
3. WWE ve Güreş Endüstrisi: Acı Bir Dersin Yokluğu
Benoit trajedisi, WWE için bir dönüm noktasıydı. Bu olay yaşanmasaydı, endüstri çok farklı bir yolda ilerlerdi.
Wellness Policy (Sağlık Politikası): Eddie Guerrero'nun 2005'teki ölümü politikayı başlatmıştı, ancak Benoit olayı onu ciddiye alınır hale getiren nükleer patlamaydı. Bu trajedi olmadan, steroid, ağrı kesici ve keyif verici madde testleri çok daha gevşek kalabilirdi. Belki de başka bir güreşçinin trajik ölümü bu değişimi tetikleyene kadar yıllar geçebilirdi. Paradoksal olarak, Benoit trajedisinin yaşanmaması, genel güreşçi sağlığının daha uzun süre ihmal edilmesine yol açabilirdi.
Beyin Sarsıntısı Protokolü ve CTE Farkındalığı: Benoit'nın otopsisinde beyninde bulunan ağır CTE (Kronik Travmatik Ensefalopati) bulguları, güreşteki beyin sarsıntısı sorununu manşetlere taşıdı. Bu bulgular olmadan, WWE'nin kafaya korumasız sandalye darbelerini yasaklaması ve genel olarak kafa travmalarına karşı protokollerini sıkılaştırması yıllar alabilirdi. Bugün güreşen birçok yıldız, kariyerlerini bu trajedinin dolaylı olarak getirdiği güvenlik önlemlerine borçludur.
PG Dönemine Geçiş: WWE, zaten daha aile dostu bir içeriğe geçiş sinyalleri veriyordu. Ancak Benoit skandalı, ana akım medya, sponsorlar ve hatta ABD Kongresi'nin muazzam baskısına neden oldu. Bu baskı, WWE'nin TV-14 "Ruthless Aggression" dönemini apar topar bitirip "PG" dönemine geçişini hızlandırdı. Olay olmasaydı, geçiş daha yumuşak ve yavaş olur, kanlı ve daha sert hikayeler 2009-2010'a kadar devam edebilirdi.
Kamusal Algı ve Tarihten Silme: Bu olay, "güreşçiler steroidli, dengesiz canavarlardır" şeklindeki en kötü klişeyi doğruladı. WWE'nin Benoit'yı tarihinden tamamen silme (veya uzun süre silmeye çalışma) kararı, gelecekteki tartışmalı figürlere nasıl yaklaşılacağı konusunda bir emsal teşkil etti. Bu leke olmasaydı, güreşin ana akım nezdindeki itibarı çok daha iyi bir konumda olabilirdi.
4. Chris Benoit'nın Sağlığı: Kaçınılmaz Gerçek
Bu, senaryonun en karanlık ve en karmaşık yönüdür. Olay yaşanmasa bile, Benoit'nın beynindeki hasar oradaydı ve ilerliyordu.
CTE'nin Etkileri: Yıllarca aldığı darbeler, özellikle de imza hareketi olan "Diving Headbutt" (Uçan Kafa Atışı), beynini geri döndürülemez şekilde tahrip etmişti. Cinayet-intihar gerçekleşmeseydi bile, Benoit'nın ilerleyen yıllarda ağır depresyon, anksiyete, hafıza kaybı, paranoya ve kontrol edilemeyen öfke nöbetleri gibi CTE semptomları göstermesi neredeyse kesindi.
Alternatif Bir Son: Belki de trajedi farklı bir şekilde yaşanırdı. Nancy, kocasındaki bu endişe verici değişiklikleri fark edip profesyonel yardım almaları için ısrar edebilirdi. Belki de WWE, en değerli veteranlarından birinin zihinsel olarak çöktüğünü görüp onu zorunlu olarak emekli edip tedavi altına aldırabilirdi. Bu senaryoda Benoit, ringde bir kahraman ama özel hayatında yavaş yavaş hafızasını ve kişiliğini yitiren, ailesinin ve doktorların bakımı altında yaşayan trajik bir figür haline gelebilirdi. Bu son, korkunç olsa da, Haziran 2007'de yaşananlardan sonsuz derecede daha insancıl olurdu.
Özetle, Benoit trajedisinin hiç yaşanmaması, bir aileyi kurtarır ve güreş tarihinin en büyük efsanelerinden birinin mirasını korurdu. Ancak bu olayın yarattığı şok dalgalarının, WWE'yi ve tüm güreş endüstrisini daha güvenli, daha sorumlu ve güreşçilerinin sağlığına daha duyarlı bir yer haline getiren acı bir zorunluluk olduğu da inkar edilemez bir gerçektir.
Vince McMahon'un Limuzininin Patlaması
1. Aşama: Anma Töreni ve Soruşturmanın Başlaması (Haziran 2007)
Kayfabe (Senaryo) Anma Töreni: Chris Benoit'nın anıldığı program yerine, 18 Haziran 2007 tarihli Raw, tamamen Mr. McMahon karakterine adanmış bir "anma" şovu olacaktı. Bu, güreş tarihinde eşi benzeri görülmemiş, tuhaf bir bölüm olurdu.
Duygusal Konuşmalar: Face (iyi) karakterler (John Cena, Shawn Michaels, Triple H) ringe gelip, ondan nefret etseler de ona duydukları "saygıyı" dile getiren, abartılı ve sahte-duygusal konuşmalar yaparlardı.
Neşeli Kötüler: Heel (kötü) karakterler (Randy Orton, Edge) ya kameralara sırıtırken yakalanır ya da Vince'in "cehenneme gittiği" için ne kadar mutlu olduklarını ima eden küstahça yorumlar yaparlardı.
Ailenin Rolü: Shane ve Stephanie McMahon, "yas tutan" evlatlar olarak ortaya çıkar ve babalarının mirasını sürdürme ve şirket yönetimini devralma sözü verirlerdi. Bu, anında bir güç boşluğu ve aile içi çekişme dinamiği yaratırdı.
Soruşturmanın Başlaması: Şovun sonunda, FBI ajanı gibi görünen bir karakter (o dönemki söylentilere göre bu rol için bir aktörle anlaşılmıştı) ortaya çıkar ve bunun bir kaza olmadığını, bir cinayet olduğunu ve WWE soyunma odasındaki herkesin birer şüpheli olduğunu ilan ederdi.
2. Aşama: "Whodunit?" (Katil Kim?) - Şüpheliler ve İpuçları (Yaz 2007)
Bu, hikayenin en uzun ve en ilgi çekici kısmı olurdu. Haftalar boyunca Raw, bir suç draması dizisine dönüşürdü.
Baş Şüpheliler
Triple H: Vince'in damadı. Güç ve kontrol için kayınpederini ortadan kaldırmak en klasik mafya filmi klişesidir. Vince'in yokluğunda şirketin başına geçmeye çalışırdı.
Shawn Michaels: Vince ile yıllara dayanan destansı bir rekabeti vardı. "Tanrı'ya bile meydan okumuştu," Vince'i ortadan kaldırması şaşırtıcı olmazdı.
Randy Orton: "The Legend Killer" (Efsane Katili) lakabını taşıyordu. En büyük efsaneyi öldürmekten daha iyi ne olabilirdi ki?
Donald Trump: WrestleMania 23'te "Milyarderler Savaşı"nda Vince'i yenmiş ve saçını kazıtmıştı. Bu, intikam için mükemmel bir motifti. Trump'ın avukatları aracılığıyla hikayeye dahil olması muhtemeldi.
John Cena: En büyük "şok edici" ihtimal. WWE'nin altın çocuğu Cena'nın karanlık bir sırrı olduğu ve Vince'in tiranlığından bıkıp onu ortadan kaldırdığı ortaya çıksaydı, bu tarihin en büyük "heel turn"lerinden (kötü karaktere dönüş) biri olurdu.
Shane veya Stephanie McMahon: Babalarının mirasına konmak için entrika çeviren hırslı evlatlar.
İpuçları ve Yanıltmacalar: Her hafta yeni bir "ipucu" ortaya çıkardı. Bir güreşçinin limuzinin yanında görüldüğü güvenlik kamerası görüntüleri, sızdırılan bir e-posta, şüpheli bir telefon görüşmesi... Bu ipuçlarının çoğu, seyirciyi yanlış yönlendirmek için kullanılan "red herring" (yanıltmaca) olurdu.
3. Aşama: Büyük İfşa ve Asıl Komplo (SummerSlam 2007)
Aylarca süren spekülasyonun ardından, SummerSlam'de büyük sır perdesi aralanırdı. O dönemki en güçlü söylenti ve en mantıklı senaryo şuydu:
Vince'in Gayrimeşru Çocuğu: Komplonun arkasındaki ismin, Vince McMahon'ın yıllardır varlığından haberdar olmadığı "gayrimeşru oğlu" olduğu ortaya çıkacaktı. Bu karakter, babasının mirasını ve şirketini ele geçirmek için bu korkunç planı yapmıştı.
Aday Kimdi? Mr. Kennedy! O dönemde büyük bir yükselişte olan ve mikrofon yeteneğiyle öne çıkan Mr. Kennedy (Ken Anderson), bu rol için biçilmiş kaftandı. Kendine güvenen, kibirli tavrı "McMahon" genlerine mükemmel uyuyordu. Bu rol, onu bir anda WWE'nin en büyük kötü karakterlerinden biri yapacaktı. (Gerçek hayatta bu hikaye iptal edilince, "gayrimeşru çocuk" senaryosu çok daha komedik ve basitleştirilmiş bir şekilde Hornswoggle karakterine verildi ve orijinal ciddiyetini tamamen kaybetti.)
4. Aşama: Vince McMahon'ın Şok Edici Dönüşü ve Sonuç
Elbette Vince McMahon "ölü" kalamazdı. Birkaç ay sonra, muhtemelen Mr. Kennedy'nin şirketi tamamen ele geçirmek üzere olduğu bir anda, o ikonik "No Chance in Hell" müziği duyulurdu.
Vince Geri Döner: Vince McMahon, sapasağlam bir şekilde arenada belirirdi. Patlamadan "bir şekilde kurtulmuştu" veya daha büyük olasılıkla, tüm olayı kendisi planlamıştı.
Vince'in Motifi: Neden böyle bir şey yapmıştı?
Sadakat Testi: Ailesinin ve güreşçilerinin, o yokken ne kadar sadık olduğunu görmek için.
Düşmanları Ortaya Çıkarmak: Kimin arkasından iş çevireceğini ve gücünü ele geçirmeye çalışacağını öğrenmek için.
Gayrimeşru Oğlunu Bulmak: Bu dramatik olayın, yıllardır aradığı oğlunu ortaya çıkmaya zorlayacağını umuyordu.
Nihai Feud (Rekabet): Bu durum, Vince McMahon & Triple H vs. Mr. Kennedy & müttefikleri arasında, WWE'nin kontrolü için devasa bir rekabeti ateşlerdi. Bu, Mr. Kennedy'nin kariyerini sonsuza dek değiştirecek ve onu kalıcı bir ana olay yıldızı yapacaktı.
Özetle, bu senaryo devam etseydi:
Mr. Kennedy, John Cena'nın en büyük rakiplerinden biri olarak WWE'nin zirvesine yerleşirdi.
WWE programları, aylarca süren bir gizem ve komplo hikayesiyle çok daha karanlık, daha yetişkinlere yönelik ve TV-14 formatında kalmaya devam ederdi.
Hikaye, ana akım medyada büyük bir tartışma yaratırdı. Bir TV şovunda bir iş insanının bombalı saldırıyla "öldürülmesi", özellikle 11 Eylül sonrası dönemde, WWE'yi hem reytinglerde zirveye taşıyabilir hem de ciddi eleştirilere maruz bırakabilirdi.
PG dönemine geçiş, eğer gerçekleşecekse bile, en az bir yıl daha ertelenirdi.
