Türkiye Cumhuriyeti’nde muhalefet kavramı fiilen, resmen, adına ne derseniz deyin 22 Mayıs 2010’da zaten bitmişti. Tabii bunun bir kitle tarafından fark edilmesi 13 sene aldı o ayrı konu… 2010’da kazılan muhalefet kavramının mezarı yine aynı adamın “maşalığı” ile deşiliyor, olan biten bundan ibaret aslında. 2010’dan 2024’e kadar CHP’nin içinde olup bitenlerin haddi hesabı yok. Bir parti, hatta bu kadar dar yorumlamaya gerek dahi yok, bir oluşum nasıl kapatılmaktan dahi beter edilir sorusunun tek cevabı 22 Mayıs 2010’dan sonraki CHP’dir. Kuruluş amacından, savunduğu ilkelerden o kadar saptırıldı ki parti o kadar olur yani. İçeriye doldurulan sosyal demokrat kisvesindeki kişiliksizler, hepsi iktidarın maşası. Sosyal demokratlığı CHP’nin ideolojisiyle uzaktan yakından alakası olmadığı gibi, ne Kılıçdaroğlu’nun ne de içeri doldurduğu insanların gerçek sosyal demokratlar olmadığı da ayan beyan ortada. Aslında her şey 2018’de ayan beyan ortadaydı, ama “Adam kazandı” mesajını öyle bir yere çektiler ki bugün en sağduyulu vatandaş bile o mesajdan hala bambaşka anlamlar çıkarmaya çalışıyor.
Özgür Özel’e ayılıp bayıldığımı söyleyemem, hatta Saraçhane’deki tutumlarından sonra gözümde sıfıra bile yaklaşmıştı diyebilirim; ama samimi bir muhalefet yapıyordu. Kılıçdaroğlu’nun 15 sene boyunca söylemediği (söyleyemediği değil) birçok şeyi konuştu en azından. Ki bu dediğime dikkat edin; bugün çıkan mutlak butlan kararı Kılıçdaroğlu’nu geri getirmek kadar Özel’i devre dışı bırakmak anlamına da geliyor aslında. Ama genel başkanlığı aldığı günden bu yana parti içerisinde pasifize ettirilmesine göz yumması, buna karşı güç koyamaması gibi etkenler de var. Gidip de belediye başkanlarını AKP’ye kaptırmasını konuşmayacağım tabii ki, zaten bunu konuşacak olursam yine 2010-14 CHP’sine gireceğim; kocaman bir matruşkanın en büyük ve en öndeki parçası 2010-14 CHP’sidir zira. Sözün özü, Türkiye’nin bugün yönetilme şekli; bize tarih derslerinde öğrentilen “monarşik” düzenlerde olanlardan bile daha kötü. Monarşik düzende en azından tek bir adam var. Günümüzde Türkiye’sinde tek bir adam, Atatürk’ün bize emanet ettiği “Cumhuriyet” rejimini kendi kisvesi altında kullanarak yanına ve karşısına dizdiği piyonları var. Tarihte okuduğunuz birçok dikta etme biçiminden en az 15-20 kat daha kötü, daha zulümkâr, daha acı verici, daha beter. Ondan da beteri; toplumun buna reaksiyonu, kurbağa-sıcak su hikayesinin suyun derecesinin kademeli olarak kaynama noktasına getirildiği senaryodaki gibi.