Eskiden illuminatiden bahsedince alay ederlerdi. Şimdiyse o gün anlatılan çoğu şeyin teker teker su yüzüne çıktığını görüyoruz. İsimlere takılmayın. İster illuminati diyin, ister elitler. Şu bir gerçek ki siyonist & satanist aşağılık insanlar yönetiyor dünyayı. Pandemi, hızla artan ölümcül hastalıklar, yiyecek içecek her şeyin doğadan koparılıp yapaylaştırılması, soykırımlar, savaşlar... Tüm bu sistematik kötülükleri Tanrı'ya inanmayanlar tasarlamıyor. Tanrı'yı bilip meydan okuyanlar yapıyor. Aklı olan da sorguluyor haliyle ama sorgulamanın da bir adabı var. 'AKP İslam'ı referans alıyor. AKP kötü. O zaman İslam kötüdür." tepkiselliğiyle felsefeye giriş dersinde sınıfta kalırsınız anca. Adam elini cebine sokmuş "hayatın anlamı yok yaa, her şey anlamsız yaaa, Tanrı yok." diyor; sonra geliyor bana nasıl davranmam gerektiğini dikte ediyor. "Beyfendi bu söylediğiniz nefret suçudur. Hayır götünü başını açanlara saygı duymak zorundasınız." Felsefe yapacaksan şekilci yapmayacaksın. Samimi olacaksın. Nietzsche gibi olacaksın. Ahlak konusu en kritik konudur. Görmezden gelinir. Tanrı yoksa ahlak denen kavramın mutlak bir dayanağı da yoktur. Bana nasıl davranacağımı dikte eden şey ne? Aynı benim gibi doğup bir gün ömrünü tüketecek olan evren mi? Yine yok olmaya muhtaç doğa yasaları mı? 10 bin yıl önceki atalarımın penisinin keyfi mi? Yoksa bizzat keyfim mi? Eğer keyfimi seçiyorsam neden kendi kendime kurallar koyup bunlara sımsıkı sarılayım? Bunun 'birazdan nefesimi 25 dk boyunca tutacağım' takıntısından ne farkı var? Bunların hepsi geçici şeylerdir. Travmaların, insanları daha varoluşçu yapmak gibi iyi yönleri var.