PAYBACK #97
1 Mart Pazar, 22:30 - C
Paycom Center
Oklahoma City, Oklahoma
PAYBACK #97'i TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Açılış: "2026 Royal Rumble Winner" Sami Zayn ringde!
2- The Rock, yeni "Şef"i ile alanda! No Way Out Chamber'ları açıklanıyor!
3- Ana Olay: PGW Championship ile 300 güne doğru...
Oklahoma City'nin bir müddet boyunca görüntülenmesinin, kuş bakışı açıyla gösterilmesinin sonrasında bu şehrin silüetinde yükselen Paycom Center, gökyüzüne uzanan modern ve heybetli mimarisiyle dışarıdan geniş, panoramik açılarla ekrana geliyor. Hemen ardından kameralar seri bir geçişle malûm arenanın içerisine, tribünlerin en ateşli noktasına, adeta bir insan denizinin tam ortasına dalış yapıyor. Oklahoma’da yer yerinden oynuyor— Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #97 için bu arenayı hıncahınç dolduran kalabalığın yarattığı o sağır edici uğultu ve elektrikli atmosfer, ekran başındakileri anında içine çekerken; bu görsel şölenin hemen akabinde tüm ışıklar ve mercekler, gecenin ilk kıvılcımının çakılacağı o devasa Stage’e odaklanıyor...
BİR HAYLİ UZUN SÜREN BEKLEME SÜRECİNİN SONRASINDA, BEKLENEN AN GELİYOR— PYROLAR, PAYBACK MAVİSİNİN HÂKİM OLDUĞU GÖZ ALICI BİR ŞÖLEN EŞLİĞİNDE PATLAMAYA BAŞLARKEN FONDA SAAD BAGHDADI & ANAS EL-SAYED’DEN SAYYED AHMAD AL-RIFAʽI TAJ AL-AQTÂB ÇALIYOR VE KALPLERİ HIZLANDIRAN O ATMOSFER EŞLİĞİNDE PYRO GÖSTERİSİ, GÖZ KAMAŞTIRICI BİR SENKRONİZASYONLA BÜTÜN ARENAYI AYDINLATIYOR! PRESTIGE GRAND WRESTLING’İN EFSANELEŞEN HAFTALIK SERİSİ PAYBACK’İN 97. ŞOVU, OKLAHOMA CITY’DEKİ PAYCOM CENTER’I DOLDURAN SEYİRCİLERİN KULAKLARI SAĞIR EDEN TEZAHÜRATLARIYLA RESMEN BAŞLARKEN PAYCOM CENTER’IN UNUTULMAZ GECESİ DE BÖYLECE START ALIYOR!
Şov öncesi gerçekleştirilenlerin sonrasında kameralarımızın çevrildiği yön yorumcularımızın yer almakta olduğu masa oluyor. Onların aralarında konuşmaları sırasında, şovun başlangıcından bu yana çalmakta olan şarkının kesintisiz bir şekilde devam ettiğini fark ediyoruz. Yorumcularımız, ilk olarak Prestige Grand Wrestling'in koca bir Birleşik Krallık turundan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne döndüğünden bahsediyorlar. Bunun sonrasında da şovu yorumluyorlar ve şovun öncesinde gerçekleştirileceği duyurulan olaylara-maçlara değerlendirmelerde bulunuyorlar. Bu şov Royal Rumble 2026'dan sonraki ilk PAYBACK şovuymuş ve dolayısıyla açılışı 2026 Royal Rumble galibi Sami Zayn yapacakmış. Bunun sonrasında The Rock'ın odasından bağlantı yapılacağını ve şovun finalinde de Bray'in ringde olacağı aktarılıyor. Bu şov için güzel bir hype yaratılıyor. Onların bu konuşması sonrasında sözü ring içerisinde yer almakta olan anonsör Greg Hamilton'a bıraktıklarını görüyoruz.
Greg Hamilton: Ladies and gentlemen, please welcome... 2026 ROYAL RUMBLE WINNER..."THE UNTOUCHABLE"... SAMIIIIII... ZAYYNNNNNNN!
أسد الله
Londra'da aldığı o unutulmaz galibiyetin sonrasında burada- 2026 Royal Rumble Winner'ı Sami Zayn burada! Onun arka alandan çıkışıyla bütün arena ayağa kalkıyor ve onu alkışlamaya başlıyor. Kafasındaki geleneksel keffiyeh'iyle bu reaksiyonları seyreden Sami, kelimenin tam anlamıyla büyülenmiş gibi gözüküyor. Pyro'ların patladığı sırada bile öylece kalakalarak seyircileri seyrediyor. Bununla vakit kaybetmesinin sonrasında ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Bir süre sonra ringe varan Sami, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıktıktan sonra ringe girmiyor, köşeye çıkıyor ve orada Taunt'unu yapıyor! Keffiyeh'ini çıkartarak seyircilere fırlatmayı ihmal etmiyor! Seyirciler onu cheer'larken, o bir süre orada kalıyor ve bunun sonrasında ringin içerisine atlıyor. Ringin içerisine girdikten sonra kendisine reaksiyonlar gösteren seyircileri, ringin içerisinde dönerek seyrediyor. Bunun sonrasında iplerin arasından uzatılan bir mikrofonu alıyor ve onunla ringin merkezine yerleştikten sonra konuşmasını gerçekleştirmek üzere mikrofonu ağzına doğru götürüyor.
Sami Zayn: Wow, Oklahoma, bu gerçekten rüya gibi! (Alkışlanıyor) Oklahoma City... (Derin bir nefes veriyor) Vay canına, sesinizi duymak gerçekten de harika! Biliyorsunuz, koca bir ay boyunca Ada'da, yollardaydık. İngiltere turu gerçekten inanılmazdı, oradaki enerji çılgıncaydı. Ama dürüst olmam gerekirse... Amerika toprağına ayak basıp, bu arenaya gelip şu coşkuyu hissetmek— evde olmak gibisi yok! (Cheer'lanıyor) O tura nasıl son noktayı koyduğumu hepiniz gördünüz, değil mi? Wembley Stadium, 90.000'den fazla insan, Prestige Grand Wrestling tarihinin en büyük gecelerinden biri... O ringe girdiğimde, dürüst olayım, üzerimde sadece benim değil, son on yılımın yükü vardı. Kimse Sami Zayn’in o ringden son kalan kişi olarak çıkacağını düşünmüyordu. "Sami çok duygusal." dediler, "Sami sadece bir underdog." dediler... Ama o gece Wembley'de, (Suratı ekşiyor) Val'u atarak onu elediğimde... Tüm o şüpheler yok oldu. Çünkü artık karşınızda 'Underdog' Sami Zayn yok- karşınızda sizin Royal Rumble Winner'ınız var! (İnanılmaz bir pop oluşuyor, tepedeki WrestleMania logosunu işaret ederek devam ediyor) Şimdi önümde tek bir durak kaldı. Oraya giden yolun ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama Wembley’de o kadar insanın önünde başardıysam, dünyanın en büyük sahnesinde, WrestleMania: Seattle'da neler yapabileceğimi hayal bile edemezsiniz! Bu sadece benim galibiyetim değil Oklahoma; bu, bizim galibiyetimiz! Ve biz daha yeni başlıyoruz— YALLAH!
SAMI! SAMI!
SAMI! SAMI!
SAMI! SAMI!
Arenada inanılmaz bir pop oluşuyor, seyircilerin büyük bir bölümü alkışlayarak Sami'nin adını haykırırken; ufak bir bölümünün de onu yuhaladıklarını fark ediyoruz. Sami kendisine yöneltilen bütün reaksiyonları sadece izlemekle yetiniyor, seyircilerin tekrardan dizginlemesini bekliyor ve doğru an geldikten sonra elinde tutmakta olduğu mikrofonu tekrardan ağız seviyesine kadar kaldırdıktan sonra saniyeler önce yarım bıraktığı konuşmasına kaldığı yerden devam sağlıyor.
Sami Zayn: Duyuyorum... (Gülüyor) Bazılarınız hala orada, o şüphe dolu sesleri çıkarıyor. Bazılarınız hala benim o ringin ortasında durup bu logoyu işaret etmemi sindiremedi, değil mi? Bu bir İslam fobisi mi, yoksa Sami Zayn karşıtlığı mı? Bilmiyorum- sadece "Sami Zayn mi? Gerçekten mi?" dendiğini görebiliyorum. Bakın, Wembley'de şey sadece bir kupa ya da bir başarı değil. Kazandığım şey, bu sektördeki en güçlü hak- WrestleMania: Seattle şovunda bir kemer maçı! (Alkışlanıyor) On yıl boyunca sıramı bekledim. On yıl boyunca "Sami sadece burada olduğu için mutlu." diyenlere gülümsedim. Ama artık o devir kapandı. Artık sadece 'takdir edilen' o adam olmak bana yetmiyor. Artık sadece 'underdog' hikayeleriyle insanları duygulandırmak istemiyorum. Ben artık somut bir şey istiyorum. En tepedeki adam olmak istiyorum, ya da böyle olduğunu herkese göstermek! (Cheer'lanıyor) O sempatik adam sizi eğlendirdi ama asla zirveye çıkamadı. Şu an karşınızda duran bu 2026 Royal Rumble Winner'ı ise, Seattle’a gitmekle yetinmeyecek— oraya kafasına koyduğu kemeri söküp almak için, önüne çıkan herkesi, her şeyi yakıp yıkmak için gidecek! (İnanılmaz bir destek oluşuyor) İster saygı duyduğum biri olsun, ister nefret ettiğim- hiç fark etmez. Çünkü Seattle'da o ringe girdiğimde, karşınızda hakkı olanı almaya gelmiş, gözü dönmüş bir adam bulacaksınız! Hazır olsanız iyi edersiniz, çünkü bu yolun sonunda kaderin beni peşinden sürüklediği kemer benim olacak!
Seyirciler onun bu motivasyonuna alkışlayarak reaksiyon gösteriyorlar, desteklerini sunuyorlar. Sami kafasını sallayarak kendisine destek olan topluluğa şükranını gösteriyor. Seyircilerin reaksiyon göstermeleri, kısa da olsa Sami'nin dinlenme fırsatı edineceği bir mola oluşturuyor. Bu sürenin sonuna gelindiğinde, Sami'nin elinde tuttuğu mikrofonu tekrardan ağzına doğru kaldırdığını ve konuşmaya devam ettiğini gözlemliyoruz.
Sami Zayn: Artık Sami Zayn, hor görülemez! Artık Sami Zayn, yıldırılamaz! Artık bana yaklaşamazlar, artık beni görmezden gelemezler, artık beni incitemezler! Kimse benim WrestleMania gidişatımı engelleyemez, kimse benim kaderimi değiştiremez! (Yüksek bir tonla bağırmaya başlıyor) I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! (Kıpkırmızı olmuş durumda) I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOU—
SAMI! SAMI!
SAMI! SAMI!
Arenada inanılmaz bir pop oluşuyor, seyircilerin büyük bir bölümü alkışlayarak Sami'nin adını haykırırken; ufak bir bölümünün de onu yuhaladıklarını fark ediyoruz. Sami kendisine yöneltilen bütün reaksiyonları sadece izlemekle yetiniyor, seyircilerin tekrardan dizginlemesini bekliyor ve doğru an geldikten sonra elinde tutmakta olduğu mikrofonu tekrardan ağız seviyesine kadar kaldırdıktan sonra saniyeler önce yarım bıraktığı konuşmasına kaldığı yerden devam sağlıyor.
Sami Zayn: Duyuyorum... (Gülüyor) Bazılarınız hala orada, o şüphe dolu sesleri çıkarıyor. Bazılarınız hala benim o ringin ortasında durup bu logoyu işaret etmemi sindiremedi, değil mi? Bu bir İslam fobisi mi, yoksa Sami Zayn karşıtlığı mı? Bilmiyorum- sadece "Sami Zayn mi? Gerçekten mi?" dendiğini görebiliyorum. Bakın, Wembley'de şey sadece bir kupa ya da bir başarı değil. Kazandığım şey, bu sektördeki en güçlü hak- WrestleMania: Seattle şovunda bir kemer maçı! (Alkışlanıyor) On yıl boyunca sıramı bekledim. On yıl boyunca "Sami sadece burada olduğu için mutlu." diyenlere gülümsedim. Ama artık o devir kapandı. Artık sadece 'takdir edilen' o adam olmak bana yetmiyor. Artık sadece 'underdog' hikayeleriyle insanları duygulandırmak istemiyorum. Ben artık somut bir şey istiyorum. En tepedeki adam olmak istiyorum, ya da böyle olduğunu herkese göstermek! (Cheer'lanıyor) O sempatik adam sizi eğlendirdi ama asla zirveye çıkamadı. Şu an karşınızda duran bu 2026 Royal Rumble Winner'ı ise, Seattle’a gitmekle yetinmeyecek— oraya kafasına koyduğu kemeri söküp almak için, önüne çıkan herkesi, her şeyi yakıp yıkmak için gidecek! (İnanılmaz bir destek oluşuyor) İster saygı duyduğum biri olsun, ister nefret ettiğim- hiç fark etmez. Çünkü Seattle'da o ringe girdiğimde, karşınızda hakkı olanı almaya gelmiş, gözü dönmüş bir adam bulacaksınız! Hazır olsanız iyi edersiniz, çünkü bu yolun sonunda kaderin beni peşinden sürüklediği kemer benim olacak!
Seyirciler onun bu motivasyonuna alkışlayarak reaksiyon gösteriyorlar, desteklerini sunuyorlar. Sami kafasını sallayarak kendisine destek olan topluluğa şükranını gösteriyor. Seyircilerin reaksiyon göstermeleri, kısa da olsa Sami'nin dinlenme fırsatı edineceği bir mola oluşturuyor. Bu sürenin sonuna gelindiğinde, Sami'nin elinde tuttuğu mikrofonu tekrardan ağzına doğru kaldırdığını ve konuşmaya devam ettiğini gözlemliyoruz.
Sami Zayn: Artık Sami Zayn, hor görülemez! Artık Sami Zayn, yıldırılamaz! Artık bana yaklaşamazlar, artık beni görmezden gelemezler, artık beni incitemezler! Kimse benim WrestleMania gidişatımı engelleyemez, kimse benim kaderimi değiştiremez! (Yüksek bir tonla bağırmaya başlıyor) I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! (Kıpkırmızı olmuş durumda) I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOUCHABLE"! I AM "THE UNTOU—
SO YOU THINK YOU'RE UNTOUCHABLE?
BİR SANİYE— WHAT? BU SES DE NEREDEN GELDİ? HER NEREDEN GELDİYSE GELSİN, SAMI'NİN KONUŞMASININ YARIDA KESİLMESİNE ONUN HAYRET İÇERİSİNDE ETRAFA BAKINMASINA SEBEP OLUYOR! ARENANIN İÇERİSİNDEKİ BİNLERCE İNSANIN BU SESİN KAYNAĞI ARAMAK MAKSADIYLA ETRAFINA BAKINDIĞINI FAKAT GÖRÜNÜRDE HİÇ KİMSENİN OLMADIĞINI VE BUNUNLA BERABER BU SÖZLERİ SARF EDENİN KİM OLDUĞUNU BELİRLEYEMEDİKLERİ BİR DURUM OLUŞUYOR. BU SIRADA BÜTÜN SORU İŞARETLERİNİ GİDERECEK BİR GELİŞME YAŞANIYOR- ARENA BOYUNCA KULAKLARDA YANKILANACAK BİR TEMA MÜZİĞİ ÇALMAYA BAŞLIYOR!
NE? BU JOHN CENA, AMA BİR FARKLI, BİRAZ DA ESKİ DURUYOR! World Heavyweight Şampiyonu burada! Kendisinin girişi sırasında kullanılan tema müziğine dikkat edilecek olduğunda, "Doctor of Thuganomics" zamanlarında kullandığı tema müziği ile güncel tema müziğinin mix'lendiği fark ediliyor. Kendisinin dış görünüşü ise 2002-2004 arasındaki halleriyle birebir uyuşuyor! Omzunda World Heavyweight Championship'i olan John, ringe koşmak yerine elinde tuttuğu mikrofonu eşliğinde ringe doğru ağır adımlarla ilerlemeye-yol almaya başlıyor. Sami kaşlarını çatarak onu öylece seyrederken, saniyeler içerisinde ringe varan John'ın; çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmasının sonrasında iplerin arasından geçerek ringin içerisine girmesini seyrediyoruz. John ringe girer girmez omzundaki kemerini eline alıyor ve onu ringin güney tarafına doğru dönerek havaya kaldırıyor! Seyirciler inanılmaz bir pop eşliğinde destek gösterirlerken, John elinde tuttuğu mikrofonla Sami'nin karşısına konumlanıyor ve onun gözlerinin içerisine bakarak ağzına doğru götürdüğü mikrofona konuşmaya başlıyor.
John Cena: Yo, yo, yo! (Alkışlanıyor) Sami, dostum, ciddi misin? "The Untouchable" mı dedin? Cümleyi bitirmene izin vermedim çünkü bu kelimeyi bu ringde, bu mikrofonla telaffuz edebilecek tek bir adam var; o da tam şu an karşında duruyor! (Cheer'lanıyor) Wembley'de bir mucize gerçekleştirdin, bunu kimse senden alamaz. 90.000 kişinin önünde 2026 Royal Rumble Winner'lığı unvanını sonuna kadar hak ederek aldın. Ama Oklahoma’ya gelip, omuzlarını dikleştirip "Kimse bana dokunamaz!" dersen... İşte orada büyük bir hata yaparsın. Çünkü dokunulmazlık kavramını bu endüstriye ben öğrettim! (Sami'yi tepeden tırnağa süzdükten sonra devam ediyor) Sen o WrestleMania logosuna bakıp hayaller kurarken, ben o logoyu ana etkinlikte temsil edecek olan adamım! Ben senin on yıl boyunca sırasını beklediğin sıranın oluşmasına sebep olan adamım- yıllar boyunca sadece bana ulaşmak için bu maratonun içerisinde yer aldın! (Seyircilerden 'ooooOOH!' sesi yükseliyor) Oklahoma seni seviyor, Wembley seni bağrına bastı, underdog imajınla herkesin gönlünü kazandın... Ama burası "Doctor of Thuganomics"in oyun alanı ve burada sadece gerçekler konuşur! (Omzunda durmakta olan World Heavyweight Championship'ini alıyor ve Sami'ye doğru kaldırıyor) Şuna da bir bak Sami— Seattle’daki o devasa etkinlik ve milyonların izlediği o spot ışıklarının altındaki ring... Hepsi kulağa çok hoş geliyor, değil mi? Ama "The Untouchable" olduğunu iddia ediyorsan, önce dokunulmazlığı bizzat inşa eden adamı aşman gerekecek!
Arena yıkılacak adeta! John'ın tamamladığı bu sözlerin sonrasında bütün arena ona inanılmaz bir destek gösteriyorlar, o yalnızca birkaç saniye boyunca yutkunduktan sonra konuşmasına hız kesmeden-kaldığı yerden devam ediyor. Seyirciler alkışlamayı sürdürüyorlar, o konuşmaya devam ederken.
John Cena: Bir gerçeği atlıyorsun, hem de çok büyük ve görmezden gelinemeyecek bir gerçeği! Wembley’de o ringin ortasında elin havaya kalktığında herkes sevindi, herkes "Sami başardı!" dedi. Ama dürüst olalım... O gece o ringde 30 kişi vardı ama bir kişi eksikti! O gece o ringde "The Franchise" yoktu! O gece o ringde "The Doctor" yoktu! (Cheer'lanıyor) Bana 'dokunulmaz'ım oyununu oynama Sami, çünkü senin henüz dokunamadığın o zirvede ben yıllardır kamp kuruyorum! Madem o kadar cesursun, madem o 'iyi çocuk' maskesini attın ve 'gerçek' bir adam olduğunu iddia ediyorsun... İşte sana fırsat! WrestleMania: Seattle'da... (Arenada inanılmaz bir gürültü oluşuyor, herkes çıldırıyor) O bilet senin elinde, bu kemer ise benim omzumda! (Bağırarak konuşmaya başlıyor) Eğer gerçekten de "The Untouchable" olduğunu kanıtlamak istiyorsan, o hakkını bende kullan! Bana gel Sami! Seçimini yap! Seattle’da tüm dünya görsün; sen gerçekten bir şampiyon adayı mısın, yoksa sadece ben orada olmadığım için parlamasına izin verilmiş geçici bir kıvılcım mı? Unutma; "The Doctor" muayenehaneyi açtı ve reçetende sadece acı yazıyor! Word Life!
NE? BU JOHN CENA, AMA BİR FARKLI, BİRAZ DA ESKİ DURUYOR! World Heavyweight Şampiyonu burada! Kendisinin girişi sırasında kullanılan tema müziğine dikkat edilecek olduğunda, "Doctor of Thuganomics" zamanlarında kullandığı tema müziği ile güncel tema müziğinin mix'lendiği fark ediliyor. Kendisinin dış görünüşü ise 2002-2004 arasındaki halleriyle birebir uyuşuyor! Omzunda World Heavyweight Championship'i olan John, ringe koşmak yerine elinde tuttuğu mikrofonu eşliğinde ringe doğru ağır adımlarla ilerlemeye-yol almaya başlıyor. Sami kaşlarını çatarak onu öylece seyrederken, saniyeler içerisinde ringe varan John'ın; çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmasının sonrasında iplerin arasından geçerek ringin içerisine girmesini seyrediyoruz. John ringe girer girmez omzundaki kemerini eline alıyor ve onu ringin güney tarafına doğru dönerek havaya kaldırıyor! Seyirciler inanılmaz bir pop eşliğinde destek gösterirlerken, John elinde tuttuğu mikrofonla Sami'nin karşısına konumlanıyor ve onun gözlerinin içerisine bakarak ağzına doğru götürdüğü mikrofona konuşmaya başlıyor.
John Cena: Yo, yo, yo! (Alkışlanıyor) Sami, dostum, ciddi misin? "The Untouchable" mı dedin? Cümleyi bitirmene izin vermedim çünkü bu kelimeyi bu ringde, bu mikrofonla telaffuz edebilecek tek bir adam var; o da tam şu an karşında duruyor! (Cheer'lanıyor) Wembley'de bir mucize gerçekleştirdin, bunu kimse senden alamaz. 90.000 kişinin önünde 2026 Royal Rumble Winner'lığı unvanını sonuna kadar hak ederek aldın. Ama Oklahoma’ya gelip, omuzlarını dikleştirip "Kimse bana dokunamaz!" dersen... İşte orada büyük bir hata yaparsın. Çünkü dokunulmazlık kavramını bu endüstriye ben öğrettim! (Sami'yi tepeden tırnağa süzdükten sonra devam ediyor) Sen o WrestleMania logosuna bakıp hayaller kurarken, ben o logoyu ana etkinlikte temsil edecek olan adamım! Ben senin on yıl boyunca sırasını beklediğin sıranın oluşmasına sebep olan adamım- yıllar boyunca sadece bana ulaşmak için bu maratonun içerisinde yer aldın! (Seyircilerden 'ooooOOH!' sesi yükseliyor) Oklahoma seni seviyor, Wembley seni bağrına bastı, underdog imajınla herkesin gönlünü kazandın... Ama burası "Doctor of Thuganomics"in oyun alanı ve burada sadece gerçekler konuşur! (Omzunda durmakta olan World Heavyweight Championship'ini alıyor ve Sami'ye doğru kaldırıyor) Şuna da bir bak Sami— Seattle’daki o devasa etkinlik ve milyonların izlediği o spot ışıklarının altındaki ring... Hepsi kulağa çok hoş geliyor, değil mi? Ama "The Untouchable" olduğunu iddia ediyorsan, önce dokunulmazlığı bizzat inşa eden adamı aşman gerekecek!
Arena yıkılacak adeta! John'ın tamamladığı bu sözlerin sonrasında bütün arena ona inanılmaz bir destek gösteriyorlar, o yalnızca birkaç saniye boyunca yutkunduktan sonra konuşmasına hız kesmeden-kaldığı yerden devam ediyor. Seyirciler alkışlamayı sürdürüyorlar, o konuşmaya devam ederken.
John Cena: Bir gerçeği atlıyorsun, hem de çok büyük ve görmezden gelinemeyecek bir gerçeği! Wembley’de o ringin ortasında elin havaya kalktığında herkes sevindi, herkes "Sami başardı!" dedi. Ama dürüst olalım... O gece o ringde 30 kişi vardı ama bir kişi eksikti! O gece o ringde "The Franchise" yoktu! O gece o ringde "The Doctor" yoktu! (Cheer'lanıyor) Bana 'dokunulmaz'ım oyununu oynama Sami, çünkü senin henüz dokunamadığın o zirvede ben yıllardır kamp kuruyorum! Madem o kadar cesursun, madem o 'iyi çocuk' maskesini attın ve 'gerçek' bir adam olduğunu iddia ediyorsun... İşte sana fırsat! WrestleMania: Seattle'da... (Arenada inanılmaz bir gürültü oluşuyor, herkes çıldırıyor) O bilet senin elinde, bu kemer ise benim omzumda! (Bağırarak konuşmaya başlıyor) Eğer gerçekten de "The Untouchable" olduğunu kanıtlamak istiyorsan, o hakkını bende kullan! Bana gel Sami! Seçimini yap! Seattle’da tüm dünya görsün; sen gerçekten bir şampiyon adayı mısın, yoksa sadece ben orada olmadığım için parlamasına izin verilmiş geçici bir kıvılcım mı? Unutma; "The Doctor" muayenehaneyi açtı ve reçetende sadece acı yazıyor! Word Life!
BÜTÜN ARENA AYAKTA! HERKES! JOHN İNANILMAZ KONUŞTU! BÜTÜN ARENA AYAKTA VE SAMI'NİN YANITINI BEKLERKEN BAĞIRMAYA BAŞLIYOR!
YES! YES!
YES! YES!
YES! YES!
Sami Zayn: Ama ortada çok büyük bir sorun var ve kimse bunu dillendirmiyor— sen bana "Bana gel!" diyorsun ama John... Seattle'a daha çok yolumuz var. Takvime bir bak. Haftalar var... Ve benim asıl merak ettiğim şey şu: Sen o güne kadar bu kemeri omzunda tutabilecek misin? (Arena buz kesiyor, John da. Sami, John'ın omzundaki kemeri işaret ediyor) "The Doctor" muayenehaneyi açmış olabilir ama yaşlandın John. Bu tempo, bu baskı... Wembley'de eşleşmesiz kalarak ve 30-Man Royal Rumble Match'e de çıkmayarak fırtınadan kaçtın... Sahiden de Seattle'a şampiyon olarak varabileceğinden kim emin olabilir ki? (İnanılmaz bir pop oluşuyor) Reçeteyi Seattle'da bana verecek kadar takatin va—
YES! YES!
YES! YES!
YES! YES!
Sami Zayn: Ama ortada çok büyük bir sorun var ve kimse bunu dillendirmiyor— sen bana "Bana gel!" diyorsun ama John... Seattle'a daha çok yolumuz var. Takvime bir bak. Haftalar var... Ve benim asıl merak ettiğim şey şu: Sen o güne kadar bu kemeri omzunda tutabilecek misin? (Arena buz kesiyor, John da. Sami, John'ın omzundaki kemeri işaret ediyor) "The Doctor" muayenehaneyi açmış olabilir ama yaşlandın John. Bu tempo, bu baskı... Wembley'de eşleşmesiz kalarak ve 30-Man Royal Rumble Match'e de çıkmayarak fırtınadan kaçtın... Sahiden de Seattle'a şampiyon olarak varabileceğinden kim emin olabilir ki? (İnanılmaz bir pop oluşuyor) Reçeteyi Seattle'da bana verecek kadar takatin va—
Sami'nin lafı bir kez daha bölündü, başka bir tema müziğiyle! Bu—
F X X X
FINN BÁLOR! Yüzünde maskesiyle birlikte depresif tema müziğiyle Stage'de beliriyor! Stage'de bir süre boyunca duraklamasının sonrasında elleriyle yüzünü kapatmakta olan maskeyi çıkarttığını ve onu yere bırakarak ringe doğru ilerlediğini görüyoruz. Ring içerisindeki iki isimlerin onun ringe geldiği sırada, onu seyrettiğini görüyoruz. Finn'in suratında bir yara izi var ve yüzü hiç gülmüyor- aksi, ruhsuz ve depresif duruyor. Bir süre sonra ringe varan Finn, direkt olarak ringe girmeyi yeğlemek yerine ringin etrafında tur atmaya başladığını görüyoruz. Time Keeper'ın olduğu noktadan bir mikrofon kaptıktan sonra çelik basamakları kullanarak önce Apron'a çıkıyor, sonrasında da iplerin arasından geçerek ringin içerisine giriyor. İkiliyi de karşısına aldıktan sonra elindeki mikrofonu ağzına doğru tutuyor ve konuşmaya başlıyor.
Finn Bálor: O maçı kazandın ve başına yıkılmış olan o dünya, artık etrafında dönmeye başladı, değil mi Sami? Bu bana oldukça tanıdık geldi. Wembley'deki o konfetiler, o alkışlar... Hepsi senin içindi. Ama o ringde, o iplerin arasında... Benim neler hissettiğim hakkında en ufak bir fikrin var mı? (Sami'ye bir adım yaklaşarak konuşmasına devam ediyor) O gece Wembley'de, binlerce seyircinin uğultusu beynimin içinde bir fırtınaya dönüştüğünde... Tek bir amacım vardı. Seni o iplerden aşağı atmak. Seni yok etmek. Seni o ringden kazımak için tüm hırsımla üzerine geldim. Çünkü o an... Tam o an, her şeyin yoluna gireceğini sandım. Eğer o maçı kazanırsam, içimdeki bu karanlığın dağılacağını, her şeyin düzeleceğini zannettim. (Yüzünde bir acı ifade oluşuyor) Ama ne oldu biliyor musun— kendi nefretimin kurbanı oldum. Kendi hırsım beni o iplerin üzerinden aşağı, zemine fırlattı. Kendi kendimi eledim Sami, kendi kendime... Her şeyi bir kez daha berbat ettim! Kazanmaya o kadar yakındım ki, o zaferin kokusunu alabiliyordum. "Bu sefer olacak!" dedim. "Bu sefer Finn Bálor her şeyi geri alacak!" dedim, bütün kaybettiklerini, geçmişini de. Ama olmadı... Yine olmadı... Yine her şey paramparça oldu... Sen o güne ulaştın çünkü ben kendi içimdeki canavara yenildim... Kendi canavarıma...
Finn'in bu sözleri bütün arenanın ruhunu emiyor ve neredeyse bütün arena içerisindeki seyircileri boğuyor-buhrana sokuyor. Bu sırada Finn'in bir adım geriye çekildiğini, bakışlarının yönünü John'a döndürdüğünü ve onun gözlerinin içerisine bakarak konuşmaya devam ettiğini görüyoruz.
Finn Bálor: Ve sen John... Omuzunda parlayan o altın kemerle burada durup 'dokunulmazlık' dersi veriyorsun, değil mi? O kemeri nasıl kazandığını ne çabuk unuttun— Dominik... O ve onun kirli oyunları... O gece seni köşeye sıkıştırmıştı. Hileyle, o ucuz numaralarıyla o kemeri bir kez daha almamanı sağlamak üzerelerdi. Ama ne oldu? Kim oradaydı John? Carlito ve ben! Biz oradaydık! O hilenin önüne biz geçtik. O kemeri senin omuzlarına biz yerleştirdik! Senin o 'büyük şampiyonluk' anını biz temin ettik! (Finn, John'a iyice yaklaşarak devam ediyor) Eğer birazcık adam olsaydın John... Eğer arkana aldığın onur ve sadakat kelimelerinin senin için bir anlamı olsaydı; senin galibiyetini sağlayan adama, bana, bir şans verirdin- bana bir Title Shot verirdin! Ama sen ne yaptın— beni o 30 kişilik cehennemin içine, o 30-Man Royal Rumble Match'in içine attın! Beni o kurtlar sofrasına meze ettin! (Bir süre sessz kaldıktan sonra devam ediyor) Sana o kemeri ben verdim ama sen bana sadece daha fazla acı verdin. Sen locanda oturup viskini yudumladın. Ben Wembley’de o iplerin üzerinden düşüp kendi karanlığımda boğulurken sen neredeydin? "The Doctor" mu— sen sadece bir nankörsün John! Beni o maça mahkum ettin ve ben orada her şeyimi, ruhumu, umudumu kaybettim...
Finn'in bu laflarından sonra herkes John'dan bir yanıt bekliyor. O bir süre beklemesinin sonrasında ancak yanıtını vermeye başlıyor.
John Cena: Yo, bu gerçekten de bana geçen bir duyguya sahipti adamım! Bana o kemeri senin kazandırdığını mı sanıyorsun? Dostum, sen o gece ringe Dominik’ten nefret ettiğin için çıktın, bana iyilik yapmak için değil- bunu ne kadar da çabuk unutmuşsun. Ama madem bir teşekkür bekliyorsun, bunu seve seve yaparım— hey, teşekkürler Finn! (Seyircilerin arasında yuhalayanlar var) Sayende bu kemer hala ait olduğu yerde! (Gülüyor) Ama sadakatten, onurdan ve 'hak etmekten' bahsediyorsan... Gel sana bir "Doctor" tavsiyesi vereyim. Mesele ne biliyor musun? Sana o Title Shot’ı vermedim çünkü Finn... Dürüst olalım, senin o Main Guy olabileceğine dair içimde en ufak bir inanç yok. Seni izliyorum ve gördüğüm tek şey, her an dağılmaya hazır, kendi gölgesinden korkan bir adam. Şirketi sırtlayacak bir lider değil, sadece iyi bir yardımcı oyuncu!
Finn bu sözlerin sonrasında adeta deliye dönüyor! Kendisinin kıpkırmızı olduğunu, gözlerinin içinin bile kanlandığını görüyoruz. Gözleri seğiriyor ve nefes alışverişleri hızlanıyor. John'la birbirlerine bakıştıkları sırada Sami'nin lafa girdiğini görüyoruz.
Sami Zayn: Mide bulandırıcı bir kibrin var ve bu seni ortadan kaldırma konusunda inanılmaz motive edici!
Sami'nin araya girdiğini gören John, gülerek yanıt veriyor.
John Cena: Whoa-whoa-whoa— sakin ol Sami, derin bir nefes al dostum! Bu kadar motivasyon kalbine zarar, daha Seattle’a giden yolda çok ter dökeceksin. Acele etme, o büyük ışıkların altında zaten spot ışıkları senin üzerinde olacak, tadını çıkar. (Tekrardan Finn'e dönerek konuşmaya devam ediyor) Hemen parlama! Madem o kadar hırslısın, madem içindeki o canavar seni yiyip bitiriyor... Önümüzde No Way Out var. Belki de bu nefretini No Way Out elemelerini geçerek kendini kemerlerden bir tanesi için gerçekleştirilecek olan Elimination Chamber Match'lerden bir tanesine atarak orada kullanırsın!
John bu sözlerinin sonrasında inanılmaz bir pop alıyor, bütün arenanın gözleri onun üzerindeyken o omzunda durmakta olan World Heavyweight Championship'ini alıyor ve onu havaya kaldırıyor. Ringin içerisindeki Finn ile Sami'nin öfkeli bakışlarla onu seyrettiğini gören John, onlara doğru Taunt'unu yapmayı da ihmal etmiyor. Ringin içerisinde yaşanan olayların, gerçekleştirilen bu konuşmaların sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #97 şovu arka alandan devam ediyor.
F X X X
FINN BÁLOR! Yüzünde maskesiyle birlikte depresif tema müziğiyle Stage'de beliriyor! Stage'de bir süre boyunca duraklamasının sonrasında elleriyle yüzünü kapatmakta olan maskeyi çıkarttığını ve onu yere bırakarak ringe doğru ilerlediğini görüyoruz. Ring içerisindeki iki isimlerin onun ringe geldiği sırada, onu seyrettiğini görüyoruz. Finn'in suratında bir yara izi var ve yüzü hiç gülmüyor- aksi, ruhsuz ve depresif duruyor. Bir süre sonra ringe varan Finn, direkt olarak ringe girmeyi yeğlemek yerine ringin etrafında tur atmaya başladığını görüyoruz. Time Keeper'ın olduğu noktadan bir mikrofon kaptıktan sonra çelik basamakları kullanarak önce Apron'a çıkıyor, sonrasında da iplerin arasından geçerek ringin içerisine giriyor. İkiliyi de karşısına aldıktan sonra elindeki mikrofonu ağzına doğru tutuyor ve konuşmaya başlıyor.
Finn Bálor: O maçı kazandın ve başına yıkılmış olan o dünya, artık etrafında dönmeye başladı, değil mi Sami? Bu bana oldukça tanıdık geldi. Wembley'deki o konfetiler, o alkışlar... Hepsi senin içindi. Ama o ringde, o iplerin arasında... Benim neler hissettiğim hakkında en ufak bir fikrin var mı? (Sami'ye bir adım yaklaşarak konuşmasına devam ediyor) O gece Wembley'de, binlerce seyircinin uğultusu beynimin içinde bir fırtınaya dönüştüğünde... Tek bir amacım vardı. Seni o iplerden aşağı atmak. Seni yok etmek. Seni o ringden kazımak için tüm hırsımla üzerine geldim. Çünkü o an... Tam o an, her şeyin yoluna gireceğini sandım. Eğer o maçı kazanırsam, içimdeki bu karanlığın dağılacağını, her şeyin düzeleceğini zannettim. (Yüzünde bir acı ifade oluşuyor) Ama ne oldu biliyor musun— kendi nefretimin kurbanı oldum. Kendi hırsım beni o iplerin üzerinden aşağı, zemine fırlattı. Kendi kendimi eledim Sami, kendi kendime... Her şeyi bir kez daha berbat ettim! Kazanmaya o kadar yakındım ki, o zaferin kokusunu alabiliyordum. "Bu sefer olacak!" dedim. "Bu sefer Finn Bálor her şeyi geri alacak!" dedim, bütün kaybettiklerini, geçmişini de. Ama olmadı... Yine olmadı... Yine her şey paramparça oldu... Sen o güne ulaştın çünkü ben kendi içimdeki canavara yenildim... Kendi canavarıma...
Finn'in bu sözleri bütün arenanın ruhunu emiyor ve neredeyse bütün arena içerisindeki seyircileri boğuyor-buhrana sokuyor. Bu sırada Finn'in bir adım geriye çekildiğini, bakışlarının yönünü John'a döndürdüğünü ve onun gözlerinin içerisine bakarak konuşmaya devam ettiğini görüyoruz.
Finn Bálor: Ve sen John... Omuzunda parlayan o altın kemerle burada durup 'dokunulmazlık' dersi veriyorsun, değil mi? O kemeri nasıl kazandığını ne çabuk unuttun— Dominik... O ve onun kirli oyunları... O gece seni köşeye sıkıştırmıştı. Hileyle, o ucuz numaralarıyla o kemeri bir kez daha almamanı sağlamak üzerelerdi. Ama ne oldu? Kim oradaydı John? Carlito ve ben! Biz oradaydık! O hilenin önüne biz geçtik. O kemeri senin omuzlarına biz yerleştirdik! Senin o 'büyük şampiyonluk' anını biz temin ettik! (Finn, John'a iyice yaklaşarak devam ediyor) Eğer birazcık adam olsaydın John... Eğer arkana aldığın onur ve sadakat kelimelerinin senin için bir anlamı olsaydı; senin galibiyetini sağlayan adama, bana, bir şans verirdin- bana bir Title Shot verirdin! Ama sen ne yaptın— beni o 30 kişilik cehennemin içine, o 30-Man Royal Rumble Match'in içine attın! Beni o kurtlar sofrasına meze ettin! (Bir süre sessz kaldıktan sonra devam ediyor) Sana o kemeri ben verdim ama sen bana sadece daha fazla acı verdin. Sen locanda oturup viskini yudumladın. Ben Wembley’de o iplerin üzerinden düşüp kendi karanlığımda boğulurken sen neredeydin? "The Doctor" mu— sen sadece bir nankörsün John! Beni o maça mahkum ettin ve ben orada her şeyimi, ruhumu, umudumu kaybettim...
Finn'in bu laflarından sonra herkes John'dan bir yanıt bekliyor. O bir süre beklemesinin sonrasında ancak yanıtını vermeye başlıyor.
John Cena: Yo, bu gerçekten de bana geçen bir duyguya sahipti adamım! Bana o kemeri senin kazandırdığını mı sanıyorsun? Dostum, sen o gece ringe Dominik’ten nefret ettiğin için çıktın, bana iyilik yapmak için değil- bunu ne kadar da çabuk unutmuşsun. Ama madem bir teşekkür bekliyorsun, bunu seve seve yaparım— hey, teşekkürler Finn! (Seyircilerin arasında yuhalayanlar var) Sayende bu kemer hala ait olduğu yerde! (Gülüyor) Ama sadakatten, onurdan ve 'hak etmekten' bahsediyorsan... Gel sana bir "Doctor" tavsiyesi vereyim. Mesele ne biliyor musun? Sana o Title Shot’ı vermedim çünkü Finn... Dürüst olalım, senin o Main Guy olabileceğine dair içimde en ufak bir inanç yok. Seni izliyorum ve gördüğüm tek şey, her an dağılmaya hazır, kendi gölgesinden korkan bir adam. Şirketi sırtlayacak bir lider değil, sadece iyi bir yardımcı oyuncu!
Finn bu sözlerin sonrasında adeta deliye dönüyor! Kendisinin kıpkırmızı olduğunu, gözlerinin içinin bile kanlandığını görüyoruz. Gözleri seğiriyor ve nefes alışverişleri hızlanıyor. John'la birbirlerine bakıştıkları sırada Sami'nin lafa girdiğini görüyoruz.
Sami Zayn: Mide bulandırıcı bir kibrin var ve bu seni ortadan kaldırma konusunda inanılmaz motive edici!
Sami'nin araya girdiğini gören John, gülerek yanıt veriyor.
John Cena: Whoa-whoa-whoa— sakin ol Sami, derin bir nefes al dostum! Bu kadar motivasyon kalbine zarar, daha Seattle’a giden yolda çok ter dökeceksin. Acele etme, o büyük ışıkların altında zaten spot ışıkları senin üzerinde olacak, tadını çıkar. (Tekrardan Finn'e dönerek konuşmaya devam ediyor) Hemen parlama! Madem o kadar hırslısın, madem içindeki o canavar seni yiyip bitiriyor... Önümüzde No Way Out var. Belki de bu nefretini No Way Out elemelerini geçerek kendini kemerlerden bir tanesi için gerçekleştirilecek olan Elimination Chamber Match'lerden bir tanesine atarak orada kullanırsın!
John bu sözlerinin sonrasında inanılmaz bir pop alıyor, bütün arenanın gözleri onun üzerindeyken o omzunda durmakta olan World Heavyweight Championship'ini alıyor ve onu havaya kaldırıyor. Ringin içerisindeki Finn ile Sami'nin öfkeli bakışlarla onu seyrettiğini gören John, onlara doğru Taunt'unu yapmayı da ihmal etmiyor. Ringin içerisinde yaşanan olayların, gerçekleştirilen bu konuşmaların sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #97 şovu arka alandan devam ediyor.
Ring içerisindeki yüzleşmenin, gerçekleştirilen konuşmaların ve deyimi yerindeyse yapılan hesaplaşmanın sonrasında kameralar kapanmıştı ve kameralar arka alana çevrilmişti.
[sprey boya sallama sesi]
Bu da kim?
Karşımızda yer alan Dominik Mysterio'dan başkası değil elbette! Şovun gerçekleştirildiği arenanın içerisine kurulmuş teşkilatın içerisinde, dar bir koridorda kendi kendine bir şeyler karıştırmakta olduğunu rahatlıkla seçebiliyoruz. Tekerlekli ekipman kasalarının bolca olduğu bu tenha noktada elinde sprey boya olan Dominik, elindeki boyanın tükenmekte olmasından kaynaklıdır ki; onu sallıyor. Kamera onu farklı bir perspektiften, farklı bir açıdan görüntülemeye başlayınca ne yapmakta olduğu ekranları başından bu görüntüleri seyreden milyonlar için daha belirgin oluyor- önündeki kasanın üzerine PGW Pure Championship kemerini koymuş olan Dominik, elindeki spreyle kemerin üzerine boya fışkırtıyor; onu boyuyor! Bunu da kendi başına kalabileceği bir noktada yapıyor!
Bu da kim?
Karşımızda yer alan Dominik Mysterio'dan başkası değil elbette! Şovun gerçekleştirildiği arenanın içerisine kurulmuş teşkilatın içerisinde, dar bir koridorda kendi kendine bir şeyler karıştırmakta olduğunu rahatlıkla seçebiliyoruz. Tekerlekli ekipman kasalarının bolca olduğu bu tenha noktada elinde sprey boya olan Dominik, elindeki boyanın tükenmekte olmasından kaynaklıdır ki; onu sallıyor. Kamera onu farklı bir perspektiften, farklı bir açıdan görüntülemeye başlayınca ne yapmakta olduğu ekranları başından bu görüntüleri seyreden milyonlar için daha belirgin oluyor- önündeki kasanın üzerine PGW Pure Championship kemerini koymuş olan Dominik, elindeki spreyle kemerin üzerine boya fışkırtıyor; onu boyuyor! Bunu da kendi başına kalabileceği bir noktada yapıyor!
Birden olay yerine birisinin yaklaştığını ve bu metalden oluşturulmuş olan ekipman kasalarından bir tanesinin dış yüzeyine tekme atıyor. Bundan hareketle ortamda oluşan doygun metal sesi, diken üstünde bir şekilde kemerin üzerinde oynamalar yapan Dominik'in suçüstü yakalanmasına, irkilmesine ve sanki fark edilmemişçesine boyayı bıraktıktan sonra kemerini arkasına almasına sebep oluyor. Dominik, kasanın üzerinde duran kemeri hızla kaptıktan sonra arkasına atıyor ve onu vücudunun arkasında saklamaya başlıyor. Bu sırada karşısında dikilen kişiyi de görmüş oluyor bu vesileyle, karşısında gördüğü kişiden sonra kaşlarının çatıldığını fark edebiliyoruz. Bu—
Aralarında yaşananların birkaç cümleyle özetlenemeyeceği kadar yoğun olduğu, aralarındaki nefretin bundan sonra hiçbir şekilde dinmeyeceği "Scapegoat" Jack Perry! Jack, ona doğrudan saldırmak yerine pasif agresif bir şekilde ona yaklaşıyor- öyle ki ekipman kutusuna tekme atarak onun dikkatini çekmeyi tercih etmişti. Dominik öfkeyle ona bakarken, diğer taraftan da onun saldırmasını bekliyor ama Dominik'in kendisine ihanet ettiği sırada bile, çektiği acıyı gülümsemeyle karşılayan Jack'in ona sadece uzun uzun baktığını görüyoruz. Ne yaptığını bilmiyormuş gibi soruyor, ondan bir şeyler duymak istiyor belli ki.
Jack Perry: İrkilme. Seni öldürmek istesem geçen hafta öldürürdüm. Ne bok yiyorsun?
Dominik Mysterio: Hiçbir şey. Rumble'da şovunu yapmak istedin, onu da yüzüne gözüne bulaştırdın. Şimdi beni rahat bırak. Siktir git. Hadi- Defol cabrón!
Jack Perry: Aynısın- hiç değişmemişsin. Yalan söylediğini rahatlıkla anlayabilecek kadar yakından tanıdım seni. Yaptıklarının üzerine bir yalan ekleyebilecek kadar aynısın ama ne var biliyor musun Dominik? Seni, senden bile iyi tanıyorum.
Aralarında yaşananların birkaç cümleyle özetlenemeyeceği kadar yoğun olduğu, aralarındaki nefretin bundan sonra hiçbir şekilde dinmeyeceği "Scapegoat" Jack Perry! Jack, ona doğrudan saldırmak yerine pasif agresif bir şekilde ona yaklaşıyor- öyle ki ekipman kutusuna tekme atarak onun dikkatini çekmeyi tercih etmişti. Dominik öfkeyle ona bakarken, diğer taraftan da onun saldırmasını bekliyor ama Dominik'in kendisine ihanet ettiği sırada bile, çektiği acıyı gülümsemeyle karşılayan Jack'in ona sadece uzun uzun baktığını görüyoruz. Ne yaptığını bilmiyormuş gibi soruyor, ondan bir şeyler duymak istiyor belli ki.
Jack Perry: İrkilme. Seni öldürmek istesem geçen hafta öldürürdüm. Ne bok yiyorsun?
Dominik Mysterio: Hiçbir şey. Rumble'da şovunu yapmak istedin, onu da yüzüne gözüne bulaştırdın. Şimdi beni rahat bırak. Siktir git. Hadi- Defol cabrón!
Jack Perry: Aynısın- hiç değişmemişsin. Yalan söylediğini rahatlıkla anlayabilecek kadar yakından tanıdım seni. Yaptıklarının üzerine bir yalan ekleyebilecek kadar aynısın ama ne var biliyor musun Dominik? Seni, senden bile iyi tanıyorum.
Dominik Mysterio: İstediğin şey nedir, hu—
Jack onun üzerine yürüyor ve yakasına yapışıyor, kemerinin Jack'in eline geçmesini istemeyen Dominik ise kemerini vücudunun arkasında saklamaya başlıyor. Bir süre sonra aralarındaki bu itişme-kakışmanın, daha ciddi bir hâl aldığını ve profesyonel güreşçilikten ziyade iki çocuk gibi boğuşmaya başladıklarını görüyoruz! Birbirlerine yapışıyorlar ve kemer için birbirlerini hırpalamaya başlıyorlar!
JACK KEMERİ KAPIYOR VE ELİNDEKİ KEMERE UZUN UZUN BAKIYOR- ELİNDE DURMAKTA OLAN KEMERİN PGW PURE CHAMPIONSHIP OLDUĞUNU ANLIYOR AMA ONA BAKTIĞINDA, KEMERİ TANIYAMIYOR! DOMINIK KEMERİ SADECE BOYAMAKLA KALMAMIŞ, ÜZERİNDE CİDDİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMIŞ! BUNUN DOMINIK TARAFINDAN GİZLİ-HABERSİZ BİR ŞEKİLDE YAPILDIĞINI ANLAYAN JACK, ŞOKE OLMUŞ BİR ŞEKİLDE GÖZLERİNİ DİKTİĞİ DOMINIK'E SORUYOR, BAĞIRARAK!
Jack Perry: What the fuck did you do?
Dominik Mysterio: None of your fucking business!
JACK KEMERİ KAPIYOR VE ELİNDEKİ KEMERE UZUN UZUN BAKIYOR- ELİNDE DURMAKTA OLAN KEMERİN PGW PURE CHAMPIONSHIP OLDUĞUNU ANLIYOR AMA ONA BAKTIĞINDA, KEMERİ TANIYAMIYOR! DOMINIK KEMERİ SADECE BOYAMAKLA KALMAMIŞ, ÜZERİNDE CİDDİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMIŞ! BUNUN DOMINIK TARAFINDAN GİZLİ-HABERSİZ BİR ŞEKİLDE YAPILDIĞINI ANLAYAN JACK, ŞOKE OLMUŞ BİR ŞEKİLDE GÖZLERİNİ DİKTİĞİ DOMINIK'E SORUYOR, BAĞIRARAK!
Jack Perry: What the fuck did you do?
Dominik Mysterio: None of your fucking business!
[sprey sesi]
Dominik elindeki spreyle Jack'in suratına boya fışkırtıyor! Suratı boya içerisinde kalan Jack'in gözleri açılamıyor, kapalı bir şekilde kalıyor! O genzine kaçan boyaların etkisiyle öksürmeye başlarken, etrafına yumruklar sallamaya başlıyor fakat bu rastgele yumrukların hiçbirisi isabet etmezken, Dominik'in onun üzerine atladığını ve onun yere düşmesini sağladıktan sonra onun üzerine geçerek yumruklar atmaya başladığını görüyoruz! Dominik, ona defalarca kez yumruk atıyor- defalarca kez, art arda ve üst üste! Jack'in reaksiyon veremediğini fark ediyoruz, Dominik bunu çok beklenmedik bir şekilde yaptı! Şimdi ise acımasız bir şekilde ona vuruyor!
Dominik elindeki spreyle Jack'in suratına boya fışkırtıyor! Suratı boya içerisinde kalan Jack'in gözleri açılamıyor, kapalı bir şekilde kalıyor! O genzine kaçan boyaların etkisiyle öksürmeye başlarken, etrafına yumruklar sallamaya başlıyor fakat bu rastgele yumrukların hiçbirisi isabet etmezken, Dominik'in onun üzerine atladığını ve onun yere düşmesini sağladıktan sonra onun üzerine geçerek yumruklar atmaya başladığını görüyoruz! Dominik, ona defalarca kez yumruk atıyor- defalarca kez, art arda ve üst üste! Jack'in reaksiyon veremediğini fark ediyoruz, Dominik bunu çok beklenmedik bir şekilde yaptı! Şimdi ise acımasız bir şekilde ona vuruyor!
Bir süre sonra bu yaptığına bir son veriyor ve saniyeler önce yere düşen kemeri alıyor, kemerini sıkı bir şekilde tuttuktan sonra Jack'e bağırarak-yüksek bir ses tonu eşliğinde bir şeyler söylemeye başlıyor; bunu yaparken dişlerini sıktığını ve ağzından çıkan tükürüklere hakim olamadığını rahatlıkla seçebiliyoruz.
Dominik Mysterio: PGW Pure mu? Hayır J.P.— artık buralarda öyle bir norm yok! Buna gelince... Meraklı duruyordun; söyleyeyim— PGW Impure Championship, tanışsan iyi olur! O eskisine kıyasla 'sadece' biraz... (Gülümsüyor) Kirli!
Bu yaşananların sonrasında Dominik'in onun üzerinden ayrıldığını ve arka alan boyunca ilerlemeye başladığını görüyoruz. Bu sırada Dominik bağırıyor...
Dominik Mysterio: PGW Pure mu? Hayır J.P.— artık buralarda öyle bir norm yok! Buna gelince... Meraklı duruyordun; söyleyeyim— PGW Impure Championship, tanışsan iyi olur! O eskisine kıyasla 'sadece' biraz... (Gülümsüyor) Kirli!
Bu yaşananların sonrasında Dominik'in onun üzerinden ayrıldığını ve arka alan boyunca ilerlemeye başladığını görüyoruz. Bu sırada Dominik bağırıyor...
Dominik Mysterio: İŞİMİZ BİTTİ JACKIE! ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCE. ŞİMDİ SİKTİR GİT. SİKTİR GİT.
Olay yerinin bir hayli tenha olmasındandır ki, kimse Jack'in içerisinde yer aldığı durumdan haberdar olamıyor- dolayısıyla yardımcı da olamıyor. Bu gerçekleşenlerin sonrasında ekranın kapandığını ve bundan bir süre sonra da kameraların kapandığını görüyoruz. Şovumuz ringimizden devam ediyor olacak- o noktaya geçiş sağlanıyor.
PGW IMPURE?
Penta stage'de beliriyor. Prestige Grand Wrestling'in neşe kaynağı girişte. Gazlı bir şekilde seyircilere dönüyor ve Zero Miedo yapıyor! Seyirciler ona her zamanki gibi sıfır tepki veriyorlar. Kendini tokatlayarak gaza geliyor ve motive bir şekilde ringe yürüyor. Motivasyon kaynağı belli. Artık kötü gidişatına son vermek istiyor! Ringe girmeden önce birkaç kez çelik merdivene vuruyor ve ateşli bir şekilde çelik merdivene sıçrıyor! Oradan aprona geçiyor ve eliyle seyirciyi ateşlemeye çalışıyor. Sonrasında ringe giriyor. İplerden sekerek ısınıyor. Ardından rakibini beklemeye başlıyor.
RAKİBİ STG! Dark STG'nin şarkısı duyuluyor! Seyirciler ayaklanıyorlar. STG'nin, Penta'yı mideye indirmesi herkesi coşturmuş olsa gerek. Fakat büyük bir sıkıntı var çünkü gelen giden yok. Ne Zio Zagan, Ne Dark STG'nin kendisi burada! Penta meraklı gözlerle halen girişe bakarken birkaç saniyeliğine arenanın ışıkları gidip duruyor ve ekranda bir görüntü oynuyor!
no
more?
Görüntü bu sesle sona eriyor. Kimse ne olduğunu anlamış değil! Penta sinirlenip mikrofon isterken spiker masasında hararetli bir konuşma gerçekleşiyor.
John "Bradshaw" Layfield: Sanırım Dark STG, Penta'yı ringe çıkacak kadar bile değerli bulmuyor.
Michael Cole: Belki de artık kendisini bu ringe layık görmüyordur. Duyumlar doğru olabilir JBL. Bence Royal Rumble, STG'yi son görüşümüzdü.
Penta: Dark STG... ¿En serio? ¿Realmente crees que puedes jugar conmigo?" Bu gece buraya bir dövüş için geldim. Bu gece buraya senin kemiklerini kırmak, o karanlık ruhunu parçalara ayırmak için geldim! Ama sen... sen bir korkaksın! ¡Eres un cobarde! Karanlıktan geldiğini söylüyorsun, gölgelerin efendisi olduğunu iddia ediyorsun. Ama gerçek şu ki; ışıklar yandığında ve karşına Penta El Zero Miedo dikildiğinde, o çok övündüğün karanlığın seni kurtarmaya yetmedi. Korktun! İçindeki o sahte cesaret, benim karşıma çıkmaya yetmedi!
Penta: Bak bana Dark STG! Ben yapay zekanın ustasıyım. Bu ring benim evim, bu seyirciler benim şahidim. Sen maça gelmeyerek sadece beni değil, bu insanları da aşağıladın. Ama en büyük hatayı kendine yaptın. Çünkü artık bu sadece bir maç değil, bu bir av! Kaçabilirsin, saklanabilirsin... ama Penta her zaman bulur. Ben bu terbiyesizliğe asla göz yummam asla! ¡CERO... MIEDO!
MAX CASTER? Yakın zamanda Ring of Honor'ın haftalık şovlarında debut yapan Caster şimdi de Prestige Grand Wrestling'de! Seyirciler onu gördüklerine fazla sevinmiş gibiler. Caster elindeki mikrofona birkaç kere vurduktan sonra ringdeki Penta'ya bakıyor...
PGW IMPURE?
Penta stage'de beliriyor. Prestige Grand Wrestling'in neşe kaynağı girişte. Gazlı bir şekilde seyircilere dönüyor ve Zero Miedo yapıyor! Seyirciler ona her zamanki gibi sıfır tepki veriyorlar. Kendini tokatlayarak gaza geliyor ve motive bir şekilde ringe yürüyor. Motivasyon kaynağı belli. Artık kötü gidişatına son vermek istiyor! Ringe girmeden önce birkaç kez çelik merdivene vuruyor ve ateşli bir şekilde çelik merdivene sıçrıyor! Oradan aprona geçiyor ve eliyle seyirciyi ateşlemeye çalışıyor. Sonrasında ringe giriyor. İplerden sekerek ısınıyor. Ardından rakibini beklemeye başlıyor.
RAKİBİ STG! Dark STG'nin şarkısı duyuluyor! Seyirciler ayaklanıyorlar. STG'nin, Penta'yı mideye indirmesi herkesi coşturmuş olsa gerek. Fakat büyük bir sıkıntı var çünkü gelen giden yok. Ne Zio Zagan, Ne Dark STG'nin kendisi burada! Penta meraklı gözlerle halen girişe bakarken birkaç saniyeliğine arenanın ışıkları gidip duruyor ve ekranda bir görüntü oynuyor!
no
more?
Görüntü bu sesle sona eriyor. Kimse ne olduğunu anlamış değil! Penta sinirlenip mikrofon isterken spiker masasında hararetli bir konuşma gerçekleşiyor.
John "Bradshaw" Layfield: Sanırım Dark STG, Penta'yı ringe çıkacak kadar bile değerli bulmuyor.
Michael Cole: Belki de artık kendisini bu ringe layık görmüyordur. Duyumlar doğru olabilir JBL. Bence Royal Rumble, STG'yi son görüşümüzdü.
Penta: Dark STG... ¿En serio? ¿Realmente crees que puedes jugar conmigo?" Bu gece buraya bir dövüş için geldim. Bu gece buraya senin kemiklerini kırmak, o karanlık ruhunu parçalara ayırmak için geldim! Ama sen... sen bir korkaksın! ¡Eres un cobarde! Karanlıktan geldiğini söylüyorsun, gölgelerin efendisi olduğunu iddia ediyorsun. Ama gerçek şu ki; ışıklar yandığında ve karşına Penta El Zero Miedo dikildiğinde, o çok övündüğün karanlığın seni kurtarmaya yetmedi. Korktun! İçindeki o sahte cesaret, benim karşıma çıkmaya yetmedi!
Penta: Bak bana Dark STG! Ben yapay zekanın ustasıyım. Bu ring benim evim, bu seyirciler benim şahidim. Sen maça gelmeyerek sadece beni değil, bu insanları da aşağıladın. Ama en büyük hatayı kendine yaptın. Çünkü artık bu sadece bir maç değil, bu bir av! Kaçabilirsin, saklanabilirsin... ama Penta her zaman bulur. Ben bu terbiyesizliğe asla göz yummam asla! ¡CERO... MIEDO!
MAX CASTER? Yakın zamanda Ring of Honor'ın haftalık şovlarında debut yapan Caster şimdi de Prestige Grand Wrestling'de! Seyirciler onu gördüklerine fazla sevinmiş gibiler. Caster elindeki mikrofona birkaç kere vurduktan sonra ringdeki Penta'ya bakıyor...
Max Caster: A-Yo! Penta, o maskenin arkasında ne saklıyorsun?
Bir ay ortadan kaybolup squash yedin diye ağlamak mı istiyorsun?
Max Caster: Karanlıkların efendisi mi? Hayır, sen sikimin efendisisin
Yapay zekasız yaşayamayan yavşağın tekisin
Vignette kevaşeliği yapmayı ve squash yemeyi çok seversin-
Bu sefer de Max Caster ile tanışıp sikilmeye ne dersin?
Bir ay ortadan kaybolup squash yedin diye ağlamak mı istiyorsun?
Max Caster: Karanlıkların efendisi mi? Hayır, sen sikimin efendisisin
Yapay zekasız yaşayamayan yavşağın tekisin
Vignette kevaşeliği yapmayı ve squash yemeyi çok seversin-
Bu sefer de Max Caster ile tanışıp sikilmeye ne dersin?
SEYİRCİYİ ŞİMDİDEN ARKASINA ALDI CASTER! PENTA BU SÖZLERE ÇOK SİNİRLENİYOR! Caster şimdi onunla dalga geçmeye devam ederek ringe giriyor. Hakeme dönüyor ve kendisinin bu maçta yer alabileceğini söylüyor. Sinirden kuduran Penta da bunu istiyor- Max Caster'ı karşısında istiyor! Hakem spikere dönüp maçın duyurusunu yaptıracakken- MAX CASTER ELİNDEKİ MİKROFONU PENTA'YA GEÇİRDİ! Şimdi hiçbir şey olmamış gibi maça hazırlanma taklidi yapıyor. Hakem arkasını döndüğünde ne olduğunu anlayamazken Max Caster ona "Bu salak daha ayakta duramıyor" diyor. Hakem Penta'nın yanına yaklaşırken Penta maça devam edeceğini söylüyor! Hakem zili çalıyor.
Max Caster vs. Penta
Penta şimdi alnını tutarak ayağa kalkmak istiyor ancak CASTER ÇOKTAN KÖŞELERE FIRLAMIŞ HALDE- MIC DROP! VURDU VE TUŞA GİDİYOR 1........2.......
Max Caster vs. Penta
Penta şimdi alnını tutarak ayağa kalkmak istiyor ancak CASTER ÇOKTAN KÖŞELERE FIRLAMIŞ HALDE- MIC DROP! VURDU VE TUŞA GİDİYOR 1........2.......
3!
Kazanan: Max Caster
Max Caster, PGW debut'unu başarıyla yapıyor! Penta yerde acı içinde kıvranırken Caster'ın destek aldığını görüyoruz. Şimdi ringin kenarına bıraktığı kulaklığını alıyor ve tekrar taktıktan sonra arka alanın yolunu tutuyor. Bu görüntülerle kısa bir reklam arasına gidiyoruz.
Kazanan: Max Caster
Max Caster, PGW debut'unu başarıyla yapıyor! Penta yerde acı içinde kıvranırken Caster'ın destek aldığını görüyoruz. Şimdi ringin kenarına bıraktığı kulaklığını alıyor ve tekrar taktıktan sonra arka alanın yolunu tutuyor. Bu görüntülerle kısa bir reklam arasına gidiyoruz.
Ring içerisinde gerçekleştirilen maçın akabinde Prestige Grand Wrestling'in haftalık serisi olan PAYBACK'in 97. bölümünde kameralar kapanmıştı. Kapanan kameralar saniyeler içerisinden tekrardan açılıyor, açıldığı noktaya göz atıldığında ise buranın The Rock'ın ofis odası olduğunu rahatlıkla seçebiliyoruz. Detaylıca-etraflıca bir şekilde temizlenmiş olan bu iç mimarlık harikası bir tasarımla donatılmış bu odanın ardında iki kişinin yer almakta olduğunu görüyoruz. Gözlemlendiğinde; masanın ardında bir kişinin otururken, diğer bir şahsın da ayakta durarak ellerini önünde birleştirdiğini görüyoruz. Kameranın bir süre boyunca odayı görüntülemesi ve bunun sonrasında sabit bir çekim noktasından devam edilmesi ile oturmakta olan kişinin Prestige Grand Wrestling'in "Final Boss"ı olan The Rock'tan başkası olmadığını fark edebiliyoruz! Üzerinde gömleği var, gözlüğü ise takılı. Kamera bir müddet yukarıyı görüntülemeye başladığında yanında dikilmekte olan kişinin kim olduğunu belirleyebiliyoruz. Evet, bu—
MATT MORGAN! Bir zamanlar New Order Wrestling'in General Manager'lığını yapmış olan ve Prestige Grand Wrestling'deki son görünümü Royal Rumble 2026 şovunda gerçekleştirilen 30-Man Royal Rumble Match'te yapmış olan Matt Morgan, an itibarıyla takım elbisenin içerisine bürünmüş, el pençe divan durmuş bir şekilde şirketin en tepesindeki adamın yanında. Rock, kameraya ikisinin de bir arada görüntülenebildiği bir açıya geçiş yapıldığı sırada, konuşması yönünde kameranın arkasındaki çalışanlardan işareti almasıyla birlikte kameranın lensine doğrudan bakarak konuşmaya-anlatmaya başlıyor.
The Rock: Prestige Grand Wrestling Universe, The Rock'ın ofisindesiniz! (Kafasını Matt'e çevirip ona baktıktan sonra devam ediyor) Şu ana kadar gördüklerinizi unutun. Çünkü Royal Rumble... O geceyi sadece bir profesyonel güreş etkinliği, rastgele bir güreş şovundan çok daha ötesi olduğunu bütün dünyanın gözlerinin önüne serdik. Prestige Grand Wrestling tarihinin yeniden yazıldığı, güç dengelerinin kökünden sarsıldığı bir dönüm noktasıydı- inanılmaz bir geceydi. Aramıza yeni katılanlar, o ringe geri dönenler... Şu an karşınızda duran bu yapı, eskisinden çok daha güçlü, çok daha yıkıcı ve çok daha dominant. (Matt kafasını sallayarak bunu onayladığını gösteriyor) Ve sakın... (Yüksek sesle, vurgulayarak konuşuyor) Sakın ola kimse gelip de The Rock’a vizyondan bahsetmeye kalkmasın; profesyonel güreş endüstri içerisindeki otoritelerin küçük dünyalarında hayal bile edemedikleri, akıllarının uçlarından dahi geçiremedikleri o profesyonelleri gider, alır ve buraya getiririm! Kimsenin ulaşamadığına ben dokunurum, kimsenin getiremediğini ben getiririm. Çünkü vizyon dediğiniz şey, The Rock'ın iki dudağının arasından çıkan gerçektir, bunu sakın unutmayın.
Rock bu sözleri tamamlamasının sonrasında masanın üzerinde durmakta olan pet şişeyi eline alıyor. Onu içerisi boş olan bardağın içerisine boşalttıktan sonra suyunu içiyor. Bu eylemini tamamladıktan sonra yarım bıraktığı konuşmasına kaldığı yerden, hız kesmeden devam ediyor.
The Rock: Şimdi ise önümüze bakma zamanı, öyle değil mi, huh? Road to WrestleMania Ⅲ... Bu yolun ne kadar engebeli, bir o kadar da acımasız olduğu herkes tarafınca biliniyor. Bir yol ayrımına geldik ama sakın bu nefes kesici sürecin sonuna yaklaştığımızı sanmayın- aksine, fırtına yeni başlıyor. Çünkü önümüzde No Way Out var! (Eliyle havada kafes çizer gibi hareket ettiriyor) 28 Mart gecesi... Tonlarca ağırlığındaki o çelik hapishanenin kapıları kapandığında, içerideki hava değişir. Oraya girdiğinizde işler çok farklı yürür- kaçacak hiçbir yerin olmadığı o dehşet anı... No Way Out’ta gerçekleştirilecek olan maçlar, şirketimizin için bir hayli kritik rol oynayan kemerler üzerinde olacak: World Heavyweight Championship ve PGW World Television Championship... Altın burada, güç burada! (Yanı başındaki Matt'i işaret ediyor ve gülümseyerek konuşuyor) Lakin bu sefer... The Rock’ın bu maçların hazırlanışında çok daha farklı, çok daha yıkıcı bir planı var. Yanımda duran bu adama bakın. "Chief" Matt Morgan... Matt bana inanılmaz bir projeyle geldi, bir şaheserle! Normalde The Rock her şeyi kendi planlamayı sever ama Matt'in sunduğu bu teklif... Buna kelimenin tam anlamıyla hayran kaldım. Matt, The Rock'ın ne istediğini, bu şirketin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyor. O gerçekten çok zeki bir adam, bununla bu sektörde tutunduğunu bir kez daha kanıtladı. (Matt'e bakarak konuşuyor) Bu planları aktarmamdan önce söylemek istediğin bir şeyler var mı Matt?
Rock'ın bunları ifade etmesinden sonra Matt'in önünde birleştirdiği ellerini ayırdığını, takım elbisesini düzenlediğini ve bunları yapmış olmasının sonrasında kendisini görüntülemekte olan kameraya doğrudan bakarak, diğer taraftan da gülümseyerek, konuşmasına başlıyor. Heyecanlı olduğu izleyenler tarafından rahatlıkla seçilebilir nitelikte, yine de bozuntuya vermemeye çalışan birisi karşımızda bulunmakta.
Matt Morgan: Teşekkürler Mr. Johnson, öncelikle Prestige Grand Wrestling'in kaderi için önemli bir yol ayrımı niteliğinde olan bu stratejik hamlede bana güvendiğin ve bu fırsatı tanıdığın için minnettarım. Ama dürüst olalım— The Rock gibi bir "Final Boss", yanına sıradan birini almazdı. Sektördeki herkes bilir ki, Matt Morgan sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda bu endüstrinin gördüğü en keskin zihinlerden biridir. General Manager'lık yaptığım dönemlerden bu yana, kaosu nasıl yöneteceğimi ve en büyük potansiyeli nasıl açığa çıkaracağımı defalarca kanıtladım. Prestige Grand Wrestling şu anda profesyonel güreşin zirvesi ve böylesine devasa bir yapının, sıradan maç eşleşmeleriyle vakit kaybetmeye lüksü yok— işte bu inancımla, böyle bir sisteme hayat verdim. "Chief" olarak buradayım, çünkü satranç tahtasındaki hamleleri herkesten üç adım önce görüyorum. Hazırladığım bu proje, Prestige Grand Wrestling tarihindeki en adil ama aynı zamanda en acımasız eleme sistemi olacak! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Zekamı bu şirketin emrine verdim çünkü bu çatı, dünyanın en iyisini hak ediyor. Ve şimdi... Dahiyane planın detaylarını, o aç kurt gibi bekleyen güreşçilere ve tüm dünyaya açıklayalım— kimlerin o devasa Chamber yapısına ne şekilde gireceğine dair kararın nasıl verileceğini bilsinler!
Matt kendisine sunulan konuşma fırsatını iyi bir şekilde değerlendirdikten sonra ilk hâline, el pençe divan durmaya kaldığı noktadan devam etmeye başladığını fark ediyoruz. Bununla birlikte Rock'ın da konuşmaya girdiğini, anlatamaya başladığını gözlemliyoruz.
The Rock: İşte bu yüzden seni yanıma aldım Matt, işte bu yüzden seni New Order Wrestling'in feshinden sonra böyle bir fırsat edindin— biliyordum; bir gün bu şekilde geleceğini biliyordum. Bu enfes fikirinden sonra senin öylece gitmene izin veremezdim- bundan hareketle artık "Chief"sin man, Rock gelişigüzel kararlar vermez! (Bir süre duraklamasının sonrasında devam ediyor) Projemiz şu şekilde... Matt, bu sene Prestige Grand Wrestling kadrosu içinden en çok gözüne kestirdiklerini, en çok beğendiklerini ve bu şirketin en güçlü, en yıkıcı isimlerini bir araya getirdi. Onları tarttı, ölçtü ve ortaya inanılmaz eşleşmeler çıkardı. Ama buradaki kilit nokta, o ringe çıktıklarında omuzlarındaki yükün ağırlığı! (Boğazını temizledikten sonra devam ediyor) Bu eşleşmelerin sonunda kazananlar, No Way Out 2026’da World Heavyweight Championship için gerçekleştirilecek olan o devasa Elimination Chamber Match'e doğrudan bilet alacaklar! Zirveye giden yol, zaferden geçiyor. Bu özel eşleşmelerde kaybeden isimlerse, PGW World Television Championship için gerçekleştirilecek olan diğer Elimination Chamber Match'e gidecekler! Matt’in bu dehası, Road to WrestleMania Ⅲ'yi hiç olmadığı kadar kanlı ve prestijli bir hale getirdi. Rock, bu duyuruların finalinde sizlerle belirlenen maçları paylaşmak istiyor. (Masanın üzerinde duran kağıdı eline alıyor ve okumaya başlıyor)
MATT MORGAN! Bir zamanlar New Order Wrestling'in General Manager'lığını yapmış olan ve Prestige Grand Wrestling'deki son görünümü Royal Rumble 2026 şovunda gerçekleştirilen 30-Man Royal Rumble Match'te yapmış olan Matt Morgan, an itibarıyla takım elbisenin içerisine bürünmüş, el pençe divan durmuş bir şekilde şirketin en tepesindeki adamın yanında. Rock, kameraya ikisinin de bir arada görüntülenebildiği bir açıya geçiş yapıldığı sırada, konuşması yönünde kameranın arkasındaki çalışanlardan işareti almasıyla birlikte kameranın lensine doğrudan bakarak konuşmaya-anlatmaya başlıyor.
The Rock: Prestige Grand Wrestling Universe, The Rock'ın ofisindesiniz! (Kafasını Matt'e çevirip ona baktıktan sonra devam ediyor) Şu ana kadar gördüklerinizi unutun. Çünkü Royal Rumble... O geceyi sadece bir profesyonel güreş etkinliği, rastgele bir güreş şovundan çok daha ötesi olduğunu bütün dünyanın gözlerinin önüne serdik. Prestige Grand Wrestling tarihinin yeniden yazıldığı, güç dengelerinin kökünden sarsıldığı bir dönüm noktasıydı- inanılmaz bir geceydi. Aramıza yeni katılanlar, o ringe geri dönenler... Şu an karşınızda duran bu yapı, eskisinden çok daha güçlü, çok daha yıkıcı ve çok daha dominant. (Matt kafasını sallayarak bunu onayladığını gösteriyor) Ve sakın... (Yüksek sesle, vurgulayarak konuşuyor) Sakın ola kimse gelip de The Rock’a vizyondan bahsetmeye kalkmasın; profesyonel güreş endüstri içerisindeki otoritelerin küçük dünyalarında hayal bile edemedikleri, akıllarının uçlarından dahi geçiremedikleri o profesyonelleri gider, alır ve buraya getiririm! Kimsenin ulaşamadığına ben dokunurum, kimsenin getiremediğini ben getiririm. Çünkü vizyon dediğiniz şey, The Rock'ın iki dudağının arasından çıkan gerçektir, bunu sakın unutmayın.
Rock bu sözleri tamamlamasının sonrasında masanın üzerinde durmakta olan pet şişeyi eline alıyor. Onu içerisi boş olan bardağın içerisine boşalttıktan sonra suyunu içiyor. Bu eylemini tamamladıktan sonra yarım bıraktığı konuşmasına kaldığı yerden, hız kesmeden devam ediyor.
The Rock: Şimdi ise önümüze bakma zamanı, öyle değil mi, huh? Road to WrestleMania Ⅲ... Bu yolun ne kadar engebeli, bir o kadar da acımasız olduğu herkes tarafınca biliniyor. Bir yol ayrımına geldik ama sakın bu nefes kesici sürecin sonuna yaklaştığımızı sanmayın- aksine, fırtına yeni başlıyor. Çünkü önümüzde No Way Out var! (Eliyle havada kafes çizer gibi hareket ettiriyor) 28 Mart gecesi... Tonlarca ağırlığındaki o çelik hapishanenin kapıları kapandığında, içerideki hava değişir. Oraya girdiğinizde işler çok farklı yürür- kaçacak hiçbir yerin olmadığı o dehşet anı... No Way Out’ta gerçekleştirilecek olan maçlar, şirketimizin için bir hayli kritik rol oynayan kemerler üzerinde olacak: World Heavyweight Championship ve PGW World Television Championship... Altın burada, güç burada! (Yanı başındaki Matt'i işaret ediyor ve gülümseyerek konuşuyor) Lakin bu sefer... The Rock’ın bu maçların hazırlanışında çok daha farklı, çok daha yıkıcı bir planı var. Yanımda duran bu adama bakın. "Chief" Matt Morgan... Matt bana inanılmaz bir projeyle geldi, bir şaheserle! Normalde The Rock her şeyi kendi planlamayı sever ama Matt'in sunduğu bu teklif... Buna kelimenin tam anlamıyla hayran kaldım. Matt, The Rock'ın ne istediğini, bu şirketin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyor. O gerçekten çok zeki bir adam, bununla bu sektörde tutunduğunu bir kez daha kanıtladı. (Matt'e bakarak konuşuyor) Bu planları aktarmamdan önce söylemek istediğin bir şeyler var mı Matt?
Rock'ın bunları ifade etmesinden sonra Matt'in önünde birleştirdiği ellerini ayırdığını, takım elbisesini düzenlediğini ve bunları yapmış olmasının sonrasında kendisini görüntülemekte olan kameraya doğrudan bakarak, diğer taraftan da gülümseyerek, konuşmasına başlıyor. Heyecanlı olduğu izleyenler tarafından rahatlıkla seçilebilir nitelikte, yine de bozuntuya vermemeye çalışan birisi karşımızda bulunmakta.
Matt Morgan: Teşekkürler Mr. Johnson, öncelikle Prestige Grand Wrestling'in kaderi için önemli bir yol ayrımı niteliğinde olan bu stratejik hamlede bana güvendiğin ve bu fırsatı tanıdığın için minnettarım. Ama dürüst olalım— The Rock gibi bir "Final Boss", yanına sıradan birini almazdı. Sektördeki herkes bilir ki, Matt Morgan sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda bu endüstrinin gördüğü en keskin zihinlerden biridir. General Manager'lık yaptığım dönemlerden bu yana, kaosu nasıl yöneteceğimi ve en büyük potansiyeli nasıl açığa çıkaracağımı defalarca kanıtladım. Prestige Grand Wrestling şu anda profesyonel güreşin zirvesi ve böylesine devasa bir yapının, sıradan maç eşleşmeleriyle vakit kaybetmeye lüksü yok— işte bu inancımla, böyle bir sisteme hayat verdim. "Chief" olarak buradayım, çünkü satranç tahtasındaki hamleleri herkesten üç adım önce görüyorum. Hazırladığım bu proje, Prestige Grand Wrestling tarihindeki en adil ama aynı zamanda en acımasız eleme sistemi olacak! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Zekamı bu şirketin emrine verdim çünkü bu çatı, dünyanın en iyisini hak ediyor. Ve şimdi... Dahiyane planın detaylarını, o aç kurt gibi bekleyen güreşçilere ve tüm dünyaya açıklayalım— kimlerin o devasa Chamber yapısına ne şekilde gireceğine dair kararın nasıl verileceğini bilsinler!
Matt kendisine sunulan konuşma fırsatını iyi bir şekilde değerlendirdikten sonra ilk hâline, el pençe divan durmaya kaldığı noktadan devam etmeye başladığını fark ediyoruz. Bununla birlikte Rock'ın da konuşmaya girdiğini, anlatamaya başladığını gözlemliyoruz.
The Rock: İşte bu yüzden seni yanıma aldım Matt, işte bu yüzden seni New Order Wrestling'in feshinden sonra böyle bir fırsat edindin— biliyordum; bir gün bu şekilde geleceğini biliyordum. Bu enfes fikirinden sonra senin öylece gitmene izin veremezdim- bundan hareketle artık "Chief"sin man, Rock gelişigüzel kararlar vermez! (Bir süre duraklamasının sonrasında devam ediyor) Projemiz şu şekilde... Matt, bu sene Prestige Grand Wrestling kadrosu içinden en çok gözüne kestirdiklerini, en çok beğendiklerini ve bu şirketin en güçlü, en yıkıcı isimlerini bir araya getirdi. Onları tarttı, ölçtü ve ortaya inanılmaz eşleşmeler çıkardı. Ama buradaki kilit nokta, o ringe çıktıklarında omuzlarındaki yükün ağırlığı! (Boğazını temizledikten sonra devam ediyor) Bu eşleşmelerin sonunda kazananlar, No Way Out 2026’da World Heavyweight Championship için gerçekleştirilecek olan o devasa Elimination Chamber Match'e doğrudan bilet alacaklar! Zirveye giden yol, zaferden geçiyor. Bu özel eşleşmelerde kaybeden isimlerse, PGW World Television Championship için gerçekleştirilecek olan diğer Elimination Chamber Match'e gidecekler! Matt’in bu dehası, Road to WrestleMania Ⅲ'yi hiç olmadığı kadar kanlı ve prestijli bir hale getirdi. Rock, bu duyuruların finalinde sizlerle belirlenen maçları paylaşmak istiyor. (Masanın üzerinde duran kağıdı eline alıyor ve okumaya başlıyor)
DUAL-ELIMINATON CHAMBER QUALIFYINGS...
Finn Bálor vs. Seth Rollins
Bobby Lashley vs. Jeff Hardy
Dragon T vs. "Broken" Matt Hardy— TONIGHT
El Grande Americano vs. Matt Cardona— TONIGHT
Brian Myers vs. Val Venis
Finn Bálor vs. Seth Rollins
Bobby Lashley vs. Jeff Hardy
Dragon T vs. "Broken" Matt Hardy— TONIGHT
El Grande Americano vs. Matt Cardona— TONIGHT
Brian Myers vs. Val Venis
Rock'ın sözlerini sarf etmesi ve bununla eş zamanlı olarak duyurulan-belirlenen eşleşmelerin grafiklerinin ekranın bir bölümünde sunulmasının sonrasında masanın ardında görüntülemekte olan bu ikilinin birbirine baktıklarını ve el sıkıştıklarını görüyoruz. Bütün bu olanların, gerçekleştirilen konuşmaların sonrasında ekranın yavaş bir şekilde karardığını ve bunun finalinde kameranın kapandığını görüyoruz. Oklahoma'da yer alan Paycom Center'da gerçekleştirilen bu şov, ring içerisindeki bir başka aksiyon ile devam ediyor olacak- kameralar o yöne doğru döndürülüyor, çevriliyor.
Tekrardan ringe dönüyoruz. Kameralar bir süre seyircileri çektikten sonra ışıklar kararıyor ve seyircilerden bir merak uğultusu geliyor.
Müzik yavaştan girmeye başlarken girişte bir spot ışığı yansıyor. Sonrasında kameranın bir kişinin ayaklarını çektiğini fark ediyoruz. Kamera yukarı kalktıktan sonra Bobby Lashley'in silueti ortaya çıkıyor ve seyircilerden acayip bir reaksiyon alıyor. Işıkların açılmasıyla müzik de hızlanıyor ve Lashley ağır adımlarla ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Royal Rumble'daki inanılmaz performansından sonra yıkıcı dominasyonunu devam ettirmek üzere Lashley ringe giriyor ve beklemeye başlıyor.
Johnny Mayhem girişte görünüyor. Seyirciler kendisine iyi bir reaksiyon gösteriyor. Mayhem girişte klasik pozunu kestikten sonra vücudunu göstere göstere ringe geliyor. Mayhem ringe girdikten sonra ceketini atıyor ve Lashley'e el uzatıyor ama Lashley dik dik ona bakmaya başlıyor. Bu esnada başka bir müzik duyuluyor.
Metalingus arena boyunca yankılanmaya başlıyor ve Rated-R Superstar Edge uzun bir süre sonra PGW'ya geri dönüş yapıyor. Edge dumanların arasından geçip rampaya doğru ilerliyor ve rampada bekledikten sonra klasik pozunu veriyor ve pyrolar patlıyor. Sonrasında Edge ringe doğru koşuyor ve kayarak ringe giriyor. Bu esnada kendi müziği kesiliyor ve başka bir müzik arenada yankılanıyor.
Çalan müzikle birlikte seyirciler havaya uçuyor. Psycho Killer Tommaso Ciampa, PGW'da! Tommaso Ciampa seyircilerin inanılmaz reaksiyonuyla birlikte girişte beliriyor ve sonrasında oldukça odaklı bir şekilde ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Ciampa ringe girdikten sonra Edge ile birlikte kendi köşelerine geçiyorlar. Sonrasında hakem tarafları kontrol ediyor.
Tag Team Match
Bobby Lashley & Johnny Mayhem vs. Edge & Tommaso Ciampa
,
Zil çalıyor ve maç resmen başlıyor. Mayhem ile Edge köşelere geçerken Lashley ile Ciampa ringte kalıyor. İkili bir süre birbirlerini süzüyorlar fakat Lashley hızlıca Ciampa'ya doğru koşuyor ve üzerine atlayıp onu köşeye yapıştırıyor. Sonrasında boğazından tutup ringin ortasına doğru fırlatıyor. Lashley koşarak bir Clothesline deniyor ama ıska geçip iplerden sekiyor. Sonrasında Ciampa bir tekme atarak Lashley'i durduruyor fakat çok işe yaramıyor ve Lashley anında Ciampa'yı yakalıyor ve bir One Hand Spinebuster ile onu yere seriyor. Lashley, Ciampa'yı kaldırıp kendi köşesine doğru fırlatıyor. Sonrasında koşarak bir Clothesline vuruyor. Ardından Mayhem'e tag verip tekrardan Ciampa'yı havaya kaldırıyor ve One Hand Spinebuster yapıyor. Aynı anda Mayhem de bir Backstabber yapıyor ve ikili bu hareketleri kombolamış oluyor. Mayhem yere düşen Ciampa'yı kaldırıyor ve boştaki bir köşeye bırakıyor. Sonrasında karşı köşeye gidiyor ve ona doğru koşuyor ama Ciampa da bir anda ona doğru koşuyor ve Running Knee!
İki isim de yere düşüyor. Ciampa daha hızlı hareket ediyor ve Edge'e tag vermeyi başarıyor fakat Mayhem tag vermek için hareketleneceği sırada Edge tarafından yakalanıyor ve Edge, Mayhem'in sırtına bir Elbow Drop ile iniyor. Sonrasında Edge, Mayhem'i ringin ortasına çekiyor ve bir Sharpshooter bağlıyor. Mayhem direnmeye çalışıyor. İplere uzanmaya çalışıyor ama Edge bir süre sonra Mayhem'i tekrardan ringin ortasına çekiştirip tekrar kilidi bağlıyor. Bu sırada Lashley ringe giriyor ve Edge'e Big Boot atıp kilidi bozuyor. Ciampa da bu esnada ringe giriyor ve Lashley'in üzerine atlıyor. İkili boğuşmaya başlıyor ve boğuşurken ringin dışına düşüyorlar. Edge ile Mayhem aynı anda ayağa kalkıyor. Edge, Mayhem'e doğru yürüyor ama Mayhem'den bir Capoeira Kick geliyor ve ikili tekrar yere düşüyor. Bu esnada Lashley dışarıda, Ciampa'ya Spear yapmak için koşuyor ama Ciampa çekilince ring basamaklarına çakılıyor. Ciampa da kendi köşesine geçiyor.
Ciampa kendi köşesine geçtikten sonra Edge kendisine doğru geliyor ve tag veriyor. Ciampa ringe giriyor ve Mayhem'i ayağa kaldırıyor ama Mayhem bir anda Ciampa'yı iplere doğru atıyor ve Ciampa iplerden sektikten sonra bir Capoeira Kick vuruyor. Sonrasında onun karnına bir tekme atıp onu oturur pozisyona getiriyor. Sonrasında iplerden sekiyor ve Running Knee! Sonrasına Mayhem iplerden sekiyor ve bir Standing Shooting Star Press vuruyor. Tuşa gidiyor. 1-2-Kickout! Ciampa ayağa kalkıp Edge'e ulaşmaya çalışıyor fakat Mayhem onu yakalayıp kaldırıyor ve Bir Suplex vuruyor. Ciampa tekrardan ayağa kalkıyor ve bu sırada Lashley bir anda ringe giriyor ve Ciampa'ya doğru koşuyor fakat Ciampa sıyrılıyor ve Lashley, Edge'e doğru uçuyor ama Edge de bir diz atıp onu durduruyor.
Mayhem, Ciampa'yı yakalıyor ama Ciampa, Mayhem'i önce iplere itiyor. Sonrasında da Kitchen Sink yapıyor. Sonrasında bir Side Headlock ile Mayhem'i kilitliyor. Mayhem ayağa kalkıp kilidi bozuyor ve bir yumruk atarak köşesine doğru çekiliyor. Sonrasında Ciampa onu yumrukluyor ama Mayhem kurtulup aprona atlıyor. Bu esnada Lashley köşesine gelip Mayhem'den tag alıyor ama Ciampa koşarak Mayhem'e bir Big Boot vuruyor ve onu aprona tam düşürüyor. Lashley ringe giriyor ve Ciampa'yı bir Clothesline ile yere seriyor. Sonrasında Ciampa'yı kaldırıp bir Pendulum Backbreaker için hamle yapıyor. Tam bu sırada Mayhem kendine gelip tag alıyor ve Lashley hareketi tamamladıktan sonra Ciampa'nın üzerine Leg Drop ile atlıyor. Lashley, Mayhem'e bakıyor öncesinde ama sonrasında Ciampa'yı kaldırıyor ve Flatliner pozisyonunda tutuyor. Mayhem de köşeye çıkıp bir Dropkick vuruyor ve ikisi yeni bir kombo yapıyor. Sonrasında Mayhem, Ciampa'yı ayağa kaldırıyor.
Ciampa bu sırada Mayhem'e sert bir yumruk atarak onu sarsıyor. Sonrasında onu Powerbomb pozisyonunda kaldırıyor fakat bu esnada Lashley tekrardan tag alıyor ve hızlıca ringe giriyor. Mayhem'i yere indirip Ciampa'ya bir dirsek atıyor. Ardından Mayhem de bir Capoeira Kick vuruyor. Sonrasında Lashley, Edge'e koşuyor ve Edge'i ringin dışına uçuruyor. Sonrasında hızlıca Ciampa'ya doğru koşuyor ve SPEAR! LASHLEY HIZLICA TUŞA GİDİYOR! 1-2-
Müzik yavaştan girmeye başlarken girişte bir spot ışığı yansıyor. Sonrasında kameranın bir kişinin ayaklarını çektiğini fark ediyoruz. Kamera yukarı kalktıktan sonra Bobby Lashley'in silueti ortaya çıkıyor ve seyircilerden acayip bir reaksiyon alıyor. Işıkların açılmasıyla müzik de hızlanıyor ve Lashley ağır adımlarla ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Royal Rumble'daki inanılmaz performansından sonra yıkıcı dominasyonunu devam ettirmek üzere Lashley ringe giriyor ve beklemeye başlıyor.
Johnny Mayhem girişte görünüyor. Seyirciler kendisine iyi bir reaksiyon gösteriyor. Mayhem girişte klasik pozunu kestikten sonra vücudunu göstere göstere ringe geliyor. Mayhem ringe girdikten sonra ceketini atıyor ve Lashley'e el uzatıyor ama Lashley dik dik ona bakmaya başlıyor. Bu esnada başka bir müzik duyuluyor.
Metalingus arena boyunca yankılanmaya başlıyor ve Rated-R Superstar Edge uzun bir süre sonra PGW'ya geri dönüş yapıyor. Edge dumanların arasından geçip rampaya doğru ilerliyor ve rampada bekledikten sonra klasik pozunu veriyor ve pyrolar patlıyor. Sonrasında Edge ringe doğru koşuyor ve kayarak ringe giriyor. Bu esnada kendi müziği kesiliyor ve başka bir müzik arenada yankılanıyor.
Çalan müzikle birlikte seyirciler havaya uçuyor. Psycho Killer Tommaso Ciampa, PGW'da! Tommaso Ciampa seyircilerin inanılmaz reaksiyonuyla birlikte girişte beliriyor ve sonrasında oldukça odaklı bir şekilde ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Ciampa ringe girdikten sonra Edge ile birlikte kendi köşelerine geçiyorlar. Sonrasında hakem tarafları kontrol ediyor.
Tag Team Match
Bobby Lashley & Johnny Mayhem vs. Edge & Tommaso Ciampa
Zil çalıyor ve maç resmen başlıyor. Mayhem ile Edge köşelere geçerken Lashley ile Ciampa ringte kalıyor. İkili bir süre birbirlerini süzüyorlar fakat Lashley hızlıca Ciampa'ya doğru koşuyor ve üzerine atlayıp onu köşeye yapıştırıyor. Sonrasında boğazından tutup ringin ortasına doğru fırlatıyor. Lashley koşarak bir Clothesline deniyor ama ıska geçip iplerden sekiyor. Sonrasında Ciampa bir tekme atarak Lashley'i durduruyor fakat çok işe yaramıyor ve Lashley anında Ciampa'yı yakalıyor ve bir One Hand Spinebuster ile onu yere seriyor. Lashley, Ciampa'yı kaldırıp kendi köşesine doğru fırlatıyor. Sonrasında koşarak bir Clothesline vuruyor. Ardından Mayhem'e tag verip tekrardan Ciampa'yı havaya kaldırıyor ve One Hand Spinebuster yapıyor. Aynı anda Mayhem de bir Backstabber yapıyor ve ikili bu hareketleri kombolamış oluyor. Mayhem yere düşen Ciampa'yı kaldırıyor ve boştaki bir köşeye bırakıyor. Sonrasında karşı köşeye gidiyor ve ona doğru koşuyor ama Ciampa da bir anda ona doğru koşuyor ve Running Knee!
İki isim de yere düşüyor. Ciampa daha hızlı hareket ediyor ve Edge'e tag vermeyi başarıyor fakat Mayhem tag vermek için hareketleneceği sırada Edge tarafından yakalanıyor ve Edge, Mayhem'in sırtına bir Elbow Drop ile iniyor. Sonrasında Edge, Mayhem'i ringin ortasına çekiyor ve bir Sharpshooter bağlıyor. Mayhem direnmeye çalışıyor. İplere uzanmaya çalışıyor ama Edge bir süre sonra Mayhem'i tekrardan ringin ortasına çekiştirip tekrar kilidi bağlıyor. Bu sırada Lashley ringe giriyor ve Edge'e Big Boot atıp kilidi bozuyor. Ciampa da bu esnada ringe giriyor ve Lashley'in üzerine atlıyor. İkili boğuşmaya başlıyor ve boğuşurken ringin dışına düşüyorlar. Edge ile Mayhem aynı anda ayağa kalkıyor. Edge, Mayhem'e doğru yürüyor ama Mayhem'den bir Capoeira Kick geliyor ve ikili tekrar yere düşüyor. Bu esnada Lashley dışarıda, Ciampa'ya Spear yapmak için koşuyor ama Ciampa çekilince ring basamaklarına çakılıyor. Ciampa da kendi köşesine geçiyor.
Ciampa kendi köşesine geçtikten sonra Edge kendisine doğru geliyor ve tag veriyor. Ciampa ringe giriyor ve Mayhem'i ayağa kaldırıyor ama Mayhem bir anda Ciampa'yı iplere doğru atıyor ve Ciampa iplerden sektikten sonra bir Capoeira Kick vuruyor. Sonrasında onun karnına bir tekme atıp onu oturur pozisyona getiriyor. Sonrasında iplerden sekiyor ve Running Knee! Sonrasına Mayhem iplerden sekiyor ve bir Standing Shooting Star Press vuruyor. Tuşa gidiyor. 1-2-Kickout! Ciampa ayağa kalkıp Edge'e ulaşmaya çalışıyor fakat Mayhem onu yakalayıp kaldırıyor ve Bir Suplex vuruyor. Ciampa tekrardan ayağa kalkıyor ve bu sırada Lashley bir anda ringe giriyor ve Ciampa'ya doğru koşuyor fakat Ciampa sıyrılıyor ve Lashley, Edge'e doğru uçuyor ama Edge de bir diz atıp onu durduruyor.
Mayhem, Ciampa'yı yakalıyor ama Ciampa, Mayhem'i önce iplere itiyor. Sonrasında da Kitchen Sink yapıyor. Sonrasında bir Side Headlock ile Mayhem'i kilitliyor. Mayhem ayağa kalkıp kilidi bozuyor ve bir yumruk atarak köşesine doğru çekiliyor. Sonrasında Ciampa onu yumrukluyor ama Mayhem kurtulup aprona atlıyor. Bu esnada Lashley köşesine gelip Mayhem'den tag alıyor ama Ciampa koşarak Mayhem'e bir Big Boot vuruyor ve onu aprona tam düşürüyor. Lashley ringe giriyor ve Ciampa'yı bir Clothesline ile yere seriyor. Sonrasında Ciampa'yı kaldırıp bir Pendulum Backbreaker için hamle yapıyor. Tam bu sırada Mayhem kendine gelip tag alıyor ve Lashley hareketi tamamladıktan sonra Ciampa'nın üzerine Leg Drop ile atlıyor. Lashley, Mayhem'e bakıyor öncesinde ama sonrasında Ciampa'yı kaldırıyor ve Flatliner pozisyonunda tutuyor. Mayhem de köşeye çıkıp bir Dropkick vuruyor ve ikisi yeni bir kombo yapıyor. Sonrasında Mayhem, Ciampa'yı ayağa kaldırıyor.
Ciampa bu sırada Mayhem'e sert bir yumruk atarak onu sarsıyor. Sonrasında onu Powerbomb pozisyonunda kaldırıyor fakat bu esnada Lashley tekrardan tag alıyor ve hızlıca ringe giriyor. Mayhem'i yere indirip Ciampa'ya bir dirsek atıyor. Ardından Mayhem de bir Capoeira Kick vuruyor. Sonrasında Lashley, Edge'e koşuyor ve Edge'i ringin dışına uçuruyor. Sonrasında hızlıca Ciampa'ya doğru koşuyor ve SPEAR! LASHLEY HIZLICA TUŞA GİDİYOR! 1-2-
3!
Kazananlar: Bobby Lashley & Johnny Mayhem
Kazananlar: Bobby Lashley & Johnny Mayhem
