- İstatistikte sabit
- #1
PAYBACK #91
21 Aralık Pazar, 21:00 - C
Ford Idaho Center
Nampa, Idaho
PAYBACK #91'İ TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Açılış: John Cena ve Dominik Mysterio'nun Face-Off'u gerçekleşecek!
2- Ziyaret
3- Ana Olay: Bray Wyatt kendi yolunu çizmeye geliyor!
BİR HAYLİ UZUN SÜREN REKLAMLARIN SONRASINDA, BEKLENEN AN GELİYOR- PYROLAR BÜYÜLEYİCİ BİR GÖSTERİ EŞLİĞİNDE PATLAMAYA KOYULUYOR! PYROLAR, GÖZ KAMAŞTIRICI BİR SENKRONİZASYONLA ARENAYI PAYBACK MAVİSİNE BOYAYARAK PATLAMAYA BAŞLIYOR! IŞIKLARIN DANSI EŞLİĞİNDE, PRESTIGE GRAND WRESTLING'İN EFSANELEŞEN PAYBACK SERİSİNİN 91. ŞOVU, SEYİRCİLERİN KULAKLARI SAĞIR EDEN TEZAHÜRATLARIYLA-CHEER'LARIYLA RESMEN BAŞLIYOR!
Şovun başlamasının ardından kameralar ilk olarak yorumcuların masasına gidiyor. Yorumcularımız, şovu yorumluyorlar, şovda gerçekleşeceği duyurulanları değerlendiriyorlar. Bunun takibinde arenada bir şarkının kulakta yankılanır hâle geldiğini fark ediyoruz. Tepkiler hemen başlıyor!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Arka alandan gelen isim PGW Tag Team Şampiyonu, World Heavyweight Şampiyonu Dominik Mysterio! Dominik'in arka alandan gözükmeye başlamasıyla birlikte adeta küfürler yağıyor! Küfürlerin fiziksel olarak hissedilebileceğini görüyoruz. Dominik, bunlara aldırış etmiyor gibi gözükse de, kasıntı bir ruh halinin içinde olduğunu- öfkesini bastırmaya çalıştığını görüyoruz. Dominik, anonsu eşliğinde ringin yolunu tutuyor. Kısa süre içerisinde ringe varan Dominik, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkıyor. Apron'da biraz ilerledikten sonra ringe giriyor ve elini kemerlerinin üzerine koyuyor! Bununla yetinmiyor, köşeye çıkıyor ve seyircilere öfkeyle bakıyor! Tepkiler çığ gibi büyümeye devam ederken, Dominik'in oradan indiğini ve ring dışarısındaki görevlilerden mikrofon istediğini görüyoruz. Herkes şaşırıyor çünkü akışta böyle bir şey yoktu! Dominik baskıyla, küfürle emrini yerine getirtiyor ve bir mikrofon ediniyor!
Kameralar bu sırada arka alana dönüyor. The Rock ile "Prince of PGW" John Cena bir aradalar. Dominik'in hızlı bir şekilde kendisini ringe atmasını ekranlardan takip ediyorlar. "Prince of PGW" John'ın bu görüntüler karşısında renk değiştirdiğini, öfkelendiğini görüyoruz. Direkt olarak lafa giriyor, Rock'a bir şeyler söylemeye başlıyor.
John Cena: Hey man, what is he doing? Buna izin veremezsin Rock, bu onun kişisel konuşma gösterisi değil- gitmem lazım.
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Arka alandan gelen isim PGW Tag Team Şampiyonu, World Heavyweight Şampiyonu Dominik Mysterio! Dominik'in arka alandan gözükmeye başlamasıyla birlikte adeta küfürler yağıyor! Küfürlerin fiziksel olarak hissedilebileceğini görüyoruz. Dominik, bunlara aldırış etmiyor gibi gözükse de, kasıntı bir ruh halinin içinde olduğunu- öfkesini bastırmaya çalıştığını görüyoruz. Dominik, anonsu eşliğinde ringin yolunu tutuyor. Kısa süre içerisinde ringe varan Dominik, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkıyor. Apron'da biraz ilerledikten sonra ringe giriyor ve elini kemerlerinin üzerine koyuyor! Bununla yetinmiyor, köşeye çıkıyor ve seyircilere öfkeyle bakıyor! Tepkiler çığ gibi büyümeye devam ederken, Dominik'in oradan indiğini ve ring dışarısındaki görevlilerden mikrofon istediğini görüyoruz. Herkes şaşırıyor çünkü akışta böyle bir şey yoktu! Dominik baskıyla, küfürle emrini yerine getirtiyor ve bir mikrofon ediniyor!
Kameralar bu sırada arka alana dönüyor. The Rock ile "Prince of PGW" John Cena bir aradalar. Dominik'in hızlı bir şekilde kendisini ringe atmasını ekranlardan takip ediyorlar. "Prince of PGW" John'ın bu görüntüler karşısında renk değiştirdiğini, öfkelendiğini görüyoruz. Direkt olarak lafa giriyor, Rock'a bir şeyler söylemeye başlıyor.
John Cena: Hey man, what is he doing? Buna izin veremezsin Rock, bu onun kişisel konuşma gösterisi değil- gitmem lazım.
The Rock: Ah, pekala... Rock orada hiçbir şekilde kavga görmek istemiyor, okay John?
John oradan uzaklaşırken, kameralar da ringe dönüyor.
Dominik Mysterio: Oh. My. God! That smell... (Yuhalanıyor) Bu koku da nedir böyle ese? Etrafa, bütün Nampa- Idaho'ya, arka alandan geldikten sonra ringe yürürken bile burnuma çalınan tek şey gübre ve ucuz patates kokusu oldu! Hadi ama adamım, buraya çıktıktan sonra Prestige Grand Wrestling'i eleştirmek istemiyorum— ama şundan da geri durmayacağım; PAYBACK'i, Idaho'dan uzun bir süre uzak durabilmişken şu anda burada olmak berbat! World Heavyweight Champion'ı burada ağırlamayı bile hak etmiyorsunuz! (Küfürler gitgide artıyor, Dominik gülüyor) Ne kadar tehlikeli olduğumu unutmuş gibi görünüyorsunuz cabrón'lar! Finn'i hatırlayın- yüzünden akan o kanları, ring zeminine damlayan çaresizliğini izlemek... Kariyerimdeki en büyük zevkti. Onu darmadağın ettim çünkü benim yoluma çıkmaya cüret etti! Kimse yoluma çıkma cüretini göstere—
Bu... Bu konuşma yarıda kesiliyor çünkü bir şarkı duymaya başlıyoruz!
"Prince of PGW"— JOHN CENA! Arka alandan gelen "Prince of PGW" John'dan başkası değil! Elindeki bez parçasını yakınına geldikten sonra, koşmaya hazırlanıyor— ama hayır, kafasında tacı var ve onun düşmemesi için adım attıktan sonra duruyor ve gülüyor. John ringe doğru ilerlerken anonsu yapılıyor. Dominik'in suratına baktığımızda, gerildiğini, kızdığını ve öfkeyle dudaklarını ısırdığını görüyoruz. "Prince of PGW" John ringe varıyor, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkıyor. Biraz ilerledikten sonra tek elini kafasındaki taca koyarak eğiliyor ve iplerin arasından geçerek ringe girişini sağlıyor. Ringe giren "Prince of PGW" John, iplerin arasından uzatılan mikrofonu kaptıktan sonra tam olarak Dominik'in dibine, tam karşısına konumlanıyor ve konuşmaya başlıyor... Ama bir saniye—
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
"Prince of PGW" John, gülmeden duramıyor. Konuşmasına bir türlü başlayamıyor. Kendisine gösterilen saygısızlık, Dominik'i bir hayli germiş durumda. Dominik, tepkilerini kontrol etmekte zorluk yaşıyor- bu artık belirgin. "Prince of PGW" John konuşmaya artık başlıyor.
"Prince of PGW" John Cena: Çeneni kapatsan iyi olur Dom'. (Destek alıyor) Bu senin gösterin değil- ama ne yapmaya çalıştığını anlıyorum ve kendini hızlı bir şekilde ringe atarak, direkt olarak konuşmaya başlamana bakarak pekiştiriyorum. Cidden seyircileri korkutmak için Finn'e yaptığını mı anlatacaksın? Onu darmadağın ettiğinin ve güreşerek alt ettiğinin arkasında duramazsın dostum. Kimse olanları görmedi mi, ona ne yaptığını açık açık söylemeyecek misin? (Dominik sırıtıyor) Aylarca o çantayı kazanmak için mücadele ettikten sonra, onu 2 hafta içerisinde kaybediyordun- bunu anladın ve kaderin yolunu değiştirdin. Thumbtacks'li ayakkabı ile o adamın kafasını metal parçalarıyla paramparça ettin! Son derece hastalıklı bir çocuksun. (Seyirciler bu hatırlatılanların üzerine yuhalamaya başlıyor, Dominik de gururla sırıtmayı sürdürüyor) Gülüyor musun, buna gülüyor musun, huh? O omzundaki World Heavyweight Championship- o kemeri buraların en iyileri taşıdı. İyiler, kötüler, canavarlar... Ama hiçbiri, hiçbiri senin kadar aşağıya inmedi! (Bütün arena cheer'lıyor) Sen bu kemerin tarihindeki en büyük utanç kaynağısın! Sen bir şampiyon değil, sadece elinde altın tutan bir suçlusun! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Ve en komiği de nedir, biliyor musun— sen kendine taktığın 'tehlikeli adam' etiketini gecenin başında kaybettin zaten. Omzunda o World Heavyweight Championship ağırlığını taşıyan gerçek bir ERKEK, saldırıya uğradığında düşünmez. Hesap yapmaz. İçgüdüsel olarak yumruğunu sıkar ve savaşır. Kanının son damlasına kadar dövüşür. Geçen hafta seni ring matına çarpmamın sonrasında, böylece durmaya ve söz sırasını beklemeye devam ediyorsun. Bu şirkete üzülüyorum adamım, sadece üzülüyorum.
"Prince of PGW" John'ın sözlerini tamamlamasının sonrasında, bütün herkesin onu alkışlamaya başladığını görüyoruz. "Prince of PGW" John, seyircilere doğru dönerek reaksiyonları seyretmenin aksine, gözlerini bir an bile olsun Dominik'in üzerinden ayırmıyor. Dominik'in gösterdiği reaksiyon ise bir kez daha bakışlarını ring matına kaydırmak, içten içe öfkelenmek ve bunun etkisiyle mikrofonu daha sıkı bir şekilde tutmak oluyor. Seyircilerin yatışmasından sonra, Dominik elindeki mikrofonu ağzına doğru götürüyor ve karşısında konumlanmış olan profesyonele yanıt vermeye başlıyor.
Dominik Mysterio: Üzülüyorsun ha? (Sesini çocuklaştırıyor) Ah zavallı ihtiyar John. Ben sana üzülmüyorum ama... Ben direkt senden nefret ediyorum; olduğun kişiden, senden, merch'lerinden, varlığından... Her şeyinle senden sadece nefret ediyorum! Beni analiz etmeyi bırak, beni yargılamayı bırak- çünkü sen bunu yapabilecek bir konumda değilsin! Sen kimsin huh, sen nesin? (John'un kafasındaki tacı eliyle ittiriyor ve tacın düşmesine sebep oluyor. John buna aşırı sinirleniyor ve yumruklarını sıkıyor) ¡Eres un guiñapo! Bana o Thumbtacks'lerden, o vahşetten bahsetmeye devam et— evet, bunu yaptığımdan bir saniye geri durmayacağım ve gurur duymayı sürdüreceğim! Finn'in kafasını delik-deşik ettim! Neden biliyor musun? Çünkü ben kazanmak için ne gerekiyorsa onu yaparım! (Yuhalanıyor) Bu iplerin arasından geçtikten sonra 'ahlak' üzerinde duramam, ¡soy un verdadero ganador! (Dominik kendi göğsüne vuruyor, sesi ise iyice çatallaşıyor) Şimdi ise neden karşılık vermediğimi mi soruyorsun? Sana vurmam... Çünkü ben duygularıyla hareket eden, sokağa düşmüş bir barbar değilim— ben bir iş adamıyım. Ben bir markayım. Bu kemerler, bu statü... Ben bu şirketin en değerli, en pahalı varlığıyım! Sana karşılık vermiyorum çünkü sen, benim bedava dövüşeceğim biri değilsin amigo! Sen benim dikkatimi çekmeye çalışan, eski şöhretinden beslenen ilgiye aç bir parazitsin! Sana o yumruğu atsaydım, sana istediğini vermiş olacaktım; seni o an ciddiye almış olacaktım!
"Prince of PGW" John sinirini bastırma maksadıyla gülüyor, başka bir reaksiyon göstermiyor. Dominik ise kendisine hakaretler etmekten bir an bile olsun geri durmayan seyircilere vücudunu çevirmeden, gözlerini kaydırarak bakmakla meşgul. Bu sırada "Prince of PGW" John, elindeki mikrofonu ağız seviyesine kadar havaya kaldırması ve sabit bir şekilde tutmasının sonrasında konuşmaya başlıyor.
"Prince of PGW" John Cena: (Sesi tehlikeli derecede sakin geliyor) Bir iş adamı... Bir marka... Söylediklerine gerçekten inanıyorsun, değil mi? Kendini bu yalanlarla o kadar iyi beslemişsin ki, aynaya baktığında gördüğün o korkak çocuğu 'stratejik bir deha' sanıyorsun. Ama bana 'bedavaya dövüşmem' dediğinde ben ne duyuyorum biliyor musun Dom? Ben bir fiyat etiketi duymuyorum. Ben, karşısına çıkamayacağı bir adamdan kaçmak için çırpınan bir sahtekarın kalp atışlarını duyuyorum. (Dominik dişlerini sıkıyor) Sen bir marka değilsin son. Sen arkana aldıkların sayesinde şişmiş bir balonsun ve benim işim... O balonu patlatmak. Evet, tacımı düşürdün... (Yerdeki taca bakıyor) Bu bir metal parçası Dom, tıpkı omzundaki o kemerler gibi. Onu düşürebilirsin ama temsil ettiği şeyi, benim bu şirketteki ağırlığımı yerinden bile oynatamazsın! (John yerdeki tacını alıp, tekrardan kafasına takarken; seyirciler var güçleriyle cheer'lıyorlar) Benden kaçınıyorsun çünkü gerçekler canını yakıyor. Yüzleşmekten korkuyorsun. Ama kaçacak yerin kalmadı. Önümüzde bir takvim var Dom'. Zorlu bir takvim. You know what that means?
Dominik'in daralma-bunalma seviyesi her geçen saniye tepeye tırmanıyor. "Prince of PGW" John'a karşı iyice öfkelenmiş durumda. Hemen yanıta kalkışıyor.
Dominik Mysterio: Ne anlama geldiğini biliyor muyum? ¿Me estás tomando el pelo? Aptal yerine koyman gereken son kişi benim John! Takvime bakmamı istiyorsun çünkü sırada ne olduğunu ikimiz de biliyoruz. Beni o takvim yapraklarıyla korkutabileceğini mi sanıyorsun cabrón? Ben o takvime baktığımda senin gördüğün gibi bir tehdit görmüyorum, ben kariyerimin zirvesini görüyorum! (Boo'lanıyor) Ufukta beliren fırtınayı görüyorum— Money in the Bank! (Kollarını yana açıyor, sahtekar bir şekilde rahat olduğunu göstermeye çalışıyor) Korkarsınız. Senin gibi eskimiş olanlar o şovdan korkar. Neden biliyor musun viejo? Çünkü Money in the Bank, senin kontrol edemediğin tek yer- o merdivenlerin gürültüsünden, o metal çantaların kemik kırma sesinden, her an her yerden, gölgeden fırlayabilecek bir saldırıdan ölesiye korkarsınız. O gece, senin o çok güvendiğin 'adil dövüş' masallarının bittiği yerdir! (Bir süre duruyor, sonra devam ediyor) Ama ben? ¡Yo nací en el caos! Ben belirsizliğin ve kargaşanın prensiyim! Geçen sene orada ne yaptığımı televizyondan izledin. Tüm o aile kaosunun arasında çantayı söküp aldım ve PGW tarihine geçtim. Düzenli bir maç senin evin olabilir Cena ama kaos... Kaos benim oksijenim, es mi vida. Herkesin birbirini sırtından bıçaklamaya çalıştığı, dostluğun olmadığı ve her yolun mubah olduğu o ortam... Money in the Bank, benim oyun alanım, es mi patio de recreo! Kuralların olmadığı, ahlakın kapıda bırakıldığı, sadece en zeki, en sinsi ve en acımasız olanın hayatta kaldığı o gece... İşte o gece, benim en güçlü olduğum ge—
Dominik'in konuşması yarıda kesiliyor çünkü "Prince of PGW" John araya giriyor ve bağırarak konuşmaya başlıyor!
"Prince of PGW" John Cena: NAH-NAH-NA-NA-NA-NAH! YOU'RE WRONG MY DIRTY! (Seyirciler cheer'lıyorlar) Yanılıyorsun! O gece senin en güçlü olduğun gece değil! Geçen sene belki öyleydi ancak 2026'da o gece senin en savunmasız olacağın gece olacak! Arkana bakmayı kes ve kendini kandırmayı bırak! Money in the Bank senin oyun alanın değil, o kaos senin sığınağın değil; orası senin gibi korkakların saklanacak yer bulamadığı, her gölgeden korktuğu bir arena! Ama rahatla... O küçük kalbinin korkudan durmasına izin verme. Derin bir nefes al. Çünkü ben o gece senin peşinde olmayacağım...
John oradan uzaklaşırken, kameralar da ringe dönüyor.
Dominik Mysterio: Oh. My. God! That smell... (Yuhalanıyor) Bu koku da nedir böyle ese? Etrafa, bütün Nampa- Idaho'ya, arka alandan geldikten sonra ringe yürürken bile burnuma çalınan tek şey gübre ve ucuz patates kokusu oldu! Hadi ama adamım, buraya çıktıktan sonra Prestige Grand Wrestling'i eleştirmek istemiyorum— ama şundan da geri durmayacağım; PAYBACK'i, Idaho'dan uzun bir süre uzak durabilmişken şu anda burada olmak berbat! World Heavyweight Champion'ı burada ağırlamayı bile hak etmiyorsunuz! (Küfürler gitgide artıyor, Dominik gülüyor) Ne kadar tehlikeli olduğumu unutmuş gibi görünüyorsunuz cabrón'lar! Finn'i hatırlayın- yüzünden akan o kanları, ring zeminine damlayan çaresizliğini izlemek... Kariyerimdeki en büyük zevkti. Onu darmadağın ettim çünkü benim yoluma çıkmaya cüret etti! Kimse yoluma çıkma cüretini göstere—
Bu... Bu konuşma yarıda kesiliyor çünkü bir şarkı duymaya başlıyoruz!
"Prince of PGW"— JOHN CENA! Arka alandan gelen "Prince of PGW" John'dan başkası değil! Elindeki bez parçasını yakınına geldikten sonra, koşmaya hazırlanıyor— ama hayır, kafasında tacı var ve onun düşmemesi için adım attıktan sonra duruyor ve gülüyor. John ringe doğru ilerlerken anonsu yapılıyor. Dominik'in suratına baktığımızda, gerildiğini, kızdığını ve öfkeyle dudaklarını ısırdığını görüyoruz. "Prince of PGW" John ringe varıyor, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkıyor. Biraz ilerledikten sonra tek elini kafasındaki taca koyarak eğiliyor ve iplerin arasından geçerek ringe girişini sağlıyor. Ringe giren "Prince of PGW" John, iplerin arasından uzatılan mikrofonu kaptıktan sonra tam olarak Dominik'in dibine, tam karşısına konumlanıyor ve konuşmaya başlıyor... Ama bir saniye—
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
FUCK HIM CENA! FUCK HIM CENA!
"Prince of PGW" John, gülmeden duramıyor. Konuşmasına bir türlü başlayamıyor. Kendisine gösterilen saygısızlık, Dominik'i bir hayli germiş durumda. Dominik, tepkilerini kontrol etmekte zorluk yaşıyor- bu artık belirgin. "Prince of PGW" John konuşmaya artık başlıyor.
"Prince of PGW" John Cena: Çeneni kapatsan iyi olur Dom'. (Destek alıyor) Bu senin gösterin değil- ama ne yapmaya çalıştığını anlıyorum ve kendini hızlı bir şekilde ringe atarak, direkt olarak konuşmaya başlamana bakarak pekiştiriyorum. Cidden seyircileri korkutmak için Finn'e yaptığını mı anlatacaksın? Onu darmadağın ettiğinin ve güreşerek alt ettiğinin arkasında duramazsın dostum. Kimse olanları görmedi mi, ona ne yaptığını açık açık söylemeyecek misin? (Dominik sırıtıyor) Aylarca o çantayı kazanmak için mücadele ettikten sonra, onu 2 hafta içerisinde kaybediyordun- bunu anladın ve kaderin yolunu değiştirdin. Thumbtacks'li ayakkabı ile o adamın kafasını metal parçalarıyla paramparça ettin! Son derece hastalıklı bir çocuksun. (Seyirciler bu hatırlatılanların üzerine yuhalamaya başlıyor, Dominik de gururla sırıtmayı sürdürüyor) Gülüyor musun, buna gülüyor musun, huh? O omzundaki World Heavyweight Championship- o kemeri buraların en iyileri taşıdı. İyiler, kötüler, canavarlar... Ama hiçbiri, hiçbiri senin kadar aşağıya inmedi! (Bütün arena cheer'lıyor) Sen bu kemerin tarihindeki en büyük utanç kaynağısın! Sen bir şampiyon değil, sadece elinde altın tutan bir suçlusun! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Ve en komiği de nedir, biliyor musun— sen kendine taktığın 'tehlikeli adam' etiketini gecenin başında kaybettin zaten. Omzunda o World Heavyweight Championship ağırlığını taşıyan gerçek bir ERKEK, saldırıya uğradığında düşünmez. Hesap yapmaz. İçgüdüsel olarak yumruğunu sıkar ve savaşır. Kanının son damlasına kadar dövüşür. Geçen hafta seni ring matına çarpmamın sonrasında, böylece durmaya ve söz sırasını beklemeye devam ediyorsun. Bu şirkete üzülüyorum adamım, sadece üzülüyorum.
"Prince of PGW" John'ın sözlerini tamamlamasının sonrasında, bütün herkesin onu alkışlamaya başladığını görüyoruz. "Prince of PGW" John, seyircilere doğru dönerek reaksiyonları seyretmenin aksine, gözlerini bir an bile olsun Dominik'in üzerinden ayırmıyor. Dominik'in gösterdiği reaksiyon ise bir kez daha bakışlarını ring matına kaydırmak, içten içe öfkelenmek ve bunun etkisiyle mikrofonu daha sıkı bir şekilde tutmak oluyor. Seyircilerin yatışmasından sonra, Dominik elindeki mikrofonu ağzına doğru götürüyor ve karşısında konumlanmış olan profesyonele yanıt vermeye başlıyor.
Dominik Mysterio: Üzülüyorsun ha? (Sesini çocuklaştırıyor) Ah zavallı ihtiyar John. Ben sana üzülmüyorum ama... Ben direkt senden nefret ediyorum; olduğun kişiden, senden, merch'lerinden, varlığından... Her şeyinle senden sadece nefret ediyorum! Beni analiz etmeyi bırak, beni yargılamayı bırak- çünkü sen bunu yapabilecek bir konumda değilsin! Sen kimsin huh, sen nesin? (John'un kafasındaki tacı eliyle ittiriyor ve tacın düşmesine sebep oluyor. John buna aşırı sinirleniyor ve yumruklarını sıkıyor) ¡Eres un guiñapo! Bana o Thumbtacks'lerden, o vahşetten bahsetmeye devam et— evet, bunu yaptığımdan bir saniye geri durmayacağım ve gurur duymayı sürdüreceğim! Finn'in kafasını delik-deşik ettim! Neden biliyor musun? Çünkü ben kazanmak için ne gerekiyorsa onu yaparım! (Yuhalanıyor) Bu iplerin arasından geçtikten sonra 'ahlak' üzerinde duramam, ¡soy un verdadero ganador! (Dominik kendi göğsüne vuruyor, sesi ise iyice çatallaşıyor) Şimdi ise neden karşılık vermediğimi mi soruyorsun? Sana vurmam... Çünkü ben duygularıyla hareket eden, sokağa düşmüş bir barbar değilim— ben bir iş adamıyım. Ben bir markayım. Bu kemerler, bu statü... Ben bu şirketin en değerli, en pahalı varlığıyım! Sana karşılık vermiyorum çünkü sen, benim bedava dövüşeceğim biri değilsin amigo! Sen benim dikkatimi çekmeye çalışan, eski şöhretinden beslenen ilgiye aç bir parazitsin! Sana o yumruğu atsaydım, sana istediğini vermiş olacaktım; seni o an ciddiye almış olacaktım!
"Prince of PGW" John sinirini bastırma maksadıyla gülüyor, başka bir reaksiyon göstermiyor. Dominik ise kendisine hakaretler etmekten bir an bile olsun geri durmayan seyircilere vücudunu çevirmeden, gözlerini kaydırarak bakmakla meşgul. Bu sırada "Prince of PGW" John, elindeki mikrofonu ağız seviyesine kadar havaya kaldırması ve sabit bir şekilde tutmasının sonrasında konuşmaya başlıyor.
"Prince of PGW" John Cena: (Sesi tehlikeli derecede sakin geliyor) Bir iş adamı... Bir marka... Söylediklerine gerçekten inanıyorsun, değil mi? Kendini bu yalanlarla o kadar iyi beslemişsin ki, aynaya baktığında gördüğün o korkak çocuğu 'stratejik bir deha' sanıyorsun. Ama bana 'bedavaya dövüşmem' dediğinde ben ne duyuyorum biliyor musun Dom? Ben bir fiyat etiketi duymuyorum. Ben, karşısına çıkamayacağı bir adamdan kaçmak için çırpınan bir sahtekarın kalp atışlarını duyuyorum. (Dominik dişlerini sıkıyor) Sen bir marka değilsin son. Sen arkana aldıkların sayesinde şişmiş bir balonsun ve benim işim... O balonu patlatmak. Evet, tacımı düşürdün... (Yerdeki taca bakıyor) Bu bir metal parçası Dom, tıpkı omzundaki o kemerler gibi. Onu düşürebilirsin ama temsil ettiği şeyi, benim bu şirketteki ağırlığımı yerinden bile oynatamazsın! (John yerdeki tacını alıp, tekrardan kafasına takarken; seyirciler var güçleriyle cheer'lıyorlar) Benden kaçınıyorsun çünkü gerçekler canını yakıyor. Yüzleşmekten korkuyorsun. Ama kaçacak yerin kalmadı. Önümüzde bir takvim var Dom'. Zorlu bir takvim. You know what that means?
Dominik'in daralma-bunalma seviyesi her geçen saniye tepeye tırmanıyor. "Prince of PGW" John'a karşı iyice öfkelenmiş durumda. Hemen yanıta kalkışıyor.
Dominik Mysterio: Ne anlama geldiğini biliyor muyum? ¿Me estás tomando el pelo? Aptal yerine koyman gereken son kişi benim John! Takvime bakmamı istiyorsun çünkü sırada ne olduğunu ikimiz de biliyoruz. Beni o takvim yapraklarıyla korkutabileceğini mi sanıyorsun cabrón? Ben o takvime baktığımda senin gördüğün gibi bir tehdit görmüyorum, ben kariyerimin zirvesini görüyorum! (Boo'lanıyor) Ufukta beliren fırtınayı görüyorum— Money in the Bank! (Kollarını yana açıyor, sahtekar bir şekilde rahat olduğunu göstermeye çalışıyor) Korkarsınız. Senin gibi eskimiş olanlar o şovdan korkar. Neden biliyor musun viejo? Çünkü Money in the Bank, senin kontrol edemediğin tek yer- o merdivenlerin gürültüsünden, o metal çantaların kemik kırma sesinden, her an her yerden, gölgeden fırlayabilecek bir saldırıdan ölesiye korkarsınız. O gece, senin o çok güvendiğin 'adil dövüş' masallarının bittiği yerdir! (Bir süre duruyor, sonra devam ediyor) Ama ben? ¡Yo nací en el caos! Ben belirsizliğin ve kargaşanın prensiyim! Geçen sene orada ne yaptığımı televizyondan izledin. Tüm o aile kaosunun arasında çantayı söküp aldım ve PGW tarihine geçtim. Düzenli bir maç senin evin olabilir Cena ama kaos... Kaos benim oksijenim, es mi vida. Herkesin birbirini sırtından bıçaklamaya çalıştığı, dostluğun olmadığı ve her yolun mubah olduğu o ortam... Money in the Bank, benim oyun alanım, es mi patio de recreo! Kuralların olmadığı, ahlakın kapıda bırakıldığı, sadece en zeki, en sinsi ve en acımasız olanın hayatta kaldığı o gece... İşte o gece, benim en güçlü olduğum ge—
Dominik'in konuşması yarıda kesiliyor çünkü "Prince of PGW" John araya giriyor ve bağırarak konuşmaya başlıyor!
"Prince of PGW" John Cena: NAH-NAH-NA-NA-NA-NAH! YOU'RE WRONG MY DIRTY! (Seyirciler cheer'lıyorlar) Yanılıyorsun! O gece senin en güçlü olduğun gece değil! Geçen sene belki öyleydi ancak 2026'da o gece senin en savunmasız olacağın gece olacak! Arkana bakmayı kes ve kendini kandırmayı bırak! Money in the Bank senin oyun alanın değil, o kaos senin sığınağın değil; orası senin gibi korkakların saklanacak yer bulamadığı, her gölgeden korktuğu bir arena! Ama rahatla... O küçük kalbinin korkudan durmasına izin verme. Derin bir nefes al. Çünkü ben o gece senin peşinde olmayacağım...
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
Dominik sırıtıyor, "Prince of PGW" John konuşmaya devam ediyor.
"Prince of PGW" John Cena: Bana takvimden bahsediyorsun, ufukta beliren fırtınayı gördüğünü söylüyorsun ama gözünün önündeki en büyük eşiği atlıyorsun! Money in the Bank'e o kadar odaklanmışsın, o kadar körleşmişsin ki; kaderinin yazıldığı o asıl tarihi, Slammy Awards'ı unuttun! (Seyirciler şaşırıyorlar) Sen tarih derslerini sevmezsin ama ben severim. Geçen seneki Prince of PGW turnuvasını hatırla. O tacı takan adamı, Bryan Danielson'ı hatırla! (Seyirciler alkışlıyorlar. "Prince of PGW" John, kendisini çeken kameraya dönüyor) Beni izlediğini biliyorum Bryan, bu tacı bana takmayı çok istediğini de, sana selam olsun! (Seyirciler var güçleriyle cheer'lıyorlar) Ben de onun gibi, kemer için title shot hakkımı Slammy Awards'ta kullanacağım Dom. Tıpkı geçen sene "prens" nasıl Alberto'nun serüvenini sona erdirdiyse, bu sene de "prens" senin serüvenini sona erdirecek. Seni Slammy Awards sonrasına bile bırakmayacağım! Prestige Grand Wrestling, 2026'ya gerçek bir World Heavyweight Champion ile giriş yapacak.
Dominik Mysterio: Slammy Awards, huh. Öyle olsun ama seni uyarıyorum John... 2026’da "World Heavyweight Champion" olarak anılmaya değil, PGW tarihindeki ilk "tacını kaybeden prens" olarak anılmaya hazır ol. ¡Hijo de puta!
Dominik mikrofonu hızlıca yere atıyor ve "Prince of PGW" John'ı göğsünden ittiriyor. "Prince of PGW" John ne olduğunu anlayamadan, Dominik'in kemerleriyle birlikte ringi terk ettiğini görüyoruz. John ona öfkeli bir şekilde bakmaya devam ederken, Dominik ters adımlarla rampada ilerlediğini ve bu sırada kemerlerini belinden alarak havaya kaldırdığını görüyoruz. Bu yaşananların, konuşmaların sonrasında kameralar kapanıyor ve şov farklı bir noktadan devamını sağlıyor.
Dominik Mysterio: Slammy Awards, huh. Öyle olsun ama seni uyarıyorum John... 2026’da "World Heavyweight Champion" olarak anılmaya değil, PGW tarihindeki ilk "tacını kaybeden prens" olarak anılmaya hazır ol. ¡Hijo de puta!
Dominik mikrofonu hızlıca yere atıyor ve "Prince of PGW" John'ı göğsünden ittiriyor. "Prince of PGW" John ne olduğunu anlayamadan, Dominik'in kemerleriyle birlikte ringi terk ettiğini görüyoruz. John ona öfkeli bir şekilde bakmaya devam ederken, Dominik ters adımlarla rampada ilerlediğini ve bu sırada kemerlerini belinden alarak havaya kaldırdığını görüyoruz. Bu yaşananların, konuşmaların sonrasında kameralar kapanıyor ve şov farklı bir noktadan devamını sağlıyor.
Açılışta Dominik Mysterio ile John Cena arasında geçen hararetli konuşmalar silsilesinin sonrasında PAYBACK şovumuz kaldığı yerden hız kesmeden devam sağlıyor. Direkt olarak bir görüntüyü karşımızda buluyoruz, bununla devam ediliyor. Arena içerisindeki seyirciler, bu görüntüyü Titantron üzerinden takip ederlerken; ekranları başından şovu izleyen milyonlar, tam ekran olarak bu görüntüleri karşılarında buluyorlar.
Last Week
Thirteenth December
NJPW LA Dojo
Carson, California
Burası farklı bir promosyona ait bir antrenman alanı. Bu antrenman alanından çeşitli görüntüler alınıyor. Bir süre sonra soyunma odasına bağlanan koridordan birisinin çıktığını görüyoruz. Bu Prestige Grand Wrestling'den Kazuchika Okada! "The Rainmaker" Kazuchika Okada, New Japan Pro-Wrestling'in LA Dojo'suna gelmiş! Kazuchika'nın ağırlıkların ve aletlerin arasından geçerek, ringe doğru ilerliyor. O ringe doğru ilerlerken, ringin içerisinde Prestige Grand Wrestling'in eski profesyonel güreşçilerinden bir tanesi olan Yota Tsuji'yi görüyoruz! Kazuchika ipi tutarak Apron'a tırmanmasının sonrasında vakit kaybetmeden iplerin arasından geçiyor ve ringe giriyor. Karşılıklı köşelerde konumlanmış olan ikili, saygıyla birbirlerine doğru eğilmelerinin sonrasında prova maçlarına başlıyor.
Thirteenth December
NJPW LA Dojo
Carson, California
Burası farklı bir promosyona ait bir antrenman alanı. Bu antrenman alanından çeşitli görüntüler alınıyor. Bir süre sonra soyunma odasına bağlanan koridordan birisinin çıktığını görüyoruz. Bu Prestige Grand Wrestling'den Kazuchika Okada! "The Rainmaker" Kazuchika Okada, New Japan Pro-Wrestling'in LA Dojo'suna gelmiş! Kazuchika'nın ağırlıkların ve aletlerin arasından geçerek, ringe doğru ilerliyor. O ringe doğru ilerlerken, ringin içerisinde Prestige Grand Wrestling'in eski profesyonel güreşçilerinden bir tanesi olan Yota Tsuji'yi görüyoruz! Kazuchika ipi tutarak Apron'a tırmanmasının sonrasında vakit kaybetmeden iplerin arasından geçiyor ve ringe giriyor. Karşılıklı köşelerde konumlanmış olan ikili, saygıyla birbirlerine doğru eğilmelerinin sonrasında prova maçlarına başlıyor.
Kazuchika Okada vs. Yota Tsuji
Ringin ortasına doğru ilerliyorlar ve Knife Edge Chop Fight'ına, takasına başlıyorlar! Bir Kazuchika, bir Yota— üst üste, art arda Chop'larla birbirlerinin göğüslerini hedef alıyorlar! Zamanla karşımızda yer alan iki ismin de göğüslerinin kızardığını rahatlıkla gözlemleyebilir hâle geliyoruz! Antrenman yaptıkları sırada konuşuyorlar, Yota'nın elini göğsünün üzerine koyarak eğildiğini fark ediyoruz. Kazuchika da elini göğsüne atıyor, Yota eğilmiş bir şekilde konuşuyor.
Yota Tsuji: (Nefes nefese konuşuyor) Vuruşların... Hâlâ can yakıyor ama sanki aklın burada değil Rainmaker. Sorunun nedir?
Ringin ortasına doğru ilerliyorlar ve Knife Edge Chop Fight'ına, takasına başlıyorlar! Bir Kazuchika, bir Yota— üst üste, art arda Chop'larla birbirlerinin göğüslerini hedef alıyorlar! Zamanla karşımızda yer alan iki ismin de göğüslerinin kızardığını rahatlıkla gözlemleyebilir hâle geliyoruz! Antrenman yaptıkları sırada konuşuyorlar, Yota'nın elini göğsünün üzerine koyarak eğildiğini fark ediyoruz. Kazuchika da elini göğsüne atıyor, Yota eğilmiş bir şekilde konuşuyor.
Yota Tsuji: (Nefes nefese konuşuyor) Vuruşların... Hâlâ can yakıyor ama sanki aklın burada değil Rainmaker. Sorunun nedir?
Kazuchika, alnındaki teri silip Yota'yı bir Headlock'a bağlıyor. Hareketi sıkarken konuşmaya başlıyor.
Kazuchika Okada: Amerika... Hen da yo. Işıklar kör edecek kadar parlak, kalabalıklar sağır edecek kadar gürültülü ama... Buradaki Toukon'u bulamıyorum. Orada her şey 'eğlence' üzerine kurulu. O iplerin arasından geçtiğimde, bir Puroresura gibi değil... Senaryosunu oynayan bir aktör gibi hissediyorum. Kanımın kaynadığını hissetmeyeli çok uzun zaman oldu. Sanırım bunun karşısında yapılabilecek bir şey yok.
Yota, Kazuchika'nın kilidinden kurtulup onu iplere yolluyor. Dönüşte Kazuchika'nın meşhur Dropkick'i geliyor. Yota göğsüne aldığı darbeyle yere seriliyor ama hemen toparlanıp kalkıyor. Yota'dan Kip-up! Bunu yapmasından sonra yanıt veriyor.
Yota Tsuji: (Göğsünü ovalayarak konuşuyor) Alışamadın mı? Koskoca Okada-san, yoksa evini mi özledi? Maji de?
Kazuchika Okada: Hamburgerlere alışırsın Yota, sorun o değil... Sorun o Strong Style eksikliği... Sabah kalktığımda kemiklerimdeki o sızıyı, o 'gerçek' acıyı hissetmiyorum. Altımda bir Ferrari var, motoru gürlüyor ama... Gidecek pist yok. Trafikte sıkışıp kalmış gibiyim. Hızlanamıyorum. Anlıyor musun? Sanki paslanıyorum. Yabai yo...
Yota Tsuji: O zaman pasını söküp atalım!
İkili tekrar birbirine giriyor. Bu sefer tempo artıyor! Forearm Smash düellosu başlıyor!
Yota Tsuj: Utte koi!
Kazuchika bir tane daha vuruyor. Yota hemen karşılık veriyor. Ve o ritmik, kemik seslerinin birbirine karıştığı vahşi takas başlıyor!
Kazuchika Okada: Amerika... Hen da yo. Işıklar kör edecek kadar parlak, kalabalıklar sağır edecek kadar gürültülü ama... Buradaki Toukon'u bulamıyorum. Orada her şey 'eğlence' üzerine kurulu. O iplerin arasından geçtiğimde, bir Puroresura gibi değil... Senaryosunu oynayan bir aktör gibi hissediyorum. Kanımın kaynadığını hissetmeyeli çok uzun zaman oldu. Sanırım bunun karşısında yapılabilecek bir şey yok.
Yota, Kazuchika'nın kilidinden kurtulup onu iplere yolluyor. Dönüşte Kazuchika'nın meşhur Dropkick'i geliyor. Yota göğsüne aldığı darbeyle yere seriliyor ama hemen toparlanıp kalkıyor. Yota'dan Kip-up! Bunu yapmasından sonra yanıt veriyor.
Yota Tsuji: (Göğsünü ovalayarak konuşuyor) Alışamadın mı? Koskoca Okada-san, yoksa evini mi özledi? Maji de?
Kazuchika Okada: Hamburgerlere alışırsın Yota, sorun o değil... Sorun o Strong Style eksikliği... Sabah kalktığımda kemiklerimdeki o sızıyı, o 'gerçek' acıyı hissetmiyorum. Altımda bir Ferrari var, motoru gürlüyor ama... Gidecek pist yok. Trafikte sıkışıp kalmış gibiyim. Hızlanamıyorum. Anlıyor musun? Sanki paslanıyorum. Yabai yo...
Yota Tsuji: O zaman pasını söküp atalım!
İkili tekrar birbirine giriyor. Bu sefer tempo artıyor! Forearm Smash düellosu başlıyor!
Yota Tsuj: Utte koi!
Kazuchika bir tane daha vuruyor. Yota hemen karşılık veriyor. Ve o ritmik, kemik seslerinin birbirine karıştığı vahşi takas başlıyor!
Kazuchika Okada: (Vuruyor) URRE!
Yota Tsuji: (Vuruyor) URRE!
Onlarca kez birbirlerine vurmalarının sonrasında birbirlerine bir kez daha, aynı anda vuruyorlar ve eş zamanlı olarak kendilerini ring matında uzanırken buluyorlar! Bir süre bu hâlde kalmalarının sonrasında, Yota'nın kafasını kaldırdığını ve bulunduğu pozisyonu koruyarak Kazuchika'ya bir şeyler ifade etmeye başladığını seyrediyoruz.
Yota Tsuji: Sorun pist değil Okada-san. (Kazuchika başını hafifçe yana, Yota'ya doğru çeviriyor ama konuşacak gücü yok. Yota devam ediyor) Sorun beklentilerin. Bir şeyi kabul etmen lazım— okyanusun ötesinden gelenler... Onlar senin gibi birer 'sporcu' değiller. Onlar 'superstar'lar. Sen onlara ruhunu koyarak, kemiklerini kırarcasına vurduğunda; onlardan da aynı sertlikte bir cevap, aynı onurlu karşılığı bekliyorsun. Hata yapıyorsun. Onlar parıldamak için oradalar, savaşmak için değil. Bunu bil ve benzer karşılıklar bekleyerek ilerleme. Yoksa sadece hayal kırıklığına uğrarsın. Watta ka?
Bu konuşmanın sonrasında eş zamanlı olarak ayağa kalkıyorlar, karşılıklı olarak durmaya devam ediyorlar ve Yota akıl vermeye devam ediyor.
Yota Tsuji: (Vuruyor) URRE!
Onlarca kez birbirlerine vurmalarının sonrasında birbirlerine bir kez daha, aynı anda vuruyorlar ve eş zamanlı olarak kendilerini ring matında uzanırken buluyorlar! Bir süre bu hâlde kalmalarının sonrasında, Yota'nın kafasını kaldırdığını ve bulunduğu pozisyonu koruyarak Kazuchika'ya bir şeyler ifade etmeye başladığını seyrediyoruz.
Yota Tsuji: Sorun pist değil Okada-san. (Kazuchika başını hafifçe yana, Yota'ya doğru çeviriyor ama konuşacak gücü yok. Yota devam ediyor) Sorun beklentilerin. Bir şeyi kabul etmen lazım— okyanusun ötesinden gelenler... Onlar senin gibi birer 'sporcu' değiller. Onlar 'superstar'lar. Sen onlara ruhunu koyarak, kemiklerini kırarcasına vurduğunda; onlardan da aynı sertlikte bir cevap, aynı onurlu karşılığı bekliyorsun. Hata yapıyorsun. Onlar parıldamak için oradalar, savaşmak için değil. Bunu bil ve benzer karşılıklar bekleyerek ilerleme. Yoksa sadece hayal kırıklığına uğrarsın. Watta ka?
Bu konuşmanın sonrasında eş zamanlı olarak ayağa kalkıyorlar, karşılıklı olarak durmaya devam ediyorlar ve Yota akıl vermeye devam ediyor.
Yota Tsuji: Sen The Rainmaker'sın. Sen havayı değiştirirsin. Sen yağmuru getirirsin. Eğer orası bir tiyatro sahnesiyse... O sahneyi yıkıp geçmek senin elinde. Ruhunu orada arama. Ruhu yanında götür. Onlar sana değil... Sen onlara Strong Style'ın ne olduğunu öğreteceksin. Paslanan bedenin değil Rainmaker... Paslanan senin kendine olan inancın. Oi! Oi! Oi! Me o samase!
Kazuchika bu sözleri duymasının sonrasında düşünceli görünüyor, bu söylenenleri mantık süzgecinden geçiriyor gibi görünüyor—
Yota aniden koşmaya başlıyor ve Gene Blast'ını vuruyor! GEEENEE BLAAASTT!
Hayır, Kazuchika ayağını havaya kaldırıyor ve Yota'nın kafasına tekme atıyor. Yota kafasını tutarak ring matı üzerinde uzanırken, Kazuchika; yerdeki rakibinin kolunu kapıyor. Onu bu pozisyon içerisinde ayağa kaldırıyor- an itibarıyla ayaktalar. Kazuchika, Yota'yı ters çeviriyor ve bitirici hamlesini gerçekleştiriyor- RAINMAKEEERRRR!
Kazuchika bu sözleri duymasının sonrasında düşünceli görünüyor, bu söylenenleri mantık süzgecinden geçiriyor gibi görünüyor—
Yota aniden koşmaya başlıyor ve Gene Blast'ını vuruyor! GEEENEE BLAAASTT!
Hayır, Kazuchika ayağını havaya kaldırıyor ve Yota'nın kafasına tekme atıyor. Yota kafasını tutarak ring matı üzerinde uzanırken, Kazuchika; yerdeki rakibinin kolunu kapıyor. Onu bu pozisyon içerisinde ayağa kaldırıyor- an itibarıyla ayaktalar. Kazuchika, Yota'yı ters çeviriyor ve bitirici hamlesini gerçekleştiriyor- RAINMAKEEERRRR!
Yota bu hareketin sonrasında ring matından kalkamıyor, öylece kalıyor!
Kazanan: Kazuchika Okada
Kazanan: Kazuchika Okada
Kazuchika, Yota'nın omzuna dostça, sert bir şekilde vuruyor ve ona doğru eğilerek bir şeyler söylemeye başlıyor.
Kazuchika Okada: Yota... Arigato. Sadece antrenman için değil... Beni o uykudan uyandırdığın için. Haklıydın. Onlardan 'sporcu' gibi davranmalarını bekleyerek hata ettim. Ama artık oyunun kurallarını biliyorum. Sayende sis perdesi kalktı.
Yota Tsuji: (Sesi titriyor) Burası senin evin, köklerin Okada-san. Ne zaman o 'superstar'ların ışıltısından kör olursan, ne zaman gerçeği, Strong Style'ın o saf acısını hatırlamak istersen... Dojo'nun kapısı sana her zaman açık. Gel ve bizi bul.
Kazuchika doğruluyor ve saygıyla eğiliyor. Yota acı içerisinde kıvranarak ring matında uzanmaya devam ederken, Kazuchika iplere doğru yöneliyor. İplerin arasından geçtikten sonra kendisini Apron'da buluyor, vakit kaybetmeden aşağıya atlıyor ve New Japan Pro-Wrestling'in LA Dojo'sundan ayrılmadan önce soyunma odasına geri dönüyor. Bu yaşananların, görüntülerin sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK'in 91. Bölümü kaldığı yerden devam ediyor. Görüntü kararıyor, başka bir yere dönülüyor.
FADE OUT
Geçen hafta yaşananların tekrarının izletildiği video paketinden sonra, şovumuz kaldığı noktadan devam ediyor. Objektifimizde gördüğümüz yer, zifiri karanlık bir oda— zamanın adeta durduğu, rutubet kokan yosunlu taş duvarlarla çevrili, eski bir mahzeni andıran o boğucu oda. Modern bir soyunma odasından ziyade unutulmuş karanlık bir tapınağı andıran bu mekanda, titrek mum alevlerinin aydınlattığı duvarda El Santo ve Blue Demon gibi geçmişin maskeli efsanelerinin silik, siyah-beyaz fotoğrafları, olup biteni izleyen sessiz ve yargılayıcı birer hayalet gibi asılı dururken; gölgelerin en yoğun olduğu merkezde, sırtı dönük ve kıpırtısız duran bir silüet, yaklaşan fırtınanın habercisi gibi beliriyor.
Oradaki Penta'dan başkası değil! Odanın yutucu karanlığına direnen tek yaşam belirtisi, Penta’nın hemen önündeki sunakta eriyip şekil değiştirmiş kalın mumların yaydığı o cılız, tekinsiz ve titrek alevlerdi. Bir tapınak muhafızı gibi sırtı kameraya dönük duran Penta, sanki et ve kemikten değil de taştan yontulmuşçasına hareketsiz bir halde, duvardaki o eski efsanelerin solgun suretlerine kilitlenmişti; savaşa hazır ring kıyafetini tamamlayan ve omuzlarından aşağıya bir hükümdarın cübbesi ya da bir celladın örtüsü gibi ağır, kasvetli bir şekilde dökülen siyah pelerini, kumaşın her kıvrımında taşıdığı mistik yükle birlikte yere kadar uzanarak onu bir güreşçiden çok, kanlı bir ayini yönetmeye hazırlanan kadim bir başrahibe dönüştürüyordu. Penta şimdi konuşmaya, anlatmaya başlıyor.
Penta: (Sırtı dönük, fotoğraflara bakarak konuşuyor) Bir zamanlar... Bu maske sadece kumaş ve iplik değildi. Bir zamanlar bu ringler, şöhret basamakları değil; onur meydanlarıydı. İki savaşçı karşılaştığında, konuşan şey ağızları değil; kemikleri ve ruhlarıydı. (Yavaşça arkasını dönüyor. Maskesinin ardındaki gözler, öfkeyle değil, derin bir hayal kırıklığı ve ciddiyetle bakmakta) Ama Prestige Grand Wrestling'e baktığımda ne görüyorum? Bir sirk. Işıklar, konfetiler, sosyal medya beğenileri için atılan sahte taklalar... Buradaki güreşçiler 'yıldız' olmayı oynuyorlar. Acının ne olduğunu unuttular. Korkunun, saygının tek gerçek kaynağı olduğunu unuttular. (Kameraya doğru ağır bir adım atıyor. Eldivenli elini kaldırıp maskesine, tam alnının ortasına dokunuyor) Ben bir işgalci değilim. Ben bir hatırlatıcıyım. Ben, o çok sevdiğiniz 'eğlence' balonunu patlatacak olan iğneyim. Sizin 'vahşet' dediğiniz şeye, benim atalarım 'disiplin' derdi. Ve görüyorum ki— bu neslin çok ciddi bir disipline ihtiyacı var. (Ses tonu iyice sertleşiyor) Buraya kemerlerinizi parlatmaya gelmedim. Ben buraya, ringin zeminine kan ve terle yazılmış o eski kuralları, kemiklerinize kazımaya geldim.
Kazuchika Okada: Yota... Arigato. Sadece antrenman için değil... Beni o uykudan uyandırdığın için. Haklıydın. Onlardan 'sporcu' gibi davranmalarını bekleyerek hata ettim. Ama artık oyunun kurallarını biliyorum. Sayende sis perdesi kalktı.
Yota Tsuji: (Sesi titriyor) Burası senin evin, köklerin Okada-san. Ne zaman o 'superstar'ların ışıltısından kör olursan, ne zaman gerçeği, Strong Style'ın o saf acısını hatırlamak istersen... Dojo'nun kapısı sana her zaman açık. Gel ve bizi bul.
Kazuchika doğruluyor ve saygıyla eğiliyor. Yota acı içerisinde kıvranarak ring matında uzanmaya devam ederken, Kazuchika iplere doğru yöneliyor. İplerin arasından geçtikten sonra kendisini Apron'da buluyor, vakit kaybetmeden aşağıya atlıyor ve New Japan Pro-Wrestling'in LA Dojo'sundan ayrılmadan önce soyunma odasına geri dönüyor. Bu yaşananların, görüntülerin sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK'in 91. Bölümü kaldığı yerden devam ediyor. Görüntü kararıyor, başka bir yere dönülüyor.
FADE OUT
Geçen hafta yaşananların tekrarının izletildiği video paketinden sonra, şovumuz kaldığı noktadan devam ediyor. Objektifimizde gördüğümüz yer, zifiri karanlık bir oda— zamanın adeta durduğu, rutubet kokan yosunlu taş duvarlarla çevrili, eski bir mahzeni andıran o boğucu oda. Modern bir soyunma odasından ziyade unutulmuş karanlık bir tapınağı andıran bu mekanda, titrek mum alevlerinin aydınlattığı duvarda El Santo ve Blue Demon gibi geçmişin maskeli efsanelerinin silik, siyah-beyaz fotoğrafları, olup biteni izleyen sessiz ve yargılayıcı birer hayalet gibi asılı dururken; gölgelerin en yoğun olduğu merkezde, sırtı dönük ve kıpırtısız duran bir silüet, yaklaşan fırtınanın habercisi gibi beliriyor.
Oradaki Penta'dan başkası değil! Odanın yutucu karanlığına direnen tek yaşam belirtisi, Penta’nın hemen önündeki sunakta eriyip şekil değiştirmiş kalın mumların yaydığı o cılız, tekinsiz ve titrek alevlerdi. Bir tapınak muhafızı gibi sırtı kameraya dönük duran Penta, sanki et ve kemikten değil de taştan yontulmuşçasına hareketsiz bir halde, duvardaki o eski efsanelerin solgun suretlerine kilitlenmişti; savaşa hazır ring kıyafetini tamamlayan ve omuzlarından aşağıya bir hükümdarın cübbesi ya da bir celladın örtüsü gibi ağır, kasvetli bir şekilde dökülen siyah pelerini, kumaşın her kıvrımında taşıdığı mistik yükle birlikte yere kadar uzanarak onu bir güreşçiden çok, kanlı bir ayini yönetmeye hazırlanan kadim bir başrahibe dönüştürüyordu. Penta şimdi konuşmaya, anlatmaya başlıyor.
Penta: (Sırtı dönük, fotoğraflara bakarak konuşuyor) Bir zamanlar... Bu maske sadece kumaş ve iplik değildi. Bir zamanlar bu ringler, şöhret basamakları değil; onur meydanlarıydı. İki savaşçı karşılaştığında, konuşan şey ağızları değil; kemikleri ve ruhlarıydı. (Yavaşça arkasını dönüyor. Maskesinin ardındaki gözler, öfkeyle değil, derin bir hayal kırıklığı ve ciddiyetle bakmakta) Ama Prestige Grand Wrestling'e baktığımda ne görüyorum? Bir sirk. Işıklar, konfetiler, sosyal medya beğenileri için atılan sahte taklalar... Buradaki güreşçiler 'yıldız' olmayı oynuyorlar. Acının ne olduğunu unuttular. Korkunun, saygının tek gerçek kaynağı olduğunu unuttular. (Kameraya doğru ağır bir adım atıyor. Eldivenli elini kaldırıp maskesine, tam alnının ortasına dokunuyor) Ben bir işgalci değilim. Ben bir hatırlatıcıyım. Ben, o çok sevdiğiniz 'eğlence' balonunu patlatacak olan iğneyim. Sizin 'vahşet' dediğiniz şeye, benim atalarım 'disiplin' derdi. Ve görüyorum ki— bu neslin çok ciddi bir disipline ihtiyacı var. (Ses tonu iyice sertleşiyor) Buraya kemerlerinizi parlatmaya gelmedim. Ben buraya, ringin zeminine kan ve terle yazılmış o eski kuralları, kemiklerinize kazımaya geldim.
Penta bu sözlerinin sonrasında bir süre sessiz kalıyor. Bakışları kameranın lensine değil, etrafına doğru. Sadece ağır nefes alışverişlerinin ve uzaktan gelen su damlamasının duyulduğu bu yetim boşlukta zaman bir anlığına asılı kalıyor. Artık Penta'nın devam etmesinin sırası geliyor. Bunun üzerine Penta kafasını kaldırıyor ve kameraya diktiği gözlerle konuşmaya bıraktığı noktadan devam ediyor.
Penta: Bana 'acımasız' diyorlar... Yanılıyorlar. Bir doktor, hastasını iyileştirmek için bazen kesmek zorundadır. Ben de Prestige Grand Wrestling'in o yumuşak, çürümüş ruhunu iyileştirmek için buradayım. İlaç... Acıdır. Bunun adını sadizm mi koyacaksınız— no... Bir heykeltıraş mermeri yontarken vahşi midir? Bir cerrah kangren olmuş kolu keserken sadist midir? Hayır, bu bir zorunluluktur. Ben de bu endüstrinin kangren olmuş uzuvlarını temizliyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Benim yöntemim vahşet değil... Benim yöntemim yüksek sanat. Ben o kolu yakaladığımda... (Hızlı konuşmaya başlıyor) Zihnimde zafer yok. Zihnimde puanlar yok. Zihnimde sadece anatomi var. Radius kemiği... Ulna kemiği... Dirsek eklemi... Hepsi basit bir fizik kuralına bağlı. Yeterli baskı, doğru açı ve irade. Çoğu güreşçi, kolunu büktüğümde pes eder. Çığlık atar, iplere ulaşmaya çalışır. Ama asıl ders, pes etmedikleri o andır. Kemiğin esneme limitine geldiği o milisaniyelik an... İşte orada, rakibimin gözlerinde 'Kariyerim bitiyor mu?' korkusunu görüyorum. Ve o korku... O korku, onlara hayatları boyunca unuttukları saygıyı öğretiyor. (Sesi fısıltıya düşüyor) Kırık bir kemik rol yapamaz. Ring benim laboratuvarım. Onlar ise sadece birer denek. Hazırlıklı olun- çünkü benim dersimde teneffüs zili çalmaz.
Penta: Bana 'acımasız' diyorlar... Yanılıyorlar. Bir doktor, hastasını iyileştirmek için bazen kesmek zorundadır. Ben de Prestige Grand Wrestling'in o yumuşak, çürümüş ruhunu iyileştirmek için buradayım. İlaç... Acıdır. Bunun adını sadizm mi koyacaksınız— no... Bir heykeltıraş mermeri yontarken vahşi midir? Bir cerrah kangren olmuş kolu keserken sadist midir? Hayır, bu bir zorunluluktur. Ben de bu endüstrinin kangren olmuş uzuvlarını temizliyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Benim yöntemim vahşet değil... Benim yöntemim yüksek sanat. Ben o kolu yakaladığımda... (Hızlı konuşmaya başlıyor) Zihnimde zafer yok. Zihnimde puanlar yok. Zihnimde sadece anatomi var. Radius kemiği... Ulna kemiği... Dirsek eklemi... Hepsi basit bir fizik kuralına bağlı. Yeterli baskı, doğru açı ve irade. Çoğu güreşçi, kolunu büktüğümde pes eder. Çığlık atar, iplere ulaşmaya çalışır. Ama asıl ders, pes etmedikleri o andır. Kemiğin esneme limitine geldiği o milisaniyelik an... İşte orada, rakibimin gözlerinde 'Kariyerim bitiyor mu?' korkusunu görüyorum. Ve o korku... O korku, onlara hayatları boyunca unuttukları saygıyı öğretiyor. (Sesi fısıltıya düşüyor) Kırık bir kemik rol yapamaz. Ring benim laboratuvarım. Onlar ise sadece birer denek. Hazırlıklı olun- çünkü benim dersimde teneffüs zili çalmaz.
Bu sözleri sarf etmesinin sonrasında duruyor, kafasını sallıyor öylece. Bundan bir süre sonra devam ediyor.
Penta: (Gözlerini kapatarak konuşuyor) Duyuyorum... Koridorlarda fısıldaşıyorlar. Money in the Bank— bankadaki para... Ne kadar sığ, ne kadar dünyevi bir isim. Bu endüstrinin hastalığı işte bu ismin içinde saklı. Diğerleri o çantaya baktığında ne görüyor? Şöhret? Zenginlik? Spot ışıklarının altında parlayacakları o WrestleMania anı mı? (Gözlerini açıyor) O Briefcase bir piyango bileti değil- bir görev kağıdı. Ben o çantayı havaya kaldırıp gülümsemek için istemiyorum. Ben o çantayı, buradaki o 'dokunulmaz' sanılan şampiyonların uykularını kaçırmak için istiyorum. Düşünün... Ben o kontrata sahip olduğumda, şampiyonunuz asla güvende olmayacak. Her nefes alışında arkasını kollamak zorunda kalacak. Her gölgede benim silüetimi görecek. Benim elimde, tepelerinde sallanan paslı bir giyotin olacak. Ve artık... konuşma vakti bitti. Tapınağın kapıları açıldı. Midem bulanıyor. Ama bu gece... Bu gece gölgeler, eti ve kemiği olan bir forma bürünüyor. Eleme maçındaki rakibim... Sana acıyorum. Çünkü sen bir güreş maçına çıkacağını sanıyorsun. Oysa sen, sadece bir mesajı iletmek için seçilmiş talihsiz bir kurbansın. Seni yendiğimde, seni o ringin ortasında kırdığımda... PGW'deki herkes aynı şeyi anlayacak. Kaçabilirsiniz. Saklanabilirsiniz. Ama korku... O daima sizi bulur. Sizin için—
Penta: (Gözlerini kapatarak konuşuyor) Duyuyorum... Koridorlarda fısıldaşıyorlar. Money in the Bank— bankadaki para... Ne kadar sığ, ne kadar dünyevi bir isim. Bu endüstrinin hastalığı işte bu ismin içinde saklı. Diğerleri o çantaya baktığında ne görüyor? Şöhret? Zenginlik? Spot ışıklarının altında parlayacakları o WrestleMania anı mı? (Gözlerini açıyor) O Briefcase bir piyango bileti değil- bir görev kağıdı. Ben o çantayı havaya kaldırıp gülümsemek için istemiyorum. Ben o çantayı, buradaki o 'dokunulmaz' sanılan şampiyonların uykularını kaçırmak için istiyorum. Düşünün... Ben o kontrata sahip olduğumda, şampiyonunuz asla güvende olmayacak. Her nefes alışında arkasını kollamak zorunda kalacak. Her gölgede benim silüetimi görecek. Benim elimde, tepelerinde sallanan paslı bir giyotin olacak. Ve artık... konuşma vakti bitti. Tapınağın kapıları açıldı. Midem bulanıyor. Ama bu gece... Bu gece gölgeler, eti ve kemiği olan bir forma bürünüyor. Eleme maçındaki rakibim... Sana acıyorum. Çünkü sen bir güreş maçına çıkacağını sanıyorsun. Oysa sen, sadece bir mesajı iletmek için seçilmiş talihsiz bir kurbansın. Seni yendiğimde, seni o ringin ortasında kırdığımda... PGW'deki herkes aynı şeyi anlayacak. Kaçabilirsiniz. Saklanabilirsiniz. Ama korku... O daima sizi bulur. Sizin için—
¡CERO... MIEDO!
Penta bu şekilde sözlerini tamamlamış oluyor. Kendisi, kameranın önünden çekiliyor ve oradan uzaklaşıyor. Ondan geriye kalan o tekinsiz boşlukta tek başına kalan kamera, titrek mum alevlerinin gölgeleriyle dans ettiği duvardaki El Santo ve Blue Demon’ın o yıpranmış, yargılayan suretlerine doğru yavaş, adeta hipnotize edici bir yakınlaşma gerçekleştiriyor ve bu sessiz, boğucu veda ile birlikte görüntü yavaşça siyaha gömülerek şov, izleyiciyi bu karanlık atmosferden koparıp reklamlara götürüyor.
Kameralarımız tekrardan arenaya dönüyor. Noel ruhu şovda esmeye devam ediyor. Çeşitli güreşçilerin yer aldığı noel temalı bir Slammy Awards 2026 reklamı izliyoruz. Birkaç saniyenin ardından kalabalığın içerisinde bir adam görüyoruz. Deminki reklamda görmediğimiz o adam, şu an seyircilerin arasında!
"PGW Pure Champion" Sami Zayn burada! Seyirciler onu fark edince coşuyor, Zayn de onları coşturuyor. Sonrasında omuzundaki PURE kemerini düzeltiyor ve en öndeki yerine tekrardan oturuyor. Sırada Money in the Bank eleme maçı var...
Bron Breakker stage'de beliriyor. Bir süre ısınıyor ve ardından gazlı bir şekilde tauntunu atıyor. Ringe doğru yürüyor. Çelik merdivenden çıkıyor ve ringe giriyor. Köşeye çekiliyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
Val Venis stage'de beliriyor. Klasik dansını ediyor ve havlusunu yere bırakıp ringe doğru yürümeye başlıyor. Ringi bir süre süzüyor ve sonrasında çelik merdivenden çıkıyor. Ringe giriyor. Ardından iplerden sekiyor ve ısınıyor. Sonrasında hakem son hazırlıkları tamamlıyor ve zili çalıyor.
Kameralarımız tekrardan arenaya dönüyor. Noel ruhu şovda esmeye devam ediyor. Çeşitli güreşçilerin yer aldığı noel temalı bir Slammy Awards 2026 reklamı izliyoruz. Birkaç saniyenin ardından kalabalığın içerisinde bir adam görüyoruz. Deminki reklamda görmediğimiz o adam, şu an seyircilerin arasında!
"PGW Pure Champion" Sami Zayn burada! Seyirciler onu fark edince coşuyor, Zayn de onları coşturuyor. Sonrasında omuzundaki PURE kemerini düzeltiyor ve en öndeki yerine tekrardan oturuyor. Sırada Money in the Bank eleme maçı var...
Bron Breakker stage'de beliriyor. Bir süre ısınıyor ve ardından gazlı bir şekilde tauntunu atıyor. Ringe doğru yürüyor. Çelik merdivenden çıkıyor ve ringe giriyor. Köşeye çekiliyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
Val Venis stage'de beliriyor. Klasik dansını ediyor ve havlusunu yere bırakıp ringe doğru yürümeye başlıyor. Ringi bir süre süzüyor ve sonrasında çelik merdivenden çıkıyor. Ringe giriyor. Ardından iplerden sekiyor ve ısınıyor. Sonrasında hakem son hazırlıkları tamamlıyor ve zili çalıyor.
Money in the Bank Qualifying Match
Bron Breakker vs. Val Venis
Maç başladı. İkili birbirlerine temkinli bir şekilde yaklaşıyor. Test Of Strength! İkili birbirlerinin ellerinden kavrayarak bir güç düellosuna tutuşuyor. Bron Breakker üstünlük kurar gibi oluyor fakat Val tam yere doğru giderken ani bir Gut Kick! Sonrasında bir tane daha! Ardından sağlam bir Knife Edge Chop vuruyor. Bron köşeye çekiliyor. Val, Bron'un kafasını hedef alarak sağlı sollu yumruklara başlıyor. Fakat Bron bir anda eğiliyor ve Val'ı köşeye çekip orada kıstırarak Shoulder Trust'lar! Üst üste birkaç tane vuruyor ve sonrasında geri geri çekiliyor. Hızla koşuyor ve Clothesline! Fakat Val bundan kaçıyor. Bron kafasını köşeye çarpıyor. Val hızla Bron'u headlock'a alıyor. Bron kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra başarılı olup Val'ı iplere doğru itiyor. Val iplerden sıçrıyor ve Shoulder Block. Ardından seri Tuş denemesi fakat Bron bunu anında atıyor. İkili hızla kalkıyor. Birbirlerine koşuyor. Bron'dan seri bir Small Package! 1... Val seri bir şekilde kalkıyor. İkili yeniden kalkıyorlar. Bu sefer Headlock'la kavrayan Bron! Val hızla iplerden fırlatıyor. Bron seri bir şekilde iplerden sekiyor. Bron eğiliyor Val üstünden atlıyor. Bron tekrar iplerden sekiyor. Val'dan seri bir Hip Toss! Bron sırtını tutarak kalkıyor. Val'dan seri bir Body Slam! Tuş 1... 2...
KICKOUT! Val hızla chinlock'a alıyor. Bron kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra hızla ayaklanıyor. Kilidi çözmeye çalışıyor. Aniden çözüp Judo Throw'la Val'ı yere yapıştırıyor! Val sırtını tutarak kalkıyor. Bron hızla iplerden sekiyor ve bir Clothesline. Ardından Val tekrar kalkıyor. Bron bir tane daha. Sonrasında hızla Val'ı kolundan tutuyor ve köşeye doğru fırlatıyor. Üstüne koşuyor ve birde Corner Clothesline. Ardından Val'ı Top Rope'a çıkartıyor. Peşine kendisi de çıkıyor. FRANKENSTEINER! Fakat hayır! Val, Bron'u vuramadan bacaklarından kavrıyor. Ringe iniyor. Ardından Catapult'la Bron'un kafasını köşeye çarptırıyor. Sonrasında kolundan tutuyor ve irish whipe yolluyor. Gelişine bir Sleeper Hold! Fakat Bron, Val'ı hızla geri geri köşeye doğru çarptırıyor. Ardından Side Slam'le kavrıyor ve Val'ı yere vuru.. Hayır! Val diziyle aniden Bron'un kafasına vuruyor! Ardından hızla bir High Knee'yi oturtuyor! Sonrasında seri bir Tuş denemesi. 1... 2...
KICKOUT! Val hızla Bron'un tepesine çıkıyor ve üst üste yumruklar savurmaya başlıyor. Üst üste sertçe yumruklar savuruyor fakat Bron bir anda iterek Val'ı üstünden atıyor. Sonrasında ikili hızla kalkıyor. Val'dan ani bir depar. Bron bir anda Val'ı kavrıyor ve Belly To Belly Suplex! Val ring dışına çekiliyor. Bron'dan SPEAR HAZIRLIĞI! HIZLA RİNG DIŞINA FIRLIYOR VE KOŞARAK BİR SPEAR! Fakat hayır! Val bundan kaçıyor. Bron kafasını çelik merdivene tosluyor! Val hızla Bron'un kafasından tutuyor ve Bron'un kafasını sertçe çelik merdivene çarpıyor! Bron acı içinde kendini geriye atıyor ve seyirci bariyerlerine tutanarak ayağa kalkmaya çalışıyor. Karşısında tam Sami Zayn duruyor! Bron kafasını kaldırıp ona bakıyorken- VAL ARKADAN GELİYOR VE ONUN KAFASINI BU SEFER DE SAMI ZAYN'İN OLDUĞU BARİYERLERE VURARAK ÇARPTIRIYOR. 1-2-3-4-5! Bron en sonunda yere yığılırken, Zayn gözlerini tamamen Val'a kitlemiş bir halde.
Sami Zayn: Geçmişi kapatmamız gerektiğini sen de çok iyi biliyorsun Val. Bundan kaçma. Bundan kaçma ki yolumuza devam edelim-
Val Venis: Siktir git Sami. Siktir git...
Bron Breakker vs. Val Venis
Maç başladı. İkili birbirlerine temkinli bir şekilde yaklaşıyor. Test Of Strength! İkili birbirlerinin ellerinden kavrayarak bir güç düellosuna tutuşuyor. Bron Breakker üstünlük kurar gibi oluyor fakat Val tam yere doğru giderken ani bir Gut Kick! Sonrasında bir tane daha! Ardından sağlam bir Knife Edge Chop vuruyor. Bron köşeye çekiliyor. Val, Bron'un kafasını hedef alarak sağlı sollu yumruklara başlıyor. Fakat Bron bir anda eğiliyor ve Val'ı köşeye çekip orada kıstırarak Shoulder Trust'lar! Üst üste birkaç tane vuruyor ve sonrasında geri geri çekiliyor. Hızla koşuyor ve Clothesline! Fakat Val bundan kaçıyor. Bron kafasını köşeye çarpıyor. Val hızla Bron'u headlock'a alıyor. Bron kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra başarılı olup Val'ı iplere doğru itiyor. Val iplerden sıçrıyor ve Shoulder Block. Ardından seri Tuş denemesi fakat Bron bunu anında atıyor. İkili hızla kalkıyor. Birbirlerine koşuyor. Bron'dan seri bir Small Package! 1... Val seri bir şekilde kalkıyor. İkili yeniden kalkıyorlar. Bu sefer Headlock'la kavrayan Bron! Val hızla iplerden fırlatıyor. Bron seri bir şekilde iplerden sekiyor. Bron eğiliyor Val üstünden atlıyor. Bron tekrar iplerden sekiyor. Val'dan seri bir Hip Toss! Bron sırtını tutarak kalkıyor. Val'dan seri bir Body Slam! Tuş 1... 2...
KICKOUT! Val hızla chinlock'a alıyor. Bron kurtulmaya çalışıyor. Bir süre sonra hızla ayaklanıyor. Kilidi çözmeye çalışıyor. Aniden çözüp Judo Throw'la Val'ı yere yapıştırıyor! Val sırtını tutarak kalkıyor. Bron hızla iplerden sekiyor ve bir Clothesline. Ardından Val tekrar kalkıyor. Bron bir tane daha. Sonrasında hızla Val'ı kolundan tutuyor ve köşeye doğru fırlatıyor. Üstüne koşuyor ve birde Corner Clothesline. Ardından Val'ı Top Rope'a çıkartıyor. Peşine kendisi de çıkıyor. FRANKENSTEINER! Fakat hayır! Val, Bron'u vuramadan bacaklarından kavrıyor. Ringe iniyor. Ardından Catapult'la Bron'un kafasını köşeye çarptırıyor. Sonrasında kolundan tutuyor ve irish whipe yolluyor. Gelişine bir Sleeper Hold! Fakat Bron, Val'ı hızla geri geri köşeye doğru çarptırıyor. Ardından Side Slam'le kavrıyor ve Val'ı yere vuru.. Hayır! Val diziyle aniden Bron'un kafasına vuruyor! Ardından hızla bir High Knee'yi oturtuyor! Sonrasında seri bir Tuş denemesi. 1... 2...
KICKOUT! Val hızla Bron'un tepesine çıkıyor ve üst üste yumruklar savurmaya başlıyor. Üst üste sertçe yumruklar savuruyor fakat Bron bir anda iterek Val'ı üstünden atıyor. Sonrasında ikili hızla kalkıyor. Val'dan ani bir depar. Bron bir anda Val'ı kavrıyor ve Belly To Belly Suplex! Val ring dışına çekiliyor. Bron'dan SPEAR HAZIRLIĞI! HIZLA RİNG DIŞINA FIRLIYOR VE KOŞARAK BİR SPEAR! Fakat hayır! Val bundan kaçıyor. Bron kafasını çelik merdivene tosluyor! Val hızla Bron'un kafasından tutuyor ve Bron'un kafasını sertçe çelik merdivene çarpıyor! Bron acı içinde kendini geriye atıyor ve seyirci bariyerlerine tutanarak ayağa kalkmaya çalışıyor. Karşısında tam Sami Zayn duruyor! Bron kafasını kaldırıp ona bakıyorken- VAL ARKADAN GELİYOR VE ONUN KAFASINI BU SEFER DE SAMI ZAYN'İN OLDUĞU BARİYERLERE VURARAK ÇARPTIRIYOR. 1-2-3-4-5! Bron en sonunda yere yığılırken, Zayn gözlerini tamamen Val'a kitlemiş bir halde.
Sami Zayn: Geçmişi kapatmamız gerektiğini sen de çok iyi biliyorsun Val. Bundan kaçma. Bundan kaçma ki yolumuza devam edelim-
Val Venis: Siktir git Sami. Siktir git...
Val, Zayn'i tekrardan ghost'lama moduna giriyor ve Bron'u tutuyor. Onu spiker masasına yolluyor ve birkaç kez spiker masasının üstünde yumrukladıktan sonra atletinden çekiyor ve hızla ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Hızla Second Rope'a çıkıyor. Double Axe Handle ile atlı.. Bron atlayamadan Military Press Slam şeklinde kaldırıyor! Ardından o şekilde Val'ı yere çarpıyor! Sonrasında hızla Spear için hazırlık yapıyor!
Bron hızla koşuyor fakat Val aniden ring dışına bırakıyor. Bron onu takip ediyor ve Val soluklandığı sırada onu spiker masasının kenarında Clothesline ile yıkıyor! Ardından tutuyor ve kolundan tutarak bariyerlere doğru fırlatıyor. Fakat Val bunu blokluyor ve Bron'u bariyerlere sertçe fırlatıyor. O sırada bariyerlere yakınken telefonunu kurcalayan Sami bir anda Bron'un bariyerlere çarpması sonucu geri sıçrıyor. Sertçe Val'ı süzüyor. Val bir sorunun mu var dercesine soğuk bir bakış attıktan sonra hızla kaldırıyor ve Bron'u ringe sokuyor. Ardından ringe dalıyor ve hızla Bron'un üstüne koşuyor. Fakat o da ne!?
BRON BREAKKER'DAN ANİ BİR SPEARRRRRR!!!!! TUŞ! 1... 2...
VAL VENIS'DEN KICKOUT! 2 OLUR OLMAZ ATTI! Bron sinirleniyor! Ringden iniyor ve hızla Val'ı ring dışına çekiyor! Kaldırıyor ve sertçe Spinebuster'la tutup bariyere vuruyor! Sonrasında tutuyor ve bariyerlere sertçe vuruyor! Val acı içinde yerde kıvranıyor! Bron tepesine çıkıyor ve Val'ı bariyerlerin orada sertçe yumrukluyor! Bir süre yumrukladıktan sonra kaldırıyor ve hızla çelik merdivene fırlatıyor! Ardından Val'ın ensesinden tutuyor ve ringe sokuyor! Sonrasında atletini açıp ringe dalıyor ve hızla köşeye geçiyor. YENİDEN BİR SPEAR HAZIRLIĞI!! Val ipleri tutarak yavaşça ayaklanıyor. Bron iyice şarj oluyor ve hızla bir depar! SPEARRRR!!!!
HAYIR O SPEAR İÇİN KOŞARKEN VAL'DAN ÇOK SERT BİR BIG BOOT! BREAKKER KURŞUN YEMİŞ GİBİ YERE YIĞILDI. VENIS ŞİMDİ KÖŞELERE ÇIKIYOR VE CUMMMMMMMM SHOTTTTT İLE ATLIYOR! BAŞARILI. TUŞA GİDİYOR 1........2...........
Bron hızla koşuyor fakat Val aniden ring dışına bırakıyor. Bron onu takip ediyor ve Val soluklandığı sırada onu spiker masasının kenarında Clothesline ile yıkıyor! Ardından tutuyor ve kolundan tutarak bariyerlere doğru fırlatıyor. Fakat Val bunu blokluyor ve Bron'u bariyerlere sertçe fırlatıyor. O sırada bariyerlere yakınken telefonunu kurcalayan Sami bir anda Bron'un bariyerlere çarpması sonucu geri sıçrıyor. Sertçe Val'ı süzüyor. Val bir sorunun mu var dercesine soğuk bir bakış attıktan sonra hızla kaldırıyor ve Bron'u ringe sokuyor. Ardından ringe dalıyor ve hızla Bron'un üstüne koşuyor. Fakat o da ne!?
BRON BREAKKER'DAN ANİ BİR SPEARRRRRR!!!!! TUŞ! 1... 2...
VAL VENIS'DEN KICKOUT! 2 OLUR OLMAZ ATTI! Bron sinirleniyor! Ringden iniyor ve hızla Val'ı ring dışına çekiyor! Kaldırıyor ve sertçe Spinebuster'la tutup bariyere vuruyor! Sonrasında tutuyor ve bariyerlere sertçe vuruyor! Val acı içinde yerde kıvranıyor! Bron tepesine çıkıyor ve Val'ı bariyerlerin orada sertçe yumrukluyor! Bir süre yumrukladıktan sonra kaldırıyor ve hızla çelik merdivene fırlatıyor! Ardından Val'ın ensesinden tutuyor ve ringe sokuyor! Sonrasında atletini açıp ringe dalıyor ve hızla köşeye geçiyor. YENİDEN BİR SPEAR HAZIRLIĞI!! Val ipleri tutarak yavaşça ayaklanıyor. Bron iyice şarj oluyor ve hızla bir depar! SPEARRRR!!!!
HAYIR O SPEAR İÇİN KOŞARKEN VAL'DAN ÇOK SERT BİR BIG BOOT! BREAKKER KURŞUN YEMİŞ GİBİ YERE YIĞILDI. VENIS ŞİMDİ KÖŞELERE ÇIKIYOR VE CUMMMMMMMM SHOTTTTT İLE ATLIYOR! BAŞARILI. TUŞA GİDİYOR 1........2...........
3!
Kazanan ve Money in the Bank Ladder Match'e Girmeye Hak Kazanan: Val Venis
Val Venis kazanıyor ve çanta maçına bir bilet kazanıyor. Money in the Bank 2026 için çok tehlikeli bir adayla karşı karşıyayız. Venis, hakemin onun elini kaldırmasının ardından ringden iniyor ve arka alanın yolunu tutuyor. Bu sırada seyircilerin arasındaki "PGW Pure Champion" ve aynı zamanda Money in the Bank 2026 maçına katılmaya hak kazanan Sami Zayn'in ona seslendiğini duyuyoruz. Val bir süre sese dikkatini vermese de en sonunda sinirli bir şekilde kafasını ona çeviriyor. Zayn omuzundaki PURE kemerini ve yukarıdaki Money in the Bank logosunu işaret ediyor... Bir kere daha PURE kemeri için bir maç teklifi bu! Venis bir süre bir şey demeden ona bakıyor ve...
Kazanan ve Money in the Bank Ladder Match'e Girmeye Hak Kazanan: Val Venis
Val Venis kazanıyor ve çanta maçına bir bilet kazanıyor. Money in the Bank 2026 için çok tehlikeli bir adayla karşı karşıyayız. Venis, hakemin onun elini kaldırmasının ardından ringden iniyor ve arka alanın yolunu tutuyor. Bu sırada seyircilerin arasındaki "PGW Pure Champion" ve aynı zamanda Money in the Bank 2026 maçına katılmaya hak kazanan Sami Zayn'in ona seslendiğini duyuyoruz. Val bir süre sese dikkatini vermese de en sonunda sinirli bir şekilde kafasını ona çeviriyor. Zayn omuzundaki PURE kemerini ve yukarıdaki Money in the Bank logosunu işaret ediyor... Bir kere daha PURE kemeri için bir maç teklifi bu! Venis bir süre bir şey demeden ona bakıyor ve...
ORTA PARMAK YAPIYOR! ZAYN'E ORTA PARMAK GÖSTERİYOR! ZAYN'İN YÜZÜ DÜŞTÜ! ŞİMDİ VENIS'İN, ZAYN'E YAKLAŞIP BİR ŞEYLER DEDİĞİNİ DUYUYORUZ. KONUŞMANIN BAŞINI YAKALAYAMASAK DA BİR KISMI DUYULUYOR-
Val Venis: ... Ana odağım çantayken iki sene önceki bir kemer muhabbeti için kendimi yoracağımı mı sandın? Money in the Bank maçında seni sert sert pompalayacağım Sami, aramızda ekstra bir maça ihtiyaç duymayacaksın. Geçmişimizi de şöyle gömebiliriz... Kameralara, ben Money in the Bank çantasını kaldırırken aşağıda çabalayıp başaramadığın güzel bir poz verirsen seni affedebilirim.
Val Venis: ... Ana odağım çantayken iki sene önceki bir kemer muhabbeti için kendimi yoracağımı mı sandın? Money in the Bank maçında seni sert sert pompalayacağım Sami, aramızda ekstra bir maça ihtiyaç duymayacaksın. Geçmişimizi de şöyle gömebiliriz... Kameralara, ben Money in the Bank çantasını kaldırırken aşağıda çabalayıp başaramadığın güzel bir poz verirsen seni affedebilirim.
Val gülerek gözden kaybolurken kameralar Zayn'e tekrardan yakın çekim yapıyor. Zayn'in hayal kırıklığı bir sürenin ardından kayboluyor ve onun da gözlerini Money in the Bank 2026 logosuna çevirdiğini görüyoruz. Şimdi kısa bir reklam arası...
Kısa bir reklam arasına gidilmişti, şimdi ise bu reklamlar sona buluyor ve Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK serisinin 91. Bölümü kaldığı yerden devam ediyor. Kameraların açıldığı ortama göz atılacak olduğunda, buranın bir hastanenin içerisi olduğu rahatlıkla anlaşılıyor. Ekrana farklı açılardan hastanenin çeşitli alanları gösterildikten sonra, sabit bir noktaya dönüyoruz. Burası uzunca bir hastane koridoru ve karşılıklı şekillerle sıralanmış odalar yer alıyor. Bizim kameramız, kapısının aralı olduğunun önünde duruyor. Kameraman, elindeki kamerasıyla birlikte kapıyı açıyor ve içeriye giriyor. İçeri girildiğinde, iki kişiyi görüyoruz—
Geçtiğimiz hafta vahşi ve etik dışı bir şekilde kanlar içerisinde bırakılan Finn Bálor ve kendisinin sorumluluğunu üstlenmiş olduğu tahmin edebileceğimiz bir doktor... Finn'in alın bölgesi tamamen görünmeyecek vaziyette, yüzünün açık kısmına ise batikon sürülmüş fakat derisindeki kesikleri rahatlıkla seçebiliyoruz. Doktor, hasta yatağının üzerinde uzanan Finn'le iletişim hâlinde olduğunu, ona bir şeyler sorduğunu fark ediyoruz.
Kısa bir reklam arasına gidilmişti, şimdi ise bu reklamlar sona buluyor ve Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK serisinin 91. Bölümü kaldığı yerden devam ediyor. Kameraların açıldığı ortama göz atılacak olduğunda, buranın bir hastanenin içerisi olduğu rahatlıkla anlaşılıyor. Ekrana farklı açılardan hastanenin çeşitli alanları gösterildikten sonra, sabit bir noktaya dönüyoruz. Burası uzunca bir hastane koridoru ve karşılıklı şekillerle sıralanmış odalar yer alıyor. Bizim kameramız, kapısının aralı olduğunun önünde duruyor. Kameraman, elindeki kamerasıyla birlikte kapıyı açıyor ve içeriye giriyor. İçeri girildiğinde, iki kişiyi görüyoruz—
Geçtiğimiz hafta vahşi ve etik dışı bir şekilde kanlar içerisinde bırakılan Finn Bálor ve kendisinin sorumluluğunu üstlenmiş olduğu tahmin edebileceğimiz bir doktor... Finn'in alın bölgesi tamamen görünmeyecek vaziyette, yüzünün açık kısmına ise batikon sürülmüş fakat derisindeki kesikleri rahatlıkla seçebiliyoruz. Doktor, hasta yatağının üzerinde uzanan Finn'le iletişim hâlinde olduğunu, ona bir şeyler sorduğunu fark ediyoruz.
X: Finn, parmağımı takip et... (Finn gözleriyle bu talimatı yerine getiriyor) Güzel. Işığa karşı tepkilerin normale dönüyor ama hala ciddi bir travmanın etkisindesin. Beni net bir şekilde duyabiliyor musun— bunu benim için doğrulayabilir misin?
Finn Bálor: Duyuyorum Manabu... Ama sesin çok uzaktan geliyor gibi. Her yer... Her yer hala o geceki gibi karanlık ve zonkluyor.
Doktor Manabu: Bu normal. Alın bölgendeki açılma oldukça derindi ve çok fazla kan kaybetmişsin. Hafızanda bir bulanıklık var mı? En son neyi hatırlıyorsun?
Finn Bálor: Duyuyorum Manabu... Ama sesin çok uzaktan geliyor gibi. Her yer... Her yer hala o geceki gibi karanlık ve zonkluyor.
Doktor Manabu: Bu normal. Alın bölgendeki açılma oldukça derindi ve çok fazla kan kaybetmişsin. Hafızanda bir bulanıklık var mı? En son neyi hatırlıyorsun?
Finn Bálor: Ringin ortasındaydım... Sonra sadece acı ve sıcak kanın yüzüme doğru akışını hatırlıyorum. Gerisi yok.
Doktor Manabu: Anlıyorum. Bir süre daha burada, müşahede altında kalman gerekecek. Fiziksel yaraların iyileşir ancak dinlenmen şart. Bu arada, hastane giriş işlemlerin ve tedavi onayların için birinin burada olması gerekiyordu. (Bir süre sessizlik oluşuyor. Doktor Manabu, elindeki kağıda göz atarak konuşuyor) Refakatçiniz, sizin için imza atan kişi... Bay Carlito mu?
Finn Bálor: (Dertlice derin bir nefes veriyor) Evet... Ondan başka kimsem yok benim.
Doktor Manabu: Anlıyorum. Bir süre daha burada, müşahede altında kalman gerekecek. Fiziksel yaraların iyileşir ancak dinlenmen şart. Bu arada, hastane giriş işlemlerin ve tedavi onayların için birinin burada olması gerekiyordu. (Bir süre sessizlik oluşuyor. Doktor Manabu, elindeki kağıda göz atarak konuşuyor) Refakatçiniz, sizin için imza atan kişi... Bay Carlito mu?
Finn Bálor: (Dertlice derin bir nefes veriyor) Evet... Ondan başka kimsem yok benim.
Finn'in bu cümlesini tamamlamasının hemen sonrasında, Doktor Manabu'nun arkasında bir kişi beliriyor ve bu da Carlito'dan başkası değil elbette. Elinde bir adet çiçek demeti yer almakta olan Carlito, önce başıyla Doktor Manabu'ya selam veriyor; sonrasında da direkt olarak Finn'e doğru gidiyor. Finn'in elini sımsıkı bir şekilde tutuyor ve çiçeği hemen yandaki masanın üzerine bırakıyor. İki profesyonelin de, duygusallaştığını- gözlerinin dolduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Onlar bu zor anı yaşarken, bir süredir sessiz kalan Doktor Manabu'nun bir şeyler söylemeye başladığını gözlemliyoruz.
