- Katılım
- 4 Tem 2023
- Konular
- 140
- Mesajlar
- 9,349
- Beğeni sayısı
- 2,289
- PG Nakit
- 550
- RPG Karakteri
- Bray Wyatt
PGW arenasındayız. Phoenix'te yapılacak olan Royal Rumble şovunun müziği arenada yankılanırken, coşkulu bir atmosfer bizi karşılıyor. Spiker masasındayız.
JBL: Son bir hafta Michael, heyecanlı mısın? Bütün bahislerin ortaya konduğu, favorilerle dolu bir Royal Rumble maçı!
Michael Cole: Yılın bu zamanı beni her zaman heyecanlandırmıştır John. Bu seneki maçımız tam bir yıldızlar geçidi olacak.. PGW Universe'ün cevabını aradığı soru şu: Rumble'ı kim kazanacak? Şu isimlere bir bak: Val Venis, Tony D'Angelo, Dark STG, Bray-
WYATT!
Işıklar sönüyor.
Far From Any Road eşliğinde girişte elinde gaz lambasıyla Bray Wyatt, sağında Braun Strowman ve solunda Erick Rowan ile beraber girişte görünüyor. Wyatt Family ilerlerken son PAYBACK'te yaşananları hatırlıyoruz. Kameralar bir yandan Wrestlemania logosunu çekerken Bray ringe giriyor. Lambaya üfleyerek ışıkları geri getirdiğinde yuhalamalar ve küfürlerle karşılanıyor.
İki silahşör birbirleriyle bir düello yapmaya karar verdiği zaman, mesele basittir. Taraflar ileri doğru üçer adım atarlar, verilen işaretle beraber arkalarını dönerler ve hayatla ölüm arasında yalnızca tek bir merminin bulunduğu küçük bir oyun oynarlar. Bir kazanan olur, bir de kaybeden. Kurallarıyla, taraflarıyla dünyanın en basit sistemidir düello. O günden bugüne, Kolezyum'un Dünyanın zirvesi olduğu gladyatörler çağından bu yana insanoğlu, iki tarafın birbiriyle çarpışmasından zevk alır. (Wyatt seyirciye bakıyor) Ancak bazen, işler çok daha karmaşık hale gelir. İki ordu, birbirinin karşısına çıkar. Başta her şey yerli yerindedir, öten borazanlardan, parlayan sancaklardan ve orduların zırhlarından kimin hangi taraftan olduğunu anlayabilirsiniz. Ve savaş başladıktan sonraki o kısa zaman zarfında, bilinciniz yerinde bir şekilde cenk edebilirsiniz. Ama sonrasında, savaş sizi yutar. Öten borazanların sesi susmuştur, yerini atının altında ezilmiş ve çığlık çığlığa bağıran adamların feryatları alır. Kimin hangi sancak altında savaştığını bilemezsiniz, bütün o bayraklar kanlı meydanda ayakların altında sürünmektedir zira. Artık zırhların rengini ayırt edemezsiniz, zira savaşta belli bir süre sonra insanlar isteseler de istemeseler de kırmızı giymek zorunda kalırlar. (Wyatt usulca gülümsüyor) İşte buna "düello" değil, "meydan savaşı" adı verilir. Mücadele ilerledikçe karşınıza çıkan adamın dost mu düşman mı olduğunu anlayamazsınız, sadece önünüzdeki o kan ve et yığınını parçalara ayırmaktan ibarettir amacınız. Ve günün sonunda, bir can pazarının yaşandığı o meydandan sağ ve tek parça olarak ayrılabilmek için her şeyi yapabilecek kıvama gelirsiniz. Bir süre sonra kaslarınız tatlı tatlı yanmaya başlar, düşmanlarınıza ölüm yağdırmanın vermiş olduğu zevkle hiç bir acı ve hiç bir korku barındırmadan savurursunuz kılıcınızı. Ozanlar bunun adına "savaş humması" derler ve bir kez o hummaya kapıldığınız zaman anlarsınız gerçek erkeklerin düellolarda değil meydan savaşlarında hayatta kaldığını. Phoenix, bizim meydan savaşımız. 30 adamın tek bir gaye uğruna birbirlerine kıymaya hazır olduğu bir meydan savaşı. Orada kurallar olmayacak, orada diskalifiye olmayacak. Rakibine ne yaparsan yap, hiç bir üniformalı araya zıplayıp seni durdurmaya çalışmayacak. Tek isteğin, pençelerini geçirebildiğin adamı o iplerin üzerinden fırlatmak olacak: Ölü ya da diri. Diğer 29 delikanlının cevaplaması gereken asıl soru ise şu: Royal Rumble'ı kazanmak için ölmeye razı mısınız? Zira cevap hayırsa, çoktan kaybettiniz demektir.. Bu sadece iki ayağın zemine değmesi meselesi değil madamlar ve mösyöler. Bu, midenin katliamı kaldırıp kaldırmamasıyla alakalı bir mesele. Ve ben diyorum ki, Wrestlemania yolunda postunu önüme sermeye hazır olan kim varsa hepsinden birer ısırık almaya hazır bir şekilde bekliyorum. Nitekim, PAYBACK'te bunun bir örneğini gördük, birbirleriyle kurdukları suni ortaklıklarla yol yürümeye çalışan aymazlar; bir soytarı kumpanyasını, bir sirki andırır manasız bir kavganın içine tutuştular. Onların enstrümanlarıyla yarattıkları anlamsız kakafoniyi Bray amcalarının sesi bitirebilirdi ancak. Ki assolist bir kez daha sahne aldı ve diğer oğlanların gürültüsüne bir son verdi.
Bray başını sallıyor ve seyirciye bakıyor.
Ya siz evlatlarım? Sizler kimden yanasınız? Eğer hala Bray amcanız kalbinize sirayet edemediyse bir şeyi iyi anlamamışsınız demektir: Bu, 30 adamın savaşı değil. Bu, iki tarafın savaşı. Işık var, ve karanlık. Gündüz var, ve gece. Ya Bray Wyatt bu savaşı zaferle kapatarak PGW'yi üzerine çökmüş olan geceden kurtaracak... ya da PGW belirsizliklerin ve yozlaşmanın kol gezdiği gecenin içinde sessiz uykusuna devam edecek.. Ve ben diyorum ki: İsteseniz de istemeseniz de size Bitmeyen Yaz'ı getireceğim. Beni yuhalamaya, adımı lanetle anmaya ve çok sevdiğiniz kıymetli Velveteen'inizi astığım için bana küfürler savurmaya devam edin. Bunların beni yolumdan alıkoyacağını düşünüyorsanız-
Wyatt'ın sözü çok ani bir şekilde kesiliyor.
@Kras Mazov @American Psycho @god is an astronaut @Akashi @Broken Dreams @Gloom @RDT @Hülya Avşmaz @GBB @KALKTI!!!! @Netuno
OUT: Müsaitliği olup Rumble maçında yer alan herkes gelebilir beyler
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Bray Wyatt

