- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 552
- Mesajlar
- 615
- Beğeni sayısı
- 53
- PG Nakit
- 525
- Favori Güreşçi
- LA Knight
Olay kesinlikle Özdağıymış, İmamoğluymuş değil. Bu insanlar neden içerde? Ne hakla Diplomasını elinden alıyorsunuz? ortadaBu ülkenin en kıymetli istihbarat adamlarından biri, öyle ya da böyle faal bir muhalefet partisinin lideri Ümit Özdağ 58 gündür tutuklu. Tam 2 ay olacak, henüz iddianamesi yazılmış değil. Şu an Türkiye’nin herhangi bir şehrinde tura çıkıp sokakta 10 kişiyi çevirsem ve Ümit Özdağ hangi suçtan dolayı tutuklu diye sorsam bir kişi doğru cevap veremez. Öğrenciliği de dahil edersem 6 senelik hukukçuyum, işin açıkçası ben de cevap veremem bana sorulsa. İnsanları somut delil olmadan soruşturma aşamasında tutukluyorsunuz hadi bunu bir nebze idare eder olduk lanet olsun, ulan ortada somut bir suçlama yokken bir insanın özgürlüğünü 60 gün elinden almak hangi akla hizmet?
Bugün ise Ekrem İmamoğlu ekseninde sahte diploma polemiği çıkarıyorsunuz, akabinde İmamoğlu gözaltında. İmamoğlu’nun güncel görevi itibariyle bu ülke için ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu anlatmama gerek yok herhalde. Öyle ki, sabah saatlerinden beri bunca şeye rağmen belki de gördüğüm en boğucu ekonomik presi yemekteyiz. Ve tüm bunlar başımıza sadece son 2 ay içerisinde geldi. Bir muhalefet lideri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 6 yıllık güncel başkanı müsnetsiz iddialarla özgürlüğünden ediliyor.
Bir şeyler oluyor, gün geçtikçe daha kötü şeyler oluyor, şeytan bile imana gelip namaz kılacak ve zikir çekecek hale geliyor, insanlar olan bitene iyi kötü bir şeyler söylüyor/yapabilen yapıyor. Ama 16 Nisan 2017’de bu vatan için taşın altına koyduğunuz eliniz, sevgisiyle dolup taşan kalbiniz, bekası için kafa yorduğunuz zihniniz, ve hatta gerekirse satacağınız böbreğiniz dahi fonksiyonunu yitirdi arkadaşlar. Yaptığınız hiçbir şeyin hükmü yok. Cumhurbaşkanlığı sistemi denen ve dünyada emsali görülmemiş bir zırvalığın sonuçlarına katlanıyoruz hep birlikte, hiçbirimiz buna engel olamadık ve günler geçtikçe artık gün gün değil saniye saniye yaramız açılır vaziyete büründü.
Ben hala birçok şeye dair umudumu kaybetmiş değilim, ama saniye geçtikçe yarası açılan ve kanaması durmayan bir şeyi nasıl hayatta tutup ayağa kaldırabileceğimizden de emin değilim. Üstelik ameliyathanedekilerin en az %53’ü de hastanın durumunun kritik olduğunun farkında değil yahut bunu fark etmek istemiyor. Bir şeylerin farkına varın artık, “normalleştirme” kelimesini yakın tarihte en çok kullanan insan Fahrettin Koca. Normalleşmenin/normalleştirmenin bir noktada ne kadar sakıncalı olabileceğine buradan pay biçin.
Mizaha bir şey diyemem izahı olmayan şeyin mizahı oluyor ama sıranın bir gün kendisine de gelebileceğini göremeyecek kadar gözü kör olan ve oh olsun diyen insanlar Allah’ından bulur tez vakitte inşallah.Olay kesinlikle Özdağıymış, İmamoğluymuş değil. Bu insanlar neden içerde? Ne hakla Diplomasını elinden alıyorsunuz? ortada
kocaman bir hukuksuzluk var. Seversin ya da sevmezsin. Haksızlığa, hak yemeye her zaman karşı duracak onur olmalı insanda. Kaldı ki koskoca Türkiye Cumhuriyetinde, bu şekilde elini kolunu sallaya sallaya karar alıp uygulatabiliyorlar şaka gibi. Mizaha vurup olay ile gülüp eğlenen, sevmiyordum iyi oldu diyen herkes onursuzdur gözümde.
Bu ülkenin en kıymetli istihbarat adamlarından biri, öyle ya da böyle faal bir muhalefet partisinin lideri Ümit Özdağ 58 gündür tutuklu. Tam 2 ay olacak, henüz iddianamesi yazılmış değil. Şu an Türkiye’nin herhangi bir şehrinde tura çıkıp sokakta 10 kişiyi çevirsem ve Ümit Özdağ hangi suçtan dolayı tutuklu diye sorsam bir kişi doğru cevap veremez. Öğrenciliği de dahil edersem 6 senelik hukukçuyum, işin açıkçası ben de cevap veremem bana sorulsa. İnsanları somut delil olmadan soruşturma aşamasında tutukluyorsunuz hadi bunu bir nebze idare eder olduk lanet olsun, ulan ortada somut bir suçlama yokken bir insanın özgürlüğünü 60 gün elinden almak hangi akla hizmet?
Bugün ise Ekrem İmamoğlu ekseninde sahte diploma polemiği çıkarıyorsunuz, akabinde İmamoğlu gözaltında. İmamoğlu’nun güncel görevi itibariyle bu ülke için ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu anlatmama gerek yok herhalde. Öyle ki, sabah saatlerinden beri bunca şeye rağmen belki de gördüğüm en boğucu ekonomik presi yemekteyiz. Ve tüm bunlar başımıza sadece son 2 ay içerisinde geldi. Bir muhalefet lideri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 6 yıllık güncel başkanı müsnetsiz iddialarla özgürlüğünden ediliyor.
Bir şeyler oluyor, gün geçtikçe daha kötü şeyler oluyor, şeytan bile imana gelip namaz kılacak ve zikir çekecek hale geliyor, insanlar olan bitene iyi kötü bir şeyler söylüyor/yapabilen yapıyor. Ama 16 Nisan 2017’de bu vatan için taşın altına koyduğunuz eliniz, sevgisiyle dolup taşan kalbiniz, bekası için kafa yorduğunuz zihniniz, ve hatta gerekirse satacağınız böbreğiniz dahi fonksiyonunu yitirdi arkadaşlar. Yaptığınız hiçbir şeyin hükmü yok. Cumhurbaşkanlığı sistemi denen ve dünyada emsali görülmemiş bir zırvalığın sonuçlarına katlanıyoruz hep birlikte, hiçbirimiz buna engel olamadık ve günler geçtikçe artık gün gün değil saniye saniye yaramız açılır vaziyete büründü.
Ben hala birçok şeye dair umudumu kaybetmiş değilim, ama saniye geçtikçe yarası açılan ve kanaması durmayan bir şeyi nasıl hayatta tutup ayağa kaldırabileceğimizden de emin değilim. Üstelik ameliyathanedekilerin en az %53’ü de hastanın durumunun kritik olduğunun farkında değil yahut bunu fark etmek istemiyor. Bir şeylerin farkına varın artık, “normalleştirme” kelimesini yakın tarihte en çok kullanan insan Fahrettin Koca. Normalleşmenin/normalleştirmenin bir noktada ne kadar sakıncalı olabileceğine buradan pay biçin.