RPG Ahlat Ağacı


Ensiferum

amcaoğlu
Katılım
4 Tem 2023
Konular
140
Mesajlar
9,348
Beğeni sayısı
2,289
PG Nakit
550
RPG Karakteri
Bray Wyatt
wyatt-family-wrestlemania.jpg


Kameralarımız ringe döndüğünde The Wyatt Family'i görüyoruz. Bray Wyatt elinde mikrofonla köşeye oturmuş vaziyette, Erick Rowan ve Braun Strowman da maskelerini yüzlerine çekmiş biçimde, Bray'in yanında birer gölge gibi dikiliyorlar. Kadrajda ön planda duran Bray'in hemen arkasında, arenanın tepesine asılmış olan Wrestlemania logosunu görüyoruz.

"Bir şeyleri inşa edebilmek zaman alır" demişti bana o ihtiyar, "yıkmak ise sadece bir dakika.." Çobanlık yapmış, hayatında hiç mürekkep yalamamış bir adam. Olmayan tahsiliyle pek çoğunun idrak edemediği bir gerçeği dile getirdi aslında. Her gün bu çöplükte örneklerini görmüyor muyuz, insanlar aylardır kendileri için büyük anlam ifade ettiğini düşündükleri binalar yapıyorlar. Kimi bunun çimentosunu cinsellikten alıyor, kimi ise güreşe olan sevgisinden. Ama neticede PGW bir sahil ve her çocuk kumdan kalesini yapmaya çalışıyor. Her biri başka başkadır bu çocukların. Onları küçümsemeyin madamlar ve mösyöler, ben de amcaları olarak onların çocukça çabalarını izliyor ve kumdan kalelerini dik tutmaya çalışmalarını takdirle izliyorum. Büyük bir mücadele var, kimileri gözünü 30 adamın birbirini ısıracağı o kördöğüşüne çevirmiş, kimi ise buraları takım elbiseliler üzerinden yönetmenin hesaplarını yapıyor. Sahil geniş ve gün geçtikçe kalabalık artmaya devam ediyor. Ama PGW'de kumdan kalenizi ne kadar yükseltirseniz yükseltin, yabancıların tekmelerinden ne kadar korursanız koruyun bir gün gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. O gerçeğin adı da deniz. Kalenizin ne kadar kalın ya da uzun olduğunun önemi yoktur, serseri bir dalga gönderir üzerinize ve tüm hikayeniz bir bulamaç gibi sulara gömülür. Bray Wyatt, PGW'nin denizidir. Ve inşa edilen tüm kaleler benim dalgalarımın kudretine karşı bir sınav verir. İşte, Royal Rumble'ın büyüsü tam da burada yatıyor. 29 delikanlı, hikayeleriyle ve önem verdikleri her şeyle beraber o savaş meydanına indiğinde bana karşı korunmasız olacaklar. Kimileri bir mafyanın arkasına sığınarak zafere yürümeye çalışacak, kimi ise sayı üstünlüğünü eline almayı deneyecek. Ancak herkesin tek bir nihai adresi olacak: Wrestlemania. (Wyatt logoya bakıyor bir süre) İşte, Rumble günü gittikçe yaklaşırken bu ihtiyarı hala yormaya çalışan hevesli gençler var. Benim buraya ayak bastığımdan beri uyandırdığım dehşeti idrak eden ve beni hesaptan çıkarmaya niyetlenmiş bir kuru kalabalık. Bunlardan bir tanesi ise kurduğunu düşündüğü bir tuzağın içine beni çekmek istiyor. Ancak ben ve ailem, ona istediği fırsatı vermeyeceğiz. Şunu düşünün madamlar ve mösyöler, 29 ceylan ve 1 aslan aynı ormana kısıldıktan sonra; aslanın hangi aşamada sahneye dahil olduğu kimin umurunda? Bu, sahiden de bir av. Ama predator olan benim ve diğerleri de benim akşam yemeğim sadece.

Wyatt seyirciye bakıyor.

Bu büyüleyici Royal Rumble serüveni başladığında beri herkes bıçağını bana bilemiş vaziyette. Önce Kara Kitabıyla Steve karşıma çıkarak şansını denemek istedi, ardından ise Randy'nin kabuslarıyla dans ettiğini gördük. Ve şimdi de karşımızda Kruger isimli bir başka spesimen var. Ama diğerlerinin aksine bu delikanlı kendini bir avcı olarak nitelendiriyor. O yüzden bilmeceyi doğru sormak gerek: Avcı kime denir? (Wyatt sakalını sıvazlıyor düşünür gibi) Avcı, daima tetikte olandır. Bastığı topraktaki taşı bile tanıyan, ayın ışığında bile izini bulabilen ve alelade insanların giremediği patikaları keşfedendir. Avcı olmak için, habitatta yaşayan diğer acuzelerden seni ayıracak bir şeylere ihtiyacın vardır. Yön duygusu, silah, cesaret.. Peki sende bunlardan hangisi var evlat? Avcı olduğunu söylüyorsun, ancak ayak bastığın ormanı bile doğru dürüst tanımıyorsun. Daha dişlerini yeni çıkarmış bir ceylan olmana rağmen, kendi denklerinle uğraşmak yerine aslanın yelesine hamle yapmayı planlıyorsun. Leo, benim güzel çocuğum, PGW'deki macerana bu şekilde mi başlamak istiyorsun? Bray Wyatt'ın tatile çıkardığı adamların arasına ismini yazdırmak mı niyetin? Eğer PGW'yi bir orman olarak düşünüyorsan bilgin olsun: Burada oturmuş bir besin piramidi var ve en üst basamakta ihtiyar Bray amcan oturuyor. Altımdakiler, ben müsaade ettiğim sürece ormanda serbestçe gezmekte özgürler. Kendine denk ya da kendinden zayıflara diş geçirebilirsin. Ve en önemlisi, toynakların benim alanıma değmediği sürece nereye istersen oraya gidebilirsin. Ama gece olup ay çöktüğünde, benim avım başlar. Ve Royal Rumble yaklaşırken güneşin ufuktan yavaş yavaş kaybolduğunu söylemek yanlış olmaz. Senin sıkletinde bir adam, benim Royal Rumble'a giden yoluma taş döşeyemez. MAYHEM'de sana ve diğer yirmi sekiz cühela dostumuza amme hizmeti yapıyordum. Bana hamle yapanın canından olacağını söylüyordum evlat. Ama sen karşıma çıkarak bunu bir gösteriye çevirmeyi tercih ettin ve meydan okumaya karar verdin. 30 dakikalık bir "Iron Man" maçı, öyle mi? (Wyatt sırıtıyor) Birinci sıradan da girsem, otuzuncu sıradan da girsem fark etmez. Velveteen Dream isimli parazit bana yapışmayı tercih etmeseydi çoktan gerçekleştireceğim şeyi yapacağım. Leo da dahil olmak üzere yirmi dokuz adamı cehenneme gönderip kendi şeytanlarıyla yüzleşmelerine aracı olacağım. Ve ardından, Wrestlemania'da bana ait olan tahtı ele geçirerek PGW'ye hiç unutamayacağı bir tiranlık dönemi yaşatacağım. Leo, kendini avcı olarak görüyor olabilirsin evlat ama bu av değil, bu vals. Ve diğerleri gibi yakında öğreneceğin üzere, şeytanla dans etmeye kalktığında dansın ne zaman biteceğine şeytan karar verir. Senin k-

Bir müziğin duyulmasıyla ışıklar açılıyor ve Wyattlar girişe bakıyor.

@god is an astronaut
 

god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster


1742564592898.png

Girişte bir gülümsemeyle beliren isim Leo Kruger, Bray Wyatt'ta onun gülümsemesine hafif bir gülümseme gösteriyor. Leo Kruger girişten ringin içerisine bakıyor, bariz sayı üstünlüğünün karşı tarafta olduğu bir alana girmeyi akıl karı görmezmişçesine; giriş alanına bağdaş kurarak oturuyor ve çok geçmeden konuşmaya başlıyor:

Leo Kruger: Ah şu metaforların... Sana amca dediğime pişman etmediğine minnettarım, Bray Amca. Kelimeleri ne kadar karmaşık hale sokarsan, kendin ve kitlen arasına o kadar büyük bir set dizersin değil mi? Nasıl istersen amca, şu bizi merakla seyreden gözlere kendini dilediğin bir biçimde ifade edebilirsin. Bilirsin, orman her daim tehlikelerle doludur ve içerisinde senden bir şeyler taşımayan bir kavgaya girmek; getireceği tehlikelerden başka sana hiçbir şey kazandırmaz. Söylediğin gibi, Belki Fight Club günü Randy Orton'la savaşırken sırtım yere gelmeseydi biz hiç karşılaşmayacaktık. Ancak gerçekleşmeyecek durumların üzerine bu kadar vakit kaybedemem, o yaşlı vücudun buna duyarsızlaştığından olsa gerek hafife alsan da; içgüdülerim onlardan başka şeylere yoğunlaşabileceğim kadar dahi bir vakit tanımıyor bana. Sadece onlara kulak veriyorum...

...

Leo Kruger: Veriyorum... Benden bir şeyler taşımayan kavgaya bir adım atmamı da onlar bana iletti. Büyüdükçe ebeveynlerinden uzaklaşan insanların partnerlerinde bu yoksunluğu araması gibi, ben de girdiğim her kavgada geldiğim natürelliğe ulaşmaya çalıştım amca. Sana seni tanıdığımı söylerken de işin içerisinde bir ironi katmıyordum, belki de bu yüzden seninle mücadelemi uzun tutmaya bu kadar hevesliyim. İnanmak istiyorumdur, seni ve hasarlı bedenini yerde bırakıp ayağa kalktığımda geçmişime dair bir şeylerin tekrardan geleceğimde belireceğine inanmak istiyorumdur. Buraya gelirken taşıdığım istencin bir benzeri, öfke en temel içgüdülerden birisi; ve ben kendimden uzaklaştıkça ona daha sıkı sarıldım. Dediklerimi başından beri anladığını iddia ediyorsan, bunu söylememin ne kadar tehlikeye yol açabileceğinin de farkındasındır amca. Ben sana seni tanıdığımı söyledim, sen bana beni. Neden bana da diğerlerine konuştuğun kadar kapalı konuşmaya yelteniyorsun amca? Ben sana bir kan bağı fırsatı sunarken, benden kaçmaya çalışıyorsun? Bugüne kadar ortaya sunduğun tüm argümanlarını topla ve benimkilerle birleştirelim amca? Bunu yapabilir misin? Dediğin kadar var mısın, yoksa inanmak istediğinin bir yansıması mısın? Şu inanmak istediklerime dair bir tırnak kadar umut aşılayabilir misin bana? Yoksa iğnenin içindeki eninde sonunda yine senin damarına mı enjekte olur? Doğa tek başına hayatta kaldığın bir yerdir, ama tek başına hayatta kalamazsın. Ne dediğimi anlıyorsan.

1742564872193.png

Baştaki haline nazaran, Leo Kruger'ın yüzünün gittikçe düştüğü şu noktalarda sesinin daha da durulduğunu; hatta sanki Bray Wyatt ile kapalı bir odada konuşuyormuşçasına kadar derinleştiğini söyleyebilmek mümkün.

Leo Kruger: Belki de sana fazla anlam yüklemekle hata yapıyorumdur amca. Belki de sana bunu hiç dememeliydim, şu haline bak. Hiçbir şey değilsen bile yapaysın, arkandaki edi ve büdü; bir de adını andığın diğer figüranlarla beraber oynadığınız evcilik oyunlarını hayatın kendisine atfetmek gibi bir ucuzluğun içerisindesin. Bir başkasına bunu gösteremeyeceğin kadar izole olduktan sonra, kendi başına yarattığın hükümdarlığın ne anlamı var? Arkandakiler senin ne kadarına aitler? Bu dediklerimin realistliği de sana kalsın, sorduğum soruları yaptığım bir bağış gibi de düşünebilirsin. Şimdi de biraz cevaplardan bahsedelim. Avcı kime denir gibi bir soruyu sadece avcı olmayan birisi sorar. Doğada sana kimlik kontrolü yapacak bir polis yok, sen tam olarak neyi hissediyorsan bire bir osundur. Her seferinde bir kontrol kalemine ihtiyaç duymak, özgüvensizliğin işareti. Bu yüzden olduğumu bir başkasına teyit ettirme ihtiyacı hissetmiyorum, senin tanımların evciliği oynadığınız barakalarda geçerli olabilir; benim var olduğum yerlerdeyse hükümsüz. Benim var olduğum yer kadar, ben de var olanlar içinde hükümsüz. Yön duygusu, silah, cesaret, istediğin ismi koy. Ben kendimde bir şeyler görüp de böyle olmadım, böyle doğdum! Yaratılışımın içerisine yapaylık karıştırıp anlamsızlıkların içerisine girmedim, en başında neydiysem şimdi de ondan bir farkım yok. Ancak senden bunu anlamanı beklemiyorum, yalancı Davut.

Leo Kruger oturduğu yerden ayağa kalkıyor, Bray Wyatt hala onu seyrediyorken hareketlenecekmiş gibi yapıyor ancak arkasını ringe bir kez daha dönüyor ve konuşmaya başlıyor:

Leo Kruger: Sana son bir iyilik yapmama fırsat tanı amca, bağışlarımın arasına ekleyebileceğin. Şu ring, arka alandakiler, arkandakiler, mücadeleler.. İster orman dersin, ister dans pisti; ister cennet dersin ister cehennem. En ufak umurumda olmaz. Ancak sakın annemin nimetlerine dair bir sahiplikten bahsetme. Sen baba soyundansın, kendi soyunla ilgilen; yoksa annemin istediğinde denizlerini kurutabildiği gibi ben de senin soyunu kuruturum. Haftaya görüşürüz.

Leo Kruger bunu söyledikten sonra mikrofonu umarsızca kenara bırakıp arka alanın yolunda gözden kayboluyor, ringin içerisinden Braun Strowman, Erick Rowan ve Bray Wyatt onun gidişini izlerken kameralarımız bu görüntülerle birlikte kapanıyor...

 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi