Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
Ahlat Ağacı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="god is an astronaut" data-source="post: 348136" data-attributes="member: 91"><p style="text-align: center">[MEDIA=youtube]lKuLYOj-TZk[/MEDIA]</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">[ATTACH=full]12387[/ATTACH]</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><em>Girişte bir gülümsemeyle beliren isim Leo Kruger, Bray Wyatt'ta onun gülümsemesine hafif bir gülümseme gösteriyor. Leo Kruger girişten ringin içerisine bakıyor, bariz sayı üstünlüğünün karşı tarafta olduğu bir alana girmeyi akıl karı görmezmişçesine; giriş alanına bağdaş kurarak oturuyor ve çok geçmeden konuşmaya başlıyor:</em></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong>Leo Kruger: </strong>Ah şu metaforların... Sana amca dediğime pişman etmediğine minnettarım, Bray Amca. Kelimeleri ne kadar karmaşık hale sokarsan, kendin ve kitlen arasına o kadar büyük bir set dizersin değil mi? Nasıl istersen amca, şu bizi merakla seyreden gözlere kendini dilediğin bir biçimde ifade edebilirsin. Bilirsin, orman her daim tehlikelerle doludur ve içerisinde senden bir şeyler taşımayan bir kavgaya girmek; getireceği tehlikelerden başka sana hiçbir şey kazandırmaz. Söylediğin gibi, Belki Fight Club günü Randy Orton'la savaşırken sırtım yere gelmeseydi biz hiç karşılaşmayacaktık. Ancak gerçekleşmeyecek durumların üzerine bu kadar vakit kaybedemem, o yaşlı vücudun buna duyarsızlaştığından olsa gerek hafife alsan da; içgüdülerim onlardan başka şeylere yoğunlaşabileceğim kadar dahi bir vakit tanımıyor bana. Sadece onlara kulak veriyorum... </p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'">...</span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong>Leo Kruger: </strong>Veriyorum... Benden bir şeyler taşımayan kavgaya bir adım atmamı da onlar bana iletti. Büyüdükçe ebeveynlerinden uzaklaşan insanların partnerlerinde bu yoksunluğu araması gibi, ben de girdiğim her kavgada geldiğim natürelliğe ulaşmaya çalıştım amca. Sana seni tanıdığımı söylerken de işin içerisinde bir ironi katmıyordum, belki de bu yüzden seninle mücadelemi uzun tutmaya bu kadar hevesliyim. İnanmak istiyorumdur, seni ve hasarlı bedenini yerde bırakıp ayağa kalktığımda geçmişime dair bir şeylerin tekrardan geleceğimde belireceğine inanmak istiyorumdur. Buraya gelirken taşıdığım istencin bir benzeri, öfke en temel içgüdülerden birisi; ve ben kendimden uzaklaştıkça ona daha sıkı sarıldım. Dediklerimi başından beri anladığını iddia ediyorsan, bunu söylememin ne kadar tehlikeye yol açabileceğinin de farkındasındır amca. Ben sana seni tanıdığımı söyledim, sen bana beni. Neden bana da diğerlerine konuştuğun kadar kapalı konuşmaya yelteniyorsun amca? Ben sana bir kan bağı fırsatı sunarken, benden kaçmaya çalışıyorsun? Bugüne kadar ortaya sunduğun tüm argümanlarını topla ve benimkilerle birleştirelim amca? Bunu yapabilir misin? Dediğin kadar var mısın, yoksa inanmak istediğinin bir yansıması mısın? Şu inanmak istediklerime dair bir tırnak kadar umut aşılayabilir misin bana? Yoksa iğnenin içindeki eninde sonunda yine senin damarına mı enjekte olur? Doğa tek başına hayatta kaldığın bir yerdir, ama tek başına hayatta kalamazsın. Ne dediğimi anlıyorsan.</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">[ATTACH=full]12388[/ATTACH]</p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><em>Baştaki haline nazaran, Leo Kruger'ın yüzünün gittikçe düştüğü şu noktalarda sesinin daha da durulduğunu; hatta sanki Bray Wyatt ile kapalı bir odada konuşuyormuşçasına kadar derinleştiğini söyleyebilmek mümkün. </em></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong>Leo Kruger: </strong>Belki de sana fazla anlam yüklemekle hata yapıyorumdur amca. Belki de sana bunu hiç dememeliydim, şu haline bak. Hiçbir şey değilsen bile yapaysın, arkandaki edi ve büdü; bir de adını andığın diğer figüranlarla beraber oynadığınız evcilik oyunlarını hayatın kendisine atfetmek gibi bir ucuzluğun içerisindesin. Bir başkasına bunu gösteremeyeceğin kadar izole olduktan sonra, kendi başına yarattığın hükümdarlığın ne anlamı var? Arkandakiler senin ne kadarına aitler? Bu dediklerimin realistliği de sana kalsın, sorduğum soruları yaptığım bir bağış gibi de düşünebilirsin. Şimdi de biraz cevaplardan bahsedelim. Avcı kime denir gibi bir soruyu sadece avcı olmayan birisi sorar. Doğada sana kimlik kontrolü yapacak bir polis yok, sen tam olarak neyi hissediyorsan bire bir osundur. Her seferinde bir kontrol kalemine ihtiyaç duymak, özgüvensizliğin işareti. Bu yüzden olduğumu bir başkasına teyit ettirme ihtiyacı hissetmiyorum, senin tanımların evciliği oynadığınız barakalarda geçerli olabilir; benim var olduğum yerlerdeyse hükümsüz. Benim var olduğum yer kadar, ben de var olanlar içinde hükümsüz. Yön duygusu, silah, cesaret, istediğin ismi koy. Ben kendimde bir şeyler görüp de böyle olmadım, böyle doğdum! Yaratılışımın içerisine yapaylık karıştırıp anlamsızlıkların içerisine girmedim, en başında neydiysem şimdi de ondan bir farkım yok. Ancak senden bunu anlamanı beklemiyorum, yalancı Davut. </p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><em>Leo Kruger oturduğu yerden ayağa kalkıyor, Bray Wyatt hala onu seyrediyorken hareketlenecekmiş gibi yapıyor ancak arkasını ringe bir kez daha dönüyor ve konuşmaya başlıyor: </em></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong>Leo Kruger: </strong>Sana son bir iyilik yapmama fırsat tanı amca, bağışlarımın arasına ekleyebileceğin. Şu ring, arka alandakiler, arkandakiler, mücadeleler.. İster orman dersin, ister dans pisti; ister cennet dersin ister cehennem. En ufak umurumda olmaz. Ancak sakın annemin nimetlerine dair bir sahiplikten bahsetme. Sen baba soyundansın, kendi soyunla ilgilen; yoksa annemin istediğinde denizlerini kurutabildiği gibi ben de senin soyunu kuruturum. Haftaya görüşürüz. </p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><em>Leo Kruger bunu söyledikten sonra mikrofonu umarsızca kenara bırakıp arka alanın yolunda gözden kayboluyor, ringin içerisinden Braun Strowman, Erick Rowan ve Bray Wyatt onun gidişini izlerken kameralarımız bu görüntülerle birlikte kapanıyor... </em></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="god is an astronaut, post: 348136, member: 91"] [CENTER][MEDIA=youtube]lKuLYOj-TZk[/MEDIA] [ATTACH type="full"]12387[/ATTACH] [FONT=Arial][I]Girişte bir gülümsemeyle beliren isim Leo Kruger, Bray Wyatt'ta onun gülümsemesine hafif bir gülümseme gösteriyor. Leo Kruger girişten ringin içerisine bakıyor, bariz sayı üstünlüğünün karşı tarafta olduğu bir alana girmeyi akıl karı görmezmişçesine; giriş alanına bağdaş kurarak oturuyor ve çok geçmeden konuşmaya başlıyor:[/I][/FONT] [B]Leo Kruger: [/B]Ah şu metaforların... Sana amca dediğime pişman etmediğine minnettarım, Bray Amca. Kelimeleri ne kadar karmaşık hale sokarsan, kendin ve kitlen arasına o kadar büyük bir set dizersin değil mi? Nasıl istersen amca, şu bizi merakla seyreden gözlere kendini dilediğin bir biçimde ifade edebilirsin. Bilirsin, orman her daim tehlikelerle doludur ve içerisinde senden bir şeyler taşımayan bir kavgaya girmek; getireceği tehlikelerden başka sana hiçbir şey kazandırmaz. Söylediğin gibi, Belki Fight Club günü Randy Orton'la savaşırken sırtım yere gelmeseydi biz hiç karşılaşmayacaktık. Ancak gerçekleşmeyecek durumların üzerine bu kadar vakit kaybedemem, o yaşlı vücudun buna duyarsızlaştığından olsa gerek hafife alsan da; içgüdülerim onlardan başka şeylere yoğunlaşabileceğim kadar dahi bir vakit tanımıyor bana. Sadece onlara kulak veriyorum... [FONT=Arial]...[/FONT] [B]Leo Kruger: [/B]Veriyorum... Benden bir şeyler taşımayan kavgaya bir adım atmamı da onlar bana iletti. Büyüdükçe ebeveynlerinden uzaklaşan insanların partnerlerinde bu yoksunluğu araması gibi, ben de girdiğim her kavgada geldiğim natürelliğe ulaşmaya çalıştım amca. Sana seni tanıdığımı söylerken de işin içerisinde bir ironi katmıyordum, belki de bu yüzden seninle mücadelemi uzun tutmaya bu kadar hevesliyim. İnanmak istiyorumdur, seni ve hasarlı bedenini yerde bırakıp ayağa kalktığımda geçmişime dair bir şeylerin tekrardan geleceğimde belireceğine inanmak istiyorumdur. Buraya gelirken taşıdığım istencin bir benzeri, öfke en temel içgüdülerden birisi; ve ben kendimden uzaklaştıkça ona daha sıkı sarıldım. Dediklerimi başından beri anladığını iddia ediyorsan, bunu söylememin ne kadar tehlikeye yol açabileceğinin de farkındasındır amca. Ben sana seni tanıdığımı söyledim, sen bana beni. Neden bana da diğerlerine konuştuğun kadar kapalı konuşmaya yelteniyorsun amca? Ben sana bir kan bağı fırsatı sunarken, benden kaçmaya çalışıyorsun? Bugüne kadar ortaya sunduğun tüm argümanlarını topla ve benimkilerle birleştirelim amca? Bunu yapabilir misin? Dediğin kadar var mısın, yoksa inanmak istediğinin bir yansıması mısın? Şu inanmak istediklerime dair bir tırnak kadar umut aşılayabilir misin bana? Yoksa iğnenin içindeki eninde sonunda yine senin damarına mı enjekte olur? Doğa tek başına hayatta kaldığın bir yerdir, ama tek başına hayatta kalamazsın. Ne dediğimi anlıyorsan. [ATTACH type="full"]12388[/ATTACH] [FONT=Arial][I]Baştaki haline nazaran, Leo Kruger'ın yüzünün gittikçe düştüğü şu noktalarda sesinin daha da durulduğunu; hatta sanki Bray Wyatt ile kapalı bir odada konuşuyormuşçasına kadar derinleştiğini söyleyebilmek mümkün. [/I][/FONT] [B]Leo Kruger: [/B]Belki de sana fazla anlam yüklemekle hata yapıyorumdur amca. Belki de sana bunu hiç dememeliydim, şu haline bak. Hiçbir şey değilsen bile yapaysın, arkandaki edi ve büdü; bir de adını andığın diğer figüranlarla beraber oynadığınız evcilik oyunlarını hayatın kendisine atfetmek gibi bir ucuzluğun içerisindesin. Bir başkasına bunu gösteremeyeceğin kadar izole olduktan sonra, kendi başına yarattığın hükümdarlığın ne anlamı var? Arkandakiler senin ne kadarına aitler? Bu dediklerimin realistliği de sana kalsın, sorduğum soruları yaptığım bir bağış gibi de düşünebilirsin. Şimdi de biraz cevaplardan bahsedelim. Avcı kime denir gibi bir soruyu sadece avcı olmayan birisi sorar. Doğada sana kimlik kontrolü yapacak bir polis yok, sen tam olarak neyi hissediyorsan bire bir osundur. Her seferinde bir kontrol kalemine ihtiyaç duymak, özgüvensizliğin işareti. Bu yüzden olduğumu bir başkasına teyit ettirme ihtiyacı hissetmiyorum, senin tanımların evciliği oynadığınız barakalarda geçerli olabilir; benim var olduğum yerlerdeyse hükümsüz. Benim var olduğum yer kadar, ben de var olanlar içinde hükümsüz. Yön duygusu, silah, cesaret, istediğin ismi koy. Ben kendimde bir şeyler görüp de böyle olmadım, böyle doğdum! Yaratılışımın içerisine yapaylık karıştırıp anlamsızlıkların içerisine girmedim, en başında neydiysem şimdi de ondan bir farkım yok. Ancak senden bunu anlamanı beklemiyorum, yalancı Davut. [FONT=Arial][I]Leo Kruger oturduğu yerden ayağa kalkıyor, Bray Wyatt hala onu seyrediyorken hareketlenecekmiş gibi yapıyor ancak arkasını ringe bir kez daha dönüyor ve konuşmaya başlıyor: [/I][/FONT] [B]Leo Kruger: [/B]Sana son bir iyilik yapmama fırsat tanı amca, bağışlarımın arasına ekleyebileceğin. Şu ring, arka alandakiler, arkandakiler, mücadeleler.. İster orman dersin, ister dans pisti; ister cennet dersin ister cehennem. En ufak umurumda olmaz. Ancak sakın annemin nimetlerine dair bir sahiplikten bahsetme. Sen baba soyundansın, kendi soyunla ilgilen; yoksa annemin istediğinde denizlerini kurutabildiği gibi ben de senin soyunu kuruturum. Haftaya görüşürüz. [FONT=Arial][I]Leo Kruger bunu söyledikten sonra mikrofonu umarsızca kenara bırakıp arka alanın yolunda gözden kayboluyor, ringin içerisinden Braun Strowman, Erick Rowan ve Bray Wyatt onun gidişini izlerken kameralarımız bu görüntülerle birlikte kapanıyor... [/I][/FONT] [/CENTER] [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
Ahlat Ağacı
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt
Tema Rengi
Sıfırla