Bir süredir arka planda iş yaparken şovları yan sekmede açıp dinliyorum ikiliyi, şovlara kıyasla anlatıma dair çok daha fazla fikrim var o yüzden.
Maç anlatımları malesef ki en arızalı yer. İşin vakkoluğu değil ki her hareketin ismini de birebir duymayı beklemiyorum zaten ama her harekete "AAA, Allahhh, harikaaa" tarzı tepkiler biraz ezber oldu gibi. Burada İzge Can'dan ziyade İlker beyi eleştirmek daha doğru olabilir çünkü İzge Can şov arası video paketlerinde ve maç önlerinde maçlar ve feudlarla ilgili genel bilgiyi geçen kişi oluyor, hatta yer yer -bilhassa NXT şovlarında- WWE dışı pw'yi de çok iyi bildiğini okumak mümkün ama hem partnerin çok yetersiz(bilgisiz) kalması hem de seyircinin çok yeni olması sebebiyle yüzeysel anlatıyı tercih ediyor.
Segmentlerin sesini çok kısıyorlar, Türkçe anlatımın dışında bir kulaktan da konuşanı dinlemek istiyorsunuz ama duymak çok zor. Çevirilerde yine Rtük sendromu devam, hem pw hem "Amerikanca" jargonunu bilen bizim gibi insanlar için ne yazık ki yetersiz ama buraya ne gelse yetersiz bulacağımız için ikiliye çok bir şey diyemem. Canlı anlatım olmasa da çevirirlerken olayla senkronize gittiklerini söyleyebilirim, 0 İngilizcesi olanlar veya olayla çok ilgili olmayıp ne dönüyomuş diye bakmak isteyenler için bir alternatif olabilir.
Benim için en büyük avantajı Türkçe bir şey dinlerken ikinci bir işle meşgul olabilmem, kulağınız ne kadar alışırsa alışsın yabancı dilde bir şey dinlerken arkada başka bir şeye focus olmak çok zor. İyi niyetine şüphem olmasa da İlker Duralı'nın da İzge Can'a kıyasla çok yetersiz kaldığı bir gerçek, pw'den biraz daha anlayan, hiç yoksa WWE'ye hakim olan bir adamla çok daha iyi işler çıkarırlar.
Bir yerlerden başlamak önemli her ne olursa olsun. Eksikler var ama tercih edilmeyecek kadar defolu değil, giriş-orta seviye bir anlatım da WWE içerikleri için çoğunlukla yeterli oluyor zaten.