RPG Fight Club 2025 - Episode I


PGW: Son Eklenen Parta Git

Boss

𝐩𝐫𝐞𝐬𝐭𝐢𝐠𝐞.
Katılım
21 Tem 2023
Konular
516
Mesajlar
1,412
Beğeni sayısı
3,671
PG Nakit
0
3dvys08.png


PGW: Fight Club 2025
21 Şubat Cuma - 20:00 - CANLI

Live on Netflix




168969.gif



Etrafımdaki herkes heyecanlı. Angelico herkesten daha heyecanlıydı. Fakat onları gecenin başında olduğu gibi tam seçemiyorum. Gözlerim bulanık görüyor. Daha doğrusu bir gözüm. Diğeri hakkında fikrim yok. Sağ göz kapağım aşağıya indi. Sadece sol gözümle etrafı seçebiliyorum. Odak noktam yalnızca Leo Kruger. O adam karşımda ve beni öldüreceğine yemin edebilirim. Son yediğim yumruktan sonra zor ayaklandım. Belki de tek hamle ile işim bitebilir. Bu sefer kaybetmemeliyim. Angel'e karşı mahcup olmamam lazım.

CodCTH.gif


Sağ kroşe! Leo Kruger'in acıması yok. Yere düşüyorum. Sonra da yüzüme sert bir tekme atıyor. Bu adam doğada dövüşmek için doğmuş. Yerde yatıyorum. Galiba maçı tamamlayamayacağım. Yeniden kaybediyorum, üzgünüm Angel. Bu sırada tek gözümle çevreye bakıyorum. Angelico orada ve kalkmam için bağırıyor. Bu adam nasıl gerçek değil? Basbayağı orada. Ama şu an bunu düşünebilecek halim bile yok. Etraftaki kalabalık oldukça ateşli. Edge sinirli bir şekilde kalkmam için bağıran bir diğer isim. William Regal de bana destek veriyor. Sonra da göremediğim ama seslerini duyduğum birkaç adam daha. Fakat...

_64d93966-77dc-11ea-9ef9-f1be7341055a.jpg


Yapamıyorum. Gözlerimi öylece kapatıyorum.



g e c e n i n
b a ş ı
l o u ' n u n
b a r ı


Konuşulduğu üzere herkes barın önündeydi. Aynı yerde, aynı saatte... Bir önceki gece Mustafa Ali ile Angel'in tartıştığı noktadaydılar. Tek eksik vardı, o da bendim.

6sw9edf.png


Bara doğru yürüyordum. Kalabalık grubu gördüğümde hepsinin beni beklediğini fark ettim. Angel de oradaydı. Bana el salladı. Gülümsedim. Dün geceden beri onu görmüyordum. Eve ne zaman geldiğini fark etmemiştim. Çıkarken de ses çıkartmadan gitmiş olmalı ki, sanki o koca evde yalnızca ben varmışım gibi bir akşam geçirmiştim. Talep ettiğim mesafeyi bana sağladığı için Angel'e içimden teşekkür ettim ve oraya doğru ilerledim.

edc2t0m.png
eihf9pf.png


Bir önceki geceden kalma dövüşme izleri. Tüm güreşçilerin suratında bir dağılmışlık vardı. Herkesin yüzünde vardı bu. Angel ve ben bunu görünür hale getirdik. Herkesin dilinin ucundaydı. Angel ve ben sadece isimlendirdik: Fight Club! Birkaç haftadır bunu fiziken gerçekleştirsek de onu resmi olarak açmak üzere Lou'nun Barı'na girdik.

1vkkovy.png


Angel, daha önce konuştuğu bar müdürünün yanına gitti. Adam bizi barın arkasına götürdü. Yerdeki bodruma inen kapıyı açtı. Merdivenlerden aşağıya doğru indik: Tüm güreşçiler, bazı menajerler, Angel ve ben. Nedense maçları izlemeye gelen veya dövüşen sade vatandaş orada yoktu. Belki de korkup içeri girmek istememişlerdi. Bu duruma şaşırmıştım.

ramw3qe.png


Herkes merdiven altındaki boşluğu doldurdu. Angelico mekanın sahibi gibi tam karşımıza dikildi. Bu sırada ben de diğer güreşçilerle aynı hizada yer alıyordum. William Regal ile Dario Cueto ise yan taraftaydı. Diğer menajerlerle beraber yaşanacakları oradan izlemeyi yeğliyorlardı.

Angelico: Beylar, dövüş kulübüne hoş geldiniz.

Angelico açılış konuşmasını gerçekleştiriyordu. Her hafta ikimizin kararlaştırdığı kuralları aktarıyordu. Bu hafta için bana danışmadı.

Angelico: Dövüş Kulübünün ilk kuralı, Dövüş Kulübü hakkında konuşmayacaksınız. Dövüş Kulübünün ikinci kuralı, (bastırarak söylüyor) Dövüş Kulübü hakkında konuşmayacaksınız. Dövüş Kulübünün üçüncü kuralı, biri dur derse, topallarsa, pes ederse dövüş biter. Dördüncü kural. Bir dövüş 2 kişi ile yapılır. Beşinci kural, bir dövüş gerçekleşirken başkası gerçekleşemez. Altıncı kural, gömlek yok, ayakkabı yok. Yedinci kural, dövüşler gerektiği kadar devam eder.

cutrl5u.png
89ijaus.png


Angelico: Sekiz ve sonuncu kural, bu gece dövüş kulübünde ilk gecenizse dövüşmek zorundasınız.

187bofu.gif


cxap1ce.png


Roman Reigns'i demir parmaklıkların arkasında görüyoruz. Son PAYBACK şovunda tutuklanmıştı.

Reigns saatlerdir karakolda tutuluyor. Anlamsızlık... Öylece volta atıyor. Bir sağa bir sola... Onun için belirlenen alanda hareket ediyor. Kafasındaki düşünceler gibi kısıtlı bir bölgede dönüp duruyor. Yaşadığı hayali hesaplaşma bir türlü bitmiyor. Dwayne ile saatlerdir konuşuyor. Bazen onu döverek başlıyor bu sohbet. Sonra da içindekileri dökerek rahatlıyor. Bazen de önce konuşuyor, Dwayne onu tersledikten sonra kavga çıkıyor. Hatta bazı hayaller öyle ileri gidiyor ki Dwayne Johnson ölüyor. Şirketin başına Paul Heyman geçiyor. Roman Reigns ise ailenin tüm üyelerini arkasına almış, PGW'nin zirvesinde... Muhteşem bir final.

Fakat bu tür keyifli düşünceler, olumsuz bir durumun ortasında olan bir insan için yeteri kadar motive edici değildir. Bir an önce bu delikten çıkması lazım ki hayallerini gerçekleştirebilsin. Düşünüyor Roman. Bu yaşadıklarını kendi özbeöz kuzeni neden yapıyordu? Bu şirket, PGW, aile temasının en yoğun olduğu kuruluştu. Roman daha önce böyle bir yerde çalışmamıştı. Burada baba ile evlat hikayesi de izlemişlerdi. Kuzenlerin başarı hikayeleri ve hesaplaşmalarını da yaşamışlardı. Arkadaşlardan bir aile kuranlar da vardı. Hatta bazen çoğu arkadaşlıklar aileden daha kıymetliydi. Neden bunu Dwayne ile yapamamışlardı? Neden Jey Uso onu terk etmişti?

bdox2nm.png


Biraz sonra nezarethanenin kapısı açılıyor. Düşüncelerinden sıyrılan Roman Reigns, sırtını verdiği demir parmaklıklara doğru arkasını dönüyor. Orada, bir kişinin içeriye girdiğini görüyor. Bu kişi...

ricardo-rodriguez.jpg


Ricardo Rodriguez! Ricardo neden burada? Bunu başta anlamamıştı. Ricardo'nun elinde bir kart vardı. Ricardo demir parmaklıklara yanaşıp kartı uzattı. Roman, gergin bakışlarla onu süzdükten sonra kartı aldı.

2e1pdqb.png


Ricardo, teslimatı yaptıktan sonra oradan çıktı. Hemen ardından görevli polis içeriye girdi ve demir parmaklıklara ait kilidi açtı. Roman Reigns serbest kalıyordu.

97xpaeb.png


Roman Reigns önce nezarethaneden sonra da karakoldan çıkıyor. Karşısına çıkan isimler Enzo ve Paul Heyman! Vito'nun içerisinde Roman'ı bekliyorlar. Enzo koşuyor ve Roman'a sarılıyor. Resmen üstüne zıpladı sarı civciv! Sonrasında ayrılıyorlar. Paul Heyman ise onu gülerek karşılıyor. Roman'a sarılıyor. Hep birlikte araca biniyorlar. Roman, şoföre elindeki kartı uzatıyor. Gidecekleri yer tam olarak bu kartta yazıyor. Araç yola çıkarken Enzo sohbeti başlatıyor.

Enzo Amore: Hapishaneye de girildi. Ölmeden önce yapılacaklar listesinden bir madde daha tamamlandı Şef.

Paul Heyman: (gözleri hafif yaşlı) Kabile Şefim! Geçmiş olsun. Sağ salim çıkıyor olmandan dolayı Tanrı'ya minnettarım. Bu pazar günü kiliseye gidecek ve dualarımı edeceğim. Tanrı'ya şükürler olsun! Sen çıkana kadar uyuyabildiğim o kısa zaman aralıklarında o kadar karışık rüyalar gördüm ki. Önce hapishanede öldüğün haberini alıyordum. Sonra da bir trafik kazasında vefat ettiğini gördüm. Hapisten çıktıktan sonra arabaya binmişsin ama trafikte tırla çarpmışsın. The Rock ve Vince McMahon dahil herkes morgda toplanmış. Çok ürkütücüydü!

Enzo Amore: Dramı bir kenara bırak Wiseman. Roman çıksın diye yaptıklarımı anlatsana. Neyse, senden hayır gelmez mecbur sazı ben alacağım. Girdim karakola abi. Girdim dediğim de tekmeyle tak diye açtım kapıyı. Önce bir şok geçirdiler. Sonra yürüdüm koridor boyunca. Herkes beni durdurmaya çalışıyor. Bir görevli geldi, "Ne istiyorsun?" diyor. Koydum yumruğu ona. Diğeri geldi beni tutuklamaya çalıştı. Geçirdim onun da karnına bir tekme. Tuttum kafasından duvara fırlattım. Ellerini kelepçeledim kaldı öyle kamil. Artık beni silahla durdurma aşamasına geldiler ama bir tane avelin emaneti aldım, aveli de rehin aldım. Çektim emaneti. Hadi bakiyim, vursunlar da göreyim. Çıktım başkomiserin odasına. Durumu hemen çakozladı. "Çıkartın," diye emri verdi. Şefim de böylece yanımıza geldi.

Roman Reigns hafifçe gülümsedi. Enzo iyi ki vardı. Araba yola devam ederken Enzo Amore konuşmaya devam ediyordu.

187bofu.gif


the-narrator-beating-angel-face-senseless-1662856721.jpg


Açılış anonsundan sonra Angel kenara çekildi. Etraftaki insanlardan oluşan grup bir halka oluşturdu. Merkezinde benim olduğum bir halka. Bryan Danielson, Dario Cueto, Dominik Mysterio, Don Callis, Edge, Jack Perry, Keith Lee, Kofi Kingston, Leo Kruger, Liv Morgan, Matt Cardona, Mustafa Ali, Omar, Sami Zayn, Sting, William Regal ve Xavier Woods halkanın elemanlarıydı. Kenara çekilmemle beraber halkanın ortası boşaldı. Bu sırada...

EUZyGbnXgAEclx3


Edge'in ortaya geçtiğini gördüm. Açılış maçına çıkmak istiyordu. Bob'u yendikten sonra daha da hırslanmıştı. Dövüşmek için can atıyordu. Etrafa baktı ve rakibinin gelmesini bekledi. Özellikle gözüne kestirdiği bir adam vardı. Ona kilitlendi. Bu adam biraz sonra hareketlendi.

bryan-danielson-mette-la-carriera-in-palio-ad-all-in-l-annuncio-a-dynamite.webp
maxresdefault.jpg


Bryan Danielson! PGW Championship kemeri ile beraber ortaya geçerken Angelico'dan ilk uyarı geldi.

Angelico: Dinleyin solucanlar. Burası PGW'ye ait bir arena değil. Burası bizim Fight Club'ımız. Burada sizler özel değilsiniz. Güzel veya eşsiz kar taneleri de değilsiniz. Sizler her şey gibi çürüyen organik maddelersiniz. Aynı belinizdeki o PGW kemerleri gibi. Şimdi, herkes PGW'ye ait unvanlarını bir kenara bıraksın.

Bryan Danielson bu çıkış sonrası şaşırmıştı. Fakat buranın patronu ne de olsa Angel'di. Ne gerekiyorsa onu yapacaklardı. Tüm şampiyonlar kemerlerini alıp az önce indikleri merdivenlerin başına götürdü ve oraya bıraktı. Biraz sonra Bryan'ı anons ederken "PGW Champion" olarak duyurmayacaktık. O sadece Bryan Danielson'du.

Bryan-Danielson-Return-WrestleDream.jpg
Edge-wwe.com-1-2.jpg


Angel, Danielson yerine geçtikten sonra hakem olarak kafasıyla müsabakayı onayladı. İki güreşçi arasında bir dövüş gerçekleşecekti. Edge de Bryan da birbirlerine baktı. Biraz sonra Angel maçı sesli bir şekilde duyurdu ve hayali gong sesiyle dövüşümüz başladı.

Fight Club Match
Bryan Danielson vs. Edge


1616820493_11.jpg


Bryan ve Edge birbirine bakıyordu. Lock up için girişirlerken biraz sonra Edge sağlam bir yumruk ile Bryan'a saldırdı. Burası WWE veya PGW arenası değildi ki lock up yapsınlardı. Bryan yumruk sonrası öfkelendi ve yaklaştıkları sırada Edge'in diz kapağına tekmeyi geçirdi. Edge ayağını çekip kaçmaya çalışırken darbeyi yemişti bile. Bryan bir tekme daha vurdu, bu sefer diğer diz kapağına. Edge kaçmaya çalışırken Bryan üzerine yürüdü ve Edge koşarak gelip sağlam bir Lariat ile onu yere serdi. Bryan yerdeydi! Edge sonrasında yere eğildi ve onun kafasını tutup vurmaya çal-

7ff4f46d07ad6823-600x338.jpg


Edge Bryan'ın üstüne doğru gülerek giderken Bryan bir anda onu çekiyor ve kol kilidi geldi! Bir anda Edge'i yere yatırıp kilide aldı Bryan! Edge acı içinde bağırıyordu! Kol kilidi az sonra Lebell Lock'a döndü! LEBELL LOCK! EDGE CAN ÇEKİŞİYOR! HER NE KADAR KONDİSYONU ÇOK YÜKSEK OLSA DA BAĞIRIYORDU. ZOR BİR KİLİT BU!

9u9prko.png


Fakat Edge, Bryan'ın kolunu ısırarak oradan kaçmayı başardı. Bryan acı içinde ayağa kalkarken Edge nefes nefeseydi. İkisi de biraz sonra ayaklandı. Seyirciler çoşkuluydu. Edge koşarak Bryan'a ilerledi. Bryan onu tutup karnına vurdu ve DDT! EDGE'İN KAFASINI YERE YAPIŞTIRDI! Altta bir ring matı yoktu ve bu hareket belki de en ölümcül olanlardan biriydi. Edge kafasını tutarak yavaşça ayağa kalkarken Danielson onu bekliyordu. Bryan kalkan Edge'e doğru koştu ve arkasını döndüğü anda LARIAT! Edge havada uçarak yere düştü.

Edge-wrestling-AJ-Styles-Cropped.jpg


Bryan yavaştan nefeslenirken Edge ağır ağır ayağa kalkıyordu. Onu durdurmanın bir yolu olmalıydı. Bryan, kalkan Edge'e karşı hazırdı. Edge arkasını döndüğü anda Enzuigiri vurmak üzere zıpladı ama Edge oradan çekildi. Bryan hızla yere düştü. Sert zeminden dolayı kalkmaya çalışırken Edge onun üstüne gitti ve stomplarla beraber kalkmaması için çabaladı. Bryan, Edge'den gelen bu saldırı sonrası acı içinde yerde yatıyordu. Edge biraz sonra Bryan'ı kaldırdı ve EDGE-O-MATIC!

what-do-you-think-of-adam-copeland-edge-now-using-the-v0-icmeq1xxqvdc1.jpeg


Edge, Bryan da benzer kaderi yaşaması için onu sertçe yere vurmuştu. Az önceki DDT'nin etkisi hala gitmemişti. Burası profesyonel bir ring değildi ve hayatları ile resmen oynuyorlardı. Bir hakem de olmadığına göre tuş sayan birisi de olmayacaktı. Pes etmesi için bir kilide ihtiyacı vardı. Edge, yerdeki Bryan'a baktı ve yaklaştı. Lebell Lock için pozisyon aldı. Bryan boynunu tutarken Edge'den Lebell Lock! LEBELL LOCK GELDİ! EDGE KİLİDİ VURDU! BRYAN ACI İÇİNDE BAĞIRIYORDU.

john-cena-daniel-bryan-running-knee-lift.jpg


Fakat Bryan, az önceki kilit nasıl bozulduysa aynı şekilde bozabileceğini biliyordu. Edge'in elini ısırdı. Edge bu taktiksel hataya düşmenin verdiği üzüntü ile kendini geri çekerken Bryan ayağa kalktı. Edge yere çökmüş soluklanırken Bryan kalktı. Edge üstüne giderken BRYAN KOŞTU VE BUSAIKU KNEE!!!!!! TAM EDGE'İN SURATINA YAPIŞTIRDI! EDGE YERDE YATIYORDU!

DaToYuVUQAACis4.jpg:large


BİRAZ SONRA BRYAN, AĞIR AĞIR KALDIRDIĞI EDGE'İ OTURUR POZİSYONA ALDI. SONRA DA BAŞLADI VURMAYA: YES KICKS! O VURDUKÇA ETRAFTAKİ SEYİRCİLERDEN YES! SESİ GELİYORDU! YES! YES! YES! YES! YES! YES! ÜST ÜSTE TEKMELER GELMEYE DEVAM ETTİ. BİRAZ SONRA...

EDGE DANIELSON'A DURMASINI SÖYLEDİ! BÖYLECE MAÇ BİTİYORDU! MAÇ BİTTİ!

Kazanan: Bryan Danielson

intro-1724621123.jpg


Danielson başardı! Bryan Danielson Fight Club'ın açılışındaki ilk maçı galibiyetle kapattı. Etraftaki kalabalık çoşkulu bir şekilde sevinirken bazıları da alkışlıyordu. Angel de benim gibi alkışlayarak tebrik edenlerdendi. Bryan Danielson galibiyet sonrası yerine geçti. Edge ise yerde yatmaya devam ediyordu.

WilliamRegal.jpg


Biraz sonra William Regal geldi ve Bryan'ı tebrik etti. Yüzü gözü kan içindeki Bryan ona teşekkür ederken kenara geçti ve zemine oturdu. Hemen yanımdaki boşluğa. Zorlu mücadele sonrası kendisi oldukça yorgundu. William Regal'in de yanıma geldiğini gördüm. Bu sırada anlamadığım bir şekilde benimle ve Bryan ile eşzamanlı konuşuyordu.

William Regal: Harika bir açılış yaptık çocuklar. Bryan ile Edge'in mücadelesi beni mest etti. Sizleri tebrik ediyorum. Kapanış, bu kulübün kurucusu olarak sende olacak Randall. Konuştuğumuz gibi, Leo Kruger'i alt etmeye çalışacaksın. Başaracağına eminim evlat! Herkese ilham veren, isyan bayrağını çeken, eski RAW ruhuna dönen adam olarak bunu senden başkası yapamazdı.

Anlamıyordum. Angel'e dönüp baktım. Gülümsüyordu. Bana anlatmadığı bir projesi olduğunu zaten biliyordum. William'ın konuşmasıyla durum artık netleşti. Angel neler karıştırıyordu? Bilmiyordum. Ama ne yanıt vereceğimi bana fısıldadı.

Angelico: (fısıltıyla) Leo'yu mahvedeceğini söyle!

iVCFWuqh4ArthoKghSMb31Bcgpv4AQxwRgGn5LHTcsM.png


Randy Orton: Leo'yu doğduğuna pişman edeceğim.

William Regal gülümsedi. Bryan da neşeli görünüyordu. Regal sonraki maçı izlemek üzere kenara geçerken ben de kalabalığı kesmeye başladım. Angel ise bir sigara yakmış, sıradaki maçı bekliyordu.

187bofu.gif

9x5xqv9.jpg


The Miz: İşte, buradayız, o sokakta. Maryse'nin başına hatırlamak bile istemediğim o olaylar, o olanların tamamı buradaydı. Duvarlar şahitlik etti onun çaresizliğine, sesini yerdeki fareler işitti. Bu sokaktaki taşlar, onun ayak seslerine tanıklık etti. Yerdeki kirli su birikintileri, onun gözyaşlarını içinde eritti.

Gece yarısına doğru, The Miz; Maryse'nin dayak yediği o sokağa gidiyor, burası oldukça tenha bir ara sokak. Etraf güçsüz kalan sokak lambalarının gerginliği içerisinde, loş ve gerici bir kasvet bulunuyor. Sokakta ilerlediği sırada adımları sert, nefesi ise hiddetli bir The Miz bulunuyor. Miz sokağı inceledikçe içerisindeki öfke dalga dalga yükseliyor. Onun her bir nefesi, içinde biriken kinle birlikte yoğunlaşıyor. Gözleri o ıssız sokakta birisini kesiyor, dikkatle ona bakıyor. İlerleyişini sürdürdükçe, kim olduğu anlaşılamayan bir insan hali; yerini bambaşka bir boyuta bırakıyor. Çünkü Miz için, aralarında adımlar kalmış olan o adam rastgele birisi değil, hiç değil.

Bu kişi ''The Penis'' Val Venis! Elinde sigarası var, içine yavaşça çekiyor. Kendisi Miz'i halihazırda görmüştü, alttan alttan gülüyordu onun incelemeci haline. Val'in gülme durumu sürüyor, Miz ise oldukça sinirli bir hale sahip. Gözlerini kısmış, dişlerini sıkarak ona bakıyor. Val ne olduğunu anlamıyormuş gibi davranmıyor, salağa yatıyor. Ne olduğunu anlamak istiyormuşçasına bir soru yöneltiyor karşısında dikilen Miz'e.

8qqd48y.jpg


Val Venis: Bir saniye, beni gördüğüne pek sevinmemiş gibi görünüyorsun. Güzel bir tesadüf, öyle değil mi?

The Miz: Buradasın demek… Bunun gerçekleşmesi kaçınılmazdı. Bu gece hesap vereceksin Val, seni her köşede aradım, her izde seni aradım. Çünkü biliyordum, Val... Biliyordum ki, senin yaptıklarının bedeli ödenmeden ben huzura eremem. Bu gece, adaletin tokadı senin suratında yankılanacak.

Val Venis: Hesap mı? Bu kadar acımasız olma Miz. Hesap demişken... Bana göre asıl sen bana hesap vermelisin, sen o kadını senin yüzünden kaybettin. Sende eksik olanı gösterdim ona, senin asla olamayacağın o adamı gördü bende. Harcadığın emekler ve arkanda bıraktığın yıllara rağmen onun kalbine gerçekten sahip olamamanın kompleksi içerisindesin. İşte öfkenin gerçek nedeni de o, çıldırmanın tek nedeni o! Kendi zaaflarınla yüzleşmek zorunda kalmak seni delirtiyor. Onun gözlerinin içine baktığında artık sana ait olmadığını biliyorsun. O gece ben ona duymak istediği sözleri söyledim, senin yapamadığın şeyleri yaptım ve o da beni seçti! Ama biliyor musun en acı olan ne? O da bu gerçeği biliyor, sen her ne kadar ona ait olduğunu düşünsen de; o çoktan gitmişti Miz. Çoktan senden kopmuştu!

Miz'in vücudu korkunç bir ritimle adrenalin salgılıyor. Sanki kilometrelerce koşmuş gibi nefes nefese kalmış vaziyette, elleri yumruk hale geçmiş bir şekilde ve ufaktan titremekte. Adım adım Val'a yaklaşıyor. Val da geri adım atmıyor, ellerini iki yana açarak sanki Miz'in ona vurmasını bekliyormuş gibi bir tavır sergiliyor. Miz ise sessizliğini artık koruyamıyor, Val'ın yakasına yapışıyor ve çekiyor. Ona bağırıyor, hayır, haykırıyor.

lnat2yl.jpg


The Miz: SEN... SEN ONUN AKLINI ÇELDİN! SÖYLE BANA, HANGİ SÖZLERLE ONUN AKLINI ÇELDİN? HANGİ KELİMELERLE ONU MANİPÜLE ETTİN? NE YAPTIN?

Val Venis: Oh, sadece onun yanında oldum Miz. Senin yapmaktan imtina ettiğin şeyi yaptım, bunun sonucunda o da gece beni seçti. İtiraf etmek durumundayım ki, ilk adımı o attı ve dürüst olmak gerekirse… Kötü de değildi. (Sırıtıyor)

Bu da bardağı taşıran son damla oluyor, Miz kafayı koyuyor! Val bu darbenin etkisiyle yere düşüyor, elini burnuna atıyor. Ufak bir kanama var çünkü Miz'in kafası tam olarak onun burnuna isabet etti. Val da bu yumuşak tavrını bırakıyor ve ayağa kaldırıp ona doğru harekete geçiyor. Tekrardan etkileşime girmeleri saniyeler içerisinde oluyor ve birbirlerine rastgele yumruklar savurmaya başlıyorlar. Miz daha üstün görünüyor, Val'i yerde duran çöp kutusuna doğru ittiriyor. Val çöp kovasına çarptıktan sonra yere düşüyor fakat hızla ayağa kalkmaya çalışıyor. Miz ise hemen onun üstüne geçiyor, sırtına kafasına vuruyor. Herhangi bir plan program yok, her darbe oldukça spontane bir şekilde geliyor!

Zaman geçiyor, Val'ın kurtulma adına verdiği mücadele sürüyor. Val'a attığı bir yumruk sırasında, Val onun elini tutuyor ve ısırıyor! Miz ciyaklıyor adeta, Val ise acımasızca ısırmakta. Miz kendisinin üstünden kalksa bile onu ısırmaya devam ediyor. Val ayağa kalkıyor ve ona tekmeler atmaya başlıyor. Sayısız tekmeler atıyor Miz'e, o ise acıyla karnına yediği tekmelerden ötürü karnını tutuyor. Acısına rağmen bu kadar pes edemez, ayağa kalkma girişiminde. İki elini zemine koyarak ayağa kalkma girişiminde bulunuyor ama yüzüne doğrudan bir yumruk yiyor. Şimdi Miz'i kaldırıyor ve onu ensesinden kavrayarak ilerletiyor. Issız sokakta gözüyle bir şeyler arıyor, en sonunda Miz'i duvara çarpmakta alıyor soluğu. Miz kendisini yerde buluyor tekrardan. Val'a bir kez daha baktığımızda, üzerindeki takım elbisenin ceketini çıkartıyor ve Miz'in boğazına sarıyor. Miz boğuluyor, ağzındaki tükürükleri tutamıyor. Val ona acı çektiriyor, bu onu orgazma vardırıyor adeta. Zevkle bir şeyler çıkıyor ağzından.

pby553j.png


Val Venis: Beni daha fazla şaşırtmanı bekliyordum Miz, sen bu kadar mıydın, huh? Gerçekten bu kadar mı? Hadi ama dostum, bu kadar ezik olamazsın. İçindeki öfkeyi daha iyi kullanmalısın. Bunu hisset. Çünkü biliyorum, şu anki öfken sadece benimle ilgili değil. Maryse’nin sana ihanet ettiğini kabullenmek istemiyorsun, değil mi? Onu benden çok sevdiğini söyleyemezsin artık. Onun bana nasıl dokunduğunu, nasıl bana ait olduğunu gördün! O yüzden bu kadar sinirlisin çünkü bazı şeyler hiçbir yolla değiştirilemeyeceği gerçeğini çok iyi bir şekilde benimsemiş bir durumdasın. Sana üzülüyorum adamım, zavallısın.

Val ceketini rakibinin boğazından çekiyor ve yere fırlatıyor. Daha ne yapabilirimin peşinde, daha fazla acı çektirmenin yolunu arıyor. Bu kimsesiz, öksüz sokaktaki yegane arabayı gözüne kestiriyor. Bir plan oluşuyor kafasında, bunun sonucu olarak Miz'i ayağa kaldırıyor ve arabaya doğru ilerliyorlar... Evet, nihayet arabaya vardılar. Miz'e dönüyor ve onun karnına tekme atıyor. Miz karnını tutarak eğiliyor, Val ise onun kafasını bacaklarının arasına yerleştiriyor. Powerbomb yapacak! O da ne! Miz kafasını kaldırıyor ve bulundukları Back Body Drop'a çeviriyor. Val arabanın kaputunun üzerine düşüyor ve acı içerisinde sırtını tutuyor. Miz bir süre dinlenmesinin ardından, Val'ı arabanın üzerinden indiriyor ve onun kafası arabanın camına yaslıyor. Elini yumruk yapıyor ve onun kafasına yumruk atıyor!

Val çekildi, Miz'in yumruğu arabanın camına isabet etti! Arabanın camı kırıldı ve Miz'in eli kesiliyor. Kendisinin elinden kanlar akmaya başlıyor, Val arkasına dönen rakibine Forearm Smash yapıyor. Miz kendisini yerde buluyor, Val dinlenmeye geçiyor. Araya belli bir müddet girdikten sonra onu saçından çekiştirerek kaldırıyor ve sokakta bu şekilde ilerliyorlar. Miz'in kendisini toparlayamaması adına ilerledikleri sırada onun sırtına da vurmayı eksik etmiyor. Val ona daha fazla hasar vermenin yolunu arıyor, bu saatte her yer kapalı olmalı. Val, Miz'i bir işletmenin kapısına itiyor! Bunu yaparken tüm gücünü kullanıyor ve Miz'i bitirmenin planını yapıyor... Bir saniye...

so6fz56.jpg


Miz kapıya inanılmaz bir şiddetle çarptıktan sonra yere düşmüyor, mekanın içerisine düşüyor. Val bu olana anlam veremiyor, kapının eşiğinden geçtiğinde karşısındaki mekanın... Buranın kendisinin Maryse ile takıldığı o bar olduğunu görüyor. İçeriye göz gezdirdiğinde kimsenin olmadığını ama kapının anlamı olmayan bir şekilde açık olduğunu görüyor. O sırada bunu sorgulamak aklında değil, Miz ile kavgasını sürdürmekle daha fazla ilgileniyor. Miz'e doğru gidiyor, onu kaldırıyor. Miz ani bir manevra ile harekete geçiyor ve Double Leg Takedown ile onu masanın üstüne uzandırıyor ve yumruklar savurmaya başlıyor. Val onu ayağı ile geriye ittiriyor ve kendisini masadan aşağıya bırakıyor. Miz ona doğru hızla koşuyor ve Clothesline'sini vuruyor. Durmuyor, onu ayağa kaldırıyor ve masaların üstüne rastgele bir şekilde atmaya başlıyor. Bir o tarafa, bir bu tarafa atıyor!

Ortalık iyice dağılmış bir hal alıyor zamanla, Val bu atışlar sırasında gücünü göstermeye çalışıyor sandalyeleri ona fırlatmaya çalışıyor ama Miz çekiliyor her seferinde. Miz kasaya gidiyor, kabloları çekiştirerek bilgisayar monitörünü eline alıyor ve onu Val'in sırtına vuruyor! Val acı içerisinde, şu anda ne yapabilir o da bilmiyor. Miz bir şeyler söylemeye başlıyor ona doğru eğilerek. Val onu tutarak kalkmaya çalışıyor.

The Miz: O ASLA SENİN GİBİ BİRİNE AİT OLMADI, OLAMAZ!

Val Venis: (Sesi titriyor konuşması sırasında) Sen öyle san!

seaa1m4.jpg


Val acısına rağmen gülmeye başlıyor, Miz iyice kuduruyor. Onu tekmelemeye başlıyor, yetmiyor üstüne geçiyor ve yumruklar atmaya başlıyor. Miz bununla yetinecek gibi değil, barı dağıtmaya devam ediyorlar. Onu kaldırıyor ve bar tezgahının üstünden atıyor! Val tezgahın arka kısmında uzanıyor, Miz ise bu barda yaşananları kafasında kurarak çıldırıyor. Dağılmamış masaları dağıtıyor, üstündekileri çıkartıyor ve yere fırlatıyor! Üzerindeki gömleği yırtıyor, atletini parçalıyor. Kafasını ellerinin arasına alıyor, tekrardan Val'a gidiyor ama... Val rafta bulunan viskilerden bir tanesini onun kafasına yapıştırıyor! Cam şişe kırılıyor, içki Miz'in gözüne kaçıyor. Gözü yanıyor, gözünü açamıyor! Val durmuyor ve raftan kaptığı bir diğer vodka şişesini vuruyor! Miz gözlerini açamıyor, onunla dalga geçen Val tezgahın öbür kısmına atlıyor. Miz'e kendisine vurmasını söylüyor, Miz sağa sola rastgele yumruklar savuruyor. ''Buradayım.'' diyor, çekiliyor. Bunu onu aşağılayarak yapıyor. Val yeterince kafa bulduktan sonra Big Package yapıyor! Miz yerde acı içerisinde uzanırken, Val kaptığı bir birayı açıyor ve içmeye başlıyor. Sıkıldıktan sonra onu Miz'in üstüne döküyor. Sonrasında Val fısıldıyor.

Val Venis: Sana bir iyilik yapacağım, bunu asla unutma, olur mu?

Kaptığı bir peçete destesi ile onun gözlerini temizliyor. Kafasına birkaç yumruk vurduktan sonra cebinden telefon çıkartıyor. Telefonunun galerisinde yer alan bir videoyu açıyor. Miz'e bu görüntüleri izletmeye başlıyor.

Mekanın güvenlik kameralarından alınan bu kesiti izliyoruz. İlk başta Chris Brookes'in mekana giriş yaptığını ve insanlara selam vererek barmene gittiğini görüyoruz. Tezgahın arka kısmına oturduktan sonra isteğini iletiyor, barmen de hazırlığını gerçekleştiriyor. İçkisini içtiğini, güzel gördüğü bir kadına içki ısmarladığını görüyoruz. Takılıyor, diğer insanlar ile etkileşim içerisinde yer alarak anın tadını çıkartıyor. Diğer taraftan, Miz'in gözleri karısını ararken; Maryse ile Val'ın takılması görüntüleniyor. Bir süre takıldıktan sonra yakınlaşmalarını ve ilk hamleyi yapanın Maryse oluşunu izliyoruz. Maryse'nin öncülüğünde dudaklarını kavuşturmalarını, öpüşmelerini izletiliyor. Yiyişiyorlar, sevişiyorlar... Val'ın oturduğu yerden kalktığını görüyoruz. Maryse'yi elinden tutuyor ve kaldırmaya çalışıyor. Ona bardan çıkmayı teklif ediyor. Maryse bunu reddediyor çünkü onun bu aşamada istediği tek şey cinsel ilişki değil o an için güvende hissetmek.

spdqkup.jpg
jyipqd9.jpg


Val telefonu cebine koyuyor, izlediklerinin etkisiyle artık bomba olup patlayan Miz rakibine saldırıyor. Onun üstüne geçtiğini, vurmaya başladığını görüyoruz. Sağlı sollu girişiyor Val'a. Val ayağı ile onu ittiriyor, iki isim de aynı anda ayağa kalkıyor. Val'dan Lariat! Hayır, Miz eğilerek bundan kurtuluyor ve arkasında bulunduğu rakibine Skull Crushing Finale yapıyor! Val yerde hareketsiz bir şekilde uzanıyor, Miz ise tezgaha tekmeler atmaya başlıyor. Bunun takibinde yangın söndürme tüpü çarpıyor gözüne, direkt onu alıyor. Bu sırada Val'ın ayağa kalkmak üzere olduğunu fark ediyor ve elindeki tüple birlikte ona koşuyor! Tüpü Val'ın kafasına geçiriyor, Val yere yığılıyor. Şimdi ise... Tüpün içerisindekini püskürtmeye başlıyor, Val çırpınıyor. Kurtulmak istiyor ama gücü yok, bitmiş artık. Sudan çıkmış balık gibi. Miz, yangın tüpünü bir kenara bıraktıktan sonra... Val'ın bacağını tutuyor ve Figure Four Leg Lock yapıyor! Aşırı, aşırı, aşırı uzun bir süre bu durumu koruyorlar. Val elini etraftaki eşyalara atmaya çalışıyor ama ulaşamıyor.

Miz bir şeyler söylemeye başlıyor.

The Miz: SENİN İÇİN SONUÇLAR DAHA YENİ BAŞLIYOR!

Miz bağırıyor, canı yanıyor! Bir saniye, ne oluyor? Sorun nedir?

fqk223b.jpg


BU MARYSE! Maryse, yerde olan Miz'in kasığını tekme atıyor, basıyor! Miz kıpkırmızı oluyor, dünyası başına yıkılıyor. Bu inanılmaz kritik bir yardım, maçın seyrini değiştiriyor. Val acı içerisinde bacaklarını tutuyor ve Miz'den ayrılıyor. Maryse onun başına geçiyor, ilgileniyor. Miz geriye doğru sürüklenirken, hayal kırıklığı ile Maryse'nin tavırlarını izliyor. Val, Maryse'nin yardımıyla kendisine geliyor. Bu sırada, Maryse'nin; Miz'e döndüğünü ve onu derinden yaralayacak şeyler söylediğini işitiyoruz. Bu sözler oldukça tahrik edici, bel altı ve sert... Bunu nasıl yapabiliyor, anlam verilecek gibi değil.

56t20b1.jpg


Maryse: Val bana senden daha iyi dokunuyor.

Val Venis: Ah, Miz… Bu gerçekten acıtıyor olmalı. Maryse’nin dokunuşunu kaybetmek… Aslında düşündükçe, sen zaten hiçbir zaman gerçekten ona sahip olamamışsın. O seni seçmedi. Onu elinde tutamadın. Ve işin en kötüsü ne biliyor musun? Artık herkes bunun farkında!

Maryse ile Val birlikte gülmeye başlıyor. Val, Maryse'yi geriye çekiyor ve sadece onu izlemesini söylüyor. Val bu sözü ile kavganın artık bittiğini söylüyor. Mekan içerisindeki iki masayı birleştirdikten sonra Miz'i üzerine yatırıyor ve tezgahın üzerine çıkıyor. Dansını yaptıktan sonra Miz'in üzerine atlayışını gerçekleştiriyor. CUM SHOT! Val, Miz'e Cum Shot yapıyor! Masa çöktü, masa kırıldı. Miz için işler her geçen saniye daha da zora giriyor. Val ona yeterince ders verdiğine inanmış olmalı ki, Maryse'nin elini tutuyor ve mekanı terk etmek üzere kapıya gidiyor. Bu sırada Miz'in ona doğru sürüklendiğini görüyoruz, bu sırada bir şeyler söylüyor titrek sesiyle. Maryse ile Val arkaları dönük bir şekilde duraksıyorlar ve onu dinliyorlar. Miz'in sözlerine kulak veriyorlar.

The Miz: Sen… Asla… Bir aile kuramayacaksın…

Bu sözler, Val'i rahatsız etmiş gibi görünüyor. Arkasına dönüyor ve Miz'e bakıyor. Maryse onun elini bırakmıyor ve gitme konusunda ısrar ediyor. Val bunu umursamıyor ve Miz'e gidiyor, ona soru yöneltiyor. Miz amacına ulaşmış gibi görünüyor.

Val Venis: Ne dedin sen?

ja7xx4p.jpg


The Miz: Sen asla bir aile kuramayacaksın Val! Biliyor musun, sen hep yalnız kaldın. Hep yalnız olacaksın. Johnny Mayhem seninle bir şeyler denedi, olmadı. Tyler Bate, seni Bryan Danielson'a tercih etti. Tyler Breeze, senden uzaklaştı. Mary, bilinmeze sürüklendi. Ve sen… Sen burada, bu barda, bir adamın ailesini yok etmek için savaşıyorsun çünkü aslında kendi aileni asla kuramayacağını biliyorsun!

Val'in gözleri kısılıyor, Maryse gitme konusunda hâlâ ısrarcı. Miz devam ediyor, sesi titremekte. Ama güçlenmeye başlıyor, laflarıyla Val'i etkiye almış olması onu güçlendiriyor.

The Miz: Sen erkek gibi görünen bir kadınsın! Hiçbir zaman sorumluluk almadın. Hiçbir zaman bir şeyi gerçekten sahiplenemedin. İçinde büyüyemeyen yaşlı bir çocuksun. Tıpkı babası tarafından terk edilmiş, büyüyemeyen bir çocuk gibi… Hiçbir zaman gerçek bir ilişki içinde olamayacaksın. Hep yüzeysel kalacaksın. Hep boşlukta sürükleneceksin. Ve bu yüzden benim ailemi dağıttın. Çünkü benim sahip olduğum şeyi sen asla elde edemedin! Benim kızlarım var, Val. Onlar her gün annelerinin neden gittiğini soruyorlar bana. Onlara cevap veremiyorum. Ama büyüdüler… Her şeyin farkındalar. Ben onlara daha fazla yalan atamam Maryse. Hiç değilse, onlara gerçeği söylemelisin...

Maryse ile Val'ın birbirlerine donarak baktıklarını görüyoruz. Şaşakalıyorlar...

The Miz: Sen dünyanın en kötü annesisin.

Ortam buz kesiyor, çıt çıkmıyor. Bu sırada bir yürüme sesi işitiyoruz, Maryse ile Val o tarafa dönüyorlar.

Bu...

r4d8d8i.jpeg


Val Venis'in annesi!

Val'in gözyaşları gelmeye başlıyor, ona doğru yaklaşarak bakışıyor. Annesi ile bakışıyor, içler fena oluyor. Val ağlayarak konuşuyor, ona isyan ediyor.

Val Venis: Beni... Beni neden terk ettin anne?

Bu sözler titrek ve öfkeli bir çığlık gibi yükseliyor. Val'ın sesi, yıllarca içinde birikmiş öfkenin ve hayal kırıklığının dışa vurumu. Annesi başını eğiyor, gözlerini kaçırıyor. Derin bir nefes alıyor ve yanıt veriyor.

Maya Morley: Hata yaptım, oğlum. Baban uzun gemi seyahatlerindeydi, ben ise çok gençtim… Tek başıma ne yapacağımı bilmiyordum. Korktum. Zayıftım. Ve seni de o zayıflıkla terk ettim.

Val Venis: SENİN KORKULARIN YÜZÜNDEN BENİM HAYATIM MAHVOLDU! SENİN KAÇIŞIN YÜZÜNDEN BENİ HİÇBİR ZAMAN TAMAMEN BİRİNE AİT HİSSETMEDİM! KENDİME BİLE AİT HİSSETMEDİM!

Val hıçkıra hıçkıra, titreye titreye ağlamaya başlıyor. Annesi sadece utancı ile izliyor. Maryse onu yatıştırmak istiyor ama Val krize girmiş halde. Ağlayarak, anlaşılması zor sözlerine devam ediyor. Dünyası başına yıkıldı, bunu hiç beklemiyordu.

Val Venis: Bunu bana nasıl yapabildin, nasıl?

egho2px.jpeg


Maya Morley: Bir aileyi yıkan kişi olmak, insan öldürmek gibidir. Bu günahın ağırlığını ömrüm boyunca hissettim. Sen de hissetme, oğlum. Bu yükü taşıma. Aile yıkma. Aileni kur.

Düşünceli olan ve ağlamakta olan Val, Maryse'ye dönüyor ve onu kendisine çekiyor. Annesine bakarak kuracağını söylüyor.

X: İyi uykular!

BU SES MIZ'E AİTTİ! MIZ, ELİNE ALDIĞI BİR SANDALYE İLE KAFASININ ARKA BÖLÜMÜNE VURUYOR! BUNUN NETİCESİNDE SANDALYE KIRILIYOR, AYAKLARI MIZ'İN ELİNDE KALIYOR! MİZ ELİNDEKİ PARÇALARI BİR KENARA FIRLATIYOR! VAL'A DÖNDÜĞÜMÜZDE İSE... ONUN BAYILDIĞINI GÖRÜYORUZ! MAYA AĞZI AÇIK BİR ŞEKİLDE İZLİYOR, MARYSE İSE AĞLAYARAK ONUNLA İLGİLENİYOR. ONA TOKATLAR ATIYOR VE ONU UYANDIRMAYA ÇALIŞIYOR.

9lxz0h9.jpg


Miz, Maryse'nin ağlamasını izliyor. Onun üzerinden gözünü ayırmadan barı terk ediyor. Bu görüntülerin ardından kamera kapanıyor.

187bofu.gif

intro-1729645708.jpg



Kalabalığa göz gezdirdim. Herkesin bir çekincesi var gibiydi. Bunu bozmak adına Sting ortaya çıktı. Etrafın sessizleştiğini fark ettim. Burada herkes eşitti ama böyle bir adama karşı saygı duyuyorlardı. Kim ortaya çıkacak derken...

intro-1721922134.jpg


Sami ilk adımını attı. Amacı kavga değildi, Sting'in yaşından dolayı onu geriye çekmek istedi. Ama herkes dövüşmek zorundaydı. İyi niyeti ya da salaklığı, artık yorumlaması size kalmış, başına belayı açacaktı. Sting de affetmedi, yumruğu Sami'nin burnuna çaktı. Sami yere düştü. Sting kalk diye bağırdı ve gardını aldı. Sami de kalktı ve sonunda kavga başladı.

Fight Club Match
Sami Zayn vs Sting


150429221148-ac-cuomo-baltimore-protest-street-fight-00002305.jpg


Sting sağlam bir hook savurdu. Sami'nin kaçındığını gördüm. Hala vurmaya korkuyordu. Sting'in ise yaşına rağmen gözlerinde o ateş yanıyordu. Hala dövüşebilirdi. Sami'nin çekingen hallerinden doalyı çok rahat bir jab çıkarttı. Sami çenesinin yanına yediği yumrukla uyandı. Sting beklemediği bir anda karnına tekmeyi yedi ve kalçasının üstüne düştü. Sami ona doğru yaklaşıyordu ancak Sting'in hamlesini gördüm. Hızlı bir şekilde Sami'nin ayaklarını kapıp onu yere serdi. İkisi yerde boğuşuyordu.

ground-and-pound-dejdamrong.jpg


İhtiyar yuvarlanma sırasında kendini üste atmayı başardı. Sami kendini korumak için yüzünü garda aldı. Sting yumrukları indiriyordu. Baktığında Sami, ihtiyardan dayak yiyordu ama bunun böyle sürmeyeceğinin farkındaydım. İhtiyar kendini çok kaptırmıştı. Uzun zaman sonra adrenalini çok fazla alan birisinin yapacağı bir hata. Sami ise kendini buna kaptırmadı ve doğru zamanda tekmeyi vurarak, ihtiyarı üzerinden attı. Ayağa kalkarak, üstünü başını silkeledi. Tekrardan gardını aldı. Bundan sonra kavgaya devam etmek, Sting'in yapacağı bir seçimdi.

sami-zayn.jpg


Sting önemsemeden ayağa kalkıp bir yumruk denedi. Suratına sağ cross yedi. Sami peşinden karnına sol hook vurdu. Gözüne dümdüz bir jab vurdu. İhtiyarın kaşı açıldı. Kaşından akan kan görüşünü engelliyordu. Sami onu karnından tuttu bu fırsattan yararlanarak. Tüm gücüyle onu yere vurdu. Sting'in kendini savunacak hali kalmamıştı. Sami üstüne çıkıp bir yumruk vurdu. Sonrasında bir yumruk daha.

Üçüncüye ihtiyacı yoktu. Kavga bitmişti.

Kazanan: Sami Zayn

Sami-Zayn-10.jpg


Sami ayağa kalktığında, yüzünde rahatlama hissiyatı gözüküyordu. İstediğin kadar kendini geliştirmiş, yenilemiş ol. Bazen çenene yediğin yumruk kadar büyük bir terapi yoktur. Angel'den öğrendim bunu. Şu an başkasında bunu görmek çok ayrı hissettiriyordu. Bunu fark ettiğimde Angel ile göz göze geldik. Bana yavşakça bir gülüş attı. Bir şey demedim. Kalabalığa bakıyordum. Sami'nin, Sting'i yerden kaldırdığını gördüm. Özür üstüne özür diliyordu. Fakat bu saygı gösterisini desteklemeyen biri vardı. Sami ve Sting'i kalabalığa itti.

image-5.jpg


Mustafa Ali: Münafıklar! Siz yahudi dölleri, burada şeytanın uşaklığını yapıyorsunuz. Ben ve Omar burada şeytanın uşaklarına hadlerini bildirmek için buradayız. Karşıma gelebilecek cesaretli biri var mı?

10437


Herif fena kafa sikiyordu. Herkesin keyfinin kaçtığını görebiliyordum. Kalabalık fısıldaşırken, biri öne çıktı. Matt Cardona, herkesin büyük beklentileri olan adam. Ali'nin karşısına çıktı. Kalabalık heyecanlanmaya başlamıştı. Cardona'yı sevdiklerinden mi yoksa, Ali'nin dayak yemesini istediklerinden midir bilinmez ama bir önceki kavganın aksine daha fazla ses çıkmaya başladı.

İkisi birbiri etrafında dönüyordu. En sonunda başladılar.

Fight Club Match
Matt Cardona vs. Mustafa Ali


Undisputed-2-fight-scene-image.jpg


Birbirlerine yaklaşıyorlardı. Ancak Ali bir anda beklenmedik bir şey yaptı. Cardona'ya tokatı yerleştirdi. Yine dini bir şeyler sıkıyordu da, hiç sikimde değildi açıkçası. Burada yumruklar konuşurdu. Cardona da yapması gerekeni yaptı. Yumruğunu, Ali'nin çenesine geçirdi. Ali de ona vurmaya başladı. İkisinin de kendilerini savunmak adına çabaları yoktu. Sadece daha seri yumruklar atıyorlar, yedikleri yumrukları da kabulleniyorlardı. Cardona sağlam bir tane daha patlattı. Ali yere tükürdü ve Cardona'nın üstüne atlayarak ikisini de yere serdi.

images


Demek isterdim ama Cardona çok basit bir şekilde kafasını kolunun altına geçirdi ve sıkmaya başladı. Karnına tekmeler vuruyordu. Ali için aşağılayıcı bir durumdu. "ALLAH!" diye bağırdı birden ve tüm ağırlığını kullanarak ikisini birden yere düşürdü. Bir şekilde kafasını çıkarttı böylece. Sonrasında Cardona'nın üstüne çıkıp yumruklamaya başladı. Cardona ama onu bir şekilde tutup kafa attı. Nasıl yaptı bilmiyorum ama üstünden salmaya başardı. Cardona kalkacakken dizine tekme attı ve onu dizinin üstüne düşürdü. Cardona'nın arkasına geçti ve Sleeper bağlayıp sıkmaya başladı.

undisputed2.jpg


Cardona kurtulmaya çalışıyordu ama Ali sıkmaya devam ediyordu. Elleri arkaya uzanmaya başlamıştı Cardona'nın. Ali daha da sıkmaya çalışıyordu ama Cardona'nın güç avantajı ortadaydı. Onu tutup fırlattı. Boynunun kıpkırmızı olduğunu gördüm. Cardona derin bir nefes çekti. Ali koşarak üstüne atladı yine. Uçan tekme gibi bir şey atmaya çalıştı, ancak Cardona hemen sıyrıldı. Ali'nin sırtına da bir tekme attı sonrasında. Ali yere düşünce bağırdı.

Mustafa Ali: OMAR, ŞU PİÇİ HALLET!

RAW_06152009jg_0344.jpg


RKO! Omar'ın müdahale edeceğini gördüğüm anda koşup ona vurdum. Kavgayı bölen olmamalıydı. Omar'ı yere serdiğimde, arkamı dönüp kavgaya baktım. Cardona'nın, Ali'nin üstüne çıkıp onu yumrukladığını gördüm.

Biraz sonra kavga bitmişti.

Kazanan: Matt Cardona

hq720.jpg


Cardona zevkle ayağa kalktı. O sırada bana uzanan bir eli gördüm. Tabii ki Angel'dan başkası değildi.

Angelico: Aferin Randal, kuralları benimsedin. Artık varmana az kaldı.

Angel beni kaldırdı ve beraber kalabalığa baktık. Daha yeni başlamıştık.

187bofu.gif


8nsk6g2.png


Boş yolda motor gücünü sonuna kadar kullanan bir araba... Akıp gidiyor. Önüne çıkan arabaları agresif bir şekilde solluyor. Bu her kimse, hayatının en önemli şeyini yapmaya gidiyor olmalı. Kamera, arabanın iç rahatlatıcı manevralarını gösterdikten sonra arabanın içinden devam ediyor. Şoförü hala görmüyoruz. Dışarıdayken arabanın çıkardığı ses artık yalıtılmış. Fakat yine de duyuluyor. Duvarlar, asfaltlar, diğer arabalar, manzara... Bir fanus tarafından vakumlanıyorlar gibi saliseler içinde görünüp yok oluyor. Arabanın içiyse bir o kadar sessiz. Bu sessizlik birilerinin canını sıkıyor.


Ansiklopedi: Biraz yavaşla. Oraya, dağılmış bir ceset olarak varmanın bir anlamı olmayacak.

Şoförün yüzü seğiriyor. Ne dinliyor onu ne de cevap veriyor. Aniden, keskin bir manevrayla bir araca çarpmaktan son anda kurtuluyor.

Tepki Hızı: Çok biliyorsun. Biraz bana güvensen nolur?


2vkcc9f.png


Bu destek şoförün çok hoşuna gidiyor. Gülümsemekten kendini alamıyor. Yan koltukta sanki biri varmış gibi, oraya dönüp göz kırpıyor.


Velveteen: Rowan ve Braun'u özledim.

Oyunculuk: Ah, evet! Zavallı ailem, onlar için endişeleniyorum. Yaşadıkları şey ne acı?

The Dream: Zırlamayı kes. Rowan bana ihanet etti. Yani ailesine... Onun için kendimi perişan etmeyeceğim.


Polis Ruhu: Rowan, Bray'e kökten bağlı. Onu değiştiremeyiz. Fakat Braun'u kurtarabiliriz.

Velveteen: Braun'u kolayca kurtarırım. Hatta


lp6ybcn.png


The Dream onu baskı altına almak için gözlerinin içine bakıyor. Velveteen çekinerek...

Velveteen: Rowan'ı da.


The Dream: Susar mısın? Bizi istemediğini açıkça belli etti.

Otorite: Seni kabul etmeyeni sen de etme.

The Dream: Duydun mu? Haklı.


Velveteen: Ama biz iyi bir aileydik. Öyle değil miydi?

Şehrin Fısıltısı: Fazla... Ama iki muhtar, o köye fazla. Keşke biraz modernleşebilseydiniz. Bende hepinize yer vardı. Neyse, görüşürüz.


k53rbpe.png


Araba şehirden çıkış yaparken Velveteen Dream ormanların başladığı yeri uzakta görebiliyor.


Görsel Analiz: Az kaldı. 1 saate o harabede olursun.

Velveteen: Bu işi bana bırak.


The Dream: Delirdin mi sen? Tabii ki bırakmayacağım. Özür falan dilersin, çıldırırım. Bana bırak. Hem... Bunların hepsi benim yüzümden başımıza geldi. Dream Family... Onu ilk ben dillendirdim. Sana kalsa Wyatt'ın tasmalı köpeğiydik. Adam hala sana ibne diyor.

Velveteen: Onun zayıf tarafını ortaya çıkardığıma niye bir şey demiyorsun? Husky olduğunu ona hatırlatan bendim. Sen bu işlerden ne anlarsın?


İş Bilirlik: Wyatt'ı mental olarak yıpratırsanız geriye hiçbir şey kalmaz. Velveteen bunu daha önce yaptı.

The Dream: Sana fikrini soran oldu mu gerizekalı? Onu ben bitirdim. Anlıyor musun? Bray'in en güçlü tarafı ne? Liderliği değil mi? Bizi kıskanmasına sebep olan bendim. Dream'i sallanan sandalyesi için bir tehdit olarak gördüğünde her şey bitti. Wyatt Family'nin yerini Dream Family aldı. Kendinden şüphe eden biri kimseye liderlik edemez. Onun en güçlü kozunu elinden çekip aldım. Adamın depresyonda olduğunu görmüyor musunuz?

Velveteen: Dream... Bu işi bana bırak.


h.jpg


Dayanıklılık: Dream çıldırdı. Kaza yapmadan, direksiyona geç.

The Dream: SUSUUUUUUUUUUUUUN OROSPU ÇOCUKLARI! SUSUN! ANANIZI SİKİYİM SUSUN!


Mantık: Hatırla Dream. Gerçek olan sen değilsin. Bu Velveteen'in meselesi. Kendinden şüphe eden biri kimseye liderlik edemez, evet. Peki ya kendine?... Velveteen senden daha dayanıklı ve gireceğiniz savaş, daha ziyade psikolojik olacak.

The Dream: HAYIR! SUSUN!

Araba çok daha hızlanıyor. Velveteen ister istemez kapının tutamacına yapışıyor, sıkı sıkı. Hız göstergesi limitin sonunda.


7941945791262b476a37f879696c212b.gif


Velveteen: Bizi öldüreceksin... Senin için güç bu kadar mı değerli?

The Dream: Beni sen yarattın. Yaşamama da izin vereceksin.


Velveteen: Fakat ben ölürsem, sen de ölürsün. Biliyorsun değil mi?

The Dream: BİLİYORUM AMINA KOYİM. BİLİYORUM. BİLİYORUM. BİLİYORUM.


68zp9k5.png


Dream biraz yavaşlar. Velveteen, koltuğa sırtını tamamen yaslamış, eli hala kulpta, bir gözüyle yolu bir gözüyle Dream'i süzüyor.

Velveteen: Birbirimizi kabulleneli epey oldu Dream. Şimdi... İzin ver. Arabayı ben süreyim.


Empati: Dream'in içindeki mahkeme sona ermek üzere. Gözlerinden yaşlar damlıyor. Görüyor musun? Kabullenişin getirdiği kırılma... Güçsüz, pes etmiş, yenilmiş hissediyor ama öyle değil. Çünkü Velveteen'in, düşmanı olmadığını biliyor artık. Düşman Bray Wyatt. Düşman ortak. Bu yüzden işbirliği yapması gerektiğinin farkında.

Acı bir frenle araba yolun ortasında duruyor. Bu çok tehlikeli. Dream kendine yediremediği şartları kabul etmenin getirdiği öfkeyle isyanını bu şekilde gösteriyor. Velveteen panikle arkadan gelen var mı yok mu diye kontrol ediyor. Dream arabadan inip kapıyı kırarcasına kapattığında Velveteen hemen şoför koltuğuna oturuyor. Dream'in yan koltuğa geçmesi için onu bekliyor. Dream azarlanmış bir çocuk gibi, öfkeli adımlar, somurtuk bir ifadeyle yan koltuğa geçip aynı güçle kapıyı kapıyor. Velveteen gaza basarken göz ucuyla Dream'i kontrol ediyor. Küskün Dream'i... Ona bakıp gülümsüyor.

eray-gif-1.gif


Velveteen: Bitirelim şu işi.

187bofu.gif

3lvznaa.jpg
60uuevs.jpg


Matın üzerine iki isim çıktı, bunlardan birisi Prestige Grand Wrestling'in World Heavyweight Şampiyonu olan Jack Perry'ydi. Diğeri de Mr. MITB Dirty Dom'du. Karşılıklı köşelerdeydiler, işaretle birlikte kavgalarına başladılar!

Fight Club Match
Dirty Dom vs. Jack Perry


q34u5se.jpg


Maçın ardından birbirlerine doğru koştular ve birbirlerinin ensesinden kavrayarak yumruklar atmaya başladılar. Orada olanları gözle seçmek mümkün değil gibi görünüyordu, gözlerini kapatmış bir şekilde yumruklar salladılar birbirlerine! Birbirlerini bu şekilde alt edemediler ve kendilerini geri attılar, bir saniye bakışmalarının ardından Jack, Dom'un üstüne doğru gitti. Karnına diz darbesini yedi, Jack eğilerek karnını tuttu ve geriye doğru adımladı. Dom ona doğru gitti ama Jack ani bir şekilde Double Leg Takedown ile onu matın üzerine yatırdı ve üstüne geçerek yumruklar atmaya başladı! Dom'un hareketliliği sayesinde çok yumruk isabet etti diyemeyiz, Dom ufak ufak ayağa kalktı fakat Jack'ın ona arkadan sarıldığını gördük. Onu kaldırdı ve yere fırlattı, sonrasında üstüne yapışıp yumruklar atmaya başladı! Dom yüzünü korumaya çalıştı, Jack ise devam etti. Kıpkırmızı olan Dom, rakibini vücudu ile ittirdikten sonra kendisini dışarı bıraktı. Kulüptekiler yuhaladılar, tepki gösterdiler. O ise soluklandı, dinlendi. Jack ona bağırdı, bir şeyler söyledi.

Jack Perry: Fuck you Dom, sen ''kötü adam''ı oynamaya çalışan bir çocuk gibisin! Biraz yumruk yedikten sonra kendini sokak dövüşçüsü olarak mı ilan ediyorsun, yapma. Senin aksine ben gerçeğim, cesaretini toparlayabilirsin, değil mi? Söylemlerimin gerçekliğini, senin plastik suratına bir vuruş daha yaptığımda çok daha iyi bir şekilde anlamış olacaksın. Sen sadece zamanı kollayan bir sıçansın. Senin gibi adamlar, fırsatları yaratmaz, sadece çalar. Sen sadece bir hırsızsın Dom... Ve hırsızlar, günü geldiğinde yakalanır.

26zkbv9.jpg


Dom bu sözler karşısında bozulmuş gibi göründü, Jack'ın ona bakarak sırıtması öfkesini iyice harladı. Tahrik olmuş olan Dom, etrafına sataşmaya başladı. Kendisine bağıran merdiven altı dövüşçülere döndü ve onlara saldırmaya başladı. Birkaç tanesini yere indirdikten sonra küfürler savurmaya başladı. Birkaç kişi onun üstüne doğru giderken, Jack'ın ona doğru koştuğunu ve Baseball Slide yaptığını gördük! Dom kendisini yerde buldu, Jack onun saçını çekerek onu kaldırdıktan sonra herkes ayağa kalktı!

Jack da çıktıktan sonra onun toparlanmasını bekledi. Dom fazla geçmeden kendisini toparladı. Jack ona doğru koştu ve Glass Jaw Knee Strike yaptı!

2rr3ybb.jpg


Dom rakibinin kendisine koştuğu sırada onun üstüne atladı ani bir şekilde, Lou Thesz Press! Dom ona yumruklar savurdu, Jack yüzünü saklamaya çalıştı. Bir süre sonra onu üstünden attı, ayağa kalktılar aynı anda. Dom'dan Knife Edge Chop! Jack kısa bir acı çekmesinin ardından aynı karşılığı verdi, Knife Edge Chop! Dom'dan Knife Edge Chop, Jack'tan da! Üst üste, art arda olacak şekilde birbirlerine Knife Edge Choplar vurdular! İkisinin göğsü kızardı, hamle sırası Jack'ta. Dom onu beklemek yerine kafasını hedef aldı, Big Boot'u yapıştırdı. Hazırlıksız yakalanan Jack, aşağıya düştü! Dom onun olduğu yere hızlıca gitti, onu ayaklandırdı. Akabinde kafasını rakibinin kolu ile vücudunun arasına yerleştirdikten sonra koştu ve onun sırtını vurdu! Geri çekildi, bir daha koştu ve sırtını çarptırdı! Bunu bir süre yaptıktan sonra Jack'ın kendisini yere bırakmasına fırsat tanıdı. Kendisi de eğilerek onun saçını tuttu ve ona bir şeyler anlatmaya başladı.

Dirty Dom: Karşında oluşumun anlamını görebiliyor musun Jack, ben senin Reign'inin geri sayımını ifade ediyorum! Gözlerindeki yorgunluğu rahatlıkla seçebiliyorum Jack, yıprandın. Bu maraton senin beklediğin gibi ilerlemedi, bu baskı ile başa çıkamadın. Daha ciddisi peşinde, dinlenmek üzere ne kadar kaçarsan kaç; hep ensendeyim. World Heavyweight Championship senin omzunda ama onun ağırlığını taşıyamıyorsun. Merak ediyorum da, o yüzden mi kendini burada kanıtlamaya çalışıyorsun? O yüzden mi gerçek bir savaşın içindesin? Biliyorsun ki… Eninde sonunda, ben gelip bu boktan hayatını mahvedeceğim!

11e2dgh.jpg


Dom, Jack'ı kaldırdı ve onunla matın üzerine çıktı. Onu köşeye götürdü ve metal post'a vurdu! Hayır, Jack elini koydu ve buna engel oldu. Onun karnına dirsek attı, Dom karnını tutarak geriye çekildi. Jack rakibine doğru hareketlenmesinin ardından Big Boot vurdu! Dom çekildi, bir Forearm Smash! Jack eğildi, Dom'dan Facebuster! Ayağa bir kez daha kalkması ile bu sefer de Arm Lock'a bağladı. Acı içerisinde onun kolunu sıkıştırdı, canını yaktı. Bu sırada aralarında bir konuşma da geçti.

Dirty Dom: Yakalanmam için önce bana yetişmen lazım şampiyon. Ama sen ağır çekimde yaşıyorsun.

Jack Perry: Burada benim için hiç var olmadın!

Jack, kısmi olarak ayağa kalktı ve kafasına basmaya başladı Dom'un. Dom aldığı ciddi hasarların etkisiyle onu bırakmak zorunda kaldı. İkili ayağa kalktı, Jack'tan Dropkick! Dom hızlıca ayağa kalktı ve bir Dropkick daha izledik. Dom öfkesi ile mata vurduktan sonra ayağa kalktı, Jack'tan Titl-a-whirl Backbreaker geldi! Dom acı içerisinde sırtını tuttu, onun kalkmasını bekledi Jack. Bir süre sonra Dom kalktı, Jack ona doğru koştu ve Glass Jaw Knee Strike yaptı!

fwx12y1.jpg


DOM ÇEKİLDİ! JACK AYAĞA KALKTI, DOM'DAN SUPERKICK! JACK BU HAREKETİN ETKİSİYLE ZEMİNE DÜŞTÜ! DOM MATIN ÜZERİNDEN ONUN ÜSTÜNE ATLADI VE FROG SPLASH YAPTI!

BİTTİ!

Kazanan: Dirty Dom

8gd7cf8.jpg


Dom, öfkeli bir şekilde etrafına ve yerde uzanan Jack'a baktı. Ayağını onun üstüne koydu ve gövde gösterisi yaptı.

187bofu.gif

ovxhyds.gif



"Şüphe benim çocukluk arkadaşımdı. Benimle oynar, yaralanır, gülerdi. Beni diri tutardı hep. Bir gün bana 'seni biliyorum ama seni tanımıyorum' dedi. 'Kimsin sen? Annenden başka kimsen yok mu?' Büyüdüğüm mahalle ve okulda, tüm arkadaşlarım kendini tanıyordu. Bense kendimden şüphe etmekle meşguldüm. Teoman. Kimlerden Teoman? Sadece Teoman, şimdilik. Büyüdüm. Bir gün anneme sordum. Kimim ben? Bu sefer farklı sorduğumu anlamıştı."

74dbgxb.gif


Teoman Garza: Burada dur.

Vega bol yaprak hışırtılı bir frenle yolun ortasında duruyor. Üçü, hep birlikte arabadan iniyor.

2mpi61b.gif


Bagajı açtıklarında Vega ve Jimenéz, elleri kolları bağlı Wes'e bir müddet bakıyor. Kurbanlık bir koyun gibi ona ne yapacaklarını düşünüyorlar. Düşüncesini anlamak için El Jefe'ye çeviriyorlar bakışlarını. Teoman hala Wes'e bakmakta. Birden onu, canı acır mı bir şey olur mu demeden yuvarlayarak yere düşürüyor. Wes talihsiz bir şekilde yüz üstü çakılıyor yere. Çamurdan gözlerini açamıyor. Jimenéz arabadan iki kürek çıkarıp birini Vega'ya fırlatıyor.

Teoman Garza: Siz gidin.

Vega: ¿Qué?

Teoman Garza, Vega'ya öyle bir bakıyor ki Vega daha fazla üstelemiyor. Jimenéz'le bakışıyorlar. El Jefe'nin sınırına geldiklerinin farkındalar. Bir şey daha söylerlerse sıkıntı çıkacak. Geldikleri yöne doğru yürümeye başladıklarını görünce Teoman parmağıyla arabayı işaret ediyor.

Teoman Garza: Arabayla.

İkilemde kalarak bir an duraksıyorlar. Ancak biraz daha yavaş davranırlarsa El Jefe'nin bir güzel patlayacağını bildiklerinden dediklerini ikiletmiyorlar. Vega söve söve arabaya biniyor. Jimenéz de yan koltuğa yerleşiyor. Çamurlar sıçrata sıçrata zorlu bir U dönüşü yapıp gözden yok oluyorlar. Teoman, gözüne muhalefet eden damlaların arasından araziyi tarıyor. Oralarda bir yerlerde O'Neil var.

tgyf3gy.gif


Ayaklarının dibinde, yağmurun da etkisiyle titreyen Wes'e sert bir tekme çakıyor. Tam karnına. Wes öksürmeye başlayınca Teoman, onun iplerini çözüyor. Ayaklarını da serbest bırakınca onu oradan yakalayıp çamur içindeki toprakta sürüklüyor. Bir elinde kürek, diğerinde Wes'in ayakları, bir bataklık olmaya yüz tutmuş yerden bileğe yetişen çimlerle dolu araziye giriyor. Wes bir anlık manevrayla ayağını kurtarıp Teoman'ın bileğine sert bir tekme atıyor. Böyle bir şey beklemeyen Teoman acı içinde bileklerini sallıyor. Karıncalaşmış gibi, sinyalleri geri getirmeye çalışıyor. Wes sert bir yumrukla üstüne uçuyor Teoman'ın. Üstüne çıkıp sert yumruklar indiriyor art arda. Ve bunu yaparken konuşmaya başlıyor.

1m5rhgg.gif


Wes Lee: Kefaretim olacaksın piç. Seni yeryüzünden sildiğimde dünyayı bir pislikten kurtarmış olacağım. Onları saplantılı bir manyaktan alıkoyduğum için Garzalar bana teşekkür edecek. Bunu yapamayacağımı mı sanıyorsun? Seni yok edemeyeceğimi... Daha önce yaptığım gibi yine yapacağım. Fakat bu sefer... pişman olmayacağım.

Wes, Teoman'ın çamurla karışık saçlarından dökülen kanı fark ettiğinde duruyor. Bir nefes alıp doğruluyor. Etrafa bakıyor, biraz önce Teoman'ın da yaptığı gibi. Buralar ona, daha önce bulunmuş gibi hissettiren diğer yerleri anımsatıyor. Teoman'ın yanındaki kürek dikkatini çekiyor.

5ofo1al.gif
9ulzw0y.gif


VE KARNINA YİYOR KÜREĞİ! Teoman ani bir manevrayla küreği sahiplenip Wes'i iki kat yapıyor. Ardından sırtına iki kere indirmesi Wes'in pes etmesine yetiyor da artıyor bile. Teoman eliyle başını kontrol ediyor. Ellerindeki kanın sağanak sayesinde saniyeler içinde yok oluşunu izlemek onu daha da geriyor. Etrafına bakıyor tekrardan. Aydan yansıyan ışık dışında çevreyi görebilmesine imkan tanıyacak başka bir ışık kaynağı yok. Yağmur o kadar yoğun yağıyor ki boğuştukları çimenli arazinin bataklığa dönüşmesine ramak kalmış. Yerde derin nefesler almaya çalışan Wes'i kolundan tutup sürüklemeye çalışıyor. Birkaç metre gittikten sonra bunun sürdürülebilir olmadığını anladığındaysa Wes'i kaldırıp koluna giriyor. Diğer elindeyse kürek. Uzakta, seçilmeyen bir noktaya doğru kör göz ilerlemeye başlıyorlar. Bir an Wes'in ayağı kayıp düşecek gibi oluyor. Teoman onu tutuyor. Ona bir anlığına yardım ediyor olmak bile keyfini kaçırıyor. Wes'i bir köpek gibi yakasından çekip ilerlemeye devam ediyorlar. Wes gülmeye başlıyor.

Wes Lee: Eğer anlattıkların doğruysa babanın yerinde olmak isterdim. 60'larında bir delikanlısın ve 20'li yaşlarının ortasında çıtır bir kızla tanışıyorsun. Muhtemelen annen onu ilk başlarda bir seçenek olarak bile görmemiştir ama sporcu adam, eski güreşçi, kalbi hala atıyor.... Anneni kucağına aldığı ilk-

d43a62o.gif


Teoman küreği yere bırakıp boşa çıkan eliyle Wes'e sert bir yumruk vuruyor. Vurmasıyla Wes'in birkaç metre uzağa yapışması bir oluyor.

Teoman Garza (İlk defa Türkçe konuşarak): Ananı sikerim lan senin.

Yerde tekmelemeye başlıyor Wes'i. Wes kafasını korumakla yetinmek zorunda. Geri kalan her yerine darbe alıyor. Ağzının kenarındaki kanı görebiliyoruz. Çamurdan, yüzü seçilemeyecek durumda. Yerden destek alarak kalkıp birden koşmaya başlıyor. Teoman geç ayıkıyor. Kısa bir kovalamacadan sonra Wes yerdeki küreği alıp Teoman'a dönüyor. Şimdi roller değişti.

9psh775.gif


Wes Lee: Bunu mu istiyorsun? Gel al. Hadi dene bakalım piç.

Wes'in küreği aldığı an duraklayan Teoman o son kelimeyi duyunca kafası atıyor. Wes'e doğru koşuyor. Ancak haliyle suratına yiyor küreği ve yere yapışıyor. Sertti! Sinirini tam atamayan Wes küreği defalarca indirerek Teoman'ı inim inim inletiyor. Sonuncuyu da vurduktan sonra kürekten destek alarak dinleniyor. Teoman'ın bacaklarının çukuru andıran bir yerde kaldığını fark etmesiyle aklına bir fikir geliyor.

d9yyw24.gif


VE KAZMAYA BAŞLIYOR! Teoman'ın yanındaki toprağa, yani çamura daldırıp etrafa fırlatıyor. Wes, Teoman'ı gömmek için daha fazla beklemek istemiyor. Hem kazıyor hem konuşmaya başlıyor.

Wes Lee: Geçen hafta, seni aile mezarlığına gömmeyeceğimi söylerken... Aslında bunu isterdim, biliyor musun? Şaka yapmıyorum... Fakat O'Neil'in komşusu olmada ısrarcı oldun. Ne var biliyor musun? O'Neil'in yanına gömülmeyi bile hak etmeyecek bir zavallısın sen. Birazdan tüm deliklerin toprakla dolmaya, siktiğimin yağmurunu artık hissetmemeye başladığında en son aklından ne geçecek? Angel mi? Merak etme, onu birazdan zaten göreceksin. Annen dışında bana, ruhuna dua etmek için mezarını soracak birileri çıkar mı dersin? Sana gerçeği söyleyeyim: Sikimde bile değil. Seni gömdükten sonra burayı unutacağım. Üzerinde "Garzalardan Teoman" yazan bir mezar taşın olmayacak, bastardo. (Gülüyor.) Garzalardan Teoman... Komikmiş-

h48t08u.gif


Bir mezar kazmak için yolu yarılamış görünen Wes, bacağına yediği tekmeyle dizlerinin üzerine düşüyor. Teoman ona doğru koştuğunda çukurun da etkisiyle ayağı kayıyor ve yarı mezar bir çukurun içinde kör dövüşüne başlıyorlar. Wes bir Headbutt'la Teoman'ı sarsıyor ancak Teoman'dan seri rastgele yumruklar geliyor. Wes fırsat bulabildiği bir anda Teoman'ı saçından çekerek dizinin arkasına bastırarak kilide alıyor. Bir çeşit Headlock'la onu dezavantajlı bir duruma getiriyor. Gökyüzüne dönük suratına tokat gibi inen yağmurlar Teoman'ı ekstra rahatsız ediyor. Can havliyle kıvranıp duran kurbanlar gibi titreyerek son denemelerini yapıyor. Geri geri kafa atmaya başlıyor Teo. Wes göğsüne yediği birkaç darbeden sonra Teoman'ın suratını çamura bastırıyor. Sonra çekiyor. Sonra tekrar bastırıyor. Tekrar çekiyor. Bastırıp çekiyor, bastırıp çekiyor. Teoman'ın suratı tanınmayacak durumda. Ağzına kaçan çamuru tükürüyor ancak hala Wes'in elinden kurtulabilmiş değil. Direncinin kırıldığını hissediyor. Wes Teoman'ın enseye indirdiği sert bir tekmeyle onu çukurda yalnız bırakıyor. Çukuru Teoman'ın tam sığacağı şekilde biraz daha kazıyor. Son toprak parçasını da rastgele savurduktan sonra yüz üstü hareketsiz uzanan Teoman'ı ters çeviriyor. Teoman'ın yarı bilinçsiz kahkahaları dikkatini çekiyor.

ehwqwla.gif


Teoman Garza: Kimim ben?

iitzp0r.png


Wes bir yandan Teoman'ın üzerine toprak atmaya başlıyor. Öbür yandan ona kulak veriyor.

Teoman Garza: Babam... kim?

rm0lgdy.png


Teoman yerdeki çamuru avuçlayıp ona yakından bakıyor. Sonra gülümsüyor. Tekrar bayılıyor.

"Ama biliyordum. Beni leylekler getirmedi. Bir ailem vardı, henüz tanışmadığım. Damarlarımdaki kanın aynısını taşıyan birileri vardı, biliyordum. Babam, belki kardeşim, ablam veya abim, kilolu bir halam, elinden her şey gelen bir dayım... Sıcak, mutlu geniş bir ailem vardı. İki kişilik olanlardan değil. Onlara oyuncaklarımı gösterebilirdim."

Kürek ve çamur sesleri birbirine karışıyor.

pqcob00.png


"Öğretmen bugün bana babamın mesleğini sordu. Yoksa dün müydü? Sen bir Garzasın. Evet, evet, ben bir Garzayım. Güreşiyorlarmış. Ben okulu bırakıyorum. Ringe çıkacağım. Garzalar bizi de unutmaz değil mi anne?"

Kürek ve çamur sesleri...

59df790.png


f5g8tk3.png
2684zm7.png


"Onun intikamını almayacaksam kendime nasıl Garza derim?"

k55oq1d.gif


Kürek ve çamur... Teoman şuursuz bakışlarını Wes'e odaklıyor.

Teoman Garza: Wes?

8aqoglc.gif


Wes durup, halisünojenik belirtiler gösteren Teoman'a bakıyor.

rlvhdcy.gif


Teoman Garza: Cehennemde görüşürüz orospu çocuğu.

...

ddsqeor.gif


WES ARKADAN SERT BİR DARBEYLE ÖNE DOĞRU SAVRULUYOR!! Kaygan zeminin etkisiyle neredeyse Teoman'ın üzerine düşüyor. Yere kapaklansa da hemen doğrulup arkasına bakıyor. Bunu kendisine yapan kişiye.

rt956wf.gif


HUMBERTO GARZA! Çatık kaşlarını Wes'e çevirmiş. Üzerine koşan Wes'e Superkick'le yanıt veriyor ve vakit kaybetmeden Teoman'ın yüzündeki çamurumsu toprağı temizlemeye başlıyor. Nefes almasının önünü açıyor. Boynunu ve boğaz kısmındaki toprağı temizliyor. Fakat low kick! Low Kick geliyor Wes'ten, Humberto öbür tarafa düşüyor. Wes nefes nefese.

iu1ffsp.gif


Wes Lee: Hepiniz aynı boksunuz, değil mi?

Humberto'ya bir yumruk daha vuruyor. Ardından kenardaki küreği alıyor. Alıyor ama kullanamıyor. Humberto'dan açık elle choplar geliyor seri. Bir, iki, üç, dört, beş... Wes göğsünü tutarken küreği Humberto'ya sal- Havada yakalıyor Humberto. Yakalıyor ve Wes'in elinden söküyor. Başarısız güç denemesinden sonra Wes dengesini kaybedip düşüyor. Humberto yerdeki Wes'e kürekle vurmaya başlıyor. Kaç kere vurduğunu artık sayamıyoruz. Wes'in çığlıkları bakir araziyi inletiyor.

Humberto Garza: Antipatik, başarısız, köksüz... Ha? Demek öyle ha? Seni affedip konuyu kapattım... Meksika'daki o bok çukurunda infaz edilmekten kurtardım... Ne için? Tekrar saygısızlık et diye mi? Ailemin adını bir daha ağzına alamayacaksın. Seni affettim lan. Hayatımdaki en büyük acının sebebiyken... Yine de seni affettim. Acımla baş başa kalmak istedim. Öfkem aradan çekilsin istedim. Ben intikam almayı bilmez miydim, hijo de puta? Peşinden koşmayı bilmez miydim? O'Neil'i gömdüğüm gibi seni de gömmeyi bilmez miydim? Geçen hafta PGW'ye özür dilemek için ringe çıktın, fakat özrün kabahatinden beterdi. Teoman'ı incitmek istiyordun, sense beni hedef aldın, ailemi... Günahlarına göz yumdum... Aptallıklarını bağışlayamam.

o2ep0ts.gif


Humberto arkasını döndüğünde Teoman çoktan kalkmış, ona bakıyor. Karanlıktan yüz ifadelerini göremiyorlar. Teoman Humberto'nun üzerine doğru koşuyo-

h1tpnui.gif


KOŞUYOR VE SARILIYORLAR! EL JEFE'NİN DEPOSUNDA TANIŞTIKLARINDA SARILAN SADECE TEOMAN'DI. ŞİMDİ BERTO DA KARŞILIK VERİYOR TEOMAN'A.

Teoman Garza: Biliyordum... Beni yalnız bırakmayacağını... Angel'in katilinin ortalıkta dolaşmasına izin vermeyeceğini biliyordum.

Humberto Garza: Peki ya seni nereye götüreceğimi?

Teoman bir anlık ablak bir suratla Humberto'ya bakıyor. Humberto kendini fazla tutamıyor ve gülmeye başlıyor.

Humberto Garza: Hadi gidelim. Biraz daha oyalanırsak piçin mezarını unutacağım. (Yerde kıvranan Wes'e bakarak.) Yoksa, onu gömecek yeni bir kanalizasyon bulmak zorunda kalırız.

Yerdeki Wes'i, bacakları ve kollarını paylaşarak Humberto'nun park ettiği arabaya kadar taşıyorlar.

Teoman: Berto.

Humberto Garza: ???

Teoman: Sen yine de piç deme.

sg4xwyr.png


Karşılıklı sırıtıyorlar. Arabaya vardıklarında Humberto rahatsızca düşünüyor. Bagajı açtıklarında eşyadan Wes'e yer yok. Humberto'yla Teoman bakışarak anlaşıyorlar. Hareketsiz Wes'i arka koltuğa oturtup yanına refakatçi olarak Teoman geçiyor. Humberto'ysa şoför koltuğuna... Araba harekete geçiyor. Teoman sık sık Wes'i kontrol ediyor. Bir eliyle de kafasındaki kanamayı. Birkaç yüz metre ilerliyorlar. Teoman'ın üstünde dünyadaki tüm maddelerden birer adet var. Kan, çamur, ter, her türden pislik. Ve şimdi cam kıymığı da onlara dahil oluyor! Wes kendine geldiği gibi Teoman'ın kafasını cama vurup arabanın saniyeler içinde tuzla buz olmasına sebep oluyor.

gug79ul.png


Humberto arabayı sürerken kafasını arkaya çevirdiğinde gördüğü manzara karşısında endişeleniyor. Teoman'ın suratı cam parçalarıyla derin yaralar aldığı gibi vücudunun üst kısmı ivmenin etkisiyle pencerenin boşluğuna yayılıyor. Hızla giden arabanın açık penceresinde düştü düşecek. Humberto vitesi düşürüp biraz daha ilerliyor. Dikiz aynasında Wes'le göz göze geliyorlar.

Wes Lee: Hala arabayı sürdüğüne göre bir sene arayla iki kuzen kaybetmek sana pek koymayacak? Bağışıklık mı kazandın?

Humberto Garza (Şeytani Bir Gülüşle): Tamam oğlum sakin. Gömeceğim seni, tamam.

sisecei.gif


Humberto arayan gözlerle hemen yandaki tarlada bir noktaya bakıyor. Bir şey bulmuş gibi yavaşça duruyor. O fren yaptığı gibi Teoman camdan dışarı düşüyor. Humberto arabadan inmeye hazırlanırken arka koltuktan gelen sert yumruklarla afallıyor. Wes Lee, Humberto'nun inmesine izin vermiyor. Araba da hareket halinde değilken bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor. Sert yumruklarla Humberto'yu iyice yoruyor. Wes arabadan inip hemen Humberto'nun kapısını açıyor. Humberto'nun kafasını defalarca direksiyona çarptırıyor. O çarptırdıkça korna sesi geliyor. Çarptırdıkça korna ötüyor. Berto yan koltuğa doğru yığılacakken Wes onu tutup boğazını sıkıyor.

Wes Lee: Ne istiyordun yalnız, kıskanç adam? Her koşulda yanında olan bir dost mu? Ah, onu denedin, tutmamıştı değil mi? Matt Riddle acaba şu an ne yapıyor? Muhtemelen hala yaşıyor olmanın keyfini çıkarıyordur.... Peki Angel... Acaba şu an cehennemin kaçıncı katında cayır cayır yanıyor, başınıza geleceklerden habersiz... Sen busun işte Berto. Bu! Daha fazlası değil. Şimdi Angel'i çok daha iyi anladım. Sen tatmin etmesi imkansız bir adamsın. En küçük bir hatada, her şeyi berbat etme potansiyelin var. Angel neden aranıza mesafe koyuyordu sanıyorsun? Çünkü sen aptalsın. Aptal, kıskanç, fevri, saatli bir bombasın. Büyük adamların başarabilecekleri şeyden hep uzaktın. Bu yüzden, senden daha üstün gördüklerin tarafından küçümsendin. Ailen dışındakileri de sen küçümsedin ve bir ömür Berto, koca bir ömrü yalnızlık hissiyle boğuşarak geçirdin. Fakat sana iyi bir haberim var. En azından mezarda yalnız olmayacaksın. Piç kuzeninle, boşluklarla dolu geçmişin tahlilini yapmak için önünüzde uzuuuuun bir süre var. Geberin orospu çocukları, geberin! En iyi Garza, ölü Garzadır.

Wes, Humberto'ya sert bir yumruk daha indirdikten sonra Teoman'a doğru koşuyor

mducyvc.gif


KAPUTA YAPIŞIYOR! KAPUTA YAPIŞIYORLAR! TEOMAN, AYAKLANDIĞINDAN BİHABER OLAN WES'E UÇARAK KAPUTA YAPIŞTIRIYOR! Bir kör dövüşü yine. Teoman ve Wes sırayla üstün gelip yumruklar sallıyorlar birbirlerine. Sonunda Teoman Wes'in kafasını kaputa vuruyor. Üç dört defa tekrarlıyor bunu. Kaputta küçük bir göçük oluştu bile. Teoman Wes'in fişini çekmek istiyor. Hemen ayağa kaldırıp kaputun üzerinde Wing Clipper bağlıyor! WING CLIPPER!! HAYVANİ BİR GÜÇLE HAREKETİ UYGULUYOR. WES'İN ELLERİ YARIM DAKİKA KADAR DİRENİYOR ANCAK DAHA FAZLA DAYANAMIYOR. SERBESTÇE DÜŞÜYOR ELLERİ. TEOMAN İÇİNDEKİ HULK'U ORTAYA ÇIKARMIŞ GİBİ, WES'İN BİTTİĞİNİN FARKINDA OLMASINA RAĞMEN BAĞIRARAK DEVAM ETTİRİYOR KİLİDİ. BİRKAÇ DAKİKA SONRA ANCA BIRAKIYOR...

jrwjcdq.gif


WES'İ BİR BOK GİBİ BIRAKINCA WES'İN RUHU ÇIKMIŞ BEDENİ EĞİMLİ KAPUTTAN YAVAŞÇA TOPRAĞA DÜŞÜYOR. Teoman soluklandıktan sonra Humberto'yu kontrol ediyor. O da kafasını tutarak araçtan iniyor zaten. Teoman bagajdan iki kürek kapıp birini Berto'ya veriyor. Berto küreği bile bile almıyor?!

2ozu9ws.gif


Humberto Garza: Yapmam gereken son bir şey daha var.

Humberto, yerde hareketsiz yatan Wes'e bakıp kaputa çıkıyor. Ve arkasını dönüyor? YO HAYIR?!

4eywg9m.gif


ROOOUUNNNDIINNNGGGG MMMMMMMMOOOOONNSAAAUULLTTTTTTT!!!!!!!

KAYGAN ISLAK TOPRAĞA! WES İKİ BÜKLÜM KATLANIYOR AMA HUMBERTO'NUN DURUM DA EN AZ ONUN KADAR KÖTÜ! IKINA IKINA KALKIYOR! VAKİT KAYBETMEDEN YERDEKİ KÜREĞİ ALIP ÇİMENLERİN OLDUĞU KISMA YÖNELİYOR. TEOMAN DA ONU TAKİP EDİYOR. ARIYORLAR ŞİMDİ.... O'NEİL'İN MEZARINI ARIYORLAR. BERTO'NUN ŞAŞKINLIĞI TEOMAN'I GERİYOR. İLK DEFA GELMİŞ GİBİ ETRAFA BOŞ BOŞ BAKIYOR BERTO.

Teoman Garza: Nereye gömdüğünü hatırlamıyor musun?

Humberto Garza: Siktiğimin yerinde yaşamıyorum. Sadece bir kere geldim.

losi78a.gif


Arıyorlar. Ağaçları, çukurları ve tümsekleri... Bir yer Teoman'ın dikkatini çekiyor. Humberto'yu çağırıyor. Değerleme mühendisleri gibi ölçüp biçiyorlar. Humberto Teo'ya bakıp olumlu anlamda kafasını sallıyor. Kazmaya başlıyorlar. Gecenin yorgunluğuna rağmen daha fazla vakit kaybetmemek için son güçleriyle, O'Neil'in yanındaki hayali mezarı kazmaya başlıyorlar. Çok geçmeden büyük bir kısmını hallediyorlar. Aynı anda, uzakta, arabanın önünde ölü gibi yatan Wes'i kontrol etmeyi ihmal etmiyorlar. Bir sorun yok.

Teoman Garza: Devam et. Ben getireyim.

Teoman arabaya doğru yürüyor. Ardında Berto'nun toprağa batırdığı küreğin çıkardığı ses ona bir şarkı gibi geliyor. Şarkının sesi azalırken, Wes'e giderek yaklaşıyor. Yüz üstü yatan Wes'in sırtına dokunup kontrol ediyor ve sonra, onu kendine çeviriyor.

ttwrgq2.gif


Wes bilinç olarak hala burada değil. Teoman onu sırtlıyor ve ağır ağır, kazılmakta olan çukura, daha doğrusu mezara yöneliyor. Birkaç saniye sonra vardığında Wes'i rastgele yere bırakıyor ve kafasını kaldırdığında Humberto'nun kazı işini durduğunu fark ediyor. Humberto donuk bakışlarla mezarı seyrediyor. Teoman da onu. Bir tuhaflık var.

Teoman Garza: Noldu?

Humberto Garza hala bakmaya devam ediyor.

Teoman Garza: Sana diyorum! Ne var orada?

Teoman yürürken konuşuyor. Humberto'nun yanına geldiğinde mezardaki manzaraya bakmaktan başka bir çaresi yok.

p5yv5u2.gif


Humberto'nun kazdığı çukura yandan, O'Neil'e ait olan mezardan plastik, oyuncak küçük organlar dökülmüş. Bir çocuğa ait olabilecek kadar küçük her türden organ: Kalp, ciğer, dalak, dil, beyin, böbrek... Eğimin ve yağmurun etkisiyle Berto'nun kazdığı çukura doluyor. Berto, nerdeyse histerik bir öfkeyle küreği şimdi asıl yere, O'Neil'in mezarına saplıyor. Toprağı hızla alıp kenara fırlatıyor. Alıp fırlatıyor. Birkaç organ daha çıkıyor. Alıp fırlatıyor. Şimdi birkaç organ daha ve.... Ve anladığında duruyor. Korku dolu bir ifadeyle Teoman'a baktığında onun da aynı ifadeyle kendisine baktığını görüyor.

Humberto Garza: Yaşıyor.

1lostxr.gif
7dyrq6t.gif
o9dnpky.gif


Fight Club 2025 - Episode I
Prestige Grand Wrestling LLC ™ 2025
All Rights Reserved ©
 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi