TCW St. Valentine’s Day Massacre
14 Şubat 2026
O2 Arena — Londra, İngiltere
Spiker Masası: Michael Cole & Tazz
Arena ışıkları tamamen sönükken yayına giriyoruz. Birkaç saniye boyunca sadece seyircilerin uğultusu duyuluyor. Sonrasında dev ekranda kan kırmızısı bir kalp beliriyor ve kalbin etrafına yavaş yavaş dikenli teller sarılıyor. Siyah güller ekrana tek tek düşerken görüntü kırılıyor, ekran kırmızı-siyah bir parazit efektiyle titriyor ve şovun adı beliriyor: TCW St. Valentine’s Day Massacre. O2 Arena’daki seyircilerden büyük bir gürültü kopuyor. Kamera tribünlerde kırmızı ışıklarla hazırlanmış pankartlara, TCW logolu tişörtlere, “Love Hurts” yazılı dövizlere ve Toni Storm’un siyah-beyaz posterlerini taşıyan seyircilere yöneliyor. Arena genel olarak romantik bir geceyi andırıyor ama bu romantizm temiz, parlak ve güvenli değil; kırmızı ışıkların altında her şey daha tehditkâr, daha kirli ve daha tehlikeli görünüyor.
Açılış videosunda romantik görünen her görüntü birkaç saniye içinde şiddete dönüşüyor. Bir gül yaprağı ring zeminine düşüyor ve hemen ardından üstüne kan damlıyor. Bir şampiyonluk kemerinin üzerine kırmızı kurdele bağlanıyor, kurdele yavaş yavaş dikenli tele dönüşüyor. Toni Storm tamamen siyah-beyaz şekilde ağır çekimde yürürken arka plandaki tüm görüntüler kırmızı-siyah kalıyor. CM Punk ile Seth Rollins’in bakışmaları, AJ Lee’nin deli gülüşü, Becky Lynch’in yumruğunu kameraya doğru kaldırışı, Rhea Ripley’nin kafes tellerine vurduğu anlar, Drew McIntyre’ın Claymore için köşede bekleyişi, IYO SKY’ın havada asılı kaldığı bir moonsault karesi ve mezarlıkta yürüyen Hangman Adam Page görüntüleri peş peşe ekrana geliyor. Video ilerledikçe müzik de değişiyor; başta ağır ve romantik başlayan melodi, sonlara doğru daha sert, daha metalik ve daha tehditkâr bir hale geliyor.
Video bittiği anda O2 Arena’nın sahnesinden kırmızı pyro patlıyor. Sahnenin üst kısmından siyah kıvılcımlar yağarken rampanın iki yanındaki ekranlarda dikenli teller ve güllerden oluşan hareketli grafikler dönüyor. Kamera spiker masasına geldiğinde Michael Cole ve Tazz kırmızı ışığın altında yayına hazır şekilde bekliyor. Masanın arkasında TCW logosu bulunuyor, ön tarafta ise gecenin adına uygun şekilde kırmızı güller ve siyah dikenli tel desenleri kullanılıyor. Cole kartı anlatırken Tazz etrafına bakıyor ve bu geceki atmosferin sıradan bir PPV gibi hissettirmediğini söylüyor.
Michael Cole:
“Hanımefendiler ve beyefendiler, TCW tarihinde ilk kez Londra’da, ilk kez bu sahnede… St. Valentine’s Day Massacre’a hoş geldiniz!”
Tazz:
“Bu gece romantik akşam yemeği yok Cole. Bu gece insanlar kemerlerini korumaya, intikam almaya ve bazı hayalleri toprağa gömmeye geliyor.”
Michael Cole gecenin kartını hızlıca özetliyor. Ana eventin Boneyard Match olacağını, Hangman Adam Page’in ELITE World Championship kemerini American Bad Ass Undertaker’a karşı savunacağını söylüyor. Ardından Toni Storm’un Royal Rumble zaferinin çelik kafeste tehlikeye gireceğini, Drew McIntyre ile Ilja Dragunov’un Intercontinental Championship için karşı karşıya geleceğini ve açılış maçında TCW Women’s Championship’in ortada olacağını belirtiyor. Kamera ringe dönüyor. Ring apronu koyu kırmızı renkte, üzerinde siyah dikenli tel desenleri var. Köşe direklerinin üstünde TCW logoları yer alıyor. Arena genel olarak kırmızıya boyanmış olsa da ışıklandırma fazla parlak değil; her şey sinematik, kirli ve sert görünüyor.
1. Maç
Mariah May (c) vs Liv Morgan
TCW Women’s Championship Match
İlk maç için arenadaki ışıklar altın ve kırmızı tonlarına dönüyor. Mariah May’in müziği çalmaya başladığında sahnenin iki yanından gül yaprakları savruluyor ve Mariah, TCW Women’s Championship kemerini beline takmış şekilde girişte beliriyor. Yüzünde fazlasıyla özgüvenli bir ifade var. Seyircilerin büyük kısmı onu yuhalıyor ama Mariah bu tepkileri umursamıyor. Rampanın başında duruyor, kemerini yavaşça çıkarıp havaya kaldırıyor ve kameralara doğru gülümsüyor. O gülümseme bir kutlamadan çok bir meydan okuma gibi duruyor. Mariah ringe doğru ağır adımlarla ilerliyor. Rampanın iki tarafındaki seyircilere bakıyor ama kimseyle temas kurmuyor. Sanki onların desteğine ihtiyacı yokmuş gibi davranıyor.
Mariah ringin önüne geldiğinde kemerini omzuna atıyor, merdivenlerden çıkıyor ve iplerin arasından içeri giriyor. Hakem kemeri ondan almak istiyor ama Mariah birkaç saniye daha bırakmıyor. Liv Morgan’ın ismi anons edilmeden önce bile kemeri rakibine göstermek ister gibi ringin ortasına geçiyor. Mariah’nın bütün vücut dili, “bu kemer zaten benim ve gece sonunda da benim kalacak” diyor. Kamera Liv’in girişine dönerken Mariah köşeye yaslanıyor ve kemeri son kez öpüp hakeme teslim ediyor.
Liv Morgan’ın müziği duyulduğunda atmosfer bir anda değişiyor. Liv girişte belirir belirmez seyircilerden güçlü bir destek alıyor. Kırmızı-siyah temaya uygun ama daha sokak dövüşçüsü havasında bir kıyafetle sahneye çıkıyor. Mariah’nın aksine hızlı adımlarla rampadan iniyor. Gözlerini bir saniye bile şampiyondan ayırmıyor. Ringe girmeden önce bariyerin önündeki birkaç seyirciyle temas ediyor ama bu kısa sürüyor; Liv’in bütün odağı kemerde. Liv ringe girdiğinde Mariah ile yüz yüze geliyor ve hakem hemen ikilinin arasına giriyor. Mariah kemeri kaldırıp Liv’in yüzüne doğru yaklaştırıyor. Liv ise kemere değil doğrudan Mariah’nın gözlerine bakıyor.
Hakem kemeri alıp ring dışındaki görevliye teslim ediyor. Anons tamamlanıyor ve zil çalıyor. Zil çalar çalmaz Liv öne atılıyor ve Mariah’yı köşeye sıkıştırıyor. Üst üste yumruklar, ardından göğse sert tekmeler geliyor. Mariah beklemediği bu baskı karşısında ilk anda savunmada kalıyor. Liv onu bileğinden yakalayıp karşı köşeye yolluyor ve hemen ardından koşarak köşeye splash deniyor. Mariah son anda çekiliyor ama Liv köşeye çarpmadan kendini durduruyor. Liv arkasını döndüğü anda Mariah kaçmaya çalışıyor fakat Liv onu belinden yakalayıp hızlı bir roll-up’a götürüyor.
BİR!
Mariah çabuk kurtuluyor ama ayağa kalktığı anda Liv’den dropkick yiyor. Şampiyon ring dışına yuvarlanıyor ve nefes almak istiyor. Liv ise hızını kesmiyor. İplerden sekiyor gibi yapıyor ama son anda duruyor. Mariah kendini korumak için geri çekilirken seyirciler Liv’e destek vermeye devam ediyor. Liv ringin ortasında kollarını açıyor ve Mariah’ya geri gelmesini söylüyor. Bu, Mariah’nın egosuna dokunuyor. Şampiyon ringin dışında birkaç saniye dolaşıyor, hakemin sayısını dinliyor ve ardından dikkatli şekilde ringe geri dönüyor.
Michael Cole:
“Liv Morgan bu gece beklemeye gelmemiş. Maçın ilk dakikasında şampiyonu panikletti.”
Tazz:
“Mariah May’in istediği maç bu değildi Cole. O kendi temposunu ister. Liv şu anda ona nefes aldırmıyor.”
Mariah ringe döndüğünde daha dikkatli davranmaya başlıyor. Liv tekrar saldırıya geçtiğinde Mariah bu kez onu kolundan yakalıyor ve iplerin üzerine doğru çekiyor. Liv’in omzu üst ipe sert şekilde çarpıyor. Mariah fırsatı görür görmez maçın yönünü değiştiriyor. Liv’in sol kolunu hedef almaya başlıyor. Önce kolu çeviriyor, ardından omza doğru diz darbeleri indiriyor. Liv ayağa kalkmaya çalıştığında Mariah onu saçlarından değil, hasarlı kolundan tutarak yeniden yere indiriyor. Seyirciler Liv’e destek verdikçe Mariah’nın saldırıları daha hesaplı hale geliyor.
Maçın orta bölümünde Mariah tamamen kontrolü ele alıyor. Liv her ayağa kalkış denemesinde kolundan yakalanıyor. Mariah onu köşeye oturtuyor ve hasarlı omzunu köşe demirine doğru bastırıyor. Hakem araya girip saymaya başlıyor. Mariah dörtte bırakıyor ama geri çekilirken yüzünde yine o rahat gülümseme var. Seyirci yuhalıyor. Mariah tribünlere dönüp kemerin hâlâ kendisinde kalacağını işaret ediyor. Liv bu sırada köşeden çıkmaya çalışıyor ama kolundaki hasar yüzünden her hareketi yavaşlıyor.
Liv sonunda bir boşluk buluyor. Mariah onu tekrar köşeye göndermek isterken Liv hareketi tersine çeviriyor ve Mariah’yı köşeye yolluyor. Liv acıyan koluna rağmen üst üste forearm darbeleri indiriyor. Ardından iplere çıkıyor ve ikinci ipten Mariah’nın üzerine atlayarak hurricanrana yapıyor. Mariah ringin ortasına savruluyor. Liv acı içinde kolunu tutsa da ayağa kalkıyor. Seyirciler ritim tutmaya başlıyor. Liv önce Codebreaker yakalıyor. Mariah sendeleyerek ayağa kalkıyor. Liv bu kez iplerden sekiyor ve springboard dropkick ile şampiyonu yere indiriyor. Tuş geliyor.
BİR!
İKİ!
Mariah kurtuluyor.
Liv bir anlık hayal kırıklığı yaşıyor ama oyalanmıyor. Mariah’yı kaldırmaya çalışıyor. Mariah panikle Liv’in koluna bir darbe indiriyor ama Liv bu acıya rağmen onu yakalıyor ve ObLIVion pozisyonuna geçmeye çalışıyor. Mariah son anda iplerden tutunarak hareketi bozmayı başarıyor. Liv geriye savruluyor. Mariah koşuyor ama Liv bir kez daha yakalıyor.
ObLIVion!
Liv tuşa gidiyor.
BİR!
İKİ!
Mariah ayağını alt ipe koyuyor.
Arena büyük bir uğultuya boğuluyor. Liv bunun bittiğini düşünüyor. Hakeme bakıyor, hakem iki olduğunu söylüyor. Mariah ringin dışına doğru sürünmeye çalışıyor ama Liv onu bırakmıyor. Liv bir kez daha ObLIVion hazırlığı yapıyor. Bu kez Mariah çaresiz görünüyor. Liv atlıyor ama Mariah havada onu belinden yakalıyor ve bütün gücüyle powerbomb’a çeviriyor. Liv sert şekilde yere çakılıyor. Mariah birkaç saniye yerde kalıyor, sonra yavaşça ayağa kalkıyor. Artık yüzündeki kibir tamamen kaybolmuş durumda; yerine hayatta kalmış bir şampiyonun öfkesi geliyor.
Mariah, Liv’i saçlarından kaldırıyor. Liv son bir yumruk atmaya çalışıyor ama kolu yeterince güçlü değil. Mariah yumruğu savuşturuyor, Liv’i yakalıyor ve May Day ile yere seriyor.
BİR!
İKİ!
ÜÇ!
Kazanan: Mariah May
Zil çaldığında Mariah hemen kemerini istiyor. Hakem kemeri uzatıyor ama Mariah dizlerinin üzerinde birkaç saniye bekliyor. Liv’in onu ne kadar zorladığını yüzündeki yorgunluktan okumak mümkün oluyor. Buna rağmen ayağa kalktığında yine kibirli tavrına dönüyor. Kemerini havaya kaldırıyor. Liv köşede oturuyor, kolunu tutuyor ve olanları izliyor. Mariah ringden çıkarken Liv’e dönüp kemeri gösteriyor. Liv cevap vermiyor ama bakışları bunun bitmediğini anlatıyor. Açılış maçı, şovun tonunu net şekilde belirliyor: bu gece kimse hiçbir şeyi kolay kazanmıyor.
2. Maç
CM Punk & AJ Lee vs Seth Rollins & Becky Lynch
Extreme Rules Mixed Tag Team Match
Mariah May’in zaferinden sonra görevliler ring çevresini temizlerken arena ışıkları daha karanlık bir kırmızıya dönüyor. Extreme Rules grafiği ekrana geldiği anda seyircilerin sesi yükseliyor. Bu maç için hakemler daha ciddi görünüyor çünkü herkes bunun normal bir karma takım maçı olmayacağını biliyor. Ringin altında neler olduğu kamera tarafından özellikle gösteriliyor; sandalyeler, masalar, kendo sopaları ve daha fazlası sadece birkaç saniyelik görüntülerle seyirciye hatırlatılıyor. O2 Arena’da hava bir anda daha gergin hale geliyor.
CM Punk’ın müziği çalmaya başladığında O2 Arena çok güçlü bir reaksiyon veriyor. Punk girişte beliriyor, bir süre seyircileri izliyor ve diz çökerek klasik pozunu veriyor. AJ Lee hemen arkasından geliyor. AJ’in yüzünde sakin değil, tehlikeli bir ifade var. Punk daha kontrollü görünürken AJ sanki bu kaosu özellikle bekliyormuş gibi duruyor. İkili rampadan inerken seyirciler Punk için tezahürat yapıyor, AJ ise ringe yaklaşırken ringin altına bakıp gülümsüyor. Bu gülümseme bile maçın nasıl geçeceğine dair yeterince fikir veriyor.
Tam bu sırada Seth Rollins’in kahkahası arenada yankılanıyor. Ancak Seth ve Becky girişten çıkmıyor. Kamera seyircilerin arasına dönüyor. Seth Rollins ve Becky Lynch kalabalığın içinden çıkıyor. İkisinin elinde de kendo sopaları var. Seyirciler hem şaşkınlık hem heyecanla bağırıyor. Punk ve AJ ringe girer girmez arkalarını dönüyor ama Seth ve Becky çoktan bariyerlerin üzerinden atlamış durumda. Hakem henüz zili çaldırmadan bile dört isim aynı anda birbirine giriyor.
Michael Cole:
“Bu maç başlamadan kontrolden çıktı!”
Tazz:
“Extreme Rules dediler Cole. Sanırım kimse zil beklemiyor.”
Seth, Punk’a kendo sopasıyla saldırıyor. Becky de aynı anda AJ Lee’nin üzerine gidiyor. Hakem ne yapacağını bilemiyor ama kısa süre sonra zili çaldırıyor. Maç resmen başlıyor fakat ringde düzen diye bir şey yok. Punk ve Seth ring dışına yuvarlanırken AJ ile Becky ringin içinde kalıyor. Becky sopayı AJ’in karnına saplıyor, ardından sırtına vuruyor. AJ acıyla yere düşüyor ama hemen Becky’nin bacağını yakalayıp onu yere çekiyor. İki kadın ringin ortasında boğuşurken Punk ile Seth bariyerlere doğru kavga ediyor.
Ring dışında Seth, Punk’ı seyirci bariyerine çarpıyor, ardından onu spiker masasının üzerine doğru sürüklüyor. Punk direnmeye çalışıyor ama Seth üst üste yumruklarla onu sersemletiyor. Bu sırada ring içinde AJ, Becky’nin elindeki sopayı almayı başarıyor ve sopayı Becky’nin dizine geçiriyor. Becky dizinin üzerine çöküyor. AJ sopayı Becky’nin boğazına dayayıp bağırıyor. Hakem araya girmeye çalışıyor ama Extreme Rules olduğu için sadece izleyebiliyor. Seth bir anda Punk’ı kaldırıyor ve spiker masasının üzerine powerbomb yapıyor. Masa tamamen dağılmıyor ama Punk sırtını çok kötü şekilde vuruyor. Michael Cole ve Tazz hızla yerlerinden kalkmak zorunda kalıyor.
Michael Cole:
“Punk doğrudan masaya çakıldı!”
Tazz:
“Bu maçın daha başındayız. Daha başında!”
AJ bunu görünce Becky’yi bırakıp ring dışına çıkıyor. Seth’e doğru koşuyor ama Seth onu fark ediyor. AJ üzerine atladığında Seth onu havada yakalamaya çalışıyor fakat AJ hareketi tornado DDT’ye çeviriyor. Seth kafasını zemine çarpıyor. Becky ring dışına çıkıyor ve AJ’i arkadan yakalıyor. İkili bariyerlerin önünde birbirine giriyor. Becky, AJ’i bariyere sırt üstü vuruyor. AJ acıyla yere düşüyor ama yerdeyken Becky’nin saçını yakalıyor ve onu da yere çekiyor. Ringin çevresi artık tam anlamıyla savaş alanına dönüyor.
Maçın ilerleyen bölümünde ringin içine sandalyeler, çöp kutuları ve bir masa giriyor. Seth, Punk’ı ringe sokuyor ve onun sırtına sandalye darbeleri indiriyor. Punk her darbede köşeye doğru sürünüyor ama Seth onu bırakmıyor. Seth sandalyeyi köşeye sıkıştırıyor ve Punk’ı oraya göndermek istiyor. Punk ters çeviriyor. Seth sandalyeye çarpmadan duruyor ama döndüğü anda Punk’tan roundhouse kick yiyor. Punk yere düşen sandalyeyi alıyor ve Seth’in karnına vuruyor. Seth iki büklüm kalırken Punk onu omuzlarına almak istiyor ama sırtındaki hasar yüzünden hareketi hemen bağlayamıyor.
Becky bu sırada AJ’i ringin içine sokuyor. AJ ayağa kalkmaya çalışırken Becky onu yakalıyor ve Dis-Arm-Her bağlıyor. Üstelik AJ’in kolunu çelik sandalyenin arasına sıkıştırıyor. AJ’in çığlığı arenayı dolduruyor. Punk yardıma gitmek istiyor ama Seth onu bileğinden yakalıyor. AJ bir süre dayanıyor, sonra Becky’nin elini ısırıyor. Becky acıyla kilidi bırakıyor. AJ sandalyeden kurtuluyor ve Becky’ye kafa atıyor. Bu küçük ama vahşi hamle seyirciden büyük bir tepki alıyor. AJ yerdeki sandalyeyi eline alıyor ama Becky son anda ring dışına kaçıyor.
Final bölümüne girerken dört isim de tükenmiş halde. Ringin ortasında iki sandalye, bir kırık masa ve iki kendo sopası var. Seth, Punk’a Stomp denemek istiyor ama Punk son anda çekiliyor. Seth’in ayağı sandalyeye geliyor. Punk onu kaldırıyor. GTS denemesi geliyor ama Seth kurtuluyor. Becky arkadan gelip Punk’a sandalye vurmak istiyor ama AJ Lee araya giriyor. AJ sandalyeyi Becky’nin elinden alıyor ve ikili bir anda masanın yanında boğuşmaya başlıyor. AJ, Becky’yi yakalıyor ve masanın üzerine tornado DDT yapıyor. Masa kırılıyor. Arena büyük bir sesle patlıyor.
Aynı anda Punk, Seth’i tekrar omuzlarına alıyor. Bu kez Seth kaçamıyor.
GTS!
Seth doğrudan yerdeki çelik sandalyenin üzerine düşüyor.
Punk tuşa gidiyor.
BİR!
İKİ!
ÜÇ!
Kazananlar: CM Punk & AJ Lee
Zil çaldığında Punk hemen ayağa kalkamıyor. AJ kırık masanın yanında oturuyor, Becky ise hareket etmekte zorlanıyor. Punk bir süre sonra AJ’in yanına gidiyor. İkili birbirine bakıyor ve bitkin şekilde gülümsüyor. Seth Rollins ringin dışına yuvarlanmış, yüzünü tutarak rampaya doğru bakıyor. Punk ve AJ ellerini kaldırırken seyirciler ikiliye büyük bir destek veriyor. Seth ve Becky ise mağlubiyeti kabullenmekte zorlanıyor. Bu maçtan sonra ring çevresinde kalan parçalar, St. Valentine’s Day Massacre’ın gerçekten bir katliam gecesine dönüştüğünü gösteriyor.
3. Maç
Rhea Ripley vs Toni Storm
Steel Cage Match — Toni Storm’un Royal Rumble Zaferi Ortada
Extreme Rules kaosunun ardından görevliler ringi uzun süre temizliyor. Kırık masa parçaları, sandalyeler ve kendo sopaları kaldırılırken kamera yukarıya dönüyor. Steel cage yavaş yavaş görünür hale geliyor. Seyirciler kafesi fark ettikçe gürültü artıyor. Bu maç sadece bir hesaplaşma değil. Toni Storm’un Royal Rumble zaferi, yani gelecekteki büyük fırsatı, bu kafesin içinde riske giriyor. Kafesin gölgesi ringin üzerine düştükçe arena daha klostrofobik bir hale geliyor.
Toni Storm’un müziği başladığında arena bir anda farklı bir görsel dile geçiyor. Şovun kırmızı-siyah atmosferine rağmen Toni ekranda ve ışıkta tamamen siyah-beyaz görünüyor. Kameralar onu eski film yıldızı gibi gösteriyor. Toni sahnede duruyor, başını hafifçe kaldırıyor ve O2 Arena’ya bakıyor. Seyircilerin büyük kısmı onu destekliyor. Toni sakin görünüyor ama yüzündeki gerilim belli oluyor. Bu gece kaybederse Royal Rumble zaferi elinden gidiyor. Bu yüzden yürüyüşü bile normalden daha ağır, daha dramatik ve daha kontrollü duruyor.
Rhea Ripley’nin müziği başladığında siyah alev efektleri sahneyi kaplıyor. Rhea yavaş adımlarla girişte beliriyor. Toni’nin aksine her hareketi saldırgan ve net. Kafesin altına geldiğinde duruyor, tellere eliyle vuruyor ve Toni’ye bakıyor. Rhea için bu sadece bir maç değil, Toni’nin elindeki en büyük kozu kırma fırsatı. Rhea ringe girdiğinde kafes henüz tamamen inmemiş oluyor. Toni ile yüz yüze geliyorlar ve ikisi de kafes tamamen kapanmadan önce bile birbirlerine birkaç adım yaklaşmış durumda oluyor.
İki kadın ringde karşı karşıya geldiğinde kafes yavaşça inmeye devam ediyor. Kafes tamamen kapandığında hakem kapının kilitlendiğini kontrol ediyor. Toni kafese kısa bir bakış atıyor. Rhea ise gözlerini Toni’den hiç ayırmıyor. Zil çalıyor. İlk temas sert oluyor. Rhea direkt güç avantajını kullanıyor ve Toni’yi geriye itiyor. Toni hızla hareket etmeye çalışıyor ama Rhea onu yakalıyor ve ilk fırsatta kafese doğru fırlatıyor. Toni tellerden sekerek yere düşüyor. Rhea hiç vakit kaybetmeden onu kaldırıyor ve bir kez daha kafese yolluyor. Çelik sesleri arenanın içinde yankılanıyor.
Michael Cole:
“Rhea Ripley bu maçın ilk dakikasından Toni Storm’a mesaj veriyor: Buradan kolay çıkamayacaksın.”
Tazz:
“Kafes maçlarında kaçacak yer yok. Toni’nin sinema yıldızı görüntüsü burada işe yaramaz. Burada hayatta kalması lazım.”
Rhea uzun süre maçı domine ediyor. Toni’nin sırtını kafese bastırıyor, yüzünü tellere sürtüyor ve köşede onu tekmelerle yere indiriyor. Toni her ayağa kalktığında Rhea onu yeniden yakalıyor. Bir noktada Rhea, Toni’yi omzuna alıyor ve kafese doğru koşuyor. Toni son anda arkasına kayıp kurtuluyor ve Rhea’nın kendisi tellere çarpıyor. Bu Toni’nin ilk gerçek fırsatı oluyor. Toni hızlıca Rhea’nın üzerine gidiyor. Üst üste forearm darbeleri indiriyor. Rhea sendeleyince Toni onu kafese doğru gönderiyor. Ardından running hip attack geliyor. Rhea’nın kafası tellere çarpıyor ve kafes sallanıyor.
Toni ikinci kez aynı hareketi deniyor. Bu kez Rhea son anda çekiliyor, Toni kafese çarpıyor ve yere düşüyor. Rhea, Toni’yi kaldırıyor ve powerbomb pozisyonuna alıyor. Toni kaçmaya çalışıyor ama Rhea onu yüksekçe kaldırıyor. Powerbomb doğrudan kafes duvarına geliyor. Toni çelikle temas ettikten sonra ring zeminine düşüyor. Seyircilerden büyük bir uğultu kopuyor. Rhea kafes kapısına doğru bakıyor. Hakeme kapıyı açmasını söylüyor. Hakem dışarıdaki görevliye işaret ediyor. Kapı açılıyor. Rhea dışarı çıkmak üzereyken Toni son anda onun bacağını yakalıyor.
Rhea sinirleniyor ve Toni’nin üzerine çöküyor. Üst üste yumruklar indiriyor. Toni savunmada kalıyor ama Rhea’nın bileğini yakalayıp onu turnbuckle’a çarpmayı başarıyor. Maçın son bölümünde iki kadın da iyice yıpranmış halde. Toni kafese tırmanmaya başlıyor. Rhea onu fark ediyor ve peşinden çıkıyor. İkisi de kafesin üst kısmına yaklaşıyor. Rhea Toni’yi saçlarından tutuyor ve geri çekmeye çalışıyor. Toni direnirken ayakları kafes tellerine takılıyor, elleri kayıyor ama düşmüyor. Rhea onu üst iplerin üzerine indiriyor ve Super Riptide pozisyonuna almaya çalışıyor.
Toni son anda dirsek darbeleriyle kurtuluyor. Rhea dengesini kaybediyor. Toni, Rhea’nın kafasını kafese çarpıyor. Bir kez. İki kez. Üç kez. Rhea iplerin üzerine düşüyor ve ardından ringe sert şekilde çakılıyor. Toni kafesin tepesine ulaşıyor. Kısa bir an duruyor. Aşağıda Rhea kıpırdamaya çalışıyor. Toni diğer tarafa geçiyor. Elleri kayıyor, neredeyse düşecek gibi oluyor ama son anda tutunuyor. Ardından kendini bırakıyor ve ring dışındaki zemine düşüyor.
Kazanan: Toni Storm
Zil çalıyor. Toni yerde yatıyor. Hakem Royal Rumble zaferinin hâlâ Toni’de olduğunu ilan ediyor. Toni ayağa kalkamıyor ama gülümsüyor. Kafesin içinde Rhea Ripley dizlerinin üzerinde kalıyor. Rhea’nın yüzündeki ifade mağlubiyetten çok öfkeye yakın. Toni ise yerde yatarken bile bu savaşı kazandığını biliyor. Kamera Toni’nin siyah-beyaz görüntüsünü yeniden yakalıyor ve şovun kırmızı-siyah kaosunun içinde onun hâlâ bambaşka bir karakter gibi durduğunu gösteriyor.
4. Maç
Drew McIntyre (c) vs Ilja Dragunov
TCW Intercontinental Championship Match
Kafes kaldırıldıktan sonra arena kısa bir süre toparlanıyor. Fakat sıradaki maçın atmosferi önceki karşılaşmalardan farklı. Ekranda TCW Intercontinental Championship grafiği beliriyor ve seyircilerin tepkisi hemen değişiyor. Bu maçta görsel şovdan çok fiziksel savaş beklentisi var. Ring çevresi temizleniyor, ışıklar daha sade ama daha sert bir hale getiriliyor. Kırmızı tema korunuyor ama bu kez ışıklar daha çok savaş alanı hissi veriyor.
Ilja Dragunov önce geliyor. Girişinde fazla pyro yok. Müzik sert ama Ilja’nın yüzündeki ifade her şeyden daha etkili. Ringin önüne geldiğinde bir süre duruyor ve kemerin sergilendiği masaya bakıyor. Sonra ringe giriyor, köşeye çıkıyor ve göğsüne sertçe vuruyor. Seyirci ona saygı duyuyor. Dragunov’un yürüyüşü bile maçın tonunu belirliyor. Bu adam kazanmak için değil, acı çekmek ve acı çektirmek için gelmiş gibi duruyor.
Drew McIntyre’ın müziği çaldığında arena güçlü bir reaksiyon veriyor. Drew kemeri omzunda, ağır ve özgüvenli adımlarla sahneye çıkıyor. Kemerini havaya kaldırmıyor. Onu sadece omzunda taşıyor çünkü bu maçta gösterişe ihtiyacı yok. Ringe geldiğinde Ilja ile göz göze geliyor. İki adam da birbirinin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor. Hakem kemeri havaya kaldırıyor. Kamera kemerden iki adamın yüzüne geçiyor. Zil çalıyor.
İlk dakikada teknik güreş denemesi bile olmuyor. İki adam ringin ortasına geliyor ve birbirine chop vurmaya başlıyor. Ilja ilk darbeyi indiriyor. Drew geri adım atmıyor ve çok daha sert bir chop ile cevap veriyor. Göğüslerden çıkan ses arenada yankılanıyor. Seyirciler her darbede daha fazla gürültü çıkarıyor. Bu, maçın nasıl ilerleyeceğini hemen gösteriyor. Ilja bir chop daha vuruyor, Drew cevap veriyor. Sonra Ilja bir adım öne çıkıyor ve Drew’un yüzüne bakarak göğsünü açıyor. Drew bu daveti kabul ediyor ve çok sert bir darbe daha indiriyor.
Michael Cole:
“Bu maçın açılışı bile normal değil. Bunlar birbirini test etmiyor, birbirini kırmaya çalışıyor.”
Tazz:
“Dragunov acıyı sever Cole. Sorun şu ki Drew McIntyre acıyı dağıtmayı da sever.”
Drew güç avantajını kullanarak Ilja’yı köşeye sıkıştırıyor. Üst üste omuz darbeleriyle onu nefessiz bırakıyor. Ardından Ilja’yı iplere yolluyor ve sert bir overhead belly-to-belly suplex yapıyor. Ilja sert düşüyor ama hemen kalkmaya çalışıyor. Drew buna sinirlenir gibi oluyor. Onu tekrar kaldırıyor, bu kez Future Shock DDT için yakalıyor. Ilja dirense de Drew hareketi bağlıyor.
BİR!
İKİ!
Ilja kurtuluyor.
Drew bu erken kurtuluşu bekliyor gibi görünse de yüzündeki ciddiyet artıyor. Ilja yavaşça ayağa kalkıyor. Drew bir yumruk atıyor. Ilja bu yumruğu yiyor ama geri düşmüyor. Bir tane daha geliyor. Ilja yine ayakta kalıyor. Sonra bir anda patlıyor. Üst üste forearm darbeleriyle Drew’u geriletmeye başlıyor. Drew iplerde dengesini kaybederken Ilja ona jumping knee ile vuruyor. Drew dizlerinin üstüne düşüyor. Ilja köşeye geçiyor. Seyirci Torpedo Moscow’u bekliyor. Ilja koşuyor.
Torpedo Moscow!
Drew yere düşüyor.
BİR!
İKİ!
Drew omzunu kaldırıyor.
Dragunov hemen tuşun ardından Drew’u bırakmıyor. Onu tekrar kaldırmaya çalışıyor ama Drew bir anda kafa atıyor. Ilja geriliyor. Drew onu yakalıyor ve Alabama Slam ile yere çakıyor. Ilja’nın sırtı ringe sert vuruyor. Drew köşeye geçiyor. Claymore için saymaya başlıyor. Seyirciler onunla birlikte ritim tutuyor. Üç. İki. Bir. Drew koşuyor ama Ilja yere yığılıyor ve Claymore boşa gidiyor. Drew döner dönmez Ilja’dan sert bir enzuigiri geliyor. Ardından German suplex. Drew kalkıyor. Bir German daha. Drew yine kalkıyor. Ilja bütün gücüyle üçüncü German’ı deniyor ama Drew direniyor ve dirsek darbeleriyle kurtuluyor.
Maçın final bölümü tamamen ayakta geçen bir savaşa dönüşüyor. İki adamın da göğsü kızarmış halde. Drew’un kaşı açılmış gibi görünüyor. Ilja’nın dudağından kan geliyor. Seyirciler “Fight Forever!” diye tempo tutuyor. Drew bir noktada Ilja’ya Glasgow Kiss vuruyor. Ilja yere düşmek yerine ileri doğru sendeleyip Drew’a kafa atıyor. İki adam da aynı anda yere yığılıyor. Hakem saymaya başlıyor ama ikisi de sekizde ayağa kalkıyor. Ilja son kez Torpedo Moscow için hazırlanıyor. Drew ayağa kalkıyor. Ilja koşuyor.
Drew bir anda hareketi okuyor.
Claymore!
Ilja havadayken yakalanıyor ve yere çakılıyor.
BİR!
İKİ!
ÜÇ!
Kazanan: Drew McIntyre
Drew McIntyre kemerini koruyor ama kutlama yapacak hali yok. Hakem kemeri uzatırken Drew bir süre dizlerinin üzerinde kalıyor. Ilja köşeye doğru sürünüyor. Drew ayağa kalktığında Ilja’ya bakıyor. İki adam arasında kısa bir sessizlik oluyor. Drew kemerini kaldırmadan önce Ilja’ya başıyla saygı gösteriyor. Dragunov cevap vermiyor ama bakışları bu savaşın onun için bitmediğini anlatıyor. Bu maç, gecenin en saf güreş savaşı olarak hafızaya kazınıyor.
5. Maç
IYO SKY (c) vs Giulia
ELITE Women’s Championship Match
Intercontinental Championship savaşından sonra arena bir süre nefes alıyor ama sıradaki maçın grafiği ekrana geldiğinde ortam yeniden yükseliyor. ELITE Women’s Championship için IYO SKY ve Giulia karşı karşıya geliyor. Bu maçın havası tamamen farklı; daha zarif, daha hızlı ama aynı derecede tehlikeli. Kırmızı-siyah tema korunuyor fakat ışıklara beyaz ve gümüş yansımalar ekleniyor. Bu da maça daha elit, daha uluslararası bir büyük maç havası veriyor.
Giulia ilk geliyor. Siyah ve gümüş ağırlıklı kıyafetiyle sahneye çıktığında kamera onun yüzüne yaklaşıyor. Giulia’da korku ya da heyecan yok. Sadece soğuk bir kararlılık var. Rampadan inerken seyircilerin tepkisine fazla bakmıyor. Ringe giriyor, köşeye çıkıyor ve eliyle belini işaret ederek kemeri istediğini gösteriyor. Onun girişinde abartılı hareketler yok; bütün mesele duruşunda. Giulia ringde beklerken gözlerini girişe dikiyor.
IYO SKY’ın müziği başladığında arena beyaz ışıklarla doluyor. IYO sahnede belirir belirmez seyircilerden büyük bir destek geliyor. Kemerini omzunda taşıyor ama bu kez yüzünde alışılagelmiş özgüvenden daha ciddi bir ifade var. Giulia’nın nasıl bir rakip olduğunu biliyor. IYO ringe girdiğinde iki kadın birbirine fazla yaklaşmıyor. Sadece bakışıyorlar. Hakem kemeri havaya kaldırıyor. Zil çalıyor.
Maçın ilk bölümü hızlı ama kontrollü geçiyor. Giulia, IYO’yu yakalayıp yerde tutmak istiyor. IYO ise hareket alanını korumaya çalışıyor. İlk birkaç dakika counter zincirleriyle ilerliyor. Giulia bilekten yakalıyor, IYO taklayla çıkıyor. IYO hurricanrana deniyor, Giulia ayakta kalıyor. Giulia sert bir tekme atıyor, IYO eğiliyor ve dropkick ile cevap veriyor. İki kadın da erken hata yapmak istemiyor. Her hamle, bir sonraki hamlenin tuzağı gibi duruyor.
Michael Cole:
“Bu iki kadın sadece güçlü değil, aynı zamanda inanılmaz hızlı düşünüyorlar.”
Tazz:
“Böyle maçlarda bir saniyelik hata kemeri götürür Cole.”
Giulia maçın temposunu kırmak için sertliğe başvuruyor. IYO iplerden sektiği anda Giulia onu yakalıyor ve ringin ortasına yüksek bir suplex ile çakıyor. Ardından IYO’nun sırtına dizini bastırarak submission deniyor. IYO iplere uzanıyor ama Giulia onu ringin ortasına çekiyor. IYO bir süre zorlanıyor, sonra esnekliğini kullanıp kilidi roll-up’a çeviriyor. Giulia kurtulur kurtulmaz ayağa fırlıyor ve IYO’nun göğsüne sert bir tekme indiriyor. IYO yere düşüyor ama Giulia durmuyor.
BİR!
İKİ!
IYO kurtuluyor.
Giulia ayağa kalkar kalkmaz IYO’ya diz darbesi indiriyor. IYO köşeye düşüyor. Giulia running knee deniyor ama IYO son anda çekiliyor. Giulia köşeye çarpıyor. IYO üst ipe çıkıyor ve missile dropkick ile Giulia’yı yere indiriyor. Maç hızlanıyor. IYO ring dışına çıkan Giulia’yı görüyor. İplerden sekiyor, hızlanıyor ve suicide dive için koşuyor. Giulia yana çekilir gibi yapıyor ama IYO bunu fark edip iplerin arasında duruyor. Giulia yaklaşınca IYO aprona çıkıyor ve moonsault ile dışarı uçuyor. İkisi de ring dışında yere düşüyor. Seyirciler ayağa kalkıyor.
Tazz:
“IYO SKY yer çekimini sevmiyor. Bu kadar basit.”
Ring içine dönüldüğünde IYO üstünlüğü alıyor. Giulia’yı köşeye oturtuyor, üst ipe çıkıyor ve hurricanrana deniyor. Giulia onu havada yakalıyor ve ikinci iplerden powerbomb’a çeviriyor. IYO sert düşüyor. Giulia hemen tuşa gidiyor. IYO kurtuluyor ama artık darbenin etkisi yüzünde okunuyor. Giulia da bunu fark ediyor ve hemen avcı gibi üzerine gidiyor. IYO’nun kalkmasına izin vermeden bir kez daha onu kaldırıyor ve Northern Lights Bomb için pozisyon alıyor. IYO ilk denemede kurtuluyor. Giulia diz darbesiyle onu tekrar sersemletiyor. Bu kez hareketi bağlıyor.
Northern Lights Bomb!
BİR!
İKİ!
IYO son anda kurtuluyor.
Giulia hakeme bakıyor. Üç olmadığını kabullenmekte zorlanıyor. Ardından IYO’yu kaldırıyor ve bir kez daha knee strike için koşuyor. IYO son anda eğiliyor. Giulia döner dönmez IYO onu yakalıyor.
Poison rana!
Giulia başının üstüne düşüyor ve ringin ortasında kalıyor. IYO da yorgun. Birkaç saniye hareket edemiyor. Sonra yavaş yavaş köşeye sürünüyor. Seyirciler onun ayağa kalkması için tempo tutuyor. IYO üst ipe çıkıyor. Giulia kıpırdamaya başlıyor ama geç kalıyor.
Over the Moonsault!
BİR!
İKİ!
ÜÇ!
Kazanan: IYO SKY
IYO SKY kemerini koruyor. Hakem kemeri uzattığında IYO onu göğsüne bastırıyor ve derin bir nefes alıyor. Giulia ringin dışında dizlerinin üzerine çöküyor. Kaybediyor ama ezilmiyor. IYO ringde kemerini kaldırırken kamera iki kadını aynı kadraja alıyor. Bu maç bitmiş olabilir ama Giulia’nın bakışları bir rövanşın kaçınılmaz olduğunu hissettiriyor. ELITE Women’s Championship hâlâ IYO SKY’da kalıyor ama Giulia bu kemerin peşini bırakmayacağını açıkça gösteriyor.
Ana Event
“Hangman” Adam Page (c) vs “American Bad Ass” Undertaker
Boneyard Match — ELITE World Championship
ELITE World Championship grafiği ekrana geldiğinde arena ışıkları tamamen kapanıyor. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey duyulmuyor. Sonra çok uzaktan gelen bir gök gürültüsü sesi arenayı dolduruyor. Dev ekranda Londra dışında karanlık bir mezarlık görüntüsü beliriyor. Sis yerin üzerinde ağır ağır hareket ediyor. Mezar taşlarının arasından kırmızı ışıklar sızıyor. Şovun romantik-şiddetli kırmızı teması burada daha karanlık ve ölümcül bir hale dönüşüyor. Bu artık ring içi bir maç gibi hissettirmiyor; gecenin tamamının başka bir boyuta geçtiği hissi oluşuyor.
Michael Cole’un sesi kısılıyor, neredeyse fısıltıya dönüyor.
Michael Cole:
“Gecenin ana olayı… ama bu ringde yapılmayacak. ELITE World Championship için Boneyard Match zamanı.”
Tazz:
“Ben bu işin hiçbir kısmını sevmiyorum Cole. Mezarlık, sis, Undertaker… ve Hangman’in elinde bir dünya şampiyonluğu. Bu güzel bitmez.”
Uzakta bir motosiklet sesi duyuluyor. Kamera sisin içinden gelen farlara dönüyor. American Bad Ass Undertaker motosikletiyle mezarlığın girişinde beliriyor. Motoru durduruyor, yavaşça iniyor ve deri ceketiyle mezarlığın içine doğru yürüyor. Yüzündeki ifade klasik; soğuk, sakin ve ölümcül. Kemer ortada olabilir ama Undertaker için mesele sadece şampiyonluk gibi görünmüyor. Bu onun alanı. O yürürken kamera mezar taşlarının üzerindeki gölgeleri gösteriyor ve her adımda zemindeki çakılların sesi duyuluyor.
Birkaç saniye sonra farklı bir açıya geçiliyor. Hangman Adam Page mezarlığın başka bir girişinden yürüyerek geliyor. Omzunda ELITE World Championship kemeri, elinde ise bir kürek var. Page’in yüzünde korku yok ama bu ortamın ağırlığını hissettiği belli oluyor. Kemerini bir mezar taşının üzerine bırakıyor. Undertaker uzaktan ona bakıyor. İki adam yavaş yavaş birbirine yaklaşıyor. Hiçbir anons yapılmıyor. Hiçbir zil çalmıyor. Undertaker ilk yumruğu atıyor ve maç başlıyor.
Undertaker ilk dakikalarda kontrolü alıyor. Page’i mezar taşlarına doğru sürüklüyor ve sırtını taşlara çarpıyor. Page karşılık vermeye çalışıyor ama Undertaker her darbesinde onu daha da geriletıyor. Page yerdeki çakıl taşlarının üzerine düşüyor. Undertaker onu saçlarından kaldırıyor ve mezarlığın demir kapısına doğru fırlatıyor. Kapı büyük bir gürültüyle sallanıyor. Page ayağa kalkmaya çalışırken Undertaker onu boğazından yakalıyor. Chokeslam için kaldırıyor ama Page havadayken dirsek darbeleriyle kurtuluyor. Yere düşer düşmez yakındaki zinciri kapıyor ve Undertaker’ın göğsüne vuruyor.
Undertaker bir adım geriliyor. Page zinciri bu kez sırtına geçiriyor. Undertaker dizlerinin üzerine düşüyor ama hemen doğruluyor. Page bu kez zinciri Undertaker’ın boynuna dolamaya çalışıyor ama Undertaker gücüyle onu kendine çekiyor ve Page’i sert bir yumrukla yere indiriyor. Page mezar taşlarından birine tutunarak ayağa kalkmaya çalışıyor. Undertaker ağır adımlarla üzerine geliyor. Her şey yavaş ama tehditkâr ilerliyor. Ring içindeki maçlardan farklı olarak burada tempo ani patlamalar ve uzun, gerilimli anlarla kuruluyor.
Tazz:
“Bu adamı durdurmak için zincir bile yetmeyebilir.”
Page mezarlığın içinde geri çekilerek alan açmaya çalışıyor. Undertaker peşinden geliyor. İkili bir tabutun bulunduğu alana ulaşıyor. Undertaker Page’i yakalıyor ve tabutun kapağına chokeslam yapıyor. Kapak kırılıyor. Page tabutun üstünde hareketsiz kalıyor. Undertaker ağır adımlarla yanına geliyor ve kapağın parçalarını kenara atıyor. Page’i tabutun içine koymaya çalışıyor ama Page son anda bacağını kaldırıp Undertaker’ı itiyor. Page tabuttan çıkıyor, yerdeki tahta parçasını alıyor ve Undertaker’ın dizine vuruyor. Undertaker ilk kez ciddi şekilde sendelemeye başlıyor.
Page bu fırsatı değerlendiriyor. Undertaker’ı yakalıyor ve yakındaki ahşap dekorların üzerine powerbomb yapıyor. Tahtalar kırılıyor. Sis daha da yoğunlaşıyor. Kamera bir an ikisini de net görmekte zorlanıyor. Maçın orta bölümünde Undertaker karanlığa doğru çekiliyor. Page onu takip ediyor ama bir anda kamera Undertaker’ı kaybediyor. Page etrafına bakıyor. Seyirciler arenada bu görüntüyü dev ekrandan izlerken büyük bir uğultu çıkarıyor. Page elindeki küreği daha sıkı tutuyor. Arkasından bir gölge beliriyor. Undertaker, Page’in arkasında yeniden ortaya çıkıyor ve onu yakalıyor.
Page son anda seziyor ama geç kalıyor. Undertaker onu yakalayıp taş zemine Snake Eyes benzeri bir hareketle vuruyor. Page yüzünü tutarak yere düşüyor. Undertaker onu açık bir mezarın yakınına sürüklüyor. Page’in yüzüne yumruklar indiriyor. Ardından onu boğazından yakalayıp mezarın içine atmaya çalışıyor. Page direniyor. İkili mezarın kenarında boğuşuyor. Page son anda Undertaker’ın kolunu zincire dolayarak onu çekiyor ve Undertaker’ı dizlerinin üzerine düşürüyor. Page birkaç adım geriye gidiyor. Kısa bir alan buluyor. Buckshot Lariat için koşacak gibi oluyor.
Tam o anda mezarlığın derininden kırmızı bir ışık yanıyor.
Kamera ışığa dönüyor.
Kane ortaya çıkıyor.
Arena aynı anda bağırıyor.
Kane hiçbir şey söylemeden Page’e doğru yürüyor. Page önce Undertaker’a, sonra Kane’e bakıyor. Kane onu boğazından yakalıyor. Page kürekle karşılık vermeye çalışıyor ama Kane darbeyi koluyla durduruyor. Ardından Page’i havaya kaldırıyor.
Chokeslam!
Page doğrudan bir mezar taşının yanına çakılıyor. Mezar taşı kırılıyor. Kane birkaç saniye Page’in üzerinde duruyor, sonra başını Undertaker’a çeviriyor. Undertaker yavaşça ayağa kalkıyor. İki kardeş kısa bir an aynı kadrajda görünüyor. O2 Arena’daki seyirciler hem korku hem heyecanla tepki veriyor.
Undertaker bununla işi bitirmek istiyor. Page’i kaldırıyor ve açık mezara doğru sürüklüyor. Page neredeyse bilincini kaybetmiş gibi. Undertaker onu mezarın içine itmeye çalışırken Page son anda toprağı alıp Undertaker’ın yüzüne fırlatıyor. Undertaker geri çekiliyor. Page yerdeki küreğe uzanıyor. Kane yeniden yaklaşıyor ama Page küreğin sapıyla Kane’in dizine vuruyor. Kane sendeleyince Page ikinci darbeyi kafasına değil göğsüne indiriyor ve onu mezarlığın demir çitlerine doğru itiyor. Kane tamamen düşmüyor ama birkaç saniyeliğine oyundan çıkıyor.
Page artık son gücüyle Undertaker’a dönüyor. Undertaker gözlerini temizlemiş şekilde geliyor. İkisi mezarın başında yumruklaşmaya başlıyor. Undertaker’ın darbeleri daha ağır, Page’in darbeleri ise daha çaresiz ama daha hızlı. Page bir yumruk yiyor, düşecek gibi oluyor ama düşmüyor. Undertaker bir tane daha vuruyor. Page yine ayakta kalıyor. Page bir anda küreği savuruyor. Undertaker darbeyi omzuyla alıyor. Page küreği bırakıyor, Undertaker’a doğru koşuyor ve onu mezarın kenarına kadar itiyor.
Undertaker Page’i boğazından yakalıyor. Bir kez daha chokeslam pozisyonu geliyor. Page havaya kalkıyor ama havadayken Undertaker’ın kolunu yakalıyor ve dengesini bozuyor. İkisi de mezarın kenarına düşüyor. Page ayağa daha hızlı kalkıyor. Birkaç adım uzaklaşıyor. Kamera onun yüzüne yaklaşıyor. Yüzü kir, kan ve ter içinde. Kemerini mezar taşının üzerinde görüyor. Sonra Undertaker’ın ayağa kalktığını fark ediyor. Page koşuyor.
Buckshot Lariat!
Undertaker doğrudan açık mezarın içine düşüyor.
Bir sessizlik oluyor.
Page ayakta durmakta zorlanıyor. Kane uzak tarafta yeniden hareketlenmeye başlıyor. Page bunun farkına varıyor. Vakit kaybedemiyor. Küreği alıyor ve toprağı Undertaker’ın üzerine atmaya başlıyor. Her kürek darbesinde seyircilerin sesi artıyor. Kane mezarlığın diğer tarafından Page’e doğru yürümeye çalışıyor ama hâlâ tam toparlanamamış halde. Hakem mezarın yanına geliyor. Undertaker toprak altında görünmez hale geldikçe saymaya başlıyor.
BİR.
Page bir kürek daha toprak atıyor.
İKİ.
Kane yaklaşıyor ama geç kalıyor.
ÜÇ.
Kazanan: “Hangman” Adam Page
Page küreği elinden bırakıyor. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey yapmıyor. Sadece nefes almaya çalışıyor. Hakem ELITE World Championship kemerini getiriyor. Page kemeri alıyor ama havaya kaldırmıyor. Sanki bu galibiyeti kutlamaktan çok hayatta kaldığına inanmaya çalışıyor. Kane mezarın başına geliyor ama Page çoktan geri çekilmeye başlamış durumda. Kırmızı ışıklar sisin içinde yanıp sönüyor. Page, kemeri omzuna atıyor ve mezarlığın çıkışına doğru yürümeye başlıyor.
Kamera onu arkadan takip ediyor. Her adımında ayakkabılarının altında çakıl taşlarının sesi duyuluyor. Arkasında sis, kırık mezar taşları, devrilmiş tabut parçaları ve hâlâ ayağa kalkmaya çalışan Kane kalıyor. Undertaker mezarın içinde görünmüyor. Bu görüntü şovun adına yakışır şekilde romantik değil, zafer dolu bile değil; daha çok hayatta kalmış bir adamın lanetli bir yerden çıkışı gibi duruyor.
Michael Cole:
“Hangman Adam Page cehenneme giriyor… ve ELITE World Championship ile dışarı çıkıyor.”
Tazz:
“Ama böyle bir yerden çıkan adam aynı adam olmaz Cole. O kemeri koruyor, evet… ama bu gece bir parçasını o mezarlıkta bırakıyor olabilir.”
Şovun son görüntüsünde Hangman Adam Page mezarlığın kapısından çıkıyor. Kapının dışındaki kırmızı ışık yüzüne vuruyor. Bir an duruyor, arkasına bakıyor ve sonra sisin içinde yürümeye devam ediyor. Kamera yavaşça uzaklaşıyor. Dev ekranda TCW St. Valentine’s Day Massacre logosu beliriyor. Müzik yavaşça kısılıyor. Ekran kararıyor.