- Katılım
- 2 Tem 2023
- Konular
- 135
- Mesajlar
- 4,050
- Beğeni sayısı
- 2,088
- PG Nakit
- 655
Kameralar Comic-Con'da açılıyor. Warner Bros ve Marvel'ın devasa afişleri, sayısız cosplayer, karikatür dergileri için gelen onlarca hayranlar ve nicesi, müthiş bir kalabalık var. Kuşbakışı açısıyla stand alanının dışını görüyoruz ve fuarın içine kamera geçişi oluyor. Sektörün dev isimleri en büyük standlarda dehşet bir ilgilye karşılanırken limited edition merchandiselar için sonunu göremediğimiz bir sıra var. Yavaş yavaş fuarın daha ücra kısımlarına geliyoruz, bağımsız karikatüristlerin bibedel satıp reklam yapmaya çalıştığı standlar da kalabalıktan uzaklaşmak isteyen hatrı sayılır bir azınlığın ilgisini çekiyor. Fuar alanının dışında, kendine stand yeri bulamamış yazarlar da var. Burası aynı zamanda blackmarket işlevi de görüyor: içeriden sınırlı sayım figür ve tişörtleri alan hayranlar el altı satış yapıyor.
"Dylan Dog burda, Martin Mystere burda, Tex Willer burda, Zagor burda, gel abicim gel."
Her köşede ayrı bir curcuna varken önünde tek bir çocuğun heyecanla göz gezdirdiği bir standa odaklanıyor kameralar.
DRAAAAAX DA DESTROOOOOOOYYYYYYYYYYAAAAAAAAAAAAAAAAAAA~
Açık renklerle bezeli desenli gömleğiyle elindeki fanzini müthiş bir hayranlıkla okuyan çocuk, çevresine verdiği rahatsızlıkla standa yönelir gibi olan diğer insanları da oradan uzaklaştırıyor. Standda bekleyen yazar diğer hayranları korkuttuğu için çocuğu azarlasa da fanzininin gördüğü ilgi karşısında da pek yüksekten tepki vermiyor. Çocuk sayfaları çevirdikçe hikayede takıldığı noktaları yazarına danışıyor, yazar da ilgiden dolayı nerdeyse çocukla aynı tondan bir heyecanla soruları tek tek cevaplıyor. Ama onun tüm hevesini kesen bir cümleyi duyması uzun sürmüyor,
Gerizekalı Oro- Jr.: Punk'ın iyi bir yazar olduğunu biliyordum!
Yazar kalktığı taburesine bir hışımla geri oturuyor, "amına koyduğumun oğlu, soyunu sopunu siktiğimin piçi" diyerek çocuğun da duyabileceği şekilde küfürler savuruyor. Çocuk pek oralı değil. Drax çizgiromanına sıkıca tutmuş burnundan derin derin soluyarak hikayenin kalanını okumanın derdinde. Fakat yazar bir hışımla avcunun kitabın ortasına bastırıyor ve çocuğun elinden kitabı alıp standa geri koyuyor, çocuk öfkeden delirmiş gibi standı dağıtmaya başlayınca da bir tokat yapıştırıyor.
Yazar: Yerden bitme piç, çok sevdiysen parasını ver ve hikayenin devamını oku. Sadece bil diye diyorum, Drax'in yazarı da beni-
Gerizekalı Oro- Jr.: Ne dedin sen? (yazar aynı istifiyle duruyor, "yazar beni-" diyor ama sözü tekrar kesiliyor) NE DEDİN??? NE?????
Çocuk yumruk atıyor!!!... ama o kadar cılız ki bir sineği bile incitmeyebilirdi. Yazar onun iki kolunu da tek eliyle tutup bel çantasını açıyor, içinden bulduğu 5 doları cebine koyup az önce çocuğun sıkmaktan buruşturup kırıştırdığı fanzini göğsüne dayayıp onu itiyor. "Siktir git şimdi", fakat çocuğun siniri geçmiş değil.
Gerizekalı Oro- Jr.: O benim haftalık harçlığımdı! (gözleri dolsa da elindeki Drax fanzini aklını çeliyor gibi, çok üstelemeden kaldığı yerden geri açıyor ve okumaya devam ediyor) Draaaaax! (ağlayarak) Seni sevmedim!
Fanzini bir hışımla yazarın yüzüne geri fırlatıyor ve oradan kaçıyor çocuk, yazar bir hışımla tekrar kalkacakken taburesi kırılıp düşüyor, masa da beraberinde devriliyor. Etraftakiler duruma katıla katıla gülüyorlar bildiğin. Yazarın canı sıkkın ama daha da kötüsü olmazdı diye düşünüyor belki de, ağır ağır topluyor masayı. "Gitsem mi?" diye düşünmüştür belki de. Fakat tanıdık bir isim yazarın yanına geliyor.
Jack Perry: Cullen Bunn, değil mi? Günah keçilerinin ismini pek bilmezler, peki ya seninki biliniyor mu?
Dakikalardır bir curcuna gelip gidiyordu ama yazarın ismini ilk kez duyduk: Cullen Bunn. Yazar ismiyle anılmasını bile beklemiyorken donmuşcasına bakıyor Perry'e. Bu genç adamın kendisini nasıl tanıdığını düşünüyordu, bir ihtimal o da Drax'ı sevmiş olabilir miydi? Belki de asıl soru Drax'ı sevip sevmediği değil de kendisiyle ne konuşup konuşmak istemediğidir, diye düşünerek şaşkın bakışlar atıyordu. Perry eline Drax fanzinlerinden birini aldı ve kapağını gösterdi.
Jack Perry: Phil Brooks bir takma ad mı? Yoksa daha büyük ve kalın fontla yazılan Phil'ın bu karikatürde senden daha çok mu emeği var? Satış görevlisiysen ona göre muam-
Cullen Bunn: Ne demek istediğini anladım, sen de arsız çocuklardan birisin. Almayacaksan standı terk et.
Jack Perry: Ohohoh, bu dik duruş az önce nerdeydi? Demek etkiye tepki diyorsun, öyle olsun, (bastırarak söylüyor) Bunn. Benim kim olduğumu bilmiyor gibisin ama ikimizin de kaderi ortak: ikimizin de emekleri bir başkası tarafından gasp ediliyor. Bu ilgini çeker mi?
Yazar Bunn bir yan bakış atıyor Perry'e, duymak isteyip istemediğinden çok "biraz da başkası anlatan olsun" dermişcesine kayıtsız kalarak karşılıyor Perry'i.
Jack Perry: Teşekkür ederim Bunn. Bana ne yapmamam gerektiğini birinci elden gösterdiğin için, bana ayna tuttuğun için. Sana ne sikime kafanı ütülediğimi söyleyeyim, senin emeklerine çöken ve bibedel aldığı yayım hakkıyla kendisininmiş gibi pazarladığı ama ona rağmen satmayan karikatürün dip satışlarıyla kendine bir gelir yaratmak istiyorsun ama at izi it izine karışmış durumda. Ya da Phil'ın ismiyle pr yaparım mı diye düşündün? Kariyerinde yaptığın en iyi iş Comic-Con'un en ücra standında bir çocuktan 5 dolar gasp etmek mi? (yazar daha fazla kayıtsız kalamıyor ama ayaklanacak gibi olduğunda Perry omzuna sertçe bastırıp geri oturtuyor) Tekrarlıyorum Bunn, bu hikayedeki arsız çocuk ben değilim, Phil Brooks'un kendisi. Bizden olsa olsa kader ortağı olur.
Yazar Bunn duyduklarını sindirmeye çalışırken Perry masadaki Drax fanzinlerinden birini alıp gözü önünde yırtıyor. Bunn ilk başta refleks olarak tepki verse de karışmıyor Perry'e?
Jack Perry: Aynen bundan bahsediyorum. O orospu çocuğu için içine bile sinmeyen bir hikaye yazdın ve sadece onun adının pr'ıyla satıyorsun ama seni tatmin edecek şey bu olamaz. Senin adını, senin emeğini, senin kariyerini çalan bir adamın sana faydası olabileceğine inanma. Sen bir günah keçisisin ama boynuzların yeterince keskin değil. Düşüncelerin blurlu, geleceğin belirsiz ve kalemin tedirgin mi? Sana diyeceğim tek bir şey var, (bu sefer usulca sıvazlıyor Bunn'ı) ben de sendenim. Ben de sen gibiydim. Yeterince uslu olursam ve yeterince söz dinlersem, bir gün benim için de parlayacağım gün gelecek diye düşündüm. Bunu düşünerek gençliğimin en verimli yıllarını piç ettim ve bir baktım ki 27 olmuşum. 27'ler kulübünden tut 27 yaş krizine kadar her şeyin patlak verdiği dönemdeydim ama bil bakalım ne oldu? Daha fazla düşemiyordum çünkü zaten dipteydim, kaybettiğim bir şey yoktu çünkü elimde de bir şey yoktu. Bana "o anın geleceği" sözünü verenlere ulaşamıyordum. Bana, benim sana yaptığım konuşmayı yapan bir akıl da olmadı. Tek yaptığım şey, düşünmemekti. Çünkü Bunn, bizim gibi "düşünceli" insanlara pazarlama dünyasında yer yok. Bizler bir başkalarının basamağı olarak ayaklarını sırtımıza basacak insanlara set oluyoruz ve hayatlarımızı heba ediyoruz. Hak gördüğümüz şeyler bize teslim edilmiyor çünkü dünya düzeni, hakkı bir terazide ölçmüyor, hakkı gördüğünü alanlar zirveye çıkıyor. Ve Bunn, kimsenin sana söylemediği bir şey daha: Drax bok gibi bir roman. Eğer bunun aksini düşünüyor olsaydın kapağın üstünde senin ismin yazardı, second bestin değil.
Bunn başı hafif eğik Perry'nin yırttığı sayfalara bakıyor ve masanın arkasından çıkıp Perry'nin önüne geliyor. Oldukça yakın bir göz teması kurduktan sonra masayı deviriyor ve fanzinleri birer birer eziyor! Perry bıyık altı gülümsemesiyle bu görüntüleri izlerken yazar Bunn da küfürler savuruyor: "Phil'ı da sikeyim, Drax'ı da sikeyim, çocuğu da sikeyim, (Perry'i kast ederek) seni de sikeyim" diyerek tüm hıncını kusuyor. Perry sözleri üstüne alınmayarak Bunn'ın omzuna asılıyor,
Jack Perry: O gerizekalı oro-
@pontiac bandit
"Dylan Dog burda, Martin Mystere burda, Tex Willer burda, Zagor burda, gel abicim gel."
Her köşede ayrı bir curcuna varken önünde tek bir çocuğun heyecanla göz gezdirdiği bir standa odaklanıyor kameralar.
DRAAAAAX DA DESTROOOOOOOYYYYYYYYYYAAAAAAAAAAAAAAAAAAA~
Açık renklerle bezeli desenli gömleğiyle elindeki fanzini müthiş bir hayranlıkla okuyan çocuk, çevresine verdiği rahatsızlıkla standa yönelir gibi olan diğer insanları da oradan uzaklaştırıyor. Standda bekleyen yazar diğer hayranları korkuttuğu için çocuğu azarlasa da fanzininin gördüğü ilgi karşısında da pek yüksekten tepki vermiyor. Çocuk sayfaları çevirdikçe hikayede takıldığı noktaları yazarına danışıyor, yazar da ilgiden dolayı nerdeyse çocukla aynı tondan bir heyecanla soruları tek tek cevaplıyor. Ama onun tüm hevesini kesen bir cümleyi duyması uzun sürmüyor,
Gerizekalı Oro- Jr.: Punk'ın iyi bir yazar olduğunu biliyordum!
Yazar kalktığı taburesine bir hışımla geri oturuyor, "amına koyduğumun oğlu, soyunu sopunu siktiğimin piçi" diyerek çocuğun da duyabileceği şekilde küfürler savuruyor. Çocuk pek oralı değil. Drax çizgiromanına sıkıca tutmuş burnundan derin derin soluyarak hikayenin kalanını okumanın derdinde. Fakat yazar bir hışımla avcunun kitabın ortasına bastırıyor ve çocuğun elinden kitabı alıp standa geri koyuyor, çocuk öfkeden delirmiş gibi standı dağıtmaya başlayınca da bir tokat yapıştırıyor.
Yazar: Yerden bitme piç, çok sevdiysen parasını ver ve hikayenin devamını oku. Sadece bil diye diyorum, Drax'in yazarı da beni-
Gerizekalı Oro- Jr.: Ne dedin sen? (yazar aynı istifiyle duruyor, "yazar beni-" diyor ama sözü tekrar kesiliyor) NE DEDİN??? NE?????
Çocuk yumruk atıyor!!!... ama o kadar cılız ki bir sineği bile incitmeyebilirdi. Yazar onun iki kolunu da tek eliyle tutup bel çantasını açıyor, içinden bulduğu 5 doları cebine koyup az önce çocuğun sıkmaktan buruşturup kırıştırdığı fanzini göğsüne dayayıp onu itiyor. "Siktir git şimdi", fakat çocuğun siniri geçmiş değil.
Gerizekalı Oro- Jr.: O benim haftalık harçlığımdı! (gözleri dolsa da elindeki Drax fanzini aklını çeliyor gibi, çok üstelemeden kaldığı yerden geri açıyor ve okumaya devam ediyor) Draaaaax! (ağlayarak) Seni sevmedim!
Fanzini bir hışımla yazarın yüzüne geri fırlatıyor ve oradan kaçıyor çocuk, yazar bir hışımla tekrar kalkacakken taburesi kırılıp düşüyor, masa da beraberinde devriliyor. Etraftakiler duruma katıla katıla gülüyorlar bildiğin. Yazarın canı sıkkın ama daha da kötüsü olmazdı diye düşünüyor belki de, ağır ağır topluyor masayı. "Gitsem mi?" diye düşünmüştür belki de. Fakat tanıdık bir isim yazarın yanına geliyor.
Jack Perry: Cullen Bunn, değil mi? Günah keçilerinin ismini pek bilmezler, peki ya seninki biliniyor mu?
Dakikalardır bir curcuna gelip gidiyordu ama yazarın ismini ilk kez duyduk: Cullen Bunn. Yazar ismiyle anılmasını bile beklemiyorken donmuşcasına bakıyor Perry'e. Bu genç adamın kendisini nasıl tanıdığını düşünüyordu, bir ihtimal o da Drax'ı sevmiş olabilir miydi? Belki de asıl soru Drax'ı sevip sevmediği değil de kendisiyle ne konuşup konuşmak istemediğidir, diye düşünerek şaşkın bakışlar atıyordu. Perry eline Drax fanzinlerinden birini aldı ve kapağını gösterdi.
Jack Perry: Phil Brooks bir takma ad mı? Yoksa daha büyük ve kalın fontla yazılan Phil'ın bu karikatürde senden daha çok mu emeği var? Satış görevlisiysen ona göre muam-
Cullen Bunn: Ne demek istediğini anladım, sen de arsız çocuklardan birisin. Almayacaksan standı terk et.
Jack Perry: Ohohoh, bu dik duruş az önce nerdeydi? Demek etkiye tepki diyorsun, öyle olsun, (bastırarak söylüyor) Bunn. Benim kim olduğumu bilmiyor gibisin ama ikimizin de kaderi ortak: ikimizin de emekleri bir başkası tarafından gasp ediliyor. Bu ilgini çeker mi?
Yazar Bunn bir yan bakış atıyor Perry'e, duymak isteyip istemediğinden çok "biraz da başkası anlatan olsun" dermişcesine kayıtsız kalarak karşılıyor Perry'i.
Jack Perry: Teşekkür ederim Bunn. Bana ne yapmamam gerektiğini birinci elden gösterdiğin için, bana ayna tuttuğun için. Sana ne sikime kafanı ütülediğimi söyleyeyim, senin emeklerine çöken ve bibedel aldığı yayım hakkıyla kendisininmiş gibi pazarladığı ama ona rağmen satmayan karikatürün dip satışlarıyla kendine bir gelir yaratmak istiyorsun ama at izi it izine karışmış durumda. Ya da Phil'ın ismiyle pr yaparım mı diye düşündün? Kariyerinde yaptığın en iyi iş Comic-Con'un en ücra standında bir çocuktan 5 dolar gasp etmek mi? (yazar daha fazla kayıtsız kalamıyor ama ayaklanacak gibi olduğunda Perry omzuna sertçe bastırıp geri oturtuyor) Tekrarlıyorum Bunn, bu hikayedeki arsız çocuk ben değilim, Phil Brooks'un kendisi. Bizden olsa olsa kader ortağı olur.
Yazar Bunn duyduklarını sindirmeye çalışırken Perry masadaki Drax fanzinlerinden birini alıp gözü önünde yırtıyor. Bunn ilk başta refleks olarak tepki verse de karışmıyor Perry'e?
Jack Perry: Aynen bundan bahsediyorum. O orospu çocuğu için içine bile sinmeyen bir hikaye yazdın ve sadece onun adının pr'ıyla satıyorsun ama seni tatmin edecek şey bu olamaz. Senin adını, senin emeğini, senin kariyerini çalan bir adamın sana faydası olabileceğine inanma. Sen bir günah keçisisin ama boynuzların yeterince keskin değil. Düşüncelerin blurlu, geleceğin belirsiz ve kalemin tedirgin mi? Sana diyeceğim tek bir şey var, (bu sefer usulca sıvazlıyor Bunn'ı) ben de sendenim. Ben de sen gibiydim. Yeterince uslu olursam ve yeterince söz dinlersem, bir gün benim için de parlayacağım gün gelecek diye düşündüm. Bunu düşünerek gençliğimin en verimli yıllarını piç ettim ve bir baktım ki 27 olmuşum. 27'ler kulübünden tut 27 yaş krizine kadar her şeyin patlak verdiği dönemdeydim ama bil bakalım ne oldu? Daha fazla düşemiyordum çünkü zaten dipteydim, kaybettiğim bir şey yoktu çünkü elimde de bir şey yoktu. Bana "o anın geleceği" sözünü verenlere ulaşamıyordum. Bana, benim sana yaptığım konuşmayı yapan bir akıl da olmadı. Tek yaptığım şey, düşünmemekti. Çünkü Bunn, bizim gibi "düşünceli" insanlara pazarlama dünyasında yer yok. Bizler bir başkalarının basamağı olarak ayaklarını sırtımıza basacak insanlara set oluyoruz ve hayatlarımızı heba ediyoruz. Hak gördüğümüz şeyler bize teslim edilmiyor çünkü dünya düzeni, hakkı bir terazide ölçmüyor, hakkı gördüğünü alanlar zirveye çıkıyor. Ve Bunn, kimsenin sana söylemediği bir şey daha: Drax bok gibi bir roman. Eğer bunun aksini düşünüyor olsaydın kapağın üstünde senin ismin yazardı, second bestin değil.
Bunn başı hafif eğik Perry'nin yırttığı sayfalara bakıyor ve masanın arkasından çıkıp Perry'nin önüne geliyor. Oldukça yakın bir göz teması kurduktan sonra masayı deviriyor ve fanzinleri birer birer eziyor! Perry bıyık altı gülümsemesiyle bu görüntüleri izlerken yazar Bunn da küfürler savuruyor: "Phil'ı da sikeyim, Drax'ı da sikeyim, çocuğu da sikeyim, (Perry'i kast ederek) seni de sikeyim" diyerek tüm hıncını kusuyor. Perry sözleri üstüne alınmayarak Bunn'ın omzuna asılıyor,
Jack Perry: O gerizekalı oro-
@pontiac bandit
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Jack Perry




