"Breakk And Destroy"
Seyircilerden yoğun bir yuhalama yükselirken, bazı seyirciler "Woof Woof Woof!" diye bağırıyor. Paul Heyman ve Bron Breakker girişte belirir. Breakker, sinirden burnundan soluyan, kafese sığmayan vahşi bir hayvan gibi hızlı adımlarla rampayı geçer ve iplerin arasından ringe dalar. Ringin içinde durmaksızın volta atmaktadır. Paul Heyman ise ağır, kendinden emin ve son derece soğukkanlı adımlarla ringe girer. Görevliden mikrofonu alır, ceketinin düğmelerini ilikler ve o meşhur, sinsi tebessümüyle arenayı süzer.
Paul Heyman:
"Bayanlar ve baylar... Benim adım, Paul Heyman!" Az önce... dev ekrandan Keanu Carver'ın o dokunaklı, o göz yaşartıcı 'sokaklardan geldim, her şeyi tırnaklarımla kazıdım' masalını dinledik. Keanu, sen o kameranın karşısına geçip göğsünü yumrukladığında, arkandaki o karanlık arka alan koridorlarında bir efsaneye dönüştüğünü mü sanıyorsun? Amerika'nın en sert sokaklarından geldiğini, kendi kendini yarattığını ve bu turnuvadaki herkesin, özellikle de müvekkilim Bron Breakker'ın sadece senin önüne atılmış bir 'yem' olduğunu söylüyorsun. İnsanlar bazen hayatta kalmayı, üstünlük kurmakla karıştırırlar. Keanu, seni tebrik ederim. Çünkü sen bu gece bir güreş maçı kazanmadın; sen bu gece doğal bir afetten sağ kurtuldun! Çeyrek finalde o Spear'ı havada yakaladın, o Twisting Powerslam'i vurdun ve yarı finale çıktın. Bu bir strateji değildi Keanu, bu bir can havliydi! Sen avcı değildin, sen sadece o an şansı yaver giden bir avdın! Ama beni asıl eğlendiren kısım neydi biliyor musunuz? Keanu'nun benim müvekkilime 'sistem adamı' demesi... Ona 'kırılgan mentalli', başkalarının emirlerini dinleyen 'tasmalı bir köpek' demesi... Keanu Carver, sen kaslarına çok güveniyorsun. Sokak zekana çok güveniyorsun. Çıktığın sokakların seni yenilmez bir taştan duvara dönüştürdüğüne inanıyorsun. Ama bu endüstrinin nasıl işlediği hakkında, perde arkasındaki gerçekler hakkında en ufak bir fikrin bile yok!
Paul Heyman:
PGW yönetimi Bron Breakker'ı buraya getirdiğinde kapıma geldiler. Bana yalvardılar! 'Paul, lütfen onu kontrol et' dediler. 'Paul, televizyon şovumuzun, sponsorlarımızın ve soyunma odasındaki milyon dolarlık yatırımlarımızın hayatta kalması için ona bir yön ver' dediler. Sen sanıyorsun ki ben Bron Breakker'a güreşmeyi öğretiyorum. Sen sanıyorsun ki ben onun kulağına taktikler fısıldayan, ona yol çizen bir akıl hocasıyım. Hayır, Keanu, hayır! Benim görevim Bron Breakker'ı bir sistemin içinde tutmaktı! Benim varlığım senin gibi adamların kariyerlerinin bitmemesi için bir sigortaydı! Benim tuttuğum o tasma, onu kontrol etmek için değil; seni, arka alandaki o zavallı soyunma odasını ve şu an bizi izleyen herkesi ondan korumak içindi! Sen o maçı bitirdiğinde şanslıydın Keanu. Ama o kestiğin promoyla... O kibrinle ve cehaletinle... Az önce o tasmayı kendi ellerinle kopardın! Bron Breakker'ın artık o kemer umurunda değil. Yarı final veya final umurunda değil. Artık senin için analiz yapacak, seni dizginleyecek veya strateji kuracak bir sistem yok. Karşında sadece, seni o çok övündüğün sokaklarına geri gömecek bir felaket var!
Bron Breakker:
Kırılgan mentalite ha? Sistem adamı? Sokaklarda beş gün dayanamayacağımı mı düşünüyorsun Carver? Sen benim geçmişime bakıp bana sunulan ayrıcalıkları gördüğünü sanıyorsun. Ama senin göremediğin şey, benim o kuralları ve bana çizilen yolları kendi ellerimle nasıl paramparça ettiğim! Benim damarlarımda akan kan, senin o sokaklarda hayatta kalmak için güvendiğin her şeyden daha vahşi. Sen bir şeyler inşa etmeye çalışıyorsun, ben ise karşıma çıkan her şeyi yakmak için doğdum! Bana önündeki bir yem olduğumu söyledin. Beni tek lokmada yutabileceğini sandın. Midene oturacak o lokmayı hiç hesaba katmadın Keanu! Sen bu şirketin tankı, yıkılmaz duvarı olduğunu iddia edebilirsin. Ama ben o duvarı balyozla yıkmaya gelmiyorum; ben o duvarın tam içinden geçmeye geliyorum! Bir daha karşılaştığımızda o Spear'ı havada yakalamayacaksın... O Spear göğüs kafesini parçaladığında, nefes almak için bana yalvaracaksın! Geçtiğin engele dönüp bakmayacağını söyledin. Sana bir haberim var Carver... O engel artık senin arkanda değil. O engel senin ensende nefes alıyor! Seni sadece bu ringde değil, zihninin en derin köşelerinde, o çok güvendiğin sokaklarda bile güvende hissetmeyeceğin kadar kıracağım! Tasmalı köpek geri döndü... Ve bu sefer, tasmasını tutan kimse yok!
Bron Breakker mikrofonu bütün gücüyle ringin zeminine çarpar. Bütün arena mikrofonun yere çarpma sesiyle yankılanırken, Breakker'ın yırtıcı müziği tekrar patlar. Paul Heyman arka planda kollarını arkasında kavuşturmuş, yarattığı ve artık serbest bıraktığı bu canavara gururla bakarken, kameralar Breakker'ın saf, dizginlenemez öfkesiyle kapanır.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Bron Breakker
