- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 384
- Mesajlar
- 6,485
- Beğeni sayısı
- 932
- PG Nakit
- 1,255
- Favori Güreşçi
- Seth Rollins
Kameralar açılıyor açılmasına ama bir şey eksik;

Görüntü....
Herhangi bir ses yok ama insanların ortamı aydınlatmak adına ışık tutmasından buranın bir arena, bir gösteri yeri olduğu kesin gibi. İnsanların arasından bir açıya dönüyoruz şimdi. İnsanların kendi arasında şaşkınlıkla bu işin bir an önce bitmesini dilediğini duyuyoruz. Böyle bir gösteri olamaz çünkü.
Alışılagelmişin aksine;
Sis dalgası yok.
Işıklandırmalar yok.
Garip garip sesler yok.
Olan tek şey:
Karanlığın ta kendisi.
Titantron kapalıdır.
Ne bir efekt vardır ne de bir anons.
Sadece binlerce insanın uğultusu...
Beş saniye.
On saniye.
Yirmi saniye...
Seyirciler birbirine bakmaya başlar. Islıklar yükselir. Bazıları tezahürata başlar.
"BRAY WYATT! BRAY WYATT!"
"WHOOP THAT TRİCKKK!"
Tam herkes bir şey olmasını beklerken, giriş rampasının en başına tek bir soğuk beyaz ışık düşer.

Birini gene göremiyoruz. Ama en altın önündeki seyircilerden bir "WOOOOOAAAAA" sesi duyuluyor.
Kamera açısı oraya yönlendiğinde ışığın etkisiyle siyah hoodie'li, uzun çizmeli bir adam görüyoruz.
Başı hafif öne eğik, tek bir mimik yok, hiç kıpırdamıyor. Seyircinin sesi her saniye daha da büyüyor. Ama o, sanki arenada kimse yokmuş gibi hareketsiz.
Elini kaldırıyor ve tüm mikrofonlar onun eline odaklanmış gibi:
"ŞIK!".
Elini şıklatıyor ve ışık gidiyor.
Yaklaşık beş-on saniye sonra başını yavaşça kaldırır.
Kalabalığa bakmaz.
Sadece karşısındaki ringe bakar.
Bu kişi ışığın varlığını reddederek ışığın altında değil, titantron'un en dibinde gözükür. Sadece insanların onu görmesini sağlayacak kadar arenaya kendini göstermiştir.
Derin bir nefes alır ve ilk adımını atar.
Yavaş ama kendinden emin adımlarla bu kişi ringe gelir.
Her adım attığında postalla yürüyormuş gibi adımları beynimizin içinde yankılanır.
Ringe yaklaşırken taraftarlar bağırır, hakaret eder, tezahürat yapar...
O ise tek bir kişiye bile bakmaz.
Merdivenlere gelir.
Durur.
Ringe çıkmadan önce barikatların ötesindeki o gürültüyü birkaç saniye boyunca sessizce izler.
Sonra ringe girer.
Köşelere çıkmaz.
Poz vermez.
Ellerini kaldırmaz.
Mikrofon ister.
Görevli mikrofonu uzatır.
O mikrofonu eline alır.
Konuşmaz.
Bir kez daha sessizlik...
Bütün arena, onun ilk kelimesini beklemektedir.
5 saniye...
10 saniye...
15 saniye...
Yaklaşık 25 saniye sonra
"Siz gürültüyü güç sanıyorsunuz..."
Kısa bir duraksama.
Seyircilerin bazılarının duyduğu garip duygulardan dolayı kasıklarına soğuk indiğini görüyoruz.
Bazıları ise gözü dört açmış.
Ama herkesin aklındaki soru:
"Bu ne?"
O kişi de bunun farkında.
Seyircileri meraktan kıvrandırmak istiyor sanki.
"ŞIK!"
Ringin ortasına bir ışık vuruyor.
Ringe vuran ışığın şiddeti inanılmaz derecede düşüyor.
"WOAAAAAAAAAAAA"
"OOOOOOOOO"
O kişinin bu bandajlarla önce sol sonra sağ elini sardığını görüyoruz.
Ve o kendine bile faydası olmayan ışığın tam altına kendisi geçiyor.
Mikrofonu eline alıyor ve ağzına götürüyor.
Bilerek kalınlaştırıldığı belli olan bir sesle:
"Sadece bir şey..."
"ŞIK!"
O kişi durur.
Seyircilerin bir kısmı çığırırken bir kısmı şaşkınlıklar içindedir. Sessizdir.
Çünkü bu parmak şıklatma arenada bir şeyi değiştirmemiştir.
Gene zaman akar.. 5... 10...
11...
12...
13....
"Siz busunuz. Siz bu kadarsınız."
Derin bir iç çekme duyuyoruz bu kişiden:
"HIIIĞHHH"
"Sürü psikolojisi...."
Gene 4-5 saniye duruyor.
"Alışılmış şeyler... Duygular hep alışılmış şeylerle aranıyor. Mutluluk, hüzün, korku..."
"Boktan bir parmak şıklatmayla bile insanlar bunların arasında geçiş yapıyor."
Seyirciler birbirlerine bakıyorlar.
Herkes meraklı derken odaklanmamız gerekenin seyirciler değil arena olduğunu anlıyoruz.
O kendine hayırsız ışık da gidiyor.
Entrance kısmında düşme sesleri geliyor.
Bir şeyin yapılmaya çalışıldığı belli.
Kamera oranın tam içine girdiği sırada görüyoruz ki:
Bir adamı tutmaya çalışan görevliler var.
Görevliler bu adamı tutmaya çalışırken birbirlerine darbeler vuruyorlar ve aralarında tartışma çıkıyor;
"Adam nerede amınakoyayım!?"
"Bırak, HIIIĞH"
"Götürün yavşağı"
Bu sırada ışıklar geliyor ringe ve bu görevlilerin üzerine:
Entrance'daki PGW personelleri korkmuş olacaklar ki ayakları birbirine takılıyor.
Düşüyorlar.
Elleriyle yüzlerini kapatıyorlar.
Ama ringe de bakıyorlar:

Girişte infial yaratan adam ile ringdeki kişilik karşı karşıya.
Demin birbirlerine giren görevliler dizi izler gibi "ne olacak?" diye izliyorlar.
Tutmaya çalıştıkları o adamın elinde deli kıyafeti var.
Mikrofona konuşmuyor ama kameraya gelen sesten adamın:
"Bunu seni hapsetmek için değil... seni acından kurtarmak için getirdim."
Dediği anlaşılıyor.
Ringde bir yüzleşme gerçekleşiyor.
Gürültü ile sessizliğin...
Güç ile sükunetin...
Işıklar ile karanlığın...
Ruh ile kalbin....
İnsanlık ile beynin yüzleşmesi.
Kendi gücünü kendi elinde tutan bilge adam bu teklifi reddediyor.

Siyah hoodie'li adam elinde kıyafet tutan şahsı kolundan tutuyor.
"Sen... sen... Bunu hepiniz görün. Bu, bizim iyileşmeye ihtiyacımız olduğunun bir göstergesi. Dünya daha barışçıl bir yer olmalı."
Bu adam, bu kıyafeti havaya kaldırıyor.
Ve dizlerinin üstüne çöküyor.
Işıklar gene kapanıyor.
Bekliyoruz.
Garip bir ses var arenada.
Işıklar açılıyor.

ADAMLAR ORTADA YOK.
IŞIKLAR SADECE SEYİRCİNİN ÜZERİNDE.
DAHA DA ŞAŞIRTICI OLAN ŞEY:
Herkesin önünde deli kıyafeti var.
Seyirciler bağırarak kıyafetleri kendi bölümlerinden atıyorlar.
Herkesin bu işlemi bitince:
Işıklar gene kapanıyor.
Psikolog sakinliğiyle konusan tok sesli birisinin sesi arenada yankılanıyor;
"Biliyordum, böyle olacağını biliyordum."
"Bunların gerçek sahiplerinin yeri burası evet."
"Bunu teşhis ettik."
"En iyisi bu olacak."
Görevliler bu kıyafetleri topluyor ve ringin başından itibaren
Sıra sıra diziyorlar.
Enine doğru.
Kameralar bunu takip ediyor.
Bu backstage'i dahi aşacak neredeyse..
Ve evet, öyle de oluyor.
Bitti diyoruz bitmiyor.
Kameralar en sonunda bir ışığa ulaşıyor.
Kalın ses:
"İşin bitti ahbap."
Kağıdın birbirine sürtünme sesi geliyor ve bir el çakma sesi duyuyoruz.
Demekki bu bir para.
İnce ve titrek ses:
"Thank you, sir."
ve kameralar en sonunda bir yüz gösteriyor.
Titantron'a donakalmış herkes buna karşı şaşırıyor:
Çünkü bu adam bekledikleri kişilerden biri değildi.
Bu adam normalde bağırıp çağırırdı, agresif konuşurdu.
Ama bir ders veriyormuş gibi öğretmen edasıyla bir şeye özendi.
Sesini değil, aklını kullandı.
Bu adam CM Punk'ın ta kendisiydi.
Kapüşonunu açar ve konuşur:

"Hey GUYS! Amaç burada kesinlikle sizi korkutmak değildi. Ama... (5 saniye falan durur.) Burada korktuğunuz şeyin size onları giydirecek olmam olmadığını da biliyorum. Sizin korktuğunuz şey onu giymek zorunda kalanlarla bir olmaktı. Bir cezaevine düştügün zaman, o turuncu hırkayı giymek belki kendini bir gangsta olarak hissetmeni sağlar. Evet, bu havalıdır. Herkes kendinden öyle.. ya da böyle.. korkulmasını ister. Ama cezaevinde 30 tane 40 tane mahkumla bir arada olduğun zaman AVLUYU SEN TEMİZLERSİN, BİR GANGSTA MAHALLESİNDE YAŞADIĞIN ZAMAN KORKUP EVDEN ÇIKAMAYAN O KIÇIKIRIK İBNELER DEĞİL SEN OLURSUN. (Gene 5-6 sn. es verir) Öyleyse neden olmadığımız şeylere özeniyoruz? Neden olmadığımız şeylerin rolünü yapan birini bağrımıza basıyoruz? Dallas'taki zenciye de, hapisteki koğuş babasına da bu özgüveni onlar kendileri almıyor. İnsanlar onlara veriyor. SADECE 2 HAFTA! SADECE 2 HAFTA! Maça çıktım ve evet bunun aslı bu, hakikat bu. Somurtunca, yüz vermeyince spot ışıkları o kişide olmuyor. Turnuva ağacına bakın, orada "moruk, ne kastın siktir git" (dalga geçerek taklit ediyor) lafını en çok duyacak olan benimdir. bence. SİZCE!?
Elini kulağına götürüyor ve seyirciden ses bekliyor ama alamıyor. Arenayı sessizlik kaplamış durumda:
"Evet... ama sizinle onlar aynılar. Bu gömlekleri(eline alıyor o odada bulunanları ve eliyle hepsini buruşturuyor.) hiçbiri kabul etmez. Kafaları etse de bedenleri kabul etmez. Sizin de kafanız bugün Danhausen'in, Broken'ın peşinde. Mesela dan'a bugün desem ki "dostum maça bununla çık"(buruşmuş, dağ olmuş gömlekleri gösteriyor.) çıkmayacaktır. Çünkü beni alt etmek için, benim kıçımı tekmelemek için en güçlü, en formda haliyle oraya çıkması gerekiyor. Biz bir çoğumuz WWE'den geçtik. W W E! world... wrestling... ENTERTAİNMENT! PGW'de prestige grand WRESTLİNG yazıyor AMINAKOYİM!!
Punk az nefes alıyor ağzını siliyor eliyle:
"Ya da SİKTİR BE!"
Diyor. Kameraya yan dönerek gülümsüyor ve tek elini kaldırıyor. Ve kamera karşısında gölge boksu yapmaya başlıyor. En sonunda salladığı bir tekmeyi kameraya yöneltiyor ve kamerayı inaktif bırakıyor.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- CM Punk

