- Katılım
- 2 Tem 2023
- Konular
- 39
- Mesajlar
- 2,489
- Beğeni sayısı
- 1,122
- PG Nakit
- 325
- RPG Karakteri
- Heath Slater
Kameralar açıldığında WM III'ün birinci gecesinde üç sene sonra PGW'a return atan Heath Slater'ı ringde görüyoruz.
Heath Slater: Bir hikaye vardır... Adamın biri doktora gider. Hayatın ne kadar zor olduğundan, her gece yatağa ağlayarak girdiğinden, kendini ne kadar yalnız ve dışlanmış hissettiğinden bahseder. Doktor ona bakar ve der ki: "Çözüm basit! Bu gece şehre meşhur palyaço Pagliacci geldi. Git onu izle, seni öyle bir güldürecek ki tüm dertlerini unutacaksın." Adam doktora bakar, gözlerinden yaşlar süzülür ve der ki: "Ama doktor... Pagliacci benim."
O palyaço bendim. On beş yıldır bu ringe her çıktığımda, yüzüme o boyaları sürmesem de, sizin önünüzde o palyaçoyu oynadım. Yıllar hepimize adil davranmıyor. Bundan 16 sene önce dünyayı sarsan ve dönemin en büyük şirketini kökünden değiştiren bir oluşumun içindeydim. Hepimiz gençtik, hepimiz açtık. Ama sonra ne oldu? O "süper kahramanlar" geldi ve bizi birer birer o betonun altına gömdüler. O gün anladım ki; bu binada bazıları için yollar çiçeklerle döşenmişti, benim içinse sadece dikenler vardı.
Ondan sonrası koca bir sirkti. Her hafta... Her hafta lanet bir efsane geri dönerdi. Raw 1000, 1500, fark etmez! Arka odadaki orospu çocukları gülerek "Heath, bu hafta da git ve şu yaşlı kurtun botunun altına yat, herkes eğlensin" derlerdi. Lita geldi, vurdu. Animal geldi, ezdi. Herkes üzerime basıp geçerken attığınız kahkahalar esnasında ben sadece... Ben sadece orada olmak, bir parçanız olmak istedim.
Çünkü size anlatabileceğim bir başarı hikayem yok benim. Vakti zamanında bu yolu yürüdüğüm o adamlara bakın... Son zamanlarda duyduğum tek şey bundan ibaret. DM'lerimi açtığımda bana atılan tek post, 3MB üyelerinin şimdiki halleri... Daha en başında Drew'un alnına o "seçilmiş kişi" etiketini yapıştırmışlardı. O bunu bir lanet olarak nitelendiriyor. Ama bilmiyorsun. O binadan kovulduğunda, gittiği her yerde o etiket sayesinde bir şansı vardı. Benim alnımda hiçbir zaman öyle süslü bir yazı yazmadı. Benim payıma düşen sadece bir "şaka" olmaktı. Sonuç olarak o başka hayatlarda kendi krallığını kurdu ve her şey bambaşka oldu. Onun adına sevinmiştim. Dönemin en büyük şirketinin pazar payları ve stratejileri dünyasında büyük bir şans bulan Jinder altınlar içinde yüzmeye başladı. Bir şampiyon olarak yürüdü ve ben... Ben eski dostu olarak her zaman onunla gurur duydum. Çocuklarım televizyonu açtıklarında amcalarının devleştiğini gördüler, babalarının ise ringin ortasında suratına dev bir pastanın çalınmasını.
"Hadi Slater, artık senin zamanın!"... Her şey bu kadar basit miydi? Benden belki de bir bok olmayacaktı. İnsanın düşündüğü şey hep aynı mı kalır? Yoksa olmamışlıkların yarattığı o yükün altında ezilmek mi ağırdır? Bilmiyorum. Sonuç olarak bu başarısız palyaço, karanlık bir çukura düştü. Ruhumu kaybettim. Her hafta o komedi skeçlerinde biraz daha aşağılanırken. Siz ise yanımda durdunuz. Sessizce. Sadece durdunuz ve izlediniz. Bir el uzatmak için değil, nasıl yok olduğumu keyifle izlemek için. O çukurun içindeyken, son bir gayretle bir şeyler söyledim. Bunu seversiniz... "I got kids!". Bunu yeni bir catchphrase sandınız. Ya da Vince'in arka odada yazdığı uyduruk bir gimmick. Tişörtlerimi alıp feryadıma, ruhumun aciz çırpınışına kahkahalar attınız.
Çocukları için gururunu ayaklar altına alan babalar vardır. Size hiç denk gelmemişse bile... Vardır. Bu siktiğimin ringi. Ne zaman bana iyi şeyler hatırlatacak? Tam burada... Ayağımın değdiği bu kısımda hayatı boyunca hiç bir daha çalışması gerekmeyecek kadar parası olan o güreş efsanelerinden biri gelip keyfi şekilde botuyla suratımı ezerdi. İnsan dayanacak gücü nereden bulur? Çocuklarım. Çocuklarım vardı. Bu yüzden bu ringde onurumu ve gururumu kuruş kuruş sattım. Onları tatmin edememiştim. Bahar temizliği elbette beni de vuracaktı. Telefonları kapatmak fayda etmiyor. Tüm bunların üstüne hayatınızı adadığınız kadın belki de haklı olarak, daha fazla buna katlanamayacağını söyleyip gidiyor.
Bir akşam... Tek bir akşamda hem işimi, hem onurumu hem de ailemi kaybettim. Yıllar hiç kolay geçmedi. Belki burada... En azından burada artık "olabilirim" sandım. Tarih kendini tekrar etmekten hiç yorulmuyor. Birkaç ay sonra yine aynı telefon, yine aynı kapı dışarı ediliş. Sizler... Sizler de bana iyi şeyler hatırlatmıyorsunuz. Bana iyi gelmiyorsunuz. Ama bilmenizi isterdim. Çocuklarım benim bir pazarlama stratejim değildi. Onlar benim her sabah aynaya baktığımda kendimden nefret etmemin sebebiydi. Çünkü onların okul taksidini ödemek için, sizin palyaçonuz olmak zorundaydım. Oysa her şey... Her şey ne kadar da farklı olabilirdi. O ringin ortasında Drew'un Claymore'unu, Roman'ın Spear'ını, Jericho'nun Codebreaker'ını, Mox'un Rebound Clothesline'ını… Hepsini ben de yapabiliyorum. Duyuyor musunuz? Hepsini! Ama aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Onlar bu hareketleri yaptıklarında havai fişekler patlıyor, alkışlar arenayı inletiyor, spikerler isimlerini haykırıyor. Ben yaptığımda ise... Ben yaptığımda sadece sessizlik.
Siz sanıyor musunuz ki o hareketleri yapmak yetenek istiyor? Hayır! O hareketleri yapmak için sadece bir siktiğimin FIRSATINI istiyor. Ve o FIRSAT, hiçbir zaman... HİÇBİR ZAMAN bana ait olmadı! Ben o hareketleri yaparken aslında kendi cellatlarımın kıyafetlerini giyiyordum. Kendi sonumu, onların silahlarıyla yazmaya çalışıyordum. Ama nafile... Palyaço ne kadar sert vurursa vursun, seyirci hala onun şaka yaptığını sanıyor.
Trick… Karşında duran adam sadece bir güreşçi değil. Karşında duran adam, bu endüstrinin tüm günahlarının ete kemiğe bürünmüş hali! Senin başında olduğun yol, benim gibi adamların kırılan kemikleri ve çiğnenen onurlarıyla dolduruldu oğlum. O ışıklar senin üzerinde bu kadar parlak yanıyor çünkü bizler, o ışıklar hiç sönmesin diye karanlıkta kalmaya mahkum edildik. Bugün burada bu maçı sana vermedim. Bugün burada bu kontratı itmedim. Bugün sadece... Pagliacci’nin makyajını sildim. Artık kimseyi güldürmek zorunda değilim. Artık çocuklarımın okul taksitleri için suratına pasta yiyen o adam olmak zorunda değilim. Çünkü bugün, o adamı tam burada, WrestleMania’nın ortasında, hepinizin gözleri önünde öldürdüm.
Şimdi gidiyorum. Arkamda ne bir "era" bırakıyorum, ne bir "legacy", ne de hatırlanmaya değer bir şampiyonluk... Arkamda sadece kocaman bir hiç bırakıyorum. Ve bu hiçlik, sizin o sahte başarı hikayelerinizden çok daha gerçek. Bilmenizi isterim, sizin eğlenceniz... Benim eziyetimdi. Ve ne yazık ki artık eğlence de, eziyet de son buldu. Perde kapandı, palyaçonun makyajı akıyor.
RİNG-İÇ MEKAN
Pagliacci binayı terk eder.
Mikrofonu yere atan Heath Slater müziksiz bir şekilde direkt arka alana doğru gidiyor. Kameralar kapanıyor.
Heath Slater: Bir hikaye vardır... Adamın biri doktora gider. Hayatın ne kadar zor olduğundan, her gece yatağa ağlayarak girdiğinden, kendini ne kadar yalnız ve dışlanmış hissettiğinden bahseder. Doktor ona bakar ve der ki: "Çözüm basit! Bu gece şehre meşhur palyaço Pagliacci geldi. Git onu izle, seni öyle bir güldürecek ki tüm dertlerini unutacaksın." Adam doktora bakar, gözlerinden yaşlar süzülür ve der ki: "Ama doktor... Pagliacci benim."
O palyaço bendim. On beş yıldır bu ringe her çıktığımda, yüzüme o boyaları sürmesem de, sizin önünüzde o palyaçoyu oynadım. Yıllar hepimize adil davranmıyor. Bundan 16 sene önce dünyayı sarsan ve dönemin en büyük şirketini kökünden değiştiren bir oluşumun içindeydim. Hepimiz gençtik, hepimiz açtık. Ama sonra ne oldu? O "süper kahramanlar" geldi ve bizi birer birer o betonun altına gömdüler. O gün anladım ki; bu binada bazıları için yollar çiçeklerle döşenmişti, benim içinse sadece dikenler vardı.
Ondan sonrası koca bir sirkti. Her hafta... Her hafta lanet bir efsane geri dönerdi. Raw 1000, 1500, fark etmez! Arka odadaki orospu çocukları gülerek "Heath, bu hafta da git ve şu yaşlı kurtun botunun altına yat, herkes eğlensin" derlerdi. Lita geldi, vurdu. Animal geldi, ezdi. Herkes üzerime basıp geçerken attığınız kahkahalar esnasında ben sadece... Ben sadece orada olmak, bir parçanız olmak istedim.
Çünkü size anlatabileceğim bir başarı hikayem yok benim. Vakti zamanında bu yolu yürüdüğüm o adamlara bakın... Son zamanlarda duyduğum tek şey bundan ibaret. DM'lerimi açtığımda bana atılan tek post, 3MB üyelerinin şimdiki halleri... Daha en başında Drew'un alnına o "seçilmiş kişi" etiketini yapıştırmışlardı. O bunu bir lanet olarak nitelendiriyor. Ama bilmiyorsun. O binadan kovulduğunda, gittiği her yerde o etiket sayesinde bir şansı vardı. Benim alnımda hiçbir zaman öyle süslü bir yazı yazmadı. Benim payıma düşen sadece bir "şaka" olmaktı. Sonuç olarak o başka hayatlarda kendi krallığını kurdu ve her şey bambaşka oldu. Onun adına sevinmiştim. Dönemin en büyük şirketinin pazar payları ve stratejileri dünyasında büyük bir şans bulan Jinder altınlar içinde yüzmeye başladı. Bir şampiyon olarak yürüdü ve ben... Ben eski dostu olarak her zaman onunla gurur duydum. Çocuklarım televizyonu açtıklarında amcalarının devleştiğini gördüler, babalarının ise ringin ortasında suratına dev bir pastanın çalınmasını.
"Hadi Slater, artık senin zamanın!"... Her şey bu kadar basit miydi? Benden belki de bir bok olmayacaktı. İnsanın düşündüğü şey hep aynı mı kalır? Yoksa olmamışlıkların yarattığı o yükün altında ezilmek mi ağırdır? Bilmiyorum. Sonuç olarak bu başarısız palyaço, karanlık bir çukura düştü. Ruhumu kaybettim. Her hafta o komedi skeçlerinde biraz daha aşağılanırken. Siz ise yanımda durdunuz. Sessizce. Sadece durdunuz ve izlediniz. Bir el uzatmak için değil, nasıl yok olduğumu keyifle izlemek için. O çukurun içindeyken, son bir gayretle bir şeyler söyledim. Bunu seversiniz... "I got kids!". Bunu yeni bir catchphrase sandınız. Ya da Vince'in arka odada yazdığı uyduruk bir gimmick. Tişörtlerimi alıp feryadıma, ruhumun aciz çırpınışına kahkahalar attınız.
Çocukları için gururunu ayaklar altına alan babalar vardır. Size hiç denk gelmemişse bile... Vardır. Bu siktiğimin ringi. Ne zaman bana iyi şeyler hatırlatacak? Tam burada... Ayağımın değdiği bu kısımda hayatı boyunca hiç bir daha çalışması gerekmeyecek kadar parası olan o güreş efsanelerinden biri gelip keyfi şekilde botuyla suratımı ezerdi. İnsan dayanacak gücü nereden bulur? Çocuklarım. Çocuklarım vardı. Bu yüzden bu ringde onurumu ve gururumu kuruş kuruş sattım. Onları tatmin edememiştim. Bahar temizliği elbette beni de vuracaktı. Telefonları kapatmak fayda etmiyor. Tüm bunların üstüne hayatınızı adadığınız kadın belki de haklı olarak, daha fazla buna katlanamayacağını söyleyip gidiyor.
Bir akşam... Tek bir akşamda hem işimi, hem onurumu hem de ailemi kaybettim. Yıllar hiç kolay geçmedi. Belki burada... En azından burada artık "olabilirim" sandım. Tarih kendini tekrar etmekten hiç yorulmuyor. Birkaç ay sonra yine aynı telefon, yine aynı kapı dışarı ediliş. Sizler... Sizler de bana iyi şeyler hatırlatmıyorsunuz. Bana iyi gelmiyorsunuz. Ama bilmenizi isterdim. Çocuklarım benim bir pazarlama stratejim değildi. Onlar benim her sabah aynaya baktığımda kendimden nefret etmemin sebebiydi. Çünkü onların okul taksidini ödemek için, sizin palyaçonuz olmak zorundaydım. Oysa her şey... Her şey ne kadar da farklı olabilirdi. O ringin ortasında Drew'un Claymore'unu, Roman'ın Spear'ını, Jericho'nun Codebreaker'ını, Mox'un Rebound Clothesline'ını… Hepsini ben de yapabiliyorum. Duyuyor musunuz? Hepsini! Ama aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Onlar bu hareketleri yaptıklarında havai fişekler patlıyor, alkışlar arenayı inletiyor, spikerler isimlerini haykırıyor. Ben yaptığımda ise... Ben yaptığımda sadece sessizlik.
Siz sanıyor musunuz ki o hareketleri yapmak yetenek istiyor? Hayır! O hareketleri yapmak için sadece bir siktiğimin FIRSATINI istiyor. Ve o FIRSAT, hiçbir zaman... HİÇBİR ZAMAN bana ait olmadı! Ben o hareketleri yaparken aslında kendi cellatlarımın kıyafetlerini giyiyordum. Kendi sonumu, onların silahlarıyla yazmaya çalışıyordum. Ama nafile... Palyaço ne kadar sert vurursa vursun, seyirci hala onun şaka yaptığını sanıyor.
Trick… Karşında duran adam sadece bir güreşçi değil. Karşında duran adam, bu endüstrinin tüm günahlarının ete kemiğe bürünmüş hali! Senin başında olduğun yol, benim gibi adamların kırılan kemikleri ve çiğnenen onurlarıyla dolduruldu oğlum. O ışıklar senin üzerinde bu kadar parlak yanıyor çünkü bizler, o ışıklar hiç sönmesin diye karanlıkta kalmaya mahkum edildik. Bugün burada bu maçı sana vermedim. Bugün burada bu kontratı itmedim. Bugün sadece... Pagliacci’nin makyajını sildim. Artık kimseyi güldürmek zorunda değilim. Artık çocuklarımın okul taksitleri için suratına pasta yiyen o adam olmak zorunda değilim. Çünkü bugün, o adamı tam burada, WrestleMania’nın ortasında, hepinizin gözleri önünde öldürdüm.
Şimdi gidiyorum. Arkamda ne bir "era" bırakıyorum, ne bir "legacy", ne de hatırlanmaya değer bir şampiyonluk... Arkamda sadece kocaman bir hiç bırakıyorum. Ve bu hiçlik, sizin o sahte başarı hikayelerinizden çok daha gerçek. Bilmenizi isterim, sizin eğlenceniz... Benim eziyetimdi. Ve ne yazık ki artık eğlence de, eziyet de son buldu. Perde kapandı, palyaçonun makyajı akıyor.
RİNG-İÇ MEKAN
Pagliacci binayı terk eder.
Mikrofonu yere atan Heath Slater müziksiz bir şekilde direkt arka alana doğru gidiyor. Kameralar kapanıyor.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Heath Slater
