PAYBACK #102
12 Nisan Pazar, 22.00 - C
Golden 1 Center
Sacramento, California
PAYBACK #102'Yi TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Açılış: "The Mercy of the Buzzards..."
2- MJF'in Fatal 4-Way Seattle Cup Match spotu ortada— Alberto Del Rio vs. MJF
3- Ana Olay: Fatal 4-Way Seattle Cup Match Qualifying Match
Jeff Hardy vs. Seth Rollins
Reklam kuşağının noktalanmasıyla birlikte mercekler California eyaletinin yönetim merkezi Sacramento’ya çevriliyor— şehrin modern hatları ve ışıklarla bezenmiş yapısı, izleyiciyi büyüleyici bir kuş bakışı perspektifle karşılıyor. Bu manzaranın tam kalbinde, yenilikçi tasarımıyla göz kamaştıran Golden 1 Center, bir teknoloji anıtı gibi yükselerek geceyi adeta ikiye bölüyor! Gecenin ev sahibi olan bu devasa arena, tüm görkemiyle bir süre ekranlarda asılı kalıyor. Vakit kaybetmeden içeri süzülen kameralar, dışarıdaki huzuru bir kenara itip binlerce tutkulu ruhun oluşturduğu o patlamaya hazır, kinetik enerjinin tam ortasına iniş yapıyor! Sacramento sokakları, Prestige Grand Wrestling’in sunuyor olacağı ve büyük merakla beklenen PAYBACK #102 şovu için tribünleri hıncahınç dolduran kalabalığın kükreyişiyle yankılanıyor! Seyircilerin yarattığı o sağır edici gürültü ve yüksek tansiyon, ekran başındakileri anında atmosferin bir parçası haline getiriyor! Işık şovlarının ve lazerlerin odağında ise şimdi tek bir nokta var: İlk kıvılcımın çakacağı o devasa Stage...
EVET, İŞTE O TARİHİ AN GELDİ— PAYBACK MAVİSİ OLARAK ADLANDIRDIĞIMIZ O EFSANEVİ RENK TONUYLA PARLAYAN PYROLAR, ARDI ARDINA PATLAYARAK ARENAYI ADETA IŞIĞA BOĞUYOR! HER PATLAMA, HER IŞIK PARLAMASI TRİBÜNLERDEKİ KALABALIĞIN COŞKUSUNU DAHA DA YÜKSELTTİRİRKEN, ORTAYA ÇIKAN BU MUHTEŞEM GÖRSEL ŞÖLEN HERKESİ BÜYÜSÜ ALTINA ALIYOR! ALEVLERİN YARATTIĞI KONTRAST, BU GECENİN NE KADAR ÖZEL OLDUĞUNU DAHA İLK SANİYELERDEN HİSSETTİRİYOR! ADRENALİN DAMARLARDA SON SÜRAT AKIYOR, NEFESLER TUTULMUŞ, GÖZLER SAHNEYE KİLİTLENMİŞ DURUMDA! HERKES TEK BİR ANA ODAKLANMIŞ VE O AN ARTIK BURADA! SPOT IŞIKLARININ SAHNEDE DANS EDİŞİ, ALEVLERİN RİTMİYLE BİRLİKTE ORTAYA ÇIKAN ATMOSFERİ DAHA DA YOĞUNLAŞTIRIYOR! TAM DA BU NOKTADA, PRESTIGE GRAND WRESTLING’İN EFSANELEŞMİŞ HAFTALIK ŞOVU OLAN PAYBACK’İN 102 NUMARALI ŞOVU, GOLDEN 1 CENTER’I AĞZINA KADAR DOLDURAN O COŞKULU KALABALIĞIN YERİ GÖĞÜ İNLETEN TEZAHÜRATLARIYLA RESMEN START ALIYOR!
Pyro gösterisinin sonrasında kameraların döndüğü ilk nokta, yorumcu ekibimizin yer aldığı masanın başı oluyor. PAYBACK #101 şovundan itibaren Prestige Grand Wrestling'in yayın ekibine katılan Pat McAfee ile Michael Cole bizleri sıcak bir şekilde karşılıyorlar. Michael yaptığı açılış konuşmasının sonrasında karşımızdaki bu iki ismin bir süre boyunca Sacramento, California'daki seyirciler hakkında, Golden 1 Center hakkında konuşuyorlar. Bunun peşinden gelen konuşmanın konusu ise şovda gerçekleştirileceği duyurulan olaylar oluyor. Fatal 4-Way Seattle Cup Match Qualifying Match'ler devam edecekmiş ve bu kapsamda gecenin ana olayında, Jeff Hardy vs. Seth Rollins maçı gerçekleştirilecekmiş. Bunun haricinde "Big Hebrew" MJF de WrestleMania Ⅲ'teki Fatal 4-Way Seattle Cup Match spotunu korumak için "The Essence of Excellence" Alberto Del Rio'yla maça çıkacakmış— bu konuşma Seattle Cup ve WrestleMania hype'ıyla sürüyor. Michael ile Pat, değerlendirmelerine devam ediyorlar ve bunun bir müddet devam etmesinin sonrasında ikisinin muhabbetini-değerlendirme halini sona erdirecek bir gelişme yaşanıyor- dev ekrana bir görüntü giriyor, bütün seyircilerimizin dikkati o noktaya doğru kayıyor; ekranları başından seyredenler de bu görüntüyü tam ekran olarak karşılarında buluyorlar!
"... Lafayette. O orospu çocuğu Wyatt'ın inine giriyordum..."
"Liv'i bulmaya çok yakındım... Hem de çok. Ama-ama gerisi yok."
"N-ne oldu? Ben neredeyim?"
?: Wakey-wakey...
Huzursuz bir şekilde oturtulmuş olan Dominik'in kafasına geçirilmiş olan torba, onun kafasından çıkartılıyor— Dominik'in boğuk nefes alışverişleri hızlanıyor. Gözleri ışığa maruz kaldığında, pupilaları anında küçülüyor ve bakışları bulanıklaşıyor. Ter ve korku içinde yüzü ortaya çıkıyor. Etrafa bakılacak olunduğunda, buranın Bray'e ait olan bir çiftlik olduğunu seçebiliyoruz. Lafayette'deyiz. Dominik, bir süre sonra etrafına bakmaya başlıyor ve karşısında The Wyatt Family'nin bütün üyelerini görüyor. Braun Strowman, Bray Wyatt ve Erick Rowan... Ama Dominik'in dikkatini, kendisinin kafasındaki torbaya benzer, ama daha delikli olan, bir torbayı kafasına geçirmiş olan kişi çekiyor- o, Dominik'in de kafasına geçirilmiş torbayı çıkarmıştı; şimdi ise onun ellerini-ayaklarını çözüyor. Bray'in köylülerinden birisi olarak öngördüğümüz bu kişi, bunları yapmaya devam ederken Dominik'in karşısındaki sandalyesinde oturmakta olan Bray'in konuşmaya başlamasıyla karşılaşıyoruz!
Bray Wyatt: Evime hoş geldin Dominik. Netflix kameraları gitti, aşk acılarıyla dolu müziklerin kesildi mi? Bu endüstri, senin gibi içi boş kovanlardan sahte mesihler yaratmaya bayılır. Seni boyayıp, süsleyip, insanlara bir kurtarıcı gibi pazarlamak istiyorlar. Ama unutma (Vurguluyor) küçük kuzu; altın bir kafes, içindeki kuşun kanatlarını asla iyileştirmez. Onlar sana bir pelerin biçiyor, bense sadece o kumaşın altındaki titreyen deriyi görüyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya devam ediyor) Buraya film kameralarıyla, bir kurgunun güvenli kolları arasında girebileceğini sanmak... Bu ancak bir körün güneşi tarif etmeye çalışması kadar trajik bir yanılgı olabilir! (Gürültülü bir kahkaha basıyor) Ne kadar da akılsız bir çocuksun ama sen!
"Liv'i bulmaya çok yakındım... Hem de çok. Ama-ama gerisi yok."
"N-ne oldu? Ben neredeyim?"
?: Wakey-wakey...
Huzursuz bir şekilde oturtulmuş olan Dominik'in kafasına geçirilmiş olan torba, onun kafasından çıkartılıyor— Dominik'in boğuk nefes alışverişleri hızlanıyor. Gözleri ışığa maruz kaldığında, pupilaları anında küçülüyor ve bakışları bulanıklaşıyor. Ter ve korku içinde yüzü ortaya çıkıyor. Etrafa bakılacak olunduğunda, buranın Bray'e ait olan bir çiftlik olduğunu seçebiliyoruz. Lafayette'deyiz. Dominik, bir süre sonra etrafına bakmaya başlıyor ve karşısında The Wyatt Family'nin bütün üyelerini görüyor. Braun Strowman, Bray Wyatt ve Erick Rowan... Ama Dominik'in dikkatini, kendisinin kafasındaki torbaya benzer, ama daha delikli olan, bir torbayı kafasına geçirmiş olan kişi çekiyor- o, Dominik'in de kafasına geçirilmiş torbayı çıkarmıştı; şimdi ise onun ellerini-ayaklarını çözüyor. Bray'in köylülerinden birisi olarak öngördüğümüz bu kişi, bunları yapmaya devam ederken Dominik'in karşısındaki sandalyesinde oturmakta olan Bray'in konuşmaya başlamasıyla karşılaşıyoruz!
Bray Wyatt: Evime hoş geldin Dominik. Netflix kameraları gitti, aşk acılarıyla dolu müziklerin kesildi mi? Bu endüstri, senin gibi içi boş kovanlardan sahte mesihler yaratmaya bayılır. Seni boyayıp, süsleyip, insanlara bir kurtarıcı gibi pazarlamak istiyorlar. Ama unutma (Vurguluyor) küçük kuzu; altın bir kafes, içindeki kuşun kanatlarını asla iyileştirmez. Onlar sana bir pelerin biçiyor, bense sadece o kumaşın altındaki titreyen deriyi görüyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya devam ediyor) Buraya film kameralarıyla, bir kurgunun güvenli kolları arasında girebileceğini sanmak... Bu ancak bir körün güneşi tarif etmeye çalışması kadar trajik bir yanılgı olabilir! (Gürültülü bir kahkaha basıyor) Ne kadar da akılsız bir çocuksun ama sen!
Dominik'in bu sözleri duyduktan sonra kaşlarının çatıldığını, içten içe öfkelendiğini görüyoruz. Peşinden Bray'in de rahatsız edici bir ifadeyle sırıtarak ayağa kalkmasını ve Braun ile Erick'in önüne geçerek eğilmesini seyrediyoruz. Dominik'e doğru yaklaşıyor ve suratını onun ile aynı hizaya getirerek konuşuyor. Dominik'in bir gerginlik yaratmaktan geri durmasının sebebinin, onun deplasmanda olması olduğu rahatlıkla seçilebilir nitelikte. Dominik ellerini yumruk hâline getirerek hemen karşısında kendisine bir şeyler anlatmaya başlayan Bray'e kulak veriyor- Bray'den dinliyoruz!
Bray Wyatt: Gözlerindeki o titremeyi görüyorum Dominik... Korku, ruhun en dürüst lisanıdır ve sen şu an benimle çok akıcı konuşuyorsun. Ama biliyor musun— bir avcı, karnı doyduğunda artık sadece oyun oynamak ister ve benim iştahım... Benim iştahım artık senin cılız feryatlarınla beslenemeyecek kadar büyüdü. Sen sadece bir gölgeydin, asıl karanlığa giden yolda ayağıma takılan küçük bir çakıl taşıydın. (Kollarını iki yana açarak konuşmaya devam ediyor) Gözlerim artık başka bir yere, daha derin bir çukura çevrildi ve sen en derinde ne olduğunu biliyorsun. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya devam ediyor) O, elinde tuttuğu o PGW Impure Championship'le, kutsal bir emaneti kirli elleriyle taşıyan bir günahkar gibi dolaşıyor. Jack daha fazla yorulmasın diye ben o yükü onun (Vurguluyor) çürümüş omuzlarından çekip alacağım! (Kahkaha atıyor, sonrasında aniden ciddileşerek devam ediyor) O sahte ışığı söndüreceğim ki, herkes gerçek karanlığı görebilsin! (Biraz sessiz kalıyor, şimdi ise devam ediyor) Bu yüzden küçük kuzu... Bugün senin için özel bir gün. Sana bu dünyada tadabileceğin en acı, en ağır hediyeyi veriyorum: Merhamet. Evet, sana merhamet ediyorum Dominik— you got The Mercy of the Buzzards... Git... Git ve efendilerine anlat. Onlara de ki; 'Bray artık kapınızı çalmıyor, o zaten içeride!', tamam mı dostum benim?
Bray Wyatt: Gözlerindeki o titremeyi görüyorum Dominik... Korku, ruhun en dürüst lisanıdır ve sen şu an benimle çok akıcı konuşuyorsun. Ama biliyor musun— bir avcı, karnı doyduğunda artık sadece oyun oynamak ister ve benim iştahım... Benim iştahım artık senin cılız feryatlarınla beslenemeyecek kadar büyüdü. Sen sadece bir gölgeydin, asıl karanlığa giden yolda ayağıma takılan küçük bir çakıl taşıydın. (Kollarını iki yana açarak konuşmaya devam ediyor) Gözlerim artık başka bir yere, daha derin bir çukura çevrildi ve sen en derinde ne olduğunu biliyorsun. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya devam ediyor) O, elinde tuttuğu o PGW Impure Championship'le, kutsal bir emaneti kirli elleriyle taşıyan bir günahkar gibi dolaşıyor. Jack daha fazla yorulmasın diye ben o yükü onun (Vurguluyor) çürümüş omuzlarından çekip alacağım! (Kahkaha atıyor, sonrasında aniden ciddileşerek devam ediyor) O sahte ışığı söndüreceğim ki, herkes gerçek karanlığı görebilsin! (Biraz sessiz kalıyor, şimdi ise devam ediyor) Bu yüzden küçük kuzu... Bugün senin için özel bir gün. Sana bu dünyada tadabileceğin en acı, en ağır hediyeyi veriyorum: Merhamet. Evet, sana merhamet ediyorum Dominik— you got The Mercy of the Buzzards... Git... Git ve efendilerine anlat. Onlara de ki; 'Bray artık kapınızı çalmıyor, o zaten içeride!', tamam mı dostum benim?
Bray sözlerini tamamlamış değil, deyimi yerindeyse sadece bir süreliğine topa basıyor. O, bir süre boyunca geriye çekilerek doğruluyor ve bunun sonrasında da kafasını sallıyor, gülümsüyor. Bu şekilde yapmasının sonrasında bir müddet araya girmiş oluyor ve şimdi de, Bray'in yarım bıraktığı konuşmasına kaldığı noktadan devam sağlıyor— tekrardan Dominik'in gözlerinin içerisine bakarak konuşuyor!
Bray Wyatt: Ama bir saniye... Gitmekte özgürsün dediysem, bu kapının sonuna kadar açık olduğu anlamına gelmez. Özgürlük, bazen en ağır zincirdir çünkü nereye gitsen de gölgen seni takip eder. (Kafasını sallayarak kısaca sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Benim Jack'le görülecek bir hesabım, onun omuzlarından söküp alacağım bir tacım- PGW Impure Championship’im var. Eğer kapıdan çıkıp gidersen, bu davada bir hayalet gibi yok olmanı bekliyorum. Jack ile benim aramdaki karanlık sulara girmemeli, ayağıma bağ olmamalısın. (Bray, elini Dominik’in omzuna koyuyor ve parmaklarını hafifçe sıkıyor) Fakat görüyorum ki, küçük kalbin hala bir kahramanlık ateşiyle, ya da belki de sadece aptallıkla çarpıyor. Eğer o yola girmeye, Jack'le arama girmeye bu kadar hevesliysen... O zaman bana bir şey vermen gerekir. Çünkü bu dünyada hiçbir ruh, bedelini ödemeden kurtuluşa ermez. Eğer oyunun içinde kalmak istiyorsan, bana öyle bir fedakarlık sunmalısın ki, bu sadece senin canını yakmakla kalmamalı, benim de iştahımı kabartmalı! (Kahkaha atıyor) Benim de kazançlı çıkacağım, ruhunun bir parçasını masaya bırakacağın büyük fedakarlık mı yapacaksın Dominik? Seçim senin— söyle bana, neyi seçiyorsun?
Bray Wyatt: Ama bir saniye... Gitmekte özgürsün dediysem, bu kapının sonuna kadar açık olduğu anlamına gelmez. Özgürlük, bazen en ağır zincirdir çünkü nereye gitsen de gölgen seni takip eder. (Kafasını sallayarak kısaca sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Benim Jack'le görülecek bir hesabım, onun omuzlarından söküp alacağım bir tacım- PGW Impure Championship’im var. Eğer kapıdan çıkıp gidersen, bu davada bir hayalet gibi yok olmanı bekliyorum. Jack ile benim aramdaki karanlık sulara girmemeli, ayağıma bağ olmamalısın. (Bray, elini Dominik’in omzuna koyuyor ve parmaklarını hafifçe sıkıyor) Fakat görüyorum ki, küçük kalbin hala bir kahramanlık ateşiyle, ya da belki de sadece aptallıkla çarpıyor. Eğer o yola girmeye, Jack'le arama girmeye bu kadar hevesliysen... O zaman bana bir şey vermen gerekir. Çünkü bu dünyada hiçbir ruh, bedelini ödemeden kurtuluşa ermez. Eğer oyunun içinde kalmak istiyorsan, bana öyle bir fedakarlık sunmalısın ki, bu sadece senin canını yakmakla kalmamalı, benim de iştahımı kabartmalı! (Kahkaha atıyor) Benim de kazançlı çıkacağım, ruhunun bir parçasını masaya bırakacağın büyük fedakarlık mı yapacaksın Dominik? Seçim senin— söyle bana, neyi seçiyorsun?
Bray sözlerini tamamladıktan sonra birkaç adım geriye çekiliyor, konuşma sırası da bir süredir alıkoyulmuş ve şimdi de şok halinde olan Dominik'e geçiyor. Bray alaycı bir tavırla elini, yumruk haline getirerek sanki içerisinde bir mikrofon varmışçasına Dominik'in ağzına yaklaştırıyor. Dominik'in ise ne olduğunu anlayamadan ona bakmasını, sonrasında da bunu umursamayarak konuşmaya-yanıt vermeye başlamasını gözlemliyoruz!
Dominik Mysterio: (Sesi titreyerek konuşuyor) O... Onsuz, o olmadan, ah... Liv'siz hiçbir yere gitmem... Gide—
Dominik'in sözleri yarım kaldı fakat bunun sebebi çevresel bir faktör değildi, ta kendisiydi. Kendisi bu sözlerini yarıda kesti çünkü Bray'e olan bakışları anlık bir şekilde onun yanında durmakta olan köylüye çarpmıştı. Şimdi de direkt olarak bakışlarını ve vücudunun yönünü sol tarafına doğru çeviriyor. Malûm köylünün boynunda parlak bir kolye bulunuyor ve biraz daha yakından gözlemlendiğinde, üzerinde "Liv Forever" yazdığını görüyoruz. Bu fazla büyük olmayan takı, Dominik tarafından rahatlıkla fark ediliyor çünkü bu kolyeyi Liv'e hediye eden de bizzat kendisiydi! Bir kolyeye, bir de kafasını birazcık havaya kaldırarak torbaya bakıyor— Dominik için her geçen saniyede bir şeyler karmaşıklaşmaya devam ederken, Bray'in köylüsünün Dominik'e doğru ilerlediğini görüyoruz. An itibarıyla kafasına saydam torba geçirmiş olan köylünün, bu torbayı kafasından çıkarmasını ve bununla birlikte kendisinin kimliğinin hem Dominik, hem de bizler için belirginleşmesini seyrediyoruz! Bu— what?
L— LIV?
Dominik Mysterio: (Sesi titreyerek konuşuyor) O... Onsuz, o olmadan, ah... Liv'siz hiçbir yere gitmem... Gide—
Dominik'in sözleri yarım kaldı fakat bunun sebebi çevresel bir faktör değildi, ta kendisiydi. Kendisi bu sözlerini yarıda kesti çünkü Bray'e olan bakışları anlık bir şekilde onun yanında durmakta olan köylüye çarpmıştı. Şimdi de direkt olarak bakışlarını ve vücudunun yönünü sol tarafına doğru çeviriyor. Malûm köylünün boynunda parlak bir kolye bulunuyor ve biraz daha yakından gözlemlendiğinde, üzerinde "Liv Forever" yazdığını görüyoruz. Bu fazla büyük olmayan takı, Dominik tarafından rahatlıkla fark ediliyor çünkü bu kolyeyi Liv'e hediye eden de bizzat kendisiydi! Bir kolyeye, bir de kafasını birazcık havaya kaldırarak torbaya bakıyor— Dominik için her geçen saniyede bir şeyler karmaşıklaşmaya devam ederken, Bray'in köylüsünün Dominik'e doğru ilerlediğini görüyoruz. An itibarıyla kafasına saydam torba geçirmiş olan köylünün, bu torbayı kafasından çıkarmasını ve bununla birlikte kendisinin kimliğinin hem Dominik, hem de bizler için belirginleşmesini seyrediyoruz! Bu— what?
L— LIV?
Dominik şaşkınlığını gizleyemiyor, şoke oluyor, kalakalıyor! Dominik'in kafasındaki torbayı çıkartan da, onun ellerini-ayaklarını bir arada tutan halatı çözen de Liv'di- o ise bunu asla beklemiyordu, buna ihtimal bile vermiyordu! Liv'in geçmişteki şık ve bakımlı hâline kıyasla, diğer The Wyatt Family üyelerinin üzerindekine benzer bir tulum giymiş ve bir hayli özensiz olması dikkat çekici oluyor! Şimdi ise içi boş bakışlarla, ufak bir şekilde sırıtarak Dominik'e baktığını görüyoruz. Bu iki ismin bir süre boyunca bakışmaları süresince, ortam tamamen sessizleşiyor-durgunlaşıyor. Dominik'in bu acıyı daha fazla sürdürmek istemediğini gözlemliyoruz, elini Liv'e uzatıyor ve ona beden diliyle buradan gitmeleri yönünde işaret yapıyor. Liv'in ise bir Dominik'in kendisine uzattığı eline, bir de onun gözlerinin içerisine baktığını seçiyoruz. Liv'in üzerinde gözlemlediğimiz reaksiyonsa, elini uzatmanın yerine konuşmaya başlaması oluyor- ondan dinlemeye başlıyoruz!
Liv Morgan: Uzatma o elini Dominik... O el beni kurtarmak için değil, beni o parıltısıyla içerisine çekmeye çalışan ama içi bir o kadar da boş kafese geri sürüklemek için uzanıyor. Bunu artık bana yapamazsın; o kız artık yok. (Dominik duyduklarına inanamıyor) Beni bulduğunu sanıyorsun ama yanılıyorsun- beni Bray buldu. Ben Lafayette’in çamurlu yollarında, sahte spot ışıklarının altında kaybolmuşken beni olduğum gibi kabul etti. Buranın aksine senin sunduğun dünya tamamen bir aldatmaca Dominik— orada sevgi bir pazarlık, sadakat ise sadece bir senaryo! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Nefretini de öfkeni de al da git buradan. Beni kurtarmaya çalışma Dominik. Çünkü ben halihazırda kurtuldum. (Vurguluyor) Benim yerim senin yanın değil, benim evim burası.
Liv Morgan: Uzatma o elini Dominik... O el beni kurtarmak için değil, beni o parıltısıyla içerisine çekmeye çalışan ama içi bir o kadar da boş kafese geri sürüklemek için uzanıyor. Bunu artık bana yapamazsın; o kız artık yok. (Dominik duyduklarına inanamıyor) Beni bulduğunu sanıyorsun ama yanılıyorsun- beni Bray buldu. Ben Lafayette’in çamurlu yollarında, sahte spot ışıklarının altında kaybolmuşken beni olduğum gibi kabul etti. Buranın aksine senin sunduğun dünya tamamen bir aldatmaca Dominik— orada sevgi bir pazarlık, sadakat ise sadece bir senaryo! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Nefretini de öfkeni de al da git buradan. Beni kurtarmaya çalışma Dominik. Çünkü ben halihazırda kurtuldum. (Vurguluyor) Benim yerim senin yanın değil, benim evim burası.
Bu inanılır gibi değil, ama gerçek— Liv, bu sözlerle Dominik'e tamamen zıt bir yaklaşım gösteriyor! Liv'in üzerinde durduğu çizginin, aslında onun eski hâlleriyle hiç uyuşmadığını; manipüle olmuş gibi durduğundan bahsetmek mümkün! Dominik ne yapacağını bilmiyor, saçmalıyor- Liv’in kendisine bir o kadar yabancı, bir o kadar ürkütücü cümlelerini daha fazla duymaya tahammül edemiyor. Sanki o kelimeler susturulursa gerçeklik de değişecekmiş gibi, titreyen elini hızla Liv’in ağzına götürüyor. Onu durdurmak, o "evim burası" diyen sesi sonsuza dek susturmak istiyor fakat itişip-kakışıyorlar sadece. Bir süre sonra Dominik'in ona zorla sarıldığını görüyoruz, sımsıkı bir şekilde Liv'ini sarıyor!
Ama hayır— Liv onu reddederek kulak tırmalayacak bir ton eşliğinde kahkahayı basıyor! Kendisini sarmaya çalışan Dominik'e istediğini vermeyerek kabul etmiyor! Ancak beklediği o karşılık gelmiyor, Dominik’in bu yoğun duygusallığına, Liv’den gelen tepki bir yıkım oluyor! Dominik'in gözlerinin dolduğunu, bakışlarının buz kestiğini ve karşı bitişiğindeki Liv'in de düşük bir şiddetle onun kendinden uzaklaşmasını sağlamak maksadıyla ittirdiğini görüyoruz- bunun neticesinde aralarında biraz mesafe oluşuyor. Dominik ne yapacağını bilemezken, Liv'in kahkahaya boğulduğunu görüyoruz! Dominik, dizlerinin bağı çözülmüş bir halde bu manzaraya bakıyor, sadece.
Dominik dehşet içerisinde Liv'e bakmayı sürdürmek yerine, artık kafasını öne eğerek yıkılmış bir şekilde bakmaya başlıyor. Suratı bir hayli düşmüş olan Dominik'in başından aşağıya kaynar suların döküldüğünü, dünyanın başına yıkıldığını seçmek hiç de zor değil! Dominik kafasını kaldırarak kafasını sağ tarafa çevirerek The Wyatt Family üyelerine baktığında... Onları göremiyor— evet, onları göremiyor! Ne Braun, ne Bray, ne de Erick... Hiçbiri orada değil! Bunun bir süre boyunca hayretini yaşadıktan sonra tekrardan Liv'e dönüyor, bunun bir rüya kabus olduğuna inanmak istiyor ama Liv'in değişmeyen surat ifadesinin sonrasında yoğun bir hayal kırıklığı ile olay yerinden ayrılması icap ediyor. Şimdi Dominik, kapıya doğru ilerliyor ve bunun sonrasında kapının eşiğinden geçerek çiftliği terk ediyor. O acı içerisinde yürüyerek görünür alandan, objektifimizden ayrılırken; ekranın ufaktan yavaş yavaş kararmaya başladığını görüyoruz...
DERP!
Rey Mysterio, Stage'de beliriyor! Sağ tarafa dönüyor ve pyroları patlatıyor! Ardından sol tarafa dönüyor ve orada da pyroları patlatıyor. Sonrasında çocuklarla maskesini tokuşturarak ringe doğru yürüyor. Ringe girmeden bir hafif ısınıyor. Çelik merdivenlerden çıkıyor ve takım arkadaşını beklemeye başlıyor.
Dragon T! Stage'de beliriyor! Sucka Tauntunu atıyor ve pyrolar patlıyor! Sonrasında seyircilerle tokalaşıyor ve işaret parmağıyla ringi göstererek hızla ringe doğru koşup çelik merdivene sıçrıyor. Ring Post'unu birazcık tokatlayıp gaza geliyor! Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve seyirciye doğru taunt atıyor! Ardından ringe iniyor. Rey ile tokalaşıyor. Sonrasında ringden inip rakiplerini beklemeye başlıyorlar.
Tommaso Ciampa geliyor. Yürüyerek ringe doğru geliyor. Bir süre seyircileri süzüyor ve sonrasında çelik merdivenlerden çıkıyor. Ardından Top Rope'a çıkıp seyirciyi şöyle bir süzüyor. Sonrasında kafasını ring dışındaki Dragon T ve Rey Mysterio'ya çeviriyor.
Max Caster stage'de beliriyor. Elinde mikrofonla rap'ini söylüyor.
Platinum Max in the building, mic spitting flame,
Lucha masks slipping off, I’m exposing the game.
Rey, you a legend, yeah I’ll give you your praise,
But you moving in slow-mo, I’m ahead of my days.
619? I spin lines way tighter than that,
You a hero to the kids, but to me you just past.
And Dragon T, new gen, yeah you fly real high,
But when Max Caster steps in, that’s where dreams die.
Flip, twist, do your dance in the air if you must,
One bar from me, you hitting the mat in the dust.
Çelik merdivenlerden çıkıyor ve paralel iplerden ringe giriyor. Takım arkadaşı Tommaso Ciampa ile tokalaşıyor. Hakem son kontrolleri yapıp zili çaldırıyor!
_____?????_____
Max Caster & Tommaso Ciampa vs. Dragon T & Rey Mysterio
Maç başladı. Rey Mysterio ve Max Caster içeride başlıyor. İkili Elbow And Collar Tie Up'a gidiyor. Caster hızla bir headlockla Rey'i kavrıyor ve bir süre sıkıyor. Sonrasında Rey iplere doğru itiyor. Caster iplerden sekiyor ve bir Big Boot sallıyor fakat Rey bundan eğilerek kaçıyor ve ipe sıçrayıp Springboard Crossbody. Tuş 1... 2... KICKOUT! Caster hızla kalkıyor. İkili ringin etrafında dönüyor. İkili Collar And Elbow Tie U.. hayır! Rey bir anda Caster'ın koltuk altından eğilerek geçiyor ve hızla Shoot Kicklere başlıyor. Birkaç Shoot Kick vurduktan sonra hızla iplerden sekiyor. Bir Frankensteiner yapmak istiyor fakat Caster bunu Powerbomb pozisyonuna çeviriyor. Rey üst üste yumruklarla bundan kurtularak Caster'ı sersemletiyor. Ardından bir yumruk daha sallıyor ancak Caster bundan eğilerek kaçıyor ve Rey'i arkasından kavrayıp Atomic Drop sonrasında Russian Legsweep vuruyor! Tuş! 1... 2... KICKOUT! Caster, Rey'i hızla kaldırıyor ve irish whipe yolluyor. Caster kafasını eğiyor. Rey iplerden sekiyor ve Caster'ın kafasına bir tekme! Sonrasında aprona dönüp Sprinboard Moonsault! Oradan çevirip Small Package'e alıyor! 1... 2...
Caster tersine çeviriyor! 1... 2... KICKOUT! İkili hızla kalkıyor. Caster seri bir Gut Kick. Sonrasında kolundan tutup Rey'i köşeye doğru fırlatıyor! Ardından üstüne doğru koşuyor. Rey bir tekme sallıyor fakat Caster, bacağını havada yakalıyor. Rey bu tekmeden bir Enzuigiri çıkartmak istiyor fakat Caster bir anda eğiliyor. Fakat Rey bir anda tepesinde! Caster, Rey'i Electric Chair'e alıyor! Rey üst üste yumruklar ve ardından Frankensteiner'la Caster'ı Ring Post'una doğru fırlatıyor. Fakat Caster çarpmadan duruyor! Rey hızla üstüne koşuyor. Caster'dan bir Headstand Dropkick! Sonrasında yanındaki Tommaso Ciampa'ya tag veriyor! Ciampa hızla ringe dalıyor ve Rey'in kafasına bir Bicycle Knee! Fakat hayır! Rey bundan hızla kaçıyor ve iplerden sekip Tilt A Whirl Headscissors'la Ciampa'yı ring dışına fırlatıyor. Sonrasında hızla iplerden sekiyor ve Baseball Slide Headscissors. Sonrasında tekrardan ringe dalıyor ve iplerden sekiyor. Slide Splash! Fakat hayır! Ciampa apronun altına kaçıyor! Rey, karnını tutarak acı içinde kıvranıyor! Ciampa pis pis sırıtarak ringin altından geri çıkıyor ve apronu tutarak kalkıyor. Rey'e üst üste stomplar vuruyor. Bir süre stomp vurduktan sonra Rey'i kaldırıyor ve ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Rey'i kaldırıyor ve Abdominal Stretch! Rey acıyla kıvranıyor! Rey pes mi edecek!?
Rey kurtulur gibi oluyor fakat Ciampa bir anda bırakıyor. Rey'in karnına karnına diz darbeleri! Ardından hızla iplerden sekiyor ancak Rey bir anda altından kayarak geçiyor ve hızla arkasından kavrıyor. Tilt A Whirl Reverse Tornado DDT ile yatırıyor. Ardından hızla kalkıyor ve Ciampa'nın karnına basıyor ve sonrasında suratına bir tekmeyi geçiriyor! Hızla Tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! Rey yavaşça yerden kalkıyor ve aprona geçiyor. Aprona geçip Leg Drop'la atlıyor fakat Max Caster bir anda ipi çekiyor! Rey ring dışına düşüyor! Zorlanarak kalkıyor. Caster, Diving Tijeras'la Rey'in üstüne atlıyor! Ardından Rey'i hızla ringe atıyor. Fakat o da ne!? Dragon T bir anda apronda beliriyor ve bir anda aprondan Superkick'i Max Caster'ın suratına geçiriyor! Sonrasında hızla atlayarak bir Frankensteiner! Bu sırada Ciampa, Rey'i tutuyor ve Project Ciampa için Powerbomb'a alıyor fakat Rey bir anda Frankensteiner'la Ciampa'yı ring dışına postalıyor! Ciampa, Max Caster ve Dragon T'nin üstüne düşüyor! Rey bir anda Aprona sıçrıyor ve Asai Moonsault'la atlıyor! Bir süre sonra Ciampa'yı kaldırıyor ve ringe atıyor. Ardından Dragon T'yi kaldırıyor ve köşeye geçmesini söylüyor. Aprondan Ciampa'nın üstüne Leg Drop'la atlıyor! Sonrasında hızla Dragon T'ye tag veriyor! Dragon T ringe giriyor. Ciampa kafasını tutuyor, sersemleyerek kalkıyor. Dragon T'den önce bir Axe Kick! Ciampa köşeye doğru çekiliyor. Orta turnbuckle'a tutunarak kalkmaya çalışıyor. Dragon T'den hızla bir Bicycle Knee Strike! Ardından Ciampa'yı çekiyor. TUŞ! 1... 2...
Caster bir anda Dragon T'nin bacağından çekiyor ve Tuşu bozuyor! Fakat o da ne!? Rey bir anda Senton'la Caster'ın üstüne atlıyor! Dragon T onlarla bir süre oyalandıktan sonra hızla ringe giriyor. Ciampa bir anda Dragon T'yi Small Package'e alıyor. 1... 2... KICKOUT! Dragon T hızla ayaklanıyor ve geri geri çekilip SCISSORS KICK! Fakat hayır! Ciampa bundan kaçıyor! Dragon T kalçasının üstüne düşüyor! Ciampa, yerde hunharca yumruklara başlıyor! Dragon T'ye üst üste yumruklar atıyor. Ardından Ciampa, Dragon T'yi kolundan tutarak taşıyor. Max Caster aprona geçiyor. Caster'a tag'i veriyor! Caster'dan yerde stomplar. Sonrasında yavaşça kaldırıyor ve hızla irish whipe yolluyor fakat Dragon T bunu tersine çeviriyor. Hızla Axe Kick sallıyor fakat Caster bundan eğilerek kaçıyor ve bir Dropkick'i oturtuyor! Ardından hızla bir Gut Kick ve Fisherman's Buster! Tuş 1... 2... KICKOUT! Dragon T'yi yavaşça kaldırıyor fakat Dragon T ani yumruklara başlıyor! İyice sersemletene kadar yumruklar! Sonrasında hızla iplerden sekiyor ve Bicycle Knee Strike! Fakat Caster bundan kaçıyor. Hızla Gut Kick ve Powerbomb'a alıyor. Fakat Dragon T bundan kurtuluyor ve Bicycle Knee Strike! Suratının tam ortasına! Bir süre daha yumruklar salladıktan sonra Book End'e alıyor fakat Caster bundan kurtulup Arm Drag'le Dragon T'yi fırlatıyor. Sonrasında koşuyor ve Famouser! Ardından sersemleyerek kalkıyor. Caster, Dragon T'yi sırtına alıyor ve Fireman's Carry Powerslam! Ardından Top Rope'a çıkıyor ve MIC DROP!!
Fakat hayır! Dragon T bundan kaçıyor! İkisi de yerde! Rey ve Ciampa Hot Tag için hazırlanıyor! Seyircilerin alkışlarıyla Tagleri veriyorlar! Ve Rey Mysterio ile Tommaso Ciampa ikilisi legal oluyor! İkili hızla ringe dalıp birbirlerine koşuyor! Ciampa bir yumruk sallıyor fakat Rey bundan eğiliyor. Hızla ipe sıçrayıp Springboard Crossbody! Ardından tekrardan iplerden sekiyor ve Satellite DDT! Sonrasında Ciampa sersemleyerek kalkıyor. Rey bir tekme sallıyor. Ciampa bu tekmeyi havada yakalıyor fakat Rey'den ani bir Enzuigiri! Ciampa iplere geçiyor! Rey hızla iplerden sekiyor ve 619!!!! Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve FROG SPLASHH!!! TUŞ! 1... 2...
Ama hayır— Liv onu reddederek kulak tırmalayacak bir ton eşliğinde kahkahayı basıyor! Kendisini sarmaya çalışan Dominik'e istediğini vermeyerek kabul etmiyor! Ancak beklediği o karşılık gelmiyor, Dominik’in bu yoğun duygusallığına, Liv’den gelen tepki bir yıkım oluyor! Dominik'in gözlerinin dolduğunu, bakışlarının buz kestiğini ve karşı bitişiğindeki Liv'in de düşük bir şiddetle onun kendinden uzaklaşmasını sağlamak maksadıyla ittirdiğini görüyoruz- bunun neticesinde aralarında biraz mesafe oluşuyor. Dominik ne yapacağını bilemezken, Liv'in kahkahaya boğulduğunu görüyoruz! Dominik, dizlerinin bağı çözülmüş bir halde bu manzaraya bakıyor, sadece.
Dominik dehşet içerisinde Liv'e bakmayı sürdürmek yerine, artık kafasını öne eğerek yıkılmış bir şekilde bakmaya başlıyor. Suratı bir hayli düşmüş olan Dominik'in başından aşağıya kaynar suların döküldüğünü, dünyanın başına yıkıldığını seçmek hiç de zor değil! Dominik kafasını kaldırarak kafasını sağ tarafa çevirerek The Wyatt Family üyelerine baktığında... Onları göremiyor— evet, onları göremiyor! Ne Braun, ne Bray, ne de Erick... Hiçbiri orada değil! Bunun bir süre boyunca hayretini yaşadıktan sonra tekrardan Liv'e dönüyor, bunun bir rüya kabus olduğuna inanmak istiyor ama Liv'in değişmeyen surat ifadesinin sonrasında yoğun bir hayal kırıklığı ile olay yerinden ayrılması icap ediyor. Şimdi Dominik, kapıya doğru ilerliyor ve bunun sonrasında kapının eşiğinden geçerek çiftliği terk ediyor. O acı içerisinde yürüyerek görünür alandan, objektifimizden ayrılırken; ekranın ufaktan yavaş yavaş kararmaya başladığını görüyoruz...
DERP!
Rey Mysterio, Stage'de beliriyor! Sağ tarafa dönüyor ve pyroları patlatıyor! Ardından sol tarafa dönüyor ve orada da pyroları patlatıyor. Sonrasında çocuklarla maskesini tokuşturarak ringe doğru yürüyor. Ringe girmeden bir hafif ısınıyor. Çelik merdivenlerden çıkıyor ve takım arkadaşını beklemeye başlıyor.
Dragon T! Stage'de beliriyor! Sucka Tauntunu atıyor ve pyrolar patlıyor! Sonrasında seyircilerle tokalaşıyor ve işaret parmağıyla ringi göstererek hızla ringe doğru koşup çelik merdivene sıçrıyor. Ring Post'unu birazcık tokatlayıp gaza geliyor! Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve seyirciye doğru taunt atıyor! Ardından ringe iniyor. Rey ile tokalaşıyor. Sonrasında ringden inip rakiplerini beklemeye başlıyorlar.
Tommaso Ciampa geliyor. Yürüyerek ringe doğru geliyor. Bir süre seyircileri süzüyor ve sonrasında çelik merdivenlerden çıkıyor. Ardından Top Rope'a çıkıp seyirciyi şöyle bir süzüyor. Sonrasında kafasını ring dışındaki Dragon T ve Rey Mysterio'ya çeviriyor.
Max Caster stage'de beliriyor. Elinde mikrofonla rap'ini söylüyor.
Platinum Max in the building, mic spitting flame,
Lucha masks slipping off, I’m exposing the game.
Rey, you a legend, yeah I’ll give you your praise,
But you moving in slow-mo, I’m ahead of my days.
619? I spin lines way tighter than that,
You a hero to the kids, but to me you just past.
And Dragon T, new gen, yeah you fly real high,
But when Max Caster steps in, that’s where dreams die.
Flip, twist, do your dance in the air if you must,
One bar from me, you hitting the mat in the dust.
Çelik merdivenlerden çıkıyor ve paralel iplerden ringe giriyor. Takım arkadaşı Tommaso Ciampa ile tokalaşıyor. Hakem son kontrolleri yapıp zili çaldırıyor!
_____?????_____
Max Caster & Tommaso Ciampa vs. Dragon T & Rey Mysterio
Maç başladı. Rey Mysterio ve Max Caster içeride başlıyor. İkili Elbow And Collar Tie Up'a gidiyor. Caster hızla bir headlockla Rey'i kavrıyor ve bir süre sıkıyor. Sonrasında Rey iplere doğru itiyor. Caster iplerden sekiyor ve bir Big Boot sallıyor fakat Rey bundan eğilerek kaçıyor ve ipe sıçrayıp Springboard Crossbody. Tuş 1... 2... KICKOUT! Caster hızla kalkıyor. İkili ringin etrafında dönüyor. İkili Collar And Elbow Tie U.. hayır! Rey bir anda Caster'ın koltuk altından eğilerek geçiyor ve hızla Shoot Kicklere başlıyor. Birkaç Shoot Kick vurduktan sonra hızla iplerden sekiyor. Bir Frankensteiner yapmak istiyor fakat Caster bunu Powerbomb pozisyonuna çeviriyor. Rey üst üste yumruklarla bundan kurtularak Caster'ı sersemletiyor. Ardından bir yumruk daha sallıyor ancak Caster bundan eğilerek kaçıyor ve Rey'i arkasından kavrayıp Atomic Drop sonrasında Russian Legsweep vuruyor! Tuş! 1... 2... KICKOUT! Caster, Rey'i hızla kaldırıyor ve irish whipe yolluyor. Caster kafasını eğiyor. Rey iplerden sekiyor ve Caster'ın kafasına bir tekme! Sonrasında aprona dönüp Sprinboard Moonsault! Oradan çevirip Small Package'e alıyor! 1... 2...
Caster tersine çeviriyor! 1... 2... KICKOUT! İkili hızla kalkıyor. Caster seri bir Gut Kick. Sonrasında kolundan tutup Rey'i köşeye doğru fırlatıyor! Ardından üstüne doğru koşuyor. Rey bir tekme sallıyor fakat Caster, bacağını havada yakalıyor. Rey bu tekmeden bir Enzuigiri çıkartmak istiyor fakat Caster bir anda eğiliyor. Fakat Rey bir anda tepesinde! Caster, Rey'i Electric Chair'e alıyor! Rey üst üste yumruklar ve ardından Frankensteiner'la Caster'ı Ring Post'una doğru fırlatıyor. Fakat Caster çarpmadan duruyor! Rey hızla üstüne koşuyor. Caster'dan bir Headstand Dropkick! Sonrasında yanındaki Tommaso Ciampa'ya tag veriyor! Ciampa hızla ringe dalıyor ve Rey'in kafasına bir Bicycle Knee! Fakat hayır! Rey bundan hızla kaçıyor ve iplerden sekip Tilt A Whirl Headscissors'la Ciampa'yı ring dışına fırlatıyor. Sonrasında hızla iplerden sekiyor ve Baseball Slide Headscissors. Sonrasında tekrardan ringe dalıyor ve iplerden sekiyor. Slide Splash! Fakat hayır! Ciampa apronun altına kaçıyor! Rey, karnını tutarak acı içinde kıvranıyor! Ciampa pis pis sırıtarak ringin altından geri çıkıyor ve apronu tutarak kalkıyor. Rey'e üst üste stomplar vuruyor. Bir süre stomp vurduktan sonra Rey'i kaldırıyor ve ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Rey'i kaldırıyor ve Abdominal Stretch! Rey acıyla kıvranıyor! Rey pes mi edecek!?
Rey kurtulur gibi oluyor fakat Ciampa bir anda bırakıyor. Rey'in karnına karnına diz darbeleri! Ardından hızla iplerden sekiyor ancak Rey bir anda altından kayarak geçiyor ve hızla arkasından kavrıyor. Tilt A Whirl Reverse Tornado DDT ile yatırıyor. Ardından hızla kalkıyor ve Ciampa'nın karnına basıyor ve sonrasında suratına bir tekmeyi geçiriyor! Hızla Tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! Rey yavaşça yerden kalkıyor ve aprona geçiyor. Aprona geçip Leg Drop'la atlıyor fakat Max Caster bir anda ipi çekiyor! Rey ring dışına düşüyor! Zorlanarak kalkıyor. Caster, Diving Tijeras'la Rey'in üstüne atlıyor! Ardından Rey'i hızla ringe atıyor. Fakat o da ne!? Dragon T bir anda apronda beliriyor ve bir anda aprondan Superkick'i Max Caster'ın suratına geçiriyor! Sonrasında hızla atlayarak bir Frankensteiner! Bu sırada Ciampa, Rey'i tutuyor ve Project Ciampa için Powerbomb'a alıyor fakat Rey bir anda Frankensteiner'la Ciampa'yı ring dışına postalıyor! Ciampa, Max Caster ve Dragon T'nin üstüne düşüyor! Rey bir anda Aprona sıçrıyor ve Asai Moonsault'la atlıyor! Bir süre sonra Ciampa'yı kaldırıyor ve ringe atıyor. Ardından Dragon T'yi kaldırıyor ve köşeye geçmesini söylüyor. Aprondan Ciampa'nın üstüne Leg Drop'la atlıyor! Sonrasında hızla Dragon T'ye tag veriyor! Dragon T ringe giriyor. Ciampa kafasını tutuyor, sersemleyerek kalkıyor. Dragon T'den önce bir Axe Kick! Ciampa köşeye doğru çekiliyor. Orta turnbuckle'a tutunarak kalkmaya çalışıyor. Dragon T'den hızla bir Bicycle Knee Strike! Ardından Ciampa'yı çekiyor. TUŞ! 1... 2...
Caster bir anda Dragon T'nin bacağından çekiyor ve Tuşu bozuyor! Fakat o da ne!? Rey bir anda Senton'la Caster'ın üstüne atlıyor! Dragon T onlarla bir süre oyalandıktan sonra hızla ringe giriyor. Ciampa bir anda Dragon T'yi Small Package'e alıyor. 1... 2... KICKOUT! Dragon T hızla ayaklanıyor ve geri geri çekilip SCISSORS KICK! Fakat hayır! Ciampa bundan kaçıyor! Dragon T kalçasının üstüne düşüyor! Ciampa, yerde hunharca yumruklara başlıyor! Dragon T'ye üst üste yumruklar atıyor. Ardından Ciampa, Dragon T'yi kolundan tutarak taşıyor. Max Caster aprona geçiyor. Caster'a tag'i veriyor! Caster'dan yerde stomplar. Sonrasında yavaşça kaldırıyor ve hızla irish whipe yolluyor fakat Dragon T bunu tersine çeviriyor. Hızla Axe Kick sallıyor fakat Caster bundan eğilerek kaçıyor ve bir Dropkick'i oturtuyor! Ardından hızla bir Gut Kick ve Fisherman's Buster! Tuş 1... 2... KICKOUT! Dragon T'yi yavaşça kaldırıyor fakat Dragon T ani yumruklara başlıyor! İyice sersemletene kadar yumruklar! Sonrasında hızla iplerden sekiyor ve Bicycle Knee Strike! Fakat Caster bundan kaçıyor. Hızla Gut Kick ve Powerbomb'a alıyor. Fakat Dragon T bundan kurtuluyor ve Bicycle Knee Strike! Suratının tam ortasına! Bir süre daha yumruklar salladıktan sonra Book End'e alıyor fakat Caster bundan kurtulup Arm Drag'le Dragon T'yi fırlatıyor. Sonrasında koşuyor ve Famouser! Ardından sersemleyerek kalkıyor. Caster, Dragon T'yi sırtına alıyor ve Fireman's Carry Powerslam! Ardından Top Rope'a çıkıyor ve MIC DROP!!
Fakat hayır! Dragon T bundan kaçıyor! İkisi de yerde! Rey ve Ciampa Hot Tag için hazırlanıyor! Seyircilerin alkışlarıyla Tagleri veriyorlar! Ve Rey Mysterio ile Tommaso Ciampa ikilisi legal oluyor! İkili hızla ringe dalıp birbirlerine koşuyor! Ciampa bir yumruk sallıyor fakat Rey bundan eğiliyor. Hızla ipe sıçrayıp Springboard Crossbody! Ardından tekrardan iplerden sekiyor ve Satellite DDT! Sonrasında Ciampa sersemleyerek kalkıyor. Rey bir tekme sallıyor. Ciampa bu tekmeyi havada yakalıyor fakat Rey'den ani bir Enzuigiri! Ciampa iplere geçiyor! Rey hızla iplerden sekiyor ve 619!!!! Sonrasında Top Rope'a çıkıyor ve FROG SPLASHH!!! TUŞ! 1... 2...
3!!!
Kazanan: Rey Mysterio & Dragon T
Kazanan: Rey Mysterio & Dragon T
Rey Mysterio ile Dragon T köşelere çıkarak galibiyetlerini kutlarken Max Caster sinirli bir şekilde ringe giriyor ve Tommaso Ciampa ile ilgileniyor. Rey Mysterio ve Dragon T galibiyetlerini kutladıkları sırada...
Alexander Hammerstone: SESSİZLİK OROSPU ÇOCUKLARI!
Dev ekranda Hammerstone var! Kadraj genişleyince onun yanında da ROH Pure Şampiyonu Bobby Lashley beliriyor. Lashley kemerini omuzuna sabitledikten sonra öfkeyle ringdeki Dragon T ve Rey Mysterio ikilisine bakıyor.
Bobby Lashley: Beni dinle Dragon T... Bir hafta sonraki Ring of Honor şovunda karşımda sadece seni istemiyorum. Bu kolay olurdu oğluşum. Ben manevi dayını da istiyorum. Rey Mysterio'yu da istiyorum! İki tane maskeli kevaşeyi üst üste koyup çiğ çiğ yiyeceğim! Size karşı, Bobby tek!
Hammerstone, Bobby Lashley'nin sırtını sıvazlayıp ona destek veriyor. Ringdeki Dragon T ve Rey Mysterio ikilisinin ise bu tekliften oldukça keyif aldığını görüyoruz. Bu görüntülerle kameralar kapanıyor.
Alexander Hammerstone: SESSİZLİK OROSPU ÇOCUKLARI!
Dev ekranda Hammerstone var! Kadraj genişleyince onun yanında da ROH Pure Şampiyonu Bobby Lashley beliriyor. Lashley kemerini omuzuna sabitledikten sonra öfkeyle ringdeki Dragon T ve Rey Mysterio ikilisine bakıyor.
Bobby Lashley: Beni dinle Dragon T... Bir hafta sonraki Ring of Honor şovunda karşımda sadece seni istemiyorum. Bu kolay olurdu oğluşum. Ben manevi dayını da istiyorum. Rey Mysterio'yu da istiyorum! İki tane maskeli kevaşeyi üst üste koyup çiğ çiğ yiyeceğim! Size karşı, Bobby tek!
Hammerstone, Bobby Lashley'nin sırtını sıvazlayıp ona destek veriyor. Ringdeki Dragon T ve Rey Mysterio ikilisinin ise bu tekliften oldukça keyif aldığını görüyoruz. Bu görüntülerle kameralar kapanıyor.
Saniyeler önce kapanan kameralar, hemen açılıyor ve Prestige Grand Wrestling'in PAYBACK #102'si hız kesmeden devam ediyor! Kendimizi Prestige Grand Wrestling Backstage'inde buluyoruz, alandaki bir odanın içerisinden yayının devamı sağlanıyor. Odanın içerisine göz atıldığında, uzunca bir toplantı masası ve etrafındaki birkaç isimle karşılaşıyoruz. Masanın kısa kenarlarında oturan bir Byron Saxton'ın olduğunu, uzun kenarlardan bir tanesinde ise Gedo ile Kazuchika Okada'nın yer aldığını görüntülüyoruz! Onların haricinde odada birçok kameralı personelin de yer aldığını belirtmek gerekir. Toplanma saatini doğru bir şekilde yerine getirmiş olan Japonya uyruklu isimlerimiz olan Kazuchika ile Gedo'nun bir hayli sıkkın olduklarını; bunun da toplantının diğer katılımcılarının henüz gelmediğinden kaynaklandığını gözlemliyoruz. Byron ortamdaki bu gergin havayı kırmak maksadıyla sol tarafına doğru dönüyor ve onlarla aralarındaki diyaloğu başlatıyor!
Byron Saxton: Siz dostlarıma zamanında burada olduğunuz için minnettarım. (Biraz sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Geçen haftadan sonra bomba gibi hissediyorsunuzdur!
Gedo ellerini tepkili bir şekilde birleştirerek, gergin bir ifadeyle direkt olarak yanıt veriyor.
Gedo: Bir görevin yerine getirilmesi teşekkürü, minnettarlığı hak etmez Byron. Bunu sana sitemim olarak algılama ama biz sadece sana değil, bu işe olan saygımızdan ötürü zamanında buraya geldik. Biz buraya nezaketinden dolayı gelmedik; biz buraya bu işin onurunu, Prestige Grand Wrestling’in ağırlığını omuzlarımızda taşıdığımız için geldik. Ama şu boş sandalyelere bak... (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Bu isimler sadece karanlıktan ve gölgelerden bahsediyorlar ama görünen o ki kendi yarattıkları o sisin içinde yollarını kaybetmişler. Profesyonellik bir tercih değildir Byron, bir zorunluluktur. Bu çatının içerisine adım atan her adam, arkasındaki binlerce hayranın umudunu ve bu sporun mirasını taşır. Eğer bir toplantıya vaktinde gelme disiplinine sahip değilsen, o ringin stresini, o ışıkların altındaki baskıyı nasıl göğüsleyebilirsin? Eğer toplantı odasının kapısını bulamıyorlarsa, kaderin kapısı önlerinde kapandığında şaşırmasınlar. Biz onlara sadece rakip değiliz, biz onlara bir vizyon sunuyoruz. Ama bu vizyonu görebilmek için önce gözlerini açıp burada olmaları gerekir. Felsefemiz basittir Byron- ya yağmurun altında ıslanmayı ve bu işin kutsallığını kabul edersin ya da kuraklıktan kavrulup gidersin. Biz bekledik, bekliyoruz ve onların buraya gelmelerini bekleyeceğiz...
Byron çaresiz bir şekilde odanın içerisindeki isimlere bakıyor. Sadece bakmakla yetiniyor çünkü onları haklı buluyor, söylediklerine de tamamen katılıyor. Bir süre boyunca daha sessiz bir şekilde önlerine bakarak durduklarını görüyoruz. Ama bir noktadan sonra, sabırlarının sonuna geldiklerini ve artık toplantı odasını terk etmek maksadıyla oturdukları yerlerinden kalktıklarını ve odayı terk etmek üzere harekete geçtiklerini görüyoruz—
Byron Saxton: Siz dostlarıma zamanında burada olduğunuz için minnettarım. (Biraz sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Geçen haftadan sonra bomba gibi hissediyorsunuzdur!
Gedo ellerini tepkili bir şekilde birleştirerek, gergin bir ifadeyle direkt olarak yanıt veriyor.
Gedo: Bir görevin yerine getirilmesi teşekkürü, minnettarlığı hak etmez Byron. Bunu sana sitemim olarak algılama ama biz sadece sana değil, bu işe olan saygımızdan ötürü zamanında buraya geldik. Biz buraya nezaketinden dolayı gelmedik; biz buraya bu işin onurunu, Prestige Grand Wrestling’in ağırlığını omuzlarımızda taşıdığımız için geldik. Ama şu boş sandalyelere bak... (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Bu isimler sadece karanlıktan ve gölgelerden bahsediyorlar ama görünen o ki kendi yarattıkları o sisin içinde yollarını kaybetmişler. Profesyonellik bir tercih değildir Byron, bir zorunluluktur. Bu çatının içerisine adım atan her adam, arkasındaki binlerce hayranın umudunu ve bu sporun mirasını taşır. Eğer bir toplantıya vaktinde gelme disiplinine sahip değilsen, o ringin stresini, o ışıkların altındaki baskıyı nasıl göğüsleyebilirsin? Eğer toplantı odasının kapısını bulamıyorlarsa, kaderin kapısı önlerinde kapandığında şaşırmasınlar. Biz onlara sadece rakip değiliz, biz onlara bir vizyon sunuyoruz. Ama bu vizyonu görebilmek için önce gözlerini açıp burada olmaları gerekir. Felsefemiz basittir Byron- ya yağmurun altında ıslanmayı ve bu işin kutsallığını kabul edersin ya da kuraklıktan kavrulup gidersin. Biz bekledik, bekliyoruz ve onların buraya gelmelerini bekleyeceğiz...
Byron çaresiz bir şekilde odanın içerisindeki isimlere bakıyor. Sadece bakmakla yetiniyor çünkü onları haklı buluyor, söylediklerine de tamamen katılıyor. Bir süre boyunca daha sessiz bir şekilde önlerine bakarak durduklarını görüyoruz. Ama bir noktadan sonra, sabırlarının sonuna geldiklerini ve artık toplantı odasını terk etmek maksadıyla oturdukları yerlerinden kalktıklarını ve odayı terk etmek üzere harekete geçtiklerini görüyoruz—
WE HERE!
Onlar tam da kapıya doğru ilerleyerek odadan çıkışlarını gerçekleştirecekken, kapalı olan toplantı odası kapısının açılmasını ve içeriye intikal eden PGW Championship kemeriyle Dark STG ile Zio Zagan ikilisinin gür sesle "We here!" demelerini seyrediyoruz. Kazuchika direkt olarak yerine otururken, Gedo'nun "Excuse us..." diyen Zio'ya yüklendiğini seçiyoruz. Zio'dan da kendilerini savunan bir yanıtın gelmesiyle birlikte konuşmalar üst üste biniyor ve odanın içerisindeki tansiyonun erkenden yükselmesini gözlemleyen Byron, oturduğu yerden kalkıyor ve beden dilinden de faydalanarak "Hepimiz No Contact Clause imzaladık, oluşacak yaptırımlardan zarar görmemek için hepimiz sakin bir şekilde ilerleyelim." diyor. Bunun üzerine odadaki sözlü şiddetin son bulduğunu ve ayakta kalan diğer isimlerle birlikte Byron'ın da oturduğunu görüyoruz. Herkes yerine yerleştikten sonra, toplantıyı yönetmek maksadıyla alanda olan Byron sözü alıyorve bu münazarayı başlatıyor!
Byron Saxton: (Ortamın gerginliği ister istemez ona da yansımış durumda) Pekala, herkes yerleştiğine ve derin bir nefes aldığına göre artık başlayabiliriz demektir. Az önceki gerginliğin bu masadaki profesyonelliği daha fazla gölgelemesine izin vermeyelim. Hepiniz bu resmi oturuma hoş geldiniz. Az önce de hatırlattığım üzere, buraya getirilmeden önce her biriniz No Contact Clause'a imza attınız- bu yüzden enerjimizi fiziksel bir arbedeye değil, bu rekabetin geleceğini belirleyecek olan kelimelere harcayalım. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra D-STG'ye dönerek konuşuyor) Geçen hafta Prestige Grand Wrestling ringlerinde yer yerinden oynadı. "The Rainmaker" ile Gedo'nun geri dönüşü sadece bir sürpriz değil, doğrudan bir gövde gösterisi olarak nitelendirildi. Bu geri dönüşten en çok etkilenen, o anın tam merkezinde duran isim ise kuşkusuz sendin- saldırıyı üzerine alan sendin. Dark STG, PGW Şampiyonu olarak bu şirketin en tepesindeki isimlerden bir tanesisin. Ancak geçen hafta Kazuchika Okada’nın o ringe adım atmasıyla dengelerin nasıl değiştiğini hepimiz gördük. Sözü sana bırakarak başlamak istiyorum— bu geri dönüş ve Kazuchika'nın senin kemerine yönelik açık tehdidi hakkında neler düşünüyorsun?
D-STG masanın üzerinde durmakta olan pet şişeyi eline alıyor. Kapağını açmasının sonrasında içerisindeki sudan yudum alarak kurumuş boğazını nemlendiriyor. Bunun sonrasında kendisinin oturduğu masada dik durmaya başladığını ve bununla eş zamanlı olarak Byron'ın attığı pası yumuşatarak konuşmaya başladığını gözlemlemiş bulunuyoruz! D-STG'den dinliyoruz!
Dark STG: Ben dengelerin hiç de değiştiğini düşünmüyorum Byron. O, sadece beklenmedik bir noktadan ilerledi ve bu onu başarıya ulaştırdı. Benlik hiçbir sorun yok çünkü ben onun gerçek bir loser olduğunu biliyorum ve bundan hareketle huzurlu bir karanlığın içerisinde hissediyorum. Şu açıdan bakmak gerekiyor; PGW Championship'le 10 ayın üzerinde bir Reign gerçekleştirmiş olan Bray'in de rövanş hakkını değerlendirmesi masada bulunurken, böyle bir eşleşme edindim- sanırım Kara Kitap bundan daha iyisini bana getiremezdi! (Zio'yla birlikte gülüşüyorlar. Bunun sonrasında D-STG, Gedo'ya bakarak devam ediyor) Gedo... Sana bakıyorum çünkü yanındaki onun bizim dilimizi konuşamadığını, sadece yumruklarıyla ve robdöşambrlarıyla bir şeyler anlatmaya çalıştığını biliyorum. Ona tercüme eder misin bilmem ama şu gerçeği aklına kazı— "The Rainmaker" bir yanılsamadan ibaret. Yağmur yağar, toprağı bir anlığına ıslatır ve sonra güneş doğduğunda buharlaşıp gider. Ama karanlık? Karanlık buharlaşmaz Gedo, karanlık emilmez. O sadece yayılır ve her şeyi yavaşça yutar. Sizler geçen hafta Zio'yla bana saldırarak sonunuzun altına imza attınız, yutulma sürecini başlattınız. Kara Kitap size sonu getirecek ve bu endüstri içerisinde hızlıca hazmedilerek kaybolacaksınız. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Kazuchika'nın o kemere olan açlığı, sadece kendi sonunu hızlandıracak olan bir zehir, bunu ona söyle Gedo... Eğer o kemere bir kez daha dokunursa, omuzlarında taşıyacağı şey altın bir unvan değil, ruhunu ezecek olan bir mezar taşı olacak! Bu kadar da değil— bu sefer onun ağlayarak Prestige Grand Wrestling'den uzaklaşmasından önce, bir daha ringe adım atamayacak hâle getirdiğimden de emin olacağım!
D-STG yanıt verdikten sonra Zio'ya dönüyor ve birbirlerine bakarak gülümsediklerini görüyoruz. Bunun sonrasında yanıt verme sırası karşı tarafa geçiyor, Kazuchika'nın konuşmaya girmeye yeltendiği sırada, Gedo'nun kendisini öne atmasını ve D-STG'ye yanıt verenin kendisini olmasını seyrediyoruz.
Gedo: Yanımdaki adamın senin o sığ ve kasvetli felsefeni anlamadığını mı sanıyorsun, huh? Kazuchika Okada dünyayı dolaştı— New York'tan Tokyo'ya, Londra'dan Mexico City'ye kadar her arenada hükmetti. Sizin Kara Kitap'ınızın içindeki her bayat kelimeyi, daha sen ağzından çıkarmadan o zihninde tartıp çöpe attı bile! İngilizce bilmediğini sanman, senin bu işteki en büyük vizyonsuzluğun. O her şeyi anlıyor STG- özellikle de o kemeri hak etmediğin ve o koltukta emaneten oturduğun gerçeğini! (Kazuchika'ya kısa, gururlu bir bakış atıp tekrar D-STG’ye dönüyor, sesi daha da keskin bir şekilde) Karanlık buharlaşmazmış ve karanlık yutarmış... Bak evlat, felsefe derslerini senden ürken çocuklara sakla. Bilim basit, hayat daha da basittir. Yağmur yağdığında ne olur biliyor musun- senin o tozlu, eski kitapların ıslanır, mürekkebin dağılır ve yazdığın 'yazgın' sadece bir çamur yığınına dönüşür! Kendini bir cellat olarak addetme çünkü aslında sadece fırtınadan korkan ve bir mağaraya sığınmış çocuktan fazlası değilsin! Bizim dünyamızda yağmur, beraberinde parayı ve altını getirir- yağmur başladığında, senin o sahte karanlığını boğar! (Sesini yükseltiyor) PGW Championship kemeri şu an senin omzunda olabilir ama ağırlığı şimdiden seni ezmeye başlamış. Onu bir mezar taşı olarak mı görüyorsun? Çok iyi. Çünkü o kemeri senden aldığımızda, altına senin bu kısa ve gürültülü Reign'inin bitiş tarihini kazıyacağız! Sesi duyuyor musunuz folks— bu fırtına, sizin kapınızı çalmıyor; kapınızı kırarak içeriye zerk ediyor!
Gedo sözlerini tamamladıktan sonra direkt olarak Kazuchika'nın lafa girdiğini görüyoruz- lafın devamını o getiriyor!
Kazuchika Okada: Oi, oi, oi, Dark boy. Senin saçma ifadelerini anlamadığımı mı sandın? Kuso! Her bir kelimeni anladım. Senin şu "Kara Kitap" mevzusu? Bayat. "Karanlık" hikayelerin? Majide, bunlar sadece çocuklar için kurgulanmış ucuz dramalar! (Kazuchika iyice masaya doğru yaklaşıyor ve keskin bir şekilde D-STG'ye bakarak devam ediyor) Kaderden ve acıdan çok fazla bahsediyorsun. Ama bana bak... Ben kaderden bahsetmem, sadece önüme bakarım ve o, benim için bir şeyleri tayin eder. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Sen sadece gölgelerde saklanan bir gaki'sin çünkü ışıklardan korkuyorsun. Benim yağmurum... Kane no ame... senin sattığın bu sahte karanlığı yerle bir edecek! Benimle aynı seviyede olduğunu mu sanıyorsun— Muri da, muri da! Sen sadece "The Rainmaker" gelene kadar o kemeri taşıyan bir emanetçisin. WrestleMania’da, PGW Championship'i senden teslim alacağım ve sana gerçek bir şampiyonun ne olduğunu öğreteceğim! Omae wa mou, owatte iru, okay!
Kazuchika'nın laflarının sonrasında, atlayan kişi Zio oluyor- yanıt vermek maksadıyla anlatmaya koyuluyor!
Zio Zagan: Ne kadar ilkel, ne kadar gürültülü hırsları olan bir yaratısın sen böyle... Gerçekten üzerinde durduğun gezegeni bir ticaret odası olarak mı görüyorsun Kazuchika, yıllarca dövüşmenin ardında ringi bir borsa binası olarak görmen mi yatıyor, huh? Ama biz anatomiyi görüyoruz. Biz bu endüstrinin paslanmış dişlilerini, o parlak robdöşambrların altındaki çürümüş kasları görüyoruz. Size de gözlerinizi biraz daha açmanızı öneriyoruz! (Karşı tarafta homurdanmalar başlarken, Zio pis bir şekilde sırıttıktan sonra devam ediyor) İnsanlar sana baktıklarında Japonya'da bıraktığın devasa işleri görüyor ama ben sana baktığımda profesyonel güreş müzesine kaldırılması gereken içi kof bir anıt görüyorum. Evet, belki de PGW Championship kemerinin sana bir değer katacağını, sana bir anlam kazandıracağını düşünüyorsundur. Ama onu asla bir ödül olarak varsayma, o asla bir taç olmadı, kendini aldatma. Bu kemer bir parazit Kazuchika— o, sahibinin ruhuyla beslenen, zayıf bünyeleri içeriden çürüten bir ağırlık! Dark STG onu taşımıyor; o kemer Dark STG’nin kaburgalarına kenetlendi, onun nefesiyle bir oldu! Sen o altına dokunmaya çalıştığında, aslında bir canlının kalbini sökmeye çalışıyor olacaksın ve o kalp, senin parmaklarını yakacak- bu söylediklerimi bir an bile olsun aklından çıkarma!
Gedo bu söylenenleri ciddiye alamıyor ve kendisini gülmekten alıkoyamıyor. Bir süre boyunca gülmesinin sonrasında lafa giriyor.
Gedo: (Keyifli bir şekilde konuşuyor) Anatomi mi? Parazit mi? (Zio’ya doğru iğrenerek bakıyor) Bak buraya Dr. Frankenstein, sen ancak bir tıp fakültesinde kadavra olursun! Senin o çatlak sesinle anlattığın masallar, sadece gece lambası açık uyuyan korkakları etkiler. Biz kan gördük, biz kemik kırılma sesi duyduk, biz senin o anatomini ringin ortasında paramparça eden gerçek devlerle çarpıştık! Siz ne yapıyorsunuz— bir kitap, birkaç bayat gül ve siyah boyalarla karanlıkçılık oynuyorsunuz! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) PGW Championship kemeri senin kaburgalarına kenetlenmişmiş... Hayır, o kemer senin tek dayanağın STG- o kemer şu anda sende olmasaydı, sen bu şirketin koridorlarında temizlik yapan personelden bile daha az ilgi çekerdin! Dolayısıyla ona bir parazit diyemezsin çünkü onun sayesinde buradasın ve bundan çok daha ötesi— o kemer senin için bir can simidi niteliğinde! Ama kötü haber şu ki; Seattle'da çarpışma vakti geldiğinde, o simit seni kurtarmayacak, seni dibe çekecek!
D-STG elini masaya sert bir şekilde vurarak bütün dikkati kendi üzerine çekmesinin sonrasında konuşmaya başlıyor!
Dark STG: Temizlikten bahsetmen komik Gedo, gerçekten komik... Çünkü WrestleMania: Seattle'da o ringden 'Rain-Man'in kalıntılarını kazımak için gerçekten profesyonel bir temizlik ekibine ihtiyacın olacak! Bana "İlgi çekmezsin." mi diyorsun— bak bana yaşlı adam, bana bak! Ben bu şirketin damarlarında dolaşan o dev adamım. Sen ise geçen haftaya kadar bu şirketin tarihinde bile olmayan bir bunaksın. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Siz sadece uzaklardan gelen, modası geçmiş, pasaportu eskiyince buraya sığınmış iki mültecisiniz! Benim aksime, Kazuchika bir dev falan değil; o, senin iplerini tuttuğun, artık havlayamayan, sadece podyumda yürütülen bir sergi köpeği! Sen onu bir şampiyon gibi pazarlıyorsun çünkü o biterse, senin de bu endüstrideki konumun yerle bir olacak. O senin tek şansın, bu yüzden yıllar sonra tekrardan onun yanında saf tutuyorsun. Her şeyi biliyorum Gedo, her şeyi... Onu bir can simidi gibi tutan sensin Gedo! Onu bir kalkan gibi kullanıyorsun çünkü tek başına bu masada oturacak ağırlığın bile yok. Sen sadece bir efendinin gölgesinde yaşayan bir kölesin ve köleler, efendilerinin düşüşünü izlerken sadece ağlarlar! (Sesini yükselterek konuşmaya devam ediyor) Kazuchika'nın geçmişteki başarıları... Japonya’daki zaferleri... Hepsi birer nekrofilik fanteziden ibaret! Siz geçmişin cesetlerini canlandırmaya çalışıyorsunuz ama burası Tokyo'nun steril arenaları değil Gedo— burası benim labirentim!
Tansiyon bir an bile dinmezken, lafa giren isim şimdi Kazuchika oluyor- kulağımız onda!
Kazuchika Okada: Sen o labirentin içine sıkışmış, çıkış yolunu bulamadığı için sağa sola saldıran zavallı bir lağım faresinden fazlası değilsin! Asalaksın ve hiçbir şeysin!
Bu lafın sonrasında konuşma sıraları kayboluyor çünkü oda içerisindeki bütün isimlerin tek bir ağızdan konuşmaya başlamalarına şahitlik ediyoruz! Gedo ile Zio kendi aralarında kapışırken; D-STG ile de Kazuchika'nın laf kavgasına tutuştuğunu görüyoruz! Ne söylendiği anlaşılmıyor çünkü herkes sadece kendi muhatabına kulak vermek ve direkt olarak ona bir şeyler söylemekle mevcut! Odanın içerisi gitgide karmaşık bir hâl alıyor ve Byron onları ısrarına rağmen durduramıyor, ta ki sesini yükselterek onlara durmalarını söyleyene kadar! Byron'ın ciddi bir tavırla bağırmasının sonrasında odanın içerisindeki herkesin bu kavga haline bir son verdiğini görüyoruz. Birbirlerine düşük tonlarla atışmaya devam ederlerken, D-STG ile Zio ikilisinin odayı terk ettiğini görüyoruz. Zio tam da odayı terk edecekken duruyor ve alnını kaşıyarak Byron'a bir şeyler söylemeye başlıyor!
Zio Zagan: Düşündüm de, siz Japon uyruklular çok şanslısınız, for the No Contact Clause, you know. Ama unutmayın; mors certa, hora incerta. (Byron'a dönüyor) Sen ise...
D-STG’nin gözleri adeta karanlığın içinden parlayan birer kıvılcım gibi yanarken, bir anda göğsünü dolduran öfkeyi dışa vururcasına gür bir haykırış koparıyor! O an zaman sanki yavaşlıyor ve ardından, hiçbir tereddüt göstermeden, tüm gücünü toplayarak Byron’ın karnına hedef aldığı o sert yumruğu acımasızca savuruyor! Zio’yla göz göze geldikleri o kısa ama anlam yüklü anın ardından, ikili hiçbir şey söylemeden arkasını dönüyor. Adımları ağır ama kesin, arkalarında bıraktıkları kaos ve acıyla birlikte, odayı sessizce terk ediyorlar. Arkalarında ise yalnızca Byron’ın çektiği acının yankısı kalıyor…
Byron acı içerisinde karnını tutarak eğilirken, gözlerinden yaş geldiğini görüyoruz. Profesyonel güreş kariyerine uzun süredir bir son vermiş olan Byron, bu acıyı alma konusunda başarılı görünmüyor ve gözyaşlarına hakim olmakta güçlük yaşıyor! Onun imdadına direkt olarak Gedo ile Kazuchika'nın koştuğunu görüyoruz- onunla ilgilenmeye başlıyorlar. Kazuchika, eğilerek karnını acı içerisinde tutan Byron'la ilgilenmeye devam ederken; Gedo'nun odayı terk ettiğini ve sağlık görevlilerini olay yerine çağırmaya gittiğini görüyoruz. Bu konuşmaların ve sonrasında gerçekleştirilen konuşmaların sonrasında ekrana getirilen o yazı eşliğinde ekranımız kararıyor...
NO CONTACT
Maxwell Jacob Friedmann! Seattle Cup'taki yerini cesurca ortaya koyan MJF, Dig Deep müziğinin çalması ve seyircilerin tezahüratları eşliğinde girişte beliriyor. MJF girişte diz çökerek seyircileri süzüyor ve gülümseyerek ayaklanıyor ve ringe doğru ilerlemeye başlıyor. MJF atkısını düzelterek ring önüne geliyor ve aprona atlayıp ringe giriyor. MJF ceketi ve atkısını çıkarttıktan sonra rakibini beklemeye başlıyor.
Alberto Del Rio'nun Realeza müziği arena boyunca yankılanırken seyircilerin tepkileri karmaşık oluyor. Bir süre sonra müziği sesini bir araba kornası bastırıyor ve siyah lüks bir araba girişe doğru yöneliyor. Ve Alberto Del Rio arabanın içinde çıkarak poz kese kese rampaya çıkıyor. Sonrasında da ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor. Del Rio ringe girdikten sonra kendi atkısını ringin dışına doğru fırlatıyor ve hakemin maçı başlatmasını bekliyor.
MJF's Seattle Cup Spot On The Line
Alberto Del Rio vs. MJF
Zil çalıyor ve maç başlıyor. MJF, Del Rio'ya doğru sakince yöneliyor ve sert bir tokat atıyor. Sonrasında köşesine geri çekiliyor ama Del Rio ona saldıracağı sırada bir anda ona yönelerek ayaklarından kaldırıp onu yere seriyor ve onu yerde yumruklamaya başlıyor. Birkaç yumruktan sonra MJF ayağa kalkıyor. Del Rio da aynı şekilde ayağa kalkıyor. Del Rio hızlı bir hamle yaparak sert bir tokat atıyor. Sonrasında MJF'i köşeye fırlatıyor! Ardından koşarak bir Running Dropkick vuruyor. MJF ringin ortasına doğru birkaç adım attıktan sonra yere düşüyor. Sonrasında hızlıca ayaklanıyor. Del Rio kendisine yöneliyor ve bir yumruk atıyor. Sonrasında bir yumruk daha atıyor. Birkaç yumruk daha atarak MJF'i iplere yaslamayı başarıyor. Sonrasında Del Rio iplerden sekip MJF'e bir Clothesline vurmak istiyor ama MJF, Del Rio'nun bacağına sarılıp onu kaldırıyor ve ringin dışına fırlatıyor. Del Rio düştükten kısa bir süre sonra ayağa kalkarken MJF koşarak karşı iplerden sekiyor ve bir Suicide Dive ile Del Rio'yu yere seriyor!
İki isim de ring dışında yerdeyken MJF hızlıca ayağa kalkıyor Del Rio'yu yerde tekmelemeye başlıyor. Bir süre sonra da üzerine çıkarak onu yumruklamaya başlıyor. Bu esnada hakem saymaya başlıyor. 1-2-3-4- MJF bir süre sonra Del Rio'nun üzerinden kalkıyor ve kendisi ringe girerek ellerini iki yana açıyor ve seyircilerin tepkisini ölçüyor. Seyirciler tezahürata başlarken hakem Del Rio için saymaya devam ediyor. 5-6-7- Del Rio bu sırada ayaklanıyor ve ringe girmeyi başarıyor. Sayım da böylelikle duruyor. Del Rio ringe girer girmez MJF üzerine çullanıp onu yumruklamaya başlıyor. Birkaç yumruktan sonra ikili iplerin dibinde olduğu için hakem onları ayırmak için hamle yapıyor. MJF, Del Rio'nun üzerinden kalkıyor ve ikili ayrılmış oluyor. MJF köşeye çekilirken hakem Del Rio'nun durumunu kontrol etmek üzere yanında kalıyor. MJF bir süre bekledikten sonra Del Rio'nun üzerine yürüyor ama Del Rio tam olarak kendinde olmadığı için hakem araya giriyor. Bu esnada Del Rio hakemin görmediği anda parmağını MJF'in gözüne sokuyor.
MJF yüzünü tutarak geri çekilirken Del Rio koşarak MJF'in dizinin arkasına doğru bir Chop Block yapıyor ve MJF'i dizinin üzerine düşürüyor. Sonrasında ensesine doğru bir Superkick çakıyor! MJF yere serilirken Del Rio bir süre beklemeye başlıyor. MJF sürünerek Del Rio'ya yaklaşıyor. Del Rio'nun yüzünde tebessüm oluşurken seyirciler MJF'in arkasında duruyor. MJF, Del Rio'nun botundan tutarak ayaklanmaya çalışırken Del Rio bu süreci hızlandırmak için MJF'i saçından tutarak ayağa kaldırıyor ama MJF bu esnada hiç bir şey olmamış gibi kendine geliyor ve Del Rio'ya sert bir yumruk çakıyor. MJF, Del Rio'yu bırakmıyor ve bir yumruk daha çakıyor. Bir tane daha vuruyor. Sonrasında karnına bir tekme attıktan sonra iplerden sekiyor ve Code Red! MJF hızlıca ayağa kalkıyor ve Del Rio'yu ayağa kaldırmak için hamle yapıyor ama Del Rio bir anda MJF'i çekiyor ve boynunu orta iplere çarptırıyor.
MJF boynunu tutarak yere düşüyor ve kendisini ringin dışına yuvarlıyor. Del Rio ayaklanıyor ama ringin dışına çıkmak isterken hakem araya giriyor. Hakem bir yandan Del Rio'yu tutarken bir yandan da ayaklanmaya çalışan MJF için saymaya başlıyor. 1-2-3- MJF ayağa kalkıp bariyerlere yaslanıyor. Del Rio daha fazla beklemiyor ve hakemi aşıp kendisini ringin dışına atıyor ve böylelikle sayımı da sıfırlamış oluyor. Del Rio, MJF'e doğru koşmaya başlıyor ama MJF bir anda Del Rio'yu yakalıyor ve ring direğine monteliyor. Sonrasında kendisini ringe atıyor. Hakem Del Rio için sayıyor. 1-2-3-4- Del Rio ayaklanıp ringe giriyor. MJF, Del Rio'yu hızlıca ayağa kaldırıyor ve sert bir tekme atıyor bacağına doğru. Sonrasında sert bir diz vuruyor. Del Rio köşeye düşüyor. Sonrasında MJF köşede bir yumruk atıyor. Del Rio bu esnada ani bir karşılık veriyor bir yumrukla. Sonrasında Del Rio orta iplere çıkarak Middle Rope Double Axe Handle için hamle yapıyor ama MJF çekilince ıska geçiyor ve MJF, Del Rio'nun üzerine atlayarak bir POISONRANA PATLATIYOR!
BAŞARILI! MJF tuşa gitmek için hamle yapmak yerine Del Rio'nun durumunu kontrol ederek köşeye çıkıyor. Atlamak için hamle yapacağı sırada Del Rio, MJF'e sert bir yumruk atıyor. Sonrasında da onu tutup ringin ortasına fırlatıyor. Sonrasında MJF'e doğru koşup kolunu yakalıyor ve Cross Armbreaker bağlıyor ama kilidi bağlar bağlamaz MJF kendisini Del Rio'nun üzerine yuvarlıyor ve Roll-Up yapıyor! 1-2-Kickout! İki isim de aynı anda ayağa kalkıyor. Del Rio bir Superkick sallıyor ama MJF, Del Rio'nun ayağını havada yakalıyor ve boştaki ayağına bir tekme atıp onu yere düşürüyor. Sonrasında Double Foot Stomp için zıplıyor ama Del Rio çekiliyor ve MJF boşa atlıyor. MJF hızlıca iplerden sekiyor ama Del Rio'dan ani bir Superkick geliyor! MJF olduğu yerde donup kalıyor. Del Rio bu kez MJF'in dizine bir tekme atıp onu düşürüyor ve sonrasında iplerden sekip bir Enziguiri çakıyor! Del Rio, Seattle Cup'taki yerini almak için tuşa gidiyor! 1-2-
KICKOUT! Del Rio tuşun bozulmasına çok sinirleniyor. Hızlıca ayağa kalkıyor ve hakemle tartışmaya başlıyor. Hakemle tartışması fazla uzuyor ve MJF bu esnada kendine gelme fırsatı buluyor. Sonrasında Del Rio'ya sert bir yumruk atıp onu köşeye yolluyor. Sonrasında karşı köşeden sekip Del Rio'ya doğru koşuyor ama Del Rio hakemi kendine doğru çekince hakem MJF ile Del Rio'nun arasında eziliyor. Hakem yere düşerken Del Rio'dan bir LOW BLOW! Del Rio köşeye yöneliyor ve en üstteki Buckle Pad'i sökmek için hamle yapıyor...
BİR DAKİKA! JOHN CENA GİRİŞTE! John Cena girişte beliriyor ve seyirciler havaya uçuyor! Cena kolunda sargı ile ağır adımlarla ringe doğru ilerlerken Alberto Del Rio bütün odağını kaybediyor ve Cena'ya bağırıp çağırmaya başlıyor! ALBERTO RESMEN KUDURUYOR SİNİRDEN! Hatta iplerden geçip aprona çıkıyor. Hakemin engellemeye çalışmasına rağmen ringe girmiyor. Cena ilerlemeye devam ederken bir anda kendini durduruyor ve gülüyor!
Çünkü bu esnada MJF bir anda ayaklanıyor ve Del Rio'nun ensesine bir yumruk atarak onu kendine doğru çekiyor ve kafasını iplerden geçirdikten sonra kafasını bacaklarının arasına alıyor ve HEATSEEKER! MJF, Del Rio'nun bacaklarını kendisine doğru çektikten sonra Del Rio'yu ringin ortasına seriyor ve Seattle Cup'taki yerini korumak için tuşa gidiyor! Hakem de bu esnada kendisine geliyor. Seyirciler hakemle birlikte sayıyor. 1-2-
Onlar tam da kapıya doğru ilerleyerek odadan çıkışlarını gerçekleştirecekken, kapalı olan toplantı odası kapısının açılmasını ve içeriye intikal eden PGW Championship kemeriyle Dark STG ile Zio Zagan ikilisinin gür sesle "We here!" demelerini seyrediyoruz. Kazuchika direkt olarak yerine otururken, Gedo'nun "Excuse us..." diyen Zio'ya yüklendiğini seçiyoruz. Zio'dan da kendilerini savunan bir yanıtın gelmesiyle birlikte konuşmalar üst üste biniyor ve odanın içerisindeki tansiyonun erkenden yükselmesini gözlemleyen Byron, oturduğu yerden kalkıyor ve beden dilinden de faydalanarak "Hepimiz No Contact Clause imzaladık, oluşacak yaptırımlardan zarar görmemek için hepimiz sakin bir şekilde ilerleyelim." diyor. Bunun üzerine odadaki sözlü şiddetin son bulduğunu ve ayakta kalan diğer isimlerle birlikte Byron'ın da oturduğunu görüyoruz. Herkes yerine yerleştikten sonra, toplantıyı yönetmek maksadıyla alanda olan Byron sözü alıyorve bu münazarayı başlatıyor!
Byron Saxton: (Ortamın gerginliği ister istemez ona da yansımış durumda) Pekala, herkes yerleştiğine ve derin bir nefes aldığına göre artık başlayabiliriz demektir. Az önceki gerginliğin bu masadaki profesyonelliği daha fazla gölgelemesine izin vermeyelim. Hepiniz bu resmi oturuma hoş geldiniz. Az önce de hatırlattığım üzere, buraya getirilmeden önce her biriniz No Contact Clause'a imza attınız- bu yüzden enerjimizi fiziksel bir arbedeye değil, bu rekabetin geleceğini belirleyecek olan kelimelere harcayalım. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra D-STG'ye dönerek konuşuyor) Geçen hafta Prestige Grand Wrestling ringlerinde yer yerinden oynadı. "The Rainmaker" ile Gedo'nun geri dönüşü sadece bir sürpriz değil, doğrudan bir gövde gösterisi olarak nitelendirildi. Bu geri dönüşten en çok etkilenen, o anın tam merkezinde duran isim ise kuşkusuz sendin- saldırıyı üzerine alan sendin. Dark STG, PGW Şampiyonu olarak bu şirketin en tepesindeki isimlerden bir tanesisin. Ancak geçen hafta Kazuchika Okada’nın o ringe adım atmasıyla dengelerin nasıl değiştiğini hepimiz gördük. Sözü sana bırakarak başlamak istiyorum— bu geri dönüş ve Kazuchika'nın senin kemerine yönelik açık tehdidi hakkında neler düşünüyorsun?
D-STG masanın üzerinde durmakta olan pet şişeyi eline alıyor. Kapağını açmasının sonrasında içerisindeki sudan yudum alarak kurumuş boğazını nemlendiriyor. Bunun sonrasında kendisinin oturduğu masada dik durmaya başladığını ve bununla eş zamanlı olarak Byron'ın attığı pası yumuşatarak konuşmaya başladığını gözlemlemiş bulunuyoruz! D-STG'den dinliyoruz!
Dark STG: Ben dengelerin hiç de değiştiğini düşünmüyorum Byron. O, sadece beklenmedik bir noktadan ilerledi ve bu onu başarıya ulaştırdı. Benlik hiçbir sorun yok çünkü ben onun gerçek bir loser olduğunu biliyorum ve bundan hareketle huzurlu bir karanlığın içerisinde hissediyorum. Şu açıdan bakmak gerekiyor; PGW Championship'le 10 ayın üzerinde bir Reign gerçekleştirmiş olan Bray'in de rövanş hakkını değerlendirmesi masada bulunurken, böyle bir eşleşme edindim- sanırım Kara Kitap bundan daha iyisini bana getiremezdi! (Zio'yla birlikte gülüşüyorlar. Bunun sonrasında D-STG, Gedo'ya bakarak devam ediyor) Gedo... Sana bakıyorum çünkü yanındaki onun bizim dilimizi konuşamadığını, sadece yumruklarıyla ve robdöşambrlarıyla bir şeyler anlatmaya çalıştığını biliyorum. Ona tercüme eder misin bilmem ama şu gerçeği aklına kazı— "The Rainmaker" bir yanılsamadan ibaret. Yağmur yağar, toprağı bir anlığına ıslatır ve sonra güneş doğduğunda buharlaşıp gider. Ama karanlık? Karanlık buharlaşmaz Gedo, karanlık emilmez. O sadece yayılır ve her şeyi yavaşça yutar. Sizler geçen hafta Zio'yla bana saldırarak sonunuzun altına imza attınız, yutulma sürecini başlattınız. Kara Kitap size sonu getirecek ve bu endüstri içerisinde hızlıca hazmedilerek kaybolacaksınız. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Kazuchika'nın o kemere olan açlığı, sadece kendi sonunu hızlandıracak olan bir zehir, bunu ona söyle Gedo... Eğer o kemere bir kez daha dokunursa, omuzlarında taşıyacağı şey altın bir unvan değil, ruhunu ezecek olan bir mezar taşı olacak! Bu kadar da değil— bu sefer onun ağlayarak Prestige Grand Wrestling'den uzaklaşmasından önce, bir daha ringe adım atamayacak hâle getirdiğimden de emin olacağım!
D-STG yanıt verdikten sonra Zio'ya dönüyor ve birbirlerine bakarak gülümsediklerini görüyoruz. Bunun sonrasında yanıt verme sırası karşı tarafa geçiyor, Kazuchika'nın konuşmaya girmeye yeltendiği sırada, Gedo'nun kendisini öne atmasını ve D-STG'ye yanıt verenin kendisini olmasını seyrediyoruz.
Gedo: Yanımdaki adamın senin o sığ ve kasvetli felsefeni anlamadığını mı sanıyorsun, huh? Kazuchika Okada dünyayı dolaştı— New York'tan Tokyo'ya, Londra'dan Mexico City'ye kadar her arenada hükmetti. Sizin Kara Kitap'ınızın içindeki her bayat kelimeyi, daha sen ağzından çıkarmadan o zihninde tartıp çöpe attı bile! İngilizce bilmediğini sanman, senin bu işteki en büyük vizyonsuzluğun. O her şeyi anlıyor STG- özellikle de o kemeri hak etmediğin ve o koltukta emaneten oturduğun gerçeğini! (Kazuchika'ya kısa, gururlu bir bakış atıp tekrar D-STG’ye dönüyor, sesi daha da keskin bir şekilde) Karanlık buharlaşmazmış ve karanlık yutarmış... Bak evlat, felsefe derslerini senden ürken çocuklara sakla. Bilim basit, hayat daha da basittir. Yağmur yağdığında ne olur biliyor musun- senin o tozlu, eski kitapların ıslanır, mürekkebin dağılır ve yazdığın 'yazgın' sadece bir çamur yığınına dönüşür! Kendini bir cellat olarak addetme çünkü aslında sadece fırtınadan korkan ve bir mağaraya sığınmış çocuktan fazlası değilsin! Bizim dünyamızda yağmur, beraberinde parayı ve altını getirir- yağmur başladığında, senin o sahte karanlığını boğar! (Sesini yükseltiyor) PGW Championship kemeri şu an senin omzunda olabilir ama ağırlığı şimdiden seni ezmeye başlamış. Onu bir mezar taşı olarak mı görüyorsun? Çok iyi. Çünkü o kemeri senden aldığımızda, altına senin bu kısa ve gürültülü Reign'inin bitiş tarihini kazıyacağız! Sesi duyuyor musunuz folks— bu fırtına, sizin kapınızı çalmıyor; kapınızı kırarak içeriye zerk ediyor!
Gedo sözlerini tamamladıktan sonra direkt olarak Kazuchika'nın lafa girdiğini görüyoruz- lafın devamını o getiriyor!
Kazuchika Okada: Oi, oi, oi, Dark boy. Senin saçma ifadelerini anlamadığımı mı sandın? Kuso! Her bir kelimeni anladım. Senin şu "Kara Kitap" mevzusu? Bayat. "Karanlık" hikayelerin? Majide, bunlar sadece çocuklar için kurgulanmış ucuz dramalar! (Kazuchika iyice masaya doğru yaklaşıyor ve keskin bir şekilde D-STG'ye bakarak devam ediyor) Kaderden ve acıdan çok fazla bahsediyorsun. Ama bana bak... Ben kaderden bahsetmem, sadece önüme bakarım ve o, benim için bir şeyleri tayin eder. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Sen sadece gölgelerde saklanan bir gaki'sin çünkü ışıklardan korkuyorsun. Benim yağmurum... Kane no ame... senin sattığın bu sahte karanlığı yerle bir edecek! Benimle aynı seviyede olduğunu mu sanıyorsun— Muri da, muri da! Sen sadece "The Rainmaker" gelene kadar o kemeri taşıyan bir emanetçisin. WrestleMania’da, PGW Championship'i senden teslim alacağım ve sana gerçek bir şampiyonun ne olduğunu öğreteceğim! Omae wa mou, owatte iru, okay!
Kazuchika'nın laflarının sonrasında, atlayan kişi Zio oluyor- yanıt vermek maksadıyla anlatmaya koyuluyor!
Zio Zagan: Ne kadar ilkel, ne kadar gürültülü hırsları olan bir yaratısın sen böyle... Gerçekten üzerinde durduğun gezegeni bir ticaret odası olarak mı görüyorsun Kazuchika, yıllarca dövüşmenin ardında ringi bir borsa binası olarak görmen mi yatıyor, huh? Ama biz anatomiyi görüyoruz. Biz bu endüstrinin paslanmış dişlilerini, o parlak robdöşambrların altındaki çürümüş kasları görüyoruz. Size de gözlerinizi biraz daha açmanızı öneriyoruz! (Karşı tarafta homurdanmalar başlarken, Zio pis bir şekilde sırıttıktan sonra devam ediyor) İnsanlar sana baktıklarında Japonya'da bıraktığın devasa işleri görüyor ama ben sana baktığımda profesyonel güreş müzesine kaldırılması gereken içi kof bir anıt görüyorum. Evet, belki de PGW Championship kemerinin sana bir değer katacağını, sana bir anlam kazandıracağını düşünüyorsundur. Ama onu asla bir ödül olarak varsayma, o asla bir taç olmadı, kendini aldatma. Bu kemer bir parazit Kazuchika— o, sahibinin ruhuyla beslenen, zayıf bünyeleri içeriden çürüten bir ağırlık! Dark STG onu taşımıyor; o kemer Dark STG’nin kaburgalarına kenetlendi, onun nefesiyle bir oldu! Sen o altına dokunmaya çalıştığında, aslında bir canlının kalbini sökmeye çalışıyor olacaksın ve o kalp, senin parmaklarını yakacak- bu söylediklerimi bir an bile olsun aklından çıkarma!
Gedo bu söylenenleri ciddiye alamıyor ve kendisini gülmekten alıkoyamıyor. Bir süre boyunca gülmesinin sonrasında lafa giriyor.
Gedo: (Keyifli bir şekilde konuşuyor) Anatomi mi? Parazit mi? (Zio’ya doğru iğrenerek bakıyor) Bak buraya Dr. Frankenstein, sen ancak bir tıp fakültesinde kadavra olursun! Senin o çatlak sesinle anlattığın masallar, sadece gece lambası açık uyuyan korkakları etkiler. Biz kan gördük, biz kemik kırılma sesi duyduk, biz senin o anatomini ringin ortasında paramparça eden gerçek devlerle çarpıştık! Siz ne yapıyorsunuz— bir kitap, birkaç bayat gül ve siyah boyalarla karanlıkçılık oynuyorsunuz! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) PGW Championship kemeri senin kaburgalarına kenetlenmişmiş... Hayır, o kemer senin tek dayanağın STG- o kemer şu anda sende olmasaydı, sen bu şirketin koridorlarında temizlik yapan personelden bile daha az ilgi çekerdin! Dolayısıyla ona bir parazit diyemezsin çünkü onun sayesinde buradasın ve bundan çok daha ötesi— o kemer senin için bir can simidi niteliğinde! Ama kötü haber şu ki; Seattle'da çarpışma vakti geldiğinde, o simit seni kurtarmayacak, seni dibe çekecek!
D-STG elini masaya sert bir şekilde vurarak bütün dikkati kendi üzerine çekmesinin sonrasında konuşmaya başlıyor!
Dark STG: Temizlikten bahsetmen komik Gedo, gerçekten komik... Çünkü WrestleMania: Seattle'da o ringden 'Rain-Man'in kalıntılarını kazımak için gerçekten profesyonel bir temizlik ekibine ihtiyacın olacak! Bana "İlgi çekmezsin." mi diyorsun— bak bana yaşlı adam, bana bak! Ben bu şirketin damarlarında dolaşan o dev adamım. Sen ise geçen haftaya kadar bu şirketin tarihinde bile olmayan bir bunaksın. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Siz sadece uzaklardan gelen, modası geçmiş, pasaportu eskiyince buraya sığınmış iki mültecisiniz! Benim aksime, Kazuchika bir dev falan değil; o, senin iplerini tuttuğun, artık havlayamayan, sadece podyumda yürütülen bir sergi köpeği! Sen onu bir şampiyon gibi pazarlıyorsun çünkü o biterse, senin de bu endüstrideki konumun yerle bir olacak. O senin tek şansın, bu yüzden yıllar sonra tekrardan onun yanında saf tutuyorsun. Her şeyi biliyorum Gedo, her şeyi... Onu bir can simidi gibi tutan sensin Gedo! Onu bir kalkan gibi kullanıyorsun çünkü tek başına bu masada oturacak ağırlığın bile yok. Sen sadece bir efendinin gölgesinde yaşayan bir kölesin ve köleler, efendilerinin düşüşünü izlerken sadece ağlarlar! (Sesini yükselterek konuşmaya devam ediyor) Kazuchika'nın geçmişteki başarıları... Japonya’daki zaferleri... Hepsi birer nekrofilik fanteziden ibaret! Siz geçmişin cesetlerini canlandırmaya çalışıyorsunuz ama burası Tokyo'nun steril arenaları değil Gedo— burası benim labirentim!
Tansiyon bir an bile dinmezken, lafa giren isim şimdi Kazuchika oluyor- kulağımız onda!
Kazuchika Okada: Sen o labirentin içine sıkışmış, çıkış yolunu bulamadığı için sağa sola saldıran zavallı bir lağım faresinden fazlası değilsin! Asalaksın ve hiçbir şeysin!
Bu lafın sonrasında konuşma sıraları kayboluyor çünkü oda içerisindeki bütün isimlerin tek bir ağızdan konuşmaya başlamalarına şahitlik ediyoruz! Gedo ile Zio kendi aralarında kapışırken; D-STG ile de Kazuchika'nın laf kavgasına tutuştuğunu görüyoruz! Ne söylendiği anlaşılmıyor çünkü herkes sadece kendi muhatabına kulak vermek ve direkt olarak ona bir şeyler söylemekle mevcut! Odanın içerisi gitgide karmaşık bir hâl alıyor ve Byron onları ısrarına rağmen durduramıyor, ta ki sesini yükselterek onlara durmalarını söyleyene kadar! Byron'ın ciddi bir tavırla bağırmasının sonrasında odanın içerisindeki herkesin bu kavga haline bir son verdiğini görüyoruz. Birbirlerine düşük tonlarla atışmaya devam ederlerken, D-STG ile Zio ikilisinin odayı terk ettiğini görüyoruz. Zio tam da odayı terk edecekken duruyor ve alnını kaşıyarak Byron'a bir şeyler söylemeye başlıyor!
Zio Zagan: Düşündüm de, siz Japon uyruklular çok şanslısınız, for the No Contact Clause, you know. Ama unutmayın; mors certa, hora incerta. (Byron'a dönüyor) Sen ise...
D-STG’nin gözleri adeta karanlığın içinden parlayan birer kıvılcım gibi yanarken, bir anda göğsünü dolduran öfkeyi dışa vururcasına gür bir haykırış koparıyor! O an zaman sanki yavaşlıyor ve ardından, hiçbir tereddüt göstermeden, tüm gücünü toplayarak Byron’ın karnına hedef aldığı o sert yumruğu acımasızca savuruyor! Zio’yla göz göze geldikleri o kısa ama anlam yüklü anın ardından, ikili hiçbir şey söylemeden arkasını dönüyor. Adımları ağır ama kesin, arkalarında bıraktıkları kaos ve acıyla birlikte, odayı sessizce terk ediyorlar. Arkalarında ise yalnızca Byron’ın çektiği acının yankısı kalıyor…
Byron acı içerisinde karnını tutarak eğilirken, gözlerinden yaş geldiğini görüyoruz. Profesyonel güreş kariyerine uzun süredir bir son vermiş olan Byron, bu acıyı alma konusunda başarılı görünmüyor ve gözyaşlarına hakim olmakta güçlük yaşıyor! Onun imdadına direkt olarak Gedo ile Kazuchika'nın koştuğunu görüyoruz- onunla ilgilenmeye başlıyorlar. Kazuchika, eğilerek karnını acı içerisinde tutan Byron'la ilgilenmeye devam ederken; Gedo'nun odayı terk ettiğini ve sağlık görevlilerini olay yerine çağırmaya gittiğini görüyoruz. Bu konuşmaların ve sonrasında gerçekleştirilen konuşmaların sonrasında ekrana getirilen o yazı eşliğinde ekranımız kararıyor...
Maxwell Jacob Friedmann! Seattle Cup'taki yerini cesurca ortaya koyan MJF, Dig Deep müziğinin çalması ve seyircilerin tezahüratları eşliğinde girişte beliriyor. MJF girişte diz çökerek seyircileri süzüyor ve gülümseyerek ayaklanıyor ve ringe doğru ilerlemeye başlıyor. MJF atkısını düzelterek ring önüne geliyor ve aprona atlayıp ringe giriyor. MJF ceketi ve atkısını çıkarttıktan sonra rakibini beklemeye başlıyor.
Alberto Del Rio'nun Realeza müziği arena boyunca yankılanırken seyircilerin tepkileri karmaşık oluyor. Bir süre sonra müziği sesini bir araba kornası bastırıyor ve siyah lüks bir araba girişe doğru yöneliyor. Ve Alberto Del Rio arabanın içinde çıkarak poz kese kese rampaya çıkıyor. Sonrasında da ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor. Del Rio ringe girdikten sonra kendi atkısını ringin dışına doğru fırlatıyor ve hakemin maçı başlatmasını bekliyor.
MJF's Seattle Cup Spot On The Line
Alberto Del Rio vs. MJF
Zil çalıyor ve maç başlıyor. MJF, Del Rio'ya doğru sakince yöneliyor ve sert bir tokat atıyor. Sonrasında köşesine geri çekiliyor ama Del Rio ona saldıracağı sırada bir anda ona yönelerek ayaklarından kaldırıp onu yere seriyor ve onu yerde yumruklamaya başlıyor. Birkaç yumruktan sonra MJF ayağa kalkıyor. Del Rio da aynı şekilde ayağa kalkıyor. Del Rio hızlı bir hamle yaparak sert bir tokat atıyor. Sonrasında MJF'i köşeye fırlatıyor! Ardından koşarak bir Running Dropkick vuruyor. MJF ringin ortasına doğru birkaç adım attıktan sonra yere düşüyor. Sonrasında hızlıca ayaklanıyor. Del Rio kendisine yöneliyor ve bir yumruk atıyor. Sonrasında bir yumruk daha atıyor. Birkaç yumruk daha atarak MJF'i iplere yaslamayı başarıyor. Sonrasında Del Rio iplerden sekip MJF'e bir Clothesline vurmak istiyor ama MJF, Del Rio'nun bacağına sarılıp onu kaldırıyor ve ringin dışına fırlatıyor. Del Rio düştükten kısa bir süre sonra ayağa kalkarken MJF koşarak karşı iplerden sekiyor ve bir Suicide Dive ile Del Rio'yu yere seriyor!
İki isim de ring dışında yerdeyken MJF hızlıca ayağa kalkıyor Del Rio'yu yerde tekmelemeye başlıyor. Bir süre sonra da üzerine çıkarak onu yumruklamaya başlıyor. Bu esnada hakem saymaya başlıyor. 1-2-3-4- MJF bir süre sonra Del Rio'nun üzerinden kalkıyor ve kendisi ringe girerek ellerini iki yana açıyor ve seyircilerin tepkisini ölçüyor. Seyirciler tezahürata başlarken hakem Del Rio için saymaya devam ediyor. 5-6-7- Del Rio bu sırada ayaklanıyor ve ringe girmeyi başarıyor. Sayım da böylelikle duruyor. Del Rio ringe girer girmez MJF üzerine çullanıp onu yumruklamaya başlıyor. Birkaç yumruktan sonra ikili iplerin dibinde olduğu için hakem onları ayırmak için hamle yapıyor. MJF, Del Rio'nun üzerinden kalkıyor ve ikili ayrılmış oluyor. MJF köşeye çekilirken hakem Del Rio'nun durumunu kontrol etmek üzere yanında kalıyor. MJF bir süre bekledikten sonra Del Rio'nun üzerine yürüyor ama Del Rio tam olarak kendinde olmadığı için hakem araya giriyor. Bu esnada Del Rio hakemin görmediği anda parmağını MJF'in gözüne sokuyor.
MJF yüzünü tutarak geri çekilirken Del Rio koşarak MJF'in dizinin arkasına doğru bir Chop Block yapıyor ve MJF'i dizinin üzerine düşürüyor. Sonrasında ensesine doğru bir Superkick çakıyor! MJF yere serilirken Del Rio bir süre beklemeye başlıyor. MJF sürünerek Del Rio'ya yaklaşıyor. Del Rio'nun yüzünde tebessüm oluşurken seyirciler MJF'in arkasında duruyor. MJF, Del Rio'nun botundan tutarak ayaklanmaya çalışırken Del Rio bu süreci hızlandırmak için MJF'i saçından tutarak ayağa kaldırıyor ama MJF bu esnada hiç bir şey olmamış gibi kendine geliyor ve Del Rio'ya sert bir yumruk çakıyor. MJF, Del Rio'yu bırakmıyor ve bir yumruk daha çakıyor. Bir tane daha vuruyor. Sonrasında karnına bir tekme attıktan sonra iplerden sekiyor ve Code Red! MJF hızlıca ayağa kalkıyor ve Del Rio'yu ayağa kaldırmak için hamle yapıyor ama Del Rio bir anda MJF'i çekiyor ve boynunu orta iplere çarptırıyor.
MJF boynunu tutarak yere düşüyor ve kendisini ringin dışına yuvarlıyor. Del Rio ayaklanıyor ama ringin dışına çıkmak isterken hakem araya giriyor. Hakem bir yandan Del Rio'yu tutarken bir yandan da ayaklanmaya çalışan MJF için saymaya başlıyor. 1-2-3- MJF ayağa kalkıp bariyerlere yaslanıyor. Del Rio daha fazla beklemiyor ve hakemi aşıp kendisini ringin dışına atıyor ve böylelikle sayımı da sıfırlamış oluyor. Del Rio, MJF'e doğru koşmaya başlıyor ama MJF bir anda Del Rio'yu yakalıyor ve ring direğine monteliyor. Sonrasında kendisini ringe atıyor. Hakem Del Rio için sayıyor. 1-2-3-4- Del Rio ayaklanıp ringe giriyor. MJF, Del Rio'yu hızlıca ayağa kaldırıyor ve sert bir tekme atıyor bacağına doğru. Sonrasında sert bir diz vuruyor. Del Rio köşeye düşüyor. Sonrasında MJF köşede bir yumruk atıyor. Del Rio bu esnada ani bir karşılık veriyor bir yumrukla. Sonrasında Del Rio orta iplere çıkarak Middle Rope Double Axe Handle için hamle yapıyor ama MJF çekilince ıska geçiyor ve MJF, Del Rio'nun üzerine atlayarak bir POISONRANA PATLATIYOR!
BAŞARILI! MJF tuşa gitmek için hamle yapmak yerine Del Rio'nun durumunu kontrol ederek köşeye çıkıyor. Atlamak için hamle yapacağı sırada Del Rio, MJF'e sert bir yumruk atıyor. Sonrasında da onu tutup ringin ortasına fırlatıyor. Sonrasında MJF'e doğru koşup kolunu yakalıyor ve Cross Armbreaker bağlıyor ama kilidi bağlar bağlamaz MJF kendisini Del Rio'nun üzerine yuvarlıyor ve Roll-Up yapıyor! 1-2-Kickout! İki isim de aynı anda ayağa kalkıyor. Del Rio bir Superkick sallıyor ama MJF, Del Rio'nun ayağını havada yakalıyor ve boştaki ayağına bir tekme atıp onu yere düşürüyor. Sonrasında Double Foot Stomp için zıplıyor ama Del Rio çekiliyor ve MJF boşa atlıyor. MJF hızlıca iplerden sekiyor ama Del Rio'dan ani bir Superkick geliyor! MJF olduğu yerde donup kalıyor. Del Rio bu kez MJF'in dizine bir tekme atıp onu düşürüyor ve sonrasında iplerden sekip bir Enziguiri çakıyor! Del Rio, Seattle Cup'taki yerini almak için tuşa gidiyor! 1-2-
KICKOUT! Del Rio tuşun bozulmasına çok sinirleniyor. Hızlıca ayağa kalkıyor ve hakemle tartışmaya başlıyor. Hakemle tartışması fazla uzuyor ve MJF bu esnada kendine gelme fırsatı buluyor. Sonrasında Del Rio'ya sert bir yumruk atıp onu köşeye yolluyor. Sonrasında karşı köşeden sekip Del Rio'ya doğru koşuyor ama Del Rio hakemi kendine doğru çekince hakem MJF ile Del Rio'nun arasında eziliyor. Hakem yere düşerken Del Rio'dan bir LOW BLOW! Del Rio köşeye yöneliyor ve en üstteki Buckle Pad'i sökmek için hamle yapıyor...
BİR DAKİKA! JOHN CENA GİRİŞTE! John Cena girişte beliriyor ve seyirciler havaya uçuyor! Cena kolunda sargı ile ağır adımlarla ringe doğru ilerlerken Alberto Del Rio bütün odağını kaybediyor ve Cena'ya bağırıp çağırmaya başlıyor! ALBERTO RESMEN KUDURUYOR SİNİRDEN! Hatta iplerden geçip aprona çıkıyor. Hakemin engellemeye çalışmasına rağmen ringe girmiyor. Cena ilerlemeye devam ederken bir anda kendini durduruyor ve gülüyor!
Çünkü bu esnada MJF bir anda ayaklanıyor ve Del Rio'nun ensesine bir yumruk atarak onu kendine doğru çekiyor ve kafasını iplerden geçirdikten sonra kafasını bacaklarının arasına alıyor ve HEATSEEKER! MJF, Del Rio'nun bacaklarını kendisine doğru çektikten sonra Del Rio'yu ringin ortasına seriyor ve Seattle Cup'taki yerini korumak için tuşa gidiyor! Hakem de bu esnada kendisine geliyor. Seyirciler hakemle birlikte sayıyor. 1-2-
3!
Kazanan: MJF
Maç bitti! MJF, Cena'nın ortaya çıkmasından doğan avantajı temiz bir şekilde kullanıyor ve maçı kazanmayı başarıyor! MJF ayağa kalkıyor ve hakemin elini kaldırmasına müsaade ediyor. MJF bu sonuçla Seattle Cup'taki yerini de korumuş oluyor. MJF ringin dışına inerken maçın son anları ekrana geliyor. Tekrarlar bittikten sonra MJF, Cena'nın yanından geçiyor ve Cena'nın selamını ona veriyor. Ardından arka alanın yolunu tutuyor. Bu esnada Alberto Del Rio ringte sinirden köpürüyor ve Cena'yı bağırarak ringe çağırıyor.
Cena ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor ve yavaşça aprona çıkıyor. Bir süre bekledikten sonra bir ayağını ringe atıyor ama sonrasında gülerek ringin dışına iniyor ve arka alanın yolunu tutuyor. Cena, Alberto Del Rio'nun küfürlerini umursamadan arka alanın yolunu tutarken kameralar kapanıyor. Prestige Grand Wrestling'in haftalık gösterisi olan PAYBACK'in 102 numaralı şovu, yerini reklamlara bırakıyor- bu vesileyle şova bir süreliğine de ara verilmiş oluyor.
İşte, bir kez daha karşınızda... "Big Hebrew" MJF!
Kazanan: MJF
Maç bitti! MJF, Cena'nın ortaya çıkmasından doğan avantajı temiz bir şekilde kullanıyor ve maçı kazanmayı başarıyor! MJF ayağa kalkıyor ve hakemin elini kaldırmasına müsaade ediyor. MJF bu sonuçla Seattle Cup'taki yerini de korumuş oluyor. MJF ringin dışına inerken maçın son anları ekrana geliyor. Tekrarlar bittikten sonra MJF, Cena'nın yanından geçiyor ve Cena'nın selamını ona veriyor. Ardından arka alanın yolunu tutuyor. Bu esnada Alberto Del Rio ringte sinirden köpürüyor ve Cena'yı bağırarak ringe çağırıyor.
Cena ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor ve yavaşça aprona çıkıyor. Bir süre bekledikten sonra bir ayağını ringe atıyor ama sonrasında gülerek ringin dışına iniyor ve arka alanın yolunu tutuyor. Cena, Alberto Del Rio'nun küfürlerini umursamadan arka alanın yolunu tutarken kameralar kapanıyor. Prestige Grand Wrestling'in haftalık gösterisi olan PAYBACK'in 102 numaralı şovu, yerini reklamlara bırakıyor- bu vesileyle şova bir süreliğine de ara verilmiş oluyor.
İşte, bir kez daha karşınızda... "Big Hebrew" MJF!
Ekranın kararması sonrasında kameralar kapatılmıştı ve Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #102 şovuna bir süreliğine ara verilmişti. Şimdi ise kalındığı noktadan devam ediliyor. Dakikalar önce Alberto Del Rio'yu mağlup ederek WrestleMania: Seattle'daki Fatal 4-Way Seattle Cup Match hakkını koruyan MJF'in arka alanda ilerlemekte olduğunu görüyoruz! Kendisi kollarını karnına sararak bir süre ilerlemesini, bunun sonrasında da bunu sonlandırarak arka alanda ilerlemesini seyrediyoruz. MJF, Prestige Grand Wrestling Backstage'inde kendisini tebrik eden personeller ve güreşçilere teşekkürlerini ilerleterek arka alanda ilerlemeyi sürdürüyor. Ruh halinin iyi olduğunu fark edebiliyoruz, güleç tavrı ve özgüvenli beden hareketleri de bunu kanıtlar nitelikte. Bu şekilde bir süre devam edilmesinin sonrasında, MJF'in kendisine tahsil edilen Locker Room'a ilerleyişinin önüne geçen bir husus oluşuyor. MJF'in bakışlarının sertleştiğini görüyoruz, henüz kimlikleri tarafımızca belirlenmeyen birisinin, ya da birilerinin, onun karşısında dikildiğini anlıyoruz. Kameralar, MJF'in karşı tarafını görüntülüyor ve her şey tarafımızca belirgin hâle geliyor!
What— bunlar Ring of Honor'dan FTR ekibinin üyeleri olan Cash Wheeler ile Dax Harwood'dan başkaları değil! Onlar tekrardan buradalar- en son 2023 yılının Temmuz ayında Prestige Grand Wrestling'de görülmüş olan bu ikili, araya giren yaklaşık üç yılın sonrasında kendilerini tekrardan burada buluyorlar! Arena içerisindeki dev ekrandan yayınlanmakta olan bu görüntülerin etkisiyle çığlık çığlığa kalan Sacramento seyircisinin sesleri, arka alana kadar geliyor! Karşısındaki FTR ekibinin neden Prestige Grand Wrestling Backstage'inde olduğu hakkında bir fikri olmayan MJF'in onların üzerinden bakışlarını kesmediğini seçebiliyoruz, kaşlarının çatılmasına engel olamayarak bu duruma bir anlam yüklemeye çalışıyor. Cash ile Dax ise alkışlayarak aralarındaki mesafeyi kapatıyorlar, ağır bir şekilde MJF'e doğru koyuluyorlar. Saniyeler içerisinde tam olarak karşı karşıya gelmelerinin sonrasında, kısa bir Face-off gerçekleşiyor. Şimdi ise Dax'in konuşmaya başladığını gözlemliyoruz- ondan dinliyoruz!
Dax Harwood: Here you are, our former ROH World Champion MJF... Alberto'yu mağlup ederek WrestleMania Ⅲ'teki yerini garanti altına aldın, bunun için seni tebrik etmeliyim. Ama karşımdaki manzara karşısında hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmek zorundayım da. Personellere teşekkürler, etrafa gülücükler, burada çalışmak için can atıyormuşsun gibi bir tavır... Max, bu gördüklerim midemi bulandırıyor. Şu haline bir bak— kollarını karnına sarıyorsun, acı çekiyorsun ama etrafında birilerini gördüğünde o sahte maskeyi takıp 'iyiyim' rolü oynuyorsun. Kimi kandırdığını sanıyorsun, huh? (Dax bir adım daha yaklaşarak MJF’in göğsüne parmağını vuruyor) Bu being face gidişatı seni içten içe yiyip bitiriyor, bunu sen de bizim kadar iyi biliyorsun. Bu senin doğanda yok- sen bir köpekbalığısın Max, ama şimdi burada bir akvaryum balığı gibi süslü püslü yüzmeye çalışıyorsun! Yakın zamanda o ROH World Championship kemerini kaybetmiş olmana rağmen sadece bir unvan kaybetmiş gibi görünüyorsun- ama sen bir şirketin yüzü olmayı yitirdin adamım. Olmadığın bir kişi gibi davranmaya ne kadar daha devam edeceksin? Bu kurtlar sofrasında iyi adam rolü oynayarak hayatta kalamazsın, özellikle de karşında bizim gibi her şeyi gören adamlar varken. WrestleMania'da o kupayı kazansan bile, aynaya baktığında kimi göreceğini sanıyorsun? The Pinnacle'dan tanıdığımız, beraber bu endüstriyi yaktığımız o adamı mı, yoksa sadece alkışlanmak için ruhunu satan bu zavallıyı mı? Kararını ver Max... Çünkü bu sahtelik seni şampiyon yapmaz, sadece seni bitirir.
Dax Harwood: Here you are, our former ROH World Champion MJF... Alberto'yu mağlup ederek WrestleMania Ⅲ'teki yerini garanti altına aldın, bunun için seni tebrik etmeliyim. Ama karşımdaki manzara karşısında hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmek zorundayım da. Personellere teşekkürler, etrafa gülücükler, burada çalışmak için can atıyormuşsun gibi bir tavır... Max, bu gördüklerim midemi bulandırıyor. Şu haline bir bak— kollarını karnına sarıyorsun, acı çekiyorsun ama etrafında birilerini gördüğünde o sahte maskeyi takıp 'iyiyim' rolü oynuyorsun. Kimi kandırdığını sanıyorsun, huh? (Dax bir adım daha yaklaşarak MJF’in göğsüne parmağını vuruyor) Bu being face gidişatı seni içten içe yiyip bitiriyor, bunu sen de bizim kadar iyi biliyorsun. Bu senin doğanda yok- sen bir köpekbalığısın Max, ama şimdi burada bir akvaryum balığı gibi süslü püslü yüzmeye çalışıyorsun! Yakın zamanda o ROH World Championship kemerini kaybetmiş olmana rağmen sadece bir unvan kaybetmiş gibi görünüyorsun- ama sen bir şirketin yüzü olmayı yitirdin adamım. Olmadığın bir kişi gibi davranmaya ne kadar daha devam edeceksin? Bu kurtlar sofrasında iyi adam rolü oynayarak hayatta kalamazsın, özellikle de karşında bizim gibi her şeyi gören adamlar varken. WrestleMania'da o kupayı kazansan bile, aynaya baktığında kimi göreceğini sanıyorsun? The Pinnacle'dan tanıdığımız, beraber bu endüstriyi yaktığımız o adamı mı, yoksa sadece alkışlanmak için ruhunu satan bu zavallıyı mı? Kararını ver Max... Çünkü bu sahtelik seni şampiyon yapmaz, sadece seni bitirir.
Seyircilerin şaşırma sesleri senkronize oluyor, üst üste biniyor ve bunun sonucunda Prestige Grand Wrestling Backstage'ine kadar ulaşıyor. MJF'in bakışlarının yere doğru yöneldiğini ve bu şekilde güldüğünü görüyoruz- onu sinirlendiren bu sözler, onun gülmesine yol açmış gibi görünüyor. Bir süre sonra MJF'in kafasını tekrardan kaldırmasını ve bakışlarıyla birlikte vücudunun da yönünü Dax'e çevirerek konuşmaya başlamasını seyrediyoruz- MJF'ten dinliyoruz!
MJF: Sizi gördüğüme sevindiğimi söylemeyeceğim adamım, sizi karşımda gördüğüm andan itibaren saçma bir yolla yaklaşacağını biliyordum. Keşke burada olmasaydınız, keşke eskimiş ve tozla kaplanmış The Pinnacle günlerinde kalsaydınız! (Sırıtıyor) Dax, bana 'maske takıyorsun' diyorsun. Bana 'bu senin doğanda yok' diyorsun. Ama yanıldığın bir nokta var- asıl eskiden taktığım o nefret dolu maske sahteydi. O zamanlar her sabah uyandığımda, kendimden bile nefret ederek o aynaya bakıyordum. Şimdi ise? Şimdi bu insanlar bana baktığında, sadece bir top class superstar değil, kendilerinden bir parça görüyorlar. Ve bu, inanın bana, sizin motherfucker tough guy imajından çok daha ağır bir yük. Kollarımı karnıma sarıyorum çünkü Alberto'yla ringe çıktım ve onu perişan ettim, acı çekiyorum çünkü bu işin bedeli bu. Ama o acı, bu arenadaki binlerce kişinin çığlığını duyduğum an yok olup gidiyor, ben buyum, artık böyleyim. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Bana şirketin yüzü olmayı yitirdiğimi söyleme. Ring of Honor'ın en büyük altını belki de şu anda belimde değil ama o ringin sahibi hala benim! (Cash ile Dax gülüyor) Ve madem buraya kadar gelip bana ders vermeye çalıştınız, size küçük bir haber vereyim. Ben bitti demeden hiçbir şey bitmez— önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan Ring of Honor şovunda, ben de orada olacağım. Aramızda kalsın; ROH World Championship rövanş hakkımı kullanıyorum ve o kemeri ait olduğu yere, "Big Hebrew"a geri getiriyorum!
MJF: Sizi gördüğüme sevindiğimi söylemeyeceğim adamım, sizi karşımda gördüğüm andan itibaren saçma bir yolla yaklaşacağını biliyordum. Keşke burada olmasaydınız, keşke eskimiş ve tozla kaplanmış The Pinnacle günlerinde kalsaydınız! (Sırıtıyor) Dax, bana 'maske takıyorsun' diyorsun. Bana 'bu senin doğanda yok' diyorsun. Ama yanıldığın bir nokta var- asıl eskiden taktığım o nefret dolu maske sahteydi. O zamanlar her sabah uyandığımda, kendimden bile nefret ederek o aynaya bakıyordum. Şimdi ise? Şimdi bu insanlar bana baktığında, sadece bir top class superstar değil, kendilerinden bir parça görüyorlar. Ve bu, inanın bana, sizin motherfucker tough guy imajından çok daha ağır bir yük. Kollarımı karnıma sarıyorum çünkü Alberto'yla ringe çıktım ve onu perişan ettim, acı çekiyorum çünkü bu işin bedeli bu. Ama o acı, bu arenadaki binlerce kişinin çığlığını duyduğum an yok olup gidiyor, ben buyum, artık böyleyim. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Bana şirketin yüzü olmayı yitirdiğimi söyleme. Ring of Honor'ın en büyük altını belki de şu anda belimde değil ama o ringin sahibi hala benim! (Cash ile Dax gülüyor) Ve madem buraya kadar gelip bana ders vermeye çalıştınız, size küçük bir haber vereyim. Ben bitti demeden hiçbir şey bitmez— önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan Ring of Honor şovunda, ben de orada olacağım. Aramızda kalsın; ROH World Championship rövanş hakkımı kullanıyorum ve o kemeri ait olduğu yere, "Big Hebrew"a geri getiriyorum!
Cash ile Dax'in kendi aralarındaki gülüşmeleri devam ediyordu, MJF ise sadece söyledikleriyle ilgileniyordu ve onların sona ermesinin sonrasında onlardan sıyrılarak Prestige Grand Wrestling Backstage'inde ilerlemeye devam ediyor— ama hayır, Cash'in onu kolundan tuttuğunu görüyoruz. MJF, direkt olarak Cash'in tuttuğu koluna bakıyor, sonrasında kafasını kaldırarak Cash'e bakarak kolunu kurtarıyor. Bununla eş zamanlı olarak diyaloğun sürmesini isteyen Cash'in konuşmaya başladığını görüyoruz!
Cash Wheeler: Bu da yeni akım sanırım dostum- herkes düşman, herkes zarar vermeye çalışıyor. Değil mi? Listen Max, burada kimse sana zarar vermek istemiyor çünkü eğer biz bunu yapmak isteseydik, bunu seninle konuşmadan yapardık. (MJF başını öne eğerek gülüyor) Sadece... Sadece eski bir dostumuz için endişeleniyoruz. Halkın parçası olma masalı kulağa hoş geliyor, gerçekten. Küçük çocukların senin adını bağırması, o insanların seninle fotoğraf çekilmek için sıraya girmesi... Egonu okşuyor, değil mi? Ama dürüst olalım; o aynaya baktığında gördüğün şey bir kahraman değil, bir sell-out. Ruhunu, ROH World Championship ve birkaç alkış için sattın. (Seyircilerin yuhalamalarından kaynaklanan ses, arka alana kadar geliyor) Gelecek hafta o ROH World Championship rövanş maçına çıktığında ne olacak sanıyorsun, o insanların sevgisi seni koruyacak mı- hayır. O ringe girdiğinde, Tyler Black senin iyilik virüsü bulaşmış kalbini söküp almak isteyecek ve sen, 'halkın adamı' olduğun için o son darbeyi vurmakta tereddüt edeceksin, (Bağırarak devam ediyor) TIPKI BRAY'E DE Royal Rumble 2026'DA SON DARBEYİ VURMAYARAK PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ ALAMAMAN GİBİ! (Sesini tekrardan alçaltıyor) Çünkü iyi bir adam olman gerekiyor, değil mi? Oysa biz, senin kim olduğunu biliyoruz— biz, o ringde rakiplerinin kanıyla beslenen, her yolu mübah gören o scumbag MJF'i tanıyoruz! Sadece bu saçmalığa bir son ver ve olduğun gibi devam et çünkü geçmişinin aksine şu anda bu hâlde olman sadece güldürüyor!
Cash Wheeler: Bu da yeni akım sanırım dostum- herkes düşman, herkes zarar vermeye çalışıyor. Değil mi? Listen Max, burada kimse sana zarar vermek istemiyor çünkü eğer biz bunu yapmak isteseydik, bunu seninle konuşmadan yapardık. (MJF başını öne eğerek gülüyor) Sadece... Sadece eski bir dostumuz için endişeleniyoruz. Halkın parçası olma masalı kulağa hoş geliyor, gerçekten. Küçük çocukların senin adını bağırması, o insanların seninle fotoğraf çekilmek için sıraya girmesi... Egonu okşuyor, değil mi? Ama dürüst olalım; o aynaya baktığında gördüğün şey bir kahraman değil, bir sell-out. Ruhunu, ROH World Championship ve birkaç alkış için sattın. (Seyircilerin yuhalamalarından kaynaklanan ses, arka alana kadar geliyor) Gelecek hafta o ROH World Championship rövanş maçına çıktığında ne olacak sanıyorsun, o insanların sevgisi seni koruyacak mı- hayır. O ringe girdiğinde, Tyler Black senin iyilik virüsü bulaşmış kalbini söküp almak isteyecek ve sen, 'halkın adamı' olduğun için o son darbeyi vurmakta tereddüt edeceksin, (Bağırarak devam ediyor) TIPKI BRAY'E DE Royal Rumble 2026'DA SON DARBEYİ VURMAYARAK PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ ALAMAMAN GİBİ! (Sesini tekrardan alçaltıyor) Çünkü iyi bir adam olman gerekiyor, değil mi? Oysa biz, senin kim olduğunu biliyoruz— biz, o ringde rakiplerinin kanıyla beslenen, her yolu mübah gören o scumbag MJF'i tanıyoruz! Sadece bu saçmalığa bir son ver ve olduğun gibi devam et çünkü geçmişinin aksine şu anda bu hâlde olman sadece güldürüyor!
Kan beynine sıçrayan MJF bu sözler biter bitmez yanıt vermeye başlıyor, direkt lafa giriyor!
