PAYBACK #101
04 Nisan Cumartesi, 22.00 - C
Intuit Dome
Inglewood, California
PAYBACK #101'i TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Açılış: No Way Out 2026'dan World Heavyweight Championship'le ayrılan "The Penis" Val Venis, şovun açılışını gerçekleştirecek!
2- "As you said— there were no teams in that ring, it was every man for himself..."
3- Ana Olay: Zafer turuna devam eden Dark STG, PGW Championship Reign'ine Bir Open Challenge'la devam edecek!
Uzun süren reklamların sonrasında Inglewood’un silüeti ve modern yerleşimi kuş bakışı bir açıyla ekranlara geliyor. Bu panoramik kadrajın odağında Intuit Dome, teknolojinin ve mimarinin sınırlarını zorlayan devasa yapısı ve geceyi boyayan dijital ışıklarıyla adeta bir mühendislik harikası gibi yükseliyor. Şovun gerçekleştiriliyor olacağı bu teknoloji üssünü bir süre boyunca karşımızda buluyoruz. Bunun hemen ardından kameralar arenanın derinliklerine, binlerce insanın oluşturduğu o elektrik yüklü ve büyüleyici atmosferin tam kalbine adeta bir şimşek gibi dalıyor. Inglewood adeta sarsılıyor— Prestige Grand Wrestling’in sabırsızlıkla beklenen PAYBACK #101 şovu için tribünleri hıncahınç dolduran kalabalığın yarattığı o muazzam enerji ve bitmek bilmeyen haykırışlar, izleyicileri saniyeler içinde aksiyonun içine hapsediyor. Bu görsel fırtınanın odak noktasında ise tüm projektörler ve objektifler, gecenin ilk büyük patlamasının yaşanacağı Stage’e kilitleniyor...
İŞTE O AN GELDİ— PYROLAR, ADINI PAYBACK MAVİSİ OLARAK KOYDUĞUMUZ RENK TONU İLE GÖZ KAMAŞTIRAN IŞIĞIYLA PATIR PATIR PATLAMAYA BAŞLIYOR! BU MUHTEŞEM PATLAMALAR TÜM ARENAYI BÜYÜLÜYOR! ADRENALİNİN DORUK NOKTAYA ULAŞTIĞI, NEFESLERİN KESİLDİĞİ O EŞSİZ ATMOSFER HER YANI SARIYOR! SPOT IŞIKLARININ VE ALEVLERİN DANSI EŞLİĞİNDE, PRESTIGE GRAND WRESTLING'İN EFSANEVİ HAFTALIK ŞOVU OLAN PAYBACK'İN 101 NUMARALI ŞOVU, INGLEWOOD, CALIFORNIA’DAKİ INTUIT DOME’U TIKLIM TIKLIM DOLDURAN COŞKULU KALABALIĞIN YERİ GÖĞÜ İNLETEN TEZAHÜRATLARIYLA RESMEN BAŞLIYOR! BU DEVASA ARENADA, İNANILMAZ BİR HEYECAN MEVCUT! INGLEWOOD’UN TARİHE GEÇECEK BU DEV GECESİ ŞİMDİ START ALIYOR!
Pyro gösterisinin sonrasında kameraların döndüğü ilk nokta, yorumcu ekibimizin yer aldığı masanın başı oluyor. Bir klasik— what? Hayır, farklı bir manzara ile karşılaşıyoruz! Michael Cole'un yerinde olduğunu fakat John "Bradshaw" Layfield'ın yerine Pat McAfee'nin geldiğini görüyoruz! Michael açılışı gerçekleştirdikten sonra bu ikilinin şov hakkında konuşmaya başlamadığını görüyoruz, Michael'ın duyurusu ile başlanıyor. PAYBACK100 gibi önemli bir şovda, kendilerinin yerine Nigel McGuinness ile Will Ospreay'in tercih edilmesi onun için kabul edilemezmiş. Michael'ın ısrarı, ancak onun son kez No Way Out 2026 şovunda mikrofon başında olmasını sağlamış- o, şirketten en hızlı şekilde ayrılmayı tercih ediyormuş ve öyle de yapmış. Kendisi, Prestige Grand Wrestling'le bağlarını koparmış ve bundan sonra hiçbir şekilde bu şirketin yorumlama ekibinde yer almayacağını söylemiş. Bu ikili, ona bu şirket için yaptıkları için teşekkür etmelerinin sonrasında- bir süre boyunca seyircileri ve şovda gerçekleşeceği duyurulanları değerlendiriyorlar-ele alıyorlar. Bunun bir süre boyunca sürmesinin sonrasında diyaloglarını tamamlıyorlar ve kameralar ringin içerisindeki Prestige Grand Wrestling'in ring announcer'larından bir tanesi olan Greg Hamilton'a dönüyor!
Greg Hamilton: Ladies and gentlemen, please welcome... THE WORLD HEAVYWEIGHT CHAMPION... "THE PENIS"... VAAAAL... VEEENISSSS!
the penis
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Evet, bir klasik sürüyor: Pay-Per-View'dan şampiyon olarak ayrılan isim, PAYBACK şovunun açılışını yapıyor! Tema müziği ilerlemeye devam ederken, bütün bu nefret yığının arasına gelen isim No Way Out 2026 şovunda gerçekleştirilen Elimination Chamber Match'i kazanarak World Heavyweight Şampiyonu olan "The Penis" Val Venis oluyor! Kendisi, kemerini beline sarmış bir şekilde Stage'e gelmesinin sonrasında ringe doğru ilerliyor. Ringe ilerlediği sırada ufak danslar ettiğini, kuruyan dilini diliyle ıslattığını görüyoruz. Bir süre sonra ringe varıyor, onun çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmasını ve iplerin arasından geçerek ringe girmesini seyrediyoruz. Sıradaki hamlesi ringin merkezine yerleşerek dans etmeye ve ahenkli bir şekilde havlusunu çıkartarak seyircilere fırlatması oluyor! Şimdi o, kemerini belinden çözerek köşeye gidiyor ve Second-rope'a çıkarak World Heavyweight Championship kemerini bütün arenaya gösteriyor! Bir süre orada kalmasının sonrasında tekrardan ring matına iniyor, Greg'e doğru gidiyor. Greg onunla el sıkışacağını zannediyor, elini uzatıyor— fakat Val bunu amaçlamıyordu elbette; Greg'in elindeki mikrofonu hızlıca kapıyor ve ona ringden çıkmasını söylüyor. Greg bozulmuş bir şekilde ringi terk ederken, Val'un ringin merkezine yerleştiğini ve elindeki mikrofonu ağzına doğru götürerek konuşmaya başladığını görüyoruz!
Val Venis: Sakin olun bayanlar, kendinizi bu özel gecede şimdiden bu kadar hırpalamanızı istemem! (Yuhalanıyor, o ise sadece sırıtıyor) Biliyorum, Inglewood’un bu sıcak ve basık havasında hepinizin nefesi kesilmiş durumda... Ama endişelenmeyin, "The Penis" tam olarak ihtiyacınız olan ferahlığı getirmek için burada! (Kahkahayı basıyor, bir süre sonra ciddileşiyor) Bakıyorum da California halkı her zamanki gibi nankör. Hadi ama, arkanıza yaslanın ve şu manzaraya bir bakın man! Karşınızda sadece bir şampiyon durmuyor; karşınızda modern zamanın seks makinesi, ringlerin tek gerçek görsel şöleni duruyor! No Way Out'ta o zincirlerin arasından içeriye girdiğimde hepiniz bir mucize bekliyordunuz, değil mi, huh? Favori kahramanlarınızın o kafesten sağ çıkacağını umuyordunuz- John Cena mı, Finn Bálor mı? Ama sonuç ne oldu— hepsi karşımda yok oldu! Bu kemer- (Boştaki elini kemerine doğru götürüyor) World Heavyweight Championship... Sonunda hak ettiği ihtişama kavuştu çünkü bu kemer daha önce hiç bu kadar dik, bu kadar sert ve bu kadar... Cinsel gücü yerinde olan, beli kuvvetli olan birinin belinde olmamıştı! Şimdi istediğiniz kadar bağırmanız için size fırsat veriyorum, hadi bayanlar! (Boo'lanıyor) Bunu her zaman söylüyorum— ben bu şirketin en büyük (Vurguluyor) stratejistiyim! En imkansız durumda, zekamla ayakta kalmasını bilirim! Planları, hesapları bozarım! Benim kafamdaki topal tavşan, onların kafasındaki kırk tilkiyle başa çıkar- bunu da böyle bilesiniz!
Bütün seyirciler, onun kendisini öven sözleri karşısında tepki gösteriyor! Val ise tepki almaya bir hayli alışık, seyircileri gülerek seyrediyor. Onların susmalarını, dinmelerini sabırla bekliyor. Böyle bir an, ciddi bir süre sonra oluşuyor ve o da şimdi elindeki mikrofonu tekrardan ağzına doğru götürerek yarım bıraktığı konuşmasına devam sağlıyor.
Val Venis: Tarih her zaman kazananları yazar ama benim durumumda tarih, en... SERT olanı yazdı! No Way Out gecesini hatırlayın— tonlarca ağırlıktaki çelik kafes tepemizdeyken, hepiniz o kafesin içinde birilerinin canının yanmasını bekliyordunuz. Ve evet, canlar yandı! Bobby Lashley o pod'ın içine bir mermi gibi daldığında çıkan o camın tuzla buz olma sesini hala duyabiliyorum... Ah, kulağa bir senfoni gibi geliyordu! (Yuhalanırken kahkaha atmaya başlıyor) Herkes Bobby'nin beni parçalayacağını sanıyordu. Ama ne oldu? O, kendi hırsının kurbanı oldu! (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) John Cena... Ah, lütfen! "The Franchise" kolunu Alberto... pardon, o maskeli ese arkadaşımız kolunu paramparça ettiğinde acı içinde kıvranıyordu. John Cena o gece "You can't see me!" diyordu ama herkes onun nasıl acizce elendiğini gördü! (Kahkahaya boğuluyor) Finn Bálor o tepeden üzerine indiğinde, John'ın saltanatı benim ellerimde son buldu... Finn, o küçük kötü çocuk... Sanıyordu ki, o tepelerden atlayınca bu kemeri alabilir. Ama unuttuğu bir şey vardı: Ben bu işin sadece fiziği değil, zekasıyım! (Yuhalanıyor) O küçük "Go To Sleep" taklitleri, o çocukça oyunlar... Finn o gece bana geçmişimi hatırlatmaya çalıştı ama ben ona geleceğini gösterdim! Hakem Charles Robinson yerde kestirirken, ben Finn’in o güzel yüzüne küçük bir "hediye" bıraktım. (Küfürler yağıyor) O yumruk Finn’in elmacık kemiğine indiğinde, sadece kemiği değil, hayallerini de kırdım! Ve o en tepeden, en yüksekten üzerine MASSIVE CUM SHOT ile indiğimde... İşte o an Alamodome, tüm dünya sustu ve yeni kralının gelişini izledi! (Sesi iyice artıyor) Ben o kafese giren son adam değildim ama o kafesten elinde altınla çıkan tek adamdım! 101 numaralı PAYBACK şovuna şampiyon olarak geldim çünkü ben sadece bir güreşçi değilim— her türlü POZİSYONDA nasıl kazanacağını bilen bir ustayım! (Val, kemerini çözüyor ve bir eliyle onu kaldırırken, diğer eliyle havada asılı olan logoyu işaret ediyor) WrestleMania: Seattle yaklaşıyor... Hello, Seattle! Hazır olun çünkü Şampiyon şehre geliyor!
Val'un bu konuşmasından etkilenmemek elde değil, bu sefer yuhalanmıyor, sadece çığlıkları yükseltiyor! Bütün arena çığlık çığlığa oluyor, bu şekilde reaksiyon veriyorlar. Val ise alttan pis bir şekilde sırıtıyor. Bir süre boyunca dinlenmesinin sonrasında sözlerine kaldığı noktadan devam ediyor, mikrofon tekrardan onun ağzını hedef alıyor.
Val Venis: Erm, evet... Şampiyon şehre geliyor, ama asıl soru şu- şampiyon oraya kiminle geliyor? Karşısında kimi bulacak, kim '"The Penis"in gecesinde onunla aynı ringi paylaşma cüretini gösterecek kadar aptal ya da... İştahlı? Biliyorsunuz, bu sektörde bazı asalaklar vardır. Kendi spot ışıklarını yaratamadıkları için başkalarının parıltısından beslenmeye çalışırlar. Ve şu an hepinizin aklından tek bir isim geçtiğini biliyorum... Sami Zayn! Hadi ama! Haftalardır, aylardır peşimde dolanan o sözde 'halkın kahramanı' nerede? Sami, çekinmene gerek yok yavrucuğum— eğer bunun için davet bekliyorsan; evet, buraya gelebilirsin, seni davet ediyorum!
the untouchable
Arka alandan gelen güreşçi, "The Untouchable" Sami Zayn oluyor! Sami, gözlerini ringin içerisindeki Val'a dikerek ringin yolunu tutuyor. Bütün seyirciler onun arkasına geçiyorlar, ona destek gösteriyorlar. O, bütün bu destekleri ardına alarak ringe ilerliyor sadece. Onun ringe doğru ilerlediği sırada, Val'un elindeki mikrofona doğru konuşmaya başladığını ve Sami'nin tema müziğinin durdurulmasına sebep olacak şekilde konuşmaya başladığını görüyoruz!
Val Venis: Buyurmaz mısın? Profesyonel güreşi düzenli bir şekilde takip eden incellerin akıllarını hafife almaya gerek yok- bu şirket onların zihnini yeterince ele almış durumda. (Kahkaha atıyor) Ama bunu belirtmeliyim ki, çok kötü bir oyuncusun Sami. Senin dört gözle buraya gelmeyi, beni bölmeyi beklediğini biliyorum ama şu anki ruh haline bakılacak olduğunda, buna gönlün yokmuş gibi görünüyorsun. Hadi ama, zaten buraya gelecektin, neden kendini bir anda burada bulmuş gibi davranıyorsun ki?
Bu konuşmanın gerçekleştirildiği sırada, Sami ringe varmış ve çelik basamaklar vasıtasıyla Apron'a çıkmış ve ringin içerisine girmiş oluyor. Seyirciler onun adını tezahürat ediyorlar. Sami'nin elinde halihazırda bir mikrofon bulunuyor, o elindeki mikrofonla Val'un tam da karşısına doğru ilerliyor. Yerini aldıktan sonra gözlerini, onun üzerine dikerek hararetli bir şekilde konuşmaya, Val'un söylemlerine yanıt vermeye başlıyor!
Sami Zayn: Buna Prestige Grand Wrestling yönetimi tarafından iştirak edilmesine inanamıyorum. Sen bu şirketin en büyük utanç kaynağısın ve utandırıcı eylemlerinden kendine zaferler çıkartabiliyorsun. Lütfen buna bir son ver çünkü ağzından dışarıya saçılan kontrolsüz kelimeler topluluğu, bu arena içerisindeki havanın kirlenmesine yol açıyor! (Cheer'lanıyor) Benim buraya davetle geleceğimi mi sanıyordun, ya da senin o bayat esprilerini bölmek için can attığımı mı? Hayır— ben buradayım çünkü sen şu anda bu kemerin arkasına saklanıp, insanlara masal anlatıyorsun. Ama Inglewood aptal değil Val, ben de değilim! (Val'a bir adım yaklaşıyor, sesi de yükseliyor) Kendine 'stratejist' diyorsun, 'zekiyim' diyorsun... Hayır dostum, dürüst olalım. Sen zeki falan değilsin! Sen sadece aşağılık, fırsatçı bir (Vurguluyor) piçsin! No Way Out’ta yaptıklarını strateji mi sanıyorsun? Finn Bálor’ın elmacık kemiğini o muştayla dağıtmak zeka mı? Bobby Lashley’nin hırsını kullanıp onu o cama toslamasını sağlamak bir plan mıydı? Hayır! Bunlar sadece köşeye sıkışmış bir korkağın, paçayı kurtarmak için başvurduğu ucuz numaralardı! (Seyircilerden yoğun bir destek var) Sen o kafesten elinde altınla çıktın, evet. Ama bu ringin ortasında durup "Şampiyon şehre geliyor!" diye böbürlenirken unuttuğun bir şey var- bu insanlar senin o sözde ihtişamına değil, o kemeri nasıl çaldığını da seyrettiler! Sen bir şampiyon değilsin Val, sen sadece doğru zamanda doğru yerde olan bir hırsızsın. Ve en kötüsü ne biliyor musun— hala burada durup, sanki o maçı bileğinin hakkıyla kazanmışsın gibi o iğrenç sırıtmaya devam ediyorsun! I can't bear that anymore!
UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la) UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la)
UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la) UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la)
UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la) UNTOUCHABLE! (sha, la, la, la, la)
Arena tezahüratlarla inliyor! Sami ise haykırmaya devam ediyor!
Sami Zayn: Bana bak fool— sen bu kemeri beline taktığında sadece bir unvan kazanmadığını sanıyorsun, öyle değil mi? Sen bu kemerle birlikte buradaki herkese, dışarıdaki milyonlara ahlaksızlığın ödüllendirildiğini kanıtladığını sanıyorsun- ben ise yıllarımı verdiğim bu şirketin buna maruz kalmasından U-TA-NI-YO-RUM! (Yoğun bir cheer alıyor) İnsanların suratına bakıp "Bakın, ben kural tanımaz biriyim, ben bir hilebazım ve işte buradayım, zirvedeyim!" demeye çalışıyorsun ve bu benim midemi alt-üst ediyor! Sen bu kemeri temsil etmiyorsun Val, sen bu kemerin üzerine sürülmüş kara bir lekesin! Ringe çıkıp 'Sex Maschine' olduğundan, pozisyonlardan, sertlikten bahsederken aslında neyi gizlediğini hepimiz biliyoruz. Sen zayıfsın! Kendi başına, o cebindeki muştan ya da o arkadan vuran kirli oyunların olmadan, bu ringin ortasında tek bir dakika bile dayanamayacak kadar acizsin! (Alkışlanıyor) Prestige Grand Wrestling’in tarihi senin gibi adamlarla dolu. Gelip geçici popülaritelerle, ucuz numaralarla tepeye tırmanan asalaklarla... Ama tarih aynı zamanda o asalakları o tepeden aşağı fırlatan adamları da yazar! No Way Out'ta o çelik kafesin içinde yaşananlar bir strateji değil, bir suç mahalliydi. Finn'in yüzüne o darbeyi indirdiğinde sadece bir maçı kazanmadın, sen bu sporun onuruna bir tokat attın! Haftalardır peşindeyim, evet, devam da edeceğim. Tam da yolların artık ayrılması gerektiğine inandığım anda... Senin gibi adamların bu sektörü, bu kemeri ve bu insanların tutkusunu kirletmesine izin veremeyeceğimi his—
Bir saniye, bu sözler bölünüyor, Val tarafından! Val lafa giriyor ve daha yüksek sesle konuşarak onu bastırıyor! Eski Sami, aynı sözü on kere söyleyerek geri üstünlüğü almayı bilirdi ama bunu yapmıyor- kaşlarını çatarak sadece ona bakıyor, onu dinliyor. Val'dan dinliyoruz!
Val Venis: Oh my god... Yine mi aynı nakarat, yine mi o bayatlamış spor aşkı ve güreş onuru anlatıları? Sen cidden bu saçmalıklara inanıyor musun yoksa sadece şu zavallı Inglewood seyircisinden iki gram alkış almak için mi bu kadar yırtınıyorsun? (Yoğun bir tepkiyle yüzleşiyor) Bana 'PURE'luktan, dürüstlükten bahsetme. Dustin Rhodes'la birlikte antika onur edebiyatını yapıyordunuz, peki sonuç ne oldu? Dağıldınız, ayrıldınız... Ben de o adamın ağzını burnunu öyle bir dağıttım ki, eminim şu an aynaya baktığında kendi suratını bile tanıyamıyordur! (Kahkaha atıyor) Dustin kendi mabedinde, Ring of Honor'da can çekişirken, senin o çok sevdiğin spor onuru neredeydi Sami? Ben söyleyeyim- benim o sert botlarımın tam altındaydı! (Gülüyor) O yaşlı adamı bir kenara fırlatıp attım ve senin sonun da ondan farklı olmayacak! (Bir süre duruyor, sonra devam ediyor) Senin miden mi bulanıyor— benim de senin bu sızlanmalarından uykum geliyor! No Way Out bir suç mahalliymiş... Hadi oradan! No Way Out, zekanın kaba kuvvete karşı mutlak zaferiydi. Finn'in elmacık kemiği kırılmış olabilir ama en azından artık aynaya baktığında kimin gerçek patron olduğunu hatırlayacak bir izi var! (Sırıttıktan sonra sesini yükselterek devam ediyor) Ama asıl meseleye gelelim... WrestleMania: Seattle kapıda. Sen haftalardır peşimdesin, gölgem gibi beni takip ediyorsun ama ortada kocaman bir belirsizlik var. Royal Rumble'ı kazandın, evet, bunu inkar etmiyorum. O gece şans eseri o ringde kalan son adam olmayı başardın. Ama hala rakibini seçmedin- korkuyor musun Sami? "The Penis"in altında kalmaktan mı korkuyorsun, huh? (Küfürler yağıyor) Artık o dürüstlük maskeni bir kenara bırak ve açık konuş- herkesin önünde, şu an söyle... WrestleMania'da kimi seçeceksin, rakibin kim olacak?
Arena bu sefer de yuhalamıyor, sessiz kalıyor. Gözler Sami'ye dönüyor, o ise bir süre boyunca etrafına bakınmasının sonrasında ancak elindeki mikrofonu ağzına doğru götürüyor ve karşısındaki Val'un yönelttiği soruya yanıt vermeye başlıyor.
Sami Zayn: Korku mu? Val... Sen gerçekten benim senden korktuğumu mu sanıyorsun? Dustin Rhodes’un yüzünü dağıtmanla, Finn’in kemiğini kırmanla ya da o ucuz pozisyon şakalarınla beni sindirebileceğini mi düşünüyorsun? Dustin benim dostum, evet, bana kırgın olsa da ben onu dostum olarak bilmeye devam edeceğim. Onunla olan bağımız senin o sığ zihninin kavrayamayacağı kadar derindi ama sen bunu anlamazsın. Sen sadece yıkmayı, kirletmeyi ve üzerine basıp geçmeyi bilirsin! (Yoğun cheer alıyor) Bana kiminle maça çıkacağımı, kimi seçeceğimi soruyorsun... Haftalardır peşimde bir gölge gibi dolanıyorsun diyorsun. Bir belirsizlik vardı. Ama bu belirsizliğin sebebi korku değildi Val. Bu belirsizliğin sebebi, senin gibi bir adamla kişisel bir kavgaya tutuşup tutuşmamak arasındaki o ince çizgiydi. Ama şu an, tam burada, bu insanların önünde kendime belirlediğim o çizgiyi netleştiriyorum. Çünkü bunun zamanı gelmişti, geldi.
Val'un suratına doğru bir adım daha yaklaşıyor- artık neredeyse burun burunalar!
VAL... BEN, SENİ SEÇMİYORUM!
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
BÜTÜN ARENA ŞOKE OLUYOR, HERKES ŞAŞIRIYOR, BUNA KİMSE İNANAMIYOR! VAL BİLE ŞAŞKINLIĞINI GİZLEYEMİYOR, WORLD HEAVYWEIGHT CHAMPIONSHIP KEMERİNİ ELİYLE TUTMAYA DEVAM EDERKEN ONU BİRAZ KALDIRIYOR, SAMI'YLE GÖZ TEMASINI KURMADAN HAİNCE GÜLMEYE BAŞLIYOR! VAL, ZEVKTEN KUDURACAK ADETA!
Sami Zayn: (Var gücüyle bağırıyor) BEN, ROMANTİK DUYGULARLA YA DA İNTİKAM HIRSIYLA HAREKET EDEN O ADAM DEĞİLİM ARTIK! BEN BU ŞİRKETİN EN TEPESİNDEKİ PROFESYONELİM! BEN RAKİP SEÇME HAKKIMI BİR ADAMDAN YANA DEĞİL, BİR AMAÇTAN YANA KULLANIYORUM! BEN, BU ŞİRKETİN EN TEPESİNDEKİ O UNVANI SEÇİYORUM! BEN WORLD HEAVYWEIGHT CHAMPIONSHIP KEMERİNİ SEÇİYORUM- SENİ DEĞİL!
At WrestleMania Ⅲ...
World Heavyweight Championship
Sami Zayn vs. Val Venis (c)
SAMI, ELİNDE TUTTUĞU MİKROFONU KARŞISINDAKİ VAL'UN KAFASINA VURUYOR VE BU KAVGAYI BAŞLATIYOR! BÜTÜN ARENA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA KALIRKEN, RİNGİN İÇERİSİNDE İNANILMAZ BİR KAVGA BAŞLIYOR! BİRBİRLERİNE ÜST ÜSTE, GELİŞİGÜZEL, YUMRUKLAR SALLIYORLAR! BU YUMRUKLARIN İSABETLİ OLUP OLMADIĞI UMURLARINDA DEĞİL, SADECE YUMRUK SALLIYORLAR! UZUN BİR SÜRE BOYUNCA BUNU YAPIYORLAR VE SAÇLARI-BAŞLARI DAĞILIYOR, KIPKIRMIZI OLUYORLAR! SAMI'NİN, VAL'U ENSESİNDEN TUTTUKTAN SONRA İPLERİN ARASINDAN RİNGİN DIŞARISINA ATTIĞINI VE KAVGALARINA ORADA DA DEVAM ETTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ! BİRBİRLERİNİ SAĞA-SOLA ATIYORLAR, HUNHARCA YUMRUKLAŞIYORLAR VE BUNU YAPARKEN ÇEVRESEL FAKTÖRLER UMURLARINDA DEĞİL! İKİ İSİM DE BİRBİRİNİ PARÇALAMAK İÇİN ADETA GÖZÜ DÖNMÜŞ BİRER CANAVARA DÖNÜŞÜYOR! BİRBİRLERİNE KARŞI ÖLDÜRESİYE BİR NEFRETLE SALDIRMAYA DEVAM EDİYORLAR!
ARKA ALANDAN ONLARCA GÜVENLİK GÖREVLİSİ VE HAKEM ORDUSU BİR FIRTINA GİBİ RAMPADAN AŞAĞI KOŞUYOR! GÜVENLİKLER SAMI ZAYN’İN KOLLARINA YAPIŞIYOR! BEŞ KİŞİ BİRDEN SAMI’Yİ GERİYE ÇEKMEYE ÇALIŞIRKEN, DİĞER BİR GRUP VAL VENIS’İ BARİKATLARIN DİBİNDE ZAR ZOR ZAPT EDİYOR! SAMI, GÜVENLİK ÇEMBERİNİ YARIP TEKRAR SALDIRMAK İÇİN ÇILGINLARCA HAMLE YAPIYOR! VAL VENIS İSE KAN ÇANAĞINA DÖNMÜŞ GÖZLERİYLE KÜFÜRLER YAĞDIRARAK SAMI’YE DOĞRU ATILMAYA ÇALIŞIYOR! INGLEWOOD ADETA YIKILIYOR! SEYİRCİLER "LET THEM FIGHT!" DİYE İNLETİRKEN, GÜVENLİK ORDUSU İKİ İSİM ARASINDA ETETTEN BİR DUVAR ÖRÜYOR! SAMI ZAYN, KENDİSİNİ TUTAN GÖREVLİLERİN ARASINDAN KURTULUP VAL’IN ÜSTÜNE DOĞRU TEPİNİRKEN; VAL VENIS WORLD HEAVYWEIGHT CHAMPIONSHIP KEMERİNİ YERDEN KAPIP HAVAYA KALDIRIYOR VE KAOSUN ORTASINDA KİRLİ BİR ŞEKİLDE SIRITIYOR! BU KAVGA BURADA BİTMEDİ! SEATTLE YOLU KANLA YIKANDI! GÜVENLİKLER İKİ İSMİ ZAR ZOR AYRI NOKTALARA GÖTÜRÜRKEN, PAYBACK #101’İN AÇILIŞI İNANILMAZ BİR KAOSLA SON BULUYOR! KAMERALAR BU DEHŞET ANLARI EŞLİĞİNDE EKRANI KARARTIYOR- REKLAMLARLA ŞOVA BİR SÜRELİĞİNE ARA VERİLİYOR!
Reklamların sonrasında kameralar açıldığında ringde eski PGW şampiyonu Jey Uso'yu ve bir dönem şirkete The Family ekibiyle damga vurmuş olan Tony D'Angelo'yu görüyoruz. İki isim de hazırlıklarını tamamlamış ve maçın başlamasını bekliyorlar. Ringin merkezinde konumlanmış olan maç hakemi, ring dışarısındaki görevlilere işareti vererek zil sesini verdiriyor ve maçı bu şekilde başlatmış oluyor!
Jey Uso vs. Tony D'Angelo
Zil çaldığı anda Tony D’Angelo, ağır adımlarla Jey Uso’nun üzerine yürüyor ve onu sertçe köşeye sıkıştırıyor. Jey Uso kurtulmaya çalışırken Tony D'Angelo, rakibinin karnına ardı ardına omuz darbeleri indiriyor. Hakem onları ayırırken Tony D’Angelo ellerini iki yana açıp "The Don" olduğunu Prestige Grand Wrestling'e hatırlatırcasına kibirli bir şekilde gülüyor. Jey Uso ise bu tavra sadece "Yeet!" diye bağırarak karşılık veriyor ve aniden iplerden sekip Tony D'Angelo’nun suratına sert bir Superkick patlatıyor! Tony D'Angelo sarsılarak iplere yaslanırken Jey Uso bir Superkick daha vurup tuşa gidiyor! 1... 2...
Tony attı! Jey, Tony’yi iplere gönderiyor ve dönüşte onu havaya kaldırıp sert bir Samoan Drop ile yere seriyor! Jey hemen tuşa gidiyor: 1... 2... ama D’Angelo omzunu hızla kaldırıyor. Tony yuvarlanarak ringin dışına çıkıp nefeslenmeye çalışırken Jey durmuyor ve iplerden sekerek dışarıdaki rakibinin üzerine bir Suicide Dive ile uçuyor! İki isim de barikatlara çarparken seyirci iyice coşuyor. Jey, Tony’yi tutup ringe sokuyor ancak içeri girdiği anda Tony onu ayağından yakalıyor ve acımasızca bir Single Leg Boston Crab bağlıyor! Jey acı içinde bağırarak iplere uzanmaya çalışıyor...
Tony, rakibinin pes etmeyeceğini anlayınca kilidi bırakıp Jey’i ayağa kaldırıyor ve onu bir Belly-to-Belly Suplex ile ringin diğer ucuna fırlatıyor. D’Angelo şimdi bu maçı bitirmek için Jey’i omuzlarına alıyor ama Jey dirsek darbeleriyle arkasına düşmeyi başarıyor! Jey, iplerden seken Tony’yi havada yakalayan bir Superkick daha vuruyor! Tony olduğu yere yığılırken Jey en üst ipe tırmanıyor. YEET! çektikten sonra köşeye tırmanıyor Uso Splash için...
Fakat tuhaf bir şey var. Seyircilerin arasından ringe bir siyah zarf fırlatılıyor? Jey Uso şaşkınlıkla ringin ortasında duran siyah zarfa bakıyor!
RİNGİN ALTINDAN ÇIKAN BİRİ JEY USO'NUN SIRTINA BİR SANDALYE DARBESİ VURUYOR! JEY RİNGE, TONY'NİN YANINA YUVARLANIYOR! HAKEM ZİLİ ÇALDIRIYOR!
Kazanan: - (No Contest)
BU MASKELİ BİR ADAM! JEY USO KÖŞEDEN RİNGE YUVARLANINCA ÖNCE ELİNDEKİ SANDALYEYİ İÇERİ ATIYOR SONRA KENDİSİ DE GİRİYOR! AYAĞA KALKMAK ÜZERE OLAN TONY'E DOĞRU GİDİYOR... SANDALYEYİ ONA DOĞRU FIRLATIYOR!
VE CHAIR ASSISTED! TONY ACI İÇİNDE YERE DÜŞÜYOR! MASKED MAN ŞİMDİ ELİNDEKİ SANDALYEYLE BİR TONY'E BİR JEY'E ÇOK SERT DARBELER VURUYOR!
Pat McAfee: Kapüşonu görünce Solo Sikoa sandım refleks olarak... Ama o değil gibi.
Michael Cole: Burası malum şirket değil Pat- klişelere yer yok. Bu adamın derdi ne Tony ne Jey gibi. Farklı bir şey var!
Bu sırada girişte güvenlik görevlileri beliriyor ve Masked Man'e doğru koşuyorlar! Masked Man sandalyesini de alıp hemen seyircilerin arasına karışıp ortadan kayboluyor. Kameralar ringin ortasında öylece duran siyah zarfa odaklanmışken kameralar kapanıyor, farklı bir noktadan şova devam ediliyor.
Ring içerisinde gerçekleştirilen ve yaşananların sonrasında kameralar kapanmıştı ve şov farklı bir noktadan devam ettirilmişti. Evet, arka alandayız ve kendimizi "Chief" Matt Morgan'ın odasında buluyoruz. Kısa bir süre boyunca alan farklı perspektiflerden görüntülendikten sonra, "Chief" Morgan'ı tam olarak karşımızda bulduğumuz bir açıyla devam ediyoruz. "Chief" Morgan, hiç şüphesiz bir şekilde içleri ısıtan gülümsemesiyle bizleri karşılıyor! Kameranın arkasındaki görevlilerden işareti almasıyla birlikte üzerindeki polonun kırışıklığını düzeltiyor, takibinde de kameranın lensiyle doğrudan göz teması kurarak konuşma yapmaya başlıyor.
"Chief" Matt Morgan: Ladies and gentlemen... This is your "Chief" Matt Morgan! Evet... San Antonio'daki dev gecemizin sonrasında bir şeyler söylemek, bir şeyler duyurmak istiyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) No Way Out'umuzun yarattığı sarsıntı hâlâ dinmiş değil. Alamodome o gece tarihi bir atmosfere ev sahipliği yaptı ve profesyonel güreşin kalbi tam orada attı. Bizimle orada olan bütün seyircilerimize, ekranları başından takip eden milyonlara ve Prestige Grand Wrestling standartlarını koruyan ve hatta daha yukarıya çıkartan bütün çalışma ortaklarımıza teşekkür ediyorum! No Way Out 2026’da gördüğümüz şey şuydu— Prestige Grand Wrestling ringi artık kimsenin güvenli alanı değil. O gece, bazı isimler hayatta kalmayı başardI; bazıları ise ezildi. Ama kazananlar, sadece galip gelmedi… Tarih yazdı. Omuzlarında altınla yürüyen yeni şampiyonlarımız, sadece kemer kazanmadılar; bu şirketin geleceğini sırtlandılar. Ve bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor olmalılar ki; o ağırlık, sadece altının değil… Beklentinin, baskının ve savaşın ağırlığıdır. Onların omzundaki yükü şimdiden ağırlaştırmak istemiyorum fakat Prestige Grand Wrestling'de hedef olmanın ne kadar ciddi bir tehlike olduğunu, özellikle WrestleMania gibi yılın en büyük etkinliğine giden yolda ne kadar ciddi bir tehlike olduğunu, bilmelerini ve buna göre hareket etmelerini bekliyorum. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Geceden zaferle ayrılan ve omuzlarında altınla çıkan tüm yeni şampiyonlarımızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum.
"Chief" Morgan'ın bunları söyledikten sonra sırıttığını ve yutkunduğunu görüyoruz, birkaç saniye boyunca kameradan gözlerini ayırmadan dinlenmesinin sonrasında kaldığı yerden devam etmesi durumu icap ediyor. O da fazla oyalanmadan, yarım kalan konuşmasına devam sağlıyor.
"Chief" Matt Morgan: Ama şimdi... Gözlerimizi biraz daha ileriye, ufka çevirme vakti geldi, ne dersiniz, huh? (Gülümsüyor) Bildiğiniz gibi Prestige Grand Wrestling’de bir geleneğimiz var- her yıl, profesyonel güreşin en büyük sahnesi olan WrestleMania’ya ev sahipliği yapacak olan şehrin onuruna düzenlenen bir turnuva gerçekleştiriyoruz. Ve bu yıl, WrestleMania’nın görkemi The Emerald City'e taşınıyor! Bu yüzden, WrestleMania Ⅲ'te dört profesyonel güreşçimizin elde etmek uğruna savaşacağı kupamızın adı resmen... Seattle Cup olacak! (Kafasını sallayarak devam ediyor) Ancak bu sene işler değişti. Geçen sene "Big Hebrew" MJF’in bu kupayı ne kadar zekice, ne kadar ölümcül bir profesyonellikle ve ne kadar başarılı kullandığını hepimiz en ön sıradan izledik- bunun hayranı olmamak elde değildi. O, malûm kupanın bir metal parçası değil, bir elmas bir anahtar olduğunu herkese kanıtladı ve fırsatları sonuna kadar değerlendirdi. Madem geleneksek maçımızın kıymeti bu denli yükseldi, o zaman biz de ödülü tarihin en büyük seviyesine taşıyoruz! Beni iyi dinlediğinizden emin olmalısınız çünkü her şeyi değiştirecek olan bu kupanın detaylarını sizlerle paylaşmak için buradayım!
"Chief" Morgan, elinde durmakta olan pet şişesinin kapağını açıyor ve bir yudum su alıyor. Bunun sonrasında pet şişesinin ağzını sıkı bir şekilde kapattığını, bakışlarının yönünü tekrardan kendisini görüntüleyen kamera olduğunu görüyoruz. Merakları gidermek adına yarım kalan konuşmasının sonunu getiriyor.
"Chief" Matt Morgan: Geçmiş hâliyle bu kupayı kazananlar PGW World Television veya PGW Pure Championship kemerleri için Title Shot elde eder, orta segmentin zirvesine tırmanmaya çalışırlardı. Ama artık bu değişti, bizler işi daha ciddi bir noktaya taşıyor olacağız— bu yıl Seattle Cup'ı kazanan isim, doğrudan hem World Heavyweight Championship hem de PGW Championship için Title Shot elde edecek! O kupa artık bir basamak değil, doğrudan zirveye açılan bir tünel görevi görecek! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Bu kadar da değil... Kupanın galibi, elindeki bu muazzam gücü isterse tam 6 ay boyunca cebinde saklayabilir, en uygun anı, şampiyonun en zayıf düştüğü anı bir akbaba gibi bekleyebilir. Ya da... Eğer o geceki ana maçın havasında bir değişim sezerse, maç henüz resmi olarak başlamadan saniyeler önce hakkını kullanıp kendini o maça dahil edebilir! Maçı bir anda bir Triple Threat kaosuna dönüştürüp, tüm planları altüst ederek kemere uzanabilir. Bu kupa, sahibine ringin mutlak hakimi olma şansı tanıyor! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) No Way Out'ta yaşanan kargaşadan, akıl almaz olaylardan sonra, bir şef olarak ona doğrudan bir ana kemer Title Shot'ı veremem ancak yaşadığı mağduriyeti görmezden gelerek hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini söylemek de adalet ilkelerimle uyuşmaz. Bu yüzden bir orta yol buldum: Onu elemesiz, doğrudan bir şekilde kupa maçına sokacağım! Fatal 4-Way Seattle Cup Match'in ilk kesinleşen katılımcısı MJF'tir, so let you know!
At WrestleMania Ⅲ...
Fatal 4-Way Seattle Cup Match
MJF vs. ?? vs. ?? vs. ??
Ekranda bir grafik belirirken, "Chief" Morgan devam ediyor.
"Chief" Matt Morgan: Ve bu büyük yolculuk, bu gece resmen başlıyor- Seattle Cup için ilk eleme maçını duyuruyorum. Bir yanda, her zaman tehlikeli, her zaman hazır bir Finn Bálor- o World Heavyweight Championship Elimination Chamber Match'te son ikiye kalarak; son yılın hayal kırıklığı seçilmiş olmasının aksine, iddiasının her zaman olduğunu bütün bir endüstriye ispatlamıştı. Diğer yanda ise... Ring of Honor'da her geçen gün parlayan, PGW World Television Championship Elimination Chamber Match'te sergilediği o unutulmaz performansla herkesin saygısını kazanan, yükselen yıldız Max Caster! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Millet, hazır olun— Seattle’a giden yol bu gece, bu ringden geçerek başlıyor! Bakalım o elmas anahtarı bu sene kim cebine koyacak? İyi olan kazansın!
TONIGHT...
Fatal 4-Way Seattle Cup Match Qualifying Match
Finn Bálor vs. Max Caster
"Chief" Morgan bu sözleri sarf ederken, bu gece gerçekleşecek olan ilk eleme maçının tanıtımı ekranın altında beliriyor. Bu etkileyici konuşmanın sona ermesiyle birlikte de "Chief" Morgan gülümseyerek kameralara bakıyor ve kıpırdamadan durmaya başlıyor. Bununla eş zamanlı olarak ekranın kararmaya başladığını ve finalinde de kameraların tamamen kapandığını görüyoruz. Kapanan kameraların sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #101 şovu devam etmiyor, yerini reklamlara-reklam kuşağına bırakıyor. Şova bir süre boyunca ara veriliyor olacak.
Byron Saxton: Hanımlar ve beyler... Büyük Seattle Cup duyurusunun ardından bu gece ilk eleme maçına çıkacak o isim burada! Karşınızda No Way Out 2026'nın gizli yıldızı, Finn Bálor!
Kadraja şık takım elbisesiyle birlikte Finn Bálor giriyor! Bálor gözüktüğü gibi arkasındaki kalabalıktan büyük bir çığlık geliyor. Ona olumsuz tepki gösteren bir kişi bile yok. Prestige Grand Wrestling izleyicisinin gönlünde yer edindiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bálor düşünceli bir ifadeyle etrafına bakarken Saxton konuşmaya devam ediyor.
Byron Saxton: Finn, öncelikle No Way Out performansından başlamak istiyorum. Olağanüstü bir performans gösterdin, Chamber'a şampiyon giren adamı eledin ancak sondaki talihsizlikler yüzünden-
Saxton devam edemiyor çünkü Balor anında onu durduruyor.
Finn Bálor: Talihsizlikler mi? Talihsizlik ha? (Dik dik bakmaya devam ediyor) Emin ol arka alanda elini kime atsan hiçbiri talihsizliğin ne demek olduğunu benim kadar iyi bilemez. Kariyerim, talihsizliklerden ibaret. Judgment Day serüveni talihsizlikti, Royal Rumble bir talihsizlikti ama No Way Out... Hayır Byron. Belki de ilk defa talihsiz değildim. Yaşlı adamın kalan tek canı vardı ve sarkmış testislerinin arasında bir muşta saklamış olması piyangodan çıkan bir sürprizdi. Beni yenmek için ona ihtiyaç duymasını aslında çok iyi anlıyorum. Belki ben de Val Venis olsam aynısını yapardım ve işte o zaman bu gerçek bir talihsizlik olurdu. Belki de bu soruyu bizzat ona, hatta John Cena'ya sormalısın. Küçümsediği adam tarafından kendi kemerinin ortada olduğu bir maçta sona kalamadan elenmenin talihsizlik olup olmadığını yorumlatmalısın...
Saxton bu cümlelerden etkileniyor. Tam o konuşacakken Bálor devam ediyor.
Finn Bálor: Ben artık bu hislerin çok ilerisindeyim. Sana gerçekten ne hissettiğimi söyleyeyim... İyi hissediyorum. Carlito ile buraya döndüğümüzde yarım kalan hikayelerden çok tekrar nefes almakla ilgileniyordum. No Way Out'dan sonra ise halen onunla aynı sayfada olduğumuzdan emin değilim. (Gülüyor) Çıkan haberlere göre kendisi ek girişimlerle nefes almayı becermiş gibi. Ben ise... Ben o Chamber'ın içinde yaşananlara rağmen tekrardan nefes aldığımı hissettim. Orada tekrardan savaştığımı hissettim ve belki de uzun zaman sonra tarifi güç bir hırsı o anda hissettim... Tekrardan Finn Balor gibi hissettim. Bunun için teşekkür etmem gereken tek bir kişi var- teşekkürler John.
Finn Bálor: Beni küçümsediğin için teşekkürler. Beni bu hikayenin kötü adamı yapmak için uğraştığın için teşekkürler. İşin sonunda, kafesin tepesinden kalbine çöktüğümde bunların hiçbiriyle ilgilenmediğimi anlamışsındır. İlgilendiğim tek bir şey var. İki yıl önce buraya ilk adımımı attığımda da öyleydi, iki yıl sonra da öyle. Belki de insanlar bu ilgiyi bir "hikaye" olarak yansıtmadığım için büyütmüyordur ha? Belki de Sami Zayn gibi bu işi şova dökmeliyim. Sanki onun kendi elleriyle teptiği bir fırsat varken benim kendi ellerimle bıraktığım bir Money in the Bank Briefcase'i yokmuş gibi...
Soluklanıyor.
Finn Bálor: Prestige Grand Wrestling tarihinin en uzun ve en büyük rekabetinin WrestleMania ana olayına taşınıyor olması gerçekten şahane. Fakat sıkıntı şu ki... UMURUMDA BİLE DEĞİL! Sami'nin kendi elleriyle yarım bıraktığı hikayesi de, Venis'in muhtemel son ana kemer saltanatı da... Umurumda olan tek şey var: o iki adamın benden ne aldığı. Birisinin Royal Rumble'da, diğerinin de No Way Out'da engel olduğu şey. Finn Bálor'ın hikayesi - WORLD HEAVYWEIGHT CHAMPIONSHIP İLE OLAN HİKAYEM! İşte umurumda olan tek şey bu!
Finn Bálor: Seattle'dan tarih yazarak çıkacağım- Seattle Cup'ı kazanacağım! İşte o zaman hepinize gerçek "takıntının" ve "gerçek yarım kalmış hikayenin" ne olduğunu göstereceğim!
Seyircilerden inanılmaz bir destek geliyor Finn'e. Saxton ona çok bir şey soramamış olsa da teşekkür ediyor ve reklamlara gidiyoruz.
Şov kaldığı yerden devam ediyor- ringden devam ediyoruz.
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Bütün bu nefret rüzgarının arasından Stage'imize çıkagelen Dominik Mysterio! Kendisi, olağanın aksine tema müziği fazla ilerlemeden geliyor. Normalde olduğu gibi bir görünümünün aksine, daha özensiz ve bakımsız duruyor- üstelik suratı da hiç gülmüyor! Dominik şu anda fazlasıyla gergin ve de çok aksi! Elinde bir adet mikrofon bulunan Dominik, öfkeli bir şekilde etrafına bakınıyor ve bir taraftan elindeki mikrofonu ağzına doğru götürerek konuşurken; diğer taraftan da ringe doğru yol almaya başlıyor. Ne yuhalamaları, ne de tema müziğini umursuyor— burnundan soluyarak doğrudan konuşmaya başlıyor!
Dominik Mysterio: KESİN ŞU MÜZİĞİ... KESİN DİYORUM! (Tema müziği durduruluyor) KOMİK Mİ GELİYOR, HUH, EĞLENİYOR MUSUNUZ? BUNLARIN TAMAMI SİZİN İÇİN BİR OYUNU MU İFADE EDİYOR? GÜNLERDİR UYUMADIM! GÜNLERDİR NE YAPTIĞIMI, NE ETTİĞİMİ, NE YEDİĞİMİ, NEREDE OLDUĞUMU BİLMİYORUM! YO, BRAY, SENİ CABRÓN, ONU BU ŞEKİLDE ALIKOYAMAZSIN! (Nefes nefese kalmış bir şekilde devam ediyor) BURAYA GEL VE HASTALIKLI OYUNLARININ SONUNU GETİR— EĞER BİR OYUN OYNAMAK İSTİYORSAN, SENİNLE OYNAMAK ADINA TEK BAŞIMA BURADAYIM! (Ringe varıyor, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmasının sonrasında iplerin arasından geçerek ringe giriyor) EĞER ONU ŞU SANİYE, HEMEN ŞİMDİ BURAYA GETİRİRSEN YAPTIĞIN HATAYI GÖRMEZDEN GELİRİM- SANA MERHAMET EDERİM BRAY! DUYDUN MU BENİ— SANA ACIRIM! AMA EĞER SAKLANMAYA DEVAM EDERSEN, YEMİN EDİYORUM Kİ SENİ O KARANLIK DELİĞİNDEN ÇIKARIRIM VE SANA KİMSENİN HAYAL EDEMEYECEĞİ ŞEYLERİ YAŞATIRIM! VAMOS, LIV'İMİ BURAYA İSTİYORUM- SENİ BEKLİYORUM!
Dominik elinde sıkarak tuttuğu mikrofonu indiriyor ve suratını ringin batısına doğru çevirerek Stage'e bakmaya başlıyor. Bir süre boyunca bu şekilde bekleyerek birilerinin gelmesini bekliyor fakat araya giren zamanın sonrasında arka alandan gelen-gidenin olmadığını görüyor. Kendisinin duyabileceği bir ses tonuyla küfür etmesinin, lanet etmesinin sonrasında elinde bulunmakta olan mikrofonu tekrardan ağzına doğru götürüyor ve hararetli bir şekilde konuşmaya devam ediyor!
Dominik Mysterio: SENİ OROSPU ÇOCUĞU! ÇIKSANA DIŞARI, GELSENE BURAYA! KORKAK PİÇ! LIV'İ BURAYA GETİR! ŞİM—
Bir saniye, bir saniye! Bu konuşmanın devamı sağlanmıyor çünkü Dominik'in elindeki mikrofonu bastıracak bir tonla tema müziği çalınır oluyor! Dominik gergin bir şekilde kafasını Stage'e doğru çevirirken, arena içerisindeki binlerce insanın ayağa kalkarak o isim için olumlu reaksiyonlar göstermesini görüyoruz! Saniyeler içerisinde bir kişinin hızlı adımlarla Stage'e geldiğini görüyoruz ve kameranın o noktayı görüntülemeye başlamasıyla birlikte onun kim olduğu tarafımızca belirgin oluyor! Bu—
Bu No Way Out 2026 şovunda PGW Impure Championship kemerini kazanan Jack Perry'den başkası değil! Kendisinin de aceleci bir ruh halinin içerisinde olduğunu, buna rağmen özenli olduğunu görüyoruz. PGW Impure Championship kemerini yanında getirmemiş olmasına rağmen, elinde bir adet mikrofon bulunuyor. Kendisini pozitif reaksiyonlarla karşılayan seyircilere elini kaldırıyor ve onlardan durmalarını istiyor- amacının direkt olarak konuşmak olduğunu bu şekilde göstermiş oluyor. Seyirciler uyum göstererek duruyorlar, Jack ise yanında getirdiği mikrofonu ağzına kadar götürmesinin sonrasında ringe doğru ilerleyerek konuşmasına başlıyor!
Jack Perry: Sakin olarak devam etmeli—
Dominik Mysterio: SAKİN Mİ OLAYIM, SAKİN OLARAK MI DEVAM ETMELİYİM? BURAYA GELİP KAHRAMANLIK TASLAYABİLECEĞİNİ Mİ ZANNEDİYORSUN— HEPSİ SENİN SUÇUNDU ZATEN, HEPSİ SENİN YÜZÜNDEN OLDU! (Jack ringe varmış oluyor, çelik basamakları kullanarak Apron'a çıkmasının sonrasında o da iplerin arasından geçerek ringe giriyor ve tam da Dominik'in karşısına geçiyor) NO WAY OUT GECESİNİ UNUTMADIM JACK; ORTADA HİÇBİR ŞEY YOKKEN LIV'İ ORAYA, O RİNGE ÇAĞIRAN SENDİN! ONU O RUH HASTASI OROSPU EVLADINA, O UCUBE BRAY'E SEN YEM ETTİN! EĞER SEN O GECE GERİZEKALI EGONU TATMİN ETMEK ADINA ONU ORAYA ÇAĞIRMASAYDIN, LIV ŞU ANDA YANIMDA OLACAKTI! (Dominik'in gözleri doluyor; ama bu üzüntüden değil, damarlarında dolaşan öfke kıvılcımından kaynaklanıyor) LIV'İN BAŞINA GELEN HER ŞEYİN, ONUN DÖKTÜĞÜ HER GÖZ YAŞININ YEGANE SEBEBİ SENSİN! EĞER ONA BİR ŞEY OLURSA, ÖNCE BRAY'İN; SONRA DA SENİN SONUNU GETİRİRİM! BİTERSİNİZ! YOK OLURSUNUZ! ÖLÜRSÜNÜZ... BENİ DUYUYOR MUSUN, HUH?
O da ne— Dominik'in elindeki mikrofonu sert bir şekilde ring matına fırlattıktan sonra Jack'in yakasına yapıştığını görüyoruz! Jack'in ceketini iki tarafından tutarak onu kendisine doğru çekiyor! Adeta gözü dönmüş olan Dominik, resmen çıldırıyor-kuduruyor! Jack'in onun bu hâline anlam veremediğini, ona katılmadığını görüyoruz ama Dominik'in onun yakasına yapışmış olması rahatsızlık veriyor elbette ki. Şimdi Jack de elindeki mikrofonu serbest bırakıyor ve Dominik'le arasındaki konuşmayı görüntüleyen yakın çekim kameralarının algılayabileceği bir ses tonuyla Dominik'e konuşmaya başlıyor!
Jack Perry: Ne yaptığını sanıyorsun sen, çek şu ellerini üzerimden- benden uzak dur!
Dominik Mysterio: HEPSİ SENİN SUÇUN! PİÇ!
Jack Perry: Onun bunu tasarlamasını ben nereden bilebilirdim orospu çocuğu?
Jack de karşı reaksiyon olarak onun yakasına yapışıyor- ikisi de birbirinin yakasına yapışıyor ve birbirlerini sıkıyorlar! Bu iki isim arasındaki tansiyon her geçen saniye yükseklere tırmanıyor, onların arasındaki sinerji gitgide artıyor! İkisinin de dişlerini sıkarak birbirlerine baktıklarını görüyoruz, kavganın başlaması onlar adına an meselesi!
HU-HU!
Bu ses onları durduruyor, birbirlerini rahat bırakıyorlar. Jack'in üzerini düzelttiğini, Dominik'in de etrafına bakınarak bu sesin kaynağını araştırdığını-soruşturduğunu görüyoruz. Bir süre sonra Jack de bu eylemin ortağı oluyor, o da etrafa bakınarak bu sesin nereden ve kimden geldiğini anlamaya çalıştığını gözlemliyoruz. Bir süre sonra dev ekrana bir görüntü giriyor, birisi orada yer alıyor fakat bu görüntü bir hayli bulanık. Fakat zamanla bu görüntünün netleştiğini ve dev ekranda yer alarak bizleri karşılayan kişinin kimliğini belirliyoruz, bu Bray'den başkası değil! Bray'in kahkaha basmaya hazır olduğunu ama ciddi durmaya çalıştığını görüyoruz. Şimdi de el sallamaya başlıyor, Dominik öfkeyle takip ediyor bu bağlantıyı! Kendisini görüntüleyen kameranın lensine bakarak konuşmaya, kendisini ifade etmeye başlıyor- ondan dinliyoruz!
Bray Wyatt: (Gülümseyerek konuşmaya başlıyor) Sakin ol minik kuşum, sakin. Duyuyor musun— korku, en saf haliyle sana şarkılar söylüyor. Emin ol, Liv burada ve durumu gayet iyi. Ve evet, çok da yakınında- teninin altındaki nabzın atışı kadar yakın, ama bir o kadar da ulaşılmaz. O şu an bir koza evresinde. Acı, onu daha güzel bir şeye dönüştürüyor. (Bray aniden ciddileşiyor) Seni dinledim. Bana 'merhamet' vaat ediyorsun Dominik... Ama merhamet, sadece kaybedecek bir şeyi kalmayanların lüksüdür. Senin ise kaybedecek çok şeyin var. Liv’e kavuşmak istiyorsan, öncelikle kefaretini ödemelisin. Bak yanındaki o sefile- Jack Perry'e. O senin günahlarının bir meyvesi.
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Bütün arena, bütün Intuit Dome onun bu sözlerini nefretle-öfkeyle karşılıyor! Bray aşağılayıcı bir ifade ile kameraya bakarken, onun bu denli bir kirli oyun yürütmesi, herkesin tepkisini çekiyor! Bray, dev ekranda, Titantron'da kalmaya devam ederken, Dominik'in kendisini tutamadığını ve yere attığı mikrofonu tekrardan alarak lafa girdiğini görüyoruz- o sorusunu tekrardan yöneltiyor!
Dominik Mysterio: LIV NEREDE?
Bray direkt olarak yanıt veriyor.
Bray Wyatt: (Aşağılayıcı bir bakışla devam ediyor) Onun nerede olduğunu sana söyleyeceğim Dominik, ama bir şartla! Liv’in nerede olduğunu sana gösterecek olan pusula, senin ellerinde değil; omuzlarındaki o eksiklikte saklı. Bu gece, bu şovda... PGW Impure Championship için rövanş hakkını kullanacaksın! (Arenadaki herkes şaşırıyor) Jack'ten intikamımı, PGW Impure Championship kemerini ganimetlerim arasına ekleyerek alacağım... Bunun için de senin ayak bağı olmanı istemiyorum— hemen şimdi, o hakkı kullanıyorsun! Anlaşıldı mı? Buradayım, seni izliyorum!
Seyirciler var güçleriyle küfürler yağdırıyorlar, yuhalıyorlar. Jack'in de ring matı üzerindeki bir mikrofonu almak adına eğildiğini ve doğrulduğunu görüyoruz. Kendisini gözlemleyecek olduğumuzda, Dominik'in bir an bile olsun gözlerini onun üzerinden çekmediğini ve öfkeli bir şekilde ona bakmayı sürdürdüğünü seçiyoruz. Jack, Bray'le konuşmak yerine Dominik'le uğraşmak- ona laf anlatmak zorunda kalıyor. Dominik'in gözlerinin içerisine bakarak anlatmaya başlıyor!
Jack Perry: Bu bir oyun! Onun seni... Ve senin aklını yönetmesine izin verme! (Dominik'in bakışları iyice sertleşiyor) Senin götünü sikeyim, tamam, hakem gelsin, başlıyoruz!
Arka alandan birisinin, bir maç hakeminin koşarak geldiğini görüyoruz. Koşarak Stage'e gelmesinin sonrasında bir an bile durmadan rampayı takip ediyor ve ringe doğru yol alıyor. Dominik ile Jack üstlerini çıkartarak maça uygun bir hâle gelirken, maçın hakemliğini üstlenecek olan personelin ringe vardığını ve iplerin altından kayarak ringin içerisine zuhur ettiğini görüyoruz! O, direkt olarak ringin doğru tarafına bakan iplere kadar gidiyor, iplerin arasından geçiyor ve kendisine doğru gelen anonsöre hemen anonsun yapılmasını ve zilin çalınmasını istiyor! Anonslar yapılıyor, zil çalınıyor- maç başlıyor!
PGW Impure Championship
Dominik Mysterio vs. Jack Perry (c)
DOMINIK, İNANILMAZ BİR ŞİDDETLE JACK'E LOW BLOW VURUYOR! BU CAN ALICI DARBE, MAÇIN HAKEMİ TARAFINDAN GÖRÜLÜYOR VE MAÇ DİREKT OLARAK SONLANDIRILIYOR! JACK HEMEN HAREKETSİZ BİR ŞEKİLDE RİNG MATINDA UZANIYOR- KIPKIRMIZI OLUYOR ÇÜNKÜ ÇOK SERT BİR DARBE ALDI! HAKEM DİREKT OLARAK TIMEKEEPER'IN OLDUĞU NOKTAYA DÖNÜYOR VE ZİLİ ÇALARAK MAÇI SONLANDIRIYOR!
Kazanan ve Hâlâ PGW Impure Şampiyonu Olan: Jack Perry (DQ)
Evet, kendisi ayağa kalkacak durumda değil fakat alanda bile olmayan kemerini korumayı bildi! Jack, hâlâ PGW Impure Şampiyonu! O, yuvarlanarak maçın hakemi tarafaından ringin dışarısına alınıyor ve sağlık görevlileri tarafınca ilgilenilmeye başlıyor. Hakemler onun durumunu yakından takip ederken, ringin içerisine dönüyoruz. Dominik'in direkt olarak köşeye gittiğini ve orada duran mikrofonu eline aldığını görüyoruz. Mikrofonla birlikte doğrulmasının sonrasında yüzünü Stage'e doğru çeviriyor ve dev ekrandaki Bray'e bakarak konuşmaya başlıyor- resmen çemkiriyor!
Dominik Mysterio: (Burnundan soluyarak konuşuyor) YAPTIM... GÖRDÜN, ÖYLE DEĞİL Mİ? DUYUYOR MUSUN BENİ? İSTEDİĞİNİ YAPTIM! (Öfkeli bir şekilde iplere tekme attıktan sonra devam ediyor) LANET OLASI KEMER UMRUMDA DEĞİL! AMA SEN O KEMERE RAHATLIKLA GİTMEK İSTİYORSAN, LIV İÇİN ARADAN BİR SANİYE BİLE DÜŞÜNMEDEN ÇEKİLİRİM... İSTEDİĞİN OLDU, ARTIK JACK'İNİ ALABİLİRSİN- BENİM ONUNLA İŞİM KALMADI. NE JACK, NE BU RİNG, NE BU SEYİRCİLER, NE DE BU HAYAT... HİÇBİRİ UMRUMDA DEĞİL! BEN GÖREVİMİ YAPTIM BRAY, ONUNLA DÖVÜŞTÜM VE O HAKKI ORTADAN KALDIRDIM! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) ŞİMDİ SÖYLE, SÖYLE DİYORUM SANA! YETER ARTIK BU KADAR OYUN, BU BİLMECELERİN SONU GELMELİ! ONU BANA VERECEĞİNİ SÖYLEDİN. SÖZÜNÜ TUT, ONUN NEREDE OLDUĞUNU BANA SÖYLE!
BRAY NE YAPACAK?
BRAY KAMERAYI ÇEVİRİYOR VE YANINDA DURAN LIV'İ GÖSTERİYOR! GÖZÜNDEN DAMLA DAMLA GÖZYAŞLARI ÇIKAN LIV'İN AĞZI BAĞLI! BİR SÜRE BOYUNCA ONU GÖSTEREN BRAY, ŞİMDİ KAMERAYI TEKRARDAN KENDİSİNE DOĞRU ÇEVİRİYOR VE BİR ŞEYLER SÖYLEMEYE BAŞLIYOR!
Bray Wyatt: Lafayette...
Dominik çılgına dönüyor ve kendisini yere atarak ring matına hunharca yumruklar vurmaya başlıyor! Elini-kolunu kıracak adeta! Şiddeti dinmiyor!
Bray Wyatt: Follow the buzzards and come to me!
lafayette
DERP!
Ring içerisinde yaşananların sonrasında kameralar farklı bir tarafa doğru çevrilmişti. An itibarıyla kendimizi Prestige Grand Wrestling Backstage'inde buluyoruz ve objektifimize yansıyan görüntülere bakacak olduğumuzda, kendimizi The Broken Hardys'e tahsil edilmiş olan bir Locker Room'un önünde yer aldığımızı rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Tag Team adları dahil olmak üzere adlarının, kapının hemen bitişiğinde bulunan bir plakada yer aldığını fakat buna rağmen hippilermişçesine boyayla kapının üzerine "Broken Hardys" yazmış olduklarını görüyoruz. Yarım dakika kadar alanın tanıtılmasının sonrasında, görüntüler odanın içerisinden devam ediyor.
Odanın içerisine bakılacak olduğunda çeşitli metaforlar içeren objeler yer aldığını görüyoruz. Odanın pek de düzenli durmadığını, gözü rahatsız edecek bir tasarımının olduğunu görüyoruz. Temiz ama bir hayli aykırı duran bir oda olduğundan bahsetmek mümkün. Odanın içerisine biraz daha göz atacak olduğumuzda, karşımızda PGW Tag Team Championship kemerlerinin sahibi olan The Broken Hardys takımının üyeleri Jeff Hardy ile "Broken" Matt Hardy'i görüyoruz! PGW World Television ve PGW Tag Team Championship kemerlerini sehpanın üzerine bırakmış bir şekilde oturuyorlar. Jeff'in ellerini birleştirerek yüzüne yakın bir noktada tuttuğunu, düşünceli ve huzursuz durduğundan bahsedebiliriz; "Broken" Matt ise kendi kendine gülüyor, kafasını sallıyor, kucağında durmakta olan Vanguard One'a uzun uzun bakarak eğleniyor. Bu şekilde bir süre ekrana getirilmelerinin sonrasında, "Broken" Matt'in kafasını ani bir şekilde kaldırdığını ve Jeff'e dönerek bir şeyler söylemeye başladığını seçiyoruz!
"Broken" Matt Hardy: Y-eeEEeeSSS! HİSSEDEBİLİYORUM! Zam-anın dokusu, tıpkı YEDİ tanrının kadim p... Parşömenlerinde öngördüğü gibi yırtılıyor Brother NEEEEEEEEEEEEEEEEEERO! HAAA-HAHAHAAH! YEDİ ruhun çığlıkları, Vanguard One'ın devrelerinden geçip zihnime bir şel-llllale gibi akıyor! Gökyüzündeki YILDIZLAR hizalandığında, fani gözlerin göremediği o BÜYÜK BOŞLUK bizi selamlıyor. YE-YEYE-YEYEYE! Bizler sadece et ve kemikten ibaret değiliz; bizler kozmik bir satranç tahtasındaki ebedi vessel’larız! ("Broken" Matt kahkaha atarken, Jeff'in onu sadece dinlediğini görüyoruz) Görüyor musun, huh? Gölgeler fı-sıldıyorrr... Nikola Tesla kulağıma fısıldarken oluşan bu TİTREŞİMİN FREKANSI, SKARARSGARD'I bile ür-pertiyor olmalı! HA-HAHAHAH-AHAHA! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) REEEEEENKARNASYON GÖLÜ bu gece çok berrak, çok derin- her şey ise bir DÖNGÜDEN ibaret my dear Nero! Bir RUUU-HUN yükselişi için, diğerinin feda edilmesi; bir yıldızın doğması için, bir diğerinin sönmesi gerekir! Melankolik bir AURRRA, evrenin bu MUAZZAM dengesini bozmaya yetmez— her şey... Her şey WONDERFUL bir sona doğru sürükleniyor!
"Broken" Matt bu sözleri sarf ederken Jeff'in isteksiz bir ifadeyle onu dinlemesi de ekrana geliyordu. "Broken" Matt'in zihnindekileri dışarıya vurmasının sonrasında ortamda bir süreliğine sessizlik meydana geliyor- başlangıçta olduğu gibi kendi işleriyle ilgileniyorlar; "Broken" Matt, Vanguard One'ına bakarak kikirderken, Jeff'in de öylece önüne baktığını görüyoruz. Bir süre sonra ortamdaki bu sessizlik halinin, Jeff tarafından sonlandırıldığını görüyoruz. Jeff hiç beklenmedik bir şekilde konuşmaya başlıyor, bu "Broken" Matt'in de istemsiz bir şekilde irkilmesine yol açıyor. Şimdi Jeff'ten dinliyoruz, o konuşuyor!
Jeff Hardy: Sadece bir anlığına o gürültülü evreninin durdur Matt, bu şu anda hiç de iyi gelmiyor. ("Broken" Matt, bunu garipsiyor) Dünyamda hiçbir renk kalmadı Matt- saçlarımı ve suratıma o boyaları sürerek kendimi iyileştirmeye çalışıyorum ama bu hayatı grileşmiş olan Jeff'e hiç de iyi gelmiyor! Her şey puslu ve anlamsız. Issız demir demetlerinin arasına girdiğimiz anı, kafamın içerisinden çıkartamıyorum. Bu kafayı durduramıyorum Matt— gözümü her kapattığımda kendimi tekrardan No Way Out 2026 gecesinde buluyorum. Zihnimin içinde sürekli o an dönüp duruyor. Bir plak takılmış gibi... Tekrar, tekrar ve tekrar. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Ama canımı yakan metal değildi Matt, senin ellerindi. Beni o boşluğa, o hiçliğe iten senin ellerindi... Why Matt? Neden tam da tutunacak bir şeyler ararken beni o karanlığa fırlattın? Sen benim tek dayanağımdın... Ama şimdi, ne zaman sana baksam, sadece beni o boşluğa iten o elleri görüyorum. Just tell me why.
Jeff bütün bu sözlerinin sonuna geldiğinde, artık hayal kırıklığının suratına da yansımasını seyrediyoruz. Onun ruh bu hali, her geçen saniye daha da seçilir bir hâl alıyor. Karşısındaki "Broken" Matt'e baktığımızda, onu dinlerken bu sözleri tuhaf bulduğunu görmüştük. Şimdi ona göz atacak olduğumuzda, güldüğünü-kikirdediğini görüyoruz. Bu, Jeff tarafından anlaşılır bulunmamış gibi görünüyor. O, sadece boş boş "Broken" Matt'e bakarken; "Broken" Matt'in ağzını açtığını, yanıt vermeye başladığını gözlemliyoruz.
"Broken" Matt Hardy: Şşşşşşşşş! Sesini alçalt BROTHER NE-EEEEEEEERO! YEE-AHAHAHAHAHAH! Senin bu kontrolsüz titreşimlerin, kaotik frekansların… Burada sıradan bir AN yaşanmıyor Jeff… HAYIR! Burada, zamanın KENDİSİ diz çök-müş durumda! GÖRMÜYOR MUSUN? O, şu anda… DERİN BİR VERİ UYKUSUNDA! Öyle bir uyku ki bu… Sıradan ÖLLLÜMLÜLERİN anlayamayacağı bir seviyede! O, ga-laksiler arası sunucularla… Bilinmeyen boyutların veri a-kışlarıyla… KOZMİK BİR SENKRONİZASYON içinde! Ve sen… SEN! Bu kutsal ritüelin ortasında… Bu İLAHİ bağlantının zirvesindn, çıkardığın bu ilkel, kontrolsüz seslerle bu uyumu BOZMAYA MI CÜRET EDİYORSUN? Senin bu hıç-kırıkların… Bu kırık ruhunun DIŞAVURUMU… Evrenin dengesini tehdit ediyor! Ama… AMA! Ben görüyorum Jeff… Sen yok olmuyorsun… Sen YENİDEN YAZILIYORSUN! Tıpkı bir yıldızın ölmeden önce en PAR-LAK haline ulaşması gibi… Tıpkı bir süpernovanın kendi sonuyla yeni evrenler doğurması gibi… SEN DE YIKIMININ İÇİNDE YENİDEN DOĞUYORSUN! HA-HAAHAH-AHAH! Senin acın… Senin çığlıkların… Aslında bu dönüşümün habercisi! Napolyon’un Waterloo’daki o son bakışı… Hatırlıyor musun Jeff'im? O bakışta bir son vardı… Bir çöküş vardı… Ama burada? BURADA? Burada bir SON yok! Burada sadece BAŞLANGIÇ VAR! Onun mağlubiyeti tarih kitaplarında bir DİPNOT olabilir… Ama senin bu anın? Bu an… KOZMİK TARİHİN KENDİSİNE KAZINIYOR! Bu oda, artık öylesine bir Locker Room değil Jeff… Burası bir nexus, bir kesişim noktası! Ruhların, enerjilerin, kaderlerin çarpıştığı bir kutsal alan! Vanguard One uyuyor ama bu bir zayıflık değil; bu— fırtına öncesi mutlak sükunet! Şşşşşşş… Şimdi… DİNLE… Evren… The Broken Hardys için NE-FES alıyor!
"Broken" Matt'in biraz önce sözlerini sarf ettikten sonra gözlerini kapattığını ve hışırtılı bir biçimde, gürültü bir şekilde nefes alışverişleri gerçekleştirdiğini görüyoruz. O, bir süre boyunca bunu gerçekleştiriyor fakat aynı eylemin Jeff tarafından da gerçekleştirilmediğini fark ettiğinde, hemen duruyor ve ona bakmaya başlıyor. Jeff dik dik bir şekilde bakmayı sürdürüyordu, şimdi ise göz temasının tekrardan kurulmasının üzerine sorgulamaya, sormaya devam ediyor- konuşuyor!
Jeff Hardy: Sana sorduğum o basit sorunun karşılığı bu değil Matt... Aşılmaz duvarların, bitmek bilmeyen metaforların arkasında durmana gerek yok. Bu konuşmanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi gerekiyor- birbirimizi anlamalıyız. Öyle değil mi, huh? Ben senden hâlâ karın doyuran bir yanıt alamadım. ("Broken" Matt, bu saniyeden sonra tamamen ciddileşiyor) Bana nedenini söylemeni beklerken, sen bana uykulardan ve galaksilerden bahsediyorsun. Ama benim zihnimdeki o sahne hiçbir şekilde değişmiyor. Ellerin sıcaklığını değil, beni boşluğa fırlatışındaki o soğukluğu hissediyorum... (Derin bir nefes verdikten sonra konuşmaya devam ediyor) Buna bir zafer mi dersin? Hangi zaferden bahsedebiliriz ki Matt? Şu an burada, bu 'dumanlı' odada, ruhum her saniye daha da kararırken hangi zaferden söz edebilirsin? Eğer zafer buysa, ben sadece bir mağlubiyetin içinde nefes almaya çalışıyorum. Bana nedenini söyle Matt— kozmik anlatılara bir müddet boyunca ara ver ve sadece aklından geçeni, nedenini söyle.
Jeff'in bakışlarının gitgide keskinleştiğini fark ediyoruz, "Broken" Matt ise bütün bu konuşmalar boyunca onu ciddileşerek dikkatli bir şekilde dinliyordu. Jeff'in konuşmasının sona ermesini sabırla bekledi. Şimdi kendisinin yanıt vermeden önce kafasını salladığını görüyoruz, konuşacaklarını-söyleyeceklerini kafasında bu sürede toparlıyor olmalı. Jeff sabırsızlıkla bir yanıt almayı umuyor— şimdi ise "Broken" Matt'in konuşmaya başlamasını, anlatmaya başlamasını objektifimizde buluyoruz.
"Broken" Matt Hardy: Brother NEEE-ROO, senin o FANİ hafızan sadece işine gelen frekansları mı kaydediyor? Yoksa o gri dünyan, geçmişin kutsal gerçeklerini de mi kararttı? Royal Rumble 2026'yı ne kadar da çabuk UNUTMUŞSUN! O kaotik HENGAMENİN içerisinde, binlerce fani ruhun çığlıkları arasında beni o iplerin üzerinden zemine fırlatırken elin hiç titremedi! YE-YEYE-YEYEYE! O zaman sana sorduğumda, o titrek dudaklarından hangi fani kelimeler dökülmüştü hatırla! As you said— there were no teams in that ring, it was every man for himself... (Kikirdiyor) O gün senin ağzından dökülen o İL-KEL felsefe, bugün benim KOZ-MİK gerçeğim oldu! Ben seni o Elimination Chamber'ın dışarısına uğurlarken, sadece senin o günkü ÖĞRETİNİ onurlandırdım! Sen de beni elemiştin Jeff'im! Ama bunlara rağmen eğer benim PGW World Television Şampiyonu olarak oradan ayrılmam senin için bir MAĞLUBİYETSE, o TOOO-HUMU sen ektin! Eğer bu bir ACIYSA, o ACININ MİM-ARI da sen oldun— ben sadece senin sözlerinden yola çıkarak başlattığın şarkının son NOOO-TASINI vurdum! Kişiselleştirme Jeff- tıpkı o gün bana söylediğin gibi... Herkes tekti! Ve ben, o gece senden daha uyanık olan vessel’dım! DEeeLEE—
Bir saniye, "Broken" Matt bu sözlerinin sonunu kendisiyle özdeşleşen "DELETE!" ile bitirecekti lakin bunun gerçekleştiği sırada The Broken Hardys'e tahsil edilmiş olan Locker Room'un kapısının tıklatılmadan, onaysız bir şekilde açıldığını ve bir kişinin odanın içerisine giriyor! Şu anda kimliği tarafımızca belli olmamış bu kişinin alanda olması, "Broken" Matt'in dikkatinin dağılması ve sözlerinin yarım kalmasıyla sonuçlanırken; Jeff'in atılmaya hazır bir hâle gelerek gözlerini kocaman büyütmesine yol açıyor. Peki an itibarıyla odanın içerisinde olan ve gülerek bu iki ismin olduğu koltuklara doğru yaklaşan kişi kim? Saniyeler içerisinde kameralar, o kişinin suratını görüntülemeye başlıyor! Bu—
SETH ROLLINS! Bu kişi, ROH World şampiyonu Seth'ten başkası değil! O, sırıtarak onlara doğru yaklaşıyor. Onu bir tehlike olarak algılayan Jeff, ellerini yumruk hâline getirerek ayağa kalkıyor— hayır, "Broken" Matt'in onu tuttuğunu ve ayağa kalkmasına izin vermediğini görüyoruz. Seth'in burada olması, "Broken" Matt için bir sorun olarak algılanmış gibi görünmüyor; o, daha çok Seth'in neden burada olduğuyla ilgileniyormuş gibi duruyor. Davetsiz misafir, onların olduğu koltukların yanına gelmesinin sonrasında koltukta yer alıyor. O da kendi kemerini, ROH World Championship'ini masanın üzerine bırakıyor- odadaki diğer isimlerin de yaptığı gibi. Yüzündeki hain sırıtması hiç eksik olmayan Seth'in, oturduğu koltuğun ucuna doğru gelerek eğilmesini ve The Broken Hardys'e yaklaşarak konuşmaya başlamasını seyrediyoruz!
Seth Rollins: Burada tuhaf bir hava var ama bunun odanın havalandırmasının yetersiz kalmasıyla alakalı olduğunu sanmıyorum. (Sırıtıyor) Buradaki sorunları, sorunlarınızı, bölmek istemezdim ama buralardan geçerken sizin bu kapıdan geçerken kulağıma o kadar 'aydınlatıcı' kelimeler çalındı ki... Böyle bir ortama zuhur etmemek elde değildi! Benden bir yorum ister misiniz— ikiniz de gerçek ışığı görmekten çok uzaktasınız! (Jeff ile "Broken" Matt'in birbirlerine baktıklarını görüyoruz) Ben o karanlığın içinden geçtim. Ben ölümün o buz gibi elini sıktım ve geri döndüm. Ben sadece bir güreşçi parçası olmanın ötesine gidebildim. Elçinizin size getirdiği mesaj şu: İhanet diye bir şey yoktur, sadece uyanış vardır. Matt, sen Jeff'i Elimination Chamber Match'te eleyerek onu bir 'döngü'ye sokmadın; sen sadece evrenin kaçınılmaz doğasını yerine getirdin. Jeff... Sen neden bu kadar şaşırdın? Kardeşinin seni sırtından itmesi bir acı değil, senin gibi birinin hak ettiği tek gerçektir. Ama senin canını yakan sahte acılar değil, onun bir kademe yukarıya tırmanmış olması- sen onu kıskanıyorsun. Onun senin önüne geçmesi, seni çıldırtıyor! İçinin içini yediğini biliyorum... Çok büyük bir günahkarsın Jeff.
Seth, Jeff'in gözlerinin içerisine bakarak gülmeye başlıyor. Jeff'in deliye döndüğünü fakat "Broken" Matt tarafından sıkı bir şekilde tutulduğunu görüyoruz- kavgaya onun tarafından izin verilmiyor. Jeff'in, "Broken" Matt'e burada kavga etmeyeceğini söylemesi üzerine serbest bırakıldığını görüyoruz. Jeff de, Seth gibi koltuğun ucuna kadar gelmesinin sonrasında eğiliyor ve Seth'e iyice yaklaşarak, onun gözlerinin içine bakarak bir şeyler söylemeye, onun iddialarına yanıt vermeye başlıyor!
Jeff Hardy: Narsistsin ve bundan hareketle gözlerin (Vurguluyor) kör Seth- gerçekleri görmüyorsun, görmek istemiyorsun da. Çünkü bu bir hayli zor yaşamına daha kolay geliyor. İnan bana, ilişkiler-bağlar konusunda sözü en son dinlenecek kişi de sensin— Roman Reigns ve Dean Ambrose nerede, onlar nerede, onlara ne yaptın, iyi hatırla! (Seth bozulmamış gibi davranmaya çalışıyor) Maskenin arkasını görüyorum. O çatlakları görüyorum. Çünkü ben de oradan geçtim. Ben o karanlıktan dönmedim, ben o karanlığın içinde yaşıyorum... Kıskançlık? Günahkarlık? Benim dünyamda artık bu duygulara yer yok, sadece boşluk var. (Gözü sehpanın üzerindeki ROH World Championship'e çarpıyor, sonrasında Seth'e bakarak devam ediyor) Ve şu masada duran şey... Senin o... O sikik kemerin... Onunla hiçbir işim yok Seth. O unvan senin o sahte elçiliğini besleyebilir ama benim ruhumdaki o griyi silmeye yetmez. Benim hedefim çok daha farklı- benim tek bir amacım var; o da "Chief" Morgan'ın anlattığı Seattle Cup. O anahtarı elde ettiğimde, kazandığımda; belki o zaman zihnimdeki o plak takılmayı bırakır, huh. Senin o sahte bilgeliğin de, o benim için bir hiç olan kemerin de benim için bir hiçten ibaret. Bunun üzerine söyleyebilecek bir şeylerinin olduğunu sanmıyorum, şimdi güzel bir şekilde odamızdan ayrıl.
Jeff bu sözleri tamamlarken, Seth'e baktığımızda kahkahaya boğulduğunu görüyoruz. Karşısında durmakta olan Jeff'i tahrik edecek boyutta kahkahalar atıyor, resmen kıpkırmızı olmuş durumda! Jeff ile "Broken" Matt ikilisinin bir süre boyunca hiçbir şey yapmadan onun gülme halini seyrettiklerini görüyoruz. Araya bir süre giriyor, Seth nihayetinde yatışıyor. Şimdi ise ciddileşerek konuşmaya başladığını, Jeff'e yanıt verdiğini seyrediyoruz. Ondan dinliyoruz!
Seth Rollins: Depresif görüntünün altında ateşi kor bir şeytan yatıyor Jeff— bana saldırıya geçebileceğini zannetmezdim. Dean ile Roman'ı hatırlatabileceğini düşünmezdim ama sen rengini yavaş yavaş belli ediyorsun. Onlar sadece benim ben olabilmem için geçmem gereken eşiklerdi. Ben onlara ihanet etmedim Jeff, ben onları evrimleşmeye zorladım! Ama senin zihnin bunu algılayamayacak kadar... Paslanmış. (Oda buz kesiyor adeta, Seth bakışlarını ROH World Championship'e çevirerek devam ediyor) Değersiz olarak gördüğün ROH World Championship... Bu, bu dünyanın gerçek ışığı adamım! Ama madem senin gözlerin bu parıltıyı göremiyor, madem senin tek derdin o "Chief" Morgan'ın bahsettiği Seattle Cup... O zaman sana bir elçi olarak son bir iyilik yapacağım. (Jeff ile "Broken" Matt birbirlerine bakıyorlar) Seattle Cup anahtarının seni olacağını, o takılan plağı durduracağını sanıyorsun, öyle mi? Ne büyük bir yanılgı... Ama madem bu kadar eminsin, madem benim kemerim senin aşınmış ruhun için bir hiçten ibaret; o zaman haftaya seni o ringin ortasında, bizzat benim karşımda görmek istiyorum. Madem kemerimle işin yok, o zaman sadece senin o paramparça olmuş gururun ve Seattle Cup hayallerin için dövüşeceğiz! (Jeff kafasını sallıyor, onaylıyor) O kupa maçına giden yola, beni aşamayarak ulaşamamanı hep birlikte göreceğiz! (Bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ediyor) Hazırlan Jeff; haftaya o zihnindeki plak sadece takılmakla kalmayacak, tarafımca tamamen parçalanacak! Ciao!
Seth bu sözleri sarf etmesinin sonrasında sehpanın üzerinde duran ROH World Championship'ini alıyor ve oturduğu yerden kalkarak kapıya doğru gidiyor. O, kapının eşiğinden geçerek The Broken Hardys'e tahsil edilen Locker Room'u terk ederken, Jeff ile "Broken" Matt'in onun odadan ayrılışını sadece izlediklerini görüyoruz. Seth tamamen görünürden kaybolduğunda da birbirlerine doğru bakmaya başlıyorlar. Onların arasındaki bakışmalar sürerken, ekranın karardığını ve sonrasında da kameraların kapandığını görüyoruz. Şovumuz yerini reklamlara bırakmıyor, kameralar ringe çevrilerek devam sağlanıyor.
?_?
Rey Mysterio, Stage'de beliriyor! Tauntunu atarak pyroları patlatıyor ve ringe doğru yürümeye başlıyor! Seyircilerle tokalaşıyor, ardından Rey Mysterio maskeli çocuklarla maskesini tokuşturuyor. Sonrasında kafasını ringe çeviriyor ve hızlı adımlarla çelik merdivenlere yürüyor- çelik merdivenden çıkıp ringe giriyor. Koşarak Second-rope'a çıkıyor ve Taunt'unu atıyor. Karşıdaki Second-rope'a da çıkıyor ve yine Taunt atıyor. Sonrasında ringe iniyor ve rakibini beklemeye başlıyor...
Bobby Lashley, Stage'de beliriyor! Taunt'unu atıyor ve tüm ciddiyetiyle yavaşça ringe doğru yürüyor. Ringe gelmeden rakibini bir süzüyor. Sonrasında yavaşça çelik merdivenden çıkıyor ve paralel iplerden geçerek ringe giriyor. Second-rope'a çıkıyor ve Taunt'unu atarak bir süre seyirciyi seyrettikten sonra iniyor ve Taunt atıyor. Kafasını Rey'e çeviriyor. Hakem işareti veriyor. Zil çaldı, maç başladı!
Bobby Lashley vs. Rey Mysterio
İkili birbirlerine hızla koşuyor- Lashley ani bir Shoulder Block'la Rey'i yere yapıştırıyor! Ardından Rey yavaşça kalkıyor. Lashley hızla iplerden sekiyor ve bir tane daha! Ardından tutuyor ve hızla Dominator'le yakalıyor fakat Rey bundan kurtuluyor. Arkasından bir Dropkick. LASHLEY İPLERDE! Rey hızla koşuyor ve 619! FAKAT HAYIR! Lashley ani bir Clothesline ile Rey'i yatırıyor. Sonrasında hızla Spinebuster şeklinde kaldırıyor ve sertçe köşeye çarpıyor. Ardından köşeye hızla Shoulder Trust'larla devam ediyor! Sonrasında karşı köşeye doğru geçiyor ve koşarak bir Shoulder Charge! Fakat Rey bundan kaçıyor! Lashley'nin bacaklarına bir dropkick vurarak Lashley'nin kafasının köşeye toslamasını sağlıyor. Lashley sendeleyerek kalkıyor. Rey ani bir tekme sallıyor. Lashley bu tekmeyi havada yakalıyor. Rey'den bir Enzuigiri! Lashley sersemleyerek ring dışına düşüyor! Rey, Apron'a geçip Senton'la rakibinin üzerine atlıyor!
Rey, Lashley'i kaldırıyor fakat Lashley hızla Rey'i Spinebuster'la tutup bariyerlere çarpıyor! Ardından seri yumruklarla devam ediyor ve sonrasında Rey'i sırtına alıyor. Kafasını Ring Postuna çarptırmak için koşuyor fakat Rey bundan kurtuluyor ve arkasından bir Dropkick vurarak Lashley'nin kafasını Ring Post'una çarptırıyor! Lashley sersemleyerek spiker masasına doğru geçiyor. Rey, spiker masasında Lashley'nin tepesine çıkıyor ve üst üste yumruklar! Lashley, Rey'i bir anda Powerbomb şeklinde kavrıyor! Fakat hayır! Rey bunu Frankensteiner'a çeviriyor! Lashley'i Ring Post'una doğru fırlatıyor fakat Lashley çarpmadan duruyor. Rey hızla üstüne koşarken Lashley'den bir dirsek. Sonrasında kafasını tutarak çelik merdivene çarpıyor! Ardından Rey'i ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor ve Rey'i kaldırıp Vertical Suplex'e alıyor! Vertical Suplex'le yatırıyor! Ardından Tuş deniyor. 1... 2...
KICKOUT! Lashley, Rey'i chinlock'a alıyor. Rey kıvranıyor. Bir süre sonra ayaklanıyor. Lashley'nin karnına karnına yumruklar vuruyor fakat Lashley bundan fazla hasar almıyor. Rey'i kafasından tutup yere çarptırıyor! Rey kafasını tutarak acıyla kıvranıyor! Lashley, yerde Rey'e üst üste yumruklar vuruyor. Defalarca vurduktan sonra Spear için hazırlanıyor. Rey ayaklanıyor. Lashley koşarak bir SPEARRR!!! FAKAT HAYIR! REY HIZLA KAFASINA BİR TEKME SALLIYOR! LASHLEY SERSEMLİYOR! SALLANARAK BODOSLAMA BİR ŞEKİLDE REY'İN ÜSTÜNE KOŞUYOR FAKAT REY DROP TOE HOLD'LA LASHLEY'İN KAFASINI YERE ÇARPTIRIYOR! LASHLEY KAFASINI TUTARAK İYİCE SERSEMLEMİŞ BİR ŞEKİLDE DİZLERİNİN ÜSTÜNE KALKIYOR. REY'DEN CANADIAN DESTROYERRR!!! TUŞ! 1... 2..
KICKOUT! Rey hızla Lashley'nin kafasına bir tekmeyi oturtuyor! Ardından tekrar tuş deniyor fakat Lashley tekrardan atıyor. Lashley yavaşça kalkıyor. Rey iplere sıçrıyor ve Springboard Crossbody! Fakat Lashley bunu Powerslam şeklinde karşılıyor. Powerslam'le tutup sertçe köşeye çarptırıyor! Ardından Rey'i şiddetli bir şekilde yere fırlatıyor! Rey'e yerde üst üste stomplar vuruyor! Sonrasında kaldırıyor ve sertçe köşeye fırlatıyor! Ardından hızla üstüne koşuyor fakat Rey bunu Dropkickle karşılıyor! Rey hızla koşuyor fakat Lashley bir anda Chokeslam'le Rey'i yere yatırıyor! Lashley hızla Tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! Lashley, Rey'in kafasına kafasına üst üste yumruklar savuruyor. Ardından kaldırıyor ve Flatliner! Rey acıyla yerde kıvranıyor. Lashley üst üste yumruklar savurmaya devam ediyor. Sonrasında Lashley, boğazından tutarak Rey'i kaldırıyor ve DOMINATOR! TUŞ! 1... 2...
KICKOUT! Rey yine atıyor! Lashley hızla Rey'in kafasından tutuyor ve Rey'i Ring Post'una fırlatıyor! Fakat hayır! Rey bunu bir anda tersine çeviriyor! Lashley koşarak Ring Post'una giriyor! Ring Post'unun demirlerine çarpıp sallanarak oradan çıkıyor. Rey hızla koşuyor ve Tilt A Whirl Headscissors ile Lashley'i iplere yolluyor! Hızla iplerden sekiyor ve 619! LASHLEY SERSEMLİYOR! ARKASINI DÖNÜYOR VE REY HIZLA İPLERİN ORADAN DROPKICK'LE LASHLEY'NİN SIRTINA ATLIYOR! LASHLEY TEKRARDAN İPLERDE! REY HIZLA İPLERDEN SEKİYOR VE BİR 619 DAHAAA!! LASHLEY YERİ ÖPÜYOR! REY TOP ROPE'A ÇIKIYOR! FROG SPLASHH!!
HAYIR! LASHLEY BUNDAN KAÇIYOR VE BİR ANDA AYAKLANIYOR VE SPEARRRR!!! TUŞ!!! 1...
2...
3!!!
Kazanan: Bobby Lashley
Bobby Lashley, Taunt'unu atıyor! Hakem, Lashley'nin elini kaldırıyor! Sonrasında Second-rope'a çıkıyor ve zaferini kutluyor! Kameralar kapa—
O DA NE!? DRAGON T!!! BİR ANDA BICYCLE KNEE STRIKE! LASHLEY İPLERE DÖNÜYOR İPLERDEN YAVAŞÇA SEKİYOR DRAGON T ARKADAN KAVRIYOR VE REBOUND GERMAN SUPELX!! ARDINDAN HAZIRLANIYOR VE SCISSORS KICKK!!
FAKAT HAYIR! TAM SCISSORS KICK İÇİN KOŞARKEN BİRİSİ DRAGON T'Yİ ARKADAN YAKALIYOR! BU ALEXANDER HAMMERSTONEEEE!!! TORTURE RACK'LE DRAGON T'Yİ TUTUYOR VE STONEBREAKERRRR!!!!
Hammerstone, Bobby Lashley'i kaldırıyor. Lashley'nin elini havaya kaldırıyor. Böylelikle Ring of Honor Debut'undan sonra Prestige Grand Wrestling Debut'unu da atmış oluyor! Bobby Lashley'le ayrı köşelere çıkıyorlar ve seyirciye Taunt atarlarken kameralar kapanıyor.
Alberto Del Rio'yu arka alanda karanlık bir yerde görüyoruz. Kamerayı fark edince oraya doğru yöneliyor ve konuşmaya başlıyor.
Alberto Del Rio: Maske çıktığına göre artık "harika bir gözden düşüş hikayesinin" ikinci bölümüne başlayabiliriz! Peki ikinci bölüme başlamadan önce ilk bölümde ne olmuştu? Ve ikinci bölüme gelene kadar neler yaşadık? John Cena benim Prince of PGW turnuvasından elenmemi sağlamıştı. Bir 621 gibi düştüğümü söylemişti. Alberto Del Rio kibirliydi. Cena ise tarihin en iyisiydi. Cena kurduğu hesapla beni Prestige Grand Wrestling'in tepesinden aşağıya yuvarlamış ve sonrasında kendisi en tepeye çıkmıştı. Sonrasında ortadan da kaybolduğumu hesaba katarsak gayet güzel bir son değil mi? En ilgi çekici hikayeler tepedekilerin sıfıra düşmesi değil mi zaten?
Alberto Del Rio: Cena'nın bana yaptıkları gücümden fazla şey kaybettirdi. Ama bitirmedi. Ve ben bitmediğim sürece hikayeniz sonlanmaz. Yine de görmediğiniz şeyleri anlatmam gerekiyor. Böylelikle ikinci bölüme başlamak için bilmemiz gerekenleri öğrenmiş oluruz. Başından beri El Grande Americano bendim. Ludwig Kaiser'in General Manager'lık serüveninin hüsranla sonuçlanmasından sonra onu paraya boğdum. Çalışmak zorunda kalmayacağı kadar çok para verdim ki ben ortada yokken Cena ile kafayı bozmuş gibi görünsün. Bunu yaparak kendi hedefime ulaşmayı amaçladım ve ilk etapta planım doğru şekilde işledi.
Alberto Del Rio: Hedefim Cena'nın hayatını sikmek. Cena'nın hedefi de buydu fakat aramızdaki fark şu. O başardığını sandı. Ben ise başaracağım. İlk etapta elinden Dünya şampiyonluğunu aldım. Sakatladım da. Daha fazlasını da yapacağım. Bunu yaparak Cena'nın hayatını sikeceğim ve sonrasında kendim olarak tekrardan PGW'nun başına geçeceğim. Kendim olarak. "Harika bir gözden düşüş hikayesinin" ikinci bölümü artık başlıyor. Ve maskenin düşüşü ile roller değişti. Artık ben avcıyım Cena ise av.
"Big Hebrew" MJF bu! MJF tesadüfen arka alanda kendi yolunda giderken Del Rio'yu görüyor ve gözlerini ona dikiyor. Del Rio da kendisini fark edince konuşmaya başlıyor.
MJF: Hayatım sikildi... D-STG, Stephen King romanı gibi kariyerimin en güzel anının içine etti ama maskenin altındaki soytarının sen çıkması en komik olay oldu.
Alberto Del Rio: Gerçekten çok komik haha. Bunu tekrar yapmanı istiyorum zayıf Ricky Gervais. Önümüzdeki hafta bu gösteriyi ringte yapmanı istiyorum. Sadece bana yapacağın bir gösteri istiyorum senden. Parası neyse benden. Eğer haftaya yapacağın gösteride başarısız olursan Seattle Cup'taki yerini alırım.
MJF: Deal.
Müzik çalmaya başlayınca Max Caster girişte beliriyor ve kısa süre sonra Tommaso Ciampa da yanında beliriyor! Max Caster oldukça odaklı bir şekilde ringe doğru ilerliyor. Seattle Cup'ta yer almak istediği yüz ifadesinden ve hareketlerinden anlaşılıyor. Caster karışık tepkiler eşliğinde ringe girerken Ciampa ise ring kenarında beklemeye başlıyor.
Finn Bálor, tema müziğinin çalmasından kısa bir süre sonra girişte görünüyor! Fakat sonrasında kimse gelmiyor. İnsanlar Carlito'yu beklerken kameralar bir anda spiker masasına dönüyor.
Pat McAfee: Uzun süredir takip etmediğimden bazı şeyleri kaçırdım ama sanki Carlito ile birlikteydi Finn.
Michael Cole: Evet öyle. Ancak No Way Out şovundan sonra Carlito, Prestige Grand Wrestling yönetiminden izin aldı ve bu hafta aramızda değil!
Finn ringe ilerledikten sonra önce Ciampa ile göz göze geliyor. Sonrasında da ringe giriyor ve köşeye çıkıp pozunu veriyor. Ardından Max ile de göz göze gelip köşesine çekiliyor. Hakemi bekliyor ikili ve hakem de fazla uzatmadan işareti veriyor.
Fatal 4-Way Seattle Cup Match Qualifying Match
Finn Bálor vs. Max Caster
Zil çalıyor ve mücadele başlıyor. İkili birbirlerine yaklaşıyor ve Collar and Elbow Tie Up ile birbirlerini kilitliyor. Bir süre sonra Caster, Balor'u iplere doğru götürüyor ve iplere yaslıyor onu. Bir süre sonra hakem araya giriyor ve ikili ayrılıyor. Sonrasında ikisi de ringin ortasına geliyor ve tekrardan Collar and Elbow Tie Up bağlayarak birbirlerini kilitliyorlar. Bir süre sonra Balor bu kez gücünü koyuyor ve iplere doğru ilerliyor. Caster'ı iplere yaslıyor. Hakem araya girmek için hamle yapıyor ama bu esnada Caster, Balor'u çeviriyor ve iplere yaslıyor. Sonrasında Balor aynı hamleyi yapıyor ve ikili köşeye yapışıyor. Hakem sonunda araya giriyor ve ikili bir kez daha ayrılıyor. İkili tekrardan ringin ortasına geliyor ama tam Balor hamle yapacağı sırada Caster bir Snapmare ile Balor'u önüne atıyor. Sonrasında da Jumping Neck Snap geliyor. Balor boynunu tutarak iplere doğru yuvarlanırken Caster seyircilere dönüp alkış tutmaya başlıyor. Balor bir süre sonra ayağa kalkmayı başarıyor ama Caster kendisini hızlıca yakalıyor ve bir Suplex patlatıyor. Sonrasında bacaklarından tutuyor ve bir Scissors Leg Drop! Caster tuşa gidiyor! 1-
Balor hızlıca tuşu atıyor. Caster, Balor'u ensesinden tutup ayağa kaldırıyor. Sonrasında bir yumruk atıp onu yere düşürüyor. Balor hızlıca ayağa kalkıp köşeye doğru çekiliyor. Caster, Balor'un üzerine koşarak atlıyor ve bir Monkey Flip çıkartıyor ama Balor ayakları üzerine düşüyor ve iplerden sekmek üzere koşuyor. Sonrasında Caster ayağa kalktığı sırada Balor ona doğru atlıyor ve Jumping Forearm Strike! Balor hızlıca ayağa kalkıyor ve Caster'ı da ayağa kaldırdıktan sonra bir German Suplex çıkartıyor. Caster yere çarptıktan sonra takla atıyor. Balor hızlıca iplerden sekiyor ve Caster yere düşmeden onu Running Dropkick ile avlıyor. Caster köşeye çakılıyor ve oturur pozisyonda yerde kalıyor. Balor ayağa kalktıktan sonra kısa bir süre Caster'ın durumunu kontrol etmek için uzaktan baktıktan sonra önce karşı köşeye doğru koşuyor. Sonrasında da oradan sekerek Caster'a doğru koşuyor ve Running Corner Dropkick! Tam Caster'ın suratında patlıyor! Balor ayağa kalkıp Caster'ı ringin ortasına doğru çekiyor.
Tam bu esnada Caster bir anda Balor'un gözüne doğru parmağını uzatıyor ve Balor'un gözüne dokunmayı başarıyor. Balor gözünü tutarken Caster aniden bir Small Package Roll-Up yapıyor. 1-2- Kickout! Balor tuşu atmayı başarıyor. İki isim de birlikte ayağa kalkıyor. Caster hızlıca Balor'u yakalıyor ve sürpriz denebilecek bir Overhead Belly-To-Belly Suplex çıkartıyor. Balor sırtını tutarak köşeye doğru çekilirken Caster ona doğru koşuyor ve Monkey Flip! Bu kez başarılı oluyor. Balor sırtını tutarak ayağa kalkarken Caster ona doğru koşuyor ve bir Dropkick! Caster tekrar Balor'u yakalıyor ve bu kez de bir Facebuster yapıyor. Sonrasında ayağa kalkıyor ve seyircilere doğru dönüp bu kez Suck It işareti yapıyor. Sonrasında iplerden sekiyor ve bir Running Leg Drop! Caster tuşa gidiyor. 1-2-
Balor bir kez daha tuşu atmayı başarıyor. Caster bu kez Balor'u yerden kaldırmak yerine üzerine çıkıyor yumruklamak için fakat Balor ani bir hamle ile Caster'ı yere alıyor ve birkaç yumruktan sonra onu yüz üstü çevirip üzerine çıkıyor ve kolunu kaparak bir çeşit Armbar bağlıyor. İyice üzerine ağırlığını veriyor ve kolunu yukarı doğru çekiyor. Caster direnmeye çalışıyor ama Balor tüm ağırlığıyla sırtında oturduğu için iplere ulaşamıyor. Bir süre sonra Balor ayaklanmaya başlıyor ama Caster'ın kolunu da bırakmıyor. Ama Caster sırtındaki ağırlıktan kurtulduğu için artık hareket edebiliyor ve bir süre sonra vücudunu Balor'un altından çıkartıyor ve sonrasında ayaklanıp kilitten kurtuluyor ve bir Arm Drag yapıyor. Balor hızlıca ayağa kalkıyor ve ikili aynı anda birbirlerine koşuyorlar. Ama aynı anda birbirlerine Clothesline vuruyor ve iki isim de yere kapaklanıyor.
Bir süre sonra iki isim de ayağa kalkıyor ve sonrasında birbirlerini sırayla yumruklamaya başlıyorlar. Bir süre sonra sıralı yumruklaşma yerini "kim kimi yerse" stili bir yumruklaşmaya bırakıyor. İki isim de iplere doğru gidiyor. Balor sert bir dirsek ile Caster'ı sersemletiyor ama Caster ani bir Clothesline ile Balor'u ringin dışına uçuruyor ama kendisi de hızını ayarlayamadığı için o da ringin dışına uçuyor. İki isim de yere düştükten bir süre sonra aynı anda aprona tutunarak ayağa kalkıyor. Caster, Balor'u tutarak bariyere doğru vuruyor. Bu esnada hakem sayıyor. 1-2-3-4- Caster, Balor'u tutarak bir kez daha bariyere vuruyor. Sonrasında kafasından tutarak spiker masasına götürüyor. Hakem saymaya devam ediyor. 5-6-7- Caster, Balor'u tutup tam aprona vuracağı sırada Balor ani bir hamle ile Caster'ı ring direğine vurup ringe atlıyor. Caster ayaklanmaya çalışırken hakem saymaya devam ediyor. 8-9-
Caster son anda ringe atlamayı başarıyor. Balor bir süre bekliyor. Caster ise yerde. Caster köşeye tutunarak ayağa kalkıyor. Balor kendisine doğru koşmaya başlıyor ama Caster bir anda koşarak bir Dropkick vurup aniden avlıyor Balor'u. Sonrasında hızlıca orta iplere zıplıyor ve Balor ayağa kalkar kalkmaz bir Over Castle patlatıyor. Caster hızlıca ayağa kalkıyor ve Balor'u tekrardan ayağa kaldırıyor ve CASTERBUSTER! Caster tuşa gidip gitmemek konusunda bir süre tereddüt yaşıyor ve tuşa gitmek yerine köşeye çıkmak için hamle yapıyor. Köşeye çıktıktan sonra Balor'u kontrol ediyor MIC DROP- HAYIR! Balor son anda çekiliyor ve Caster ring zeminine çakılıyor. Balor ayağa kalkıyor ve Sling Blade! Ardından Caster'ın ayağa kalkmasını bekliyor ve SHOTGUN DROPKICK!
Başarılı! Caster sırtını olduğu gibi köşeye çarpıp ringin ortasına düşüyor. Caster düşerken Balor hızlıca ayaklanıyor ve Caster'ın göğsüne doğru bir Double Foot Stomp ile atlıyor. Sonrasında da hızlıca köşeye zıplıyor. Ardından Caster'ın pozisyonunu kontrol ediyor ve sonrasında COUP DE GRACE! FINN TUŞA GİDİYOR! 1-2-
3!
Kazanan ve Fatal 4-Way Seattle Cup Match'e Katılma Hakkı Elde Eden: Finn Bálor
Maç sona eriyor. Finn Balor, Max Caster'ı yenerek Seattle Cup maçına katılmaya hak kazanıyor. Böylelikle WrestleMania'da yer almayı da garantiliyor. Ciampa, Caster'ın durumunu kontrol etmek üzere ringe girdiği sırada Balor yanına gidiyor ve Caster'a elini uzatıyor. Ciampa geri çekilirken Caster kendisine uzatılan eli geri çevirmiyor ve Balor'un elini tutarak ayağa kalkıyor. İkili ringin ortasında el sıkışıyorlar. Sonrasında Caster, Balor'un elini havaya kaldırıyor. Bu esnada kameralar kapanıyor.
%?
KELUR//ACCESS_VIOLATION::ROOT_CONTROL_DENIED::AUTHORIZATION_FAILED::SECURITY_FLAG_TRIGGERED//INTRUSION_DETECTED::TRACE_BACK_FAILED::UNKNOWN_ENTITY_REGISTERED
Prestige Grand Wrestling güreşçisi Carlito'yu takım elbisesiyle görüyoruz. Kendisi oldukça alakasız bir dükkana giriyor. Dükkanda ilerledikçe buranın bir fırın olduğunu anlıyoruz!
Carlito: Merhaba, Bay Mertens ile görüşecektim. Dijital manav şirketim hakkında konuşmaya gelmiştim.
Fırıncı Kız: Arkadaki odadan ilerleyin.
Carlito bunun üstüne kapıyı açıyor ve bir odaya değil, koridora çıktığını fark ediyor! Resmen gizli bir geçit bu. Carlito, fırıncı diye girdiği bu yerden resmen bir ofise geçiş yapıyor. Kendisi bile şaşkın şaşkın ilerlerken en sonunda aradığı adama ait olduğunu düşündüğü bir odaya giriyor.
Carlito: Bay Mertens?
İçeride viskisini yudumlayan adam Carlito'yu görünce viskisini bırakıyor ve ona sarılıyor.
Mr. Mertens: Hoş geldin Carlito. Öncelikle seni tebrik etmem gerek. Bu devirde kimsenin kemer kaybettiği için tebrik edildiği görülmemiştir ancak sen istisnasın. Artık sadece bir güreşçi değil, iş adamısın.
Carlito: Evet... Bu girişim için en hayırlısı bu oldu. Television kemerini bu yolda feda etmek ne kadar üzü-
Mr. Mertens: Merak etme Carlito. Üstüne düşeni yaptın ve artık o kemeri geri kazanmamak için de hiçbir nedenin kalmadı. Hem böylece dijital manav şirketine biraz daha para akışı sağlarsın, kötü mü olur? Matt Hardy'nin o kemeri kazanacağına kimsenin ihtimal vermediği gibi bu kadar çabuk kaybedeceğine de kimsenin ihtimal vereceğini sanmıyorum. Bu işin sonunda Amerika'nın en zengin iki adamı olacağız, bunu sakın unutma tamam mı?
Carlito gülüyor. Sonrasında kafasıyla onu onaylıyor. İkili sohbetlerine devam ederken kayıt sonlanıyor.
İzletilen görüntülerin, video paketlerinin sonrasında Prestige Grand Wrestling'in sunduğu PAYBACK #101 şovu kaldığı yerden devam ediyor. Yorumcu masasındaki ikili, izletilen görüntüleri kendi aralarında kısa bir süre boyunca değerlendirmelerinin sonrasında, konuşmanın konusu PGW şampiyonu Dark STG'ye geliyor. O, No Way Out 2026 şovunda galip olarak ayrılmasının sonrasında PGW Championship'ini ilk kez başarılı bir şekilde savunmuş hale gelmiş. Şimdi ise 'zafer turu' olarak gördüğü sürecine, bir farklı maçla devam edeceğini- bir Open Challenge gerçekleştireceğini konuşuyorlar. Onların diyaloglarının sürdüğü sırada, bütün seyircilerin sessizliklerini bozarak yuhalamaya başlamalarına sebep olacak bir gelişme meydana geliyor, kulak çınlatan bir gürültü oluşuyor!
LIGHTS-OUT
deity of affliction
Titantron görüntüleri eşliğinde tema müziği yankılanırken, kameralarımız Stage'de beliren Zio Zagan’a odaklanıyor! Bir elinde buket haline getirilmemiş siyah güller, diğer elinde ise Kara Kitap ile ağır adımlarla ilerliyor. Kamera ona zoom-in yaparken, Zio’nun donuk ve ifadesiz bakışları ekran başındakileri adeta süzüyor. Hemen ardından Dark STG, omuzunda PGW Championship kemeriyle Zio’nun yanında yerini alıyor! İkili, ringe doğru acele etmeden, yoğun bir atmosfer yaratarak yürüyorlar. Ringe vardıklarında Zio çelik basamakları tırmanıp Apron üzerinden iplerin arasından geçerken; D-STG ringin çevresinde ritüelini gerçekleştiriyor. Batıdan başlayıp ringin tüm cephelerini dolanarak kuzeyden Apron’a sıçrıyor. İçeri girdiklerinde Zio ringin merkezinde Kara Kitap’ı havaya kaldırırken, D-STG de onun yanında PGW Championship kemerini göğe yükseltiyor. Ancak bu kez köşelerine çekilmek yerine, Zio siyah gülleri ringin ortasına bırakıyor. D-STG dışarıdan iki adet mikrofon edinip birini Zio’ya uzatıyor ve ikili, ringin ortasında durarak söyleyecekleri sözler için arenadaki yuhalamaların dinmesini bekliyor. Bu sağlandığında da, D-STG konuşmaya başlıyor.
Dark STG: O gece... Gerçeğin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gördünüz. Gözlerinizi kapatın ve o uğultuyu anımsayın. O sadece bir yuhalama değildi; alışılagelmiş adalet algınızın çatırdama sesiydi. Herkes 'hak etmekten' bahsediyor. Herkes MJF’in o ring matına yığılışındaki şaibeyi sorguluyor. Ama kimse... Kimse PGW Championship'in ağırlığının, bir insanın ruhunda açtığı o kara deliği sormuyor. Dokuz ay boyunca Bray Wyatt’ın o hastalıklı gölgesinde yürüdüm. Bir Young Lion gibi değil, bir cellat gibi büyüdüm. PAYBACK100’de bir devri kapattığımda, o Sister Abigail’ın rüzgarı yüzümü yalayıp geçtiğinde, hepiniz bir kahraman doğduğunu sandınız- yanıldınız. Ben sizin kahramanınız değilim. (Yuhalanıyor) Ben, bastırmaya çalıştığınız o karanlık tarafınızın vücut bulmuş haliyim! MJF’in gözlerindeki o korkuyu gördüğümde, adaletin sadece kazananın elindeki kalemle yazılan bir gösterge olduğunu anladım. MJF... O sadece bir yanılsamaydı. Ama bu ringde, bu halatların arasında yanılgılar değil, sadece acı ve mutlak gerçek kalır! Benim gerçeğim ise şu: Bu PGW Championship artık bir ödül değil, bir mühür. Ve o mühür, bu gece Inglewood’un kalbine de kazınıyor. Siz adalet istiyordunuz, ben size gerçeği verdim. Gerçek ise her zaman kirli, her zaman sessiz ve her zaman can yakıcıdır...
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Boo'lamalar dindikten sonra, Zio lafa giriyor- o, anlatıyor.
Zio Zagan: Bakın ve görün- mundus vult decipi, ergo decipiatur. Dünya aldatılmak ister, öyleyse bırakın aldatılsın! (Yoğun bir yuhalama mevcut) Siz o hakemin gözlerinde ne gördünüz? Bir yanılma mı? Bir hata mı? Hayır... Siz orada sadece mutlak bir iradenin tecellisini gördünüz. Bu kitap... (Kara Kitap'ı havaya kaldırıyor) Bu kara deriyle kaplı kader, MJF’in tuzlu hırslarından çok daha eskidir. Bryce Remberg sadece bir araçtı- bir kuklaydı. İnsan iradesi, karanlığın frekansına maruz kaldığında bir cam gibi tuzla buz olur. (Boo'lanıyorlar) Dark STG, son Vae Victis’ini vurduğunda, sadece maçı bitirmedi— o, MJF’in ruhundaki o kibir kulesini yerle bir etti! (Küfürler yağıyor) Inglewood, yoksa siz burada bir spor müsabakası izlediğinizi mi sanıyorsunuz? No, no, no... Burası bir kurban sunma töreni! (Kahkaha atıyorlar) Bizim zaferimiz kirli değil, kutsanmış. Çünkü karanlık, güneşin o sahte ışığından çok daha dürüsttür. O bir hile değil, o bir alignment— evrenin olması gereken noktaya geri dönmesiydi! (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Ve şimdi... Kara Kitap'taki sayfalar yeni bir kurban için çevriliyor- kanın kokusu bu çelik kafeslerin arasından sızmaya başladı bile!
Zio'nun bıraktığı yerden, bayrağı D-STG devralıyor ve o konuşmayı sürdürüyor!
Dark STG: Bazılarınız bu kemeri almamın ardından benim de gölgelere çekileceğimi, eski sahibinin yaptığı gibi bir mağarada gizlenip kaderimin bana gelmesini bekleyeceğimi sandı. Ama ben o değilim. Ben Bray Wyatt gibi kemeri göğsüme bastırıp kış uykusuna yatmam- bir şampiyonun gerçek gücü, sahip olduğu unvanı ne kadar sıkı tuttuğunda değil, onu ne kadar sık ateşe attığında belli olur. (Karışık reaksiyonlar geliyor) Benim zafer turum, her hafta birinizin umutlarını bu ringin zeminine çivilemekten geçiyor! Ben bir Fighting Champion olacağım! Ben buradayım, PGW Championship de burada. Zio’nun fısıltıları kulaklarınızda. Kaçış yok dendi, sizler kaçmayı bırakın ve yıkımınızla yüzleşin! I AM THE OPEN CHALLENGE! Bu ring benim mabedim ve bu gece, bu mabede kan akıtacak bir cesur arıyorum! Kim ring matına yapışmaya hazır? Kim bu karanlığın bir parçası olmak için her şeyini feda edebilir? Sesimi duyun ve o perdeyi aralayın. Çünkü Dark STG artık beklemiyor- sadece yok ediyor! GELİN VE KADERİNİZİ BU SİYAH GÜLLERİN ARASINA GÖMÜN!
D-STG elindeki mikrofonu yere fırlatıyor! Sonrasında kendi köşesine çekilerek rakibini beklemeye başlıyor. Bu çağrı, hemen karşılık buluyor. O isim, buraya geliyor!
LIGHTS-OUT, AGAIN
Mavi renkteki spot ışıkları dans ederken, Titantron'da "Trick Williams" şeklinde bir yazının geçtiğini görüyoruz... Ne— evet, Trick Williams burada! Trick Williams, Prestige Grand Wrestling'in yeni üyesi olarak ilk görünümünü gerçekleştiriyor! Şarkının jenerik kısmı başlıyor, Stage'in tam ortasında Trick'in olduğunu görüyoruz! Seyirciler onun şarkısıyla özdeşleşmiş olan tezahüratları atmaya başlarlarken, onun bir platformun üzerinde olduğunu ve etraftan dumanlar çıkarken kendi etrafında döndürüldüğünü görüyoruz! Zaman zaman şiddeti yükseltilen mavi spot ışıklarıyla, onu tam olarak görebiliyoruz! Bir süre sonra suratı ringe dönük, ellerini önde birleştirmiş bir şekildeyken platform durduruluyor. O, kollarını yana açarak bağırıyor ve bütün arenayı ayağa kaldırıyor! Kendisine yönelik olan Nameplate ekranlara getirilirken, o aşırı yavaş bir biçimde ringe doğru ilerliyor. Onun ringe ilerlediği sırada, kendisinin tema müziğine tezahüratlarıyla dahil olan bazı seyirciler ekrana getiriliyor!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
Trick, cool hareketlerle ringin yolunu tutarken, seyirciler bir an bile olsun durmadan onun için "Whoop that Trick!" şeklinde tezahüratlar atıyorlar- şarkı ritmine ayak uyduruyorlar! O ise, havalı dış görünüşünden ödün vermeden çok ağır bir biçimde ringin yolunu tutmaya devam ediyor. Takılı olan gözlüğünün camının ardından, ring içerisinde kendisini bekleyen D-STG'ye odaklanmış bir biçimde olduğunu seçebiliyoruz— dakikalar sonra rakibi olacak olan D-STG ise ona bakarak pis pis sırıtıyor sadece. Trick geride bırakılan bir müddetin sonrasında nihayet ringin önüne gelmiş oluyor. Kendi aralarında bakışmalar sürerken ekranın kararmaya başladığını, takibinde kameraların kapandığını ve şovumuzun kısa süreli bir reklam arasına gittiğini görüyoruz— bu arada elbette ki prosedürler yerine getiriliyor, gerçekleştiriliyor.
PGW Championship
Dark STG (c) vs. Trick Williams
Reklamlardan dönüldüğünde, maç öncesi anonslar, hazırlıklar ve güreşçiler üzerinde gerçekleştirilen kontrollerin sonrasında zil sesi çalınarak maçın başlatılması sürecinin çoktan tamamlandığını gözlemliyoruz- karşımızda güreşçilerin Lock-up'ta olmalarını görüyoruz! Trick üstün çıkıyor ve rakibini Headlock'a alıyor. Bir süre bu şekilde kalmalarının sonrasında D-STG'nin kurtulma girişimi herkesi şaşırtıyor- Back Suplex'le rakibini ring matına çarpıyor! Başarılı değil, Trick ayaklarının üzerinde bir şekilde ring matına iniyor! D-STG arkasına döndüğünde ise vurduğu art arda Knife Edge Chop'larla onu köşeye kadar sürüklüyor-götürüyor! Bir süre sonra kendi kendine duruyor ve rakibini karşı taraftaki köşeye gönderiyor, D-STG sırtını sert bir şekilde çarptıktan sonra oraya yaslanarak dinleniyor. Diğer taraftan Trick ona doğru koşuyor ve Corner Body Avalanche gerçekleştiriyor— çekildi! D-STG çekiliyor ve rakibinin çok sert bir şekilde köşeye çarpmasına yol açıyor. Trick göğsünü tutarak arkasına döndüğünde, rakibinin; kendisinin karnını hedef alan bir Stomp vurduğunu görüyoruz! Bunun hemen sonrasında Vertical Suplex'le, Trick'i ring matına çarpıyor! Hemen sonrasında tuşa gitmek yerine, sıradaki hamlesine hazır bir şekilde rakibinin yanıbaşında beklemeye koyuluyor. Fazla geçmeden Trick ayaklanıyor, D-STG ona Superkick'ini vuruyor- bu çok sertti! Trick kendisini ring matında uzanırken buluyor, D-STG de onun tek bacağını havaya kaldırarak tuşa gidiyor. Hakem sayıyor, 1...
Trick hemen tuşu atıyor. Dark STG gözünü Trick'e dikiyor. Sonrasında saçlarından tutarak yavaşça onu ayağa kaldırmaya başlıyor. Trick bir yumruk sallıyor ama boşa sallıyor. STG sonrasında Trick'i tutarak köşeye doğru sertçe fırlatıyor ve Trick köşeye uçarak çarpıyor ve sonrasında yere kapaklanıyor. Trick sırtını tutarak ayaklanmaya çalışırken STG kendisini tekrardan saçından tutarak yakalıyor ve bu sefer karşı köşeye doğru sert bir şekilde fırlatıyor ve Trick bir kez daha köşeye çakıldıktan sonra ring zeminine düşüyor. Sonrasında STG, Trick'in üzerine çıkıyor ve onu yumruklamaya başlıyor. Birkaç yumruktan sonra Trick ani bir hamle ile STG'nin gözüne parmağını sokuyor ve sonrasında onu üstünden atmayı da başarıyor. Sonrasında ayağa kalkıyor. STG ise gözünü tutuyor ama sonrasında hızlıca kendine gelip ayaklanmış olan Trick'e doğru koşuyor ve bir Clothesline sallıyor ama ıska geçiyor. Trick, STG'nin arkasına doğru geçiyor ve STG kendisine döner dönmez bir Side Kick geçiriyor ama STG bu tekmeden çok etkilenmiyor ve sadece iplerden sekiyor. Sonrasında bir Clothesline daha sallıyor STG ama yine ıska geçiyor. Sonrasında Trick'ten sert bir yumruk geliyor. Yetinmeyip bir tane daha vuruyor. Sonrasında bir yumruk daha vuruyor. Ardından iplerden sekiyor ve bir Side Kick! STG yere düşüyor ama ayağa kalkıyor. Trick hızlıca STG'yi yakalıyor ve Suplex! STG çok etkilenmeden yine ayağa kalkıyor ama Trick de bir anda iplerden sekip koşmaya başlıyor ve TRICK SHOT! TRICK WILLIAMS BEKLENMEDİK BİR ANDA FİŞİ ÇEKEBİLECEK BİR HAMLE YAPIYOR! TUŞA GİDİYOR! 1-2-
KICKOUT! Trick inanamıyor ve havaya sıçrıyor gelen kickout sonrasında! Trick ayağa kalkıyor ve hakeme itiraz ediyor ama bir süre sonra durumu kabullenmek zorunda kalıyor. STG ise beklenenden hızlı ayaklanıyor ve Trick arkasını döner dönmez STG'nin neredeyse ayaklanmış olduğunu görüyor ve gözlerine inanamıyor. Trick doğrudan üzerine koşuyor STG'nin ama STG ani bir Shoulder Block ile Trick'i yere seriyor. Trick hızlıca ayağa kalkıyor ve STG'e bir yumruk sallıyor ve isabet de alıyor ama STG çok etkilenmiyor. Trick tekrardan iplerden sekiyor ve Trick Shot için atlayacağı sırada STG kendisini sırtına alıyor ve Running Powerslam! Trick sırtını tutarak ayaklanmaya çalışıyor. STG yavaşça kendisini ayağa kaldırıyor ama tam bu sırada Trick bir Jawbreaker çıkartıyor. Sonrasında iplerden sekiyor Trick Shot için ama STG bir anda Trick'i yakalıyor ve VAE VICTIS! STG İŞİ BİTİRİYOR! STG TUŞA GİDİYOR! 1-
2...
3!
Kazanan ve Hâlâ PGW Şampiyonu Olan: Dark STG
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Bitti— bu sonuç, D-STG'nin zafer turunun sürmesine ve şirketin ana kemer şampiyonlarından birisi olarak yoluna devam etmesine işaret ediyor! O, Trick'i mağlup ederek PGW Championship kemeriyle birlikte ikinci başarılı savunmasını da tamamlamış oluyor! Ona ait olan tema müziği, hemen oynatılmaya başlanıyor! Maçın hakeminin, ring dışarısındaki görevliler tarafından kemeri teslim aldığı sırada; Zio'nun ringin içerisine girdiğini görüyoruz. Maçın hakemi, PGW Championship'le birlikte onun elini havaya kaldırmaya çalışıyor lakin bu girişim D-STG tarafından en sert şekliyle reddediliyor! D-STG'nin çekiştirerek kemerini teslim almasının sonrasında, Zio onun elini havaya kaldırıyor ve anons tamamlanıyor! Zio, elinde durmakta olan Kara Kitap'ı köşeye doğru yöneltiyor, bunun üzerine de D-STG köşeye gidiyor. Second-rope'a çıkmasının sonrasında PGW Championship'ini havaya kaldırıyor! Seyircilerin yuhalamalarının arasında onlar bir süre boyunca kutlama haline devam ediyorlar!
Bu sırada maçın mağlup olan tarafı, Trick de ekrana getiriliyor— kendisinin ring matından hâlâ kalmadığını, uzanma hâlini sürdürdüğünü görüyoruz- maçın hakemi, onunla ilgilenmekte. Trick, PGW Championship kemeriyle kendisine sinir bozucu bakışlar atan D-STG'yi yalnızca seyrediyor. Bunun sonrasında arka alana götürülmesi adına, maçın hakemi tarafından iplere doğru yuvarlandırıldığını görüyoruz. Maçın hakemi ringin dışarısına çıkarak onu dışarıya almasının sonrasında, onun omzuna giriyor ve maçın mağlubunu arka alana götürüyor. Prestige Grand Wrestling'deki ilk görünümünde, seyircileri yerinden kaldırmayı ve heyecanlandırmayı başaran Trick, arka alana götürülürken bütün arena tarafından alkış yağmuruna tutuluyor! Ring içerisindeki D-STG'nin aksine, maçı kazanamamış olan Trick bütün desteği topluyor!
D-STG ise hor gören bir ifade eşliğinde onun arka alana götürülmesini izliyor! Seyirciler hiçbir saniye durmuyorlar; sadece ona var güçleriyle muhalefet ediyorlar, karşıtlıklarını gösteriyorlar! Trick'in tam anlamıyla görünürden kaybolmasının sonrasında ring içerisinde kalan iki ismin de ringden ayrıldıklarını görüyoruz. Onlar, iplerin arasından geçmelerinin takibinde çelik basamak yoluyla iplerin arasından geçiyorlar ve ringi tam anlamıyla terk etmiş oluyorlar. Gerçekleştirilen konuşmalar ve yapılan maçın sonrasında Prestige Grand Wrestling şirketinin sembolü haline gelmiş olan PAYBACK haftalık serisinin 101 numaralı şovunun sonuna geliniyor—
coin drop
Pat McAfee: What?
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
Michael Cole: (Gür bir sesle konuşuyor) Kazuchika Okada is back!
Şarkı ilerlemeye devam ediyor. Saniyeler geride kaldıkça seyircilerin heyecanı iyice katlanıyor! Buna rağmen bu heyecan hali, hâlâ karşılığını bulmuş değil çünkü Prestige Grand Wrestling Backstage'inden, Stage'e gelmiş olan hiç kimse yok henüz! Ring içerisindeki D-STG ile Zio'nun kasılmış bir şekilde etraflarına bakındıklarını, onun her yer çıkabileceğini umduklarını gözlemliyoruz. Araya bir dakikanın girmesinin sonrasında, Stage'e kimsenin gelmemesinin üzerine şovun yapım ekibi tarafından tema müziğinin sonlandırıldığını görüyoruz. Ringin içerisindeki isimler bununla dalga geçiyorlar, eğleniyorlar! Zio'nun çatlak sesiyle attığı kahkahanın tonu, kulakların pasını silecek nitelikte! Seyircilere dönüldüğünde ise, tease'lenen bu anın gerçekleşmemesinin hayal kırıklığını ve bununla birlikte doğan öfkesini yaşıyorlar- negatif reaksiyonlar vermekten geri kalmıyorlar!
[crowd booing]
O DA NE? AĞIR ADIMLARLA PRESTIGE GRAND WRESTLING BACKSTAGE'İNDEN ÇIKAGELEN BİRİSİ VAR! BÜTÜN ARENA AYAĞA KALKIYOR, KAMERA YAKIN BİR MESAFEDEN GÖRÜNTÜLEMEYE BAŞLADIĞINDA DA... BU KİŞİNİN GEDO'DAN BAŞKASI OLMADIĞINI GÖRÜYORUZ! ONU BANDANASIYLA BİRLİKTE, UZUN YILLAR ÖNCEKİ HALLERİNİ ANIMSATIR BİR İMAJLA BERABER BURADA BULUYORUZ! KENDİSİ PRESTIGE GRAND WRESTLING'DEKİ İLK GÖRÜNÜMÜNÜ BU ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRİRKEN, BÜTÜN SEYİRCİLERİN ONU CHEER'LADIĞINI GÖZLEMLİYORUZ! ŞİMDİ GEDO, STAGE'İN TAM ORTASINDA DURUYOR VE RİNGİN İÇERİSİNDE DURMAKTA OLAN İKİ İSME BAKMAYA BAŞLIYOR- UZAK MESAFEDEN GÖZ TEMASI KURULUYOR. BİRDEN GEDO'NUN ELLERİNİ HAVAYA KALDIRDIĞINI VE KENDİ PERSPEKTİFİNDEN, D-STG'NİN GÖĞSÜNÜN ÜZERİNDE DURMAKTA OLAN PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ KENDİ ELLERİNİN ARASINA ALDIĞINI GÖRÜYORUZ— BUNU YAPMASI, KİMSE TARAFINCA ANLAŞILIR DEĞİL!
Pat McAfee: Burada ne dönüyor— bilmiyoruz ama bunun Dark STG tarafından ciddiye alınmadığı ortada!
YORUMCU MASASINDA MİKROFONUN BAŞINDAKİ PAT MCAFEE'NİN BU SÖZLERİ SARF ETTİĞİ SIRADA, KAMERA RİNG İÇERİSİNE ÇEVRİLİYOR— D-STG İLE ZIO'NUN, KENDİ ARALARINDA GÜLÜŞTÜKLERİNİ VE PROFESYONEL GÜREŞÇİLİK KARİYERİNİN SONUNA GELEN GEDO'YLA DALGA GEÇTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ! ONLAR, GEDO'YU DA; ONUN BURADA OLMASINI DA KÂLE ALMAYA DEĞER BİR TEHLİKE OLARAK GÖRMÜYORLAR! GEDO ÇOK AĞIR BİR ŞEKİLDE RAMPADAN AŞAĞIYA DOĞRU İNERKEN, D-STG'NİN DE KENDİSİNDEN EMİN BİR ŞEKİLDE ONUN GELMESİNİ BEKLEDİĞİNİ SEÇİYORUZ! D-STG, HALİHAZIRDA RİNGE DOĞRU YOL ALAN GEDO'YLA RAMPANIN TAM SONUNDA BULUŞMASININ SONRASINDA ONA DOĞRUDAN SALDIRIYOR!
NE— BU İNANILIR GİBİ DEĞİL! ONUN BURADA NE İŞİ VAR? KAZUCHIKA OKADA TARAFINDAN, ARKASI DÖNÜK OLAN D-STG'NİN ÜZERİNE ATLANIYOR! "THE RAINMAKER" ARAYA GİREN BELLİ BİR MÜDDET SONRASINDA TEKRARDAN PRESTIGE GRAND WRESTLİNG'DE! O, GERİ DÖNDÜ! BÜTÜN ARENA YIKILACAK HÂLE GELİYOR BİRKAÇ SANİYE İÇERİSİNDE! KAZUCHIKA, İLK TEMASIYLA BİRLİKTE YERE YIĞDIĞI RAKİBİNİN ÜZERİNDEN AYRILMIYOR VE ONUN SURATINI HEDEF ALAN RIGHT HAND'LERLE DEVAM EDİYOR! ÜST ÜSTE, ART ARDA YUMRUKLARLA D-STG'Yİ RESMEN BENZETİYOR! BU SIRADA, ZIO'NUN YERE DÜŞEN PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ ALDIĞINI VE ONUNLA KAZUCHIKA'YA VURMAYA YELTENDİĞİNİ; AMA BU GİRİŞİMİN SUYA DÜŞTÜĞÜNÜ ÇÜNKÜ GEDO'NUN BU AKSİYON GERÇEKLEŞMEDEN ÖNCE RINGSIDE'DAKİ ZIO'YA SALDIRDIĞINI GÖRÜYORUZ! GEDO, ZIO'YU SERT BİR ŞEKİLDE ÇELİK BASAMAKLARA ATIYOR, SONRASINDA DA ÜST ÜSTE STOMP'LARLA ONU HEDEF ALIYOR! DİĞER TARAFA DÖNDÜĞÜMÜZDE İSE KAZUCHIKA'NIN D-STG'Yİ RİNGİN ETRAFINDA GEZDİRMESİNİ VE BİR O BARİYERE, BİR BU BARİYERE VURA VURA TURLAR ATTIRMASINI İZLİYORUZ!
ONLARI UZANDIKLARI YERDEN KALKAMAYACAKLARI HÂLE GETİRMİŞ OLMAK, JAPONYA UYRUKLU İSİMLER TARAFINCA YETERLİ GÖRÜLMÜYOR— KAZUCHIKA'NIN, D-STG'Yİ; GEDO'NUN DA ZIO'YU RİNGİN İÇERİSİNE YOLLAMASINI SEYREDİYORUZ. PEŞİNDEN KENDİLERİ DE RİNGE GİRİYORLAR; RİNGE GİRERKEN YANINDA PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ DE ALAN GEDO BU ANDAN SONRA KÖŞELERDEN BİR TANESİNE GEÇEREK SEYRETMEYE KOYULUYOR... KAZUCHIKA ÖNCELİKLE ZIO'YU KALDIRIYOR VE ONA ÇOK SERT BİR RAINMAKER VURUYOR! BUNUN SONRASINDA O HAREKETSİZ BİR ŞEKİLDE RİNG MATINDA UZANIRKEN, KENDİSİNİ TOPARLAMAYA ÇALIŞAN D-STG'NİN BİTKİN BAKIŞLARLA ZIO'YU KONTROL ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ! KAZUCHIKA ŞİMDİ D-STG'Yİ KAPIYOR VE BİR DİĞER RAINMAKER'INI DA ONA VURUYOR! GEDO DİREKT OLARAK PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ KAZUCHIKA'NIN OMZUNA VERMESİNİN SONRASINDA, TEKRARDAN KÖŞEYE ÇEKİLİYOR VE ONA GURURLA BAKARAK ALKIŞLAMAYA BAŞLIYOR!
KAZUCHIKA, GEDO'NUN OMZUNA KOYDUĞU KEMERİ ELİNE ALMASININ SONRASINDA ONU HAVAYA KALDIRIYOR! INTUIT DOME, İĞNE ATSAN YERE DÜŞMEYECEK BİR HÂLE BÜRÜNÜRKEN ONLARIN BU ANIN TADINI ÇIKARTTIĞINI GÖRÜYORUZ! BÜTÜN SEYİRCİLER, ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA KALMIŞ BİR ŞEKİLDEYKEN ONUN TEZAHÜRATINA BAŞLIYORLAR! GEDO'NUN GURURLU BAKIŞI, KAZUCHIKA'NIN PGW CHAMPIONSHIP KEMERİNİ HAVAYA KALDIRMASI VE D-STG İLE ZIO'NUN BERBAT BİR DURUMUN İÇERİSİNDE, ACIYLA RİNG MATINDA UZANMASI OBJEKTİFİMİZE YANSIYOR! TEKRARDAN COIN DROP VE PEŞİNDEN OYNATILAN TEMA MÜZİĞİ İLE RASTLAŞIYORUZ, TAM BU SIRADA KAZUCHIKA'NIN BOŞTAKİ ELİYLE HAVADADA DURMAKTA OLAN WrestleMania: Seattle LOGOSUNU GÖSTERMESİNİ KARŞIMIZDA BULUYORUZ! İNANILMASI GÜÇ BİR POP VAR! TÜM BU OLAY ZİNCİRİNİN SONRASINDA ŞOVUN BİTMESİ İCAP EDİYOR- EKRAN KARARMAYA BAŞLIYOR! EN SONUNDA KAMERALAR KAPANIYOR VE PRESTIGE GRAND WRESTLING'İN HAFTALIK SERİSİ OLAN PAYBACK'İN 101 NUMARALI BÖLÜMÜNÜN SONUNA GELİNİYOR!
RAINMAKER
𝐏𝐆𝐖 𝐏𝐀𝐘𝐁𝐀𝐂𝐊 #𝟏𝟎𝟏
Prestige Grand Wrestling, LLC ™ 2026
All Rights Reserved



