RPG Gövde Gösterisi


god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster

Tarih: 22 Mart 2026
Yer: UBS Arena Yakınları
Saat: 15.00-16.00 Suları.

Kameralarımız P A Y B A C K 1 0 0 öncesinde şovun gerçekleşeceği arenanın yakınlarında açılıyor. Arenanın giriş kapısından sürekli birileri telaşlı şekilde girip çıkıyor, şovun heyecanıyla beraber çalışanlar ellerinden gelenin en iyisi için çabalıyorlar gibi gözüküyor. Birkaç tane güreşçiyi de görebiliyoruz, etraflarında kendi hayranları var ve fotoğraf ya da benzeri ürünleri imzalatmak için birbirleri ile yarış halindeler. Bu esnada bölgenin başka bir tarafından birinin geldiğini daha görüyoruz, hatta kameramız direkt o kişiyi netleyerek görüntülüyor. Bu...

maxcaster1.png


The Platinum Max Caster! Elinde jelibonumsu şekerlemelerle yavaşça arenaya doğru yaklaşıyor. Onu gören hayran kitlesinden birkaç kişi Caster'a doğru koşuyor ve selam veriyorlar. Caster hayranlarıyla samimi bir şekilde selamlaşıyor ve ona uzatılan ürünleri imzalıyor. Bu esnada hayranlarıyla ''Dostum bunu EBAY'de görürsem sonraki freestyle'da seni konu edinirim.'' diyerek şakalaşıyor ve kalabalık halde gülüyorlar. Caster hayranlarıyla etkileşimini bitirdikten sonra arenaya doğru iyice yaklaşıyor, onu çeken kameraya doğru ilerliyor ve kamerayı kendi peşine takarak arenaya giriyor. Caster arenada yürürken bir yandan konuşmaya başlıyor:

maxcaster2.png

Max Caster: Dostum biliyor musun? Sanırım etrafımda görmeyi en sevdiğim şey bu heyecanlı hayran kitlesi. Bana kendi gençliğimi hatırlatıyor, 2000'lerin başlarında o dönem kahramanlarım olarak gördüğüm Rapçilerin şehrime gelmesini iple çektiğim zamanları. Biletlerin satışa çıktığı andan saniyeler sonra bittiği şu çevrimiçi dönem bir kenara dursun, o dönem fiziki satışlar daha yaygındı. Biz etrafta koşturan gençler, her yerde bu biletlerin peşini kovalardık. Tanrım adeta büyükbabam gibi konuştum. (Caster kendi kendine gülüyor.) Bana öyle bakma, biz Rapçilerin de duyguları var.

Caster biraz daha yürüyor ve kendi kendine düşünüyor, sonra tekrar söze giriyor:

Max Caster: Geçmiş güzel evet, geçmişe ait olanlarda. Ancak şu an ondan çok daha önemli gündem maddelerimiz var. Odağımızı o yöne çevirelim. Dostum bu akşam Payback #100 var buna inanabiliyor musun? Kamera önünde olurum ya da olmam, ancak arka alanda bir yerlerde Platinum'un hoparlörünün sesi mutlaka ortalığı inletmeli. Bu gerçekten büyük bir gösteri olacak, maç kart halihazırda birbirinden iddialı. Duyurulan ve duyurulmayan o kadar çok şey olacak ki. Kesinlikle benim için kaçırılmaması gereken bir fırsat bu. İki gün öncesinin sinirini biraz olsun atabilmem lazım. (Caster biraz duraksıyor.) Aşağılıklar! Ringin içinde bire bir olsak da, mücadeleyi resmen bire üç verdim. O kör gözüne parmak sokamadığımın hakemi biraz daha becerikli olsaydı belki de bu çatı altındaki ikinci resmi maçımdan bir kemer kazanabilirdim! Bunu düşünmek beni sinirlendiriyor evet, ancak bir o kadar da hırslandırıyor. Hırs kesinlikle doğru kelime! İçinden geldiğim bu Hiphop oyununda bize öğretilen en temel derste bu, hırs. Hırslı olmazsan, devamlı daha iyisi için çabalamazsan yerinde sayarsın ve kaybedersin. Ben yerinde sayanların devamlı geriye düştüğü bir yerden geliyorum. Benim için geçmiş ne kadar önemli olsa da, ben geleceğim için mücadele etmeyi seviyorum. Bir maça çıkarken, o maçın şartlarını irdelemem. Hangi şovdaymış, kaç kişi için güreşiyormuşum bunların hepsi önemsiz. Gerçekten önemli olan tek bir şey varsa o da o maçı her ne olursa olsun kazanmam gerektiği. Evet adeta bir spor takımı gibi hakem faciasına uğradım, ama ben yine de her şeye rağmen kazanabilmeliydim! Kazanamadığım müddetçe arkasına saklanabileceğim bahanelerin hiçbir anlamı yok! Çünkü insanlar bundan yıllar sonra geriye dönüp benim şaşalı ve başarılarla dolu kariyerime baktığında o maçta olanları hatırlamayacak, sadece kaybettiğimi hatırlayacaklar. Bunu hatırlayabilecekleri maç sayısını minimumda tutmak zorundayım, çünkü bana yakışan bu.

Caster yürümeye devam ediyor ve arka alanda birkaç görevliyle selamlaşıyor, sonrasında onun odasının önüne geliyoruz ve Caster sakince kapıyı açarak içeri giriyor. Kameramanı da içeri alıyor. Caster odasında eşyalarını karıştırıp şov kıyafetlerini hazırlarken bir yandan konuşmaya devam ediyor:

Max Caster: Hatta eminim Tommaso'nun beni kurtarmaya geldiğini bile hatırlamayacaklar. Lanet olsun o herif hala gözlüğümü geri getirmedi. Bahse varım bundan ötürü duyduğu suçluluktan dolayı geldi ve beni o uzun saçlıdan kendince kurtardı. Biz sokak kültüründe yapılan iyilikleri unutmayız, zamanı geldiğinde ona bir faydam elbet ki dokunur. Gerçi, gözlüğüm o parlayan kel kafasına biraz olsun renk getirdi ve bu muhtemelen onun o mağara adamı hayatındaki en dokunaklı şeydi. Ancak olsun, içimden gelen bir his bunun Tommaso ile son karşılaşmam olmayacağını söylüyor. Yanımda durursa kesinlikle kendisi için bir iyilik olur bu. Kimse Platinum'un karşısında durmak istemez. Dostum bence kameramanlar olarak şu ringin içine her girdiğimde insanların gözlerini benden alamadığını daha detaylı çekmelisiniz. Evet ben sanatımı konuştururken seyirci seslerini haliyle kısmanız gerekiyor, Mixing ne demek fazlasıyla biliyorum ama görsellikleri kesinlikle kaçırmamalısınız! Trolley'in parlak yüzeyinden yansıyan onlarca hayran yüz var, kim bilir arenanın tamamında kaç tanesi saklıdır! Kıyafetlerim, ayakkabılar, aksesuarlarım, Tanrı aşkına şu tekdüzeleşmiş güreş kültüründe bundan daha dikkate değer bir şey var mı? Cevap belli, kesinlikle hayır! Ancak insanlara bunu ispatlamak için, gücünün olması gerekiyor. Gezegenin en iyi kafiyelerini de yapsan, en yaratıcı flowlarını da kullansan günün sonunda punchlineların yoksa zayıfsındır. İnsanların aklında kalacak bir şeyler üretemiyorsan, sadece kuru gürültüden ibaretsindir. Bu kesinlikle istemediğimiz bir ihtimal. Neyse ki hiçbir zaman böyle bir problemim olmadı. Benim konuşmamda bile nice punchlinelar var, Rap yaparken olanlara girmiyorum bile! Gücünün olması ne kadar önemliyse, o gücü nasıl bir gösterişle sunduğunda bir o kadar önemli. Bu yüzden her zaman nasıl göründüğüne dikkat etmek zorundasın, bu adeta bir döngü. Gösterişe güç gerek, güceyse gösteriş. İşin daha güzel tarafı, bu hem Hiphop kültürü için geçerli hem güreş kültürü için! Şimdi kameranı duvarlara astığım anılarıma doğru çevirmeni isteyeceğim, bu esnada kıyafetlerimi değiştirebileyim. Üzgünüm hanımlar, görmek istediğiniz şeyi biliyorum ama çocukların önünde olmaz haha.

Kamera bu esnada yavaşça odayı çekmeye başlıyor, Caster'ın geçmişinden çok fazla nesne görüyoruz. Eski mikrofonlar, ses kartları, duvarlarda çerçeveletilmiş birkaç tane sokak resmi. Kamera bu görüntüleri çekerken Max Caster arkadan konuşmaya devam ediyor:

Max Caster: İronik olan, tam da bu durumdan bahsediyor olmamız. Gövde gösterisi! Hiphop kültüründe de, güreş kültüründe de büyük rol oynayan o kavram. Platinum ikisinde de hiç şüphesiz en iyisi. Hiphop kültüründe rakipsiz olduğumu her seferinde tekrar tekrar ispatlıyorum ve kimsenin aklında kuşku kalmıyor ancak güreş kültürü için durum hala tam olarak öyle değil. İnsanların Prestige Grand Wrestling adını her duyduğunda aklına ilk olarak ben gelmiyorsam, henüz başarmamışım demektir. Ve ben başaramamaktan nefret eder, dostum zafer dediğiniz şey benim damarlarımdan akıyor ve kulaklarımda her seferinde onlara ait çanlar çınlıyor. Böylesine prestijli, böylesine büyük bir adam nasıl olur da hala bu yeri temsil edemez?! Akıl alır gibi değil. En kısa zamanda düzeltilmesi gereken bir yanlış olarak görüyorum bunu, buradaki herkes tarafından bana karşı yapılan. Ancak farkındayım ki ben o ağaçtan meyveleri toplamadıkça kimse gelip ellerinde bir tepsiyle bana onları sunmayacak! İşte gövde gösterisi dediğimiz şeyin çok yönlülüğünü tam olarak burada devreye sokacağım. Öyle ki, ringe çıkarken yaptığım gövde gösterisinde insanlar benim kaslarıma bakarak hayran olacak. Ringin içerisindeyken yaptığım gövde gösterisinde karşımda durmaya çalışan her kim olursa olsun bu gövdenin sağlamlığı karşısında boyun eğecek. Bunu yaparken bir yandan da mikrofonda bir gövde gösterisi yapacağım ve sadece ringin içinde değil; her alanda en iyisi olduğumu usanmadan tekrar tekrar göstermeye devam edeceğim. Şimdi kamerayı bana çevirebilirsin.

Kamera tekrardan Max Caster'a dönüyor ve onu şov için hazır bir halde görüyoruz. Caster kameranın merceğinden kendi yansımasına bakıyor ve saç tellerinde, bıyıklarında ince ayarlar yapıyor. En sonunda dik duruyor ve ellerini çırparak kendini motive ediyor. Sonrasında tekrar konuşuyor:

Max Caster: İşte şimdi hazırız! Onlara kim olduğumuzu göstermenin vakti geldi! Ölü ya da diri, Platinum bu işin piri! HADİ GİDELİM!

Caster kameraya doğru yaklaşıyor ve eliyle merceği kapatıyor, kamera bu şekilde kapandıktan sonra biz anlayamadan görüntü kesiliyor ve ekran tamamen kararıyor! Payback 100'de görüşürüz sevgili izleyenler!​
 
Oynadığınız Karakterin Adı
Max Caster
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi