RPG Lanet


Katılım
3 Tem 2023
Konular
123
Mesajlar
9,353
Beğeni sayısı
2,473
PG Nakit
1,330
Favori Güreşçi
Mini Cane
RPG Karakteri
Ludwig Kaiser
6 ARALIK 2025

Kameralarımız Tacoma Dome’un, soğuk, ürpertici otoparkında açılıyor. Yağmur hafif çiselerken, prodüksiyon tırlarının neon ışıkları biriken suların üzerinde yansıyor. Patronun ofisinden kovulan Ludwig Kaiser ise omzuna takım elbisesinin ceketini gelişi güzel bir şekilde atmış ve hiçbir şeyi umursamadan yürüyor. Kafasındaki sargı biraz gevşemiş, altından sızan kan ise sargının beyazlığını kirletiyor. Fakat hiçbir şey Kaiser’in umurunda değil, o sadece bir şeyler fısıldıyor. Belki bir dua ediyor, belki de tüm bunlar bir feryat… Bir süre sonra sesini duyabiliyoruz Kaiser’in.

Ludwig Kaiser: NEIN! Nein…. Nein, nein… Ben deli değilim. Tüm olanları gördüm. Hatta görmekten fazlası, yaşadım! Oradaydı! Kusursuz bir zihin yanılmaz, yanılamaz! Ama, The Rock… The Rock… Ama o sadece bir aktör! Gerçeği göremiyor, oysa ben… ben seçilmiş olanım. Ben gördüm, her şeyi, tüm çıplaklığıyla gördüm.

Kaiser bir anda duruyor! Bir şeye dikkat kesiliyor. Otoparkın sessizliğinde, neredeyse duyulamayacak kadar kısık bir melodi yankılanıyor. Ne kadar kısık duysak da, çok tanıdık bir melodi. Trompet sesini andıran o ikonik ritim: “The Time is Now”.

Kaiser hemen arkasını dönüyor, sağına soluna bakıyor can havliyle. Ama kimse yok, sadece bir çöp konteyneri ve üzerinden uçan bir poşet. Tabii biraz da rüzgarın uğultusu.


Ludwig Kaiser: Seni duyuyorum! Beni bununla korkutabileceğini mi sanıyorsun! İşte buradayım! Bak! Savunmasızım, hiçbir şeyim yok! Gel buraya, bitir işini! Yarım kalan işini bitirmeye gel, buradayım!

Kaiser bir anda gülmeye başlıyor. Kahkahalar atıyor, ama bu gülüş bir neşeni gülüşü değil resmen sinir sisteminin iflasını haykırıyor Kaiser. Uzun süren histerik bir kahkahanın ardından yola devam ediyor Kaiser, bir arabanın yanında duruyor ve arabanın camından kendi suratına bakıyor. Bembeyaz ve tamamen çökmüş bir surat… İçleniyor Kaiser.

Ludwig Kaiser: Kaiser… Ne hale geldin. Baksana, üstün başın kir içinde. Artık o barbarlara benziyorsun, o… o pisliklere benziyorsun.

Tam o sırada arabadaki camının yansımasında, kendi omzunun arkasında bir gölge görür gibi oluyor Kaiser. Ardından da parlak, neon bir renk. Mor bir parıltı. Hızla arkasına doğru bir yumruk savuruyor Kaiser. Ama boşluğa vuruyor, devamında da kendi ivmesiyle yere kapaklanıyor. Dizleri su birikintisine batıyor ve o çok sevdiği kumaş pantolonu çamur içinde kalıyor. Sinirden gözleri doluyor Kaiser’in resmen, ağlamaklı bir şekilde bağırıyor.

Ludwig Kaiser: Bana vurdu! Gördünüz değil mi! Tekrardan bana vurdu! The Rock, izliyor musun! Lütfen bunu gördüğünü söyle! Beni yere serdi, gördün değil mi! Beni bir kez daha…

Daha fazla devam edemiyor Ludwig, gözlerinden gelen yaşları anlaşılmadan temizlemeye çalışıyor hızlıca ve ayağa kalkıyor. Omzundan düşürdüğü ceketi, çamur içindeki pantolonu ve eskisinden eser kalmayan o “kusursuz” postürü. Artık omuzları çökmüş ve dengesini bile kurmakta zorlanan birisiymişçesine yürüyor Kaiser. Ardından bir anda boşluğa sallıyor elini, tıpkı birinin boğazını tutuyormuş gibi! İyice sıkıyor parmaklarını! Kaiser’in pazuları yağmurda ıslanan gömleğinin kollarını delip geçecek neredeyse! Gözü dönmüş gibi adeta!

Ludwig Kaiser: Görünmez olduğunu sanıyorsun… ama ben seni tanırım. Kokundan tanırım! Hollywood’un o ucuz parfümü… o sahte kahramanlığın kokusu. Ben o kokuyu alırım. Senin o kirli kokunu her yerde alırım, seni her yerde hissederim ben Cena. Her gölgede, her kapı gıcırtısında, rüzgarın her bir fısıltısında seni hissederim.

Kaiser elinde sanki birisi varmışçasına elini sallıyor su birikintisine doğru. Ardından da o birisini çaresizce suya düşürmüşçesine gururlanıyor. Yürümeye devam ediyor… Otoparkın çıkışına yaklaştıkça o büyük tırlardan birini daha görüyor, tırın ön yüzeyi ise tamamen bir reklamla kaplı. Yaklaşmakta olan Money in the Bank reklamı. Ancak reklamın bir kısmı yırtılmış, Kaiser tıra koşuyor ve yırtık olan yerinden tırmalamaya başlıyor reklamı. Delicesine. Tırnakları kanayana kadar…

Ludwig Kaiser: Nerede? Nerede saklanıyorsun?!

Yırttığı kağıtların ardından bir çift göz beliriyor! Bu aslında sadece tırın yüzeyine yapıştırılmış önceki reklamından kalan bir parça ama Kaiser için o an her şey son derece gerçek. Aniden duruyor Kaiser, nefes alışverişini kontrol etmeye çalışıyor. Gözbebeklerinin neredeyse yerinden çıkacağını görüyoruz Kaiser’in, biraz sakinleşmeye çalışıyor ve gittikçe sakinleşiyor. Ardından baş ve işaret parmağını birleştiriyor ve kalan üç parmağını havaya kaldırıyor, tıpkı Cena gibi. Ardından bu hareketi bozuyor ve elini yavaşça kendi yüzünün önünde sallıyor. Ardından bir fısıltı duyuyoruz Kaiser’den.

Ludwig Kaiser: You can’t see me…

Kaiser buna hipnoz olmuş gibi devam ediyor. Bir yandan da fısıltıyla devam ediyor.

Ludwig Kaiser: Görünmezlik bir güç değil Cena… Görünmezlik… bir lanet. Ve şimdi… Ben de senin gibi lanetlendim.

Kaiser hala bu hareketi yapmaya devam ediyor, yağmur iyice hızlanıyor. Kaiser ise bir anlık irkiliyor, uzaklardan geldiğini işittiğimiz bir polis sireni bu! Sanki bir kaçağı arıyorlarmış gibi yankılanıyor polis sireni, Kaiser ise bu sirenin onun için çaldığını düşünüp panikliyor. Hayatın tüm sırrını çözmüş ve bunun bedelini ilk anda ödetmeye geliyorlarmış gibi hissediyor Kaiser. Kanını ve gözyaşını yıkayan yağmurun altında koşmaya başlıyor. Loş bir ışığın altında kaybediyoruz Kaiser’i, ondan geriye kalan tek şey işe ayakkabılarının asfalt üzerinde çıkarttığı ritmik ses ve uzaklardan gelen hayali bir kalabalığın “Lets Go Cena / Cena Sucks” tezahüratları. Bu seslerde gittikçe azalıyor ve kamera tam kapanmadan önce Kaiser’in olduğunu bile bilmediğimiz tiz ve rahatsız edici bir kahkaha duyuyoruz. Ve ekran tüm bu bilinmezlikle kararıyor.
 
Oynadığınız Karakterin Adı
Ludwig Kaiser
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi