- Katılım
- 2 Tem 2023
- Konular
- 135
- Mesajlar
- 4,050
- Beğeni sayısı
- 2,088
- PG Nakit
- 655
Hammerstein Ballroom otoparkında açılıyor kameralar, Jack Perry'nin kendisini sedyeyle taşımaya çalışan ambulans görevlilerine kalan gücüyle bağırdığını-bağırmaya çalıştığını görüyoruz. Sedyede sudan çıkmış balık gibi çırpınıyor, yalvar yakar sedyenin kemerini sökmelerini istiyor. Sonunda parmağı bir görevlinin parmağına gelince sedyenin ayağı, sağlık personeline takılıyor ve Perry sedyeye bağlı şekilde yan düşüyor. Zaten bitkin olan Perry'nin bakışları hepten bulanıklaşıyor, göz kapaklarını aç kapa yaparak bilincini koruyor ve sedyenin kemerlerini bir şekilde çözmeyi başarıyor. Sağlık görevlileri dikkatlice Perry'nin koluna girmeye çalışsa da bir şey diyecek gücü bile bulmadan itiyor kendini onlardan, her 2-3 adımın üstüne düşüyor, zar zor duvara yaslanıyor ve kolları dizine düşecek şekilde kalbur bir duruşla soluklanıyor.
"B.... ha...... et....mi........ b........."
Mırıldandığı sözleri ağzından çıkaracak enerjisi bile kalmamış. Derin bir nefes alıp duruşunu dikleştirdikten sonra yüzüne perde yapan saçlarını da arkasına atıyor Perry, yine o aynı acı gülümseme.
Sessizce kahkaha atmak diye bir şey yoksa bile, Perry'nin yaptığı o. Bastırmaya çalıştığı üzüntüsü, ilk kez mağrur olmayan, cömertçe gülümsemesiyle avuçlarının içine bakıyor. Bir güç alarak tekrar mırıldanıyor.
"Bun..... hak.... et.... miştim......."
Bir süre sonra ellerini de öylece bırakıyor ve güç alarak kalktığı duvara sırtını vererek oturuyor Perry. Kolları dizlerinde ama dizleri kollarını bile taşıyamıyor, bacaklarını öylece uzatmış sadece açık hava otoparkının blok blok koyduğu ışıkları izliyor. Eğer olayları bilmeyen biri görseydi, ölen bir karakterin son anları diye düşünebilirdi. Perry tüm aciziyetine rağmen bakışları çok narin, biraz olsun soluklanmak acısını bile dindirmiş gibi. Çatık kaşları yavaşça yukarı kalkıyor, diken halindeki vücudu biraz daha kendisini salmış, nefesini kontrol etmiş. Ağzındaki kanı yere tükürüyor, sürekli yüzüne düşen saçlarını bu sefer kameranın açısına doğru yan yatırıyor, Perry'nin yüzünü değil sadece saçlarını görüyoruz.
"1 yılı geçti, değil mi? Çantayı bozduracağın anı, bana vuracağın anı senden daha fazla bekledim Dom. İstedim de. Bunu hak etmiştim. Babalarımızı aşmaya çalışan iki çocuktuk, beraber adam olduk. Ve o son eşikte, bu anın geleceğini biliyorduk. İkimiz de sessizce bu anı bekledik. Ve ne oldu biliyor musun? Çaresizleştim. "Bir ihtimal Bray'e bozdurur mu?" "Belki dostluğumuz daha önemlidir, çantadan vazgeçer." İnsan işte. Sonunun nasıl olacağını bilse bile olmayacak olanı düşlüyor. Sözümü dinlediğin, yapman gerekeni yaptığın anda bile kendi kararını vermek istedin, bunu yapacağını biliyordum. Seni tanıyorum çünkü kendimi tanıyorum.
İlk günden son güne kadar, her şeyinden tatminim... oldukça...... tatminim......"
Perry'i ilk ve belki de son kez bu kadar yumuşak bir ses tonuyla duymuş olabiliriz. Konuşmasını yaparken kamera açısına denk düşen yüz tarafını saçıyla kapadığı için nasıl bir yüz ifadesi vardı bilemiyoruz ama şimdi saçını tekrar normale çeviriyor.
"Seni seviyorum Dom, seni hep seveceğim."
"B.... ha...... et....mi........ b........."
Mırıldandığı sözleri ağzından çıkaracak enerjisi bile kalmamış. Derin bir nefes alıp duruşunu dikleştirdikten sonra yüzüne perde yapan saçlarını da arkasına atıyor Perry, yine o aynı acı gülümseme.
Sessizce kahkaha atmak diye bir şey yoksa bile, Perry'nin yaptığı o. Bastırmaya çalıştığı üzüntüsü, ilk kez mağrur olmayan, cömertçe gülümsemesiyle avuçlarının içine bakıyor. Bir güç alarak tekrar mırıldanıyor.
"Bun..... hak.... et.... miştim......."
Bir süre sonra ellerini de öylece bırakıyor ve güç alarak kalktığı duvara sırtını vererek oturuyor Perry. Kolları dizlerinde ama dizleri kollarını bile taşıyamıyor, bacaklarını öylece uzatmış sadece açık hava otoparkının blok blok koyduğu ışıkları izliyor. Eğer olayları bilmeyen biri görseydi, ölen bir karakterin son anları diye düşünebilirdi. Perry tüm aciziyetine rağmen bakışları çok narin, biraz olsun soluklanmak acısını bile dindirmiş gibi. Çatık kaşları yavaşça yukarı kalkıyor, diken halindeki vücudu biraz daha kendisini salmış, nefesini kontrol etmiş. Ağzındaki kanı yere tükürüyor, sürekli yüzüne düşen saçlarını bu sefer kameranın açısına doğru yan yatırıyor, Perry'nin yüzünü değil sadece saçlarını görüyoruz.
"1 yılı geçti, değil mi? Çantayı bozduracağın anı, bana vuracağın anı senden daha fazla bekledim Dom. İstedim de. Bunu hak etmiştim. Babalarımızı aşmaya çalışan iki çocuktuk, beraber adam olduk. Ve o son eşikte, bu anın geleceğini biliyorduk. İkimiz de sessizce bu anı bekledik. Ve ne oldu biliyor musun? Çaresizleştim. "Bir ihtimal Bray'e bozdurur mu?" "Belki dostluğumuz daha önemlidir, çantadan vazgeçer." İnsan işte. Sonunun nasıl olacağını bilse bile olmayacak olanı düşlüyor. Sözümü dinlediğin, yapman gerekeni yaptığın anda bile kendi kararını vermek istedin, bunu yapacağını biliyordum. Seni tanıyorum çünkü kendimi tanıyorum.
İlk günden son güne kadar, her şeyinden tatminim... oldukça...... tatminim......"
Perry'i ilk ve belki de son kez bu kadar yumuşak bir ses tonuyla duymuş olabiliriz. Konuşmasını yaparken kamera açısına denk düşen yüz tarafını saçıyla kapadığı için nasıl bir yüz ifadesi vardı bilemiyoruz ama şimdi saçını tekrar normale çeviriyor.
"Seni seviyorum Dom, seni hep seveceğim."
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Jack Perry
