- Katılım
- 2 Tem 2023
- Konular
- 78
- Mesajlar
- 19,082
- Beğeni sayısı
- 6,402
- PG Nakit
- 2,415
- Favori Güreşçi
- John Cena
Hoş bir yumuşak vokal banyoya yayılır. Kendisini hala genç hissetmek isteyen zengin beyefendilerin sık sık kaçamak yaptıkları o yaş aralığından bir sarışın, Venis'in küvetinde nazik hareketlerle yıkanmaktadır. Hafif köpürttüğü lifi o narin vücudunda yavaşça kaydırırken müziğe eşlik eder gibi bir hali vardır. Bir nota yukarı ve sonra aşağı; parlak narin bacaklarda bileğe doğru usulca bir geçiş. Tüm bu sanat eseriyle ilgilenmiyor gibi duran Val, onun yamacında telefonda konuşmaktadır.
Val Venis: Hı, hı.... Geldin mi?... Evin önündesin demek... Çok iyi... Tamam, kapı açık.... Gir ve üst kata çık ya da dur, dur... İniyorum.
Venis telefonu kapatırken sarışın kızın cilvelerine karşılık vermiyor. Bu aralar pek keyfi yok. Parmağını doğrulatarak.
Val Venis: Çık ve kurulan. Sana getirttiğim transparan siyah fantezi kıyafetini giy, yatak odamda. Ve içki içmek için salonda misafirimle bana katıl.
-----
Val Venis: Demek geldin, ne hoş! Ben Val. Gelmen iyi oldu.
Kız içeri girer. Yukarı kata doğru hareketlenirler. Kız önde çıkarken Val onun kalçalarına bakar.
Val Venis: Pek esmer sayılmazsın. Bu daha çok kestane rengi. Adını bilmiyorum ama sana Valentine diyeceğim.
Salona gelirler. Kız komut bekleyen tavırlarla oturur. Yatak odasından transparan siyah fantezi kıyafetiyle sarışın kız çıkagelir. Elinde bir bardak şarap, Valentine'in yanına oturur.
Val Venis: Pekala, mesleğimi biliyor musunuz? Kim olduğumu?
Kızlar aptal aptal birbirlerine bakar. Sarışın kızın dikkatini, hemen kanepenin yanındaki PGW Takımlar Şampiyonluğu kemeri çeker. Kız ona dokunurken...
Valentine: Hayır.
Sarışın Kız: Ah, sanırım güreşçisin. Başarılı b-
Val Venis: SAKIN DOKUNMA ONA!
Venis'in ani çıkışı iki kızı da tedirgin eder. Parmaklarını ışık hızıyla kemerden çeker. Venis, hemen doğrulup kemeri alır. Öteki elini de Valentine'e uzatarak...
Val Venis: Tüm özel eşyalarını, anahtarlarını, çantanı, her şeyini ver. Gecenin sonunda geri vereceğim.
Kadın bir çekinceyle önce sarışın kıza bakar. Ardından gönülsüzce de olsa çantasını verir.
Val Venis: Telefonunu da.
Kadın telefonunu da verir. Venis hemen bir odaya bırakır eşyaları ve odayı kitler. Ardından kızların karşısına kurulur, rahatlamış bir edayla.
Val Venis: Bunu yaptığım için kızmadınız umarım. Çünkü ben, şey... Ahaha, pekala! İnsanlara pek güvenmem. Bilirsiniz işte.
Sessizlik olunca kızlar utanıp sıkılıyor. Venis onların nahoşluğunu sezince gergin havayı dağıtmak istiyor. Parmağıyla masadaki çikolataları işaret ederek...
Val Venis: Ah, İsviçre Çikolatası?
Kızlar istemiyor. Erotik müzik listesi arka planda çalmaya devam ederken Venis ayağa kalkıp kitaplığa yöneliyor. Montaigne - Denemeler'i alıp kurcalıyor. Kızlar boş gözlerle ona bakıyorlar.
Val Venis: Montaigne sever misiniz? Ben büyük bir hayranıyım. Bu kitabı kaç kere bitirdim hatırlamıyorum. Bitirdim derken, aslında bu kitap kronolojik değil. Alt başlıklar var. Bilirsiniz, deneme işte. En sevdiğim kısmı "arkadaşlık hakkında" yazdıkları. Montaigne dostluğu öyle bir anlatıyor ki, sıradan arkadaşlıkların ötesinde neredeyse kutsal bir bağdan söz ediyor. Diyor ki, bu dostluk ne menfaate dayanır ne de ihtiyaçtan doğar. Doğanın nadiren verdiği, eşsiz bir ruh uyuşmasıdır. Arkadaşını ‘ikinci benlik’ gibi görür. Öyle ki, benliğinin yarısını onda bırakır. Böyle bir dostlukta hesap kitap olmaz. ‘Neden seviyorsun’ diye sorulmaz, çünkü sebep sevginin kendisidir. Montaigne’nin La Boétie için hissettikleri öylesine sahici ki, insanı hem kıskandırır hem de böyle bir dostluğu kendi hayatında aramaya iter.
Venis yüzü düşmüş bir şekilde kitabı rafa, eski yerine koyarken kızlar anlıyormuş gibi bakıyorlar. Venis bir parmak işaretiyle kızları yatak odasına dehliyor. Kızlar da bu isteğini kırmıyorlar. Venis yatağın ortasına oturuyor. Sarışın kız hemen sağına, Valentine ise soluna ilişiyor. Venis'in geniş omuzlarını ve pazularını okşamaya başlıyorlar.
Val Venis: Montaigne'yi sevmesine seviyorum. Samimiyetine de inanıyorum. Fakat şu anda yaşasaydı, bu konudaki düşünceleri hala aynı kalır mıydı, orası muamma. Bana kalırsa, insan ilişkilerine dair tüm o gerçek hisler eskide kaldı. Arkadaşlık, sevgililik, hatta ebeveyn oğul ilişkileri bile. Sanki yaşanabilecek tüm samimi duyguları atalarımız tüketti ve bize kaba saba, ruhsuz, dışarıdan cazip görünen ancak içi kof ilişkiler kaldı. Platformun en alt katındaymışız gibi, masayı görüyoruz. Evet, masa var. İşte orada bir düzine tabak ve bardak. Üzerlerinde, sağa sola sıçramış posa. Fakat yemek yok. Asıl olması gereken şey, yok ve doymuyorum, doymuyoruz. Christie, annen hayatta mı?
Christie: Evet?
Val Venis: Onunla konuşuyor musun?
Christie: Pek sayılmaz.
Val Venis: Bak işte... Üstünü çıkar. (Valentine'ye dönerek.) Peki sen Valentine? Bir sevgilin var mı?
Valentine: Sevgili mi?
Val Venis: Niye bu kadar şaşırdın? Tanrı aşkına, sevgilin olamaz mı? Eskortsun diye sevgiyi hak etmediğini düşündürecek kadar, LANET OLSUN BİZ HANGİ DEVİRDE YAŞIYORUZ BÖYLE!
Venis'in ani öfke patlaması kızları bir kez daha ürkütür. Ancak onu yatıştırmak için okşamaya devam ederler.
Val Venis: Valentine, sen de elbiseni çıkar. Christie, başını eğerek kalçan tepede kalacak şekilde eğil.
Venis ayağa kalkıp üzerindeki tişörtü çıkartıyor. Ardından pantolonunu.
Val Venis: Her şeyin bu kadar ucuzladığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanların dostluğu bile etiket fiyatına bağlanmış; çıkarı bitenin sevgisi de bitiyor. Güven, en küçük sarsıntıda paramparça oluyor, çünkü kimsenin vaktini duygulara yatıracak sabrı kalmamış. Ruhun yerini beden, sohbetin yerini ekran, hatırın yerini sözleşme aldı. İnsan insana değil, menfaat menfaate bakar oldu. Her şey maddeye indirgenmişken, kalbin bile değeri gramla ölçülür hale geldi. Ve biz utanmadan buna ‘ilerleme’ diyebiliyoruz. Valentine, durma öyle hadi, Christie'yi yala.
Venis anadan üryan kalarak kızların arasına katılıyor.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Val Venis
Son düzenleme:
