- Katılım
- 3 Tem 2023
- Konular
- 123
- Mesajlar
- 9,353
- Beğeni sayısı
- 2,473
- PG Nakit
- 1,330
- Favori Güreşçi
- Mini Cane
- RPG Karakteri
- Ludwig Kaiser
...𝓰𝓮𝓬̧𝓽𝓲𝓰̆𝓲𝓶𝓲𝔃 𝓱𝓪𝓯𝓽𝓪𝓵𝓪𝓻𝓭𝓪...
"Elbette patron. Beni biliyorsun, her zaman hazırım."
Telefon anlık bir hışımla kapanıyor ve kapatan kişi telefonu karşısındaki duvara fırlatarak parçalıyor. Birkaç derin nefes duyuyoruz ve görüyoruz ki bu kişi, Alberto Del Rio'dan başkası değil!
Alberto Del Rio: MIERDA! Bana sormadan hem de! Nasıl! Her şey bu kadar basit mi? Buna mecbur muyum? Hem de her seferinde! Belki Wrestlemania’da da bunu yapıp, her şeyi tamamen bırakırım. Günün sonunda oturup, dinlenmek varken neden her defasında bu sıkıntıyı çekiyorum ki. Geldiğim ilk günden bugüne, yaptığım tek bir şey oldu. Bu şirketi kurtarmak. Hatırlasanıza. Kendini kriminale adayan Angel, hapse kadar düşen Humberto, nerede olduğunu bile bilmediğim Titus… Günün sonunda bu adamların tek bir ortak noktası var o da benim, ben! Alberto El Patron! Fakat tüm bunları benim temizlememe rağmen, hiçbirine ben sebep olmadım. Tıpkı şu andaki gibi. Tony, istediğini nasıl aldın bilmiyorum fakat günün sonunda karşında yine ben varım. Prestige Grand Wrestling’in bölüm sonu canavarı, Alberto… El Patron. Fakat sen bana, kısaca Patron de. Böylece Patron’un, Don’dan ne kadar büyük olduğunu anlarsın. Çünkü Patron, Jefe’den büyüktü, Chairman’den de öyle. Ve günün sonunda senden ve senin sahip olduğun her şeyden de büyük olacak. Ama madem baş başayız ve bunlar belki de benim güreşteki son zamanlarım. Biraz daha açık konuşabiliriz. Seni ciddiye almıyorum, senden korkmuyorum. Senden Angel kadar korkmuyorum, senden Humberto kadar korkmuyorum, senden Titus kadar bile korkmuyorum. Hatta ismini duyduğumda yüzümde bir gülümse bile beliriyor. Aklıma her seferinde küçük Joseph’in ilk bilgisayarında oynadığı oyundan bir karakteri hatırlatıyorsun. Belki de hayat senin için bundan ibaret, oyun. Ve kendini bu oyunun kahramanı sanıyorsun, fakat ben o oyunun sonunu hatırlıyorum. Ve sana saygılarımı, bizzat ben sunacağım. Çünkü seninle benim aramdaki mesele, artık kişisel. Yaptıkların umurumda olmadı, beni Royal Rumble maçından elemen… No me importa una mierda. Bugüne kadar aldığım 3 ana kemerin hiçbirinde buna ihtiyacım olmadı. Ve bir daha da olmayacak. No Way Out’taki o maç… Benim bu şirkette kaç galibiyetim var biliyor musun? Belki tahmin edeceğinden çok daha az. Hatta şampiyonluk maçları haricinde… muhtemelen bir elinin parmağını biraz daha zor geçer. Çünkü umurumda değil. Artık profesyonel güreşteki neredeyse otuzuncu yılım ve bazı şeyler beni eskisi kadar heyecanlandırmıyor. Kendini kanıtlaman gereken bire bir maçlar… Evinden uzakta yapmak zorunda olduğun şeyler… Dediğim gibi, artık yaşlı olduğumu ben de biliyorum çocuk ve seni heyecanlandıran çoğu şey beni artık heyecanlandırmıyor. Fakat tebrikler! Çünkü sahte Don’a bir piyango vurdu. Ve o piyangonun adı Patron. Alberto. El Patron. Çünkü beni heyecanlandırmayı başardın. Hatta bu heyecanında ötesinde… beni öfkelendirmeyi başardın. Ve bu saatten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü Tommy, sen bu şirketi The Rock’dan alamayacaksın. William Regal’den alamayacaksın. Bu şirketi alabileceğin tek kişi var, o da… benim! Çünkü PGW, sesimi duyduğunda nefes alır. Ben mikrofonu elime aldığımda göz bebekleri büyür, ben bu ringe yürüdüğümde rüzgar değişir. Herkes nefesini tutar. Çünkü bilirler ki ben sıradan bir güreşçi değilim. Ben El Patron’um! Ben güreşe neredeyse asırlardır hükmeden bir soyun evladıyım, benim damarımda kan herkesten başka akar. Ben bu ringe çıkarsam, orası artık kutsaldır. Ben konuşursam, gerçek konuşur. Ve ben bu işi bırakırsam, güreş bırakır. Oynadığın oyunlarla ilgilenmiyorum, tüm bu tehditlerden, bahsettiğin davalardan etkilenmiyorum. Belki bunlarla insanları korkutabilirsin, fakat beni… beni asla korkutamazsın Angelo. Tüm bu tavırlarını, insanlara anlatmaya çalıştığın kültürü… bunlar bana işlemez çocuk. Çünkü ben kartellerin ortasında, tüm ulusu temsil eden bir adamım. Görmediğin şeyleri yaşamış adamım. Bahsedemeyeceğin şeyleri başarmış adamım. Ben her ringe çıktığımda… ardımda görünmeyen bir bayrağı taşırım ve senin o yaptığın… bu cüretin… sana çok… ama çok pahalıya mal olacak.
Alberto Del Rio tüm öfkesiyle beraber konuşmaya devam ediyor.
Alberto Del Rio: Bazı şeyler… sonradan öğretilemiyor ne yazık ki. Veya senin aldığın online mafya kursunda bunlardan hiç bahsedilmiyor. Bazı şeylerin kutsallığı, bazı şeylerin önemi… Hayat senin düşündüğünden çok daha komplike ve çok daha karışık Don. Yaptığın bir şey, başka bir şeye mal olabilir veya yapmadığın bir şey, bir çok şeye. Bunu asla bilemezsin. Sadece yaşarsın ve görürsün… o kadar. Ve işte senin için bir ders başlıyor. Yaptığın şeyin, nelere sonuç açabileceğini görmek. Seni artık düşündüğünden fazla umursuyorum Don. Roma’da bir şov mu istiyorsun? Sana Roma’yı getireceğim. Wrestlemania’da. Estadio Azteca’da, sana Roma’yı getireceğim. Ben arenadaki aslan olurken, sen zincirli bir gladyatör gibi can çekişeceksin. Seni kendi yaptığım arenaya gömeceğim ve bu güreş hayatımdaki, en keyifli an olacak. Daha sonrasında unutulacaksın. PGW’e gelmiş diğer güreşçiler gibi. Karşıma çıkmış diğer güreşçiler gibi. Peki sen unutulacaksın fakat senin yanında tüm kibrinle getirdiğin o İtalyan kültürü… senin kültür dediğin o şey, benim sokağımda nefes bile alamaz puta. Seni yeneceğimi iddia etmiyorum, seni yeneceğime yemin ediyorum. Ve Patron bir kez yemin etti mi… ölüm bile onu durduramaz. Seni, tüm bu satın almak istediklerinle yeneceğim. Seni, tüm mirasımla yeneceğim. Çünkü PGW, artık Patron’un mirası. Patron’un kalbi, yıllardır bu şirket için atıyor… The Rock sustuğunda, ben konuştum. William Regal düştüğünde, ben kalktım. Titus başarabileceğini düşündüğünde, ben yanılttım. Angel kalktığında, ben düşürdüm. Uso düştüğünde, ben elimi uzattım. Reigns yoldan çıktığında, ben geri getirdim. Wes Lee kaçırıldığında, ben kurtardım. Daniels yenilmez olduğunu düşündüğünde, ben yendim. PGW eğer şu an ayaktaysa… bu benim kanımla, benim terimle, benim öfkemle mümkün oldu. Ve Wrestlemania’da… böyle olmaya devam edecek. Merak etmeyin, bu şirket bir kez daha ayakta kalacak ve bundan sonra gelen herkes El Patron’un yürüdüğü yoldan yürümeye devam edecek. Onun başardıklarını başarmaya çalışacak. Onun rekorlarını kırmaya çalışacak. Onun yaptığını yapmaya çalışacak fakat… kimse başaramayacak. Çünkü Patron tek. Patron bir… ve Don, sen sıfır bile değilsin. Beni istediğinle suçla, istediğin köpeğini üstüme sal. Artık olacakları değiştirmeyecek, ikimizin de yolu yazıldı. Ayaklarımız bizi birimizin mezarına kadar götürecek, fakat ben oradan sonra da yürümeye devam edeceğim. İzlerim devam edecek, tekrar kanım akacak, tekrar terim dökülecek, tekrar bir hikaye yazılacak ama senin hikayen Wrestlemania’da bitecek… çünkü, finalini ben yazdım.
Alberto Del Rio video kaydındın başında telefona yaptığını, bu kez de kameraya yapıyor. Yayın Alberto'nun onu önünden çekmesiyle beraber, son buluyor.
"Elbette patron. Beni biliyorsun, her zaman hazırım."
Telefon anlık bir hışımla kapanıyor ve kapatan kişi telefonu karşısındaki duvara fırlatarak parçalıyor. Birkaç derin nefes duyuyoruz ve görüyoruz ki bu kişi, Alberto Del Rio'dan başkası değil!
Alberto Del Rio: MIERDA! Bana sormadan hem de! Nasıl! Her şey bu kadar basit mi? Buna mecbur muyum? Hem de her seferinde! Belki Wrestlemania’da da bunu yapıp, her şeyi tamamen bırakırım. Günün sonunda oturup, dinlenmek varken neden her defasında bu sıkıntıyı çekiyorum ki. Geldiğim ilk günden bugüne, yaptığım tek bir şey oldu. Bu şirketi kurtarmak. Hatırlasanıza. Kendini kriminale adayan Angel, hapse kadar düşen Humberto, nerede olduğunu bile bilmediğim Titus… Günün sonunda bu adamların tek bir ortak noktası var o da benim, ben! Alberto El Patron! Fakat tüm bunları benim temizlememe rağmen, hiçbirine ben sebep olmadım. Tıpkı şu andaki gibi. Tony, istediğini nasıl aldın bilmiyorum fakat günün sonunda karşında yine ben varım. Prestige Grand Wrestling’in bölüm sonu canavarı, Alberto… El Patron. Fakat sen bana, kısaca Patron de. Böylece Patron’un, Don’dan ne kadar büyük olduğunu anlarsın. Çünkü Patron, Jefe’den büyüktü, Chairman’den de öyle. Ve günün sonunda senden ve senin sahip olduğun her şeyden de büyük olacak. Ama madem baş başayız ve bunlar belki de benim güreşteki son zamanlarım. Biraz daha açık konuşabiliriz. Seni ciddiye almıyorum, senden korkmuyorum. Senden Angel kadar korkmuyorum, senden Humberto kadar korkmuyorum, senden Titus kadar bile korkmuyorum. Hatta ismini duyduğumda yüzümde bir gülümse bile beliriyor. Aklıma her seferinde küçük Joseph’in ilk bilgisayarında oynadığı oyundan bir karakteri hatırlatıyorsun. Belki de hayat senin için bundan ibaret, oyun. Ve kendini bu oyunun kahramanı sanıyorsun, fakat ben o oyunun sonunu hatırlıyorum. Ve sana saygılarımı, bizzat ben sunacağım. Çünkü seninle benim aramdaki mesele, artık kişisel. Yaptıkların umurumda olmadı, beni Royal Rumble maçından elemen… No me importa una mierda. Bugüne kadar aldığım 3 ana kemerin hiçbirinde buna ihtiyacım olmadı. Ve bir daha da olmayacak. No Way Out’taki o maç… Benim bu şirkette kaç galibiyetim var biliyor musun? Belki tahmin edeceğinden çok daha az. Hatta şampiyonluk maçları haricinde… muhtemelen bir elinin parmağını biraz daha zor geçer. Çünkü umurumda değil. Artık profesyonel güreşteki neredeyse otuzuncu yılım ve bazı şeyler beni eskisi kadar heyecanlandırmıyor. Kendini kanıtlaman gereken bire bir maçlar… Evinden uzakta yapmak zorunda olduğun şeyler… Dediğim gibi, artık yaşlı olduğumu ben de biliyorum çocuk ve seni heyecanlandıran çoğu şey beni artık heyecanlandırmıyor. Fakat tebrikler! Çünkü sahte Don’a bir piyango vurdu. Ve o piyangonun adı Patron. Alberto. El Patron. Çünkü beni heyecanlandırmayı başardın. Hatta bu heyecanında ötesinde… beni öfkelendirmeyi başardın. Ve bu saatten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü Tommy, sen bu şirketi The Rock’dan alamayacaksın. William Regal’den alamayacaksın. Bu şirketi alabileceğin tek kişi var, o da… benim! Çünkü PGW, sesimi duyduğunda nefes alır. Ben mikrofonu elime aldığımda göz bebekleri büyür, ben bu ringe yürüdüğümde rüzgar değişir. Herkes nefesini tutar. Çünkü bilirler ki ben sıradan bir güreşçi değilim. Ben El Patron’um! Ben güreşe neredeyse asırlardır hükmeden bir soyun evladıyım, benim damarımda kan herkesten başka akar. Ben bu ringe çıkarsam, orası artık kutsaldır. Ben konuşursam, gerçek konuşur. Ve ben bu işi bırakırsam, güreş bırakır. Oynadığın oyunlarla ilgilenmiyorum, tüm bu tehditlerden, bahsettiğin davalardan etkilenmiyorum. Belki bunlarla insanları korkutabilirsin, fakat beni… beni asla korkutamazsın Angelo. Tüm bu tavırlarını, insanlara anlatmaya çalıştığın kültürü… bunlar bana işlemez çocuk. Çünkü ben kartellerin ortasında, tüm ulusu temsil eden bir adamım. Görmediğin şeyleri yaşamış adamım. Bahsedemeyeceğin şeyleri başarmış adamım. Ben her ringe çıktığımda… ardımda görünmeyen bir bayrağı taşırım ve senin o yaptığın… bu cüretin… sana çok… ama çok pahalıya mal olacak.
Alberto Del Rio tüm öfkesiyle beraber konuşmaya devam ediyor.
Alberto Del Rio: Bazı şeyler… sonradan öğretilemiyor ne yazık ki. Veya senin aldığın online mafya kursunda bunlardan hiç bahsedilmiyor. Bazı şeylerin kutsallığı, bazı şeylerin önemi… Hayat senin düşündüğünden çok daha komplike ve çok daha karışık Don. Yaptığın bir şey, başka bir şeye mal olabilir veya yapmadığın bir şey, bir çok şeye. Bunu asla bilemezsin. Sadece yaşarsın ve görürsün… o kadar. Ve işte senin için bir ders başlıyor. Yaptığın şeyin, nelere sonuç açabileceğini görmek. Seni artık düşündüğünden fazla umursuyorum Don. Roma’da bir şov mu istiyorsun? Sana Roma’yı getireceğim. Wrestlemania’da. Estadio Azteca’da, sana Roma’yı getireceğim. Ben arenadaki aslan olurken, sen zincirli bir gladyatör gibi can çekişeceksin. Seni kendi yaptığım arenaya gömeceğim ve bu güreş hayatımdaki, en keyifli an olacak. Daha sonrasında unutulacaksın. PGW’e gelmiş diğer güreşçiler gibi. Karşıma çıkmış diğer güreşçiler gibi. Peki sen unutulacaksın fakat senin yanında tüm kibrinle getirdiğin o İtalyan kültürü… senin kültür dediğin o şey, benim sokağımda nefes bile alamaz puta. Seni yeneceğimi iddia etmiyorum, seni yeneceğime yemin ediyorum. Ve Patron bir kez yemin etti mi… ölüm bile onu durduramaz. Seni, tüm bu satın almak istediklerinle yeneceğim. Seni, tüm mirasımla yeneceğim. Çünkü PGW, artık Patron’un mirası. Patron’un kalbi, yıllardır bu şirket için atıyor… The Rock sustuğunda, ben konuştum. William Regal düştüğünde, ben kalktım. Titus başarabileceğini düşündüğünde, ben yanılttım. Angel kalktığında, ben düşürdüm. Uso düştüğünde, ben elimi uzattım. Reigns yoldan çıktığında, ben geri getirdim. Wes Lee kaçırıldığında, ben kurtardım. Daniels yenilmez olduğunu düşündüğünde, ben yendim. PGW eğer şu an ayaktaysa… bu benim kanımla, benim terimle, benim öfkemle mümkün oldu. Ve Wrestlemania’da… böyle olmaya devam edecek. Merak etmeyin, bu şirket bir kez daha ayakta kalacak ve bundan sonra gelen herkes El Patron’un yürüdüğü yoldan yürümeye devam edecek. Onun başardıklarını başarmaya çalışacak. Onun rekorlarını kırmaya çalışacak. Onun yaptığını yapmaya çalışacak fakat… kimse başaramayacak. Çünkü Patron tek. Patron bir… ve Don, sen sıfır bile değilsin. Beni istediğinle suçla, istediğin köpeğini üstüme sal. Artık olacakları değiştirmeyecek, ikimizin de yolu yazıldı. Ayaklarımız bizi birimizin mezarına kadar götürecek, fakat ben oradan sonra da yürümeye devam edeceğim. İzlerim devam edecek, tekrar kanım akacak, tekrar terim dökülecek, tekrar bir hikaye yazılacak ama senin hikayen Wrestlemania’da bitecek… çünkü, finalini ben yazdım.
Alberto Del Rio video kaydındın başında telefona yaptığını, bu kez de kameraya yapıyor. Yayın Alberto'nun onu önünden çekmesiyle beraber, son buluyor.
- Oynadığınız Karakterin Adı
- Alberto Del Rio
