Porridge Boss Öykü Köşesi


Porridge Boss

To Whom It May Concern
Katılım
3 Tem 2023
Konular
8
Mesajlar
181
Beğeni sayısı
66
PG Nakit
60
Favori Güreşçi
Big Show
Merhabalar.

Yazdığım kısa (ve akılalmaz derecede amatör) hikayelerim köşede dururken paylaşma isteği hissettim. Bunun için de kim bilir en son ne zaman yüzüne baktığım forumu kullanmaya karar verdim.

Büyük ihtimalle en fazla 3-4 hikaye paylaşıp, sonra bir daha uğramayacağım bir yer olacak burası, kusuruma bakmayın.

Çok eski öykülerimden birini buraya bırakacağım ve hissiyatıma göre paylaşmaya devam edeceğim. Yazma konusunda benden daha yetenekli ve bilgili ağabey ablaların önerilerini, tüm forum ahalisinin olursa değerlendirmesini merakla ve istekle bekliyorum, teşekkür ediyorum.

Ötenazi için gerekli formları doldurdum. Ah.. Özgürlüğü seviyorum. 2 yıl önce bu formu doldurmam yasaktı. Düşünebiliyor musun? Acısız bir şekilde kendimi öldürmem devlet tarafından yasaklıydı. Ne güzel ki artık değil. Forma attığım her sözcük beni zincirlerimden teker teker ayırıyordu. Görevli 5 dakika içinde sistemden bana tarih çıkardı. 3 gün sonrasında operasyonu gerçekleştireceklermiş. Bu kadar yakın olmasını beklemiyordum açıkçası. Sordum neden böyle. Ötenazi için kişisel bir operasyon olmadığını söyledi. Her vücut aynı tepki veriyormuş. Tamam dedim hastaneden çıktım. Ölümü 3 gün sonra gerçekleşecek biri olarak artık yapacağım hiçbir şeyin bana zevk vermeyeceğini anladım. Yasalar bana işlemiyor diye düşünürdüm normalde ancak ötenazi bekleme sırasında ceza gören birisi olursa kendini öldürme hakkı elinden alınıyor.


Yapacak bir şey yok. Geçtim evime. Açtım televizyonu. Haberlerde kocaman başlık. “Ülkemizde ilk ötenazi işlemi için geri sayım başladı.” Aman dedim. Birinci oldum. Sevindim, mutlu oldum. Telefonum çalmaya başladı. Haberi gören tanıdıklarım beni tebrik etti. Uzun süredir hissetmediğim başarı hissini tattım. Eve daha demin girmiş olmama rağmen dışarıya çıktım. İnsanlar bana bakıyor. Yüzümü haberlerde görmüşler. Fotoğraf isteyenler var. İstediklerini veriyorum. İnsanlar beni seviyor. Ben de onları seviyorum. Karşıma bir çocuk geldi. Aşağı yukarı 8 yaşında falan. Yüzünde korkunç bir ifade var. Bana kendini neden öldürüyorsun diye sordu. Ben de bilmiyorum dedim. Ötenazi legal olduğundan beri intihar sayısı inanılmaz ölçüde azaldı diye bilgilendirdi. Tamam dedim, beni ilgilendirmez. 3 gün sonra bu dünyadan ayrılacağım dedim. İlk sorusunu yineledi. Cevap vermeyeceğimi söyledim. Ayrıldım. Yolumun üzerinde bu yeni kazanılmış şöhretimin tadını çıkarıyordum.

Mükemmel bir gün geçirdim. Her şey dört dörtlüktü. Biraz yoruldum haliyle. Beş yıldız bir otel bana kapısını açtı. Sizi ağırlamak bir şereftir, buyrun efendim sözlerinden sonra girdim otele. Delüks suite adımımı attım. Uzandım yatağa. 8 yaşındaki çocukla tekrar karşılaştım. Neden intihar ediyorsun dedi. İntihar etmiyorum, operasyona giriyorum dedim. Neden dedi. Siz çocuklar çok meraklısınız dedim. Uyuyakaldım. Uyandığımda çocuk ayrılmış. Benim kafamda da neden sorusu yankılanmaya başladı. Evim, arabam var. Yalnız değilim. Haberlere çıktığım anda herkes beni tebrik etti. Seviyorlar beni. Mutlu olmamam için sebep yok. Formu doldurduğum anı düşündüm. Özgürleştirici bir şey diye hayal ediyordum. Aksine daha kötü oldu çünkü ömrümü 3 güne hapsetti, zihnimi ise “Neden?” sorusuna. Bu soruya cevap bulmak için 2 günüm daha var.

Otelde zaman geçirmek için odamdan çıktım. Her tarafta zengin zengin adamlar. Onlar bile benle fotoğraf çekiliyor, imza istiyor. Cenneti yaşıyorum resmen. Neden bu cenneti bırakayım ki? Biraz havuzda zaman geçirdim, açık büfede krallar gibi yemek yedim. Televizyon programından gelenler varmış. Röportaj istediler. Yarın veririm dedim. Bugünü arkadaşlarıma ayırmak istiyordum. Çıktık 5 arkadaş dışarıya. Eski anıları veya ölümü konuşmadık bile. Tek konularımız maçlar, içki ve kadınlar. Yine döndüm otele. Karşımda çocuk. Neden sorusunu sordu. Bu sefer bir ilki başarmak istiyorum dedim. Bana tekrar neden diye sordu. Cevabını verdim zaten dediğimde ise şaşırtıcı bir biçimde neden sorusuyla karşılaştım. Çocuğa tekme attım. Merdivenden yuvarlandı. Kahkahayı bastım. Sonra aklıma geldi, eğer ceza alırsam işlemi iptal ederler diye. Koştum çocuğun yanına, orada yok. Düşünceli bir biçimde odama çıktım. Uyudum.

Sabah kapımı televizyon için çaldılar. Aldım içeriye. Konuştuk. İyi geçti diyebilirim. Baktım sosyal medyaya. Çok sevmişler beni. Biraz daha mutlu oldum. Son günümde de yine iyi aktiviteler yaptım. Bu sefer çocuk gelmedi ama. Biraz korktum açıkçası. Ölmüş olabilir miydi? Ya operasyon iptal olursa? Bu soruları şimdilik görmezden gelerek uyuyorum.


Ameliyat günü. Beni odamdan özel korumalarla aldılar. Çıktığım anda yüzümde flaşlar patlıyor. İnsanlar benle fotoğraf çekilmeye çalışıyor. İmza veriyorum birkaç tane. Hatta birinin bebeğini tutuyorum. Sonrasında beni limuzine bindiriyorlar. İçeride cumhurbaşkanı. Öncelikle bana bu hakkı tanıdığı için teşekkür ediyorum. Görevimiz diyor. Tebrik ediyor beni bu cesur hareketimden dolayı. Yolculuk boyunca hoş bir sohbet yapıyoruz. Hastane önüne kişisel arabamı da getirmişler. Emektara son kez biniyorum. Ardından ise hastaneye giriyorum. Ülkenin en iyi doktorlarını burada toplamışlar. Odaya giriyorum. Çok donanımlı. Doktorlar birkaç dakika içinde geleceklerini söylüyorlar. Son fotoğraflarım çekildikten sonra gazeteciler de odadan ayrılıyor. Odada tek ben varım. Bir de çocuk. Neden sorusunu soruyor. Gerçekten de beyin fırtınası yapıyorum. Cevap bulamıyorum. Kararımdan vazgeçiyorum. Bu 3 gün sayesinde hayatım yeni bir yere çıkmış olacak. Şöhret kazandım. Tecrübe kazandım. Önemli kişilerle bağlantım var artık. Odadan çıkınca herkes buz kesiliyor. Ne olduğunu merak ediyorlar. Ötenazi olmayacağını söylüyorum. Buz kesmiş suratlar bir anda kafalarından buhar çıkan kişilere dönüyor. Herkes bana küfür etmeye başlıyor. Canımı zor kurtarıyorum resmen. Haber saniyesinde yayılmış olacak ki arabamın lastik ve camlarını indirmisler. Evime yalınayak gidiyorum. Yolda herkes beni tanıyor ama anlatılmaz bir yüz ifadeleri var. Evime varıyorum sonunda. Rahat nefes alıyorum. Odamdaki cama taş atılıyor. Televizyon açıyorum. Haberlerde ben varım. Evimin önünde oluşan kalabalığı gösteriyorlar. Mahşer yeri gibi. Devlet önceden tahmin etmiş olacak ki koruma getirmiş buraya. Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor. Ne kadar hain ve kalleş olsa da kanunlar onu korumak zorunda olduğumuzu söylüyor diye. Arkadaşlarımı arıyorum. Açan küfür edip suratıma kapıyor. Mutsuzum. Çocuk geliyor. Neden deyişiyle benim şarteller atıyor. Mutfağa gidiyorum. Elime bir bıçak alıyorum. Çocuğa saplamak için arıyorum ama bulamıyorum. Elimdeki bıçakla bakışıyorum.


 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi