Reis bokla tuttuğun takımın adını yazmak nasıl olağanüstü oluyor. Bırak ekipmanıyla gelip gelmemesini bi insanın aklına elime sıçıp bokla takımımın adını duvara yazacam fikrinin gelmesi tek başına yeterli kafese kapatılması için.
Futbolun tam olarak bu olması gerekiyor zaten. Holiganlık zehirdir. İnsanın akıllı düşünme yetisini başta sadece futbolda elinden alır sonra bu huyu diğer konulara da bulaşır, adamı katlanılmaz bi gerizekalı haline getirir.
Benim günlük hayatta işim bile aklı selimden yana olmak. Tersi düşünülemez zaten. Holiganlık yanlıştır hatta evet aptallıktır.
Gel gelelim kişisel fikirlerime, futbolun tam böyle olması gerekiyor denmesinin tam karşısındayım. Ben takımım 20 sayı gerideyken molada fancam sırası geldiğinde twerk atıp eğlenecek birisi değilim. Ben takıma küfür ederim o sırada vermedikleri mücadele için, motive edecekse tezahürat ya da küfür başka bir şey yok. Ben eğer dans ediyorsam burada rekabet yoktur. Taraftarlar olmadan spor denen şey bir hiç. Rekabet önce taraftar arasında başlar. Ben bu rekabeti harlayamıyorsam topçudan da beklemem. Rekabet sanat için bile olmazsa olmaz. Sporda olduğu gibi kirli değil ama sanatçıların büyük bölümünü besleyen de rekabettir diye düşünüyorum. Holiganlık ile rekabet aynı şey olmasa bile holiganlık rekabetin en üst düzeyidir bana göre. Kimini aptala çevirir kimini iyi yönde körükler. Ayrıca Avrupa kıtasından bahsediyoruz, Amerikalıların yumuşaklığı ile kıyaslanmamalı. Avrupa çok daha sert bir iklim. Sporcular için bile. Udoka bugün Alperene sen Avrupalısın bu sertliği kaybetme diyor. Ki Alperen sert bir oyuncu değil bana göre. Hatta Avrupa bile yumuşadı son yıllarda, çoğu ülkede holiganlık düşüşte. Güney Amerikaya kıyasla çok yumuşak kalıyorlar. Sırplar, Yunanlar ve belki Türkler bir tık ayakta tutuyor bu işi. Yoksa Güney Amerika holiganlığına sahip değil Avrupa şu an. İngilizler, İspanyollar falan çok yumuşaklar. Bu yüzden Amerika gibi olmalı demek bana göre yanlış ve saçmalık. Başta dediğim gibi benim için holiganlık ve rekabet neredeyse eş anlamlı kelimeler. Aptallık olarak görmek beni rahatsız etmez. Başarının anahtarı bile olabilir hatta. Zaten benim gibi agresif düşüncelere sahip olan biri için bu sosyal mesajlar komik geliyor. Ben takımım kazandığı için mutlu olacak bir adam değilim. Rakibim kaybettiği için mutlu olan biriyim. O düşüşü yaşamalarından keyif alırım. Yani ben yapmayacak olsam üç beş tuvalet kırdılar diye bu adamları yadırgamam ya da kınamam. Diğer konuda ise eldiven şart kesinlikle.