GS 11 kişi olsa daha rahat galibiyet olurdu, 10 kişiye karşı oynamak Beşiktaş gibi hızlı geçiş oynayan takımlar için çok zor oluyor.
Gel gelelim, birkaç önemli noktaya parmak basıcam.
1- Şu kırmızı karta kırmızı değil demek çok acayip şımarıklık. Üç büyütülmüşlerin taraftarları o kadar alışmış ki kayrılmaya, pozisyonlara renk atamayı severiz oradan örnek veriyim, koyu gri bi pozisyonda çalınan kırmızıya kem küm oluyor. Kırmızı işte kardeşim.
2- Okanın başlangıç planı da yanlıştı, 10 kişi planı da, değişiklikleri de. Baştan sona kaka yaptı. OGS hocanın büyük maç planları her zaman çok başarılı oluyor, yine şüphem yoktu Beşiktaşın iyi top oynayacağından. GSnin 10 kişi kalması işleri bozdu, bu maçta atılan gollerin aksine futbol bi boş alan bulma oyunudur. 10 kişi rakiplere karşı saha yerleşimleri dolayısıyla alan bulmak çok zor oluyor. Fenerbahçe de benzer sorunu Rize maçında yaşamıştı.
3- Bunu GS düşmanlığından falan söylemiyorum gerçekten bir yapı var. Güçlünün güçsüzü doyasıya ezdiği, haklarını görmezden geldiği, harcama limitlerini kontrol ettirmediği. Namağlup şampiyon ünvanının bok gibi hocasıyla bu kadar paralar harcayan, “oyun” oynatmaya çalışan Avrupalı hakemler ve derli toplu herhangi bir takım gördüğünde paramparça olan, 2 yıldır da yüksek tempolu oyunuyla santraforuna top getirmek harici hiçbir elle tutulur tarafı olmayan bir takım tarafından egale edilmemesine ayrı mutlu oldum.
4- Konudan uzaklaşacağız ama AKPnin Koç ailesine olan karşıtlığı herkesin malumudur diye düşünüyorum. Uzun yıllardır Fenerbahçe üzerinden diskredite edilmiş Koç ailesine bu “turbun büyüğü heybede” muhabbetiyle başlayacak önce İş Bankası operasyonu ve sonrasında Yapı Kredi üzerinden bir operasyon çekileceğini düşünüyorum. Hayırlara vesile olsun.