MAYHEM #12
11 Mart Salı, 21.00 - C
Prudential Center
Newark, New Jersey
ŞOVU TAKİP ETMEK İÇİN NEDENLER
1- Royal Rumble 2025 Hayranlarla Buluşma Etkinliği!
2- Bryan Danielson Ne Durumda?
3- World Heavyweight Championship Gauntlet Match
Bray Wyatt vs. Edge vs. Jack Perry (c) vs. Keith Lee vs. Leo Kruger
PYROLAR PATLIYOR VE MAYHEM #12 BAŞLIYOR!
Kameralar ringe açılıyor ama direkt olarak ekrana bir görüntü giriyor...
PGW'nin Royal Rumble temalı, hayranlarla buluşma etkinliğindeyiz. Ortalık curcuna. Birçok güreşçi farklı yerlerde tişört, poster gibi şeyler imzalıyor. Standlardan birinde Val Venis, Tyler Breeze ve Maryse var. Hayranlarla fotoğraf çektirip sohbet ediyorlar. 20'li yaşlarının ortasında bir genç gelip üçünden de imza istiyor.
PGW'nin Royal Rumble temalı, hayranlarla buluşma etkinliğindeyiz. Ortalık curcuna. Birçok güreşçi farklı yerlerde tişört, poster gibi şeyler imzalıyor. Standlardan birinde Val Venis, Tyler Breeze ve Maryse var. Hayranlarla fotoğraf çektirip sohbet ediyorlar. 20'li yaşlarının ortasında bir genç gelip üçünden de imza istiyor.
Genç Hayran: SEXXXX! İşte bu! Sizin en büyük hayranınızım. Nasıl heyecanlı olduğu- Hahaha. Ne diyeceğimi bilemiyorum. O erotik danslar, o kırmızı-beyaz peştemallar.... OH, MY GOD! Bu Rumble'ı sen kucaklayacaksın Val. Buna eminim. Rumble'ı alacak ve WrestleMania'yı şampiyon olarak kapatacaksın. Git ve onları becer. Ah neredeyse unutuyordum.
The SEX, bu azılı hayranın söylediklerine gülerek karşılık veriyor. Hayran bembeyaz tişörtünü imzalaması için Venis'e eğiliyor. Venis bir şeyler karalıyor.
İmzalama işlemi bittikten sonra genç adam tişörtün son haline bakıyor. Gülmekle korkma arasında bir ifadeyle orayı terk ediyor. Ardından diğer hayran geliyor. 45'lerinde bir redneck. Çürük dişleriyle Venis'i azarlar tarzda konuşmaya başlıyor.
Redneck Adam: Hey sen, tüm duygularımı piç ettin adamım. Bir başkasının karısını çalan itleri gözümü kırpmadan vururum ama senin durum farklı. Miz tarihin en büyük gavatı. (Maryse'e dönerek.) O pemge götlüyü siktir ettiğin için tebriği hak ediyorsun. Seni tatmin edemiyordu değil mi? Doyuramıyordu. Tarla sulanmazsa, sulayacak yeni çiftçiler bulur. Bu onun hakkıdır. (Maryse ayıp olmasın diye gülümser. Adam Venis'e döner.) İki tane kızı birden hoplatmanı takdir ediyorum adamım. Bu dönemd-
The SEX, bu azılı hayranın söylediklerine gülerek karşılık veriyor. Hayran bembeyaz tişörtünü imzalaması için Venis'e eğiliyor. Venis bir şeyler karalıyor.
İmzalama işlemi bittikten sonra genç adam tişörtün son haline bakıyor. Gülmekle korkma arasında bir ifadeyle orayı terk ediyor. Ardından diğer hayran geliyor. 45'lerinde bir redneck. Çürük dişleriyle Venis'i azarlar tarzda konuşmaya başlıyor.
Redneck Adam: Hey sen, tüm duygularımı piç ettin adamım. Bir başkasının karısını çalan itleri gözümü kırpmadan vururum ama senin durum farklı. Miz tarihin en büyük gavatı. (Maryse'e dönerek.) O pemge götlüyü siktir ettiğin için tebriği hak ediyorsun. Seni tatmin edemiyordu değil mi? Doyuramıyordu. Tarla sulanmazsa, sulayacak yeni çiftçiler bulur. Bu onun hakkıdır. (Maryse ayıp olmasın diye gülümser. Adam Venis'e döner.) İki tane kızı birden hoplatmanı takdir ediyorum adamım. Bu dönemd-
Maryse şaşırarak Venis'e bakıyor. Göz göze geliyorlar. Venis panikle...
Val Venis: İki kız?
Redneck Adam, bir eliyle saçları salmış, sinekkaydı Tyler Breeze'i gösteriyor. Bu haliyle gerçekten bir kadını andırıyor.
Tyler Breeze: Ben erkeğim amına koduğum.
Val Venis: İki kız?
Redneck Adam, bir eliyle saçları salmış, sinekkaydı Tyler Breeze'i gösteriyor. Bu haliyle gerçekten bir kadını andırıyor.
Tyler Breeze: Ben erkeğim amına koduğum.
Redneck Adam (Gerçekten şaşırarak): Oh, tüplü ekranda öyle görünmüyordun. (Venis'e döner.) Arkamdakiler beni boğazlamadan şunu söyleyeyim: Rumble'ı kazan Val. Boş işleri bırak. Rumble'ı kazan. Bunu hak ediyorsun. Wes Lee'nin Wrestlemania'yı kapattığı yerde sen onu hayli hayli yaparsın. Bunu düşün.
Tyler Breeze: Peki ben?
Redneck Adam: Ne sen?
Tyler Breeze: Peki ben?
Redneck Adam: Ne sen?
Tyler Breeze: Ben kazanmayayım mı?
Redneck Adam: Sen kızsın.
Redneck adam oradan ayrılıyor. Bir çekirdek aile geliyor şimdi. Karı koca ve iki ufaklık. Üzerlerinde Val Venis ve The SEX ürünleri var. Venis onları gördüğü gibi kafasını Maryse'e çeviriyor. Ancak o herhangi bir sinyal almıyor bundan. Sıradan bir sohbet ve imzalaşma sekansının sonunda küçük çocuklar Venis'e sarılmak istiyorlar. Venis ayağa kalkıp çocuklarla sarılıyor.
Ufak Çocuk: Rumble'ı sen kazanacaksın Val, inanıyorum.
Redneck Adam: Sen kızsın.
Redneck adam oradan ayrılıyor. Bir çekirdek aile geliyor şimdi. Karı koca ve iki ufaklık. Üzerlerinde Val Venis ve The SEX ürünleri var. Venis onları gördüğü gibi kafasını Maryse'e çeviriyor. Ancak o herhangi bir sinyal almıyor bundan. Sıradan bir sohbet ve imzalaşma sekansının sonunda küçük çocuklar Venis'e sarılmak istiyorlar. Venis ayağa kalkıp çocuklarla sarılıyor.
Ufak Çocuk: Rumble'ı sen kazanacaksın Val, inanıyorum.
Ufak Çocuğun Daha Da Ufak Kardeşi: Wrestlemania'da Dünya Şampiyonu olacaksın Venis. Sen benim şampiyonumsun.
Venis çocukların saçlarıyla oynayıp vedalaşıyor. Yerine geçip sıradaki hayranın posterini imzalıyor. Bir şey dikkatini çekiyor. Maryse'e dönerek.
Val Venis: Breeze nerede?
Venis çocukların saçlarıyla oynayıp vedalaşıyor. Yerine geçip sıradaki hayranın posterini imzalıyor. Bir şey dikkatini çekiyor. Maryse'e dönerek.
Val Venis: Breeze nerede?
Maryse: Bilmiyorum. Bir şey demeden gitti.
Venis imzalamaya devam ederken hayranların arasında bir hararet oluyor. Biri onlara doğru yaklaşıyor çünkü, birileri.
Xavier Woods: Neyi arıyorsun Val? Breeze'yi mi? Şu çocuğu, benim Brad Maddox'u kullandığım gibi kullanmayı kes. Onun kameradan anladığı tek şey selfie. Siz ikinizi kaydettiğini zannettiğiniz videoları merak ediyorum. (Eliyle 31 çeker gibi yapıyor.)
Venis ayağa kalkıyor bu laftan sonra. Neredeyse masayı devirecekti. Maryse engel oluyor. Xavier ve Kofi gülüyor.
Venis imzalamaya devam ederken hayranların arasında bir hararet oluyor. Biri onlara doğru yaklaşıyor çünkü, birileri.
Xavier Woods: Neyi arıyorsun Val? Breeze'yi mi? Şu çocuğu, benim Brad Maddox'u kullandığım gibi kullanmayı kes. Onun kameradan anladığı tek şey selfie. Siz ikinizi kaydettiğini zannettiğiniz videoları merak ediyorum. (Eliyle 31 çeker gibi yapıyor.)
Venis ayağa kalkıyor bu laftan sonra. Neredeyse masayı devirecekti. Maryse engel oluyor. Xavier ve Kofi gülüyor.
Kofi Kingston: Ah Xavier, ne kadar önyargılısın. Belki de Val paylaşımcı biridir.
Venis'in gözü dönüyor şimdi. Nihayet masayı devirerek Kofi'yle Xavier'ın üzerine yürüyor ancak birileri kolundan tutup engel oluyor. Arada hayranlar var. Kavga çıkmasını bekliyorlar heyecanla. Bu yüzden bazıları "ooooo" çekiyor bu ağır laflardan sonra.
Val Venis: Siz ikiniz... Biraz daha konuşmaya devam ederseniz, buradaki binlerce insan ifşanıza canlı canlı tanık olacak. Ekran başında izlemeye benzemez. Bunu mu istiyorsunuz? Bunu istiyorsanız hadi bir laf daha söyleyin.
Xavier Woods: Chill, chill, chill... Tansiyona dikkat et Val. Yüreğine inecek. Buraya kavga çıkarmaya gelmedik. İnsanların senin hakkındaki Rumble safsataları bizi epey eğlendiriyor. Ciddi ciddi senin Rumble çözeceğini zannediyorlar. Ahahahah. Onlara gerçeği söylesene Val. Buna sen bile inanmıyorsun.
Venis'in gözü dönüyor şimdi. Nihayet masayı devirerek Kofi'yle Xavier'ın üzerine yürüyor ancak birileri kolundan tutup engel oluyor. Arada hayranlar var. Kavga çıkmasını bekliyorlar heyecanla. Bu yüzden bazıları "ooooo" çekiyor bu ağır laflardan sonra.
Val Venis: Siz ikiniz... Biraz daha konuşmaya devam ederseniz, buradaki binlerce insan ifşanıza canlı canlı tanık olacak. Ekran başında izlemeye benzemez. Bunu mu istiyorsunuz? Bunu istiyorsanız hadi bir laf daha söyleyin.
Xavier Woods: Chill, chill, chill... Tansiyona dikkat et Val. Yüreğine inecek. Buraya kavga çıkarmaya gelmedik. İnsanların senin hakkındaki Rumble safsataları bizi epey eğlendiriyor. Ciddi ciddi senin Rumble çözeceğini zannediyorlar. Ahahahah. Onlara gerçeği söylesene Val. Buna sen bile inanmıyorsun.
Val Venis: 1,5 seneye neler sığdırdığımı bildiklerinden öyle konuşuyor olabilirler mi Woods? Söyle bana, siz ikiniz 1,5 senede neler yaptınız? Sikinizi kaşımak dışında?
Kofi Kingston: Burada henüz yeni olduğumu unutuyorsun Val. Dedem de son zamanlarında böyleydi. Su içmek için mutfağa gider, "ben niye buraya geldim" derdi. Buraya eğlenmeye gelmedim. Tarih yazmaya geldim. Çünkü sizin yazdıklarınız beni cezbetmiyor. Geçen sene bunu kim başardı? WHO? WHO?
Kofi Kingston: Burada henüz yeni olduğumu unutuyorsun Val. Dedem de son zamanlarında böyleydi. Su içmek için mutfağa gider, "ben niye buraya geldim" derdi. Buraya eğlenmeye gelmedim. Tarih yazmaya geldim. Çünkü sizin yazdıklarınız beni cezbetmiyor. Geçen sene bunu kim başardı? WHO? WHO?
Xavier Woods: WHO?
Kofi Kingston: WHO?
Hayranlar: WHO? WHO? WHO?
Kofi Kingston: Velveteen mi? Peki ya sonra? Bir hiç... Ateşlemeyeceksem silaha kurşun da doldurmam Val. Rumble'ı kazanacak kişi Wrestlemania'da şampiyon olmayı başarabilecek biri olmalı. Bu öyle alelade bir bilet değil. Ve sen... Alelade birisin. Eski olman bunu değiştirmiyor. (Woods'a omuz atarak.) Hadi gidelim.
Kofi Kingston ve Xavier Woods, The SEX'in standından uzaklaşırken Venis'le bakışmayı ihmal etmiyorlar. Seyirciler bu aksiyondan oldukça memnun. Venis onların ardından bakarken sinirden elleri titriyor. Kameralar kapanıyor.
Mustafa Ali ile Omar girişte beliriyor. Seyircilerin yoğun yuhalamalarıyla karşı karşıya kalıyorlar. İkili ringe doğru ağır adımlarla ilerlerken seyircilerin tepkileri had safhada. Ali ile Omar ringi ağır ağır turluyorlar. Sonrasında Ali ringe doğru yavaşça girerken Omar ise görevliden bir mikrofon alıp ringe giriyor. Omar mikrofonu Mustafa Ali'ye verirken seyircilerin gürültüsü iyice artıyor.
Kofi Kingston: WHO?
Hayranlar: WHO? WHO? WHO?
Kofi Kingston: Velveteen mi? Peki ya sonra? Bir hiç... Ateşlemeyeceksem silaha kurşun da doldurmam Val. Rumble'ı kazanacak kişi Wrestlemania'da şampiyon olmayı başarabilecek biri olmalı. Bu öyle alelade bir bilet değil. Ve sen... Alelade birisin. Eski olman bunu değiştirmiyor. (Woods'a omuz atarak.) Hadi gidelim.
Kofi Kingston ve Xavier Woods, The SEX'in standından uzaklaşırken Venis'le bakışmayı ihmal etmiyorlar. Seyirciler bu aksiyondan oldukça memnun. Venis onların ardından bakarken sinirden elleri titriyor. Kameralar kapanıyor.
Mustafa Ali ile Omar girişte beliriyor. Seyircilerin yoğun yuhalamalarıyla karşı karşıya kalıyorlar. İkili ringe doğru ağır adımlarla ilerlerken seyircilerin tepkileri had safhada. Ali ile Omar ringi ağır ağır turluyorlar. Sonrasında Ali ringe doğru yavaşça girerken Omar ise görevliden bir mikrofon alıp ringe giriyor. Omar mikrofonu Mustafa Ali'ye verirken seyircilerin gürültüsü iyice artıyor.
Mustafa Ali: Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu!
Omar: Aleyküm selam!
Omar: Aleyküm selam!
Mustafa Ali: Buraya geliş amacım sizlere PGW'da İslam'ın yükseleceğinin haberini müjdelemek. Ben Mustafa Ali olarak sizlerin de hak yolunu bulması için bir fırsat sunuyorum. İslam PGW arenasında yeniden yükselecek ve bunu Royal Rumble'ı kazanarak sağlayacağım. Royal Rumble'ı Allah'ın bana verdiği güç ile kazandıktan sonra burada beni izleyenlere sahne arkasındaki kafirlere ve siz ekran başındaki müşriklere hak yolunu öğreteceğim. Royal Rumble'ı Allah'ın yardımıyla ben kazanacağım.
Omar: سوف يفوز.
Omar: سوف يفوز.
Mustafa Ali: Ve şimdi sizlere Royal Rumble için ne kadar güçlü bir aday olduğumu da göstereceğim. Arka alandaki müşrikler. Sizlere sesleniyorum. Yüreği yeten şimdi benim karşıma çıksın. Çıksın ki iman gücünün tadına baksın.
Omar: نحن نصوم. لا تدعها تفسد؟
Mustafa Ali odağını girişe çeviriyor fakat gelen kimse yok. Seyirciler yuhalamaya devam ediyor.
Omar: نحن نصوم. لا تدعها تفسد؟
Mustafa Ali odağını girişe çeviriyor fakat gelen kimse yok. Seyirciler yuhalamaya devam ediyor.
Mustafa Ali: İçinizde erkek yok mu? Karşıma çıkacak kadar cesur değil misiniz? Yoksa bu seyirciler içinde karşıma çıkabilecek olan var mı? Arka alandaki kafirler İslam'ın gücü karşısında korkuyorlar. Mustafa Ali'nin iman gücünden korkuyorlar. İçinizde karşıma çıkabilecek kimse yok mu?
Omar: أين زوجها؟
Bu Valentine! Bir önceki şov olduğu gibi yine tribünde ön sırada. Fakat eşi Tyler Bate yok.
Omar: أين زوجها؟
Bu Valentine! Bir önceki şov olduğu gibi yine tribünde ön sırada. Fakat eşi Tyler Bate yok.
Mustafa Ali: Kocan nerede senin. Adın neydi? Hah. Valentine! Kocan nerede!? Kafir kocan seni bir başına burada mı bıraktı? Belki de kafir kocan karşıma çıkabilirdi ama görüyorum ki ganimetini burada bırakıp kaçmış. Belki de ondan önce sen hak yoluna girmelisin. Günahınız çok. Sizi önceki sene izledim. Evli değilken bile yatıyordunuz. Siz de Val Venis'ten farksızsınız. Ve zinanın şeriattaki cezası olarak 100 kırbaca mahkum edileceksiniz. Sizin gibi kafirlere önce cezasını vereceğim sonra da hak yolunu öğreteceğim.
Mustafa Ali'nin söylediklerine Valentine'in çok sert tepki gösterdiğini görebiliyoruz fakat çok yüksek sesle bağırmasına rağmen ne dediği tam anlaşılmıyor. Ringe de atlamaya çalışıyor fakat yanındaki seyirciler ona engel olup sakinleştirmeye çalışıyor. Mustafa Ali hızlıca ringin dışına atlıyor ve Valentine'in karşısına geçiyor. Mustafa Ali bir anda Valentine'e bir tokat patlatıyor. Seyirciler var gücüyle Mustafa Ali'yi yuhalarken Omar da ringten aşağı iniyor ve bu esnada Valentine'a bir tokat daha. Valentine tekrar ringe atlamaya çalışıyor.
Fakat buna gerek kalmıyor çünkü bu esnada Tyler Bate elinde bira şişesiyle bir anda Mustafa Ali ile Omar'ın üzerine uçuyor. Bira almaya gitmiş ve geldiğinde gördüğü manzara onu çıldırtıyor. Bate ikisini de yere yıkmayı başarıyor. Bate elindeki bira şişesiyle birlikte seyircilerden de biralar alıyor ve hepsini elinde patlatıp bir anda Ali ile Omar'ın ağızlarına doğru dökmeye başlıyor. Ali ile Omar bir anda ayaklanıp sağa sola tükürmeye başlıyorlar. Birazını yuttular ve ikisi de oruçluydu. Ali, Omar'a ağzına parmak atması için işaret veriyor. Bu esnada Bate, Valentine'in durumunu kontrol ediyor. Omar, Ali'nin boğazına doğru parmağını sokuyor ve Ali'yi kusturmaya çalışıyor. Bate bu esnada bir anda aprona zıplayıp Ali ile Omar'ın üzerine uçuyor. Bate ikisini de devirmeyi başarıyor. Bate hızlıca Ali'yi ringe atıyor. Ardından kendisi de ringe giriyor.
Fakat buna gerek kalmıyor çünkü bu esnada Tyler Bate elinde bira şişesiyle bir anda Mustafa Ali ile Omar'ın üzerine uçuyor. Bira almaya gitmiş ve geldiğinde gördüğü manzara onu çıldırtıyor. Bate ikisini de yere yıkmayı başarıyor. Bate elindeki bira şişesiyle birlikte seyircilerden de biralar alıyor ve hepsini elinde patlatıp bir anda Ali ile Omar'ın ağızlarına doğru dökmeye başlıyor. Ali ile Omar bir anda ayaklanıp sağa sola tükürmeye başlıyorlar. Birazını yuttular ve ikisi de oruçluydu. Ali, Omar'a ağzına parmak atması için işaret veriyor. Bu esnada Bate, Valentine'in durumunu kontrol ediyor. Omar, Ali'nin boğazına doğru parmağını sokuyor ve Ali'yi kusturmaya çalışıyor. Bate bu esnada bir anda aprona zıplayıp Ali ile Omar'ın üzerine uçuyor. Bate ikisini de devirmeyi başarıyor. Bate hızlıca Ali'yi ringe atıyor. Ardından kendisi de ringe giriyor.
Mustafa Ali vs. Tyler Bate
Mustafa Ali köşeye doğru çekilirken hakem işareti verdi ve zil çaldı bile. Tyler Bate bir hızla köşeye doğru koşuyor ve Mustafa Ali'nin üzerine atlıyor. Tyler Bate ringin ortasına doğru takla attıktan sonra bir kez daha Mustafa Ali'nin üzerine atlıyor ve Mustafa Ali'nin tepesine çıkıp yumruklarını konuşturmaya başlıyor. Her vurduğunda ise seyirciler sayıyor. 1-2-3-4-5-6-7-8-9- Bate seyirciler arasından Valentine'i hemen seçip eliyle onu işaret ettikten sonra son yumruğu sallıyor fakat Mustafa Ali o sırada Tyler Bate'den kurtulup ringin ortasına geçiyor. Bate bunu fark ettiği gibi Moonsault ile rakibine doğru atlıyor ve TORNADO DDT! Mustafa Ali hareketin etkisiyle bir anda dışarı yuvarlanıyor. Bu esnada Omar onu hızlıca yakalayıp ayağa kaldırıyor ve cebinden bir mendil çıkarıp Mustafa Ali'nin yüzünü silmeye çalışıyor. Bu esnada Tyler Bate hızlıca iplerden sekiyor ve dışarıya doğru Suicide Dive fakat Omar onu son anda havada yakalıyor. Yine de ona bir hamle yapmıyor çünkü bu maçın diskalifiye ile bitmesi demek. Mustafa Ali hızlıca ona doğru koşuyor fakat Tyler Bate son anda çekiliyor ve Ali çelik basamaklara son hızla çarpıyor. Mustafa Ali acıyla kıvranırken Omar keskin bakışlarını Tyler Bate'in üzerinde tutarak Mustafa Ali'yi kontrole giderken hakem ise güreşçiler dışarıda olduğu için sayım gerçekleştiriyor ve 3'ü saymış bile. Bu esnada kameralar kapanıyor ve reklama gidiyoruz.
Reklamlardan döndüğümüzde Mustafa Ali ile Tyler Bate ringin ortasında birbirlerini kilitlemeye çalışıyorlar. Mustafa Ali hızlıca Tyler Bate'in arkasına geçiyor. Tyler Bate bir dirsek deniyor fakat başarılı olamıyor. Mustafa Ali hızlıca onun önüne geçiyor ve onu tutup iplere doğru atıyor. Tyler Bate iplerden sektikten sonra Mustafa Ali'ye bir Shoulder Block vuruyor ancak Mustafa Ali yıkılmıyor ve iplere doğru geri geri gidip sekiyor. Koşarak Tyler Bate'i yakalıyor ve Running C4! Mustafa Ali hızlıca ayağa kalkarken Tyler Bate de ayağa kalkmaya çalışıyor. Mustafa Ali hızlıca onu yakalayıp iplere atıyor. Tyler Bate iplerden sekerken Mustafa Ali onun altından geçiyor. Tyler Bate yeniden iplerden sekiyor ve Mustafa Ali bu kez üstünden atlıyor Tyler Bate'in. Bate bir kez daha iplerden sekiyor Mustafa Ali bu kez direkt onun üzerine doğru atlıyor ve Hurricanrana deniyor fakat Tyler Bate onu havada Powerbomb pozisyonunda yakalıyor fakat Powerbomb vurmak yerine Mustafa Ali'yi havaya fırlatıyor ve Uppercut! Mustafa Ali takla atarak yere düşüyor Tyler Bate hızlıca iplerden sekiyor ve Shining Wizard! Mustafa Ali yerde kalıyor. Tyler Bate tuşa gitmek yerine Mustafa Ali'yi ayağa kaldırıyor ve Tiger Backbreaker! Tyler Bate hızlıca Mustafa Ali'yi yeniden yakalıyor ve ayağa kaldırdıktan sonra onu iyice kavrıyor ve TIGER DRIVER '97! Tyler Bate tuşa gidiyor! 1-2-
Mustafa Ali köşeye doğru çekilirken hakem işareti verdi ve zil çaldı bile. Tyler Bate bir hızla köşeye doğru koşuyor ve Mustafa Ali'nin üzerine atlıyor. Tyler Bate ringin ortasına doğru takla attıktan sonra bir kez daha Mustafa Ali'nin üzerine atlıyor ve Mustafa Ali'nin tepesine çıkıp yumruklarını konuşturmaya başlıyor. Her vurduğunda ise seyirciler sayıyor. 1-2-3-4-5-6-7-8-9- Bate seyirciler arasından Valentine'i hemen seçip eliyle onu işaret ettikten sonra son yumruğu sallıyor fakat Mustafa Ali o sırada Tyler Bate'den kurtulup ringin ortasına geçiyor. Bate bunu fark ettiği gibi Moonsault ile rakibine doğru atlıyor ve TORNADO DDT! Mustafa Ali hareketin etkisiyle bir anda dışarı yuvarlanıyor. Bu esnada Omar onu hızlıca yakalayıp ayağa kaldırıyor ve cebinden bir mendil çıkarıp Mustafa Ali'nin yüzünü silmeye çalışıyor. Bu esnada Tyler Bate hızlıca iplerden sekiyor ve dışarıya doğru Suicide Dive fakat Omar onu son anda havada yakalıyor. Yine de ona bir hamle yapmıyor çünkü bu maçın diskalifiye ile bitmesi demek. Mustafa Ali hızlıca ona doğru koşuyor fakat Tyler Bate son anda çekiliyor ve Ali çelik basamaklara son hızla çarpıyor. Mustafa Ali acıyla kıvranırken Omar keskin bakışlarını Tyler Bate'in üzerinde tutarak Mustafa Ali'yi kontrole giderken hakem ise güreşçiler dışarıda olduğu için sayım gerçekleştiriyor ve 3'ü saymış bile. Bu esnada kameralar kapanıyor ve reklama gidiyoruz.
Reklamlardan döndüğümüzde Mustafa Ali ile Tyler Bate ringin ortasında birbirlerini kilitlemeye çalışıyorlar. Mustafa Ali hızlıca Tyler Bate'in arkasına geçiyor. Tyler Bate bir dirsek deniyor fakat başarılı olamıyor. Mustafa Ali hızlıca onun önüne geçiyor ve onu tutup iplere doğru atıyor. Tyler Bate iplerden sektikten sonra Mustafa Ali'ye bir Shoulder Block vuruyor ancak Mustafa Ali yıkılmıyor ve iplere doğru geri geri gidip sekiyor. Koşarak Tyler Bate'i yakalıyor ve Running C4! Mustafa Ali hızlıca ayağa kalkarken Tyler Bate de ayağa kalkmaya çalışıyor. Mustafa Ali hızlıca onu yakalayıp iplere atıyor. Tyler Bate iplerden sekerken Mustafa Ali onun altından geçiyor. Tyler Bate yeniden iplerden sekiyor ve Mustafa Ali bu kez üstünden atlıyor Tyler Bate'in. Bate bir kez daha iplerden sekiyor Mustafa Ali bu kez direkt onun üzerine doğru atlıyor ve Hurricanrana deniyor fakat Tyler Bate onu havada Powerbomb pozisyonunda yakalıyor fakat Powerbomb vurmak yerine Mustafa Ali'yi havaya fırlatıyor ve Uppercut! Mustafa Ali takla atarak yere düşüyor Tyler Bate hızlıca iplerden sekiyor ve Shining Wizard! Mustafa Ali yerde kalıyor. Tyler Bate tuşa gitmek yerine Mustafa Ali'yi ayağa kaldırıyor ve Tiger Backbreaker! Tyler Bate hızlıca Mustafa Ali'yi yeniden yakalıyor ve ayağa kaldırdıktan sonra onu iyice kavrıyor ve TIGER DRIVER '97! Tyler Bate tuşa gidiyor! 1-2-
3!
Kazanan: Tyler Bate
Kazanan: Tyler Bate
Tyler Bate maçı çok zorlanmadan kazanıyor. Omar, Mustafa Ali'yi ringin dışına çekerken maçın son anlarını tekrar izliyoruz. Ardından Omar, Ali'yi kontrol ederken Bate ise Valentine ile öpüşüyor. Ardından Bate seyircilerin arasına atlıyor ve Valentine ile seyircilerin arasına karışıyorlar. Kameralarımız bu görüntülerle kapanıyor.
X: Dinle, birbirimizin işini zorlaştırmamalıyız.
Y: Doğru, o yüzden buradan uzaklaşmalısınız.
Bu bir hasta odasının kapısında gerçekleştirilen bir konuşmaydı. Kameralar ilk başta içerisinde bulunulan binayı dışarıdan çekiyor, sonra görüntülenen yapının içerisine geçiyor. Burası bir hastane. Çevrilen yönde ise içerisinde Bryan Danielson'un istirahat ettiği oda, bir güvenlik tarafından korunuyor ve elinde geçmiş olsun çiçeği olan bir Randy Orton bulunuyor. Hastanenin ön cephesinde soğuk ve kasvetli bir hava hâkimdi. Hastane girişine yakın bir noktada, Randy siyah SUV'undan inmişti. Randy'nin yüzünde duygusuz bir ifade vardı; belli ki aklında bambaşka planlar dönüyordu. Elindeki çiçek ile önce hastanenin içerisine girdi, çalışanlardan bir tanesinden Bryan'ın odasını öğrendi. Şimdi de elindeki çiçek ile odanın içerisine girmek istiyor ama bu güvenlik tarafından engelleniyor, bu yönde bir talimat var.
Güvenlik: Tekrardan söylüyorum, üzgünüm ama içeri giremezsiniz.
Randy Orton: Adın ne senin?
Güvenlik: Bunun ne önemi var?
Randy Orton: BANA ADINI SÖYLE!
Güvenlik: (Bir süre duraksıyor) Bob.
Randy Orton: Dinle Bob, bunu aldığın bir talimat doğrultusunda yaptığını biliyorum ama bu tutumu sürdürmek zorunda değilsin çünkü şu anda burada varlığımla birlikte tehlike potansiyeli taşımıyorum. Elimde bir çiçek buketi bulunuyor ve tek yapmak istediğim içeri girmek ve yaptığım aşırılığın pişmanlığını dile getirmek. Bazen kuralların içinde bile insani bir boşluk bulmak mümkündür, öyle değil mi, huh? Buraya kaos getirmek için gelmedim Bob. Burada olmamın tek sebebi bir hata yaptığımı kabul etmek ve bunun ağırlığını hissettiğimi göstermek. (Gözleri doluyor) Sadece pişmanlığımı dile getirmek istiyorum Bob. Bu bir suç mu? Eğer öyleyse, söyle bana, hangi kural, hangi yasa, hangi emir bir insanın pişmanlık duymasına ve bunu dile getirmesine engel olabilir? Bunu kim bunu yapabilir?
Güvenlik Bob hiçbir taviz vermiyor, görev bilincini sürdürüyor.
Güvenlik Bob: Ziyaret saati sona erdi Bay Orton, içeri giremezsiniz.
İstediği karşılığı alamayan Randy'nin göz bebeklerinin büyüdüğünü, nefeslerinin de hızlandığını görüyoruz. Birkaç saniye boyunca dik dik Bob'a baktıktan sonra elindeki buketi oturakların üzerine bırakıyor. Akabinde bir anda, bir yırtıcı gibi öne atılıp Bob’un yakasına yapışıyor. Güvenlik Bob şaşkına dönüyor, herhangi bir karşılık vermiyor ama gerildiği belli. Randy yüzünü onun yüzüne yaklaştırıyor, sesi tehditkâr bir fısıltıya dönüşüyor.
Randy Orton: Beni içeri sokacaksın. Bu senin için iyi olacak dostum. Gerçekten bunu seninle daha fazla tartışmak istemiyorum.
Bob yutkunuyor ama ağzından hâlâ tek bir kelime çıkmış değil. O sırada Randy'nin zihninde bir yankı beliriyor olmalı. Angelico, o her zamanki sakin ama ürkütücü ifadesiyle omzunun arkasında beliriyor. Gözleri, eğlenceli bir küçümsemeyle Randy'e bakıyor.
Angelico: Bu şekilde olmaz. Sakin ol Randy. Daha iyi bir yol var. Şimdi bırak onu ve geri çekil.
Randy'nin elleri bir an titriyor. Dişlerini sıkıyor, Bob’un yüzüne son bir kez baktıktan sonra aniden onu bırakıyor. Bob bir an sendeleyip geriye doğru çekilirken, Randy başını iki yana sallıyor ve daha sakin bir şekilde devam ediyor. Sanki hiçbir şey yapmamış, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Bu Bob'un bir hayli tuhafına gidiyor ama yaşadığı şoktan ötürü bunu sorgulayacak gibi görünmüyor pek. Randy konuşuyor.
Randy Orton: (Gülümseyerek konuşuyor) Bob seni anlayabiliyorum, işini yapıyorsun. Ama sen de beni anlamalısın. Sadece bir özür dilemek istiyorum. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Sanırım bu şekilde olmayacak, en iyisi çiçeğimle birlikte geldiğimi William Regal'a telefonda anlat ve içeriye birkaç dakika girmeme fırsat tanı.
Bob bunu onaylarcasına kafasını sallıyor ve cebinden çıkarttığı telefon ile William'ı arıyor. Telefon hızlı bir şekilde yanıt alıyor, Bob ise William ile konuşmaya başlıyor. Randy'nin oturakların üstüne bıraktığı çiçeği aldığı sırada, durumu anlatıyor. Randy'nin aşırıya kaçmasının bir hata olduğunu düşündüğünü, elindeki çiçek ile içeriye girmek istediğini ve sadece özür dilemek için birkaç dakika istediğini anlatıyor. Bir müddet süren bu telefon görüşmesi neticesinde Randy'nin özür dilemesi için birkaç dakikalık bir boşluk meydana geliyor. Randy kendisine kapıyı açan Bob'a uysal ruh haliyle samimi bir gülümseme attıktan sonra kapı eşiğinden geçiyor. Kapıyı kapatmadan evvel ona sesleniyor.
Y: Doğru, o yüzden buradan uzaklaşmalısınız.
Bu bir hasta odasının kapısında gerçekleştirilen bir konuşmaydı. Kameralar ilk başta içerisinde bulunulan binayı dışarıdan çekiyor, sonra görüntülenen yapının içerisine geçiyor. Burası bir hastane. Çevrilen yönde ise içerisinde Bryan Danielson'un istirahat ettiği oda, bir güvenlik tarafından korunuyor ve elinde geçmiş olsun çiçeği olan bir Randy Orton bulunuyor. Hastanenin ön cephesinde soğuk ve kasvetli bir hava hâkimdi. Hastane girişine yakın bir noktada, Randy siyah SUV'undan inmişti. Randy'nin yüzünde duygusuz bir ifade vardı; belli ki aklında bambaşka planlar dönüyordu. Elindeki çiçek ile önce hastanenin içerisine girdi, çalışanlardan bir tanesinden Bryan'ın odasını öğrendi. Şimdi de elindeki çiçek ile odanın içerisine girmek istiyor ama bu güvenlik tarafından engelleniyor, bu yönde bir talimat var.
Güvenlik: Tekrardan söylüyorum, üzgünüm ama içeri giremezsiniz.
Randy Orton: Adın ne senin?
Güvenlik: Bunun ne önemi var?
Randy Orton: BANA ADINI SÖYLE!
Güvenlik: (Bir süre duraksıyor) Bob.
Randy Orton: Dinle Bob, bunu aldığın bir talimat doğrultusunda yaptığını biliyorum ama bu tutumu sürdürmek zorunda değilsin çünkü şu anda burada varlığımla birlikte tehlike potansiyeli taşımıyorum. Elimde bir çiçek buketi bulunuyor ve tek yapmak istediğim içeri girmek ve yaptığım aşırılığın pişmanlığını dile getirmek. Bazen kuralların içinde bile insani bir boşluk bulmak mümkündür, öyle değil mi, huh? Buraya kaos getirmek için gelmedim Bob. Burada olmamın tek sebebi bir hata yaptığımı kabul etmek ve bunun ağırlığını hissettiğimi göstermek. (Gözleri doluyor) Sadece pişmanlığımı dile getirmek istiyorum Bob. Bu bir suç mu? Eğer öyleyse, söyle bana, hangi kural, hangi yasa, hangi emir bir insanın pişmanlık duymasına ve bunu dile getirmesine engel olabilir? Bunu kim bunu yapabilir?
Güvenlik Bob hiçbir taviz vermiyor, görev bilincini sürdürüyor.
Güvenlik Bob: Ziyaret saati sona erdi Bay Orton, içeri giremezsiniz.
İstediği karşılığı alamayan Randy'nin göz bebeklerinin büyüdüğünü, nefeslerinin de hızlandığını görüyoruz. Birkaç saniye boyunca dik dik Bob'a baktıktan sonra elindeki buketi oturakların üzerine bırakıyor. Akabinde bir anda, bir yırtıcı gibi öne atılıp Bob’un yakasına yapışıyor. Güvenlik Bob şaşkına dönüyor, herhangi bir karşılık vermiyor ama gerildiği belli. Randy yüzünü onun yüzüne yaklaştırıyor, sesi tehditkâr bir fısıltıya dönüşüyor.
Randy Orton: Beni içeri sokacaksın. Bu senin için iyi olacak dostum. Gerçekten bunu seninle daha fazla tartışmak istemiyorum.
Bob yutkunuyor ama ağzından hâlâ tek bir kelime çıkmış değil. O sırada Randy'nin zihninde bir yankı beliriyor olmalı. Angelico, o her zamanki sakin ama ürkütücü ifadesiyle omzunun arkasında beliriyor. Gözleri, eğlenceli bir küçümsemeyle Randy'e bakıyor.
Angelico: Bu şekilde olmaz. Sakin ol Randy. Daha iyi bir yol var. Şimdi bırak onu ve geri çekil.
Randy'nin elleri bir an titriyor. Dişlerini sıkıyor, Bob’un yüzüne son bir kez baktıktan sonra aniden onu bırakıyor. Bob bir an sendeleyip geriye doğru çekilirken, Randy başını iki yana sallıyor ve daha sakin bir şekilde devam ediyor. Sanki hiçbir şey yapmamış, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Bu Bob'un bir hayli tuhafına gidiyor ama yaşadığı şoktan ötürü bunu sorgulayacak gibi görünmüyor pek. Randy konuşuyor.
Randy Orton: (Gülümseyerek konuşuyor) Bob seni anlayabiliyorum, işini yapıyorsun. Ama sen de beni anlamalısın. Sadece bir özür dilemek istiyorum. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Sanırım bu şekilde olmayacak, en iyisi çiçeğimle birlikte geldiğimi William Regal'a telefonda anlat ve içeriye birkaç dakika girmeme fırsat tanı.
Bob bunu onaylarcasına kafasını sallıyor ve cebinden çıkarttığı telefon ile William'ı arıyor. Telefon hızlı bir şekilde yanıt alıyor, Bob ise William ile konuşmaya başlıyor. Randy'nin oturakların üstüne bıraktığı çiçeği aldığı sırada, durumu anlatıyor. Randy'nin aşırıya kaçmasının bir hata olduğunu düşündüğünü, elindeki çiçek ile içeriye girmek istediğini ve sadece özür dilemek için birkaç dakika istediğini anlatıyor. Bir müddet süren bu telefon görüşmesi neticesinde Randy'nin özür dilemesi için birkaç dakikalık bir boşluk meydana geliyor. Randy kendisine kapıyı açan Bob'a uysal ruh haliyle samimi bir gülümseme attıktan sonra kapı eşiğinden geçiyor. Kapıyı kapatmadan evvel ona sesleniyor.
Güvenlik Bob: Sadece 2 dakika.
Bob kapıyı kapatıyor, bu sırada odasına bir ziyaretçinin girdiğini anlayan Bryan, kısık sesiyle bir şeyler söylüyor.
Bryan Danielson: Ziyaretçi istemiyorum (Kapı kilitlenme sesi geliyor). Bob? (Cevap yok) Orada Brie mi var? (Cevap yok) William (Cevap yok)?
Kapı kilitlenme sesini duyan Bob kapıyı yumruklamaya ve açmasını istiyor! İşlerin ters gittiğini anlayan Bryan, tüm gücünü kullanarak ''Yardım! Yardım edin!'' diye bağırıyor! Bob kapıyı yumrukluyor, bir taraftan da destek istiyor etraftakilerden. Bu sürede ağır ağır adımlarla Randy'nin ilerlediğini ve çok kısa bir süre içerisinde Bryan'ın karşısına geçtiğini görüyoruz. Bryan yatağında, yüzü hafifçe solgun ve dalgın görünüyor. Kolunda serum bağlı, gözleri neredeyse tamamen kapanmış hâlde. Randy onu bir süre izliyor. Bryan'ın bağırışları karşısında ona sakince bir soru yöneltiyor.
Randy Orton: Sana bir şey soracağım Bryan… Gerçekten beni durdurabileceğini mi sandın?
Bryan Danielson: Randy bunu lütfen yapma. YARDIM EDİN!
Bryan'ın sesinden rahatsız olan Randy, eliyle onun ağzını kapatıyor. Onun yüzüne oldukça yaklaşıyor ve gözlerinin içine bakıyor sert sert, acı içerisinde kalan Bryan ise sadece kıvranıyor ve bir yolunu bularak bundan kurtulmaya çalışıyor. Randy'nin kafasının içerisinde yine bir şeyler var olmalı, Bryan'a bakıyor ve sadece bakıyor. Başka bir şey yaptığı yok.
Angelico: Şu hâline bak. Büyük savaşçı, yenilmez kahraman ve PGW Şampiyonu... Hepsi bu mu? Burada çaresizce yatarken, o destansı zaferlerinden geriye ne kaldı?
Randy Orton: (Boğuk bir sesle konuşuyor) Burası artık senin yeni hapishanen. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Her defasında beni yenebileceğini sandın ama şimdi kimin merhametine kaldın bak, görüyorsun, değil mi? (Yapay bir kahkaha atıyor) Beni durdurmak mümkün değil Bryan. Burada yattığın sürece, sadece beni düşünmeye mahkumsun. Yenilgini her gün yeniden yaşayacaksın, her gece gözlerini kapattığında, zihninde benim siluetim belirecek ve çaresizliğin seni yiyip bitirecek. Her anında benim gücümü, üstünlüğümü ve kontrolümü hissedeceksin. Bu senin kabusun olacak. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Ben senin bu çaresiz hâlini seyretmekten, tükenişini izlemekten tarif edemeyeceğim kadar büyük bir haz duyuyorum. Ben Randy Orton’um, yaptıklarımı asla unutmayacaksın. Seni yok eden, seni bu yatağa mahkum eden benim ve eğer buradan kurtulursan bile, bu gerçek zihninde sonsuza dek yankılanacak. Bu yatakta kaldığın her saniye, yenilmişliğin ve zayıflığın seni zehir gibi içten içe kemirecek. Kendine sürekli ''Acaba gerçekten zayıf mıydım? Acaba hiç yenilmez olmadım mı?'' diye soracaksın. Artık aynalara bakamayacaksın çünkü aynalarda göreceğin tek şey, seni bu duruma düşüren kişinin yüzü olacak: Benim yüzüm. Kendi zihninde bile bana karşı koyamayacak, bu zayıflığın pençesinde çaresizce kıvranacaksın. Seni sonuna kadar tüketmeyi sürdüreceğim, ta ki hiçbir şeyin kalmayana dek!
Bob kapıyı kapatıyor, bu sırada odasına bir ziyaretçinin girdiğini anlayan Bryan, kısık sesiyle bir şeyler söylüyor.
Bryan Danielson: Ziyaretçi istemiyorum (Kapı kilitlenme sesi geliyor). Bob? (Cevap yok) Orada Brie mi var? (Cevap yok) William (Cevap yok)?
Kapı kilitlenme sesini duyan Bob kapıyı yumruklamaya ve açmasını istiyor! İşlerin ters gittiğini anlayan Bryan, tüm gücünü kullanarak ''Yardım! Yardım edin!'' diye bağırıyor! Bob kapıyı yumrukluyor, bir taraftan da destek istiyor etraftakilerden. Bu sürede ağır ağır adımlarla Randy'nin ilerlediğini ve çok kısa bir süre içerisinde Bryan'ın karşısına geçtiğini görüyoruz. Bryan yatağında, yüzü hafifçe solgun ve dalgın görünüyor. Kolunda serum bağlı, gözleri neredeyse tamamen kapanmış hâlde. Randy onu bir süre izliyor. Bryan'ın bağırışları karşısında ona sakince bir soru yöneltiyor.
Randy Orton: Sana bir şey soracağım Bryan… Gerçekten beni durdurabileceğini mi sandın?
Bryan Danielson: Randy bunu lütfen yapma. YARDIM EDİN!
Bryan'ın sesinden rahatsız olan Randy, eliyle onun ağzını kapatıyor. Onun yüzüne oldukça yaklaşıyor ve gözlerinin içine bakıyor sert sert, acı içerisinde kalan Bryan ise sadece kıvranıyor ve bir yolunu bularak bundan kurtulmaya çalışıyor. Randy'nin kafasının içerisinde yine bir şeyler var olmalı, Bryan'a bakıyor ve sadece bakıyor. Başka bir şey yaptığı yok.
Angelico: Şu hâline bak. Büyük savaşçı, yenilmez kahraman ve PGW Şampiyonu... Hepsi bu mu? Burada çaresizce yatarken, o destansı zaferlerinden geriye ne kaldı?
Randy Orton: (Boğuk bir sesle konuşuyor) Burası artık senin yeni hapishanen. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Her defasında beni yenebileceğini sandın ama şimdi kimin merhametine kaldın bak, görüyorsun, değil mi? (Yapay bir kahkaha atıyor) Beni durdurmak mümkün değil Bryan. Burada yattığın sürece, sadece beni düşünmeye mahkumsun. Yenilgini her gün yeniden yaşayacaksın, her gece gözlerini kapattığında, zihninde benim siluetim belirecek ve çaresizliğin seni yiyip bitirecek. Her anında benim gücümü, üstünlüğümü ve kontrolümü hissedeceksin. Bu senin kabusun olacak. (Bir süre duraksadıktan sonra devam ediyor) Ben senin bu çaresiz hâlini seyretmekten, tükenişini izlemekten tarif edemeyeceğim kadar büyük bir haz duyuyorum. Ben Randy Orton’um, yaptıklarımı asla unutmayacaksın. Seni yok eden, seni bu yatağa mahkum eden benim ve eğer buradan kurtulursan bile, bu gerçek zihninde sonsuza dek yankılanacak. Bu yatakta kaldığın her saniye, yenilmişliğin ve zayıflığın seni zehir gibi içten içe kemirecek. Kendine sürekli ''Acaba gerçekten zayıf mıydım? Acaba hiç yenilmez olmadım mı?'' diye soracaksın. Artık aynalara bakamayacaksın çünkü aynalarda göreceğin tek şey, seni bu duruma düşüren kişinin yüzü olacak: Benim yüzüm. Kendi zihninde bile bana karşı koyamayacak, bu zayıflığın pençesinde çaresizce kıvranacaksın. Seni sonuna kadar tüketmeyi sürdüreceğim, ta ki hiçbir şeyin kalmayana dek!
Bryan bir şeyler söylemeye çalışıyor ama Randy eliyle buna engel oluyor. Randy bir süre duraksıyor, aslında sese kulak veriyor.
Angelico: Beni tekrar et.
Randy kafa sallıyor. Bryan'ın bunu garipsemeye hali yok çünkü çok ciddi bir baskının altında.
Angelico: İçindeki savaşçı öldü Bryan. Kabullen bunu. Artık bir hiçsin.
Randy Orton: İçindeki savaşçı öldü Bryan. Kabullen bunu. Artık bir hiçsin.
Bryan çaresizce yatağında kıvranıyor, Randy'nin tutuşu daha da güçleniyor. O sırada odanın dışında büyük bir arbede yaşanıyor. Güvenlik görevlileri kapıyı açmaya çalışıyor ama kilit direniyor, kapıyı kıracaklar adeta.
Randy Orton: Eğer tekrar karşıma çıkmaya cesaret edersen, yaşadıklarının sadece başlangıç olduğunu bilmelisin Bryan. Bunu bilerek devam etmek senin için en doğru sıradaki adım olur doğrusu. Bir sonraki sefere daha merhametsiz, daha acımasız ve daha sert olacağım. Seni artık affetmeyeceğim, hoşgörü göstermeyeceğim. Seni yok etmek benim için zevk hâline gelecek ve emin ol, seni yere sermekle yetinmeyeceğim. Ne uykuya daldığında ne de uyanık kaldığında huzur bulamayacaksın çünkü her an zihninde benim sesim yankılanacak. Beni dinlememekte ısrar edersen, seni bir daha hastane yatağına bile yetiştirmeyeceğim. Bedenini, ruhunu, benliğini tamamen tüketinceye kadar durmayacağım. Beni hafife almanın, beni küçümsemenin ve bana meydan okumanın bedelini, hayatının son nefesine kadar taşıyacaksın. Her gece uykuya daldığında, göz kapakların altında benim yüzüm belirecek, uyanık kaldığın her an benim sesimi duyacaksın. Hayatının geri kalanında huzur denilen kavramı unutacaksın çünkü ben senin zihnini tamamen ele geçirmiş olacağım. İçinde yaşattığın o sözde savaşçı ruhunun nasıl çürüyüp gittiğini görecek, çaresizce kurtulmaya çalıştığın kabuslarının tek hakimi olduğumu kabul edeceksin. Bu sana verdiğim son uyarı ve son şansın Bryan. Eğer beni dinlememekte ısrar edersen, yaşanabilecek en kötü kabuslarının gerçekliğini sana bizzat yaşatacağım ve seni bir daha hastane yatağına bile yetiştireme...
Kapı kırıldı! Bir sürü sağlık görevlisi ve onlarla birlikte güvenliğin odaya geldiğini fark eden Randy, kendisinin uzaklaştırılacağını anlar anlamaz çok sağlam bir tokat atıyor Bryan'a. Güvenlik görevlileri direkt olarak Randy'i alıyorlar ve onun kollarına girerek, zorla bir şekilde odadan çıkartıyorlar. Diğer taraftan birçok hemşire ve doktordan oluşan sağlık görevlisi grubu, Bryan ile ilgilenmeye başlıyor. O ise şok olmuş ve çaresiz bakışlarla Randy'nin odadan çıkartılışını izliyor. Kendisine sorulan sorulara yanıt veremiyor, bir hayli yıpranmış bir halde. Kamera dönüyor, Randy odadan çıkartılmış halde. Kendisi hastaneden atılırken, Bob ona bir şeyler söylüyor.
Güvenlik Bob: You lied to me Randy. You lied to me.
Bu olayların ardından kameralar kapanıyor.
Arka alanda, PGW GM'in odasındayız. Regal'i neşeli bir şekilde görüyoruz. Masasının kendisine ait bölümüne oturmuş, konuştukça konuşuyor. William Regal'in bu sırada birine baktığını görüyoruz. O kişiyi hemen göremiyoruz fakat tahmin edebiliyoruz.
Angelico: Beni tekrar et.
Randy kafa sallıyor. Bryan'ın bunu garipsemeye hali yok çünkü çok ciddi bir baskının altında.
Angelico: İçindeki savaşçı öldü Bryan. Kabullen bunu. Artık bir hiçsin.
Randy Orton: İçindeki savaşçı öldü Bryan. Kabullen bunu. Artık bir hiçsin.
Bryan çaresizce yatağında kıvranıyor, Randy'nin tutuşu daha da güçleniyor. O sırada odanın dışında büyük bir arbede yaşanıyor. Güvenlik görevlileri kapıyı açmaya çalışıyor ama kilit direniyor, kapıyı kıracaklar adeta.
Randy Orton: Eğer tekrar karşıma çıkmaya cesaret edersen, yaşadıklarının sadece başlangıç olduğunu bilmelisin Bryan. Bunu bilerek devam etmek senin için en doğru sıradaki adım olur doğrusu. Bir sonraki sefere daha merhametsiz, daha acımasız ve daha sert olacağım. Seni artık affetmeyeceğim, hoşgörü göstermeyeceğim. Seni yok etmek benim için zevk hâline gelecek ve emin ol, seni yere sermekle yetinmeyeceğim. Ne uykuya daldığında ne de uyanık kaldığında huzur bulamayacaksın çünkü her an zihninde benim sesim yankılanacak. Beni dinlememekte ısrar edersen, seni bir daha hastane yatağına bile yetiştirmeyeceğim. Bedenini, ruhunu, benliğini tamamen tüketinceye kadar durmayacağım. Beni hafife almanın, beni küçümsemenin ve bana meydan okumanın bedelini, hayatının son nefesine kadar taşıyacaksın. Her gece uykuya daldığında, göz kapakların altında benim yüzüm belirecek, uyanık kaldığın her an benim sesimi duyacaksın. Hayatının geri kalanında huzur denilen kavramı unutacaksın çünkü ben senin zihnini tamamen ele geçirmiş olacağım. İçinde yaşattığın o sözde savaşçı ruhunun nasıl çürüyüp gittiğini görecek, çaresizce kurtulmaya çalıştığın kabuslarının tek hakimi olduğumu kabul edeceksin. Bu sana verdiğim son uyarı ve son şansın Bryan. Eğer beni dinlememekte ısrar edersen, yaşanabilecek en kötü kabuslarının gerçekliğini sana bizzat yaşatacağım ve seni bir daha hastane yatağına bile yetiştireme...
Kapı kırıldı! Bir sürü sağlık görevlisi ve onlarla birlikte güvenliğin odaya geldiğini fark eden Randy, kendisinin uzaklaştırılacağını anlar anlamaz çok sağlam bir tokat atıyor Bryan'a. Güvenlik görevlileri direkt olarak Randy'i alıyorlar ve onun kollarına girerek, zorla bir şekilde odadan çıkartıyorlar. Diğer taraftan birçok hemşire ve doktordan oluşan sağlık görevlisi grubu, Bryan ile ilgilenmeye başlıyor. O ise şok olmuş ve çaresiz bakışlarla Randy'nin odadan çıkartılışını izliyor. Kendisine sorulan sorulara yanıt veremiyor, bir hayli yıpranmış bir halde. Kamera dönüyor, Randy odadan çıkartılmış halde. Kendisi hastaneden atılırken, Bob ona bir şeyler söylüyor.
Güvenlik Bob: You lied to me Randy. You lied to me.
Bu olayların ardından kameralar kapanıyor.
Arka alanda, PGW GM'in odasındayız. Regal'i neşeli bir şekilde görüyoruz. Masasının kendisine ait bölümüne oturmuş, konuştukça konuşuyor. William Regal'in bu sırada birine baktığını görüyoruz. O kişiyi hemen göremiyoruz fakat tahmin edebiliyoruz.
William Regal: Maalesef, PGW takımlar kemeri bir süre daha boşta kalacak. Şu an için burada büyük bir kemer fırsatı var, fakat bunu kimse umursamıyor. Önümüzde Royal Rumble gibi bir etkinlik varken nasıl görebilsinler ki zaten? Arka alana baktığımda hiçbir güreşçinin başka birileriyle güçlerini birleştirip bu kemeri almak istediğini düşünmüyorum. Takım olmasını beklediğim ya da takım olan kişiler bile Royal Rumble için arkadaşından ayrı olarak iddialarını ortaya koyuyor. Güçlü takımlar dağıldı: The Wyatt Family, Judgment Day. Roman ve Enzo da kemerlerini geri istemek yerine ayrı ayrı olmak üzere Royal Rumble mücadelesi için herkese meydan okudu. The SEX'i bilemiyorum, fakat onları da istekli görmedim. Yeni dönemde bireysel mücadeleler ön plana çıkacak gibi duruyor. Sen ne düşünüyorsun?
Bu isim Dario Cueto! Kendisi viskisini yudumlarken rahat koltuğunda oturuyor. Sonrasında William'a dönüyor.
Bu isim Dario Cueto! Kendisi viskisini yudumlarken rahat koltuğunda oturuyor. Sonrasında William'a dönüyor.
Dario Cueto: William. Güreş en nihayetinde bireysel bir mücadele. Takım olup güçleri birleştirmek, eğer ki aynı mentalitedeki insanlar var ise mümkündür. Büyük takımlar dağıldıktan sonra bir süre takım kıtlığı olması beklenmeyen bir durum değil. Kemer gerektiği kadar boşta kalabilir. Çünkü önümüzde Royal Rumble var. Yalnızca bir güreşçinin hayallerini gerçekleştirebileceği, en büyük ve en süslü güreş arenasına, WrestleMania'ya çıkacağı ve ana olayda en büyük kemerlerden biri için yer alacağı muhteşem bir fırsat. Eğer takım olan arkadaşların biraz olsun aklı varsa, bu mücadelede takım arkadaşlarını da kullanarak bir noktaya gelmeleri iyi bir stratejidir. Fakat böyle bir durumun olumsuz yanları da yok değil. Bu öyle bir fırsat ki, takım arkadaşının seni eleme ihtimali diğerlerine göre daha yüksek. Çünkü zayıf yanlarını, dikkatinin dağıldığı anları en iyi bilen onlar. Bundan sebeptir ki güç birliklerinin geri plana atıldığı bir süreç yaşadığımızı söylersek yalan olmaz.
William Regal: Katılıyorum Dario. Bir güreş akademisinde söyleşideymişiz gibi konuştuk. (gülümsüyor) Doğrusu-
Bu sırada birisinin odaya girdiğini görüyoruz. William duraksıyor ve tanımadığı o adama bakıyor.
William Regal: Merhaba. Nasıl yardımcı olabilirim bayım?
Kameralar bu adama yöneliyor.
Luca Crusifino: Ciao. Bendeniz Luca Crusifino. PGW için buradayım. Şirkete dair büyük bir tehlike söz konusu, sizi uyarmak üzere geldim.
Bu sırada birisinin odaya girdiğini görüyoruz. William duraksıyor ve tanımadığı o adama bakıyor.
William Regal: Merhaba. Nasıl yardımcı olabilirim bayım?
Kameralar bu adama yöneliyor.
Luca Crusifino: Ciao. Bendeniz Luca Crusifino. PGW için buradayım. Şirkete dair büyük bir tehlike söz konusu, sizi uyarmak üzere geldim.
Bu kişi Luca Crusifino'dan başkası değil! Kendisi ilk defa PGW'da görünüyor. İçeriye giriyor Luca ve Regal'e elini uzatıyor. William şaşırarak ayağa kalkıp onunla el sıkışıyor, sonra da boştaki koltuğunu gösteriyor. Crusifino oturuyor.
William Regal: Açıkçası söyleminiz beni oldukça şaşırttı bayım. Lütfen açıklayın.
Luca Crusifino: Beni ciddiye alacağınızı biliyordum, çok teşekkür ederim. Ben de sizi öncelikle Netflix'teki ilk programınız için tebrik ederim. Fight Club... Gerçekten kaliteli bir dövüş filmi olduğunu can-ı gönülden söylüyorum. Her içerik üreticisi mutlaka ki bu platformda olmak ister. PGW şirketi adına söylemeliyim ki Netflix ile çalışmak büyük bir başarı. Milyonlarca gözü ekranlara çekmeyi başardınız. İnsanları saatlerce televizyona kilitlediniz. Sizi kutlarım. Fakat biliyorsunuz ki yaşanan her olayda insanlar için olumlu yanlar olduğu gibi olumsuz durumlar da mevcuttur. Bu programı milyonlarca insan izlerken bunlardan bazılarının savcı olduğunu unutmuş olmalısınız. Lex semper vigilat. Yasa daima gözetler.
William Regal: Açıkçası söyleminiz beni oldukça şaşırttı bayım. Lütfen açıklayın.
Luca Crusifino: Beni ciddiye alacağınızı biliyordum, çok teşekkür ederim. Ben de sizi öncelikle Netflix'teki ilk programınız için tebrik ederim. Fight Club... Gerçekten kaliteli bir dövüş filmi olduğunu can-ı gönülden söylüyorum. Her içerik üreticisi mutlaka ki bu platformda olmak ister. PGW şirketi adına söylemeliyim ki Netflix ile çalışmak büyük bir başarı. Milyonlarca gözü ekranlara çekmeyi başardınız. İnsanları saatlerce televizyona kilitlediniz. Sizi kutlarım. Fakat biliyorsunuz ki yaşanan her olayda insanlar için olumlu yanlar olduğu gibi olumsuz durumlar da mevcuttur. Bu programı milyonlarca insan izlerken bunlardan bazılarının savcı olduğunu unutmuş olmalısınız. Lex semper vigilat. Yasa daima gözetler.
William Regal ilgiyle dinlemeye devam ediyor.
Luca Crusifino: Ben bir savcı değilim bayım, sizi tehdit etmek için buraya gelmedim. Yanlış anlaşılmak en son istediğim şey. İşim gereği tanıdığım birçok savcı mevcut. Ben bir avukatım, consigliere. Danışmanlık yapıyorum. Geçen haftalarda aynı sektörde yer aldığımız bir arkadaş grubu ile toplandık. Sohbet edip neşeli bir akşam yemeği yiyorduk. O gece o masada avukatlar olduğu gibi savcılar da vardı. Çok da samimi olmadığım bir savcı arkadaşımla konuşmaya başladık. Benim de güreşle ilgilendiğimi bildiği için PGW hakkında sohbet etmeye başladı. Kendisi güreşi takip etmez; fakat Netflix'teki programı izledikten sonra şirketi merak edip Google'lamış. Arşivi taradığında PGW'nin azılı suçlularla dolu olan bir firma olduğunu anlattı. Belki de paravan bir firmaydı, bu konuda şüphesi vardı. En üzücü tarafın ise geçmiş dönemlerde yaşanan cinayetler olduğunu iletti. Bir anda savcı kimliğine büründü ve kimsenin bu yasa dışı suçlar hakkında soru sormadığını söyledi. Bunu kendisi yapacakmış. Lo non guardo e basta. "Ben sadece bakıp geçmem."
William Regal terlemeye başladığını fark ediyor. Gerildiği için refleksif olarak saçlarını düzeltmeye başlıyor. Bu sırada Crusifino devam ediyor.
Luca Crusifino: Ben bir savcı değilim bayım, sizi tehdit etmek için buraya gelmedim. Yanlış anlaşılmak en son istediğim şey. İşim gereği tanıdığım birçok savcı mevcut. Ben bir avukatım, consigliere. Danışmanlık yapıyorum. Geçen haftalarda aynı sektörde yer aldığımız bir arkadaş grubu ile toplandık. Sohbet edip neşeli bir akşam yemeği yiyorduk. O gece o masada avukatlar olduğu gibi savcılar da vardı. Çok da samimi olmadığım bir savcı arkadaşımla konuşmaya başladık. Benim de güreşle ilgilendiğimi bildiği için PGW hakkında sohbet etmeye başladı. Kendisi güreşi takip etmez; fakat Netflix'teki programı izledikten sonra şirketi merak edip Google'lamış. Arşivi taradığında PGW'nin azılı suçlularla dolu olan bir firma olduğunu anlattı. Belki de paravan bir firmaydı, bu konuda şüphesi vardı. En üzücü tarafın ise geçmiş dönemlerde yaşanan cinayetler olduğunu iletti. Bir anda savcı kimliğine büründü ve kimsenin bu yasa dışı suçlar hakkında soru sormadığını söyledi. Bunu kendisi yapacakmış. Lo non guardo e basta. "Ben sadece bakıp geçmem."
William Regal terlemeye başladığını fark ediyor. Gerildiği için refleksif olarak saçlarını düzeltmeye başlıyor. Bu sırada Crusifino devam ediyor.
Luca Crusifino: Sizi üzmek istemiyorum bayım, fakat önünüzde büyük bir tehlike söz konusu. Aktif yönetici siz olduğunuz için de her an soruşturma ile karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek. Bu konuda sizi uyarmaya geldim.
William Regal: Aktif yönetici olduğum doğru bayım. Lakin PGW'yi sıkı takip ediyorsanız yöneticiliğe de yeni atandığımı biliyor olmalısınız. Eskiden kısa bir dönem aynı pozisyonda çalıştım, fakat bahsi geçen vakalarla karşılamadım. Bu soruşturmalar şirket sahibine veya ilgili yöneticilere açılmalı.
Luca Crusifino: Aslen konuyu Dwayne Johnson'a iletme fırsatım oldu, fakat kendisi mevzu hakkında bir yorum yapmadı. Gelecek hafta için yeniden konuşmak istediğini iletti ve bana bir randevu verdi. Sonrasında ise ortadan kayboldu. Asistanı, aktif yönetici ile görüşebileceğimi söyledi. Capisce?
Regal'in oldukça gerildiğini görüyoruz. Yediği kazığın ancak farkına varabiliyor kendisi. Bir an için aptal gibi hissediyor kendini, öfkeleniyor. Crusifino ise sakince koltuğunda oturmaya devam ediyor. Kameralar, kimsenin kapanmasını istemediği bir noktada, tam da bu anda kapanıyor.
Samantha Irvin: Sıradaki mücadele, World Heavyweight Championship için!
William Regal: Aktif yönetici olduğum doğru bayım. Lakin PGW'yi sıkı takip ediyorsanız yöneticiliğe de yeni atandığımı biliyor olmalısınız. Eskiden kısa bir dönem aynı pozisyonda çalıştım, fakat bahsi geçen vakalarla karşılamadım. Bu soruşturmalar şirket sahibine veya ilgili yöneticilere açılmalı.
Luca Crusifino: Aslen konuyu Dwayne Johnson'a iletme fırsatım oldu, fakat kendisi mevzu hakkında bir yorum yapmadı. Gelecek hafta için yeniden konuşmak istediğini iletti ve bana bir randevu verdi. Sonrasında ise ortadan kayboldu. Asistanı, aktif yönetici ile görüşebileceğimi söyledi. Capisce?
Regal'in oldukça gerildiğini görüyoruz. Yediği kazığın ancak farkına varabiliyor kendisi. Bir an için aptal gibi hissediyor kendini, öfkeleniyor. Crusifino ise sakince koltuğunda oturmaya devam ediyor. Kameralar, kimsenin kapanmasını istemediği bir noktada, tam da bu anda kapanıyor.
Samantha Irvin: Sıradaki mücadele, World Heavyweight Championship için!
Çoşkulu anonsu duyduktan sonra seyirciler heyecanlanıyor. Samantha Irvin heyecanla girişe dönüyor. Bu sırada kameralarımız spiker masasına çevriliyor. Cole ve JBL oradalar. Maça dair değerlendirmelerini sunuyorlar.
Michael Cole: Gecenin başından beri beklenen mücadele, ana olay geldi John! Ne düşünüyorsun?
Michael Cole: Gecenin başından beri beklenen mücadele, ana olay geldi John! Ne düşünüyorsun?
JBL: Büyük bir karşılaşma olacak Michael. Kimin kazanacağını kestirmek çok zor. Tüm isimler çok iddialı. Burada önemli olan başlangıcı kimin yapacağı. En iddialı ve en güçlü aday siz olsanız da başlangıçta yer alıyorsanız işiniz çok zor. 4 sağlam güreşçiyi tek gecede yenmek en iyi diye tabir edilen adamların bile harcı değil.
Müzik çalıyor. Leo Kruger girişte görünüyor. Seyircilerden karışık reaksiyonlar gelirken Leo Kruger tam bir ölüm makinesi gibi ringe doğru ağır ağır ilerliyor. İçeriye giriyor ve gülümsüyor. Etrafı süzdükten sonra Samantha Irvin'e bakıyor, sonra da köşesine geçiyor.
Müzikle beraber arenadaki herkes telefonunun flaşlarını hazırlıyor. Çünkü Bray Wyatt girişte. Gaz lambası ile geliyor Wyatt, tek başına ilerliyor. Uzun bir süre sonra ringe giriyor, gaz lambasını üflerken flaşlar kapanıyor. Seyirciler, oldukça karışık tepkilerle onun gelişine reaksiyon veriyor. Wyatt üstündekileri çıkartıp gaz lambasını kenara koyarken Kruger'a bakıyor.
İkili bakışıyor. Hakem kuralları anımsatıyor. Bu gerçekten sert bir mücadele olacak. Gecenin büyük maçı, gong sesi ile beraber nihayet başlıyor!
World Heavyweight Championship Gauntlet Match
Bray Wyatt vs. Edge vs. Jack Perry (c) vs. Keith Lee vs. Leo Kruger
Kruger ve Wyatt başlıyor. İkili birbirlerine temkinli yaklaşıyor. Collar And Elbow Tie Up'a girişeceklerken Kruger bir anda Wyatt'ın kolunun altından arkasına geçip headlocka alıyor. Wyatt bunu kolayca savuşturuyor ve üstünden fırlatıyor. Kruger iplerden sekince gelişine bir Running Crossbody'le Kruger'ı yıkıyor! Wyatt hızla Sister Abigail'e gitmeye çalışıyor fakat Kruger bundan kurtuluyor ve School Boy Roll Up! 1........2........ KICKOUT! Wyatt ayaklanırken Kruger ani bir Boot vuruyor fakat Wyatt bunu havada yakalıyor ve Uranage'ye alıyor fakat Kruger üst üste dirsek darbeleriyle bundan kurtulmayı başarıyor. Ardından Spinebuster'la yakalamak istiyor fakat Wyatt seri dirsekler atarak kaldırmasına izin vermiyor. Kruger ise Shoulder Charge yaparak Wyatt'ı köşeye doğru çarptırıyor. Ardından geri geri çekilip bir Corner Clothesline! Peşinden tutup Bulldogla yere seriyor. Tuş 1........2...... KICKOUT!
Kruger, Wyatt'ı kaldırıyor ve kolundan tutarak köşeye doğru fırlatıyor. Fakat Wyatt bunu tersine çeviriyor ve peşine Body Avalanche! Sonrasında tutuyor ve tekrar Sister Abigail'e girişmeye çalışıyor fakat Kruger bundan kurtuluyor. Geri geri iplere çekiliyor. Wyatt aniden bir Clothesline ile Kruger'ı ring dışına postalıyor! Sonrasında kendisi de peşinden geliyor. Wyatt girer girmez Kruger'ı kavrıyor ve Uranage ile Aprona çakıyor! Wyatt, Kruger'ı yerde sürüklüyor ve sonrasında kaldırıyor birde Uranage ile bariyere vuruyor! Kruger sırtını tutarak yere yığılıyor. Wyatt koşarak bir Running Senton! Sonrasında hızla Kruger'ı ringe sokuyor. Peşinden kendisi de giriyor ve iplerden sekip bir Running Senton daha! Peşine seri Tuş girişimi! 1........2........ KICKOUT!
Wyatt hızla Kruger'ı kaldırıyor ve irish whipe yolluyor. Fakat Kruger buna ani bir Back Heel Kickle cevap veriyor. Ama Wyatt bacağını havada yakalayıp Kruger'ı yere çekiyor! Kruger sürüne sürüne köşeye doğru çekiliyor. Wyatt hızlı adımlarla ona doğru yürüyor. Kruger ipleri tutarak çaresizce oturuyor. Wyatt onu köşede kaldırmaya çalışıyor. Fakat Kruger ipleri tutarak buna izin vermiyor. O esnada hakem sayıyor. 1.....2.....3.....4..... Wyatt bırakıyor ve kafasını hakeme çeviriyor. Hakeme sorunun ne olduğunu soruyor. Hakemde mevzuyu açıkladığı sırada o da ne!? Wyatt aniden sendelemeye başlıyor! Kruger, Bray'in bacağına bir iğne saplamış! Kruger bir anda Wyatt'ı School Boy Roll Up'a alıyor! 1........2........
Müzik çalıyor. Leo Kruger girişte görünüyor. Seyircilerden karışık reaksiyonlar gelirken Leo Kruger tam bir ölüm makinesi gibi ringe doğru ağır ağır ilerliyor. İçeriye giriyor ve gülümsüyor. Etrafı süzdükten sonra Samantha Irvin'e bakıyor, sonra da köşesine geçiyor.
Müzikle beraber arenadaki herkes telefonunun flaşlarını hazırlıyor. Çünkü Bray Wyatt girişte. Gaz lambası ile geliyor Wyatt, tek başına ilerliyor. Uzun bir süre sonra ringe giriyor, gaz lambasını üflerken flaşlar kapanıyor. Seyirciler, oldukça karışık tepkilerle onun gelişine reaksiyon veriyor. Wyatt üstündekileri çıkartıp gaz lambasını kenara koyarken Kruger'a bakıyor.
İkili bakışıyor. Hakem kuralları anımsatıyor. Bu gerçekten sert bir mücadele olacak. Gecenin büyük maçı, gong sesi ile beraber nihayet başlıyor!
World Heavyweight Championship Gauntlet Match
Bray Wyatt vs. Edge vs. Jack Perry (c) vs. Keith Lee vs. Leo Kruger
Kruger ve Wyatt başlıyor. İkili birbirlerine temkinli yaklaşıyor. Collar And Elbow Tie Up'a girişeceklerken Kruger bir anda Wyatt'ın kolunun altından arkasına geçip headlocka alıyor. Wyatt bunu kolayca savuşturuyor ve üstünden fırlatıyor. Kruger iplerden sekince gelişine bir Running Crossbody'le Kruger'ı yıkıyor! Wyatt hızla Sister Abigail'e gitmeye çalışıyor fakat Kruger bundan kurtuluyor ve School Boy Roll Up! 1........2........ KICKOUT! Wyatt ayaklanırken Kruger ani bir Boot vuruyor fakat Wyatt bunu havada yakalıyor ve Uranage'ye alıyor fakat Kruger üst üste dirsek darbeleriyle bundan kurtulmayı başarıyor. Ardından Spinebuster'la yakalamak istiyor fakat Wyatt seri dirsekler atarak kaldırmasına izin vermiyor. Kruger ise Shoulder Charge yaparak Wyatt'ı köşeye doğru çarptırıyor. Ardından geri geri çekilip bir Corner Clothesline! Peşinden tutup Bulldogla yere seriyor. Tuş 1........2...... KICKOUT!
Kruger, Wyatt'ı kaldırıyor ve kolundan tutarak köşeye doğru fırlatıyor. Fakat Wyatt bunu tersine çeviriyor ve peşine Body Avalanche! Sonrasında tutuyor ve tekrar Sister Abigail'e girişmeye çalışıyor fakat Kruger bundan kurtuluyor. Geri geri iplere çekiliyor. Wyatt aniden bir Clothesline ile Kruger'ı ring dışına postalıyor! Sonrasında kendisi de peşinden geliyor. Wyatt girer girmez Kruger'ı kavrıyor ve Uranage ile Aprona çakıyor! Wyatt, Kruger'ı yerde sürüklüyor ve sonrasında kaldırıyor birde Uranage ile bariyere vuruyor! Kruger sırtını tutarak yere yığılıyor. Wyatt koşarak bir Running Senton! Sonrasında hızla Kruger'ı ringe sokuyor. Peşinden kendisi de giriyor ve iplerden sekip bir Running Senton daha! Peşine seri Tuş girişimi! 1........2........ KICKOUT!
Wyatt hızla Kruger'ı kaldırıyor ve irish whipe yolluyor. Fakat Kruger buna ani bir Back Heel Kickle cevap veriyor. Ama Wyatt bacağını havada yakalayıp Kruger'ı yere çekiyor! Kruger sürüne sürüne köşeye doğru çekiliyor. Wyatt hızlı adımlarla ona doğru yürüyor. Kruger ipleri tutarak çaresizce oturuyor. Wyatt onu köşede kaldırmaya çalışıyor. Fakat Kruger ipleri tutarak buna izin vermiyor. O esnada hakem sayıyor. 1.....2.....3.....4..... Wyatt bırakıyor ve kafasını hakeme çeviriyor. Hakeme sorunun ne olduğunu soruyor. Hakemde mevzuyu açıkladığı sırada o da ne!? Wyatt aniden sendelemeye başlıyor! Kruger, Bray'in bacağına bir iğne saplamış! Kruger bir anda Wyatt'ı School Boy Roll Up'a alıyor! 1........2........
3!!!
Elenen: Bray Wyatt Eleyen: Leo Kruger
Bray Wyatt Eleniyor! İnanılmaz! Kruger avcılığını konuşturuyor! Hakem zili çaldığı esnada Kruger bir anda Wyatt'a sapladığı iğneyi çıkartıyor! Kruger, Wyatt'ı stomplarla ring dışına doğru gönderirken sıradaki kişi geliyor!
Keith Lee girişte! Bu tuşun sayılmasını bekliyordu. Wyatt elenirken ve şok içerisindeyken Lee koşarak ringe dalıyor. Vücudundan beklenmedik atletiklikte bir giriş yapıyor içeriye. Kruger ise...
Lee girer girmez ceketini bile çıkartamadan üst üste stomplarla dalıyor. Kruger, Lee'nin kafasına kafasına üst üste yumruklar! Fakat Lee aniden ayaklanıp Kruger'ı üstünden itiyor. Kruger iplere doğru çekiliyor. Ardından hızla Lee'nin üstüne koşuyor fakat Lee gelişine bir Dropkicki oturtuyor! Kruger ring dışına düşüyor! Lee ceketini çıkartıyor ve taunt atıyor. Seyirciler coşuyor. Lee iplerden sekiyor ve bir SOMESAULT PLANCHA! ÖKÜZ OĞLU ÖKÜZZZZ!!
Lee aprona tutunarak kalkıyor. Sonrasında Kruger'ı kaldırıyor ve kolundan tutarak bariyerlere doğru fırlatıyor! Fakat Kruger bunu tersine çeviriyor! Lee sırtını bariyerlere çarpıyor! Kruger kafasından tutarak Lee'yi ringposta çarptırıyor! Ardından tutuyor ve Spinebusterla kaldırarak spiker masasına vuruyor! Hemen ardından kafasından tutarak ringe sokuyor. Peşinden aprona atlıyor ve oradan Top Rope'a çıkıyor. Diving Elbow Dropla uçuyor fakat Lee kaçıyor! İkili karşılıklı ayaklanıyor. Lee sağlam bir yumruğu oturtuyor! Peşine Kruger'dan da bir yumruk geliyor! Buna karşılık Lee'den bir yumruk daha! Kruger'dan da karşı yumruk! Kruger bir anda hızlanıyor ve seri yumruklar savuruyor! Ardından ipten sekiyor fakat Lee gelişine bir Discus Elbow Smash! Kruger sendeliyor. Lee arkasından kavrıyor ve Release German Suplex! Sonrasında kaldırıp Kruger'ı kolundan tutarak köşeye doğru fırlatıyor! Kruger sertçe çarpıyor ve sersemliyor. Lee, Fireman's Carry pozisyonuna alıyor! Fakat Kruger ani dirsek darbeleri! Lee dizlerinin üstüne çöküyor! Kruger aniden Sleeper Hold'a alıyor! Lee pes mi edecek!? Lee ayaklanıyor!
Fakat Kruger aniden bırakıyor! Kafasından tutuyor ve Keith Lee'yi ringposta fırlatıyor! Keith Lee kafayı sağlam vuruyor! Kruger onu oradan çekip tekrar Sleeper Hold'a alıyor! Hakem Keith Lee'ye pes mi diye soruyor fakat Lee hayır cevabını veriyor! Kruger sertçe sıkmaya devam ediyor! Fakat o da ne!? Lee buna direniyor ve bir süre sonra ayaklanıyor. Kurtulacağını öngören Kruger ise aniden kilidi bırakıyor ve Lee'nin kafasından tutarak kafasını köşeye doğru vurmaya başlıyor! Birkaç kez turnbuckle'a çaktıktan sonra tekrar çekiyor ve Lee'yi ringin ortasına getiriyor! Yeniden Sleeper Hold'a alıyor! Lee bayılmak üzere! Hakem pes mi diye soruyor fakat Lee buna direnmek için çaba sarf ediyor! O da ne!? Lee aniden dizlerinin üstüne çöküyor! Lee bayılıyor mu!? Lee bilincini kaybetti! Hakem Lee'nin nabzını son kez kontrol ediyor!
Hayır kaybetmemiş! Lee aniden elini havaya kaldırıyor! Kafasını sallıyor ve inatla ayaklanıyor! Kilitten kurtuluyor! Kruger'ın karnına karnına çok sert yumruklar! Kurtulmayı başarıyor ve Kruger'ı iplere doğru itiyor. Gelişine SPIRIT BOMB! LEE SON GÜCÜYLE BU İŞİ BİTİRMEK İÇİN TUŞA GİDİYOR! 1........2........
KICKOUT! İkili bir süre yerde yatıyor. Sonrasında ayaklanmaya başlıyorlar! Fakat Keith Lee'nin kalkacak gücü bile yok! Kruger ipleri tutarak zorlana zorlana kalkıyor. Ardından hızla Keith Lee'yi kaldırıyor ve KRUGER'S END! Hızla Tuşa gidip Lee'nin işini bitiriyor! 1..........2........
Elenen: Bray Wyatt Eleyen: Leo Kruger
Bray Wyatt Eleniyor! İnanılmaz! Kruger avcılığını konuşturuyor! Hakem zili çaldığı esnada Kruger bir anda Wyatt'a sapladığı iğneyi çıkartıyor! Kruger, Wyatt'ı stomplarla ring dışına doğru gönderirken sıradaki kişi geliyor!
Keith Lee girişte! Bu tuşun sayılmasını bekliyordu. Wyatt elenirken ve şok içerisindeyken Lee koşarak ringe dalıyor. Vücudundan beklenmedik atletiklikte bir giriş yapıyor içeriye. Kruger ise...
Lee girer girmez ceketini bile çıkartamadan üst üste stomplarla dalıyor. Kruger, Lee'nin kafasına kafasına üst üste yumruklar! Fakat Lee aniden ayaklanıp Kruger'ı üstünden itiyor. Kruger iplere doğru çekiliyor. Ardından hızla Lee'nin üstüne koşuyor fakat Lee gelişine bir Dropkicki oturtuyor! Kruger ring dışına düşüyor! Lee ceketini çıkartıyor ve taunt atıyor. Seyirciler coşuyor. Lee iplerden sekiyor ve bir SOMESAULT PLANCHA! ÖKÜZ OĞLU ÖKÜZZZZ!!
Lee aprona tutunarak kalkıyor. Sonrasında Kruger'ı kaldırıyor ve kolundan tutarak bariyerlere doğru fırlatıyor! Fakat Kruger bunu tersine çeviriyor! Lee sırtını bariyerlere çarpıyor! Kruger kafasından tutarak Lee'yi ringposta çarptırıyor! Ardından tutuyor ve Spinebusterla kaldırarak spiker masasına vuruyor! Hemen ardından kafasından tutarak ringe sokuyor. Peşinden aprona atlıyor ve oradan Top Rope'a çıkıyor. Diving Elbow Dropla uçuyor fakat Lee kaçıyor! İkili karşılıklı ayaklanıyor. Lee sağlam bir yumruğu oturtuyor! Peşine Kruger'dan da bir yumruk geliyor! Buna karşılık Lee'den bir yumruk daha! Kruger'dan da karşı yumruk! Kruger bir anda hızlanıyor ve seri yumruklar savuruyor! Ardından ipten sekiyor fakat Lee gelişine bir Discus Elbow Smash! Kruger sendeliyor. Lee arkasından kavrıyor ve Release German Suplex! Sonrasında kaldırıp Kruger'ı kolundan tutarak köşeye doğru fırlatıyor! Kruger sertçe çarpıyor ve sersemliyor. Lee, Fireman's Carry pozisyonuna alıyor! Fakat Kruger ani dirsek darbeleri! Lee dizlerinin üstüne çöküyor! Kruger aniden Sleeper Hold'a alıyor! Lee pes mi edecek!? Lee ayaklanıyor!
Fakat Kruger aniden bırakıyor! Kafasından tutuyor ve Keith Lee'yi ringposta fırlatıyor! Keith Lee kafayı sağlam vuruyor! Kruger onu oradan çekip tekrar Sleeper Hold'a alıyor! Hakem Keith Lee'ye pes mi diye soruyor fakat Lee hayır cevabını veriyor! Kruger sertçe sıkmaya devam ediyor! Fakat o da ne!? Lee buna direniyor ve bir süre sonra ayaklanıyor. Kurtulacağını öngören Kruger ise aniden kilidi bırakıyor ve Lee'nin kafasından tutarak kafasını köşeye doğru vurmaya başlıyor! Birkaç kez turnbuckle'a çaktıktan sonra tekrar çekiyor ve Lee'yi ringin ortasına getiriyor! Yeniden Sleeper Hold'a alıyor! Lee bayılmak üzere! Hakem pes mi diye soruyor fakat Lee buna direnmek için çaba sarf ediyor! O da ne!? Lee aniden dizlerinin üstüne çöküyor! Lee bayılıyor mu!? Lee bilincini kaybetti! Hakem Lee'nin nabzını son kez kontrol ediyor!
Hayır kaybetmemiş! Lee aniden elini havaya kaldırıyor! Kafasını sallıyor ve inatla ayaklanıyor! Kilitten kurtuluyor! Kruger'ın karnına karnına çok sert yumruklar! Kurtulmayı başarıyor ve Kruger'ı iplere doğru itiyor. Gelişine SPIRIT BOMB! LEE SON GÜCÜYLE BU İŞİ BİTİRMEK İÇİN TUŞA GİDİYOR! 1........2........
KICKOUT! İkili bir süre yerde yatıyor. Sonrasında ayaklanmaya başlıyorlar! Fakat Keith Lee'nin kalkacak gücü bile yok! Kruger ipleri tutarak zorlana zorlana kalkıyor. Ardından hızla Keith Lee'yi kaldırıyor ve KRUGER'S END! Hızla Tuşa gidip Lee'nin işini bitiriyor! 1..........2........
3!!!
Elenen: Keith Lee Eleyen: Leo Kruger
Elenen: Keith Lee Eleyen: Leo Kruger
