- Katılım
- 4 Tem 2023
- Konular
- 140
- Mesajlar
- 9,349
- Beğeni sayısı
- 2,289
- PG Nakit
- 550
- RPG Karakteri
- Bray Wyatt
wyatt!
Arenadaki tüm ışıklar sönüyor ve ortalık karanlığa gömülürken tanıdık notaları duyuyoruz.
Bütün arenadaki gözler girişe dönerken, üzerinde turuncu Hawaii gömleğiyle Bray Wyatt, sağında Braun Strowman ve solunda Erick Rowan'la beraber rampada görünüyor. Rowan maskeli başıyla sağı solu süzerken, Bray ağır ağır ringe ilerliyor. Bu esnada PAYBACK'te yaşananları izliyoruz.
Arenadaki tüm ışıklar sönüyor ve ortalık karanlığa gömülürken tanıdık notaları duyuyoruz.
Bütün arenadaki gözler girişe dönerken, üzerinde turuncu Hawaii gömleğiyle Bray Wyatt, sağında Braun Strowman ve solunda Erick Rowan'la beraber rampada görünüyor. Rowan maskeli başıyla sağı solu süzerken, Bray ağır ağır ringe ilerliyor. Bu esnada PAYBACK'te yaşananları izliyoruz.
KICKOUT! Dark STG sinirleniyor! Bray'i kaldırıyor ve hızla ring dışına doğru fırlatıyor! Ardından kendisi de çıkıyor. İkili karşılıklı yumruklaşmaya başlıyorlar! Bir Bray bir Dark STG! Dark STG bir süre üstünlük kursa da Bray aradan bir Throat Thrust'ı geçiriyor! Sonrasında ikili geri geri çekiliyorlar ve ayrı köşelerdeki çelik merdivenlere yöneliyorlar! Çelik merdivenin üstünü söküyorlar! Hakem durun diye uyarı veriyor fakat ikilinin durmaya niyeti yok! Çelik merdivenleri çuval gibi birbirlerine fırlatıyorlar! Çelik merdivenler havada çarpışıyor! Sonrasında hem Bray hem de Dark STG ringin altına dalıyor ve kenardan kaptıkları sandalyeyi alıp birbirlerine saldırıyorlar! Sandalyelerle resmen karşılıklı kılıç dövüşü yapıyorlar! Sandalyeler çarpışırken hakem yeter diyor ve...
Maçı bitiriyor! Maç bitti! İkisi de kazanamıyor. Hakem DQ veriyor.
Sonuç: Double DQ
Sandalyeler düşüyor. Wyatt ile STG birbirlerine koşuyorlar ve kavgaya devam ederlerken arka alanda yer alan birkaç görevli geliyor. Onları ayırmak üzere oradalar! Biraz sonra ikisi de birbirinden ayrılıyor. Görevliler güreşçileri tutarken kısa bir reklama gidiyoruz
Gözler chico, gözler hiç bir zaman yalan söylemez. (Wyatt kahkaha atıyor.) Bir adamın meczup olup olmadığını anlamak istiyorsan onun kıyafetlerine bakma. Çünkü kuzu da, kurt postuna bürünebilir en nihayetinde. Konuşmasına da bakma, dil bazen zihnin düşündüğünden çok daha farklı bir şarkı söylüyor olabilir. Ama gözler, gözler hiç bir şeyi saklamaz. PAYBACK akşamı, zaten karman çorman olmuş masaya bir zarf atmak istedim. Bilirsiniz, Dream ve Kenny'e attığım zarflara benzer bir zarf. Tek amacım, Royal Rumble yaklaşırken benim ve şu yanımda görmüş olduğunuz yakışıklı gençlerin kazanmak için neler yapabileceğini cümle aleme ispatlamaktı. Bizler buyuz madamlar ve mösyöler: Orada bir sanat icra etmeyiz, rakiplerimize eziyet ederek karşımıza dikilmek isteyenlere gözdağı veririz. Seyir zevki ya da keyifli bir mücadele için değil adamım, sadece yıkım için. Ve karşıma tuhaf bir genç dikildi. Ölmekle bayılmak arasındaki farkı anlamak için can atan bir genç. Survivor Series öncesi bile rotasını şaşıran ve üst üste iki kez kaybeden tarafa zar atmayı başarmış cahil bir genç.. Daha sonra bu delikanlının benim hakkımda söylediği cümleleri işittim. Ve onun gözlerine baktım, gördüğüm şey ise sarf ettiği cümlelerin hiç birine inanmıyor olduğu gerçeğiydi. Sahiden de adamım, kim bu delikanlı? Kara bir kitaptan ve ızdırap tanrısından bahsediyor, vaazlar veriyor. Bu, size birini hatırlatıyor mu? Küçük dostumuz Malakai Black de bu türküyü çığırıyordu, peki sonu ne oldu? STG, sana diğerlerine uyguladığım tarifenin bir benzerini uygulamadan önce bir kıyak geçmek istiyorum. Sana gerçeği göstermek istiyorum.. Elinde bir kitapla bu çöplüğe adım attın ve o kitabın bir "çağrı"sı olduğunu söyledin. Peki bu "çağrı"ya uyduğunu söyleyen adamların akıbeti ne oldu? Son gördüğüm, isminin önüne Dark eki ekleyerek başka bir adam olduğunu iddia eden kıymetli takım arkadaşın, tenasül uzvu taklidi yapan adamlarla kader birliği yapmış vaziyetteydi. Peki senin Izdırap Tanrın, çağrısına uymayan bu gafili nasıl cezalandırdı? Biraderlerim ve bacılarım, siz hiç emirlerine uymayanları cezalandırmaktan aciz bir tanrı duyup işittiniz mi? PGW'de birilerine hak ettiği cezayı kesme konusunda işin ordinaryüsü her zaman Bray Wyatt'tır, ancak ben bile ilahi bir gücün ve onun emirlerini içeren bir kitabın yönlendirmesiyle hareket ettiğimi söyleyemiyorum. Bana bir şeyin cevabını ver oğlum: O çok kıymetli ordun nerede? (Wyatt sırıtıyor) Bir ordu kuracağını söyleyerek yola çıktın, tek yanına toplayabildiğin adamsa emekli bir striptizci oldu. İçine girdiğin bütün savaşları kaybettin, peki neden hala bu büyük "karanlıklar ordu"sunu ortaya çıkarmıyorsun? Yalanlar... PGW'de bir ordu varsa, o da Wyatt Ailesi'dir. Başlangıçtan beri bütün yalan ittifaklar ve dostluklar bozuldu, edilen yeminlerin hepsi rüzgara savruldu ama tek bir gerçek aynı kalmaya devam ediyor: PGW'nin generali benim ve şimdiye kadar da hiç zaiyat vermedim. Eğer gerçekten bir orduya sahipsen evlat, rütbe fark etmeksizin bütün askerlerini topla. Tankını, tüfeğini ve teçhizatını ortaya ser ki karşıma çıktığın zaman sana ve orduna dair her şeyi toprağın altına gömeyim. Kara Kitap'ınla ve ordunla beraber sana güzel bir son hazırlayayım. Ancak hepsi yalan, öyle değil mi Steve? Başkalarının kahraman rolü oynamasına öylesine ihtiyacın var ki ihtiyar bir karga gibi hep aynı şeyleri tekrar ediyorsun. Artık anla: PGW'de bir kahraman ya da cani yok. Bray Wyatt ve diğerleri var. Eğer benim ayağıma dolanmazsan, diğerleriyle beraber aynı bok çukurunda yuvarlanarak küçük zaferleri umut edebilirsin. Ama benim ayağıma dolanmaya karar verirsen, ne olduğunu anlayamadan her şeyini kaybedersin.
Wyatt şapkasını çıkarıp sandalyesinin başlığına yavaşça bırakıyor ve arenanın üst köşesinde yer alan Wrestlemania logosuna bakıyor.
O tahta parçasını yukarı çakmaları, asıl filmin başladığı anlamına geliyor öyle değil mi komşular? Royal Rumble isimli it dalaşı başladıkça bahisler büyüyecek, herkes daha fazlasını ortaya koymak isteyecek ve günün sonunda kumarı kazanan adam masanın kralı olarak ertesi güne uyanacak. Steve, bu bir savaş öyküsü değil oğlum. Bu, poker. Ve kabul etmek gerekir ki sen elindeki bütün iyi kartları kaybetmene rağmen şerefini kurtarmak için masadan kalkmamaya aht etmiş durumdasın. Öyle olsun. Ama yanlış adamla masaya oturduğunu bilmeni isterim. Sen kendine siklet olarak JD gibi buçuklukları seçtiğin gün kaybettin. Bizim savaşımızda bir maskottu, hiç bir önemi olmayan bir sokak süprüntüsüydü. Ama sen o kadar zayıf istidatlı bir adamsın ki, senin karşında adeta devleşti. JD gibi bir adam bile sana bunları yapabiliyorsa, Wyattlara karşı şansın olduğunu gerçekten düşünüyor musun? Ben, sadece seni tuş edip basit bir mağlubiyetle evine dönmene müsaade etmeyeceğim çocuğum. Seni bütün felsefen ve Kara Kitap'ınla beraber tatile göndereceğim. Kendi ağzınla, Dark JM dediğin adamın kendini tanrına teslim ettiğini söyledin. Onu sadık bir itaatkar olarak nitelendirdin ve Kara Kitap sayesinde hiç bir zaman emrinden çıkamayacağını iddia ettin. Gelinen noktada, Dark JM dediğimiz adamın durumu bile senin söylediğin her şeyin bir meczubun hayal gücü olduğunu göstermiyor mu? Aslında bir Kara Kitap ya da ızdırap tanrısı yok. Bizleri bekleyen kara bir cehennem ya da hesap günü de yok. Sadece PGW'ye gelirken bir yalan uydurman gerekiyordu ve bunu buldun, öyle değil mi evlat? Bray amcanla vals yaparken hiç bir tanrının sana faydası olmayacak. Bizler, gerçek bir ülküyü ve gerçek bir amacı temsil eden hasatçılarız. Söylediklerimizin gerçekliği ise bugüne kadar bu topraklarda kazandığımız savaşların sayısından bellidir. Sen, hangi mücadelelerden alnının akıyla ayrılabildin ki senin kılıcının gölgesinden korkmalıyım? O küçük kitabın hangi faniye korku saldı ki, Bray Wyatt'ın topraklarını sarsmaya yetsin? Sorular bitmiyor evlat, ama tek bir şeyi kesin olarak söyleyebilirim: Attığım zarfı açarak kendi felsefenin ve kendi hayatının sonuna geldin. Bu noktadan sonra, aynı istediğin gibi benimle bir dansa kalkacaksın. Ama düşündüğünün aksine, dansın ne zaman sona ereceğine ben karar vereceğim. Ve bir anlamda, senin tanrına hizmet edeceğim. Kara Kitap'ın acılardan beslendiğini ve daha fazla acı istediğini söylemiştin öyle değil mi? Eh, Kara Kitap'ın hiç bir zaman kimin acısından besleneceğini söylemedin. Öyleyse sana çektireceğim her acı da küçük tanrına bir hizmet gibi olacak. Ringde kemiklerini kırarken ve ruhunu söküp alırken attığın çığlıklar, ızdırap tanrısının iştahını kabartacak. Steve, Kara Kitap'a hizmet etmek için hareket ettiğini söylüyorsun ama ben bunu göremiyorum. Eğer bu kitap bahsettiğin gibi acı ve elemden besleniyorsa, şunu iyi bilmeni isterim ki tanrını bir ziyafet sofrasına oturtacağım evlat. Sıranı bekle ve düdüğümün sesini duyduğunda Bray amcana doğru gel. Seninle beraber, tanrını görmeye gideceğiz. Follow... the buzza-
Bir müzik duyuluyor ve Wyatt Family pür dikkat girişe dönüyor.
@American Psycho
