RPG Salya


god is an astronaut

anti evergreen luster
Katılım
3 Tem 2023
Konular
35
Mesajlar
6,437
Beğeni sayısı
998
PG Nakit
65
RPG Karakteri
Max Caster

Kameralarımız arka alanda açılıyor, bazı güreşçileri ve teknikerleri görüyoruz. Kamera dolaşıyor etrafta, koridorlardan geçiyor ve sakince ilerlerken ilerideki bir bölümden yüksek sesli kahkahalar duyuyor. Ne olduğunu yakalayabilmek için adımlarını hızlandırıyor, kameramanın hızlanmasıyla hafifçe sarsılan kamera bir anda bir sesle beraber tepetaklak oluyor:

''Gel konuşalım biraz!''

Kameraman ne olduğunu anlayamadan toparlanmaya çalışıyor ancak kafasını kaldırdığında gördüğü görüntüyle yeniden irkiliyor, çünkü karşılaştığı manzara:

krugerpromo2.jpg

Bu Leo Kruger! Kahkahaların kaynağı, geçtiğimiz şov Sami Zayn'in Television unvanı için açtığı Open Challenge'a cevap verip kaybeden kişi. Ancak bu kayıp, anlamsız bir biçimde onun kahkahalarına yol açmış durumda. Kameraman tırstığından mıdır bilinmez, hareket etmiyor onu gördükten sonra. Bu esnada Kruger lafa atlıyor yeniden:

Leo Kruger: Hahaha.. Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama çok özlemişim!

Kruger biraz duraksıyor, daha sonra kameraman hiçbir şey demese de konuşmaya devam ediyor:

Leo Kruger: Evet! Şu tabloya bir bak, adeta bir sanat eseri! Doğaya şükranlarını sunan dişleri kanlı gaddar avcı.. Bulunabileceği en yapay bölgelerden birine gidiyor ve salyalarını hiç utanmadan etrafa saçıyor. Yetmiyor! O devamlı varlığını eleştirdiği şeylerden birini kazanmak için şu sürekli övdüğü mücadelesini ortaya koyuyor. Ancak bunlar hiçbir işe yaramıyor ve günün sonunda mağlup ayrılıyor olduğu yerden.

krugerpromo3.jpg

Leo Kruger: Doğru! Kaybettim! Buna üzülmeli miyim? Kızmalı mıyım? Yokmuş gibi mi davranmalıyım? Bu mağlubiyet aklıma geldikçe içgüdülerim bana bir yandan kaybımın peşinden koşmamı anlatıyor. Sami'yi onun doğal yaşam alanını bulana kadar takip etmemi, zayıf anını kollamamı ve ilk fırsatta işini tamamen bitirmemi söylüyor. Hem de bunu oldukça cani bir biçimde yapmamı. Karnı acıkmış bir kurdun, tenhada kıstıracağı ilk aslan yavrusuna yapacakları kadar acımasız. Gözünün yaşına bakmamamı anlatıyor bana, hatta mümkünse daha çok yaş akmasını istiyor. Benim ağzımdan akacak iştahlı salyalar görmek istiyor. Artan çığlıkların sadece yatakta zevk vermeyeceğinden bahsediyor. Açık söylemek gerekirse bu.. (Kruger derin bir nefes alıyor, kolundaki bir sıyrığı koklayarak) Bu çok cezbedici ve lezzetli bir planı. İntikamımı hiç soğutmadan bütün bunları gerçekleştirmek. Her şeyi en başından bitirmek için ortaya bir resital koymak.. Ancak; içgüdülerim bana sadece bu planı vermedi. Bana başka şeyler de anlattılar. Beni sakinleştirecek birtakım olgulardan bahsettiler. Bulunduğum yere henüz geldiğimden başladılar, ve buraya tamamıyla adapte olmadan bütün numaralarımı bu kadar çabuk açık etmemem gerektiğinden devam ettiler. Bu bir çeşit savunma mekanizması olsa gerek. Bunu spiker masasında oturan zevzek tiplemenin biri belki yeterince fark etmemiş olabilir, ancak beni dikkatle seyreden herkes eminim fark etmiştir ki o gün ringin içine %100'üm ile gelmedim. Çünkü buradaki her yüz, bölge, aklınıza ne geliyorsa benim için yeni. Bazılarını önceden bilsem bile, yeni bir doğal ortam demek yeni yaşam koşulları demektir. Dolayısıyla oldukça dikkatli olmak zorundayım. Salyalarıma karşı olan hakimiyetimi de aynı denli korumalıyım. Kısaca, savunmamı üstlenen içgüdülerim yanılmadı. Orton'a attığım yumruk ne kadar doğalsa, Sami'den yediklerim de o kadar doğaldı. Kaldı ki doğa, sadece tek bir şansa sahip olduğunuz acımasız bir yaşam pisti de değil. Eminim ki annem, ben ona bağlılığımı bildirdikçe benim önüme yeni fırsatlar çıkaracaktır. Bu fırsatlar söz konusu olduğunda problem olan yere düşmemek değil, ayağa kalkamamak.

krugerpromo1.jpg

Leo Kruger: Yani şu aşamada galibiyetin, beraberenin ya da mağlubiyetin ayağa kalkabildikten sonra benim gözümde pek bir önemi yok. Bunu yaparken kime yumruk attığımın, ya da yumruğu kimden yediğimin de önemi yok. Sami, Orton, Ospreay; ismi her ne olursa olsun. Zaten benim doğam da böyle bir yer, gözüne kestirdiğin her avı avlayamazsın. Şartların eşit olduğu ortamda karşıdakine asla şans vermesen bile bu böyledir. Bazı kuşlar onların üstüne atlasan da, sen yere inene kadar çoktan uçar ve kaçarlar. Bu gerçeğin üstüne; yıllardan sonra ilk kez o ringe ayak bastığımı da denkleme dahil edince, böyle şeyleri yaşamak oldukça sıradan. Hatta belki benim için iyi bile sayılır, tepeye doğrudan çıksaydım mücadelemin bir anlamı olur muydu? Ayağa kalkana kadar yaşayacağım bu tip düşüşler sadece benim ileride yapacaklarımı daha anlamlı kılacak. Gelecekte bu kitabı okuyan herkes, sonuna geldiğinde ağzı açık halde olmazsa; işte o zaman kendimi suçlamak için bir sebep ararım.

Leo Kruger kurduğu bu son cümlenin ardından, sakince oturduğu yerden kalkıyor ve kameramanı kamerasıyla birlikte orada bırakıyor. Kameraman, Kruger'ı arkasından çekerken o yavaşça gözden kayboluyor ve görüntülerimiz de bunların ardından sonlanıyor.​
 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi