- Katılım
- 28 Mar 2026
- Konular
- 89
- Mesajlar
- 925
- Beğeni sayısı
- 174
- PG Nakit
- 655
- Konum
- Türkiye
- Favori Güreşçi
- Trick Williams
- RPG Karakteri
- Trick Williams

PCW: Invasion, 20.00
Elazığ, Türkiye
Elazığ Atatürk Stadyumu
Şova Kalmak İçin 3 Neden
- Judgement Day Draması devam mı ediyor?
-Summer Of...
-Çatışma, Hırs ve Karmaşık


THEN...
NOW...
FOREVER.......
TOGET---
Intro tamamlanıyor! PCW: Invasion 16 Temmuz şovu an itibariyle BAŞLIYOR!
The MANIAC: "Merhaba millet! Yeni bir haftasonundan! PCW Invasion şovundan herkese merabe! Bugün aranızda ben varım!"
Micheal Cole: "Açılış, Liv Morgan ile başladı. Rey Mysterio oğluna Liv Morgan ile beraber çok büyük bir dayak attı. Kemerler el değişt-"
CM PUNK! MISERIA CANTARE!
Micheal Cole: "İşte yeni şampiyonlardan biri!"
CM Punk, belinde PCW Championship altın kemeri ile geliyor. Geçen hafta, Sami Zayn'i yenerek bu kemeri beline takmıştı. The Revolution müziğini geride bırakmış. Elinde bir mikrofon var.
CM Punk: "Size ne demiştim? O kadar ıska ve sonucu ne? Belimde bu kemer. Hak edilmiş bir şampiyonluk. Ama bunun büyük mimarı, dostlarım Jey Uso ve Seth Rollins. Çok garip değil mi? Kimse bizim dost olmamızı beklemezdi. Ama, plan bu. Seth Rollins ve The Shield! Hatırlasana! Plan B! İşte öyle! CM Punk, kendine yakışan Best In The World kavramını en güzel şekilde yerine oturttu. Ben böyle biriyim. Yönetimin adamı olmayı sevmem.

Sami Zayn beni yenebilecek kalibre de biri değil. Ondan önce nasıl yendiğini daha doğrusu yenemediğini biliyoruz. Peki ben? Yıllarımı verdim. Bu işte hep harcanan oldum. Ama hak etme sırası bende? Geç mi hayır? 1316 gün kemeri ben de tutabilirim!
The MANIAC: "Yav bir s."
Ve emin olun, sırada ben varım. 1317 gün ile o rekoru kıracağım!"
Sami Zayn girişte, elinde mikrofon ile iplerin arasından geçiyor. Seyirciler onu görünce mutlu.
Sami Zayn: "Evet, sahte şampiyonsun. Kemerimi çaldın. Normalde benimle maça Logan Paul çıkacaktı. Belki de onu yenecektim. Belki de yenilecektim. Ama ne oldu? Şimdi senin itlerin adama saldırdı ve sen maça dahil oldun. Sen hak yiyenlerin en büyüğüsün CM Punk. Kamera önünde şov yapma! Ve kabul et. 2011 yılında ağladın.

2014'de kaçtın. Ve şimdi para uğruna geri döndün! Yalan mı, söyle? Ben ise emek verdim! Hem de kaç yıl! Senin gibi kaçamak oynamadım Punk! Rakip şirkete kaçmadım Punk! Ağlamadım PUNK! Sen ise bunların hepsini karşılayacak kadar eziksin."
CM Punk: "Buna çok çalıştın mı? Ulan olaya bak ya herkes nedense aynı yerden beni vuruyor? Siz nesiniz? Gerçekten güreşmeye mi geliyorsunuz buralara? HEPİNİZ PARA İÇİN! ŞİMDİ SUÇLU BEN Mİ OLDUM! HAYIR! HEPİNİZ BURADA PARA İÇİNSİNİZ!

2011 Capitol Punishment'da herkese gerçeği ben söyledim. Herkes korkak iken sözleşme konusunu ben açık ettim! Ve en önemlisi herkese düşman oldum! Ve eninde sonunda herkesi yendim! Şimdi ben mi suçlu oldum? Asıl sen şov yapma! Seni hepimiz biliyoruz! WWE'yi yokken de izledim! Sen GUNTHER'I haksız yere yenen! Chad Gable'ın momentumunu s*ken adam değil misin? Ben mi yoksa sen mi Sami?
Sami Zayn öfkeli, yine de konuşuyor:
Sami Zayn: "CM Punk, ben buraya para için gelmedim. Senin o dönem konuştukların... Hepsi blöf! Bilmiyor muyuz? 17 Temmuz biter Punk gider! Komik! Komiksin! Ve zavallısın! Senin herkesin hakkını yediğini biliyoruz Punk! Ve o belindeki PCW Championship kemerini & kemerimi benden çaldın!"
CM Punk: "Çaldım mı? Hâlâ aynı masalı anlatıyorsun. Sami, kemer çalınmaz... Kemer kazanılır. O gece hakem üçe vururken yerde yatan sendin. Bahaneler üreten de sendin. Logan Paul, Jey Uso, Seth Rollins... Her hafta başka bir isim. Hiçbiriniz şu gerçeği söyleyemiyorsunuz: CM Punk senden daha iyiydi. Daha zekiydi. Ve o gece senden bir adım öndeydi. Ama onlar bana yardım etti! Onlar benim dostum!"
Tribünlerden hem alkış hem de yuhalama sesleri yükseliyor.
CM Punk: "Sen bana 'sahte şampiyon' diyorsun ya... Peki sen gerçek şampiyon olsaydın neden kemerini koruyamadın? Şampiyon olmak kemeri taşımak değildir Sami. Şampiyon olmak baskıyı taşımaktır. İnsanların nefretini taşımaktır. Herkes seni devirmek isterken ayakta kalmaktır. Ben bunu yıllardır yapıyorum. Sen ise ilk büyük darbede hâlâ geçmişe sığınıyorsun."
Sami Zayn söz istemeden mikrofonunu kaldırıyor.
Sami Zayn: "Geçmişe sığınan ben miyim? Her cümlende 2011 diyorsun. Her promosunda eski CM Punk'ı anlatıyorsun. Çünkü bugünkü CM Punk'ın anlatacak bir şeyi kalmadı! O yüzden sürekli eski başarılarının arkasına saklanıyorsun. Ama burası PCW! Burada eski hikâyeler kemer kazandırmıyor. Burada ring konuşuyor. Ve o ringde senden korkmuyorum."
Sami, Punk'ın omzundaki kemeri işaret ediyor.
Sami Zayn: "O kemer omzunda oldukça herkes sana şampiyon diyecek. Ama ben her baktığımda hırsız göreceğim. Çünkü o kemer benim alın terimdi. Sen ise kendi ellerinle kazanamadığın fırsatı adamlarının yarattığı kaos sayesinde aldın. Bunun adı fırsatçılık. Bunun adı korkaklık."
CM Punk'ın yüzündeki gülümseme kayboluyor.
CM Punk: "Madem öyle... Bahaneleri bırakalım. Ne Jey Uso. Ne Seth Rollins. Ne Logan Paul. Ne başka biri. Sadece sen ve ben. Ortada hiçbir kaçış yolu olmasın. Kim daha iyiymiş, bütün dünya görsün. O gün geldiğinde senden kemerini değil... Son bahaneni de alacağım."
Sami Zayn hiç düşünmeden mikrofonunu kaldırıyor.
Sami Zayn: "İşte bunu bekliyordum. Kaçacak yerin kalmadı CM Punk. Bu kez ne itlerin olacak ne de arkana saklanacağın bir kaos. Sadece sen... Ben... Ve PCW Championship! O kemeri geri alacağım. O gece herkes tek bir gerçeği görecek...
Şampiyon sandıkları adamın... aslında sadece iyi bir yalancı olduğunu."
CM Punk: "O zaman, Summerslam 2026'da teke tek, korkak değilsen! Hell In A Cell! Kafes maçı! Kimse karışmayacak! Sana söz veriyorum! Maden bu kadar ağladın! Ve ben yalancıyım! Göster hünerlerini!"
CM Punk bu sözden sonra Sami Zayn'i sırtlıyor! Go to Sleep deniyor, olmadı! Sami Zayn Blue Thunder Bomb- Hayır! CM Punk'dan şimdi bir ANACONDA VISE! Sami Zayn kurtuldu ama Go To Sleep için pozisyon! Go to Sleep GTS! CM Punk, omzunda kemer ve ayağını Sami'nin vücuduna koyuyor. Elinde mikrofon ile son bir söz söylüyor:
"SUMMER OF PUNK! YENİ BAŞLADI! AYAĞINIZI DENK ALIN!"
Kameralar arka alana çevriliyor! Orada Seth Rollins ve Jey Uso konuşuyor!
Jey Uso: "Adamım, ne saçmaladı bu? Roman'ın rekorunu mu kıracak? Bu imkansız! Herkes ondan bıkar. Ve bizde!"
Seth Rollins: "Vakti geldiğinde Jey, her şey tamamlanacak."
Seth Rollins göz kırpıyor. Jey Uso ne olup bittiğini anlamadan yanına Roman Reigns geliyor.
Roman Reigns: "Jey! Hala değişmedin mi? Hala o sünepeye güveniyorsun... O tam bir değişken! Para neredeyse o orada! Güç neredeyse o orada! O kendini sürekli gücün tanımı olarak tanıtıyor! Jey! Bu yoldan vazgeç!"
Jey Uso: "Roman, bunu bir kenara at. Artık sana güveniyorum. Hep dağılıyoruz!"
Roman Reigns, Main Event için bir maça davet ediyor ve kazanırsa ona kendi kurduğu ekibe katılmasını zorunlu kıldığını söylüyor. Jey ise bu konuda biraz endişeli! Revolution'a ihanet etmek istemiyor! Ama kabul ediyor!
"Kabul! Ama ben kazanırsam! Sen Revolution'a katılırsın! Ama o ekip kim?"
Roman Reigns, kulağına fısıldar ve Jey Uso'nun gözleri fal taşı gibi açılır. Bu sırada ringe dönüyoruz!
LA MAS RUDA! RAQUEL GİRİŞTE! SANKİ ÖFKELİ! ELİNDE DE MİKROFONU VAR! HEMEN İPLERİN ARASINDAN GEÇTİ!
Raquel Rodriguez: "Geçen hafta, rezillik izledim. Hem de böylesine bir açılış hiç yakışmadı. Sanırım tarihin en kötü açılışı olarak altın harflerle yazıldı. Liv Morgan, aptalsın! Yıllarca beni kölen olarak kullandın! IYO haklıydı! O haklıydı! HEPİNİZ benden uzak durmalısınız! HEPİNİZ benim düşmanımsınız. Neden mi? Beni it gibi kullanmanızdan. Oluru yoktu. Her şeyi sen yönetemezsin!"
Roxanne Perez titantron'da, elinde mikrofon var.
Roxanne Perez; "Peki ya aptal? Benim suçum neydi? Bana neden ihanet ettin? Liv'i yendim ve hepinize arkadaşça davrandım diye mi? Sen bir aptalsın! Öfkene yeniksin! Kontrol edilemeyen bir manyaksın! Bunu kabul et. Bu kemer benim. Liv bunu benden alamaz. Sende alamazsın. Bu bende kalacak. Ve tarihin en büyük kadın şampiyonu olacağım!"
WAİT A MINUTE? LIV MORGAN! ARKADAN RODRIGUEZ'E SALDIRDI! BİR CLOTHESLİNE ARKADAN; RAQUEL İPLERE SIĞINDI! LİV ÖFKELİ! OBLİVİON! OBLİVİON! LİV ELİNE MİKROFONU ALDI! HEMEN KONUŞUYOR! ONA ÖFKELİ!
Liv Morgan: "Sana karşı tarihi yazacağım. Maxxine Dupri bunu başardı. O benim arkadaşım. Ve bunu bende yapacağım! Belki 1 saat sürecek! Ama hepinizi üst üste dizeceğim! Korkaklık etme ve gel!"
Roxanne Perez belindeki kemeri çıkarıyor ve ringe koşuyor. Ringdr savaşa başlıyorlar! Liv, right hand'den kaçtı ve CODEBREAKER! ŞAMPİYON YERDE! LIV MORGAN ÖFKELİ! YANAĞINA BİR ÖPÜCÜK KONDURUYOR! İKİ İSMİ DE İPLERE YERLEŞTİRİYOR!
ObLIVion by Morgan! İki isim de yerde, Liv Morgan kemeri kaldırıyor. Eline mikrofonu alıyor.
"Her şey güzel olabilirdi. Ama siz her şeyi mahvettiniz. Her şeyi! En başından Perez bu ekipte olmamalı! Sizi uyardım! Ben sakatken dinlemediniz ve işte sorun orada! Ekibi ben mi dağıttım! Ben sadece sizi koruyorum! Ama siz bunu hak ettiniz; artık yolumda kimse yok. Yeni ailem ile tanışın! DUPRI, LIV VE IYO! HEPSİ BENİM DOSTUM! VE ARTIK YENİ BİR BİRLİĞİZ! SİZE KARŞI!"
Liv kemeri kaldırıyor ve ringden ayrılıyor. Arka alanda Dupri ve SKY ile sarıldığını görüyoruz. SKY, doğru yolu bulmasından ötürü mutlu.
Michael Cole; "Summerslam bizi fena halde bekliyor! Furkan, sen izlerken büyülendin! Sanki sen ringdeydin!"
"The MANIAC" Furkan: "Yok ya, Liv'e bakıyordum."
Kameralar, yeni bir reklama çevriliyor. Pizza reklamı!
Bron Breakker'ın müziği çalıyor. Arena bir anda ayağa kalkıyor. Bron Breakker ağır adımlarla ringe ilerliyor, mikrofonu eline alıyor ve etrafına bakarak konuşmaya başlıyor.
Bron Breakker: "Sonunda buradayım. PCW... herkesin geleceğin şirketi dediği yer. Ama ben geleceği konuşmaya gelmedim. Geleceği inşa etmeye geldim. Bu şirkete gelir gelmez tek bir şey fark ettim. Herkes tek başına savaşmaya çalışıyor. Herkes kendi adını büyütmeye çalışıyor. Oysa bu işte tek başına ayakta kalamazsınız. Güç, doğru insanlarla yan yana durmaktır. Güç... bir ekip kurabilmektir."
Bron Breakker: "İnsanlar hep tek bir yıldızı izlemeye alışmış. Ama ben tek başıma parlamaya gelmedim. Çünkü bazen bir adam şirketi değiştiremez... Bir ekip değiştirir."
Tam o sırada salonun ışıkları sönüyor. Giriş rampasında siyah kapüşonlu, maskeli dört kişi beliriyor. Ağır adımlarla ringe giriyorlar ve Bron Breakker'ın arkasında sıralanıyorlar. Bron ise hiç şaşırmıyor, sadece hafifçe gülümsüyor.
İlk maskeli kişi mikrofonu alıyor.
Maskeli Adam: "Artık saklanmanın zamanı bitti."
İkinci maskeli kişi konuşuyor.
İkinci Maskeli Adam: "Haftalardır hazırlanıyoruz. Her şeyi izledik. Her şeyi planladık."
Üçüncü maskeli kişi başını kaldırıyor.
Üçüncü Maskeli Adam: "Ve biz bunu kendimiz için yapmıyoruz."
Dördüncü maskeli kişi sözünü tamamlıyor.
Dördü bir ağızdan: "Biz... tek bir kişiye hizmet ediyoruz."
Ardından maskeler tek tek yere düşüyor.
Chad Gable.
Austin Theory.
Jacob Fatu.
Trick Williams.
Arena büyük bir şok yaşıyor. Dört isim Bron Breakker'ın yanına geçiyor. Beşi aynı hizaya diziliyor.
Chad Gable: "Biz seçildik."
Austin Theory: "Biz bir araya getirildik."
Jacob Fatu: "Ve bize tek bir emir verildi..."
Trick Williams: "Liderimiz geldiğinde... PCW artık eskisi gibi olmayacak."
Bron Breakker mikrofonu tekrar eline alıyor.
Bron Breakker: "Bugünden itibaren gözünüzü üzerimizden ayırmayın. Çünkü bu sadece bir grubun doğuşu değil..."
Beşli aynı anda giriş rampasına dönüyor.
"...bir imparatorluğun başlangıcı."
Bron son kez kameraya bakıyor.
Bron Breakker: "Ve liderimiz... zamanı geldiğinde kendini gösterecek."
Beşli birlikte ringden ayrılırken seyirciler hâlâ gizemli liderin kim olduğunu merak ediyor. Segment, Bron Breakker'ın grubun önünde yürüdüğü görüntüyle sona eriyor. Reklamlar yine ama son kez giriyor.
Finn Bálor'ın müziği çalıyor. Arena bir anda karanlığa gömülüyor. Mor ve kırmızı ışıklar sahneyi kaplıyor. Finn Bálor yavaş adımlarla giriş rampasında beliriyor. Yüzünde en ufak bir duygu yok. Ringe giriyor, mikrofonu eline alıyor ve uzun süre tek kelime etmiyor. Ardından konuşmaya başlıyor.
"Ne garip değil mi? İnsanlar bir adamı anlamadıkları zaman ona canavar diyor. Beni de yıllardır öyle tanımlıyorlar. Şeytan... Manipülatör... Hain... Ama hiçbiriniz durup şu soruyu sormadınız: 'Finn Bálor neden böyle oldu?'
Çünkü hiçbiriniz gerçeği görmek istemediniz.
Bu sektörde iyi adam olursan alkış alırsın... Ama sonunda sırtından bıçaklanırsın. Ben bunu yaşadım. Defalarca yaşadım. İnsanlara güvendim, takım arkadaşlarıma güvendim, dostlarıma güvendim... Sonunda geriye sadece ben kaldım.
Ve işte o gün anladım.
İnsanlara güvenmeyeceksin... İnsanları yöneteceksin.
Hepiniz kahraman istiyorsunuz. Kurtarıcı bekliyorsunuz. Bir sonraki büyük yıldızın gelip sizi eğlendirmesini istiyorsunuz. Ama ben sizin kahramanınız değilim. Ben sizin gerçeğinizim.
Çünkü gerçek... umut vermez.
Gerçek... Can yakar.
Bakın etrafınıza. Şampiyonlara bakın. Bir gün kemeri kazanıyorlar, ertesi gün kendilerini ölümsüz sanıyorlar. Bir galibiyet alıyorlar, efsane olduklarını düşünüyorlar. Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Ben karşılarına çıkıyorum.
Ve hepsi aynı sona ulaşıyor.
Korku.
Ben rakiplerimi yenmeden önce onların zihinlerini ele geçiriyorum. Çünkü kaslar yorulur. Kemikler kırılır. Ama insan zihni... Bir kez çatladığında asla eskisi gibi olmaz.
Sami Zayn bunun ne demek olduğunu öğrendi.
CM Punk öğreniyor.
Ve çok yakında bu soyunma odasının geri kalanı da öğrenecek.
Siz bana yıllarca 'Prince' dediniz. Sonra 'Demon' dediniz. Ama artık hiçbir unvana ihtiyacım yok.
Çünkü isimler insanların sizi tanıyabilmesi içindir.
Benim tanınmaya ihtiyacım yok.
Ben hissedilirim.
Işıklar söndüğünde...
Koridorlarda ayak sesleri yankılandığında...
Müziğim çaldığında...
Kalbinizin neden daha hızlı attığını biliyor musunuz?
Çünkü içinizdeki ses size tek bir şey söylüyor.
'Kaçamazsın.'
Ben kemer için savaşmıyorum.
Şöhret için savaşmıyorum.
Miras bırakmak için de savaşmıyorum.
Ben insanların kariyerlerini ikiye ayırmak için buradayım.
'Finn Bálor'dan önce.'
'Finn Bálor'dan sonra.'
İşte benim mirasım bu olacak.
Bugün burada herkes geleceği konuşuyor. Yeni gruplar kuruluyor. Yeni savaşlar başlıyor. Yeni liderlerden bahsediliyor.
Ne komik...
Çünkü bu şirketin geleceğini ne liderler belirleyecek...
Ne şampiyonlar...
Ne de kahramanlar.
Bu şirketin geleceğini...
Korku belirleyecek.
Ve korkunun bir yüzü varsa...
O yüz...
Benim."
Finn mikrofonu yere bırakıyor. Tam ayrılacak gibi yaparken tekrar duruyor. Mikrofonu son kez kaldırıyor.
Finn Bálor: "PCW...
Kapınızı kilitleyin.
Çünkü ben içeri girmek için kapıyı çalmam.
Ben... kapıyı kırarım."
Finn mikrofonu sertçe yere bırakıyor. Müziği yeniden çalarken arena hem yuhalamalar hem de alkışlarla inliyor. Kameralar Finn'in soğuk bakışlarına odaklanırken o tek bir kez bile arkasına bakmadan sahneden ayrılıyor. Segment, ringin ortasında yerde duran mikrofon ve derin bir sessizlikle sona eriyor.
Arena bir anda kararıyor. Dev ekranda hiçbir isim görünmüyor. Sadece altın renkli ışık efektleri dolaşıyor. Seyirciler kimin geleceğini merak ederken gösterişli bir müzik salonu dolduruyor ve Tiffany Stratton sahneye çıkıyor. Daha ilk adımını attığı anda arena büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Tiffany kendinden emin gülümsemesiyle giriş rampasında poz veriyor, ardından yavaş adımlarla ringe ilerliyor. Tam mikrofonu eline alacakmış gibi davranırken ışıklar bir kez daha sönüyor.
Bu kez mor ve siyah ışıklar tüm salonu kaplıyor. Sert gitar riffleri eşliğinde Rhea Ripley giriş rampasında beliriyor. Seyirciler ayağa fırlıyor, tezahüratlar salonu inletiyor. Rhea gözünü bir an bile Tiffany'den ayırmadan ringe giriyor. İki kadın karşı karşıya geliyor, hakem araya giriyor ve PCW tarihindeki ilk maçları başlıyor.
Tiffany Stratton vs Rhea Ripley - Normal Match
İlk temasla birlikte Tiffany hızını konuşturuyor. Ringin etrafında dolaşıyor, Rhea'nın hamlesinden sıyrılıyor ve peş peşe Forearm darbeleriyle rakibini geri çekilmeye zorluyor. İplerden aldığı hızla bir Dropkick vuruyor, Rhea dizlerinin üzerine geliyor. Tiffany fırsatı değerlendirip Snap Suplex uyguluyor ve hemen tuşa gidiyor. 1... Rhea güçlü bir şekilde omzunu kaldırıyor. Ayağa kalkan Rhea sert bir Clothesline ile Tiffany'yi yere seriyor. Ardından Gutwrench Suplex ve kısa süre sonra güçlü bir Backbreaker geliyor. Rhea rakibini köşeye sıkıştırıp omuz darbeleri indiriyor, ardından Running Knee Strike deniyor. Tiffany son anda kenara çekiliyor. Rhea köşeye çarpınca Tiffany ring iplerine çıkıyor ve Springboard Crossbody ile rakibini yere indiriyor. Seyirciler büyük alkış koparıyor. Tiffany bir kez daha tuşa gidiyor. 1... 2... Rhea yine pes etmiyor.
Maç giderek sertleşiyor. Tiffany rakibinin bacağına tekmeler göndererek dengesini bozuyor, ardından Handspring Back Elbow ile büyük bir reaksiyon alıyor. Hemen sonrasında Spinebuster vuruyor ve yeniden tuş deniyor. 1... 2...
Rhea son anda kurtuluyor. Tiffany şaşkınlığını gizleyemiyor. Köşeye çıkıyor ve Prettiest Moonsault Ever için hazırlanıyor. Tam havalanacağı sırada Rhea ayağa kalkıyor. Tiffany yine de atlıyor ancak Rhea son anda yuvarlanarak kurtuluyor. İkili aynı anda ayağa kalkıyor. Tiffany Roundhouse Kick vuruyor, Rhea sendeleyince Running Neckbreaker geliyor. Tiffany tekrar tuşa gidiyor. 1... 2... Rhea omzunu son anda yerden kaldırıyor. Arena "Bu üç olmalıydı!" dercesine büyük bir uğultuya boğuluyor.
Rhea yavaş yavaş ayağa kalkıyor. Tiffany son darbeyi vurmak için koşuyor ancak Rhea onu havada yakalıyor ve sert bir Fallaway Slam ile ringin ortasına fırlatıyor. Tiffany acı içinde ayağa kalkmaya çalışırken Rhea peş peşe iki Clothesline, ardından Big Boot vuruyor. Tiffany köşeye tutunarak doğruluyor. Rhea Running Hip Attack deniyor fakat Tiffany son anda kenara çekiliyor. Rhea köşeye çarpıyor. Tiffany hiç vakit kaybetmeden Roll-Up ile tuş deniyor. 1... 2...
Rhea son anda kurtuluyor. Tiffany sinirle yeniden köşeye çıkıyor. Bir kez daha Prettiest Moonsault Ever denemek istiyor. Bu kez havalanıyor ancak Rhea inanılmaz bir refleksle onu omuzlarında yakalıyor. Seyirciler ayağa kalkıyor. Rhea rakibini havaya kaldırıyor ve tüm gücüyle Riptide vuruyor. Ring adeta sarsılıyor. Rhea derin bir nefes aldıktan sonra Tiffany'nin üzerine kapanıyor. Hakem sayıyor... 1... 2...
3!
Kazanan: Rhea Ripley
Zil çalıyor. Rhea Ripley, PCW'deki ilk maçını görkemli bir galibiyetle kazanıyor. Hakem Rhea'nın elini havaya kaldırırken arena büyük bir alkışla karşılık veriyor. Rhea birkaç saniye boyunca Tiffany'ye bakıyor. Tiffany yavaşça ayağa kalkıyor, mağlubiyete rağmen dimdik duruyor. Rhea kısa bir baş hareketiyle rakibine saygısını gösteriyor ve ringden ayrılıyor. Tiffany ise seyircilerin alkışları eşliğinde ringde kalıyor. Maçı kaybetmiş olsa da performansıyla kadınlar klasmanında büyük bir tehdit olacağını ilk geceden tüm PCW evrenine göstermiş oluyor.
Kameralar arka alana dönüyor. Koridorda elinde PCW Championship ile yürüyen CM Punk görülüyor. Yüzünde kendinden emin bir ifade bulunuyor. Tam soyunma odasına yönelirken karşısına PCW Intercontinental Champion Wade Barrett çıkıyor. Barrett'ın omzunda Intercontinental Championship duruyor. İki şampiyon birkaç saniye boyunca sessizce birbirine bakıyor.
Wade Barrett: "Şu kemeri taşımaya başladığından beri kendini bu şirketin sahibi sanıyorsun. Herkes senden bahsediyor. CM Punk bunu yaptı... CM Punk şunu yaptı... Ama sana kötü bir haberim var. Artık bu şirket senin etrafında dönmüyor."
CM Punk: "Öyle mi? İlginç... Çünkü nereye gitsem senin değil, benim adım konuşuluyor. Ben manşet oluyorum, sen ise benim gölgemde röportaj veriyorsun. Nexus 2.0 falan kurmuşsun. Tebrik ederim. Yeni oyuncaklar edinmişsin."
Barrett hafifçe gülümsüyor.
Wade Barrett: "Oyuncak mı? Logan Paul, Sheamus ve David Otunga benim yanımda durmayı seçti. Çünkü onlar liderin kim olduğunu biliyor. Ben insanları peşimden sürüklüyorum. Sen ise insanları yanında tutabilmek için onlara sürekli bir savaş vaat ediyorsun."
CM Punk: "Seth Rollins ve Jey Uso benim yanımdalar çünkü bana inanıyorlar. Senin grubundakiler ise sana inanmıyor Barrett. Onlar sadece doğru zamanı bekliyor. Bir gün dönüp arkana baktığında ilk darbeyi kendi adamlarından yiyeceksin."
Barrett bir adım öne çıkıyor.
Wade Barrett: "Bunu bana mı söylüyorsun? Sen yıllarca insanlara güvenmediğini anlatıp durdun. Şimdi iki kişiyi yanına alınca aile babasına döndün. Kendinle çelişiyorsun Punk."
CM Punk: "Ben değişmedim. Sadece satranç oynamayı öğrendim. Sen hâlâ dama oynuyorsun."
Barrett'ın yüzündeki gülümseme kayboluyor.
Wade Barrett: "Satranç mı? O zaman sana bir hamle söyleyeyim. Nexus 2.0 büyüyor. Güçleniyor. Çok yakında bu şirkette hangi koridora girersen gir, hangi kapıyı açarsan aç... Karşında biz olacağız."
CM Punk: "İstediğin kadar adam topla. İster dört kişi ol, ister kırk kişi. Ben sürülere karşı savaşmaya alışığım. Senin tek avantajın kalabalık olman. Benim avantajım ise... Benim CM Punk olmam."
İkili burun buruna geliyor. Tam gerilim tırmanırken kameranın kadrajına Seth Rollins ve Jey Uso giriyor. Punk'ın iki yanında duruyorlar. Birkaç saniye sonra koridorun diğer ucundan Logan Paul, Sheamus ve David Otunga yürüyerek Barrett'ın arkasında yerlerini alıyor.
Koridorda iki grup karşı karşıya diziliyor. Güvenlik görevlileri hızla araya giriyor. Kimse ilk yumruğu atmıyor ama bakışlar her şeyi anlatıyor.
Wade Barrett: "Bugün değil... Çünkü senin kemerini almak için acelem yok."
CM Punk: "Benim de yok. Ama bir gün yollarımız ringde kesiştiğinde, o Intercontinental Championship seni kurtaramayacak."
Barrett omzundaki kemeri düzeltiyor, Punk ise PCW Championship'i havaya kaldırıyor. İki şampiyon son kez birbirine sert bir bakış atıyor. İki grup yavaş yavaş farklı yönlere yürürken kameralar koridordaki gerilimi takip ediyor ve segment, yaklaşan büyük savaşın habercisi olan o sessiz ama yoğun atmosferle sona eriyor.
Kameralar bu sefer farklı bir tarafta!
Koridorda tek başına yürüyen Sol Ruca görülüyor. Bir kapının önünde durduğu sırada karşısına Zaria çıkıyor. İkili birkaç saniye boyunca sessizce birbirine bakıyor. Geçmişte yaşananlar yüzlerinden okunuyor.
Sol Ruca: "Demek sonunda karşıma çıkabildin... Aylardır senden bunu bekliyordum."
Zaria: "Haklısın... Ama ne söylersem söyleyeyim, yaşananları değiştirmeyecek."
Sol, gözlerini Zaria'dan ayırmıyor.
Sol Ruca: "Değiştirmeyecek tabii. Çünkü olan oldu. Birlikte çalıştık, birlikte kazandık. Sana sırtımı döndüğüm tek bir an olmadı. Ama sen... İlk fırsatta bana sırtını döndün. İhanet ettin."
Zaria başını öne eğiyor.
Zaria: "Her gün pişmanlığını yaşıyorum. O gün verdiğim kararın doğru olduğunu sandım. Güçlü olacağımı düşündüm. Ama geriye dönüp baktığımda... En büyük hatamın seni kaybetmek olduğunu görüyorum."
Sol kısa bir kahkaha atıyor.
Sol Ruca: "Şimdi mi anladın? Ben o gece sadece bir maçı kaybetmedim Zaria... Bir dostumu kaybettim."
Zaria'nın sesi titriyor.
Zaria: "Bunu hak etmiyorum biliyorum. Beni affetmeni beklemiyorum. Sadece... Bir gün bana yeniden güvenebilir misin diye merak ediyorum."
Sol derin bir nefes alıyor. Uzun süre hiçbir şey söylemiyor. Ardından elini uzatıyor.
Sol Ruca: "Geçmişi silemem. Ama onu sonsuza kadar taşımak da istemiyorum."
Zaria şaşkınlıkla Sol'un eline bakıyor. Ardından elini uzatıp sıkıyor.
Zaria: "Teşekkür ederim... Bunu unutmayacağım."
Zaria hafifçe gülümsüyor ve koridordan uzaklaşıyor.
Kamera Sol Ruca'nın yüzüne yaklaşıyor. Sol, Zaria gözden kaybolur kaybolmaz gülümsemesini siliyor. Yumruklarını sıkıyor, derin bir nefes alıyor ve duvara sertçe vuruyor.
Sol Ruca: "Affettim sanıyor..."
Sol'un bakışları öfkeyle sertleşiyor. Kamera, yüzündeki hayal kırıklığı ve bastırdığı öfkeye odaklanırken segment sessizce sona eriyor.
Arena karanlığa bürünüyor. Meksika ezgileri salonu doldururken ilk olarak El Hijo del Vikingo sahneye çıkıyor. Altın ve yeşil maskesiyle giriş rampasında kollarını açıyor. Seyirciler büyük bir tezahüratla onu karşılıyor. Vikingo ringe ulaştığı anda köşeye tırmanıyor ve yaptığı gösterişli hareketle tüm salonu ayağa kaldırıyor.
Ancak birkaç saniye sonra ışıklar yeniden sönüyor.
"¡CERO... MIEDO!"
Penta'nın müziği patlıyor. Arena adeta yıkılıyor. Penta ağır adımlarla sahneye geliyor, eldivenlerini düzeltiyor ve meşhur "Cero Miedo" işaretini yapıyor. Vikingo ile göz göze geliyor. İki Meksikalı yıldız ringin ortasında buluşuyor. Hakem araya giriyor ve zil çalıyor.
Penta vs el Hijo Del Vikingo - Normal Match
İlk saniyelerde ikili birbirini tartıyor. Penta sert bir tekme gönderiyor, Vikingo tekmeyi yakalayıp Cartwheel ile kurtuluyor. Ardından Head Scissors Takedown ile Penta'yı ring dışına gönderiyor. Seyirciler ayağa kalkıyor. Vikingo hiç düşünmeden ring iplerinden koşuyor ve muhteşem bir Tope Con Hilo ile Penta'nın üzerine uçuyor. İki güreşçi bariyerlerin önünde yere savruluyor. Hakem saymaya başlıyor ancak ikisi de hızla ayağa kalkıyor. Penta bu kez kontrolü ele alıyor, Vikingo'yu çelik merdivenlere fırlatıyor. Ardından göğsüne peş peşe Knife Edge Chop vuruyor. Her darbenin sesi salonun her köşesinde yankılanıyor. Penta rakibini ringe gönderiyor, Slingshot Backstabber uyguluyor ve tuşa gidiyor. 1... 2... Vikingo omzunu son anda kaldırıyor.
Maçın temposu iyice yükseliyor. Vikingo köşeye çıkıyor, Springboard Moonsault ile Penta'yı yere indiriyor. Ardından Running Shooting Star Press geliyor. 1... 2... Penta kurtuluyor. Vikingo hız kesmiyor. Ring iplerine çıkıyor ve Corkscrew Splash deniyor ancak Penta dizlerini kaldırıyor. Vikingo acıyla yerde kıvranırken Penta ayağını hedef almaya başlıyor. Dragon Screw, ardından sert bir Double Stomp geliyor. Penta kolunu büküyor ve Sacrifice uyguluyor. Vikingo acı içinde çığlık atıyor ama pes etmiyor. Ayağa kalktığı anda Penta sert bir Superkick vuruyor. Vikingo sendeleyerek ayakta kalıyor ve cevap olarak Enzuigiri gönderiyor. İki adam aynı anda Clothesline deniyor ve ikisi de yere yıkılıyor. Arena alkışlarla inliyor.
Hakem sayarken ikili yeniden ayağa kalkıyor. Yumruklar, tekmeler ve Chop darbeleri havada uçuşuyor. Vikingo iplerden aldığı hızla Springboard 450 Splash deniyor fakat Penta son anda kenara çekiliyor. Vikingo sert şekilde yere düşüyor. Penta hemen Penta Driver deniyor ancak Vikingo havada dönerek kurtuluyor. Ardından Hurricanrana ile Penta'yı köşeye gönderiyor. Vikingo en üst ipe çıkıyor. Seyirciler ayağa kalkıyor. 630 Senton için havalanıyor... Penta son anda yuvarlanıyor. Vikingo ayaklarının üzerine inmeyi başarıyor ancak döndüğü anda Penta'nın yıkıcı Superkick'iyle sarsılıyor. Buna rağmen düşmüyor. İki savaşçı da yorgun ama geri adım atmıyor. Ringin ortasında kafa kafaya gelip yumruklaşmaya devam ediyorlar.
Vikingo son kozunu oynamaya karar veriyor. Penta'yı en üst ipe çıkarıyor. Tehlikeli bir Super Hurricanrana hazırlığı yapıyor. Tam o sırada hakemin görüş açısının dışında ring kenarında bir siluet beliriyor.
Rey Fénix!
Arena büyük bir şok yaşıyor.
Fénix sessizce ring kenarına yaklaşıyor. Vikingo hareketi yapmak üzereyken Fénix ayağını tutuyor. Bu kısa dikkat dağınıklığı yetiyor. Vikingo dengesini kaybediyor. Penta fırsatı kaçırmıyor. Rakibini omuzlarına alıyor ve en üst ipten ringin ortasına korkunç bir Avalanche Penta Driver vuruyor. Ring adeta sarsılıyor.
Penta bitirmek için beklemiyor. Vikingo ayağa kalkmaya çalışırken son bir kez "¡CERO MIEDO!" diye bağırıyor ve ölümcül bir Mexican Destroyer ile rakibini yere çakıyor.
Hakem sayıyor. 1... 2...
3!
Zil çalıyor.
Kazanan: Penta
Penta, Meksika güreş kültürünü sonuna kadar yansıtan unutulmaz bir savaşın ardından galibiyete ulaşıyor.
Maçın ardından Rey Fénix ringe giriyor. İki kardeş birbirine sarılıyor ve aynı anda "Cero Miedo" işaretini yapıyor. Tam kutlama yapacakları sırada yerde yatan Vikingo yavaşça doğruluyor. Penta ve Fénix ona kısa bir bakış atıyor. Penta, Vikingo'ya saygı göstermek yerine omzuyla hafifçe çarpıp kardeşiyle birlikte ringden ayrılıyor. Summerslam'de maçları var. Bir nevi prova yaptılar.
Kameralar, ringin ortasında diz çökmüş halde nefes nefese kalan El Hijo del Vikingo'yu gösterirken seyirciler uzun süre ayakta alkışlamaya devam ediyor.
MJF'nin müziği çalıyor. Arena bir anda ayağa kalkıyor. Haftalardır ortalarda olmayan MJF, ağır adımlarla giriş rampasında beliriyor. Yüzünde yorgunluk var ama bakışları her zamanki gibi kibirli. Seyircilerin bir kısmı tezahürat yaparken bir kısmı yuhalıyor. MJF ringe giriyor, mikrofonu eline alıyor. Uzun süre konuşmadan etrafına bakıyor.
MJF:
"Özlemişsiniz."
"İkinci şovda önüm kesildi. Gözlerim bağlandı. Ellerim bağlandı. Günlerce nerede olduğumu kimse bilmedi. Soyunma odasında herkes dedikodu yaptı. Kimisi 'MJF korktu' dedi. Kimisi 'MJF kaçtı' dedi. Kimisi de geri dönemeyeceğimi düşündü."
"Kötü haber..."
"Ben hâlâ buradayım."
Seyirciler alkışlıyor.
"Ve artık gerçeği biliyorum."
"Beni kaçıranlar Nexus 2.0'dı."
"Wade Barrett... Logan Paul... Sheamus... David Otunga..."
"Dört kişi bir adama saldırdı. Dört kişi tek bir adamı susturabileceklerini sandı. Günler boyunca bana tek bir şey söyleyip durdular: 'Artık sen bitti.'"
MJF hafifçe gülümsüyor.
"Yanılmışlar."
"Beni dövebilirsiniz."
"Beni zincire vurabilirsiniz."
"Beni karanlık bir odada tutabilirsiniz."
"Ama MJF'yi kıramazsınız."
Çünkü ben korkuyla yaşayan biri değilim.
Ben korkunun ta kendisiyim."
MJF'nin sesi sertleşiyor.
"Wade Barrett... Sen kendine lider diyorsun. Lider dediğin adam önden yürür. Sen ise adamlarını öne sürüp arkadan izliyorsun. Logan Paul... Kameralar olmadan bir hiçsin. Sheamus... Yumrukların eskisi kadar sert değil. David Otunga... Sen de yanlış tarafta durduğun gün bunun bedelini ödeyeceksin."
MJF ring iplerine yaslanıyor.
"Siz beni kaçırarak kariyerimi durdurduğunuzu sandınız."
"Aslında beni daha tehlikeli hâle getirdiniz."
"Artık mesele galibiyet değil."
"Artık mesele şampiyonluk da değil."
"Artık mesele intikam."
MJF kameraya doğru yaklaşıyor.
"Nexus 2.0..."
"Tek tek geleceğim."
"Logan Paul'dan başlayacağım."
"Sonra David Otunga."
"Sonra Sheamus."
"Ve en son..."
"Wade Barrett."
"Çünkü lider en sona kalır."
MJF mikrofonu indiriyor.
"Ve sana söz veriyorum Barrett..."
"Ben seni sadece yenmeyeceğim."
"Seni, kurduğun grubun gözlerinin önünde küçük düşüreceğim."
MJF mikrofonu sertçe yere bırakıyor. Seyirciler büyük bir tezahürat koparıyor. O tam ringden ayrılacakken kameraya son kez dönüyor.
"Nexus 2.0... Av başladı."
MJF müziği eşliğinde ringden ayrılırken kameralar yüzündeki öfkeye odaklanıyor ve segment sona eriyor.
Kameralar arka alana dönüyor.
Koridorda PCW Başkanı Rey Mysterio görülüyor. Elinde birkaç evrakla ofisine doğru ilerlerken karşısına Dominik Mysterio çıkıyor. İkili göz göze geliyor. Koridordaki hava bir anda geriliyor.
Dominik Mysterio: "Geçen hafta kendinle gurur duydun mu? Liv Morgan'ı yanına alıp bana saldırdın. Başkan olduğunu söyleyip gücünü bana karşı kullandın."
Rey Mysterio: "Hayır Dominik... Geçen hafta ben sana saldırmadım. Geçen hafta yaptıklarının bir bedeli olduğunu gösterdim. Liv Morgan'a sırtını döndün, onu kullandın ve işin bitince sattın. Sonra da bunun hesabını kimsenin sormayacağını sandın."
Dominik alaycı bir şekilde gülüyor.
Dominik Mysterio: "Liv mi? Şimdi onu mu savunuyorsun? Onca yıl bana öğüt veren adam, bugün benim eski ortağımla aynı tarafta duruyor. Gerçekten acınacak hâldesin."
Rey'nin yüzü ciddileşiyor.
Rey Mysterio: "Ben Liv'in tarafında değilim... Doğrunun tarafındayım. Sen ise her geçen gün biraz daha yanlışın içine batıyorsun. SummerSlam'de bu sadece başkanlık maçı olmayacak. O gece sana yaptığın seçimlerin bir bedeli olduğunu göstereceğim."
Dominik bir adım yaklaşıyor.
Dominik Mysterio: "Hayır... SummerSlam'de herkes senin devrinin bittiğini görecek. O koltuğu senden alacağım. Sonra da bu şirketi senin kurallarınla değil... Benim kurallarımla yöneteceğim."
Rey hiç geri adım atmıyor.
Rey Mysterio: "O koltuğu almak istiyorsan, önce beni geçmek zorundasın. Geçen hafta yanında kimse yoktu. SummerSlam'de de kimse seni kurtaramayacak."
Dominik hafifçe gülümsüyor.
Dominik Mysterio: "Kurtarılmaya ihtiyacım yok. Bu kez seni herkesin önünde yeneceğim... Ve o an geldiğinde, insanlar seni bir efsane olarak değil, oğluna kaybeden eski bir başkan olarak hatırlayacak."
Rey son kez Dominik'in gözlerinin içine bakıyor.
Rey Mysterio: "SummerSlam'de ringe bir baba olarak çıkmayacağım... PCW Başkanı olarak çıkacağım. Ve o unvanı hak etmeyen birine teslim etmeye hiç niyetim yok."
Rey yürüyerek uzaklaşıyor. Dominik arkasından öfkeyle bakıyor ve kendi kendine fısıldıyor:
Dominik Mysterio: "Geri sayım başladı, Rey... SummerSlam'den sonra bu şirketin sahibi ben olacağım."
Kameralar Dominik'in sert bakışlarına odaklanırken segment sona eriyor. MAIN EVENT GELİYOR!
Arena bir anda kararıyor. İlk olarak Jey Uso geliyor. Yüzünde kararlı ama endişeli bir ifade bulunuyor. Giriş rampasında kısa bir süre duruyor, derin bir nefes alıyor ve ringe ilerliyor. Kameralar giriş bölümüne döndüğünde Seth Rollins da sahneye çıkıyor. Elinde mikrofon yok. Sadece kollarını bağlayıp girişte duruyor ve takım arkadaşını izliyor.
Roman Reigns'in müziği. Roman ağır adımlarla sahneye çıkıyor. Hiçbir duygu göstermeden ringe ilerliyor. Jey ile göz göze geliyor. Hakem son kontrolleri yapıyor ve zil çalıyor.
Roman Reigns vs Jey Uso - Kaybeden Ekibe Katılır
Roman ilk anda gücünü göstermeye çalışıyor ancak Jey geri adım atmıyor. Peş peşe yumruklar gönderiyor, Roman'ı köşeye sıkıştırıyor ve sert bir Running Hip Attack vuruyor. Roman ring dışına yuvarlanıyor. Jey iplerden hız alıyor ve Suicide Dive ile Roman'ı yere indiriyor. Seyirciler büyük destek veriyor. Jey rakibini yeniden ringe gönderiyor, Crossbody ile tuşa gidiyor. 1... 2...
Roman omzunu kaldırıyor. Roman ayağa kalkar kalkmaz güçlü bir Uppercut vuruyor, ardından Uranage ile kontrolü ele geçiriyor. Jey pes etmiyor. Enzuigiri ile Roman'ı sendeletiyor, Samoan Drop deniyor ancak Roman dirsek darbeleriyle kurtuluyor. Roman bu kez Drive-By ile Jey'i ring kenarında yakalıyor. İki isim de büyük darbelere rağmen ayakta kalmaya devam ediyor.
Maç sertleşiyor. Roman Superman Punch deniyor ancak Jey son anda eğiliyor. Roman dengesini kaybedince Jey Superkick vuruyor. Ardından ikinci... sonra üçüncü Superkick geliyor. Roman dizlerinin üzerine çöküyor. Jey en üst ipe çıkıyor ve Uso Splash vuruyor. Hakem sayıyor... 1... 2... Roman son anda omzunu kaldırıyor. Arena şaşkınlığa boğuluyor. Jey saçlarını geriye atıyor ve maçı bitirmek için yeniden hazırlanıyor. Roman ise ayağa kalktığı anda Spear deniyor fakat Jey son anda kenara çekiliyor. Roman'ın omzu hakeme çarpıyor. Hakem sert şekilde yere düşüyor ve bilincini kaybediyor. Ringde artık maçı yönetecek kimse kalmıyor.
Jey duraksıyor. Roman da birkaç saniye nefesleniyor. Tam bu sırada salonun ışıkları sönüyor.
Siyah kapüşonlu dört maskeli adam ringe doğru koşuyor.
Maskeler yere düşüyor.
Chad Gable.
Austin Theory.
Jacob Fatu.
Trick Williams.
Dörtlü hiçbir şey söylemeden Jey Uso'nun üzerine çullanıyor. Jey elinden geldiğince karşılık vermeye çalışıyor. Birini yumrukluyor, diğerini tekmeliyor ama sayıca üstünlük fazla geliyor. Chad Gable German Suplex vuruyor. Austin Theory A-Town Down indiriyor. Trick Williams Running Knee Strike ile Jey'i yere seriyor. Son darbeyi ise Jacob Fatu korkunç bir Pop-Up Samoan Drop ile indiriyor.
Giriş rampasında bunları izleyen Seth Rollins'in yüzündeki ifade değişiyor. Öfkeyle birkaç adım atıyor, yardım etmek istiyor... ama dört kişiyi ve Roman Reigns'i aynı anda görünce olduğu yerde kalıyor. Yumruklarını sıkıyor. Takım arkadaşının çaresizliğini izlemek zorunda kalıyor.
Roman yavaşça ayağa kalkıyor. Dörtlü sessizce geri çekiliyor. Hakem de yavaş yavaş kendine geliyor. Roman, yerde hareketsiz yatan Jey'i köşeye kaldırıyor.
SPEAR!
Ring adeta sarsılıyor.
Roman hakemin kendine gelmesini bekliyor. Hakem sürünerek saymaya başlıyor. 1... 2...
3!
Zil çalıyor.
Kazanan: Roman Reigns
Roman Reigns maçı kazanıyor. Roman ayağa kalkıyor. Chad Gable, Austin Theory, Jacob Fatu ve Trick Williams yeniden ringe giriyor. Beşli sessizce Jey Uso'nun etrafını sarıyor. Seth Rollins giriş rampasında büyük bir hayal kırıklığıyla olanları izliyor.
Roman diz çökmüş hâlde doğrulmaya çalışan Jey'in önüne geçiyor. Elini uzatıyor. Arena tamamen sessizleşiyor. Jey, Seth'e bakıyor. Seth başını iki yana sallıyor.
Jey yeniden Roman'a bakıyor. Gözlerinde çaresizlik okunuyor. Yavaşça elini uzatıyor... ve Roman'ın elini sıkıyor.
Roman, Jey'i ayağa kaldırıyor.
Jey başını öne eğiyor.
Roman omzuna elini koyuyor.
Ardından Jey, Roman'ın önünde başını eğerek ona biat ediyor.
"The MANIAC" Furkan: "Ulan yine mi ya? Bıktık sizden kardeşim. Neyse hep samoalı yok, acaba Roman hepsini napacak yavaş alsaydı az."
Roman'ın yüzünde hafif bir gülümseme beliriyor. Chad Gable, Austin Theory, Jacob Fatu ve Trick Williams alkışlamaya başlıyor.
Giriş rampasında Seth Rollins, yaşanan ihaneti ve arkadaşının çaresizce Roman'ın tarafına geçişini izliyor. Gözlerindeki öfke ve hayal kırıklığı büyürken Roman Reigns ve yeni oluşan güç birliği ringin ortasında zafer pozunu veriyor.
Şov, Seth Rollins'in sessizce arkasını dönüp sahneden ayrılmasıyla sona eriyor. Ekranda, Thank YOU ELAZIĞ yazısı çıkıyor. Kameralar, bunun hemen ardından kapanıyor.
PCW: Invasion #4
Prime Championship Wrestling, LLC ™ 2026
All Rights Reserved ©
Son düzenleme:


