- İstatistikte sabit
- #1
PAYBACK #106
11 Temmuz Cumartesi, 21.00 - C
Rupp Arena at Central Bank Center
Lexington, Kentucky
PAYBACK #106'YI TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Lockdown 2026 öncesindeki son PAYBACK şovu gerçekleştiriliyor olacak!
2- PGW World Television Championship Tournament’ın yarı finalistleri belli olacak!
3- Alexander Hammerstone'un gözü dönmüş durumda- soracağı büyük bir hesap var!
Reklam arasının ardından yayın, Lexington, Kentucky’nin gece manzarasıyla yeniden başlıyor! Şehrin sokakları ışıklarla parıldarken, kameralar yavaşça bu akşamın merkezine doğru ilerliyor- Rupp Arena at Central Bank Center! Prestige Grand Wrestling’in haftalık serisi PAYBACK, 106. bölümüyle ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Tribünlerde tek bir boş koltuk dahi yok; binlerce taraftarın oluşturduğu uğultu, daha ilk dakikadan arenanın duvarlarını titretiyor! Salonun ışıkları bir anda sönüyor. Sahnenin etrafında dolaşan lazerler karanlığı yararken, dev ekranlar PAYBACK mavisiyle aydınlanıyor. Kalabalığın heyecanı her saniye biraz daha yükseliyor, tezahüratlar giderek büyüyor… Lexington hazır, Prestige Grand Wrestling Universe hazır! Şimdi bütün gözler PAYBACK #106’nın açılışına ev sahipliği yapacak o görkemli Stage'e çevriliyor!
PYROLAR PATLIYOR VE PAYBACK #106 BAŞLIYOR!
Pyro gösterisinin dumanı henüz dağılmadan yayın kameraları yorumcu masasına yöneliyor— masanın başında yine Byron Saxton var, ancak tıpkı geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu gece de kendisine Prestige Grand Wrestling’in Grand Slam Şampiyonlarından Will Ospreay eşlik ediyor! Rupp Arena at Central Bank Center’ı dolduran binlerce seyirci, Will’in dev ekranlara yansımasıyla birlikte bir kez daha yüksek sesle reaksiyon gösteriyor! Byron Saxton, PAYBACK #106 için Lexington, Kentucky’de olduklarını söyleyerek yayının açılışını gerçekleştiriyor. Ardından son dönemde Kick yayın platformunun partnerlerinden biri olarak gerçekleştirdiği yayınlarla da adından söz ettiren Will'e, geçtiğimiz haftanın ardından bir kez daha yorumcu masasına katıldığı için teşekkür ediyor. Will ise bu davete yeniden icabet etmekten büyük memnuniyet duyduğunu belirtiyor. Prestige Grand Wrestling atmosferini yalnızca ringin içinden değil, zaman zaman yorumcu masasından takip etmenin de kendisi için farklı bir deneyim olduğunu söylüyor.
Will, bu gece herhangi bir ismi desteklemek ya da kimseyi korumak amacıyla burada bulunmadığının özellikle altını çiziyor. Ringde kim iyi bir performans sergilerse bunu açıkça dile getirecek, kim beklentilerin altında kalırsa aynı dürüstlükle eleştirecekmiş. Byron, bu sözlerin ardından Lexington seyircisinin şov başlamadan önce bile geceye damgasını vurduğunu belirtirken Will de Rupp Arena’daki enerjinin yorumcu masasına kadar ulaştığını ifade ediyor. İkili, PAYBACK #106 için duyurulan karşılaşmaları ve gece boyunca yaşanması beklenen gelişmeleri değerlendirmeye başlıyor. Tam sıradaki büyük karşılaşmadan söz edecekleri anda ise arenadaki bütün ışıklar aniden kesiliyor! Dev ekranlar kararıyor, yorumcu masasının üzerindeki monitörler dışında salonun tamamı zifiri karanlığa gömülüyor. Tribünlerden yükselen şaşkınlık uğultusu kısa sürede büyük bir heyecana dönüşürken, binlerce seyirci aynı anda yerlerinden kalkarak bakışlarını Stage’e çeviriyor!
DERP!
Karanlığın içerisinde birkaç saniye boyunca yalnızca seyircilerin uğultusunu işitiyoruz. Ardından Stage’in girişinde bir fener ışığı beliriyor ve Bray Wyatt, elindeki fenerle birlikte arka alandan çıkıyor! PGW Impure Şampiyonu alanda, kemeri beline sarılı bir şekilde! Hemen arkasında ise Wyatt Family’nin iki üyesi, "The White Sheep" Erick Rowan ve " The Black Sheep" Braun Strowman yer alıyor! Üçlünün ortaya çıkmasıyla Rupp Arena at Central Bank Center'daki reaksiyon bir anda yükselirken, Bray ağır adımlarla ringin yolunu tutmak üzere ilk ağır adımını atıyor. Erick ve Braun da hiçbir yere bakmadan, sessizce liderlerini ufak adımlarla takip. Wyatt Family üyeleri olan bu üçlünün ringin yolunu tuttukları sırada, reji tarafından ekrana farklı bir görüntü getiriliyor- arka alana bağlanıyoruz!
Arka alanda bağlantı yapılan noktanın Prestige Grand Wrestling'in "Final Boss"u olan The Rock'ın odasından başka bir yer olmadığını gözlemliyoruz! Kendi odasının içerisindeki televizyonu, kollarını bağlamış ve ayakta bir şekilde takip ediyor Rock- şovun açılışını kendi odasından seyrediyor. Bu sırada kendisinin odasına bir kişinin girdiğinden söz edebiliyoruz, hızlı bir şekilde dönen kameraların sayesinde bunun World Heavyweight Şampiyonu olan Sami Zayn olduğunu fark edebiliyoruz! Sami direkt olarak "Beni odanıza çağırmışsınız." diyerek beline sarılı kemeriyle birlikte Rock'a yanaşıyor. Rock bakışlarını ona çevirerek gözlüklerinin arkasından onu süzerek yanıt vermeye, Sami'ye anlatmaya başlıyor. Sami gibi dikkatle bu söylemlere kulak veriyoruz!
The Rock: Umarım iyisindir Sami. Fazla vaktini almak ve de bu açılışı kaçırmak istemiyorum, dolayısıyla fazla uzatmayacağım- Lockdown 2026 şovunda World Heavyweight Championship kemerini Finn Bálor karşısında korumanı istiyorum, bir Steel Cage Match'te.
Sami bunu fazlasıyla garipsiyor ve hatta bunu dışarıya göstermekten, dışa vurmaktan da alıkoyamıyor kendisini. Şimdi ise onun yanıtını dinliyoruz.
Sami Zayn: Ciddi misin sen? Midnight Purge tarafından kaçırıldım. Günlerce ne doğru düzgün beslendim ne antrenman yapabildim. Kondisyonumu kaybettim, vücudum hâlâ yaşadıklarımın etkisinden çıkabilmiş değil. (Sami, belindeki World Heavyweight Championship kemerine dokunduktan sonra Rock’a biraz daha yaklaşıyor) Şimdi de benden bu hâlimle Finn Bálor’a karşı, hem de bir Steel Cage Match’te kemerimi savunmamı mı istiyorsun? (Samimiyetsiz bir şekilde reaksiyon veriyor) Wow.
The Rock: Evet, tam olarak bunu istiyorum. Şampiyon olmak, şartlar iyi olduğunda kemer taşımak değildir.
Sami Zayn: Allright. Madem kararını çoktan verdin, o maça çıkacağım. Ama bunu istediğim için yaptığımı sanma. Beni o kafese bu hâlde sokan kişinin sen olduğunu da unutmayacağım. Sende bunu asla unutma, tamam mı?
Rock'ın ifadesi artık çok daha sert- bu onun konuşma tarzına da yansıyor, daha sert bir ses tonuyla yanıt vermeye kalkıyor.
The Rock: Benim söylediklerime uyum sağladığın sürece buralarda kalmaya devam edebilirsin Sami. Daha fazla ileri gitmeni sana hiç ama hiç tavsiye etmiyorum.
Sami Zayn: Görüşeceğiz ama fazla sonrada değil.
Sami bunu söyledikten sonra arkasını dönüyor ve odayı terk etmek üzere kapıya doğru yol alıyor. Rock'ın arkadan "Beni tehdit mi ediyorsun, huh?" sorusunun karşısında oralı bile olmuyor. Onun odayı terk ettiği sırada elinde bir adet kitabın yer alması da dikkatimizi çekiyor, bu objektifimize ilk defa yansıtılıyor. Üzerinde Arapça motiflerin olduğu bu kitapla alakalı daha fazla bilgi sahibi olamadan, kendisinin kapının eşiğinden geçtiğini ve arka alan koridorlarında ilerlediğini görüyoruz. Kendi başına kalmak isteyen Rock'ın şimdi kapıya doğru gittiğini, sonrasında kapı kolunu tutmak suretiyle kapıyı kendisine çekerek kapattığını görüyoruz. Olmuyor, bir daha kendisine çekiyor- yine kapanmıyor! Rock ısrarla üst üste, art arda kapıyı kendisine doğru çekiyor ama kapı bir türlü kapanmıyor! Kapı neden kapanmıyor ki? Rock, şimdi ise yere bakıyor ve arada bir kişinin ayağının olduğunu görüyor, kafasını kaldırdığında o kişi karşısına çıkıyor! Bu... Bu—
ALEXANDER HAMMERSTONE!
Alexander Hammerstone: Rock, konuşmamız lazım. Şimdi.
Alexander Hammerstone: Rock, konuşmamız lazım. Şimdi.
Direkt olarak ekranın karartılması ve kameraların kapanması yoluyla o noktadan gerçekleştirilen bağlantının sonuna geliyoruz ve bir müddet boyunca konuşma gerçekleştirmiş olan ve halihazırda konuşmasını sürdüren Bray'in söylemlerine, anlattıklarına kulak vererek onu seyreder oluyoruz!
Bray Wyatt: Merhamet... (Bray bu kelimeyi söyledikten sonra yeniden susuyor) İnsanlığın şimdiye kadar yarattığı en güzel yalanlardan biri. Merhamet… Güçlülerin, kendi vahşiliklerini unutabilmek için uydurduğu; zayıfların ise bir gün kurtarılacaklarına inanabilmek için sarıldığı kutsal bir masal. İnsanlar bu kelimeyi severler. Çünkü merhametin varlığına inanmak, evrenin onları önemsediğine inanmak demektir. Çektikleri acının bir sınırı olduğuna… Bir yerde, görünmeyen bir elin teraziyi dengede tuttuğuna… Yeterince ağladıklarında birilerinin gelip gözyaşlarını sileceğine inanmak demektir. (Yuhalanıyor) Çocuklarınıza merhametli olmayı öğretirsiniz. Kitaplarınıza merhameti yazarsınız. Mahkemelerinizde, ibadethanelerinizde, mezar taşlarınızın üzerinde ondan bahsedersiniz. Çünkü merhametin olmadığı bir dünyayla yüzleşmeye cesaretiniz yoktur. Gökyüzünün sessiz olduğunu… Toprağın kimin üzerine basıldığını umursamadığını… Ateşin yaktığı insanın iyi mi, kötü mü olduğunu sormadığını kabul edemezsiniz. Doğa merhamet göstermez. Zaman merhamet göstermez. Ölüm, kapınıza geldiği zaman geçmişte ne kadar iyi bir insan olduğunuzu sormaz! (Gülümsüyor) Bir kurt, boğazını parçaladığı geyiğe karşı kin beslemez. Okyanus, içine çektiği gemiden nefret etmez. Fırtına, yıktığı evin içerisinde çocukların yaşadığını bilmez. Bunların hiçbiri zalim değildir. Çünkü zalimlik, tıpkı merhamet gibi, insan zihninin yarattığı bir kelimedir. Evren ne iyi ne de kötüdür. Evren yalnızca… De-vam eder yavrularım!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Bray Wyatt: Fakat insan, kendisini evrenin merkezinde gören kibirli bir hayvandır. Başına gelen her felaketin bir anlamı olmasını ister. Acı çektiğinde "Neden ben?" diye sorar. Sanki kendisine acı çekmeyeceğine dair bir söz verilmiş gibi… Sanki doğduğu gün, evren onun kulağına eğilmiş ve "Seni koruyacağım." demiş gibi… (Bray kısa bir kahkaha atıyor) Sana böyle bir söz verilmedi. (Arena içerisinden yükselen yuhalamalara rağmen Bray konuşmasını sürdürmeye devam ediyor) Hiçbirinize verilmedi. Siz dünyaya geldiğiniz anda yalnızca bir yolculuğa başlamadınız. Aynı zamanda yavaş yavaş yok olmaya başladınız. Aldığınız her nefes sizi hayatta tutarken, aynı zamanda son nefesinize biraz daha yaklaştırdı. Büyümek dediğiniz şey, çürümeyi öğrenmenin daha nazik bir ismidir. Yaşamak dediğiniz şey ise ölümün acele etmeden size doğru yürümesidir! (Bray, omzundaki PGW Impure Championship kemerini çıkarıyor ve tek eliyle önünde tutarak ona bakıyor) İşte bu yüzden insanlar unvanlar yaratırlar. Servet biriktirirler. İsimlerini duvarlara, kitaplara, kemerlerin üzerine kazırlar. Çünkü ölümlü olduklarını bildikleri hâlde, kendilerinden bir parçanın sonsuza kadar yaşayacağına inanmak isterler. Bir adam, beline altından yapılmış bir kemer taktığında ölüme biraz daha uzaklaştığını sanır. İnsanlar onun adını bağırdığında, hiç unutulmayacağını düşünür. Güçlü olduğunu söyler. Yenilmez olduğunu söyler. Dokunulmaz olduğunu söyler. (Bray kemeri tekrar beline yerleştiriyor) Ama bütün unvanlar sessizlikte anlamsızlaşır. Bütün alkışlar, ışıklar söndüğünde ölür. Bir insanı sahneden, kameraların önünden, kendisini güvende hissettiği o parıltılı dünyadan çıkarın… Onu tek başına bırakın. Aynaları kırın. Alkışları susturun. Üzerindeki pahalı kumaşları çıkarın. Etrafındaki insanları ondan uzaklaştırın. Geriye ne kalır? (Bray’in bakışları bir anda sertleşiyor) Korkmuş bir hayvan!
Seyirciler her şeyleriyle, bütün güçleriyle ring içerisindeki bu üç isme küfürler yağdırıyorlar! Wyatt Family üyeleri inanılmaz bir tepki ile karşı karşıya geliyorlar fakat buna rağmen hiçbir şey olmamış gibi durmayı başarıyorlar- hatta Bray'in kahkahaya boğulduğunu da görüyoruz. Bir süre boyunca seyircilerin dinmesini bekleyen Bray, tekrardan elindeki mikrofonu ağzına götürmek suretiyle yarım bıraktığı konuşmasını tamamlamak üzere anlatmayı sürdürüyor!
Bray Wyatt: Şimdi önümde çok ciddi bir problem var yavrularım… Lockdown 2026 yaklaşıyor ve ben kendime karşı mücadele edebilecek tek adamı, daha maç resmiyet bile kazanmadan kırdım- oops! (Omuz silkiyor) Bu hiç profesyonelce olmadı, değil mi? Belki biraz daha nazik davranmalıydık. Belki Bobby’nin başının altına bir yerine iki yastık koymalıydık! Belki sandalyeyi indirmeden önce ona buz isteyip istemediğini sormalıydık! Hu-hu-hu! (Bray, ringin içerisinde kahkahalar atarak kısa bir tur atıyor. Ardından belindeki PGW Impure Championship kemerine iki kez vuruyor) Fakat olan oldu. Bobby artık yok. Meydan okuyan yok. Bu kemere uzanabilecek kadar cesur olan hiç kimse yok! Dolayısıyla ben de Lockdown gecesi orada terlemek, çığlıklarınızı dinlemek ve sizin eğlenceniz olmak yerine… Güney’e geri döneceğim. Bataklığın kenarında sallanan sandalyeme oturacağım. Ayaklarımı uzatacağım. Serin rüzgarın yüzüme vurmasına izin vereceğim. Belki kendime soğuk bir içecek bile hazırlarım! (Gülüyor) Sizler burada bir rakibin ortaya çıkmasını beklerken ben yıldızları seyredeceğim… Ve akbabaların sesini dinleyeceğim. (Negatif reaksiyonlar alıyor) Lockdown 2026’da PGW Impure Championship savunması olmayacak- çünkü şampiyonunuz meydan okumaktan kaçmadı… Meydan okuyacak kimse bırakmad—
Bray Wyatt: Merhamet... (Bray bu kelimeyi söyledikten sonra yeniden susuyor) İnsanlığın şimdiye kadar yarattığı en güzel yalanlardan biri. Merhamet… Güçlülerin, kendi vahşiliklerini unutabilmek için uydurduğu; zayıfların ise bir gün kurtarılacaklarına inanabilmek için sarıldığı kutsal bir masal. İnsanlar bu kelimeyi severler. Çünkü merhametin varlığına inanmak, evrenin onları önemsediğine inanmak demektir. Çektikleri acının bir sınırı olduğuna… Bir yerde, görünmeyen bir elin teraziyi dengede tuttuğuna… Yeterince ağladıklarında birilerinin gelip gözyaşlarını sileceğine inanmak demektir. (Yuhalanıyor) Çocuklarınıza merhametli olmayı öğretirsiniz. Kitaplarınıza merhameti yazarsınız. Mahkemelerinizde, ibadethanelerinizde, mezar taşlarınızın üzerinde ondan bahsedersiniz. Çünkü merhametin olmadığı bir dünyayla yüzleşmeye cesaretiniz yoktur. Gökyüzünün sessiz olduğunu… Toprağın kimin üzerine basıldığını umursamadığını… Ateşin yaktığı insanın iyi mi, kötü mü olduğunu sormadığını kabul edemezsiniz. Doğa merhamet göstermez. Zaman merhamet göstermez. Ölüm, kapınıza geldiği zaman geçmişte ne kadar iyi bir insan olduğunuzu sormaz! (Gülümsüyor) Bir kurt, boğazını parçaladığı geyiğe karşı kin beslemez. Okyanus, içine çektiği gemiden nefret etmez. Fırtına, yıktığı evin içerisinde çocukların yaşadığını bilmez. Bunların hiçbiri zalim değildir. Çünkü zalimlik, tıpkı merhamet gibi, insan zihninin yarattığı bir kelimedir. Evren ne iyi ne de kötüdür. Evren yalnızca… De-vam eder yavrularım!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!
Bray Wyatt: Fakat insan, kendisini evrenin merkezinde gören kibirli bir hayvandır. Başına gelen her felaketin bir anlamı olmasını ister. Acı çektiğinde "Neden ben?" diye sorar. Sanki kendisine acı çekmeyeceğine dair bir söz verilmiş gibi… Sanki doğduğu gün, evren onun kulağına eğilmiş ve "Seni koruyacağım." demiş gibi… (Bray kısa bir kahkaha atıyor) Sana böyle bir söz verilmedi. (Arena içerisinden yükselen yuhalamalara rağmen Bray konuşmasını sürdürmeye devam ediyor) Hiçbirinize verilmedi. Siz dünyaya geldiğiniz anda yalnızca bir yolculuğa başlamadınız. Aynı zamanda yavaş yavaş yok olmaya başladınız. Aldığınız her nefes sizi hayatta tutarken, aynı zamanda son nefesinize biraz daha yaklaştırdı. Büyümek dediğiniz şey, çürümeyi öğrenmenin daha nazik bir ismidir. Yaşamak dediğiniz şey ise ölümün acele etmeden size doğru yürümesidir! (Bray, omzundaki PGW Impure Championship kemerini çıkarıyor ve tek eliyle önünde tutarak ona bakıyor) İşte bu yüzden insanlar unvanlar yaratırlar. Servet biriktirirler. İsimlerini duvarlara, kitaplara, kemerlerin üzerine kazırlar. Çünkü ölümlü olduklarını bildikleri hâlde, kendilerinden bir parçanın sonsuza kadar yaşayacağına inanmak isterler. Bir adam, beline altından yapılmış bir kemer taktığında ölüme biraz daha uzaklaştığını sanır. İnsanlar onun adını bağırdığında, hiç unutulmayacağını düşünür. Güçlü olduğunu söyler. Yenilmez olduğunu söyler. Dokunulmaz olduğunu söyler. (Bray kemeri tekrar beline yerleştiriyor) Ama bütün unvanlar sessizlikte anlamsızlaşır. Bütün alkışlar, ışıklar söndüğünde ölür. Bir insanı sahneden, kameraların önünden, kendisini güvende hissettiği o parıltılı dünyadan çıkarın… Onu tek başına bırakın. Aynaları kırın. Alkışları susturun. Üzerindeki pahalı kumaşları çıkarın. Etrafındaki insanları ondan uzaklaştırın. Geriye ne kalır? (Bray’in bakışları bir anda sertleşiyor) Korkmuş bir hayvan!
Seyirciler her şeyleriyle, bütün güçleriyle ring içerisindeki bu üç isme küfürler yağdırıyorlar! Wyatt Family üyeleri inanılmaz bir tepki ile karşı karşıya geliyorlar fakat buna rağmen hiçbir şey olmamış gibi durmayı başarıyorlar- hatta Bray'in kahkahaya boğulduğunu da görüyoruz. Bir süre boyunca seyircilerin dinmesini bekleyen Bray, tekrardan elindeki mikrofonu ağzına götürmek suretiyle yarım bıraktığı konuşmasını tamamlamak üzere anlatmayı sürdürüyor!
Bray Wyatt: Şimdi önümde çok ciddi bir problem var yavrularım… Lockdown 2026 yaklaşıyor ve ben kendime karşı mücadele edebilecek tek adamı, daha maç resmiyet bile kazanmadan kırdım- oops! (Omuz silkiyor) Bu hiç profesyonelce olmadı, değil mi? Belki biraz daha nazik davranmalıydık. Belki Bobby’nin başının altına bir yerine iki yastık koymalıydık! Belki sandalyeyi indirmeden önce ona buz isteyip istemediğini sormalıydık! Hu-hu-hu! (Bray, ringin içerisinde kahkahalar atarak kısa bir tur atıyor. Ardından belindeki PGW Impure Championship kemerine iki kez vuruyor) Fakat olan oldu. Bobby artık yok. Meydan okuyan yok. Bu kemere uzanabilecek kadar cesur olan hiç kimse yok! Dolayısıyla ben de Lockdown gecesi orada terlemek, çığlıklarınızı dinlemek ve sizin eğlenceniz olmak yerine… Güney’e geri döneceğim. Bataklığın kenarında sallanan sandalyeme oturacağım. Ayaklarımı uzatacağım. Serin rüzgarın yüzüme vurmasına izin vereceğim. Belki kendime soğuk bir içecek bile hazırlarım! (Gülüyor) Sizler burada bir rakibin ortaya çıkmasını beklerken ben yıldızları seyredeceğim… Ve akbabaların sesini dinleyeceğim. (Negatif reaksiyonlar alıyor) Lockdown 2026’da PGW Impure Championship savunması olmayacak- çünkü şampiyonunuz meydan okumaktan kaçmadı… Meydan okuyacak kimse bırakmad—
İNANILIR GİBİ DEĞİL, BU İNANILMAZ! BU KONUŞMA YARIM KALDI ÇÜNKÜ...
ALEXANDER HAMMERSTONE ELİNDE ÇELİK SANDALYEYLE RİNGE DALDIRIYOR! ALEXANDER HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN SANDALYEYİ ERICK'İN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK ÖNE DOĞRU SAVRULURKEN BU KEZ BRAUN'A DÖNÜYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONA VURUYOR! BRAUN AYAKTA KALMAYA ÇALIŞSA DA ALEXANDER ÜST ÜSTE GELEN DARBELERLE ONU İPLERE KADAR GERİLETİYOR! ERICK ARKADAN ALEXANDER'A YAKLAŞIYOR FAKAT ALEXANDER ANİDEN DÖNEREK SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BİR TANE VURUŞ DA BRAY'E! DÖNÜYOR- ERICK İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA SANDALYEYİ BİR KEZ DAHA ONUN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK İPLERİN ÜZERİNE YIĞILIYOR! ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE SERT BİR CLOTHESLINE İLE ONU İPLERİN ÜZERİNDEN RİNGİN DIŞINA GÖNDERİYOR! ERICK ZEMİNE DÜŞTÜKTEN SONRA YUVARLANARAK BARİKATLARA KADAR GİDİYOR! BRAUN TOPARLANARAK ALEXANDER'IN ÜZERİNE YÜRÜYOR! ALEXANDER SANDALYEYİ BRAUN’UN YÜZÜNE FIRLATIYOR VE HEMEN ARDINDAN BICYCLE KICK İLE ONU GERİYE SAVURUYOR! BRAUN DENGESİNİ KAYBEDERKEN ALEXANDER YANINDA GETİRDİĞİ VE RİNG MATINA BIRAKTIĞI BAŞKA BİR SANDALYE ALIYOR VE ONU BİRKAÇ DARBEYLE DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKTÜRÜYOR!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
ALEXANDER, BRAUN’U BAŞINDAN YAKALAYARAK İPLERE DOĞRU SÜRÜKLÜYOR VE BÜTÜN GÜCÜYLE RİNGİN DIŞINA ATIYOR! BRAUN DA ZEMİNE DÜŞÜYOR VE YUVARLANARAK ERICK’İN YANINA KADAR GİDİYOR! BRAY ARTIK RİNGİN İÇERİSİNDE TEK BAŞINA! ALEXANDER ELİNDEKİ SANDALYEYLE BRAY’E DOĞRU İLERLİYOR! BRAY GERİ GERİ ÇEKİLİYOR VE İPLERİN ARASINDAN KAÇMAYA ÇALIŞIYOR FAKAT ALEXANDER SON ANDA ONU YAKALIYOR! BRAY’İ ENSESİNDEN TUTARAK YENİDEN RİNGİN ORTASINA ÇEKİYOR VE SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BRAY İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA ALEXANDER SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE SIRTINA İNDİRİYOR! BRAY YERE DÜŞÜYOR AMA ALEXANDER ONU BIRAKMIYOR! ONU YAKASINDAN TUTARAK AYAĞA KALDIRIYOR VE KÖŞEYE DOĞRU FIRLATIYOR! BRAY KÖŞEYE SERTÇE ÇARPARKEN ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE CLOTHESLINE İLE ONU YERE SERİYOR! ALEXANDER, YERDEKİ BRAY’İ YENİDEN AYAĞA KALDIRIYOR VE RAKİBİNİN KALMADIĞINI SÖYLEDİĞİNİ HATIRLATIYOR! ARDINDAN KENDİSİNİN HÂLÂ BURADA OLDUĞUNU HAYKIRIYOR VE BRAY’İ HAVAYA KALDIRARAK NIGHTMARE PENDULUM İLE RİNGİN ORTASINA ÇAKIYOR! ARENA AYAĞA KALKARKEN ALEXANDER SANDALYEYİ YERDEN ALIYOR VE HAVAYA KALDIRIYOR! BRAY RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ KALIRKEN, RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN DA TOPARLANAMIYOR! HAMMERSTONE, WYATT FAMILY’NİN ÜÇ ÜYESİNİ DE TEK BAŞINA YERLE BİR ETMİŞ DURUMDA!
Alexander direkt olarak iplerin arasından uzatılan mikrofonu fark ediyor ve onu eline aldıktan sonra ringin ortasına yerleşiyor ve elindeki mikrofonu ağzına doğru tutarak konuşmaya, anlatmaya başlıyor- çığlık çığlığa kalan bütün arena pür dikkat bir şekilde onu dinliyor!
Alexander Hammerstone: GEÇEN HAFTA BİR OTEL ODASINA GİRDİNİZ! BİZİ HAZIRLIKSIZ YAKALADINIZ! BOBBY’Yİ YERE SERDİNİZ, BENİ ONU KURTARAMAYACAĞIM BİR NOKTADA TUTTUNUZ VE BANA TAKIM ARKADAŞIMIN KAFASININ İKİ SANDALYENİN ARASINDA EZİLMESİNİ İZLETTİNİZ! (Alexander, yerde hareketsiz bir şekilde uzanmakta olan Bray'e bakarak konuşmaya devam ediyor) BANA O ANLARI TEKRAR TEKRAR YAŞATTIN BRAY! BOBBY’NİN ÇIĞLIKLARINI DUYDUM! O SANDALYENİN ÇIKARDIĞI SESİ DUYDUM! VE SENİN O LANET OLASI KAHKAHANI DUYDUM! BANA ÇARESİZLİĞİN NEYE BENZEDİĞİNİ GÖSTERMEK İSTEDİN! BENİ BOBBY’NİN YANINDA YERDE TUTARAK, ELİMDEN HİÇBİR ŞEY GELMEDİĞİNE İNANDIRMAK İSTEDİN! (Boş elindeki sandalyeyi ring matına bırakıyor) ŞİMDİ BANA BAK, ŞİMDİ AİLENE BAK! BRAUN NE DURUMDA? ERICK NE DURUMDA? İKİSİ DE RİNGİN DIŞINDA YATIYOR! SEN İSE BENİM AYAKLARIMIN DİBİNDESİN! BOBBY’YE YAPTIKLARININ İNTİKAMINI AZ ÖNCE ALDIM! SENİ, O İKİ KOYUNUN ÖNÜNDE RİNGİN ORTASINA ÇAKTIM! TIPKI SENİN BOBBY’YE YAPTIKLARINI BANA İZLETTİĞİN GİBİ, BU KEZ DE ONLARA SENİN PARÇALANIŞINI İZLETTİM! AMA BU DAHA BİTMEDİ! ÇÜNKÜ SEN KENDİNE RAKİP BIRAKMADIĞINI SÖYLEDİN! LOCKDOWN’A GİTMEYECEĞİNİ, GÜNEY’E DÖNÜP AYAKLARINI UZATACAĞINI SÖYLEDİN! HAYIR BRAY! HİÇBİR YERE GİTMİYORSUN! BATAKLIĞINA DÖNEMEZSİN! SALLANAN SANDALYENE OTURAMAZSIN! AKBABALARINI DİNLEYEMEZSİN!
ALEXANDER HAMMERSTONE ELİNDE ÇELİK SANDALYEYLE RİNGE DALDIRIYOR! ALEXANDER HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN SANDALYEYİ ERICK'İN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK ÖNE DOĞRU SAVRULURKEN BU KEZ BRAUN'A DÖNÜYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONA VURUYOR! BRAUN AYAKTA KALMAYA ÇALIŞSA DA ALEXANDER ÜST ÜSTE GELEN DARBELERLE ONU İPLERE KADAR GERİLETİYOR! ERICK ARKADAN ALEXANDER'A YAKLAŞIYOR FAKAT ALEXANDER ANİDEN DÖNEREK SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BİR TANE VURUŞ DA BRAY'E! DÖNÜYOR- ERICK İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA SANDALYEYİ BİR KEZ DAHA ONUN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK İPLERİN ÜZERİNE YIĞILIYOR! ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE SERT BİR CLOTHESLINE İLE ONU İPLERİN ÜZERİNDEN RİNGİN DIŞINA GÖNDERİYOR! ERICK ZEMİNE DÜŞTÜKTEN SONRA YUVARLANARAK BARİKATLARA KADAR GİDİYOR! BRAUN TOPARLANARAK ALEXANDER'IN ÜZERİNE YÜRÜYOR! ALEXANDER SANDALYEYİ BRAUN’UN YÜZÜNE FIRLATIYOR VE HEMEN ARDINDAN BICYCLE KICK İLE ONU GERİYE SAVURUYOR! BRAUN DENGESİNİ KAYBEDERKEN ALEXANDER YANINDA GETİRDİĞİ VE RİNG MATINA BIRAKTIĞI BAŞKA BİR SANDALYE ALIYOR VE ONU BİRKAÇ DARBEYLE DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKTÜRÜYOR!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
ALEXANDER, BRAUN’U BAŞINDAN YAKALAYARAK İPLERE DOĞRU SÜRÜKLÜYOR VE BÜTÜN GÜCÜYLE RİNGİN DIŞINA ATIYOR! BRAUN DA ZEMİNE DÜŞÜYOR VE YUVARLANARAK ERICK’İN YANINA KADAR GİDİYOR! BRAY ARTIK RİNGİN İÇERİSİNDE TEK BAŞINA! ALEXANDER ELİNDEKİ SANDALYEYLE BRAY’E DOĞRU İLERLİYOR! BRAY GERİ GERİ ÇEKİLİYOR VE İPLERİN ARASINDAN KAÇMAYA ÇALIŞIYOR FAKAT ALEXANDER SON ANDA ONU YAKALIYOR! BRAY’İ ENSESİNDEN TUTARAK YENİDEN RİNGİN ORTASINA ÇEKİYOR VE SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BRAY İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA ALEXANDER SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE SIRTINA İNDİRİYOR! BRAY YERE DÜŞÜYOR AMA ALEXANDER ONU BIRAKMIYOR! ONU YAKASINDAN TUTARAK AYAĞA KALDIRIYOR VE KÖŞEYE DOĞRU FIRLATIYOR! BRAY KÖŞEYE SERTÇE ÇARPARKEN ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE CLOTHESLINE İLE ONU YERE SERİYOR! ALEXANDER, YERDEKİ BRAY’İ YENİDEN AYAĞA KALDIRIYOR VE RAKİBİNİN KALMADIĞINI SÖYLEDİĞİNİ HATIRLATIYOR! ARDINDAN KENDİSİNİN HÂLÂ BURADA OLDUĞUNU HAYKIRIYOR VE BRAY’İ HAVAYA KALDIRARAK NIGHTMARE PENDULUM İLE RİNGİN ORTASINA ÇAKIYOR! ARENA AYAĞA KALKARKEN ALEXANDER SANDALYEYİ YERDEN ALIYOR VE HAVAYA KALDIRIYOR! BRAY RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ KALIRKEN, RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN DA TOPARLANAMIYOR! HAMMERSTONE, WYATT FAMILY’NİN ÜÇ ÜYESİNİ DE TEK BAŞINA YERLE BİR ETMİŞ DURUMDA!
Alexander direkt olarak iplerin arasından uzatılan mikrofonu fark ediyor ve onu eline aldıktan sonra ringin ortasına yerleşiyor ve elindeki mikrofonu ağzına doğru tutarak konuşmaya, anlatmaya başlıyor- çığlık çığlığa kalan bütün arena pür dikkat bir şekilde onu dinliyor!
Alexander Hammerstone: GEÇEN HAFTA BİR OTEL ODASINA GİRDİNİZ! BİZİ HAZIRLIKSIZ YAKALADINIZ! BOBBY’Yİ YERE SERDİNİZ, BENİ ONU KURTARAMAYACAĞIM BİR NOKTADA TUTTUNUZ VE BANA TAKIM ARKADAŞIMIN KAFASININ İKİ SANDALYENİN ARASINDA EZİLMESİNİ İZLETTİNİZ! (Alexander, yerde hareketsiz bir şekilde uzanmakta olan Bray'e bakarak konuşmaya devam ediyor) BANA O ANLARI TEKRAR TEKRAR YAŞATTIN BRAY! BOBBY’NİN ÇIĞLIKLARINI DUYDUM! O SANDALYENİN ÇIKARDIĞI SESİ DUYDUM! VE SENİN O LANET OLASI KAHKAHANI DUYDUM! BANA ÇARESİZLİĞİN NEYE BENZEDİĞİNİ GÖSTERMEK İSTEDİN! BENİ BOBBY’NİN YANINDA YERDE TUTARAK, ELİMDEN HİÇBİR ŞEY GELMEDİĞİNE İNANDIRMAK İSTEDİN! (Boş elindeki sandalyeyi ring matına bırakıyor) ŞİMDİ BANA BAK, ŞİMDİ AİLENE BAK! BRAUN NE DURUMDA? ERICK NE DURUMDA? İKİSİ DE RİNGİN DIŞINDA YATIYOR! SEN İSE BENİM AYAKLARIMIN DİBİNDESİN! BOBBY’YE YAPTIKLARININ İNTİKAMINI AZ ÖNCE ALDIM! SENİ, O İKİ KOYUNUN ÖNÜNDE RİNGİN ORTASINA ÇAKTIM! TIPKI SENİN BOBBY’YE YAPTIKLARINI BANA İZLETTİĞİN GİBİ, BU KEZ DE ONLARA SENİN PARÇALANIŞINI İZLETTİM! AMA BU DAHA BİTMEDİ! ÇÜNKÜ SEN KENDİNE RAKİP BIRAKMADIĞINI SÖYLEDİN! LOCKDOWN’A GİTMEYECEĞİNİ, GÜNEY’E DÖNÜP AYAKLARINI UZATACAĞINI SÖYLEDİN! HAYIR BRAY! HİÇBİR YERE GİTMİYORSUN! BATAKLIĞINA DÖNEMEZSİN! SALLANAN SANDALYENE OTURAMAZSIN! AKBABALARINI DİNLEYEMEZSİN!
ÇÜNKÜ LOCKDOWN 2026’DA OLANLARIN HESABINI VERECEKSİN!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
Bütün arena ayağa kalkıyor, herkes inanılmaz bir destek gösteriyor!
At Lockdown 2026...
PGW Impure Championship Hell in a Cell Match
Alexander Hammerstone vs. Bray Wyatt (c)
Bu maçın grafiği ekranın bir kenarında ufak bir şekilde beliriyor!
ALEXANDER BU SÖZLERİN ARDINDAN ELİNDEKİ MİKROFONU RİNG MATINA FIRLATIYOR! HEMEN ARDINDAN KÖŞEDE DURAN BRAY’İN AHŞAP SALLANAN SANDALYESİNE YÖNELİYOR VE ONU İKİ ELİYLE KAVRIYOR! RİNGİN DIŞINDA TOPARLANMAYA ÇALIŞAN ERICK İLE BRAUN’U FARK EDİYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONLARIN ÜZERİNE FIRLATIYOR! AHŞAP SANDALYE İKİLİNİN ÜZERİNE ÇARPARAK PARÇALANIRKEN ERICK İLE BRAUN YENİDEN YERE DÜŞÜYOR! İKİSİ DE ZEMİNDE KALIRKEN ALEXANDER BİR KEZ DAHA BRAY’E DÖNÜYOR! BRAY HÂLÂ RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ! ALEXANDER ONU SAÇLARINDAN VE OMZUNDAN YAKALAYARAK YERDEN KALDIRIYOR! BRAY’İN KARŞILIK VERMESİNE İZİN VERMEDEN ONU OMUZLARININ ÜZERİNE ALIYOR! TORTURE RACK! ALEXANDER BRAY’İ OMUZLARINDA BÜKMEYE BAŞLIYOR! BRAY’İN BEDENİ ALEXANDER’IN OMUZLARI ÜZERİNDE GERİYE DOĞRU KIVRILIRKEN ALEXANDER BÜTÜN GÜCÜYLE KİLİDİ SIKILAŞTIRIYOR! BRAY’İN KOLLARI İKİ YANA DÜŞÜYOR, YÜZÜ ACIDAN GERİLİYOR! ALEXANDER, BRAY’İ TORTURE RACK İÇERİSİNDE TUTARKEN RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN’A BAKIYOR! WYATT FAMILY’NİN DİĞER İKİ ÜYESİ YERDE KALMIŞ DURUMDA VE LİDERLERİNİ KURTARABİLECEK HÂLDE DEĞİLLER! ALEXANDER KİLİDİ BİRKAÇ SANİYE DAHA SÜRDÜRDÜKTEN SONRA BRAY’İ OMUZLARINDAN FIRLATARAK RİNG MATINA BIRAKIYOR! BRAY YERE YIĞILIRKEN HAMMERSTONE ONUN BAŞINDA DİKİLİYOR VE BELİNDEKİ PGW IMPURE CHAMPIONSHIP KEMERİNE BAKIYOR! ONU ELİNE ALDIKTAN SONRA MİKROFONU DA ALIYOR VE SON SÖZLERİNİ SARF EDİYOR!
Alexander Hammerstone: BOBBY LASHLEY O MAÇA ÇIKAMAYACAK! ONU SEN BU HÂLE GETİRDİN! AMA THE INTERRACIAL DOMINATION’I ORTADAN KALDIRDIĞINI SANIYORSAN, HAYATINDA YAPTIĞIN EN BÜYÜK HATAYI YAPTIN! ÇÜNKÜ BOBBY’NİN YERİNE BEN ÇIKACAĞIM! LOCKDOWN 2026’DA, HELL IN A CELL MATCH'TE, PGW IMPURE CHAMPIONSHIP İÇİN SENİN KARŞINA BEN ÇIKACAĞIM! (İnanılmaz bir destek alıyor) AMA BEN O KAFESİN İÇERİSİNE SADECE ALEXANDER HAMMERSTONE OLARAK GİRMEYECEĞİM! KENDİ ADIMA ORADA OLMAYACAĞIM! O KAFESİN İÇİNE BOBBY’NİN ACISIYLA, BOBBY’NİN ÖFKESİYLE VE THE INTERRACIAL DOMINATION’IN BÜTÜN GÜCÜYLE GİRECEĞİM! SENİN KARŞINDA BİR ADAM OLMAYACAK BRAY! (Yerdeki Bray'e doğru eğiliyor) LOCKDOWN’DA O KAPI KAPANDIĞINDA ERICK YANINDA OLMAYACAK! BRAUN YANINDA OLMAYACAK! KARANLIĞIN, OYUNLARIN VE MASALLARIN SENİ KURTARAMAYACAK! O KAFESİN İÇERİSİNDE SADECE SEN, BEN VE BOBBY’YE YAPTIKLARININ BEDELİ OLACAK! (Ayağa kalkıyor ve kemeri kaldırarak konuşuyor) LOCKDOWN’DA O KEMERİ SENİN BELİNDEN SÖKÜP ALACAĞIM! BUNU KENDİM İÇİN DEĞİL, BOBBY LASHLEY İÇİN YAPACAĞIM! THE INTERRACIAL DOMINATION ADINA YAPACAĞIM!
Bray, acı içerisinde ring matında uzanırken bakışlarını Alexander'a çeviriyor fakat kolunu dahi kıpırdatabilecek durumda değil. Alexander ise onun hemen tepesinde duruyor, PGW Impure Championship kemerini yerden alarak başının üzerine kaldırıyor! Seyircilerden inanılmaz bir destek söz konusu! Alexander kemeri havada tutarken Bray çaresizce onu izlemeyi sürdürüyor! Bu durum mevcudiyetini korurken ekranın kararmaya başladığını görüyoruz. Bir süre sonra kameraların kapanmasıyla birlikte Prestige Grand Wrestling'in efsane haftalık şovu olan PAYBACK'in 106 numaralı şovuna bir süreliğine ara veriliyor- reklamlara doğru yol alıyoruz!
Bir Limuzin yanaşıyor. Limuzin'den çıkan JBL, stage'de beliriyor. Klasik kovboy şapkasıyla sahnenin ortasında duruyor. Seyircileri küçümseyen bakışlarla süzüyor. Ardından şapkasını hafifçe düzeltiyor ve ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor. Çelik merdivenlerden çıkıp iplerin arasından ringe giriyor. Köşeye geçerek kollarını iki yana açıyor ve kendinden emin bir şekilde rakibini beklemeye koyuluyor.
Bir anda arena kararırken ekranda eski görüntüler belirmeye başlıyor. Ardından hoparlörlerden "DELETE! DELETE! DELETE!" sesleri yükseliyor. Seyirciler hep bir ağızdan tezahürata katılıyor. "Broken" Matt Hardy stage'de beliriyor. Başı hafif eğik... Gözleri kocaman açık... Kendi kendine gülümseyerek etrafına bakıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler de ona eşlik ediyor. Matt ağır ağır ringe doğru ilerliyor. Zaman zaman durup parmağıyla "DELETE!" işaretini yapıyor. Çelik merdivenlerden çıkıyor ve ikinci ipe basarak iki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE!" Ringe iniyor.
Hakem iki ismi de son kez kontrol ediyor, işaret geliyor!
PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
JBL vs. "Broken" Matt Hardy
Ve çeyrek final mücadelesi başlıyor. İkili ringin ortasında karşı karşıya geliyor. Matt garip bir ifadeyle JBL'ye bakıyor. Bir anda kahkaha atmaya başlıyor. JBL sinirli bir şekilde kafasını sallıyor. Aniden yaklaşıp sert bir yumruk geçiriyor! Matt geriye sendeleyip iplere yaslanıyor. JBL durmuyor. Bir yumruk daha! Ardından sert bir Big Boot! Matt yine geriye savruluyor. JBL kolundan tutuyor. Irish Whip'e yolluyor! Matt iplerden geliyor. JBL'den devasa bir Shoulder Block! Matt sırt üstü yere yapışıyor. JBL küçümseyerek gülüyor. Matt ise yerde yatarken kahkaha atmaya devam ediyor. Yavaşça oturuyor. Kolunu havaya kaldırıyor ve tauntunu atıyor.
DELETE!
JBL'nin yüz ifadesi değişiyor. Bir anda boğazına yapışıyor. Ayağa kaldırıyor. Kolundan tutup köşeye doğru fırlatıyor. Arkasından koşuyor. Running Clothesline! Matt sersemliyor. JBL seri Shoulder Trust'larla yükleniyor. Hakem saymaya başlayınca geri çekiliyor. Matt köşeden çıkmaya çalışıyor. Fakat JBL hemen kolundan tutuyor ve çekiyor. Short Arm Clothesline! Ardından kaldırıyor ve bir tane daha vuruyor! Tuş! 1... Matt direkt omzunu kaldırıyor. JBL, hızla Matt'in kafasına kafasına yumruklar atıyor! Öfkeyle crowda bakıyor ve Crowd'dan DELETE! sesleri! hiç vakit kaybetmeden rakibini yeniden kaldırıyor. Karın bölgesine sert bir tekme. Ardından tutup Vertical Suplex'le yapıştırıyor! Matt sırtının üzerine sert düşüyor. JBL yine tuşa gidiyor. 1... 2...
Matt yine kurtuluyor. JBL sinirlenmeye başlıyor. Matt ise yerde gülüyor. Yavaşça doğruluyor. Yüzüne bakıyor. "DELETE!" JBL öfkeyle üstüne atılıyor. Fakat Matt son anda kenara çekiliyor. JBL köşeye çarpıyor. Matt arkasından yaklaşıyor. SIDE EFFECT!! Ring sallanıyor. Matt hemen tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! JBL güçlü bir şekilde omzunu kaldırıyor. Matt ayağa kalkıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE!" Seyirciler tekrardan tempo tutuyor. Matt köşeye geçiyor. JBL ağır ağır doğruluyor. Matt, üstüne koşuyor. Fakat JBL son anda sert bir Big Boot geçiriyor! Matt yeri öpüyor! JBL derin bir nefes alıyor. Kolundan tutarak rakibini ayağa kaldırıyor. Karın bölgesine diz. Ardından güçlü bir Swinging Neckbreaker'la Matt'i yere yapıştırıyor! Matt acı içinde kıvranırken JBL tuşa gidiyor! Tuş! 1... 2... Matt yine atıyor! JBL artık çıldırıyor. Kafayı yemeye başlıyor. Matt'i saçlarından tutarak ayağa kaldırıyor. "Senin şu Broken saçmalığın burada işlemeyecek!" Matt yalnızca gülümsüyor. Başını yana eğiyor. "DELETE..." JBL yüzüne sert bir yumruk geçiriyor. Ardından iplere gönderiyor. Big Boot! Matt yine yere yıkılıyor. JBL hiç beklemiyor. Matt dizlerinin üstünde kalkıyor ve gülerek ona bakıyor. JBL'DEN BİR BIG BOOT DAHAAA! ARDINDAN KOLUNDAN TUTUP DİZLERİNİN ÜSTÜNE KALDIRIYOR VE BİR TANE DAHA! HIZLA YERDE DELİ GİBİ STOMPLUYOR! SONRASINDA RAKİBİNİ KALDIRIYOR.
Byron Saxton: Matt Hardy her seferinde tuştan çıkıyor ve JBL’in akıl sağlığıyla oynuyor gibi görünüyor! JBL artık sadece maçı kazanmaya çalışmıyor; Matt’in o “Broken” direncini tamamen kırmak istiyor.
Will Ospreay: Aynen dostum, Matt’in gülmesi JBL’i bitirdi. Adam Big Boot üstüne Big Boot yiyor ama hâlâ “DELETE” diye bakıyor; JBL de artık güreşmeyi bıraktı, bildiğin öfkesini boşaltıyor.
POWERBOMB POZİSYONUNA ALIYOR! POWERBOMB! Matt resmen ringe gömülüyor! JBL TUŞA GİDİYOR! BİTTİ BU İŞ! 1... 2...
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
Bütün arena ayağa kalkıyor, herkes inanılmaz bir destek gösteriyor!
At Lockdown 2026...
PGW Impure Championship Hell in a Cell Match
Alexander Hammerstone vs. Bray Wyatt (c)
Bu maçın grafiği ekranın bir kenarında ufak bir şekilde beliriyor!
ALEXANDER BU SÖZLERİN ARDINDAN ELİNDEKİ MİKROFONU RİNG MATINA FIRLATIYOR! HEMEN ARDINDAN KÖŞEDE DURAN BRAY’İN AHŞAP SALLANAN SANDALYESİNE YÖNELİYOR VE ONU İKİ ELİYLE KAVRIYOR! RİNGİN DIŞINDA TOPARLANMAYA ÇALIŞAN ERICK İLE BRAUN’U FARK EDİYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONLARIN ÜZERİNE FIRLATIYOR! AHŞAP SANDALYE İKİLİNİN ÜZERİNE ÇARPARAK PARÇALANIRKEN ERICK İLE BRAUN YENİDEN YERE DÜŞÜYOR! İKİSİ DE ZEMİNDE KALIRKEN ALEXANDER BİR KEZ DAHA BRAY’E DÖNÜYOR! BRAY HÂLÂ RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ! ALEXANDER ONU SAÇLARINDAN VE OMZUNDAN YAKALAYARAK YERDEN KALDIRIYOR! BRAY’İN KARŞILIK VERMESİNE İZİN VERMEDEN ONU OMUZLARININ ÜZERİNE ALIYOR! TORTURE RACK! ALEXANDER BRAY’İ OMUZLARINDA BÜKMEYE BAŞLIYOR! BRAY’İN BEDENİ ALEXANDER’IN OMUZLARI ÜZERİNDE GERİYE DOĞRU KIVRILIRKEN ALEXANDER BÜTÜN GÜCÜYLE KİLİDİ SIKILAŞTIRIYOR! BRAY’İN KOLLARI İKİ YANA DÜŞÜYOR, YÜZÜ ACIDAN GERİLİYOR! ALEXANDER, BRAY’İ TORTURE RACK İÇERİSİNDE TUTARKEN RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN’A BAKIYOR! WYATT FAMILY’NİN DİĞER İKİ ÜYESİ YERDE KALMIŞ DURUMDA VE LİDERLERİNİ KURTARABİLECEK HÂLDE DEĞİLLER! ALEXANDER KİLİDİ BİRKAÇ SANİYE DAHA SÜRDÜRDÜKTEN SONRA BRAY’İ OMUZLARINDAN FIRLATARAK RİNG MATINA BIRAKIYOR! BRAY YERE YIĞILIRKEN HAMMERSTONE ONUN BAŞINDA DİKİLİYOR VE BELİNDEKİ PGW IMPURE CHAMPIONSHIP KEMERİNE BAKIYOR! ONU ELİNE ALDIKTAN SONRA MİKROFONU DA ALIYOR VE SON SÖZLERİNİ SARF EDİYOR!
Alexander Hammerstone: BOBBY LASHLEY O MAÇA ÇIKAMAYACAK! ONU SEN BU HÂLE GETİRDİN! AMA THE INTERRACIAL DOMINATION’I ORTADAN KALDIRDIĞINI SANIYORSAN, HAYATINDA YAPTIĞIN EN BÜYÜK HATAYI YAPTIN! ÇÜNKÜ BOBBY’NİN YERİNE BEN ÇIKACAĞIM! LOCKDOWN 2026’DA, HELL IN A CELL MATCH'TE, PGW IMPURE CHAMPIONSHIP İÇİN SENİN KARŞINA BEN ÇIKACAĞIM! (İnanılmaz bir destek alıyor) AMA BEN O KAFESİN İÇERİSİNE SADECE ALEXANDER HAMMERSTONE OLARAK GİRMEYECEĞİM! KENDİ ADIMA ORADA OLMAYACAĞIM! O KAFESİN İÇİNE BOBBY’NİN ACISIYLA, BOBBY’NİN ÖFKESİYLE VE THE INTERRACIAL DOMINATION’IN BÜTÜN GÜCÜYLE GİRECEĞİM! SENİN KARŞINDA BİR ADAM OLMAYACAK BRAY! (Yerdeki Bray'e doğru eğiliyor) LOCKDOWN’DA O KAPI KAPANDIĞINDA ERICK YANINDA OLMAYACAK! BRAUN YANINDA OLMAYACAK! KARANLIĞIN, OYUNLARIN VE MASALLARIN SENİ KURTARAMAYACAK! O KAFESİN İÇERİSİNDE SADECE SEN, BEN VE BOBBY’YE YAPTIKLARININ BEDELİ OLACAK! (Ayağa kalkıyor ve kemeri kaldırarak konuşuyor) LOCKDOWN’DA O KEMERİ SENİN BELİNDEN SÖKÜP ALACAĞIM! BUNU KENDİM İÇİN DEĞİL, BOBBY LASHLEY İÇİN YAPACAĞIM! THE INTERRACIAL DOMINATION ADINA YAPACAĞIM!
Bray, acı içerisinde ring matında uzanırken bakışlarını Alexander'a çeviriyor fakat kolunu dahi kıpırdatabilecek durumda değil. Alexander ise onun hemen tepesinde duruyor, PGW Impure Championship kemerini yerden alarak başının üzerine kaldırıyor! Seyircilerden inanılmaz bir destek söz konusu! Alexander kemeri havada tutarken Bray çaresizce onu izlemeyi sürdürüyor! Bu durum mevcudiyetini korurken ekranın kararmaya başladığını görüyoruz. Bir süre sonra kameraların kapanmasıyla birlikte Prestige Grand Wrestling'in efsane haftalık şovu olan PAYBACK'in 106 numaralı şovuna bir süreliğine ara veriliyor- reklamlara doğru yol alıyoruz!
Bir Limuzin yanaşıyor. Limuzin'den çıkan JBL, stage'de beliriyor. Klasik kovboy şapkasıyla sahnenin ortasında duruyor. Seyircileri küçümseyen bakışlarla süzüyor. Ardından şapkasını hafifçe düzeltiyor ve ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor. Çelik merdivenlerden çıkıp iplerin arasından ringe giriyor. Köşeye geçerek kollarını iki yana açıyor ve kendinden emin bir şekilde rakibini beklemeye koyuluyor.
Bir anda arena kararırken ekranda eski görüntüler belirmeye başlıyor. Ardından hoparlörlerden "DELETE! DELETE! DELETE!" sesleri yükseliyor. Seyirciler hep bir ağızdan tezahürata katılıyor. "Broken" Matt Hardy stage'de beliriyor. Başı hafif eğik... Gözleri kocaman açık... Kendi kendine gülümseyerek etrafına bakıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler de ona eşlik ediyor. Matt ağır ağır ringe doğru ilerliyor. Zaman zaman durup parmağıyla "DELETE!" işaretini yapıyor. Çelik merdivenlerden çıkıyor ve ikinci ipe basarak iki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE!" Ringe iniyor.
Hakem iki ismi de son kez kontrol ediyor, işaret geliyor!
PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
JBL vs. "Broken" Matt Hardy
Ve çeyrek final mücadelesi başlıyor. İkili ringin ortasında karşı karşıya geliyor. Matt garip bir ifadeyle JBL'ye bakıyor. Bir anda kahkaha atmaya başlıyor. JBL sinirli bir şekilde kafasını sallıyor. Aniden yaklaşıp sert bir yumruk geçiriyor! Matt geriye sendeleyip iplere yaslanıyor. JBL durmuyor. Bir yumruk daha! Ardından sert bir Big Boot! Matt yine geriye savruluyor. JBL kolundan tutuyor. Irish Whip'e yolluyor! Matt iplerden geliyor. JBL'den devasa bir Shoulder Block! Matt sırt üstü yere yapışıyor. JBL küçümseyerek gülüyor. Matt ise yerde yatarken kahkaha atmaya devam ediyor. Yavaşça oturuyor. Kolunu havaya kaldırıyor ve tauntunu atıyor.
DELETE!
JBL'nin yüz ifadesi değişiyor. Bir anda boğazına yapışıyor. Ayağa kaldırıyor. Kolundan tutup köşeye doğru fırlatıyor. Arkasından koşuyor. Running Clothesline! Matt sersemliyor. JBL seri Shoulder Trust'larla yükleniyor. Hakem saymaya başlayınca geri çekiliyor. Matt köşeden çıkmaya çalışıyor. Fakat JBL hemen kolundan tutuyor ve çekiyor. Short Arm Clothesline! Ardından kaldırıyor ve bir tane daha vuruyor! Tuş! 1... Matt direkt omzunu kaldırıyor. JBL, hızla Matt'in kafasına kafasına yumruklar atıyor! Öfkeyle crowda bakıyor ve Crowd'dan DELETE! sesleri! hiç vakit kaybetmeden rakibini yeniden kaldırıyor. Karın bölgesine sert bir tekme. Ardından tutup Vertical Suplex'le yapıştırıyor! Matt sırtının üzerine sert düşüyor. JBL yine tuşa gidiyor. 1... 2...
Matt yine kurtuluyor. JBL sinirlenmeye başlıyor. Matt ise yerde gülüyor. Yavaşça doğruluyor. Yüzüne bakıyor. "DELETE!" JBL öfkeyle üstüne atılıyor. Fakat Matt son anda kenara çekiliyor. JBL köşeye çarpıyor. Matt arkasından yaklaşıyor. SIDE EFFECT!! Ring sallanıyor. Matt hemen tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! JBL güçlü bir şekilde omzunu kaldırıyor. Matt ayağa kalkıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE!" Seyirciler tekrardan tempo tutuyor. Matt köşeye geçiyor. JBL ağır ağır doğruluyor. Matt, üstüne koşuyor. Fakat JBL son anda sert bir Big Boot geçiriyor! Matt yeri öpüyor! JBL derin bir nefes alıyor. Kolundan tutarak rakibini ayağa kaldırıyor. Karın bölgesine diz. Ardından güçlü bir Swinging Neckbreaker'la Matt'i yere yapıştırıyor! Matt acı içinde kıvranırken JBL tuşa gidiyor! Tuş! 1... 2... Matt yine atıyor! JBL artık çıldırıyor. Kafayı yemeye başlıyor. Matt'i saçlarından tutarak ayağa kaldırıyor. "Senin şu Broken saçmalığın burada işlemeyecek!" Matt yalnızca gülümsüyor. Başını yana eğiyor. "DELETE..." JBL yüzüne sert bir yumruk geçiriyor. Ardından iplere gönderiyor. Big Boot! Matt yine yere yıkılıyor. JBL hiç beklemiyor. Matt dizlerinin üstünde kalkıyor ve gülerek ona bakıyor. JBL'DEN BİR BIG BOOT DAHAAA! ARDINDAN KOLUNDAN TUTUP DİZLERİNİN ÜSTÜNE KALDIRIYOR VE BİR TANE DAHA! HIZLA YERDE DELİ GİBİ STOMPLUYOR! SONRASINDA RAKİBİNİ KALDIRIYOR.
Byron Saxton: Matt Hardy her seferinde tuştan çıkıyor ve JBL’in akıl sağlığıyla oynuyor gibi görünüyor! JBL artık sadece maçı kazanmaya çalışmıyor; Matt’in o “Broken” direncini tamamen kırmak istiyor.
Will Ospreay: Aynen dostum, Matt’in gülmesi JBL’i bitirdi. Adam Big Boot üstüne Big Boot yiyor ama hâlâ “DELETE” diye bakıyor; JBL de artık güreşmeyi bıraktı, bildiğin öfkesini boşaltıyor.
POWERBOMB POZİSYONUNA ALIYOR! POWERBOMB! Matt resmen ringe gömülüyor! JBL TUŞA GİDİYOR! BİTTİ BU İŞ! 1... 2...
KICKOUT!
Arena ayağa kalkıyor! Matt son anda omzunu kaldırıyor! JBL gözlerine inanamıyor. Hakeme dönüyor. Hakemle tartışmaya başlıyor! JBL sinirle Matt'e dönüyor. Onu tekrar kaldırıyor. Çenesinden tutarak yapışıyor. Matt'in yüzünde ise hâlâ aynı gülümseme var. Kan tükürür gibi yapıyor. Ardından fısıldıyor. "...DELETE..." JBL öfkeyle bağırıyor. Rakibini iplere gönderiyor. Fakat Matt iplere tutunarak dengesini topluyor. JBL şaşırıyor. Matt bir Clothesline deniyor. JBL eğiliyor. Arkadan yakalıyor. Belly to Back Suplex! Matt yine yere çakılıyor. JBL ağır ağır ayağa kalkıyor. Kolunu kaldırıyor. Salon hareketi biliyor. CLOTHESLINE FROM HELL! Matt güçlükle doğruluyor. JBL bütün hızıyla geliyor. CLOTHESLINE FROM HELLLLLLLL!! Matt adeta takla atarak ringin diğer tarafına savruluyor! JBL hemen tuşa gidiyor. 1... 2...
Arena ayağa kalkıyor! Matt son anda omzunu kaldırıyor! JBL gözlerine inanamıyor. Hakeme dönüyor. Hakemle tartışmaya başlıyor! JBL sinirle Matt'e dönüyor. Onu tekrar kaldırıyor. Çenesinden tutarak yapışıyor. Matt'in yüzünde ise hâlâ aynı gülümseme var. Kan tükürür gibi yapıyor. Ardından fısıldıyor. "...DELETE..." JBL öfkeyle bağırıyor. Rakibini iplere gönderiyor. Fakat Matt iplere tutunarak dengesini topluyor. JBL şaşırıyor. Matt bir Clothesline deniyor. JBL eğiliyor. Arkadan yakalıyor. Belly to Back Suplex! Matt yine yere çakılıyor. JBL ağır ağır ayağa kalkıyor. Kolunu kaldırıyor. Salon hareketi biliyor. CLOTHESLINE FROM HELL! Matt güçlükle doğruluyor. JBL bütün hızıyla geliyor. CLOTHESLINE FROM HELLLLLLLL!! Matt adeta takla atarak ringin diğer tarafına savruluyor! JBL hemen tuşa gidiyor. 1... 2...
MATT AYAĞINI İPE ATIYOR!!
Hakem ipi gösteriyor. Salon şaşkınlık içinde! JBL çılgına dönüyor. Hakemle tartışıyor. Sonrasında köşeye geçiyor. Bir kez daha kolunu kaldırıyor. "Bu sefer bitiyor." Matt ağır ağır ayağa kalkıyor. Dengede bile duramıyor. JBL son sürat koşuyor. BİR CLOTHESLINE FROM HELL DAHAAA! HAYIR! MATT BUNU HAVADA YAKALAYIP BİR ANDA SIDE EFFECT!! İKİSİ DE YERDE! MATT HIZLA JBL'İN ÜSTÜNE SÜRÜNÜP TUŞA GİDİYOR! 1... 2...
Hakem ipi gösteriyor. Salon şaşkınlık içinde! JBL çılgına dönüyor. Hakemle tartışıyor. Sonrasında köşeye geçiyor. Bir kez daha kolunu kaldırıyor. "Bu sefer bitiyor." Matt ağır ağır ayağa kalkıyor. Dengede bile duramıyor. JBL son sürat koşuyor. BİR CLOTHESLINE FROM HELL DAHAAA! HAYIR! MATT BUNU HAVADA YAKALAYIP BİR ANDA SIDE EFFECT!! İKİSİ DE YERDE! MATT HIZLA JBL'İN ÜSTÜNE SÜRÜNÜP TUŞA GİDİYOR! 1... 2...
KICKOUT!! JBL, son anda omzunu kaldırıyor!
Matt dizlerinin üzerine çöküyor. Gözleri açılıyor. Kafasını yana yatırıyor. Yavaşça ayağa kalkıyor. JBL de doğrulmaya çalışıyor. Matt onu yakalıyor. Başını omzunun altına alıyor. Ve TWIST OF FATEEEEEEEE!!!
HAYIR! JBL BUNDAN KURTULUYOR VE MATT'İ İPLERE DOĞRU FIRLATIYOR! JBL GELİŞİNE BİR CLOTHESLINE FROM HELL!!!
HAYIR! MATT BUNDAN EĞİLİYOR VE JBL'E ANİ BİR GUT KICK! SONRASINDA TWIST OF FATEEEEEEEE!!!!! MATT SON GÜCÜYLE RAKİBİNİN ÜSTÜNE SÜRÜNÜYOR VE KOLUNU ATIYOR! HAKEM TUŞU SAYIYOR! 1... 2...
Matt dizlerinin üzerine çöküyor. Gözleri açılıyor. Kafasını yana yatırıyor. Yavaşça ayağa kalkıyor. JBL de doğrulmaya çalışıyor. Matt onu yakalıyor. Başını omzunun altına alıyor. Ve TWIST OF FATEEEEEEEE!!!
HAYIR! JBL BUNDAN KURTULUYOR VE MATT'İ İPLERE DOĞRU FIRLATIYOR! JBL GELİŞİNE BİR CLOTHESLINE FROM HELL!!!
HAYIR! MATT BUNDAN EĞİLİYOR VE JBL'E ANİ BİR GUT KICK! SONRASINDA TWIST OF FATEEEEEEEE!!!!! MATT SON GÜCÜYLE RAKİBİNİN ÜSTÜNE SÜRÜNÜYOR VE KOLUNU ATIYOR! HAKEM TUŞU SAYIYOR! 1... 2...
3!!!!
Kazanan ve Üst Tura Yükselen İsim: "Broken" Matt Hardy
Matt Hardy uzun süre yerde kalıyor. Ardından yavaşça doğruluyor. Yüzünde yine o tuhaf gülümseme. Ayağa kalkıyor. İki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler hep bir ağızdan ona eşlik ediyor. Hakem kolunu havaya kaldırırken Matt ikinci ipe çıkıyor ve üst tura yükseldiğini ilan edercesine parmağını havaya kaldırıyor. Diğer tarafta JBL sinir içerisinde kendine geliyor. Ring matını yumrukluyor. Hakemin yardımını reddediyor. Ayağa kalktıktan sonra Matt'e öfkeli gözlerle bakıyor, ardından hiçbir şey söylemeden ringi terk edip ağır adımlarla arka alanın yolunu tutuyor. Kameralar, ikinci ip üzerinde "DELETE!" tauntunu yapmaya devam eden "Broken" Matt Hardy'yi gösterirken ekran yavaşça kararıyor.
Saniyeler önce kapanan kameralar yeniden açılıyor ve şov kaldığı yerden devam ediyor. Görüntü, Prestige Grand Wrestling Backstage’inde bulunan geniş dinlenme alanına bağlanıyor. Prestige Grand Wrestling ve Ring of Honor kadrolarından birçok güreşçi burada. Kimileri koltuklara yayılmış, kimileri ayakta sohbet ediyor; masaların üzerindeyse pizza kutuları, atıştırmalıklar ve içecekler bulunuyor. PGW x ROH Watchparty tüm hızıyla devam ederken herkes bu nefes kesici turnuvayı büyük bir keyifle takip ediyor. Tam o sırada gecenin ilk maçından önemli anlar yeniden ekrana geliyor. Sert spotlarla birlikte salondan alkışlar ve yüksek tepkiler yükseliyor. Kameralar bir anda John Cena’ya dönüyor! Turnuvanın ilk aşamasında elenen "Big Match John" da alanda! Elindeki bira şişesinden son bir yudum almaya çalışıyor ancak şişenin tamamen boşaldığını fark ediyor. Kısa bir süre şişeye baktıktan sonra yenisini almak için ayağa kalkıyor ve içeceklerin bulunduğu masaya doğru ilerliyor. Fakat birkaç adım sonra yürüyüşü yavaşlıyor. Barın başında birilerini fark eden John, olduğu yerde duruyor. Yüzündeki rahat ifade kaybolurken bakışlarını karşısındaki kişilerden ayırmıyor...
Kazanan ve Üst Tura Yükselen İsim: "Broken" Matt Hardy
Matt Hardy uzun süre yerde kalıyor. Ardından yavaşça doğruluyor. Yüzünde yine o tuhaf gülümseme. Ayağa kalkıyor. İki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler hep bir ağızdan ona eşlik ediyor. Hakem kolunu havaya kaldırırken Matt ikinci ipe çıkıyor ve üst tura yükseldiğini ilan edercesine parmağını havaya kaldırıyor. Diğer tarafta JBL sinir içerisinde kendine geliyor. Ring matını yumrukluyor. Hakemin yardımını reddediyor. Ayağa kalktıktan sonra Matt'e öfkeli gözlerle bakıyor, ardından hiçbir şey söylemeden ringi terk edip ağır adımlarla arka alanın yolunu tutuyor. Kameralar, ikinci ip üzerinde "DELETE!" tauntunu yapmaya devam eden "Broken" Matt Hardy'yi gösterirken ekran yavaşça kararıyor.
Saniyeler önce kapanan kameralar yeniden açılıyor ve şov kaldığı yerden devam ediyor. Görüntü, Prestige Grand Wrestling Backstage’inde bulunan geniş dinlenme alanına bağlanıyor. Prestige Grand Wrestling ve Ring of Honor kadrolarından birçok güreşçi burada. Kimileri koltuklara yayılmış, kimileri ayakta sohbet ediyor; masaların üzerindeyse pizza kutuları, atıştırmalıklar ve içecekler bulunuyor. PGW x ROH Watchparty tüm hızıyla devam ederken herkes bu nefes kesici turnuvayı büyük bir keyifle takip ediyor. Tam o sırada gecenin ilk maçından önemli anlar yeniden ekrana geliyor. Sert spotlarla birlikte salondan alkışlar ve yüksek tepkiler yükseliyor. Kameralar bir anda John Cena’ya dönüyor! Turnuvanın ilk aşamasında elenen "Big Match John" da alanda! Elindeki bira şişesinden son bir yudum almaya çalışıyor ancak şişenin tamamen boşaldığını fark ediyor. Kısa bir süre şişeye baktıktan sonra yenisini almak için ayağa kalkıyor ve içeceklerin bulunduğu masaya doğru ilerliyor. Fakat birkaç adım sonra yürüyüşü yavaşlıyor. Barın başında birilerini fark eden John, olduğu yerde duruyor. Yüzündeki rahat ifade kaybolurken bakışlarını karşısındaki kişilerden ayırmıyor...
Kalabalığın arasında John’ın bakışlarını üzerine çeken isimler David Otunga ve Skip Sheffield’dan başkası değil! Haftalardır John’la aralarında yaşanan etkileşimlerle ekrana gelen ikili, bu kez PGW x ROH Watchparty’sinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Ring of Honor sözleşmesi altında bulunan David ve Skip, barın kenarında yan yana durmuş, ellerindeki içeceklerle kendi aralarında bir sohbet gerçekleştiriyorlar. John birkaç saniye boyunca onları uzaktan süzüyor. Ardından elindeki boş şişeyle birlikte yönünü bara çeviriyor ve doğrudan ikilinin yanına ilerliyor. David, John’ın yaklaştığını ilk fark eden isim olurken Skip de bakışlarını ekrandan ayırıp ona dönüyor. John barın önünde duruyor, boş şişesini tezgahın üzerine bırakıyor ve kendisine yeni bir içecek istiyor. Ancak gözleri ikilinin üzerinden bir an olsun ayrılmıyor. Kısa ama dikkat çekici sessizliğin ardından John, David ve Skip'e dönerek konuşmaya başlıyor- ondan dinlemeye başlıyoruz!
John Cena: Nasıl gidiyor? (Bir süre boyunca yanıt alamayınca konuşmaya devam ediyor) Bakın... Buraya tartışma çıkarmaya gelmedim. Hatta dürüst olmak gerekirse, sizinle konuşup konuşmamak arasında birkaç saniye düşündüm. Çünkü geçen hafta yaşananlardan sonra bana hâlâ kızgın olmanız için fazlasıyla sebebiniz olduğunu biliyorum. (John yeni gelen şişeyi eline alıyor ancak hemen içmek yerine tezgâhın üzerinde tutuyor) Tam sizi dinlemeye başladığımı söylerken dikkatimi başka bir yere verdim ve yaptığınız konuşmayı yarım bıraktım. Sonra da siz uzaklaşırken neden böyle davrandığınızı anlayamadım. Çok da iyi görünmediğimin farkındayım. Evet, bu dışarıdan oldukça berbat göründü. Geçmiş konusunda hâlâ her şeye aynı şekilde baktığımızı söylemeyeceğim. Ama bu, size karşı daha doğru davranamayacağım anlamına gelmiyor. Geçen hafta sizi ikinci plana atmış gibi hissettirdiysem... Bunun için üzgünüm, gerçekten. Bu gece sizi burada görünce yanınıza gelmeden geçmek istemedim. Belki önce birer içki içeriz, biraz sakinleşiriz... Sonra da yarım bıraktığımız o konuşmayı bu kez gerçekten tamamlarız. Ne dersiniz?
Skip Sheffield: Ne dersiniz mi? (Skip kısa bir kahkaha atıyor ancak yüzünde en ufak bir eğlence belirtisi yok) Geçen hafta tam da buna inanmıştık John! İlk kez gerçekten durduğunu, savunmaya geçmeden bizi dinlediğini düşündük. İlk kez kafanın içindeki o kusursuz John Cena hikayesinin dışında başka insanların da varlığını fark ettiğine inandık. Hatta bir an için, yıllardır anlatmaya çalıştığımız şeyi sonunda anladığını sandık! Ama sonra Cody Rhodes’u gördün. O koridorda ne söylediğimizi, neden öfkeli olduğumuzu, önünde duran iki adamı... Hepsini birkaç saniye içerisinde unuttun! Gözlerin Cody’ye döndüğü anda sanki biz orada hiç yokmuşuz gibi davrandın. Çünkü senin asıl problemin tam olarak bu John— sen ışıkları gördüğünde değişiyorsun. Büyük bir isim, daha parlak bir yıldız ya da kameraların dikkatini çekebilecek biri karşına çıktığında aklını kaybediyorsun. O anda yanında kim varmış, kiminle konuşuyormuşsun, kime ne söz vermişsin... Bunların hiçbir önemi kalmıyor.
John Cena: Tekrardan söylüyorum, bunun yanlış durduğunun farkındayım.
Skip Sheffield: Senin tarzın bu! Şöhreti gördüğünde ona doğru koşuyorsun, arkanda bıraktığın insanlara ise daha sonra dönüp "Nerede kalmıştık?" diyorsun. Sanki biz senin canın istediğinde durdurup yeniden oynatabileceğin bir video kaydıymışız gibi! İşte yıllardır anlatmaya çalıştığımız şey buydu. Biz yalnızca geçmişte unutulmadık John... Sen geçen hafta bunu gözümüzün içine baka baka yeniden yaptın. Şimdi buraya gelip bir içki içmeyi, sakinleşmeyi ve konuşmayı tamamlamayı teklif ediyorsun. Ama mesele senin özür dilemen değil. Mesele, karşına daha parlak biri çıktığında bu özrün ne kadar süre geçerli kalacağı! Çünkü biz tam değiştiğine inandığımız anda sen bize aslında hiç değişmediğini gösterdin. (Skip kısa süreliğine David’e bakıyor, ardından gözlerini yeniden John’a çeviriyor) O yüzden "Ne dersiniz?" diye sorma. Önce kendine şunu sor- yanımıza gerçekten bizi dinlemeye mi geldin... Yoksa odadaki daha ünlü biri dikkatini çekene kadar vicdanını rahatlatmaya mı?
John Cena: Lockdown 2026’da programım boş- orada görüşelim.
David bu sözler diyalog karşısında daha fazla sessiz kalamayarak lafa giriyor ve en sert şekliyle John'a yanıtını veriyor!
David Otunga: Lockdown 2026 mı? (David kaşlarını çatarak kısa süreliğine Skip’e bakıyor, ardından yeniden John’a dönüyor) John, biz Ring of Honor güreşçileriyiz. Lockdown’da olmayacağız. Bunu biliyor olman gerekirdi ama görünen o ki, karşındaki insanların ne söylediğini dinlememek konusunda hâlâ oldukça istikrarlısın. Buraya gelip yarım bıraktığın konuşmayı tamamlamak istediğini söyledin. Skip sana neden öfkeli olduğumuzu anlattı. Senin cevabın ise bir hafta sonrasına bir randevu vermek oldu. Bu bir özür değil. Bu, bizi yeniden başından savmak! (David elindeki içeceği tezgâhın üzerine bırakıyor) Biz senin programındaki boşlukları doldurmak için burada değiliz John. Canın istediğinde çağırabileceğin, birkaç cümle söyleyip ardından hayatına devam edebileceğin insanlar da değiliz. Bu şekilde vakit kaybetmek istemiyoruz. Bir kez daha karşına geçip konuşurken aynı saygısızlıkla karşılaşmak da istemiyoruz. Gerçekten ne yaptığını anladığında, gerçekten özür dilemeye hazır olduğunda bizi ara. Ama o güne kadar... Bize yeni bir tarih verme. Çünkü sorun takviminde değil John. Sorun, karşındaki insanlara hâlâ hak ettikleri değeri vermemen.
John kafasını sallıyor, David'in konuşması sona erdikten sonra. Şimdi ise ağzını açmak suretiyle konuşmaya başlıyor, yanıt veriyor.
John Cena: Tamam... Mesajınızı aldım. (John başını hafifçe sallıyor ve yeni gelen şişesini tezgahtan alıyor) Ama şunu da bilin- buraya gelmek zorunda değildim ve sektörde durduğum nokta itibarıyla böyle bir muameleyi hak etmiyordum da. Yanınıza geldim, alttan alma inisiyatifini gösterdim ve konuşmayı düzeltmeye çalıştım. Buna rağmen söyleyeceğim her şeyi bana karşı kullanmaya kararlıysanız, şu an burada daha fazla durmamızın da bir anlamı yok. (John birkaç saniye boyunca ikilinin yüzüne bakıyor) Gerçek bir özür istediğinizde beni arayın demiştiniz ya... Belki siz de gerçekten bir özür duymaya hazır olduğunuzda beni bulursunuz.
John, son sözlerinin ardından şişesinden sert bir yudum alıyor ve David ile Skip’in karşılık vermesini beklemeden tezgahın başından ayrılıyor. İkili, onun kalabalığın arasına karışmasını sessizce izlerken Skip hayal kırıklığıyla başını iki yana sallıyor. David ise gözlerini John’ın üzerinden ayırmıyor. "Big Match John" birkaç adım attıktan sonra salonun diğer tarafında bir hareketlilik fark ediyor. Güreşçilerin arasından geçerek alana yeni katılan isim, Cody Rhodes’dan başkası değil! Cody, çevresindeki birkaç isimle selamlaşırken John’ın bakışları doğrudan ona kilitleniyor. John bir anlığına olduğu yerde duruyor. Az önce Skip’in söylediği sözler hâlâ kulaklarında yankılanıyor olsa da yönünü değiştirmekten kendisini alamıyor. Elindeki şişeyle birlikte doğrudan Cody’nin bulunduğu tarafa ilerlemeye başlıyor. Kameralar yeniden barın başındaki David ile Skip’e dönüyor. İkili, John’ın nereye gittiğini fark ettiklerinde birbirlerine kısa bir bakış atıyor. Skip’in yüzünde "İşte tam olarak bundan bahsediyordum" dercesine acı bir tebessüm belirirken David yalnızca başını sallamakla yetiniyor. John, Cody’nin yanına ulaşmak üzereyken görüntü kararmaya başlıyor. İkilinin arasında gerçekleşecek konuşmayı şimdilik duyamıyoruz... Kameralar kapanıyor, reji yönü farkllı bir noktaya çeviriyor- PGW World Television Championship Tournament kaldığı yerden devam ediyor!
PGW World Television Championship turnuvasında çeyrek final sahnesi şimdi Danhausen’a ait! Arenada ışıklar değişiyor, ekranda hipnotik görüntüler dönmeye başlıyor ve Danhausen’ın müziğiyle birlikte seyirciler büyük bir coşkuya kapılıyor. Girişte peleriniyle beliriyor; ağır ama kendine has tuhaf adımlarla rampaya çıkıyor, etrafına bakıyor ve sanki bütün arena çoktan lanetlenmiş gibi başını sallıyor. Seyirciler “Danhausen!” tezahüratları yaparken o, kameraya dönüp ciddi görünmeye çalışıyor ama yüzündeki ifade yine aynı: çok garip, çok şeytani, çok Danhausen. Ringe doğru ilerlerken birkaç taraftara lanet işareti yapıyor, sonra aprona çıkıp kısa bir süre rakibinin geleceği yöne bakıyor. İplerin arasından içeri giriyor, pelerinini dramatik şekilde çıkarıyor ve köşesine geçiyor. Danhausen bu gece yalnızca komedi için burada değil; CM Punk karşısında yarı finale çıkmak istiyor.
Byron Saxton: Danhausen bu turnuvaya geldiği andan beri Prestige Grand Wrestling'de ortalığı karıştırıyor ama bu gece karşısında CM Punk var. Bu onun için bambaşka bir test.
Will Ospreay: Aynen, Danhausen eğlenceli olabilir ama hafife alırsan seni küçük paketle üçe götürür. Punk’ın bu adamın ritmine kapılmaması lazım.
Danhausen ringde beklerken arenanın atmosferi bir anda değişiyor ve bu kez CM Punk’ın müziği duyuluyor. Seyircilerden büyük bir reaksiyon yükseliyor ama Punk bunların hiçbirine karşılık vermiyor. Girişte belirdiği anda yüzünde tek bir duygu var: soğuk bir ciddiyet. Ne sağa bakıyor ne sola, ne de tek bir taraftarla göz teması kurmaya çalışıyor. Ağır ve kendinden emin adımlarla rampadan ilerliyor; sanki etrafındaki herkes onun için yalnızca arka plan gürültüsünden ibaretmiş gibi. Bu yeni CM Punk, tezahürat toplamaya değil, işini yapmaya gelmiş gibi görünüyor. Rampanın ortasında bir an bile durmadan ringe doğru yürümeye devam ediyor, gözlerini yalnızca ringe ve içeride onu bekleyen Danhausen’a dikiyor. Aprona geldiğinde kısa bir süre ringin içine bakıyor, sonra iplerin arasından içeri giriyor. Köşesine geçip sessizce beklerken tavrı net bir mesaj veriyor: CM Punk bu çeyrek final maçında seyirciyi değil, sadece sonucu önemsiyor.
Byron Saxton: CM Punk’ın tavrı son dönemde çok değişti. Seyircilerin tepkisini umursamıyor ve tamamen kendi odağında hareket ediyor.
Will Ospreay: Evet, artık alkış toplamakla ilgilenmiyor dostum. Punk şu an tamamen “ben zaten kim olduğumu biliyorum” kafasında ve bu özgüven bazen adamı daha da tehlikeli yapıyor.
PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
CM Punk vs. Danhausen
Zil çalıyor ve PGW World Television Championship turnuvası çeyrek final mücadelesi resmen başlıyor! Danhausen daha ilk andan rakibine doğru sırıtarak yaklaşıyor, elini uzatıyor.
Danhausen: Tokalaşalımhausen?
CM Punk ise en ufak bir tepki vermeden olduğu yerde duruyor, gözlerini Danhausen’dan ayırmadan sadece bekliyor. Danhausen bu kez iki kolunu açıyor ve bir adım daha yaklaşıyor.
Danhausen: Sarılmak da olurhausen… Punkhausen?
Punk yine taş gibi ifadesiz kalıyor. Seyirciler bu anlara gülerken Danhausen omuz silkerek geri çekiliyor ve sonunda ciddileşmek zorunda kalıyor. İki isim yavaş adımlarla ringin ortasına geliyor ve ilk collar and elbow tie-up bağlanıyor. Punk ağırlığını verip Danhausen’ı hafifçe geri itiyor ama Danhausen ayakta kalıyor, açı değiştirip dengeyi bozuyor ve ikili bir süre saf güç mücadelesi veriyor. Bağ çözülünce birbirlerinden ayrılıyorlar, kısa bir an birbirlerini süzüyorlar ve tekrar ortaya geliyorlar. Bir ikinci collar and elbow tie-up daha yaşanıyor; bu kez Danhausen bir side headlock alıyor, Punk hemen belinden kavrayıp onu iplerden gönderiyor. Dönüşte Danhausen omuz çarpması deniyor ama Punk yerinden oynamıyor, Danhausen de hemen fren yapıp bu kez Punk’a parmağını sallıyor. Punk yine yüzünü bile değiştirmiyor. İkili yeniden birbirine yaklaşıyor, bilek kontrolü, kısa kilit denemeleri ve pozisyon alma mücadelesiyle açılışı dengede götürüyor. İlk dakikalarda ne Punk net bir üstünlük kurabiliyor ne de Danhausen oyunu tamamen kendi garip ritmine çevirebiliyor; maç tamamen ortada başlıyor.
Byron Saxton: Danhausen maçın başında dostane bir hava yaratmaya çalıştı ama CM Punk hiç oralı olmadı. Punk tamamen işine odaklanmış durumda.
Will Ospreay: Evet, Danhausen eğlenmek istiyor ama Punk’ın kafası başka yerde değil, direkt maçta. Şu an ikisi de birbirini ölçüyor ve daha hiçbir taraf riski tam almıyor.
Maçın açılışındaki dengeli bölümün ardından Danhausen yavaş yavaş oyunun kontrolünü eline almaya başlıyor. Punk bir kez daha collar and elbow tie-up için öne geliyor ama Danhausen bu kez açıyı daha çabuk kapatıp bilek kontrolünü alıyor, ardından kısa bir arm wringer ile Punk’ın kolunu zorluyor. Punk tersine çevirmeye çalışıyor fakat Danhausen dönüp kurtuluyor ve bu kez ani bir snapmare ile Punk’ı oturur pozisyona düşürüyor. Punk hemen ayağa kalkıp sert bir back kick deniyor ama Danhausen geri kaçarak bunu boşa çıkartıyor, ardından gövdeye hafif ama can sıkıcı bir tekme ve kısa bir drop toe hold ile Punk’ı tekrar sendeletiyor. Punk iyice ciddileşip öne çıkıyor, bu kez Danhausen’ı köşeye sıkıştırmak istiyor fakat Danhausen son anda yer değiştiriyor ve Punk köşeyi boş buluyor. Danhausen kısa bir inside cradle denemesiyle onu hazırlıksız yakalamaya çalışıyor, Punk hemen kurtulsa da ritmi istediği gibi kuramıyor. Danhausen bir süre daha çevikliğiyle oyunu kontrol ediyor; bazen bileğe yükleniyor, bazen Punk’ın dengesini bozup bir adım geriye çekiliyor, bazen de sadece onun sinirini bozacak kadar yakın durup geri kaçıyor. Punk birkaç kez karşılık vermek için ileri atılıyor ama her seferinde ya bir kontra yiyor ya da Danhausen’ın garip temposuna istemeden uyum sağlıyor. Sonunda Danhausen birkaç adım geri çekiliyor, kollarını iki yana açıyor, yüzünde kocaman bir sırıtış beliriyor ve bir kez daha elini uzatıyor.
Danhausen: Şimdi tokalaşır mıyızhausen?
Danhausen elini uzatmış halde bir cevap beklerken CM Punk sonunda ilk net tepkisini veriyor; ama bu bir tokalaşma olmuyor. Punk hiçbir şey söylemeden, yüzündeki o soğuk ifadeyi bile bozmadan Danhausen’ın uzattığı ele sert bir tekme savuruyor ve eli resmen yana itiyor! Seyirciler bu harekete şaşırıyor; çünkü Punk ne sinir patlaması yaşıyor ne de laf ediyor, sadece Danhausen’ın bu ısrarını sert bir şekilde reddediyor. Danhausen eli acıyla geri çekerken Punk bir anda öne atılıyor ve gövdeye sert bir kick, ardından köşeye doğru baskı kurarak oyunun kontrolünü eline alıyor. Punk artık ritmi tamamen kendi istediği yere çekiyor; kısa wrist control, ardından bir side headlock takeover ve yerde Danhausen’ı uzun süre kontrol altında tutuyor. Danhausen birkaç kez kıvrak şekilde kurtulup maçı tekrar ortaya getirmeye çalışıyor; önce ayaklarını kullanıp boşluk yaratıyor, sonra ani bir arm drag ve kısa bir schoolboy hazırlığıyla Punk’ı şaşırtmak istiyor. Fakat Punk her seferinde hızlıca toparlanıyor, acele etmiyor ve tempoyu bilinçli şekilde düşürüyor. Danhausen yine hareketlilik yaratmaya çalışırken Punk bu kez onu iplerden gönderip dönüşte sert bir back elbow ile yere indiriyor. Danhausen ayağa kalksa da bu bölümde üstünlüğü geri alamıyor; Punk sakin, sessiz ve tamamen kontrolü eline almış halde maçı ağırlaştırarak rakibini kendi temposuna mahkûm ediyor.
Byron Saxton CM Punk’ın o tokalaşma talebine böyle cevap vermesi gerçekten beklenmedik oldu. Açıkçası buna pek anlam veremedim.
Will Ospreay Yani dostum, Danhausen olayı fazla zorladı. Bir kere denersin, iki kere denersin ama adam belli ki maç yapmak istiyor; sen hâlâ tokalaşma peşindeysen sonunda böyle bir tekme yersin.
Punk tempoyu düşürüp maçı kendi kontrolünde tutmak isterken Danhausen bir anda ritmi bozmayı başarıyor! Punk onu köşeye doğru sürüklüyor ama Danhausen son anda iplerden destek alıp dönüyor ve Punk’ın bileğini yakalıyor. Punk kısa bir tekme daha deniyor, Danhausen geri kaçıyor ve bu kez arm drag ile Punk’ı yere alıyor! Punk hemen ayağa kalkıyor, Danhausen ikinci bir arm drag daha yapıyor ve ardından parmağını Punk’a doğrultup lanet işareti yapıyor. Punk yine yüzünü bozmadan üzerine yürümek istiyor ama Danhausen ani bir drop toe hold ile onu yüzüstü mat’e düşürüyor! Seyirciler Danhausen’ın tekrar oyuna girmesiyle hareketleniyor. Danhausen bu kez fırsatı kaçırmıyor. Punk dizlerinin üzerine kalkarken Danhausen arkasına geçiyor, kısa bir snapmare ile onu oturtuyor ve sırtına sert bir tekme indiriyor! Punk ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen onu yakalayıp Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor. Punk kurtulmak için direniyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama hemen toparlanıyor ve DDT’yi ringin ortasına patlatıyor! VERY EVIL DDT! Punk kafasının üzerine düşüyor, Danhausen hemen üzerine kapanıyor! 1-2-
KICKOUT! Danhausen kısa bir an hakeme bakıyor, sonra parmaklarıyla “üçtühausen” der gibi sayıyı göstermeye çalışıyor. Punk ise yerde kalmıyor; dizlerinin üzerine çıkıyor, Danhausen yeniden üzerine gelirken gövdesine sert bir kitchen sink knee indiriyor. Danhausen iki büklüm oluyor, Punk onu bileğinden yakalıyor ve kısa bir short-arm clothesline ile yere indiriyor! Danhausen ayağa kalkmaya çalışıyor ama Punk bu kez onu köşeye sürüklüyor, göğsüne birkaç sert tekme vuruyor ve ardından snap suplex ile ringin ortasına çekiyor. Danhausen yine de tamamen düşmüyor; kıvrılıp bir inside cradle deniyor ama Punk hemen kurtuluyor ve ayağa kalktıkları anda kontrolü tekrar alıyor. Punk bu kez daha sert oynuyor, Danhausen’ın hareketlenmesine izin vermiyor. Önce bir neckbreaker, ardından oturur pozisyondaki Danhausen’ın sırtına sert bir tekme geliyor! Danhausen acıyla doğrulmaya çalışırken Punk birkaç adım geri çekiliyor, yüzünde yine hiçbir ifade yok. Danhausen ayağa kalktığı anda Punk dönerek bacağını savuruyor ve kafasına sert bir roundhouse kick indiriyor! Danhausen mat’e yığılıyor! Punk hemen üzerine kapanıyor! 1-2-
Punk, Danhausen’ın omzunu kaldırmasına rağmen kontrolü bırakmıyor. Yerdeki Danhausen’ı kolundan yakalıyor, yavaşça ayağa çekiyor ve bir back suplex için pozisyon alıyor. Danhausen havaya kalkmadan önce ayaklarını yere sabitliyor, Punk’ın belinden kurtuluyor ve bir anda arkasına geçiyor! Punk dönmeye çalışırken Danhausen onu belinden yakalıyor ve German Suplexhausen ile mat’e çakıyor! Punk hemen yana yuvarlanıp ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen bırakmıyor. İkinci kez yakalıyor, bu kez Northern Lights Suplexhausen ile köprüye gidiyor! Kickout! Punk omzunu kaldırıyor ama net şekilde yorulmuş durumda. Ayağa kalkmaya çalışırken Danhausen onu tekrar yakalıyor, bu kez kısa bir snap suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Punk sırtını tutarak dönüyor, Danhausen ise hiç durmadan üzerine gidiyor. Punk bir tekme savuruyor ama Danhausen bacağı yakalıyor, onu kendi etrafında döndürüyor ve Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor! Punk kurtulmaya çalışıyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama toparlanıyor ve DDT’yi tam ortaya çakıyor! VERY EVIL DDT! Danhausen hemen Punk’ın üzerine kapanıyor! 1-2-
Danhausen’ın seri suplexleri ve Very Evil DDT sonrası Punk zor durumda kalıyor ama tuştan çıkmayı başarıyor! Danhausen onu tekrar kaldırmak isterken Punk bir anda gövdeye sert bir knee lift indiriyor ve Danhausen’ı durduruyor. Ardından kolundan yakalayıp onu iplere gönderiyor, dönüşte leg lariat ile yere indiriyor! Danhausen hemen toparlanıp küçük paket denemek istiyor ama Punk bunu okuyup üstünden geçiyor ve sert bir neckbreaker ile oyunu tekrar kendi lehine çeviriyor. Punk bu kez tempoyu yükseltiyor; Danhausen köşeye kaçmaya çalışırken onu yakalıyor, kısa tekmelerle yıpratıyor ve ardından ring dışına gönderiyor! Danhausen apronun önünde sendeleyerek ayakta kalıyor. Punk bir süre ring içinde onu izliyor, yine seyirciye bakmıyor, yine hiçbir reaksiyon vermiyor. Danhausen dışarıda toparlanmaya çalışırken Punk iplerden sekiyor, hız alıyor ve ringin içinden dışarı doğru fırlıyor! SUICIDE DIVE! Punk, Danhausen’ı ring dışında yakalıyor ve ikisi de bariyerlerin önüne doğru savruluyor! Seyirciler büyük bir reaksiyon verirken Punk yerde kısa bir an nefesleniyor, sonra dizlerinin üzerine kalkıyor. Danhausen yerde kalmış durumda, Punk ise onu yeniden ringe sokmak için ayağa kalkıyor. Bu bölümde Punk, Danhausen’ın kaotik ritmini bir kez daha kesmeyi başarıyor.
Byron Saxton: CM Punk tekrar kontrolü aldı! Danhausen biraz önce maçı çevirmişti ama Punk çok sert cevap verdi.
Will Ospreay: Punk’ın olayı bu işte. Adam hiç panik yapmıyor, seyirciye bile bakmıyor; boşluğu görüyor, hızlanıyor ve Bam! Suicide dive!
Suicide dive sonrası iki isim de ring dışında yerde kalıyor ama Punk daha hızlı toparlanıyor. Danhausen bariyerlere tutunarak ayağa kalkmaya çalışırken Punk onu yakalıyor ve önce bariyere, ardından apron kenarına sertçe çarpıyor. Danhausen sendeleyerek uzaklaşmak istiyor ama Punk peşini bırakmıyor; kısa bir chop, ardından gövdeye sert bir knee strike ile Danhausen’ı yeniden durduruyor. Hakem ringin içinde saymaya devam ederken Punk sakin bir şekilde Danhausen’ı yerden kaldırıyor, onu ringe doğru sürüklüyor ve apronun altından içeri itiyor. Punk da hemen peşinden ringe giriyor, Danhausen’ın kalkmasını bekliyor ve yine hiçbir duygu göstermeden üzerine yürüyor. Danhausen köşeye doğru çekiliyor, Punk onu yakalamak için öne atılıyor ama Danhausen bir anda patlıyor! Punk tam üzerine gelirken Danhausen sıçrıyor, dizini Punk’ın yüzüne doğru savuruyor ve tüm arenayı ayağa kaldırıyor! VERY NICE VERY KNEEVIL!
HAYIR! CM Punk son anda dizini havada yakalıyor ve bu çıkışı tamamen kesiyor! Danhausen tek ayağı üzerinde dengesini bulmaya çalışırken Punk bacağını yana itiyor, gövdeye sert bir tekme vuruyor ve ardından kısa bir snap suplex ile onu tekrar mat’e indiriyor. Danhausen aceleyle ayağa kalkmak istiyor fakat Punk bu kez köşeye sıkıştırıp birkaç sert darbe daha indiriyor. Tempoyu yine kendi istediği noktaya çeken Punk, Danhausen’ı karşı köşeye gönderiyor ve peşinden hızla dalıyor. Köşede önce Shining Wizard oturuyor, Danhausen sendeleyerek öne düşüyor ve Punk hiç durmadan onu yakalayıp ringin ortasına doğru running bulldog ile sürüklüyor! Danhausen yerde hareketsiz kalırken Punk hemen doğruluyor, kısa bir an etrafına bile bakmadan köşeye yöneliyor. İplere tırmanıyor, en üst noktaya çıkıyor ve Danhausen’a doğru aşağı bakarak diving elbow drop için pozisyon alıyor…
Danhausen tam son anda oturur pozisyona geliyor ve parmağını doğrultuyor.
Danhausen: YOU! ARE! CUR—
John Cena: Nasıl gidiyor? (Bir süre boyunca yanıt alamayınca konuşmaya devam ediyor) Bakın... Buraya tartışma çıkarmaya gelmedim. Hatta dürüst olmak gerekirse, sizinle konuşup konuşmamak arasında birkaç saniye düşündüm. Çünkü geçen hafta yaşananlardan sonra bana hâlâ kızgın olmanız için fazlasıyla sebebiniz olduğunu biliyorum. (John yeni gelen şişeyi eline alıyor ancak hemen içmek yerine tezgâhın üzerinde tutuyor) Tam sizi dinlemeye başladığımı söylerken dikkatimi başka bir yere verdim ve yaptığınız konuşmayı yarım bıraktım. Sonra da siz uzaklaşırken neden böyle davrandığınızı anlayamadım. Çok da iyi görünmediğimin farkındayım. Evet, bu dışarıdan oldukça berbat göründü. Geçmiş konusunda hâlâ her şeye aynı şekilde baktığımızı söylemeyeceğim. Ama bu, size karşı daha doğru davranamayacağım anlamına gelmiyor. Geçen hafta sizi ikinci plana atmış gibi hissettirdiysem... Bunun için üzgünüm, gerçekten. Bu gece sizi burada görünce yanınıza gelmeden geçmek istemedim. Belki önce birer içki içeriz, biraz sakinleşiriz... Sonra da yarım bıraktığımız o konuşmayı bu kez gerçekten tamamlarız. Ne dersiniz?
Skip Sheffield: Ne dersiniz mi? (Skip kısa bir kahkaha atıyor ancak yüzünde en ufak bir eğlence belirtisi yok) Geçen hafta tam da buna inanmıştık John! İlk kez gerçekten durduğunu, savunmaya geçmeden bizi dinlediğini düşündük. İlk kez kafanın içindeki o kusursuz John Cena hikayesinin dışında başka insanların da varlığını fark ettiğine inandık. Hatta bir an için, yıllardır anlatmaya çalıştığımız şeyi sonunda anladığını sandık! Ama sonra Cody Rhodes’u gördün. O koridorda ne söylediğimizi, neden öfkeli olduğumuzu, önünde duran iki adamı... Hepsini birkaç saniye içerisinde unuttun! Gözlerin Cody’ye döndüğü anda sanki biz orada hiç yokmuşuz gibi davrandın. Çünkü senin asıl problemin tam olarak bu John— sen ışıkları gördüğünde değişiyorsun. Büyük bir isim, daha parlak bir yıldız ya da kameraların dikkatini çekebilecek biri karşına çıktığında aklını kaybediyorsun. O anda yanında kim varmış, kiminle konuşuyormuşsun, kime ne söz vermişsin... Bunların hiçbir önemi kalmıyor.
John Cena: Tekrardan söylüyorum, bunun yanlış durduğunun farkındayım.
Skip Sheffield: Senin tarzın bu! Şöhreti gördüğünde ona doğru koşuyorsun, arkanda bıraktığın insanlara ise daha sonra dönüp "Nerede kalmıştık?" diyorsun. Sanki biz senin canın istediğinde durdurup yeniden oynatabileceğin bir video kaydıymışız gibi! İşte yıllardır anlatmaya çalıştığımız şey buydu. Biz yalnızca geçmişte unutulmadık John... Sen geçen hafta bunu gözümüzün içine baka baka yeniden yaptın. Şimdi buraya gelip bir içki içmeyi, sakinleşmeyi ve konuşmayı tamamlamayı teklif ediyorsun. Ama mesele senin özür dilemen değil. Mesele, karşına daha parlak biri çıktığında bu özrün ne kadar süre geçerli kalacağı! Çünkü biz tam değiştiğine inandığımız anda sen bize aslında hiç değişmediğini gösterdin. (Skip kısa süreliğine David’e bakıyor, ardından gözlerini yeniden John’a çeviriyor) O yüzden "Ne dersiniz?" diye sorma. Önce kendine şunu sor- yanımıza gerçekten bizi dinlemeye mi geldin... Yoksa odadaki daha ünlü biri dikkatini çekene kadar vicdanını rahatlatmaya mı?
John Cena: Lockdown 2026’da programım boş- orada görüşelim.
David bu sözler diyalog karşısında daha fazla sessiz kalamayarak lafa giriyor ve en sert şekliyle John'a yanıtını veriyor!
David Otunga: Lockdown 2026 mı? (David kaşlarını çatarak kısa süreliğine Skip’e bakıyor, ardından yeniden John’a dönüyor) John, biz Ring of Honor güreşçileriyiz. Lockdown’da olmayacağız. Bunu biliyor olman gerekirdi ama görünen o ki, karşındaki insanların ne söylediğini dinlememek konusunda hâlâ oldukça istikrarlısın. Buraya gelip yarım bıraktığın konuşmayı tamamlamak istediğini söyledin. Skip sana neden öfkeli olduğumuzu anlattı. Senin cevabın ise bir hafta sonrasına bir randevu vermek oldu. Bu bir özür değil. Bu, bizi yeniden başından savmak! (David elindeki içeceği tezgâhın üzerine bırakıyor) Biz senin programındaki boşlukları doldurmak için burada değiliz John. Canın istediğinde çağırabileceğin, birkaç cümle söyleyip ardından hayatına devam edebileceğin insanlar da değiliz. Bu şekilde vakit kaybetmek istemiyoruz. Bir kez daha karşına geçip konuşurken aynı saygısızlıkla karşılaşmak da istemiyoruz. Gerçekten ne yaptığını anladığında, gerçekten özür dilemeye hazır olduğunda bizi ara. Ama o güne kadar... Bize yeni bir tarih verme. Çünkü sorun takviminde değil John. Sorun, karşındaki insanlara hâlâ hak ettikleri değeri vermemen.
John kafasını sallıyor, David'in konuşması sona erdikten sonra. Şimdi ise ağzını açmak suretiyle konuşmaya başlıyor, yanıt veriyor.
John Cena: Tamam... Mesajınızı aldım. (John başını hafifçe sallıyor ve yeni gelen şişesini tezgahtan alıyor) Ama şunu da bilin- buraya gelmek zorunda değildim ve sektörde durduğum nokta itibarıyla böyle bir muameleyi hak etmiyordum da. Yanınıza geldim, alttan alma inisiyatifini gösterdim ve konuşmayı düzeltmeye çalıştım. Buna rağmen söyleyeceğim her şeyi bana karşı kullanmaya kararlıysanız, şu an burada daha fazla durmamızın da bir anlamı yok. (John birkaç saniye boyunca ikilinin yüzüne bakıyor) Gerçek bir özür istediğinizde beni arayın demiştiniz ya... Belki siz de gerçekten bir özür duymaya hazır olduğunuzda beni bulursunuz.
John, son sözlerinin ardından şişesinden sert bir yudum alıyor ve David ile Skip’in karşılık vermesini beklemeden tezgahın başından ayrılıyor. İkili, onun kalabalığın arasına karışmasını sessizce izlerken Skip hayal kırıklığıyla başını iki yana sallıyor. David ise gözlerini John’ın üzerinden ayırmıyor. "Big Match John" birkaç adım attıktan sonra salonun diğer tarafında bir hareketlilik fark ediyor. Güreşçilerin arasından geçerek alana yeni katılan isim, Cody Rhodes’dan başkası değil! Cody, çevresindeki birkaç isimle selamlaşırken John’ın bakışları doğrudan ona kilitleniyor. John bir anlığına olduğu yerde duruyor. Az önce Skip’in söylediği sözler hâlâ kulaklarında yankılanıyor olsa da yönünü değiştirmekten kendisini alamıyor. Elindeki şişeyle birlikte doğrudan Cody’nin bulunduğu tarafa ilerlemeye başlıyor. Kameralar yeniden barın başındaki David ile Skip’e dönüyor. İkili, John’ın nereye gittiğini fark ettiklerinde birbirlerine kısa bir bakış atıyor. Skip’in yüzünde "İşte tam olarak bundan bahsediyordum" dercesine acı bir tebessüm belirirken David yalnızca başını sallamakla yetiniyor. John, Cody’nin yanına ulaşmak üzereyken görüntü kararmaya başlıyor. İkilinin arasında gerçekleşecek konuşmayı şimdilik duyamıyoruz... Kameralar kapanıyor, reji yönü farkllı bir noktaya çeviriyor- PGW World Television Championship Tournament kaldığı yerden devam ediyor!
PGW World Television Championship turnuvasında çeyrek final sahnesi şimdi Danhausen’a ait! Arenada ışıklar değişiyor, ekranda hipnotik görüntüler dönmeye başlıyor ve Danhausen’ın müziğiyle birlikte seyirciler büyük bir coşkuya kapılıyor. Girişte peleriniyle beliriyor; ağır ama kendine has tuhaf adımlarla rampaya çıkıyor, etrafına bakıyor ve sanki bütün arena çoktan lanetlenmiş gibi başını sallıyor. Seyirciler “Danhausen!” tezahüratları yaparken o, kameraya dönüp ciddi görünmeye çalışıyor ama yüzündeki ifade yine aynı: çok garip, çok şeytani, çok Danhausen. Ringe doğru ilerlerken birkaç taraftara lanet işareti yapıyor, sonra aprona çıkıp kısa bir süre rakibinin geleceği yöne bakıyor. İplerin arasından içeri giriyor, pelerinini dramatik şekilde çıkarıyor ve köşesine geçiyor. Danhausen bu gece yalnızca komedi için burada değil; CM Punk karşısında yarı finale çıkmak istiyor.
Byron Saxton: Danhausen bu turnuvaya geldiği andan beri Prestige Grand Wrestling'de ortalığı karıştırıyor ama bu gece karşısında CM Punk var. Bu onun için bambaşka bir test.
Will Ospreay: Aynen, Danhausen eğlenceli olabilir ama hafife alırsan seni küçük paketle üçe götürür. Punk’ın bu adamın ritmine kapılmaması lazım.
Danhausen ringde beklerken arenanın atmosferi bir anda değişiyor ve bu kez CM Punk’ın müziği duyuluyor. Seyircilerden büyük bir reaksiyon yükseliyor ama Punk bunların hiçbirine karşılık vermiyor. Girişte belirdiği anda yüzünde tek bir duygu var: soğuk bir ciddiyet. Ne sağa bakıyor ne sola, ne de tek bir taraftarla göz teması kurmaya çalışıyor. Ağır ve kendinden emin adımlarla rampadan ilerliyor; sanki etrafındaki herkes onun için yalnızca arka plan gürültüsünden ibaretmiş gibi. Bu yeni CM Punk, tezahürat toplamaya değil, işini yapmaya gelmiş gibi görünüyor. Rampanın ortasında bir an bile durmadan ringe doğru yürümeye devam ediyor, gözlerini yalnızca ringe ve içeride onu bekleyen Danhausen’a dikiyor. Aprona geldiğinde kısa bir süre ringin içine bakıyor, sonra iplerin arasından içeri giriyor. Köşesine geçip sessizce beklerken tavrı net bir mesaj veriyor: CM Punk bu çeyrek final maçında seyirciyi değil, sadece sonucu önemsiyor.
Byron Saxton: CM Punk’ın tavrı son dönemde çok değişti. Seyircilerin tepkisini umursamıyor ve tamamen kendi odağında hareket ediyor.
Will Ospreay: Evet, artık alkış toplamakla ilgilenmiyor dostum. Punk şu an tamamen “ben zaten kim olduğumu biliyorum” kafasında ve bu özgüven bazen adamı daha da tehlikeli yapıyor.
PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
CM Punk vs. Danhausen
Zil çalıyor ve PGW World Television Championship turnuvası çeyrek final mücadelesi resmen başlıyor! Danhausen daha ilk andan rakibine doğru sırıtarak yaklaşıyor, elini uzatıyor.
Danhausen: Tokalaşalımhausen?
CM Punk ise en ufak bir tepki vermeden olduğu yerde duruyor, gözlerini Danhausen’dan ayırmadan sadece bekliyor. Danhausen bu kez iki kolunu açıyor ve bir adım daha yaklaşıyor.
Danhausen: Sarılmak da olurhausen… Punkhausen?
Punk yine taş gibi ifadesiz kalıyor. Seyirciler bu anlara gülerken Danhausen omuz silkerek geri çekiliyor ve sonunda ciddileşmek zorunda kalıyor. İki isim yavaş adımlarla ringin ortasına geliyor ve ilk collar and elbow tie-up bağlanıyor. Punk ağırlığını verip Danhausen’ı hafifçe geri itiyor ama Danhausen ayakta kalıyor, açı değiştirip dengeyi bozuyor ve ikili bir süre saf güç mücadelesi veriyor. Bağ çözülünce birbirlerinden ayrılıyorlar, kısa bir an birbirlerini süzüyorlar ve tekrar ortaya geliyorlar. Bir ikinci collar and elbow tie-up daha yaşanıyor; bu kez Danhausen bir side headlock alıyor, Punk hemen belinden kavrayıp onu iplerden gönderiyor. Dönüşte Danhausen omuz çarpması deniyor ama Punk yerinden oynamıyor, Danhausen de hemen fren yapıp bu kez Punk’a parmağını sallıyor. Punk yine yüzünü bile değiştirmiyor. İkili yeniden birbirine yaklaşıyor, bilek kontrolü, kısa kilit denemeleri ve pozisyon alma mücadelesiyle açılışı dengede götürüyor. İlk dakikalarda ne Punk net bir üstünlük kurabiliyor ne de Danhausen oyunu tamamen kendi garip ritmine çevirebiliyor; maç tamamen ortada başlıyor.
Byron Saxton: Danhausen maçın başında dostane bir hava yaratmaya çalıştı ama CM Punk hiç oralı olmadı. Punk tamamen işine odaklanmış durumda.
Will Ospreay: Evet, Danhausen eğlenmek istiyor ama Punk’ın kafası başka yerde değil, direkt maçta. Şu an ikisi de birbirini ölçüyor ve daha hiçbir taraf riski tam almıyor.
Maçın açılışındaki dengeli bölümün ardından Danhausen yavaş yavaş oyunun kontrolünü eline almaya başlıyor. Punk bir kez daha collar and elbow tie-up için öne geliyor ama Danhausen bu kez açıyı daha çabuk kapatıp bilek kontrolünü alıyor, ardından kısa bir arm wringer ile Punk’ın kolunu zorluyor. Punk tersine çevirmeye çalışıyor fakat Danhausen dönüp kurtuluyor ve bu kez ani bir snapmare ile Punk’ı oturur pozisyona düşürüyor. Punk hemen ayağa kalkıp sert bir back kick deniyor ama Danhausen geri kaçarak bunu boşa çıkartıyor, ardından gövdeye hafif ama can sıkıcı bir tekme ve kısa bir drop toe hold ile Punk’ı tekrar sendeletiyor. Punk iyice ciddileşip öne çıkıyor, bu kez Danhausen’ı köşeye sıkıştırmak istiyor fakat Danhausen son anda yer değiştiriyor ve Punk köşeyi boş buluyor. Danhausen kısa bir inside cradle denemesiyle onu hazırlıksız yakalamaya çalışıyor, Punk hemen kurtulsa da ritmi istediği gibi kuramıyor. Danhausen bir süre daha çevikliğiyle oyunu kontrol ediyor; bazen bileğe yükleniyor, bazen Punk’ın dengesini bozup bir adım geriye çekiliyor, bazen de sadece onun sinirini bozacak kadar yakın durup geri kaçıyor. Punk birkaç kez karşılık vermek için ileri atılıyor ama her seferinde ya bir kontra yiyor ya da Danhausen’ın garip temposuna istemeden uyum sağlıyor. Sonunda Danhausen birkaç adım geri çekiliyor, kollarını iki yana açıyor, yüzünde kocaman bir sırıtış beliriyor ve bir kez daha elini uzatıyor.
Danhausen: Şimdi tokalaşır mıyızhausen?
Danhausen elini uzatmış halde bir cevap beklerken CM Punk sonunda ilk net tepkisini veriyor; ama bu bir tokalaşma olmuyor. Punk hiçbir şey söylemeden, yüzündeki o soğuk ifadeyi bile bozmadan Danhausen’ın uzattığı ele sert bir tekme savuruyor ve eli resmen yana itiyor! Seyirciler bu harekete şaşırıyor; çünkü Punk ne sinir patlaması yaşıyor ne de laf ediyor, sadece Danhausen’ın bu ısrarını sert bir şekilde reddediyor. Danhausen eli acıyla geri çekerken Punk bir anda öne atılıyor ve gövdeye sert bir kick, ardından köşeye doğru baskı kurarak oyunun kontrolünü eline alıyor. Punk artık ritmi tamamen kendi istediği yere çekiyor; kısa wrist control, ardından bir side headlock takeover ve yerde Danhausen’ı uzun süre kontrol altında tutuyor. Danhausen birkaç kez kıvrak şekilde kurtulup maçı tekrar ortaya getirmeye çalışıyor; önce ayaklarını kullanıp boşluk yaratıyor, sonra ani bir arm drag ve kısa bir schoolboy hazırlığıyla Punk’ı şaşırtmak istiyor. Fakat Punk her seferinde hızlıca toparlanıyor, acele etmiyor ve tempoyu bilinçli şekilde düşürüyor. Danhausen yine hareketlilik yaratmaya çalışırken Punk bu kez onu iplerden gönderip dönüşte sert bir back elbow ile yere indiriyor. Danhausen ayağa kalksa da bu bölümde üstünlüğü geri alamıyor; Punk sakin, sessiz ve tamamen kontrolü eline almış halde maçı ağırlaştırarak rakibini kendi temposuna mahkûm ediyor.
Byron Saxton CM Punk’ın o tokalaşma talebine böyle cevap vermesi gerçekten beklenmedik oldu. Açıkçası buna pek anlam veremedim.
Will Ospreay Yani dostum, Danhausen olayı fazla zorladı. Bir kere denersin, iki kere denersin ama adam belli ki maç yapmak istiyor; sen hâlâ tokalaşma peşindeysen sonunda böyle bir tekme yersin.
Punk tempoyu düşürüp maçı kendi kontrolünde tutmak isterken Danhausen bir anda ritmi bozmayı başarıyor! Punk onu köşeye doğru sürüklüyor ama Danhausen son anda iplerden destek alıp dönüyor ve Punk’ın bileğini yakalıyor. Punk kısa bir tekme daha deniyor, Danhausen geri kaçıyor ve bu kez arm drag ile Punk’ı yere alıyor! Punk hemen ayağa kalkıyor, Danhausen ikinci bir arm drag daha yapıyor ve ardından parmağını Punk’a doğrultup lanet işareti yapıyor. Punk yine yüzünü bozmadan üzerine yürümek istiyor ama Danhausen ani bir drop toe hold ile onu yüzüstü mat’e düşürüyor! Seyirciler Danhausen’ın tekrar oyuna girmesiyle hareketleniyor. Danhausen bu kez fırsatı kaçırmıyor. Punk dizlerinin üzerine kalkarken Danhausen arkasına geçiyor, kısa bir snapmare ile onu oturtuyor ve sırtına sert bir tekme indiriyor! Punk ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen onu yakalayıp Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor. Punk kurtulmak için direniyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama hemen toparlanıyor ve DDT’yi ringin ortasına patlatıyor! VERY EVIL DDT! Punk kafasının üzerine düşüyor, Danhausen hemen üzerine kapanıyor! 1-2-
KICKOUT! Danhausen kısa bir an hakeme bakıyor, sonra parmaklarıyla “üçtühausen” der gibi sayıyı göstermeye çalışıyor. Punk ise yerde kalmıyor; dizlerinin üzerine çıkıyor, Danhausen yeniden üzerine gelirken gövdesine sert bir kitchen sink knee indiriyor. Danhausen iki büklüm oluyor, Punk onu bileğinden yakalıyor ve kısa bir short-arm clothesline ile yere indiriyor! Danhausen ayağa kalkmaya çalışıyor ama Punk bu kez onu köşeye sürüklüyor, göğsüne birkaç sert tekme vuruyor ve ardından snap suplex ile ringin ortasına çekiyor. Danhausen yine de tamamen düşmüyor; kıvrılıp bir inside cradle deniyor ama Punk hemen kurtuluyor ve ayağa kalktıkları anda kontrolü tekrar alıyor. Punk bu kez daha sert oynuyor, Danhausen’ın hareketlenmesine izin vermiyor. Önce bir neckbreaker, ardından oturur pozisyondaki Danhausen’ın sırtına sert bir tekme geliyor! Danhausen acıyla doğrulmaya çalışırken Punk birkaç adım geri çekiliyor, yüzünde yine hiçbir ifade yok. Danhausen ayağa kalktığı anda Punk dönerek bacağını savuruyor ve kafasına sert bir roundhouse kick indiriyor! Danhausen mat’e yığılıyor! Punk hemen üzerine kapanıyor! 1-2-
Punk, Danhausen’ın omzunu kaldırmasına rağmen kontrolü bırakmıyor. Yerdeki Danhausen’ı kolundan yakalıyor, yavaşça ayağa çekiyor ve bir back suplex için pozisyon alıyor. Danhausen havaya kalkmadan önce ayaklarını yere sabitliyor, Punk’ın belinden kurtuluyor ve bir anda arkasına geçiyor! Punk dönmeye çalışırken Danhausen onu belinden yakalıyor ve German Suplexhausen ile mat’e çakıyor! Punk hemen yana yuvarlanıp ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen bırakmıyor. İkinci kez yakalıyor, bu kez Northern Lights Suplexhausen ile köprüye gidiyor! Kickout! Punk omzunu kaldırıyor ama net şekilde yorulmuş durumda. Ayağa kalkmaya çalışırken Danhausen onu tekrar yakalıyor, bu kez kısa bir snap suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Punk sırtını tutarak dönüyor, Danhausen ise hiç durmadan üzerine gidiyor. Punk bir tekme savuruyor ama Danhausen bacağı yakalıyor, onu kendi etrafında döndürüyor ve Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor! Punk kurtulmaya çalışıyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama toparlanıyor ve DDT’yi tam ortaya çakıyor! VERY EVIL DDT! Danhausen hemen Punk’ın üzerine kapanıyor! 1-2-
Danhausen’ın seri suplexleri ve Very Evil DDT sonrası Punk zor durumda kalıyor ama tuştan çıkmayı başarıyor! Danhausen onu tekrar kaldırmak isterken Punk bir anda gövdeye sert bir knee lift indiriyor ve Danhausen’ı durduruyor. Ardından kolundan yakalayıp onu iplere gönderiyor, dönüşte leg lariat ile yere indiriyor! Danhausen hemen toparlanıp küçük paket denemek istiyor ama Punk bunu okuyup üstünden geçiyor ve sert bir neckbreaker ile oyunu tekrar kendi lehine çeviriyor. Punk bu kez tempoyu yükseltiyor; Danhausen köşeye kaçmaya çalışırken onu yakalıyor, kısa tekmelerle yıpratıyor ve ardından ring dışına gönderiyor! Danhausen apronun önünde sendeleyerek ayakta kalıyor. Punk bir süre ring içinde onu izliyor, yine seyirciye bakmıyor, yine hiçbir reaksiyon vermiyor. Danhausen dışarıda toparlanmaya çalışırken Punk iplerden sekiyor, hız alıyor ve ringin içinden dışarı doğru fırlıyor! SUICIDE DIVE! Punk, Danhausen’ı ring dışında yakalıyor ve ikisi de bariyerlerin önüne doğru savruluyor! Seyirciler büyük bir reaksiyon verirken Punk yerde kısa bir an nefesleniyor, sonra dizlerinin üzerine kalkıyor. Danhausen yerde kalmış durumda, Punk ise onu yeniden ringe sokmak için ayağa kalkıyor. Bu bölümde Punk, Danhausen’ın kaotik ritmini bir kez daha kesmeyi başarıyor.
Byron Saxton: CM Punk tekrar kontrolü aldı! Danhausen biraz önce maçı çevirmişti ama Punk çok sert cevap verdi.
Will Ospreay: Punk’ın olayı bu işte. Adam hiç panik yapmıyor, seyirciye bile bakmıyor; boşluğu görüyor, hızlanıyor ve Bam! Suicide dive!
Suicide dive sonrası iki isim de ring dışında yerde kalıyor ama Punk daha hızlı toparlanıyor. Danhausen bariyerlere tutunarak ayağa kalkmaya çalışırken Punk onu yakalıyor ve önce bariyere, ardından apron kenarına sertçe çarpıyor. Danhausen sendeleyerek uzaklaşmak istiyor ama Punk peşini bırakmıyor; kısa bir chop, ardından gövdeye sert bir knee strike ile Danhausen’ı yeniden durduruyor. Hakem ringin içinde saymaya devam ederken Punk sakin bir şekilde Danhausen’ı yerden kaldırıyor, onu ringe doğru sürüklüyor ve apronun altından içeri itiyor. Punk da hemen peşinden ringe giriyor, Danhausen’ın kalkmasını bekliyor ve yine hiçbir duygu göstermeden üzerine yürüyor. Danhausen köşeye doğru çekiliyor, Punk onu yakalamak için öne atılıyor ama Danhausen bir anda patlıyor! Punk tam üzerine gelirken Danhausen sıçrıyor, dizini Punk’ın yüzüne doğru savuruyor ve tüm arenayı ayağa kaldırıyor! VERY NICE VERY KNEEVIL!
HAYIR! CM Punk son anda dizini havada yakalıyor ve bu çıkışı tamamen kesiyor! Danhausen tek ayağı üzerinde dengesini bulmaya çalışırken Punk bacağını yana itiyor, gövdeye sert bir tekme vuruyor ve ardından kısa bir snap suplex ile onu tekrar mat’e indiriyor. Danhausen aceleyle ayağa kalkmak istiyor fakat Punk bu kez köşeye sıkıştırıp birkaç sert darbe daha indiriyor. Tempoyu yine kendi istediği noktaya çeken Punk, Danhausen’ı karşı köşeye gönderiyor ve peşinden hızla dalıyor. Köşede önce Shining Wizard oturuyor, Danhausen sendeleyerek öne düşüyor ve Punk hiç durmadan onu yakalayıp ringin ortasına doğru running bulldog ile sürüklüyor! Danhausen yerde hareketsiz kalırken Punk hemen doğruluyor, kısa bir an etrafına bile bakmadan köşeye yöneliyor. İplere tırmanıyor, en üst noktaya çıkıyor ve Danhausen’a doğru aşağı bakarak diving elbow drop için pozisyon alıyor…
Danhausen tam son anda oturur pozisyona geliyor ve parmağını doğrultuyor.
Danhausen: YOU! ARE! CUR—
Hayır! Danhausen lanetleyemeden CM Punk havadan iniyor ve sözünü diving elbow drop ile kesiyor! Darbenin şiddetiyle Danhausen yeniden sırtüstü yere seriliyor. Punk hemen ayağa kalkıyor, yüzünde yine o soğuk ifadeyle Danhausen’a bakıyor.
CM Punk: Ben zaten lanetliyim.
Ardından hiç oyalanmadan köşeye bir kez daha çıkıyor, dengesini alıyor ve bu kez ikinci kez havalanıp Danhausen’ın üzerine bir diving elbow drop daha bırakıyor!
CM Punk, yerde serili haldeki Danhausen’ı kollarından tutup yavaşça ayağa kaldırıyor! Danhausen’ın ayakta duracak hâli kalmamışken Punk onu bir anda omuzlarına yüklüyor, ringin ortasında dengesini kuruyor ve hiç tereddüt etmeden GO TO SLEEP! diz darbesini tam çeneye oturtuyor! Danhausen çarpmanın etkisiyle mat’e yığılırken Punk hiç vakit kaybetmiyor, hemen üzerine kapanıyor ve hakem saymaya başlıyor! 1-2-
CM Punk: Ben zaten lanetliyim.
Ardından hiç oyalanmadan köşeye bir kez daha çıkıyor, dengesini alıyor ve bu kez ikinci kez havalanıp Danhausen’ın üzerine bir diving elbow drop daha bırakıyor!
CM Punk, yerde serili haldeki Danhausen’ı kollarından tutup yavaşça ayağa kaldırıyor! Danhausen’ın ayakta duracak hâli kalmamışken Punk onu bir anda omuzlarına yüklüyor, ringin ortasında dengesini kuruyor ve hiç tereddüt etmeden GO TO SLEEP! diz darbesini tam çeneye oturtuyor! Danhausen çarpmanın etkisiyle mat’e yığılırken Punk hiç vakit kaybetmiyor, hemen üzerine kapanıyor ve hakem saymaya başlıyor! 1-2-
3!
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Yarı Finale Yükselen: CM Punk
Zil çalıyor ve CM Punk, Danhausen’ı mağlup ederek PGW World Television Championship turnuvasında yarı finale yükseliyor! Hakem Punk’ın elini kaldırmak için yanına geliyor ama Punk hiçbir kutlama yapmıyor; kolunu kısa süreliğine havada tutuyor, sonra hemen geri çekiyor. Seyircilerden gelen reaksiyon yükselirken Punk ne alkışlara ne de yuhalamalara karşılık veriyor. Ringin ortasında sadece kısa bir süre duruyor, yerdeki Danhausen’a bakıyor ve ardından gözlerini kameraya çeviriyor. Yüzündeki ifade değişmiyor; bu onun için kutlanacak bir an değil, sadece tamamlanmış bir iş gibi görünüyor. Ekrana maçın tekrar görüntüleri hızlı hızlı geliyor: Danhausen’ın maç başındaki tokalaşma isteği, Punk’ın buna sert cevabı, Danhausen’ın Very Evil DDT’si, Punk’ın suicide dive’ı, üst üste gelen elbow drop’lar ve sonunda GTS! Tekrarlar bittiğinde kamera yeniden ringe dönüyor. Danhausen hâlâ yerde toparlanmaya çalışırken Punk köşeye yakın bir noktada sessizce duruyor. Hakem galibiyeti anons ederken Punk yine seyircilerle etkileşime girmiyor. Sadece başını hafifçe kaldırıyor, yarı finale yürüdüğünü biliyor ve hiçbir şey söylemeden ringden çıkmaya hazırlanıyor. Kameralar, CM Punk’ın soğuk ve tepkisiz bakışıyla kapanıyor.
Ekran netleştiğinde David Finlay, Gabe Kidd ve Hook kameranın tam karşısında duruyorlar. Ama bu seferki öfke, daha önce gördüklerimize hiç benzemiyor; adeta gözlerinden ateş püskürüyorlar. Finlay, merceğe o kadar çok yaklaşıyor ki nefesi ekranı buğulandırıyor.
David Finlay: Rock... Kendini bu şirketin sahibi, bu sektörün tanrısı, bu ringlerin kutsal büyük şefi sanıyorsun değil mi? Ama sen aslında düzenbaz bir orospu çocuğundan başka bir şey değilsin. Arkadan vuran, tırnaklarını geçirebileceği ilk fırsatta herkesi, her şeyi satabilecek adi bir kahpesin! Kurduğun o imparatorluk, arkasına saklandığın o şanlı soy ağacın... Hepsi koca bir yalan. Ailenden tut, o buraya torpille soktuğun yosma kızına kadar hepiniz... Hepiniz bu aciz sistemin birer parçasınız! Bizimle oyun oynayabileceğini mi sandın bunak?
Finlay eliyle kamerayı yan tarafa doğru sertçe çeviriyor. Kadraja giren görüntü arenayı anında buz kestiriyor: Seth Rollins tanınmaz halde.
Gabe Kidd, Rollins’in saçlarından kavrayıp kafasını hoyratça kameraya doğru kaldırıyor.
Gabe Kidd: Ama neyse ki... Ne kadar pislik bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz ve bizim için her zaman bir "plan b" vardır. Sana güvenmiştik Rock. Ama sen bizi ilk virajda yüzüstü bıraktın.
Gabe Kidd, kel kafasından süzülen terleri elinin tersiyle silip elindeki ağır demir muştayı Rollins'in tam şakağına dayıyor.
Hook: Bu sefer eşeği sağlam kazığa bağladık, Rock. Önce o kağıtlar imzalanacak, bizim hak ettiğimiz o resmi kontratlar masaya inecek, ancak ondan sonra Seth'i canlı alabileceksin. Eğer o ringe şimdi, şu saniye çıkmazsan... Gabe'in elindeki bu muşta saniyeler içinde öyle bir darbe vuracak ki, Seth Rollins bir daha bırakın bu ringe çıkıp güreşmeyi, hayatı boyunca kendi başına ayağa bile kalkamayacak! Seçimini yap bunak... Kibrin mi, yoksa ellerinde kanı duran adamın hayatı mı?
The Rock girişte! Buradan itibaren Midnight Purge'ün ekranı kapanıyor.
Rock çok sinirli gözüküyor. Hiçbir taunt yapmadan iplerin arasından ringe dalıyor.
Mikrofonu elinin tersiyle itiyor ve doğrudan ring kenarında duran resmi görevliye eliyle çok sert, geri dönüşü olmayan bir işaret yapıyor.
Görevli ringe geliyor ve elindeki üç resmi PGW kontrat klasörünü Rock'a teslim ediyor. Rock, klasörleri tek tek havaya kaldırıp ringi çevreleyen tüm kameralara, tüm dünyaya net bir şekilde gösteriyor. Ardından cebinden çıkardığı kalemi dişleriyle açıyor ve kontrata bakıyor...
ATTI! İMZALARI ATTI! MIDNIGHT PURGE ARTIK RESMİ OLARAK PRESTIGE GRAND WRESTLING'DE!
Kamera, ringin zeminine fırlatılan kontratların üzerindeki isimleri yakın çekimle gösteriyor: David Finlay, Gabe Kidd ve Hook... The Rock direkt olarak öfkeli şekilde ringi terk etmek üzere...
MAY GOD BE WITH YOU ALL...
Orospunun öz oğulları, bant kayıt oynatmışlar. Aslında arenadalarmış. The Rock bunu anladıktan sonra ringde mikrofonu bırakıp kafasını öne eğiyor ve öylece bekliyor. Bu sırada David Finlay, Gabe Kidd ve Hook ringin etrafını saracak gibi oluyor. Müzik kesiliyor. Üçlü, spiker masasındaki Michael Cole'u gözüne kestiriyor.
Rock ringde beklerken bu oeler, şirketin emektarı Michael Cole'un yanına gidip onunla bildiğiniz taşak geçmeye başlıyorlar. Anasını kaldırım taşının üstünde siktiklerim. Şirketin başına mülteci gibi bela oldular. Bu sırada Rock ringde gömleğinin kollarını sıyırmaya başlıyor. Girişte güvenlik görevlileri görünse de onlara eliyle "git" işareti yapıyor. Triplere bak. Koparma be ihtiyar. Doğru yaptığı tek bir şey yok. Bu güvenlik görevlileri zaten haftalardır dayak yemek için varlar amına koyayım. Gelseler bile işe yaramazlar. Her neyse. Bu üç oe, Cole ile uğraşmayı bırakıp ringin etrafını sarıyor...
,
İçeri giriyorlar. Rock hiç geri adım atmıyor. MP'den, David Finlay öne çıkıp Rock ile kafa kafa geliyorlar. Birbirlerinin nefesini hissediyorlar. Hook ve Gabe Kidd ise Rock'ın önünü ve sağ tarafını iyice sarıyor.
DAVID FINLAY, THE ROCK'IN ELİNDEKİ MİKROFONU SERTÇE SÖKÜP ALIYOR! BU OROSPU ÇOCUKLARI İŞİN BOKUNU İYİCE ÇIKARIYOR! Fakat Dwayne, hiçbir tepki vermiyor! Finlay kameraya doğru giderken arkasından Gabe Kidd ve Hook'da geliyor. Rock hiç ringe yokmuşçasına, MP üçlüsü kameraya doğru bakmaya başlıyor. David Finlay mikrofonu yavaş yavaş ağzına doğru götürüp sayıklıyor:
David Finlay: May god be with you all.
Shelton Benjamin’in müziği arenada çalmaya başlıyor ve kısa süre sonra Shelton Benjamin stage’de beliriyor. Girişte bir an duruyor, etrafındaki reaksiyonu dinliyor ve şarkının ritmine göre başını hafifçe sallayarak ringe doğru yürümeye başlıyor. Yüzünde sakin ama kendinden emin bir ifade var; acele etmiyor, panik yok, gösteriş yok. Shelton her adımında tecrübesini ve rahatlığını hissettirerek rampadan ilerliyor. Ringin önüne geldiğinde kısa bir süre durup köşeye bakıyor, ardından çelik merdivenlere yöneliyor. Yavaşça basamakları tırmanıyor, aprona çıkıyor ve oradan top rope’a yükseliyor. Seyircilerin tepkisi artarken Shelton dengesini kuruyor, ringin içine ve tribünlere doğru bakıyor. Sonrasında kendine has tauntunu yapıyor ve bu maç için ne kadar hazır olduğunu gösteriyor. Ardından kontrollü şekilde ringe iniyor, köşesine geçiyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Yarı Finale Yükselen: CM Punk
Zil çalıyor ve CM Punk, Danhausen’ı mağlup ederek PGW World Television Championship turnuvasında yarı finale yükseliyor! Hakem Punk’ın elini kaldırmak için yanına geliyor ama Punk hiçbir kutlama yapmıyor; kolunu kısa süreliğine havada tutuyor, sonra hemen geri çekiyor. Seyircilerden gelen reaksiyon yükselirken Punk ne alkışlara ne de yuhalamalara karşılık veriyor. Ringin ortasında sadece kısa bir süre duruyor, yerdeki Danhausen’a bakıyor ve ardından gözlerini kameraya çeviriyor. Yüzündeki ifade değişmiyor; bu onun için kutlanacak bir an değil, sadece tamamlanmış bir iş gibi görünüyor. Ekrana maçın tekrar görüntüleri hızlı hızlı geliyor: Danhausen’ın maç başındaki tokalaşma isteği, Punk’ın buna sert cevabı, Danhausen’ın Very Evil DDT’si, Punk’ın suicide dive’ı, üst üste gelen elbow drop’lar ve sonunda GTS! Tekrarlar bittiğinde kamera yeniden ringe dönüyor. Danhausen hâlâ yerde toparlanmaya çalışırken Punk köşeye yakın bir noktada sessizce duruyor. Hakem galibiyeti anons ederken Punk yine seyircilerle etkileşime girmiyor. Sadece başını hafifçe kaldırıyor, yarı finale yürüdüğünü biliyor ve hiçbir şey söylemeden ringden çıkmaya hazırlanıyor. Kameralar, CM Punk’ın soğuk ve tepkisiz bakışıyla kapanıyor.
Ekran netleştiğinde David Finlay, Gabe Kidd ve Hook kameranın tam karşısında duruyorlar. Ama bu seferki öfke, daha önce gördüklerimize hiç benzemiyor; adeta gözlerinden ateş püskürüyorlar. Finlay, merceğe o kadar çok yaklaşıyor ki nefesi ekranı buğulandırıyor.
David Finlay: Rock... Kendini bu şirketin sahibi, bu sektörün tanrısı, bu ringlerin kutsal büyük şefi sanıyorsun değil mi? Ama sen aslında düzenbaz bir orospu çocuğundan başka bir şey değilsin. Arkadan vuran, tırnaklarını geçirebileceği ilk fırsatta herkesi, her şeyi satabilecek adi bir kahpesin! Kurduğun o imparatorluk, arkasına saklandığın o şanlı soy ağacın... Hepsi koca bir yalan. Ailenden tut, o buraya torpille soktuğun yosma kızına kadar hepiniz... Hepiniz bu aciz sistemin birer parçasınız! Bizimle oyun oynayabileceğini mi sandın bunak?
Finlay eliyle kamerayı yan tarafa doğru sertçe çeviriyor. Kadraja giren görüntü arenayı anında buz kestiriyor: Seth Rollins tanınmaz halde.
Gabe Kidd, Rollins’in saçlarından kavrayıp kafasını hoyratça kameraya doğru kaldırıyor.
Gabe Kidd: Ama neyse ki... Ne kadar pislik bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz ve bizim için her zaman bir "plan b" vardır. Sana güvenmiştik Rock. Ama sen bizi ilk virajda yüzüstü bıraktın.
Gabe Kidd, kel kafasından süzülen terleri elinin tersiyle silip elindeki ağır demir muştayı Rollins'in tam şakağına dayıyor.
Hook: Bu sefer eşeği sağlam kazığa bağladık, Rock. Önce o kağıtlar imzalanacak, bizim hak ettiğimiz o resmi kontratlar masaya inecek, ancak ondan sonra Seth'i canlı alabileceksin. Eğer o ringe şimdi, şu saniye çıkmazsan... Gabe'in elindeki bu muşta saniyeler içinde öyle bir darbe vuracak ki, Seth Rollins bir daha bırakın bu ringe çıkıp güreşmeyi, hayatı boyunca kendi başına ayağa bile kalkamayacak! Seçimini yap bunak... Kibrin mi, yoksa ellerinde kanı duran adamın hayatı mı?
The Rock girişte! Buradan itibaren Midnight Purge'ün ekranı kapanıyor.
Rock çok sinirli gözüküyor. Hiçbir taunt yapmadan iplerin arasından ringe dalıyor.
Mikrofonu elinin tersiyle itiyor ve doğrudan ring kenarında duran resmi görevliye eliyle çok sert, geri dönüşü olmayan bir işaret yapıyor.
Görevli ringe geliyor ve elindeki üç resmi PGW kontrat klasörünü Rock'a teslim ediyor. Rock, klasörleri tek tek havaya kaldırıp ringi çevreleyen tüm kameralara, tüm dünyaya net bir şekilde gösteriyor. Ardından cebinden çıkardığı kalemi dişleriyle açıyor ve kontrata bakıyor...
ATTI! İMZALARI ATTI! MIDNIGHT PURGE ARTIK RESMİ OLARAK PRESTIGE GRAND WRESTLING'DE!
Kamera, ringin zeminine fırlatılan kontratların üzerindeki isimleri yakın çekimle gösteriyor: David Finlay, Gabe Kidd ve Hook... The Rock direkt olarak öfkeli şekilde ringi terk etmek üzere...
MAY GOD BE WITH YOU ALL...
Orospunun öz oğulları, bant kayıt oynatmışlar. Aslında arenadalarmış. The Rock bunu anladıktan sonra ringde mikrofonu bırakıp kafasını öne eğiyor ve öylece bekliyor. Bu sırada David Finlay, Gabe Kidd ve Hook ringin etrafını saracak gibi oluyor. Müzik kesiliyor. Üçlü, spiker masasındaki Michael Cole'u gözüne kestiriyor.
Rock ringde beklerken bu oeler, şirketin emektarı Michael Cole'un yanına gidip onunla bildiğiniz taşak geçmeye başlıyorlar. Anasını kaldırım taşının üstünde siktiklerim. Şirketin başına mülteci gibi bela oldular. Bu sırada Rock ringde gömleğinin kollarını sıyırmaya başlıyor. Girişte güvenlik görevlileri görünse de onlara eliyle "git" işareti yapıyor. Triplere bak. Koparma be ihtiyar. Doğru yaptığı tek bir şey yok. Bu güvenlik görevlileri zaten haftalardır dayak yemek için varlar amına koyayım. Gelseler bile işe yaramazlar. Her neyse. Bu üç oe, Cole ile uğraşmayı bırakıp ringin etrafını sarıyor...
,
İçeri giriyorlar. Rock hiç geri adım atmıyor. MP'den, David Finlay öne çıkıp Rock ile kafa kafa geliyorlar. Birbirlerinin nefesini hissediyorlar. Hook ve Gabe Kidd ise Rock'ın önünü ve sağ tarafını iyice sarıyor.
DAVID FINLAY, THE ROCK'IN ELİNDEKİ MİKROFONU SERTÇE SÖKÜP ALIYOR! BU OROSPU ÇOCUKLARI İŞİN BOKUNU İYİCE ÇIKARIYOR! Fakat Dwayne, hiçbir tepki vermiyor! Finlay kameraya doğru giderken arkasından Gabe Kidd ve Hook'da geliyor. Rock hiç ringe yokmuşçasına, MP üçlüsü kameraya doğru bakmaya başlıyor. David Finlay mikrofonu yavaş yavaş ağzına doğru götürüp sayıklıyor:
David Finlay: May god be with you all.
Shelton Benjamin’in müziği arenada çalmaya başlıyor ve kısa süre sonra Shelton Benjamin stage’de beliriyor. Girişte bir an duruyor, etrafındaki reaksiyonu dinliyor ve şarkının ritmine göre başını hafifçe sallayarak ringe doğru yürümeye başlıyor. Yüzünde sakin ama kendinden emin bir ifade var; acele etmiyor, panik yok, gösteriş yok. Shelton her adımında tecrübesini ve rahatlığını hissettirerek rampadan ilerliyor. Ringin önüne geldiğinde kısa bir süre durup köşeye bakıyor, ardından çelik merdivenlere yöneliyor. Yavaşça basamakları tırmanıyor, aprona çıkıyor ve oradan top rope’a yükseliyor. Seyircilerin tepkisi artarken Shelton dengesini kuruyor, ringin içine ve tribünlere doğru bakıyor. Sonrasında kendine has tauntunu yapıyor ve bu maç için ne kadar hazır olduğunu gösteriyor. Ardından kontrollü şekilde ringe iniyor, köşesine geçiyor ve rakibini beklemeye başlıyor.
