RPG 𝐏𝐀𝐘𝐁𝐀𝐂𝐊 #𝟏𝟎𝟔


PGW: Son Eklenen Parta Git

Boss

𝐩𝐫𝐞𝐬𝐭𝐢𝐠𝐞.
Katılım
21 Tem 2023
Konular
523
Mesajlar
1,423
Beğeni sayısı
3,750
PG Nakit
0
ZWxTKeg.png


PAYBACK #106
11 Temmuz Cumartesi, 21.00 - C
Rupp Arena at Central Bank Center
Lexington, Kentucky


PAYBACK #106'YI TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!

1- Lockdown 2026 öncesindeki son PAYBACK şovu gerçekleştiriliyor olacak!

2- PGW World Television Championship Tournament’ın yarı finalistleri belli olacak!

3- Alexander Hammerstone'un gözü dönmüş durumda- soracağı büyük bir hesap var!


lwzPxbU.png
AZPnO2x.png


Reklam arasının ardından yayın, Lexington, Kentucky’nin gece manzarasıyla yeniden başlıyor! Şehrin sokakları ışıklarla parıldarken, kameralar yavaşça bu akşamın merkezine doğru ilerliyor- Rupp Arena at Central Bank Center! Prestige Grand Wrestling’in haftalık serisi PAYBACK, 106. bölümüyle ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Tribünlerde tek bir boş koltuk dahi yok; binlerce taraftarın oluşturduğu uğultu, daha ilk dakikadan arenanın duvarlarını titretiyor! Salonun ışıkları bir anda sönüyor. Sahnenin etrafında dolaşan lazerler karanlığı yararken, dev ekranlar PAYBACK mavisiyle aydınlanıyor. Kalabalığın heyecanı her saniye biraz daha yükseliyor, tezahüratlar giderek büyüyor… Lexington hazır, Prestige Grand Wrestling Universe hazır! Şimdi bütün gözler PAYBACK #106’nın açılışına ev sahipliği yapacak o görkemli Stage'e çevriliyor!

2oz77zq.png


PYROLAR PATLIYOR VE PAYBACK #106 BAŞLIYOR!

0FTSBzd.png


Pyro gösterisinin dumanı henüz dağılmadan yayın kameraları yorumcu masasına yöneliyor— masanın başında yine Byron Saxton var, ancak tıpkı geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu gece de kendisine Prestige Grand Wrestling’in Grand Slam Şampiyonlarından Will Ospreay eşlik ediyor! Rupp Arena at Central Bank Center’ı dolduran binlerce seyirci, Will’in dev ekranlara yansımasıyla birlikte bir kez daha yüksek sesle reaksiyon gösteriyor! Byron Saxton, PAYBACK #106 için Lexington, Kentucky’de olduklarını söyleyerek yayının açılışını gerçekleştiriyor. Ardından son dönemde Kick yayın platformunun partnerlerinden biri olarak gerçekleştirdiği yayınlarla da adından söz ettiren Will'e, geçtiğimiz haftanın ardından bir kez daha yorumcu masasına katıldığı için teşekkür ediyor. Will ise bu davete yeniden icabet etmekten büyük memnuniyet duyduğunu belirtiyor. Prestige Grand Wrestling atmosferini yalnızca ringin içinden değil, zaman zaman yorumcu masasından takip etmenin de kendisi için farklı bir deneyim olduğunu söylüyor.

ukmocLV.png


Will, bu gece herhangi bir ismi desteklemek ya da kimseyi korumak amacıyla burada bulunmadığının özellikle altını çiziyor. Ringde kim iyi bir performans sergilerse bunu açıkça dile getirecek, kim beklentilerin altında kalırsa aynı dürüstlükle eleştirecekmiş. Byron, bu sözlerin ardından Lexington seyircisinin şov başlamadan önce bile geceye damgasını vurduğunu belirtirken Will de Rupp Arena’daki enerjinin yorumcu masasına kadar ulaştığını ifade ediyor. İkili, PAYBACK #106 için duyurulan karşılaşmaları ve gece boyunca yaşanması beklenen gelişmeleri değerlendirmeye başlıyor. Tam sıradaki büyük karşılaşmadan söz edecekleri anda ise arenadaki bütün ışıklar aniden kesiliyor! Dev ekranlar kararıyor, yorumcu masasının üzerindeki monitörler dışında salonun tamamı zifiri karanlığa gömülüyor. Tribünlerden yükselen şaşkınlık uğultusu kısa sürede büyük bir heyecana dönüşürken, binlerce seyirci aynı anda yerlerinden kalkarak bakışlarını Stage’e çeviriyor!


f98lw15.gif


DERP!


l6k1j86.jpg
8zR1HZt.png


Karanlığın içerisinde birkaç saniye boyunca yalnızca seyircilerin uğultusunu işitiyoruz. Ardından Stage’in girişinde bir fener ışığı beliriyor ve Bray Wyatt, elindeki fenerle birlikte arka alandan çıkıyor! PGW Impure Şampiyonu alanda, kemeri beline sarılı bir şekilde! Hemen arkasında ise Wyatt Family’nin iki üyesi, "The White Sheep" Erick Rowan ve " The Black Sheep" Braun Strowman yer alıyor! Üçlünün ortaya çıkmasıyla Rupp Arena at Central Bank Center'daki reaksiyon bir anda yükselirken, Bray ağır adımlarla ringin yolunu tutmak üzere ilk ağır adımını atıyor. Erick ve Braun da hiçbir yere bakmadan, sessizce liderlerini ufak adımlarla takip. Wyatt Family üyeleri olan bu üçlünün ringin yolunu tuttukları sırada, reji tarafından ekrana farklı bir görüntü getiriliyor- arka alana bağlanıyoruz!

BbonSVw.png


Arka alanda bağlantı yapılan noktanın Prestige Grand Wrestling'in "Final Boss"u olan The Rock'ın odasından başka bir yer olmadığını gözlemliyoruz! Kendi odasının içerisindeki televizyonu, kollarını bağlamış ve ayakta bir şekilde takip ediyor Rock- şovun açılışını kendi odasından seyrediyor. Bu sırada kendisinin odasına bir kişinin girdiğinden söz edebiliyoruz, hızlı bir şekilde dönen kameraların sayesinde bunun World Heavyweight Şampiyonu olan Sami Zayn olduğunu fark edebiliyoruz! Sami direkt olarak "Beni odanıza çağırmışsınız." diyerek beline sarılı kemeriyle birlikte Rock'a yanaşıyor. Rock bakışlarını ona çevirerek gözlüklerinin arkasından onu süzerek yanıt vermeye, Sami'ye anlatmaya başlıyor. Sami gibi dikkatle bu söylemlere kulak veriyoruz!

b7chvsv.jpg


The Rock: Umarım iyisindir Sami. Fazla vaktini almak ve de bu açılışı kaçırmak istemiyorum, dolayısıyla fazla uzatmayacağım- Lockdown 2026 şovunda World Heavyweight Championship kemerini Finn Bálor karşısında korumanı istiyorum, bir Steel Cage Match'te.

Sami bunu fazlasıyla garipsiyor ve hatta bunu dışarıya göstermekten, dışa vurmaktan da alıkoyamıyor kendisini. Şimdi ise onun yanıtını dinliyoruz.

lDCZJhy.jpeg


Sami Zayn: Ciddi misin sen? Midnight Purge tarafından kaçırıldım. Günlerce ne doğru düzgün beslendim ne antrenman yapabildim. Kondisyonumu kaybettim, vücudum hâlâ yaşadıklarımın etkisinden çıkabilmiş değil. (Sami, belindeki World Heavyweight Championship kemerine dokunduktan sonra Rock’a biraz daha yaklaşıyor) Şimdi de benden bu hâlimle Finn Bálor’a karşı, hem de bir Steel Cage Match’te kemerimi savunmamı mı istiyorsun? (Samimiyetsiz bir şekilde reaksiyon veriyor) Wow.

The Rock: Evet, tam olarak bunu istiyorum. Şampiyon olmak, şartlar iyi olduğunda kemer taşımak değildir.

Sami Zayn: Allright. Madem kararını çoktan verdin, o maça çıkacağım. Ama bunu istediğim için yaptığımı sanma. Beni o kafese bu hâlde sokan kişinin sen olduğunu da unutmayacağım. Sende bunu asla unutma, tamam mı?

Rock'ın ifadesi artık çok daha sert- bu onun konuşma tarzına da yansıyor, daha sert bir ses tonuyla yanıt vermeye kalkıyor.

gswevuo.jpg


The Rock: Benim söylediklerime uyum sağladığın sürece buralarda kalmaya devam edebilirsin Sami. Daha fazla ileri gitmeni sana hiç ama hiç tavsiye etmiyorum.

Sami Zayn: Görüşeceğiz ama fazla sonrada değil.

BCKt6ij.jpeg
RLCHSuB.png


Sami bunu söyledikten sonra arkasını dönüyor ve odayı terk etmek üzere kapıya doğru yol alıyor. Rock'ın arkadan "Beni tehdit mi ediyorsun, huh?" sorusunun karşısında oralı bile olmuyor. Onun odayı terk ettiği sırada elinde bir adet kitabın yer alması da dikkatimizi çekiyor, bu objektifimize ilk defa yansıtılıyor. Üzerinde Arapça motiflerin olduğu bu kitapla alakalı daha fazla bilgi sahibi olamadan, kendisinin kapının eşiğinden geçtiğini ve arka alan koridorlarında ilerlediğini görüyoruz. Kendi başına kalmak isteyen Rock'ın şimdi kapıya doğru gittiğini, sonrasında kapı kolunu tutmak suretiyle kapıyı kendisine çekerek kapattığını görüyoruz. Olmuyor, bir daha kendisine çekiyor- yine kapanmıyor! Rock ısrarla üst üste, art arda kapıyı kendisine doğru çekiyor ama kapı bir türlü kapanmıyor! Kapı neden kapanmıyor ki? Rock, şimdi ise yere bakıyor ve arada bir kişinin ayağının olduğunu görüyor, kafasını kaldırdığında o kişi karşısına çıkıyor! Bu... Bu—

ALEXANDER HAMMERSTONE!

dPl6iea.png


Alexander Hammerstone: Rock, konuşmamız lazım. Şimdi.

Direkt olarak ekranın karartılması ve kameraların kapanması yoluyla o noktadan gerçekleştirilen bağlantının sonuna geliyoruz ve bir müddet boyunca konuşma gerçekleştirmiş olan ve halihazırda konuşmasını sürdüren Bray'in söylemlerine, anlattıklarına kulak vererek onu seyreder oluyoruz!

6dwgwTQ.png


Bray Wyatt: Merhamet... (Bray bu kelimeyi söyledikten sonra yeniden susuyor) İnsanlığın şimdiye kadar yarattığı en güzel yalanlardan biri. Merhamet… Güçlülerin, kendi vahşiliklerini unutabilmek için uydurduğu; zayıfların ise bir gün kurtarılacaklarına inanabilmek için sarıldığı kutsal bir masal. İnsanlar bu kelimeyi severler. Çünkü merhametin varlığına inanmak, evrenin onları önemsediğine inanmak demektir. Çektikleri acının bir sınırı olduğuna… Bir yerde, görünmeyen bir elin teraziyi dengede tuttuğuna… Yeterince ağladıklarında birilerinin gelip gözyaşlarını sileceğine inanmak demektir. (Yuhalanıyor) Çocuklarınıza merhametli olmayı öğretirsiniz. Kitaplarınıza merhameti yazarsınız. Mahkemelerinizde, ibadethanelerinizde, mezar taşlarınızın üzerinde ondan bahsedersiniz. Çünkü merhametin olmadığı bir dünyayla yüzleşmeye cesaretiniz yoktur. Gökyüzünün sessiz olduğunu… Toprağın kimin üzerine basıldığını umursamadığını… Ateşin yaktığı insanın iyi mi, kötü mü olduğunu sormadığını kabul edemezsiniz. Doğa merhamet göstermez. Zaman merhamet göstermez. Ölüm, kapınıza geldiği zaman geçmişte ne kadar iyi bir insan olduğunuzu sormaz! (Gülümsüyor) Bir kurt, boğazını parçaladığı geyiğe karşı kin beslemez. Okyanus, içine çektiği gemiden nefret etmez. Fırtına, yıktığı evin içerisinde çocukların yaşadığını bilmez. Bunların hiçbiri zalim değildir. Çünkü zalimlik, tıpkı merhamet gibi, insan zihninin yarattığı bir kelimedir. Evren ne iyi ne de kötüdür. Evren yalnızca… De-vam eder yavrularım!

BOO! BOO!
BOO! BOO!
BOO! BOO!

n9iukxu.jpg


Bray Wyatt: Fakat insan, kendisini evrenin merkezinde gören kibirli bir hayvandır. Başına gelen her felaketin bir anlamı olmasını ister. Acı çektiğinde "Neden ben?" diye sorar. Sanki kendisine acı çekmeyeceğine dair bir söz verilmiş gibi… Sanki doğduğu gün, evren onun kulağına eğilmiş ve "Seni koruyacağım." demiş gibi… (Bray kısa bir kahkaha atıyor) Sana böyle bir söz verilmedi. (Arena içerisinden yükselen yuhalamalara rağmen Bray konuşmasını sürdürmeye devam ediyor) Hiçbirinize verilmedi. Siz dünyaya geldiğiniz anda yalnızca bir yolculuğa başlamadınız. Aynı zamanda yavaş yavaş yok olmaya başladınız. Aldığınız her nefes sizi hayatta tutarken, aynı zamanda son nefesinize biraz daha yaklaştırdı. Büyümek dediğiniz şey, çürümeyi öğrenmenin daha nazik bir ismidir. Yaşamak dediğiniz şey ise ölümün acele etmeden size doğru yürümesidir! (Bray, omzundaki PGW Impure Championship kemerini çıkarıyor ve tek eliyle önünde tutarak ona bakıyor) İşte bu yüzden insanlar unvanlar yaratırlar. Servet biriktirirler. İsimlerini duvarlara, kitaplara, kemerlerin üzerine kazırlar. Çünkü ölümlü olduklarını bildikleri hâlde, kendilerinden bir parçanın sonsuza kadar yaşayacağına inanmak isterler. Bir adam, beline altından yapılmış bir kemer taktığında ölüme biraz daha uzaklaştığını sanır. İnsanlar onun adını bağırdığında, hiç unutulmayacağını düşünür. Güçlü olduğunu söyler. Yenilmez olduğunu söyler. Dokunulmaz olduğunu söyler. (Bray kemeri tekrar beline yerleştiriyor) Ama bütün unvanlar sessizlikte anlamsızlaşır. Bütün alkışlar, ışıklar söndüğünde ölür. Bir insanı sahneden, kameraların önünden, kendisini güvende hissettiği o parıltılı dünyadan çıkarın… Onu tek başına bırakın. Aynaları kırın. Alkışları susturun. Üzerindeki pahalı kumaşları çıkarın. Etrafındaki insanları ondan uzaklaştırın. Geriye ne kalır? (Bray’in bakışları bir anda sertleşiyor) Korkmuş bir hayvan!

Seyirciler her şeyleriyle, bütün güçleriyle ring içerisindeki bu üç isme küfürler yağdırıyorlar! Wyatt Family üyeleri inanılmaz bir tepki ile karşı karşıya geliyorlar fakat buna rağmen hiçbir şey olmamış gibi durmayı başarıyorlar- hatta Bray'in kahkahaya boğulduğunu da görüyoruz. Bir süre boyunca seyircilerin dinmesini bekleyen Bray, tekrardan elindeki mikrofonu ağzına götürmek suretiyle yarım bıraktığı konuşmasını tamamlamak üzere anlatmayı sürdürüyor!

ruf21sm.jpg


Bray Wyatt: Şimdi önümde çok ciddi bir problem var yavrularım… Lockdown 2026 yaklaşıyor ve ben kendime karşı mücadele edebilecek tek adamı, daha maç resmiyet bile kazanmadan kırdım- oops! (Omuz silkiyor) Bu hiç profesyonelce olmadı, değil mi? Belki biraz daha nazik davranmalıydık. Belki Bobby’nin başının altına bir yerine iki yastık koymalıydık! Belki sandalyeyi indirmeden önce ona buz isteyip istemediğini sormalıydık! Hu-hu-hu! (Bray, ringin içerisinde kahkahalar atarak kısa bir tur atıyor. Ardından belindeki PGW Impure Championship kemerine iki kez vuruyor) Fakat olan oldu. Bobby artık yok. Meydan okuyan yok. Bu kemere uzanabilecek kadar cesur olan hiç kimse yok! Dolayısıyla ben de Lockdown gecesi orada terlemek, çığlıklarınızı dinlemek ve sizin eğlenceniz olmak yerine… Güney’e geri döneceğim. Bataklığın kenarında sallanan sandalyeme oturacağım. Ayaklarımı uzatacağım. Serin rüzgarın yüzüme vurmasına izin vereceğim. Belki kendime soğuk bir içecek bile hazırlarım! (Gülüyor) Sizler burada bir rakibin ortaya çıkmasını beklerken ben yıldızları seyredeceğim… Ve akbabaların sesini dinleyeceğim. (Negatif reaksiyonlar alıyor) Lockdown 2026’da PGW Impure Championship savunması olmayacak- çünkü şampiyonunuz meydan okumaktan kaçmadı… Meydan okuyacak kimse bırakmad—

İNANILIR GİBİ DEĞİL, BU İNANILMAZ! BU KONUŞMA YARIM KALDI ÇÜNKÜ...

SNk6wEF.png


ALEXANDER HAMMERSTONE ELİNDE ÇELİK SANDALYEYLE RİNGE DALDIRIYOR! ALEXANDER HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN SANDALYEYİ ERICK'İN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK ÖNE DOĞRU SAVRULURKEN BU KEZ BRAUN'A DÖNÜYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONA VURUYOR! BRAUN AYAKTA KALMAYA ÇALIŞSA DA ALEXANDER ÜST ÜSTE GELEN DARBELERLE ONU İPLERE KADAR GERİLETİYOR! ERICK ARKADAN ALEXANDER'A YAKLAŞIYOR FAKAT ALEXANDER ANİDEN DÖNEREK SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BİR TANE VURUŞ DA BRAY'E! DÖNÜYOR- ERICK İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA SANDALYEYİ BİR KEZ DAHA ONUN SIRTINA İNDİRİYOR! ERICK İPLERİN ÜZERİNE YIĞILIYOR! ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE SERT BİR CLOTHESLINE İLE ONU İPLERİN ÜZERİNDEN RİNGİN DIŞINA GÖNDERİYOR! ERICK ZEMİNE DÜŞTÜKTEN SONRA YUVARLANARAK BARİKATLARA KADAR GİDİYOR! BRAUN TOPARLANARAK ALEXANDER'IN ÜZERİNE YÜRÜYOR! ALEXANDER SANDALYEYİ BRAUN’UN YÜZÜNE FIRLATIYOR VE HEMEN ARDINDAN BICYCLE KICK İLE ONU GERİYE SAVURUYOR! BRAUN DENGESİNİ KAYBEDERKEN ALEXANDER YANINDA GETİRDİĞİ VE RİNG MATINA BIRAKTIĞI BAŞKA BİR SANDALYE ALIYOR VE ONU BİRKAÇ DARBEYLE DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKTÜRÜYOR!

CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!

q4DWO1R.png


ALEXANDER, BRAUN’U BAŞINDAN YAKALAYARAK İPLERE DOĞRU SÜRÜKLÜYOR VE BÜTÜN GÜCÜYLE RİNGİN DIŞINA ATIYOR! BRAUN DA ZEMİNE DÜŞÜYOR VE YUVARLANARAK ERICK’İN YANINA KADAR GİDİYOR! BRAY ARTIK RİNGİN İÇERİSİNDE TEK BAŞINA! ALEXANDER ELİNDEKİ SANDALYEYLE BRAY’E DOĞRU İLERLİYOR! BRAY GERİ GERİ ÇEKİLİYOR VE İPLERİN ARASINDAN KAÇMAYA ÇALIŞIYOR FAKAT ALEXANDER SON ANDA ONU YAKALIYOR! BRAY’İ ENSESİNDEN TUTARAK YENİDEN RİNGİN ORTASINA ÇEKİYOR VE SANDALYENİN KENARINI KARNINA SAPLIYOR! BRAY İKİ BÜKLÜM KALDIĞI ANDA ALEXANDER SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE SIRTINA İNDİRİYOR! BRAY YERE DÜŞÜYOR AMA ALEXANDER ONU BIRAKMIYOR! ONU YAKASINDAN TUTARAK AYAĞA KALDIRIYOR VE KÖŞEYE DOĞRU FIRLATIYOR! BRAY KÖŞEYE SERTÇE ÇARPARKEN ALEXANDER HIZLA ÜZERİNE GİDİYOR VE CLOTHESLINE İLE ONU YERE SERİYOR! ALEXANDER, YERDEKİ BRAY’İ YENİDEN AYAĞA KALDIRIYOR VE RAKİBİNİN KALMADIĞINI SÖYLEDİĞİNİ HATIRLATIYOR! ARDINDAN KENDİSİNİN HÂLÂ BURADA OLDUĞUNU HAYKIRIYOR VE BRAY’İ HAVAYA KALDIRARAK NIGHTMARE PENDULUM İLE RİNGİN ORTASINA ÇAKIYOR! ARENA AYAĞA KALKARKEN ALEXANDER SANDALYEYİ YERDEN ALIYOR VE HAVAYA KALDIRIYOR! BRAY RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ KALIRKEN, RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN DA TOPARLANAMIYOR! HAMMERSTONE, WYATT FAMILY’NİN ÜÇ ÜYESİNİ DE TEK BAŞINA YERLE BİR ETMİŞ DURUMDA!

Alexander direkt olarak iplerin arasından uzatılan mikrofonu fark ediyor ve onu eline aldıktan sonra ringin ortasına yerleşiyor ve elindeki mikrofonu ağzına doğru tutarak konuşmaya, anlatmaya başlıyor- çığlık çığlığa kalan bütün arena pür dikkat bir şekilde onu dinliyor!

fmbWQAI.png


Alexander Hammerstone: GEÇEN HAFTA BİR OTEL ODASINA GİRDİNİZ! BİZİ HAZIRLIKSIZ YAKALADINIZ! BOBBY’Yİ YERE SERDİNİZ, BENİ ONU KURTARAMAYACAĞIM BİR NOKTADA TUTTUNUZ VE BANA TAKIM ARKADAŞIMIN KAFASININ İKİ SANDALYENİN ARASINDA EZİLMESİNİ İZLETTİNİZ! (Alexander, yerde hareketsiz bir şekilde uzanmakta olan Bray'e bakarak konuşmaya devam ediyor) BANA O ANLARI TEKRAR TEKRAR YAŞATTIN BRAY! BOBBY’NİN ÇIĞLIKLARINI DUYDUM! O SANDALYENİN ÇIKARDIĞI SESİ DUYDUM! VE SENİN O LANET OLASI KAHKAHANI DUYDUM! BANA ÇARESİZLİĞİN NEYE BENZEDİĞİNİ GÖSTERMEK İSTEDİN! BENİ BOBBY’NİN YANINDA YERDE TUTARAK, ELİMDEN HİÇBİR ŞEY GELMEDİĞİNE İNANDIRMAK İSTEDİN! (Boş elindeki sandalyeyi ring matına bırakıyor) ŞİMDİ BANA BAK, ŞİMDİ AİLENE BAK! BRAUN NE DURUMDA? ERICK NE DURUMDA? İKİSİ DE RİNGİN DIŞINDA YATIYOR! SEN İSE BENİM AYAKLARIMIN DİBİNDESİN! BOBBY’YE YAPTIKLARININ İNTİKAMINI AZ ÖNCE ALDIM! SENİ, O İKİ KOYUNUN ÖNÜNDE RİNGİN ORTASINA ÇAKTIM! TIPKI SENİN BOBBY’YE YAPTIKLARINI BANA İZLETTİĞİN GİBİ, BU KEZ DE ONLARA SENİN PARÇALANIŞINI İZLETTİM! AMA BU DAHA BİTMEDİ! ÇÜNKÜ SEN KENDİNE RAKİP BIRAKMADIĞINI SÖYLEDİN! LOCKDOWN’A GİTMEYECEĞİNİ, GÜNEY’E DÖNÜP AYAKLARINI UZATACAĞINI SÖYLEDİN! HAYIR BRAY! HİÇBİR YERE GİTMİYORSUN! BATAKLIĞINA DÖNEMEZSİN! SALLANAN SANDALYENE OTURAMAZSIN! AKBABALARINI DİNLEYEMEZSİN!

ÇÜNKÜ LOCKDOWN 2026’DA OLANLARIN HESABINI VERECEKSİN!

90zsrco.jpg


CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!

Bütün arena ayağa kalkıyor, herkes inanılmaz bir destek gösteriyor!

At Lockdown 2026...

PGW Impure Championship Hell in a Cell Match
Alexander Hammerstone vs. Bray Wyatt (c)


Bu maçın grafiği ekranın bir kenarında ufak bir şekilde beliriyor!

SQjHFMF.png


ALEXANDER BU SÖZLERİN ARDINDAN ELİNDEKİ MİKROFONU RİNG MATINA FIRLATIYOR! HEMEN ARDINDAN KÖŞEDE DURAN BRAY’İN AHŞAP SALLANAN SANDALYESİNE YÖNELİYOR VE ONU İKİ ELİYLE KAVRIYOR! RİNGİN DIŞINDA TOPARLANMAYA ÇALIŞAN ERICK İLE BRAUN’U FARK EDİYOR VE SANDALYEYİ BÜTÜN GÜCÜYLE ONLARIN ÜZERİNE FIRLATIYOR! AHŞAP SANDALYE İKİLİNİN ÜZERİNE ÇARPARAK PARÇALANIRKEN ERICK İLE BRAUN YENİDEN YERE DÜŞÜYOR! İKİSİ DE ZEMİNDE KALIRKEN ALEXANDER BİR KEZ DAHA BRAY’E DÖNÜYOR! BRAY HÂLÂ RİNGİN ORTASINDA HAREKETSİZ! ALEXANDER ONU SAÇLARINDAN VE OMZUNDAN YAKALAYARAK YERDEN KALDIRIYOR! BRAY’İN KARŞILIK VERMESİNE İZİN VERMEDEN ONU OMUZLARININ ÜZERİNE ALIYOR! TORTURE RACK! ALEXANDER BRAY’İ OMUZLARINDA BÜKMEYE BAŞLIYOR! BRAY’İN BEDENİ ALEXANDER’IN OMUZLARI ÜZERİNDE GERİYE DOĞRU KIVRILIRKEN ALEXANDER BÜTÜN GÜCÜYLE KİLİDİ SIKILAŞTIRIYOR! BRAY’İN KOLLARI İKİ YANA DÜŞÜYOR, YÜZÜ ACIDAN GERİLİYOR! ALEXANDER, BRAY’İ TORTURE RACK İÇERİSİNDE TUTARKEN RİNGİN DIŞINDAKİ ERICK VE BRAUN’A BAKIYOR! WYATT FAMILY’NİN DİĞER İKİ ÜYESİ YERDE KALMIŞ DURUMDA VE LİDERLERİNİ KURTARABİLECEK HÂLDE DEĞİLLER! ALEXANDER KİLİDİ BİRKAÇ SANİYE DAHA SÜRDÜRDÜKTEN SONRA BRAY’İ OMUZLARINDAN FIRLATARAK RİNG MATINA BIRAKIYOR! BRAY YERE YIĞILIRKEN HAMMERSTONE ONUN BAŞINDA DİKİLİYOR VE BELİNDEKİ PGW IMPURE CHAMPIONSHIP KEMERİNE BAKIYOR! ONU ELİNE ALDIKTAN SONRA MİKROFONU DA ALIYOR VE SON SÖZLERİNİ SARF EDİYOR!

frqkxIQ.png


Alexander Hammerstone: BOBBY LASHLEY O MAÇA ÇIKAMAYACAK! ONU SEN BU HÂLE GETİRDİN! AMA THE INTERRACIAL DOMINATION’I ORTADAN KALDIRDIĞINI SANIYORSAN, HAYATINDA YAPTIĞIN EN BÜYÜK HATAYI YAPTIN! ÇÜNKÜ BOBBY’NİN YERİNE BEN ÇIKACAĞIM! LOCKDOWN 2026’DA, HELL IN A CELL MATCH'TE, PGW IMPURE CHAMPIONSHIP İÇİN SENİN KARŞINA BEN ÇIKACAĞIM! (İnanılmaz bir destek alıyor) AMA BEN O KAFESİN İÇERİSİNE SADECE ALEXANDER HAMMERSTONE OLARAK GİRMEYECEĞİM! KENDİ ADIMA ORADA OLMAYACAĞIM! O KAFESİN İÇİNE BOBBY’NİN ACISIYLA, BOBBY’NİN ÖFKESİYLE VE THE INTERRACIAL DOMINATION’IN BÜTÜN GÜCÜYLE GİRECEĞİM! SENİN KARŞINDA BİR ADAM OLMAYACAK BRAY! (Yerdeki Bray'e doğru eğiliyor) LOCKDOWN’DA O KAPI KAPANDIĞINDA ERICK YANINDA OLMAYACAK! BRAUN YANINDA OLMAYACAK! KARANLIĞIN, OYUNLARIN VE MASALLARIN SENİ KURTARAMAYACAK! O KAFESİN İÇERİSİNDE SADECE SEN, BEN VE BOBBY’YE YAPTIKLARININ BEDELİ OLACAK! (Ayağa kalkıyor ve kemeri kaldırarak konuşuyor) LOCKDOWN’DA O KEMERİ SENİN BELİNDEN SÖKÜP ALACAĞIM! BUNU KENDİM İÇİN DEĞİL, BOBBY LASHLEY İÇİN YAPACAĞIM! THE INTERRACIAL DOMINATION ADINA YAPACAĞIM!

iTCyIUh.png
qe1rYSr.png


Bray, acı içerisinde ring matında uzanırken bakışlarını Alexander'a çeviriyor fakat kolunu dahi kıpırdatabilecek durumda değil. Alexander ise onun hemen tepesinde duruyor, PGW Impure Championship kemerini yerden alarak başının üzerine kaldırıyor! Seyircilerden inanılmaz bir destek söz konusu! Alexander kemeri havada tutarken Bray çaresizce onu izlemeyi sürdürüyor! Bu durum mevcudiyetini korurken ekranın kararmaya başladığını görüyoruz. Bir süre sonra kameraların kapanmasıyla birlikte Prestige Grand Wrestling'in efsane haftalık şovu olan PAYBACK'in 106 numaralı şovuna bir süreliğine ara veriliyor- reklamlara doğru yol alıyoruz!

4hioqql.gif



the-time-john-cena-cryme-tyme-gave-jbls-limo-a-makeover-v0-d2JhMjFjcmwyaG5lMe9ncQO92SGKCnMjltkYc-GEM1pLA6WiB6XGjhbQaJcF.png
hq720.jpg


Bir Limuzin yanaşıyor. Limuzin'den çıkan JBL, stage'de beliriyor. Klasik kovboy şapkasıyla sahnenin ortasında duruyor. Seyircileri küçümseyen bakışlarla süzüyor. Ardından şapkasını hafifçe düzeltiyor ve ağır adımlarla ringe doğru ilerliyor. Çelik merdivenlerden çıkıp iplerin arasından ringe giriyor. Köşeye geçerek kollarını iki yana açıyor ve kendinden emin bir şekilde rakibini beklemeye koyuluyor.


x1080


Bir anda arena kararırken ekranda eski görüntüler belirmeye başlıyor. Ardından hoparlörlerden "DELETE! DELETE! DELETE!" sesleri yükseliyor. Seyirciler hep bir ağızdan tezahürata katılıyor. "Broken" Matt Hardy stage'de beliriyor. Başı hafif eğik... Gözleri kocaman açık... Kendi kendine gülümseyerek etrafına bakıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler de ona eşlik ediyor. Matt ağır ağır ringe doğru ilerliyor. Zaman zaman durup parmağıyla "DELETE!" işaretini yapıyor. Çelik merdivenlerden çıkıyor ve ikinci ipe basarak iki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE!" Ringe iniyor.

Hakem iki ismi de son kez kontrol ediyor, işaret geliyor!

PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
JBL vs. "Broken" Matt Hardy


JBL-THe-Undertaker-Cropped.jpg
images


Ve çeyrek final mücadelesi başlıyor. İkili ringin ortasında karşı karşıya geliyor. Matt garip bir ifadeyle JBL'ye bakıyor. Bir anda kahkaha atmaya başlıyor. JBL sinirli bir şekilde kafasını sallıyor. Aniden yaklaşıp sert bir yumruk geçiriyor! Matt geriye sendeleyip iplere yaslanıyor. JBL durmuyor. Bir yumruk daha! Ardından sert bir Big Boot! Matt yine geriye savruluyor. JBL kolundan tutuyor. Irish Whip'e yolluyor! Matt iplerden geliyor. JBL'den devasa bir Shoulder Block! Matt sırt üstü yere yapışıyor. JBL küçümseyerek gülüyor. Matt ise yerde yatarken kahkaha atmaya devam ediyor. Yavaşça oturuyor. Kolunu havaya kaldırıyor ve tauntunu atıyor.

DELETE!

608c1b0c9d7c3--bdf6b74e6cc2cc315682275e7ed5397c.


JBL'nin yüz ifadesi değişiyor. Bir anda boğazına yapışıyor. Ayağa kaldırıyor. Kolundan tutup köşeye doğru fırlatıyor. Arkasından koşuyor. Running Clothesline! Matt sersemliyor. JBL seri Shoulder Trust'larla yükleniyor. Hakem saymaya başlayınca geri çekiliyor. Matt köşeden çıkmaya çalışıyor. Fakat JBL hemen kolundan tutuyor ve çekiyor. Short Arm Clothesline! Ardından kaldırıyor ve bir tane daha vuruyor! Tuş! 1... Matt direkt omzunu kaldırıyor. JBL, hızla Matt'in kafasına kafasına yumruklar atıyor! Öfkeyle crowda bakıyor ve Crowd'dan DELETE! sesleri! hiç vakit kaybetmeden rakibini yeniden kaldırıyor. Karın bölgesine sert bir tekme. Ardından tutup Vertical Suplex'le yapıştırıyor! Matt sırtının üzerine sert düşüyor. JBL yine tuşa gidiyor. 1... 2...

DCFullJan2021_122_Ntwk_SD2005_AngleVSJBL_Clean--fca86e0d2e4ff4a472dd145486e1ef9a_350x197_1850559043994.jpg


Matt yine kurtuluyor. JBL sinirlenmeye başlıyor. Matt ise yerde gülüyor. Yavaşça doğruluyor. Yüzüne bakıyor. "DELETE!" JBL öfkeyle üstüne atılıyor. Fakat Matt son anda kenara çekiliyor. JBL köşeye çarpıyor. Matt arkasından yaklaşıyor. SIDE EFFECT!! Ring sallanıyor. Matt hemen tuşa gidiyor. 1... 2... KICKOUT! JBL güçlü bir şekilde omzunu kaldırıyor. Matt ayağa kalkıyor. Ellerini havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE!" Seyirciler tekrardan tempo tutuyor. Matt köşeye geçiyor. JBL ağır ağır doğruluyor. Matt, üstüne koşuyor. Fakat JBL son anda sert bir Big Boot geçiriyor! Matt yeri öpüyor! JBL derin bir nefes alıyor. Kolundan tutarak rakibini ayağa kaldırıyor. Karın bölgesine diz. Ardından güçlü bir Swinging Neckbreaker'la Matt'i yere yapıştırıyor! Matt acı içinde kıvranırken JBL tuşa gidiyor! Tuş! 1... 2... Matt yine atıyor! JBL artık çıldırıyor. Kafayı yemeye başlıyor. Matt'i saçlarından tutarak ayağa kaldırıyor. "Senin şu Broken saçmalığın burada işlemeyecek!" Matt yalnızca gülümsüyor. Başını yana eğiyor. "DELETE..." JBL yüzüne sert bir yumruk geçiriyor. Ardından iplere gönderiyor. Big Boot! Matt yine yere yıkılıyor. JBL hiç beklemiyor. Matt dizlerinin üstünde kalkıyor ve gülerek ona bakıyor. JBL'DEN BİR BIG BOOT DAHAAA! ARDINDAN KOLUNDAN TUTUP DİZLERİNİN ÜSTÜNE KALDIRIYOR VE BİR TANE DAHA! HIZLA YERDE DELİ GİBİ STOMPLUYOR! SONRASINDA RAKİBİNİ KALDIRIYOR.

Byron Saxton: Matt Hardy her seferinde tuştan çıkıyor ve JBL’in akıl sağlığıyla oynuyor gibi görünüyor! JBL artık sadece maçı kazanmaya çalışmıyor; Matt’in o “Broken” direncini tamamen kırmak istiyor.

Will Ospreay: Aynen dostum, Matt’in gülmesi JBL’i bitirdi. Adam Big Boot üstüne Big Boot yiyor ama hâlâ “DELETE” diye bakıyor; JBL de artık güreşmeyi bıraktı, bildiğin öfkesini boşaltıyor.

hq720.jpg


POWERBOMB POZİSYONUNA ALIYOR! POWERBOMB! Matt resmen ringe gömülüyor! JBL TUŞA GİDİYOR! BİTTİ BU İŞ! 1... 2...

KICKOUT!

jbl-finlay.jpg


Arena ayağa kalkıyor! Matt son anda omzunu kaldırıyor! JBL gözlerine inanamıyor. Hakeme dönüyor. Hakemle tartışmaya başlıyor! JBL sinirle Matt'e dönüyor. Onu tekrar kaldırıyor. Çenesinden tutarak yapışıyor. Matt'in yüzünde ise hâlâ aynı gülümseme var. Kan tükürür gibi yapıyor. Ardından fısıldıyor. "...DELETE..." JBL öfkeyle bağırıyor. Rakibini iplere gönderiyor. Fakat Matt iplere tutunarak dengesini topluyor. JBL şaşırıyor. Matt bir Clothesline deniyor. JBL eğiliyor. Arkadan yakalıyor. Belly to Back Suplex! Matt yine yere çakılıyor. JBL ağır ağır ayağa kalkıyor. Kolunu kaldırıyor. Salon hareketi biliyor. CLOTHESLINE FROM HELL! Matt güçlükle doğruluyor. JBL bütün hızıyla geliyor. CLOTHESLINE FROM HELLLLLLLL!! Matt adeta takla atarak ringin diğer tarafına savruluyor! JBL hemen tuşa gidiyor. 1... 2...

MATT AYAĞINI İPE ATIYOR!!

raw_08292005ca_494--2a4c0636a9946ca9f5a9679af82a94d1.jpg


Hakem ipi gösteriyor. Salon şaşkınlık içinde! JBL çılgına dönüyor. Hakemle tartışıyor. Sonrasında köşeye geçiyor. Bir kez daha kolunu kaldırıyor. "Bu sefer bitiyor." Matt ağır ağır ayağa kalkıyor. Dengede bile duramıyor. JBL son sürat koşuyor. BİR CLOTHESLINE FROM HELL DAHAAA! HAYIR! MATT BUNU HAVADA YAKALAYIP BİR ANDA SIDE EFFECT!! İKİSİ DE YERDE! MATT HIZLA JBL'İN ÜSTÜNE SÜRÜNÜP TUŞA GİDİYOR! 1... 2...

KICKOUT!! JBL, son anda omzunu kaldırıyor!

images


Matt dizlerinin üzerine çöküyor. Gözleri açılıyor. Kafasını yana yatırıyor. Yavaşça ayağa kalkıyor. JBL de doğrulmaya çalışıyor. Matt onu yakalıyor. Başını omzunun altına alıyor. Ve TWIST OF FATEEEEEEEE!!!

maxresdefault.jpg


HAYIR! JBL BUNDAN KURTULUYOR VE MATT'İ İPLERE DOĞRU FIRLATIYOR! JBL GELİŞİNE BİR CLOTHESLINE FROM HELL!!!

images


HAYIR! MATT BUNDAN EĞİLİYOR VE JBL'E ANİ BİR GUT KICK! SONRASINDA TWIST OF FATEEEEEEEE!!!!! MATT SON GÜCÜYLE RAKİBİNİN ÜSTÜNE SÜRÜNÜYOR VE KOLUNU ATIYOR! HAKEM TUŞU SAYIYOR! 1... 2...

3!!!!

Kazanan ve Üst Tura Yükselen İsim: "Broken" Matt Hardy

dLMsEPY.png


Matt Hardy uzun süre yerde kalıyor. Ardından yavaşça doğruluyor. Yüzünde yine o tuhaf gülümseme. Ayağa kalkıyor. İki kolunu havaya kaldırıyor. "DELETE! DELETE! DELETE!" Seyirciler hep bir ağızdan ona eşlik ediyor. Hakem kolunu havaya kaldırırken Matt ikinci ipe çıkıyor ve üst tura yükseldiğini ilan edercesine parmağını havaya kaldırıyor. Diğer tarafta JBL sinir içerisinde kendine geliyor. Ring matını yumrukluyor. Hakemin yardımını reddediyor. Ayağa kalktıktan sonra Matt'e öfkeli gözlerle bakıyor, ardından hiçbir şey söylemeden ringi terk edip ağır adımlarla arka alanın yolunu tutuyor. Kameralar, ikinci ip üzerinde "DELETE!" tauntunu yapmaya devam eden "Broken" Matt Hardy'yi gösterirken ekran yavaşça kararıyor.

4hioqql.gif


wx20O0G.png


Saniyeler önce kapanan kameralar yeniden açılıyor ve şov kaldığı yerden devam ediyor. Görüntü, Prestige Grand Wrestling Backstage’inde bulunan geniş dinlenme alanına bağlanıyor. Prestige Grand Wrestling ve Ring of Honor kadrolarından birçok güreşçi burada. Kimileri koltuklara yayılmış, kimileri ayakta sohbet ediyor; masaların üzerindeyse pizza kutuları, atıştırmalıklar ve içecekler bulunuyor. PGW x ROH Watchparty tüm hızıyla devam ederken herkes bu nefes kesici turnuvayı büyük bir keyifle takip ediyor. Tam o sırada gecenin ilk maçından önemli anlar yeniden ekrana geliyor. Sert spotlarla birlikte salondan alkışlar ve yüksek tepkiler yükseliyor. Kameralar bir anda John Cena’ya dönüyor! Turnuvanın ilk aşamasında elenen "Big Match John" da alanda! Elindeki bira şişesinden son bir yudum almaya çalışıyor ancak şişenin tamamen boşaldığını fark ediyor. Kısa bir süre şişeye baktıktan sonra yenisini almak için ayağa kalkıyor ve içeceklerin bulunduğu masaya doğru ilerliyor. Fakat birkaç adım sonra yürüyüşü yavaşlıyor. Barın başında birilerini fark eden John, olduğu yerde duruyor. Yüzündeki rahat ifade kaybolurken bakışlarını karşısındaki kişilerden ayırmıyor...

Kalabalığın arasında John’ın bakışlarını üzerine çeken isimler David Otunga ve Skip Sheffield’dan başkası değil! Haftalardır John’la aralarında yaşanan etkileşimlerle ekrana gelen ikili, bu kez PGW x ROH Watchparty’sinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Ring of Honor sözleşmesi altında bulunan David ve Skip, barın kenarında yan yana durmuş, ellerindeki içeceklerle kendi aralarında bir sohbet gerçekleştiriyorlar. John birkaç saniye boyunca onları uzaktan süzüyor. Ardından elindeki boş şişeyle birlikte yönünü bara çeviriyor ve doğrudan ikilinin yanına ilerliyor. David, John’ın yaklaştığını ilk fark eden isim olurken Skip de bakışlarını ekrandan ayırıp ona dönüyor. John barın önünde duruyor, boş şişesini tezgahın üzerine bırakıyor ve kendisine yeni bir içecek istiyor. Ancak gözleri ikilinin üzerinden bir an olsun ayrılmıyor. Kısa ama dikkat çekici sessizliğin ardından John, David ve Skip'e dönerek konuşmaya başlıyor- ondan dinlemeye başlıyoruz!

GLY2Dmv.png


John Cena: Nasıl gidiyor? (Bir süre boyunca yanıt alamayınca konuşmaya devam ediyor) Bakın... Buraya tartışma çıkarmaya gelmedim. Hatta dürüst olmak gerekirse, sizinle konuşup konuşmamak arasında birkaç saniye düşündüm. Çünkü geçen hafta yaşananlardan sonra bana hâlâ kızgın olmanız için fazlasıyla sebebiniz olduğunu biliyorum. (John yeni gelen şişeyi eline alıyor ancak hemen içmek yerine tezgâhın üzerinde tutuyor) Tam sizi dinlemeye başladığımı söylerken dikkatimi başka bir yere verdim ve yaptığınız konuşmayı yarım bıraktım. Sonra da siz uzaklaşırken neden böyle davrandığınızı anlayamadım. Çok da iyi görünmediğimin farkındayım. Evet, bu dışarıdan oldukça berbat göründü. Geçmiş konusunda hâlâ her şeye aynı şekilde baktığımızı söylemeyeceğim. Ama bu, size karşı daha doğru davranamayacağım anlamına gelmiyor. Geçen hafta sizi ikinci plana atmış gibi hissettirdiysem... Bunun için üzgünüm, gerçekten. Bu gece sizi burada görünce yanınıza gelmeden geçmek istemedim. Belki önce birer içki içeriz, biraz sakinleşiriz... Sonra da yarım bıraktığımız o konuşmayı bu kez gerçekten tamamlarız. Ne dersiniz?

nBbyZNk.png


Skip Sheffield: Ne dersiniz mi? (Skip kısa bir kahkaha atıyor ancak yüzünde en ufak bir eğlence belirtisi yok) Geçen hafta tam da buna inanmıştık John! İlk kez gerçekten durduğunu, savunmaya geçmeden bizi dinlediğini düşündük. İlk kez kafanın içindeki o kusursuz John Cena hikayesinin dışında başka insanların da varlığını fark ettiğine inandık. Hatta bir an için, yıllardır anlatmaya çalıştığımız şeyi sonunda anladığını sandık! Ama sonra Cody Rhodes’u gördün. O koridorda ne söylediğimizi, neden öfkeli olduğumuzu, önünde duran iki adamı... Hepsini birkaç saniye içerisinde unuttun! Gözlerin Cody’ye döndüğü anda sanki biz orada hiç yokmuşuz gibi davrandın. Çünkü senin asıl problemin tam olarak bu John— sen ışıkları gördüğünde değişiyorsun. Büyük bir isim, daha parlak bir yıldız ya da kameraların dikkatini çekebilecek biri karşına çıktığında aklını kaybediyorsun. O anda yanında kim varmış, kiminle konuşuyormuşsun, kime ne söz vermişsin... Bunların hiçbir önemi kalmıyor.

John Cena: Tekrardan söylüyorum, bunun yanlış durduğunun farkındayım.

cLYCThz.png


Skip Sheffield: Senin tarzın bu! Şöhreti gördüğünde ona doğru koşuyorsun, arkanda bıraktığın insanlara ise daha sonra dönüp "Nerede kalmıştık?" diyorsun. Sanki biz senin canın istediğinde durdurup yeniden oynatabileceğin bir video kaydıymışız gibi! İşte yıllardır anlatmaya çalıştığımız şey buydu. Biz yalnızca geçmişte unutulmadık John... Sen geçen hafta bunu gözümüzün içine baka baka yeniden yaptın. Şimdi buraya gelip bir içki içmeyi, sakinleşmeyi ve konuşmayı tamamlamayı teklif ediyorsun. Ama mesele senin özür dilemen değil. Mesele, karşına daha parlak biri çıktığında bu özrün ne kadar süre geçerli kalacağı! Çünkü biz tam değiştiğine inandığımız anda sen bize aslında hiç değişmediğini gösterdin. (Skip kısa süreliğine David’e bakıyor, ardından gözlerini yeniden John’a çeviriyor) O yüzden "Ne dersiniz?" diye sorma. Önce kendine şunu sor- yanımıza gerçekten bizi dinlemeye mi geldin... Yoksa odadaki daha ünlü biri dikkatini çekene kadar vicdanını rahatlatmaya mı?

John Cena: Lockdown 2026’da programım boş- orada görüşelim.

David bu sözler diyalog karşısında daha fazla sessiz kalamayarak lafa giriyor ve en sert şekliyle John'a yanıtını veriyor!

HyLhYwz.png


David Otunga: Lockdown 2026 mı? (David kaşlarını çatarak kısa süreliğine Skip’e bakıyor, ardından yeniden John’a dönüyor) John, biz Ring of Honor güreşçileriyiz. Lockdown’da olmayacağız. Bunu biliyor olman gerekirdi ama görünen o ki, karşındaki insanların ne söylediğini dinlememek konusunda hâlâ oldukça istikrarlısın. Buraya gelip yarım bıraktığın konuşmayı tamamlamak istediğini söyledin. Skip sana neden öfkeli olduğumuzu anlattı. Senin cevabın ise bir hafta sonrasına bir randevu vermek oldu. Bu bir özür değil. Bu, bizi yeniden başından savmak! (David elindeki içeceği tezgâhın üzerine bırakıyor) Biz senin programındaki boşlukları doldurmak için burada değiliz John. Canın istediğinde çağırabileceğin, birkaç cümle söyleyip ardından hayatına devam edebileceğin insanlar da değiliz. Bu şekilde vakit kaybetmek istemiyoruz. Bir kez daha karşına geçip konuşurken aynı saygısızlıkla karşılaşmak da istemiyoruz. Gerçekten ne yaptığını anladığında, gerçekten özür dilemeye hazır olduğunda bizi ara. Ama o güne kadar... Bize yeni bir tarih verme. Çünkü sorun takviminde değil John. Sorun, karşındaki insanlara hâlâ hak ettikleri değeri vermemen.

John kafasını sallıyor, David'in konuşması sona erdikten sonra. Şimdi ise ağzını açmak suretiyle konuşmaya başlıyor, yanıt veriyor.

4smnJrc.png


John Cena: Tamam... Mesajınızı aldım. (John başını hafifçe sallıyor ve yeni gelen şişesini tezgahtan alıyor) Ama şunu da bilin- buraya gelmek zorunda değildim ve sektörde durduğum nokta itibarıyla böyle bir muameleyi hak etmiyordum da. Yanınıza geldim, alttan alma inisiyatifini gösterdim ve konuşmayı düzeltmeye çalıştım. Buna rağmen söyleyeceğim her şeyi bana karşı kullanmaya kararlıysanız, şu an burada daha fazla durmamızın da bir anlamı yok. (John birkaç saniye boyunca ikilinin yüzüne bakıyor) Gerçek bir özür istediğinizde beni arayın demiştiniz ya... Belki siz de gerçekten bir özür duymaya hazır olduğunuzda beni bulursunuz.

gSQSxOX.png


John, son sözlerinin ardından şişesinden sert bir yudum alıyor ve David ile Skip’in karşılık vermesini beklemeden tezgahın başından ayrılıyor. İkili, onun kalabalığın arasına karışmasını sessizce izlerken Skip hayal kırıklığıyla başını iki yana sallıyor. David ise gözlerini John’ın üzerinden ayırmıyor. "Big Match John" birkaç adım attıktan sonra salonun diğer tarafında bir hareketlilik fark ediyor. Güreşçilerin arasından geçerek alana yeni katılan isim, Cody Rhodes’dan başkası değil! Cody, çevresindeki birkaç isimle selamlaşırken John’ın bakışları doğrudan ona kilitleniyor. John bir anlığına olduğu yerde duruyor. Az önce Skip’in söylediği sözler hâlâ kulaklarında yankılanıyor olsa da yönünü değiştirmekten kendisini alamıyor. Elindeki şişeyle birlikte doğrudan Cody’nin bulunduğu tarafa ilerlemeye başlıyor. Kameralar yeniden barın başındaki David ile Skip’e dönüyor. İkili, John’ın nereye gittiğini fark ettiklerinde birbirlerine kısa bir bakış atıyor. Skip’in yüzünde "İşte tam olarak bundan bahsediyordum" dercesine acı bir tebessüm belirirken David yalnızca başını sallamakla yetiniyor. John, Cody’nin yanına ulaşmak üzereyken görüntü kararmaya başlıyor. İkilinin arasında gerçekleşecek konuşmayı şimdilik duyamıyoruz... Kameralar kapanıyor, reji yönü farkllı bir noktaya çeviriyor- PGW World Television Championship Tournament kaldığı yerden devam ediyor!

4hioqql.gif



danhausen-entrance.gif


PGW World Television Championship turnuvasında çeyrek final sahnesi şimdi Danhausen’a ait! Arenada ışıklar değişiyor, ekranda hipnotik görüntüler dönmeye başlıyor ve Danhausen’ın müziğiyle birlikte seyirciler büyük bir coşkuya kapılıyor. Girişte peleriniyle beliriyor; ağır ama kendine has tuhaf adımlarla rampaya çıkıyor, etrafına bakıyor ve sanki bütün arena çoktan lanetlenmiş gibi başını sallıyor. Seyirciler “Danhausen!” tezahüratları yaparken o, kameraya dönüp ciddi görünmeye çalışıyor ama yüzündeki ifade yine aynı: çok garip, çok şeytani, çok Danhausen. Ringe doğru ilerlerken birkaç taraftara lanet işareti yapıyor, sonra aprona çıkıp kısa bir süre rakibinin geleceği yöne bakıyor. İplerin arasından içeri giriyor, pelerinini dramatik şekilde çıkarıyor ve köşesine geçiyor. Danhausen bu gece yalnızca komedi için burada değil; CM Punk karşısında yarı finale çıkmak istiyor.

Byron Saxton: Danhausen bu turnuvaya geldiği andan beri Prestige Grand Wrestling'de ortalığı karıştırıyor ama bu gece karşısında CM Punk var. Bu onun için bambaşka bir test.

Will Ospreay: Aynen, Danhausen eğlenceli olabilir ama hafife alırsan seni küçük paketle üçe götürür. Punk’ın bu adamın ritmine kapılmaması lazım.


CM-Punks-entrance-at-the-Royal-Rumble.jpg


Danhausen ringde beklerken arenanın atmosferi bir anda değişiyor ve bu kez CM Punk’ın müziği duyuluyor. Seyircilerden büyük bir reaksiyon yükseliyor ama Punk bunların hiçbirine karşılık vermiyor. Girişte belirdiği anda yüzünde tek bir duygu var: soğuk bir ciddiyet. Ne sağa bakıyor ne sola, ne de tek bir taraftarla göz teması kurmaya çalışıyor. Ağır ve kendinden emin adımlarla rampadan ilerliyor; sanki etrafındaki herkes onun için yalnızca arka plan gürültüsünden ibaretmiş gibi. Bu yeni CM Punk, tezahürat toplamaya değil, işini yapmaya gelmiş gibi görünüyor. Rampanın ortasında bir an bile durmadan ringe doğru yürümeye devam ediyor, gözlerini yalnızca ringe ve içeride onu bekleyen Danhausen’a dikiyor. Aprona geldiğinde kısa bir süre ringin içine bakıyor, sonra iplerin arasından içeri giriyor. Köşesine geçip sessizce beklerken tavrı net bir mesaj veriyor: CM Punk bu çeyrek final maçında seyirciyi değil, sadece sonucu önemsiyor.

Byron Saxton: CM Punk’ın tavrı son dönemde çok değişti. Seyircilerin tepkisini umursamıyor ve tamamen kendi odağında hareket ediyor.

Will Ospreay: Evet, artık alkış toplamakla ilgilenmiyor dostum. Punk şu an tamamen “ben zaten kim olduğumu biliyorum” kafasında ve bu özgüven bazen adamı daha da tehlikeli yapıyor.

PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
CM Punk vs. Danhausen


danhausen-aew-cm-punk-wwe-1.jpg


Zil çalıyor ve PGW World Television Championship turnuvası çeyrek final mücadelesi resmen başlıyor! Danhausen daha ilk andan rakibine doğru sırıtarak yaklaşıyor, elini uzatıyor.

Danhausen: Tokalaşalımhausen?

CM Punk ise en ufak bir tepki vermeden olduğu yerde duruyor, gözlerini Danhausen’dan ayırmadan sadece bekliyor. Danhausen bu kez iki kolunu açıyor ve bir adım daha yaklaşıyor.

Danhausen: Sarılmak da olurhausen… Punkhausen?

Punk yine taş gibi ifadesiz kalıyor. Seyirciler bu anlara gülerken Danhausen omuz silkerek geri çekiliyor ve sonunda ciddileşmek zorunda kalıyor. İki isim yavaş adımlarla ringin ortasına geliyor ve ilk collar and elbow tie-up bağlanıyor. Punk ağırlığını verip Danhausen’ı hafifçe geri itiyor ama Danhausen ayakta kalıyor, açı değiştirip dengeyi bozuyor ve ikili bir süre saf güç mücadelesi veriyor. Bağ çözülünce birbirlerinden ayrılıyorlar, kısa bir an birbirlerini süzüyorlar ve tekrar ortaya geliyorlar. Bir ikinci collar and elbow tie-up daha yaşanıyor; bu kez Danhausen bir side headlock alıyor, Punk hemen belinden kavrayıp onu iplerden gönderiyor. Dönüşte Danhausen omuz çarpması deniyor ama Punk yerinden oynamıyor, Danhausen de hemen fren yapıp bu kez Punk’a parmağını sallıyor. Punk yine yüzünü bile değiştirmiyor. İkili yeniden birbirine yaklaşıyor, bilek kontrolü, kısa kilit denemeleri ve pozisyon alma mücadelesiyle açılışı dengede götürüyor. İlk dakikalarda ne Punk net bir üstünlük kurabiliyor ne de Danhausen oyunu tamamen kendi garip ritmine çevirebiliyor; maç tamamen ortada başlıyor.

Byron Saxton: Danhausen maçın başında dostane bir hava yaratmaya çalıştı ama CM Punk hiç oralı olmadı. Punk tamamen işine odaklanmış durumda.

Will Ospreay: Evet, Danhausen eğlenmek istiyor ama Punk’ın kafası başka yerde değil, direkt maçta. Şu an ikisi de birbirini ölçüyor ve daha hiçbir taraf riski tam almıyor.

images


Maçın açılışındaki dengeli bölümün ardından Danhausen yavaş yavaş oyunun kontrolünü eline almaya başlıyor. Punk bir kez daha collar and elbow tie-up için öne geliyor ama Danhausen bu kez açıyı daha çabuk kapatıp bilek kontrolünü alıyor, ardından kısa bir arm wringer ile Punk’ın kolunu zorluyor. Punk tersine çevirmeye çalışıyor fakat Danhausen dönüp kurtuluyor ve bu kez ani bir snapmare ile Punk’ı oturur pozisyona düşürüyor. Punk hemen ayağa kalkıp sert bir back kick deniyor ama Danhausen geri kaçarak bunu boşa çıkartıyor, ardından gövdeye hafif ama can sıkıcı bir tekme ve kısa bir drop toe hold ile Punk’ı tekrar sendeletiyor. Punk iyice ciddileşip öne çıkıyor, bu kez Danhausen’ı köşeye sıkıştırmak istiyor fakat Danhausen son anda yer değiştiriyor ve Punk köşeyi boş buluyor. Danhausen kısa bir inside cradle denemesiyle onu hazırlıksız yakalamaya çalışıyor, Punk hemen kurtulsa da ritmi istediği gibi kuramıyor. Danhausen bir süre daha çevikliğiyle oyunu kontrol ediyor; bazen bileğe yükleniyor, bazen Punk’ın dengesini bozup bir adım geriye çekiliyor, bazen de sadece onun sinirini bozacak kadar yakın durup geri kaçıyor. Punk birkaç kez karşılık vermek için ileri atılıyor ama her seferinde ya bir kontra yiyor ya da Danhausen’ın garip temposuna istemeden uyum sağlıyor. Sonunda Danhausen birkaç adım geri çekiliyor, kollarını iki yana açıyor, yüzünde kocaman bir sırıtış beliriyor ve bir kez daha elini uzatıyor.

Danhausen: Şimdi tokalaşır mıyızhausen?

WWE-CM-Punk-070726-2.jpg


Danhausen elini uzatmış halde bir cevap beklerken CM Punk sonunda ilk net tepkisini veriyor; ama bu bir tokalaşma olmuyor. Punk hiçbir şey söylemeden, yüzündeki o soğuk ifadeyi bile bozmadan Danhausen’ın uzattığı ele sert bir tekme savuruyor ve eli resmen yana itiyor! Seyirciler bu harekete şaşırıyor; çünkü Punk ne sinir patlaması yaşıyor ne de laf ediyor, sadece Danhausen’ın bu ısrarını sert bir şekilde reddediyor. Danhausen eli acıyla geri çekerken Punk bir anda öne atılıyor ve gövdeye sert bir kick, ardından köşeye doğru baskı kurarak oyunun kontrolünü eline alıyor. Punk artık ritmi tamamen kendi istediği yere çekiyor; kısa wrist control, ardından bir side headlock takeover ve yerde Danhausen’ı uzun süre kontrol altında tutuyor. Danhausen birkaç kez kıvrak şekilde kurtulup maçı tekrar ortaya getirmeye çalışıyor; önce ayaklarını kullanıp boşluk yaratıyor, sonra ani bir arm drag ve kısa bir schoolboy hazırlığıyla Punk’ı şaşırtmak istiyor. Fakat Punk her seferinde hızlıca toparlanıyor, acele etmiyor ve tempoyu bilinçli şekilde düşürüyor. Danhausen yine hareketlilik yaratmaya çalışırken Punk bu kez onu iplerden gönderip dönüşte sert bir back elbow ile yere indiriyor. Danhausen ayağa kalksa da bu bölümde üstünlüğü geri alamıyor; Punk sakin, sessiz ve tamamen kontrolü eline almış halde maçı ağırlaştırarak rakibini kendi temposuna mahkûm ediyor.

Byron Saxton CM Punk’ın o tokalaşma talebine böyle cevap vermesi gerçekten beklenmedik oldu. Açıkçası buna pek anlam veremedim.

Will Ospreay Yani dostum, Danhausen olayı fazla zorladı. Bir kere denersin, iki kere denersin ama adam belli ki maç yapmak istiyor; sen hâlâ tokalaşma peşindeysen sonunda böyle bir tekme yersin.

hq720.jpg


Punk tempoyu düşürüp maçı kendi kontrolünde tutmak isterken Danhausen bir anda ritmi bozmayı başarıyor! Punk onu köşeye doğru sürüklüyor ama Danhausen son anda iplerden destek alıp dönüyor ve Punk’ın bileğini yakalıyor. Punk kısa bir tekme daha deniyor, Danhausen geri kaçıyor ve bu kez arm drag ile Punk’ı yere alıyor! Punk hemen ayağa kalkıyor, Danhausen ikinci bir arm drag daha yapıyor ve ardından parmağını Punk’a doğrultup lanet işareti yapıyor. Punk yine yüzünü bozmadan üzerine yürümek istiyor ama Danhausen ani bir drop toe hold ile onu yüzüstü mat’e düşürüyor! Seyirciler Danhausen’ın tekrar oyuna girmesiyle hareketleniyor. Danhausen bu kez fırsatı kaçırmıyor. Punk dizlerinin üzerine kalkarken Danhausen arkasına geçiyor, kısa bir snapmare ile onu oturtuyor ve sırtına sert bir tekme indiriyor! Punk ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen onu yakalayıp Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor. Punk kurtulmak için direniyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama hemen toparlanıyor ve DDT’yi ringin ortasına patlatıyor! VERY EVIL DDT! Punk kafasının üzerine düşüyor, Danhausen hemen üzerine kapanıyor! 1-2-

a03485a11a2b62be-600x338.png


KICKOUT! Danhausen kısa bir an hakeme bakıyor, sonra parmaklarıyla “üçtühausen” der gibi sayıyı göstermeye çalışıyor. Punk ise yerde kalmıyor; dizlerinin üzerine çıkıyor, Danhausen yeniden üzerine gelirken gövdesine sert bir kitchen sink knee indiriyor. Danhausen iki büklüm oluyor, Punk onu bileğinden yakalıyor ve kısa bir short-arm clothesline ile yere indiriyor! Danhausen ayağa kalkmaya çalışıyor ama Punk bu kez onu köşeye sürüklüyor, göğsüne birkaç sert tekme vuruyor ve ardından snap suplex ile ringin ortasına çekiyor. Danhausen yine de tamamen düşmüyor; kıvrılıp bir inside cradle deniyor ama Punk hemen kurtuluyor ve ayağa kalktıkları anda kontrolü tekrar alıyor. Punk bu kez daha sert oynuyor, Danhausen’ın hareketlenmesine izin vermiyor. Önce bir neckbreaker, ardından oturur pozisyondaki Danhausen’ın sırtına sert bir tekme geliyor! Danhausen acıyla doğrulmaya çalışırken Punk birkaç adım geri çekiliyor, yüzünde yine hiçbir ifade yok. Danhausen ayağa kalktığı anda Punk dönerek bacağını savuruyor ve kafasına sert bir roundhouse kick indiriyor! Danhausen mat’e yığılıyor! Punk hemen üzerine kapanıyor! 1-2-

maxresdefault.jpg


Punk, Danhausen’ın omzunu kaldırmasına rağmen kontrolü bırakmıyor. Yerdeki Danhausen’ı kolundan yakalıyor, yavaşça ayağa çekiyor ve bir back suplex için pozisyon alıyor. Danhausen havaya kalkmadan önce ayaklarını yere sabitliyor, Punk’ın belinden kurtuluyor ve bir anda arkasına geçiyor! Punk dönmeye çalışırken Danhausen onu belinden yakalıyor ve German Suplexhausen ile mat’e çakıyor! Punk hemen yana yuvarlanıp ayağa kalkmaya çalışıyor ama Danhausen bırakmıyor. İkinci kez yakalıyor, bu kez Northern Lights Suplexhausen ile köprüye gidiyor! Kickout! Punk omzunu kaldırıyor ama net şekilde yorulmuş durumda. Ayağa kalkmaya çalışırken Danhausen onu tekrar yakalıyor, bu kez kısa bir snap suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Punk sırtını tutarak dönüyor, Danhausen ise hiç durmadan üzerine gidiyor. Punk bir tekme savuruyor ama Danhausen bacağı yakalıyor, onu kendi etrafında döndürüyor ve Very Evil DDT pozisyonuna çekiyor! Punk kurtulmaya çalışıyor, Danhausen bir an dengesini kaybedecek gibi oluyor ama toparlanıyor ve DDT’yi tam ortaya çakıyor! VERY EVIL DDT! Danhausen hemen Punk’ın üzerine kapanıyor! 1-2-

maxresdefault.jpg


Danhausen’ın seri suplexleri ve Very Evil DDT sonrası Punk zor durumda kalıyor ama tuştan çıkmayı başarıyor! Danhausen onu tekrar kaldırmak isterken Punk bir anda gövdeye sert bir knee lift indiriyor ve Danhausen’ı durduruyor. Ardından kolundan yakalayıp onu iplere gönderiyor, dönüşte leg lariat ile yere indiriyor! Danhausen hemen toparlanıp küçük paket denemek istiyor ama Punk bunu okuyup üstünden geçiyor ve sert bir neckbreaker ile oyunu tekrar kendi lehine çeviriyor. Punk bu kez tempoyu yükseltiyor; Danhausen köşeye kaçmaya çalışırken onu yakalıyor, kısa tekmelerle yıpratıyor ve ardından ring dışına gönderiyor! Danhausen apronun önünde sendeleyerek ayakta kalıyor. Punk bir süre ring içinde onu izliyor, yine seyirciye bakmıyor, yine hiçbir reaksiyon vermiyor. Danhausen dışarıda toparlanmaya çalışırken Punk iplerden sekiyor, hız alıyor ve ringin içinden dışarı doğru fırlıyor! SUICIDE DIVE! Punk, Danhausen’ı ring dışında yakalıyor ve ikisi de bariyerlerin önüne doğru savruluyor! Seyirciler büyük bir reaksiyon verirken Punk yerde kısa bir an nefesleniyor, sonra dizlerinin üzerine kalkıyor. Danhausen yerde kalmış durumda, Punk ise onu yeniden ringe sokmak için ayağa kalkıyor. Bu bölümde Punk, Danhausen’ın kaotik ritmini bir kez daha kesmeyi başarıyor.

Byron Saxton: CM Punk tekrar kontrolü aldı! Danhausen biraz önce maçı çevirmişti ama Punk çok sert cevap verdi.

Will Ospreay: Punk’ın olayı bu işte. Adam hiç panik yapmıyor, seyirciye bile bakmıyor; boşluğu görüyor, hızlanıyor ve Bam! Suicide dive!

maxresdefault.jpg


Suicide dive sonrası iki isim de ring dışında yerde kalıyor ama Punk daha hızlı toparlanıyor. Danhausen bariyerlere tutunarak ayağa kalkmaya çalışırken Punk onu yakalıyor ve önce bariyere, ardından apron kenarına sertçe çarpıyor. Danhausen sendeleyerek uzaklaşmak istiyor ama Punk peşini bırakmıyor; kısa bir chop, ardından gövdeye sert bir knee strike ile Danhausen’ı yeniden durduruyor. Hakem ringin içinde saymaya devam ederken Punk sakin bir şekilde Danhausen’ı yerden kaldırıyor, onu ringe doğru sürüklüyor ve apronun altından içeri itiyor. Punk da hemen peşinden ringe giriyor, Danhausen’ın kalkmasını bekliyor ve yine hiçbir duygu göstermeden üzerine yürüyor. Danhausen köşeye doğru çekiliyor, Punk onu yakalamak için öne atılıyor ama Danhausen bir anda patlıyor! Punk tam üzerine gelirken Danhausen sıçrıyor, dizini Punk’ın yüzüne doğru savuruyor ve tüm arenayı ayağa kaldırıyor! VERY NICE VERY KNEEVIL!

images


HAYIR! CM Punk son anda dizini havada yakalıyor ve bu çıkışı tamamen kesiyor! Danhausen tek ayağı üzerinde dengesini bulmaya çalışırken Punk bacağını yana itiyor, gövdeye sert bir tekme vuruyor ve ardından kısa bir snap suplex ile onu tekrar mat’e indiriyor. Danhausen aceleyle ayağa kalkmak istiyor fakat Punk bu kez köşeye sıkıştırıp birkaç sert darbe daha indiriyor. Tempoyu yine kendi istediği noktaya çeken Punk, Danhausen’ı karşı köşeye gönderiyor ve peşinden hızla dalıyor. Köşede önce Shining Wizard oturuyor, Danhausen sendeleyerek öne düşüyor ve Punk hiç durmadan onu yakalayıp ringin ortasına doğru running bulldog ile sürüklüyor! Danhausen yerde hareketsiz kalırken Punk hemen doğruluyor, kısa bir an etrafına bile bakmadan köşeye yöneliyor. İplere tırmanıyor, en üst noktaya çıkıyor ve Danhausen’a doğru aşağı bakarak diving elbow drop için pozisyon alıyor…

41c2d22521f2d8ae-600x338.png


Danhausen tam son anda oturur pozisyona geliyor ve parmağını doğrultuyor.

Danhausen: YOU! ARE! CUR—

Hayır! Danhausen lanetleyemeden CM Punk havadan iniyor ve sözünü diving elbow drop ile kesiyor! Darbenin şiddetiyle Danhausen yeniden sırtüstü yere seriliyor. Punk hemen ayağa kalkıyor, yüzünde yine o soğuk ifadeyle Danhausen’a bakıyor.

CM Punk: Ben zaten lanetliyim.

Ardından hiç oyalanmadan köşeye bir kez daha çıkıyor, dengesini alıyor ve bu kez ikinci kez havalanıp Danhausen’ın üzerine bir diving elbow drop daha bırakıyor!

30fury_punk_gts_mixed--b9551a4d7298971a789de666fea0cbc0.jpg


CM Punk, yerde serili haldeki Danhausen’ı kollarından tutup yavaşça ayağa kaldırıyor! Danhausen’ın ayakta duracak hâli kalmamışken Punk onu bir anda omuzlarına yüklüyor, ringin ortasında dengesini kuruyor ve hiç tereddüt etmeden GO TO SLEEP! diz darbesini tam çeneye oturtuyor! Danhausen çarpmanın etkisiyle mat’e yığılırken Punk hiç vakit kaybetmiyor, hemen üzerine kapanıyor ve hakem saymaya başlıyor! 1-2-

3!

Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Yarı Finale Yükselen: CM Punk

CM-Punk-relishes-a-hard-fought-victory-for-the-WWE-Championship-on-WWE-Raw.jpg


Zil çalıyor ve CM Punk, Danhausen’ı mağlup ederek PGW World Television Championship turnuvasında yarı finale yükseliyor! Hakem Punk’ın elini kaldırmak için yanına geliyor ama Punk hiçbir kutlama yapmıyor; kolunu kısa süreliğine havada tutuyor, sonra hemen geri çekiyor. Seyircilerden gelen reaksiyon yükselirken Punk ne alkışlara ne de yuhalamalara karşılık veriyor. Ringin ortasında sadece kısa bir süre duruyor, yerdeki Danhausen’a bakıyor ve ardından gözlerini kameraya çeviriyor. Yüzündeki ifade değişmiyor; bu onun için kutlanacak bir an değil, sadece tamamlanmış bir iş gibi görünüyor. Ekrana maçın tekrar görüntüleri hızlı hızlı geliyor: Danhausen’ın maç başındaki tokalaşma isteği, Punk’ın buna sert cevabı, Danhausen’ın Very Evil DDT’si, Punk’ın suicide dive’ı, üst üste gelen elbow drop’lar ve sonunda GTS! Tekrarlar bittiğinde kamera yeniden ringe dönüyor. Danhausen hâlâ yerde toparlanmaya çalışırken Punk köşeye yakın bir noktada sessizce duruyor. Hakem galibiyeti anons ederken Punk yine seyircilerle etkileşime girmiyor. Sadece başını hafifçe kaldırıyor, yarı finale yürüdüğünü biliyor ve hiçbir şey söylemeden ringden çıkmaya hazırlanıyor. Kameralar, CM Punk’ın soğuk ve tepkisiz bakışıyla kapanıyor.

4hioqql.gif


ik83vrs.jpg


Ekran netleştiğinde David Finlay, Gabe Kidd ve Hook kameranın tam karşısında duruyorlar. Ama bu seferki öfke, daha önce gördüklerimize hiç benzemiyor; adeta gözlerinden ateş püskürüyorlar. Finlay, merceğe o kadar çok yaklaşıyor ki nefesi ekranı buğulandırıyor.

fll1c8k.jpg


David Finlay: Rock... Kendini bu şirketin sahibi, bu sektörün tanrısı, bu ringlerin kutsal büyük şefi sanıyorsun değil mi? Ama sen aslında düzenbaz bir orospu çocuğundan başka bir şey değilsin. Arkadan vuran, tırnaklarını geçirebileceği ilk fırsatta herkesi, her şeyi satabilecek adi bir kahpesin! Kurduğun o imparatorluk, arkasına saklandığın o şanlı soy ağacın... Hepsi koca bir yalan. Ailenden tut, o buraya torpille soktuğun yosma kızına kadar hepiniz... Hepiniz bu aciz sistemin birer parçasınız! Bizimle oyun oynayabileceğini mi sandın bunak?

Finlay eliyle kamerayı yan tarafa doğru sertçe çeviriyor. Kadraja giren görüntü arenayı anında buz kestiriyor: Seth Rollins tanınmaz halde.

lwdi977.jpg


Gabe Kidd, Rollins’in saçlarından kavrayıp kafasını hoyratça kameraya doğru kaldırıyor.

Gabe Kidd: Ama neyse ki... Ne kadar pislik bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz ve bizim için her zaman bir "plan b" vardır. Sana güvenmiştik Rock. Ama sen bizi ilk virajda yüzüstü bıraktın.

Gabe Kidd, kel kafasından süzülen terleri elinin tersiyle silip elindeki ağır demir muştayı Rollins'in tam şakağına dayıyor.

a7xwbh5.jpg


Hook: Bu sefer eşeği sağlam kazığa bağladık, Rock. Önce o kağıtlar imzalanacak, bizim hak ettiğimiz o resmi kontratlar masaya inecek, ancak ondan sonra Seth'i canlı alabileceksin. Eğer o ringe şimdi, şu saniye çıkmazsan... Gabe'in elindeki bu muşta saniyeler içinde öyle bir darbe vuracak ki, Seth Rollins bir daha bırakın bu ringe çıkıp güreşmeyi, hayatı boyunca kendi başına ayağa bile kalkamayacak! Seçimini yap bunak... Kibrin mi, yoksa ellerinde kanı duran adamın hayatı mı?


1gz5hbx.jpg


The Rock girişte! Buradan itibaren Midnight Purge'ün ekranı kapanıyor.

knl1u2j.jpg


Rock çok sinirli gözüküyor. Hiçbir taunt yapmadan iplerin arasından ringe dalıyor.

q461hkb.jpg


Mikrofonu elinin tersiyle itiyor ve doğrudan ring kenarında duran resmi görevliye eliyle çok sert, geri dönüşü olmayan bir işaret yapıyor.

f4wqvvx.jpg


Görevli ringe geliyor ve elindeki üç resmi PGW kontrat klasörünü Rock'a teslim ediyor. Rock, klasörleri tek tek havaya kaldırıp ringi çevreleyen tüm kameralara, tüm dünyaya net bir şekilde gösteriyor. Ardından cebinden çıkardığı kalemi dişleriyle açıyor ve kontrata bakıyor...

998rhle.jpg


ATTI! İMZALARI ATTI! MIDNIGHT PURGE ARTIK RESMİ OLARAK PRESTIGE GRAND WRESTLING'DE!

43j2fog.jpg


Kamera, ringin zeminine fırlatılan kontratların üzerindeki isimleri yakın çekimle gösteriyor: David Finlay, Gabe Kidd ve Hook... The Rock direkt olarak öfkeli şekilde ringi terk etmek üzere...


rtcyfru.jpg


MAY GOD BE WITH YOU ALL...

54aywkq.jpg


Orospunun öz oğulları, bant kayıt oynatmışlar. Aslında arenadalarmış. The Rock bunu anladıktan sonra ringde mikrofonu bırakıp kafasını öne eğiyor ve öylece bekliyor. Bu sırada David Finlay, Gabe Kidd ve Hook ringin etrafını saracak gibi oluyor. Müzik kesiliyor. Üçlü, spiker masasındaki Michael Cole'u gözüne kestiriyor.

qlnlsah.jpg


Rock ringde beklerken bu oeler, şirketin emektarı Michael Cole'un yanına gidip onunla bildiğiniz taşak geçmeye başlıyorlar. Anasını kaldırım taşının üstünde siktiklerim. Şirketin başına mülteci gibi bela oldular. Bu sırada Rock ringde gömleğinin kollarını sıyırmaya başlıyor. Girişte güvenlik görevlileri görünse de onlara eliyle "git" işareti yapıyor. Triplere bak. Koparma be ihtiyar. Doğru yaptığı tek bir şey yok. Bu güvenlik görevlileri zaten haftalardır dayak yemek için varlar amına koyayım. Gelseler bile işe yaramazlar. Her neyse. Bu üç oe, Cole ile uğraşmayı bırakıp ringin etrafını sarıyor...
,
qhxmmk9.jpg


İçeri giriyorlar. Rock hiç geri adım atmıyor. MP'den, David Finlay öne çıkıp Rock ile kafa kafa geliyorlar. Birbirlerinin nefesini hissediyorlar. Hook ve Gabe Kidd ise Rock'ın önünü ve sağ tarafını iyice sarıyor.

53hw170.jpg


DAVID FINLAY, THE ROCK'IN ELİNDEKİ MİKROFONU SERTÇE SÖKÜP ALIYOR! BU OROSPU ÇOCUKLARI İŞİN BOKUNU İYİCE ÇIKARIYOR! Fakat Dwayne, hiçbir tepki vermiyor! Finlay kameraya doğru giderken arkasından Gabe Kidd ve Hook'da geliyor. Rock hiç ringe yokmuşçasına, MP üçlüsü kameraya doğru bakmaya başlıyor. David Finlay mikrofonu yavaş yavaş ağzına doğru götürüp sayıklıyor:

mc4oevg.jpg


David Finlay: May god be with you all.

4hioqql.gif



maxresdefault.jpg


Shelton Benjamin’in müziği arenada çalmaya başlıyor ve kısa süre sonra Shelton Benjamin stage’de beliriyor. Girişte bir an duruyor, etrafındaki reaksiyonu dinliyor ve şarkının ritmine göre başını hafifçe sallayarak ringe doğru yürümeye başlıyor. Yüzünde sakin ama kendinden emin bir ifade var; acele etmiyor, panik yok, gösteriş yok. Shelton her adımında tecrübesini ve rahatlığını hissettirerek rampadan ilerliyor. Ringin önüne geldiğinde kısa bir süre durup köşeye bakıyor, ardından çelik merdivenlere yöneliyor. Yavaşça basamakları tırmanıyor, aprona çıkıyor ve oradan top rope’a yükseliyor. Seyircilerin tepkisi artarken Shelton dengesini kuruyor, ringin içine ve tribünlere doğru bakıyor. Sonrasında kendine has tauntunu yapıyor ve bu maç için ne kadar hazır olduğunu gösteriyor. Ardından kontrollü şekilde ringe iniyor, köşesine geçiyor ve rakibini beklemeye başlıyor.


hq720.jpg


ROH Şampiyonu MJF, stage’de beliriyor. Kollarını iki yana açıp arenadaki reaksiyonu kısa bir süre üzerine çekiyor, ardından ağır ve kendinden emin adımlarla ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Kendisine yaklaşan kameralara doğru bakıyor ve Rush'la işinin bitmediğini, bu turnuvanın sonrasında onun işini bitireceğini söylüyor. Ringe girmeden önce de ceketini yavaşça çıkarıyor ve bu sırada yanındaki ROH Dünya Şampiyonluğu’na kısa bir bakış atıyor. MJF kemerini son kez süzdükten sonra çelik merdivenlere yöneliyor. Merdivenlerden çıkıp aprona geçiyor ve paralel iplerin arasından ringe giriyor. Köşesine geçerken hakem son kontrolleri yapıyor.

İki isim hazır olduğunda hakem işareti veriyor ve maç başlıyor.

PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
MJF vs. Shelton Benjamin


maxresdefault.jpg


İkili birbirlerine yavaşça yaklaşıyor. MJF hızla Shelton'ın koltuk altının arasından geçiyor ve seri bir Headlock'a alıyor. Kafasını tokatlıyor fakat Shelton, hızla MJF'i iplere doğru itiyor. MJF gelişine bir Shoulder Block! Ardından seri Tuş deniyor. 1... Shelton direkt atıyor. MJF hemen Shelton kalkmaya çalışırken Side Headlock'a alıyor. Shelton yavaşça kalkıyor. Ardından kilidi çözüyor ve kolundan çevirip MJF'i Armlock'la kitliyor. Sonrasında kafasına üst üste tokatlar! MJF sinirlenip rastgele bir dirsek sallasa da Shelton bundan eğiliyor. Ardından seri bir şekilde Headlock'a alıyor. MJF onu üstünden itiyor. Shelton hızla iplerden sekiyor. Shoulder B.. Hayır! MJF aniden bir Hip Toss fakat hayır! Shelton bunu tersine çeviriyor ve Hip Toss'la MJF'i yatırıyor. MJF hızla ayaklanıyor ve bir anda Shelton'a doğru fırlıyor fakat Shelton aniden bir Hip Toss daha! MJF sersemleyerek kalkıyor. Shelton bir tekme sallıyor. MJF bu tekmeyi tutuyor fakat Shelton aniden bir DRAGON WHIP!! MJF sersemleyerek ring dışına düşüyor!!

Byron Saxton: MJF maçın başında çok hızlı ve kurnaz başladı; side headlock’larla Shelton’ı kontrol etmeye çalıştı ama Shelton Benjamin’in tecrübesi hemen devreye girdi. O hip toss serisi ve ardından gelen Dragon Whip, MJF’in ritmini tamamen bozdu!

Will Ospreay: Aynen dostum, MJF akıllı başladı ama Shelton’a karşı fazla rahat davrandı. Shelton’ın bacağını yakaladığını sanıyorsun, sonra bir anda Dragon Whip geliyor ve kendini ring dışında buluyorsun!

mjf-suplexes-tanahashi.jpg


Shelton hızla aprona geçiyor ve ARABIAN PRESS MOONSAULT ile MJF'in üstüne uçuyor! Sonrasında yerde hunharca MJF'i yumrukluyor! Ardından kaldırıyor ve saçından tutarak MJF'in kafasını aprona vurmaya başlıyor. Bir süre vurduktan sonra tutuyor ve Powerbomb'a alıyor! MJF'i tutup Aprona Powerbomb'la çakmak için hazırlanıyor! Fakat o da ne!? MJF bir anda Back Body Drop! Shelton'ı aprona çakıyor. Shelton sırtını tutarak acıyla kıvranmaya başlıyor! MJF, Shelton'ı ringe sokuyor. Sonrasında kolundan ve bacağından tutup ring dışına çekiyor ve Countı sıfırlıyor. Ardından ring dışında yerde hızla stomplar vurmaya başlıyor. Sonrasında kafasından tutup kaldırıyor ve hızla Çelik Merdivene fırlatıyor! Sonrasında kolundan tutarak kaldırıyor ve yavaşça ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Shelton'ı köşeye sabitliyor ve seri yumruklarla devam ediyor. Birkaç seri yumruktan sonra Top Rope'a çıkartıyor. Ardından kendisi de çıkıyor ve SUPERPLEX! Shelton'ı ring matına çakıyor! Ardından hızlı bir Tuş denemesi 1... 2...

KICKOUT!

Bridge+German+Suplex.gif
Superkick+2.gif


MJF ipleri tutarak yavaşça kalkıyor ve Shelton'ın bacağına bacağına stomplar vurmaya başlıyor. Sonrasında hızla çeviriyor ve ANKLE LOCK! SHELTON ACIYLA KIVRANIYOR! SHELTON PES Mİ E... HAYIR! SHELTON MATTAN DESTEK ALIP BİR TAKLA ATARAK İŞİ TERSİNE ÇEVİRİYOR! SHELTON'DAN BİR ANKLE LOCK! MJF ACIYLA KIVRANIYOR! MJF PES Mİ EDECEK!? MJF HIZLA İPLERE SÜRÜNÜYOR! FAKAT SHELTON, MJF'İ GERİ GERİ ÇEKİYOR! İPTEN UZAKLAŞTIRIYOR! O DA NE!? BİR ANDA BIRAKIYOR VE BRIDGING GERMAN SUPLEX! TUŞ! 1... 2... KICKOUT! MJF BU KICKOUT SONRASI DİZLERİNİN ÜSTÜNDE KALIYOR! SHELTON'DAN SAĞLAM BİR SUPERKICK! TAM SURATININ ORTASINA! MJF SERSEMLİYOR! SHELTON BİR TANE DAHA GEÇİRİYOR!

Byron Saxton: MJF çok akıllıca Shelton’ın bacağına çalıştı ve Ankle Lock’u bağladı ama Shelton Benjamin’in ring zekâsı inanılmaz! Önce kilidi tersine çevirdi, sonra MJF’i iplerden uzaklaştırıp Bridging German Suplex’e geçti!

Will Ospreay: Shelton burada seviye gösterdi dostum. Adam submission’dan suplex’e aktı, üstüne iki tane Superkick’i MJF’in suratına çaktı! MJF şu an sadece maçı değil, nerede olduğunu bile anlamaya çalışıyor olabilir.

Bridge+Northern+Lights+Suplex.gif


FAKAT O DA NE!? MJF HAYIR DİYOR! BU SUPERKICK'E DİRENİYOR! SHELTON BİR TANE DAHA ATIYOR! FAKAT MJF BU SEFERKİNİ HAVADA YAKALIYOR! SHELTON İSE SAĞLAM BİR DRAGON WHIP! MJF İPTEN SEKİYOR VE SAĞLAM BİR SUPERKICK! SHELTON BUNUN ÜSTÜNE SERSEMLİYOR! SONRASINDA İKİLİ KARŞILIKLI SUPERKICK! İKİSİ DE MATI ÖPÜYOR! HAKEM SAYIYOR! 1... 2... 3.... 4... 5... 6.. 7... 8... İkili karşılıklı ipleri tutarak kalkıyor. İpleri tutarak yorgunca birbirlerini süzüyorlar. Sonrasında birbirlerine hızla koşuyor ve deli gibi yumruklaşmaya başlıyorlar! İkisi de soluklanmadan deli gibi yumruklar savuruyorlar! MJF üstünlük kurar gibi oluyor sonrasında tutuyor ve Double Underhook'a alıyor. Fakat o da ne!? SHELTON ANİDEN BRIDGE NORTHERN LIGHTS SUPLEX! 1... 2...

KICKOUT!

Roll-Up.gif


Shelton, şaşkın bir şekilde hakemle kısa süre konuşuyor. Ardından yeniden MJF'e yöneliyor ve sert bir Belly to Belly Suplex! MJF boynunun üzerine düşüyor! Shelton hiç vakit kaybetmiyor, ayağa kaldırıyor ve bir Bridging German Suplex daha! Tuş! 1... 2... KICKOUT! Shelton iki elini başına götürüyor. Buna inanamıyor! Hakem iki olduğunu işaret ediyor. MJF doğrulmaya çalışırken Shelton bu kez acımıyor. Sert tekmeler, yumruklar... Ardından köşeye gönderiyor. Hızla üzerine koşuyor ve Step-Up Knee! MJF olduğu yere yığılıyor. Shelton rakibini kaldırıyor. PAYDIRT!! Tam isabet! Tuş! 1... 2... KICKOUT!! Salon bir anda ayağa kalkıyor! MJF son anda omzunu kaldırıyor! Shelton büyük şaşkınlık yaşıyor. Shelton derin bir nefes alıyor. "Bu iş burada bitecek." der gibi kafasını sallıyor. MJF'i tekrar ayağa kaldırıyor. Bir Paydirt daha için hızla koşuyor! PAYDIRT... HAYIR!! MJF son anda kenara sıyrılıyor! Shelton dengesini kaybettiği anda MJF geçen hafta yaptığı gibi bir anda rakibini Roll-Up pozisyonuna alıyor! 1... 2...

HAYIR!! Shelton bu kez son anda kurtuluyor! İkili aynı anda ayağa fırlıyor!

MJF hiç vakit kaybetmiyor. PAYDIRTTTTTT!!!! Shelton'ın kendi bitirici hareketi! Arena yıkılıyor! Shelton sersemlemiş halde ayakta kalmaya çalışırken MJF son gücüyle rakibini tutuyor ve Suplex pozisyonuna alıyor.

BRAINBUSTERRRRRRR!!!! Doğrudan ringin ortasına! Hakem sayıyor! 1... 2...

3!!!

Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Yarı Finale Yükselen: MJF

mjf-3.jpg


MJF uzun süre yerden kalkamıyor. Hakem hemen yanına gelip durumunu kontrol ediyor. MJF bir eliyle mat’e tutunarak güçlükle dizlerinin üzerine doğruluyor; Shelton’ın darbelerinin etkisi hâlâ yüzünden okunuyor. Nefes almakta zorlanıyor ve bir süre köşeye yaslanarak kendine gelmeye çalışıyor. Hakemin yardımıyla ayağa kalkıyor, bunu istemiyormuş gibi görünse de dengede kalmakta zorlandığı belli. Son gücüyle köşeye çıkıyor ve ROH Dünya Şampiyonluğu’nu havaya kaldırarak galibiyetini kutluyor. Seyircilerin reaksiyonu yükselirken MJF kemeri yukarıda tutuyor ama ayakta bile zor durduğu her hâlinden belli oluyor.

shelton-benjamin-is-still-a-bad-man-v0-ub0fhqcs084g1.jpg


Diğer tarafta Shelton Benjamin yavaşça doğruluyor. Hakem yanına gelip yardım etmek istiyor ama Shelton bunu kabul etmiyor. Bir eliyle iplerden destek alıyor, derin bir nefes alıyor ve kendi gücüyle ayağa kalkıyor. Yorgun, yıpranmış ama gururundan hiçbir şey kaybetmemiş görünüyor. Shelton son bir kez ringe, ardından köşede kemerini kaldıran MJF’e bakıyor. Bu bakışta öfke de var, hayal kırıklığı da; ama en çok da “bu iş burada bitmedi” hissi var. Hiçbir şey söylemeden ringden çıkıyor ve ağır adımlarla arka alanın yolunu tutuyor. Kameralar bir yanda köşede nefes nefese ROH Dünya Şampiyonluğu’nu havaya kaldıran MJF’i, diğer yanda sessizce uzaklaşan Shelton Benjamin’i aynı anda gösteriyor. MJF kazanmış, Shelton kaybetmiş olabilir; ama ikisi de bu maçtan hasar almış durumda. Bu görüntü eşliğinde ekran yavaşça kararıyor.

4hioqql.gif

8PeYbMd.png


Ring içerisinde gerçekleştirilen maçın ve akabinde yaşananların ardından kapanan kameralar, saniyeler içerisinde yeniden açılıyor ve Prestige Grand Wrestling’in sunduğu PAYBACK #106 şovu kaldığı yerden devam ediyor. Objektifimize yansıyan görüntülerin, şovun gerçekleştirildiği arenadan gelmediğini anlamamız uzun sürmüyor. Karşımızda Miami County Jail isimli ceza infaz kurumu bulunuyor. Yapının dış cephesi birkaç farklı açıdan görüntülendikten sonra kameralar bu kez içeriye geçiyor. Mahkûmların ziyaretçileriyle görüştüğü, kalın cam bölmelerle ikiye ayrılmış sade ve soğuk bir görüşme alanındayız. Yan yana sıralanan kabinlerin her iki tarafında da duvara sabitlenmiş telefon ahizeleri bulunurken, kabinlerden birinde bizler için oldukça tanıdık iki ismin karşı karşıya oturduğunu görüyoruz. Bunlar—

Bunlar Carlito ile Finn Bálor’dan başkası değil! Cam bölmenin iki tarafında karşı karşıya oturan ikili, kulaklarına dayadıkları telefon ahizeleri aracılığıyla birbirleriyle konuşuyor. Carlito’nun yüzüne baktığımızda yaşadığı acının ve içinde bulunduğu durumun ağırlığının izlerini rahatlıkla görebiliyoruz. Finn ise karşısında mümkün olduğunca soğukkanlı kalmaya çalışsa da sert bakışlarından ve huzursuz tavırlarından oldukça gergin bir ruh hâli içerisinde olduğu anlaşılıyor. Aralarındaki kısa sessizliğin ardından kameralar ikiliye biraz daha yaklaşıyor ve biz de doğrudan konuşmalarına kulak misafiri oluyoruz!

yM842zN.png


Finn Bálor: Nasıl hissediyorsun? Sana burada iyi davranıyorlar mı? Bir şeye ihtiyacın var mı?

Carlito: Ne kadar mutlu olabileceksem o kadar mutluyum- hayır, kötüyüm ese. Sadece bu lanetin üzerimden kalktığı günün gelmesini bekliyorum.

Finn Bálor: Zaten yeterince şeyle uğraşıyorsun. Ama sana daha en başından bu bahis işlerinden uzak durmanı söylemiştim Carlito. Mr. Mertens gibi bir adama bulaşmanın sonunun iyi olmayacağını ikimiz de biliyorduk. Keşke beni dinleseydin... Belki şu an burada olmazdın. (Finn derin bir nefes alıp ahizeyi kulağına biraz daha bastırıyor) Ama ben bunun üzerinde pek durmuyorum adamım, oldu ve bitti- biz hukuksal anlamda elimizden geleni yaptık. Yine de insanların olanları anlatış biçimi beni rahatsız ediyor. Senin başına gelenleri kullanıp dönüp beni vuruyorlar. Sanki seni ben bu işe sokmuşum, sanki seni ben buraya düşürmüşüm gibi. Kimse seni buradan çıkarmak için avukatlara ödediğim paraları konuşmuyor. Ve daha önemlisi— kimse seni kaç kez uyardığımı konuşmuyor, kimse kendi kararlarını verdiğini hatırlamıyor. Herkes yalnızca benim ismimi bu hikayenin içerisine çekmek istiyor. (Finn’in bakışları kısa süreliğine sertleşse de sesi hâlâ sakinliğini koruyor) Önceliğim seni buradan çıkarmak. Bunu bilmeni istiyorum. Ama dışarıda oluşan bu algının da böyle devam etmesine izin veremem. Kaybetmeye devam edemeyiz.

Carlito cama biraz daha yaklaşıyor. Ahizeyi kulağına bastıran eli hafifçe titrerken, diğer elini camın üzerine koyuyor. Birkaç saniye boyunca Finn’in yüzüne bakıyor ama konuşmaya başladığında gözlerini kaçırıyor. Sesinde öfkeden çok yorgunluk, yorgunluktan da fazla çaresizlik var- ondan dinliyoruz!

H7gXFTc.png


Carlito: Burada zaman farklı akıyor adamım. Dışarıda bir gün nedir? Uyanırsın, bir yerlere gidersin, birileriyle konuşursun… Akşam olur. Burada öyle değil. Burada her dakika sana nerede olduğunu hatırlatıyor. Her kapı sesi, her ayak sesi, her anahtar sesi… Bir anlığına "Belki benim için geldiler." diyorsun. Sonra kapı başkası için açılıyor. Sen yine aynı yerde kalıyorsun. Carlito dudaklarını birbirine bastırıyor. (Konuşmayı sürdürmeden önce derin bir nefes almaya çalışsa da nefesi yarıda kesiliyor) Ben güçlü görünmeye çalışıyorum. Buradaki adamlara, gardiyanlara… Kendime. Her sabah kalkıp "Bugün de geçecek." diyorum. Ama bazı geceler gerçekten geçmiyor, adamım. Bazı geceler duvarlar biraz daha yaklaşıyor. Tavan biraz daha alçalıyor. Gözlerimi kapatıyorum ve hâlâ ringin ışıklarını görüyorum. Seyircilerin sesini duyuyorum. Sonra gözlerimi açıyorum… Ve yalnızca bu duvarlar var. (Carlito başını kaldırarak Finn’in gözlerinin içine bakıyor) Ben buradan çıkmak istiyorum. Bunu anlamanı istiyorum. Yalnızca bu davanın bitmesini değil… Buradan çıkıp yeniden nefes almak istiyorum. Bir kapıyı açarken arkamdan kilitlenmeyeceğini bilmek istiyorum. İstediğim zaman dışarı çıkmak, istediğim yemeği yemek, kendi yatağımda uyumak istiyorum. Lanet olsun, insanların bana nasıl baktığını bile özledim. Burada kimse Carlito’ya bakmıyor. Burada yalnızca bir numara görüyorlar.

Finn Bálor: Sakın moralini bozma dostum benim. Her zaman bir yarın olmaya devam edecek ve şunu da bil- yalnız değilsin ve buradan çıkacaksın.

Carlito: Çıkacağıma inanmak istiyorum. Bazen gerçekten inanıyorum. Sonra bir avukat geliyor, iki tane hukuk terimi söylüyor, “Süreç devam ediyor.” deyip gidiyor. Herkes süreçten bahsediyor. Ama o süreç onların hayatını yemiyor Finn. Benimkini yiyor. Her geçen gün benden bir şey alıyor. Ne kadar daha burada kalırsam, çıktığımda geriye ne kalacağını bilmiyorum. O yüzden bana mücadeleye devam edeceğini söyle. Daha fazlasını yap. Başka bir avukat bul. Daha iyi birini bul. Dosyayı açıp gerçekten okuyacak, beni burada unutmayacak birini bul. Bana daha fazla avukat lazım Finn. Bana sözlerle gelen biri değil; beni buradan çıkarmak için savaşacak biri lazım. (Carlito’nun gözleri dolsa da ağlamasına izin vermiyor. Ahizeyi daha sıkı kavrıyor) İnsanların senin hakkında ne söylediğini anlıyorum. Gerçekten anlıyorum. Ama dışarıdaki insanların sesleri buraya kadar gelmiyor. Buraya yalnızca senin sesin geliyor. Bu telefonun diğer ucunda senden başka kimsem yokmuş gibi hissediyorum. O yüzden bana dışarıdaki savaşın ne kadar zor olduğunu anlatma. Ben buradaki savaşı tek başıma veriyorum. Beni burada bırakma ese. Ne Mertens’e, ne o insanlara, ne de bu lanet yere beni bırakma. Mücadeleye devam et. Parayı düşünme, insanların ne dediğini düşünme… Sadece beni buradan çıkar. Ben eve gitmek istiyorum.

pnTDbtn.png


Finn’in yüzü Carlito’nun söylediklerini dinledikçe iyice kasılıyor. Çenesini sıkıyor, gözlerini birkaç saniyeliğine aşağı indiriyor ve ardından yeniden Carlito’ya bakıyor. Ahizeyi kulağına daha sıkı bastırırken ses tonu sakin fakat artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar kesin. Ondan dinlemeye başlıyoruz.

Finn Bálor: Seni burada bırakmayacağım. Bunu kafandan çıkar. Başka bir avukat gerekiyorsa başka bir avukat bulacağım. Daha fazla para gerekiyorsa ödeyeceğim. Ne gerekiyorsa yapacağım ve seni buradan çıkaracağım. (Finn cama biraz daha yaklaşıyor) Ama beni iyi dinle dostum. Bu kapıdan çıktığın andan itibaren bazı şeyler değişecek. Çünkü buraya nasıl düştüğünü ikimiz de biliyoruz. Sana uzak durmanı söyledim, beni dinlemedin. Sana o adamlara güvenmemen gerektiğini söyledim, yine kendi bildiğini yaptın. Sonunda sen bu camın arkasında kaldın… Ben de dışarıda senin bıraktığın parçaları toplamaya çalışıyorum. (Carlito garipsiyor) Seni çıkardığımda bunu bir daha yaşamayacağız. Bundan sonra benim sözümden çıkmayacaksın. Sana bir şeyden uzak durmanı söylersem uzak duracaksın. Birine güvenme dersem güvenmeyeceksin. Çünkü ben senin düşmanın değilim. Seni bu duruma sokmaya çalışan insanlardan korumaya çalışan tek kişi benim. Bazen bunu senden daha iyi bildiğimi kabul etmen gerekiyor. (Finn parmağını cama doğru uzatıyor ve bakışlarını Carlito’nunkilere kilitliyor) Senin buradan çıkacağına inanmanı istemiyorum yalnızca. Bunu bilmeni istiyorum. Çünkü ben vazgeçmediğim sürece bu iş bitmiş değil. Sen de vazgeçmeyeceksin. O kapı her açıldığında senin için geldiklerini düşünmeye devam et. Bir gün gerçekten senin için açılacak. Ve o gün geldiğinde, dışarıda seni bekleyen kişi ben olacağım. Ama bu seni son görüşüm değil ya Carlito?

Carlito hızlıca lafa giriyor. Finn’in son sözlerini farklı anlamış gibi, ahizeyi iki eliyle kavrayarak cama iyice yaklaşıyor. Sesindeki telaş, az önce göstermeye çalıştığı bütün soğukkanlılığı bir anda dağıtıyor.

LHaUFVa.png


Carlito: Çocuklarımı yeniden görebilmek için ne gerekiyorsa yaparım amigo. Karıma yeniden sarılabilmek için her şeyi yaparım. Paramı alabilirler. Satın aldığım şirketi almış olabilirler. Kariyerimi, adımı, bugüne kadar kazandığım her şeyi de alabilirler. Hiçbiri umurumda değil artık. (Carlito’nun sesi giderek titremeye başlarken gözlerini Finn’den ayırmıyor) İnsan dışarıdayken sahip olduğu şeylerin sonsuza kadar orada kalacağını sanıyor. Çocuklarının sesini yarın da duyacağını, karısının yüzünü istediği zaman görebileceğini düşünüyor. Sonra bir kapı kapanıyor… Sahip olduğun her şey bir anda senden kilometrelerce uzakta kalıyor. Burada kimse Carlito’nun kim olduğunu umursamıyor. Ne kadar param olduğunu, hangi şirketi aldığımı, kaç maça çıktığımı kimse umursamıyor. Ben de artık umursamıyorum.

Finn Bálor: Anlıyorum.

Carlito: Ben sadece buradan çıkmak istiyorum. Her gün o avluya çıkıp, duvarların tepesinden görünen küçücük gökyüzü parçasına bakmaktan bıktım. Gökyüzünü görmek için izin istemekten bıktım. Birkaç dakika sonra tekrar içeri sokulacağımı bilerek nefes almaktan bıktım. Ben gökyüzünü bir duvarın üzerinden görmek istemiyorum, Finn. Başımı kaldırdığımda önümde hiçbir şey olmasın istiyorum. (Carlito’nun gözleri dolarken, kelimelerini güçlükle tamamlıyor) Bana her şeyimi kaybedeceğimi söyleseler bile kabul ederim. Yeter ki çocuklarımın karşısına yeniden çıkabileyim. Yeter ki karım bana bir camın arkasından bakmak zorunda kalmasın. Yeter ki bir gün bu ahizeyi yerine bırakıp, arkamdaki kapının benim için açıldığını duyayım. Beni buradan çıkar, adamım. Sonrasında ne söyleyeceksen söyle, ne yapmamı isteyeceksen iste… Ama önce beni aileme geri götür.

Finn boğazını temizledikten sonra birkaç saniye boyunca konuşmuyor. Carlito’nun cama yasladığı eline, ardından gözlerinin içerisine bakıyor. Sesini yeniden duyduğumuzda az önceki sertliğinden eser yok; karşısındaki adamı sakinleştirmeye çalışan eski dostu gibi konuşuyor.

JpaaW5M.png


Finn Bálor: Eskiden böyle değildik, hatırlıyor musun? Birimizin başı belaya girdiğinde diğerimiz soru sormadan yanında dururdu. İnsanlar üzerimize geldiğinde sırtımızı birbirimize yaslardık. Ben hâlâ o adamım. Hâlâ senin yanında duran kişiyim. Fakat bu kez beni dinlemen gerekiyor. Seni buradan çıkarabilmem için dışarıdaki işleri bana bırakacaksın. Sen de burada başını eğmeden, kimseye bulaşmadan ve yeni bir sorun yaratmadan bekleyeceksin. Sadece bekleyeceksin. (Carlito ağır ağır başını sallıyor. Finn’in söyledikleri, uzun zamandır ilk kez yüzündeki korkunun biraz olsun azalmasını sağlıyor) Bu hikayenin böyle biteceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Carlito’nun sonu dört duvarın arasında olmayacak. İnsanlar seni yeniden görecek. Çocukların, babalarının eve döndüğünü görecek. Sen de yeniden o ışıkların altında duracaksın. Yalnızca biraz daha dayanacaksın amigo. İçeride geçen her gün seni o kapının açıldığı güne biraz daha yaklaştırıyor. (Finn’in dudaklarının kenarında küçük bir tebessüm beliriyor. Carlito bunu, kendisine moral vermeye çalışan dostunun sıcak bir gülümsemesi olarak yorumluyor. Ancak Finn konuşmaya devam ettikçe tebessümü yavaş yavaş genişliyor) O zamana kadar kendine dikkat et. İyi beslen, güçlü kal ve kimsenin seni kışkırtmasına izin verme. Koridorlarda gözünü açık tut. Avluda kiminle konuştuğuna dikkat et. Duşlarda da eşyalarını ortalıkta bırakma… Tamam mı dostum benim?

Bir süre sessiz kaldıktan sonra vedalaşmak üzere ayağa kalkıyor ve son sözlerini sarf ediyor...

Finn Bálor: Şimdi hapishane köşelerinde ne yaparsan yap… Ama sakın ola ki başına ne gelirse gelsin, sabunu düşüreyim deme.

Finn arkasına dönerek uzaklaşmaya başlarken, Carlito'nun kafasını kaldırmadan sadece önüne baktığını görüyoruz- düşünceli görünüyor.

WRESTLEMANIA Ⅲ - SUNDAY
T-MOBILE PARK
SEATTLE, WASHINGTON


Carlito: Hasiktir... Emin misin? Yanında durmamı ister misin cabron?

Finn Bálor: Hayır, hayır... Git ve tadını çıkar. Seni son görüşüm değil ya?

Carlito onu kendine sıkıca çekiyor ve bir kere daha sarılıyor. Sonrasında Finn ile vedalaşıyorlar. Carlito şarkı söyleyerek koridorda ilerlemeye devam ediyor, otoparka kadar geliyor.

IMuegkF.png


Carlito: İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda
Kırdılar yüreğimi, kırdılar azarlarla
Sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla
Ben yandım, siz yanmayın Allah aşkına...


Şarkı söylemeyi bırakıp mırıldanma sekansına geçiyor şimdi de. Şimdi arabasına binmeden kemerini omuzundan alıp güzelce inceliyor. Fakat bir terslik var çünkü yansımaya baktığında arkasında birilerini görüyor!

ÜSTÜNE POLİSLER YIĞILIYOR— WHAT?

XLmFwR6.png
jHAk0lW.png


Polis: Carlos Edwin Colón, paravan bahis şirketi kurmaktan ve kendi maçına yasa dışı bahis oynamaktan göz altına alınıyorsun. Sessiz kalma hakkına sahipsin. Söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhine delil olarak kullanılabilir. Sorgulama sırasında bir avukatla görüşme ve avukatı yanında bulundurma hakkına sahip-

kmZNFOg.png


Carlito: HEY! NE SAÇMALIYORSUNUZ, HUH? BEN DÜMDÜZ BİR PROFESYONEL GÜREŞÇİYİM, HEM BEN ŞAMPİYONUM ESE!

"Onu No Way Out gecesi 841.00 oranlı "Carlito, Leg Drop ile kemeri kaybeder" bahisini oynamadan önce düşünecektin. Şimdi hapishane köşelerinde ne yaparsan yap, o sabunu sakın düşüreyim deme tamam mı?"

wd9QU0q.png
rjhBdDU.png


SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.
SAKIN OLA Kİ, BAŞINA NE GELİRSE GELSİN, SABUNU DÜŞÜREYİM DEME.


rCy40gc.png


Carlito: Sikeyim.

Bu söz, Carlito’nun zihninde yankılanıp duruyor. Bir anda yüzündeki ifade donarken, sanki etrafındaki bütün sesler kesiliyor. Gözlerinin önünden tutuklandığı gece geçiyor; üzerine kapanan polisler, kollarının arkaya kıvrılışı, yere bastırıldığı an ve etrafında yükselen bağırışlar, kopuk kopuk görüntüler hâlinde yeniden canlanıyor. O sırada benzer bir sözü duyduğunu da hatırlıyor. O anlarda anlayamadığı bazı ayrıntılar şimdi zihninde birbirine bağlanmaya başlıyor- Finn’in biraz önceki gülüşü, kullandığı kelimeler ve yıllardır söylediği bazı şeyler aynı noktada birleşiyor. Carlito başını yavaşça kaldırıyor, bakışlarını camın diğer tarafındaki Finn’e kilitliyor ve sesi öfkeden çok sarsılmış bir fark edişle çıkıyor!

Carlito: Bunu... Yapan sendin! (Ayağa kalkıyor) OROSPU ÇOCUĞU!

pKmmgmE.png


CARLITO’NUN SÖZLERİ AĞZINDAN ÇIKAR ÇIKMAZ YERİNDEN FIRLIYOR! SANDALYE BÜYÜK BİR GÜRÜLTÜYLE ARKASINA DEVRİLİYOR! GÖRÜŞME ALANINDAN ÇIKMAK ÜZERE OLAN FINN, YÜKSELEN GÜRÜLTÜYLE BİRLİKTE OLDUĞU YERDE DURUYOR! KÜFÜRLER EDE EDE BÜTÜN GÜCÜYLE CAM BÖLMEYE YÜKLENİYOR! ÖNCE İKİ AVUCUYLA CAMA VURUYOR, ARDINDAN YUMRUKLARINI PEŞ PEŞE BÖLMEYE İNDİREREK ARALARINDAKİ ENGELİ KIRIP FINN’E ULAŞMAYA ÇALIŞIYOR! OMZUNU SERTÇE CAMA ÇARPIYOR, BİR KEZ DAHA GERİ ÇEKİLİP TÜM GÜCÜYLE BÖLMEYE SALDIRIYOR! ANCAK KIRILMAZ CAM, CARLITO’NUN BÜTÜN DARBLERİNE RAĞMEN YERİNDEN DAHİ OYNAMIYOR! YÜKSELEN GÜRÜLTÜ ÜZERİNE POLİSLER SANİYELER İÇERİSİNDE KABİNE DOLUŞUYOR! İKİSİ CARLITO’NUN KOLLARINA ATLARKEN, BİR DİĞERİ BELİNE SARILARAK ONU CAMDAN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR! CARLITO BÜTÜN GÜCÜYLE DİRENİYOR, POLİSLERİ ÜZERİNDEN ATMAYA VE YENİDEN CAMA ULAŞMAYA ÇALIŞIYOR! FAKAT ÜZERİNE YIĞILAN GÖREVLİLERİN SAYISI GİDEREK ARTIYOR! CARLITO SONUNDA METAL TEZGÂHIN ÜZERİNE BASTIRILIYOR VE KOLLARI ARKASINA KIVRILIYOR! BUNA RAĞMEN ÇIRPINMAYA, KENDİSİNİ TUTAN POLİSLERDEN KURTULMAYA VE YENİDEN CAMIN ÜZERİNE YÜRÜMEYE ÇALIŞIYOR! GÖRÜŞME ODASININ İÇERİSİNİ CARLITO’NUN ÖFKE DOLU ÇIĞLIKLARI VE POLİSLERİN ONU ZAPT ETMEYE ÇALIŞIRKEN YÜKSELEN SESLERİ KAPLIYOR!

rKLZWLA.png


FINN İSE BÜTÜN BU KAOSU CAMIN DİĞER TARAFINDAN ADETA ZEVKTEN KUDURARAK İZLİYOR! CARLITO’NUN POLİSLERİN ARASINDAN KURTULMAK İÇİN ÇIRPINDIĞI HER SANİYEDE YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEME BİRAZ DAHA BÜYÜYOR! AZ ÖNCE SERGİLEDİĞİ SOĞUKKANLI TAVRIN YERİNİ ARTIK KENDİSİNİ GİZLEMEYE İHTİYAÇ DUYMAYAN, KONTROLSÜZ BİR KEYİF ALIYOR! CARLITO’NUN BÜTÜN GÜCÜYLE CAMA ULAŞMAYA ÇALIŞMASINI, POLİSLERİN ALTINDA EZİLİRCESİNE ZAPT EDİLMESİNİ VE ÖFKEYLE BAĞIRMASINI GÖRDÜKÇE FINN’İN OMUZLARI GÜLMEKTEN SALLANMAYA BAŞLIYOR! FINN BİR ADIM BİLE GERİ ÇEKİLMİYOR! AKSİNE, CAMIN KARŞISINDAKİ YERİNİ KORUYARAK CARLITO’NUN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKIYOR VE ONUN ÇARESİZLİĞİNİN HER ANINI İÇİNE ÇEKE ÇEKE YAŞIYOR! CARLITO POLİSLER TARAFINDAN TEZGÂHA BASTIRILIRKEN FINN BAŞINI HAFİFÇE GERİYE ATIP KAHKAHA ATMAYA BAŞLIYOR! ARTIK ORTADA NE SAHTE BİR ENDİŞE, NE DOSTÇA BİR TAVIR, NE DE ONU BURADAN ÇIKARMAK İSTEYEN BİR ADAM VAR! FINN BÁLOR, CARLITO’NUN KENDİSİNE ULAŞAMAYIŞINI BÜYÜK BİR HAZLA İZLİYOR! BU YAŞANANLARIN DEVAM ETTİĞİ VE POLİSLERİN FINN'DEN AYRILMASINI İSTEDİKLERİ ANDA, KAMERALAR KAPANIYOR VE ŞOV FARKLI BİR NOKTADAN DEVAM EDİYOR!

4hioqql.gif


LrIbNDh.png


Kameralar yeniden açıldığında kendimizi arenanın arka alanında, prodüksiyon ekibinin kullandığı geniş çekim bölgesinde buluyoruz- bu PAYBACK #106 şovunun hız kesmeden devam edeceği anlamına geliyor! An itibarıyla Lockdown 2026 için hazırlanan devasa afişlerin duvarlara yerleştirildiği alanın, sıradan bir koridordan çok daha farklı bir görünüme kavuşturulduğunu gözlemliyoruz. Zemine siyah bir halı serilmiş, iki tarafa güçlü spot ışıkları konumlandırılmış ve tam ortada üzerinde Prestige Grand Wrestling logosunun bulunduğu siyah bir platform hazırlanmış durumda. Platformun hemen arkasındaki dev ekranda ise Lockdown 2026’da gerçekleşecek olan PGW Championship Triple Threat Match’in grafiği yer alıyor- JTG vs. Kazuchika Okada (c) vs. Trick Williams.

Çekim ekibinin hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğu bu esnada alanın bir tarafından yükselen konuşmalar işitiyoruz. Kameraların o tarafa çevrilmesiyle birlikte PGW Şampiyonu Kazuchika Okada ve onun yanında yer alan Gedo’yu görüyoruz! Kazuchika, omzunda taşıdığı PGW Championship kemeriyle son derece soğukkanlı bir görüntü çizerken Gedo, organizasyon görevlilerinden biriyle çekimin ne kadar süreceği konusunda konuşuyor. Kazuchika’nın yüzündeki ifadesizlik, bu fotoğraf çekimini yalnızca yerine getirmesi gereken bir şampiyonluk yükümlülüğü olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor. Omzundaki kemeri hafifçe düzelttikten sonra dev ekrandaki maç grafiğine göz atıyor; bakışları önce kendi fotoğrafına, ardından Trick Williams’a ve son olarak JTG’ye doğru kayıyor.

e5l7TTL.png


Tam bu sırada başka bir taraftan yükselen alkış sesleriyle birlikte görüntüye giren bir isim var— Trick Williams! Üzerinde son derece pahalı olduğu her hâlinden belli olan, beyaz renkte ve kürk detaylarıyla süslenmiş uzun ceketi bulunuyor. Ceketini önünden açık bıraktığı için kaslı fiziği tamamen gözler önünde; belinde altın detaylara sahip beyaz pantolonu, boynunda ise parıldayan gösterişli zinciri var. Gözlüğünü takmış, elinde de içeceğinin bulunduğu şık bir bardak taşıyor. Ağır ve kendinden emin adımlarla çekim alanına doğru ilerlerken bir eliyle ceketinin yakasını düzeltiyor, diğer taraftan da etrafındaki ilgiyi adeta üzerine çekiyor. Birkaç prodüksiyon çalışanı onu gördüğü anda istemsizce kendisine bakarken Trick, bu ilgiden son derece memnun görünüyor; yüzündeki hafif sırıtış ve beden dili, buraya yalnızca bir fotoğraf çekimi için değil, bütün setin merkezine yerleşmek için geldiğini açıkça belli ediyor. Şimdi de konuşmaya başlıyor, dinliyoruz!

Trick Williams: Wow... İşte sonunda bu şirkette gerçek bir yıldızın nasıl karşılanması gerektiğini bilen birkaç insan! Işıklar hazır, kameralar hazır, herkes dönüp bana bakıyor... Kırmızı halı eksik ama onu da şimdilik görmezden gelebilirim. Evet bununla idare edebilirim adamım; dürüst olalım dawg, ben bir yere adım attığım anda orası zaten prömiyer gecesine dönüşür. Okada’nın kemeri taşıyor olması, JTG’nin zincirlerini şıngırdatması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Lockdown’un gerçek A-List yıldızı, gişe garantisi ve tartışmasız başrol oyuncusu sonunda sete geldi!

Trick konuşmasını tamamladıktan sonra yüzündeki kendinden emin sırıtışı koruyarak gözlüğünü hafifçe aşağıya indiriyor ve camların üzerinden çekim alanının diğer tarafında yer alan Kazuchika’ya bakıyor. PGW Şampiyonu’nun bakışları da saniyeler içerisinde Trick’in üzerine çevriliyor. Omzunda taşıdığı PGW Championship kemerini hafifçe düzelten Kazuchika’nın yüzünde herhangi bir ifade yok- ancak gözlerini Trick’ten ayırmaması, geçen haftadan kalan öfkenin hâlâ tamamen dinmediğini açıkça gösteriyor. İki adam arasında yalnızca birkaç saniye süren bu sessiz bakışma bile çekim alanındaki havayı bir anda değiştiriyor. Prodüksiyon çalışanları konuşmalarını kesiyor, birkaç kişi istemsizce geriye çekilerek aralarında yaşanabilecek olası bir gerilime karşı mesafesini koruyor. Gedo da bu bakışmanın nereye gidebileceğini fark etmiş olacak ki Kazuchika’nın önüne doğru yarım adım çıkıyor ve kolunu hafifçe onun hizasına getirerek olası bir hamlenin önünü kesmeye hazırlanıyor. Trick ise bütün bu önlemleri fark etmesine rağmen hızını düşürmüyor; elindeki bardağı parmaklarının arasında çevirerek, sanki karşısında herhangi bir tehdit yokmuş gibi rahat ve ağır adımlarla onların bulunduğu tarafa doğru ilerlemeyi sürdürüyor. Mesafe azaldıkça yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşiyor.

iWtoKcI.png


Trick Williams: Relax Gedo. Şampiyonunun tasmasını yeniden çekmeye başlamana gerek yok. Bu akşam burada bir masa yok. Üzerime dökülebilecek ucuz içkiler, parçalanabilecek süslemeler ya da Okada’nın sinir krizi geçirerek devirebileceği başka şeyler de bulunmuyor. (Gözlerini kocaman açarak etrafındaki kameralara bakıyor) Burada profesyonel bir çekim yapıyoruz. Işıklar doğru yerde, kameralar doğru açıya bakıyor ve herkes gerçek yıldızın gelişini bekliyor. Yani anlayacağınız üzere... Benim dünyamdayız.

Gedo: Senin dünyanda olduğumuzu düşünüyorsan, yine kendi yazdığın ucuz senaryoya inanıyorsun. Buradaki bütün ışıklar, bütün kameralar ve duvarlara asılan bütün afişler, omzunda PGW Championship kemerini taşıyan adam için hazırlandı. İnsanlar buraya senin pozlarını, pahalı ceketini ya da yapmacık gülüşünü görmek için gelmedi. Onlar gerçek şampiyonu görmek için burada. Sen ise yalnızca o fotoğrafın kenarında yer alacak, birkaç kare sonra unutulacak başka bir meydan okuyucusun.

Trick’in yüzündeki gülümseme, Gedo’nun sözleriyle birlikte bir anlığına siliniyor. Bakışları kısa süreliğine sertleşse de bu rahatsızlığını dışarıya yansıtmamaya çalışarak kendisini hızlı bir şekilde toparlıyor. Elindeki bardağı dudaklarına götürüp küçük bir yudum aldıktan sonra gözlerini yeniden Kazuchika’ya çeviriyor ve ağır adımlarla onun tam karşısına kadar geliyor. Aralarındaki mesafe neredeyse tamamen kapanırken Trick’in yüzündeki o kendinden emin sırıtış yeniden beliriyor.

Trick Williams: Kenarında mı? Dawg, geçen hafta bu şirketin bütün kameraları benim üzerimde kapandı! Okada’yı yere seren bendim. JTG’yi Book End ile ring matına çakan bendim. Ardından PGW Championship kemerini yerden alıp başımın üzerine kaldırdığım anda, bütün arena benim adımı haykırıyordu! O görüntü yalnızca gecenin kapanışı değildi; Lockdown’da yaşanacakların fragmanıydı. O gece kimin figüran, kimin başrol olduğunu bütün dünya gördü. Ve spoiler vermek istemem ama final sahnesinde de yine merkezde ben olacağım!

jaDWYpl.png


Kazuchika Okada: Geçen hafta yalnızca tek bir şey gördüm. İki adam birbirleriyle uğraşırken, arkadan saldıracak kadar çaresiz bir baka gördüm. Sen buna başrol diyorsun ama benim gördüğüm şey, yüzüme bakarak savaşmaya cesareti olmayan bir fırsatçıydı. O kemeri birkaç saniyeliğine havaya kaldırmış olabilirsin Trick... Ama onu kazanmadın. Sadece yere düşürdüğün adamın altınını çaldın!

Trick Williams: Bunu istediğin kadar böyle anlatabilirsin champ. Kendini rahatlatmak için istediğin bahaneye sarılabilirsin ama kameralar yalan söylemez. Sen ring matında yerde yatıyordun... Ben ise senin PGW Championship kemerini başımın üzerinde tutuyordum. Bütün arena benim adımı haykırırken sen yalnızca o görüntünün arka planında kalan, devrilmiş bir şampiyondun!

Kazuchika’nın bakışları Trick’in sözleriyle birlikte iyice sertleşiyor. Çenesini hafifçe sıkan "The Rainmaker", önce elindeki bardağa kısa bir bakış atıyor; geçen hafta yaşananların hatırası ikisinin de aklından geçiyor olmalı. Ardından gözlerini yeniden Trick’in üzerine dikiyor ve tek kelime etmeden onu süzmeye devam ediyor. Trick ise bu bakışı fark eder etmez yüzündeki sırıtışı biraz daha büyütüyor, bardağını bilerek göğüs hizasının üzerine kaldırıyor ve Kazuchika’yı kışkırtmak istercesine küçük bir selam hareketi yapıyor.

Trick Williams: Endişelenme dostum. Bu sefer bardağı başından aşağıya döküp seni yeniden kontrolünü kaybetmeye zorlamayacağım. İçindekini Lockdown’dan sonraya saklıyorum. Çünkü o gece sen yerde yatarken, ben PGW Championship kemeriyle birlikte zaferimi kutluyor olacağım!

Gedo: O gece senin kutlayacağın tek şey, bir hastane odasında gözlerini yeniden açabilmiş olman olacak. Çünkü Lockdown’da ne kameraların, ne alkışların ne de o ucuz Hollywood şovlarının arkasına saklanabileceksin. Okada-san seni ringin ortasında gerçeklikle baş başa bırakacak!

Trick, Gedo’nun sözlerine başını geriye atarak kahkahayla karşılık veriyor. Birkaç saniye boyunca gülmeyi sürdürdükten sonra elindeki bardağı hafifçe sallıyor ve etrafına bakınmaya başlıyor. Bakışları çekim alanının farklı köşelerinde dolaşırken bir şeylerin eksik olduğunu fark etmiş gibi kaşlarını kaldırıyor, ardından kollarını iki yana açarak abartılı bir şaşkınlık ifadesi takınıyor.

cLSFRWJ.png


Trick Williams: (Gülerek konuşuyor) Hold on... Bizim paslı zincirli sokak figüranımız nerede? JTG hâlâ geçen hafta yediği Book End’den sonra ayağa kalkmayı mı öğreniyor? Yoksa sonunda bu fotoğraf çekimine davet edilmediğini, burada kendisine ayrılmış bir spot ışığı bulunmadığını mı anladı? Çünkü dürüst olalım dawg... Bu afişte iki gerçek yıldız var. Bir tarafta PGW Şampiyonu, diğer tarafta ise bu şirketin gişe garantisi olan ben. Aramızda duran üçüncü isimse yalnızca yanlışlıkla kadraja girmiş, posteri bozacak kadar gereksiz bir ekstra.

Trick’in sözleri çekim alanında yankılanırken Kazuchika sessizliğini koruyor ve yüzündeki ifadesiz bakışlarla onu süzmeyi sürdürüyor. Gedo ise başını hafifçe çevirerek alanın farklı noktalarına göz atıyor ve JTG’nin henüz ortalıkta olmadığını fark ediyor. Prodüksiyon görevlilerinden biri, üç ismin de fotoğraf çekimi için aynı anda hazır bulunması gerektiğini belirterek kulaklığından arka alandaki ekiple iletişim kurmaya çalışıyor. Birkaç kez JTG’nin konumunu soruyor ancak karşı taraftan net bir yanıt alamıyor. Çekim alanında kısa süreli bir bekleyiş oluşurken kameramanlar da hazırlıklarını askıya alıyor. Aradan geçen birkaç saniyeye rağmen herhangi bir hareketlilik yaşanmayınca Trick yüzündeki alaycı ifadeyi biraz daha belirginleştiriyor ve umursamaz bir tavırla omuzlarını silkiyor.

Trick Williams: Gördünüz mü? Adam korktu. Geçen hafta onu bütün kameraların karşısında yere serdim, bu hafta ise sete çıkacak yüzü bile kalmadı. Bence daha fazla vakit kaybetmeyelim adamım. JTG’nin yerine boş bir sandalye koyun, ışığı da onun üzerine tutun. En azından sessiz kalmayı bilir ve kendisinden çok daha fazla karizması vardır.

Kazuchika Okada: Çok konuşuyorsun Trick. Sürekli kameralarından, ışıklarından ve başrolünden bahsediyorsun... Çünkü ringe geldiğinde bütün bunların arkasına saklanmadan söyleyebileceğin hiçbir şey kalmıyor.

Trick Williams: Çünkü ben konuştuğumda insanlar dinliyor. Kameralar bana dönüyor, ışıklar üzerimde toplanıyor ve bütün arena ne söyleyeceğimi bekliyor. Sen konuştuğunda ise insanların seni anlayabilmesi için Gedo’nun yanında durup altyazı görevi görmesi gerekiyor. (Gülüyor)

Fhoowa9.png


Kazuchika bir anda Trick’e doğru sert bir adım atıyor! Aralarındaki mesafe tamamen kapanmak üzereyken Gedo refleks göstererek kolunu Kazuchika’nın göğsüne uzatıyor ve PGW Şampiyonu’nu bulunduğu yerde tutuyor. Kazuchika’nın bakışları doğrudan Trick’e kilitlenmiş durumda; Trick ise en ufak bir geri adım atmıyor. Aksine başını hafifçe yana eğiyor, yüzündeki küçümseyici sırıtışı koruyor ve gözlerini Kazuchika’nın omzundaki PGW Championship kemerine indirerek onu daha da kışkırtıyor. TAM BU SIRADA ÇEKİM ALANINDAKİ BÜTÜN SPOT IŞIKLARI BİR ANDA KAPANIYOR! Bölge saniyeler içerisinde tamamen karanlığa gömülürken prodüksiyon çalışanlarından şaşkınlık ve panik dolu sesler yükseliyor. Kameraların görüntüsü kısa süreliğine gece görüş moduna geçiyor; birkaç görevli ellerindeki ışıkları kullanarak kontrol panellerine yöneliyor ve sistemleri yeniden aktif hâle getirmeye çalışıyor. Gedo, ne olduğunu anlamaya çalışırken refleks olarak Kazuchika’nın hemen yanına geçiyor. Trick’in yüzündeki rahat ifade ise ilk kez kayboluyor; gözlüğünü hızlıca çıkartıyor ve karanlığın içerisindeki herhangi bir hareketi seçebilmek adına dikkatlice etrafına bakmaya başlıyor.

Metal bir şeyin zeminde sürüklendiğini işitiyoruz. Karanlığa gömülen çekim alanının uzak tarafından, düzenli aralıklarla yükselen bu ses her geçen saniye biraz daha belirginleşiyor; metalin sert zemine sürtünmesinden doğan ürkütücü yankı, alanın tamamına yayılıyor. Prodüksiyon çalışanları ne olduğunu anlamaya çalışırken birkaç kişi istemsizce sesin geldiği yöne doğru dönüyor. Trick’in yüzündeki kendinden emin ifade ise yavaş yavaş silinmeye başlıyor. Elindeki bardağı daha sıkı kavrıyor, gözlerini karanlığa dikiyor ve bu kez hiçbir alaycı yorum yapmadan yaklaşan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Trick Williams: Yo... Bu ucuz şovu kim hazırladı?

Acil durum ışıkları yanıyor! Bölge loş ve kırmızı bir ışıkla aydınlandığında, çekim alanının uzak köşesinde duran bir silüeti seçebiliyoruz. Boynunda taşıdığı zincirin bir ucunu elinde tutuyor, diğer ucunu ise yere bırakarak arkasından sürüklüyor; metalin zemine çarpa çarpa çıkardığı o rahatsız edici sesin kaynağı sonunda ortaya çıkıyor- Bu kişi JTG! JTG’nin yüzünde, içinde bulunduğu kaostan en ufak bir rahatsızlık duymayan, aksine bundan keyif alan rahatsız edici derecede sakin bir gülümseme var. Birkaç saniye boyunca tek kelime etmiyor; önce gözlerini Trick’e dikiyor, ardından başını hafifçe çevirerek Kazuchika’ya bakıyor. Karanlığın ardından gelen bu görüntü, çekim alanındaki herkesin dikkatini bir anda onun üzerine topluyor. Trick’in aksine üzerinde gösterişli ya da şık bir kıyafet yok. Sokak kıyafetleriyle gelmiş durumda ve daha ilk bakışta, onun bu alana fotoğraf çekimi için değil, ortalığı dağıtmak ve kendi varlığını hissettirmek için geldiği açıkça anlaşılıyor.

0I2iuva.png


JTG: JTG: Bütün hafta benim buraya gelmemi beklediniz. Işıkları üzerime çevireceğinizi, kapıdan içeri girip sizin kurduğunuz bu sahneye dahil olacağımı sandınız. Yanlış yaptınız. Çünkü ben sizin davetinizi beklemem, sizin kurallarınızla hareket etmem. Ben çoktan buradaydım... Sadece ortaya çıkmak için doğru anı bekliyordum.

Trick kaşlarını çatarak JTG’ye doğru ilerlemeye başlıyor. Yüzündeki alaycı ifade tamamen silinmiş durumda- elindeki bardağı yan taraftaki platformun üzerine bırakıyor ve gözlerini bir an olsun JTG’den ayırmıyor. Aralarındaki mesafe azalırken prodüksiyon çalışanları olası bir kavgaya karşı yavaşça geriye çekiliyor, Trick ise omuzlarını geriye atarak onun tam karşısına dikiliyor.

Trick Williams: Ne yaptığını sanıyorsun dawg? Işıkları kapatıp o paslı zinciri yerde sürükleyerek kendini tehlikeli mi göstermeye çalışıyorsun? Bu ucuz korku filmi numaraları belki senin geldiğin yerde işe yarıyordur ama burası senin karanlık arka sokağın değil. (Kollarını iki yana açarak çekim alanını gösteriyor) Burası benim setim! Buradaki ışıkların ne zaman yanacağına, kameraların kime döneceğine ve kimin kadrajın dışında kalacağına ben karar veririm!

JTG: Sen hâlâ bunun bir set olduğunu düşünüyorsun. Hâlâ ışıkların seni koruyacağına, kameraların seni büyük göstereceğine ve herkesin senin yazdığın senaryoya göre hareket edeceğine inanıyorsun. Ama bu gece burada yönetmen yok, kesilecek sahne yok... Sen varsın ve karşında da ben duruyorum.

Trick Williams: Çünkü öyle- yine davet edilmediğin bir sahneye dalıyorsun! Ne afişteki yerini hak ettin ne de bu çekimin parçası olmayı. Ama her zamanki gibi kapıyı kullanmak yerine karanlığın içinden sürünerek gelip başkalarının spot ışığını çalmaya çalışıyorsun. Newsflash dostum benim... Bu sahnede sana yazılmış tek bir replik bile yok!

JTG: Davete ihtiyacım yok. Ben başkalarının açtığı kapılardan geçmem; kapıyı kendim açarım. Işıklar üzerime dönsün diye beklemem- gerekirse hepsini kendim kapatırım. Ve önümde kim durursa dursun... Onu bu sahneden, bu binadan, bu geceden kendi ellerimle dışarı taşırım.

Trick’in yüzündeki ifade iyice sertleşiyor. Elindeki bardağı yan taraftaki platformun üzerine bırakırken gözlerini bir an olsun JTG’den ayırmıyor, ardından yavaş ve kontrollü hareketlerle takım elbisesinin ceketini çıkartmaya başlıyor. Bu tavrı, artık sözlü atışmanın sonuna geldiklerini açıkça hissettiriyor. Gedo hemen Kazuchika’ya dönerek alçak sesle bir şeyler söylüyor ve PGW Şampiyonu’nu bu gerilimin dışında tutmaya çalışıyor; ancak Kazuchika’nın bakışları hâlâ JTG’ye kilitlenmiş durumda. Trick ise ceketini tamamen çıkardıktan sonra onu umursamaz bir tavırla yere fırlatıyor ve omuzlarını geriye atarak kavga etmeye hazır bir şekilde olduğu yerde dikiliyor.

Trick Williams: Geçen hafta sana yeterince iyi bir ders verememişim anlaşılan. Seni bütün kameraların önünde yere serdim ama yine de karşıma çıkacak cesareti bulmuşsun. Bir kez daha rezil olmak, şu paslı zincirinle birlikte bu setin zeminine gömülmek istiyorsan... Sana tam olarak istediğini verebilirim.

A1dGicY.png


JTG: (Sırıtıyor) Geçen hafta sen benim gecemin sonunu çaldın. Kameralar kapanmadan hemen önce sahneye çıkıp kendini yıldız sandın. Ama bu gece aynı şansı bulamayacaksın. Bu gece yalnızca son sahneyi değil... Bütün şovu alıyorum.

TRICK WILLIAMS BİR ANDA JTG’NİN ÜZERİNE YÜRÜYOR! Aradaki mesafeyi tek hamlede kapatan Trick, hiç tereddüt etmeden ilk yumruğunu savuruyor ancak JTG son anda başını eğerek darbeden kaçıyor! Trick’in bütün gücüyle savurduğu yumruk, JTG’nin hemen arkasında duran spot ışığının metal ayağına çarpıyor! Trick acıyla elini tutup bir anlığına geri çekilirken JTG bu boşluğu kaçırmıyor ve rakibinin gövdesine sert bir yumruk gömüyor! BİR YUMRUK DAHA! Trick nefesini toparlamaya fırsat bulamadan JTG onu yakasından kavrıyor ve bütün gücüyle arka tarafta bulunan prodüksiyon kasalarına doğru savuruyor! Trick’in sırtı büyük bir gürültüyle metal kasalara çarparken JTG hemen peşinden gidiyor; bir sağ, bir sağ daha ve ardından çeneye doğru sert bir sol! Trick ellerini kaldırarak kendisini korumaya çalışsa da JTG ona nefes aldırmıyor. JTG, Trick’i ensesinden yakalıyor, birkaç adım sürükledikten sonra yüzünü Lockdown maç grafiğinin bulunduğu dev panoya doğru sertçe çarpıyor! Darbenin etkisiyle pano sarsılırken Trick sendeleyerek geriye doğru savruluyor!

Trick, aldığı darbenin etkisiyle sendeleyerek birkaç adım geriye çekiliyor ancak JTG yeniden üzerine yürümeye başladığı anda refleks gösteriyor ve aniden sert bir tekme savuruyor! Tekme doğrudan JTG’nin karnına isabet ediyor! JTG iki büklüm olurken Trick bu fırsatı değerlendiriyor, onu yakasından kavrayarak bütün gücüyle metal bariyerlere doğru itiyor! JTG’nin sırtı sert şekilde bariyerlere çarpıyor fakat yere düşmüyor. Trick hiç beklemeden üzerine çullanıyor ve art arda yumruklar indirerek kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışıyor! Bir sağ! Bir sağ daha! JTG kollarını kaldırarak darbeleri savuşturmaya uğraşırken çekim alanındaki kaos daha da büyüyor. Bu noktaya kadar olup biteni sabırla izleyen Kazuchika artık beklemiyor! PGW Şampiyonu, omzundaki kemeri çıkararak Gedo’ya teslim ediyor ve doğrudan kavganın yaşandığı tarafa doğru ilerlemeye başlıyor. Gedo hemen onun önüne geçerek bu kavgaya dahil olmaması gerektiğini söylüyor ancak Kazuchika tek kelime etmiyor; gözlerini Trick ile JTG’den ayırmadan yürümeyi sürdürüyor.

Qmq1Fzq.png


Trick, JTG’nin başını bariyerlere doğru çarptırmak üzereyken JTG son anda dirseğini rakibinin gövdesine geçiriyor! Darbenin etkisiyle Trick’in tutuşu gevşiyor ve JTG kendisine açılan alanı anında değerlendiriyor! Trick’i kolundan yakalıyor, bütün ağırlığını hareketin arkasına koyuyor ve onu doğrudan Kazuchika’nın bulunduğu tarafa doğru savuruyor! TRICK KONTROLSÜZ BİR ŞEKİLDE PGW ŞAMPİYONU’NA DOĞRU GELİYOR FAKAT KAZUCHIKA SON ANDA YANA ÇEKİLİYOR! Trick, Kazuchika’ya dokunamadan arka tarafta üst üste dizilmiş prodüksiyon kasalarına sertçe çarpıyor ve kasaların önüne doğru yere düşüyor! Çarpmanın yarattığı gürültü çekim alanının tamamında yankılanırken Kazuchika hiçbir darbe almıyor. PGW Şampiyonu başını ağır ağır JTG’ye çeviriyor; Trick’in kendi üzerine doğru savrulmuş olması bile öfkesini iyice artırmış durumda. Kazuchika hiç tereddüt etmeden JTG’ye doğru yürümeye başlıyor. JTG ise geri çekilmek ya da savunmaya geçmek yerine olduğu yerde kalıyor, zincirini elinde tutarak doğrudan şampiyonun gözlerinin içine bakıyor.

Kazuchika ile JTG arasındaki mesafe hızla azalırken, yükleme alanına açılan büyük metal güvenlik kepengi aniden yukarıdan aşağıya doğru inmeye başlıyor! Zincirlerin ve mekanizmanın çıkardığı sert gürültü çekim alanının tamamında yankılanırken Gedo ne olduğunu anladığı anda Kazuchika’nın kolundan yakalıyor ve onu bütün gücüyle geriye doğru çekiyor! PGW Şampiyonu kepenk tamamen kapanmadan altından geçerek JTG’ye ulaşmak istiyor, hatta birkaç adım daha atmayı başarıyor ancak Gedo bu kez iki koluyla birden Kazuchika’ya sarılarak ona engel oluyor. Kazuchika öfkeyle kurtulmaya çalışıyor, gözlerini bir an olsun JTG’den ayırmıyor fakat Gedo, bunun baştan sona hazırlanmış bir tuzak olabileceğini düşünerek şampiyonu bırakmıyor!

gStRp7K.png


Gedo: OKADA-SAN! HAYIR! DUR! BU BİR TUZAK! Seni tam olarak bunu yapmaya zorlamak istiyorlar! Kepengin altından geçersen neyle karşılaşacağını bilmiyoruz— geri çekil!

Kazuchika, Gedo’nun tutuşundan kurtulmaya çalışırken metal kepenk hızla aşağıya inmeyi sürdürüyor! Mekanizmanın çıkardığı sert gürültü çekim alanının tamamında yankılanıyor. JTG ise en ufak bir geri adım atmıyor; kepengin diğer tarafında dimdik duruyor ve gözlerini bir an olsun Kazuchika’dan ayırmıyor. KAZUCHIKA SON ANDA BİR KEZ DAHA KEPENGE DOĞRU HAMLE YAPIYOR FAKAT GEDO BÜTÜN GÜCÜYLE ONU GERİ ÇEKİYOR! PGW Şampiyonu kepengin altından geçmeye yalnızca birkaç saniye uzaklıktayken metal kapı büyük bir gürültüyle zemine çarpıyor! ARTIK TAMAMEN KAPANDI! Kazuchika ve Gedo bu tarafta, JTG ile Trick ise kepengin diğer tarafında kalıyor. İki taraf arasındaki bütün fiziksel temas ihtimali bir anda ortadan kalkarken Kazuchika öfkeyle metal kapıya bakıyor, JTG ise diğer tarafta son derece sakin bir şekilde şampiyonun karşısında durmayı sürdürüyor.

PGW Şampiyonu öfkeyle metal kepenge yumruğunu indiriyor! Çıkardığı sert ses koridor boyunca yankılanırken Kazuchika hiç durmadan bir kez daha vuruyor! Ardından parmaklarını kepengin alt kısmına geçirerek onu zorla yukarı kaldırmaya çalışıyor. Metal kapı birkaç santimetre bile kıpırdamazken prodüksiyon görevlileri ve güvenlik çalışanları hızla onun yanına geliyor; kepengin mekanizmasının kilitli olduğunu ve bu şekilde müdahale etmenin son derece tehlikeli olabileceğini söylüyorlar. Kazuchika ise hiçbirini dinlemiyor, gözlerini kapının diğer tarafındaki JTG’den ayırmadan yeniden hamle yapmak istiyor. Gedo da bütün gücüyle onu geride tutmaya devam ediyor ve şampiyonun bu tuzağa daha fazla çekilmesine engel olmaya çalışıyor.

JTG: Lockdown’da aramızda bu kapı olmayacak. Ne Gedo seni geri çekebilecek ne de şu metal yığını seni benden ayırabilecek. O gece aynı ringin içinde olacağız... Ve ben senden kaçmayacağım.

Pmt9JbO.png


Kazuchika Okada: AÇIN ŞUNU! HEMEN AÇIN ŞU LANET KEPENGİ! JTG! ORADA KAL VE BENİ BEKLE!

JTG: Ama bu gece... Seninle işim yok mothafuck'. Sen orada öfkenden kudurup şu kapıyı parçalamaya çalışırken, ben burada yarım bıraktığım işi bitireceğim.

JTG yavaşça başını çeviriyor. Trick Williams, prodüksiyon kasalarına tutunarak ayağa kalkmaya çalışıyor.

JTG: Benim işim onunla.

JTG yavaşça başını çeviriyor ve bakışlarını metal kepengin diğer tarafındaki Kazuchika’dan ayırıyor. Trick Williams, birkaç metre ötede prodüksiyon kasalarına tutunarak kendisini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor. Aldığı darbelerin etkisiyle hâlâ sendeleyen Trick, bir eliyle gövdesini tutarken diğer eliyle kasalardan destek alıyor. JTG ise yüzünde tehditkâr bir sırıtışla ona doğru dönüyor ve yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere ağır adımlarla yaklaşmaya başlıyor.

Trick Williams: Bu benim şovum, benim! Bu ışıklar benim için yanıyor, bu kameralar benim için dönüyor! Beni kendi setimde, kendi dünyamda küçük düşürebileceğini mi sanıyorsun? Hayır dog... Burada son sözü her zaman ben söylerim!

drzX0SL.png


Trick, JTG’yi yerden kaldırarak arka tarafta bulunan uzun prodüksiyon masasının üzerine doğru savuruyor! JTG’nin sırtı masanın sert kenarına çarparken masanın üzerindeki birkaç ekipman yere düşüyor! Trick birkaç adım geriye çekiliyor, yüzündeki öfkeyle JTG’ye kilitleniyor ve sağ bacağını hafifçe geriye alarak TRICK SHOT İÇİN HAZIRLANIYOR! JTG masaya tutunarak ayakta kalmaya çalışırken Trick çılgınca bağırıyor ve bütün hızıyla onun üzerine koşuyor! TRICK SHOT! HAYIR! JTG SON ANDA YANA ÇEKİLİYOR! Trick’in dizi doğrudan masanın kenarına çarpıyor! Trick acıyla bağırarak dizini tutuyor ve dengesini kaybediyor! JTG bu fırsatı kaçırmıyor; hemen arkasına geçerek Trick’i belinden kavrıyor! Trick dirsekleriyle kurtulmaya çalışıyor ancak JTG tutuşunu bırakmıyor, bütün gücünü toplayarak onu yerden kesiyor! BACK SUPLEX! TRICK, SIRTÜSTÜ BİR ŞEKİLDE PRODÜKSİYON KASALARININ ÜZERİNE ÇAKILIYOR! Kasalar çarpmanın etkisiyle birbirinden ayrılırken büyük bir gürültü yükseliyor ve Trick onların arasından yere doğru yuvarlanıyor!

Büyük bir gürültü yükselirken Trick, aldığı darbenin ardından prodüksiyon kasalarının üzerinden kontrolsüzce yere yuvarlanıyor. JTG birkaç saniye boyunca olduğu yerde kalarak rakibinin yeniden doğrulmaya çalışmasını izliyor; yüzündeki ifade, henüz işinin bitmediğini açıkça gösteriyor. Ardından boynundaki zinciri ağır ağır çıkartıyor ve onu elinde sürükleyerek Trick’in yanına doğru ilerlemeye başlıyor. Metal kepengin diğer tarafındaki Kazuchika, JTG’nin elindeki zinciri fark ettiği anda yeniden güvenlik görevlilerine bağırıyor ve kapının açılmasını istiyor! Trick ise aldığı darbelere rağmen dizlerinin üzerinde doğrulmaya çalışıyor. JTG tam karşısına geldiğinde zinciri birkaç kez yumruğunun etrafına doluyor ve vuracakmış gibi kolunu geriye çekiyor! ANCAK SON ANDA DURUYOR! Bunun yerine zinciri Trick’in çenesinin altından geçiriyor, sertçe yukarı doğru çekerek onu zorla ayağa kaldırıyor. Trick nefes almakta zorlanıp zinciri elleriyle gevşetmeye çalışırken JTG yüzünü onun kulağına doğru yaklaştırıyor.

JTG: You wanted the spotlight? (JTG, Trick’in yüzünü kameralara doğru çeviriyor) Smile for the camera.

JTG zinciri aniden bırakıyor ve Trick’in karnına sert bir tekme indiriyor! Trick aldığı darbenin etkisiyle iki büklüm olurken JTG onu başından kavrıyor ve zorla prodüksiyon masasının önüne kadar sürüklüyor. Trick, son bir çabayla JTG’nin bacaklarına sarılarak kendisini kurtarmaya çalışıyor ancak JTG arka arkaya indirdiği yumruklarla bu direnci tamamen kırıyor! Bir sağ! Bir sağ daha! Ardından Trick’in başını bacaklarının arasına alıyor ve belinden sıkıca kavrıyor! JTG ONU HAVAYA KALDIRIYOR! Trick, havadayken bütün gücüyle çırpınıyor ve JTG’nin sırtına yumruklar indirerek kurtulmaya çalışıyor fakat JTG tutuşunu bir an olsun gevşetmiyor! JTG, TRICK WILLIAMS’I BÜTÜN GÜCÜYLE PRODÜKSİYON MASASININ İÇİNE DOĞRU FIRLATIYOR! MASA BÜYÜK BİR GÜRÜLTÜYLE PARAMPARÇA OLUYOR! Üzerindeki monitörler, kablolar ve diğer prodüksiyon ekipmanları etrafa saçılırken Trick Williams, kırılan masanın parçaları arasında hareketsiz bir şekilde kalıyor!

Çekim alanındaki çalışanlar yaşananların ardından büyük bir şaşkınlıkla birkaç adım geriye çekiliyor. Bazı görevliler Trick’in durumunu kontrol etmek için ona yaklaşmak istiyor ancak JTG’nin sert bakışlarını üzerlerinde hissettikleri anda oldukları yerde duruyorlar. JTG ağır ağır nefes alıyor; üzerindeki kıyafetler dağılmış, boynundaki zincir elinde sallanıyor olsa da bütün bu kaosun ortasında hâlâ dimdik ayakta. Yerde yatan Trick’e birkaç saniye boyunca baktıktan sonra başını çeviriyor ve fotoğraf çekimi için hazırlanmış platforma doğru yöneliyor. Platformun üzerinde PGW Championship kemeri bulunuyor! Gedo, kavganın başlangıcında Kazuchika’dan aldığı kemeri güvenli bir noktaya bırakmak adına prodüksiyon görevlilerinden birine teslim etmiş ve kemer çekim için hazırlanan platformun üzerine yerleştirilmiş durumda.

JTG ağır adımlarla kemere doğru ilerlerken metal kepengin diğer tarafındaki Kazuchika da nereye yöneldiğini fark ediyor. PGW Şampiyonu’nun bakışları bir anda sertleşiyor; parmaklarını kepengin aralıklarına geçirerek yeniden açmaya çalışıyor ve JTG’nin kemere yaklaşmasını öfkeyle izliyor.

lghC8i2.png


Kazuchika Okada: ONA DOKUNMA!

Kazuchika’nın sesi metal kepengin iki tarafında da yankılanıyor! JTG, PGW Şampiyonu’nun öfke dolu haykırışını duymasına rağmen en ufak bir tereddüt göstermiyor. Aksine başını hafifçe yana çevirip kepengin arkasındaki Kazuchika’ya kısa bir bakış atıyor, ardından elini uzatarak PGW Championship kemerini platformun üzerinden alıyor. Bu görüntüyle birlikte Kazuchika bir anda yeniden ileri atılıyor! Kepenge doğru bütün gücüyle yükleniyor ancak güvenlik görevlileriyle birlikte Gedo onu zorla geride tutuyor! Kazuchika hiçbir darbe almamış, hâlâ ayakta ve dimdik duruyor ama JTG’ye ulaşamıyor oluşu onu adeta çılgına çevirmiş durumda!

JTG ise kemeri elinde tutarak ağır adımlarla yeniden yerde yatan Trick Williams’ın yanına dönüyor. Trick, kırılmış prodüksiyon masasının ve etrafa saçılmış ekipmanların arasında neredeyse hareketsiz bir şekilde yatarken JTG onun yanına geliyor, ayağını doğrudan göğsünün üzerine koyuyor ve elindeki PGW Championship kemerini başının üzerine doğru kaldırıyor! Kameralar bu görüntüyü net bir şekilde yakalıyor! Ortaya çıkan tablo son derece çarpıcı— JTG ayakta! Trick Williams enkazın içerisinde! Kazuchika Okada ise metal kepengin diğer tarafında, tek bir darbe bile almamış olmasına rağmen rakibine ulaşamadığı için öfkeden deliye dönmüş durumda!

JTG: Last week... Hollywood stole the ending. Tonight... The street took the whole damn show fool!

Kazuchika Okada: LOCKDOWN’DA SENİ ÖLDÜRECEĞİM!

Kazuchika’nın sesi öfkeyle titrerken JTG’nin yüzünde yeniden o küçümseyici gülümseme beliriyor. Kemer hâlâ ellerinde, ayağı hâlâ Trick’in göğsünde ve bakışları doğrudan kepengin arkasındaki şampiyona kilitlenmiş durumda. Sanki bütün bu düzeni yalnızca bu an için kurmuş gibi, birkaç saniye boyunca bulunduğu yerde kıpırdamadan kalıyor ve Kazuchika’nın çaresiz öfkesinin tadını çıkarıyor.

gduMUmf.png


JTG: Lockdown’da konuşmak için zamanın olmayacak!

JTG, PGW Championship kemerini yavaşça aşağıya indiriyor. O an oradaki herkes, onun kemeri de alarak çekim alanını terk edeceğini düşünüyor. Fakat JTG bunu yapmıyor. Eğiliyor ve kemeri, yerde kırılmış prodüksiyon masasının parçaları arasında hareketsiz yatan Trick Williams’ın göğsünün üzerine bırakıyor.

JTG: Senin altınını çalmaya ihtiyacım yok. Çünkü Lockdown’da onu herkesin gözü önünde, kendi ellerimle senden alacağım.

JTG boynundaki zinciri yeniden takıyor. Ardından parçalanmış masanın, devrilmiş ışıkların ve yerde yatan Trick Williams’ın arasında dimdik duruyor. PGW Championship kemeri Trick’in göğsünde yer alırken, Kazuchika Okada metal kepengin diğer tarafında hâlâ ayakta ve tek bir darbe bile almamış durumda. Ancak bütün bunlara rağmen JTG, şampiyona fiziksel olarak dokunmadan onun kontrolünü tamamen elinden almayı başarmış gibi görünüyor.

JTG: JTG is in the building! And at Lockdown... Im taking everything!

JTG son sözlerini haykırdıktan sonra kollarını iki yana açıyor ve çekim alanındaki bütün kaosun ortasında tek başına ayakta kalıyor. Bir tarafta göğsünde kemerle yerde yatan Trick Williams, diğer tarafta ise metal kepengin arkasında öfkeden deliye dönmüş hâlde JTG’ye bakan Kazuchika Okada var! Kameralar bu çarpıcı görüntüyü son bir kez yakalarken sahne yavaşça kararıyor.

elKnOSl.png


Kameralar son kez bu tabloyu ekranlara taşıyor. Trick Williams, parçalanmış prodüksiyon masasının ve etrafa saçılmış ekipmanların arasında hareketsiz bir şekilde yerde yatıyor. Metal kepengin diğer tarafında ise Kazuchika Okada’yı görüyoruz; Gedo ve güvenlik görevlileri onu güçlükle geride tutarken PGW Şampiyonu, gözlerini bir an olsun JTG’den ayırmıyor ve öfkeyle ona bakmayı sürdürüyor. Bütün bu kaosun merkezinde ise JTG tek başına ayakta kalıyor! Boynundaki zincir yeniden yerinde, yüzündeki sert ifade bozulmamış ve verdiği mesaj fazlasıyla net. Kameralar bu çarpıcı kapanış görüntüsünü birkaç saniye daha ekrana taşırken sahne yavaş yavaş kararıyor. Başka bir alandan PAYBACK #106 şovunun devamı sağlanıyor, heyecan hız kesmeden sürüyor!

4hioqql.gif


084_NXT_01272026KS_15390.JPG


PGW World Television Championship turnuvasında çeyrek final zamanı! Arenadaki ışıklar değişirken Keanu Carver girişte beliriyor. Yüzünde en ufak bir duygu yok; sadece karşısına çıkacak kişiyi ezmeye hazırlanmış bir adamın soğuk bakışı var. Ağır adımlarla rampadan ilerliyor, seyircilerin tepkisini umursamadan doğrudan ringe odaklanıyor. Ringin önüne geldiğinde kısa bir süre duruyor, başını kaldırıp köşeleri süzüyor ve iplerin arasından içeri giriyor. Keanu ringin ortasında dikiliyor, omuzlarını gevşetiyor ve yumruklarını sıkarak karşı köşeye geçiyor. Çeyrek finalde rakibini beklerken görüntüsü net: Bu gece yalnızca kazanmak değil, karşısındaki adamı kırmak istiyor.

Byron Saxton: Keanu Carver bu turnuvada fiziksel olarak en korkutucu isimlerden biri olabilir. PGW World Television Championship yolunda onunla çeyrek finalde karşılaşmak kimse için iyi haber değil.

Will Ospreay: Aynen öyle. Keanu ringe yürümüyor, sanki ringe bir kaza geliyormuş gibi geliyor. Rakibi akıllıysa bu adamın onu yakalamasına izin vermez.


images


Keanu Carver ringde beklerken arena bir anda değişiyor ve Bron Breakker’ın müziği çalmaya başlıyor! Seyirciler güçlü bir reaksiyon verirken girişte Bron Breakker beliriyor. Yanında Paul Heyman var. Breakker’ın gözleri doğrudan ringdeki Keanu’ya kilitlenmiş durumda; ne sağa bakıyor ne sola. Heyman ise onun birkaç adım gerisinde ilerliyor, yüzünde kendinden emin bir ifade var. Breakker rampada durup ringe doğru bakıyor, Keanu da köşesinden ona aynı sertlikle karşılık veriyor. İki powerhouse daha maç başlamadan birbirini tartıyor. Bron ağır adımlarla ringe yaklaşırken Heyman kulağına birkaç şey söylüyor, Breakker ise hiç tepki vermeden sadece Keanu’ya bakmaya devam ediyor. Breakker ringin önüne kadar geliyor, apronun yanında duruyor ve henüz içeri girmeden Keanu’yla göz göze kalıyor.

Byron Saxton: Bron Breakker burada Paul Heyman ile birlikte geliyor ve bu çeyrek finalin ağırlığı bir anda daha da arttı.

Will Ospreay: Bu maç bildiğin çarpışma olacak. Keanu tank gibi, Bron ise roket gibi. İlk büyük teması kim kazanırsa maçın ritmini o belirler.

0xk144M.png


Bron Breakker sonunda aprona çıkıyor ve iplerin arasından ringe giriyor. Paul Heyman ring dışında kalırken Breakker gözlerini bir an bile Keanu Carver’dan ayırmıyor. Keanu köşesinden çıkıyor, Bron da aynı anda ringin ortasına doğru yürüyor. İki güçlü isim yüz yüze geliyor; omuz omuza, nefes nefese, ikisi de geri adım atmıyor. Hakem hemen araya girip ikisini ayırmaya çalışıyor ama Keanu da Bron da birbirinin üzerine yürümeye devam ediyor! Breakker bir adım daha atıyor, Keanu göğsünü ona doğru dayıyor. Paul Heyman dışarıdan hakeme bağırırken seyirciler bu gerilime büyük reaksiyon veriyor. Hakem iki eliyle araya giriyor, önce Bron’u geri itiyor, sonra Keanu’yu köşesine yönlendirmeye çalışıyor. Zor da olsa iki ismi ayırmayı başarıyor. Keanu köşesinde yumruklarını sıkarken Bron karşı köşede ileri geri adım atıyor. Hakem iki tarafa da bakıyor, hazır olduklarından emin oluyor ve maçın başlaması için işareti veriyor!

Byron Saxton: Bu maç daha başlamadan kontrolden çıkacak gibi görünüyor! Bron Breakker ve Keanu Carver ringin ortasında birbirine gözdağı verdi!

Will Ospreay: Hakem şu an çok zor bir geceye hazırlanmalı. Bu iki adam güreşmekten çok birbirini parçalamaya gelmiş gibi duruyor.

PGW World Television Championship Tournament Quarter Final Match
Bron Breakker vs. Keanu Carver


01kem5fsjm887v85m3yx.jpg


Zil çalıyor ve iki isim de köşeden aynı anda fırlıyor! Bron Breakker da Keanu Carver da beklemiyor, ringin ortasında sert şekilde çarpışıyorlar ve yumruklar havada uçuşmaya başlıyor! Bron sağ eliyle Keanu’nun çenesine vuruyor, Keanu aynı sertlikte gövdeye cevap veriyor. Bron bir forearm smash indiriyor, Keanu geri çekilmiyor ve onu göğsünden itip yeniden üzerine geliyor! İkisi de teknik güreşi tamamen bir kenara bırakmış durumda; bu artık çeyrek final maçından çok iki boğanın ringin ortasında birbirine girmesi gibi. Keanu kısa ama ağır yumruklarla Bron’u geriye itmeye çalışıyor, Bron ise kafa kafaya gelip üst üste darbelerle cevap veriyor. Bron bir adım geri atıyor gibi oluyor ama hemen hızla öne çıkıp Keanu’ya sert bir clubbing forearm indiriyor! Keanu bu darbeyi yiyor, başını yana çeviriyor ve ardından Bron’un göğsüne ağır bir yumrukla cevap veriyor. Bron diz darbesi deniyor, Keanu yakalayıp onu itiyor; Bron iplerden sekiyor ama Keanu omuz omuza çarpışmayla onu durduruyor! İkisi de yere düşmüyor! Seyirciler bu görüntüyle ayağa kalkıyor. Bron bir kez daha Keanu’nun üzerine gidiyor, Keanu onu boğazından değil ama göğsünden iterek geri gönderiyor. Bron sinirle tekrar saldırıyor ve ikili bu kez iplerin dibinde birbirine yumruk sallamaya devam ediyor! Hakem araya girmek istiyor ama iki adam da durmuyor. BU MAÇ DAHA İLK SANİYELERDE SAVAŞA DÖNÜYOR!

Byron Saxton: Bron Breakker ve Keanu Carver maçın başında hiçbir şeyi tartmıyor! Direkt birbirlerinin üzerine gittiler!

Will Ospreay: Bu güreş değil şu an, bildiğin kavga! İkisi de “önce kim kırılacak?” diye test ediyor birbirini.

6wdZdur.png


Bron Breakker ve Keanu Carver iplerin dibinde hâlâ birbirine yumruklar savuruyor! Bron kısa bir forearm smash ile Keanu’nun çenesini yakalıyor, Keanu bir adım geriliyor ama hemen geri dönüp Bron’un göğsüne ağır bir yumruk indiriyor. Bron tekrar üzerine geliyor, Keanu bu kez onu omzundan yakalayıp köşeye doğru itiyor ama Bron köşeye sıkışmadan çıkıyor ve Keanu’yu sert bir clubbing blow ile durduruyor! İki isim de yavaşlamıyor; Bron kafa kafaya çarpışmayı kabul ediyor, Keanu ise gücünü kullanarak onu her temasta biraz daha geriye itmeye başlıyor. Bron bir an hız alıp running shoulder block deniyor ama Keanu bu darbede tamamen yıkılmıyor! Sadece birkaç adım geriliyor, sonra öne patlıyor ve Bron’u ağır bir body check ile yere düşürmeyi başarıyor! Bron hemen kalkmaya çalışıyor fakat Keanu bu kez üzerine çöküyor, üst üste yumruklarla onu yerde tutuyor. Bron gardını kapatıp kendini savunuyor, Keanu ise ilk kez net bir şekilde kontrolü almaya başlıyor. Hakem araya girmeye çalışıyor ama Keanu son bir ağır darbe daha indiriyor ve ayağa kalkıp Bron’a tepeden bakıyor. KEANU CARVER İLK KEZ BRON’U DURDURMAYI BAŞARIYOR!

Byron Saxton: Bu maç daha çeyrek final ama şu ana kadar turnuvanın finali gibi hissettiriyor! İki isim de PGW World Television Championship için her şeyi ortaya koyuyor.

Will Ospreay: Kesinlikle. Normalde böyle bir çarpışmayı finalde beklersin. Bron patlayıcı, Keanu ise duvar gibi; şu an kim kazanırsa turnuvanın geri kalanı için korkunç bir mesaj verecek.

Bron-Breakker-sets-up-for-a-spear-outside-the-ring-at-WWE-Backlash.jpg


Bron Breakker yerde aldığı darbelerin ardından hızla toparlanıyor ve Keanu Carver yeniden üstüne gelir gelmez patlıyor! Keanu bir yumruk daha sallıyor ama Bron bu kez darbeyi karşılayıp gövdesine sert bir knee lift indiriyor. Keanu bir an sendeleyince Bron omzuyla içine giriyor, onu iplere kadar sürüklüyor ve kısa bir running shoulder block ile ring dışına düşürüyor! Bron hiç beklemiyor, iplerden çıkıp hemen onun peşinden iniyor. Ring dışında tempoyu tamamen kendi lehine çeviriyor; önce Keanu’yu bariyerlere doğru itiyor, ardından kafasını ring apronuna çarptırıyor! Keanu denge bulmaya çalışırken Bron bu kez onu omzundan yakalayıp çelik basamakların yanına savuruyor. Hakem saymaya başlıyor ama Bron’un umurunda değil. Keanu gövdesini toparlamaya çalışırken Bron bir forearm smash daha indiriyor, sonra onu bariyerlere yaslayıp kısa yumruklarla yıpratıyor. Keanu ilk defa gerçekten geriye düşmüş durumda! Bron bir adım geri çekiliyor, sonra iki adım daha… derken ring çevresinde tam tur dönmeye başlıyor! Seyirciler ayağa kalkıyor, Paul Heyman dışarıdan bağırıyor, Keanu bariyerlerin önünde doğrulmaya çalışıyor. Bron köşeyi dönüyor, hızını artırıyor, gözünü Keanu’dan ayırmadan ring kenarını turluyor ve bütün gücüyle üzerine fırlıyor—SPEAR!

Byron Saxton: Bron Breakker bir anda vitesi yükseltti ve kavga ring dışına taşındığı anda kontrolü tamamen eline aldı!

Will Ospreay: İşte bu çok tehlikeli! Bron alan bulursa roket gibi geliyor dostum, şimdi Keanu’ya bildiğin ringin dışını dar etti… ve o son koşu tam bir felaketti!

uhKWKMH.png


HAYIR! Herkes Bron’un direkt koşacağını sanıyor ama Breakker son anda tek adımla spiker masasının üzerine çıkıyor! Byron ve Ospreay sandalyelerinden fırlarken arena bir anda ayağa kalkıyor! Bron masanın üzerinden ileri atılıyor ve Keanu’nun üzerine bütün vücuduyla çakılıyor! SPEAR! SPEAR! SPIKER MASASININ ÜZERİNDEN SPEAR! Keanu bariyerlerin önünde ikiye katlanıp yere yığılırken seyirciler inanılmaz bir reaksiyon veriyor! Bron da darbeyi vurduktan sonra birkaç saniye yerde kalıyor, sonra yavaşça ayağa kalkıyor ve Keanu’ya bakıyor. Hakem içeride saymaya devam ediyor; Paul Heyman dışarıdan Bron’a bağırıyor, onu ringe girmesi için uyarıyor! Bron sayıyı fark edince hemen ringe giriyor, hakemin sayısını bozuyor ve tekrar dışarı çıkıyor. Keanu hâlâ kendine gelmeye çalışırken Bron onu yerden kaldırıyor, ağır gövdesini zorla ringe doğru sürüklüyor ve apronun altından içeri itiyor. Bron da ringe giriyor ama bu süreçte harcadığı enerji ona pahalıya patlıyor! Keanu yerdeyken bir anda Bron’un bacağını yakalıyor, onu dengesiz bırakıyor ve gövdesine sert yumruklar indirmeye başlıyor. Bron karşılık vermeye çalışıyor ama Keanu ayağa kalktıkça gücünü yeniden buluyor. Önce Bron’u köşeye doğru itiyor, ardından omzuyla gövdesine yükleniyor! Bron köşede sıkışıyor. Keanu üstüne çıkıyor, bir eliyle Bron’un başını aşağı bastırıyor, diğer eliyle sert darbeler indirmeye başlıyor. Bron ilk kez savunmada kalıyor; Keanu, tepesine çökmüş halde onu ringin köşesinde ezmeye başlıyor!

Byron Saxton: Bron Breakker spiker masasının üzerinden Spear vurdu! Ben hayatımda böyle bir çarpışmayı çok az gördüm!

Will Ospreay: Abi o delilikti! Ama Keanu hâlâ ayakta kalmaya çalışıyor. Bu adamı yıkmak için kamyon çarptırman lazım galiba!

Bron-Breakke-Jey-Uso-Bank-WWE-RAW-1280x756.jpg.webp


Keanu Carver köşedeki baskısını sürdürerek başlıyor! Bron Breakker’ı köşede tutuyor, önce gövdesine ağır bir shoulder thrust bindiriyor, ardından onu köşeden çekip sert bir short-arm lariat ile yeniden yere seriyor. Bron hemen doğrulmaya çalışıyor ama Keanu bu kez onu belinden kavrayıp güçlü bir sidewalk slam ile tekrar mat’e yapıştırıyor! Keanu net şekilde momentumu eline almış durumda; Bron’un kalkmasına izin vermiyor, yerden çenesinden çekerek ayağa kaldırıyor ve gövdesine bir headbutt bırakıyor. Bron sendeleyip iplere yaslanınca Keanu onu hızla karşı tarafa gönderiyor, dönüşte omzuyla karşılamaya çalışıyor ama Bron son anda yana kaçıyor! Keanu ringin ortasında dengesini kaybediyor, Bron da işte tam o anda patlıyor! Önce sert bir running forearm, sonra bir clubbing shot, ardından iplerden sekip hayvani bir running shoulder block ile Keanu’yu ilk kez net şekilde geriye savuruyor! Keanu yine düşmemek için direniyor ama Bron durmuyor; bir belly-to-belly suplex ile onu fırlatıyor, Keanu ayağa kalkmaya çalışırken bu kez onu omzuyla kaldırıp iplere doğru sürüklüyor ve ringin dışına savuruyor! Keanu sendeleyerek dışarıda spiker masasının yanına kadar gidiyor, bir eliyle masaya tutunup ayakta kalmaya çalışıyor. Bron içeride bir saniye bile beklemiyor; hızla aprona çıkıyor, gözünü Keanu’dan ayırmıyor, denge alıyor ve aprondan bütün gövdesiyle onun üzerine atlıyor!

Byron Saxton: Keanu Carver kontrolü eline almıştı ama Bron Breakker bir anda patladı! Şimdi de aprondan dışarı uçuyor!

Will Ospreay: İşte Bron’un olayı bu dostum! Bir saniye eziliyor gibi görünür, sonraki saniye seni ring dışına yollar ve üstüne füze gibi atlar!

0zNaVC5.png
hQOzdD6.png


Bron Breakker aprondan atladıktan sonra Keanu Carver’ı spiker masasının yanında yere seriyor! Bron ayağa kalkıyor, kısa bir an Paul Heyman’a bakıyor ve tekrar Keanu’nun üzerine gidiyor. Keanu doğrulmaya çalışırken Bron onu kafasından yakalıyor, apron kenarına çarptırıyor ve ardından bariyerlere doğru gönderiyor! Keanu bariyerlere çarpıp sendeleyince Bron onu tekrar ringe sokuyor. Breakker da hemen peşinden içeri giriyor, Keanu’yu kaldırıyor ve bir overhead belly-to-belly suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Keanu ağır ağır ayağa kalkmaya çalışırken Bron bir kez daha hızlanıyor ama bu kez Keanu onu karşılıyor! Carver sert bir big boot ile Bron’u durduruyor! Bron geriye sendeleyince Keanu iplerden destek alıyor ve ikinci darbeyi indiriyor. Breakker dizlerinin üzerine düşüyor. Keanu şimdi nefesini topluyor, Bron’un üzerine yürüyor ve sert bir tekmeyle onu köşeye doğru gönderiyor. Bron köşede toparlanmaya çalışırken Keanu hız alıyor ve ilk darbeyi patlatıyor! Bron’un göğsüne sert bir corner big boot oturuyor! Breakker köşede iki büklüm kalıyor, Keanu geri çekilip tekrar üzerine gidiyor ve bu kez tüm ağırlığıyla köşeye çöküyor! Bron köşede sıkışıp kalıyor, Keanu üstüne çıkıyor ve resmen onu ezmeye başlıyor! Hakem saymaya başlıyor ama Keanu dörtte bırakıyor. Bron köşeden çıkmaya çalışıyor, Keanu onu yakalıyor, ringin ortasına çekiyor ve güçlü bir lifting spinebuster ile mat’e çakıyor! KEANU CARVER MOMENTUMU BİR ANDA GERİ ALIYOR! Keanu hiç zaman kaybetmeden Bron’un üzerine kapanıyor! 1-2-

Byron Saxton: Bron Breakker dışarıda kontrolü ele almıştı ama Keanu Carver ringe döner dönmez onu sert şekilde durdurdu!

Will Ospreay: Keanu’yu yıkmak başka, onu bitirmek başka dostum. Adam bir anda ayağa kalktı, botu çaktı, köşede ezdi ve spinebuster’la Bron’u yere gömdü!

top10mostdangeroussstars_yt.jpg


KICKOUT! Bron Breakker omzunu kaldırıyor! Keanu kısa bir an hakeme bakıyor, sonra Bron’u yerden kaldırmaya çalışıyor ama Breakker bir anda kendine geliyor! Bron gövdeye sert bir yumruk indiriyor, Keanu geri çekilmiyor ve o da aynı sertlikte cevap veriyor. İkili ringin ortasında yeniden karşılıklı darbelerle birbirine giriyor! Keanu bir headbutt vuruyor, Bron sendeleyip iplerden sekiyor ve dönüşte running shoulder block ile Keanu’yu geriye itiyor! Keanu düşmüyor, Bron’u yakalayıp Samoan Drop deniyor ama Bron arkaya kayıyor ve German suplex ile Keanu’yu yere çakıyor! Keanu hemen kalkıyor, Bron bu kez Gut Check deniyor ama Keanu dirseğiyle kurtulup onu Uranage pozisyonuna çekiyor! Bron yine direniyor, gövdeye diz darbeleriyle kurtuluyor ve arka arkaya forearm smash darbeleriyle Keanu’yu iplere kadar sürüklüyor. Keanu bir hamleyle geri dönmek istiyor ama Bron onun momentumunu kullanıyor ve büyük gövdesini iplerin üzerinden dışarı gönderiyor! Keanu ring dışında ayaklarının üzerine zor iniyor, apron kenarında dengesini toparlamaya çalışıyor. Bron içeride iplerden destek alıyor, bir anda ikinci ipe basıyor, seyirciler ne yapacağını anlamadan havalanıyor ve dışarıdaki Keanu’nun üzerine dönerek uçuyor! SPRINGBOARD FRANKENSTEINER! Keanu dışarıda yere savrulurken arena şok içinde ayağa kalkıyor!

Byron Saxton: Bron Breakker az önce yoktan döndü! Keanu neredeyse tuşu alıyordu ama Breakker yine patlayıcı gücüyle maça geri girdi!

Will Ospreay: Abi Keanu gibi bir adama Springboard Frankensteiner vurmak akıl işi değil! Bron bazen insan değil, cheat code gibi hareket ediyor!

sD5Ymtp.png


Springboard Frankensteiner sonrası iki isim de ring dışında yere seriliyor ama maçın temposu düşmüyor! Bron Breakker önce doğrulmaya çalışıyor, Keanu Carver ise bariyerlere tutunarak ayağa kalkıyor. Bron bir forearm smash ile Keanu’yu geri itiyor, Keanu da anında gövdeye ağır bir yumrukla cevap veriyor! İkili ring dışında birbirini bariyerlere, aprona ve spiker masasının kenarına doğru savuruyor. Bron, Keanu’yu apron kenarına çarptırıyor ama Keanu geri dönüp onu iki eliyle itiyor ve Bron sırtını bariyerlere vuruyor! Hakem içeride saymaya devam ederken Bron son anda ringe giriyor, Keanu da hemen peşinden içeri dalıyor. İkisi ringin ortasında yeniden karşılıklı yumruklarla brawl’a giriyor! Bron bir running lariat deniyor, Keanu eğilip boşa çıkarıyor! Bron geri döndüğünde Keanu onu yakalamak istiyor ama Breakker gövdeye diz darbeleriyle kurtuluyor. Keanu birkaç adım geriliyor, Bron hızlanıyor ama Keanu bir anda inanılmaz bir sıçrayışla yükseliyor ve Bron’un göğsüne akılalmaz bir dropkick patlatıyor! Breakker sert şekilde mat’e düşüyor! Keanu hemen üzerine kapanıyor! 1-2-

Byron Saxton: Keanu Carver’dan bu kadar büyük bir adam için inanılmaz bir dropkick geldi! Bron resmen hazırlıksız yakalandı!

Will Ospreay: Dostum, Keanu tank gibi ama o tank az önce uçtu! Bron bile bunu beklemiyordu, çok temiz yakalandı!

01kgbj5b50c0tz1ty9bk.jpg


Keanu Carver’ın dropkick’inden sonra Bron Breakker mat’in üzerinde kalıyor, Keanu da tuştan sonuç alamayınca köşeye doğru yuvarlanıyor. İki adam da birkaç saniye boyunca ayağa kalkamıyor; bu maçın temposu ilk dakikadan beri hiç düşmedi ve artık ikisinin de nefesi kesilmiş durumda! Keanu ipleri tutarak dizlerinin üzerine çıkıyor, Bron ise yerde yumruklarını sıkıp kendini kaldırmaya çalışıyor. Paul Heyman ring dışında bağırıyor, Bron’un ayağa kalkmasını istiyor! Keanu yeniden saldırmak için doğruluyor ama Bron bir anda son enerjisini topluyor ve ayağa fırlıyor! Keanu üzerine gelir gelmez Bron onu exploder suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Keanu hemen kalkmaya çalışıyor ama Bron bu kez hızını kesmeden running shoulder block ile onu yere indiriyor! Carver tekrar ayaklanıyor, Bron arkasına geçiyor ve German suplex ile onu mat’e çakıyor! Keanu yine de kalkıyor, bu kez Bron onu yakalayıp Gut Check patlatıyor! Arena ayağa kalkıyor! Bron bağırarak köşeye doğru çekiliyor, gözlerini Keanu’ya kilitliyor. Keanu sendeleyerek ayağa kalkıyor. Bron son kez derin bir nefes alıyor, bütün gücüyle fırlıyor—SPEAR!

Byron Saxton: Bron Breakker son enerjisini harcıyor! Üst üste büyük hamlelerle Keanu’yu sonunda savunmasız bıraktı!

Will Ospreay: Bu adamın pili bitmiyor abi! Exploder, shoulder block, German, Gut Check… ve şimdi tam gaz geliyor! SPEAR!

jzo7H4h.png


Keanu Carver inanılmaz bir refleksle Bron’u havada yakalıyor! Arena bir anda ayağa kalkıyor! Bron’un momentumu tamamen kesiliyor; Keanu onu omuzlarının üzerinde tutuyor, birkaç adım atıyor ve bütün gücüyle yere çakıyor! FALLING POWERSLAM! Bron çarpmanın etkisiyle yerde sekiyor, Keanu ise durmuyor! Hemen onu kolundan ve gövdesinden kavrıyor, tekrar kaldırıyor, seyircilere doğru kükredikten sonra bütün ağırlığını döndürerek ikinci darbeyi indiriyor! TWISTING POWERSLAM! Bron Breakker mat’in üzerinde tamamen dağılmış halde kalıyor! Keanu gecikmeden üzerine kapanıyor ve hakem saymaya başlıyor! 1-2-

3!

Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Yarı Finale Yükselen: Keanu Carver

0ZDXbxB.png


MAÇ SONA ERİYOR! Keanu Carver, Bron Breakker’ı son anda havada yakalayıp arka arkaya iki bitirici hamleyle yere seriyor ve PGW World Television Championship turnuvasında adını yarı finale yazdırıyor! Zil çalarken Bron Breakker mat’in üzerinde hareketsiz şekilde kalıyor, Paul Heyman ise ringin dışında donup kalmış halde olanlara inanamıyor. Keanu Carver dizlerinin üzerine çöküyor, derin derin nefes alıyor ve az önce ne kadar büyük bir galibiyet aldığının farkına varıyor. Hakem Keanu’nun yanına geliyor, onu ayağa kaldırıyor ve kolunu havaya kaldırıyor! KEANU CARVER’IN GALİBİYETİ RESMEN TESCİLLENİYOR! Seyirciler büyük bir reaksiyon verirken Keanu başını kaldırıp ringin ortasında dimdik duruyor. Bu yalnızca bir çeyrek final galibiyeti değil; Bron Breakker gibi bir yıkım makinesini durdurduğunu gösteren dev bir açıklama! Ekrana maçtan kesitler geliyor: maç başındaki yumruk yağmuru, ring dışındaki sert Spear, Bron’un spiker masasından uçuşu, Keanu’nun dropkick’i, Breakker’ın son enerjisiyle yaptığı imza hareketleri ve en sonunda Spear denemesinin havada yakalanması! Tekrar görüntüleri, Keanu’nun nasıl ayakta kaldığını ve doğru anda maçı nasıl çevirdiğini bir kez daha gösteriyor.

Byron Saxton: Keanu Carver inanılmaz bir anda maçı çevirdi! Spear’ı havada yakaladı ve arka arkaya iki dev bitiriciyle Bron Breakker’ı bitirdi!

Will Ospreay: Bu korkunçtu dostum! Bron maçı almak üzereydi, Keanu resmen onu havada söküp aldı ve yere gömdü! Böyle bir bitişten sonra bu adam turnuvanın en büyük tehditlerinden biri!

ky2pm86dhodm6ap7.jpg


Tekrarlar bittikten sonra kameralar ring dışına dönüyor ve bu kez Bron Breakker’ın öfkesini görüyoruz. Breakker ağır ağır ayağa kalkmış, yüzünde tam anlamıyla sinirden taş kesilmiş bir ifade var. Gözlerini ringde galibiyetini kutlayan Keanu Carver’dan ayırmıyor. Bir eliyle göğsünü tutarken diğer eliyle Carver’ı işaret ediyor; ardından boğaz keser gibi sert bir hareket yapıyor ve dudaklarından belli belirsiz “Bu bitmedi” dercesine birkaç söz dökülüyor. Carver uzaktan ona bakarken Breakker bir adım daha öne çıkıyor, tekrar parmağını doğrultup kendisini gösteriyor, sonra Carver’ı işaret ederek adeta “Seninle yeniden görüşeceğiz” mesajını veriyor. Paul Heyman hemen yanına geliyor, bir eliyle Breakker’ın omzuna dokunuyor, diğer eliyle sakinleşmesini söyleyerek onunla konuşmaya başlıyor. Heyman hem Breakker’ı yatıştırmaya hem de yenilginin ardından onu toparlamaya çalışırken Breakker hâlâ öfkeyle ringe bakmaya devam ediyor. Carver içeride dimdik dururken Breakker dışarıda intikam bakışlarını üstünden eksiltmiyor ve bu gergin görüntü eşliğinde kameralar yavaşça kapanıyor.

4hioqql.gif

jswkesz.jpg


Reklamlardan döndüğümüzde bizi ringde tuhaf bir atmosfer karşılıyor. Arenada fısıltı sesleri duyuluyor ve dumanlar yükseliyor.

qog4f87.jpg


Işıklar yavaşça açıldığında, ringin ortasında siyah örtülü bir masa, etrafında tütsüler ve loş bir ışık yayan fenerler görüyoruz. Masanın başında kapüşonuyla diz çökmüş biri var.

d1sb26f.jpg


Bu World Heavyweight Şampiyonu Sami Zayn! Kapüşonunu açtığında masanın etrafındaki mumların ateşi iyice harlanıyor. Unvan masanın üstünde. Ne yapıyor böyle? Spikerlerin ağzını bıçak açmıyor. Byron Saxton ve Will Ospreay sadece sustu ve izliyor.

58cu2um.jpg


Sami Zayn: Üç yıl... Tam üç yıl boyunca bu ringin kenarından geçip o yukarıdaki ışıklara bakan adamı hatırlıyor musunuz? O adam öldü. Sabır, insanı olgunlaştırmaz. Sabır, insanı içeriden çürütür. Beni çürüttünüz. Ama bu... Bana ait olan şey beni yeniden doğurdu. Onu benden alabileceğinizi, bu rüyadan uyanacağımı sanıyorsunuz, değil mi?

Cebinden eski bir kase ve küçük bıçak çıkarıyor.

Sami Zayn: Bu unvan artık etten ve kemikten bir şampiyona ait değil. Bu unvan benim ruhuma mühürleniyor. Bu gece, bu ringde, hiç kimsenin bozamayacağı bir ahit kesiyorum.

jlltby2.jpg


Bıçağı alıp sol avucunun içini hafifçe çiziyor. Kanın kaseye damlamasını izliyor. Ardından kasedeki kanı, parmak ucuyla PGW kemerinin tam ortasındaki ana plakaya, logonun üzerine sürmeye başlıyor. Kanı sürerken gözlerini kapatıp Arapça kelimeleri fısıldamaya başlıyor. Sesi tüm arenada yankılanıyor.

dqk97gz.jpg


Sami Zayn: Bi-d-demi ve-r-ruh... (Kanımla ve ruhumla...) Haza-l-arş li ene vahdi. (Bu taht sadece benimdir.) Men yemessu hazih-il-atbe, yusabhul-la'ne!" (Bu eşiğe dokunan her kim olursa olsun, lanetlensin!)

Sesini biraz daha yükseltiyor, ellerini kemerin üzerine koyup titremeye başlıyor. Adeta acı çekiyormuş gibi gözlerini yukarı dikiyor... Sami Zayn hiç iyi görünmüyor.

gqcbw49.jpg


Sami Zayn: La ehad... LA EHAD yenzih-ul-unvan minni! (Kimse... KİMSE bu unvanı benden söküp alamaz!) İnnehu maktub bi-d-dem. (O, kanla yazılmıştır.) Haza ahdi... Haza ebedi! (Bu benim ahdim... Bu benim ebediyetim!)

Tam bu sırada ring kenarındaki bir hakem veya güvenlik görevlisi, Sami'nin elindeki bıçak ve ringdeki mumlar yüzünden paniğe kapılıp aprona tırmanıyor!

g27e2u2.jpg


Görevli: Sami, dur! Şovu kapatmamız lazım, kendine zarar veriyorsun! ÇOCUKLAR KORKUYOR! BUNLARI GÖSTERMEMİZ DOĞRU DEĞİL!

Sami, trans halinden çıkıyor! Gözleri vahşetle açılıyor. Ritüelin bozulma ihtimali onu çılgına çevirdi! Aprondaki görevliyi yakalıyor ve turnbuckle'a sıkıştırıyor! Görevliyi yumrukladıkça yumruklarıyla senkronize şekilde ağzından tükürükler saçarak bağırıyor.

Sami Zayn: ONLARI KORKUTTUN! SEN KORKUTTUN! SENİN YÜZÜNDEN HER ŞEY BERBAT OLABİLİRDİ! Ukhruc! Ukhruc ya fani! İnnehu maktub! (Defol! Defol ey fani! O yazıldı!)

6qsh019.jpg


EXPLODER SUPLEX! BÜYÜ MASASI KOMPLE KIRILIYOR VE ALEVLER İÇİNDE KALIYOR! YERE DÜŞEN GÖREVLİYİ HEMEN BAŞKA BİR GÖREVLİ ÇEKİP ORADAN KURTARIYOR! BU SIRADA SAMI ZAYN UNVANINI O HENGAMEDEN KURTARIP GÖĞSÜNE YAPIŞTIRIP ALEVLERİN ARASINDA YUKARI DOĞRU BAĞIRMAYA BAŞLIYOR!

f5gn0se.jpg


Sami Zayn: Onu ruhuma bağlamak istiyorum... Ne istiyorsanız onun için vermeye hazırım. Bu cihan şahidim olsun ki onun için ne isterseniz size kurban edeceğim. Ruhum buna dahil. Anlayın beni. (ağlamaya başlıyor) Onu korumak için bu dünyanın adaleti de, benim etten kemikten gücüm de yetmez. İnsan soyunun asla cüret edemeyeceği bir şey yaptım. Gece yarısı, gölgelerin en koyu olduğu saatte, aleminize geçtim. Ve unvanımı beklesin diye oradan en acımasız, en sadık olanını... Bir koruyucu varlığı söküp sizden çaldım!

1voz25z.jpg


Arenada fısıltı sesleri hakim olmaya başlarken Sami, bir şeyler görmüşçesine onlara doğru bakıp konuşuyor. PGW tarihinin görüp görebileceği en tuhaf şampiyona ve en tuhaf olaya tanıklık ediyoruz! BİR ŞAMPİYON, İBLİSLERİN ALEMİNDEN DOĞAÜSTÜ BİR VARLIK ÇALIP ONUN GÜCÜYLE UNVANINI MÜHÜRLÜYOR!

a11hns1.jpg


Sami Zayn: Seninle anlaşmaya razıyım ateşlerin padişahı İblis.. Acizliğimi kabul ediyorum. Siz... Dumansız bir ateşin saf alevinden, o yüce kor akıldan yaratıldınız. Biz ise topraktan şekil verilmiş kara balçıktan, kokmuş bir çamurdan. Biz çürümeye mahkumuz, bizim etimiz zayıftır, sabrımız aciz! Ama o saf ateş... Aleviniz benim bu çamurumu pişirecek, bu aciz eti çelikten bir zırha dönüştürecek. Onu benden almayın. Bırakın, ne olur bende kalsın! Verin onu bana. Beni bu gamdan kederden kurtarsın... VER ONU BANA... UNVANIMI KORUMASI İÇİN VERİN ONU BANA! SİZDEN BİRİ İÇİN HER ŞEYİM, CANIM VE DAHİ RUHUM FEDA OLSUN!

11ywnzq.jpg


SAMI ZAYN, WORLD HEAVYWEIGHT ŞAMPİYONLUĞUNU BÜYÜYLE MÜHÜRLÜYOR! BU SİKTİĞİMİN ŞİRKETİ BUNU DA GÖRDÜ! RİNGDEKİ TURNBUCKLE'IN HER BİR KÖŞESİNDEN ALEVLER VE SİYAH GÖLGELER YÜKSELMEYE BAŞLIYOR! RİNG DUMAN İÇİNDE KALIYOR! ÇOCUKLARI OLAN SEYİRCİLER BUNA DAHA FAZLA KATLANAMAYIP ŞİMDİDEN ARENADAN ÇIKIŞ YAPARKEN SAMI ZAYN GÖLGELERE BAKIP GÜLÜMSEMEYE BAŞLIYOR... Ardından unvanına dökülmüş kanını işaret parmağıyla okşamaya başlayıp kafasını yukarı doğru doğrultuyor...

tpqxdyk.jpg


Sami Zayn: "Yaralarımın intikamını alacağım. Eğer sevgi uyandıramıyorsam, korku salacağım. Özellikle de baş düşmanım olan sana... Çünkü, söndürülmez bir nefret duyuyorum yaratıcıma."

4tmcib4.jpg


Sami Zayn: "Yalan gerçeğe böylesine benzerse, kim gerçek mutluluğa yürekten inanabilir ki?"

e38rtxc.jpg


İblis'e... Bana ait bir varlığı hapsettiğinde, aslında o kapı sadece senin üzerine kilitlenir. İçeride artık yalnız değilsin, Sami.

𝐏𝐆𝐖 𝐏𝐀𝐘𝐁𝐀𝐂𝐊 #𝟏𝟎𝟔
Prestige Grand Wrestling, LLC ™ 2026
All Rights Reserved ©
 
Anasayfa Üst Alt
Tema Rengi