Date: 04.07.2026
Broadcast Date: 05.07.2026
PAYBACK #105
05 Temmuz Pazar, 21.00 - C
Gainbridge Fieldhouse
Indianapolis, Indiana
PAYBACK #105'İ TAKİP ETMEK İÇİN 3 NEDEN!
1- Açılış: PGW Şampiyonu Kazuchika Okada ve Gedo, şovun açılışını gerçekleştiriyor- onlardan dinleyeceğiz!
2- PGW World Television Championship Tournament'in ilk tur maçları devam ediyor olacak!
3- Ana Olay: "This company's World Heavyweight Champion and the voice of this ring, Michael Cole, have been missing..."
Reklam kuşağının sona ermesiyle kameralar Indianapolis, Indiana’ya çevriliyor. Şehrin ışıkları geceyi süslerken, tüm dikkatler Gainbridge Fieldhouse’a kilitleniyor! Prestige Grand Wrestling'in haftalık serisi olan PAYBACK'in 105 numaralı şovu için sahne en iyi haliyle hazırlanmış durumda. Arena tıklım tıklım dolu; binlerce taraftarın sesi, gecenin daha başlamadan ne kadar büyük olacağını hissettiriyor! Işıklar kararırken, lazerler devasa Stage’imizi tarıyor. Gerilim yükseliyor, kalabalık daha da coşuyor… Şimdi ise gözler tek bir noktada- PAYBACK #105’in ilk kıvılcımının çakacağı o sahnede!
PYROLAR PATLIYOR VE PAYBACK #105 BAŞLIYOR!
Pyro gösterisinin ardından kameralarımız doğrudan yorumcuların masasına çevriliyor— karşımızda geçen hafta da olduğu gibi Byron Saxton'ı görüyoruz, ama bu sefer yalnız değil; yanında Prestige Grand Wrestling'in Grand Slam Şampiyonlarından Will Ospreay'in de olduğunu görüyoruz! Pyro gösterisinin etkisiyle çığlıklar atan binlerce insan, bu sefer de Will'in ekrana gelmesiyle çığlık çığlığa kalıyor. Byron açılış konuşmasını yaptıktan sonra bu günlerde Kick yayın platformunun partneri olarak yayınlar açan Will'e, bugün kendisini yalnız bırakmadığı için teşekkür ediyor. Will, Byron’ın teşekkürüne samimi bir şekilde karşılık verirken bu gece burada olmaktan memnun olduğunu belli ediyor. Ringin içinde olduğu kadar yorumcu masasında da Prestige Grand Wrestling atmosferini yakından solumayı sevdiğini belirtiyor. Burada kimseyi kayırmak için bulunmuyormuş, gece boyunca ringde gördüğü performansları açıkça yorumlayacakmış. Bunun hemen sonrasında şova dönüyorlar; şovun gerçekleştirildiği şehirden ve arenaya gelmiş olan harika seyircilerden söz ediyorlar. Son olarak şovda gerçekleşeceği duyurulan olayların da ele alındığı sırada, arena içerisindeki bütün ses sistemlerin en yoğun haliyle reaksiyon verdiği bir gelişme yaşanıyor- bir tema müziğinin şiddetlice çalmaya başladığını işitiyoruz! Arenaya bugün intikal etmiş bütün seyircilerin, yerlerinden kalkmak suretiyle Stage'e doğru dönerek kim olduğunu bildikleri bu isme döndüklerini gözlemliyoruz!
coin drop
Omzundaki PGW Championship kemeriyle birlikte eli cebinde bir şekilde çıkageliyor Kazuchika Okada! Hemen onun ardından çıkan Gedo, iki eliyle onu işaret ederken seyirciler hunharca onu alkışlıyorlar! Arena içerisindeki gürültü bir an bile olsun dinmezken, bir süre boyunca Stage'de kalarak seyircileri süzen Kazuchika'nın artık ringe doğru ilerlemesi başlıyor. Kazuchika ringe vardıktan sonra direkt olarak ringin içerisine girmek yerine, onu ardından takip eden Gedo'nun yanına gelmesini bekliyor. Bunun sonrasında çelik basamaklara yöneliyor ve onlardan faydalanarak Apron'a çıkıyor. Onun bu adımlarını Gedo da takip ederken, Apron üzerinde biraz ilerleyen Kazuchika'nın iplerin arasından geçmek üzere ringe girmesi seyrediyoruz. Kazuchika ringe girdikten sonra ilk iş köşeye ilerliyor, Second-rope'a çıkıyor ve omzunda duran kemeri eline alarak havaya kaldırıyor! Onun o noktada bir süre boyunca kalarak kemerini havaya kaldırmasını sürdürmesi objektifimizde kalıyor, araya belli bir müddet girdikten sonra da Kazuchika'nın ring matına dönmesi gerçekleşiyor. Daha geniş bir açıya dönüyoruz; bu süreç içerisinde Gedo'nun elinde iki adet mikrofon edindiği ekranlara yansıyor. Gedo onlardan bir tanesini Kazuchika'ya teslim ettikten sonra kendi elinde kalan mikrofonu ağız seviyesine kadar kaldırarak konuşmaya başlaması durumu yaşanıyor- ondan dinliyoruz!
Gedo: Indianapolis— bu gece Gainbridge Fieldhouse'ta yarattığınız bu sağır edici gürültünün ardındaki sebebi hepimiz çok iyi biliyoruz. Siz buraya rastgele bir güreş şovu izlemeye gelmediniz. Siz buraya, bu endüstrinin zirvesinde tek başına oturan adamın, omuzlarındaki altının ihtişamına tanıklık etmeye geldiniz! (Olumlu reaksiyonlar alıyor) Geçtiğimiz hafta olanları herkes gördü- sahte Hollywood yıldızı ve arka sokak serserisi, şampiyonun parıltısından rol çalabileceklerini sandılar. Kameraların önünde ucuz numaralar yaparak, Catering alanında olay çıkararak (İşaret parmağıyla Kazuchika'yı gösteriyor) bu adamın taşıdığı PGW Championship'in ağırlığını sarsabileceklerini düşündüler. Ama çok acı bir şekilde yanıldılar- Okada-san, sadece ringin içindeki iplerin arasında değil; adım attığı her koridorda, bu binanın her bir santimetresinde kuralı koyan yegane güçtür! O, pek çok ilgiyi üzerine çekmeye çalışan figüranların çaresiz çırpınışlarına tepeden bakan, kendi yarattığı mükemmellik standartlarında yaşayan kusursuz bir şampiyon. (Ses tonunu iyice yükselterek konuşuyor) Indianapolis, gözlerinizi dört açın ve karşınızdaki şu adama iyi bakın— o, geçici trendlerin veya ucuz dramaların bir parçası değil. O, bu şirketin atan kalbi, bu ringin mutlak hakimi ve profesyonel güreşin ta kendisi!
Will Ospreay: (Gedo'nun konuşması biter bitmez konuşuyor) İyi yaladı, evet.
Byron Saxton: Neyi kast ediyorsun Will?
Will Ospreay: Sana sonra anlatırım bruv.
Gedo'nun bu sözleri pek yoğun olmasa da cheer'ları toplamayı başarıyor. Seyircilerin reaksiyonlarını gösterdikleri sırada, ring içerisindeki ikilinin sessiz kalarak seyircilerin dinginleşmelerini bekliyor. Belli bir süre sonra bu istedikleri yerine gelirken, konuşmanın devamını getirmek adına, bu sefer "The Rainmaker"ın elindeki mikrofonu havaya doğru tutmasını ve konuşmaya başlamasını gözlemliyoruz!
Kazuchika Okada: Saa... Gedo-san'ın da dediği gibi, geçen hafta yaşananlar... Tam anlamıyla bir trajediydi. Val Venis için hazırlanan bir protokolde, benim şirketimde, iki tane kendini bilmez baka gelip spot ışığını benim üzerimden alabileceğini sandı. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmasına devam ediyor) Trick Williams... Sen bir profesyonel güreşçi değilsin. Sen sadece kırmızı halı fantezileri kuran, spot ışığı görünce ne yapacağını şaşıran şımarık bir gakisin. Ve JTG... Sen de geçmişte sıkışıp kalmış, zincirlerini şıngırdatarak kendini tehlikeli sanan bir sokak serserisisin. İkiniz de o kadar hadsizsiniz ki, orada size hediye ettiğim iki Rainmaker bile sizin için bir lütuftu. Ben takım elbisemi sizin gibi alt seviye figüranlar için kirletmem. Ama bana saygısızlık yapmaya cüret ederseniz, size gerçekliğin ne kadar sert olduğunu o masalara çarptığınızda gösteririm! (Seyircilerden şaşırma sesleri yükseliyor) Bana bu sektörün zirvesinden, ihtişamdan veya gerçek rekabetten bahsetmeyin. Benim standardım, arka alandaki ucuz Hollywood dramalarıyla veya sokak kavgalarıyla belirlenmedi. Benim standardım okyanusun öte yakasında, Tokyo'da inşa edildi. Yıllar boyunca bu endüstrinin gördüğü en tehlikeli, (Yorumcu masasına, Will'e bakıyor) en hızlı ve en acımasız adamları tek tek yere sererek o standardı ben yarattım! Öyle değil mi... Ospreay-san? Sen "The Rainmaker"ın koyduğu o standardın ne kadar yüksek olduğunu, o fırtınanın ne kadar acımasız olduğunu çok iyi biliyorsun.
Will kulaklığını hafifçe geriye iterek kollarını masaya dayıyor ve gözlerini Kazuchika'ya dikiyor. İki eski dost, eski düşman, eski New Japan Pro-Wrestling yıldızı arasında Indianapolis'in ortasında sözsüz ama son derece gerilim dolu, uzun bir bakışma yaşanıyor. Kazuchika'nın suratında bir ifade yokken, Will'in dişlerini göstererek gülümsediğini görüyoruz. Kazuchika şimdi kafasını çeviriyor ve konuşmaya devam ediyor!
Kazuchika Okada: O yüzden... Trick, JTG ya da arka alanda bu kemere göz diken, haddini bilmeyen herhangi bir young lion... Şansınızı denemek istiyorsanız gelin. Ama bilmeniz gereken tek bir gerçek var: Benim ringime, benim krallığıma adım attığınızda senaryolar işlemez. Geriye sadece yağmur damlaları ve "The Rainmaker"ın fırtınası kalır. Altın bende. Güç bende. Ve ben izin vermediğim sürece... Hiçbir yere gitmiyorum.
Gedo: (Yüksek bir ses tonuyla lafa giriyor) İşte duydunuz; karşınızda Prestige Grand Wrestling tarihinin en durdurulamaz şampiyonu, mutlak altın standart duruyor! Eğer aranızdan herhangi bir ahmak, o derin uykusundan uyanıp da bu ringe gelmeye, bu tanrısal seviyeye meydan okumaya cüret ederse... Karşılaşacağı tek şey acımasız bir yıkı—
LIGHTS OUT
Işıklar gitti, arenanın bütün aydınlatma sistemleri bir anda kapandı! Bunun sonucunda konuşma yapmakta olan Gedo'nun kendi kendine konuşmasını sonlandırarak ne olduğuna anlam vermeye çalıştığını gözlemliyoruz. Arena içerisinde bir anda inanılmaz bir gürültü oluşuyor, şu ana kadar ne olduğu da tam olarak belirgin hâle gelmiş değil. Merak her geçen saniye artarken, araya giren yaklaşık 20 saniyenin sonrasında Stage'deki hareketlilikle birlikte bir tema müziğinin işitilir duruma geldiğini fark ediyoruz!
WHOOP THAT TRICK! (What?)
WHOOP THAT TRICK! (Yeah!)
WHOOP THAT TRICK! (Uh-huh!)
Mavi renkteki spot ışıkları dans ederken, Titantron'da "Trick Williams" şeklinde bir yazının geçtiğini görüyoruz... Ne— evet, Trick Williams burada! Şarkının jenerik kısmı başlıyor, Stage'in tam ortasında Trick'in olduğunu görüyoruz! Seyirciler onun şarkısıyla özdeşleşmiş olan tezahüratları atmaya başlarlarken, onun bir platformun üzerinde olduğunu ve etraftan dumanlar çıkarken kendi etrafında döndürüldüğünü görüyoruz! Zaman zaman şiddeti yükseltilen mavi spot ışıklarıyla, onu tam olarak görebiliyoruz! Bir süre sonra suratı ringe dönük, ellerini önde birleştirmiş bir şekildeyken platform durduruluyor. O, kollarını yana açarak bağırıyor ve bütün arenayı ayağa kaldırıyor! Şimdi ise aşırı yavaş bir biçimde ringe doğru ilerliyor. Onun ringe ilerlediği sırada, kendisinin tema müziğine tezahüratlarıyla dahil olan bazı seyirciler ekrana getiriliyor!
WHOOP THAT TRICK! (I like it.)
WHOOP THAT TRICK! (Oh, yeah, man!)
WHOOP THAT TRICK! (Oh, yeah, man!)
WHOOP THAT TRICK! (That's Trick!)
Trick, cool hareketlerle ringin yolunu tutarken, seyirciler bir an bile olsun durmadan onun için "Whoop that Trick!" şeklinde tezahüratlar atıyorlar- şarkı ritmine ayak uyduruyorlar! O ise, havalı dış görünüşünden ödün vermeden çok ağır bir biçimde ringin yolunu tutmaya devam ediyor. Takılı olan gözlüğünün camının ardından, ring içerisinde kendisini bekleyen Kazuchika'ya odaklanmış bir biçimde olduğunu seçebiliyoruz. Trick geride bırakılan bir müddetin sonrasında nihayet ringin önüne gelmiş oluyor. Kafasını önce sola, sonra da sağa çevirdikten sonra kendisine uzatılan mikrofon eşliğinde çelik basamaklara yöneliyor. Onlardan faydalanarak Apron'a çıktıktan sonra iplerin arasından geçerek ringe giriyor ve Kazuchika-Gedo ikilisinin tam da karşısına konumlanarak elinde tuttuğu mikrofonu ağzına doğru götürüyor. Şimdi herkes onu dinlemeye başlıyor!
Trick Williams: Yo, shitheads— duyuyor musunuz, huh? Bu sadece bir tezahürat değil, bu yaklaşan gişe rekortmeni bir blockbuster'ın resmi soundtrack'i! Indianapolis, enerjiniz fena değil ama dürüst olalım, alıştığım o VIP Los Angeles partilerindeki o elit klasmanı tam olarak veremiyorsunuz. Yine de bir süreliğine idare edersiniz... (Seyircilerden yükselen yuhalamalara aldırış etmeden gülümsemesini sürdürüyor) Gedo, dawg... Sen konuşurken kanal değiştirenlerin sayısı, Okada o "kusursuz ve klasik" güreşini yaparken uyuyakalanların sayısıyla yarışıyor. O yüzden sen artık o çeneni kapat ve asıl gişe cazibesinin konuşmasına izin ver! (Seyircilerden olumlu reaksiyonlar yükseliyor, Trick içten içe şaşırıyor) Tokyo'nun dokunulmaz altın çocuğu... Karşındayım. Sana meydan okuyorum ve bunu yaparken hâlâ bir Hollywood prömiyerinden fırlamış gibi kusursuz görünüyorum, şu ceketimde tek bir kırışıklık bile yok. Ama sen? Senin geçen hafta dokunulmaz "Final Boss" karizman yerle bir oldu çünkü kontrolünü kaybettin. Bana figüran dedin, şımarık bir velet dedin, güreşçi değilsin dedin... Sana bir haberim var champ; bu endüstri artık okyanusun öte yakasında, kırk beş dakika boyunca birbirine stiff tekmeler atıp inekleri eğlendirenlerin tekelinde değil! Burası büyük lig! Burası gösteri dünyası, dawg! (Kahkahayı basıyor) Okyanusun öte yakasında yarattığın sahte mükemmellik, benim karizmamın ve yıldız ışığımın yanında sadece UCUZ, ALTYAZILI BİR BAĞIMSIZ FİLM GİBİ HİSSETTİRİYOR!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
Omzundaki PGW Championship kemeriyle birlikte eli cebinde bir şekilde çıkageliyor Kazuchika Okada! Hemen onun ardından çıkan Gedo, iki eliyle onu işaret ederken seyirciler hunharca onu alkışlıyorlar! Arena içerisindeki gürültü bir an bile olsun dinmezken, bir süre boyunca Stage'de kalarak seyircileri süzen Kazuchika'nın artık ringe doğru ilerlemesi başlıyor. Kazuchika ringe vardıktan sonra direkt olarak ringin içerisine girmek yerine, onu ardından takip eden Gedo'nun yanına gelmesini bekliyor. Bunun sonrasında çelik basamaklara yöneliyor ve onlardan faydalanarak Apron'a çıkıyor. Onun bu adımlarını Gedo da takip ederken, Apron üzerinde biraz ilerleyen Kazuchika'nın iplerin arasından geçmek üzere ringe girmesi seyrediyoruz. Kazuchika ringe girdikten sonra ilk iş köşeye ilerliyor, Second-rope'a çıkıyor ve omzunda duran kemeri eline alarak havaya kaldırıyor! Onun o noktada bir süre boyunca kalarak kemerini havaya kaldırmasını sürdürmesi objektifimizde kalıyor, araya belli bir müddet girdikten sonra da Kazuchika'nın ring matına dönmesi gerçekleşiyor. Daha geniş bir açıya dönüyoruz; bu süreç içerisinde Gedo'nun elinde iki adet mikrofon edindiği ekranlara yansıyor. Gedo onlardan bir tanesini Kazuchika'ya teslim ettikten sonra kendi elinde kalan mikrofonu ağız seviyesine kadar kaldırarak konuşmaya başlaması durumu yaşanıyor- ondan dinliyoruz!
Gedo: Indianapolis— bu gece Gainbridge Fieldhouse'ta yarattığınız bu sağır edici gürültünün ardındaki sebebi hepimiz çok iyi biliyoruz. Siz buraya rastgele bir güreş şovu izlemeye gelmediniz. Siz buraya, bu endüstrinin zirvesinde tek başına oturan adamın, omuzlarındaki altının ihtişamına tanıklık etmeye geldiniz! (Olumlu reaksiyonlar alıyor) Geçtiğimiz hafta olanları herkes gördü- sahte Hollywood yıldızı ve arka sokak serserisi, şampiyonun parıltısından rol çalabileceklerini sandılar. Kameraların önünde ucuz numaralar yaparak, Catering alanında olay çıkararak (İşaret parmağıyla Kazuchika'yı gösteriyor) bu adamın taşıdığı PGW Championship'in ağırlığını sarsabileceklerini düşündüler. Ama çok acı bir şekilde yanıldılar- Okada-san, sadece ringin içindeki iplerin arasında değil; adım attığı her koridorda, bu binanın her bir santimetresinde kuralı koyan yegane güçtür! O, pek çok ilgiyi üzerine çekmeye çalışan figüranların çaresiz çırpınışlarına tepeden bakan, kendi yarattığı mükemmellik standartlarında yaşayan kusursuz bir şampiyon. (Ses tonunu iyice yükselterek konuşuyor) Indianapolis, gözlerinizi dört açın ve karşınızdaki şu adama iyi bakın— o, geçici trendlerin veya ucuz dramaların bir parçası değil. O, bu şirketin atan kalbi, bu ringin mutlak hakimi ve profesyonel güreşin ta kendisi!
Will Ospreay: (Gedo'nun konuşması biter bitmez konuşuyor) İyi yaladı, evet.
Byron Saxton: Neyi kast ediyorsun Will?
Will Ospreay: Sana sonra anlatırım bruv.
Gedo'nun bu sözleri pek yoğun olmasa da cheer'ları toplamayı başarıyor. Seyircilerin reaksiyonlarını gösterdikleri sırada, ring içerisindeki ikilinin sessiz kalarak seyircilerin dinginleşmelerini bekliyor. Belli bir süre sonra bu istedikleri yerine gelirken, konuşmanın devamını getirmek adına, bu sefer "The Rainmaker"ın elindeki mikrofonu havaya doğru tutmasını ve konuşmaya başlamasını gözlemliyoruz!
Kazuchika Okada: Saa... Gedo-san'ın da dediği gibi, geçen hafta yaşananlar... Tam anlamıyla bir trajediydi. Val Venis için hazırlanan bir protokolde, benim şirketimde, iki tane kendini bilmez baka gelip spot ışığını benim üzerimden alabileceğini sandı. (Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmasına devam ediyor) Trick Williams... Sen bir profesyonel güreşçi değilsin. Sen sadece kırmızı halı fantezileri kuran, spot ışığı görünce ne yapacağını şaşıran şımarık bir gakisin. Ve JTG... Sen de geçmişte sıkışıp kalmış, zincirlerini şıngırdatarak kendini tehlikeli sanan bir sokak serserisisin. İkiniz de o kadar hadsizsiniz ki, orada size hediye ettiğim iki Rainmaker bile sizin için bir lütuftu. Ben takım elbisemi sizin gibi alt seviye figüranlar için kirletmem. Ama bana saygısızlık yapmaya cüret ederseniz, size gerçekliğin ne kadar sert olduğunu o masalara çarptığınızda gösteririm! (Seyircilerden şaşırma sesleri yükseliyor) Bana bu sektörün zirvesinden, ihtişamdan veya gerçek rekabetten bahsetmeyin. Benim standardım, arka alandaki ucuz Hollywood dramalarıyla veya sokak kavgalarıyla belirlenmedi. Benim standardım okyanusun öte yakasında, Tokyo'da inşa edildi. Yıllar boyunca bu endüstrinin gördüğü en tehlikeli, (Yorumcu masasına, Will'e bakıyor) en hızlı ve en acımasız adamları tek tek yere sererek o standardı ben yarattım! Öyle değil mi... Ospreay-san? Sen "The Rainmaker"ın koyduğu o standardın ne kadar yüksek olduğunu, o fırtınanın ne kadar acımasız olduğunu çok iyi biliyorsun.
Will kulaklığını hafifçe geriye iterek kollarını masaya dayıyor ve gözlerini Kazuchika'ya dikiyor. İki eski dost, eski düşman, eski New Japan Pro-Wrestling yıldızı arasında Indianapolis'in ortasında sözsüz ama son derece gerilim dolu, uzun bir bakışma yaşanıyor. Kazuchika'nın suratında bir ifade yokken, Will'in dişlerini göstererek gülümsediğini görüyoruz. Kazuchika şimdi kafasını çeviriyor ve konuşmaya devam ediyor!
Kazuchika Okada: O yüzden... Trick, JTG ya da arka alanda bu kemere göz diken, haddini bilmeyen herhangi bir young lion... Şansınızı denemek istiyorsanız gelin. Ama bilmeniz gereken tek bir gerçek var: Benim ringime, benim krallığıma adım attığınızda senaryolar işlemez. Geriye sadece yağmur damlaları ve "The Rainmaker"ın fırtınası kalır. Altın bende. Güç bende. Ve ben izin vermediğim sürece... Hiçbir yere gitmiyorum.
Gedo: (Yüksek bir ses tonuyla lafa giriyor) İşte duydunuz; karşınızda Prestige Grand Wrestling tarihinin en durdurulamaz şampiyonu, mutlak altın standart duruyor! Eğer aranızdan herhangi bir ahmak, o derin uykusundan uyanıp da bu ringe gelmeye, bu tanrısal seviyeye meydan okumaya cüret ederse... Karşılaşacağı tek şey acımasız bir yıkı—
LIGHTS OUT
Işıklar gitti, arenanın bütün aydınlatma sistemleri bir anda kapandı! Bunun sonucunda konuşma yapmakta olan Gedo'nun kendi kendine konuşmasını sonlandırarak ne olduğuna anlam vermeye çalıştığını gözlemliyoruz. Arena içerisinde bir anda inanılmaz bir gürültü oluşuyor, şu ana kadar ne olduğu da tam olarak belirgin hâle gelmiş değil. Merak her geçen saniye artarken, araya giren yaklaşık 20 saniyenin sonrasında Stage'deki hareketlilikle birlikte bir tema müziğinin işitilir duruma geldiğini fark ediyoruz!
WHOOP THAT TRICK! (What?)
WHOOP THAT TRICK! (Yeah!)
WHOOP THAT TRICK! (Uh-huh!)
Mavi renkteki spot ışıkları dans ederken, Titantron'da "Trick Williams" şeklinde bir yazının geçtiğini görüyoruz... Ne— evet, Trick Williams burada! Şarkının jenerik kısmı başlıyor, Stage'in tam ortasında Trick'in olduğunu görüyoruz! Seyirciler onun şarkısıyla özdeşleşmiş olan tezahüratları atmaya başlarlarken, onun bir platformun üzerinde olduğunu ve etraftan dumanlar çıkarken kendi etrafında döndürüldüğünü görüyoruz! Zaman zaman şiddeti yükseltilen mavi spot ışıklarıyla, onu tam olarak görebiliyoruz! Bir süre sonra suratı ringe dönük, ellerini önde birleştirmiş bir şekildeyken platform durduruluyor. O, kollarını yana açarak bağırıyor ve bütün arenayı ayağa kaldırıyor! Şimdi ise aşırı yavaş bir biçimde ringe doğru ilerliyor. Onun ringe ilerlediği sırada, kendisinin tema müziğine tezahüratlarıyla dahil olan bazı seyirciler ekrana getiriliyor!
WHOOP THAT TRICK! (I like it.)
WHOOP THAT TRICK! (Oh, yeah, man!)
WHOOP THAT TRICK! (Oh, yeah, man!)
WHOOP THAT TRICK! (That's Trick!)
Trick, cool hareketlerle ringin yolunu tutarken, seyirciler bir an bile olsun durmadan onun için "Whoop that Trick!" şeklinde tezahüratlar atıyorlar- şarkı ritmine ayak uyduruyorlar! O ise, havalı dış görünüşünden ödün vermeden çok ağır bir biçimde ringin yolunu tutmaya devam ediyor. Takılı olan gözlüğünün camının ardından, ring içerisinde kendisini bekleyen Kazuchika'ya odaklanmış bir biçimde olduğunu seçebiliyoruz. Trick geride bırakılan bir müddetin sonrasında nihayet ringin önüne gelmiş oluyor. Kafasını önce sola, sonra da sağa çevirdikten sonra kendisine uzatılan mikrofon eşliğinde çelik basamaklara yöneliyor. Onlardan faydalanarak Apron'a çıktıktan sonra iplerin arasından geçerek ringe giriyor ve Kazuchika-Gedo ikilisinin tam da karşısına konumlanarak elinde tuttuğu mikrofonu ağzına doğru götürüyor. Şimdi herkes onu dinlemeye başlıyor!
Trick Williams: Yo, shitheads— duyuyor musunuz, huh? Bu sadece bir tezahürat değil, bu yaklaşan gişe rekortmeni bir blockbuster'ın resmi soundtrack'i! Indianapolis, enerjiniz fena değil ama dürüst olalım, alıştığım o VIP Los Angeles partilerindeki o elit klasmanı tam olarak veremiyorsunuz. Yine de bir süreliğine idare edersiniz... (Seyircilerden yükselen yuhalamalara aldırış etmeden gülümsemesini sürdürüyor) Gedo, dawg... Sen konuşurken kanal değiştirenlerin sayısı, Okada o "kusursuz ve klasik" güreşini yaparken uyuyakalanların sayısıyla yarışıyor. O yüzden sen artık o çeneni kapat ve asıl gişe cazibesinin konuşmasına izin ver! (Seyircilerden olumlu reaksiyonlar yükseliyor, Trick içten içe şaşırıyor) Tokyo'nun dokunulmaz altın çocuğu... Karşındayım. Sana meydan okuyorum ve bunu yaparken hâlâ bir Hollywood prömiyerinden fırlamış gibi kusursuz görünüyorum, şu ceketimde tek bir kırışıklık bile yok. Ama sen? Senin geçen hafta dokunulmaz "Final Boss" karizman yerle bir oldu çünkü kontrolünü kaybettin. Bana figüran dedin, şımarık bir velet dedin, güreşçi değilsin dedin... Sana bir haberim var champ; bu endüstri artık okyanusun öte yakasında, kırk beş dakika boyunca birbirine stiff tekmeler atıp inekleri eğlendirenlerin tekelinde değil! Burası büyük lig! Burası gösteri dünyası, dawg! (Kahkahayı basıyor) Okyanusun öte yakasında yarattığın sahte mükemmellik, benim karizmamın ve yıldız ışığımın yanında sadece UCUZ, ALTYAZILI BİR BAĞIMSIZ FİLM GİBİ HİSSETTİRİYOR!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
CHEER! CHEER!
Trick'in bu konuşmaları destek buluyor- o bile kendisini şaşırmaktan alamıyor ve bunu daha fazla gizleyemeden tuhafsar bakışlarla seyircilere bakıyor. Bu esnada yorumcu masasındaki ikili bunu değerlendiriyorlar. Gedo'nun bu etkileşim karşısında daha fazla sessiz kalamayarak yanıt vermeye başladığını görüyoruz!
Gedo: Senin o süslü gözlüklerinin ardında göremediğin gerçek tam olarak bu. Sen bu insanların coşkusunu sadece kendi kibrini beslemek, şişik sahte Hollywood egonu tatmin etmek için bir araç olarak görüyorsun. Bana altyazılı bağımsız film diyerek dudak büküyorsun, Okada-san’ın o kırk beş dakikalık epik savaşlarıyla alay ediyorsun... Ama senin plastik şov dünyanda asla anlayamayacağın bir şey var... Okada-san bu ringde aldığı her stiff tekmeyi, verdiği her savaşı kameralara güzel görünmek için vermedi. Bunu manşetlere çıkmak, birkaç alkış daha almak ya da kendini daha büyük göstermek için yapmadı. O, hayatını bu iplerin arasına adadığı için yaptı. Bu spora, bu kemere ve şu an bizi izleyen bu harika insanlara duyduğu saygı için yaptı! (Seyircilerden alkışlar yükselirken Gedo, Kazuchika'yı işaret ediyor) Senin ceketinde tek bir kırışıklık olmaması senin için bir başarı olabilir- bunu görüyorum ve de anlamlandırabiliyorum. Ama “The Rainmaker” için başarı, bu ringde üstü başı kan içinde kalsa da ayağa kalkmaya devam etmektir. Nefesi kesilse bile bu seyircilerin önünde değerleri için sonuna kadar savaşmaktır. Çünkü o, gerçek bir şampiyonun nasıl görünmesi gerektiğini değil— gerçek bir şampiyonun neye katlanması gerektiğini gösterir. Bunu senden anlamanı bekleyerek seni zora sokmak istemem. PGW Championship kemeri bir gişe aksesuarı değil. Parlak ışıkların altında poz vermek için taşınan bir oyuncak hiç değil. Bu kemer, dökülen terin, onurun ve bu endüstrinin gerçekliğinin sembolü!
Trick Williams: Wow-wow-wow! Biri şu adama En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını versin! (Mikrofonu ağzına yaklaştırıp aniden kahkahayı basıyor) Ciddiyim dawg, o kadar duygusal bir tirattı ki, az kalsın gözyaşlarıma hakim olamayıp o bahsettiğin ter ve kan denizinde boğulacaktım! (Trick'in yüzündeki sahte gülüş bir anda siliniyor, yerini keskin ve küstah bir ifade alıyor)Bunlar senin demode güreş romanlarında kulağa çok şiirsel geliyor olabilir Gedo. Ama sana bizim "plastik" dediğin dünyamızdan küçük bir sır vereyim. Bizim seviyemizde "kan ve ter" ne anlama gelir biliyor musun? İşini yeterince iyi yapamadığın, sahneye hazırlıksız çıktığın, yavaş kaldığın ve yüzüne aptalca bir tekme yediğin anlamına gelir! Ben kanamam! Ben terlemem! Neden biliyor musun— çünkü ben bu işi kusursuz yapıyorum! Ben sadece arka alandan çıkıp bu ringe yürümem, sizin o kırk beş dakikalık siyah-beyaz işkenceden daha fazla bilet sattırıyor, daha fazla reyting getiriyor! (Karışık reaksiyonlar geliyor) Yo, Okada... Menajerin senin yerine ağlayıp o eski kafalı "saf güreş" masallarını anlatırken, sen sadece orada öylece durup o kemere bir can yeleği gibi sarılıyorsun. Gerçek bir şampiyonun nelere katlanması gerektiğinden bahsediyorsunuz ya... Benim bu şirkette katlanamadığım tek şey ne biliyor musunuz? Sizin bu sıkıcı, ağır çekim nostalji krizleriniz! (Kazuchika'ya doğru bir adım atarak bağırmaya başlıyor) This ain’t your little dojo no more Okada... This is a Trick Williams Producti—
JTG! JTG, Stage'e geliyor! Yuhalamalar artıyor, hem de bu ana kadar hiç olmadığı kadar! Kendisi hafif zıplayarak tempolu bir şekilde Stage'e gelmesinin sonrasında üstündeki ceketini çıkartıyor ve onu yan tarafa doğru atmasının sonrasında tempolu ve şarkının ritmine ayak uyduran adımlarla ringin yolunu tutuyor. Kazuchika reaksiyonsuz bir şekilde onun gelişini takip ederken, Trick'in onun burada olmasından son derece rahatsız olduğunu dışavurumundan seçebiliyoruz. Nihayetinde JTG'nin elindeki mikrofon eşliğinde ringe vardığını görüyoruz, direkt olarak çelik basamaklardan faydalanarak ringe çıkıyor ve iplerin arasından geçerek ringe gelme halini tamamlıyor. O ringe geldikten sonra Trick'le bir süre boyunca bakışıyor. Trick gözlüklerini çıkartarak gergin ve kaşları çatık bir şekilde ona bakarken, JTG'nin onu ciddiye almayan ve hatta gülen bir şekilde karşılık verdiğini gözlemliyoruz. Bir süre boyunca bu şekilde kalmalarının sonrasında JTG elindeki mikrofonu ağzına doğru götürerek anlatmaya başlıyor!
JTG: Okada... Gedo’nun senin adına yaptığı o şairane kan ve onur konuşması... Sizi gerçekten bu yalanın içinde mi uyutuyorlar? Tokyo'daki temiz, disiplinli dojolarda, maçtan sonra birbirinize eğilip selam veriyor olabilirsiniz. Kırk beş dakikalık stiff maçlarınızdan sonra birbirinize saygı duyuyor olabilirsiniz. Ama bu kirli dünyada onur, zayıfların uydurduğu bir kelimeden fazlası değil! Yerin altında saygı kazanılmaz, zorla alınır! Okyanusun ötesinde kurduğun krallık benim umrumda bile değil. O boynuma doladığım zincir, senin omuzundaki PGW Championship kemerinden çok daha fazla can yaktı, çok daha fazla adamı yere serdi. (Yuhalanıyor) Geçen hafta çifte Rainmaker ile alandan uzaklaştırıldığında her şeyin bittiğini mi sandın? O lanet olası hamle sadece benim iştahımı açtı fool. Sen karşında onur kovalayan bir young lion ya da Trick gibi alkış dilenen bir şovmen olduğunu mu sanıyorsun? Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok. Ama o omuzunda taşıdığın şey... O benim bu endüstriden zorla geri alacağım haraç! Altın standartmış... Ben o altını eritip, bu arenanın zeminine kazıyacağım! (Tepkiler artıyor) So listen up— üçünüz de birbirinize masallar anlatmayı bırakın. Bu ring artık bir film seti değil. Bu ring artık bir onur mabedi de değil. Burası benim sokağım! JTG is in the building... And I didn't come here to play- and deal with that!
Gedo: Senin o süslü gözlüklerinin ardında göremediğin gerçek tam olarak bu. Sen bu insanların coşkusunu sadece kendi kibrini beslemek, şişik sahte Hollywood egonu tatmin etmek için bir araç olarak görüyorsun. Bana altyazılı bağımsız film diyerek dudak büküyorsun, Okada-san’ın o kırk beş dakikalık epik savaşlarıyla alay ediyorsun... Ama senin plastik şov dünyanda asla anlayamayacağın bir şey var... Okada-san bu ringde aldığı her stiff tekmeyi, verdiği her savaşı kameralara güzel görünmek için vermedi. Bunu manşetlere çıkmak, birkaç alkış daha almak ya da kendini daha büyük göstermek için yapmadı. O, hayatını bu iplerin arasına adadığı için yaptı. Bu spora, bu kemere ve şu an bizi izleyen bu harika insanlara duyduğu saygı için yaptı! (Seyircilerden alkışlar yükselirken Gedo, Kazuchika'yı işaret ediyor) Senin ceketinde tek bir kırışıklık olmaması senin için bir başarı olabilir- bunu görüyorum ve de anlamlandırabiliyorum. Ama “The Rainmaker” için başarı, bu ringde üstü başı kan içinde kalsa da ayağa kalkmaya devam etmektir. Nefesi kesilse bile bu seyircilerin önünde değerleri için sonuna kadar savaşmaktır. Çünkü o, gerçek bir şampiyonun nasıl görünmesi gerektiğini değil— gerçek bir şampiyonun neye katlanması gerektiğini gösterir. Bunu senden anlamanı bekleyerek seni zora sokmak istemem. PGW Championship kemeri bir gişe aksesuarı değil. Parlak ışıkların altında poz vermek için taşınan bir oyuncak hiç değil. Bu kemer, dökülen terin, onurun ve bu endüstrinin gerçekliğinin sembolü!
Trick Williams: Wow-wow-wow! Biri şu adama En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını versin! (Mikrofonu ağzına yaklaştırıp aniden kahkahayı basıyor) Ciddiyim dawg, o kadar duygusal bir tirattı ki, az kalsın gözyaşlarıma hakim olamayıp o bahsettiğin ter ve kan denizinde boğulacaktım! (Trick'in yüzündeki sahte gülüş bir anda siliniyor, yerini keskin ve küstah bir ifade alıyor)Bunlar senin demode güreş romanlarında kulağa çok şiirsel geliyor olabilir Gedo. Ama sana bizim "plastik" dediğin dünyamızdan küçük bir sır vereyim. Bizim seviyemizde "kan ve ter" ne anlama gelir biliyor musun? İşini yeterince iyi yapamadığın, sahneye hazırlıksız çıktığın, yavaş kaldığın ve yüzüne aptalca bir tekme yediğin anlamına gelir! Ben kanamam! Ben terlemem! Neden biliyor musun— çünkü ben bu işi kusursuz yapıyorum! Ben sadece arka alandan çıkıp bu ringe yürümem, sizin o kırk beş dakikalık siyah-beyaz işkenceden daha fazla bilet sattırıyor, daha fazla reyting getiriyor! (Karışık reaksiyonlar geliyor) Yo, Okada... Menajerin senin yerine ağlayıp o eski kafalı "saf güreş" masallarını anlatırken, sen sadece orada öylece durup o kemere bir can yeleği gibi sarılıyorsun. Gerçek bir şampiyonun nelere katlanması gerektiğinden bahsediyorsunuz ya... Benim bu şirkette katlanamadığım tek şey ne biliyor musunuz? Sizin bu sıkıcı, ağır çekim nostalji krizleriniz! (Kazuchika'ya doğru bir adım atarak bağırmaya başlıyor) This ain’t your little dojo no more Okada... This is a Trick Williams Producti—
JTG! JTG, Stage'e geliyor! Yuhalamalar artıyor, hem de bu ana kadar hiç olmadığı kadar! Kendisi hafif zıplayarak tempolu bir şekilde Stage'e gelmesinin sonrasında üstündeki ceketini çıkartıyor ve onu yan tarafa doğru atmasının sonrasında tempolu ve şarkının ritmine ayak uyduran adımlarla ringin yolunu tutuyor. Kazuchika reaksiyonsuz bir şekilde onun gelişini takip ederken, Trick'in onun burada olmasından son derece rahatsız olduğunu dışavurumundan seçebiliyoruz. Nihayetinde JTG'nin elindeki mikrofon eşliğinde ringe vardığını görüyoruz, direkt olarak çelik basamaklardan faydalanarak ringe çıkıyor ve iplerin arasından geçerek ringe gelme halini tamamlıyor. O ringe geldikten sonra Trick'le bir süre boyunca bakışıyor. Trick gözlüklerini çıkartarak gergin ve kaşları çatık bir şekilde ona bakarken, JTG'nin onu ciddiye almayan ve hatta gülen bir şekilde karşılık verdiğini gözlemliyoruz. Bir süre boyunca bu şekilde kalmalarının sonrasında JTG elindeki mikrofonu ağzına doğru götürerek anlatmaya başlıyor!
JTG: Okada... Gedo’nun senin adına yaptığı o şairane kan ve onur konuşması... Sizi gerçekten bu yalanın içinde mi uyutuyorlar? Tokyo'daki temiz, disiplinli dojolarda, maçtan sonra birbirinize eğilip selam veriyor olabilirsiniz. Kırk beş dakikalık stiff maçlarınızdan sonra birbirinize saygı duyuyor olabilirsiniz. Ama bu kirli dünyada onur, zayıfların uydurduğu bir kelimeden fazlası değil! Yerin altında saygı kazanılmaz, zorla alınır! Okyanusun ötesinde kurduğun krallık benim umrumda bile değil. O boynuma doladığım zincir, senin omuzundaki PGW Championship kemerinden çok daha fazla can yaktı, çok daha fazla adamı yere serdi. (Yuhalanıyor) Geçen hafta çifte Rainmaker ile alandan uzaklaştırıldığında her şeyin bittiğini mi sandın? O lanet olası hamle sadece benim iştahımı açtı fool. Sen karşında onur kovalayan bir young lion ya da Trick gibi alkış dilenen bir şovmen olduğunu mu sanıyorsun? Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok. Ama o omuzunda taşıdığın şey... O benim bu endüstriden zorla geri alacağım haraç! Altın standartmış... Ben o altını eritip, bu arenanın zeminine kazıyacağım! (Tepkiler artıyor) So listen up— üçünüz de birbirinize masallar anlatmayı bırakın. Bu ring artık bir film seti değil. Bu ring artık bir onur mabedi de değil. Burası benim sokağım! JTG is in the building... And I didn't come here to play- and deal with that!
Ne Kazuchika ne de Gedo, yükselen ve bunun sonucunda lafa giren Trick oluyor!
Trick Williams: Yo, yo, yo... Hold up dawg! Biri kamerayı durdursun! Biri şu adama senaryoda adının geçmediğini, bu sahnede ona replik yazılmadığını söyleyebilir mi? (Karışık reaksiyonlar geliyor) Sokaklardan, haraç kesmekten, yerin altından ve o boynundaki paslı zincirden bahsediyorsun. Kulağa çok havalı geliyor, cidden. Sanki 2000'lerin başından fırlamış, bütçesi yetersiz ucuz bir B-movie karakteri gibisin. Kendi çapında o karanlık ve tehlikeli sokak serserisi rolünü iyi oynuyorsun, hakkını vereyim. Ama anlamadığın çok kritik bir şey var man... Şu an A-List starların olduğu bir sahnedesin. Benim kırmızı halıma, o kirli botlarınla basıyorsun! (Trick'in sesi artık alaycılıktan çıkıp daha sert, daha buyurgan bir tona bürünüyor. Göz ucuyla Kazuchika'ya bakıp tekrar JTG'ye dönüyor) Ben burada "The Rainmaker"la konuşuyorum. Ben burada PGW Championship ile, yani gişe rekorları kıracak o yeni başyapıtımın altın heykelciğiyle ilgileniyorum. Geçen hafta Catering alanında arkamdan gizlice saldırdığında bir anlığına ilginç bir fragman yarattığını kabul ediyorum. Kameralar kayıttayken kendini bir anlık yıldız gibi hissettin, değil mi? Ama o his geçici dawg. Çünkü sen, benim vizyonumda bir figürandan, bir ekstradan öteye gidemezsin! (Seyircilerin şaşırma sesleri üst üste biniyor) Okada benim hedefim. O kemer benim başrolüm. Seninse bu blockbuster'da hiçbir spot'ın yok!
Trick Williams: Yo, yo, yo... Hold up dawg! Biri kamerayı durdursun! Biri şu adama senaryoda adının geçmediğini, bu sahnede ona replik yazılmadığını söyleyebilir mi? (Karışık reaksiyonlar geliyor) Sokaklardan, haraç kesmekten, yerin altından ve o boynundaki paslı zincirden bahsediyorsun. Kulağa çok havalı geliyor, cidden. Sanki 2000'lerin başından fırlamış, bütçesi yetersiz ucuz bir B-movie karakteri gibisin. Kendi çapında o karanlık ve tehlikeli sokak serserisi rolünü iyi oynuyorsun, hakkını vereyim. Ama anlamadığın çok kritik bir şey var man... Şu an A-List starların olduğu bir sahnedesin. Benim kırmızı halıma, o kirli botlarınla basıyorsun! (Trick'in sesi artık alaycılıktan çıkıp daha sert, daha buyurgan bir tona bürünüyor. Göz ucuyla Kazuchika'ya bakıp tekrar JTG'ye dönüyor) Ben burada "The Rainmaker"la konuşuyorum. Ben burada PGW Championship ile, yani gişe rekorları kıracak o yeni başyapıtımın altın heykelciğiyle ilgileniyorum. Geçen hafta Catering alanında arkamdan gizlice saldırdığında bir anlığına ilginç bir fragman yarattığını kabul ediyorum. Kameralar kayıttayken kendini bir anlık yıldız gibi hissettin, değil mi? Ama o his geçici dawg. Çünkü sen, benim vizyonumda bir figürandan, bir ekstradan öteye gidemezsin! (Seyircilerin şaşırma sesleri üst üste biniyor) Okada benim hedefim. O kemer benim başrolüm. Seninse bu blockbuster'da hiçbir spot'ın yok!
JTG'nin yanıtı gecikmiyor, seyircilerin Trick'i destekleyen reaksiyonlarının sona ermesini bile beklemeden konuşmaya başlıyor!
JTG: Kameralar arkasındaki o sahte dünyayı çok sevdiğin belli, çünkü bu ringin gerçekliği senin o narin mideni bulandırıyor! Sen o kameralar kapandığında, etrafındaki korumalar çekildiğinde o lüks arabana binerken bile enseni kollayarak yürüyen bir korkaksın. 2000'lerin sokak serserisi dedin ya— o serseriler senin gibi parlak, süslü çocukları benim mahallemde kahvaltı niyetine yerdi! (Bir süre duraksadıktan sonra konuşmaya devam ediyor) Benim repliklere hiç de ihtiyacım yok çünkü bizim dünyamızda konuşmaları yumruklarla, batan tırnaklarla ve kırılan kemiklerle yaparız. Bana kendi vizyonunda bir ekstra, bir figüran olduğumu söylüyorsun fakat o çok güvendiğin Hollywood filmlerinde her zaman bir açık vardır- şehre bir anda inen ve o parıltılı dünyayı ateşe veren o kaosun ta kendisi... İşte o benim! Ben senin posterinde yer almak istemiyorum, ben o posteri yırtıp senin boğazına tıkmak istiyorum! (Trick bozulmuş görünüyor, o ise bağırarak konuşmaya devam ediyor) O yüzden şimdi o süslü ceketini topla ve köşene çekil Trick. Yönetmenin senin için "kestik" demesini bekle. Çünkü bu bir film çekimi değil dawg... Bu bir gasp! Benim The Rainmaker ile işim bitene kadar bu ringde kameralar değil, sadece acil durum sirenleri çalacak! O kemer benim sokağıma geliyor ve benim haraçımı kesmeme ne bir ekstra ne de bir şampiyon engel olabilir! Now get the hell out of my way!
Tansiyon gitgide yükseliyor!
JTG: Kameralar arkasındaki o sahte dünyayı çok sevdiğin belli, çünkü bu ringin gerçekliği senin o narin mideni bulandırıyor! Sen o kameralar kapandığında, etrafındaki korumalar çekildiğinde o lüks arabana binerken bile enseni kollayarak yürüyen bir korkaksın. 2000'lerin sokak serserisi dedin ya— o serseriler senin gibi parlak, süslü çocukları benim mahallemde kahvaltı niyetine yerdi! (Bir süre duraksadıktan sonra konuşmaya devam ediyor) Benim repliklere hiç de ihtiyacım yok çünkü bizim dünyamızda konuşmaları yumruklarla, batan tırnaklarla ve kırılan kemiklerle yaparız. Bana kendi vizyonunda bir ekstra, bir figüran olduğumu söylüyorsun fakat o çok güvendiğin Hollywood filmlerinde her zaman bir açık vardır- şehre bir anda inen ve o parıltılı dünyayı ateşe veren o kaosun ta kendisi... İşte o benim! Ben senin posterinde yer almak istemiyorum, ben o posteri yırtıp senin boğazına tıkmak istiyorum! (Trick bozulmuş görünüyor, o ise bağırarak konuşmaya devam ediyor) O yüzden şimdi o süslü ceketini topla ve köşene çekil Trick. Yönetmenin senin için "kestik" demesini bekle. Çünkü bu bir film çekimi değil dawg... Bu bir gasp! Benim The Rainmaker ile işim bitene kadar bu ringde kameralar değil, sadece acil durum sirenleri çalacak! O kemer benim sokağıma geliyor ve benim haraçımı kesmeme ne bir ekstra ne de bir şampiyon engel olabilir! Now get the hell out of my way!
Tansiyon gitgide yükseliyor!
Trick Williams: Benim kırmızı halımda, benim setimde bana kimse "çekil" diye—
Kazuchika Okada: URUSEEE! (Arena buz kesiyor) URUSEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! İKİNİZİ DE BİRDEN LOCKDOWN'DA KARŞIMA ALIYORUM! İKİNİZİ BİRDEN!
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
At Lockdown 2026...
PGW Championship Triple Threat Match
JTG vs. Kazuchika Okada (c) vs. Trick Williams
Ekranın alt bölümüne ufak bir şekilde Lockdown 2026 şovunun belli olan ilk maçının grafiği getiriliyor. Kazuchika elindeki mikrofonu en sert şekliyle ring matına attıktan sonra "Rainmaker" pozunu veriyor. Bu sırada karşısında yer alan ikili arasındaki gerilim iyice tavana fırlıyor ve hatta bir kavga haline dönüşüyor! Birbirlerine hunharca yumruklar atan bu ikilinin halini gören Kazuchika, Gedo'dan ringi terk etmesini istiyor. JTG, Trick'i köşeye sıkıştırmış bir vaziyette yumruklar, tekmeler atıyor! Gedo'nun ringden tahliyesini sağlayan Kazuchika, direkt olarak bu iki ismin yanına gidiyor ve JTG'yi kenara çekiyor! Bu ikilinin kavgasını durdurması beklenirken... Kazuchika'nın, Trick'e defalarca kez yumruklar atmasını seyrediyoruz! Herkes bunu hayretle karşılıyor, kimse şaşkınlığını gizleyemiyor! Kenara doğru itilen JTG, Kazuchika'yı arkasından tuttuğu ve ringin diğer tarafına doğru ittiğini görüyoruz! Saniyeler içerisinde kendisini toparlayan Kazuchika ile JTG, birbirlerinin üzerine doğru, ringin merkezine doğru ilerliyorlar! Kafa kafaya tokuşturuyorlar ve birbirlerini ittiriyorlar! Arenanın içerisinde iğne atsan yere düşmeyecek durumda!
İkili tam da birbirlerini göğüslerinden ittirerek kapışmaya hazırlanırken, bu sırada kendisini toparlamayı başarmış olan Trick'in aniden ayaklandığını ve JTG'ye arkadan vurduğunu gözlemliyoruz! Bunuun etkisiyle JTG, Kazuchika'nın üzerine düşüyor! İkisi de bir süre boyunca yerde kalsa da, şimdi Kazuchika'nın kendisini toparlamak suretiyle ayağa kalkmakta olduğunu görüyoruz. Trick'in reaksiyonu ise gecikmiyor, ona doğru koşarak en sağlam Trick Shot'ını vuruyor!
Tam anlamıyla başarılı bir Trick Shot geldi! Trick üstündekileri çıkartıyor ve çılgınlarca bağırarak etrafa fırlatıyor! Onun bu Trick Shot hamlesi, seyirciler arasında inanılmaz bir enerjinin oluşmasına- Trick'in destek toplamasını sağlıyor! Söylemlerine rağmen en başından beri tuhaf bir şekilde destek görüyor Trick, buna kendisini kaptırmış olmalı ki; sırtını tutarak uzanmakta olan JTG'yi kendisi kaldırıyor ve onu Book End ile ring matına çarpıyor!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
Seyirciler ekranlara geliyor, onların "Whoop That Trick!" şeklinde tezahüratları ekrana getiriliyor! Trick bütün arenayı alıyor, bütün herkesi alıyor! Kendisi gözü dönmüş bir vaziyette! Şimdi ring matında uzanmakta olan isimlere öfkeli bir şekilde bakıyor, bu sırada yavaşça ringe giren Gedo'yu fark ediyor. Onun ringe girmesine müsaade ediyor, kendisi ise yerde sahipsiz bir şekilde durmakta olan PGW Championship kemerini alıyor. Kemeri, Gedo'nun gözünün içine baka baka kaldırıyor!
Bir süre boyunca bu tablo sürüyor ve şimdi Trick'in, PGW Championship kemerini ring matına bıraktıktan sonra iplerin arasından geçerek Apron'da yer almasını seyrediyoruz. Çelik basamakları bile kullanmadan, zemine doğru atlamasının sonrasında bir an bile olsun arkasına dönmeden, sert bir imaj çizmiş şekilde arka alanın yolunu tutuyor. Ringside'daki hakemler ringin içerisine girerek yerde uzanmakta olan isimlerle ilgileniyor. Bu esnada bu manzara karşısında, Kazuchika'nın düştüğü durum karşısında gözyaşlarını tutmakta zorlanan bir Gedo'nun varlığından söz edebiliyoruz. O, en yoğun şekliyle Kazuchika için gözyaşları döküyor ama kendisini sıkarak bunu gizlemeye ve abartmamaya çalışıyor. Bu yaşananların sonrasında ekranımızın yavaş bir şekilde karardığından ve de en sonunda da kameraların kapandığından söz edebiliyoruz. Prestige Grand Wrestling'in haftalık serisi PAYBACK'in 105 numaralı şovu, yerini bir süreliğine reklamlara bırakıyor.
Bir anda arenanın ışıkları hafifçe kısılırken Austin Theory’nin tema müziği çalmaya başlıyor! Seyircilerden karışık tepkiler yükselirken, uzun bir aranın ardından Prestige Grand Wrestling sahnesinde yeniden Austin Theory beliriyor! Austin, girişte birkaç saniye durup etrafı süzüyor; yüzündeki özgüvenli ifade, geri dönüşünün sıradan bir an olmadığını açıkça belli ediyor. Kısa bir süre kalabalığın tepkisini üzerine çektikten sonra yavaş ve kendinden emin adımlarla ringe doğru yürümeye başlıyor. Çelik merdivenlerden ağır ağır çıkıyor, apronda bir an durup kameralara bakıyor ve ardından çapraz iplerin arasından ringe giriyor. Ringin içinde birkaç adım attıktan sonra köşeye yöneliyor, Top Rope’a çıkıp klasik taunt’unu yapıyor. Austin, tüm dikkatleri üzerine toplamış şekilde köşeden aşağı inerken artık tek bir şeyi bekliyor: rakibini.
Bu kez sahneye çıkacak isim, Saturday Night's Main Event #2 - Homecoming şovunda Prestige Grand Wrestling geri dönüşünü gerçekleştiren Shelton Benjamin! Shelton’ın tema müziğiyle birlikte seyircilerden güçlü bir reaksiyon yükselirken, Shelton yılların getirdiği ring içi deneyimin verdiği sakin ama net bir özgüvenle stage’de beliriyor. Bir süre kalabalığı süzdükten sonra, onların verdiği hype’ı arkasına alarak hızlı adımlarla ringe doğru yürümeye başlıyor. Çelik merdivenlerden seri şekilde çıkıyor, apronda kısa bir an durup Austin'e bakış atıyor ve ardından ringe giriyor. Vakit kaybetmeden köşeye yönelen Shelton, Top Rope’a çıkıp kalabalığı bir kez daha süzüyor. Seyircilerin desteğini üzerine çektikten sonra ringe geri iniyor ve rakibiyle yüz yüze gelmek üzere köşesine geçiyor. İki ismin de ringdeki yerini almasının ardından hakem son kontrollerini yapıyor. Kısa hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte zil çalıyor!
PGW World Television Championship Tournament First Round Match
Austin Theory vs. Shelton Benjamin
Maç başladı. İkili yavaşça birbirlerine yaklaşıp Test Of Strength girişimi fakat Theory'den bir anda bir Gut Kick ve ardından Headlock. Shelton hızla Theory'i iplere atıyor. Theory iplerden sekiyor. Shelton'dan bir Leapfrog ardından Theory tekrar ipten sekiyor. Shelton'dan bir Hip Toss! Theory sırtını tutarak ayaklanıyor. Shelton'dan hızla bir Fireman's Carry Takedown! Ardından Front Facelock'la Theory'i kitliyor. Fakat o da ne!? Theory bundan kurtuluyor ve Shelton'ı bacaklarından çekip yere yatırıp Double Foot Stomp deniyor fakat Shelton bundan hızla kaçıyor. Seri bir Headlock Takedown! Theory bundan yavaşça ayaklanıyor fakat o da ne!? Shelton Benjamin'den bir anda bir Gator Roll Up! 1... 2... KICKOUT! İkili hızla ayaklanıyor. Theory'den ani bir Back Elbow! Sonrasında bir tane daha yapacakken Shelton hızla Backslide Pin'e çeviriyor! 1... 2...
KICKOUT! Theory bundan kurtuluyor ve bacaklarından tutup Jackknife Pin'e gidiyor. 1... 2... KICKOUT! İkili ayaklanıyor. Theory'den ani bir Dropkick! Shelton köşeye doğru çekiliyor. Theory onu orada hızla kaldırıyor ve seri yumruklar. Fakat Shelton, Theory'i tersine çevirip köşeye kıstırıyor. Üst üste yumruklar. Ardından üstüne çıkıyor ve Theory'nin kafasına kafasına yumruklar fakat Theory bir anda Inverted Atomic Drop! Ardından bacaklarından tutuyor ve yere çekiyor. Üst üste stomplar vuruyor. Sonrasında Catapult için köşeye doğru çekiyor fakat Shelton bir anda Theory'i bacaklarıyla çekip ittiriyor. Theory ring dışına düşüyor! Shelton peşine hızla ringden çıkıyor ve Theory'e doğru hızla koşuyor. Fakat o da ne!? Theory'den aniden bir Alley Oop! Ring Post'una! Shelton acıyla kafasını tutarak yerde kıvranıyor! Theory kaldırıyor ve hızla ringe sokuyor. Tuş deniyor. 1... 2...
KICKOUT! Theory hızla rakibini chinlock'a alıyor. Shelton kilidi çözmeyi başa.. hayır! Theory bir anda kafasından tutup yere çakıp üst üste yumruklar vuruyor! Ardından tekrardan chinlock! Shelton tekrardan kilidi çözer gibi oluyor fakat Theory tekrardan kafasından tutup ring matına yapıştırıp üst üste yumruklarla devam ediyor. Ardından tekrar Chinlock'a alıyor! Shelton yavaşça ayaklanıyor. Kilidi çözüyor ve Judo Throw şeklinde üstünden fırlatıyor. Theory yavaşça ayaklanıyor. Shelton'dan bir Clothesline ardından bir tane daha. Sonrasında Theory'i kolundan tutup köşeye doğru fırlatıyor fakat Theory bunu tersine çeviriyor ancak Shelton aniden köşeye sıçrıyor ve Double Handed Clothesline'la Theory'nin üstüne sıçrıyor! Fakat hayır! Theory ani bir Gut Kick ve sonrasında Shelton'ı Irish Whipe yolluyor fakat Shelton bunu tersine çeviriyor ve gelişine bir Samoan Drop! Hayır! Theory aniden bir Crucifix Pin! 1... 2... KICKOUT! İkili ayaklanıyor. Theory hızla Shelton'a doğru koşuyor fakat Shelton hızla tutup Arm Trap Backbreaker! Tuş deniyor! 1... 2...
Theory'i yavaştan kaldırıyor fakat Theory aniden Stun Gunla Shelton'ı ipe yapıştırıyor. Shelton boğazını tutarak yerde kıvranıyor. Theory hızla kaldırıyor ve Cross Legged Knee Brainbuster! Hızla Tuşa gidiyor! 1... 2... KICKOUT! Theory sinirleniyor. Shelton yavaşça ipleri tutarak kalkıyor. Theory hızla üstüne koşuyor fakat o da ne!? Shelton bir anda Back Body Dropla ring dışına postalıyor! Fakat Theory apronda kalıyor ve bir Hot Shot! Sonrasında üst üste yumruklarla devam ediyor! Fakat Shelton bir anda Theory'i tutuyor ve ringe atıyor. Sonrasında hızla kolundan tutuyor ve köşeye doğru fırlatıyor. Ardından hızla üstüne koşuyor ve Shelton Splash! Hayır! Theory bundan kaçıyor ve School Boy Roll Up! 1... 2... Theory ayağını iplere koyuyor!
Hakem bunu fark ediyor ve Theory'i uyarıyor! Theory sinirleniyor! Hakemle bir süre tartışmaya giriyor. Ardından Shelton'ı kaldırıyor fakat Shelton bir anda bir tekme sallıyor! Ardından DRAGON WHIP! Theory sersemleyerek ring dışına düşüyor! Shelton, hızla aprona geçiyor ve ARABIAN PRESS MOONSAULT'LA ATLIYOR!
Byron Saxton: Theory hakemle tartışmaya girerek büyük bir hata yaptı! Shelton o boşluğu mükemmel yakaladı ve Dragon Whip’le Theory’nin dengesini tamamen bozdu.
Will Ospreay: Theory orada egosuna yenildi dostum. Shelton gibi bir adama bir saniye boşluk verirsen önce kafana tekmeyi yersin, sonra da Arabian Press Moonsault’la üstüne düşer!
Fakat hayır! Theory bundan kaçıyor! Shelton boşa düşüyor! Theory, hızla Shelton'ı tutuyor ve çelik merdivene doğru fırlatıyor! Ardından çelik merdivenin orada kafasından tutup çelik merdivene çarptırıyor! Birkaç defa yaptıktan sonra kaldırıyor ve hızla bariyerlere doğru fırlatıyor! Üst üste stomplarla devam ediyor! Sonrasında hızla ringe atıyor. Fakat bir anda Shelton'ı kafasından tutup ring dışına çekiyor! APRON HUNG NECKBREAKER! Ardından hızla yerde stomplamaya devam ediyor! Sonrasında hızla ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Shelton'ı Tuşluyor. 1... 2... KICKOUT! Theory sinirleniyor ve Shelton'ı yerde deli gibi yumrukluyor! Sonrasında öfkeli bir şekilde kalkıyor ve köşeye geçiyor! Shelton'ın kalkmasını bekliyor! ROLLING THUNDER BLOCKBUSTERRR!!
SHELTON BENJAMIN'DEN BİR ANDA PAYDIRTTTT!!!!! DİREKT OLARAK RAKİBİNİN TEK BACAĞINI KALDIRIYOR VE TUŞA GİDİYOR!
1... 2...
Kazuchika Okada: URUSEEE! (Arena buz kesiyor) URUSEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! (Trick'e dönüyor) DAMAREEEE! (JTG'ye dönüyor) DAMAREEEE! İKİNİZİ DE BİRDEN LOCKDOWN'DA KARŞIMA ALIYORUM! İKİNİZİ BİRDEN!
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
WHAT? WHAT?
At Lockdown 2026...
PGW Championship Triple Threat Match
JTG vs. Kazuchika Okada (c) vs. Trick Williams
Ekranın alt bölümüne ufak bir şekilde Lockdown 2026 şovunun belli olan ilk maçının grafiği getiriliyor. Kazuchika elindeki mikrofonu en sert şekliyle ring matına attıktan sonra "Rainmaker" pozunu veriyor. Bu sırada karşısında yer alan ikili arasındaki gerilim iyice tavana fırlıyor ve hatta bir kavga haline dönüşüyor! Birbirlerine hunharca yumruklar atan bu ikilinin halini gören Kazuchika, Gedo'dan ringi terk etmesini istiyor. JTG, Trick'i köşeye sıkıştırmış bir vaziyette yumruklar, tekmeler atıyor! Gedo'nun ringden tahliyesini sağlayan Kazuchika, direkt olarak bu iki ismin yanına gidiyor ve JTG'yi kenara çekiyor! Bu ikilinin kavgasını durdurması beklenirken... Kazuchika'nın, Trick'e defalarca kez yumruklar atmasını seyrediyoruz! Herkes bunu hayretle karşılıyor, kimse şaşkınlığını gizleyemiyor! Kenara doğru itilen JTG, Kazuchika'yı arkasından tuttuğu ve ringin diğer tarafına doğru ittiğini görüyoruz! Saniyeler içerisinde kendisini toparlayan Kazuchika ile JTG, birbirlerinin üzerine doğru, ringin merkezine doğru ilerliyorlar! Kafa kafaya tokuşturuyorlar ve birbirlerini ittiriyorlar! Arenanın içerisinde iğne atsan yere düşmeyecek durumda!
İkili tam da birbirlerini göğüslerinden ittirerek kapışmaya hazırlanırken, bu sırada kendisini toparlamayı başarmış olan Trick'in aniden ayaklandığını ve JTG'ye arkadan vurduğunu gözlemliyoruz! Bunuun etkisiyle JTG, Kazuchika'nın üzerine düşüyor! İkisi de bir süre boyunca yerde kalsa da, şimdi Kazuchika'nın kendisini toparlamak suretiyle ayağa kalkmakta olduğunu görüyoruz. Trick'in reaksiyonu ise gecikmiyor, ona doğru koşarak en sağlam Trick Shot'ını vuruyor!
Tam anlamıyla başarılı bir Trick Shot geldi! Trick üstündekileri çıkartıyor ve çılgınlarca bağırarak etrafa fırlatıyor! Onun bu Trick Shot hamlesi, seyirciler arasında inanılmaz bir enerjinin oluşmasına- Trick'in destek toplamasını sağlıyor! Söylemlerine rağmen en başından beri tuhaf bir şekilde destek görüyor Trick, buna kendisini kaptırmış olmalı ki; sırtını tutarak uzanmakta olan JTG'yi kendisi kaldırıyor ve onu Book End ile ring matına çarpıyor!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
WHOOP THAT TRICK! WHOOP THAT TRICK!
Seyirciler ekranlara geliyor, onların "Whoop That Trick!" şeklinde tezahüratları ekrana getiriliyor! Trick bütün arenayı alıyor, bütün herkesi alıyor! Kendisi gözü dönmüş bir vaziyette! Şimdi ring matında uzanmakta olan isimlere öfkeli bir şekilde bakıyor, bu sırada yavaşça ringe giren Gedo'yu fark ediyor. Onun ringe girmesine müsaade ediyor, kendisi ise yerde sahipsiz bir şekilde durmakta olan PGW Championship kemerini alıyor. Kemeri, Gedo'nun gözünün içine baka baka kaldırıyor!
Bir süre boyunca bu tablo sürüyor ve şimdi Trick'in, PGW Championship kemerini ring matına bıraktıktan sonra iplerin arasından geçerek Apron'da yer almasını seyrediyoruz. Çelik basamakları bile kullanmadan, zemine doğru atlamasının sonrasında bir an bile olsun arkasına dönmeden, sert bir imaj çizmiş şekilde arka alanın yolunu tutuyor. Ringside'daki hakemler ringin içerisine girerek yerde uzanmakta olan isimlerle ilgileniyor. Bu esnada bu manzara karşısında, Kazuchika'nın düştüğü durum karşısında gözyaşlarını tutmakta zorlanan bir Gedo'nun varlığından söz edebiliyoruz. O, en yoğun şekliyle Kazuchika için gözyaşları döküyor ama kendisini sıkarak bunu gizlemeye ve abartmamaya çalışıyor. Bu yaşananların sonrasında ekranımızın yavaş bir şekilde karardığından ve de en sonunda da kameraların kapandığından söz edebiliyoruz. Prestige Grand Wrestling'in haftalık serisi PAYBACK'in 105 numaralı şovu, yerini bir süreliğine reklamlara bırakıyor.
Bir anda arenanın ışıkları hafifçe kısılırken Austin Theory’nin tema müziği çalmaya başlıyor! Seyircilerden karışık tepkiler yükselirken, uzun bir aranın ardından Prestige Grand Wrestling sahnesinde yeniden Austin Theory beliriyor! Austin, girişte birkaç saniye durup etrafı süzüyor; yüzündeki özgüvenli ifade, geri dönüşünün sıradan bir an olmadığını açıkça belli ediyor. Kısa bir süre kalabalığın tepkisini üzerine çektikten sonra yavaş ve kendinden emin adımlarla ringe doğru yürümeye başlıyor. Çelik merdivenlerden ağır ağır çıkıyor, apronda bir an durup kameralara bakıyor ve ardından çapraz iplerin arasından ringe giriyor. Ringin içinde birkaç adım attıktan sonra köşeye yöneliyor, Top Rope’a çıkıp klasik taunt’unu yapıyor. Austin, tüm dikkatleri üzerine toplamış şekilde köşeden aşağı inerken artık tek bir şeyi bekliyor: rakibini.
Bu kez sahneye çıkacak isim, Saturday Night's Main Event #2 - Homecoming şovunda Prestige Grand Wrestling geri dönüşünü gerçekleştiren Shelton Benjamin! Shelton’ın tema müziğiyle birlikte seyircilerden güçlü bir reaksiyon yükselirken, Shelton yılların getirdiği ring içi deneyimin verdiği sakin ama net bir özgüvenle stage’de beliriyor. Bir süre kalabalığı süzdükten sonra, onların verdiği hype’ı arkasına alarak hızlı adımlarla ringe doğru yürümeye başlıyor. Çelik merdivenlerden seri şekilde çıkıyor, apronda kısa bir an durup Austin'e bakış atıyor ve ardından ringe giriyor. Vakit kaybetmeden köşeye yönelen Shelton, Top Rope’a çıkıp kalabalığı bir kez daha süzüyor. Seyircilerin desteğini üzerine çektikten sonra ringe geri iniyor ve rakibiyle yüz yüze gelmek üzere köşesine geçiyor. İki ismin de ringdeki yerini almasının ardından hakem son kontrollerini yapıyor. Kısa hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte zil çalıyor!
PGW World Television Championship Tournament First Round Match
Austin Theory vs. Shelton Benjamin
Maç başladı. İkili yavaşça birbirlerine yaklaşıp Test Of Strength girişimi fakat Theory'den bir anda bir Gut Kick ve ardından Headlock. Shelton hızla Theory'i iplere atıyor. Theory iplerden sekiyor. Shelton'dan bir Leapfrog ardından Theory tekrar ipten sekiyor. Shelton'dan bir Hip Toss! Theory sırtını tutarak ayaklanıyor. Shelton'dan hızla bir Fireman's Carry Takedown! Ardından Front Facelock'la Theory'i kitliyor. Fakat o da ne!? Theory bundan kurtuluyor ve Shelton'ı bacaklarından çekip yere yatırıp Double Foot Stomp deniyor fakat Shelton bundan hızla kaçıyor. Seri bir Headlock Takedown! Theory bundan yavaşça ayaklanıyor fakat o da ne!? Shelton Benjamin'den bir anda bir Gator Roll Up! 1... 2... KICKOUT! İkili hızla ayaklanıyor. Theory'den ani bir Back Elbow! Sonrasında bir tane daha yapacakken Shelton hızla Backslide Pin'e çeviriyor! 1... 2...
KICKOUT! Theory bundan kurtuluyor ve bacaklarından tutup Jackknife Pin'e gidiyor. 1... 2... KICKOUT! İkili ayaklanıyor. Theory'den ani bir Dropkick! Shelton köşeye doğru çekiliyor. Theory onu orada hızla kaldırıyor ve seri yumruklar. Fakat Shelton, Theory'i tersine çevirip köşeye kıstırıyor. Üst üste yumruklar. Ardından üstüne çıkıyor ve Theory'nin kafasına kafasına yumruklar fakat Theory bir anda Inverted Atomic Drop! Ardından bacaklarından tutuyor ve yere çekiyor. Üst üste stomplar vuruyor. Sonrasında Catapult için köşeye doğru çekiyor fakat Shelton bir anda Theory'i bacaklarıyla çekip ittiriyor. Theory ring dışına düşüyor! Shelton peşine hızla ringden çıkıyor ve Theory'e doğru hızla koşuyor. Fakat o da ne!? Theory'den aniden bir Alley Oop! Ring Post'una! Shelton acıyla kafasını tutarak yerde kıvranıyor! Theory kaldırıyor ve hızla ringe sokuyor. Tuş deniyor. 1... 2...
KICKOUT! Theory hızla rakibini chinlock'a alıyor. Shelton kilidi çözmeyi başa.. hayır! Theory bir anda kafasından tutup yere çakıp üst üste yumruklar vuruyor! Ardından tekrardan chinlock! Shelton tekrardan kilidi çözer gibi oluyor fakat Theory tekrardan kafasından tutup ring matına yapıştırıp üst üste yumruklarla devam ediyor. Ardından tekrar Chinlock'a alıyor! Shelton yavaşça ayaklanıyor. Kilidi çözüyor ve Judo Throw şeklinde üstünden fırlatıyor. Theory yavaşça ayaklanıyor. Shelton'dan bir Clothesline ardından bir tane daha. Sonrasında Theory'i kolundan tutup köşeye doğru fırlatıyor fakat Theory bunu tersine çeviriyor ancak Shelton aniden köşeye sıçrıyor ve Double Handed Clothesline'la Theory'nin üstüne sıçrıyor! Fakat hayır! Theory ani bir Gut Kick ve sonrasında Shelton'ı Irish Whipe yolluyor fakat Shelton bunu tersine çeviriyor ve gelişine bir Samoan Drop! Hayır! Theory aniden bir Crucifix Pin! 1... 2... KICKOUT! İkili ayaklanıyor. Theory hızla Shelton'a doğru koşuyor fakat Shelton hızla tutup Arm Trap Backbreaker! Tuş deniyor! 1... 2...
Theory'i yavaştan kaldırıyor fakat Theory aniden Stun Gunla Shelton'ı ipe yapıştırıyor. Shelton boğazını tutarak yerde kıvranıyor. Theory hızla kaldırıyor ve Cross Legged Knee Brainbuster! Hızla Tuşa gidiyor! 1... 2... KICKOUT! Theory sinirleniyor. Shelton yavaşça ipleri tutarak kalkıyor. Theory hızla üstüne koşuyor fakat o da ne!? Shelton bir anda Back Body Dropla ring dışına postalıyor! Fakat Theory apronda kalıyor ve bir Hot Shot! Sonrasında üst üste yumruklarla devam ediyor! Fakat Shelton bir anda Theory'i tutuyor ve ringe atıyor. Sonrasında hızla kolundan tutuyor ve köşeye doğru fırlatıyor. Ardından hızla üstüne koşuyor ve Shelton Splash! Hayır! Theory bundan kaçıyor ve School Boy Roll Up! 1... 2... Theory ayağını iplere koyuyor!
Hakem bunu fark ediyor ve Theory'i uyarıyor! Theory sinirleniyor! Hakemle bir süre tartışmaya giriyor. Ardından Shelton'ı kaldırıyor fakat Shelton bir anda bir tekme sallıyor! Ardından DRAGON WHIP! Theory sersemleyerek ring dışına düşüyor! Shelton, hızla aprona geçiyor ve ARABIAN PRESS MOONSAULT'LA ATLIYOR!
Byron Saxton: Theory hakemle tartışmaya girerek büyük bir hata yaptı! Shelton o boşluğu mükemmel yakaladı ve Dragon Whip’le Theory’nin dengesini tamamen bozdu.
Will Ospreay: Theory orada egosuna yenildi dostum. Shelton gibi bir adama bir saniye boşluk verirsen önce kafana tekmeyi yersin, sonra da Arabian Press Moonsault’la üstüne düşer!
Fakat hayır! Theory bundan kaçıyor! Shelton boşa düşüyor! Theory, hızla Shelton'ı tutuyor ve çelik merdivene doğru fırlatıyor! Ardından çelik merdivenin orada kafasından tutup çelik merdivene çarptırıyor! Birkaç defa yaptıktan sonra kaldırıyor ve hızla bariyerlere doğru fırlatıyor! Üst üste stomplarla devam ediyor! Sonrasında hızla ringe atıyor. Fakat bir anda Shelton'ı kafasından tutup ring dışına çekiyor! APRON HUNG NECKBREAKER! Ardından hızla yerde stomplamaya devam ediyor! Sonrasında hızla ringe sokuyor. Peşine kendisi de giriyor. Shelton'ı Tuşluyor. 1... 2... KICKOUT! Theory sinirleniyor ve Shelton'ı yerde deli gibi yumrukluyor! Sonrasında öfkeli bir şekilde kalkıyor ve köşeye geçiyor! Shelton'ın kalkmasını bekliyor! ROLLING THUNDER BLOCKBUSTERRR!!
SHELTON BENJAMIN'DEN BİR ANDA PAYDIRTTTT!!!!! DİREKT OLARAK RAKİBİNİN TEK BACAĞINI KALDIRIYOR VE TUŞA GİDİYOR!
1... 2...
3!!!
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Çeyrek Finale Yükselen: Shelton Benjamin
Zilin çalmasıyla birlikte Shelton Benjamin, galibiyetini çılgınlar gibi kutlamıyor. Aksine, yılların tecrübesine yakışır şekilde soğukkanlılığını koruyor ve bu zaferin tadını sade ama kendinden emin bir şekilde çıkarıyor. Hakem yanına gelerek Shelton Benjamin’in elini havaya kaldırıyor; bu sonuçla birlikte Benjamin, PGW World Television Championship Tournament’ta çeyrek finale yükselen isim oluyor! Shelton, Theory’yi mağlup ederek yalnızca kendi yolunu açmakla kalmıyor, aynı zamanda Theory’yi de turnuvanın dışına itmiş oluyor. Ringin ortasında kısa bir süre nefeslenen Benjamin, ardından köşeye yöneliyor ve Top Rope’a çıkıyor. Kalabalığı ağır ağır süzüyor. Seyircilerin reaksiyonunu üzerine çeken Shelton, bir kez daha kolunu kaldırarak zaferini abartısız ama güçlü bir şekilde kutluyor.
Kameralarımız bu anın ardından ring dışına dönüyor. Austin Theory, bariyerlerin dibinde oturmuş halde görüntüleniyor. Bir eliyle göğsünü tutarken sırtını bariyerlere yaslamış, öfkeli gözlerle ringdeki Shelton Benjamin’i izliyor. Yüzündeki hayal kırıklığı ve sinir, turnuvadan elenmiş olmanın ağırlığını açıkça belli ediyor. Shelton Benjamin köşeden ringin içine inerken, Theory’nin bakışları hâlâ onun üzerinde kalıyor. Bir tarafta çeyrek finale yükselen tecrübeli bir isim, diğer tarafta ise geri dönüş gecesinde büyük bir fırsatı kaçıran öfkeli Austin Theory... Kameralar bu karşıt görüntüyü birkaç saniye ekranda tuttuktan sonra yavaşça kapanıyor.
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Çeyrek Finale Yükselen: Shelton Benjamin
Zilin çalmasıyla birlikte Shelton Benjamin, galibiyetini çılgınlar gibi kutlamıyor. Aksine, yılların tecrübesine yakışır şekilde soğukkanlılığını koruyor ve bu zaferin tadını sade ama kendinden emin bir şekilde çıkarıyor. Hakem yanına gelerek Shelton Benjamin’in elini havaya kaldırıyor; bu sonuçla birlikte Benjamin, PGW World Television Championship Tournament’ta çeyrek finale yükselen isim oluyor! Shelton, Theory’yi mağlup ederek yalnızca kendi yolunu açmakla kalmıyor, aynı zamanda Theory’yi de turnuvanın dışına itmiş oluyor. Ringin ortasında kısa bir süre nefeslenen Benjamin, ardından köşeye yöneliyor ve Top Rope’a çıkıyor. Kalabalığı ağır ağır süzüyor. Seyircilerin reaksiyonunu üzerine çeken Shelton, bir kez daha kolunu kaldırarak zaferini abartısız ama güçlü bir şekilde kutluyor.
Kameralarımız bu anın ardından ring dışına dönüyor. Austin Theory, bariyerlerin dibinde oturmuş halde görüntüleniyor. Bir eliyle göğsünü tutarken sırtını bariyerlere yaslamış, öfkeli gözlerle ringdeki Shelton Benjamin’i izliyor. Yüzündeki hayal kırıklığı ve sinir, turnuvadan elenmiş olmanın ağırlığını açıkça belli ediyor. Shelton Benjamin köşeden ringin içine inerken, Theory’nin bakışları hâlâ onun üzerinde kalıyor. Bir tarafta çeyrek finale yükselen tecrübeli bir isim, diğer tarafta ise geri dönüş gecesinde büyük bir fırsatı kaçıran öfkeli Austin Theory... Kameralar bu karşıt görüntüyü birkaç saniye ekranda tuttuktan sonra yavaşça kapanıyor.
X: Bebeğim, gerçekten de harikaydın.
[öpüşme sesleri]
Kameralar, bir süre boyunca sadece sesli olarak içerisinde olduğumuz ortama açılıyor. Kısa süreli bir şekilde ortam tanıtımı gerçekleştiriliyor ve buranın bir otel odası olduğunu, kral dairesi tipli bir odanın içerisi olduğunu görebiliyoruz. Odanın içerisinde çeşitli giysilerin rastgele bir şekilde etrafta olduğunu fark etmek pek de zor değil- kıyafetler, ayakkabılar ve hatta iç çamaşırlar... Fazla uzun sürmeyen bu alan tanıtımının sonrasında kameralar bir yatağın karşısına dönüyor ve tam karşımızda PGW Tag Team şampiyonu Bobby Lashley'in olduğunu görüyoruz. Yanındaki kadınla birlikte yorganın altında olan Bobby'nin yalnızca üst vücudunu görebiliyoruz. Sarmaş-dolaş ve bir o kadar da samimi duruyorlar. Bir cinsel münasebetin geride kaldığını, enerjilerin çoktan atıldığını ve artık ortamda ufak ufak tatlı sohbetlerin döndüğünden bahsetmek mümkün. Kadın, Bobby’nin göğsünde parmaklarını ağır ağır gezdirirken yüzünde memnun bir tebessüm beliriyor. Biz de bu sohbete kulak veriyoruz!
X: Ringde insanları yere serdiğini biliyordum… Ama bu kadarını beklemiyordum.
Bobby Lashley, başını hafifçe ona çeviriyor; dudaklarının kenarında kendinden emin bir sırıtış var.
Bobby Lashley: Ben hiçbir yerde yarım iş yapmam Mia.
[öpüşme sesleri]
Kameralar, bir süre boyunca sadece sesli olarak içerisinde olduğumuz ortama açılıyor. Kısa süreli bir şekilde ortam tanıtımı gerçekleştiriliyor ve buranın bir otel odası olduğunu, kral dairesi tipli bir odanın içerisi olduğunu görebiliyoruz. Odanın içerisinde çeşitli giysilerin rastgele bir şekilde etrafta olduğunu fark etmek pek de zor değil- kıyafetler, ayakkabılar ve hatta iç çamaşırlar... Fazla uzun sürmeyen bu alan tanıtımının sonrasında kameralar bir yatağın karşısına dönüyor ve tam karşımızda PGW Tag Team şampiyonu Bobby Lashley'in olduğunu görüyoruz. Yanındaki kadınla birlikte yorganın altında olan Bobby'nin yalnızca üst vücudunu görebiliyoruz. Sarmaş-dolaş ve bir o kadar da samimi duruyorlar. Bir cinsel münasebetin geride kaldığını, enerjilerin çoktan atıldığını ve artık ortamda ufak ufak tatlı sohbetlerin döndüğünden bahsetmek mümkün. Kadın, Bobby’nin göğsünde parmaklarını ağır ağır gezdirirken yüzünde memnun bir tebessüm beliriyor. Biz de bu sohbete kulak veriyoruz!
X: Ringde insanları yere serdiğini biliyordum… Ama bu kadarını beklemiyordum.
Bobby Lashley, başını hafifçe ona çeviriyor; dudaklarının kenarında kendinden emin bir sırıtış var.
Bobby Lashley: Ben hiçbir yerde yarım iş yapmam Mia.
Adının Mia olduğunu tespit ettiğimiz kişi, yorganın altında ona biraz daha sokulurken kısık sesle gülüyor.
Mia: Belli oluyor. Bir ara gerçekten beni pes ettirmeye çalıştığını sandım.
Bobby, yatağın yanında duran PGW Tag Team Championship kemerine kısa bir bakış atıyor.
Bobby Lashley: Pes etmek kötü bir şey değil. (Elini yorganın altında gezdiriyor) Özellikle doğru adamın karşısındaysan.
Bobby, yanında uzanmakta olan Mia'yı biraz daha kendisine doğru çekiyor ve onunla öpüşmeye devam ediyor. Kameralarımız bu samimi andan ağır ağır uzaklaşıyor ve kral dairesinin içerisindeki diğer yatağa dönüyor. Orada, yalnızca alt iç çamaşırıyla uzanmakta olan Alexander Hammerstone’u görüyoruz. Dakikalar önce yaşanan yoğun birlikteliğin ardından hâlâ kızarmış teni, dağılmış saçları ve ağır nefesleriyle tamamen tükenmiş ama bir o kadar da memnun görünüyor. Yanındaki kadın ise onun sırtına yavaş ve özenli hareketlerle masaj yapıyor; parmakları omuzlarından kürek kemiklerine doğru indikçe Alexander'ın yüzündeki gerginlik biraz daha çözülüyor. Alexander zaman zaman hafifçe irkiliyor; belli ki bazı noktalarda canı yanıyor. Fakat bu acının altında tuhaf bir rahatlama var. Gözlerini kapatıyor, dudaklarının kenarında yorgun ama keyifli bir ifade beliriyor. Hem az önce yaşanan yakınlığın etkisi, hem de şimdi bedenine yayılan bu yavaş rahatlama, onu neredeyse tamamen savunmasız bırakmış gibi. Kadın, onun omuzlarına biraz daha baskı uygularken Alexander başını yana çevirip kısık bir sesle nefes veriyor. Kral dairesinin dağınık, pahalı ve geceyi fazlasıyla ele veren atmosferi içerisinde Alexander'ın bu hâli, ringdeki o yıkıcı görüntüsünden çok farklı- bu kez saldıran değil, kendini tamamen ana bırakmış olan taraf o... Bir anda Bobby'e sesleniyor.
Alexander Hammerstone: Bobby...
Bobby, Mia’yla olan öpüşmesini çok kısa bir an için kesiyor; başını ağır ağır Alexander’ın olduğu tarafa çeviriyor.
Bobby Lashley: Ne var?
Mia: Belli oluyor. Bir ara gerçekten beni pes ettirmeye çalıştığını sandım.
Bobby, yatağın yanında duran PGW Tag Team Championship kemerine kısa bir bakış atıyor.
Bobby Lashley: Pes etmek kötü bir şey değil. (Elini yorganın altında gezdiriyor) Özellikle doğru adamın karşısındaysan.
Bobby, yanında uzanmakta olan Mia'yı biraz daha kendisine doğru çekiyor ve onunla öpüşmeye devam ediyor. Kameralarımız bu samimi andan ağır ağır uzaklaşıyor ve kral dairesinin içerisindeki diğer yatağa dönüyor. Orada, yalnızca alt iç çamaşırıyla uzanmakta olan Alexander Hammerstone’u görüyoruz. Dakikalar önce yaşanan yoğun birlikteliğin ardından hâlâ kızarmış teni, dağılmış saçları ve ağır nefesleriyle tamamen tükenmiş ama bir o kadar da memnun görünüyor. Yanındaki kadın ise onun sırtına yavaş ve özenli hareketlerle masaj yapıyor; parmakları omuzlarından kürek kemiklerine doğru indikçe Alexander'ın yüzündeki gerginlik biraz daha çözülüyor. Alexander zaman zaman hafifçe irkiliyor; belli ki bazı noktalarda canı yanıyor. Fakat bu acının altında tuhaf bir rahatlama var. Gözlerini kapatıyor, dudaklarının kenarında yorgun ama keyifli bir ifade beliriyor. Hem az önce yaşanan yakınlığın etkisi, hem de şimdi bedenine yayılan bu yavaş rahatlama, onu neredeyse tamamen savunmasız bırakmış gibi. Kadın, onun omuzlarına biraz daha baskı uygularken Alexander başını yana çevirip kısık bir sesle nefes veriyor. Kral dairesinin dağınık, pahalı ve geceyi fazlasıyla ele veren atmosferi içerisinde Alexander'ın bu hâli, ringdeki o yıkıcı görüntüsünden çok farklı- bu kez saldıran değil, kendini tamamen ana bırakmış olan taraf o... Bir anda Bobby'e sesleniyor.
Alexander Hammerstone: Bobby...
Bobby, Mia’yla olan öpüşmesini çok kısa bir an için kesiyor; başını ağır ağır Alexander’ın olduğu tarafa çeviriyor.
Bobby Lashley: Ne var?
Alexander, sırtındaki masaj devam ederken yorgun ama alaycı bir gülümsemeyle konuşuyor.
Alexander Hammerstone: Farkındasın değil mi— şovun yapılacağı şehre geldik... Ama arenaya gitmedik. Otel odasına yerleştik, şampiyonluk kemerlerini bir kenara bıraktık ve programı tamamen... Gecemiz, bu hanımefendilerin programına göre şekil almış durumda.
Bobby, bu sözlere hafifçe gülerken Mia da başını onun omzuna yaslayıp keyifle gülümsüyor.
Bobby Lashley: Şampiyonlar geç kalmaz Hammer'. Herkes bizim gelmemizi bekler. Bizim dominasyonumuz her yerde, anlarsın ya.
Alexander Hammerstone: Farkındasın değil mi— şovun yapılacağı şehre geldik... Ama arenaya gitmedik. Otel odasına yerleştik, şampiyonluk kemerlerini bir kenara bıraktık ve programı tamamen... Gecemiz, bu hanımefendilerin programına göre şekil almış durumda.
Bobby, bu sözlere hafifçe gülerken Mia da başını onun omzuna yaslayıp keyifle gülümsüyor.
Bobby Lashley: Şampiyonlar geç kalmaz Hammer'. Herkes bizim gelmemizi bekler. Bizim dominasyonumuz her yerde, anlarsın ya.
Alexander, kadının biraz daha sert bastırmasıyla kısa bir an dişlerini sıkıyor; sonra memnun bir nefes bırakıyor.
Alexander Hammerstone: Aynen, aynen... Sonra biri çıkıp "Bunlar şova değil, eskort kadınların saatine göre arenaya gidiyor" derse şaşırmayalım.
Bobby bu kez daha belirgin bir kahkaha atıyor. Yatağın yanında duran PGW Tag Team Championship kemerine göz ucuyla bakıp omuz silkiyor.
Bobby Lashley: Desinler. Biz ringe girdiğimizde kimse saati sormayacak. Sadece neden hâlâ şampiyon olduğumuzu hatırlayacaklar.
Bobby’nin bir anda yataktan çıktığını görüyoruz. Bu hareketle birlikte yorgan hafifçe savrulurken kameralar refleks olarak yeniden Alexander’ın olduğu tarafa dönüyor; onun hâlâ masajın etkisiyle gözleri kapalı, yüzünde yorgun bir memnuniyet ifadesiyle uzandığını görüyoruz. Kral dairesinin gevşemiş, dağınık ve fazlasıyla rahat atmosferi devam ederken kamera yeniden Bobby’ye çevriliyor. Bu kez Bobby’nin alt vücuduna bir havlu sardığını görüyoruz. Rahat tavırlarla yatağın yanına geliyor, yüzündeki kendinden emin gülümseme hiç kaybolmamış durumda. Yatağa iki kez hafifçe vurarak Mia’ya uzanmasını işaret ediyor. Mia, onun bu hâline gülümseyerek karşılık veriyor ve kendini bırakıyor. Bobby, büyük ve güçlü ellerini önce Mia’nın omuzlarına yerleştiriyor. Hareketleri şaşırtıcı şekilde sakin ve kontrollü. Parmakları omuzlarından sırtına doğru ağır ağır ilerlerken Mia’nın yüzündeki ifade de gevşemeye başlıyor. Bobby, bunu fark etmiş olacak ki gülümsemesi biraz daha büyüyor. Ardından ellerini daha geniş hareketlerle onun vücudunun çeşitli noktalarında gezdirerek Mia’nın bedenindeki gerginliği dağıtmaya çalışıyor. Bazen hafif baskılar uyguluyor, bazen de sadece parmak uçlarıyla yavaşça ilerliyor. Mia’nın rahatladığını belli eden küçük nefesleri ve gülümsemesi, Bobby’nin bu anın tadını çıkarmasını sağlıyor. Kocaman elleriyle ona masaj yaparken, hem eğleniyor hem de tüm kontrolün hâlâ kendisinde olduğunu hissettiren o sakin özgüvenini koruyor.
[door knocking]
Bobby Lashley: Daha sonra!
[door knocking]
Alexander Hammerstone: Aynen, aynen... Sonra biri çıkıp "Bunlar şova değil, eskort kadınların saatine göre arenaya gidiyor" derse şaşırmayalım.
Bobby bu kez daha belirgin bir kahkaha atıyor. Yatağın yanında duran PGW Tag Team Championship kemerine göz ucuyla bakıp omuz silkiyor.
Bobby Lashley: Desinler. Biz ringe girdiğimizde kimse saati sormayacak. Sadece neden hâlâ şampiyon olduğumuzu hatırlayacaklar.
Bobby’nin bir anda yataktan çıktığını görüyoruz. Bu hareketle birlikte yorgan hafifçe savrulurken kameralar refleks olarak yeniden Alexander’ın olduğu tarafa dönüyor; onun hâlâ masajın etkisiyle gözleri kapalı, yüzünde yorgun bir memnuniyet ifadesiyle uzandığını görüyoruz. Kral dairesinin gevşemiş, dağınık ve fazlasıyla rahat atmosferi devam ederken kamera yeniden Bobby’ye çevriliyor. Bu kez Bobby’nin alt vücuduna bir havlu sardığını görüyoruz. Rahat tavırlarla yatağın yanına geliyor, yüzündeki kendinden emin gülümseme hiç kaybolmamış durumda. Yatağa iki kez hafifçe vurarak Mia’ya uzanmasını işaret ediyor. Mia, onun bu hâline gülümseyerek karşılık veriyor ve kendini bırakıyor. Bobby, büyük ve güçlü ellerini önce Mia’nın omuzlarına yerleştiriyor. Hareketleri şaşırtıcı şekilde sakin ve kontrollü. Parmakları omuzlarından sırtına doğru ağır ağır ilerlerken Mia’nın yüzündeki ifade de gevşemeye başlıyor. Bobby, bunu fark etmiş olacak ki gülümsemesi biraz daha büyüyor. Ardından ellerini daha geniş hareketlerle onun vücudunun çeşitli noktalarında gezdirerek Mia’nın bedenindeki gerginliği dağıtmaya çalışıyor. Bazen hafif baskılar uyguluyor, bazen de sadece parmak uçlarıyla yavaşça ilerliyor. Mia’nın rahatladığını belli eden küçük nefesleri ve gülümsemesi, Bobby’nin bu anın tadını çıkarmasını sağlıyor. Kocaman elleriyle ona masaj yaparken, hem eğleniyor hem de tüm kontrolün hâlâ kendisinde olduğunu hissettiren o sakin özgüvenini koruyor.
[door knocking]
Bobby Lashley: Daha sonra!
[door knocking]
Bobby Lashley: Daha sonra dedim!
[door knocking]
[doorbell ringing]
Bobby Lashley: Fuck, fuck, fuck! Hammer' kapıyı açabilir misin dostum?
[door knocking]
[doorbell ringing]
Bobby Lashley: Fuck, fuck, fuck! Hammer' kapıyı açabilir misin dostum?
Alexander Hammerstone: Ah... Okay mate.
Alexander'ın ilişkiye girdiği kadının masaj yapmayı durdurduğunu ve Alexander'ın uzandığı yerden kalkarak kral dairesinin kapısına doğru gittiğini görüyoruz. Israrlı bir şekilde hem kapıyı tıklatan, hem de odanın zilini çalan bu kişilere kapıyı hınçla, gergin bir tavırla açıyor!
Alexander, hınçla kapıyı açtığı anda karşısında iki iri siluet görüyor. Biri siyah, diğeri beyaz koyun maskesi takmış durumda. Alexander’ın yüzündeki sinir bir anda şaşkınlığa dönüşüyor. Siyah maskeli adam maskesini çıkarıyor— Braun Strowman! Hemen ardından beyaz maskeli adam da maskesini çıkarıyor— Erick Rowan! Alexander daha tek kelime edemeden Braun onu boğazından yakalıyor ve kral dairesinin içine doğru savuruyor! Alexander sırtüstü yere çakılırken içerideki kadınlardan çığlıklar yükseliyor!
Bu ani saldırıyla birlikte Bobby’nin de yüzündeki rahat ifade bir anda kayboluyor- havlusu belindeyken refleksle yataktan doğruluyor. Bobby hızla yatağın kenarından kalkmaya çalışıyor ama Erick çoktan içeri girmiş durumda. Dev adımlarla Bobby’nin önünü kesiyor ve onun Alexander’a doğru hamle yapmasını engelliyor. Bobby, Erick'i itmeye çalışırken odanın diğer tarafında Braun, Alexander’ın ayağa kalkmasına fırsat vermiyor. Alexander kendini toparlamaya çalışıyor ama Braun onu tekrar kavrayıp duvara çarpıyor! Tablolar yerinden düşüyor, lüks dekorasyon bir anda parçalanmaya başlıyor. Alexander direnmeye çalışıp Braun’un karnına birkaç yumruk indiriyor; bu hamle Braun’u sadece bir anlığına durduruyor. Bobby ise Erick'i aşmak için ona sert bir yumruk savuruyor! Erick darbeyi alıyor ama geri çekilmek yerine Bobby’nin üzerine abanıyor. İkili yatağın yanında boğuşurken Mia çığlık atarak yorganı üzerine çekiyor. Tam bu sırada Braun, Alexander’ı kaldırdığı gibi odanın ortasındaki cam sehpanın üzerine fırlatıyor! Sehpa büyük bir gürültüyle parçalanıyor, etrafa bardaklar, şişeler ve kıyafetler saçılıyor! Alexander kırık camların arasında acıyla kıvranırken Braun onun başında dikiliyor. Bobby bunu görür görmez öfkeden deliye dönüyor ve Erick'i sertçe itip Braun’a doğru yönelmek istiyor. Ancak Erick arkasından yetişip onu tekrar yakalıyor. Artık saldırının rastgele olmadığı çok net: Braun, Alexander’ı parçalarken; Erick özellikle Bobby’nin müdahale etmesini engelliyor!
Erick, Bobby’yi arkasından yakaladığı anda Braun da Alexander’ın başından ayrılıp birkaç adım Bobby’ye doğru geliyor. Bobby tüm gücüyle kurtulmaya çalışıyor ama Erick onu bırakmıyor. Braun’dan gelen sert yumruk Bobby’nin dengesini bozuyor! Erick hemen ardından onu yatağın kenarına doğru savuruyor- Bobby omzuyla komodine çarpıyor ve üzerindeki lamba büyük bir gürültüyle yere düşüp parçalanıyor! Bobby yine de pes etmiyor, ayağa kalkmaya çalışıyor. Fakat bu kez Erick onu yakalayıp yere indiriyor, Braun ise başında dikilerek ona bir darbe daha indiriyor. Bobby acıyla yere kapaklanırken odanın açık kalan kapısından ağır adımlar duyuluyor. Kamera yavaşça kapıya döndüğünde, Bray Wyatt'ın belirdiğini görüyoruz! Yüzünde rahatsız edici bir gülümseme var. İçeri doğru birkaç adım atıyor; yerde kıvranan Alexander’a, ardından Braun ve Erick’in mahvettiği Bobby’ye bakıyor. Bray, odanın darmadağın hâlini süzdükten sonra başını geriye atıp kahkaha atmaya başlıyor. Braun, Bobby’nin başında dikilirken Erick de Alexander’ın hareketlenmesini engelliyor. Wyatt ise kahkahasını sürdürerek odanın içine doğru yürümeye devam ediyor. Sonrasında Bobby'e doğru eğilerek ona konuşmaya başlıyor!
Bray Wyatt: İnsan kendini güçlü sandığında çok komik oluyor Bobby... Omuzlarında kemer taşır, aynaya bakar, dünyanın onun etrafında döndüğünü sanır. Sonra bir kapı çalar. Bir ses gelir ve bütün o kaslar, bütün o zaferler, bütün o alkışlar... Tek bir karanlık odanın içinde anlamını kaybeder. (Bobby, dişlerini sıkarak başını kaldırmaya çalışıyor ama Braun ayağıyla onu yerde tutuyor. Bray onun göz hizasına biraz daha yaklaşıyor) Sen kirin ne olduğunu bildiğini sandın. Acının ne olduğunu bildiğini sandın. Günahın, cezanın, ödülün ne demek olduğunu bildiğini sandın. Ama hayır... Sen sadece ring ışıklarının altında güzel görünen bir adamdın. Gerçek karanlıkla hiç tanışmadın. (Bray’in bakışları kısa bir an için Bobby’nin Tag Team kemerine, sonra etraftaki yıkıma kayıyor) Bana doğru yürümeyi planlıyordun, değil mi? O kirli altına, o lekeli tahta, o lanetli taht odasına göz dikmiştin. "Impure" kelimesini duyunca bunun sadece bir maç adı olduğunu düşündün. Ama bazı kapılar vardır Bobby... İnsan o kapıdan geçmeden önce dizlerinin sağlam olduğundan emin olmalı. (Bray hafifçe gülüyor. Bobby nefes nefese ona bakarken Bray başını yana eğiyor) Ne yazık... Senin davetiyen vardı. Ama şimdi... Sanırım masada boş bir sandalye kalacak. (Kahkaha atıyor) Follow the buzzards Bobby...
Bray, sözlerini noktaladıktan sonra yüzündeki o rahatsız edici gülümsemeyi koruyarak ağır ağır doğruluyor. Elini yana doğru uzattığında Erick, odanın kenarındaki sandalyelerden birini alıp ona veriyor. Braun ise Bobby’yi yerde tutmaya devam ediyor; Bobby kurtulmaya çalışsa da aldığı darbelerin etkisiyle artık tam anlamıyla karşılık verecek hâlde değil. Bu sırada kameralar kırık camların arasında doğrulmaya çalışan Alexander’a dönüyor. Alexander, ne yapılmak üzere olduğunu anladığı anda yüzündeki ifade değişiyor. Öfkeden çok panik var artık. Acıyla yerden kalkmaya çalışıyor, Bobby’ye doğru uzanıyor, başını iki yana sallayarak bunun olmaması için çırpınıyor! "Hayır, hayır..." diye sayıklarken sesi giderek daha çaresiz bir hâl alıyor! Erick hemen yanına gelip onu sertçe yere bastırıyor ama Alexander gözlerini Bobby’den ayıramıyor. Bray, tüm bunları özellikle ağırdan alıyor. Sanki Alexander’ın çaresizliğini görmek istiyor. İlk sandalyeyi Bobby’nin başının altına yerleştirirken bakışlarını bir anlığına Alexander’a çeviriyor. Alexander, bunun ne anlama geldiğini fark ettiği anda daha sert şekilde debelenmeye başlıyor; Erick’in tutuşundan kurtulmaya çalışıyor ama başaramıyor- bütün bu eforlarının hiçbir karşılığı olmuyor! Sadece yardım için çığlıklar atıyor! Kırık camların ve dağılmış eşyaların arasında sadece izlemek zorunda kalıyor!
BRAY İKİNCİ SANDALYEYİ ELİNE ALDIĞINDA ODANIN İÇİNDEKİ BÜTÜN KARMAŞA SANKİ BİR ANDA YAVAŞLIYOR. BRAUN, BOBBY’NİN KIPIRDAMASINA İZİN VERMEDEN ONU YERDE TUTARKEN; ERICK DE ALEXANDER’I BASTIRMAYA DEVAM EDİYOR. ALEXANDER’IN GÖZLERİ TAMAMEN BOBBY’YE KİLİTLENMİŞ DURUMDA! NE OLACAĞINI BİLİYOR, BUNU DURDURMAK İSTİYOR AMA VÜCUDU ARTIK ONA İHANET EDİYOR! BRAY, SANDALYEYİ AĞIR AĞIR KALDIRIYOR. ACELE ETMİYOR. TAM TERSİNE, BU ANI ALEXANDER’A İZLETMEK İSTER GİBİ BİRKAÇ SANİYE BOYUNCA BEKLİYOR! YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEME BİR AN BİLE KAYBOLMAZKEN, ALEXANDER SON KEZ BÜTÜN GÜCÜYLE DEBELENİYOR! TAM SANDALYE BOBBY’NİN BAŞINA DOĞRU ÇOK SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE İNMEYE BAŞLADIĞI ANDA GÖRÜNTÜ BİR ANDA KESİLİYOR, EKRAN KARARIYOR! REJİ, SAHNENİN VAHŞETİ NEDENİYLE GÖRÜNTÜYÜ TAMAMEN KESMİŞ DURUMDA! SADECE OTEL ODASININ İÇİNDEN GELEN KORKUNÇ METAL SESİ DUYULUYOR VE HEMEN ARDINDAN İÇERİSİNDEN GELEN VAHŞET DOLU SESLER GELİYOR... KAMERALAR BİR DAHA ODAYA DÖNMÜYOR.
AAAAAAAAAAAAAAAAAĞHHH!
HAYIIIIIIIIIIIIIR!
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
THERE. IS. NO. FUCKIN'. MERCY.
Kameralar ringe döndükten sonra John Cena'nın müziği arena boyunca duyulmaya başlıyor. Seyirciler sağlam bir cheer patlatıyor. Cena girişte belirdikten sonra arka cebinden bezini çıkartıp kameraman Stew'a gösteriyor. Sonrasında ringe doğru koşmaya başlarken ekranın köşesinde sıradaki maçın PGW World Television Şampiyonluğu Turnuvası ilk tur maçlarından birisi olduğunu öğreniyoruz. Cena kayarak ringe girdikten sonra ekran küçülüyor ve büyük kısımda da John Cena'nın geçen hafta yaşadıkları ekrana geliyor. David Otunga ve Skip Sheffield'ın Cena ile yaptığı konuşmayı görüyoruz. Sonrasında Cena'yı rakibini beklerken ringte görüyoruz.
Alexander'ın ilişkiye girdiği kadının masaj yapmayı durdurduğunu ve Alexander'ın uzandığı yerden kalkarak kral dairesinin kapısına doğru gittiğini görüyoruz. Israrlı bir şekilde hem kapıyı tıklatan, hem de odanın zilini çalan bu kişilere kapıyı hınçla, gergin bir tavırla açıyor!
Alexander, hınçla kapıyı açtığı anda karşısında iki iri siluet görüyor. Biri siyah, diğeri beyaz koyun maskesi takmış durumda. Alexander’ın yüzündeki sinir bir anda şaşkınlığa dönüşüyor. Siyah maskeli adam maskesini çıkarıyor— Braun Strowman! Hemen ardından beyaz maskeli adam da maskesini çıkarıyor— Erick Rowan! Alexander daha tek kelime edemeden Braun onu boğazından yakalıyor ve kral dairesinin içine doğru savuruyor! Alexander sırtüstü yere çakılırken içerideki kadınlardan çığlıklar yükseliyor!
Bu ani saldırıyla birlikte Bobby’nin de yüzündeki rahat ifade bir anda kayboluyor- havlusu belindeyken refleksle yataktan doğruluyor. Bobby hızla yatağın kenarından kalkmaya çalışıyor ama Erick çoktan içeri girmiş durumda. Dev adımlarla Bobby’nin önünü kesiyor ve onun Alexander’a doğru hamle yapmasını engelliyor. Bobby, Erick'i itmeye çalışırken odanın diğer tarafında Braun, Alexander’ın ayağa kalkmasına fırsat vermiyor. Alexander kendini toparlamaya çalışıyor ama Braun onu tekrar kavrayıp duvara çarpıyor! Tablolar yerinden düşüyor, lüks dekorasyon bir anda parçalanmaya başlıyor. Alexander direnmeye çalışıp Braun’un karnına birkaç yumruk indiriyor; bu hamle Braun’u sadece bir anlığına durduruyor. Bobby ise Erick'i aşmak için ona sert bir yumruk savuruyor! Erick darbeyi alıyor ama geri çekilmek yerine Bobby’nin üzerine abanıyor. İkili yatağın yanında boğuşurken Mia çığlık atarak yorganı üzerine çekiyor. Tam bu sırada Braun, Alexander’ı kaldırdığı gibi odanın ortasındaki cam sehpanın üzerine fırlatıyor! Sehpa büyük bir gürültüyle parçalanıyor, etrafa bardaklar, şişeler ve kıyafetler saçılıyor! Alexander kırık camların arasında acıyla kıvranırken Braun onun başında dikiliyor. Bobby bunu görür görmez öfkeden deliye dönüyor ve Erick'i sertçe itip Braun’a doğru yönelmek istiyor. Ancak Erick arkasından yetişip onu tekrar yakalıyor. Artık saldırının rastgele olmadığı çok net: Braun, Alexander’ı parçalarken; Erick özellikle Bobby’nin müdahale etmesini engelliyor!
Erick, Bobby’yi arkasından yakaladığı anda Braun da Alexander’ın başından ayrılıp birkaç adım Bobby’ye doğru geliyor. Bobby tüm gücüyle kurtulmaya çalışıyor ama Erick onu bırakmıyor. Braun’dan gelen sert yumruk Bobby’nin dengesini bozuyor! Erick hemen ardından onu yatağın kenarına doğru savuruyor- Bobby omzuyla komodine çarpıyor ve üzerindeki lamba büyük bir gürültüyle yere düşüp parçalanıyor! Bobby yine de pes etmiyor, ayağa kalkmaya çalışıyor. Fakat bu kez Erick onu yakalayıp yere indiriyor, Braun ise başında dikilerek ona bir darbe daha indiriyor. Bobby acıyla yere kapaklanırken odanın açık kalan kapısından ağır adımlar duyuluyor. Kamera yavaşça kapıya döndüğünde, Bray Wyatt'ın belirdiğini görüyoruz! Yüzünde rahatsız edici bir gülümseme var. İçeri doğru birkaç adım atıyor; yerde kıvranan Alexander’a, ardından Braun ve Erick’in mahvettiği Bobby’ye bakıyor. Bray, odanın darmadağın hâlini süzdükten sonra başını geriye atıp kahkaha atmaya başlıyor. Braun, Bobby’nin başında dikilirken Erick de Alexander’ın hareketlenmesini engelliyor. Wyatt ise kahkahasını sürdürerek odanın içine doğru yürümeye devam ediyor. Sonrasında Bobby'e doğru eğilerek ona konuşmaya başlıyor!
Bray Wyatt: İnsan kendini güçlü sandığında çok komik oluyor Bobby... Omuzlarında kemer taşır, aynaya bakar, dünyanın onun etrafında döndüğünü sanır. Sonra bir kapı çalar. Bir ses gelir ve bütün o kaslar, bütün o zaferler, bütün o alkışlar... Tek bir karanlık odanın içinde anlamını kaybeder. (Bobby, dişlerini sıkarak başını kaldırmaya çalışıyor ama Braun ayağıyla onu yerde tutuyor. Bray onun göz hizasına biraz daha yaklaşıyor) Sen kirin ne olduğunu bildiğini sandın. Acının ne olduğunu bildiğini sandın. Günahın, cezanın, ödülün ne demek olduğunu bildiğini sandın. Ama hayır... Sen sadece ring ışıklarının altında güzel görünen bir adamdın. Gerçek karanlıkla hiç tanışmadın. (Bray’in bakışları kısa bir an için Bobby’nin Tag Team kemerine, sonra etraftaki yıkıma kayıyor) Bana doğru yürümeyi planlıyordun, değil mi? O kirli altına, o lekeli tahta, o lanetli taht odasına göz dikmiştin. "Impure" kelimesini duyunca bunun sadece bir maç adı olduğunu düşündün. Ama bazı kapılar vardır Bobby... İnsan o kapıdan geçmeden önce dizlerinin sağlam olduğundan emin olmalı. (Bray hafifçe gülüyor. Bobby nefes nefese ona bakarken Bray başını yana eğiyor) Ne yazık... Senin davetiyen vardı. Ama şimdi... Sanırım masada boş bir sandalye kalacak. (Kahkaha atıyor) Follow the buzzards Bobby...
Bray, sözlerini noktaladıktan sonra yüzündeki o rahatsız edici gülümsemeyi koruyarak ağır ağır doğruluyor. Elini yana doğru uzattığında Erick, odanın kenarındaki sandalyelerden birini alıp ona veriyor. Braun ise Bobby’yi yerde tutmaya devam ediyor; Bobby kurtulmaya çalışsa da aldığı darbelerin etkisiyle artık tam anlamıyla karşılık verecek hâlde değil. Bu sırada kameralar kırık camların arasında doğrulmaya çalışan Alexander’a dönüyor. Alexander, ne yapılmak üzere olduğunu anladığı anda yüzündeki ifade değişiyor. Öfkeden çok panik var artık. Acıyla yerden kalkmaya çalışıyor, Bobby’ye doğru uzanıyor, başını iki yana sallayarak bunun olmaması için çırpınıyor! "Hayır, hayır..." diye sayıklarken sesi giderek daha çaresiz bir hâl alıyor! Erick hemen yanına gelip onu sertçe yere bastırıyor ama Alexander gözlerini Bobby’den ayıramıyor. Bray, tüm bunları özellikle ağırdan alıyor. Sanki Alexander’ın çaresizliğini görmek istiyor. İlk sandalyeyi Bobby’nin başının altına yerleştirirken bakışlarını bir anlığına Alexander’a çeviriyor. Alexander, bunun ne anlama geldiğini fark ettiği anda daha sert şekilde debelenmeye başlıyor; Erick’in tutuşundan kurtulmaya çalışıyor ama başaramıyor- bütün bu eforlarının hiçbir karşılığı olmuyor! Sadece yardım için çığlıklar atıyor! Kırık camların ve dağılmış eşyaların arasında sadece izlemek zorunda kalıyor!
BRAY İKİNCİ SANDALYEYİ ELİNE ALDIĞINDA ODANIN İÇİNDEKİ BÜTÜN KARMAŞA SANKİ BİR ANDA YAVAŞLIYOR. BRAUN, BOBBY’NİN KIPIRDAMASINA İZİN VERMEDEN ONU YERDE TUTARKEN; ERICK DE ALEXANDER’I BASTIRMAYA DEVAM EDİYOR. ALEXANDER’IN GÖZLERİ TAMAMEN BOBBY’YE KİLİTLENMİŞ DURUMDA! NE OLACAĞINI BİLİYOR, BUNU DURDURMAK İSTİYOR AMA VÜCUDU ARTIK ONA İHANET EDİYOR! BRAY, SANDALYEYİ AĞIR AĞIR KALDIRIYOR. ACELE ETMİYOR. TAM TERSİNE, BU ANI ALEXANDER’A İZLETMEK İSTER GİBİ BİRKAÇ SANİYE BOYUNCA BEKLİYOR! YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEME BİR AN BİLE KAYBOLMAZKEN, ALEXANDER SON KEZ BÜTÜN GÜCÜYLE DEBELENİYOR! TAM SANDALYE BOBBY’NİN BAŞINA DOĞRU ÇOK SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE İNMEYE BAŞLADIĞI ANDA GÖRÜNTÜ BİR ANDA KESİLİYOR, EKRAN KARARIYOR! REJİ, SAHNENİN VAHŞETİ NEDENİYLE GÖRÜNTÜYÜ TAMAMEN KESMİŞ DURUMDA! SADECE OTEL ODASININ İÇİNDEN GELEN KORKUNÇ METAL SESİ DUYULUYOR VE HEMEN ARDINDAN İÇERİSİNDEN GELEN VAHŞET DOLU SESLER GELİYOR... KAMERALAR BİR DAHA ODAYA DÖNMÜYOR.
AAAAAAAAAAAAAAAAAĞHHH!
HAYIIIIIIIIIIIIIR!
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
MERHAMET EDİN EFENDİM
THERE. IS. NO. FUCKIN'. MERCY.
Kameralar ringe döndükten sonra John Cena'nın müziği arena boyunca duyulmaya başlıyor. Seyirciler sağlam bir cheer patlatıyor. Cena girişte belirdikten sonra arka cebinden bezini çıkartıp kameraman Stew'a gösteriyor. Sonrasında ringe doğru koşmaya başlarken ekranın köşesinde sıradaki maçın PGW World Television Şampiyonluğu Turnuvası ilk tur maçlarından birisi olduğunu öğreniyoruz. Cena kayarak ringe girdikten sonra ekran küçülüyor ve büyük kısımda da John Cena'nın geçen hafta yaşadıkları ekrana geliyor. David Otunga ve Skip Sheffield'ın Cena ile yaptığı konuşmayı görüyoruz. Sonrasında Cena'yı rakibini beklerken ringte görüyoruz.
???: LADIES AND GENTLEMEN!
Paul Heyman: MY NAME IS PAUL HEYMAN!
Paul Heyman girişte beliriyor. Seyirciler onu görür görmez yuhalamaya başlıyor. John Cena'nın suratında sakin ama hafif şaşırmış bir ifade var. Paul Heyman seyircileri süzdükten sonra konuşmaya devam ediyor.
Paul Heyman: Bayanlar ve baylar... Lütfen, lütfen, yuhalamaya devam edin. Çünkü bu ses bana tek bir şeyi hatırlatıyor: Buradaki herkes hâlâ gerçekle yüzleşmekten korkuyor. Ve bu gece gerçek, John Cena’nın tam karşısında duruyor. John Cena... Prestige Grand Wrestling'in parlayan kahramanı, çocukların rol modeli, asla pes etmeyen adam, bu endüstrinin yaşayan reklam panosu! Ne kadar etkileyici, değil mi? Ne kadar dokunaklı! Ama John, sen de biliyorsun, ben de biliyorum; bu insanlar seni ne kadar alkışlarsa alkışlasın, PGW World Television Championship yalnızca her hafta kameraya gülümseyen, tişört satan, slogan atan bir adamın kemeri olamaz. Hayır, hayır, hayır... Bu kemer haftalık görünürlük kemeri değil. Bu kemer, her hafta birinin kariyerini (Vurguluyor) kırabilecek bir adamın kemeri olmalı.
Paul Heyman: Ve işte bu yüzden buradayım. Çünkü bana bu turnuvada bir spot ayrıldı. Ama ben o spot’u bir “isim” için doldurmadım. Ben o spot’u bir problem için doldurdum. Bir soyadı için değil. Bir nostalji anı için değil. Bir kahraman hikâyesi için hiç değil. Ben o spot’u, PGW soyunma odasının tamamının uykusunu kaçıracak bir felaket için doldurdum. O, maç kazanmak için gelmiyor; insanları değiştirmek için geliyor. O, rakiplerini yenmiyor; onları eskisi gibi ringe dönemeyecekleri hale getiriyor. Ve John Cena, sen yıllarca “Never Give Up” dedin... Ama birazdan buraya gelecek adamın karşısında mesele pes edip etmemek olmayacak. Mesele, ayakta kalıp kalamayacağın olacak. Bayanlar ve baylar... PGW World Television Championship turnuvasının en büyük tehdidine hazır olun.
Müziğin çalmaya başlamasıyla seyircilerden "ooo" sesleri yükseliyor. Cena ise gelen kişiden keyif alıyormuş gibi görünüyor. BRON BREAKKER, PGW'YA GERİ DÖNÜYOR! PAUL HEYMAN'IN PGW WORLD TELEVISION KEMERİ İÇİN YAPILACAK TURNUVADA KENDİSİNE AYIRDIĞI SPOT BRON BREAKKER'A AİT! Paul Heyman elini Breakker'ın omzuna attıktan sonra Breakker pozunu veriyor ve sinirli bir ifade ile ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Eski PGW Pure şampiyonu uzun bir aranın ardından PGW'ya dönüş yapıyor. Breakker rampa boyunca seyircilerin şaşkın bakışları arasında ilerledikten sonra aprona atlıyor ve hızlıca ringe giriyor. Cena'ya doğru yürüse de hakem araya giriyor ve iki ismi köşelere çekilmeleri için uyarıyor. Sonrasında iki ismi hazır gördükten sonra maçın başlaması için işareti veriyor.
PGW World Television Championship Tournament First Round Match
Bron Breakker vs. John Cena
Zil çalıyor ve Bron Breakker hiç beklemeden Cena’nın üzerine fırlıyor! Cena daha gardını tam alamadan Breakker sert bir shoulder block ile onu yere indiriyor. Cena hemen ayağa kalkıyor ama Breakker bu kez onu köşeye kadar sürüklüyor ve arka arkaya omuz darbeleri indiriyor! Hakem saymaya başlayınca Breakker dörtte geri çekiliyor, fakat Cena’ya nefes aldırmıyor. Cena köşeden çıkmaya çalışırken Breakker onu kolundan yakalıyor, iplere gönderiyor ve dönüşte sert bir clothesline ile yere seriyor! Cena bu kez iplerin dibine yuvarlanıyor. Breakker hızını kesmeden üzerine gidiyor, Cena’yı kaldırıyor ve güçlü bir hamleyle ringin dışına fırlatıyor! BREAKKER MAÇA FIRTINA GİBİ BAŞLIYOR! Cena bariyerlerin yanında toparlanmaya çalışırken Breakker ringden iniyor ve hemen saldırıya devam ediyor. Breakker, Cena’yı yakalayıp apron kenarına doğru göndermek istiyor ama Cena son anda duruyor ve dirseğiyle karşılık veriyor! Breakker bir an sendeleyince Cena onu bariyerlere doğru itiyor. Breakker sırtını bariyerlere çarpıyor, Cena da üst üste yumruklarla onun temposunu kesmeye çalışıyor. Breakker tekrar saldırmak için öne atılıyor ama Cena bu kez onu aprona yaslıyor ve kısa mesafeli bir clothesline ile durduruyor. Breakker ilk kez yavaşlıyor. Cena nefeslenip onu ringe doğru yönlendirirken maçın kontrolü tamamen gitmiş değil, ama Breakker’ın açılıştaki o vahşi temposu artık biraz olsun kırılıyor!
Byron Saxton: Bron Breakker maça inanılmaz bir enerjiyle başladı! Cena’yı daha ilk dakikada ring dışına gönderdi!
Will Ospreay: Ama Cena dışarıda doğru yaptı. Breakker’ın hızını kesmek zorundaydı, yoksa bu maç çok erken kontrolden çıkabilirdi.
Byron Saxton: Şunu da hatırlatalım; John Cena ve Bron Breakker, PAYBACK #83’ten sonra ilk kez karşı karşıya geliyor!
Will Ospreay: Ve bu ilk dakikadan belli oluyor. İkisi de burada sadece kazanmak için değil, birbirine cevap vermek için bulunuyor!
İkili ringe döndüğünde Cena iplerden destek alarak ayağa kalkmaya çalışıyor ama Breakker hemen üstüne gidiyor. Cena’yı belinden yakalıyor ve sert bir overhead belly-to-belly suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena daha ne olduğunu anlayamadan Breakker onu tekrar kaldırıyor, bu kez gutwrench suplex ile mat’e çakıyor. Cena köşeye doğru yuvarlanıyor ama Breakker onu takip ediyor, belinden kavrıyor ve köşeden çıkar çıkmaz side belly-to-belly suplex ile yeniden yere seriyor! Cena savunmada kalıyor, nefes almaya çalışıyor ama Breakker durmuyor. Onu yerden kesip kısa süre havada tutuyor ve military press slam ile mat’e bırakıyor! Cena sırtını tutarak yerde kalıyor. Breakker hemen tuşa gidiyor ama Cena ikide omzunu kaldırıyor! BREAKKER CENA’YI PARÇA PARÇA YIPRATIYOR! Cena dizlerinin üzerine kalkıyor, Breakker ensesinden yakalayıp onu yeniden ayağa çekiyor. Cena gövdeye kısa bir yumrukla cevap vermek istiyor ama Breakker onu diz darbesiyle durduruyor ve ardından standing spinebuster ile mat’e çakıyor! Cena bu kez iplerin dibine kadar yuvarlanıyor. Breakker onu bırakmıyor; Cena’yı ayaklarından çekip ringin ortasına alıyor ve üst üste sert knee drop darbeleriyle gövdesine yükleniyor. Cena her kalkmaya çalıştığında Breakker onu yeniden yere indiriyor. Son olarak Cena’yı kaldırıp omzuna alıyor ve running powerslam pozisyonuna benzer şekilde köşeye doğru taşıyıp sırtını turnbuckle’a çarptırıyor! Cena köşede yığılıyor. Breakker geri çekilip bağırıyor, arena onun enerjisiyle uğulduyor. Cena ise daha maçın bu bölümünde ciddi şekilde yorulmuş görünüyor!
Byron Saxton: Breakker şu anda Cena’yı suplex’lerle ringin içinde oradan oraya fırlatıyor!
Will Ospreay: Bu sadece güç değil, tempo kontrolü. Cena ayağa kalktığı her anda başka bir slam yiyor.
Byron Saxton: Henüz büyük bitiriş yok, henüz Spear yok ama Cena feci şekilde yıpranıyor!
Will Ospreay: Breakker burada Cena’nın kondisyonunu tüketiyor. Bu maçın ilerleyen dakikaları için çok tehlikeli!
Cena köşede yığılı haldeyken Breakker yeniden üzerine geliyor ama Cena bu kez son anda aradan çekiliyor! Breakker omzunu sert şekilde turnbuckle’a çarpıyor ve birkaç adım geriye sendeleyerek çıkıyor. Cena iplerden destek alıp ayağa kalkıyor, Breakker arkasını döndüğü anda shoulder tackle ile onu yere indiriyor! Breakker hemen kalkıyor, Cena ikinci shoulder tackle ile tekrar deviriyor! Breakker bu kez aceleyle yumruk savuruyor ama Cena eğiliyor, onu yakalıyor ve back suplex ile ringin ortasına çakıyor! Arena ayağa kalkarken Cena kısa bir an duruyor, elini kaldırıyor ve Breakker’ın yüzüne doğru eğiliyor. YOU CAN’T SEE ME! Cena iplerden sekiyor, ringin ortasına geliyor ve FIVE KNUCKLE SHUFFLE! Breakker darbenin etkisiyle yerde kalıyor ama Cena işi uzatmıyor. Breakker’ı yavaşça ayağa çekiyor, omuzlarından yakalıyor ve pozisyonunu kuruyor. Seyirciler neyin geldiğini biliyor! Cena derin bir nefes alıyor, Breakker’ı kaldırıyor ve ATTITUDE ADJUSTMENT İÇİN SIRTLIYOR!
Cena, Breakker’ı Attitude Adjustment için omuzlarında tutuyor ama Breakker ağırlığını aşağı vererek pozisyonu bozuyor! Cena onu düşürmemek için tutmaya çalışıyor fakat Breakker ayaklarının üzerine iniyor ve hemen arkaya geçiyor. Cena döner dönmez Breakker onu belinden yakalıyor, Cena dirsekleriyle karşılık veriyor! İkili ringin ortasında karşılıklı darbelerle ayakta kalmaya çalışıyor. Cena bir yumruk indiriyor, Breakker sert bir forearm ile cevap veriyor! Cena iplerden sekiyor ama Breakker onu yakalayıp snap powerslam ile yere vuruyor! Cena yine de pes etmiyor! Breakker onu kaldırıyor, Cena gövdeye darbelerle karşılık veriyor ve Breakker’ı iplere doğru itiyor. Breakker dönüşte saldırıyor ama Cena onu yakalayıp side slam ile yere indiriyor! Cena tuşa gitmek istiyor ama Breakker hemen omzunu kaldırıyor. İkisi de aynı anda kalkıyor, Cena bir kez daha hamle yapıyor fakat Breakker bu kez onu bacağından yakalıyor, dengesini bozuyor ve sert bir takedown ile yüzüstü mat’e düşürüyor! Breakker artık fırsatı görüyor! Cena kalkmaya çalışırken Breakker onun sırtına çöküyor, kollarını çenesinin altından geçiriyor ve bütün ağırlığını üzerine veriyor. STEINER RECLINER BAĞLANDI! Cena ringin ortasında sıkışıyor! Breakker çeneyi geriye çekiyor, Cena’nın boynu ve sırtı inanılmaz baskı altında kalıyor! Hakem hemen Cena’nın önüne eğiliyor, pes edip etmediğini soruyor. Cena başını sallamaya çalışıyor ama hareket etmekte zorlanıyor. Breakker tutuşu daha da sıkıyor! Cena’nın yüzü kızarıyor, nefesi kesiliyor, kolu yavaş yavaş mat’e doğru düşüyor. Hakem Cena’nın tepkisini kontrol ederken Cena’nın gözleri kapanmaya başlıyor! CENA BAYILACAK GİBİ!
Cena’nın kolu mat’e düşmek üzereyken hakem eğiliyor ama Cena parmaklarını oynatıyor! Breakker Steiner Recliner’ı daha da sıkıyor, Cena’nın çenesini geriye çekiyor ama Cena pes etmiyor. Cena dizlerini mat’e bastırıyor, bütün gücünü topluyor ve yavaş yavaş ayağa kalkmaya çalışıyor! Breakker tutuşu bırakmıyor, sırtında asılı kalıyor ama Cena önce tek dizine, sonra iki ayağının üzerine kadar yükseliyor. Seyirciler ayağa kalkarken Cena kendini geriye doğru bırakıyor ve Breakker’ı köşeye eziyor! Tutuş gevşiyor, Cena bir kez daha ileri çıkıp aynı şekilde Breakker’ı köşeye çarpıyor! Breakker sonunda bırakmak zorunda kalıyor! Breakker köşeden sendeleyerek çıkarken Cena dizlerinin üzerine düşüyor ama hemen toparlanıyor. Breakker yeniden saldırmak için geliyor, Cena onu bacağından yakalıyor ve sert bir drop toe hold ile yüzüstü yere indiriyor! Breakker kalkmaya çalışıyor ama Cena bu kez bacağını kontrol ediyor, gövdesini üzerine kapatıyor ve pozisyonu hızla çeviriyor. Seyirciler neyin geldiğini anlıyor! Cena Breakker’ın bacağını kilitliyor, boynuna doğru uzanıyor ve ringin ortasında STF BAĞLIYOR! Breakker bir anda sıkışıyor! Cena tutuşu sıkıyor, Breakker yüzünü buruşturuyor ve elleriyle mat’i kazıyarak iplere ulaşmaya çalışıyor! İpler yakın ama Cena bırakmıyor! Breakker kolunu uzatıyor, parmak uçları ipe yaklaşırken acı içinde bağırıyor!
Breakker acı içinde iplere doğru uzanıyor! Cena STF’i sıkmaya devam ediyor, Breakker’ın yüzü geriliyor ama pes etmiyor. Bir hamle daha yapıyor, parmak uçları ipe değecek gibi oluyor! Cena onu ringin ortasına çekmeye çalışıyor fakat Breakker son gücüyle ileri atılıyor ve ALT İPİ YAKALIYOR! Hakem hemen Cena’ya bırakması için saymaya başlıyor. Cena dörtte bırakıyor ve iki isim de mat’in üzerine yığılıyor. Cena köşeye doğru sürünürken Breakker iplerin dibinde nefes almaya çalışıyor. Arena iki ismin de ne kadar tükendiğini görerek uğultuya boğuluyor. Bir süre iki isim de ayağa kalkmakta zorlanıyor. Cena iplerden destek alıyor, Breakker ise dizlerinin üzerinde doğruluyor. Cena ilk darbeyi indiriyor! Breakker karşılık veriyor! Cena bir yumruk daha atıyor ama Breakker bu kez sert bir forearm smash ile onu geriye gönderiyor. Cena iplerden sekiyor, Breakker onu yakalayıp exploder suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena hemen kalkmaya çalışıyor, Breakker bu kez hızlanıyor ve running shoulder tackle ile onu tekrar yere seriyor. Cena sendeleyerek ayağa kalkarken Breakker köşeye çıkıyor, Cena’yı yakalıyor, vücudunu çeviriyor ve tüm arenayı ayağa kaldırıyor! VE FRANKENSTEINER!
Frankensteiner sonrası Cena mat’e çakılacak gibi oluyor ama son anda vücudunu çeviriyor! Seyirciler aynı anda ayağa kalkıyor! Cena dönüşünü tamamlıyor ve RİNGİN ORTASINDA İKİ AYAĞININ ÜZERİNE İNİYOR! Breakker birkaç saniye dizlerinin üzerinde kalıyor ve gördüğü şeye inanamayarak Cena’ya bakıyor. Cena da sendeleyerek ayakta kalıyor ama düşmüyor! Breakker şaşkınlığı üzerinden atar atmaz köşeye doğru çekiliyor ve ani bir Spear için fırlıyor! Cena son anda onu yakalıyor, omuzlarına alıyor ve Attitude Adjustment için fırlatıyor! Ama Breakker havada kontrolü kaybetmiyor, o da vücudunu çeviriyor ve AYAKLARININ ÜZERİNE DÜŞÜYOR! Cena arkasını döner dönmez Breakker tekrar saldırmak istiyor ama Cena bu kez alışılmadık bir hızla altından kayıyor! Breakker iplerden sekiyor, Cena ayağa fırlayıp onu dropkick ile geri itiyor! Breakker iplere yaslanırken Cena hız kesmiyor, iplerin üzerine çıkıyor ve Springboard Stunner ile Breakker’ın çenesini yakalıyor! Breakker sendeleyerek dizlerinin üzerine düşüyor ama yine kalkmaya çalışıyor. Cena bu kez karşı iplere koşuyor, Breakker’ın yakalama hamlesinden sıyrılıyor, dönüşte bacaklarını Breakker’ın başına geçiriyor! Seyirciler bir kez daha ayağa fırlıyor! Cena tüm gücüyle dönüyor! VE HURRICANRANA!
Cena, Hurricanrana ile Breakker’ı ringin ortasına savuracak gibi dönüyor! Herkes Breakker’ın yere çakılmasını beklerken Breakker havada inanılmaz bir şekilde vücudunu kontrol ediyor. Cena dönüşü tamamlıyor ama Breakker mat’e düşmüyor! BREAKKER HURRICANRANA’DAN İKİ AYAĞININ ÜZERİNE İNİYOR! Arena bir anda patlıyor! Cena dizlerinin üzerinde kalıp Breakker’a bakıyor, seyirciler elleri başında olanlara inanamıyor. Paul Heyman bile ringside’da birkaç saniye donup kalıyor! Breakker başını kaldırıyor, gözleri tamamen Cena’ya kilitlenmiş durumda. Cena ayağa kalkmaya çalışıyor ama Breakker bir anda üzerine çullanıyor! Sert bir running lariat! Cena yeniden kalkıyor, Breakker bu kez onu yakalayıp exploder suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena iplerden destek alarak doğruluyor ama Breakker artık tamamen kontrolü ele alıyor. Köşeye çekiliyor, nefesini topluyor ve Cena’nın ayağa kalkmasını bekliyor. BREAKKER MAÇI BİTİRMEYE ÇOK YAKIN!
Cena iplerden destek alarak ayağa kalkmaya çalışıyor. Breakker köşede çömelmiş halde bekliyor, gözlerini Cena’dan ayırmıyor. Paul Heyman dışarıda “ŞİMDİ!” diye bağırıyor! Cena sendeleyerek arkasını dönüyor ve Breakker bir anda yerinden fırlıyor! Hızını alıyor, ringin ortasını adeta yararak Cena’ya doğru geliyor! Cena tepki vermeye çalışıyor ama artık çok geç! SPEAR! SPEAR! HAYVANİ BİR SPEAR! Breakker, Cena’nın içinden geçiyor! Cena darbenin etkisiyle ikiye katlanıp mat’e çakılıyor, arena patlıyor! Breakker hemen üzerine kapanıyor, hakem sayıya gidiyor! 1-2-
Paul Heyman: MY NAME IS PAUL HEYMAN!
Paul Heyman girişte beliriyor. Seyirciler onu görür görmez yuhalamaya başlıyor. John Cena'nın suratında sakin ama hafif şaşırmış bir ifade var. Paul Heyman seyircileri süzdükten sonra konuşmaya devam ediyor.
Paul Heyman: Bayanlar ve baylar... Lütfen, lütfen, yuhalamaya devam edin. Çünkü bu ses bana tek bir şeyi hatırlatıyor: Buradaki herkes hâlâ gerçekle yüzleşmekten korkuyor. Ve bu gece gerçek, John Cena’nın tam karşısında duruyor. John Cena... Prestige Grand Wrestling'in parlayan kahramanı, çocukların rol modeli, asla pes etmeyen adam, bu endüstrinin yaşayan reklam panosu! Ne kadar etkileyici, değil mi? Ne kadar dokunaklı! Ama John, sen de biliyorsun, ben de biliyorum; bu insanlar seni ne kadar alkışlarsa alkışlasın, PGW World Television Championship yalnızca her hafta kameraya gülümseyen, tişört satan, slogan atan bir adamın kemeri olamaz. Hayır, hayır, hayır... Bu kemer haftalık görünürlük kemeri değil. Bu kemer, her hafta birinin kariyerini (Vurguluyor) kırabilecek bir adamın kemeri olmalı.
Paul Heyman: Ve işte bu yüzden buradayım. Çünkü bana bu turnuvada bir spot ayrıldı. Ama ben o spot’u bir “isim” için doldurmadım. Ben o spot’u bir problem için doldurdum. Bir soyadı için değil. Bir nostalji anı için değil. Bir kahraman hikâyesi için hiç değil. Ben o spot’u, PGW soyunma odasının tamamının uykusunu kaçıracak bir felaket için doldurdum. O, maç kazanmak için gelmiyor; insanları değiştirmek için geliyor. O, rakiplerini yenmiyor; onları eskisi gibi ringe dönemeyecekleri hale getiriyor. Ve John Cena, sen yıllarca “Never Give Up” dedin... Ama birazdan buraya gelecek adamın karşısında mesele pes edip etmemek olmayacak. Mesele, ayakta kalıp kalamayacağın olacak. Bayanlar ve baylar... PGW World Television Championship turnuvasının en büyük tehdidine hazır olun.
Müziğin çalmaya başlamasıyla seyircilerden "ooo" sesleri yükseliyor. Cena ise gelen kişiden keyif alıyormuş gibi görünüyor. BRON BREAKKER, PGW'YA GERİ DÖNÜYOR! PAUL HEYMAN'IN PGW WORLD TELEVISION KEMERİ İÇİN YAPILACAK TURNUVADA KENDİSİNE AYIRDIĞI SPOT BRON BREAKKER'A AİT! Paul Heyman elini Breakker'ın omzuna attıktan sonra Breakker pozunu veriyor ve sinirli bir ifade ile ringe doğru ilerlemeye başlıyor. Eski PGW Pure şampiyonu uzun bir aranın ardından PGW'ya dönüş yapıyor. Breakker rampa boyunca seyircilerin şaşkın bakışları arasında ilerledikten sonra aprona atlıyor ve hızlıca ringe giriyor. Cena'ya doğru yürüse de hakem araya giriyor ve iki ismi köşelere çekilmeleri için uyarıyor. Sonrasında iki ismi hazır gördükten sonra maçın başlaması için işareti veriyor.
PGW World Television Championship Tournament First Round Match
Bron Breakker vs. John Cena
Zil çalıyor ve Bron Breakker hiç beklemeden Cena’nın üzerine fırlıyor! Cena daha gardını tam alamadan Breakker sert bir shoulder block ile onu yere indiriyor. Cena hemen ayağa kalkıyor ama Breakker bu kez onu köşeye kadar sürüklüyor ve arka arkaya omuz darbeleri indiriyor! Hakem saymaya başlayınca Breakker dörtte geri çekiliyor, fakat Cena’ya nefes aldırmıyor. Cena köşeden çıkmaya çalışırken Breakker onu kolundan yakalıyor, iplere gönderiyor ve dönüşte sert bir clothesline ile yere seriyor! Cena bu kez iplerin dibine yuvarlanıyor. Breakker hızını kesmeden üzerine gidiyor, Cena’yı kaldırıyor ve güçlü bir hamleyle ringin dışına fırlatıyor! BREAKKER MAÇA FIRTINA GİBİ BAŞLIYOR! Cena bariyerlerin yanında toparlanmaya çalışırken Breakker ringden iniyor ve hemen saldırıya devam ediyor. Breakker, Cena’yı yakalayıp apron kenarına doğru göndermek istiyor ama Cena son anda duruyor ve dirseğiyle karşılık veriyor! Breakker bir an sendeleyince Cena onu bariyerlere doğru itiyor. Breakker sırtını bariyerlere çarpıyor, Cena da üst üste yumruklarla onun temposunu kesmeye çalışıyor. Breakker tekrar saldırmak için öne atılıyor ama Cena bu kez onu aprona yaslıyor ve kısa mesafeli bir clothesline ile durduruyor. Breakker ilk kez yavaşlıyor. Cena nefeslenip onu ringe doğru yönlendirirken maçın kontrolü tamamen gitmiş değil, ama Breakker’ın açılıştaki o vahşi temposu artık biraz olsun kırılıyor!
Byron Saxton: Bron Breakker maça inanılmaz bir enerjiyle başladı! Cena’yı daha ilk dakikada ring dışına gönderdi!
Will Ospreay: Ama Cena dışarıda doğru yaptı. Breakker’ın hızını kesmek zorundaydı, yoksa bu maç çok erken kontrolden çıkabilirdi.
Byron Saxton: Şunu da hatırlatalım; John Cena ve Bron Breakker, PAYBACK #83’ten sonra ilk kez karşı karşıya geliyor!
Will Ospreay: Ve bu ilk dakikadan belli oluyor. İkisi de burada sadece kazanmak için değil, birbirine cevap vermek için bulunuyor!
İkili ringe döndüğünde Cena iplerden destek alarak ayağa kalkmaya çalışıyor ama Breakker hemen üstüne gidiyor. Cena’yı belinden yakalıyor ve sert bir overhead belly-to-belly suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena daha ne olduğunu anlayamadan Breakker onu tekrar kaldırıyor, bu kez gutwrench suplex ile mat’e çakıyor. Cena köşeye doğru yuvarlanıyor ama Breakker onu takip ediyor, belinden kavrıyor ve köşeden çıkar çıkmaz side belly-to-belly suplex ile yeniden yere seriyor! Cena savunmada kalıyor, nefes almaya çalışıyor ama Breakker durmuyor. Onu yerden kesip kısa süre havada tutuyor ve military press slam ile mat’e bırakıyor! Cena sırtını tutarak yerde kalıyor. Breakker hemen tuşa gidiyor ama Cena ikide omzunu kaldırıyor! BREAKKER CENA’YI PARÇA PARÇA YIPRATIYOR! Cena dizlerinin üzerine kalkıyor, Breakker ensesinden yakalayıp onu yeniden ayağa çekiyor. Cena gövdeye kısa bir yumrukla cevap vermek istiyor ama Breakker onu diz darbesiyle durduruyor ve ardından standing spinebuster ile mat’e çakıyor! Cena bu kez iplerin dibine kadar yuvarlanıyor. Breakker onu bırakmıyor; Cena’yı ayaklarından çekip ringin ortasına alıyor ve üst üste sert knee drop darbeleriyle gövdesine yükleniyor. Cena her kalkmaya çalıştığında Breakker onu yeniden yere indiriyor. Son olarak Cena’yı kaldırıp omzuna alıyor ve running powerslam pozisyonuna benzer şekilde köşeye doğru taşıyıp sırtını turnbuckle’a çarptırıyor! Cena köşede yığılıyor. Breakker geri çekilip bağırıyor, arena onun enerjisiyle uğulduyor. Cena ise daha maçın bu bölümünde ciddi şekilde yorulmuş görünüyor!
Byron Saxton: Breakker şu anda Cena’yı suplex’lerle ringin içinde oradan oraya fırlatıyor!
Will Ospreay: Bu sadece güç değil, tempo kontrolü. Cena ayağa kalktığı her anda başka bir slam yiyor.
Byron Saxton: Henüz büyük bitiriş yok, henüz Spear yok ama Cena feci şekilde yıpranıyor!
Will Ospreay: Breakker burada Cena’nın kondisyonunu tüketiyor. Bu maçın ilerleyen dakikaları için çok tehlikeli!
Cena köşede yığılı haldeyken Breakker yeniden üzerine geliyor ama Cena bu kez son anda aradan çekiliyor! Breakker omzunu sert şekilde turnbuckle’a çarpıyor ve birkaç adım geriye sendeleyerek çıkıyor. Cena iplerden destek alıp ayağa kalkıyor, Breakker arkasını döndüğü anda shoulder tackle ile onu yere indiriyor! Breakker hemen kalkıyor, Cena ikinci shoulder tackle ile tekrar deviriyor! Breakker bu kez aceleyle yumruk savuruyor ama Cena eğiliyor, onu yakalıyor ve back suplex ile ringin ortasına çakıyor! Arena ayağa kalkarken Cena kısa bir an duruyor, elini kaldırıyor ve Breakker’ın yüzüne doğru eğiliyor. YOU CAN’T SEE ME! Cena iplerden sekiyor, ringin ortasına geliyor ve FIVE KNUCKLE SHUFFLE! Breakker darbenin etkisiyle yerde kalıyor ama Cena işi uzatmıyor. Breakker’ı yavaşça ayağa çekiyor, omuzlarından yakalıyor ve pozisyonunu kuruyor. Seyirciler neyin geldiğini biliyor! Cena derin bir nefes alıyor, Breakker’ı kaldırıyor ve ATTITUDE ADJUSTMENT İÇİN SIRTLIYOR!
Cena, Breakker’ı Attitude Adjustment için omuzlarında tutuyor ama Breakker ağırlığını aşağı vererek pozisyonu bozuyor! Cena onu düşürmemek için tutmaya çalışıyor fakat Breakker ayaklarının üzerine iniyor ve hemen arkaya geçiyor. Cena döner dönmez Breakker onu belinden yakalıyor, Cena dirsekleriyle karşılık veriyor! İkili ringin ortasında karşılıklı darbelerle ayakta kalmaya çalışıyor. Cena bir yumruk indiriyor, Breakker sert bir forearm ile cevap veriyor! Cena iplerden sekiyor ama Breakker onu yakalayıp snap powerslam ile yere vuruyor! Cena yine de pes etmiyor! Breakker onu kaldırıyor, Cena gövdeye darbelerle karşılık veriyor ve Breakker’ı iplere doğru itiyor. Breakker dönüşte saldırıyor ama Cena onu yakalayıp side slam ile yere indiriyor! Cena tuşa gitmek istiyor ama Breakker hemen omzunu kaldırıyor. İkisi de aynı anda kalkıyor, Cena bir kez daha hamle yapıyor fakat Breakker bu kez onu bacağından yakalıyor, dengesini bozuyor ve sert bir takedown ile yüzüstü mat’e düşürüyor! Breakker artık fırsatı görüyor! Cena kalkmaya çalışırken Breakker onun sırtına çöküyor, kollarını çenesinin altından geçiriyor ve bütün ağırlığını üzerine veriyor. STEINER RECLINER BAĞLANDI! Cena ringin ortasında sıkışıyor! Breakker çeneyi geriye çekiyor, Cena’nın boynu ve sırtı inanılmaz baskı altında kalıyor! Hakem hemen Cena’nın önüne eğiliyor, pes edip etmediğini soruyor. Cena başını sallamaya çalışıyor ama hareket etmekte zorlanıyor. Breakker tutuşu daha da sıkıyor! Cena’nın yüzü kızarıyor, nefesi kesiliyor, kolu yavaş yavaş mat’e doğru düşüyor. Hakem Cena’nın tepkisini kontrol ederken Cena’nın gözleri kapanmaya başlıyor! CENA BAYILACAK GİBİ!
Cena’nın kolu mat’e düşmek üzereyken hakem eğiliyor ama Cena parmaklarını oynatıyor! Breakker Steiner Recliner’ı daha da sıkıyor, Cena’nın çenesini geriye çekiyor ama Cena pes etmiyor. Cena dizlerini mat’e bastırıyor, bütün gücünü topluyor ve yavaş yavaş ayağa kalkmaya çalışıyor! Breakker tutuşu bırakmıyor, sırtında asılı kalıyor ama Cena önce tek dizine, sonra iki ayağının üzerine kadar yükseliyor. Seyirciler ayağa kalkarken Cena kendini geriye doğru bırakıyor ve Breakker’ı köşeye eziyor! Tutuş gevşiyor, Cena bir kez daha ileri çıkıp aynı şekilde Breakker’ı köşeye çarpıyor! Breakker sonunda bırakmak zorunda kalıyor! Breakker köşeden sendeleyerek çıkarken Cena dizlerinin üzerine düşüyor ama hemen toparlanıyor. Breakker yeniden saldırmak için geliyor, Cena onu bacağından yakalıyor ve sert bir drop toe hold ile yüzüstü yere indiriyor! Breakker kalkmaya çalışıyor ama Cena bu kez bacağını kontrol ediyor, gövdesini üzerine kapatıyor ve pozisyonu hızla çeviriyor. Seyirciler neyin geldiğini anlıyor! Cena Breakker’ın bacağını kilitliyor, boynuna doğru uzanıyor ve ringin ortasında STF BAĞLIYOR! Breakker bir anda sıkışıyor! Cena tutuşu sıkıyor, Breakker yüzünü buruşturuyor ve elleriyle mat’i kazıyarak iplere ulaşmaya çalışıyor! İpler yakın ama Cena bırakmıyor! Breakker kolunu uzatıyor, parmak uçları ipe yaklaşırken acı içinde bağırıyor!
Breakker acı içinde iplere doğru uzanıyor! Cena STF’i sıkmaya devam ediyor, Breakker’ın yüzü geriliyor ama pes etmiyor. Bir hamle daha yapıyor, parmak uçları ipe değecek gibi oluyor! Cena onu ringin ortasına çekmeye çalışıyor fakat Breakker son gücüyle ileri atılıyor ve ALT İPİ YAKALIYOR! Hakem hemen Cena’ya bırakması için saymaya başlıyor. Cena dörtte bırakıyor ve iki isim de mat’in üzerine yığılıyor. Cena köşeye doğru sürünürken Breakker iplerin dibinde nefes almaya çalışıyor. Arena iki ismin de ne kadar tükendiğini görerek uğultuya boğuluyor. Bir süre iki isim de ayağa kalkmakta zorlanıyor. Cena iplerden destek alıyor, Breakker ise dizlerinin üzerinde doğruluyor. Cena ilk darbeyi indiriyor! Breakker karşılık veriyor! Cena bir yumruk daha atıyor ama Breakker bu kez sert bir forearm smash ile onu geriye gönderiyor. Cena iplerden sekiyor, Breakker onu yakalayıp exploder suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena hemen kalkmaya çalışıyor, Breakker bu kez hızlanıyor ve running shoulder tackle ile onu tekrar yere seriyor. Cena sendeleyerek ayağa kalkarken Breakker köşeye çıkıyor, Cena’yı yakalıyor, vücudunu çeviriyor ve tüm arenayı ayağa kaldırıyor! VE FRANKENSTEINER!
Frankensteiner sonrası Cena mat’e çakılacak gibi oluyor ama son anda vücudunu çeviriyor! Seyirciler aynı anda ayağa kalkıyor! Cena dönüşünü tamamlıyor ve RİNGİN ORTASINDA İKİ AYAĞININ ÜZERİNE İNİYOR! Breakker birkaç saniye dizlerinin üzerinde kalıyor ve gördüğü şeye inanamayarak Cena’ya bakıyor. Cena da sendeleyerek ayakta kalıyor ama düşmüyor! Breakker şaşkınlığı üzerinden atar atmaz köşeye doğru çekiliyor ve ani bir Spear için fırlıyor! Cena son anda onu yakalıyor, omuzlarına alıyor ve Attitude Adjustment için fırlatıyor! Ama Breakker havada kontrolü kaybetmiyor, o da vücudunu çeviriyor ve AYAKLARININ ÜZERİNE DÜŞÜYOR! Cena arkasını döner dönmez Breakker tekrar saldırmak istiyor ama Cena bu kez alışılmadık bir hızla altından kayıyor! Breakker iplerden sekiyor, Cena ayağa fırlayıp onu dropkick ile geri itiyor! Breakker iplere yaslanırken Cena hız kesmiyor, iplerin üzerine çıkıyor ve Springboard Stunner ile Breakker’ın çenesini yakalıyor! Breakker sendeleyerek dizlerinin üzerine düşüyor ama yine kalkmaya çalışıyor. Cena bu kez karşı iplere koşuyor, Breakker’ın yakalama hamlesinden sıyrılıyor, dönüşte bacaklarını Breakker’ın başına geçiriyor! Seyirciler bir kez daha ayağa fırlıyor! Cena tüm gücüyle dönüyor! VE HURRICANRANA!
Cena, Hurricanrana ile Breakker’ı ringin ortasına savuracak gibi dönüyor! Herkes Breakker’ın yere çakılmasını beklerken Breakker havada inanılmaz bir şekilde vücudunu kontrol ediyor. Cena dönüşü tamamlıyor ama Breakker mat’e düşmüyor! BREAKKER HURRICANRANA’DAN İKİ AYAĞININ ÜZERİNE İNİYOR! Arena bir anda patlıyor! Cena dizlerinin üzerinde kalıp Breakker’a bakıyor, seyirciler elleri başında olanlara inanamıyor. Paul Heyman bile ringside’da birkaç saniye donup kalıyor! Breakker başını kaldırıyor, gözleri tamamen Cena’ya kilitlenmiş durumda. Cena ayağa kalkmaya çalışıyor ama Breakker bir anda üzerine çullanıyor! Sert bir running lariat! Cena yeniden kalkıyor, Breakker bu kez onu yakalayıp exploder suplex ile ringin ortasına fırlatıyor! Cena iplerden destek alarak doğruluyor ama Breakker artık tamamen kontrolü ele alıyor. Köşeye çekiliyor, nefesini topluyor ve Cena’nın ayağa kalkmasını bekliyor. BREAKKER MAÇI BİTİRMEYE ÇOK YAKIN!
Cena iplerden destek alarak ayağa kalkmaya çalışıyor. Breakker köşede çömelmiş halde bekliyor, gözlerini Cena’dan ayırmıyor. Paul Heyman dışarıda “ŞİMDİ!” diye bağırıyor! Cena sendeleyerek arkasını dönüyor ve Breakker bir anda yerinden fırlıyor! Hızını alıyor, ringin ortasını adeta yararak Cena’ya doğru geliyor! Cena tepki vermeye çalışıyor ama artık çok geç! SPEAR! SPEAR! HAYVANİ BİR SPEAR! Breakker, Cena’nın içinden geçiyor! Cena darbenin etkisiyle ikiye katlanıp mat’e çakılıyor, arena patlıyor! Breakker hemen üzerine kapanıyor, hakem sayıya gidiyor! 1-2-
3!
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Çeyrek Finale Yükselen: Bron Breakker
BU İNANILMAZ MAÇ SONA ERİYOR! BRON BREAKKER KAZANIYOR! BRON BREAKKER, JOHN CENA’YI DEVİRİYOR! Seyirciler son dakikalarda yaşananlara inanamıyor! Arena adeta şok içinde! Herkes Cena’nın geri dönüşü tamamlayacağını, o son büyük hamleyle maçı çevireceğini düşünürken Bron Breakker akıl almaz bir reaksiyon gösteriyor ve gecenin en büyük galibiyetlerinden birine imza atıyor! Bu yalnızca bir turnuva zaferi değil; bu, PGW soyunma odasına gönderilmiş sert, acımasız ve çok net bir mesaj! Bron Breakker burada! Bron Breakker gerçek! Bron Breakker durdurulamaz! Kameralar seyircilerin şaşkın yüzlerini gösteriyor! Bazı taraftarlar ellerini başına götürmüş durumda, bazıları az önce gördüklerine inanamayarak ringe bakıyor! Cena ise apronun üzerinde yatar vaziyette, maçın son anlarında yaşadığı şoku hâlâ üzerinden atamamış gibi görünüyor! Bu sırada Paul Heyman ağır adımlarla ringe giriyor, yüzünde o bildik kendinden emin gülümsemeyle Bron Breakker’ın yanına geliyor! Heyman’ın ifadesi her şeyi anlatıyor: Bu sonuç onun için sürpriz değil, bu bir uyarıydı!
Ekrana maçın son anlarının tekrarları geliyor! Cena’nın ani Hurricanrana denemesi! Seyircilerin aynı anda ayağa fırlaması! Ama Bron Breakker’ın inanılmaz atletizmiyle bu hareketi ayaklarının üzerine inerek savuşturması! Arena o anda resmen donup kalıyor! Cena’nın hamlesi maçı bitirecek sanılırken Breakker, bunun yerine tüm momentum’u kendi lehine çeviriyor ve John Cena’yı yıkan darbeyi indiriyor! Bu tekrarlar izlendikçe, biraz önce yaşanan şeyin sadece bir galibiyet değil, Bron Breakker’ın PGW’daki güç gösterisi olduğu daha da netleşiyor! Tekrarlar bittiğinde kameralar tekrar ringe dönüyor! Bron Breakker ringin ortasında dimdik ayakta! Paul Heyman onun yanında duruyor ve Breakker’ın bileğini kavrayıp havaya kaldırıyor! Seyirciler hâlâ inanılmaz bir uğultu içinde! Cena apronun üzerinde toparlanmaya çalışırken, Bron Breakker hiç sarsılmamış gibi görünüyor! Sanki az önce John Cena’yı yenmek bile onun için sadece ilk adımmış gibi! BRON BREAKKER, PGW WORLD TELEVISION CHAMPIONSHIP TURNUVASINDA BİR ÜST TURA YÜKSELİYOR! PAUL HEYMAN’IN “PROBLEM” DEDİĞİ ADAM, BU GECE CEVABINI VERİYOR! VE PGW’DA ARTIK HERKESİN KORKMASI GEREKEN YENİ BİR TEHDİT VAR! Kameralar, Paul Heyman’ın Bron Breakker’ın elini havaya kaldırdığı o güçlü görüntüyle kapanıyor!
Dakikalar önce gerçekleştirilen Bron Breakker vs. John Cena maçının sonrasında kameralar kapanmıştı. Kameraların kapanmasıyla birlikte reji tarafından bir süredir hazır hype ve video paketleri seyrettiriliyordu. Nihayetinde bu görüntülerin sonu geldi ve şimdi ise kameralar tekrardan açılıyor. Karşımıza aldığımız noktada PGW World Television Championship Tournament'in dışarısına itilen John Cena'nın olduğunu görüyoruz. Terler içerisinde kalan ve durumu pek de iyi gelmeyen John'ın arka alanda yalnız kalabileceği bir noktayı seçtiğini-bulduğunu fark ediyoruz. John, Prestige Grand Wrestling Backstage'inin koridorlarındaki en ıssız noktayı buluyor ve o bölgedeki bir eşya/ekipman kutusunun üzerine oturarak hızlı nefes alışverişleri sürdürüyor. Onun bunu sürdürdüğü sırada karşısına birilerinin geldiğini görüyoruz. John birilerinin kendisine yaklaştığını fark ettikten sonra kafasını kaldırıyor ve onların kim olduğuna göz atıyor. O bunu yaparken, değişen kamera açısı ile bizler de bu kişilerin kimliklerini belirleyebiliyoruz! Bunlar—
Kazanan ve PGW World Television Championship Turnuvasında Çeyrek Finale Yükselen: Bron Breakker
BU İNANILMAZ MAÇ SONA ERİYOR! BRON BREAKKER KAZANIYOR! BRON BREAKKER, JOHN CENA’YI DEVİRİYOR! Seyirciler son dakikalarda yaşananlara inanamıyor! Arena adeta şok içinde! Herkes Cena’nın geri dönüşü tamamlayacağını, o son büyük hamleyle maçı çevireceğini düşünürken Bron Breakker akıl almaz bir reaksiyon gösteriyor ve gecenin en büyük galibiyetlerinden birine imza atıyor! Bu yalnızca bir turnuva zaferi değil; bu, PGW soyunma odasına gönderilmiş sert, acımasız ve çok net bir mesaj! Bron Breakker burada! Bron Breakker gerçek! Bron Breakker durdurulamaz! Kameralar seyircilerin şaşkın yüzlerini gösteriyor! Bazı taraftarlar ellerini başına götürmüş durumda, bazıları az önce gördüklerine inanamayarak ringe bakıyor! Cena ise apronun üzerinde yatar vaziyette, maçın son anlarında yaşadığı şoku hâlâ üzerinden atamamış gibi görünüyor! Bu sırada Paul Heyman ağır adımlarla ringe giriyor, yüzünde o bildik kendinden emin gülümsemeyle Bron Breakker’ın yanına geliyor! Heyman’ın ifadesi her şeyi anlatıyor: Bu sonuç onun için sürpriz değil, bu bir uyarıydı!
Ekrana maçın son anlarının tekrarları geliyor! Cena’nın ani Hurricanrana denemesi! Seyircilerin aynı anda ayağa fırlaması! Ama Bron Breakker’ın inanılmaz atletizmiyle bu hareketi ayaklarının üzerine inerek savuşturması! Arena o anda resmen donup kalıyor! Cena’nın hamlesi maçı bitirecek sanılırken Breakker, bunun yerine tüm momentum’u kendi lehine çeviriyor ve John Cena’yı yıkan darbeyi indiriyor! Bu tekrarlar izlendikçe, biraz önce yaşanan şeyin sadece bir galibiyet değil, Bron Breakker’ın PGW’daki güç gösterisi olduğu daha da netleşiyor! Tekrarlar bittiğinde kameralar tekrar ringe dönüyor! Bron Breakker ringin ortasında dimdik ayakta! Paul Heyman onun yanında duruyor ve Breakker’ın bileğini kavrayıp havaya kaldırıyor! Seyirciler hâlâ inanılmaz bir uğultu içinde! Cena apronun üzerinde toparlanmaya çalışırken, Bron Breakker hiç sarsılmamış gibi görünüyor! Sanki az önce John Cena’yı yenmek bile onun için sadece ilk adımmış gibi! BRON BREAKKER, PGW WORLD TELEVISION CHAMPIONSHIP TURNUVASINDA BİR ÜST TURA YÜKSELİYOR! PAUL HEYMAN’IN “PROBLEM” DEDİĞİ ADAM, BU GECE CEVABINI VERİYOR! VE PGW’DA ARTIK HERKESİN KORKMASI GEREKEN YENİ BİR TEHDİT VAR! Kameralar, Paul Heyman’ın Bron Breakker’ın elini havaya kaldırdığı o güçlü görüntüyle kapanıyor!
Dakikalar önce gerçekleştirilen Bron Breakker vs. John Cena maçının sonrasında kameralar kapanmıştı. Kameraların kapanmasıyla birlikte reji tarafından bir süredir hazır hype ve video paketleri seyrettiriliyordu. Nihayetinde bu görüntülerin sonu geldi ve şimdi ise kameralar tekrardan açılıyor. Karşımıza aldığımız noktada PGW World Television Championship Tournament'in dışarısına itilen John Cena'nın olduğunu görüyoruz. Terler içerisinde kalan ve durumu pek de iyi gelmeyen John'ın arka alanda yalnız kalabileceği bir noktayı seçtiğini-bulduğunu fark ediyoruz. John, Prestige Grand Wrestling Backstage'inin koridorlarındaki en ıssız noktayı buluyor ve o bölgedeki bir eşya/ekipman kutusunun üzerine oturarak hızlı nefes alışverişleri sürdürüyor. Onun bunu sürdürdüğü sırada karşısına birilerinin geldiğini görüyoruz. John birilerinin kendisine yaklaştığını fark ettikten sonra kafasını kaldırıyor ve onların kim olduğuna göz atıyor. O bunu yaparken, değişen kamera açısı ile bizler de bu kişilerin kimliklerini belirleyebiliyoruz! Bunlar—
David Otunga ve Skip Sheffield'dan başkası değil- evet, geçen haftanın sonrasında bir kez daha Prestige Grand Wrestling'in arka alanında boy gösteriyorlar! Kısa bir süre boyunca ortamın sessiz kalması tarafımıza yansırken, David'in bu sessizliği bozduğunu görüyoruz. İlk söz ondan geliyor!
David Otunga: Başına ne geldiğini biliyorum John- seni izledim, izledik. Dakikalar önce o ringde ne yaşadığını gördük. Herkes gördü. Bron Breakker seni sadece yenmedi; seni o turnuvanın dışarısına attı, seni yere serdi ve senin o yıllardır anlatıp durduğun büyük hikayenin üzerine sert bir çizgi çekti. Ve evet... Bunu duymak hoşuna gitmeyecek ama sen bunların tamamını hak ettin. (John, David’in sözleriyle birlikte bakışlarını ağır ağır yukarı kaldırıyor. Yorgunluğu yüzünden belli olsa da, kendisine söylenenleri duymazdan gelmeyi başaramıyor. David ise onun gözlerinin içine bakarak devam ediyor) Geçen hafta burada karşımıza dikilip bize gerçeklerden bahsettin, hatırlıyor musun? "İyiler sonunda kazanır" dedin. Ne oldu, sorun neydi— yoksa sandığın kadar iyi mi değildin, huh? "Işıklar üzerinize çevrildiğinde baskının altında ezilen siz oldunuz" dedin. O kadar emindin ki John... O kadar yukarıdan bakıyordun ki. Bize yıllar önce kaybettiklerimizi, hak ettiğimiz fırsatları, susturulan sesimizi küçümseyerek anlattın. Sanki bütün o geçmiş sadece bizim kafamızda yarattığımız bir bahaneymiş gibi davrandın. (David bir adım daha yaklaşıyor. Skip’in yüzünde öfkeli ama tatmin olmuş bir ifade beliriyor) Ama bu gece ne oldu? Işıklar senin üzerindeydi. Kamera sendeydi. Turnuva sendeydi. PGW World Television Championship’e giden yolun önündeydi. Ve sen? Sen o baskının altında kaldın John. Sen düştün. Sen kaybettin. Sen o ringden galip ayrılan adam değil, yere serilmiş adam olarak çıktın. Yıllar önce bizi suçladığın şeyin aynısını bu gece kendi gözlerinle yaşadın. Fark şu ki, bizim elimizden alınan fırsatlar vardı. Sen ise kendi fırsatını kendi ellerinle kaybettin.
David Otunga: Başına ne geldiğini biliyorum John- seni izledim, izledik. Dakikalar önce o ringde ne yaşadığını gördük. Herkes gördü. Bron Breakker seni sadece yenmedi; seni o turnuvanın dışarısına attı, seni yere serdi ve senin o yıllardır anlatıp durduğun büyük hikayenin üzerine sert bir çizgi çekti. Ve evet... Bunu duymak hoşuna gitmeyecek ama sen bunların tamamını hak ettin. (John, David’in sözleriyle birlikte bakışlarını ağır ağır yukarı kaldırıyor. Yorgunluğu yüzünden belli olsa da, kendisine söylenenleri duymazdan gelmeyi başaramıyor. David ise onun gözlerinin içine bakarak devam ediyor) Geçen hafta burada karşımıza dikilip bize gerçeklerden bahsettin, hatırlıyor musun? "İyiler sonunda kazanır" dedin. Ne oldu, sorun neydi— yoksa sandığın kadar iyi mi değildin, huh? "Işıklar üzerinize çevrildiğinde baskının altında ezilen siz oldunuz" dedin. O kadar emindin ki John... O kadar yukarıdan bakıyordun ki. Bize yıllar önce kaybettiklerimizi, hak ettiğimiz fırsatları, susturulan sesimizi küçümseyerek anlattın. Sanki bütün o geçmiş sadece bizim kafamızda yarattığımız bir bahaneymiş gibi davrandın. (David bir adım daha yaklaşıyor. Skip’in yüzünde öfkeli ama tatmin olmuş bir ifade beliriyor) Ama bu gece ne oldu? Işıklar senin üzerindeydi. Kamera sendeydi. Turnuva sendeydi. PGW World Television Championship’e giden yolun önündeydi. Ve sen? Sen o baskının altında kaldın John. Sen düştün. Sen kaybettin. Sen o ringden galip ayrılan adam değil, yere serilmiş adam olarak çıktın. Yıllar önce bizi suçladığın şeyin aynısını bu gece kendi gözlerinle yaşadın. Fark şu ki, bizim elimizden alınan fırsatlar vardı. Sen ise kendi fırsatını kendi ellerinle kaybettin.
Bu lafları duymaya daha fazla katlanamayan "Big Match John"ın, bir süredir koruduğu sessizlik hâlini daha fazla koruyamadığını ve bunun üzerine artık ağzını açarak bir şeyler söylemeye ve karşısındaki ikiliye bir yanıt vermeye başladığını görmeye başlıyoruz!
