Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
Hoist the Colours
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="Ensiferum" data-source="post: 409511" data-attributes="member: 117"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"><em>Wyatt, Dominik'in sözleri üzerine öne çıkıp saldırmak isteyen Erick Rowan'ı tutuyor ve sandalyesinden gülümseyerek Steve Gibki'ye dönüyor.</em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'">Spor! Evlat, bir ormana ilk kez yolu düşen bir delikanlının patikayı kaçırmasını anlayabilirim ama ağaçların bile yerini ezberlemiş bir adamın yolunu kaybetmesini bir türlü anlayamam. Bu bir spor, öyle mi düşünüyorsun? Ve sen, ben, buradaki iki delikanlı; hepimiz burada bir spor icra ediyoruz, öyle mi? (Wyatt sırıtıyor) Aylar önce burada Ölüler Ordusu'na hükmettiğini iddia ediyordun, gölgelerden leviathanlar çağırıyor, kıçından iki başlı mantikorlar çıkarıyordun. Ama Bray amcan sana o kadar gaddarca bir dokunuşta bulundu ki artık bütün bunların peri masalı olduğunu anlamış ve ayaklarını yere basmaya karar vermişsin. Bu güzel, ama içinde bulunduğumuz bu kümesin nasıl bir yer olduğunu sana anlatmam izin ver Steve.. Burası bir spor arenası değil. Bilirsin, spor dediğimiz şeyin belli başlı kuralları vardır, yarışmacılar bunları esnetemez öyle değil mi? Bir koşucuysan eğer, fırlamak için adamın tabancayı patlatmasını beklersin. Bir boksörsen eğer, adamın bel altına vurduğun anda müsabaka sona erer. Profesyonel güreş... bu isim seni aldatmasın. Burası bir tuval.. ve bu tuvalin üzerine fırçasını sallamaya cesaret eden her ressam bir şeyler çizebilir. Ve dikkat et evlat, kimse senin hangi boyayı kullandığına ya da paletine karışmaz. Limit yoktur! Bu bir spor değil oğlum, bu bir savaş alanı. Ve bu savaş alanında "en iyi sporcu"lar değil, rakibine her şeyi yapmayı göze alan benim gibi ruh hastaları ayakta kalır. Burası dilediğin gibi bir yer olabilirdi, kim bilir o zaman karşımda dikilen bu adamlar buranın bir numarası olurdu, Bray Wyatt değil. Ama burası sevgili Steve, bir spor alanı değil ve ben de November to Remember'da da, sonraki bütün gecelerde de buraya spor yapmaya değil önüme çıkan herkesi ne şekilde olursa olsun biçmeye devam edeceğim. Adını bilmediğin iğneleri vücuduna saplayabilirsin. İstediğin maddeyi kullanabilirsin ama buraya granitten yapılmış bir vücutla dahi gelsen mühim olan o vücudun altında yatan çelikten bir iraden olup olmadığıdır evlat.. Kısacası, işin içine biraz da dava adamı olmak giriyor öyle değil mi? Ama sen öyle değilsin Steve, sen hüsrana uğradığın anda davanı bir kenara bırakarak farklı bir adam olduğuna inanmamızı isteyen bir zavallısın. Ve ben, geçmişte farklı bir kimlikle karşıma geçtiğin zaman yaptığın şeyi tekrar yapacağım: Sana tekrar dokunacağım ve bu sefer de uzaydan gelen biri olduğuna inanacaksın. Sadece, önce bu konuklarımızla ilgilenmem izin ver. Biliyorsun, senin yerin bende ayrı!</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"><em>Wyatt kahkaha atıyor. Perry'e dönüyor ve omzundaki kemere bakıyor.</em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"><em></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><img src="https://i.hizliresim.com/igv40oj.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'">Bu son çırpınışların bana keyif veriyor. Neyin yaklaştığını çok iyi biliyorsun ve amcan tarafından yatağına yatırılmadan önce olabildiğince ses çıkarmak için bağırıyorsun. Ama son sözlerinin daha bilgece olmasını beklerdim Perry. Ne de olsa kısa bir süreliğine de olsa benim kanatlarımın altına girmiş ve benim tecrübelerimden faydalanabilmiş bir adamsın öyle değil mi? Seninle alakalı tereddütlerimin sebebi, bir gün olup da beni geride bırakacağından korkmam değildi. Tam aksine, senin de Steve gibi ne kadar iradesiz bir adam olduğunu fark etmemden kaynaklıydı. Arkadaşların değişmesi konusunda eleştirinde haklı olurdun, eğer ben de ittifakları senin mantığınla kuruyor olsaydım. Ama benim için eşitler, denkler yoktur. Yanında durduğun adamla beraber ateşle barut gibisiniz, ikiniz de bir patlamanın olacağından korkuyor ve bunun verdiği endişeyle arka alanda birbirinize yumulmaktan vazgeçmiyorsunuz. Ama ikinizi toplasak, Bray Wyatt'ı yenebilecek bir adam oluşturamazsınız. Bütün bunların sana süslü kelimelerden ibaret geldiğini biliyorum ama benim sözlerimi yerine getirdiğimi iyi biliyor olduğunu sanıyorum, bilhassa beni yakından izleme fırsatı bulan bir adam olarak. Şimdilik yanında durduğun adamla beraber beni def edebileceğinizi düşünmeye devam et evlat, seninle içeri girdiğimiz zaman önce seni ezeceğim, sonra da sırtıma atlayıp durumdan faydalanmak isteyen arkadaşının çantasını alıp senin bile bulamayacağın bir deliğe sokacağım. Ve sizin hikayeniz de, hüsranlarla ve keşkelerle dolu bir nihayete erecek. </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'">Ya da belki de böyle olmaz, ha Dominik? Kendine bir bak oğlum, bir efsanenin oğlusun. Babacık seni küçük yaştan beri bir yıldız olman için yetiştirdi, öyle değil mi? Gençsin, henüz bizim derbeder Perry gibi müzikhol köşelerinde fahişe ücreti sayılabilecek miktarlara kalabalık eğlendirerek kendini harap etmemişsin. Önün açık. PGW'nin karmaşık bir otoban olduğunu buradaki bütün adamlar olarak biliyoruz ama kaçırmaman gereken bir sapak olduğunu ben sana iyilik yapmak için söylüyorum. O sapağı kaçıran adamların çoğu şu anda işsizlik kuyruğunda bile değil, mezarda yatıyorlar. Sen ise altında olan ve sonsuza kadar sana ait olacağını düşündüğün bir araçla beraber son hız yolunda ilerliyorsun. Bir hafta evlat, sadece bir hafta sonra kontağı kapatacak ve anahtarları gerçek sahibine teslim edeceksin. O yüzden seçimini bilgece yap: Duvara mı toslamak istiyorsun yoksa o sapağı kaçırmayıp Bray Wyatt'ın gazabından kurtulmak mı istiyorsun? Yanındaki adamın gerçekten sana değer verdiğini düşünüyor musun Dominik, sence bıçak kemiğe dayandığında Perry senin için gereken fedakarlıkları yapabilecek tıynette bir adam mı? Survivor Series'te, Perry'i yakından görme imkanı bulmuş ve kafasının nasıl çalıştığını iyi anlayan bir adam olarak senin bu denklemde bir stepne muamelesi gördüğünü düşünüyorum evlat. Perry, kaybetme ihtimalini gözeterek seni elinin altında tutuyor, böylece benim karşımda hüsrana uğrarsa sen yedek lastik olarak yanında bir hakemle beraber yuvarlanarak sahneye giriş yapacaksın. Peki hak ettiğin bu mu evlat? Yoksa hak ettiğin, gerçek bir adam olmayı öğrenmek mi? Evlat, sana bir seçim yapma şansı sunuyorum. Çantanı ikinci kez heba etmek yerine, bana teslim ol ve sana bu hayatı öğretmeme izin ver. Benim kanatlarım altında hiç yaşamadığın zaferleri kazanacak ve Perry'nin seni götürdüğü ölüm yolundan kurtulmuş olacaksın. Ama benim sunduğum şansı beğenmiyorsan, Perry ile işim bittiği zaman çantanla beraber Bray amcana gel. Seninle daha önce de valse kalktık ve dansın ne zaman biteceğine benim karar verdiğimi görmüş oldun, bir ikinci valse hayır demem. Seçim basit: Zafer, ya da ölüm. Seçimini yap.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Georgia'">[USER=145]@American Psycho[/USER] [USER=59]@jaques[/USER] [USER=57]@Sikiru[/USER] </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ensiferum, post: 409511, member: 117"] [CENTER][FONT=Georgia][I]Wyatt, Dominik'in sözleri üzerine öne çıkıp saldırmak isteyen Erick Rowan'ı tutuyor ve sandalyesinden gülümseyerek Steve Gibki'ye dönüyor.[/I] Spor! Evlat, bir ormana ilk kez yolu düşen bir delikanlının patikayı kaçırmasını anlayabilirim ama ağaçların bile yerini ezberlemiş bir adamın yolunu kaybetmesini bir türlü anlayamam. Bu bir spor, öyle mi düşünüyorsun? Ve sen, ben, buradaki iki delikanlı; hepimiz burada bir spor icra ediyoruz, öyle mi? (Wyatt sırıtıyor) Aylar önce burada Ölüler Ordusu'na hükmettiğini iddia ediyordun, gölgelerden leviathanlar çağırıyor, kıçından iki başlı mantikorlar çıkarıyordun. Ama Bray amcan sana o kadar gaddarca bir dokunuşta bulundu ki artık bütün bunların peri masalı olduğunu anlamış ve ayaklarını yere basmaya karar vermişsin. Bu güzel, ama içinde bulunduğumuz bu kümesin nasıl bir yer olduğunu sana anlatmam izin ver Steve.. Burası bir spor arenası değil. Bilirsin, spor dediğimiz şeyin belli başlı kuralları vardır, yarışmacılar bunları esnetemez öyle değil mi? Bir koşucuysan eğer, fırlamak için adamın tabancayı patlatmasını beklersin. Bir boksörsen eğer, adamın bel altına vurduğun anda müsabaka sona erer. Profesyonel güreş... bu isim seni aldatmasın. Burası bir tuval.. ve bu tuvalin üzerine fırçasını sallamaya cesaret eden her ressam bir şeyler çizebilir. Ve dikkat et evlat, kimse senin hangi boyayı kullandığına ya da paletine karışmaz. Limit yoktur! Bu bir spor değil oğlum, bu bir savaş alanı. Ve bu savaş alanında "en iyi sporcu"lar değil, rakibine her şeyi yapmayı göze alan benim gibi ruh hastaları ayakta kalır. Burası dilediğin gibi bir yer olabilirdi, kim bilir o zaman karşımda dikilen bu adamlar buranın bir numarası olurdu, Bray Wyatt değil. Ama burası sevgili Steve, bir spor alanı değil ve ben de November to Remember'da da, sonraki bütün gecelerde de buraya spor yapmaya değil önüme çıkan herkesi ne şekilde olursa olsun biçmeye devam edeceğim. Adını bilmediğin iğneleri vücuduna saplayabilirsin. İstediğin maddeyi kullanabilirsin ama buraya granitten yapılmış bir vücutla dahi gelsen mühim olan o vücudun altında yatan çelikten bir iraden olup olmadığıdır evlat.. Kısacası, işin içine biraz da dava adamı olmak giriyor öyle değil mi? Ama sen öyle değilsin Steve, sen hüsrana uğradığın anda davanı bir kenara bırakarak farklı bir adam olduğuna inanmamızı isteyen bir zavallısın. Ve ben, geçmişte farklı bir kimlikle karşıma geçtiğin zaman yaptığın şeyi tekrar yapacağım: Sana tekrar dokunacağım ve bu sefer de uzaydan gelen biri olduğuna inanacaksın. Sadece, önce bu konuklarımızla ilgilenmem izin ver. Biliyorsun, senin yerin bende ayrı! [I]Wyatt kahkaha atıyor. Perry'e dönüyor ve omzundaki kemere bakıyor. [IMG]https://i.hizliresim.com/igv40oj.png[/IMG][/I] Bu son çırpınışların bana keyif veriyor. Neyin yaklaştığını çok iyi biliyorsun ve amcan tarafından yatağına yatırılmadan önce olabildiğince ses çıkarmak için bağırıyorsun. Ama son sözlerinin daha bilgece olmasını beklerdim Perry. Ne de olsa kısa bir süreliğine de olsa benim kanatlarımın altına girmiş ve benim tecrübelerimden faydalanabilmiş bir adamsın öyle değil mi? Seninle alakalı tereddütlerimin sebebi, bir gün olup da beni geride bırakacağından korkmam değildi. Tam aksine, senin de Steve gibi ne kadar iradesiz bir adam olduğunu fark etmemden kaynaklıydı. Arkadaşların değişmesi konusunda eleştirinde haklı olurdun, eğer ben de ittifakları senin mantığınla kuruyor olsaydım. Ama benim için eşitler, denkler yoktur. Yanında durduğun adamla beraber ateşle barut gibisiniz, ikiniz de bir patlamanın olacağından korkuyor ve bunun verdiği endişeyle arka alanda birbirinize yumulmaktan vazgeçmiyorsunuz. Ama ikinizi toplasak, Bray Wyatt'ı yenebilecek bir adam oluşturamazsınız. Bütün bunların sana süslü kelimelerden ibaret geldiğini biliyorum ama benim sözlerimi yerine getirdiğimi iyi biliyor olduğunu sanıyorum, bilhassa beni yakından izleme fırsatı bulan bir adam olarak. Şimdilik yanında durduğun adamla beraber beni def edebileceğinizi düşünmeye devam et evlat, seninle içeri girdiğimiz zaman önce seni ezeceğim, sonra da sırtıma atlayıp durumdan faydalanmak isteyen arkadaşının çantasını alıp senin bile bulamayacağın bir deliğe sokacağım. Ve sizin hikayeniz de, hüsranlarla ve keşkelerle dolu bir nihayete erecek. Ya da belki de böyle olmaz, ha Dominik? Kendine bir bak oğlum, bir efsanenin oğlusun. Babacık seni küçük yaştan beri bir yıldız olman için yetiştirdi, öyle değil mi? Gençsin, henüz bizim derbeder Perry gibi müzikhol köşelerinde fahişe ücreti sayılabilecek miktarlara kalabalık eğlendirerek kendini harap etmemişsin. Önün açık. PGW'nin karmaşık bir otoban olduğunu buradaki bütün adamlar olarak biliyoruz ama kaçırmaman gereken bir sapak olduğunu ben sana iyilik yapmak için söylüyorum. O sapağı kaçıran adamların çoğu şu anda işsizlik kuyruğunda bile değil, mezarda yatıyorlar. Sen ise altında olan ve sonsuza kadar sana ait olacağını düşündüğün bir araçla beraber son hız yolunda ilerliyorsun. Bir hafta evlat, sadece bir hafta sonra kontağı kapatacak ve anahtarları gerçek sahibine teslim edeceksin. O yüzden seçimini bilgece yap: Duvara mı toslamak istiyorsun yoksa o sapağı kaçırmayıp Bray Wyatt'ın gazabından kurtulmak mı istiyorsun? Yanındaki adamın gerçekten sana değer verdiğini düşünüyor musun Dominik, sence bıçak kemiğe dayandığında Perry senin için gereken fedakarlıkları yapabilecek tıynette bir adam mı? Survivor Series'te, Perry'i yakından görme imkanı bulmuş ve kafasının nasıl çalıştığını iyi anlayan bir adam olarak senin bu denklemde bir stepne muamelesi gördüğünü düşünüyorum evlat. Perry, kaybetme ihtimalini gözeterek seni elinin altında tutuyor, böylece benim karşımda hüsrana uğrarsa sen yedek lastik olarak yanında bir hakemle beraber yuvarlanarak sahneye giriş yapacaksın. Peki hak ettiğin bu mu evlat? Yoksa hak ettiğin, gerçek bir adam olmayı öğrenmek mi? Evlat, sana bir seçim yapma şansı sunuyorum. Çantanı ikinci kez heba etmek yerine, bana teslim ol ve sana bu hayatı öğretmeme izin ver. Benim kanatlarım altında hiç yaşamadığın zaferleri kazanacak ve Perry'nin seni götürdüğü ölüm yolundan kurtulmuş olacaksın. Ama benim sunduğum şansı beğenmiyorsan, Perry ile işim bittiği zaman çantanla beraber Bray amcana gel. Seninle daha önce de valse kalktık ve dansın ne zaman biteceğine benim karar verdiğimi görmüş oldun, bir ikinci valse hayır demem. Seçim basit: Zafer, ya da ölüm. Seçimini yap. [USER=145]@American Psycho[/USER] [USER=59]@jaques[/USER] [USER=57]@Sikiru[/USER] [/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
Hoist the Colours
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt
Tema Rengi
Sıfırla