Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Kullanıcılar
Aylık Konu İstatistikleri
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Ayın En Çok Mesaj Atanları
Rozetler
ELITE Efektleri
ELITE Üyelik
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Konuya cevap cer
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
istasyon
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Mesaj
<blockquote data-quote="anti-hero" data-source="post: 399719" data-attributes="member: 640"><p style="text-align: center"><img src="https://i.hizliresim.com/zvpxs4t.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px">Gece. Balıkçı Zeki’nin dükkanı kapalı. Önünde rüzgarla savrulan eski bir tabela sallanıyor, metalin çıkardığı gıcırtı sokağın sessizliğini kesiyor. Kamera açısı genişleyince Sami'nin yavaş adımlarla oradan geçtiğini görüyoruz. Başını hafifçe çevirip kapalı kepenklere bakıyor. Dükkanın önünden yürürken duraksamıyor, ama gözlerinde kısa bir süreliğine beliren o küçümseyen gülüşle çok şey anlatıyor. Adımlarını ağır ama kararlı şekilde sürdürerek oradan uzaklaşıyor. Bir süre sonra kapıları kilitlenmiş, bomboş bir metro istasyonuna giriyor. Orada duruyor. Kamera yavaşça yaklaşırken Sami’nin yüzündeki o alaycı tebessüm beliriyor.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><img src="https://i.hizliresim.com/pyhrrox.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><strong>Sami Zayn:</strong> Gece yarısı, boş bir istasyon. Rayların uğultusu, tavandan damlayan suyun sesi, terk edilmişliğin ağır kokusu. İnsan buraya bakınca sessizliği duyar ama ben başka bir şey işitiyorum, ihanetin ayak seslerini, yalanların yankısını, birilerinin çoktan yazdığını sandığı senaryoların çatırdayışını. Burası onların dünyasında sadece bir geçiş noktası olabilir ama benim için bir işaret, karanlığın tam ortasında, nereye varacağını bilmeden bekleyen bir tren gibi. Ben artık bekleyen değilim, o trenin kendisiyim. Herkesi rayların üstünde bırakıp geçip gidecek, geriye sadece soğuk metalin izini bırakacak bir güç. Kahramanlık hikayelerine, temiz zafer masallarına yer yok artık. Kimse bana ne zaman duracağımı, ne zaman kalkacağımı söyleyemez. Kuralları onlar koymuş olabilir, ama burada, bu sessiz istasyonda yeni kuralları ben yazıyorum. Ve bir kez hareket ettiğimde, bu trenin önünde kimse duramayacak. (Kendini motive edercesine kafasını sallıyor) Burası gece yarısı boş bir istasyon, ama boşluk dediğiniz şey aslında sadece gözle görülen. Benim için burası dolu. Fısıltılarla, izlerle, unutulmuş anlarla dolu. Her rayın altında bir sır, her köşede bir gölge var. İnsanlar buradan koşar adım geçer, çünkü beklemek huzursuzluk demektir. Ama ben beklerim. Benim için huzursuzluk bir silah. Sessizlik, sabır, karanlık. Bunlar benim müttefiklerim. Siz beni anlamak için gözlerimi izleyeceksiniz, ama ben çoktan sizin nefes alışlarınızı duymuş olacağım. Burada trenin gelmesini bekleyen yolcular gibi oturup kaderinize razı olamazsınız, çünkü ben o trenim, rayları titreten, korkuyu beraberinde getiren. Ve biliyorsunuz, trenler yavaşlamaz. Önünde kim varsa ezer geçer, kim karşı koymaya kalkarsa iz bırakmadan siler. Birileri bana hala kahraman rolü yakıştırmaya çalışıyor olabilir. Ama kahramanların bile yorgun düştüğü, sustuğu, kaybolduğu yer burası. Ben sustuğumda korkun, çünkü benim sessizliğim, çığlıktan daha keskin bir uyarı. İstasyonun duvarları, rayların metali bile bunu hissediyor. Ve siz farkına varmadan, ben çoktan harekete geçmiş olacağım. Burası sizin için yalnızca bir bekleme alanıydı. Ama benim için? Bu, sizin son durağınız olacak.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><img src="https://i.hizliresim.com/q1c1qcj.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><strong>Sami Zayn:</strong> Trenin gücü rayların üzerinde değil, arkasında bıraktığı boşlukta anlaşılır. Siz düştüğünüzde yankılanan sessizlik, sizin için kayboluş, benim için zaferin en net yankısı olacak. Çünkü ben artık hızımı sizden almıyorum. Sizin düşüşlerinizden, sizin panik dolu bakışlarınızdan, sizin çaresiz çırpınışlarınızdan besleniyorum. Siz bana bakarken hala eski Sami’yi görmeye çalışıyorsunuz, tökezleyen, düşen, sonra bir şekilde ayağa kalkan adamı… ama o adam yok. (Hırslanıyor ama bir süre sonra kendini dizginleyip gözlerini deviriyor) Benim hatalarım bile beni bir kazanan yaparken, sizin bir kazanan olmanız için birbirinize ihtiyacınız var. Sizin aksinize tek başıma yürüyebiliyorum, tek başıma durabiliyorum, tek başıma hesap sorabiliyorum. Ve işin tuhaf yanı, bu yalnızlık benim silahım. Siz bir arada olmaya çalışırken ben boşluğun, sessizliğin, karanlığın içinde yolumu buluyorum. Siz beklerken ben ilerliyorum, siz plan yaparken ben oyunu oynuyorum. Ve farkında olmadan, her hareketimle, her sessiz bakışımla, sizi raylardan çıkarıyorum. Siz düşerken ben yükseliyorum. Hep aynı hatayı yapıyorsunuz. Hepiniz. Bana bakıp ne gördüğünüzü sanıyorsunuz? Bir adam mı? Bir hikaye mi? Bir yenilgi mi? Hayır, siz bir gölge görüyorsunuz. Sizin korkularınızın, sizin zayıflıklarınızın bir yansıması. Ben sizin aynanızım. Ve aynaya bakmak hiçbir zaman hoşunuza gitmedi, değil mi? Çünkü aynalar yalan söylemez. Aynalar, maskelerinizi düşürür, sahte kahramanlıklarınızı parçalar. Siz beni durdurabileceğinizi sanıyorsunuz, ama unuttuğunuz bir şey var. Ben zaten durdum. Yıllarca durdum. Sizin alkışlarınızı bekledim, sizin kurallarınıza uydum, sizin çizdiğiniz yolda yürüdüm. Ama o yol? O yol bir tuzaktı. Ve ben o tuzaktan çıktım. Artık sizin yollarınızda yürümüyorum. Artık kendi raylarımı döşüyorum. Bu istasyon, sizin için bir son. Ama benim için bir başlangıç. Her biriniz, o trenin karşısında durduğunuzu sanıyorsunuz. Kendi hikayelerinizde başrol olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama gerçek şu ki, siz sadece figüransınız. (Parmağını kameraya doğru uzatıyor) Sen, evet sen, o koltukta oturup beni yargıladığını sanıyorsun. Senin o küçük dünyanda, benim kim olduğuma dair bir fikrin var. Ama bil bakalım ne? Senin dünyan, benim gerçeğimin gölgesinde kaybolacak. Çünkü ben artık senin dünyanda yaşamıyorum. Ben kendi dünyamı inşa ediyorum. Ve bu dünyada, ne kahramanlar ne de kötü adamlar var. Sadece hayatta kalanlar var. Ve ben, her zaman hayatta kalan oldum.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><img src="https://i.hizliresim.com/8j2a6dk.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px">Sami, parmağını kameradan yavaşça indiriyor, ama bakışları hala sert. </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><strong>Sami Zayn</strong>: Hayatta kalanlar, bilirsiniz, sadece nefes alanlar değildir. Hayatta kalanlar, karanlığın içinden geçip kendi ışıklarını yaratanlardır. Siz? Siz sadece gölgelerde saklanırsınız. Işığı bekler, kurtarıcıyı bekler, birilerinin size yol göstermesini beklersiniz. Ama ben? (Göğsüne vuruyor, sesi yükseliyor) Ben kendi yolumu yaktım! Bu istasyonun kapalı olması, rayların boş olması, sizin için bir son olabilir. Ama benim için? Bu sadece bir sahne. Ve bu sahnede, ben başrolüm. Figüranlar değil, hikayeyi yazan benim. Bu rayları görüyorsunuz, değil mi? Paslanmış, unutulmuş, terk edilmiş. Sizin dünyanızda bu raylar hiçbir yere gitmez. Ama benim dünyamda? Bu raylar her yere gider. Çünkü ben raylara ihtiyacım olan bir adam değilim. Ben yolu kendim çizenim. Siz trenin gelmesini beklerken, ben zaten hareket halindeyim. Ve en güzel yanı ne, biliyor musunuz? Siz bunu fark ettiğinizde çok geç olacak. (Sami alaycı gülümsemesiyle bir süre kameraya bakıp oturduğu banka iyice yayılıyor) Bu istasyon, sizin için bir bekleme alanı. Bir hapishane. Ama benim için bir kale. Burası sizin korkularınızın, sizin yenilgilerinizin gömülü olduğu yer. Her damla su, her paslı ray, her karanlık köşe, hepsi sizin hikayenizin bittiği yer. Ama benim hikayem? (Gülümsüyor) Benim hikayem burada başlıyor. Siz bana bakarken, hala o eski Sami’yi arıyorsunuz. O düşen, o tökezleyen, o kalabalığın sevgisine muhtaç adamı. Ama o adam öldü. Onu sizin kurallarınız, sizin yalanlarınız, sizin tuzaklarınız öldürdü. Ve onun küllerinden, ben doğdum. (Sesini alçaltıyor, neredeyse fısıldıyor) Daha güçlü, daha keskin, daha durdurulamaz.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px">Sami banktan kalkıyor ve yavaşça istasyonun karanlığına doğru yürürken kameralar kapanıyor.</span></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="anti-hero, post: 399719, member: 640"] [CENTER][IMG]https://i.hizliresim.com/zvpxs4t.png[/IMG] [SIZE=4]Gece. Balıkçı Zeki’nin dükkanı kapalı. Önünde rüzgarla savrulan eski bir tabela sallanıyor, metalin çıkardığı gıcırtı sokağın sessizliğini kesiyor. Kamera açısı genişleyince Sami'nin yavaş adımlarla oradan geçtiğini görüyoruz. Başını hafifçe çevirip kapalı kepenklere bakıyor. Dükkanın önünden yürürken duraksamıyor, ama gözlerinde kısa bir süreliğine beliren o küçümseyen gülüşle çok şey anlatıyor. Adımlarını ağır ama kararlı şekilde sürdürerek oradan uzaklaşıyor. Bir süre sonra kapıları kilitlenmiş, bomboş bir metro istasyonuna giriyor. Orada duruyor. Kamera yavaşça yaklaşırken Sami’nin yüzündeki o alaycı tebessüm beliriyor. [IMG]https://i.hizliresim.com/pyhrrox.png[/IMG] [B]Sami Zayn:[/B] Gece yarısı, boş bir istasyon. Rayların uğultusu, tavandan damlayan suyun sesi, terk edilmişliğin ağır kokusu. İnsan buraya bakınca sessizliği duyar ama ben başka bir şey işitiyorum, ihanetin ayak seslerini, yalanların yankısını, birilerinin çoktan yazdığını sandığı senaryoların çatırdayışını. Burası onların dünyasında sadece bir geçiş noktası olabilir ama benim için bir işaret, karanlığın tam ortasında, nereye varacağını bilmeden bekleyen bir tren gibi. Ben artık bekleyen değilim, o trenin kendisiyim. Herkesi rayların üstünde bırakıp geçip gidecek, geriye sadece soğuk metalin izini bırakacak bir güç. Kahramanlık hikayelerine, temiz zafer masallarına yer yok artık. Kimse bana ne zaman duracağımı, ne zaman kalkacağımı söyleyemez. Kuralları onlar koymuş olabilir, ama burada, bu sessiz istasyonda yeni kuralları ben yazıyorum. Ve bir kez hareket ettiğimde, bu trenin önünde kimse duramayacak. (Kendini motive edercesine kafasını sallıyor) Burası gece yarısı boş bir istasyon, ama boşluk dediğiniz şey aslında sadece gözle görülen. Benim için burası dolu. Fısıltılarla, izlerle, unutulmuş anlarla dolu. Her rayın altında bir sır, her köşede bir gölge var. İnsanlar buradan koşar adım geçer, çünkü beklemek huzursuzluk demektir. Ama ben beklerim. Benim için huzursuzluk bir silah. Sessizlik, sabır, karanlık. Bunlar benim müttefiklerim. Siz beni anlamak için gözlerimi izleyeceksiniz, ama ben çoktan sizin nefes alışlarınızı duymuş olacağım. Burada trenin gelmesini bekleyen yolcular gibi oturup kaderinize razı olamazsınız, çünkü ben o trenim, rayları titreten, korkuyu beraberinde getiren. Ve biliyorsunuz, trenler yavaşlamaz. Önünde kim varsa ezer geçer, kim karşı koymaya kalkarsa iz bırakmadan siler. Birileri bana hala kahraman rolü yakıştırmaya çalışıyor olabilir. Ama kahramanların bile yorgun düştüğü, sustuğu, kaybolduğu yer burası. Ben sustuğumda korkun, çünkü benim sessizliğim, çığlıktan daha keskin bir uyarı. İstasyonun duvarları, rayların metali bile bunu hissediyor. Ve siz farkına varmadan, ben çoktan harekete geçmiş olacağım. Burası sizin için yalnızca bir bekleme alanıydı. Ama benim için? Bu, sizin son durağınız olacak. [IMG]https://i.hizliresim.com/q1c1qcj.png[/IMG] [B]Sami Zayn:[/B] Trenin gücü rayların üzerinde değil, arkasında bıraktığı boşlukta anlaşılır. Siz düştüğünüzde yankılanan sessizlik, sizin için kayboluş, benim için zaferin en net yankısı olacak. Çünkü ben artık hızımı sizden almıyorum. Sizin düşüşlerinizden, sizin panik dolu bakışlarınızdan, sizin çaresiz çırpınışlarınızdan besleniyorum. Siz bana bakarken hala eski Sami’yi görmeye çalışıyorsunuz, tökezleyen, düşen, sonra bir şekilde ayağa kalkan adamı… ama o adam yok. (Hırslanıyor ama bir süre sonra kendini dizginleyip gözlerini deviriyor) Benim hatalarım bile beni bir kazanan yaparken, sizin bir kazanan olmanız için birbirinize ihtiyacınız var. Sizin aksinize tek başıma yürüyebiliyorum, tek başıma durabiliyorum, tek başıma hesap sorabiliyorum. Ve işin tuhaf yanı, bu yalnızlık benim silahım. Siz bir arada olmaya çalışırken ben boşluğun, sessizliğin, karanlığın içinde yolumu buluyorum. Siz beklerken ben ilerliyorum, siz plan yaparken ben oyunu oynuyorum. Ve farkında olmadan, her hareketimle, her sessiz bakışımla, sizi raylardan çıkarıyorum. Siz düşerken ben yükseliyorum. Hep aynı hatayı yapıyorsunuz. Hepiniz. Bana bakıp ne gördüğünüzü sanıyorsunuz? Bir adam mı? Bir hikaye mi? Bir yenilgi mi? Hayır, siz bir gölge görüyorsunuz. Sizin korkularınızın, sizin zayıflıklarınızın bir yansıması. Ben sizin aynanızım. Ve aynaya bakmak hiçbir zaman hoşunuza gitmedi, değil mi? Çünkü aynalar yalan söylemez. Aynalar, maskelerinizi düşürür, sahte kahramanlıklarınızı parçalar. Siz beni durdurabileceğinizi sanıyorsunuz, ama unuttuğunuz bir şey var. Ben zaten durdum. Yıllarca durdum. Sizin alkışlarınızı bekledim, sizin kurallarınıza uydum, sizin çizdiğiniz yolda yürüdüm. Ama o yol? O yol bir tuzaktı. Ve ben o tuzaktan çıktım. Artık sizin yollarınızda yürümüyorum. Artık kendi raylarımı döşüyorum. Bu istasyon, sizin için bir son. Ama benim için bir başlangıç. Her biriniz, o trenin karşısında durduğunuzu sanıyorsunuz. Kendi hikayelerinizde başrol olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama gerçek şu ki, siz sadece figüransınız. (Parmağını kameraya doğru uzatıyor) Sen, evet sen, o koltukta oturup beni yargıladığını sanıyorsun. Senin o küçük dünyanda, benim kim olduğuma dair bir fikrin var. Ama bil bakalım ne? Senin dünyan, benim gerçeğimin gölgesinde kaybolacak. Çünkü ben artık senin dünyanda yaşamıyorum. Ben kendi dünyamı inşa ediyorum. Ve bu dünyada, ne kahramanlar ne de kötü adamlar var. Sadece hayatta kalanlar var. Ve ben, her zaman hayatta kalan oldum. [IMG]https://i.hizliresim.com/8j2a6dk.png[/IMG] Sami, parmağını kameradan yavaşça indiriyor, ama bakışları hala sert. [B]Sami Zayn[/B]: Hayatta kalanlar, bilirsiniz, sadece nefes alanlar değildir. Hayatta kalanlar, karanlığın içinden geçip kendi ışıklarını yaratanlardır. Siz? Siz sadece gölgelerde saklanırsınız. Işığı bekler, kurtarıcıyı bekler, birilerinin size yol göstermesini beklersiniz. Ama ben? (Göğsüne vuruyor, sesi yükseliyor) Ben kendi yolumu yaktım! Bu istasyonun kapalı olması, rayların boş olması, sizin için bir son olabilir. Ama benim için? Bu sadece bir sahne. Ve bu sahnede, ben başrolüm. Figüranlar değil, hikayeyi yazan benim. Bu rayları görüyorsunuz, değil mi? Paslanmış, unutulmuş, terk edilmiş. Sizin dünyanızda bu raylar hiçbir yere gitmez. Ama benim dünyamda? Bu raylar her yere gider. Çünkü ben raylara ihtiyacım olan bir adam değilim. Ben yolu kendim çizenim. Siz trenin gelmesini beklerken, ben zaten hareket halindeyim. Ve en güzel yanı ne, biliyor musunuz? Siz bunu fark ettiğinizde çok geç olacak. (Sami alaycı gülümsemesiyle bir süre kameraya bakıp oturduğu banka iyice yayılıyor) Bu istasyon, sizin için bir bekleme alanı. Bir hapishane. Ama benim için bir kale. Burası sizin korkularınızın, sizin yenilgilerinizin gömülü olduğu yer. Her damla su, her paslı ray, her karanlık köşe, hepsi sizin hikayenizin bittiği yer. Ama benim hikayem? (Gülümsüyor) Benim hikayem burada başlıyor. Siz bana bakarken, hala o eski Sami’yi arıyorsunuz. O düşen, o tökezleyen, o kalabalığın sevgisine muhtaç adamı. Ama o adam öldü. Onu sizin kurallarınız, sizin yalanlarınız, sizin tuzaklarınız öldürdü. Ve onun küllerinden, ben doğdum. (Sesini alçaltıyor, neredeyse fısıldıyor) Daha güçlü, daha keskin, daha durdurulamaz. Sami banktan kalkıyor ve yavaşça istasyonun karanlığına doğru yürürken kameralar kapanıyor.[/SIZE] [/CENTER] [/QUOTE]
Yükleniyor…
Alıntı ekle…
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
RPG
Prestige Grand Wrestling: PGW
PGW Promoları & Konuşma Gösterileri
istasyon
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Uygulamayı yükle
Yükle
Forumlar
Neler yeni
Giriş yap
Kayıt ol
Ara
Anasayfa
Üst
Alt